Finlandiya Helsinki

Finlandiya Helsinki

En başta şunu belirtmekte yarar var: Helsinki Dünyanın en yaşanılır şehirleri sıralamasında 8. seçilmiştir. Yani, rahat bir şehirdir.

Bu şık ve eski şehir “kuzeyin beyaz şehri” olarak anılmaya başlamıştır ve Neo-klasik stilde düzenlenerek, St Petersburg’u andıracak şekilde 1830’lu yıllarda yapılmıştır. Geniş banliyölere, köprüler, geçitler ve vapurlarla bağlanan bir yarımadanın üstüne kurulmuştur.

Neredeyse her köşeden deniz görülebilmektedir ve ağaçlar ile kayalar şehir manzarasının bir kısmını kaplamaktadır.

Helsinki Finlandiya’nın başkentidir ve 100 kilometre uzunluğundaki kıyı şeridi ve yaklaşık 300 ada ile Baltık denizi üzerinde yer almaktadır.

Şehir 2012 yılında “Dünya Tasarım Başkenti” seçilmiştir. Ülkenin refahının üçte birini bünyesinde barındıran zengin bir şehirdir. Ama ekonomik aktivitenin yüksek olmasına rağmen, ziyaretçiler için muhteşem bir nokta olarak keyifle gezilmektedir.

Kompakt, canlı bir şehirdir ve birçok açık hava aktivitesi için büyük olanaklar sunar, son derece kültürel ve inanılmaz rahatlatıcı bir şehirdir.

Şehrin nüfusu 560.500 kişidir. Arazi düşük ama engebelidir. % 70’den fazla ormanlık ve göllerle kaplıdır.

Şehrin başlıca özelliklerinden biri modern mimarisidir. 1900’lerin başlarından kalma Art Nouveau yapılardan, iptal edilen 1940 Olimpiyat Oyunları için inşa edilen spor merkezlerine, sevilen (veya nefret edilen) ünlü Finli mimar Avlar Aalto nun Finlandiya Salonu gibi işlerine örnekler verilebilir.

Kayaların içine inşa edilmiş ve cam kaplı kubbesiyle aydınlanan muhteşem Temppeliaukio Kilisesi mutlaka görülmelidir.

Öte yandan Finlandiya yaklaşık 100 yıl Rus imparatorluğunun bir parçası olarak kaldığı için Helsinki şehrinin birçok yerinde St Petersburg ve Moskova mimarisine benzer yapılar görülebilir.

Zaten, şehir doğu ve batı arasında bir konumda bulundu, çünkü bir süre de İsveç’in bir parçası olarak kaldı.

Finlandiya Helsinki

ŞEHRİN TARİHİ

19. yüzyıl başlarına kadar Helsinki şehri Vantaa nehrinin ağzının yakınlarındaki önemsiz bir Pazar şehriydi. Finlandiya o zamanlar İsveç ten Rusya ya geçmişti ve Çar I. Alexander, Helsinki’yi başkent yapmıştı.

Finlandiya 1918 yılına kadar Rus yönetiminde kaldı ve aynı yıl bağımsızlığını kazandı.
1940 yılında Rusya bir taarruza kalkıştı ama taburlar Mennheim sınırına kadar gidebildi. Yani Finliler dünya savaşı sırasında özgürlüklerini savunmak için Sovyetler Birliği ve Almanya istilalarını başarı ile savuşturdular.

 

ULAŞIM

İstanbul-Helsinki arasındaki uçuş, yaklaşık 3.5 saat sürüyor. Uluslar arası havaalanı Helsinki şehir merkezinin 15 km kuzeyindedir. Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım için en uygun yol: Finair denilen ve her 20 dakikada bir hareket eden otobüstür. 6 euro ücret ödediğinizde otobüs ile yaklaşık 20 dakikada şehir merkezine ulaşılır. Otobüs şehir merkezinde merkezi tren istasyonunda son durak kullanır.

Finlandiya Helsinki
Finlandiya Helsinki

 

TURİZM

Tarihi şehir her şeyden bir miktar sunmaktadır. Canlı atmosferiyle küçük ve cana yakın bir his yaratmaktadır. Muhteşem Lüteriyen Katedralinde görülebileceği merkezdeki “Senato Meydanı” bunlara bir örnektir.
Güney Limanı hareketli günlük pazarı, kafeleri ve gezi tekne turlarıyla görülmeye değer bir diğer yerdir.
Limandan, büyük Esplanaadikatu bulvarına yürünebilir. Burada çok güzel dükkanlar vardır ve tiyatroya, galerilere, müze ve konser salonlarına giriş sağlayan Mannerheimintie ye gidilmelidir.

 

TOPLU TAŞIMA

Şehirde tek bilet ile, tramvay, otobüs ve Soumenlinna metro hattı ve hatta feribota binmek mümkündür. Tek bileti bilet makinelerinden, sürücüden satın alabilirsiniz. “Daytickets” denilen kart ise 1-7 günlük toplu ulaşım araçlarında sınırsız kullanım sağlar.

Bu kartı: turist bilgi ofisi, merkez tren istasyonu veya bilit makinelerinden satın alabilirsiniz. Sürücülerde yalnız bir günlük bilet satılıyor. Tek binişlik bilet 2.70 eurodur. Biletsiz binerseniz yakalandığınızda ödemeniz gereken ceza 80 eurodur.

Toplu taşım araçlarında en yaygın olanı tramvaydır. Tramvay, şehir merkezinde geniş bir alanı kapsamaktadır.

Şehir merkezinin birçok yerinde bisiklet kiralamak mümkündür ki, bisikleti geri getirdiğinizde 2 euro ücret ödemeniz gerekir.

Finlandiya Helsinki

İKLİM

Dünyanın en soğuk başkentlerinden birisidir.
Şehirde ılıman kuzey iklimi hakimdir. Burada hava en kötü olayların başında geliyor. Eylül-Ekim döneminde soğuk yanında muhteşem nem oluyor ve bu da hani derler ya, iliklerinize kadar üşütüyor. Soğuk olması yanında, resimlerde de göreceğiniz gibi gökyüzü sürekli gri renkte ve bu da insanı sıkıyor.

Zaten ülkede insanlar arasındaki intihar eğiliminin yüksek olmasını havanın bu kasvetine bağlıyorlar. Gökyüzünün sürekli gri ve siyah olması, sanırım bu şehirde yaşayanlar için büyük sıkıntı olsa gerek. Evet ülke ve şehir yağmuru bol, bu yüzden yanınızda her daim şemsiye bulundurmakta veya yağmurluk bulundurmakta yarar olacaktır.

Finlandiya Helsinki Sauna

SAUNA

Hani ülkemizdeki ismiyle “Fin hamamı” bu ülkeye gitmişken mutlaka denenmesi gereken bir güzellik olarak düşünülmelidir. Fin hamamı yorgunluk almaktadır ve inanılmaz ucuzdur.

Erkekler ve bayanlar ayrı yerlere girerler ancak özellikle şunu unutmamak gerekir ki, Finliler, Fin hamamına tamamen çıplak girerler, yani Fin hamamına girerseniz, bu durumu göz önünde bulundurmanız gerekiyor.

 

İNSANLAR

Ülke nüfusu 5.400.000 kişidir. Etnik guruplar: Finliler, İsveçliler, Lapps, Sami, Roman ve Tatarlardır. Nüfusu az olduğundan, bütün insanlar kurallara bağlı yaşıyorlar ve kurallara herkes isteyerek uyuyor. İnsanlar genel anlamda medeniler ve saygılılar. Yardım istediğinizde mutlaka size yardımcı olacaklardır.

 

DİN

Ülkede yaşayanlar % 89 Lutheran ve % 1 Ortadokstur.

 

DİLLER

Ülkede resmi dil olarak Fince konuşulur (% 93) ve ayrıca yine resmi dil olarak İsveç’ce konuşulur.(% 6) Ama burada yaşayan bütün insanlar İngilizce biliyor ve konuşuyorlar.

 

PARA BİRİMİ

Euro kullanılmaktadır. Paranızı bozdurmak için şehirdeki “forex” denilen yerleri tercih etmelisiniz.

Finlandiya Helsinki

ALIŞVERİŞ

Helsinki’de hayat pahalıdır. Zaten İskandinav ülkelerinin diğerlerinde olduğu gibi, buraya da kısıtlı bütçe ile gidiyorsanız, kesinlikle alışveriş yapmamanız önerilir. Çünkü her şey en az 2 katı oranında pahalıdır. Zaten bu ülkede, bu şehirde buraya has bir hediyelik eşyaya rastlamadım belki hediyelik olarak buzdolabı magneti düşünülebilir, o kadar.

 

YEMEKLER

Fin mutfağı diye bir kavram yok, yani ülkede yemek kültürü pek gelişmemiştir. Özellikle: kızartmalar ve hazır yiyecekleri tercih ediyorlar. Ama fırında “geyik eti” kızartmasını mutlaka denemenizi öneririm.

Burada rutin bir şeyler yemek istediğinizde ortalama 20-25 euro civarında ödemek gerekiyor. Şehirde tanıdık bir yerde bir şeyler yemek isterseniz, Senato Meydanındaki “İl Siciliano” isimli pizzacıyı tercih etmenizi öneririm, garsonlar ve aşçısı Türk.

Yine Türk damak tadını tercih edenler için Kamppi yakınlarındaki “Türk Kebapçısı” bir tercih olabilir. Zaten Finliler bu tür kebaba bayılıyorlar ve gittiğinizde göreceğiniz üzere mekanı tıklım tıklım dolduruyorlar.

Diğer yöresel yemekleri arasında elbette balık başı çekiyor. Özellikle somon balığı tüketiyorlar ve diğer balıklarda yoğun tercih ediliyor. Liman yanındaki Pazar yerinde ayak üstü balık yiyebilirsiniz.

Böğürtlen sanırım burada çok yetiştiğinde en çok tercih edilen meyvedir.
Ayrıca şehrin birçok yerinde fast-food mağazalar zincirinin halkaları, örneğin McDonalts bulmak mümkündür.

Şehirde su içmek için pet şişelerde satılan sulardan satın almalısınız. Ama bizim ülkemizden farklı olarak bu pet şişeleri bitirdikten sonra atmayın, merkezlerin birçoğunda geri dönüşüm birimleri var, bu pet şişeleri geri verdiğinizde paranızın bir kısmını geri alabiliyorsunuz.

Evet, hani ne yenir ne içilir diyoruz ya, Helsinkililerin alkole aşırı düşkün olduklarını söylemem gerek. Alkole çok düşkünler ve her türlü içkinin teneke kutular içindeki benzerleri marketlerde satılıyor.

Finlandiya Helsinki

GECE HAYATI

Helsinki şehrinde yürüme mesafesinde birçok bar ve kulüp bulunmaktadır. Finliler, her ne kadar şehir sokaklarında sessiz ve sakin görünseler de onlar barlarda çığlınca eğlenmektedirler. Şehir sokaklarındaki barlar ve kulüplerde: kesinlikle yaş sınırına dikkat edilmekte ve içeriye girebilmek için 22 ve hatta 24 yaşından büyük olmak aranmaktadır.

Bu yüzden yanınızda kimlik taşımanız önerilir. Barlar için giriş ücretsizdir, ancak kulüplerin çoğu girişte ücret ödemenizi isterler. Bar ve gece kulüpleri özel durumlar hariç, saat: 02.00 ve hatta 04.00’e kadar açık kalıyorlar.

Şehirde özellikle “pub” kültürü çok gelişmiştir. Şehirde herhangi bir pub’a girdiğinizde loş bir ortam, derinden gelen kısık bir müzik sesi, iyi dekore edilmiş, loş ortam.

Şehirdeki gece hayatının bir diğer yönü ise: çeşitli gece kulüplerindeki sizin becerinize kalmıştır. Özellikle “Millioners” ve “Lady Moon” gibi kulüplerde; mutlaka şansınızı denemenizi öneririm.

Öte yandan, profesyonellerle tanışmak isterseniz “Club Soho” ya da “Alcatraz” denilen kulüpleri tercih etmelisiniz. Bunlar aynı zamanda “striptiz” kulübü olarak geçiyor. Her iki kulübe giriş 10 euro.

 

GEZİLECEK YERLER

Finlandiya Helsinki Lutheran Katedrali-Senato Binası
Finlandiya Helsinki Lutheran Katedrali-Senato Binası
Finlandiya Helsinki Lutheran Katedrali-Senato Binası

 

LUTHERAN KATEDRALİ-SENATO BİNASI

Senato Meydanında: yüksek bir konumda katedral ve Senato Binası bulunmaktadır. Meydan özellikle 1 Mayıs İşçi Bayramı etkinliklerinde kullanılmaktadır. Ayrıca özellikle yaz aylarında bu meydan turistler ve şehirlilerle dolup taşar.

Meydan yakınlarındaki sokaklarda çeşitli butikler ve hediyelik eşya satan yerler bulunur, bunlar biraz pahalıdır ama ilgi çekici yerlerdir.

Katedral yüksek bir konumda yapılmıştır ve liman binaları arasından, denizden kilometrelerce uzaktan dahi görülebilmektedir. Yanına gidildiğinde de sanki bir uçurumun yanında duruyormuş gibi dik bir yamaçtadır. Finlilerin büyük bölümü (% 89) Lutheran olduğundan bu yapı dini açıdan önemlidir.

1727 yılında Tuomiokirkko Ernst Lohrman tarafından devir alındığında: bu Lutheran katedralin inşasına başlanılmıştır ve 1830 yılında ölümüne kadar bitirilemeyince, burada küçük bir kilise inşa edilmiştir.

Ancak: bu küçük kilise üzerine, günümüzde görülen büyük yapı yapılmıştır.

Bugün görülen yapı: 1832-1852 yılları arasındaki yirmi yıllık süreçte yapılmıştır. Lohmann’ın tasarımına: çatı, çan kulesi ve 1815 yılında Helsinki’ye taşınan Alman Carl Ludvig Engels tasarımı bir yan şapelin üzerine 12 havari çinko heykelleri (bunların dünyanın en büyük çinko heykelleri olduğu söylenmektedir) eklenmiştir.

Engel: Helsinki üniversitesi, ulusal kütüphane, hükümet sarayı ve Senato Meydanı gibi yerleri tasarlamış ama katedrali yapmadan önce Rusya, Berlin, Tallinn ve St. Petersburg şehirlerinde çalışmıştır.

Zaten katedral, St Petersburg şehrindeki “Saint Isaac” katedraline benzemektedir.
İlk yapıldığında Rus Çarı I. Nicholos onuruna inşa edilmesi nedeniyle “St Nichlos” kilisesi ismi verilmiştir.

Çünkü: katedral, imparatora haraç olarak inşa edilmiş, o, özgün tasarımda birkaç önemli değişiklik yapılması konusunda ısrar etmiş, bu durumda bu son derece zorlu inşaatın yapımı 20 yıl sürmüştür. İmparator, son tasarım trentlerini yansıtmak için neredeyse kesinleşmiş ve hatta bitmiş binada bile, yeni değişiklikler yapılması siparişlerini vermiştir.

Ancak: Finlandiya 1917 yılında bağımsızlığını kazanınca ismi değiştirilmiştir.

Yapının neo klasik stili ilgi çekmektedir. Yunan haçı şeklinde yapılmıştır, dış cephesi beyaz ve parlaktır. Kubbesi yeşildir. Yeşil kubbenin üzerindeki çinko havari heykelleri, Helsinki şehri silüetine hakimdir. Yapıda: 1300 kişi aynı anda ibadet edebilir.

Yapının iç kısmı basitleştirilmiştir. Bir din adamı ve Fince kurucusu olan Mikail Agricola ve Almanya’da Lutheran ve Protestan reformunun önemli lideri Martin Luther gibi önde gelen Protestan reformcuların 3 heykeli bulunmaktadır.

Sunak: ilk başta Robert Ekman tarafından boyanmış, ancak Rus imparatoru tarafından beğenilmeyince Rus Sanatçı TK Von Neffin tarafından boyanmıştır. Bu: oldukça karanlık ve kasvetli bir tablodur ve Mesih’in çarmıhtan aşağıya atılışı gösterilmektedir.

Finlandiya Helsinki Kallio
Finlandiya Helsinki Kallio

 

KALLİO

Kallio sokaklarında “Kallio Blok Partisi” her yıl Ağustos ayında yapılır. Bu etkinlikte: müzik ve çeşitli performanslar gece geç saatlere kadar sürdürülür ve genç-yaşlı herkes eğlenir.
Eskiden işçi sınıfına ait olan bu mahalle, son yıllarda kendine has ve ruhu olan butikler, kafeler, restoranlar ve barlarla hareketlenmiştir.

Semtin en ilgi çeken yeri “Hakaniemi” denilen Pazar meydanıdır. Burada: sebze, balık ve taze pişmiş ekmek, takı ve giyim gibi birçok şey bulup satın alabilirsiniz. Pazar yerinde salon içine göz atın, burada Helsinki’nin en özgün mutfak kültürünü bulabilirsiniz.

Üst katta: ahşap oymalar, yemekler, takılar, yünlü giysiler ve Marimekko giysileri, el sanatları bulabilirsiniz.

Burada ayı heykeliyle işaretlenmiş “Karhupuisto” yani “Ayı Parkı” ilgi çekmektedir. Bu parka gitmek üzere yokuş yukarı yürürken küçük-büyük kafeteryalar, barlar ve vintage mağazalar bulmak mümkündür.

Torkelinmaki; Kallio bölgesinin en prestijli caddesidir. Bu cadde üzerinde güzel bahçeler içinde, renkli taşlarla yapılmış evler görülür. Son bir not: burada “Katiharju Sauna” denilen yerde fin hamamını denemelisiniz. (giriş 12 euro)

Ayrıca: Fleminginkatu, Helsinginkatu ve Vaasankatu ve Torkkelinmaki gibi küçük mahalle ve sokakları da keşfedebilirsiniz.

“Market Square” Helsinki şehir merkezinde genellikle turistlerin ziyaret ettiği bir açık Pazaryeridir. Pazar Hall öte yandan, kendi alışveriş seçeneklerine ek olarak “Soppakeittio” gibi lezzetli yemekler sunan bir restorana sahiptir.

Buraya yolunuz düşerse, alt katta “Lentava” denilen yerde “Lehma” peynirlerini mutlaka denemenizi öneririm.

Finlandiya Helsinki Soumenlinna Kale Kompleksi
Finlandiya Helsinki Soumen Linna Kale Kompleksi

 

SOUMENLİNNA KALE KOMPLEKSİ

Burası Finlandiya’nın en popüler yerlerinden birisidir ve Helsinki’den kısa bir feribot yolculuğu ile ulaşılabilir.

Finlandiya İsveç krallığının bir parçası iken, burası adalar filosu için bir deniz üssü olarak, burası 18. yüzyıl boyunca inşa edilmiştir. Çünkü İsveç, 1700’lü yılların ilk yarısında Rusya ile savaşlarda süper güç statüsünü ve önemli doğu kalelerini kaybetti ve bunun üzerine Finlandiya savunmasını takviye etmeye gerek gördü.

1747 yılında İsveç Parlamentosu Helsinki’de bir deniz üssü ve bir sınır kalesi inşa etmeye karar verdi. İnşaat faaliyetleri, bugünkü Suomenlinna denilen yerde Susiluodot adalarında 1748 yılında başladı. İşin başında aristokrat kökenli bir İsveçli topçu subayı Amiral Augustin Ehrensvard vardı.

İddialı tahkimat planları inşaat başladıktan sonra küçültüldü ve kaynaklar deniz kalesi inşa etmeye yönlendirildi. Deniz kale 1788-1790 Rus-İsveç savaşında bir deniz üssü olarak kullanıldı.

1808 yılında, Viapori kalesi yani burası Rus-İsveç savaşı sırasında Rus kuvvetleri tarafından kuşatıldı. Küçük çatışmalardan sonra kale komutanı teslim olmaya karar verdi ve neden teslim olduğu gizemini korumakla birlikte, teslim olmasının ardından kale Ruslar tarafından ele geçirildi ve yeni bir dönem başladı.

Ertesi yıl Finlandiya Rusya’nın özerk büyük dukalığı oldu ama Viapori Rus idaresi altında bir askeri üs olarak kaldı.

Rus döneminde burada: askerler için bir kışla inşa edildi, Konstantin Ton tarafından tasarlanan bir Ortodoks kilisesi yapıldı. 1800’lerin sonunda kalenin askeri önemi kalmadı. Fon eksikliği nedeniyle surların bakım ve onarımı yapılamadı ve Viapori çürümeye terk edildi.

1853-1856 yılları arasındaki Kırım Savaşında Anglo-Fransız filosu, Ağustos 1855 tarihinde iki gün süreyle Viapori kalesini bombardıman altına aldı ve kalede hasar oluştu. 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında Viapori tahkimatı tamir edildi, ancak Viapori’nin önemi azalmaya devam etti ve sonuçta sadece bir Rus kalesi olarak kaldı.

1906 yılının yaz döneminde, Rusya’da devrimci huzursuzluk başlayınca Viapori’de isyan patlak verdi, isyancılar dört günlük isyanın ardından yenildiler. I. Dünya savaşı sırasında Viapori, Rusya’nın başkenti St Petersburg’u korumak için tasarlanan hattın bir parçası oldu.

Rus devrimi ve Finlandiya’nın bağımsızlığının ardından, Viapori, 1918 yılında yeni kurulan Fin hükümeti tarafından devralındı ve Suomenlinna (Finlandiya Kalesi) olarak ismi değiştirildi.
1991 yılında burası UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi”ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Çünkü: askeri mimari tarihinde, genel tahkimat ilkeleri ve kendine özgü özellikleri olan seçkin bir örnektir. 18. yüzyılda İsveç’in en büyük projesi olarak tasarlanmıştır.

Şehrin gürültüsünden kaçmak ve muhteşem bir okyanus manzarası izlemek için burayı ziyaret etmelisiniz. Soumenlinna üzerinde birçok kafe ve restoran bulunmaktadır. Örneğin “Cafe Piper” 1928 yılından bu yana yaz aylarında açıktır.

Burası aslında tamamen turistik bir yer olarak kabul edilse de, yine burada 800’den fazla kalıcı sakin yaşamaktadır. Ada üzerindeki çevresiyle uyumlu evlerin çoğu devlete aittir. Burayı yürüyerek gezebilirsiniz.

 

Soumenlinna Müzesi

Müze 18. yüzyıl Soumenlinna deniz kalesinin tarihini açıklayan objelerle doludur. Sergide: deniz üssü kale ve eski yaşam binaları gösterilmektedir. Ayrıca, burada özel sergiler de düzenlenmektedir.

Finlandiya Helsinki Ehrensvard Müzesi

Ehrensvard Müzesi

Müze, Suomenlinna’nın en eski yapılarından birisidir. Burası 1850’li yıllarda ada komutanının eviydi. Bugün burada Elias Martin tarafından yapılan gemi resimler, portreler ve modellerin olduğu bir sergi vardır.

 

Askeri Müze

Finlandiya’nın savunma güçleri ve Fin askerlerinin yanı sıra 17. yüzyılda Finlandiya’nın katıldığı savaşlara ait objeler sunulmaktadır. Müzenin bulunduğu yapı 1881 yılında inşa edilmiş ve aslında Suomenlinna kalesinin topçularının deposu olarak kullanılmıştır.

Finlandiya Helsinki Denizaltı Vesikko

Denizaltı Vesikko

Askeri müzeye ait bu denizaltı 1933 yılında inşa edilmiş ve 1939-1944 yılları arasındaki savaşlarda Fin donanmasının bir parçası olarak hizmet vermiştir. 1973 yılındaki restorasyon çalışmalarının ardından günümüzde bir müze olarak ziyarete açıktır.

Finlandiya Helsinki Oyuncak Müzesi

Oyuncak Müzesi

Müze 1960 yılında açılmış olup, 19. yüzyılın başından itibaren çeşitli oyuncaklar sergilerde sunulmaktadır. Koleksiyonda bulunan oyuncaklar: Finlandiya ve Fin oyunları ve sosyal tarihini yansıtır. Müzede aynı zamanda bir kafe ve müze dükkanı bulunur.

Finlandiya Helsinki Linnanmaki Eğlence Parkı
Finlandiya Helsinki Linnanmaki Eğlence Parkı

 

LİNNANMAKİ EĞLENCE PARKI

Linnanmaki eğlence parkı: 1950 yılında açılmıştır. 1950 yılından bu yana park alanını 46 milyon kişinin ziyaret ettiği söyleniyor.

Helsinki şehrinde Tivolikuja denilen yerdedir. Parka giriş ücretsizdir. Ancak tüm gün parkta kalıp oyuncaklardan yararlanmak isterseniz, bir bileklik satın almanız gerekiyor. Bileklik bir gün boyunca aktiftir. Her bileklik bir yolculuk için kullanılır. Park her gün saat: 09.00-15.45 arasında açıktır.

Finlandiya Helsinki Vioristorata
Finlandiya Helsinki Vioristorata

Vuoristorata

1951 yılında yapılmıştır. Trenin hat uzunluğu 960 metredir ve bu süre yaklaşık 2 dakika 15 saniye sürer. En üst hız limiti 60 km/h dır. Kapasite saatte 1500 kişidir. İnişin uzunluğu 49 metredir ve bu uzunluk yaklaşık 3 saniye sürer.

Finlandiya Helsinki Rinkeli
Finlandiya Helsinki Rinkeli

 

Rinkeli-Finnair Sky Whell

2006 yılında yapılmıştır. 34 metre yüksekliğe çıkar. 144 koltuk kapasitelidir, her gondol 6 kişiliktir. Saatte 1700 kişi kapasitelidir. Dönüş hızı dakikada 1 turdur. Toplam yolculuk 12 dakika sürer ve biniş ücreti çocuklar için 8 euro, yetişkinler için 12 eurodur.

Kabinlerin penceresinden Kallio ilçesinin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz. Ancak havanın yağışlı ve sisli olmaması gerekir.

Finlandiya Helsinki Panaroma

Panaroma

Kule 53 metre yüksekliktedir ve parkın açılış saatlerinde ücretsiz olarak müşterilere açıktır. Yalnız dikkat edin küçük çocukların çıkmasına izin verilmiyor daha doğrusu 100 cm boy şartı var.

Kule 1987 yılında yapılmıştır. Saatte 400 kişi kapasitelidir ve 3 dakika 20 saniyelik sürede, 32 koltukluk gurup, yaklaşık 53 metre yüksekliğe çıkmaktadır.

Finlandiya Helsinki Kieppi

Kieppi

2003 yılında yapılmıştır. 17.5 metre çapında, 32 koltuk kapasiteli ve saatte 450 kişi binebilmektedir. Burada da boy şartı var, buna binmek isteyenlerin boylarının 140-195 cm arasında olması isteniyor.

Sea Life

Burada İskandinavya ve Helsinki bölgesinin deniz yaratıklarının bulunduğu bir akvaryum bulunmaktadır.

Finlandiya Helsinki Otel Torni

 

OTEL TORNİ-ATELJEE BAR

Torni otelin en üst katındaki Ateljee Bar’dan mutlaka gün batımı manzarasını izlemelisiniz. 70 metre yüksekliktedir. Açık teras hem doğuya hem de batıya bakmaktadır. Helsinki şehrinin muhteşem manzarası yanında, burada dinlenmek mümkündür. Öte yandan, burada bulunan tuvaletten muhteşem Helsinki şehir manzarasını izlemek gibi bir lüks yapmışlar.

Finlandiya Helsinki Olimpiyat Stadı ve Kulesi
Finlandiya Helsinki Olimpiyat Stadı ve Kulesi
Finlandiya Helsinki Olimpiyat Stadı ve Kulesi

 

OLİMPİYAT STADI VE KULESİ-OLYMPİASTADİON HELSİNKİ

Bu stadyum 1952 yaz olimpiyatları için inşa edilmiş ve 12 Haziran 1938 tarihinde inşa edilmiştir. Tamamlandığında dünyanın en güzel Olimpiyat Stadı olarak lanse edilmiştir. Stadyum binası 243 metre uzunluğunda ve 159 metre genişliğindedir. Yapıldığında 70 bin kişiyi ağırlamış, günümüzde ise 39.000 koltukludur.

Stadyumun içinde: Finlandiya’nın spor geçmişini tanımak için veya farklı sergiler görmek için ziyaret edebileceğiniz Finlandiya Spor Müzesi bulunmaktadır.
Stadyumun kulesi 72 metre yüksekliktedir ve şehrin en yüksek noktalarından birisidir.

Finlandiya Helsinki Kaivopuisto
Finlandiya Helsinki Kaivopuistu

 

KAİVOPUİSTO OBSERVATORİUM

Buradaki tepe 30 metre yüksekliktedir ve burada bulunan Kaivopuisto park: 1834 yılında inşa edilmiştir. Helsinki şehrinin en sevdiği yeşil yerlerden birisidir. Bu parkta gözlemevi bulunur ve liman ile denizin muhteşem manzarası izlenir.

Ziyaretçilerin kullanımı için 3 teleskop bulunmaktadır. Üye olmayanlar: yıldızlı gökyüzüne bakmak için sonbahar ve ilkbahar akşamlarında gözlemevini ziyaret edebilirler. Ücret 4 eurodur.
Buradan muhteşem deniz manzarasını izlemek mümkündür.

Finlandiya Helsinki Jean Sibelius Anıtı
Finlandiya Helsinki Jean Sibelius Antı

 

JEAN SİBELİUS ANITI

Sibelius parkta: dünyaca ünlü Finli besteci Jean Sibelius anıtı bulunmakta olup bu anıt Eila Hiltunen tarafından yapılmış ve 1967 yılında açılmıştır. Anıt: kaynaklı çelikten yapılan organ boruları ile ve bir tarafta bestecinin büstünden oluşmaktadır.

Anıt Helsinki şehrinin en popüler heykellerinden biri olup aynı zamanda en çok ziyaret edilen anıttır. Anıt yüksekliği 8.5 metredir genişliği ise 10.5 metredir. Derinlik 6.5 metredir. 600 üzerinde boru kullanılarak yapılan anıtın ağırlığı 24 tondur.

Anıttaki iniş-çıkışlar onun hayatının iniş-çıkışlarını temsil ediyormuş. Anıtta yıpranmış olan metaller ise, yine ünlü bestecinin hayatının zorluklarını temsil ediyormuş.

Sibelius anıtının daha küçük bir versiyonu, Paris şehrinde UNESCO genel merkezinde bulunmaktadır.

 

HELSİNKİ HAYVANAT BAHÇESİ

Anakaradan bir köprüyle ulaşılabilen kayalıklı bir adada kurulmuştur. Dünyanın en eski hayvanat bahçelerinden birisidir ve 1889 yılında kurulmuştur.
Burada 150 hayvana 1000 bitkiden oluşan doğal bir ortam yaratılmıştır. Bu biyoçeşitliliği korumak için hayvanat bahçesi nesli tükenmekte olan türleri koruma altına almıştır.

Finlandiya Helsinki Ulusal Müze
Finlandiya Helsinki Ulusal Müze

 

ULUSAL MÜZE

Müze günümüze kadar olan tarih öncesi çağlara ait Fince yaşamı sunmaktadır. Benzersiz sergilerde 10.000 yıllık bir süreç boyunca bölgedeki yaşam aktarılır. Müze daimi sergileri 4 katta 6 bölümde sergilenmektedir. Bu daimi koleksiyon içinde bulunanlar: paralar, madalyalar, dekorasyon, gümüş ve silah koleksiyonu bulunmaktadır.

 

ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER

 

SUMMERTOWN PORVOO

Burası Finlandiya ülkesinin en eski ikinci şehridir ve yaklaşık 800 yıllık geçmişe sahiptir. Helsinki şehrinin 50 km kuzeydoğusundadır. Yaz aylarında buraya vapurla ulaşılır. Burası tam bir kıyı kenti olmasa bile, Porvoo nehri üzerinden Finlandiya körfezine bağlanır.

Şehrin uzun tarihinin kanıtları, günümüzde de görülebilmektedir. Bunu özellikle büyüleyici sokaklarında gezinirken hissedebilirsiniz. Yüzyıllar boyunca şehir birçok Finli sanatçıya ilham kaynağı olmuş ve hizmet vermiştir.

Özellikle: kırmızı kıyı evleri, Porvoo nehrinin en tanınmış yerlerinden geçerek, şehrin içinden akar. Başlangıçta bu kıyı evleri İsveç kralı Gustav III onuruna kırmızı boyanmıştır. Bu sahil evleri: uzak diyarlardan gelen egzotik lezzetler gibi malların saklanması için kullanılmıştır.

18. yüzyılda inşa edilen eski Porvoo yerleşim alanı: Porvoonjoki tarafından bir tepenin üzerine kurulmuştur. Evler, mimarlık tarihi açısından ortaçağ imar ve mimari stillerine uygun inşa edilmiştir ve bunlar son derece önemlidir. Eski Porvoo: çok güzel restoranlar, kafeler, mağazalar ve müzelere ev sahipliği yapmaktadır.

Eski Porvoo şehrinin merkezinde özellikle “Porvoo Katedrali”ni görmenizi öneririm. Burası şehrin en tanınmış yapısıdır. 14. yüzyılın başında inşa edilen katedral, olağanüstü güzel yapılmasına rağmen beş kez yakılmaya çalışılmış, en son 2006 yılında kundaklanmış ve yapılan yenileme çalışmaları sonucunda 2008 yılında yeniden açılmıştır.

 

Avustralya Melbourne

Avustralya Melbourne

İlk intiba: Sydney şehrinde İstanbul gibi, hareketli ve doğal güzellikleri yani denizi önem kazandığını, Melbourne şehrinde ise: kasvetli bir hava, yine de kalabalık cadde ve sokaklar bulunduğunu gördüm ve bu bana Ankara’yı anımsattı.

Evet, Melbourne şehri; Avustralya ülkesinde “Victoria” eyaletinin başkentidir.

Şehrin en büyük özelliği, ülkenin diğer birçoğu şehri gibi mahkumlar tarafından değil de, macera düşkünü, siviller tarafından kurulmuş  olmasıdır. Şehrin ismi, İngiliz Başbakanı Lord Melbourne’den geliyor.

Şehrin tarihi geçmişi ilginçtir.

1851 yılına gelindiğinde, şehir yakınlarındaki “Ballarat” bölgesinde altın bulununca, şehir bir hayalet şehre dönüşme riskini taşımıştır. Çünkü: şehirde yaşayan birçok işadamı ve bürokrat, mekanlarını kapatıp, altın bölgelerine akın etmişlerdir. Tüm bu çabaların sonucunda ise, şansı yaver giden ve altın bulanlar, şehre geri döndüklerinde, çevrelerine para saçmışlardır. Bunun sonucunda ise, ahlaki değerlerde büyük çöküş yaşanmıştır. Aşağıda söz edeceğim gibi, belki de dünyanın en büyük casinosu yani kumarhanesinin burada bulunmasının nedeni de bu durum olabilir.

Avustralya Melbourne

Şehrin  diğer bir özelliği ise

Sydney şehri ile aralarında yaşanan çekişmedir. Sydneyliler, bu şehrin iklimini sıkıcı bulurlar. Melbourneliler ise, Sydneyliler ile, kendini beğenmişlik özellikleri nedeniyle dalga geçerler. Ancak, gerçekten, birçok insanın yaşadığı bu şehirde hava pek düzenli değildir, yani havanın sağı-solu belli olmaz. Ama yine de birçok uluslar arası ankette: Melbourne, yaşanabilecek şehirler sıralamasında, hep üst sıralarda yer alır. Ancak, şunu asla unutmayın ki, Melbourne, diğer eyalet başkentleri arasında en soğuk olanıdır. Bir yaz gününde bile, soğuk hava dalgası etkili olabiliyor. Kışın ise, diğer başkentlere oranla daha soğuktur. Aslında, konum olarak, daha kuzeyde bulunması, şehrin soğuk olacağının en  büyük ifadesidir.

Mart ayında

Oranın yaz sonu olmasına ve Sydney şehrinde, 24-25 derece hava sıcaklığı olmasına rağmen; şehirde bulunduğum sürede, sürekli yağmur yağdı ve özellikle akşamları, bu yağmur o kadar şiddetlendi ki, inanılmazdı ve ıslanmamak mümkün değildi. Hatta: şehirde, merkezde birçok yerde, yerlerde büyük su göletlerinin oluştuğunu görünce şaşırdım. Bu şehri ziyaret edenlerin, ani hava değişikliklerine hazır bulunması şart. Yanınıza mutlaka ilave giysiler almalısınız.

Avustralya Melbourne
Avustralya Melbourne
Avustralya Melbourne
Avustralya Melbourne

Melbourneliler, damak zevklerine düşkünlükleriyle tanınırlar ve bunun sonucunda, şehirde yaklaşık 3000 civarında restoran bulunmaktadır. Ayrıca spora düşkünlükleri de bilinir. Avustralya futbolu, kriket ve at yarışları, şehirde yaşayan insanların büyük ilgisini çeker. Hatta: ülkeye özgü Avustralya futbolu maçlarının, 100 binden fazla seyirci tarafından izlendiği söylenmektedir. Ayrıca: yine bu şehirde: F1 yani “Grand Prix” yarışları düzenlenmektedir ki, benim bulunduğum sürede, bu yarışlar yapılıyordu ve şehirde aşırı bir kalabalık vardı, arabaların hız sırasındaki vınlama sesleri, şehrin birçok yerinden duyulabiliyordu.

Şehir daha önceleri yoğun olarak Türklerin toplandıkları bir yer iken, daha sonraları:

Çinlilerin istilasına uğraşım ve daha da değişerek, günümüzde Ortadoğuluların mekanı haline gelmiştir. Türklerin çoğu, şehirde taksi şoförlüğü yapıyorlar. Ama her yerde, Türk isimli lokantalar, marketler, kasaplar, lokumcular ve çeşitli dükkanlar görebilirsiniz. Türk mahallesinde ise: şehirdeki diğer yerlerde olduğu gibi, kapalı araba garajı ve ön-arkalarında bahçe bulunan tek katlı evler bulunuyor. Mahallenin bir diğer özelliği de: merkezindeki dini içerikli kurumların bulunması, duyduğuma göre, bazı Türkler, çocuklarını evlerinin hemen dibindeki bu dergahlara, yatılı olarak da gönderiyorlarmış.

Avustralya Melbourne

Benzinci ve marketlerde, servis elemanı bulunmuyor.

Benzinciye gittiğinizde, kredi kartı ile ödeme yapıyorsunuz ve sonra da, pompa başında, benzini kendiniz dolduruyorsunuz.

Markette ise, alışveriş yapıp kasaya yöneldiğinizde, kasada kasiyer olmadığını görürseniz şaşırmayın, aldıklarınızı elektronik ortamda okutun ve sonuçta kredi kartı ile ödemenizi yapın. Marketlerin bir kısmının 24 saat açık olduğunu görünce şaşırdım, öte yandan, çalışan insanlar için, bunların 24 saat açık olmasının çok mantıklı olduğu bir gerçektir.

Avustralya Melbourne

Evet. Melbourne şehrinde, Melbourne Airport havaalanı (MEL) var. Burası, şehir merkezine 22 km. uzaklıktadır. Sydney-Melbourne arasındaki uçuş, yaklaşık 1 saat 40 dakika sürüyor ve ücreti: 175 dolardır. Melbourne havaalanında uçaktan indikten sonra, üstü kapalı, yanları açık bir tünel gibi yerden, uzun süre yürüyerek terminale giriyorsunuz.

Terminal içinde (iç hatlar terminalini kullandığım için, yalnızca bundan söz edebileceğim) biniş kartını aldıktan sonra, bagajlarla birlikte kontrol ve sonra, uçak kapısına geçiliyor. Temiz ve küçük bir terminal var. Ancak: söylediğim gibi, bir kısım uçaklar, ülke  dışından, doğruca buraya geliyorlar, onların uluslararası terminal bölümündeki uygulaması hakkında bilgi veremiyorum. Gerek giderken ve gerekse dönüşte, büyük yoğunluk yaşadık, çünkü yukarıda da söylediğim gibi, şehirde F1 Grand Prix otomobil yarışları yapılıyordu.

Avustralya Melbourne
Avustralya Melbourne
Avustralya Melbourne

GEZİLECEK YERLER

Avustralya Melbourne
Avustralya Melbourne
Avustralya Melbourne
Avustralya Melbourne

Melbourne şehrine ulaşmak için: bulunduğunuz yerden giderken, bir  takım köprüler üzerinden geçiyorsunuz. Bu köprülerden en meşhur olanı: yapım aşamasının hemen ardından çöken ve bir kısım insanın ölümüne neden olan, yapıldıktan sonra ise, üzerinden atlayarak intihar eden insanlarla öne çıkan ve bunun engellenmesi için, çevresi kapatılan bir köprüdür.

Doğal olarak, çevresi kapalı olduğundan, çevredeki muhteşem manzarayı fotoğraflamak mümkün olmadı.

Ama, bu köprü, şehrin birçok yerinde, uzaktan görülebiliyor.

Avustralya Melbourne
Avustralya Melbourne

Şehirdeki yollar, bu köprüler ve otobanlar ile ilerliyor. Şehir merkezine vardığınızda: otopark sorunu hat safhada, parkomatlara para atmak ve hatta park yeri bulmak büyük sorun. Bu yüzden: şehir merkezi yakınlarında aracınızı bırakıp, şehir merkezini yürüyerek gezebiliyorsunuz, ama birkaç yere gitmek için, yürümek yeterli değil, araba şart.

Avustralya Melbourne
Avustralya Melbourne

Şehir içinde: merkezde, faytonlar ilgimi çekti. Turistik olarak sanırım böyle bir uygulama yapıyorlar.

Avustralya Melbourne
Avustralya Melbourne
Avustralya Melbourne
Avustralya Melbourne
Avustralya Melbourne

Bunun dışında

Şehir merkezi ki, tren istasyonunun bulunduğu bölge: bir hayli kalabalıktı. Melbourne hareketli bir şehir merkezine sahip, her ne kadar hava kapalı ve yağmurlu olsa da, insanlar sokaklarda ve caddelerde geziyorlar, meydanlarda dolanıyorlardı.

Avustralya Melbourne
Avustralya Melbourne

Şehrin, tam ortasından “Yarra” nehri geçer. Bu nehir, şehre ayrı bir güzellik katıyor. Hatta: nehir, okyanusa ulaşmasına birkaç mil kala: gezinti tekneleri, kotralar ve yük gemilerini barındırır. Nehrin kıyısındaki yollarda ise: bisikletçiler, koşucular görebilirsiniz. Hatta nehirde bir gezintiye katılmak isterseniz: Princes Köprüsünün hemen yanından kalkan teknelere binebilirsiniz.

Ancak, şehir büyük. Yani, gezilecek yerlerin hepsini, bir anda görmeniz mümkün değil. Gün içinde, en fazla iki-üç yere gidebilirsiniz. Planınızı buna göre yapın.

Avustralya Melbourne

Evet: gelelim, şehirde gezmenizi-görmenizi önereceğim yerlere:

Avustralya Melbourne Rialto Towers

RİALTO TOWERS

Ülkenin en yüksek binasıdır. Collins Street caddesindedir. Bu yapının, 55’nci katından, şehrin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz. Bu gözlem yerinin, yerden yüksekliği: 254 metredir. Binada bulunan, Rialto Vision isimli sinemada ise, yaklaşık 20 dakikalık bir belgesel film gösteriliyor. Tabii çıkış ücretli, 10 dolar. Biz, şehir ziyaretimizde, bu binaya çıkmak istedik, ancak: Cumartesi günü gittiğimizde bina kapalı idi ve çıkamadık. İnanılmaz, yani, binanın kapalı olmasını anlayamadım, turistik bir yer ve Cumartesi günü, özellikle F1 yarışlarının olduğu ve şehrin bir hayli kalabalık olduğu bir gün kapalı olması, inanılmaz.  Binanın önünde bir gondol vardı, onu fotoğrafladım.

CROWN ENTERTAİNMENT COMPLEX

Burası, liman bölgesinde bulunuyor. Yani: Yarra nehrinin güney kıyısındadır. Her türlü ihtiyacı karşılamak mümkündür. Dünya standartlarında alışveriş, lüks konaklama, dinamik oyun alanları ve heyecan verici canlı eğlence var. Burberry, Louis Vuitton, Prada, Versace ve daha fazla prestijli marka ürünleri satılıyor.

Avustralya Melbourne Crown Entertainment Complex
Avustralya Melbourne Crown Entertainment Comlex
Avustralya Melbourne Crown Entertainment Comlex
Avustralya Melbourne Crown Entertainment Comlex

Burada: Crown Towers Hotel ve Crown Casino gibi, muhteşem büyük ve güzel mekanlar var. Özellikle, Crown Casino: ülkenin ve dünyanın en büyük kumarhanesi olarak öne çıkıyor.

Bir akşam zamanı, Crown Casino’yu görmeye gittim. Arabamızı çok zor şartlarda, uzak bir yere park ettikten sonra; yürüyerek Casino girişine ulaştık ki, büyük bir kalabalık vardı. Ancak: giriş lobileri, gayet geniş, yüksek tavanlı ve ferah. Casino: zemin katında, küçük çaplı oyuncular için ve diğer üst katlarda ise, üye ve büyük oyuncular için kurulan oyun alanları şeklinde yerleşmiş, yani üst katlardaki oyun alanlarına çıkmak için üye olmak gerekiyormuş. Zemin kat için böyle bir zorunluluk yok, hatta kılık-kıyafet zorunluluğu bile yok. Girişte, özel güvenlik görevlileri, girenleri göz le kontrol ediyorlar ve yaşının küçük olduğunu düşündükleri müşterilere-ziyaretçilere kimlik kartı sorarak yaş kontrolu yapıyorlardı.

Burada, zemin katta

yaklaşık 2500 civarında oyun makinası bulunduğu söyleniyor. Hatta oyun makinalarının yerleştirildiği alanın bir kilometre uzandığı söyleniyor. Bu oyun makinaları eskiden olduğu gibi, jetonla çalışan, kollu makinalar değildir. Bunlar: para oyuncu tarafından makinaya verilen ve kazanıldığında yine makinadan alınan, kolla değil, düğme ile çalışan makinalardır. Belli işaretlerin, hepsinin yan yana gelmesi ile para kazanılıyor. Tabii, yalnızca bu elektronik oyun makinaları değil, canlı oynanan birçok oyun ortamı da var. Özellikle: Black Jack, 21, rulet ve daha birçok oyun, kumara yönelik, şansını denemeye yönelik her türlü ortam hazırlanmış, ancak dikkatimi çekti, burada diğer kumarhanelerde olduğu gibi, ücretsiz, içki veya yiyecek servisi yok. Yani: ziyarete veya oyun oynamaya gelenlere her türlü ikramın yapıldığı diğer Casinolara benzemiyor, içeride kaldığımız 2-3 saatlik sürede, bir ikram düzeni görmedim.

Genellikle, içeride çok sayıda Çinli bulunduğunu gördüm.

Çinliler kumar oynamak için burayı tercih ediyorlarmış. Canlı oyunlardaki görevlilerin hepsinin üstünde, kamera sistemi bulunuyor. Söylenenlere göre: herhangi bir itirazı önlemek için bu kameralar konulmuş ve itiraz olduğunda, kameralardaki görüntüler incelenerek, haklı bulunuyormuş. Hatta: yine söylenenlere göre, bizim orada bulunmamızdan bir iki gün önce, bir oyuncu 30 milyon dolar kazanmış ve mekandan ayrıldığında ise, kameraların başındaki Casino görevlilerinden biriyle anlaştığı, karşı tarafın elinin bu kamera ile gözlendiği ve oyuncuya tiyo verildiği söyleniyordu.

Evet: içeride, şık ve güzel görevliler dışında, yine şık ve güzel, seksi kıyafetler içindeki bir çok insan görmek mümkündür. Mekanın giriş kapılarının bulunduğu yerlerden birinde, ilginç bir havuz gördüm. Ayrıca:  yine mekan içinde, çeşitli lüks marka ürünlerin satıldığı mağazalar da bulunuyor. Hatta: kafe tarzı, yorulan ve dinlenmek isteyen oyuncuların bulunduğu yerler de vardı. Sonuç olarak: ben burada kaldığım birkaç saatlik süre içinde: asla, gülerek, sevinerek tepki veren, yani kazanan görmedim, hiç mi yok, sanmıyorum, yoksa bu kadar kalabalık olması anlamsız olurdu, insanlar: söylenenlere göre, büyük meblağlar kazanıyorlarmış ama, sonraki günlerde bunları ve hatta daha fazlasını geri verenlerin de olduğu kesin, yine bir söylenti: bu mekanın otopark ve tuvaletlerinde, her gece 4-5 kişinin, aşırı kayıpları nedeniyle intihar ettikleri söyleniyor. Sanırım en güzel olanı: bu renkli mekanı gezmek, insanların hırslarını izlemek olsa gerek ki, ben de öyle yaptım.

Avustralya Melbourne Southbank

SOUTHBANK

Burası, nehir kıyısında, bir gezinti ve alışveriş bölgesi olarak öne çıkıyor. Hemen karşı kıyısında, tarihi özellikleri öne çıkan bir yelkenli tekne demirlemiş durumdadır. Bu tekne: 1885 yılında yapılmış ve İrlanda’da suya indirilerek, buralara kadar gelmiş ve günümüzde, denizcilik müzesi olarak kullanılıyor.

Avustralya Melbourne Victorian Arts Centre
Avustralya Melbourne Victorian Arts Centre

VİCTORİAN ARTS CENTRE

Şehir merkezinde, güneyde, nehir kıyısında, St.Kilda Road bölgesindedir.

Dikkatli bakınca, Paris’te bulunan Eyfel kulesine benzerliği dikkati çekiyor. Kule: altın ve gümüş renk ağırlıklı, beyaz rengin hakim olduğu bir yapı. Kulenin bulunduğu yerde: Victorian Arts Centre var. Bu kompleksin içinde ise: kule yanında: 1968 yılında hizmete giren, Ulusal Galeri var. Galerinin adı: “NGV İnternational”. Burada, farklı ülkelerden, farklı sanatçıların eserleri sergileniyor. Bu sanatçılardan bazıları: Tiepolo, Rodin, Henry Moore. Burada, aynı zamanda, gayet güzel bir “Çin Porselenleri” koleksiyonu da sergileniyor.

Kulenin hemen altında: Theatres Building denilen yerde: müzikal, opera ve bale gösterileri yapılıyor. Hemen yan tarafta bulunan: Concert Hall bölümünde ise, senfoni orkestralarının konserleri düzenleniyor.

Avustralya Melbourne St Paul’s Cathedral
Avustralya Melbourne St Paul’s Cathedral

ST.PAUL’S CATHEDRAL

Princes köprüsünün karşı tarafından, nehrin öbür kıyısındadır. Kilise: şehrin tam merkezinde, iş merkezlerinin arasında gizlenmiş.

Yapının orijinali, tamamlandıktan birkaç yıl sonra, 1920’li yıllarda, bu kuleler ilave edilmiştir.

COLLİNS STREET

Şehrin en iyi alışveriş mekanlarının bu cadde üzerinde ve hatta, hemen yakınındaki Brooke Street üzerinde bulunduğu iddia ediliyor. Brooke Street üzerinde: çok katlı, iki büyük mağaza var. Bunlar: Myer ve Davit Jones. Ayrıca: Block Arcade, ilginç mimari yapısıyla dikkati çeken bir alışveriş merkezidir.

Avustralya Melbourne Parliament House
Avustralya Melbourne Parliament House
Avustralya Melbourne Parliament House
Avustralya Melbourne Parliament House

PARLİAMENT HOUSE

Spring Street caddesindedir. Bu binanın, Londra şehrindekinden sonra, dünya üzerinde en güzel parlamento binası olduğu söyleniyor. Zaten, binada bulunan mobilyaların birçoğunun, Londra-Westminster Sarayındakilerin birer kopyası imiş. Bina: 1854 yılında yapılmıştır. Gittiğinizde eğer oturum yoksa, rehberli turlarla gezmek mümkün. Ben gittiğimde, Cumartesi günü olması nedeniyle kapalı olduğunu öğrendim ve giremedim. Ama öğrendiğime göre özellikle yapının alt katında, ilk kuruluş döneminden kalma kasalar, ülkenin tarihine ilişkin objelerin sergilendiği camekanlar bulunuyormuş, yani şehre yolunuz düşerse, buraya uğramayı ihmal etmeyin.

Avustralya Melbourne Kaptan Cook’s Cottage
Avustralya Melbourne Kaptan Cook’s Cottage
Avustralya Melbourne Kaptan Cook’s Cottage
Avustralya Melbourne Kaptan Cook’s Cottage
Avustralya Melbourne Kaptan Cook’s Cottage

KAPTAN COOK’S COTTAGE

Şehir merkezinde, Fitzroy bahçeleri içindedir. Avustralya’yı keşfeden Kaptan James Cook anısına yapılmıştır. Özellikle: evin bulunduğu bahçe muhteşem güzel, zaten insanlar yaz aylarında, buraya piknik yapmaya geliyorlarmış. Çok büyük ağaçlar var, ağaçların gövdelerine sarılmış nesneler ilginizi çekecektir ki, bunlar park alanında bulunan çeşitli hayvanların ağaçlara çıkarak ağaçlara zarar vermelerini engellemek için yapılmıştır. Öte yandan, park alanı içinde, fotoğraf çektirmek üzere buraya gelmiş, gelin-damat görebiliyorsunuz, tabii yanlarında büyük bir kalabalık ile birlikte.

Evet, biz gelelim, kıtanın kaşifi Kaptan James Cook’un bu şehre geldiğinde kaldığı eve. Bilet ücreti ödeyerek girilen ev: şehirdeki binalar içinde, Victoria tarzı en eski binalardan biridir. 1755 yılında yaptırılmıştır. Aslında, Kaptan Cook, yani büyük kaşif, bu şehirde hiç yaşamamıştır. Bu gördüğünüz ev , 1930’lu yıllarda, Kaptan Cook’un yaşadığı yer olan Cleveland şehrinden, buraya getirilmiştir. Evde, kaşiften kalan tek kanıt, üzerinde J.C. harflerinin bulunduğu bir gemici sandığıdır.

Ev: 2 katlıdır. Zemin katında: yemek odası, mutfak ve aşçı yatak odası, dar ahşap merdivenlerle çıkılan üst katta ise: kaptanın yaşam ve yatak odası bulunuyor. Odalardaki malzemeler, dönemin orijinalliğini taşımaktadır. Fondaki ses, kaptan hakkında İngilizce bilgiler veriyor.

Küçük binanın hemen yan tarafında: kaptan ile ilgili hediyelik eşyaların satıldığı minik bir mekan var, burada  dikkatimi çeken, kaptanın denizler üzerindeki yolculuklarını gösteren, ışıklı bir dünya  haritasıydı. Kaptan: ömrü boyunca, bu kıtaya, İngiltere’den hareket ederek dört kez gelmiş, son seferinde, güney Amerika kıyılarındaki bir çatışmada ölerek hayatını kaybetmiştir.

Evet: evin hemen arkasında, büyük olmayan ama her türlü sebzenin bulunduğu bir bahçe var. Bahçenin hemen yanında, kaptanın döküm bir heykeli ve bunun arkasında, insanların arkasına geçerek fotoğraf çektirdikleri resimli bir pano var. Güzel havalı bir günde buraya gitmenizi, evi gezmenizi ve park ta mutlaka küçük bir mola vermenizi öneririm.

OLD MELBOURNE GAOL

Burası, bir hapishane. Russel Street caddesinde, polis merkezinin hemen karşısındadır. Buranın öne çıkan özelliği: bugüne kadar içinde 100 den fazla idam yapılmış olmasıdır. Yapı: 1854 yılında inşa edilmiştir. 3 katlıdır. Buradaki hücreleri gezebilmek mümkün.

SCİENCEWORKS AND MELBOURNE PLANETARİUM

Burası, bir bilim ve teknoloji müzesidir. Ama daha çok öğrenim çağındaki çocuklara hitap etmektedir. Bu müzede görebileceğiniz yerler: Bunjilaka yani Aborjin eserleri, Pasifika Galerisi yani Pasifik bölgesinden gelen eserlerin bulunduğu yer ve Yaşayan Orman Galerisi, Bilim ve Yaşam Galerisi, Çocuk Müzesi ve gösteri alanlarıdır.

Avustralya Melbourne Museum
Avustralya Melbourne Museum

MELBOURNE MUSEUM

Şehir merkezinin kuzeyindedir. Müzede görebilecekleriniz: Dinozor iskeletleri, yağmur ormanı, Aborijin kültürü eserleri. Aynı sıkıntıya düşmemeniz için, yazmakta yarar var, şehir merkezini ziyaret ettiğim Cumartesi günü, bu müze de kapalıydı. Yani, müzeye giremedim, ama müzenin güzel olduğu söyleniyor.

Avustralya Melbourne Çin Mahallesi

ÇİN MAHALLESİ

Şehrin Çin Mahallesi, Swanston Street caddesinin doğusundaki, Little Bourke Street bölgesindedir. Giriş kapısı: süslü ve fenerlerle süslenmiştir.

Çin mahallesi geçmişi 1850’lerin altına hücum günlerine kadar uzanan, Melbourne’un kendine özgü ve tanınmış bir bölgesidir. Chinatown Melbourne, batı dünyasındaki en uzun sürekli Çin yerleşim yeridir. Çin Mahallesinin temel karakteri ve odak noktası, bölgeyi Bourke Caddesi ve Lonsdale Caddesine bağlayan sokakların bulunduğu Little Bourke Caddesi boyuncadır.

Burada, Çin lokantaları ve alışveriş mekanları bulunuyor. Çin’den gelen servet avcıları (altına hücum dönemlerinde) altın aramaya başlamadan önce ve yaptıkları kazıların ardından, bu semtte toplanırlarmış, çünkü kiralar ucuzmuş. Çin Mahallesi, Çin yemek kültürüne düşkün olanlar için çok uygun restoranlara sahip. Özellikle, öğle yemeklerinde bunlar dolup taşıyor.

Avustralya Melbourne Kensington

KENSİNGTON

Burası, şehrin kuzeyinin merkezi. Burada: MaCauley ve Bellair caddeleri boyunca, yerel perakende satış mağazaları ve kafeler bulabilirsiniz. Ağaçlık, yemyeşil bir caddedir.

QUEEN VİCTORİA MARKET

Şehrin kuzey bölgesindedir. Benim bulunduğum bölgeye bayağı uzak idi, yaklaşık 1 saatlik bir yolculuk sonunda buraya ulaşabildik.

Burası bir Pazar yeri. Ancak, haftanın belirli günleri kuruluyor, gitmeden önce, bu günleri öğrenmeniz şart. Avustralya ülkesinde tarım ürünü olarak ne yetişiyorsa, burada bulup satın alabilirsiniz. Hatta, dünyanın birçok yöresinde yetiştirilen sebze ve meyveleri de buradan bulup satın alabiliyorsunuz. Ayrıca: ucuz giyim eşyaları, antikalar ve diğer bazı ufak-tefek eşyaları da bulup satın alabilirsiniz.

Pazar; kenarları ve üstü kapalı, içinde tahta tezgahlar üzerinde satış yapılan bir yerdir. Bu tezgahlar üzerinde, aslında döküntü bir görüntü olmasına rağmen, ilginizi çekecek bir şeyler bulup satın alabilirsiniz. Cep telefonu tamircileri var, tezgah üzerinde birkaç dakika da cep telefonu arızalarını tamir ediyorlar ve 50 dolar ücret alıyorlar. Pet yani ev hayvanları satıcıları var.

UG bot, ülkeye özgü bot, terlik, ayakkabı satıcıları var. Çeşitli elektronik cihaz satıcıları var. İlgimi çeken: bir tezgahta malların seyirciler arasında, açık arttırma ile satılması idi. Ayrıca: yine, bir sihirbaz, birkaç metal para karşılığında, seyircilere hünerlerini sergiliyordu. Şehirden hediyelik ufak tefek bir şeyler satın almak isteyenler, buraya yolunuz düşecekse, buradan almanızı öneririm, çünkü şehir merkezine oranla, fiyatlar yarı yarıya.

Evet, pazar yerinin bulunduğu yer, büyük bir park alanıdır. Bu park alanında: dünyaca ünlü basketbol  toplarının üretildiği bir fabrika bulunuyor. Ayrıca: yine suni bir göl ve piknik alanları var. İnsanlar: bu piknik alanlarını doldurmuşlar, göl kıyısında ördekler, martılar dolanıyor. Yani: güzel bir ortam yaşamak isterseniz ve ardından alışveriş, işte burayı  mutlaka ziyaret etmelisiniz.

ROYAL BOTANİC GARDENS

Şehrin güneyindedir. Park, benzerleri değerlendirildiğinde, dünyadaki parkların en iyilerinden biridir. Burayı ziyaret ettiğinizde: şehrin, aynı zamanda, dört mevsimi yaşadığına şahit olabilirsiniz. Çünkü, park, yılın her bölümünde ayrı güzellikleri yansıtıyor. Yürüyüş yapabileceğiniz bu park alanında, dünyanın birçok yerinden getirilmiş, yaklaşık 15.000 tür bitki bulunuyor.

SHRİNE OF REMEMBERANCE

Bu bir anıt. Tüm savaşlarda ölen Avustralyalı askerler anısına dikilmiştir. Her yıl, Ateşkes Gününde, burada, yapının çatısından gelen bir ışık huzmesi ile, anıt aydınlatılıyor.

Avustralya Melbourne Royal Melbourne Zoological Gardens

ROYAL MELBOURNE ZOOLOGİCAL GARDENS

Burası, bir hayvanat bahçesidir. Burada: kıtaya özgü, kanguru, koala gibi hayvanları görebilirsiniz. Hatta, uzak ülkelerden getirilmiş, fil, maymun ve zürafaları da görmek mümkün.

MELBOURNE AQUARIUM

King Street-Flinders Street köşesindedir. Burada: dev köpekbalıkları ve vatozları görebilirsiniz. Buradaki tünel içinde, yaklaşık 2 saat geçirmek üzere zaman ayırmalısınız.

Avustralya Melbourne Federasyon Meydanı
Avustralya Melbourne Federasyon Meydanı
Avustralya Melbourne Federasyon Meydanı
Avustralya Melbourne Federasyon Meydanı
Avustralya Melbourne Federasyon Meydanı

FEDERASYON MEYDANI

Yarra nehrinin kıyısındadır. Melbourne şehrinin şehir meydanıdır. Zaten, şehrin merkezinde, tren istasyonunun hemen karşısındadır.

Burada: sanat galerileri, sinemalar, ödüllü restoranlar, kafe ve barlar bulunmaktadır. Aynı zamanda, festivallere ev sahipliği yapmaktadır. Benim bulunduğum gün, burada “Malezya” festivali  düzenleniyor du, kurulan sahnede Malezya müzisyenleri müzik yapıyorlardı. Kalabalık bir meydan, şehirdeki insan yaşamını ve profilini izlemek isterseniz, burada zaman geçirmek gerekir. Meydanın hemen yanında, büyük bir kilise yükseliyor.

GUIDE TO THE GREAT OCEAN ROAD

Muhteşem büyük okyanus yolu, vahşi ve rüzgarlı Güney Okyanusu boyunca uzanan deniz kenarındaki kayalıkları kucaklıyor. İkonik yol boyunca uzanan çarpıcı manzaralar, sarp kayalıklarla, boş plajlarla ve parlak yeşil kırsal alanlarla çevrili yükselen kayalıklarla hayranlık uyandırıyor. Efsanevi sörf, yerel yaban hayatı, unutulmaz yürüyüş ve bisiklet parkurları ekleyin, her virajda görülecek ve yapılacak birçok şey bulacaksınız.

Dünyaca ünlü 12 Havarinin oturduğu engebeli ve rüzgarlı kıyı şeridini görün. Avustralya’nın ünlü Büyük Okyanus Yolu boyunca Güney Okyanusundan yükselen, bir zamanlar ana karadaki kayalıklara bağlanan bu muhteşem 45 metre yüksekliğindeki kireçtaşı sütunları bulacaksınız.

ALEXANDRA GARDENS

Yarra nehrinin güney kıyısında yer alan Alexandra Bahçeleri, Kings Domain, Domain Parklands ve Kraliyet Botanik Bahçelerine bağlanır. İlk kez 1904 yılında kurulan bahçelerin en dikkat çekici özelliği, Yarra nehri boyunca sıralanan tarihi kayıkhanelerdir. Bahçelerin palmiye ağaçları, süs çalıları ve ağaçlarla kaplı caddeleri Kraliyet Botanik Bahçeleriyle birleşiyor ve yıldız şeklindeki bahçe yatağı Avustralya Federasyonu’nu temsil edecek şekilde tasarlanmıştır. Bahçenin nehir kıyısındaki barbeküleri aile gezileri, açık havada ofis Noel partileri ve Moomba kutlamaları için Melbourneliler arasında popülerdir.

BİRRARUNG MARR

Birrarung Marr, Yarra Nehrinin kuzey kıyısında, Federasyon Meydanının yanında yer alan bir şehir parkıdır. 2002 yılında açılan bu alan, topluluk için ve halka açık etkinliklerin, önemli etkinliklerin ve festivallerin kutlandığı bir yer olarak yaratılmıştır. Parkın ismi başlangıçta bölgede yaşayan Wurundjeri halkının dilinden gelmekteydi. Birrarung; sislerden oluşan nehir anlamına gelir ve marr yan anlamındadır.

Parkta, Victoria’nı yerli kültürünün çeşitliliğini kutlayan Birrarung Wilam Aborijin sanat enstalasyonu bulunuyor. Dolambaçlı bir yol, yılan balığının geleneksel bir besin kaynağı olarak önemini vurguluyor ve metal kalkanlardan oluşan yarım daire, Kulin Ulusunun beş gurubunun her birini temsil ediyor. Diğer özellikler arasında Deborah Halpern’in iki başlı Melek Heykeli ve farklı kompozisyonlarda günde üç kez çalan 39 ters çevrilmiş çandan oluşan Federasyon Çanları yer alıyor. Parkın William Barak yaya köprüsü doğrudan MCG’ye çıkar.

Avustralya Brisbane

Canberra

Sydney

Darwin

Avustralya Genel özellikleri

 

Manisa Gördes

Manisa Gördes

Halısı, yeşili, üzümü ve mesir macunu ile öne çıkan bir yöremizdir. Ama: inanın tüm bu güzelliklerden daha önemli bir özellik dikkatimi çekti. Gördes yazısını yazmamın üzerine, çok kısa bir sürede, yüzlerce kişi bu yazıyı okudu.

Bu elbette benim için bir gurur kaynağı. Başka yönden bakınca ise: ya Gördesliler, muhteşem bir şekilde, internet tutkunu ve yöreleriyle ilgili yazılanlara meraklı ve okuyorlar, çok güzel. Ya da: bu yazıları okuyan gerek dünya üzerinde ve gerekse ülkemizde: Gördes yöresini merak eden birçok insan var.

Bu da: Gördes yöresi için gurur verici bir olay, umarım Gördes Kaymakamlık ve Belediye yetkilileri; bu yoğun ziyaretçi sayısını öğrenirler ve Gördes’i ziyarete gelebilecek bu insanlar için gerekli tedbirleri alırlar.

ULAŞIM

Gördes, Manisa il merkezine 110 km. uzaklıktadır. İl merkeziyle arasındaki yol, kıvrıla kıvrıla gider, dağların arasından Gördes gelenleri karşılıyor. Gördes, İzmir şehir merkezine ise, 137 km. uzaklıktadır.

Bunların  dışında, Gördes ilçesinin, Akhisar’a uzaklığı: 58 km. ve Salihli’ye uzaklığı ise: 81 km. dir.

Manisa Gördes

TARİHİ

Gördes, antik dönemde, Atina kralı Kadüz’ün oğlu tarafından kurulur. Lidya döneminde ise, “Julia Gordes” olarak anılır.

Gördes kelimesi: Anadolu’nun birçok yerinde isim olarak kullanılır. Günümüzdeki, “Gördes Anadolu “kelimesi Yunanca, “Güneşin doğduğu yer” anlamına gelen “Anatolia”dan doğmuştur.

Romalılar: doğuda kaldığından, buraya, “Doğu Toprağı” anlamında “Thema Anadolia” ismini verirler. Gördes ismi, yabancı kaynaklarda ise “Guerdez” olarak geçer.

Gördes, tarihi süreç içinde: Persler, Makedonyalılar, Roma imparatorluğu ve Bizans imparatorluklarının egemenliğine girer. 1071 Malazgirt savaşından kısa bir süre sonra ise, Türklerin eline geçer.

Selçuklu Devletinin yıkılmasından sonra, Karesi Beyliği hakimiyeti ele geçirir. 1641 yılında ise, yöre, nikah sonrası çeyiz yolu ile, Osmanlılara geçer.

Bölge, 1920 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal edilir. 14 aylık işgal süresinin sonunda, 1922 yılında kurtarılır. Bu Yunan işgali sırasında çıkan yangınlarda, Gördes’teki birçok kıymetli halı yanar ve ilçenin kültürel dokusu büyük zarar görür.

23 Ocak 1940 tarihinde, eski Gördes şehrinde, büyük bir toprak kayması olur. Bunun üzerine, 1948 yılında, bugünkü yerleşim yerine taşınılır. Taşınılan yeni yerleşim yeri, eski yerleşim yerinden 3 km. ileride, kayalık bir zemin üzerindedir.

Osmanlı döneminde, Şehzadeler şehri olarak tanınmaktadır. Üzümün ana vatanı olarak bilinir.

Manisa Gördes

GENEL

İşsizlik yüzünden, nüfusunun önemli bir bölümünü yıllarca dışarıya göç olarak verir. Anayollardan uzak olması da, buranın en büyük dezavantajıdır.

İlçe, deniz seviyesinden 680 metre yüksekliktedir. Yazları, kurak ve sıcak, kışları ise ılık ve yağışlı bir iklim hakimdir. Ormanlık alanlar, ilçe yüz ölçümünün % 45’lik bölümünü kaplar. En önemli akarsuyu: Gördes (Kum çayı) deresidir.

İlçenin en temel kaynağı: tütüncülük ve haşhaş üretimidir. Ayrıca: buğday ve arpa yetiştirilir. Son yıllarda ise, kiraz, çilek üretimi yaygınlaşmıştır.

Manisa Gördes Halıcılık

HALICILIK-NE SATIN ALINIR

Gördes denilince, akla hemen halıcılık gelir. Türk halılarının, düğüm tekniğine, Gördes halıcılığı ismini verir.

Halıcılık bu yörede: 17.yüzyıldan sonra yaygınlaşır ve kısa sürede Anadolu’nun en ünlü halı merkezlerinden biri haline gelir. Gördes düğümü ile yapılan halıların canlı renkleri dikkat çeker. Halı’ya ilginiz varsa, burada mutlaka ilginizi çekecek halı bulup, satın alabilirsiniz.

Ancak, taban halılarından ziyade, burada seccade bulabilirsiniz, zaten seccadeler ünlü. Hakim renkler: kırmızı, mavi, deve tüyü ve kremdir.

En belirgin özelliklerinden biri de, basamaklı ters “V” ya da at nalı şeklindeki mihraplarıdır. Gördes seccadelerinde: desen ve bordürlerine göre, değişik adlar kullanılır.

Çiçek motiflerinin stilizasyonu sonucu oluşan kırmızı renkli iri rozetlerin, elmaya benzemeleri nedeniyle, bu motiflerin kullanıldıkları tip “Sütunlu Gördes” ve zeminde minik çiçekli motiflerin kullanıldığı tip “Sinekli Gördes” olarak isimlendiriliyor.

Sinekli Gördes, genellikle kız çeyizi için dokunduğundan “Kız Gördes” olarak da isimlendirilmektedir.

Manisa Alaşehir hakkındaki gezi yazım için  Alaşehir