Ağrı Diyadin

diyadin.genel.1
Ağrı Diyadin

Diyadin’in Ağrı il merkezine uzaklığı: 60 km. dir. Ancak: şehir merkezi: Doğubayazıt’a doğru ilerleyen İran transit kara yolu üzerinde değildir.

Bu yüzden: yörenin gelişmesi nispeten hızlı olmamıştır.

Ancak: özellikle yazın, gerek kaplıcalar ve gerekse turizm nedeniyle, Diyadin’e olan ulaşım artmakta ve Ağrı il merkezinden; otobüs, minibüs ve Belediye Otobüsleri düzenli seferler yapmaktadırlar.

 

GENEL

Ağrı’nın en eski ilçesidir. 400 yıllık bir tarihi geçmişe sahiptir. Tarihi süreç içinde: 1860-1867-1914 tarihlerinde, üç kez düşman işgaline uğramıştır.

14 Nisan 1918 tarihinde ise, düşman işgalinden kurtarılmış ve 14 Nisan günü kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır.

İlçe, kaplıcaları ile tanınır. Ağrı-Doğubayazıt yolunun 7 km. güneyinde, Murat nehrinin kenarında kurulmuştur. Denizden yüksekliği: 1825 metredir.

Ağrı il merkezine uzaklık: 62 km. dir. Bu transit karayolunun: 7 km. Murat Nehri kıyısından ilerlemektedir.

Murat nehri, ilçenin en önemli akarsuyudur. Nehrin ilk kaynağı, buradadır. İlçe topraklarının suları:  Murat’ta  toplanır.

Diyadin’e yolunuz düşerse: ne satın alabilirim diye düşünürseniz. Buranın: el örgüleri ünlü. Burası: hayvancılık bölgesi olduğundan: ihtiyaç fazlası yünler, aileler tarafından satılır.

Ev ihtiyacına göre ayrılan yünler ise: iplik haline getirilerek: halı, kilim, keçe ve bunların dışında da, çeşitli renk ve desenlerde: çorap, kazak olarak örülür. Bunlardan satın alabilirsiniz.

Diyadin’e yolunuz düşerse: yöreye özgü, özel bir yemek var mı?

Evet, var. Genelde: buraya has yemeklerin başlıcaları: saç kavurma ve halise. Genellikle: yemeklerde ete ağırlık veriliyor. Ama; belki dikkatinizi çekecektir, kadınlar ve erkekler, asla aynı sofrada yemek yemiyorlar.

Hizmet bile: erkekler için erkekler tarafından, kadınlar için kadınlar tarafından yapılıyor. Bunlar: yöreye özgü adetler, siz: halise yemeği deneyin, beğeneceksiniz.

diyadin.genel.1 (2)
Ağrı Diyadin

TARİHİ

Diyadin; tarihi çok eskilere kadar giden bir yöredir. İlçenin ismi: Akkoyunlu hükümdarı Ziyaeddin’in burada kendi adına kaptırdığı kaleden geliyor. Ziyaeddin ismi, zamanla halk arasında değişerek, günümüze “Diyadin” olarak ulaşmış.

Evet; Selçuklular: 1018 yılında: Horasan ve Azerbaycan üzerinden ilerleyerek, Doğu Anadolu’ya girerler. 1054 yılında: Erciş, Muradiye ve peşinden Ağrı ele geçirilir. Daha sonra ise, yörenin tüm yerleşimleriyle birlikte, Diyadin’de, Selçukluların egemenliğine girer.

1222 yılında: Moğollardan kaçarak, Anadolu’nun doğu sınırlarına dayanan: Harzemşah’lar: bölgeyi ele geçirirler. Ancak: 1230 yılında, İç Anadolu’ya ilerlerken, Erzincan’da Selçuklu ordusuna yenilirler.

Tarihi süreç içinde: takip eden dönemde: bölgede: Şah İsmail’in “Şii”liği yaymak için yaptığı propaganda faaliyetleri görülür. Şii güçleri; sürekli olarak, Osmanlı’nın bu bölge topraklarını karıştırırlar, baskınlar yapıp, Müslüman halkı bölerler. Bunun üzerine: Yavuz Sultan Selim; 1514 yılında, Çaldıran’da, Şah İsmail ordusuyla karşılaşır ve büyük bir zafer elde eder.

Evet: yıl: 1828, bölgede bu kez: Rus istilası görülür. İşgal edilen yerlere: Ruslar: Malakan, Ermeni ve Yezidi gibi Müslüman olmayan azınlıkları yerleştirmeye çalışırlar. Ancak: 1829 yılında yapılan savaşta Osmanlı ordusu tarafından yenilince, bölgeden geri çekilmek zorunda kalırlar.

Ancak: 1877 yılında, yine bölgeye saldırırlar. Bu savaşta: Osmanlı imparatorluğu bir çok toprağını kaybeder. Ardahan, Kars, Oltu, Batum, Artvin ve Beyazıt bölgeleri: Ruslar tarafından ele geçirilir.

Ermeniler; yöre halkına büyük kıyım yaparlar. Kendilerinde; kendi kafalarına göre: bu bölge ve daha birçok Anadolu yerleşimini içine alan bir alanda: Ermenistan devletini kurmaya çalışırlar.

Evet: tarih tekerrürden ibarettin denir ya. Ruslar: yine Atatürk’ün önemli bir sözü ne atfen “geldikleri gibi giderler”. Tabii: Ermeniler de birlikte. Fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Sonuçta: amacım: Diyadin tarihinden öte, gezilecek yerlerini size anlatmak.

 

GEZİLECEK YERLER:

 

KUDRET KÖPRÜSÜ

Diyadin kaplıcaları bitişiğindedir. Murat nehri, buradaki toprak ve kaya yığınını sökememiş ve altını delerek, açtığı tünelden akmıştır.

Dünyada benzeri olmayan köprü, 30 metre yükseklikte, 30 metre genişliktedir.

Aradaki 150 metrelik boşluktan sonra, ikinci doğal bir köprü var.

diyadin.tendürek dağı.1
Ağrı Diyadin Tendürek Dağı

TENDÜREK DAĞI

Sönmüş, volkanik bir dağdır. 3542 metre yükseklikte. Diyadin ve kaplıcaların güney doğusundadır.

Dağın üzerinde, tandıra benzer, sıcak çukurlar olduğundan, böyle adlandırılmıştır.

Doğal güzelliği ve kaynak sularının yanında, üzerinde buram buram tüten duman (buhar) tüten sıcak su gözeleri vardır.

Sıcak ve soğuk kaynak suyu boldur. Murat nehrinin ilk çıkış yeri buradadır. Tendürek dağının sıcak suları minerallidir.

Dağın tepesinde, (içinde su aygırları olduğu söylenen) krater bir göl var.

Yazın yayla olarak kullanılır. Havası ve yeşilliği, insana ferahlık verir.

Av hayvanlarının da olduğu, Tendürek te ilkbahar da çok mantar yetişir.

Diyadin Murat Kanyonu

DİYADİN  KANYONU-MURAT KANYONU

Kanyonun çevresi yüksek dağlarla çevrilidir ve ortasından Murat nehri geçmektedir.  

Kanyonun eni 30 metre, yüksekliği ise 50 metre arasında değişmektedir. Uzunluğu ise 30 km dir. 

Kışın karla kaplı görüntüsüyle ilkbaharda da yeşilin farklı t onlarıyla ayrı bir güzelliğe sahiptir. 

İçinde ve çevresinde yer alan küçük şelaleler, doğal havuzlar ve yemyeşil bitki örtüsü ile doğa severlerin ilgisini çeker. 

Kanyon çevresinde kamp alanları bulunur. 

Dinlenmek için nehir kenarında bulunan Millet Bahçesine gelen vatandaşlar, buradaki kamelyalarda oturup piknik yaparlar.  

Diyadin kanyonu, Türkiye’nin en önemli termal kaplıca bölgelerinden birine sahiptir. 

Kanyonun yakın çevresinde yer alan Diyadin Kaplıcaları, şifalı sularıyla ünlüdür. 

 

diyadin.kaplıcalar.1
Ağrı Diyadin Kaplıcaları

DİYADİN KAPLICALARI

İlçenin, 5 km. güneyindedir. Köprü, yılanlı ve Davut çermikleri olarak, üç sıcak su kaynağından oluşur. Ama, bunlar birbirine uzaktır.

Davut ve köprü çermiklerinin suları birbirine benzer. İçlerinde: bikarbonat, kalsiyum, kükürt, hidrojen, sülfür ve karbondioksit var.

Yılanlı ve Davut çermiklerinin sularında: az oranda magnezyum da var.

Her üç kaplıcada: deri hastalıkları ile enfeksiyonlara bağlı romatizmal hastalıkların tedavisinde yararlanılıyor.

Kaplıca alanında: konaklamak için: bir otel var ve bu otel, ilçe merkezine: 5 km. uzaklıktadır. Tesis: Diyadin Belediyesine ait olup, özel kişiler tarafından işletiliyor.

 

 

MEYA (GÜNBULDU) MAĞARALARI

İlçenin 13 km. güney batısındaki, Günbuldu köyündedir. Mağaralar ve tarihi kalıntılar: köyün 400 metre uzağındadır.

Dik ve yüksek kayalara oyulmuş mağarada: kilise, ibadet yerleri, kaya mezar odaları var.

Burası, aynı zamanda eski bir yerleşim yeri, antik kenttir.

Değişik inanç ve kültürlerin izleri bulunmaktadır.

Bazı odaların: kapı ve penceresinin önünde, balkonu var. Kayalara oyulmuş bu barınak ve ibadethanelerde: değişik inançların izleri görülüyor.

Mağara odaları: savunma ve tehlikelerden korunmak amacıyla: ele geçirilmesi güç kayalara yapılmış.

Aşağıdaki durak yerinde: önceleri, çeşitli hayvan heykelleri, mitolojik izler ve çeşitli binalar olmasına rağmen, tahribat nedeniyle, onlardan günümüze çok azı kalmış.

Büyük kaya parçasına oyulmuş: mihrap, haçlı taşlar, İslam ve Yezidi mezarları, Hz. Ali’nin atının ayak izleri olduğu sanılan taşlar, günümüze kalmıştır.

İki koç heykeli: önce Diyadin Hükümet Konağı önüne, sonra da Vilayet Merkezine götürülmüştür.

diyadin.kale.1
Ağrı Diyadin Kalesi

DİYADİN KALESİ

İlçe merkezindedir. Murat kıyısındaki kayalıklar üzerine kurulmuştur.

Yapının ismi ve yapılış tarihi bilinmiyor.

Yapılış tarzı, kullanılan malzeme ve işçilik yönünden: Urartu yapılarına benzetilmektedir.

Zamanla: Akkoyunlular, Karakoyunlular ve Osmanlılar tarafından tamir ettirilmiştir.

Kale: 19.yüzyılda, özellikle I. Dünya Savaşı sırasında: Osmanlı-Rus savaşlarında: Ermeni çeteleri tarafından tahrip edilmiştir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında, koruma altına alınmadığı için, yerli halk: surları ve binaların duvarların söküp: ev yapımında kullanmıştır.

Evliye Çelebi’ye göre: Diyadin Kalesi: “ Azerbaycan hükümdarı Ziyaeddin tarafından yaptırılmıştır.

Aslında, kale; yapılış tarzı, kullanılan malzeme ve işçiliği yönünden, Urartu eserlerine çok benzer.

İçinde: 600 toprak örtülü ev, bir han, bir hamam, 40-50  dükkan varmış.

Fakat: günümüzde, bunlardan hiçbir eser kalmamış.

Yalnızca: kalenin az bir kalıntısı ve Murat nehrine inen bir su yolu var.

 

 

Ağrı şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Doğubayazıt tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Aydın Kuyucak

Aydın Kuyucak


Kuyucak denilince, büyük olasılıkla birçoğumuzun aklına “Kuyucaklı Yusuf” efsanesi gelmektedir.

Ama, elbette, Kuyucak ilçemiz, bu efsaneden ibaret değildir.

İşte, size Kuyucak ilçesini tanıtan kısa bir yazı.

Aydın Kuyucak

ULAŞIM

İzmir-Denizli demiryolu ve E-24 devlet karayolu, ilçe içinden geçmektedir. Kuyucak, bağlı bulunduğu Aydın iline, 58 km. uzaklıktadır. Kuyucak-Denizli arasındaki uzaklık: 67 km. Kuyucak-İzmir arasındaki uzaklık ise, 180 km. dir. Kuyucak-Nazilli arasındaki uzaklık: 12 km. Kuyucak-Buharkent arasındaki uzaklık ise, 28 km. dir.

Aydın Kuyucak

TARİHİ

Yörede, MÖ.2000’li yıllarda Hitit egemenliği görülür. MÖ.1200 yıllarında ise, bu kez Lidya hakimiyeti görülür.

Daha sonraki tarihi süreçte ise, Pers, Roma ve Bizans hakimiyeti ve takiben Selçuklu ve 1425 yılında ise Osmanlı hakimiyeti görülür.

Bunun yanında, bölge: özellikle antik dönemde: Aphrodisias ve Efes kentleri arasındaki yol üzerinde bulunması ve gerek ticaret kervanlarının ve gerekse askeri birliklerin geçiş güzergahında bulunmasıyla önem kazanmıştır.

Gelelim yörenin isminin kaynağına:

Bir zamanlar, burada oturan Yörükler: birbirlerine oturdukları yeri tarif ederken: Kuyucak yöresini göstererek “biz karşıdaki koyakta oturuyoruz” şeklinde bir deyim kullanırlarmış.

Bu koyak kelimesi zamanla değişerek, günümüze “Kuyucak” olarak gelmiştir.

İlçe bugünkü yerleşim yerine, MS.7-8’nci yüzyıllar arasında yerleşilmiştir.

Söylenenlere göre: Gıyasettin Keyhüsrev, saltanatı ele geçirmek için, İstanbul’dan Konya’ya dönerken: Bizans imparatorunun damadı Laskaris, kendisine zorluk gösterir ve araları açılır.

İki ordu, Büyük Menderes ovasının güneyinde, Çiftlik (Antiokya) yakınlarında karşılaşırlar ve burada yapılan savaşta Laskaris yenilir, ancak bir kargaşa anında bir Rum askeri, Gayesettin Keyhüsrev’i öldürür ve bunun üzerine, Selçuklu ordusu dağılır.

Ancak, yine de Selçuklular yöredeki hakimiyeti devam ettirirler ve bu savaştan sonra Türkmenler yöreye yerleşirler.

Aydın Kuyucak

GENEL

Yerleşim yeri: Aydın dağları ile, Menteşe dağlık yöresi arasında uzanan Büyük Menderes nehrinin doğusunda bulunmaktadır.

Merkez ilçenin büyüklüğü, 28 km. karedir.

Bölgede: ılıman bir iklim kuşağı egemendir.

Buna bağlı olarak yazları oldukça sıcak geçer. Kışları ise, yağışlı ama sıcak geçer.

Yaz aylarında kuraklık ta hakimdir.

Yöredeki ekonomik etkinliklerin temelinde: tarım, hayvancılık ve orman ürünleri sanayi gelmektedir.

Ancak, son yıllarda, özellikle: elma, şeftali ve çilek üretimi önem kazanmıştır.

KUYUCAKLI YUSUF

Kuyucak yöresinde, Hacı Mehmet Efendi’nin ilk çocuğu olan Yusuf: Derekavak köyünde doğdu.

Çocukluğu: tozlu, çamurlu ve Arnavut kaldırımla yollarda, çıkmaz sokaklarda geçti.

Gençlik dönemi ise, Kabak dağında uçurtma uçurmak ve çayırlarda güreş tutmakla geçti.

Yokluk ve sıkıntı içinde büyüdü. Ancak, yaradılıştan itibaren, lider ruhluydu.

Haksızlığa ve adaletsizliğe dayanamaz, karşı kor, mücadele eder, gerekirse dövüşür, hiçbir haksızlığa boyun eğmezdi.

Bunun yanında, mağdurları ve güçsüzleri korur, kollar, bundan dolayı arkadaşları onu çok sever ve saygı duyar, ona uyar, ondan çekinirlerdi.

Evet, Kuyucaklı Yusuf’un hayatı, bu uğurda yapılan mücadelelerle geçer ve sonunda, cezaevinden kaçtığında jandarmalar tarafından sarılır ve vurularak öldürülür.

İlginç bir hayat hikayesi var, aslında daha uzun olmasına rağmen, okurların sıkılmaması için ayrıntıya girmiyorum.

Bu arada, Kuyucaklı Yusuf isimli kitabın yazarının, Sebahattin Ali olduğunu da hatırlatırım.

Roman, 1937 yılında yazılmıştır.

Romanda: Anadolu insanının düşünüş ve yaşayış tarzları yansıtılmaktadır.

İlek

İLEK

Aydın ili ve yöresinde, özellikle incir yetiştiriciliği önem kazanmaktadır. Ancak: incir üretilirken, incirin erkeği olarak bilinen “İlek” burada, yani Kuyucak yöresinde yetiştirilir. İlek: incire benzer, incir görünümlüdür ama Haziran ayının ilk günleri geldiğinde, bunun içinde bir tür sinek oluşur ve oluşan bu sinek, incirin içine girip aşılayarak incirin dayanıklılığı ve lezzetini oluşturur. İlek satın alınır, sonra dişi incir ağaçlarına asılır ya da döllenme için uygun şekilde yerleştirilir. 

Evet, lezzeti tarifsiz incirin oluşumu için İlek çok önemli.

Kuyucak Meslek Yüksek Okulu

KUYUCAK MESLEK YÜKSEKOKULU

İlçe merkezinde Sümer Mahallesi Hürriyet Caddesindedir. 

Adnan Menderes Üniversitesine bağlı olarak, 1995 yılında, 51 öğrenci ile eğitime başlayan okulda: Bilgisayarlı Muhasebe ve Vergi uygulamaları ile Kooperatifçilik bölümleri açılmıştır.2012 yılında Yerel Yönetimler programı eklenmiştir. 

Daha sonraki dönemlerde, yeni bölümler eklenen eğitim düzenine, halen 800 öğrenci devam etmektedir. 

 

 

Aydın Kuyucak

GEZİLECEK YERLER

Kuyucak Şatır Ali Ağa Camii

ŞATIR ALİ AĞA CAMİİ-KUYUCAK ÇARŞI CAMİİ:

İlçe merkezinde bulunan caminin 1591 yılında yapıldığı tahmin edilmektedir. Osmanlı döneminden kalmadır. Çarşı camii olarak da bilinir. Taş ve tuğla kullanılarak inşa edilen camide, ilave cemaat yerinde devşirme sütunlar görülür. Cephesi oldukça ilginçtir.

Kuyucak Şatır Ali Ağaoğlu Camii

Caminin minaresinin yan kısmında caminin dış duvarında anıtsal çınar ağacı ile kitabesi bulunan çeşme yer alır. Yakın zaman önce restore edilen cami, iyi durumdadır. 

 

Kuyucak Belenova Yaylası

BELENOVA YAYLASI:

Belenova Mahallesindedir. Belen geçit anlamındadır. Köyün aşağı tarafı da ova olduğundan, bu iki kelime birleştirilerek köye isim olmuştur. Bu yol ve geçit sürekli kullanılan bir güzergahtır.

Yaklaşık 1200 metre rakımıyla, yazın serinlemek isteyenlerin uğrak yeridir. Buraya muhteşem manzaraların eşliğinde 21 km lik yoldan ulaşılır. Tertemiz yayla havası, mis gibi kokan çam ormanları, otantik lavanta bahçesi ve muhteşem güzellikteki gölü ile tabiat harikası olan yayla, yörede ilgi çekmektedir. 

Belenova göleti, olağanüstü güzelliktedir. 

Kuyucak Belenova Sosyal Tesisi

Belenova Sosyal Tesisleri

Şehre yakınlığı nedeniyle özellikle yaz aylarında yoğun ziyaretçi akımı olmaktadır. 2018 yılında faaliyete geçirilen Kuyucak Belediyesi Belenova Sosyal Tesisi için, hiçbir ağaç kesilmemiş, doğal yaşam bozulmamış ve tamamı ahşaptan yapılmıştır. 

Toplam 150 dönümlük bir alanı kaplamaktadır. Yanında çam ormanı ve gölet vardır. 1200 rakımlı yüksekliktedir.

Burada: çocuk oyun alanı, otopark, yaya yürüyüş yolu, spor alanları, Köy ürünleri satış reyonu bulunmaktadır.  Ziyaretçiler çamların arasında bulunan otantik kamelyalar, şelale, tüm alanı gezebileceğiniz yürüyüş yolları ile ilgi çeker. 

 

  

Kuyucak Yakup Paşa Maksemi

YAKUP PAŞA MAKSEMİ:

Tek kubbeli ve kare planlı yapı, dönemin Aydın Valisi Yakup Paşa tarafından, su sıkıntısı çeken Kuyukcak’ın bu sorununu çözmek için yaptırılmıştır. Bu maksemle şehre getirilen suyun mahallelere inşa edilen ve günümüze gelen dört çeşmeyle dağıtılması sağlanmıştır. 

Kuyucak Dibek Sokak Çeşmesi

DİBEK SOKAK ÇEŞMESİ

Kitabede Yakup Paşa’nın ismi geçmekle beraber, tarih yazmamaktadır. İlçedeki diğer çeşmeler gibi dönemin Aydın Valisi Yakup Paşa tarafından yaptırılmıştır. Muhtemelen 19’ncu yüzyıl eseridir. 

Kuyucak Antıokheia

ANTIOKHEIA AD MAEANDRUM

İlçe merkezine 1 km uzaklıkta, Mersinlidere mevkiinde bir antik kent kalıntısı vardır. 

Adı antik kaynaklarda, komşu kentlere nazaran neredeyse hiç anılmamıştır. Bu yüzden gözlerden uzak kalmıştır.

Klasik Karia bölgesi kentlerinden biridir. 

Günümüzde, Kuyucak ilçesinde Azizabat ve Başaran Mahalleleri arasında bulunan kent, Mrsynos (Dandaloz) ırmağının Maiandros (Büyük Menderes) ırmağına karıştığı yerde, Maiandros’un güney kıyısında kurulmuştur. 

Kent, Helen kaynaklarında, bulunduğu konumdan dolayı “Maiandros ırmağının üzerindeki ya da kıyısındaki Antiokheia” olarak geçmektedir. 

Kuyucak Antiokheia

MS 2’nci yüzyılın birinci yarısında yaşamış ünlü coğrafyacı Ptolemaios, dünyanın bilinen ilk büyük atlası özelliği taşıyan eserinde, kentten “Maiandros’un kıyısında” şeklinde söz etmektedir. 

Evet sonuç olarak, kentin tarihini yazan tüm araştırmacılar, kentin MÖ 3’ncü yüzyılda Helenistik Krallardan Seleukos Krallığı zamanında kurulduğundan bahsederler. 

En garip olanı da, tüm bu yazarların şehirden söz etmesine rağmen, şehrin binlerce yıldır doğayla baş başa kalmış olması, herhangi bir arkeolojik resmi araştırma yapılmamasıdır. 

 

 

Aydın ili tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Nazilli tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

 

Aydın İncirliova

Aydın İncirliova

Aydın-İzmir otobanı yapılmadan önce, Aydın-İzmir karayolu bu ilçeden geçmekte iken, günümüzde otoyol nedeniyle, ilçeyi görmek mümkün değildir.

Burayı ziyaret etmek isterseniz, otoyoldan çıkmanız gerekir.

Burayı ziyaret ederseniz, elbette büyük olasılıkla, mevsiminde ise yaş incir ve mevsim dışında ise veya yakınlarınız için hediyelik olarak kuru incir satın alacaksınız.

Ben, burayı ziyaret ettiğimde, bir miktar incir almıştım ama “Tariş” haricinde, yöresel pazardan satın aldığım bu incirlerin bir süre sonra maalesef “kurtlu” olduğunu görünce, büyük pişmanlık ve üzüntü duydum, bu yüzden, buradan incir satın alırken, ya orijinal kutusu içinde kuru incir tercih edin, ya da tek tek olmasa da kontrol edin, çünkü incirler, kurtlanmaması için bir kısım işleme tabii tutuluyormuş.

Aydın İncirliova

ULAŞIM

İncirliova, bağlı bulunduğu Aydın il merkezine, yalnızca 11 km. uzaklıktadır. İncirliova-İzmir arasındaki uzaklık: 110 km. İncirliova-Kuşadası arasındaki uzaklık: 45 km. İncirliova-Germencik arasındaki uzaklık: 11 km.

TARİHİ

Aydın İncirliova: Bölgede, MÖ.13’ncü yüzyılda, Hitit egemenliği görülür.

Ancak, devam eden tarihi süreçte, burada: Frigler, Lidyalılar, İonlar, Persler, Makedonyalılar, Romalılar ve Bizanslılar egemenliği ele geçirirler.

1280 yılına gelindiğinde ise, Menteşe Bey, yörenin Türk hakimiyetine girmesini sağlar.

1310 yılında ise Aydınoğulları ve 1426 yılında, II. Murat tarafından yörenin Osmanlı egemenliğine alındığı görülür.

1400’lü yıllarda ise, bölgeye gelen bir gurup insan ve Madanoğlu ailesi tarafından, günümüzdeki İncirliova’nın temeli atılır.

Buraya yerleşen insanlar zamanla çevreye yayılmışlardır.

Bu yer, çok sulak olduğundan, adına “Karapınar” denilmiştir.

Bu insanlar: Karapınar ismini verdikleri yörede, bir zaman sonra mevcut bataklıkların kuruyup, yerlerinde incir ağaçları çıkmıştır.

 İncir ve pamuk üretim alanlarının zamanla artması sonu, bataklıkların kuruması sağlanmıştır.

9 Ekim 1937 tarihinde, Söke ovasındaki manevraları izlemek üzere, bölgeden geçen Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk: demir yolu kıyısındaki incir ağaçlarını gördüğünde, buranın ismini sorar: Karapınar olduğunu duyunca, buraya “İncirliova” isminin daha da yakışacağını söyler ve yörenin ismi değiştirilir.

Hatta: 1941-1942 yılları arasında, yörede incir üretiminin arttırılması için, İncir Araştırma Enstitüsü kurulur.

 

GENEL

Yerleşim yerinin güneyinde, Menderes havzası bulunmaktadır.

Kuzeyde ise, Cevizli dağları uzanır. Büyük Menderes nehri, güneyde akar.

Yörede, Akdeniz iklimi egemendir. Buna bağlı olarak yazları sıcak ve kurak, kışları ise ılık ve yağışlı geçer.

Bölgenin ekonomik etkinliklerinin başında: tarım ve buna bağlı sanayi gelmektedir.

Özellikle sebze üretiminde, bölge üst düzeydedir. Seracılık yapılmaktadır. Bal üretimi de yaygındır.

 

İNCİR FESTİVALİ

Her yıl geleneksel hale getirilen festival etkinlikleri, 1997 yılından bu yana yapılmaktadır.

Bu etkinliklerde, yöre insanı ve çevreden gelenlerin eğlenmesi için birçok etkinlikler ve yarışmalar düzenlenir.

Hatta, üreticiler arasında, en kaliteli incir yetiştiren üretici seçilerek ödüllendirilir.

Ayrıca, en güzel incir bahçesi sahibi üretici de ödüllendirilir.

Genç kızlar arasında ise “İncir güzeli” yarışması düzenlenir.

Aydın İncirliova Deve Güreşleri

DEVE GÜREŞLERİ

Deve güreşleri geçmişi, 19’ncu yüzyıla kadar uzanmaktadır.

O dönemlerde, İzmir yönüne giden kervanlar, İncirliova yöresinde konaklamaktadırlar.

Bu konaklama sırasında, yük bulunmayan develer birbirleriyle güreştirilirlerdi.

Zamanla bu durum, geleneksel hale gelmiştir.

Her yıl, belirli zamanlarda düzenlenen deve güreşlerine, yalnızca bu yörenin insanları değil, yakın çevreden de develer ve sahipleri katılmaktadırlar.

Hatta, güreşlere davet edilen deve sahiplerinin her türlü ihtiyaçları, İncirliova deve üreticileri tarafından karşılanmaktadır.

Şenliklerden bir gece önce, Halı gecesi denilen bir eğlence programı uygulanır.

Ertesi günü ise, davul-zurna eşliğinde develer güreştirilir.

Her deve kendi kategorisinde güreştirilir ve birinci gelen develerin sahiplerine, para ve halı gibi ödüller verilir.

 

NE YENİR. NE İÇİLİR

İncirliova yöresine yolunuz düşerse, tatmanızı önereceğim yöresel lezzetler: katmer, çılbır, cingan pilavı ve paşa böreğidir.

Ayrıca, doğada bulunan her çeşit ot, kavrularak ot kavurması adında bir yemek yapıyorlar ki, bunu da öneririm.

Son bir not: burada “deve sucuğu” yazılarını görünce şaşırabilirsiniz, ama ilginç bir tat.

Deve sucuğu tatmak isteyenler için ilginç gelebilir.

 

GEZİLECEK YERLER

İncirliova Kültür Park Sosyal Tesisleri

İNCİRLİOVA KÜLTÜR PARK SOSYAL TESİSLERİ

İlçe merkezinin batısında, İzmir-Aydın karayolu üzerindedir.

2015 yılında, İlçe merkezindeki bu yeşillik alan, Belediye tarafından yaptırılmıştır. Park alanı içindeki lunapark ilgi çekmektedir. 

İncirliova Kültür Park ve Sosyal Tesisleri

Yöre halkı, burada günübirlik piknik yapmaktadırlar.

 

 

İncirliova Dedeağzı Köprüsü

 

İlçe merkezine bağlı Dereağzı Mallesinde İkizdere çayı üzerindedir. Köprünün ismi bazı kaynaklarda “Tarihi Yunan Köprüsü” olarak da geçer.  

Köprünün Osmanlı döneminde 1700’lü yıllarda yapıldığı tahmin ediliyor. O zamanki ismi “Çatma köprü” dür. Aydın yöresinin Yunan işgali sırasında büyük öneme sahipken, savaş döneminde köprü zarar görür. 

Eski Aydın-İzmir hattı üzerinde 1970’li yıllara kadar hizmet verir. Zaman zaman sel felaketlerinden zarar gören köprü, son olarak 1970 yılında restore edilmiştir. Bir süre daha kullanılan köprünün yanına, 1985’li yıllarda yeni köprü yapılır. Böylece tarihi köprünün görevini yeni köprü yapmaya başlar. 

İkizdere çayı üzerine kurulan İkizdere Barajının faaliyete geçmesi nedeniyle, İncirliova-Tire yolu güzergahı değişmiştir. Yol kullanım dışı kalınca, tarihi köprü de kaderine terk edilmiştir. 

İncirliova Dereağzı Köprüsü -eski hali

Daha sonra üç asırlık tarihi köprünün ayağa kaldırılması çalışmaları başlamıştır. O dönemde demir ve çimento kullanılmadan sıkıştırma yöntemiyle yapılmış 4 kemerden oluşan nadir eserlerden biri olduğu belirtilmiştir. 

Köprünün restorasyonu Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılmıştır. 

Restorasyonu sonrası ilçe için yeni bir cazibe noktası haline gelmiştir. İnce tarihi detayları ve köprünün doğal çevresi ile fotoğrafçılar için de uygun bir mekandır. 

İncirliova Dereağzı Köprüsü

Evet köprünün mimari özellikleri: köprü 3 büyük kemerden meydana gelmektedir.

Ortada büyük bir kemer ve yanlarda, iki küçük kemer görülmektedir. Su, büyük kemerin altından akar.

Köprü: Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir. Daha sonraki yıllarda yanına yeni köprü yapılınca, bu köprü geçişlere kapatılmıştır. Yöre sakinleri köprü çevrisinde bir alana sosyal tesis yapılmasını istemektedirler. 

İncirliova İkizdere Barajı

İKİZDERE BARAJI VE ÇEVRESİ:

İlçe merkezine 7 km uzaklıktaki İkizdere köyündedir.  

İkizdere çayı üzerindedir. 2009 yılında hizmete girmiştir. Baraj adını iki derenin birleştiği yerde kurulmuş olan eski İkizdere köyünden alıyor. Eski İkizdere köyü, Aydın şehrinin su ihtiyacını karşılamak için yapılan barajın su tutmaya başlamasıyla 2010 yılında boşaltılmış ve İncirliova’nın hemen kuzey batısında inşa edilen yeni yerine taşınmıştır. 

İncirliova İkizdere Barajı

Baraj gölü çevresinde yürüyüş yolları, bisiklet parkurları ve piknik alanları mevcuttur. 

Doğa ile baş başa vakit geçirmek isteyenler için sakin bir ortam sunuyor. 

 

İncirliova Ballıkaya Mağaraları

BALLI KAYA MAĞARALARI

İlçe merkezine bağlı Dereağzı Mahallesindedir. 

Ballıkaya mağarası ismini, orada bulunan kayaların üzerinde, arıların bal ürettiği zamanlardan almaktadır. 

Ballıkaya mağarası, Dereağzı Mahallesinin hemen üzerindeki dağda yer alıyor. Bu kayanın oyularak yapılmış bir barınak olduğu tahmin edilmekle birlikte, yazılı belge ve kaynak bulunmadığı için ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Kayanın içine oyularak yapılmış olan barınakları ise zamanın eşkiyası olarak bilinen Derebeyi Çetesi tarafından kullanıldığı bildirilmiştir. 

Bu kütlenin en yüksek yerindeyse bir oyuk bulunuyor. Oyukta erken Hıristiyanlık dönemine ait “Cebrail freskosu” bulunuyor. 

2006 yılındaki tescil kayıtlarında: Ballıkaya Mevkiinin alçak kesimlerinde iki adet kaya mezarı ve doğudaki yüksek bölümde ise duvarında fresk bulunan bir mağara tespit edildiği yazılmıştır. 

Doğu yönünde yer alan mezar, ön oda ve asıl mezar odasından oluşmaktadır. Ön odadan mezar odasına, dikdörtgen formlu bir kapıdan geçilir. Kare planlı olan mezar odasının doğu duvarında tahrip edilmiş bir kline bulunur. Batı yöndeki mezarın ön odası yoktur. Doğu ve batı duvarına bitişik yapılmış, iki adet kline vardır. 

Kuzeydoğu ve daha yüksekte yer alan freskli mağaraya giden yol üzerinde antik dönemde yapıldığı düşünülen, kaya üzerine yapılmış merdiven basamakları vardır. 

Mağaranın batı duvarında yer alan freskte, bordo, kahverengi, bej renklerinin ağırlıklı olarak kullanıldığı ve elinde asası bulunan kanatlı bir melek figürü yer almaktadır. 

 

Cebrail Freskosu:

Evet, aslında mağaranın giriş koridorundan başlayarak iç kesimlere doğru duvar resimleriyle kaplı olduğu, kalan izlerden anlaşılmaktadır. Bu resimler içinde korunmuş  tek sahne, giriş bölümündeki Melek Tasviridir. 

Ballıkaya’da oldukça sarp bir alanda bulunan mağaranın girişinin sağ tarafında, sıvalı yüzeyinin üzeri mavimsi-gri bir fondan oluşan panonun içerisine tek figür olarak cepheden ve ayakta Başmelek Mikhail resmedilmiştir. 

Başının etrafı sarı bir haleyle çevrilmiş, kahverengi saçları arkadan toplu olan figürün yüzü tümüyle tahrip olmuştur. 

Sağ taraftaki yazıt okunurken, sol  taraftaki tanımsızdır. 

Melek bir tunik üzerine, önü işlemeli bir zırh giymiştir. 

İki yana yayılmış açık kanatları yere kadar uzanan melek, bir eliyle omuzuna dayanan kılıcı, diğeriyle kını; aşağıya doğru tutmaktadır. Kılıcın metal yapısı, gri üzerine yoğun beyaz uygulanmasıyla sağlanmıştır. Kın’ın koyu kıyafet üzerinde belirgin hale gelmesi için, beyazla aydınlatıldığı görülür. 

Üzerinde omzundan bağlamalı mavi-gri renkte bir pelerin bulunduğu anlaşılmaktadır. Tüm gövde ve halesi, dıştan siyah, sonrasında beyaz olmak üzere çift konturla çevrilidir. 

Sonuç olarak: Ballıkaya Kaya Mezarları ve Cebrail freski, bölgenin zengin tarihini ve kültürel mirasını gözler önüne sermektedir. 

İncirliova Erbeyli İlk Kurşun Şehitliği ve Şehitler Abidesi

ERBEYLİ İLK KURŞUN ŞEHİTLİĞİ VE ŞEHİTLER ABİDESİ

Erbeyli köyü ilçe merkezine 9 km uzaklıktadır. 

Şimdi bu anıtla ilgili geçmişe dönelim:

Kurtuluş mücadelesinde, Aydın ve Nazilli bölgesini işgal eden Yunan kuvvetlerinin, Erbeyli tren istasyonunda konuşlandıkları, Muğla yöresi gönüllü müfrezesi birlikleri tarafından tespit edildiğinde, bir baskın yapılması için hazırlıklara başlanır.

İncirliova Erbeyli Tren İstasyonu

20-21 Haziran 1919 gecesi; müfreze askerleri, tren istasyonu yakınındaki hangarlarda bulunan Yunan askerlerine karşı saldırıya geçerler ve büyük çatışmalar çıkar.

Ancak: yanlış bilgi alma sonucu, Türk kuvvetleri, işgal ordusunun askerlerinin iki ateşi arasında kalırlar.

Bu birkaç saatlik çatışma sonucunda: Yunan güçleri 70-80 kişilik kayıp verirken, Türk kuvvetleri 7 şehit ve birkaç yaralı verir.

Ancak, aynı tarihlerde yörede ele geçirdikleri, savunmasız sivil Türk vatandaşlarının bir kısmını da katlederler.

Evet, Erbeyli baskınında şehit düşenlerin hatırasına, 21.06.1919 tarihi anısına, bir anıt yaptırılmıştır. Anıt üzerinde “Arkadaş Anayurdu saldıranlara karşı ilk kurşun atan yiğitleri unutma, o yiğitler ki bu koşuğu okuyarak yurda canlarını armağan ettiler. Öz Türk olan yağınına baş eğmez Özgürlüksüz Türk’e ülke gerekmez.”

İncirliova Erbeyli İlk Kurşun Şehitliği ve Şehitler Abidesi

 Anıt, Aydın-İzmir karayolu üzerinde, İncir Araştırma Enstitüsünün hemen karşısında Erbeyli Tren İstasyonundadır. Anıt, Erbeyli Köyünün köklü ailelerinden Sarı Hüseyin Ağa oğlu Ahmet Sarı, söz konusu anıtı 1934 yılında yaptırır.  

 

İnciriova Erbeyli Camii

ERBEYLİ KÖYÜ SARI HÜSEYİN AĞA KÜLLİYESİ

Cami merkezli külliyenin kuzeydoğusunda medrese, sebil ve batısında hazire bulunmaktadır. İnşa tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte caminin kapısının yukarısında Sarı Hüseyin Ağa tarafından 1891 yılında inşa ettirildiği yazılıdır. 

Cami, plan olarak: tek kubbeli kübik gövdeli camilere bir örnektir. Yapı, tek kubbeli kübik gövdeli camilerden mihrap yönündeki kubbeli bölümün kuzeyine eklenen üç bölümlü kubbeli mekanla harimin dikdörtgene uzatılmasıyla farklılık göstermektedir. 

İncirliova Erbeyli Köyü Sarı Hüseyin Ağa Camii

Caminin minaresi 1956 yılında Sarı Hüseyin Ağa’nın torunları tarafından inşa ettirilmiştir. 

Bir dönem kulüp binası olarak kullanılan medrese, külliyenin doğu ve kuzey sınırını belirleyen iki ayrı dikdörtgen kütleli binadan meydana gelmektedir. Medrese, malzeme bakımından cami ile benzer özellikler sergilediğinden cami ile çağdaştır. 

Sebil, malzeme ve inşa tekniği bakımından değerlendirildiğinde cami ve medreseden farklı zamanda inşa edilmiştir. 

Caminin batısındaki hazirede Sarı ailesine ait 12 mezar bulunmaktadır. Mezar taşlarının bezeme kompozisyonunda, akant yaprakları, asma ağacı, servi ağacı ve vazodan çıkan çiçek motifleri görülür. Hazire alanında konumu sabit olan en erken tarihli mezar 1895 tarihli Sarı Hüseyin Ağa’nın kızı Ümmühan hanım’a aittir. 

 

ATATÜRK ANITI

İncirliova ilçesi Erbeyli Mahallesindeki anıt: 3 Haziran 1985 tarihinde Belediye tarafından yaptırılmıştır.

Anıtın en önemli özelliği: her şeyi ile, Türk yapımı ilk anıt olmasıdır.

Anıtı yapan: Marmara Üniversitesinden Prof. Tankut Ökten’dir. 

Bronz heykelde, Atatürk bir elini cebine sokmuş, diğer eliyle vatandaşlara hitap eder vaziyette tasvir edilmiştir. bu büst, Atatürk’ün liderliğini ve modern Türkiye’nin kuruluşundaki rolünü simgelemektedir. 

 

 

 

Aydın ili tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Kuşadası tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.