Avusturya Viyana Ring Dışı

Avusturya Viyana Ring Dışı

Bu bölümdeki gezimizde, şehrin Ring dışındaki, yani Ring bulvarı  dışındaki bölümlerini gezeceğiz.

Avusturya Viyana Ring Dışı Hundertwasser Haus

HUNDERTWASSER HAUS

Kegelgasse bölgesindedir.

Rengareng ve tuhaf mimarisi olan bir yapı. Ama, bu durumu ile, şehir dışından gelen ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Bu yapının tasarımı : Avusturya’nın en iyi sanatçılarından biri olan: Friedensreich Hundertwasser tarafından yapılmıştır. Şehirde, bu mimarın birçok eserini görmek mümkün. Ama, burası şehrin tam merkezinde kurulmuş, rengarenk bir köy olarak öne çıkıyor ve şehre gelen turistler tarafından yoğun olarak ziyaret ediliyor.

Yapıdan içeriye girdiğinizde: mimarın şu sözleriyle karşılaşılıyor: “Doğayla barışık olun, yağmuru kurtarın, her yağmur damlası doğadan öpücüktür”

Dış cephesi: dalgalı. Parlak boyalı kiremitleri, seramik ve soğan tarzı kubbeleri var. Ayrıca: güzel bir avlusu ve bu avluda bir restoran bulunuyor. Binanın hiçbir yerinde: düz öğe kullanılmamıştır. Dış yüzey ise: rengareng düzenlenmiş. Teras bölümü: 250 ağaç ile yeşillendirilmiş ve büyük bir bahçeyi andırıyor. Binada: 52 daire ve 4 dükkan bulunuyor.

Şehrin: en iyi “Schnitzel” yemeğinin burada yapıldığı söyleniyor. Şehrin ziyaretçileri, burayı mutlaka ziyaret ediyorlar.

Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Belvedere

SCHLOSS BELVEDERE (BELVEDERE SARAYI)

Konumu: Innere Stant’a yakındır. Burası: Savoy Prensi Eugene’nin yazlık sarayıdır. Giriş ücretli. Saray yapısında: heykeller, çeşmeler, şelaleler, göller ve bahçeler ile güzel bir yapılaşma görülüyor. Saray yapısı: 1668-1745 yılları arasında, mimar Johann Lucas tarafından yapılmıştır. Yapı: barok stildedir. İki bölümden oluşmaktadır. Bu iki bölüm: göz alıcı bir bahçe ile birbirine bağlanmaktadır.

Avusturya Viyana Ring Dışı Unteres Belvedere

Unteres Belvedere

Saray: Prensin ölümünden sonra: Maria Theresa’ya geçer. Buranın terasından: Viyana şehrinin muhteşem manzarası görülüyor, mutlaka izleyin. Buranın en önemli özelliği: 1955 yılında, Avusturya’nın, II. Dünya Savaşından sonra, bağımsızlığına kavuştuğu, anlaşma burada imzalanmıştır.

Burada, güzel bir müze var.

ÖSTERREİCHİSCHES BAROCK MUSEUM ( AVUSTURYA SANATI MÜZESİ) 

Müzede; özellikle: Maria Theresa ile kocası François de Lorraine’in portreleri var. Ayrıca: Donner ve Permoser’in: heykelleri de görülebiliyor. Permoser’in “Prens Eugene’in Yüceltilmesi” adlı ünlü heykeli: yaldızlı ve aynalı Altın Oda’da sergileniyor. Bu heykelde: Prens, “Hercules” olarak tasvir edilmiştir.

Oberes Belvedere

Prens Eugene, burada şölenler ve eğlenceler düzenlemiştir. Günümüzde, burada: Österreichische Galerie des 19.und 20.Jahrhunderts (19.ve 20.yüzyıl Avusturya Galerisi) var. Galeride: tarihi süreç içinde kurulun Avusturya-Macaristan imparatorluğunun gücü sergileniyor.

Sergilenen sanat eserlerinin hepsi birinci katta düzenlenmiş. Eserleri sergilenen sanatçılar arasında bulunanlar: Monet, Renoir, Cezanne, Van Gogh. Buranın bahçesinde zamanınız olursa, güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz. Ayrıca, gün batımı, buradan muhteşem görünüyor.

BESTATUNG MUSEUM ( CENAZE MÜZESİ) 

Belvedere’nin hemen arkasındadır. Müzedeki sigara tablaları üzerine baktığınızda ilginç bir yazı göreceksiniz:  yazının Türkçe açıklaması :” Sigara içmek işimizin garantisidir” Burada, isminden de anlaşılacağı üzere, tabutlar, cenaze törenleri, mezarlar hakkında bir kısım obje sergileniyor. İlginizi çekerse gidebilirsiniz.

HEERESGESCHLİCHTLİCHES MUSEUM (ASKERİ TARİH MÜZESİ)

Belvedere bölümünün hemen diğer tarafında bulunuyor. Giriş ücretli. Çok fazla obje olan bir yer değil. Dikkatimi çeken tek şey: İmparator Franz Ferdinand’ın kanlı üniforması oldu.

Avusturya Viyana Ring Dışı Zentralfriedhof

ZENTRALFRİEDHOF (MERKEZ MEZARLIK) 

Simmeringer caddesinden ilerlediğinizde, şehrin merkez mezarlığına ulaşılır. Bu mezarlıktaki ünlüler: Beethoven, Schubert, Brahms, Arnold Schönberk, Arthur Schnitzel. Çok büyük anıtsal özellikleri olan bir yer değil. Güzel bir günden, güzel bir yürüyüş yapmak için uygun. Ancak, elbette sizin Viyana şehrindeki zamanınıza bağlı, zaman az ise, elbette mezarlık gezisi gereksiz.

Avusturya Viyana Ring Dışı Gasometers

GASOMETERS

Simmeringer caddesinde yürürken, Merkez Mezarlığına gitmeyi düşünmeyenler tarafından tercih edilebilir, hemen solunuzda kalıyor. Bunlar, çok uzaklardan görülebildiklerinden, Simmerling semtinin sembolü olmuşlardır.

Bunlar: 4 tane gaz deposu. Dış cepheleri tuğla kaplı, teleskop model gaz  tankları. Yükseklikleri: 70 metre ve çapları ise: 30 metredir. 1896-1899 yılları arasında inşa edilmişler. Ancak, belirgin bir estetik anlayışa göre dizayn edilmişler. Gaz deposu dedim diye, hemen ilgisizlik yapmayın bence.

Çünkü, buralar günümüzde gaz  deposu olarak kullanılmıyorlar. 2000’li yılların başında, burada; Fransız mimar Jean Nauvel tarafından yürütülen büyük bir restorasyon çalışması yapılmış ve sonuçta ortaya: güzel bir alışveriş merkezi çıkmış. Bu alışveriş merkezinde: 70 mağaza, 20 restoran, birçok kafe ve bar bulunuyor.

Hemen yan tarafta, çok salonlu bir sinema kompleksi, büyük bir toplantı salonu (4200 kişi kapasiteli) , pek çok ofis,  daire, öğrenci konaklama merkezleri (225 odalı) ve Viyana Şehir Ulusal Arşivi burada bulunuyor.

DSC06450
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn
DSC06449
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn

SCHLOSS SCHÖNBRUNN (SİSİ’NİN SARAYI) 

Burası: Habsburg hanedanlığı zamanında, imparatorluğun yazlık sarayı olarak kullanılan bir yer.

Sarayın önünden: Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın, şehri kuşatırken çadırını kurduğu tepeyi görmek mümkündür.

Viyana şehir çıkışına  doğru, şehir merkezinin yaklaşık 10 km. güneyindedir. Buraya ulaşmak için: u4 metro hattını kullanmanız, Schönbrun istasyonunda inmeniz gerekiyor.

Bir anlamda, şehir merkezindeki Hofburg sarayının bire-bir küçültülmüşü gibidir. Odaların dekorasyonu, özellikle muhteşem. Zaten: 1400’den fazla oda bulunuyor. Her bir odanın, ayrı bir süsleme ve dekoru bulunuyor.

20160804_134317
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn
DSC06454
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn
DSC06475
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn

Mimari olarak

Avrupa’nın en güzel, barok yapılı sarayı olarak kabul ediliyor. 1754 yılında: imparatoriçe Maria Theresa tarafından yaptırılmıştır. Buraya: “Viyana Versailles” Sarayı da deniliyor.

Kelime anlamı: “Güzel pınar” Ama, ben daha önce Paris’teki Versailles Sarayını da gördüğüm için burayı orası ile kıyasladığımda: kesinlikle aynı seviyede değil, Versailles Sarayı buradan daha güzeldir.

Habsburg hanedanlığı, bu sarayın sayısız odalarında yaşamışlar. İmparator Joseph ve imparatoriçe Sisi, 1848-1916 yılları arasında, burada yaşamışlar. Hatta: imparatoriçe Sisi, 1830 yılında, bu sarayda doğmuş. Elizabeth’in hüzünlü bir öyküsü var.

Avusturya imparatoriçesi olsa da mutsuz bir hayat sürdürmüştür. Üç çocuğunun da ölümünü görüyor. 60 yaşlarında iken, bir anarşist tarafından, amaçsız ve anlamsız bir şekilde öldürülüyor. Belki de bu yüzden, Avusturyalılar, kendisin çok seviyorlar.

Saray

Saray içi ve saray bahçeleri olarak iki bölümden oluşuyor. Ana kapıdan girdiğinizde: hemen sol yanda bilet ve hediyelik eşya satılan bölüm ve aynı zamanda tuvalet bölümü bulunuyor.

Oradan sarayın gezmek istediğiniz bölümlerine ait bilet satın alabilirsiniz. Daha sonra: eğer sarayın içine girecekseniz, sol yanda sarayın giriş kapısı var, oraya yönelmeniz gerekiyor.

Ama saraya girmeyip sadece bahçeleri gezmek isterseniz, binanın sağ bölümüne yönelin, çünkü sol bölümdeki bahçelerden arkaya geçmek mümkün değildir.

Bu arada, hemen biletlerin satıldığı giriş bölümünün tam karşısında, sağ kolda “Schoss Theatre” denen  bölüm var. Burada birçok tören düzenlenmiştir.

Saray binasının içine girdiğinizde

Avrupa’nın babaannesi olarak (17 çocuk doğurmuş ve kızlarını özellikle Avrupa’nın soylu aileleri ile evlendirmiştir ve bunlardan biri Fransız Devrimi sonunda idam edilen Maria Antuenet’tir.)

Maria Theresa ve varislerinin sarayda yaşadıkları hayata dair birçok örnek görmek mümkün. İmparatoriçe ve çok sayıda kızları tarafından işlenmiş: iğne işleriyle süslü kahvaltı odası, genç Mozart’ın kraliyete verdiği resital salonu (Spiegelsaal-Aynalı Salon), Konspirationstafelstube-çok gizli yemek odası, Chinesisc-hes Rundkabinett-Yuvarlak Çin Salonu, imparatorun 1916 yılında öldüğü yatak odası, Napoleon Salonu (burası Maria Theresa’nın yatak odasıdır); Fransa imparatoru Napoleon ve oğlu Reichstadt dükü tarafından kullanılmıştır.

Bu odada, şu anda: oğlunun ölüm maskı ve dondurulmuş kuşu bulunuyor.

Schoss Theatre denen  bölümün hemen yanında, yani saray binasından ayrı, sağ koldaki bölümde, Wagenburg Museum var. Bu müzede: İmparator VI. Karl’ın altın kaplamalı tören arabası ve bunun yanında, imparatorluk mahiyeti tarafından kullanılan at arabaları koleksiyonunu görebilirsiniz. Buranın kapısında, temsili bir heykel var, bununla fotoğraf çektiriliyor.

Günümüzde

Saray, UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası listesine yazılarak, koruma altına alınmıştır. Hatta: güneş ışınlarından korunması için: sarayın pencerelerinin kapalı bulundurulması, UNESCO tarafından istenmiş ve pencerelerin büyük kısmı kapalı bulunduruluyor. Bu durum:  ziyaretçiler için pek hoş değil, çünkü içeride boğucu bir hava oluşuyor.

Sarayın Bahçesi

Sarayın bahçesi de, muhteşem. UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası Listesinde ve koruma altında. Bu bahçe bölümünde: bir hayvanat bahçesi (burası Avrupa’nın en eski hayvanat bahçelerinden birisidir ve Pandaları ile ünlüdür) , bir labirent bahçesi ve kelebek bahçeleri de bulunuyor. Bunlara giriş ücretli, tüm bunlara girmeyi düşünürseniz, girişten tüm her yere girmek için daha uygun fiyatlı bilet almanızı öneririm.

Yazının en başında da belirttiğim gibi, her ne kadar buranın bahçeleri, Paris Versay Sarayı bahçeleriyle kıyaslanmış olsa da, bence oradan kötü, çünkü en basitinden, yerlerde minikte olsa çakıllar var ve Versay Sarayında ise her yer yani yürüyüş yolları dahil çimdir. Burada sanki çiçeklendirme veya yeşillik, daha doğrusu çim, daha az görülüyor.

20160804_134328
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn
DSC06466
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn

Bahçeyi mutlaka gezin ve hatta, hava güneşliyse, Viyanalılar gibi, sizde, çimlere uzanarak dinlenebilirsiniz. Bahçeleri gezerken: imparatorluk görkeminden çok, bütün duygulara zevk veren bir peysaj göreceksiniz. Özellikle: çiçekler ve havuzlar güzel bir görüntü oluşturuyor.

20160804_135420
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn
20160804_133529
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn
DSC06471
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn

 

Parkta

bir tepenin zirvesine yerleşmiş, sütun dizisi olan “GLORİETTE” görülüyor. Gün batımında, Gloriette’nin silüetinin görüntüsü gerçekten çok güzeldir. Buraya ulaşmak için biraz yürümek gerekiyor.

Benden size öneri, yürürken, yolları takip etmek yerine, sol koldan, ağaçların arasından ilerleyen ve aynı zamanda gölgelik ve pek dik olmayan yolu takip ederek yukarı çıkmanızdır. Yukarı çıktığınızda muhteşem bir manzara ile karşılaşacaksınız.

Aynı zamanda, bu yapının hemen altında bir kafe var. Ama bence saçma olarak kafe arka cepheye yapılmış ve kötü bir havuza bakıyor, keşke ön cepheye yapılsa imiş ki bu durumda muhteşem manzarayı izlemek ve bir şeyler içmek aynı anda mümkün olabilirdi.

Yine de çıkarken yorulanlar için, yapının hemen altında ve arka cephesinde bir kafe bulunuyor. Hatta, içme suyu alabileceğiniz bir çeşme de vardır.

Bunun üstüne (biletli) birkaç basamak merdiven tırmanarak çıktığınızda, karşınıza muhteşem bir manzara çıkacaktır ki, bence çıkmayı düşünün.

20160804_134253
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn

Eğer

Buraya gitmek isterseniz: karşınıza, antik mitolojiden esinlenerek tasarlanmış birçok heykel önünden geçeceksiniz. Özellikle: Matyas tarafından bulunan ve saraya ismini veren Schöner Brunnen (Güzel Havuz) görülmeye değer. Bu güzel havuz görüntüsü ile ve suların akustiği ile görülmeye değerdir.

Avusturya Viyana Ring Dışı Lihtenştayn Sarayı

LİHTENŞTAYN SARAYI

Alsergrund ilçesindedir. 2004 yılında restore edilerek, yeniden ziyarete açılmıştır. Sarayın odalarında, günümüzde: Lihtenştayn hanedanlığına ait, dünyadaki en zengin koleksiyonlarından biri sergileniyor.

Saray yapısı ise: 1688 yılında, mimar Domenico Egidio tarafından başlanmış ancak bitirilişi, 1962 yılında, mimar Domenici Martinelli tarafından sağlanmıştır. Yapı: eski roma stilinde inşa edilmiştir.

Zemin katın tavan süslemeleri: binanın inşaat faslında, farklı sanatçılar tarafından yapılmış olup, bu farklılık görenler tarafından hemen hissedilmektedir.

Evet, saray, günümüzde müze olarak ziyarete açıktır. Hanedanlığın, kendine ait özel tablo, eşyalar ve ayrıca ünlü sanatçı Rubens’e ait tablolar ve çeşitli sanat eserleri sergileniyor.

Avusturya Viyana Ring Dışı Volksoper

VOLKSOPER (HALK OPERA BİNASI)

Alsergrund ilçesindedir. Bina, ilk olarak, 1898 yılında açılmıştır. Başlangıçta, tiyatro adı altında açılmış olmasına rağmen, 1903 yılından sonra, yalnızca operalar sergilenmeye başlanmıştır. Burası: ilk açıldığında özel mülkiyet tarafından işletilmekte iken, 1938 yılından sonra, Viyana Eyaleti yönetimi tarafından satın alınarak, halkın hizmetine sunulmuştur.

Avusturya Viyana Ring Dışı Augarten Sarayı

AUGARTEN SARAYI

Burası: bir park. Şehrin: barok tarzda düzenlenmiş en eski bahçesi ve parkıdır. İlk yapıldığında: imparatorun av alanı olarak kullanılmış. 1775 yılında ise, İmparator II. Joseph tarafından, halka açık bir park ve dinlenme alanı olarak hizmete sokulmuş.

Parkta: kestane, meşe ve ıhlamur ağaçları bulunuyor. Dinlenme ve spor amaçlı olarak kullanılıyor.

Ayrıca: park içinde: Avrupa’nın en eski ve dünyaca ünlü “Augarten” markalı porselenlerinin üretildiği bir atölye ve aynı isimle anılan bir saray yapısı bulunuyor.

Park içinde, dikkate değer bir diğer yapı: savaş zamanında yani 1942-1944 yılları arasında, havadan gelebilecek saldırılara karşı şehirde kurulmuş olan 6 beton kuleden biri de, bu park içinde bulunuyor. Bu kulelerin tasarımları: mimar Friedric Tamms tarafından yapılmış.

Avusturya Viyana Ring Dışı Heeresgeschichtliches Museum

HEERESGESCHİCHTLİCHES MUSEUM (ARSENAL MÜZESİ)

Bu müze: savaş tarihine ışık tutuyor. 1850-1856 yılları arasında yapılmış. Mimarı: Theopil Hansen. Sitili: gotik. Müzenin içinde: 16.ve 20.yüzyıl ile ilgili savaş araç ve gereçleri var. Buranın en büyük özelliğiyse: Avrupa’da bulunan, en büyük Osmanlı savaş malzemeleri koleksiyonunun bulunması.

SCHWARZENBERG PARK

Avusturya ülkesinin en büyük parkı. 1801 yılında, burası özel bir mülk iken, 1958 yılında, Viyana Eyalet Meclisi tarafından satın alınarak, açık park ve dinlenme alanı olarak ziyarete açılmıştır.

Parkta: 2 adet obelisk var. Bu obelisk üzerinde: 1795-1831 yıllarında yaşamış ve hayatı boyunca bu bölgede geziler yapmış olan “Josef Kyselak” tarafından, siyah yağlı boya ile yazılı “Kyselak” kelimesi bulunmaktadır. Bu kelimeyi, parkta bulunan birçok yapı üzerinde göreceksiniz. Gördüğünüzde, kelimenin anlamını merak ederseniz, işte bu.

Avusturya Viyana Ring Dışı Theater in der Josef Stadt

THEATER İN DER JOSEF STADT

1788 yılında kurulmuş olup, şehrin en eski tiyatrosudur. Ününü: zamanında, Beethoven ve Wagner tarafından, burada oyun yazılıp-yönetilmesinden almaktadır. Ayrıca: Johann Straus, burada kemanı ile tek kişilik konserler vermiştir.

Bina: 1822 yılında yıkılmış ve eskisine sadık kalınarak, yeniden yapılmıştır.

Avusturya Viyana Ring Dışı Kuntz Historische Museum

KUNTZ HİSTORİSCHE MUSEUM

Ring bölgesinde, yolun hemen karşısında bulunuyor. Bu müzenin en büyük özelliği: Anadolu’dan, yani ülkemizden çalınarak buraya getirilen birçok sanat eseri sergileniyor olması. Giriş ücreti her ne kadar 10 Euro da olsa, mutlaka gidip görmenizi öneriyorum.

Özellikle: Efes bölgesinden çalınarak getirilen ve burada sergilenen eserlerimizi mutlaka görün. İngilizler, hiç olmasa yurt dışından çalarak ülkelerine kaçırdıkları tarihi eserleri, Londra-British Museum’da ücretsiz sergiliyorlar.

Burada: biraz önce söylediğim gibi, 10 Euro giriş ücreti ödemeniz gerekiyor.

Avusturya Viyana Ring içi bölge

20160803_150108
Avusturya Viyana Ring içi bölge

Viyana şehrindeki gezimize: bulunduğumuz yerden, herhangi bir şekilde: Innere Stadt bölgesine gelerek başlıyoruz. Bu bölgede ise, ilk durağımız: St. Stephanos Katedrali. Katedral: Roterturn Str. üzerindedir.

20160803_145713
Avusturya Viyana Ring içi bölge Stephansdom Katedrali

STEPHANSDOM KATEDRALİ (AZİZ STEPHANOS KATEDRALİ)

Viyana şehrine gittiğinizde ilk görülmesi gereken ve şehirle özdeşmiş yapı burasıdır. Pazar günleri ve tatillerde, saat: 10.00 civarında, burada ayin yapılıyor. Bunun dışında gezmek mümkün. Viyana şehrinin sembolüdür. Tüm ihtişamına karşı: bir Ayasofya veya Süleymaniye Camisine benzemiyor.

İçeriye ücretsiz girilir, belli bir bölüme kadar ücretsiz gezilir ve belli bir bölümden sonra ücret ödemek gerekir. Ama para verip girmeye gerek yoktur, önermiyorum. Akşam konserler düzenleniyor, Konser saatinden önce girişleri kapatıyorlar, içeri girip bakın, özellikle güneş olan zamanı seçin, çünkü pencerelerdeki vitraylar, içeriye girdiğinizde güneş vurduğunda ışık haleleri şeklinde gayet güzel bir görüntü oluşturuyorlar ve bu yüzden güneşin olduğu saatlerde içeriye girmenizi öneriyorum.

Katedral hakkında bir söylenti var: kızıl elma. Meşhur kızıl elmanın bir ucunun, bu katedralde bulunan bir top olduğu söyleniyor. Hatta, bu top üzerinde “ay-yıldız” işareti var. Mutlaka nedir bu kızıl elma diye aklınıza takıldı. Kızıl elma: özellikle Oğuz Türkleri için, ülküler veya düşlerdir.

İstanbul’un fethinden sonra, Kızılelma’nın, Roma’da bulunan St. Pierre Kilisesinin mihrabındaki “altın top” olduğu ileri sürülmüştür. Yani: bazen zaferin işareti, bazen hakimiyetin sembolü, bazen de fethedilmek üzere hedef seçilen yerin sembolü. Yani: bu katedralde bulunan bir topta, Kızılelma olarak değerlendiriliyor.

Katedrale baktığınızda sol taraftaki cephe siyah, ama diğer ve yan cephenin krem renkli olduğunu göreceksiniz.

Bunlar kum taşından yapılmıştır. Kum taşı zaman içinde su ve hava ile temas edince kararır. Yaklaşık 80-100 yıllık dönemlerde temizlik yapılır. Belli yerlerde iskeleler kurulur ve temizlik yaparlar.

Avusturyalı ve Macarlar bu tür yapıları pırıl pırıl tutarken, Çekler orijinal tutmayı tercih ederler ve siyah bırakırlar, temizlemezler.

Katoliklerde her ülkenin bir piskoposluk yapılanması ve o piskoposluğa ait bir katedral olması gerekir.

Katedralin yapımına 1240 yılında başlanmış ve ancak, 1365 yılında tamamlanabilmiştir. II. Dünya Savaşında ise, çatısı yıkılmış ve 1952 yılında onarılarak, yapı, yeniden ziyarete açılmıştır.

Evet, yaklaşık 800 yıl boyunca: şehir yangınlarını, Osmanlı toplarını, Nazi savaş uçaklarının bombalarını görmüş yapı, birçok tehlikeyi atlatarak, günümüze ulaşmayı başarabilmiştir.

19’ncu yüzyılın son dönemlerindeki restorasyon sırasında, yeni gotik denen tarz ile yapı son halini almıştır. Bu gotik mimaride, özellikle kule çok önemlidir. Çünkü gotik mimari 3 kule üzerine kurulur. Bunlardan 2 kule simetrik, diğeri simetri dışında ayrı kalır.

Ana girişin, iç duvarında: “05” rakamı göreceksiniz. Bu sayı: Nazilere karşı, 1944 yılında başlayan Avusturya direniş hareketinin kod numarasıdır. 5 rakamı, alfabenin beşinci harfini temsil ediyor, yani “E” harfini temsil ediyor. “OE” ise, “Österreich” yani “Avusturya” sözcüğünün ilk harfidir.

Girişin üstünde

Bir gurup heykel var. Bunlar: ejderhalar, aslanlar, sürüngenler ve kuşlar. İsa, Havariler ve kilisenin kutsallığını temsil ediyorlar.

Biraz önce, her ne kadar yapının 1240 yılında yapılmış olduğunu söylesem de, günümüzde göreceğiniz yapı: 14. ve 15. yüzyıllarda yapılmış. İmparatorluk, şehrin piskoposluk merkezi olarak ilan edilmesini sağlamak için, papayı etkilemesi açısından, katedrale, ikinci bir kule yapılmasını düşünmüşlerdir.

Ancak, Viyanalılar tarafından, toplanan para, katedrale ikinci bir kule eklenmesinden öte, Osmanlılara ve Protestanlara karşı, şehri korumak için, şehir duvarlarının güçlendirilmesinde kullanılmış.

Bu nedenle: ikinci kule, kuzey kulesi hiçbir zaman tamamlanamamış, ancak 1578 yılında, üstü küçük bir kubbe ile örtülmüştür. Kuzey kulesinin tepesinde: nefis bir görüntü sizi karşılayacak. Buraya asansörle çıkmak mümkün.

Avusturya Viyana Ring içi bölge

Kilisenin içinde

Ana koridorda: ünlü heykeltıraş Anton Pilgram’ın “Vaaz Kürsüsü” var. Ayrıca: sarmal merdivenlerin başında: Augustinus, Gregorius, Hieronymus ve Ambrosius’un figürleri var. Bunlar: kilise babaları olarak biliniyorlar. Merdivenlerin altına ise, ünlü heykeltıraş, pencereden bakar gibi, kendi heykelini koymuş. Bir portresi ise, kuzey koridorunda bulunuyor.

Yüksek altarın yanında; oyma ahşaptan yapılmış “Wiener Neustadter Atları” bulunuyor. Altar dedim de, merak edenler olabilir? Altar, kilisede sunak kısmına verilen isim.

Evet, gezimize devam ediyoruz.

Sağ yani diğer kısımda ise: İmparator III. Friedrich’in mezarını göreceksiniz. Niye bu şahsın mezarı burada? Çünkü: şehri piskoposluk merkezi yaptırmış ve her yemekte yenen küçük ekmeği (Semmel) yaratmış. Buranın altında normal mezarlar vardır ve vebadan ölen insanların kafatasları ve kemikleri gömülüdür.

Çünkü yapının hemen yanındaki büyük alışveriş ve yürüyüş caddesi eskiden bir mezarlıkmış ve oraya binalar yapılıp yeni düzenleme olunca, oradaki mezarlıkta bulunan ve vebadan ölen insanların kafatasları ve kemikleri getirilip buraya gömülmüştür.

Öte yandan: buradaki mezarlığın imparatorluk ailesi açısından da önemi vardır. İmparatorluk ailesinin iki mezar yeri vardır. Birincisi, bedenlerinin gömüldüğü yer ki burası ara sokaklarda küçük bir kilisedir. İkincisi ise, kalplerinin sıvı içinde tutulduğu yerdir ki kalpleri özel bir sıvı içinde burada muhafaza edilmektedir.

Avusturya Viyana Ring içi bölge

Katedralin en büyük cazibesi, asimetrik çan kulesidir.

Çan kulesi: 136 m. yüksekliğinde. Çan kulesinin ismi ise “Steffl”. Tepesinde gözlem platformu var. Muhteşem manzarayı seyretmek isterseniz, 4 Euro giriş ücreti ödemeli ve 344 basamak merdiven çıkmanız gerekiyor ki, bence çıkın.

Çıktığınızda: kuzeydoğuda, Çek Cumhuriyetine, güneybatıda ise: Alpleri görebiliyorsunuz. Tabii, açık ve sisli olmayan bir hava olması şart. Bu kulede, ayrıca, 20 ton ağırlığında bir çan var.

Çanın ismi: Pummerin çanı. Çan: 1683 yılında: Osmanlı kuşatması sonucunda bölgede bırakılan Osmanlı toplarının eritilmesiyle yapılmış. Böylece Osmanlının bozgunla sonuçlanan II. Viyana kuşatmasına bir gönderme yapılmıştır.

Çünkü: Osmanlı-Avusturya savaşlarında hedef alınan noktalar: camilerin minareleri ve kiliselerin kuleleridir. Çünkü bu durum tamamen moral bozmaya yöneliktir ve o yüzden savaşı kazanınca bu tür göndermeler yaparlar. Ancak, bu çan, 1945 yılında hasar görmüş. Yalnızca: özel günlerde kullanılıyor.

Büyük ana kapının ismi: Riesentor. Yani: Dev geçit olarak isimlendirilmiş. Niye bu isim verilmiş? 13.yüzyılda, yapı inşa edilirken, burada büyük bir kemik bulunmuş. Bu kemik: Nuh tufanında boğulan, bir devin baldır kemiği olduğuna inanılmış.

Ancak, daha sonraki yıllarda, büyük bir mamutun kaval kemiği olduğu ortaya çıkmış. Ancak, bu gerçek ortaya çıkana kadar, bu kemik, bu kapıda asılı kalmış.

Avusturya Viyana Ring içi bölge

Katedralden çıktığınızda

Hemen kapı önünde, ünlü müzisyenler “Mozart” ve “Haydın” kıyafeti giymiş gençleri göreceksiniz. Bunlar: konser biletleri satmaya çalışan Viyanalı gençler.

Bunlardan başka: burada: peruğu, dantelli gömleği ve ipek ceketiyle, 18.yüzyıl asilzadelerine benzeyen, heykel adamlar var. Kıpırdamadan, heykel şeklinde, saatlerce durabiliyorlar. Önlerindeki para kutusu da o ölçüde doluyor.

Yine katedralin hemen önündeki meydanda, yerde bir temel kalıntısı göreceksiniz. Burada bir  zamanlar “Maria Magdalena Şapeli” varmış. Maria Magdalena, günahkar bir kadındır ve bu kadını alırlar, taşlamak üzere bir meydanda toplanırlar, taşlar ellerinde, tam atacakları sırada İsa gelir ve kalabalığa hitaben “en günahsız hanginiz ise, ilk taşı o atsın” der.

Bunun üzerine kimse taş atamaz. Kadın tövbe eder, İsa kadını çıkarır. Kimileri İsa’nın kadınla evlendiğini ve soyunu devam ettirdiğini iddia eder. Ama gerçek olan şudur ki, İsa’nın “Son Yemek” tablosundaki  tek kadın karakter, Maria Magdalena’dır.

O zamanlar Avrupa’da Maria Magdalena adına birçok kilise ve şapel yapılmıştır. Bu görülen yer de o zamanlar yani 1781 yılında yapılmıştır. Ama 1850 sonrasında kaldırılmıştır, günümüzde sadece temelleri görülmektedir.

20160803_173147
Avusturya Viyana Stephans Dom Katedrali önündeki heykel, Papa’nın ayakları altında Türk askeri ve Türk bayrağı var

 

Avusturya Viyana Stephans Dom Katedrali önündeki heykel, Papa’nın ayakları altında Türk askeri ve Türk bayrağı var

 

20160803_173114
Avusturya Viyana Stephans Dom Katedrali önündeki heykel, Papa’nın ayakları altında Türk askeri ve Türk bayrağı var

 

Yine katedralin hemen yan cephesinde

Osmanlıya bir gönderme yapılmaktadır. Bir heykel gurubunda, elinde haçlı bayrağı tutan bir din adamı (papa) ve ayakları altında yatan bir asker figürü görülmektedir.

Asker her ne kadar Tatar askeri olarak nitelendirilse de (çünkü kafası kazınmış, bir tutam saç görülmektedir) askerin hemen yanında küçük ve kırık bir Osmanlı sancağı görülmektedir.

Bir din kurumunda, bir din adamı aracılığı ile yapılan ırkçılığın boyutunu anlatmak için yukarıdaki resimlere bakmanız yeterlidir. Duyduğuma göre, bir zamanlar bu heykelin kaldırılması için, Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından bazı girişimlerde bulunulmuş ancak kaldırılmamıştır.

Çapraz karşıda ise

Stephan Platz bulunuyor. Bu meydana doğru yürüyoruz. Burası: İstanbul-Beyoğlu-İstiklal caddesini andırıyor. Sokak satıcıları ve sokak göstericileri yoğun. Ayrıca: lüks mağazalar ve Mozart çikolatası da satan hediyelik eşya dükkanları bulunuyor. (Küçük bir not, Viyana şehrine gelip te en meşhur hediyelik Mozart çikolatasını elbette alacaksınız, ama buradan değil, çünkü fiyatları pahalı, 275 gramlık bir Mozart çikolatasını, muhtemelen 5 Euro civarında almanız uygundur.)

Bu cadde sizi sarayın arka tarafına götürecektir. Caddenin üstünde, Viyana şehrinin pastaneleri meşhurdur. Bu pastanelerde “zahter” yenir. Hatta, zahterin kendisine ait bir pastanesi vardır. Hemen yolun sonunda, Operanın arkasında ve “Zahter Torte” diye geçer. Aslında hangi pastaneye giderseniz gidin, bütün menülerde vardır.

Bu meydanda görebileceklerimiz şunlar

Avusturya Viyana Ring içi bölge Stock-im Eisen-Platz

Stock-im-Eisen-Platz

Burası: Stock-im-Eisen-Platz’ın birleştirilmiş bir halidir. Bunun sözcük anlamı ise: “demire sokulmuş sopa” demektir. Bu isim, çok eskilere dayanıyor. Ortaçağ döneminde, Viyana şehrine varan yolcular, şans getirmesi için, eski bir ağaca çivi çakarlarmış. Bu çiviler, günümüzde koruma altına alınmış. Burada, bunları görebilirsiniz.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Haas-Haus

Haas-Haus

Burası: pencerelerinden katedralin yansıdığı, büyük ve silindirik bir yapı. Yapı: 1990 yılında, Hans Hollein tarafından tasarlanmış. St. Stephansdom Katedraline çok yakın yapılması nedeniyle, antipati çekiyor. Bu yapının en büyük özelliği, sahibinin Türk olmasıdır.

Babası Viyana şehrine gelip buraya ilk restoranı açan Türk’tür ve havayolu şirketleri ve catering konusunda bir numara olan bu kişi, bu binanın sahibidir. Binanın özelliği, biraz önce söylediğim gibi, dış cephesinin cam olması ve buna, hemen yakındaki katedralin görüntüsünün yansımasıdır. Yani binaya bakıldığında katedral görülür.

Gezimize devam etmek için: katedral yönünde dönüş yapıp, ROTENTURM STRASSE caddesi boyunca yürümeye devam ediyoruz.

Avusturya Viyana Ring içi bölge

Bu sırada, karşımıza: yaklaşık 300 yıl önce, hırsızların asılarak idam edildikleri, boş bir meydan çıkıyor. Burası: LUGECK bölgesi. Burada, açık hava kafeleri var. Dinlenmek için ideal.

Tuna kanalına doğru yürümeye devam ediyoruz. Karşımıza: FLEİSCHMARKT sokağı çıkıyor. Sağ bölüme dönüyoruz ve biraz ilerlediğimizde, karşımıza bir meyhane çıkıyor.

Griechenbeis Meyhanesi

Buranın önemi: Mozart, Beethoven, Schubert ve Strauss’un yaşadıkları dönemde, buranın müdavimi olmaları. Buraya ait ilk kayıt: 1447 tarihlidir. Ama yine de, buranın tam olarak ne zaman açıldığı bilinmemektedir. Küçük odaları, o zamandan beri halka açıktır. Grillparzer ve Johann Straus: tavanı imzalamışlar.

Meyhaneden çıkıp, yürümeye devam ettiğinizde, karşınıza, hemen sağ bölümde, bir manastır çıkıyor.

Heiligen-Kreuzerhof Manastırı

Burası, 17.yüzyıldan kalma bir yapı. Bu manastırın avlusundan geçerek, Basiliskenhaus denilen yere ilerlediğinizde, ilginç heykeller görebilirsiniz.

Şöyle ki: yarı horoz, yarı kertenkele bir canlının, nefesiyle içme suyunu zehirlediği söylenir. Ama, efsaneye göre, fırıncının çırağı: canavara ayna tutup, onu, korkudan öldürmüş.

Evet, gezimize devam ediyoruz. Tuna kanalı aksi istikamette biraz yürüyoruz ve WOLLZEİLE caddesinde, karşımıza eski üniversite çıkıyor.

Alte Üniversitat

Franz Schubert, Viyana çocuk korosu üyesi olarak burada bir dönem yaşamıştır. Eski üniversite: 1848 yılında, öğrencilerin yaptıkları gösteriler nedeniyle kapatılmıştır.

Buradan sonra, aynı cadde üzerinde katedral müzesi istikametinde geri dönerek ilerlemeye devam ediyoruz. Sol yanımızdaki bir ara sokaktan, Domgasse bölgesine geçiyoruz. Burada, ünlü bir müzisyene ait ev bulunuyor.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Mozarthaus Vienna

Mozarthaus Vienna

Buranın diğer adı: Figaro House. Wolfgang Amadeus Mozart: 1784-1787 yılları arasında, 3 yıl boyunca burada yaşamış. Mozart, günümüzde müzeye dönüştürülen bu evde: birçok piyano ve korno konçertosu ve çeşitli sonatlar bestelemiştir. Ama en ünlü bestesi: “Figaro’nun Düğünü” operasıdır.

Müze: 2006 yılı başlarında, Mozart’ın doğumunun 250. yılı kutlamaları nedeniyle, tamamen yenilenmiştir. Yapıda: 4 oda, 2 özel ofis ve mutfak var.

Buradan çıkınca: BLUTGASSE caddesini takip edin ve bu cadde ve SİNGER STRAASSE caddelerinin köşesindeki : Fahnrichshof bölgesinde gezinmenizi öneririm. Çünkü, burada dolaşmak çok keyifli. Burada: ressamlar, galeriler, butikler, apartmanlar ve bahçelerden oluşan göz alıcı yerler var.

Evet, gezimize devam ediyoruz. Buradan sonra: yine Tuna kanalının aksi istikametinde, STEPHANS-PLATZ meydanına doğru bir süre yürüyorsunuz ve KARNTNER STRASSE geliyorsunuz.

Bu ana yol: Viyana şehrinin sosyal hayatında, her zaman önemli rol oynamıştır. Viyana şehrinin en şık mağazalarının çoğu buradadır. Zaten, cadde trafiğe kapatılmıştır. Bu modern mağazalar yanında, burada, günümüzde, bir cam ürünleri müzesi de bulunuyor.

Cam ürünleri müzesi

Lobmery mağazasında bulunmaktadır. 1823 yılından bu yana müze işlevini sürdürmektedir.

Karntner Straasse üzerinden ilerliyoruz. Caddenin biraz ilerisinde: KAPUNİZER KİRCHE denilen bir yer var. Bunun altında ise, Kaisergruft denilen bir mezarlık bulunuyor.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Imperıal Burial Vault-Kaisergruft

IMPERIAL BURİAL VAULT-KAİSERGRUFT (MEZARLIK) 

Burası, bir imparatorluk mezarlığı. 1622-1632 yılları arasında yapılmıştır. Yapının cephesi: 1935-1936 yılları arasında restore edilmiştir. Habsburg hanedanlığı: 1633 yılından bu yana, buraya gömülmektedirler.

Yani, burada, Habsburg hanedanlığına ait, 150 civarında mezar ve lahit bulunuyor. Buraya giderseniz, Maria Theresa ile kocası François de Lorraine’ye ait, ikili tabuta dikkatinizi çekerim.

Burada yapılan son cenaze töreni: 1989 yılında, son Habsburg imparatoru I. Karl’ın eşi Zita’ya aittir. Burada, diğer dikkatinizi çekecek görüntü ise, hala çok sevilen, İmparator Franz Joseph ile İmparatoriçe Elisabeth (Sissi) mozoleleridir.

Bu mozoleler, günümüzde bile, çiçeklerle doludur. Katedrali yazarken hatırlanacağı üzere, imparatorluk ailesinin öldüklerinde bedenleri buraya, kalpleri ise özel bir sıvı içinde katedrale yerleştirilmektedir.

Aynı cadde üzerinde yürümeye devam ediyoruz ve karşımıza bir otel çıkıyor.

Avusturya Viyana Ring içi bölge  Hotel Sacher

HOTEL SACHER

Bina, Neo-klasik üsluptadır. Bina, tarih boyunca, pek çok olaya tanık olmuştur. Bu yapının ilk inşa edildiğinde, burada Anna Sacher isimli biri yaşarmış. Bu şahıs, büyük purolar içmesiyle tanınır, kraliyet ailesinden, aristokratlardan, diplomat ve zenginlerden konuklarının bütün ihtiyaçlarını karşılaşmış.

Ama, bu konuklarının imzalarını: bir masa örtüsüne işlermiş. Avrupa’nın geleceğini belirleyen toplantılar da, bu otelde yapılmıştır.

Otel: ünlü “Sacher” pastasıyla tanınıyor, deneyebilirsiniz. Boş masa bulmak çok zor. Bir süre beklemeniz gerekebilir, küçücük bir masa ve bar taburesi gibi yüksek sandalyelerde oturuluyor. Garsonlar ise, tamamen ilgisiz.

Aynı cadde üzerinde yürümeye devam ediyoruz. Caddenin kıyısında, caddenin OPERNRİNG caddesiyle kesiştiği yerde, Opera binası bulunuyor.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Staatsoper
Avusturya Viyana Ring içi bölge Staatsoper
Avusturya Viyana Ring içi bölge Staatsoper

STAATSOPER (VİYANA DEVLET OPERASI) 

Kartner bölgesinin başındadır. Dünya operasının merkezidir. Giriş ücretli. 1869 yılında açılan, ilk opera binası, çok fazla kişi tarafından eleştirilince, binanın mimarı Edward Van der Nüll, intihar etmiş.

Evet, orijinal bina, 1945 yılındaki bombardımanda, tamamen yerle-bir olmuş. Bombardımanda: çatısı yanarken, içindeki 150 bin farklı dekor ve 1500’den fazla kostüm yanmıştır. Ardından, burayı tekrar açmışlar ve açılışı çok ünlü bir besteci Mozart tarafından “Don Ciovanni” eseri icra edilmiştir.

Burada herhangi bir opera gösterisine gitmeseniz bile, ücret ödeyerek, bu binayı gezme şansınız var. Ancak, konser anındaki akustiği hissedemezsiniz. Konsere katılmak ise biraz problemli. Öncelikle, bilet bulmak ve bilet bulduğunuz takdirde de, kıyafet zorunluluğu, konsere katılmayı güçleştiriyor.

Çünkü: konserlere girerken, koyu renk takım elbise ve gece elbisesi giyilmesi zorunlu. Opera binasının yan tarafında bulunan, ALBERTİNA PLATZ meydanına geçiyoruz. Burada bir anıt var. Ayrıca bir saray bulunuyor.

Savaş ve Faşizm karşıtı anıt

Alfred Hrclicka tarafından tasarlanmıştır. 1991 yılında yapılmış. Diz çökmüş vaziyette, bronz bir heykel var. Bu heykel: Naziler tarafından, kaldırım taşlarını, diş fırçaları ile temizlemek zorunda bırakılan Yahudilerin nasıl aşağılandığı betimlenmiş. Heykel, taş kapının hemen dibinde. Yalnız, bu anıt, yapıldığında: hem Yahudilerin ve hem de Yahudi karşıtlarının protestolarıyla karşılanmış.

Albertina Graphic Arts Collection

1776 yılında inşa edilmiştir. Maria Theresa’nın oğlu Saksonya Dükü Albert’in adını taşımaktadır. Burada: dünyanın en önemli grafik koleksiyonu bulunmaktadır. Bu koleksiyonda: 60 binden fazla orijinal çizim ve bir milyondan fazla baskı bulunmaktadır.

Koleksiyonun dönemi ise, 15.yüzyıldan günümüze kadar uzanan dönemi kapsar. Koleksiyonda eseri bulunan sanatçılar şunlar: Dürer, da Vinci, Michelangelo, Raffaello, Tiziano, Rembrandt, Rubens, Van Gogh, Beardsley.

Sarayda: imparatorluk daireleri yakın zamanda yenilenmiştir. Ayrıca, bir sergi alanı açılmış, depolama sistemi kurulmuştur.

Evet, şimdi şehrin en güzel bölümlerinden birinde, Şehir gezimize devam edeceğiz

Bu bölümdeki gezimizde: GRABEN bölgesini gezeceğiz. Bölgedeki gezinin başlangıç noktası: daha önce den hatırlayacağınız bir yer: STEPHANS PLATZ meydanı.

Meydandan, GRABEN caddesine giriyoruz.

GRABEN VE YAHUDİ MAHALLESİ

Burası: şehrin, en modern mağazaları ve kafelerinin bulunduğu bir bölgedir.

Ama, buranın en büyük özelliği: Habsburg hanedanının son dönemlerine kadar: “Graben Nymphaları” olarak bilinen hayat kadınlarının bulunmasıdır. Caddenin bir diğer önemli özelliği ise, buranın uzunca süre bir mezarlık olarak kullanılmış olmasıdır.

1800’lü yıllarda toparlanma başlayınca mezarlık boşaltılmış ve büyük bölümü katedralin altına yerleştirilmiştir.

Buradaki binaların birçoğu ekonomik nedenler ve alışveriş amaçlı açılmıştır. Kartner caddesinde klasik marka mağazaları varken, burada çok lüks marka mağazaları bulunmaktadır.

Geniş cadde: günümüzde, trafiğe kapatılmış ve sadece yayalar tarafından kullanılmaktadır. Caddede: şehrin, 1679 yılında vebadan kurtulmasına adanmış bir anıt var.

20160803_151531
Avusturya Viyana Ring içi bölge Veba Anıtı
Burada önemli bir anıt görülüyor.

Pek çok şehirde görüldüğü üzere, burada da “Veba Anıtı” vardır. Bu anıtın ilk yapıldığı tarih 14’ncü yüzyıldır ve ahşap yapılmıştır. Avrupa’nın veba yaşadığı en kötü dönem olan 14’ncü yüzyıl, sonrasında ise 16, 17, 18 yüzyıllar, sonrasında 19’ncu yüzyılda bu hale getiriliyor, ama sadece vebayı simgeleyen bir anıt olmaktan çıkıyor.

İçerik olarak ilaveler yapılıyor. İçerik: üç tarafında 3 amblem var, bunlar 19’ncu yüzyıl sonunda Avusturya imparatorlarının taktıkları 3 kraliyet amblemi, bunlar Avusturya, Macaristan ve Bohemya Krallık amblemleridir.

O yüzden, 3 amblemi de bu anıtın çevresine yerleştirmişlerdir. Önemli olarak, en temel detay, neden biz bu anıtlarda dini figürler görüyoruz. Yukarıda: Hıristiyanlıkta büyük üçleme olan; baba, oğul ve kutsal ruh üçlemesi görülür.

Bunun sebebi: 14’ncü yüzyıl, hastalık yayılmaya başlıyor, insanlar etkileniyor ve bir anda ölmeye başlıyorlar.

En sonunda “biz günahkar hayatlar yaşıyoruz, Allah bizi cezalandırıyor, kurtulmanın tek yolu dine sığınmak, dindar yaşamak” diyorlar. Kilise, bunu alıyor ve kendine göre kullanıyor ve her şehirde anıtlar yapılmaya başlanıyor, anıtlarda tepe de üçleme görülüyor, aşağı tarafta vebanın insan vücudunda yarattığı etkiler ve din adamları görülüyor.

Graben caddesinde bir süre ilerledikten sonra, sağ yanımızdaki bir sokaktan girdiğimizde bir kilise göreceğiz.

20160803_151640
Avusturya Viyana Ring içi bölge Pterkirche
20160803_162938
Avusturya Viyana Ring içi bölge Pterkirche

Pterskirche-Aziz Peter Kilisesi

Gabriele Montani tarafından 1702 yılında tasarlanmış ve yapılmıştır. Dış cephe, her biri üçer oyma melek başıyla süslenmiş, dışa eğimli oturma sıraları vardır. Yapı, Viyana barok sanatının en güzel örneklerinden biridir. Hemen veba anıtının yakınındadır. Dışarıdan bakıldığında çok sade görünür.

Ama bunun içine girdiğinizde muhteşem güzel detaylarla karşılaşırsınız. Barok bir yapı, daha sadedir, ama mutlaka içine girin. Burada genellikle konserler düzenleniyor, konsere denk gelip ücretsiz müzik dinleyebilirsiniz. Ama dediğim gibi içeride göreceğiniz heykeller, mezar bölümleri ve özellikle apsis denen ortadaki bölümü mutlaka görün.

Sonra, Graben caddesinden geri dönüyoruz ve sol yanımızdaki: DOROTHOER GASSE sokağına giriyoruz. Burada, bir müze bulunuyor.

JÜDİSCHES MUSEUM (YAHUDİ MÜZESİ)

Giriş ücretlidir. 1993 yılında kurulmuştur. Müzenin bulunduğu; 18.yüzyıldan kalma, Palais Eskeles isimli yapı, eskiden, önce gelen bir Yahudi tüccara aitmiş.

Müzede: modern teknikler kullanılarak: şehirdeki Yahudi topluluğunun tarihi süreç içindeki yerleşimi ve başlarına gelenler anlatılıyor.

Viyana kültürüne yaptıkları katkılar da, açıklanmış. Müzede: bir kafe ve alt katta bir kitapçı bulunuyor.

Graben bölgesinin güneyinde geziyoruz.

YAHUDİ MAHALLESİ

Burada, genellikle giyecek mağazaları var. Meydanda ise, bir anıt bulunuyor.

Soykırım Kurbanları Anıtı

Rachel Whiteread tarafından yapılmıştır. 1938-1945 yılları arasında, Naziler tarafından öldürülen, 65 000 Avusturya Yahudi’sinin anısına dikilmiştir. Ters çevrilmiş bir kütüphaneyi andıracak şekilde tasarlanmıştır.

Yani, kitaplar, içeriye doğru bakıyor. Anıtın temelinin çevresine: Avusturya Yahudilerinin gönderildikleri kampların isimleri yazılı.

Hemen yakınlarda, bir kilise bulunuyor.

Kornhauseltum

Şehirdeki en eski kilisedir. Sarmaşıklarla kaplıdır ve 1161 yılında yapılmıştır. Bir zamanlar çok önemli bir ticaret malı olarak kabul edilen: tuzun azizi olarak tanınan “Rupert” e adanmıştır.

Buradan: Hoher Markt’a gidin.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Hoher Markt

HOHER MARKT

Burası, eski dönemlerde Roma yerleşimi olan “Vindobona”nın formu olarak kullanılıyordu. Buradaki küçük bir müzede: Roma döneminden kalma, iki evin kalıntıları görülüyor.

Honer Markt meydanının güney ucunda: Ankeruhr bulunuyor.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Ankeruhr

ANKERUHR

1911 yılında, bir sigorta şirketi tarafından yaptırılmıştır. Bu hareketli saatte: Charlemagne, Prens Eugene, Maria Theresa ve Joseph Haydn figürleri bulunuyor. Saat: 12.00’de, bu figürlerin gösterilerini izleyebilmek mümkün.

Meydanın tam ters istikametinde, batı ucunda: MARC-AUREL STRASSE caddesine doğru yürüyün. Hemen solda: günümüzdeki Avusturya Arşivlerini barındıran, ALTES RATHAUS (Eski Belediye Sarayı) bulunuyor. Bu sarayın hemen karşısında ise, yine bir kilise bulunuyor.

Tuna kanalının aksi istikametinde yürümeye devam edin ve PLATZ AM HOF meydanına gelin.

PLATZ AM HOF

Şehrin eski bölümündeki en büyük meydan burasıdır. Babenbergerler hanedanı: kalelerini, 1150 yılında, burada kurmuşlar. Kale, uzun süre bir askeri sığınak olarak kullanılmış.

Meydandaki diğer bir eser: MARİENSAULE, yani “Meryem Ana Sütunu”.1667 yılında yapılmış. 30 yıl savaşlarında, İsviçre ordularına karşı kazanılan zaferin simgesi olarak dikilmiş. Bu meydanın kıyısında, Am Hof kilisesi var. Kilisenin barok ön cephesi görülmeye değer.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Platz Am Hof

Evet, gezimize devam ediyoruz. Meydanın hemen yanındaki, BOGNERGASSE sokağına girin. Bu sokakta görmeniz gereken: Engel Apotheke. Sokağın sonunda: İskoç kilisesi var.

SCHOTTEN KİRCHE (İSKOÇ KİLİSESİ)

Burası, İskoç ve İrlandalı rahipler tarafından, 12.yüzyılda kurulmuştur. Buranın resim galerisi görülmeye değer. İlginizi çekebilir.

Geziye devam ediyoruz. Hemen yanda, HERRENGASSE sokağını bulun. Bu sokakta, etkileyici saray ve binalar sıralanıyor. Bu sokak üzerinde diğer görmeniz gereken yerler:

Avusturya Viyana Ring içi bölge Cafe Central

CAFE CENTRAL

I. Dünya Savaşından önce, şehrin önde gelen kafelerinden birisidir. (Yiyecek-İçecek bölümünde, ayrıntılı olarak anlatıyorum, güzel bir kafe. Rahatlıkla saatlerce oturulabilecek güzelliktedir)

Herrengasse sokağı: MİCHAELER PLATZ ve HOFBURG bölgelerine çıkıyor. Meydanda görülmesi gereken yerler şunlar:

Avusturya Viyana Ring içi bölge Hofburg-Imperial Place

HOFBURG (IMPERİAL PLACE) 

Burası, 13.yüzyıldan bu yana, Avusturya Hükümdarlarına ev sahipliği yapan, en etkileyici saraylardan biridir. Eski şehrin, güneybatı bölümünü, yani bu bölgeyi, imparatorluğu hatırlatan etkileyici eserler kaplıyor.

Burada bir küçük not vermek istiyorum, bazı internet sitelerinde burası için Topkapı Sarayını gölgede bırakıyor gibi deyimler kullanılmış, ama burayı gördüğünüzde böyle bir yorumun tamamen saçma olduğunu göreceksiniz.

Boyutları devasa. İnce işçiliği, uçsuz-bucaksız bahçesi ve görkemli heykelleriyle gerçekten büyüleyici. Saray: 1918 yılına kadar, İmparatorluk ailesi tarafından, ikametgah olarak kullanılmıştır. Habsburg hanedanlığı: büyük Avusturya-Macaristan imparatorluğunu buradan yönetmiştir.

Avusturya Viyana Ring içi bölge

Büyük Saray: 600 yıl süresince, 5 kez restore edilmiş ve sonunda, yine büyük kısmı tamamlanamadan kalmıştır. Günümüzde, burada, müzelerde, Habsburg hanedanının servetleri sergileniyor. Bunun dışında: Avusturya Başkanlık ofisi, kongre merkezi ve çok sayıda sanat koleksiyonu bulunuyor.

Avusturya Viyana Ring içi bölge

Buradaki gezi için

Öncelikle, rehberler eşliğinde, yaklaşık bir saat süren bir tura katılmanız gerekiyor. Bu turda: KAİSERAPPARTEMENTS yani imparatorluk daireleri geziliyor.

Bu gezide: goblenler, subayların sigara salonları, harika sobalar, kristal avizeler, demirden askeri bir kamp yatağı bulunan Franz Joseph’in yatak odası, Elisabeth (Sissi) in daireleri ve duvara monte edilmiş barlar ve tırmanma ipleriyle egzersiz yaptığı salonu görebiliyorsunuz.

Tüm bunların yanında: porselenden yapılmış seramik sobalar ve 19.yüzyılda, İmparator 16.Louise tarafından yaptırılan muhteşem mobilyalar görülüyor.

Avusturya Viyana Ring içi bölge

Bu gezide

ilk 6 oda: SİSSİ MUSEUM olarak düzenlenmiş. Burada: imparatoriçenin hayatından sahneler bulunuyor. Özellikle, Elizabeth’in özel hayatı vurgulanmış, egzersizleri, rejimleri ve güzellik ile ilgili saplantılarına ayrılan bölümler ilginizi çekebilir. İmparatoriçe, hayatta iken bir efsaneydi.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Sisi Museum

Ölümünün üzerinden, yüz yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, hala efsane olarak kalmıştır. Saç bakımı saatler alırmış. Yaşı ilerledikçe, sık sık yolculuğa çıkar olmuş. İmparatorluk trenini kullanırmış. 1898 yılında, 60 yaşındayken, Cenevre’de, İtalyan bir şahıs tarafından bıçaklanarak öldürülmüştür.

Evet, bu bölgedeki gezimize devam ediyoruz.

Avusturya Viyana Ring içi bölge

IMPERİAL SİLVER COLLECTİON-HOFSİLBER UND TAFELKAMMER (KRALİYET GÜMÜŞ DEPOSU VE SOFRA TAKIMI KOLEKSİYONU):

Burada, Habsburg hanedanının yemek servis takımları sergileniyor. 600 yıldan fazla süre, düğünlerde ve doğum günlerinde kullanılan, Çin, Japon, Fransız Sevres ve Alman Maissen servis takımları sergileniyor. En önemli eser: 140 parçalık, parlak kırmızı Yakutlu çay takımı ve 1851 yılında Kraliçe Victoria tarafından İmparator Franz Joseph’e hediye edilen: orta süsüdür.

140 kişilik masa üzerinde, servis takımları tamamen yerleştirilmiş olarak sergileniyor. Masa: 30 metre uzunluğundadır. Çini tabaklar, altın ve gümüş servis takımları muhteşem.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Stallburg

STALLBURG (HARALAR)

1565 yılında, bu yapı: Arşidük konutu olarak yaptırılır. Hofburg kompleksinin dışındadır. Bina, daha sonra “İspanyol Binicilik Okulu” haralarına dönüştürülmüştür. Yapı: 3 katlı, kemerli avlusu ile, şehirdeki en önemli Rönesans yapılarının başında gelmektedir. Haralar, halka açık değil.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Spanische Reitschule

SPANİSCHE REİTSCHULE (İSPANYOL BİNİCİLİK OKULU)

Burası: Habsburg sarayına yürüme mesafesi uzaklıktadır. Muhteşem mimarisi var, mutlaka zaman ayırın ve ziyaret edin. 1729-1735 yılları arasında inşa edilmiştir. Mimarı: Josef Emanuel Fischer von Erlach.

Burada bulunan: Lipizzaner atları: yıl (temmuz ve ağustos ayları hariç) süresince, arenada gösteri yapıyorlar. Bu gösterilerde: atlar, müzik eşliğinde, çok uyumlu ve hassas hareketler yapıyorlar.

Gösteriler için bilet bulamasanız, sabah saatlerinde atların eğitimleri var, bu eğitimleri izleyebilirsiniz. Bence: zaten gösterilere bilet bulmak zor, biletler pahalı ve çok kısa sürüyor. Siz: hafta içinde yapılan antremanları izleyin.

Avusturya Viyana Ring içi bölge

Bu arada, belki merak edenleriniz olabilir

Lipizzaner atlarının ne özellikleri var? Bu tür atlar: İspanyol ırkı ve Slovenya’da, Lipica bölgesinde yetiştiriliyor. Ancak, bu gelenek, 1920 yılından bu yana, Styria bölgesinde, Piber kasabasında sürdürülüyor.

Atlara: 17.yüzyıldan bu yana değişmeyen sistemlerle: zarif bir şekilde yürüme ve dans etme öğretiliyor. Atlar, müzik eşliğinde, klasik figürler sergiliyorlar. Gösterilerde, kendinizi bambaşka bir dünyada hissedeceksiniz. Bembeyaz atlar ve siyah giysili binicileri.

İspanyol Binicilik Okulunun hemen karşısında: JOSEFS PLATZ meydanı bulunuyor. Meydanda bulunanlar şunlar;

Avusturya Viyana Ring içi bölge

HEYKEL

Meydanın ortasında bulunan bu heykel, Franz Anton Zauner tarafından yaptırılmış ve II. Joseph’in at üzerinde betimlendiği bir heykel.

ÖSTERREİCHİSCHE NATİONAL BİBLİOTHEK (ULUSAL KÜTÜPHANE)

Meydanın hemen yanındadır. Eskiden imparatorluk kütüphanesi olarak kullanılmıştır. İmparatorluk mimarı: Johann Bernhard Fischer tarafından; 1723-1735 yılları arasında yapılmıştır.

En dikkat çekici bölümü: büyük salon kısmıdır. Buranın tavan freskleri, Daniel Gran tarafından yapılmıştır. Bu fresklerde, kütüphanenin kurucusu olan İmparator VI. Karl’ın yüceltilmesi tasvir edilmektedir.

Burada, milyonlarca el yazması ve basılı kitap bulunmaktadır. Bunların yanında: portreler, haritalar, notalar, papirüse yazılmış dokümanlar ve bir müzenin  de bulunduğu ana bina var.

AUGUSTİNER KİRCHE

Burası bir kilise. Habsburg hanedanlığının evlilik kilisesi olarak kullanılmıştır. Habsburg hanedanının önemli kişilerinin kalpleri, buranın kıriptasına gömülüdür.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Schatzkammer
Avusturya Viyana Ring içi bölge Schatzkammer

SCHATZKAMMER (HAZİNE)

Kaiser-appartements yapısının hemen yanında bulunuyor. Eski kutsal Roma imparatorluğunun göz kamaştırıcı eserleri, burada sergileniyor. En önemli eserler: İnciller, cilalanmış zümrütler, yakut ve safirlerle bezeli, som altından yapılmış imparatorluk tacı.

Evet, dünyanın en ünlü hazinelerini burada görmek mümkün. Burada göreceğiniz: İmparator Rudolf II’nin tacı; ilk olarak: 962 yılında: Roma’da, Büyük Otto’nun taç giyme töreninde kullanılmıştır.

Daha ; sonra ise: Aachen ve Frankfurt’taki taht varislerine geçer. Burada: bir kutsal kılıç ve Charlemagne’nin kılıcı da sergileniyor. Bunların dışında ilginizi çekebileceğini düşündüğüm eserler: Hz. İsa’nın son yemekte kullandığı kutsal kase olduğunu düşünülen akik bir kap, zehirli yiyecekleri gösteren engerek dili credenza gibi.

Ayrıca: sergilenen hazineler arasında: İmparatorluk ailesine gelen hediye bir at da sergileniyor. Büyüleyici, tek boynuzlu bir at. Boy uzunluğu:  2.5 metre.

20160803_152505
Avusturya Viyana Ring içi bölge

Sarayın hemen ortasındaki meydanda: Roma  dönemine ait kalıntıların bulunduğu küçük bir bölüm görülüyor. Burası, Roma döneminde burada kurulan şehrin, temel kalıntıları imiş. Buranın bulunduğu meydanda, gayet güzel kafeler var, bunlardan birine oturup hoş zaman geçirmenizi öneririm.

Evet, şimdi de, büyük bir bahçe ye geçiyoruz.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Burggarten

BURGGARTEN

Burası, Hofburg’un bahçesi. 19.yüzyılda, imparatorluk ailesi için düzenlenmiştir. Bahçede, iki anıt var. Bunlar: I. Franz Joseph ve Mozart’a ait. Özellikle Mozart’a ait olan anıt: 1896 yılında, Victor Tilgner tarafından yapılmıştır. Burada, bir de limonluk bölümü var. 20.yüzyılın başında yapılmış. Limonluk bölümünde, çok güzel bir kafe ve kelebek bahçesi de bulunuyor.

Burayı gezdikten sonra, Operring Strasse caddesinde gezebilirsiniz.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Ring Boulevard-Strasse

RİNG BOULEVARD-STRASSE

Ring, aslında şehri saran surları temsil ediyor. 1850’li yıllarda, artık Türk ordusunun gelmeyeceğini düşünen zihniyet, surları yıktırıp, şehrin gelişmesini sağlamıştır. 1940’larda ise: St. Stefan kilisesinin gözetleme kulesini ve 1952 yılında da, banliyölerdeki kuleleri yıkmışlardır. Yıkılan surların yerine: 70 metre genişliğinde, bir bulvar yapılmıştır. Bu bulvarda: hükümet binaları, özel köşkler, geniş meydanlar, parklar, anıtlar ve zarif kafeler bulunuyor.

Avusturya Viyana Ring içi bölge

Evet, bu bulvarın uzunluğu: 4 km. dir. Eski şehrin merkezini, bir çember gibi sarıyor.

Evet, Ring Strasse caddesi boyunca yürümeye devam ediyoruz. Burgring caddesi bölümüne geçince, sağ taraf: Hofburg ve Sol taraf ise, Kunsthistorisches Museum ve Naturhistorisches Museum ile arasında kalan Maria-Theresien-Platz bulunuyor.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Votic Kirche

VOTİC KİRCHE

Ring caddesinde, Viyana Üniversitesinin yanındadır. Ünlü Stephan Katedralin den daha önemlidir. Çünkü: Macar Libenyi tarafından yapılan saldırıdan kurtulan, imparator I. Franz Joseph tarafından, Tanrıya şükran amacıyla; 1854 yılında yaptırılmıştır. Mimarı: Heinrich Fersste. Kilisenin yapımı için, halktan para toplanmıştır. Para toplanan insan sayısı: 300 bin kişidir.

Mimari bakımdan ise: dünyadaki sayılı gotik tarzdaki nadir kiliselerden biri olarak öne çıkmaktadır.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Kunst Historichhes Museum

KUNST HİSTORİCHHES MUSEUM (GÜZEL SANATLAR MÜZESİ)

Giriş ücretli ama özellikle giriş ana merdiveninden itibaren, muhteşem sanat eserleri ziyaretçilerini bekliyor. Müzenin koleksiyonu, tek kelimeyle muhteşem ve çok geniş.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Kunst Historichhes Museum

Birinci Kat: Burada resim galerisi var. Galerinin ismi: Gemaldegalerie. Burada: 16.ve 18.yüzyıl, Avrupa sanatından örnekler sergileniyor.

Ana girişin solundaki, doğu kanadında: Flemenk, Flaman, Alman ve İngiliz sanatçıların eserleri sergileniyor.

Girişin sağındaki batı kanadında ise: İtalyan, İspanyol ve Fransız sanatçıların eserleri sergileniyor. Bu sanat eserlerini yapan sanatçıların bazılarının isimleri ise: Caravaggio, Raffaello, Rembrandt, Rubens, Tiziano.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Kunst Historichhes Museum

Alt Kat

Burada, antik Mısır, Yunan ve Roma eserleri sergileniyor. Ayrıca: Heykel ve Uygulamalı Sanatlar Koleksiyonu bulunuyor. Cellini’nin, Fransa kralı I. François için yaptığı: mine ve altın kaplı, ünlü tuzluk, bu koleksiyonda, mutlaka görün.

Klasik Antika Koleksiyonundaki en önemli eser ise: I. yüzyıl’dan kalma, Gemma Augustea kamayösü. Mısır Koleksiyonunda, Prens Kaninisut’un gömütü, yani mumyası da görülebilir.

Avusturya Viyana Ring içi bölge  Natur Historisches Museum

NATUR HİSTORİSCHES MUSEUM (DOĞA TARİHİ MÜZESİ)

Giriş ücretlidir. Mimari olarak: Kunst Historichhes Museum binasının bir ikizidir. Bu müzede görebileceklerinizden bazıları şunlar: göktaşı koleksiyonu, böceklerden-Dinozorlara kadar uzanan pek çok hayvan fosili. Ayrıca: “Willendorf Venüsü” heykelciği var ki, tam 25 bin yıllık olması en büyük özelliği.

Bunun dışında, Maria Theressa’nın: büyük sarı yakut ve değerli taşlardan yapılmış, 117 kg. ağırlığında, mücevher buketini mutlaka görmelisiniz.

Müzede, birde çocuk salonu (Kindersall) var, özellikle küçük ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekiyor.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Museim Quartier

MUSEUM QUARTİER

Neubau bölgesindedir. Viyana şehrindeki en geniş alana sahip kültür merkezidir. Kapsadığı alan toplamı: 60 bin metrekaredir.

Burası, modern bir müze kompleksi. Yapı: 18.yüzyılda, Fischer von Earlach tarafından yapılmış. 1998 yılında ise, daha önce kraliyet atlarının yetiştirilip bakımlarının yapıldığı komplekste, tadilat yapılarak, bugünkü müze oluşturulmuştur.

Ancak, yapılan tadilatın maliyeti muhteşem, tam 2 milyar Euro. Gerçekten harcanan paranın oranı, sanat ve kültüre verilen değerin en büyük ifadesidir.

Burada sergilenen koleksiyonlar: Kandinsky, Magritte ve Warholl gibi, 20.yüzyıl sanatçılarına ait. Bunlar: MUMOK denilen “Modern Sanat Müzesi” bölümünde sergileniyor. Ayrıca: LEOPOLD MUSEUM ve ARCHİTEKTURZENTRUM WİEN (Viyana Mimari Merkezi) bölümleri de, bu kompleks içinde bulunuyor.

Museum strasse caddesinden ilerleyerek, Getredemarkt caddesine geldiğinizde, yine bir yapı var.

AKADEMİE DER BİLDENDEN KÜNSTE (GÜZEL SANATLAR AKADEMİSİ)

Bu galerinin koleksiyonunda: 14.yüzyıldan, günümüze kadar uzanan döneme ait Avrupa resim sanatının muhteşem örneklerini görebilirsiniz. Özellikle: Hieronymus Boch’un “Son Yargı” resmi, Rubens, Rembrant, Van Dyck, Pieter de Hooch ve Tiepolo’nun çalışmaları var. Binanın mimarı şekli ise, 1870 yılında, Theophil Hansen tarafından tasarlanmıştır.

Bu Akademinin tarihinde ilginç bir olay vardır. Adolf Hitler, bu Akademinin sınavlarına iki kere girmiştir. Çünkü kendisinin genç iken en büyük hayali ressam olabilmektir. Ancak iki kere girdiği sınavlarda başarısız olmuş ve “resim yeteneğin yok” denilerek Akademiye kabul edilmemiştir. Böylece, bunu hakaret olarak algılayan Hitler, kafasındaki sert düşünceleri oluşturmaya başlamıştır.

SECESSİONS GEBAUDE

Akademi binasının hemen karşısında bulunuyor. Burası, 1897 yılında, gerici buldukları, Viyana sanat kurumlarından kopan, 19 sanatçı tarafından harekete geçirilen bir galeri. Bu sanatçıların en ünlülerinin başında: Gustav Klimt geliyor.

Binanın yapısı, Josef Maria Olbrich tarafından tasarlanmıştır. Kapıda yazan bir yazı var. Bu yazı ilginç.

Şöyle ki: “ Der Zeit ihre Kunst, der Kunst ihre Freibeit” yani “Çağa kendi sanatı, sanata ise özgürlük”

Günümüzde, çağdaş sanatçıların eserleri, burada sergileniyor.

Evet, KARL PLATZ meydanına doğru yürüyün.

KARL PLATZ

Bu meydan üzerinde ve çevresinde görülecek pek çok yer var.

KUNSTHALLE PROJECT SPACE (CAM KÜP)

Meydanın hemen bir alt sokağında. Treitlstrasse sokağında bulunuyor. Burada, güncel akımlara konu olan temalı sergiler yapılıyor. Çok büyük bir kafesi var ki, şehirde bir buluşma yeri gibi biliniyor.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Karlskirche

KARLSKİRCHE

Meydana hakim bir konumda bulunuyor. Şehrin en önemli barok kilisesidir. 1576-1578 yılları arasında, şehirde, veba hastalığına yakalananların umudu olan “Kardinal Karl Borromaeus” adına, 1713 yılında, VI. Karl adına, Fisher von Erlach tarafından yapımına başlanılmış ve 1737 yılında tamamlanarak, hizmete açılmıştır.

Veba salgını sırasında, imparatorun verdiği sözün yerine getirilmesi amaçlanmıştır. İç mekanı, serin ve ağırbaşlıdır.

Hafif mermer dekorasyonu ve geniş, oval bir planı vardır. Oval kubbenin görkemli tavan freskleri John Michael Rottmary tarafından yapılmıştır ve mutlaka görmenizi öneririm. Sağdaki ana şapelde bulunan, Daniel Gran’ın “Azize Elisabeth” tablosun da kaçırmayın, mutlaka görün.

Kilisenin önünde, Henry Moore heykeli var. Burası: adeta minareleri olan bir kilise gibi. Ama, yapının içinde, özellikle dikkatinizi çekmek istediğim bir şey var. 100 Amerikan dolarının üzerinde bir resim var. Her şeyi gören göz resmi. Bu kilisede, mihrabın üzerinde de bu resimden var. Bunu kaçırmayın.

WİEN MUSEUM KARLSPLATZ (ESKİ VİYANA TARİH MÜZESİ)

Meydanın doğu tarafında bulunuyor. Burada: 1529 tarihindeki kuşatmadan, modern sanat akımlarına kadar, şehrin tarihindeki tüm önemli olaylara ait sergiler burada yapılıyor.

MUSİKVEREİN (MÜZİK AKADEMİSİ) 

Hemen eski Viyana tarih müzesinin karşısındadır. Yapı, 1867 yılında inşa edilmiş olup, Theophil Hansen tasarımıdır. Viyana Filarmoni Orkestrasına ev sahipliği yapar. Taban resimleri, 1911 yılında yapılmış olup, August Eisenmenger’in özellikle “Apollon ve Dokuz Musa” eseri ilginçtir.

KÜNSTLERHAUS

Hemen Müzik Akademisinin yanındadır. Burada, sanat sergileri düzenlenir. Bu yapının hemen önünde: güne bakan ve lale motifleriyle süslenmiş, Otto Wagner tarafından yapılmış, “Stadtbahn Pavillion” yani “Devlet Demiryolları Pavyonu” bulunuyor.

Evet, bu bölgeden uzaklaşıyoruz. Yürüyerek, Karntner Ring üzerinden, PARKİNG RİNG caddesine geliyoruz. Hemen sağ yanda: bir park var.

Avusturya Viyana Ring içi bölge Stadt Park

STADT PARK (ŞEHİR PARKI)

İnere Stadt ile Landstrasse ilçeleri arasındadır. Buraya “Kraliyet Bahçeleri” deniyor. Çünkü zamanında burası kraliyet sarayının içinde kalmış yani surlar varken, burası saray içindeymiş.

Güzel bir park, gitmenizi öneririm. Rudolph Siebeck tarafından planlanarak, 1862 yılında halk için hizmete açılmıştır. Viyanalılar, burada buluşmakta ve şehrin ortasında, yeşillikler içinde  sohbet ederek zaman geçirmektedirler.

Parkın içinden; şifalı olduğu söylenen, içme suları çıkmaktadır. Bunların daha iyi kullanılması için, 1865-1867 yılları arasında: Johann Garben tarafından, burada bir “Kür Binası” yaptırılmış.

Burada, günümüzde eğlenceler düzenleniyor. Ayrıca, bu binanın büyük bir de kafeteryası bulunuyor. Parkın içinde ise, çeşitli heykeller var. Bunlar: Strauss, Schubert, Makart gibi sanatçılara ait.

Evet, Parktan sonra, yürümeye devam ediyoruz ve STUBEN-RİNG caddesine geliyoruz.

MUSEUM FÜR ANGEWANDTE KUNST (UYGULAMALI SANATLAR MÜZESİ)

Bu müzenin yerel ismi: MAK. Şehirdeki en güzel ve ilgi çekici müzelerden biridir. Sergi salonlarında: gündelik hayatta kullanılan bir kısım obje, çeşitli sanatçılar tarafından farklı şekilde düzenlenmiş olarak görülüyor. Örneğin: bir sanatçının yaptığı, sandalyelerle gölge oyunu.

Müzenin hediyelik eşyalar satılan bölümüne mutlaka uğrayın, hoşunuza gidecek bir şeyler bulabilirsiniz.

Müzenin hemen karşısında: Karl Luegen Platz meydanı bulunuyor.

KARL LUEGER PLATZ MEYDANI

Dr. Karl Lueger, 1897-1910 yılları arasında, Viyana Belediye Başkanlığı yapmış. Meydanın hemen ortasında heykeli bulunuyor.

Bu meydan: Viyanalılar tarafından çok sevilen ve tercih edilen bir yer. Meydanın hemen yanında bulunan kafelerde oturup, yorgunluk giderebilirsiniz.

Kanada Montreal

 

montreal.genel.1
Kanada Montreal

Kanada Montreal; Nüfusu: 3.1 milyondur. Toronto’dan sonra, ülkenin en kalabalık kentidir. Amerika kıtasındaki hiçbir kente benzemiyor. Avrupai bir dokusu var.

Dünyanın en gözde sanat ve kültür merkezlerinden birisi. Quebec eyaletinin en büyük kentidir. Ottowa ve St. Lawrence ırmaklarının kesiştiği yerdeki, bir ada üzerinde kurulmuştur.

Montreal balkonlarında: küçük çaplı yurtseverlik gösterileri, asılmış bayrakları sıkça göreceksiniz. Çünkü: Qubec’lilerin: ayrılıkçı görüşleri ağır basıyor. Parklarda ve sokaklarda: ağaçlar üzerinde: sincapları görebilirsiniz. Bizim ülkemizde olduğu gibi: sokaklarda: başıboş kedi ve köpek yok.

montreal.the biosphere.expo.67
Kanada Montreal

Montreal denilince: buranın dünya çapında tanınmasına neden olan iki etkinlik söz konusudur. Bunlar: 1967 yılında yapılan “Expo Fuarı” ve 1976 yılında yapılan “Olimpiyat Oyunları” dır.

montreal.havaalanı.1
Kanada Montreal Ulaşım

ULAŞIM

Pierre Eliot Trudeau uluslar arası havaalanı: şehir merkezinin 22 km. batısındadır. Bu mesafe: 20 dakikada alınıyor. Buradan: taksi ile şehir merkezine ulaşım, yaklaşık olarak 38 dolar civarındadır. Ayrıca: Aerobus otobüsleri de var. Bunlar ile şehir merkezine ulaşım: 15-25 dolar arasındadır.

DİĞER ŞEHİRLERE UZAKLIK

Montreal-Quebec arası: 257 km., Montreal-Ottowa arası uzaklık: 204 km. ,Montreal-Toronto arası uzaklık: 546 km. Montreal-Boston arası uzaklık: 512 km. Montreal-New York arası uzaklık: 608 km. Montreal-Chicago arası uzaklık: 1363 km. dir.

montreal.tren.1
Kanada Montreal Şehiriçi ulaşım

ŞEHİR İÇİNDE ULAŞIM

Aslında: bu küçük ada şehrinde, yürüyerek, birçok yeri gezebilirsiniz. Kentin çevresinde: hava almak için en uygun yol ise, toplu taşıma. Metro: hızlı, güvenli ve temiz. Bisiklet, bu şehirde tam bir tutku. Şehirde: 350 km. uzunluğunda, bisiklet binilebilecek parkur var.

DİL

Montreal’de: iki dil konuşulur. Onlara kibarca “bonjour” demediğiniz sürece, birçoğu bunu gurur meselesi yaparlar. Kamuya açık yerlerdeki tüm işaretler, Fransızcadır. Paris’in ardından: dünyada Fransızca konuşulan en büyük ikinci kenttir. Birbirine düşman iki dil burada dost olmuşlar. Fransızca inatları yok, İngilizce konuşmaktan gocunmuyorlar.

İKLİM

Hava durumuna, havanın aşırı soğuk oluşuna kanıp, en kalın giysilerinizi giymek durumunda kalırsanız yanılırsınız. Çünkü: lapa lapa kar yağmasına, nehirlerin ve göllerin donmasına rağmen, hava üşütmüyor.

Onun için: kat kat giyinirseniz, terden sırılsıklam olma olasılığınız çok yüksek. Soğuk kış günlerinde: kent, yerin altına çekiliyor.

Kışları: zaman zaman hava sıcaklığı eksi 45 dereceye kadar iniyor. Kar kalınlığı ise 30 cm. geçiyor. Yazları ise, muhteşem kurak bir yer. Yani: tam bir karasal iklim hakim.

TASARIM

Şehrin tasarımı için: 2006 yılında, UNESCO tarafından, “Tasarım Ödülü” verilmiş. Dünya üzerinde, bu ödüle layık görülen, diğer iki şehir ise: Berlin ve Buenos Aires.

montreal.genel.4
Kanada Montreal Turizm

TURİZM

Gezilmesi keyif veren, kozmopolit semtleriyle: çok geniş bir alana yayılır. Bu semtler ulaşmanın en iyi yolu: taksi, otobüs ya da metrodur. Gündüz trafiğinin arapsaçı olması ve park sorunu yüzünden, kendi aracınızı, yalnızca kent dışına yapacağınız gezilerde kullanmanızı öneririm.

İNSANLAR

Bu şehirde: 80’den fazla etnik gurup yaşıyor. Çok kültürlü olmak konusunda, dünya çapında üne sahip. Ancak: 5000 civarında evsiz ve binlerce sığınmacı ve göçmeniyle, şehir, Kanada’nın gelir dağılımına göre, en yoksul, ama sosyal hareketliliği ile en canlı kenti. Bu kadar çok gülümseyen insanın bir arada bulunduğu, başka bir şehir göremezsiniz. Şehir halkı, çok mutlu, biraz sarhoş, biraz kaçık.

TÜRKLER

Montreal’de yaklaşık 10 bin Türk yaşıyor. Bu da: yaklaşık 3 bin aile ediyor. Kentte: değişik Türk dernekleri kurulmuş. Her toplumsal kesim, kendi derneğini kurmuş. Montreal Türk Derneği; bunlardan en büyüğü. Derneğin: camisi, kasabı, berberi var.

Tabii bir de Türk kahvesi var. Deniliyor ki, şehirde yerleşik Türklerin doğu Denizlili. Öyle ki, Kanada, Denizli’den fazla insan gelmeye başlayınca, Türkiye’ye vize uygulamaya başlamış ve bir daha da kaldırmamış.

CAZ

Burada, her yıl caz festivali ve havai fişek festivali yapılıyor. Haziran-Temmuz aylarında, caz festivali zamanında, şehrin 50 yerinde sahne kuruluyor ve her yerde caz müziği dinleniyor. Bu şehirde, taksi şöförleri bile, caz müziği dinliyorlar.

YEMEK KÜLTÜRÜ

Şehrin en kalburüstü lokantaları: Toquel ve Nuances. Ayrıca: en popüler restoranı: Au Pied de Cochon. Nuances: nehrin öbür yakasında, eskiden Olimpiyat merkezi, şimdi ise şehrin kumarhanesi olan kompleksin (Casino Montreal) 5. katında bir lokanta. Şık bir yer. Üstelik: harika bir nehir manzarası var. Ancak: çok süper bir yemek kültürü yok.

Topuel: Fransız yemeklerinin egemen olduğu bir yer. Güzel ve ferah bir restoran. Mönüsü de mevsimlik ve ilginç. Au Pied de Cochon: gerçekten sıra dışı bir lokanta. Yer bulmak çok zor. Sıra dışı bir et lokantası.

 

EĞİTİM

Montreal, bir üniversite kenti. Buradaki 4 üniversitede, tam 125 bin öğrenci var. Dünyanın dört bir yanından gelen bu öğrenciler: kente dinamizm ve renk katıyorlar.

Ünlü McGill Üniversitesi kampusları, derslikleri, evleri, kütüphaneleriyle, kentin dört bir yanına yerleşmiş. Üniversite binalarının önleri, bisiklet pazarını andırıyor. Kentte: tam 660 km. uzunluğunda, bisiklet yolu var.

Son olarak: Her şehrin kendisine has bir kokusu vardır. Montreal’de: kahve ve karamel kokuyor. Juliette et chocolat adlı, dünyanın en güzel sıcak çikolatasının yapıldığı şehir.

gilles-vileneuve pisti.1
Kanada Montreal Royal Dağı

ROYAL DAĞI

Bu kentteki gezinize: Royal Dağı Parkının eteklerine tırmanarak başlayın. Montreal’in ortasında, yükselen bir tepe. Sönmüş bir volkan olan tepeden, kentin tümünü görmek mümkün. Buraya çıkmak için: 3 alternatifiniz var.

Patikayı, Peel sokağı bitiminde başlayan merdivenleri ya da daha kısa bir güzergah için: Chemin Remembrance otoparkını takip etmelisiniz. Son olarak, daha güzel bir alternatif sunabilirim. Şöyle ki: Dominion Square’den, bir at arabası kiralamaktır.

Burası: yöre halkı tarafından: La Montagne (dağ) olarak bilinir. Tepeyi kaplayan orman içinde: kimi yürüyüş yapıyor, kimi kızak ile kayıyor, kimi kardan adam yapıyor.

montreal.mount royal.1
Kanada Montreal Royal Dağı

1535 yılında: St. Lawrence ırmağını takip ederek yolculuk yapan: Jacques Cartier tarafından keşfedilmiştir. Kral I. François’e saygı gereği: Mont Real ismi verilmiştir.

Montrealliler: St.Lawrence ırmağını:

Kentin güneyi olarak düşünürler ve çevresini kullanışlı biçimde bölümlendirmişler.

Boulevard St-Laurent: ırmağa parelel olarak uzanan yolları: doğu ve batı olarak ikiye ayırır. Limana doğru inildikçe; alçak taş binaları görebilirsiniz. Modern kentin: beton, çelik ve cam kuleleri: ırmak boyunca uzanan: Boulevard Rene Le-vesque çevresinde yoğunlaşır.

En uzak noktadaki, Jacques-Cartier Köprüsü: Montreal adasını, Helen Adası (Ile Ste-Helene) üzerindeki: “Expo 67” sitesine ve güney sahiline bağlar. Victoria köprüsü: St. Lawrance üzerinden güneye uzanır.

Royal Dağının güney batısında: küçük Wesmount tepesinin eteklerinde: Montreal’in eski Anglo-Kanadalı seçkinlerine ait: muhteşem villa ve malikaneler var.

Parkın: kuzeyinde ve batısında: kentin etnik mahalleleri ve Fransızca konuşulan: Outremont ilçesi var. Gökyüzünün bulutsuz olduğu günlerde: kuzeydoğudaki Laurent Dağlarını ve Amerika sınırının öbür yanında bulunan Vermont’daki Green Dağlarını görmek mümkün.

Evet: Royal Dağı: New York’taki, Central Park’ın tasarımcısı: Frederick Law Olmsted tarafından düzenlenmiştir. Kentin koşuşturmacasından kaçmak için ideal bir yerdir. Yazın piknik yapmaya, kışın kızak kaymaya ve kayak yapmaya elverişlidir.

montreal.beaver gölü.mount royal.1
Kanada Montreal

Burada bulunan:

Küçük Beaver Gölü’nde ise (Lac des Castors): maket gemiler yüzdürüp, paten kaymak mümkün. Göl çevresinde yürümek, kentin etnik çeşitliliğini görmenin en iyi yolu.

Parktaki banklarda: yalnızca Fransızca ve İngilizce değil, aynı zamanda, İtalyanca, Yunanca, Rusça ve Yidiş dilinde yapılan konuşmaları işitebilirsiniz. Hatta belki de Türkçe.

montreal.eski montreal şehri.1
Kanada Montreal Eski Montreal Şehri

ESKİ MONTREAL ŞEHRİ

Burası: Rue St.Antonie ve liman arasında bulunan bir yer. Rue McGill ve rue Berri tarafından kuşatılmış. 17’nci yüzyılda: Ville-Marie isimli yerleşim: burada kurulmuş.

Ancak: bu kentin, 18’nci yüzyıldan kalma kale duvarlarının tümü yok olmuş.

Ancak: birçok tarihi ev, restore edilerek, Nouvelle France’nin atmosferi korunmuş. Parke taşı döşeli caddeler, 18. yüzyıldan kalma 2-3 katlı tuğla evleri ile, belki bir Fransız kentini, belki de bir Londra sokağını veya İskoçya da ki bir kasabayı andırıyor.

Daracık sokaklarda, yan yana galeriler sıralanmış. Buralarda, her keseye uygun resim bulmanız mümkün. Galerilerden arta kalan yerlerde ise, antikacılar var.

montreal.eski montreal şehri.2
Kanada Montreal Place Jacques-Cartier

PLACE JACQUES-CARTİER

Buradaki yürüyüş turunuza: Place Jacques-Cartier’den başlayın. Yürümek istemeseniz: buradan, “caleche” at arabası kiralayabilirsiniz ve turunuza bununla devam edebilirsiniz. Gezinize başlamadan önce: burada bulunan, güzel kaldırım kafelerinden birinde oturabilirsiniz.

Bir zamanların parke taş döşeli meyve-sebze pazarı, çiçek satıcıları ve gezgin sanatçıların en çok rağbet ettiği meydandır. Eski taş binalar, kendilerine özgü, yüksek, derin eğimli çatılarıyla kar ve buz birikmesini önleyecek, sert kışların üstesinden gelebilecek şekilde tasarlanmıştır.

 

LORD HORATİO NELSON HEYKELİ

Place Jacques-Cartier tepesindedir. Montreal şehrinin en eski anıtıdır. İngiliz amiralin Trafalgar’da Fransızları bozguna uğratmasından, yalnızca 4 yıl sonra, 1809 tarihinde, bu heykel, buraya dikilmiştir.

 

HOTEL DE VİLLA

Burası: Belediye binasıdır. Rue Notre-Dame karşısındadır. 19.yüzyılda yapılmış, etkileyici Fransız Rönesans tarzında inşa edilmiştir.

Fransız General de Gaulle: 1967 yılında, bu binanın balkonundan halka hitap ederken, nutku içinde, o ünlü sözünü söylemiştir.” Vive le Quebec libre” Bu söz: yerel ırkçıları kışkırtmıştır.

montreal.city hall.belediye binası.1
Kanada Montreal Chateau Ramezay

CHATEAU RAMEZAY

Rue Notre-Dame’da: Hotel de Villa’nın çapraz karşısındadır. 1705-1724 yılları arasında: Fransız Vali Claude de Ramezay: bu evde kalmıştır. Bu binada : daha sonraki süreçte; kalanlar ise şunlardır: Fransız Batı Hindistan Kumpanyasının, İngilizler ve kentin 1775 yılındaki işgali sırasında, Amerikalı generaller Richard Montgomery ve Benedict Arnold.

Burada: bir süre de, Benjamin Franklin’in kaldığı söylenir. Şato: yıllarca bakımsız kaldıktan sonra, restore edilmiş ve Nouvelle France’ın, sınır bölgesi yaşamının daha konforlu yanını gösteren bir müzeye dönüştürülmüştür.

18.yüzyıldan kalma zarif eşyalar, bodrum katında büyük bir koloni mutfağı ve eski kumpanyanın Fransız çalışanları tarafından ithal edilen maun oyma duvar panolarının muhteşem detaylarını görmelisiniz.

Rue Notre-Dame’den başlayıp, Vieux Port’a (eski liman) uzanan: rue Bonsecours; tarihi semtlerin bulunduğu caddelerin en önemlilerinden birisidir.

MAİSON PAPİNEAU

1785 yılında yapılmıştır. Çatısında: çift sıra tavan arası odaları var. Burası: militan yurtseverlerin lideri olmasına rağmen, derebeylik mülkünü korumaktan geri durmayan, 19.yüzyılın tartışmalı politikacısı Louis-Joseph Papineau’nun ailesiyle birlikte yaşadığı evdir.

Ev: 1837 yılında çıkan bir ayaklanma sonunda: tamamen yanmış. Papineau’yu ise: İngiliz askerleri kurtarmış. Taşraya kaçmış ve sonraki isyanlarda, bir daha gündeme gelmemiş.

MAİSON DU CALVET

Rue St-Paul’ün köşesindedir. 1725 yılında yapılmıştır. Protestan olan Pierre du Calvet: İngiliz Sulh Hakimi tarafından, buraya atanmıştır. Fakat: Amerikalı isyancılara, bilgi ve malzeme sattığı için hapishaneye girmiştir.

Ev: geniş bacası, ince kireçtaşından kapı çerçeveleri ve zarif kanat pencereleriyle, Fransız koloni dönemi mimarisinin en güzel örneklerinde biridir. Kaba yontulmuş döşeme tahtaları ve çam ağacından çatı kirişleri bulunan, geniş iç mekan: Montreal Museum of Fıne Arsts’tan getirilen: zengin bir 18.yüzyıl işadamına yakışır: halılar, fenerler, saatler ve porselenler gibi antika Qubec mobilyaları ile donatılmıştır.

Burada: iki dilde yayımlanan, Quebec Gazzete’nin, 1786 yılındaki nüshası, çerçevelenerek asılmıştır. Bu gazetede: Osmanlılar ve Venedikliler arasındaki sorunlar ya da Hollanda Kraliyet Ailesinin iç çekişmeleri gibi, eski dünya olaylarının gündemde olduğu görülebiliyor.

NOTRE-DAME-DE-BONSECOURS KİLİSESİ

İlk kolonicilerden, okul öğretmeni Marguerite Bourgeois için inşa edilen, fakat bir yangında yok olan küçük kilisenin yerine yapılmıştır. Yapım yılı: 1772 yılına tarihlenir.

Bourgeois ile birlikte, arkadaşı 3 genç kadın: kuşatılmış yerleşmeye, uygarlaştırıcı bir etki getirirler. Öğretmenlik ve hemşirelik yaparken: aynı zamanda “Filles du Roi-kralın kızları” adı verilen, evlilik çağına gelmiş genç kızların, sorumluluklarını da üstlenirler.

Filles du Roi: aslında, burada bulunan bekar çiftçilerle ve kürk tüccarlarıyla evlendirilmek üzere, Fransa’dan getirilmiş; köylülerin ve yoksul zanaatkarların kızlarıydı.

19. yüzyılda: bu kilise: gemi kazalarından kurtulanların şükranlarının bir ifadesi olarak: gemi maketleri sundukları, bir “Gemici Kilisesi” haline gelmiştir. Bu gemi modelleri: günümüzde, hala, tavandan sarkıyor.

Hafif kavisli tavandaki: trompe l’oeil (göz yanıltıcı) resim, küçük bir kiliseyi: muhteşem bir Gotik katedrale çevirme uğraşısının sonucudur.

Kilisenin kulesi var. Bu kuleye çıkarsanız: Vieux Montreal ve liman manzarasını görebilirsiniz.

Evet: liman boyunca: Ville-Marie yerleşimcilerinin, karaya ilk ayak bastıkları Pointe a Callieres’e doğru yürüyün. Place Royal yakınlarındaki bir dikilitaş: bu olayın anısına buraya dikilmiş. Pointe’daki heykel: 19.yüzyılda liman ticaretini geliştiren bir Anglo-Kanadalı olan John Young’a aittir.

Rue St-Sulpice: sizi, Fransızlarla Iroquoisların ilk meydan savaşlarını yaptıkları bölgenin yakınlarındaki: Place d’Armes’e götürüyor. Burası: öncülerin tarihi kasabası ile, şimdiki ticaret ve endüstri kenti arasındaki görsel bir bağlantıdır.

Orta yerde duran: Maisonneuve Heykeli: Alexandre Dumas’ın silahşörlerine benzer.

montreal.notre-dame bazilikası.old montreal içinde.1
Kanada Montreal Notre-Dame Basilica

NOTRE-DAME BASİLİCA

1829 yılında yapılmış, Neo-Gotik bir yapıdır. New York’lu bir İrlandalı Protestan olan James O’Donell tarafından tasarlanmıştır.

Vitray pencereleri, resimler, heykeller, altın renkli oymalar var. O’Donell: binadan öylesine etkilenmiştir ki: Katolik olmayı bile kabul etmiştir. Eskiden: batı kulesinde bulunan çanı çalabilmek için: 12 kişi gerekiyormuş.

Amerika kıtasının en büyük çanı. Günümüzde ise: elektrikli bir düzenek var. İç mekan: çok gösterişli. Victor Bourgeau isimli bir Quebec’linin eseridir.

montreal.tour de  la borse.borsa kulesi.1
Kanada Montreal Montreal Bankası

MONTREAL BANKASI

Notre-Dame bazilikasının hemen karşısındadır. 1847 yılı yapımlıdır. Binanın üç tarafı: muhteşem büyük Postane Kulesi de dahil olmak üzere, modern yapılarla çevrilmiştir.

Siyah mermer ve pirinç kaplı giriş salonunun anıtsallığı, Kanada’nın bu en eski bankacılık kurumunu, neredeyse dinsel bir biçimde yüceltir.

SEMİNARY OF ST-SULPİCE

1685 yılında yapılmıştır. Kilisenin bitişiğindedir. Montreal’in ayakta kalan en eski büyük yapısıdır. Iroquoislar arasında, misyonerlik faaliyetlerini yapmak üzere inşa edilmiştir. Bina: Kuzey Amerika’nın en eski saat kulesine sahiptir. Bu kule: 1710 yılı yapımlıdır.

montreal.genel.2
Kanada Montreal Şehir Merkezi

ŞEHİR MERKEZİ

Montreal kent merkezinin çekirdeğini: Boulevard Rene Levesque ve Sherbrooke Street arasında kalan: Guy St ve St-Denis Street’in kuşattığı alan oluşturuyor.

Burada: muhteşem gökdelenler, kültür kompleksleri ve alışveriş merkezleri ile eski kiliseler, müzeler ve 24 saat açık şarküteriler bulunuyor.

Şehir merkezindeki gezinize: bir meydandan başlayın.

SQUARE DORCHESTER

Burada: atlı arabalar (hippomobiles) var. Ayrıca: Henry Moore’nin “Uzanan Çıplak” heykeli ve İskoç şair Robert Burns’un ve Kanada Başbakanlarından Wilfrid Laurier ile John Mac Donald’ın heykelleri var.

Sanatçılar ve çiçek satıcıları: mallarını; bu heykellerin çevresinde satıyorlar. Meydanın güney cephesinde: yazın hizmet veren bir turizm danışma bürosu var. Ayrıca: 1933 yılında inşa edilen, kentin en eski gökdeleni olan: Sun Life, burada.

ROYAL BANK KULESİ

Kanada Ulusal Demiryolu Merkez İstasyonu ve İ. M. Pei tarafından tasarlanan ve haç şeklinde birbirini kesen bir kule.

MARİE-REİNE-DU-MONDE

Kuzeydoğuya doğru, Boulevard Rene Levesque üzerindedir. Katolik katedralidir. Roma’daki San Pietro Bazilikasının, 19.yüzyılda yapılmış bir kopyasıdır. Aslının yarısı kadar olmasına rağmen, heybetli görüntüsü var.

Nefi: 109 metre, transepti 73 metre uzunluğunda ve kubbe tonozu 83 metre yüksekliğindedir.

Kubbenin altında: yüksek altarın üstünde: San Pietro’dan bir kopya daha var. Bernini’nin ünlü yaldızlı bronz sayvanı. Evet: kilise: devasa Queen Elizabeth Hotel ile Sun Life gökdeleninin yanında, küçücük kalıyor.

YER ALTI KENTİ

Ville-Marie’dedir. Dünyanın en büyük yer altı kompleksi olarak kabul edilir. Montreal şehrinde, Quebeck kışına bulunan bir çözümdür. Bu muazzam yer altı kenti: 5-6 ay süren kar ve buza karşı kendini koruma derdindeki 500.000 yaya: dükkanları, sinemaları, gece kulüpleri, lokantaları ve kafeleriyle, tamamen alternatif bir kent olan, yer altı kentinde zaman geçirir.

Otel sakinleri: burada, kış aylarında, bütün geceyi paltosuz olarak geçirebilirler. İşin en ilginç yanı, Temmuz ayının bunaltıcı günlerinde bile, burası yine de popülerliğini kaybetmez. Metro ile birbirine bağlanan yer altı geçitleri: kentin bir ucundan diğerine, 30 km. kadar uzanır.

Metro ile, tüm alışveriş merkezlerine ulaşabilmeniz mümkün. Hatta: yerin üstüne hiç çıkmadan, akşama kadar, yeraltında dolaşmak, eğlenmek, karın doyurmak mümkün. Birçok otelin girişi de: yeraltında. Yeraltında; tam 1700 mağaza var. Ayrıca: yüzlerce ofis, onlarca sinema, restoran, tiyatro hatta birkaç da kilise var.

Ancak: yine de, kar yağışına rağmen, bir sürü insan; üst dünyada: acelesiz, telaşsız konuşa konuşa yürüyüşlerini sürdürüyorlar.

DENİS STREET

1860’lı yıllarda, gri taşlarla yapılan,  dik çatılı, 2 katlı evler, caddeye kuzey Avrupa’dan esintiler getiriyor. Yolda yürüyen kalabalıkları, daha çok gençler oluşturuyor. Burası, aynı zamanda Montreal’in kültür merkezlerinden biri. Kent kütüphanesi, en eski tiyatro, sinematek, bu caddede bulunuyor.

montreal.st.catherina street.1
Kanada Montreal Rue Street Catharine

RUE STREET CATHERİNE

Yerin üstünde, büyük mağazaları, sinemaları, turizm şirketleri, şarküterileri ve barlarıyla, kentin başlıca alışveriş caddesidir. Günün her saatinde, canlılığını korur.

CHİRİST CHURCH

University Street’in köşesindedir. Anglikan katedralidir. 1859 yılında yapılmıştır. Zarif, İngiliz Gotik mimarisinin klasik bir örneğidir. İçeride, yüksek altarın üstünde, ilginç bir taş heykel var, mutlaka görün.

CRESCENT STREET

Montagne St. ve Bishop Street’e komşudur. Montreal’in en çok rağbet edilen butiklerinin ve bistrolarının bulunduğu caddelerden biridir. Taştan yapılma, Victoria dönemi sıra evler yıkılmaktan kurtulmuş ve yenilenerek, sıra dışı dükkanlara, sanat galerilerine ve bekar barlarına dönüştürülmek üzere, parlak renklere boyanmıştır.

montreal.mcgill üniversitesi.1
Kanada Montreal McGil Üniversitesi

MCGİLL ÜNİVERSİTESİ

Dünyanın en saygın üniversitelerinden biri olarak kabul ediliyor. Montreal’de, İngilizce eğitim veren üniversitedir. İskoçyalı kürk tüccarı James McGill tarafından: 19.yüzyıl başlarında kurulmuştur.

15.000 öğrenci kayıtlıdır. Özellikle: mühendislik ve eczacılık fakülteleriyle tanınmıştır. 1969 yılında: Quebeck’li ayrılıkçılar: üniversiteyi Fransızca konuşulan bir kurum haline getirmek üzere, şiddetli gösteriler düzenlemişler, fakat başarıya ulaşamamışlardır.

Universite de Montreal ve Universite du Quebec’te eğitim dili Fransızca, Concordia kentin İngilizce eğitim veren diğer üniversitesidir.

SALLE WİLFRİD-PELLETİER

175 rue Ste-Catherine Ouest’tedir. Montreal Senfoni Orkestrasının evi konumundadır. Fuayesindeki Aubusson goblenleri ve bronz, maun, alimünyum ve seramik heykeller, bütün bir kompleksin zarafetini yansıtır. Konser salonunun: İnuit heykeltıraş Yunukpuk’un: sabuntaşı oymalarıyla süslü kapılarına özellikle dikkatinizi çekerim.

montreal.place des arts.1
Kanada Montreal Place Des Arts

PLACE DES ARTS

Maisonneuve ile Rene Levesque bulvarları arasında kalır. Burada: sanat ve ticaret iç içedir. Bir konser salonu, 2 tiyatro ve oda müziği sunulan bir resital salonu var.

montreal.genel.10
Kanada Montreal Civar Semtleri

MONTREAL’İN CİVAR SEMTLERİ

BOULEVARD ST-LAURENT

Tek başına bir mahalledir. Kentin: Katolik ve Fransızca konuşan doğu yakası ile, Protestan ve İngilizce konuşan batı yakasını ayıran bir bir yer. Anglolar, bu mahalleye “The Main” derken, Fransız Kanadalılar hoş bir tanımlamada uzlaşırlar: “la Main” Evet: Main her zaman için tarafsız kalmıştır: St.Laurent’in Avrupai bir görüntüsü var.

Kahveler, barlar, restoranlar, küçük şık butikler, şarküteriler, hep bu mahallede sıralanmıştır. Burası: Portekiz, İtalyan, Yunan, İspanyol, Polonyalı, Yahudi, Arap ve Japonlara özgü lokantaları, bakkalları, şarküterileri ve kafeleriyle, Birleşmiş Milletler gibi bir yerdir. Ağzının tadına düşkün olanlar: yan sokağın aşağısındaki Waldman’ın balık pazarını ziyaret edebilirler.

montreal.concordia üniversitesi.1
Kanada Montreal Universide Du Qebec

UNİVERSİTE DU QUEBEC

Montreal’in Fransızca konuşan öğrencileri: rue St-Denis’deki: kafelerde, barlarda ve kitapçılarda buluşurlar. Burada ve ağaçların gölgesindeki: Square St-Louis’deki güzelce onarılmış, süslü Victoria dönemi malikaneleri ile demir merdivenli sıra evler, üniversitenin kırmızı tuğladan, modern bloklarıyla, görsel zıtlık oluşturur.

Meydanın batı ucundaki: rue Prince-Arthur: butiklerin ve lokantaların bulunduğu, sevimli bir yaya yoluna dönüştürülmüş. Bu cadde: aynı zamanda, kentin caz ve folk müziği dinlenebilecek, canlı gece mekanlarındandır.

montreal.chinatown mahallesi.1
Kanada Montreal Chinatown

CHİNATOWN

Küçük ama kalabalıktır. Rue de la Gauchetiere çevresinde, 6 blokluk bir alana yığılmıştır. Mahalle sakinlerinden bazıları: Kanada Pasifik Demiryolunun yapımında çalışmış cesur işçilerin torunlarıdır.

JEAN-TALON MARKET

Place du Marcheu du Nord üzerindedir. Royal Dağının kuzeyine düşen Montreal’in “Little İtaly”sını bulabilirsiniz. Kentin, en iyi İtalyan lokantaları buradadır ve pek pahalı sayılmazlar.

LE PLATEAU

Bu semt, Kuzey Amerika’nın en bohem yerlerinden biridir. Bar, restoran ve cafe doludur. Her şekilde insan görülebilir.

montreal.parc du mont royal.1
Kanada Montreal Avenue Du Parc

AVENUE DU PARC

Kentte yaşayan, 50.000 kadar Yunanlı: kafe ve tavernalar için, çoğunlukla, Outremont’un doğusundaki: Avenue du Parc’ı seçerler.

montreal.st.joseph oratory.churc.1
Kanada Montreal St Joseph Kilisesi

ST. JOSEPH KİLİSESİ

Cote-des-Neiges üzerinde; Westmount’un ardındaki kent silüetine egemendir. Her yıl, 2 milyon Katolik hacı, buraya gelir. 13.000 kişinin aynı anda girebildiği, devasa tapınak, Muhterem Andre’nin güçlerini yad eder.

1845 yılında: yoksul bir Quebec’li ailenin, 12 çocuğundan biri olarak dünyaya gelen: Muharrem Andre: Kutsal Haç cemaatinin manastırının kapıcısıydı. Kendisinin inşa ettiği ve bugünkü kilisenin yanında, hala ayakta duran küçük bir ahşap şapelde: hastalara şifa dağıtıyordu. 1937 yılında yapılan cenaze törenine: 1 milyondan fazla insan katılmış.

Mezarı: kilisenin kriptasındadır. Kilisenin: modern iç mekanının parlak ve havadar sadeliğinin kadını çıkarmak için, en güzel zaman: org resitallerinin verildiği, Pazar günü öğleden sonradır.

montreal.olimpik stadyum.1
Kanada Montreal Olimpiyat Parkı

OLİMPİYAT PARKI

Şehir merkezinin doğusunda: Maisonneuve Park’ın karşısındadır. Spor tesisleri: 1976 yılında, Olimpiyat Oyunları için inşa edilmiştir. Belediye Başkanı Jean Drapeau: kent merkezindeki yoğun kalkınma ve Expo 67  için St.Lawrence ırmağının üzerindeki büyük inşa faaliyetlerinin ardından Olimpiyat Parkı, onun için “Yeni Montreal’in zirvesi olacaktı.”

Evet: parkın ortasında: Olimpiyat Stadyumu var. Burası: 70.000 seyirci kapasiteli. Günümüzde, burada: Montreal Expos beyzbol takımının maçları ve rock’n roll konserleri düzenleniyor.

Parkta, en sevilen tesislerden bir tanesi: Velodromme’dur. Burası: boks, güreş, basketbol ve kışın da buz pateni yapılan merkezi alanın çevresindedir. Buranın: bisiklet ve tekerlekli paten için, kırmızı ahşaptan bir pisti vardır.

Olimpiyat Parkının yanında: Sherbrooke Street’in karşı tarafında: Botanical Garden var. Bu güzel, yeşil vaha, dünyanın her yanından gelen ve Quebec’in sert ikliminde, sevgiyle bakılmaları gereken, 26.000 bitki ve ağaç türüne, ev sahipliği yapar. Minyatür bir demiryolu ile, bahçelerin çevresinde dolaşabilirsiniz.

Mutlaka görülmesi gereken yerler arasında: muhteşem orkideler, seralardaki kaktüsler ve mükemmel bir Japon bonzai düzenlemesi var. Bu parkta: İznik çinileri ve güllerden oluşan, güzel bir Türk bahçesi de var. Görebilirsiniz.

casino de montreal.1
Kanada Montreal Casino De Montreal

CASİNO DE MONTREAL

Restoranlarda ve oyun salonlarındaki oyun masalarında; eğlenceye doyabilirsiniz.

montreal.place des arts.1
Kanada Montreal Müzeler

MÜZELER

MUSEE DES BEAUX ARTS

Montreal’deki müzelerin en önemlilerinden biridir. Sherbrooke Street West’ tedir. Müze: El Greco, Rubens, Hans Memling, Cranach ve Poussin’in eserlerini içeren, bir Avrupa koleksiyonuna sahiptir. Ayrıca: 18. yüzyıl, İngiliz ustalarından: Reynolds, Gainsborough, Raeburn, Romney ve Hogarth, modernlerden ise: Picasso ve Giacometti de koleksiyona dahil.

Ancak: burada, mükemmel “Kanada Galerileri” var. 19.yüzyıl bölümünde, Antonie Sebastien Plamondon’un etkileyici plastik portreleri ile onun öğrencisi ve rakibi Theophile Hamel’in çalışmaları var.

Paul Kane tarafından yapılmış olan “Mah-Min” ya da “Tüy”, Manitoba’daki Assiniboine Yerlilerinin Şefini resmeden çalışmalardır. İrlanda doğumlu olan Torontolu: kıtayı boydan boya dolaşarak, Kanada yerlilerinin, yer yer romantize edilmiş olsa da, görsel bir kaydını tutmuştur.

Bu müzede: Tom Thomson, Yediler Gurubu ve Emilly Carr’ın da önemli yapıtları bulunmaktadır.

MUSEE D’ART CONTEMPORAİN

Kanadalı ve uluslar arası sanatçıların eserlerinden oluşan, harika bir koleksiyona ev sahipliği yapar.

MCCORD MUSEUM

Küçük olmasına rağmen, zevkli tasarımıyla  dikkat çeker. Sherbrooke Street’tedir. İnuit ve Kuzey Amerika yerlilerinin yanı sıra; 18. ve 19. yüzyıldaki kürk tüccarları ve diğer öncülerin yaşamlarına ilişkin, büyüleyici çalışmalar sunar. İngiliz Kolombiya’sından bir totem direğinin hakim olduğu sergide: kostümler, yapıntılar, tablolar, çizimler ve William Notman’ın arşivinden eski fotoğraflar var.

MUSEE DES ARTS DECORATİFS

Sherbrooke Street ile Boulevard Pie-IX’un köşesindedir. Freskleri ve İtalyan mermeri kaplı, beton sütunlarıyla, şatodan çok bir saraya benzer. Müze: esas olarak, 1940’dan, günümüze kadar olan modern tasarımlara (seramik, cam ve tekstil) ayrılmıştır.

CANADİAN RAİLWAY MUSEUM

Tren meraklıları, burayı gezebilirler. Barakalarda: Kanada Pasifik Demir yoluna ait, tarihi tren motorlarının ve Kanada Pasifik’in kıta aşırı demiryolunu planlayan William Van Horne’un özel, lüks vagonunun sergilendiği istasyona, eski bir tramvayla gidebilirsiniz. Pazar günleri, eski buharlı trenlerden birine binebilirsiniz.

 

ST. LAWRENCE IRMAĞI

Irmağın kıyıları: yıllarca, ambarların, fabrikaların ve demiryollarının ardında saklı kalmıştır. Çok yakın bir tarihte ise: müzik festivalleri ve Vieux Port’un bit pazarı ile birlikte kullanıma açılmıştır.

Expo 67 pavyonlarını yerleştirmek için: ırmak kenarındaki Ile Ste-Helene; mekan olarak seçilmiştir. Amerika pavyonu: ekolojik ağırlıklı bir müze olan “Biosphere” dönüştürülmüştür. Başka iki bina da, yeni kumarhaneye dönüştürülmüştür. Dünya fuarının eğlence ve macerası: açık hava konserleri, sergiler ve ekoloji, kent yaşamı, Kanada tarihi ve geleceğin teknolojisi konulu film gösterileriyle sürdürülmektedir.

Adanın ortasında: Fransız ordusunun, 1760 yılında, bayraklarını yakarak Montreal’in İngilizlere teslim olduğu yerin yakınlarında: D.M. Stewart Museum var.

D.M. STEWART MUSEUM

1760 yılından, 60 yıl sonra: Wellington Dükünün yaptırdığı kalenin, restore edilmiş halidir. Yazın, burada, askeri talimler ve geçit törenleri sahneleyen üniformalı öğrenciler, hem Fransız hem de İngiliz geleneklerine, saygı gösterirler.

Kaledeki “Military and Maritime Museum”: gemi modelleri, haritalar, denizcilik ekipmanları ve Kanada ordusunun, 17.yüzyıldan, II. Dünya Savaşına kadar kullandığı: silah ve üniformalardan örnekler sergileniyor.

montreal.genel.3
Kanada Montreal La Ronde

LA RONDE

Burası bir eğlence parkı. Jackues Cartier Köprüsünün ilerisindedir. Hayal edilebilecek her türlü salıncak ve atlı karınca çeşitlemesiyle, modern eğlence olanakları sunar. Çocukları: fırıl fırıl dönen Gyrotron’a veya Aquapark su kayağına bindikten sonra: bir bahçeye oturup, onları seyredebilirsiniz. Su kayağı parkındaki “Lac des Dauphins”in, diğer tarafında bulunan “Aquarium”un egzotik balıkları arasında; tropik bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

montreal.st.lavrence nehir köprüsü.1
Kanada Montreal İle Notre-Dame

ILE NOTRE-DAME

Ste-Helene Metro istasyonundan başlayan bir köprü ile, bu adaya ulaşılır. Kanal yapımı sırasında çıkarılan toprakla oluşturulmuş, yapay bir adadır. Grand Prix motor yarışları pistinin ortasındaki “Les Floralies” çiçek parkıyla ünlenmiştir. Adanın güney ucundaki Victoria Köprüsünü geçince, büyük St. Lawrence Denizyolunun kilit noktası olan “St. Lambert Lock”un etkileyici manzarasını görmek için, bir gözlem kulesi var, buraya tırmanabilirsiniz.

HABİTAT APARTMAN KOMPLEKSİ

İsrail doğumlu mimar Moshe Safdie tarafından , Expo 67 için tasarlanmıştır. Victoria köprüsünün kuzeyindeki, Cite du Havre’da bulunuyor. Sakinlerine:  nehir ve ada manzarası sunuyor. Bir çocuğun, oyun oynarken dağıttığı bloklara benzeyen kompleks; çeşitli boyut ve kompozisyonlarda, 158 ev oluşturmak için, 354 beton kutu kullanılarak inşa edilmiş, ilginç bir tasarımdır. Bu beton bloklar: vinçle kaldırılarak, yerlerine yerleştirilmişler.

Kanada genel özellikleriyle ilgili yazım için. 

Kanada Toronto şehri gezilecek yerlerle ilgili yazım için.