Kıbrıs Güzelyurt

güzelyurt.3
Kıbrıs Güzelyurt

Girne’den çıkışta, batı yönünde devam ettiğinizde, bir süre sonra sahilden ayrılıp, güneye iniyorsunuz ve Çamlıbel’i geçince, Güzelyurt karşınıza çıkıyor. Deniz kıyısında değil, daha içte.
Adanın kuzeybatısında.

Güzelyurt; adını hak edecek güzelliklere sahip. Verimli topraklar üzerinde kurulmuş ve adanın başlıca narenciye üretim merkezlerinden biri. Turunçgil bahçeleriyle çevrili. Burada: portakal, greyfurt, karpuz, kavun ve çeşitli sebzeler yetiştiriliyor.

Turunçgillerin büyük çoğunluğu: ihraç edilmekte. Bir kısmı ise; meyve suyu yapılarak, ada içinde tüketiliyor ve ihraç ediliyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesinin, KKTC Kampusu; Güzelyurt sınırları içindeki; Kalkanlı kasabasında.

güzelyurt.1
Kıbrıs Güzelyurt

GÜZELYURT GEZİLECEK YERLER

DOĞA VE ARKEOLOJİ MÜZESİ

KKTC de açılan, ilk arkeoloji müzesidir. Müze binası: 1974 Barış Harekatı’ndan önce, Metropolit olarak kullanılıyordu. 1974 yılında, Eski Eserler ve Müzeler Dairesine tahsis edilen binada; tadilat ve düzenlemeler yapılmış.

1979 yılında; müze olarak hizmete açılmış. .
Yapı: 2 katlı. Alt katta: doğa bölümü var. Burada: Kıbrıs’ta görülen: yerli ve göçmen kuş çeşitleri, böcekler, yılanlar, Akdeniz’de yaşayan balık türleri ve Kıbrıs’ın jeolojik yapısında mevcut olan taş çeşitleri sergileniyor.

Üst katta yer alan arkeoloji bölümünde ise: eski eserler, kronolojik sıra ile sergileniyor. “Tumba Tu Skuru” buluntuları ve “Artemis Heykeli”; müzenin en önemli eserleri. Artemis heykeli:68 cm. boyunda ve Efes’te bulunan Artemis heykelleriyle; gerek malzeme ve gerekse şekil bakımından büyük benzerlik gösteriyor.

Çok memeli oluşu, bolluk ve bereketi simgeliyor. Bu heykel, iki adet geyik heykelciği ile birlikte; 1980 yılında, Salamis’te, tesadüfen, bir turist tarafından, denizden çıkarılmış. Yapımı: MS.2’nci yüzyıla tarihleniyor.

TREN İSTASYONU

Kıbrıs’ta kullanılan ilk trenler; Güzelyurt Festival Alanında sergileniyor. Bunlar: Kıbrıs’ın ilk trenleri. Lefkoşa-Güzelyurt girişindeki anayolun; her iki yanında yer alan tren istasyonu binaları; İngilizler döneminde yapılmış. Günümüzde: Festival Parkında bulunan lokomotif ile birlikte; birer tarihi eser olarak sergileniyor. Ancak; tren istasyonu binalarının restore edilmesine ihtiyaç var. Gittiğinizde, biraz harap olduğunu göreceksiniz.

ATATÜRK ANITI

Güzelyurt Kaymakamlığı önünde. 1973 yılında; Öğretmen Feriha Coşkun’un; büyük çabası ve girişimleri ile, Nazilli’de yaptırılmış. 1974 yılında, Adaya getirilen anıt: Baf’da hazırlanan kaidesi üzerine konar.

Ancak; Barış Harekatı sonucunda yapılan nüfus mübadelesi sonucu: Baf’da yaşayan Türkler, Güzelyurt’a gelince; Atatürk Anıtı da Baf’tan alınarak, Güzelyurt’a getirilmiş. Güzelyurt’ta bulunan Rumlara ait bir heykel ise; Rumlara gönderilmiş. Heykelin böyle bir hikayesi var. 1999 yılında, kaidesi ve çevresinde yapılan düzenlemeler ile, yeni bir çehre kazandırılmış olup, törenler burada yapılıyor.

MAMAS MANASTIRI-KİLİSESİ 

Aziz Mamas: Kıbrıs’ın en tanınmış azizlerinden biri. İkonlarda; aslana bindirilmiş ve kollarında, kuzu ile tasvir edilmiş. Yerel efsaneye göre: “St. Mamas; Güzelyurt yakınlarındaki bir mağarada yaşayan fakir biriymiş. Dönemin, Bizanslı dükü: yayınladığı bir bildiriyle, herkesin vergi ödemesini ister. Mamas; sosyal yaşam içinde yer almadığı için bunu kabul etmez. Bunu duyan dük; azizin tutuklanıp cezalandırılmasını ister.

Askerler: aziz Mamas’ı tutuklarlar ve birlikte Lefkoşa’ya doğru ormanda ilerlerken; karşılarına, aniden: o güne kadar Kıbrıs’ta görülmeyen bir aslan çıkar. Aslan; önde giden kuzuyu parçalamak ister. Ancak; aziz Mamas; elini kaldırır ve aslan sakinleşir. Aziz: kuzuyu koluna alır, bir katır gibi aslanın sırtına biner ve Bizans dükünün huzuruna; bu şekilde çıkar. Dük; gördükleri karşısında çok şaşırır ve Aziz Mamas’ı, ömrü boyunca vergiden muaf tutar. Adada, onun adına adanmış 14 kilise bulunduğu söylenmekte.

Evet; bu manastır, esasen antik ikon sergisiyle ünlü.

Orijinal kilise

Bizans yapımı. Ancak; çeşitli dönemlerde yenilenmiş. Orta Çağda; gotik stilde, hatırı sayılır derecede önemli ve güzel duruma getirilmiş. Osmanlılar döneminde ise, 1725 yılında; tamamıyla yeniden yapılmış, büyük ve merkezi bir kubbe eklenmiş.

İlk yapılan gotik tarzlı binadan ise; çok az bir bölüm günümüze ulaşmış. Bunlar; kuzey ve güneydeki giriş kısımları, sütunlar; batı penceresindeki iki mermer sütun ve azizin lahdinin bulunduğu kemerli kısım. Bütün bunlar; 15’nci yüzyıldan kalmış.

İkonastatis: iki devrin ve stilin karışımı. Burada yer alan gotik başlıklı dört mermer sütun ve mermer paneller; 1500’lü yıllara tarihleniyor. Bu paneller: Venediklilerin; adada bulunan en güzel ve küçük sanat eserleri.

Üzüm ve meşe motifleriyle, yüksek kabartma şeklinde dekore edilmiş ve köşelere; Venedik armaları yerleştirilmiş. İkonasist’in; ahşap işçiliği, koyu mavi ve altın renkli boyası; 16’ncı yüzyılın muhteşem örnekleri.

Solundaki kutsal girişte yer alan iki kapı ile atlar üzerindeki boyalı gölgeler de; aynı dönemden kalma. Azizin; Bizans döneminden kalan mermer lahdi; bir kemer altında ve duvar içine yerleştirilmiş. İçeriden ve dışarıdan görülebiliyor. Batı kapısı üzerindeki yazılarda: 1738 yılında, Fransız konsülü M. Porey’in ve 1753 yılında, Moskova’dan bir kişinin yapmış oldukları ziyaretler yazılı.

TUMBA TU SKURU

Güzelyurt-Girne karayolunda, ama yolun batısında ve Güzelyurt’un birkaç kilometre kuzeyinde. Geç Bronz Çağına ait bir yerleşim yeri. 1971-1974 yılları arasında, Prof. Emily T. Vermeule başkanlığındaki, Harvard Üniversitesi ve Boston Güzel Sanatlar Müzesi tarafından yapılan kazılarda çıkarılan eserler; Güzelyurt Arkeoloji ve Doğa Müzesinde sergileniyor.

2017.08.26-20.Mavi köşk.2b
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk

MAVİ KÖŞK

Kıbrıs ziyaretçileri tarafından mutlaka gezilen, Kıbrıs’ı ziyaret edecek kişileri mutlaka gezip görmesini önereceğim bir yer olarak önem kazanmaktadır. Burayı mutlaka görmelisiniz.

Mavi Köşk: Girne-Güzelyurt dağ yolu üzerinde, Ortadoğu Teknik Üniversitesi kampüsü yakınlarında, Çamlıbel köyünde, askeri birlik sınırları içindedir.

Tabelalar takip edilerek buraya ulaşıldığında, askeri bölge kapısında, kimlik belgelerinin nöbetçi askere verilmesi gerekiyor. Ardından, yine kısa bir yolculuktan sonra Mavi Köşk’e ulaşılıyor.

Genel kurallar

Mavi köşk, 39’ncu Mekanize Piyade Tümen Karargah ve Karargah Bölüğü sorumluluğunda işletilen bir ibret müzesidir. Köşke giriş ücretlidir. Ancak nakit para kabul edilmiyor, giriş ücreti kredi kartından çekiliyor.

Köşk: Pazartesi günleri hariç, her gün saat: 09.00-18.00 arasında ziyarete açıktır. Köşkteki gezi, askerlik hizmetini yapan görevlilerin rehberliği nezaretinde yapılmaktadır. Sunum yaklaşık 35-40 dakika sürmektedir.

Köşk içinde, fotoğraf ve video çekimi yasaktır. Ayrıca: eşyaları dokunmak ve koltuklara oturmak ta yasaktır. Üst kata çıkarken, galoş giyilmesi gerekiyor.

Mavi Köşk hakkında genel bilgi

Mavi Köşk: 1957 yılında İtalyan asıllı Rum Paulo Paolides tarafından yaptırılmıştır.

İki kat üzerine, 16 bölümden oluşan köşk, 20’nci yüzyıl modern döneme ait betonarme teknikle yapılmış bir binadır. O dönem şartlarında, böyle muhteşem bir mimari gerçekten göz kamaştırıyor.

Doğu ve Batı mimari usluplarının karışımıyla yapılan köşk, Kıbrıs’ta dönemin Türk ve Rum mimari özellikleri dışında İtalyan ve Akdeniz bölgesi mimari özelliklerini taşımaktadır. Cephelerdeki kapı ve pencerelerin basık kemerli alınlıkları, İslam mimarisinin bir örneğini sunmaktadır.

Köşkün eski sahibi Paolides, o dönemde Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu olan ve daha sonra Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı da yapan Makarios’un avukatıdır.

Kendisi aynı zamanda bir esnaf görünmesine rağmen, masun insanların kanları karşılığı servet sahibi olan o dönemde, bölgenin ve Ortadoğu’nun en büyük silah kaçakçısıdır ve iyi paralar kazanmıştır. Denizden gelen kaçak silahlar önce bu eve gelir, buradan da adanın her tarafına sevk edilirdi. Bir zamanlar, Kıbrıs adasında yaşayan Türklerin tüm katledilme planlarının bu köşkte yapıldığı söyleniyor.

Dönemin birçok ünlü insanı burayı ziyaret etmiştir.

Köşkün eski sahibi Paolides: 1986 yılında İtalya’da bir mafya toplantısında zehirlenerek öldürülmüştür. Ölmeden önce uzun süre, mobilyaların bakımı için buraya para gönderdiği söylenmektedir.

Köşkü gezerken göreceğiniz gibi, o dönemde Kıbrıs Türkleri, Rum baskısı altında sefalet içinde yaşarken, kendisi bu köşkte sefa ve lüks içinde yaşamıştır.

2017.08.26-20.Mavi köşk.4a.Süt havuzu
Kıbrıs Güzelyurt  Maviköşk Süt Banyosu

Köşkün gezilmesi

Köşkün gezilmesinde, tur müzik bölümünden başlıyor. Burada: Paolides’in anılarını yazdığı masa ve sandalyesi, duvarda asılı üç tablo, ikinci tablonun altındaki radyo pikap ve 1953 İngiltere yapımı piyano ve sehpası orijinaldir. Ayrıca İtalyan el işlemeli fayanslar ve girişteki akordeon kapı da o dönemden kalmadır.

Sol tarafta görülen mavi fayanslı havuz: kadınların cildine ve güzelliğine iyi geldiği söylenen süt banyosunun yapıldığı yerdir. Dönemin ünlülerinden Sofia Loren’in, buraya gelerek köşkte bir gece kaldığı ve süt banyosu yaptığı söylenmektedir. Sofia Loren’in, halen Kapalı Maraş bölgesinde bir adet yazlık evi bulunmaktadır.

Gezimize devam ediyoruz.

Odada, yarım silindir şeklindeki vitrin içindeki gümüş işlemeli likör takımı orijinaldir. Vitrin kapakları rokoko sanat anlayışı ile yapılmıştır. Sol taraftaki kabartma yağlı boya tablo orijinaldir. Yağlı boya tablonun özelliği: gökyüzünün bölümleri ve diğer kabartmalı kısımlar, ressamın kendi parmak ucu darbeleriyle yapılmış olmasıdır.

Üst kısımda bulunan ışıklandırma ve klima sistemleri yine o dönemden kalmadır. Köşkün bütün bölümlerinde: merkezi olarak tasarlanan aynı klima sistemi çalışmaktadır. 1957 yılı yapımı Westinghouse marka merkezi klima sistemi hala çalışır durumdaymış.

2017.08.26-20.Mavi köşk.5a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Çalışma Odası
2017.08.26-20.Mavi köşk.9a.perdeler
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Çalışma Odası perdeler

Çalışma Odası

Çalışma odasında, kütüphane olarak kullanılan bölümdeki kitaplar orijinaldir. Üstü ceylan deresi kaplı masa, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios’un hediyesidir.

Masanın arkasında bulunan koltuk ise, uzaktan bakıldığında çok rahat gibi görünmesine rağmen, kişi üzerine oturduktan 2-2.5 saat sonra beton gibi sertleşerek, üzerindeki kişinin rehavete kapılmasını engeller, çalışmasını ve konsantre olmasını sağlar.

Koltuğa bu özelliği veren şey: yapımında kullanılan özel bir deniz süngeridir. Arkadaki kırmızı dolapta bulunan bronz melek heykeli, orman manzaralı tablo ve marjinal biblolar orijinaldir.

Burada: köşkün eski sahibi Paolidis’in duvarda bir siyah beyaz fotoğrafı görülüyor. Bu fotoğraf orijinaldir ve köşkün diğer yerlerindeki benzeri fotoğraflar bu fotoğraftan çoğaltılarak kopyalanmıştır. Bu fotoğraf incelendiğinde görüldüğü gibi, kendisi 155-160 cm boylarında, minyon tipli bir kişidir.

Köşkteki tek orijinal perdeler buradadır. Bunlar üç kat elyaftan yapılmıştır ve bu sayede: dışarıdan gelen ses, ışık ve ısı minimuma indirgenmekte, içeride daha rahat bir çalışma ortamı yaratılmaktadır. Buradaki perdeler açıldığında: havuzun sesi gelmekte, perdeler kapatıldığında ise, ses kesilmektedir.

2017.08.26-20.Mavi köşk.11a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Üst Kat

Üst Kat

Ayakkabılara galoş takılarak merdivenlerden üst kata çıkılıyor. Burada bir ayna var, aynanın özelliği çerçevesinin tek parça halinde gül ağacından yapılmış olmasıdır. Yukarı çıktığınızda görülen üç adet tablo o dönemden kalmadır. Sağ tarafta bulunan iki tablo, çini mürekkebinden yapılmıştır.

Üst katta bulunan odaların hepsi ayrı renklerde boyanmıştır.

2017.08.26-20.Mavi köşk.22a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Kırmızı Oda

Kırmızı Oda

Dönemin mafya toplantıları ve kanlı eylem planları bu odada yapılmıştır. Her türlü toplantı, bu odada bulunan ve üzeri timsah derisi kaplı masada yapılmakta ve son kararlar her zaman Paolidis tarafından alınmaktaydı. Masanın arkasında, duvar kenarındaki Paulidis’in koltuğu görülmektedir. Toplantıları buradan yönetmesinin sebebi, arkasından gelebilecek saldırılara karşı korunmadır.

Odada bulanan koltuk takımı ve sehpalar yine o dönemden kalmadır. Koltuklar, sadece bir defaya mahsus olarak orijinaline yakın tadilat görmüştür. Karşı duvarda asılı tablo ise Yunan savaş kahramanı Aşil’e aittir. Bu tabloda: Truva savaşından önemli bir an betimlenmiştir. Arkadaki tablo ise köşkün en değerli tablosu olan Azize Maria yani Meryem Ana tablosudur.

Bu tablo: 1971 yılında Magosa Sen Barnabas kilisesinden iki papaz tarafından yapılmıştır. Tablonun iki önemli özelliği söz konusudur. Bunlardan birincisi: Azize Maria’nın halesinin som altından, gerdanlığının ise altın suyundan yapılmış olmasıdır. İkinci özellik ise: sizler odanın neresinde olursanız olun, Azize Maria’nın gözleri, elleri, dizleri ve ayakuçları, sizi takip ediyor olacaktır. Oda içinde bulunduğunuz konumu değiştirerek bu durumu görebilirsiniz.

2017.08.26-20.Mavi köşk.26a.Mavi oda.1a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Mavi Oda

Mavi Oda

Dönemin misafirlerinin konakladığı odadır. Perdeler, yatak örtüsü ve iki adet abajur dışındaki bütün eşyalar orijinaldir. Karşıdaki duvarda bulunan mavi girinti, odanın ibadet bölümüdür.

İçindeki ayna ise, Paulidis tarafından Uzakdoğu’dan özel olarak getirtilmiştir. Aynı dokuz boğumlu olduğundan karşısında kendine bakan kişi, arkasındaki bütün alanı çepeçevre görebilmektedir.

2017.08.26-20.Mavi köşk.27.Kasa.1
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Kasa

Bu odadan çıktığınızda, hemen duvarda bir kasa görülmektedir. Bu kasa, yine Paulidis’e ait olup, 1977 yılında Türkiye’den gelen özel bir heyet tarafından açtırılmıştır. Kasanın içinde 20 Paund ve bir adet altın anahtar bulunmuştur.

Anahtar, köşkün her yerinde denenmiş olmasına rağmen, her hangi bir uygun kullanım yeri bulunmamıştır. Ancak altın anahtarla ilgili teori: o dönemde mafya liderleri arasında gücü simgeleyen bir hediye olarak birbirlerine alınıp verildiğidir.

2017.08.26-20.Mavi köşk.31d
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Yeşil Oda

Yeşil Oda

Dinlenme odası olarak kullanılan yerdir. Ortadaki masa ve sandalyeler, koltuk takımı, konsol, vitrin ve vitrin içindeki likör takımı, köşedeki çini işlemeli vazo, duvardaki tablolar ve televizyon ö dönemden kalmadır. Televizyonun özelliği: uzaktan bakıldığında her ne kadar çok parçalı olarak görülse de aslında tamamı tek parçadan oluşan özel bir seri üretimdir.

Ayrıca: Kıbrıs’a gelen ilk siyah-beyaz televizyondur. Televizyonun üzerinde bulunan, kara kalem çalışma ise, Hıristiyan resim sanatının önemli örneklerinden olan Hz. İsa’nın son akşam yemeğinden küçük bir parçadır. Hz. İsa, burada havarilerine, güneş doğup-batmadan, içinizden biri bana ihanet edecek demektedir ve havarilerin şaşkınlıkları yüzlerine yansıtılmıştır.

Arka köşede bulunan tekli koltuklar ise; inceltilmiş yay ve kuş tüyü kullanılarak yapılmış stres koltuğudur. Paulidis, bu odaya gelir, bu koltuklarda 15-20 dakika dinlenir, uykusu gelince yatak odasına geçerdi.

2017.08.26-20.Mavi köşk.28a.Yatak odası.1c
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Yatak Odası
2017.08.26-20.Mavi köşk.29a.Banyo.1a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Yatak Odası
2017.08.26-20.Mavi köşk.29a.Banyo.1e
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Banyo

Yatak Odası

Yatak odası olarak kullanılan bu odada, karşılıklı konumlandırılan pencerelerden, güneşin doğuşu ve batışı izlenebilmektedir. Perdeler ve yatak örtüsü dışındaki bütün her şey orijinaldir. Yatağın çok büyük olduğu dikkatinizi çekecektir. Söylentilere göre, Paolidis bu yatakta aynı anda birkaç kişi ile birlikte yatıyormuş. Arkadaki duvarda asılı iki adet İtalya Cenova manzaralı tablo, gravür baskıdır. Sol tarafta bulunan masanın kapağı yukarı doğru kaldırıldığında, bir makyaj masası olarak kullanılıyor.

Banyo bölümünde: Paulidis’e ait iki adet bornoz ve bir çift terlik bulunmaktadır. Yatağın arkasındaki bölüm: bazı kaynaklarda bir kaçış tüneli olarak geçmektedir. Ancak gerçekte burası klimadır ve su tesisatı vardır. Ancak, elbette köşkte bir kaçış tüneli bulunmaktaydı, sadece tünelin giriş yeri burası değildir. 1974 yılında Türk askeri adaya çıktığında, Paulidis, bahçede bulunduğu söylenen bir kaçış tüneli kullanarak, yakındaki bir İngiliz köyüne kaçmış ve oradan da adayı terk etmiştir. Kaçarken, izini kaybettirmek için kaçtığı tüneli patlattığı söyleniyor.

2017.08.26-20.Mavi köşk.34.Sarı oda.1
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Sarı Oda

Sarı Oda

Burası, misafir çocukların konakladığı odadır. Perdeler ve yatak örtüsü dışındaki bütün eşyalar orijinaldir. Dışarıdan bakıldığında her ne kadar köşkle birlikte inşa edildiği düşünülse de, aslında bu oda sonradan eklenmiş bir deprem odasıdır.

Bunu, duvarlardaki ve tavandaki esneme paylarından anlıyoruz. Bu deprem odası sistemine, lokasyon sistemi denilmekteydi. Herhangi bir sarsıntı anında, bu oda, köşkten çok küçük bir miktar ayrılmaktaydı.

Paulidis, bekardı ve çocuğu yoktu. Buna rağmen çocuklara karşı, ilgisinin ve sevgisinin üst düzeyde olduğu bilinmekteydi. Ancak bu ilgi ve sevgi hoşgörülü ve babacan, şevkatli bir tavırla düşünülmezdi. Kendisinin bir çocuk istismarcısı olduğu hakkında kuvvetli iddialar vardır.

Paulides: çocuk yatak odası, banyosu ve oyun odasındaki bütün eşyaları minyatür olarak dizayn ettirmiş ve giriş kısmında bulunan mavi kulplu dolaplara erkek çocuklarının, eflatun kulplu dolaplara ise kız çocuklarının çeşitli kıyafetlerini koydurmuştu.

Koridor

Üst kat koridorunda bulunan konsol ve aynanın çerçevesi gül ağacından yapılmıştır. Konsol üzerinde bulunan bronz balerin heykeli: dengeyi temsil ediyordu. Konsol üzerinde, ne şekilde konulursa konulsun dengede kalabiliyordu. Heykelin o dönemdeki kullanım amacı: bir deprem habercisi olmasıydı.

Heykel konsol üzerine dik konumda yerleştirilir, herhangi bir sarsıntı durumunda öne doğru devrilerek, çok yüksek bir ses çıkarır ve bu ses, gerek konsolun akustik yapısı ve gerekse köşkün merkezi konumundan dolayı, köşkün her yerinden rahatlıkla duyulabilirdi. Sesi duyan üst kattaki misafirler sarı odaya, alt kattaki misafirler ise bahçeye kaçarak depremden korunuyorlardı.

2017.08.26-20.Mavi köşk.38c
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Teras Bölümü
2017.08.26-20.Mavi köşk.38f
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Teras Bölümü

Teras Bölümü

Köşkün en güzel bölümüdür. Burada da, pençeler özel konumlandırılmış, güneşin doğuşu ve batışı izlenebilmektedir. Köşelerdeki testiler, koltuk takımı, sehpalar, çini işlemeli vazo, iki adet İran halısı, köşelerdeki biblolar, tavandaki avize orijinaldir. Bibloların özelliği: o dönemde köşke gelen misafirlere konyak ikramı yapılıyor olmasıydı.

Eğer gelen misafir kadın ise erkek figürlü biblodan, gelen misafir erkek ise kadın figürlü biblodan konyak ikramı yapılıyordu. Bibloların üstünde bulunan “Metaksa” yazısı, halen Yunanistan’da faaliyette bulunan bir içki firmasının eşantiyonudur.

2017.08.26-20.Mavi köşk.38h
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Yemek Bölümü

Yemek Bölümü

Burada görülen ceviz ağacından yapılmış sandalyeler, duvardaki tablolar, zigon sehpalar, içki dolabı ve çıkış bölümündeki mini bar o dönemden kalmadır.

Zigon sehpaların üzerindeki figürler, fildişi kabartma ve sedef işlemedir. Bu figürler o dönemde köşke gelen misafirleri temsil etmekte olup, eğer gelen misafir gurubu dört kişilik bir gurup ise, dört figürlü sehpa, üç kişilik gurup ise üç figürlü sehpa ile ikram ve servis yapılıyordu. Toplamda on adet figür görülür ve buna bağlı olarak teras bölümünde, on kişilik bir oturma gurubu bulunmaktadır.

İçki dolabının özelliği ise, üzerindeki kabartma bölümlerin bukelamun derisinden yapılmış olmasıdır. İtalya’dan gelen özel solüsyonu kullanıldığında bu kabartmalı kısımlar mevsimlere göre renk değiştirdiği söyleniyor.

İlkbahar aylarında yeşil, sonbahar aylarında sarı, yazın kırmızı ve kışın beyaz renk alırdı. Ancak: son solüyon 1986 yılının sonbahar aylarında kullanılmış ve kabartma bölümler sarı renkler ağırlıklı olarak kalmış ve günümüze ulaşmıştır. İtalya’dan gelen solüsyon daha sonraki tarihlerde gelmediğinde, sarı renkli olarak kalmıştır.

Çıkış bölümünde bulunan mini bar ise, herhangi bir elektronik bağlantı olmamasına rağmen, termos mantığı ile çalışmaktadır. İçine yerleştirilen aynaların yansıtma özelliği sayesinde, içine konulan içecek sıcak ise sıcak kalmakta, soğuk ise soğuk kalmaktadır.

Tura alt kata inerek devam ediyoruz. Bu bölümde, galoşlar çıkarılıyor ve alt katta, sağ bölüme geçiliyor.

Yemekhane Bölümü

Burada: karşılıklı olarak duvarlarda bulunan mavi girintiler, Akdeniz mimarisinde niş adı verilen ve odaya estetik ve derinlik vermek için yapılan bölümlerdir. Karşı taraftaki duvarlarda ise metallerden burçlar yapılmıştır.

Sırasıyla: boğa, iki adet karşılıklı başak, sağ bölümde ikizler, sol arkada oğlak ve yine arkada başak burcu işaretleri görülmektedir. Başak burcunun ağırlıklı olarak kullanılmasının sebebi: Paulidis’in başak burcu olmasıdır. Diğer figürlerin de yakın arkadaşları veya aile bireylerinin burçları olduğu düşünülmektedir.

Tabanda bulunan mozaikli bölüm, köşkün inşaatı sırasında İtalya’dan özel olarak getirilmiş ve tek tek elle kaplanmıştır.

2017.08.26-20.Mavi köşk.41a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Taverna Bölümü

Taverna Bölümü

Ahşap kapıdan geçilerek taverna bölümü olarak kullanılan yere ulaşılıyor.

Burası: Rumların porselen tabak kırarak sirtaki yaptıkları bölümdür. Buradaki: 1970 yılı Hollanda yapımı piyano, meşhur Kıbrıs kebabının pişirildiği fırın ve arkada, av hayvanlarının pişirildiği mekanizma orijinaldir. Mekanizma halen çalışır durumdadır. Üst kısımda bulunan üzümler, gerçekçi olarak görülmeleri için özel olarak yapılmış, dallar ise ince geyik derisindendir.

Porselen tabakların bir kısmı orijinaldir. Masaların renkleri, üst katta bulunan oda renkleriyle aynıdır. Kırmızı masalarda dönemin Mayfa liderleri, sarı masalarda çocuklar ve mavi masalarda diğer misafirler ağırlanırdı. Köşkte kalan misafirlerin, kaldıkları odanın rengi olan masalardan başka masalarda oturmalarına izin verilmezdi. Dolayısı ile, herhangi bir kalabalık durumunda: evin içindeki düzen ve asayiş sağlanıyordu.

Ayrıca çıkış bölümünde bulunan altı adet şarap fıçısı da o dönemden kalmadır.

2017.08.26-20.Mavi köşk.44a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Bahçe-Aslanlı Küp

Bahçe-Aslanlı Küp

Taverna odasından çıkınca, büyük ve açık havuz ve aslanlı bir küp görülmektedir. Aslan, birçok kültürde olduğu gibi burada da gücü ve kudreti temsil etmektedir. Küpün içinde bulunan şarap, arkadaki özel bir devir-daim motoru sayesinde, aslanın ağzından tekrar küpün içine akmaktaydı. Bu sayede havuz veya taverna bölümünde eğlenen misafirler, eğlencelerine ara vermeden kadehlerine şarap dolduruyorlardı.

Tarihe “Kanlı Noel” olarak geçen 22-23 Aralık 1963 tarihinde; 400’e yakın Kıbrıslı Türk’ün katledildiği, aralarında Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi ve üç çocuğunun öldürüldüğü gece de, Paulidis ve arkadaşları, olaydan haberdar buradaki lüks yaşamlarının 6’ncı yılını kutluyorlardı.

2017.08.26-20.Mavi köşk.47c
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Seyir Mevkii

Seyir Mevkii

Seyir tepesi: aşağıdaki vadinin tümünü ve iki tepe arasında kalan limanı görecek şekilde konumlandırılmıştır. Bir silah kaçakçısı olan Paulidis: gemilerle limana getirttiği silahları, eşeklerle köşke taşıtır ve buradan, dönemin anti Türk terör örgütlerine pazarlardı. Sevkiyatın güvenliği için buraya bir mevzi kazdırmış ve içine silahlı iki muhafız yerleştirmişti.

1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında bir gurup Türk askeri, köşkün altındaki ovaya paraşütle inince, Paulidis’in korumalığını yapan Rum askerlerinin açtığı ateş sonucu, çok sayıda Türk askeri (100 kadar olduğu söyleniyor) şehit olmuştur. Bu yüzden, köşkün altındaki bölgeye “Kanlı vadi” denilmektedir.

Karşıdaki beyaz bölüm ise, köşkün en büyük günah çıkarma yeridir.

Bu arada: burada köşkün bir başka büyük özelliği de gündeme geliyor. Aşağıdaki vadinin neresinden bakılırsa bakılsın, köşk görülmezdir.

Köşkün kuş bakışı görüntüsü ise, silah biçimindedir. Hatta yine bir iddiaya göre: Paulidis, köşkün yerinin kimseler tarafından bilinmemesi için, mimarı öldürtmüştür.

2017.08.26-20.Mavi köşk.48a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Yankılı Taş

Yankılı Taş

Burada: yüzünüz köşke dönük olarak konuştuğunuzda, ses yankılanarak geri gelmektedir. Bunun sebebi: üzerinde bulunulan ve mavi boya ile işaret edilen siyah mermer taşın altında, yaklaşık sekiz metre boşluk olması, kenarlarının yarım ay şeklinde düzenlenmiş olmasıdır.

Kendisi duruşmalardan önce, burada sesini dinleyerek motive olduktan sonra mahkeme salonlarına giderdi. Mahkeme heyetini etkilemek için konuşmasını nasıl yapacağını, ses tonunu dinleyerek belirliyordu.

2017.08.26-20.Mavi köşk.49a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Dilek Havuzu

Dilek Havuzu

Dilek havuzunun çevresinin bir göz şeklinde olması, içindeki mermerlerin mavi olması, su ile doldurulduğunda nazar boncuğunu simgelemesinin istenmesidir. O dönemde köşke gelen misafirler, ellerine bir bozuk para alıp dilek tutarlardı.

Bozuk parayı, yüzlerini köşke döndükten sonra sol omuzlarının yani kalplerinin üzerinden dilek havuzuna atarlar, para tura gelmesi durumunda dileklerinin tutacağına inanırlardı.

Evet: köşkün gezisi bitti. Köşkün bahçesinde, yine askerler tarafından işletilen büfeden bir şeyler alıp yorgunluk giderebilirsiniz.

Kıbrıs Plajları

kıbrıs plajları.1
Kıbrıs Plajları

Evet: Kıbrıs denilince, burada güneş, deniz ve plajlar söz konusu oluyor. Peki; nerede denize girelim, en güzel deniz, kumsal ve plaj nerededir? Dört mevsim güneş aldığı için, Kıbrıs’ın birçok noktasından denize girmek mümkündür. Birbirinden güzel plajlar; insanlar için farklı seçenekler sunarlar. Ortak özellikleri ise: altın sarısı kumu ve berrak denizidir.

GİRNE

Mare Monte Plajı

Kıbrıs Plajları; Girne’nin Alsancak bölgesindeki küçük bir koyda bulunuyor. Günübirlik geziler için ideal. Şehir merkezine çok yakın olan bu koy, özellikle hafta sonlarında çok kalabalık oluyor.

Escape Beach Club (Yavuz Çıkarma Plajı)

Girne’den Alsancak’a doğru giderken karşınıza çıkacaktır. Hemen karşısında, küçük bir adacık var. Bu adacık: doğal bir dalga kıran görevi yapıyor. Böylece: plaj, daima dalgasız.
Özellikle: Kıbrıslı gençler buraya ilgi gösteriyor.

Her türlü konfor sunuluyor. Scuba diving, kano ve deniz bisikleti gibi su sporları yapılabiliyor.

Giriş ücretli. İçeri girdikten sonra: ister pufların üzerinde, ister kumsalda şezlonglarda güneşlenebilirsiniz. Plajın hemen arkasındaki restoran; yemek için uygun. Ancak: yaz sezonunda, oldukça kalabalık. Kuzey Kıbrıs’ın en popüler beach’lerinden biridir.

Camelot

Girne yakınlarındaki, Alsancak’ta, antik Lambousa kentinin hemen merkezinde bulunuyor. At nalı şeklindeki bu tarihi koy, eskiden bir Roma balıkçısı imiş. Dalgakıran’ın dinginleştirdiği sular, sakin ve güvenli yüzme keyfi veriyor.

Özellikle: deniz yaşamının zenginleştirdiği kaya dipleri, şnolkerle dalmak için ideal. Çeşitli motorlu su sporlarının da yapıldığı bu sahilde; bungee-trampoline yapabilirsiniz.

Şezlongların makul aralıklarla dizilmiş olması; rahatça güneşlenmenize olanak sunuyor.

Girne’de; özellikle turistlerin kalabalıklaştığı yaz aylarında, böyle bir rahatlığı her yerde bulmak mümkün değil. Koyun etkileyici peyzajına hakim restoranındaki yemek çeşitliliği de, damak tadına düşkün olanları sevindirecek ölçüde.

Acapulco

Girne’nin, birkaç kilometre doğusunda bulunan, beş yıldızlı Acapulco Otel’in plajı. Buradan yararlanmak için, otel müşterisi olmak gerekmiyor.

Giriş ücreti ödeyerek, bu plajdan yararlanabilirsiniz. Akdeniz güneşinin altında, hareketli ve eğlenceli bir ortam.

Oldukça büyük bir açık yüzme havuzu var. Bu havuz: su kaydırakları ile zenginleştirilmiş.

Büyük havuzun çevresinde; birçok eğlence aktivitesi düzenleniyor.

Plajın; zaman zaman büyüyen dalgaları; sörf yapma olanağı da sunuyor. İncecik kumu ve uçsuz bucaksız mavilikleriyle, Girne’nin hemen yanı başında, güzel bir plaj.

Yeşilırmak

Kuzey Kıbrıs’ın batı ucunda bulunuyor. Adanın en yeşil topraklarından biri. Bu plaj; aynı zamanda: “Kıbrıs’ın en büyük asması” olarak da, Guinnes Rekorlar Kitabına giren ağacına da ev sahipliği yapıyor.

Küçük ve şirin bir koy. Plajın tam ortasında bulunan büyük beyaz iskele, hem denize girmeyi kolaylaştırıyor ve hem de akşam sefasına mekan oluyor.

Merkezden biraz uzakta ve sapa olmasından dolayı, oldukça sessiz ve sakin olan bu koy, tatilde huzur arayanlar için ideal.

GAZİMAĞUSA

Palm Beach Club

Kıbrıs Plajları; Şehrin hemen yanı başında bulunan Palm Beach Plajı: bir yanında, savaşın izlerini taşıyan hayalet bölge olan “Kapalı Maraş”, diğer yanında tatilcileri ağırlayan Bilfer Palm Beach Hotel var.

Kapalı Maraş sınırında güneşlenirken; hemen yanı başınızda, 1974 yılında bombalanan ama yine de tüm yıkıntılarına rağmen, gökyüzüne görkemli bir şekilde yükselen binaları görebilirsiniz.

Şehre yakın olması nedeniyle; gündüz güneşlenenleri, geceleri de müzik ve dalga sesleriyle dans edenleri görmek mümkün.

Bir yanı canlı ve kalabalık, diğer yanı ise terk edilmiş bir mekan. Bu nedenle: Kuzey Kıbrıs’ın görülmeye değer bir plajı.

Glapsides

Gazimağusa’nın 5.5 km. kuzeyinde. Doğu Akdeniz Üniversitesine, yalnızca 2 dakika uzaklıkta. Karpaz anayolu üzerinde, uzun ve kumluk bir plaj. Mavi sularında; su sporları meraklılarını konuk ediyor.

Burada: dalgıçlık imkanları sunulmaktadır. Su altı dünyasının gizemini keşfedebilirsiniz. Plaj voleybolu turnuvaları yapılıyor.

Yılın her döneminde, üniversite öğrencileriyle dolup taşıyor.

Plaj çevresinde; kamp yapma imkanı da var. Sabahın erken saatlerinde denize girip, balık türlerini avlayabilirsiniz.

Mağusa Boğazı

Gazimağusa’nın yaklaşık 25 km. kuzeyinde. Adından da anlaşılacağı üzere: Mağusa’yı Karpaz’a bağlayan bir boğaz geçidi. Lefkoşa tarafından, havaalanına doğru gidilirken, Geçitkale yoluna dönülerek ulaşılıyor.

Özellikle, buranın balık restoranları ünlü. Ulaşımın rahat olduğu Boğaz’da: küçük bir balıkçı limanı ve yine küçük bir plaj bulunuyor. Plaj: otelin önünde ve otel tarafından işletiliyor.

Oldukça berrak denizi ve incecik kumuyla dikkat çekiyor.

Plajın önünde: uçsuz bucaksız gibi görünen ve Lübnan kıyılarına kadar uzanan masmavi deniz var.

Balıkçı Limanı ile, plaj arasında kalan bölgede: yan yana sıralanan balık restoranlarında: oldukça taze ve leziz deniz ürünlerini bulmak ve yemek mümkün.

Sabah erkenden yola çıkın, kahvaltınızı burada yapın ve denize girdikten sonra, yine burada, leziz deniz ürünlerinden tadarak günü tamamlayın.

KARPAZ BÖLGESİ

Dip Karpaz’dan Zafer Burnuna giderken, sağınızda kalıyor. Gözünüzü yol kenarındaki tabelalardan ayırmaz iseniz, rahatlıkla bulursunuz.

Ancak: dikkatli olmanız gerekiyor, yoksa bulamasınız.

Ulaşım pek rahat değil. Alt yapı açısından da, sorunları olan bir yer. Ama sanırım bu yüzden; yüzlerce yıl, el değmeden günümüze ulaşmayı başarabilmiş bir yer.

Kumsaldaki iki küçük pansiyon dışında, neredeyse hiç yapılaşma yok. Doğa ile baş başa, eşsiz bir tatil için bulunmaz bir fırsat.

Bu arada: burasının, mitolojide aşk ve güzellik tanrıçası olarak geçen Afrodit’in (Venüs) doğduğu yer olarak geçtiğini hatırlatmam gerek.

Efsaneye göre: bir ilk bahar sabahı; kıpırtısız olan deniz, birdenbire köpüklü, beyaz bir dalga ile hareketlenir ve bu dalga ile birlikte, bir deniz kabuğu üzerinde Afrodit, kıyıya adım atar.

Fırsatınız olursa: burada gün doğumunu izleyin, sabah yürüyüşü yapın.

Iğdır

Iğdır

Iğdır ovası, Akdeniz bölgesindeki tarımın yapılabildiği toprak yapısı ve iklim şartlarına sahip olmasıyla önem kazanıyor. Bir de: ülkemizde, üç ülkeye sınır komşusu (İran-Nahcivan Özerk Cumhuriyeti-Ermenistan) olan tek il, öte yandan, bu ilde çok sayıda otel var ki, tüm Iğdır nüfusunu bu otellere yerleştirseniz, işte o kadar yatak olduğu kesin.

Iğdır

ULAŞIM

İran üzerinden ülkemize giren ve Doğubayazıt-Kars-Erzurum-Erzincan üzerinden ilerleyen tarihi İpek Yolu buradan geçiyor.

Iğdır-Nahcivan arasındaki uzaklık; 20 km. Iğdır-Ermenistan sınırı arasındaki uzaklık; 90 km. Iğdır-İran sınırı arasındaki uzaklık: 75 km. Iğdır-Kars arasındaki uzaklık: 130 km. Iğdır-Erzurum arasındaki uzaklık: 280 km. Iğdır-Ağrı arasındaki uzaklık: 150 km. Iğdır-Doğubayazıt arasındaki uzaklık; 45 km.

TARİH

Bölgede, tarihi süreç içinde: MÖ.1’nci yüzyıldan itibaren, egemenlik kuran uluslar, sırasıyla; Persler, Makedonlar, Seleukoslar, Roma, Asur, Kimmet ve İskitler. MS.7’nci yüzyılda ise, bu kez, bölgede “Araplar” görülür. 1064 yılına gelindiğinde ise, bu kez, Selçuklular var. 1514 yılında Osmanlılar bölgeyi ele geçirirler.

1737-1746 ve 1878-1918 yılları arasında, Rus işgali ve vahşet yılları var. 14 Kasım 1920 tarihine gelindiğinde ise, Kazım Karabekir komutasındaki Türk Ordusu, Iğdır ve yöresini, gerek Rus ve gerekse Ermenilerin elinden kurtarmıştır.

Iğdır isminin kaynağı: Oğuz Han’ın, altı oğlundan biri olan, Cengiz Alp’in, en büyük oğlu olan Iğdır Beğ’den gelmektedir. Kelime anlamı ise: “iyi, büyük, ünlü, sahip, yiğit başkan”  demektir.

Şehir, 27 Mayıs 1992 tarihinde, Kars ilinden ayrılarak Türkiye’nin 76’ncı ili olmuştur. Merkez ilçe yanında, 3 tane daha ilçesi vardır.

Iğdır
Iğdır

  

GENEL

Şehir, ülkemizin doğu sınırına yakın bir konumda, dağ sıralarının ve yüksek platoların arasındaki bir bölgededir. Bu ara bölgede kalması nedeniyle: özellikle iklim daha yumuşak ve toprağın da uygun olması nedeniyle: çevre yörelerde üretilemeyen birçok sebze-meyve burada üretiliyor. Çünkü: ova, alçak ve ılık. Bu nedenle: burada, Akdeniz iklimi tarımı yapılabiliyor. Yani: pamuk, kayısı ve mandalina gibi ürünler yetiştirmek mümkün.

Dağlık bir bölge demiştim ya, Ağrı dağının büyük bir bölümü de, Iğdır il sınırları içinde kalıyor.

Yukarıda sözünü ettiğim gibi, Iğdır, üç ülke ile sınır komşusu bir il. Bu ülkelerle olan sınır kapılarımız ise: Alican (kapalı) Ermenistan ile, Boralan (kapalı) İran ile ve Dilucu (açık) Azerbaycan ile olan sınır kapılarıdır.

NE YENİR

Yöreye yolunuz düşerse: özellikle “Taş Köfte” yemenizi öneririm. Birkaç yerel lezzet  daha var. Bunlar da; Ekşili, Cızdık, Paça, Tavuk Şorva olabilir. Ama, özellikle “Bozbaş” isimli yemeği yemeden, sakın buradan ayrılmayın. Ama, çok yağlıdır, aman buna dikkat.

NE SATIN ALINIR

Yörede, kadınlar tarafından yapılan, yün ve pamuktan üretilmiş “çoraplar” büyük ilgi görüyor. Sizler de, gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için, bu örgü çoraplardan satın alabilirsiniz.

GEZİLECEK YERLER

LEYLEK HEYKELİ

Iğdır il merkezi girişinde, gayet büyük iki leylek heykeli var. Bunlar yani leylekler, Iğdır ilinin sembolüdür ve bu heykeller o nedenle yaptırılarak buraya konulmuştur. Buraya bir taraftan da “Leylek Şehri” denmektedir. Çünkü, leylekler iklim nedeniyle yaz-kış burayı terk etmezler. Leylekler kış mevsiminde dahi burada kalabilmektedir.

YER ALTI ÇARŞISI

Şehir merkezinde tam ortadadır ve bu yüzden şehrin en kalabalık ve yoğun yeridir. Burada birçok dükkan ve mağaza bulunmaktadır.

Iğdır Ermeni Evi Taş Bina

ERMENİ EVİ TAŞ BİNA

Söğütlü mahallesinde bulunan bu bina, 19’ncu yüzyıl Baltık mimarisi tarzında yapılmıştır. Yapının yola bakan kısmı, süsleme bakımından zengindir. Düzgün kesme taş kullanılmış olup, pencere açıklıkları basit kemerli, pencere üstlerindeki taş çıkıntılar ve korniş altı testere biçimli taş çıkıntılar, cepheye güzel bir görüntü vermiştir. Pencerelerin birinin üst tarafında 1908 tarihli bir kitabe görülür. Yapının iç kısmında inceleme yapılamamıştır, çünkü yapı halen konut olarak kullanılmaktadır.

Iğdır Soykırım Anıtı ve Müzesi

SOYKIRIM ANITI VE MÜZESİ 

İl merkezinde, Bahar mahallesindedir. Burada: Iğdır ve çevresinde: 1915-1920 yılları arasında, Ermeni katliamlarında katledilen ( yöre halkının, o günkü mevcudunun % 80’i katledilmiştir) insanlarımız anısına yapılmış bir anıt var. Anıtın öne çıkan özelliği: ülkemizin en yüksek anıtı olmasıdır. Yüksekliği: 43.50 metredir.

Anıt: 1997-1999 tarihleri arasında yapılmıştır. Alt kısmında: 350 metre karelik alanda, bir müze var. Üst kısım ise: 5 kılıçtan oluşan bir anıt görüntüsü veriyor. Kılıçların granitleri: Çin’den getirtilmiştir. Kılıçların kabzalarında tunç dökümlerdeki rölyeflerde: eski Türk devletlerinden, günümüzdeki Türkiye Cumhuriyetine kadar uzanan dönemler anlatılıyor.

Alttaki müze bölümünde: 1915-1918 yılları arasında, Ermeniler tarafından, buradaki vatandaşlarımıza yönelik yapılan katliamlar sonucu toplu mezarlardan çıkarılan belgeler, fotoğraflar ve diğer malzemeler sergileniyor. Müze, her yıl, yaklaşık 4000 civarında kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Müzede: 575 kitap ve 256 adet resim bulunmaktadır.

Iğdır Harmandöven Kervarsarayı

HARMANDÖVEN KERVANSARAYI

İpek yolu üzerindedir. İl merkezine, 31 km. uzaklıkta, Kervansaray köyünün batısındadır.

Yapı: 12’nci yüzyılda, Sürmari Emiri Şerafettin Ejder tarafından yaptırılmıştır. Avlusuzdur ve taç kapısı: cephede bir çıkıntı oluşturmamaktadır. Bu özellikler değerlendirildiğinde, yapının geç dönemlerde yapıldığı düşünülmektedir.

Yapı, Selçuklular döneminde Anadolu’da çokça yaptırılan açık avlulu ve kapalı hol sistemi planlı, çevresinde kale görünümündeki büyük kolsal yapılar, özellikle sultan ve vezirlerin talimatları ile önemli yol güzergahlı üzerine inşa edilmişlerdir. Iğdır Kervansarayı ise, tali bir yol üzerine inşa edilmiştir ve plan olarak avlusunun olmaması nedeniyle diğerlerinden ayrılmıştır. 13’ncü yüzyıl sonunda, Elazığ Çemişgezek yakınlarında yapılan İbrahim Şah hanı planlarına benzemektedir.

Iğdır Kalesi-Korhan Kalesi

IĞDIR KALESİ (KORHAN KALESİ)

İl merkezine 36 km. uzaklıkta, Ağrı dağının kuzey yamacında, 2120 metre rakımlı bir tepe üzerindedir.

Kalenin yapılış tarihi ve yaptıran bilinmiyor. Ancak, 1064 yılında, kalenin Selçuklular tarafından ele geçirildiği kesin. Yani, 1064 yılında, bu yapı varmış. Kale yapısı: 2 bölümden oluşuyor. Surların temel kalıntılarında: Urartu sistemini andıran, büyük blok taşlar kullanılmıştır. 1664 yılına gelindiğinde, bölgede büyük bir deprem olduğu ve kalenin de bu deprem ile yıkıldığı anlaşılıyor.

Hatta, 7 gün sürdüğü bildirilen bu deprem sonucu, yakın çevre dahil, bölgede 50 bin civarında insan öldüğü tahmin edilmektedir. Bu depremde sağ kalanlar, kaleyi terk ederler ve günümüzdeki Iğdır ovasına gelerek, şehrin ilk yerleşimcileri olurlar.

Günümüzde: yapı çok harap durumda görülüyor. Sadece, çok az sur kalıntısı görmek mümkündür. Daha doğrusu, düzgün kesme taşlardan yapılmış, yuvarlak formlu bir kule görülüyor. Ayrıca, yine yıkık ama bir fikir verebilecek durumda görülen erzak deposu bölümü var. Düzgün kesme taştan örülmüş ve üç bölümlü, erzak deposunda, kalede kalanların su ve yiyecek ihtiyaçları karşılanmıştır. Bu erzak deposunun hemen yanında, düzgün siyah taşlarla yapılmış ve içi horasan harcıyla sıvanmış bir su kuyusu var.

Iğdır Karakale-Sürmeli Kalesi

KARAKALE (SÜRMELİ KALESİ)

İl merkezine 26 km. uzaklıkta, Tuzluca-Iğdır arasında, ovaya hakim bir tepe üzerindedir. Aras nehrinin Türkiye-Ermenistan sınırını çizdiği noktada, iki vadi arasında sarp kayalıklar üzerindedir.

Kalenin yapılış tarihi ve yaptıran bilinmemektedir. 1047-1064 yılları arasında Bizanslıların bölgede egemenlikleri görülür. 1064 yılından sonra, kale, Selçuklular tarafından ele geçirilir. 1386 yılına gelindiğinde, Timur tarafından kalenin kuşatıldığı ve ele geçirildiği biliniyor. Bu kale de: 1664 ve 1840 yıllarındaki depremler sonucu büyük ölçüde tahrip olur ve insanlar tarafından terkedilir.

Günümüzde burada görülebilenler: kalenin batı yönünde, temel seviyesinde, 2 metre kalınlığa ulaşan sur duvarları görülüyor. Bu birinci duvarın, yaklaşık 50 metre doğusunda, aynı kalınlıkta ikinci bir sur duvarı kalıntısı var. Bu sur duvarından, 30 metre sonra ise, günümüzde kısmen ayakta olan, iç kale görülüyor.

İç kalede günümüze ulaşanlar ise: Aras nehrine bakan yerdeki; doğal kayalar üzerine yapılmış ikiz gözetleme kulesidir. Kulenin yüksekliği 7 metredir. Bu kulenin hemen doğusunda, dairevi planlı dış cephesi tüf taşından yapılmış bir kule daha vardır. Kale surları ve kuleler arasında kalan büyük bir alanda, büyük bir yerleşim yeri kalıntısı bulunur. Özellikle Selçuklu, Urartu ve eski Tunç Çağına ait bol miktarda seramiğin görüldüğü bu alanda, ayakta kalıp günümüze ulaşan yapı yoktur.

Iğdır Meteor-Göktaşı Çukuru

METEOR-GÖKTAŞI ÇUKURU

İl merkezine 42 km. uzaklıkta, Karakoyunlu’ya bağlı, Korhan yaylasındadır.

Buraya: 1892 yılında büyük bir göktaşının düştüğü ve çukurun bu nedenle oluştuğu söyleniyor. Hatta, bu büyüklük, dünya üzerinde ikinci sırada geliyormuş. (Dünyanın en büyük göktaşı çukuru: Amerika-Arizona-Barringer krateri) Çukurun genişliği: 35 metre, derinlik ise, yaklaşık 60 metredir.

Düz bir arazide, aracınızda inip, bir süre yürümeniz gerekiyor. Çukurun çevresi: tel örgülerle çevrilmiştir. Burada en çok dikkatimi çeken: çukurun kenarlarının sanki jiletle kesilmiş gibi olması, dibinde ise, toprak yığını var.

Yani, göktaşını göremiyorsunuz. Bu arada, bu göktaşının bulunduğu yer, askeri güvenlik bölgesi ve fazla oyalanırsanız, büyük ihtimalle, birkaç nöbetçi asker gelip, sizinle burada ne yaptığınızı konuşabilirler. Ama, göktaşını gezmeye gelmenize ses çıkaran yok.

Iğdır Ağrı dağı
Iğdır Ağrı dağı
Iğdır Ağrı dağı

AĞRI DAĞI VE TIRMANIŞ

Ağrı dağı: ülkemizin en yüksek rakımlı dağıdır. Zirve yüksekliği: 5137 metredir. Sönmüş bir volkandır. Türk-İran-Ermenistan sınırında bulunmaktadır. Hemen güneydoğusunda, yine sönmüş bir volkan olan, Küçük Ağrı Dağı bulunmaktadır ki, bunun da zirve  yüksekliği: 3896 metredir.

Ağrı dağı: güzel bir görüntü verir. Tepesindeki 400 metrelik bölüm, sürekli buzlarla kaplıdır ve bu yüzden, uzaktan bakıldığında bir şapka görüntüsü verir. Hatta, çoğu kez, dağın bu zirvesinin üzerinde bir bulut tabakası görmekte mümkündür.

Ağrı dağı, dağcılık sporu ile uğraşanların aradıkları tüm özellikleri taşımaktadır. Bu özelliklerin başında ise: tırmanışın başladığı yere araç ile gidilebilmesi ve tırmanış mesafesinin yüksek olmasıdır. Anadolu ve Avrupa’nın en yüksek doruğudur.

Aynı zamanda: Nuh’un gemisi ve Tufan efsaneleri, buraya mistik bir özellik vermektedir. Dağa tırmanmak için en uygun zaman; Temmuz-Ağustos-Eylül aylarıdır. Güneyden tırmanış: Doğubayazıt’ın Çatan köyünden  başlar. Doğudan tırmanış: Serdarbulak yaylasından başlar. Batıdan tırmanış: örtülü köyü ve küp gölünden başlar.

Dağa ilk kez: 1829 yılında, Alman Prof. J.Von Parrot çıkmıştır. Türklerin ilk kez tırmanışı ise: 1970 yılında, Dr. Bozkurt Ergör tarafından sağlanmıştır. 1973 yılında, Cevdet Sunay isimli bir subay tarafından, Ağrı dağına tırmanılmış ve zirveye, Atatürk Büstü konulmuştur.

Iğdır Tuzluca Tuz Mağaraları
Iğdır Tuzluca Tuz Mağaraları
Iğdır Tuzluca Tuz Mağaraları

     

TUZLUCA TUZ MAĞARALARI

Iğdır iline bağlı Tuzluca ilçesindedir.

Tuz mağaraları: ülkemizin 100 yıllık tuz ihtiyacını karşılayabilecek rezervlere sahiptir. 55 dönümlük tuzla kaplı bu arazideki mağaralarda bulunan tünellerdeki hava: bir çok solunun yolu hastalığına iyi geliyormuş. Burada, halen tuz üretimi, sürdürülmektedir, günlük 60 ton tuz üretiliyor.

Iğdır Karaçomak Köyü kilisesi

KARAÇOMAK KÖYÜ KİLİSESİ

İl merkezine bağlı Karaçomak köyü yakınlarındadır. Köye ulaşan yolun bitimindeki düzlükte sağ yanda kilise kalıntısı görülür. Yapının üst örtüsü tamamen yıkılmıştır. Beden duvarları ayaktadır ve sarımsı kesme taş kaplamadır.

Iğdır Osmanlı Kışlası

OSMANLI KIŞLASI

Tuzluca ilçesi, Üçkaya köyünün güneydoğusundadır. Köye hakim konumdaki yapı, moloz taşların üstü yontulmak suretiyle yapılmıştır. Yamaç kısmını tahkim etmek için, alt tarafa istinat duvarı örülmüştür. Batı bölümünden Eğritaş deresi geçer. Kapı ve pencereleri daha önce söküldüğünden, günümüzde yoktur.

Iğdır Gökkuşağı Tepeleri
Iğdır Gökkuşağı Tepeleri

GÖKKUŞAĞI TEPELERİ

Tuzluca ilçesinin batısındaki tepelerdeki renk cümbüşü görenleri hayrete düşürüyor. Çünkü bu tepeler: kahverengi, boz, kırmızı ve sarı tonlarındadır.

Türkiye-Ermenistan-İran ve Nahcivan sınırında bulunan bu doğa harikası tepeler yani gökkuşağı tepeleri: Iğdır-Kars karayolunun 50’nci kilometresinde başlıyor ve yaklaşık 20 kilometre kadar devam ediyor.

Bu tepeler, özellikle sonbaharda apayrı bir güzelliğe bürünüyor ve yörenin turizm potansiyelini olumlu etkiliyor, siz de buralara yolunuz düşerse, mutlaka bu renkli tepeleri görün. Özellikle güneşin tam tepede olduğu saatlerde, renk cümbüşü ortaya çıkıyor. İlk bakıldığında tepeler çölü andırıyor. Çünkü bu tepeler üzerinde herhangi bir bitki yetişmiyor, çünkü bu tepelerin toprakları yıkanan topraklardır ve bu yüzden bitki tutması zordur. Sadece bazı yaban hayvanlarının görüldüğü söyleniyor.

Yapılan araştırmalara göre, bu tepelerin böyle renkli olmasının sebebi: tepelerin üstünde bulunan toprak tabakasındaki kalsiyum, magnezyum gibi madensel hammaddelerdir ve özellikle kırmızı rengi veren demir oksittir.

Farklı renklerin oluşmasının sebebi ise, yine demir çeşitliğinden kaynaklanmaktadır. Bazı yerlerde ise, bu renkliliği tuz sağlamaktadır. Çünkü yöre aynı zamanda tuz maden yataklarının bulunduğu bir yer olarak biliniyor. Hatta bu yörede tuz madenleri o kadar çok yoğun ki, ülkemizin 200 yıllık tuz ihtiyacını karşılama kapasitesinde olduğu söyleniyor.