Kayseri il merkezine çok yakın, içinde villalar ve bağ evlerinin bulunduğu şirin bir yer. Bu nedenle, yazın buranın nüfusu hızla çoğalır, kışın ise azalır. Bunun yanında, Erciyes Üniversitesine yakın olması da, bu yörede, yaklaşık 15 bin civarında öğrencinin hareketliliği görülmektedir.
Kayseri Talas
ULAŞIM
Talas, bağlı bulunduğu il merkezi olan Kayseri’ye, 6 km. uzaklıktadır. Kayseri-Tomarza kara yolunun 6’ncı km. dedir. Talas-Boğazlıyan arasındaki uzaklık: 93 km. Talas-Ürgüp arasındaki uzaklık; 78 km.
TARİHİ
Yöredeki ilk yerleşimcilerin, MÖ.1500 yıllarında burada, günümüzdeki ilçe merkezinin 1 km. doğusundaki Derevenk bölgesinde yaşadıkları anlaşılmıştır.
Bunun dışında, tarihi süreç içinde, ilçede egemenlik kuran uluslar, sırasıyla şunlardır: Mazaklar, Kapadokyalılar, Kayrus, İskender, Romalılar ve 1071 Malazgirt zaferinden sonra, Danışmentliler, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Karahanlılar ve 1467 yılından itibaren Osmanlılar.
1510 yılında, Şah İsmail’in baskıları sonucu İran’dan kaçan Ermenilerin bir kısmı, yöreye yerleşirler. Ancak, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki mübadele sonucunda, burayı terk ederek, muhtelif ülkelere göç ederler. Bunların yörede yoğun olarak yaşıyor olmaları, yani Ermeni ve Rumlar için, yörede Amerikan Kolleji kurulmuştur. O dönemlerde, Talas yöresinin ismi, Rumca olarak “Mutalaski” olarak da bilinmektedir.
Talas, 1987 tarihinde ilçe haline gelmiştir.
Kayseri Talas
GENEL
İlçe merkezi: Erciyes dağının eteklerinde bulunmakta olup, denizden yüksekliği: 1340 metredir. Engebeli bir arazi görülmektedir. Birinci bölüm, düz bir ovadaki “aşağı Talas” ve ikinci bölüm, yukarı Talas’tır.
Bu engebeli arazide: akarsu ve göl bulunmamaktadır. Ali dağı, bölgenin en önemli yükseltisidir. Orman da görülmez. Burada, daha çok Kayserili zenginlerin villaları ve yazlık mekanları, bağ evleri bulunmaktadır. Özellikle, yukarı Talas bölgesi, bağ ve bahçelerle çevrilidir. Havası temiz ve güzeldir. Bu özelliği nedeniyle, mesire yeri olarak da yoğun kullanılır.
Yörenin iklim özellikleri: kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları ise sıcak ve kuraktır. Kuvvetli rüzgarlar, zaman zaman bölgede hasarlara sebep olmaktadır. Ali dağına, kar yağınca, kışın geldiği kabul edilir.
Ekonomik etkinlikler değerlendirildiğinde: yöre insanının, çiftçilik, hayvancılık ve inşaat işçiliği faaliyetleriyle uğraştığı görülür. Bunun dışında, ilçe merkezinde: bir adet tekstil fabrikası var.
NE YENİR-NE İÇİLİR
Tavas yöresine yolunuz düşerse, buraya has bir lezzet olarak, mutlaka “cerpleme” tatmalısınız. Ayrıca, keşkek üstü kavurma deneyebilirsiniz. Kuru patlıcan dolması da, muhteşem lezzetlidir.
KONAKLAMA
Erciyes Üniversitesi Sosyal Tesisleri İlçe merkezi 352-4370187
GEZİLECEK YERLER
Kayseri Talas Rüştiye Mektebi
RÜŞTİYE MEKTEBİ
İlçe merkezinde: Harman mahallesinde, caminin yanındadır.
1869 yılında, Sultan Abdülaziz emriyle yaptırılmıştır. 2 katlıdır. Üzeri toprak dam ile örtülmüştür. Dış cephesi, geometrik ve çiçek desenleri ile süslenmiştir. Kitabesi: yerinden sökülmüş ve halen Talas Ortaokulu giriş kapısı üzerinde görülmektedir.
Günümüzde, restore edilerek kütüphane olarak kullanılmaktadır.
Kayseri Talas Amerikan Koleji
AMERİKAN KOLEJİ
Yapı: ilk olarak, 1870 yılında: Amerikalı misyonerler tarafından inşa edilmiş ve 1968 yılına kadar eğitime devam etmiştir. Eğitim: yatılı, paralı ve İngilizce olarak sürdürülmüştür. Önceleri yalnızca erkeklerin eğitim gördüğü bir yer iken, 1906 yılında yeni yapılan binalar ile, kızların eğitimi de söz konusu olmuştur.
Lozan antlaşması sonunda, ülkemizdeki diğer birçok misyoner okulu gibi, burasının da kapatılması gündeme gelmiş, ancak kapatılmayarak, Amerikalı eğiticilerin idaresinde, 1968 yılına kadar faaliyetlerini sürdürmüştür. Ancak, misyonerlik statüsü kaldırılmış, İngilizce eğitim verilen, erkek yatılı ortaokulu olarak faaliyetlere devam edilmiştir.
Tarsus Amerikan kolejinin bir kardeşi görünümündedir. Zaten, burası kapatıldıktan sonra, Tarsus Amerikan kolejine taşınmıştır.
Okulda, kız öğrencilerin eğitim gördüğü bölüm, 1911 yılında kapatıldıktan sonra, uzun süre, yabancı uyruklu doktorların görev yaptığı bir hastane olarak, yöre halkına hizmet etmiş ve 1967 yılında, burası da kapatılmıştır. Yapıda, erkek öğrencilerin okuduğu bölüm: Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne bağlı, kamp merkezi olarak kullanılmaktadır.
Burası, günümüzde Erciyes Üniversitesi sosyal tesisleri olarak kullanılmaktadır. Ancak, bu büyük ve hantal bina, yer yer harap olmaya yüz tutmuş bir görünüm veriyor.
Kayseri Talas Atatürk Köşkü
ATATÜRK KÖŞKÜ
İlçe merkezinde, Şahinkaya denilen yüksek bir yerdedir. Talaslılar tarafından: 1927 yılında: Yukarı Talas’ta, Şahin tepesi denen yüksek bir yerde yapılarak Atatürk’e armağan edilmiş ve Atatürk tarafından, 4 Şubat 1934 tarihinde yöreye yapılan gezide, burada bir süre istirahat edilerek kullanılmıştır.
Yapı, günümüzde Vali köşkü olarak, yani misafirhane olarak kullanılmaktadır.
İSBİLE HANI
Kayseri-Malatya kara yolu üzerinde, 19’ncu km. dedir. Hanın bulunduğu köyün, bugünkü ismi: Başakpınar.
Bu yol aynı zamanda, tarihi ipek yoludur. Osmanlı imparatorluğu döneminde, Isbir adında bir Ermeni, buraya yerleşerek, bir çiftlik oluşturmuştur. İlk kuruluş dönemi: 1400 yıllarına kadar gitmektedir.
Bu çiftlikte çalışan Türkler, İsbir adlı Ermeni’nin burayı terk etmesinden sonra, geldikleri yerlerdeki akrabalarını da buraya getirtmişler ve İsbile köyü oluşturulmuştur. Köydeki İsbile hanı: tarihi özellikleriyle dikkati çekse de, günümüzde tamamen harap haldedir.
KURU KÖPRÜ
İlçe merkezine, 15 km. uzaklıkta, Kuruköy beldesindedir. Beldede, gerek Roma dönemi ve gerekse Türk dönemine ait mimari eserler günümüze kadar gelmiştir. Kuru köprü ise: su kemerleri olarak, Romalılardan kalma bir yapıdır. Su naklinde kullanılmıştır.
Uzunluğu 170 metre ve yüksekliği, 15 metredir. 1 sivri ve 13 yuvarlak kemerden oluşmaktadır. Ancak, günümüzde en büyük kemerinin yıkılmış olması nedeniyle, ikiye bölünmüş olarak görülmektedir.
Hemen, beldenin girişindedir. Gürpınar köyünden çıkan su, Roma döneminde, Kayserinin su ihtiyacını karşılamak için, bu kemerler vasıtasıyla ulaştırılmıştır. Gürpınar köyünden çıkan su, kayaların içindeki su kanalları vasıtasıyla vadiye ulaştırılmış ve vadinin iki yamacını bağlayan köprünün üstündeki oluktan akarak, vadinin karşı yamacına ulaşmıştır. Suyun bu yolculuğunda: bazen kayalar oyularak kanallar yapılmış ve bazen de, kesme taştan kanallar oluşturulmuştur.
ENDÜRLÜK KİLİSESİ
İlçe merkezinde, Endürlük mahallesindedir. Yörenin eski ismi: Andronik.
Yapının: 1876 yılında yapıldığı, Ermeniler tarafından kullanıldığı bilinmektedir. İlçe merkezinde, yüksek bir yerde, yüksek duvarlarla çevrilidir. Kitabesi: kullanılan dil nedeniyle ilgi çekmektedir. Çünkü, kitabe “Karamanlıca” yazılmıştır.
Yapıdan günümüze sağlam olarak gelebilenler: kilise duvarları ve çan kulesi kalıntılarıdır. Özellikle, kule güzel bir görünüm veriyor. Ama, bir de yapının içini görün, tam bir felaket. Tamamen tahrip edilmiş ve kaçak defineciler tarafından birçok kazı yapılmış. Kilise hızla tahrip oluyor, sanırım en kısa zamanda önlem almak gerekli.
Kayseri Talas Derevenk Vadisi
DEREVENK VADİSİ
İlçe merkezinin güneydoğusunda, Tavlusun köyündedir. Vadinin uzunluğu: 4300 metredir. Ortasından bir dere akıyor. Bu dere, bahar ve kış aylarında, özellikle yoğun su potansiyeline sahiptir. Ağustos ayında ise, tamamen kuruyor.
Vadi ismini: Türkçe “dere” ve Ermenice “kilise” anlamına gelen “venk” kelimesinden almıştır. Ama öte yandan, tarihi süreç içinde burada bulunduğu tahmin edilen yerleşimden, günümüze herhangi bir kalıntı gelmemiştir.
Sadece: erken Hıristiyanlık dönemine ait: kilise, manastır ve yerleşimlere ait birkaç kalıntı var. Özellikle: defineciler tarafından kazılan, irili-ufaklı birçok mağara bulunuyor. Bunların bazılarının içinde, erken Hıristiyanlık döneminde yapıldığı düşünülen freskolar yani dini resimlerin kalıntıları var.
Ama en büyük sıkıntı, buranın yolu bulunmaması yani araç trafiği, ulaşımı yok. Vadiyi gezmek için, uzunca yürüyüşe hazır olmanız şart.
Kayseri Talas Ali Dağı Yamaç Paraşütü
ALİ DAĞI YAMAÇ PARAŞÜTÜ
Ali dağı: 1800 metre yüksekliktedir. Yamaç paraşütü: dağın zirvesinden başlanarak yapılıyor. Talas Belediyesi tarafından, 2004 yılından bu yana, burada yamaç paraşütü Türkiye ve Dünya Şampiyonaları ve yelken kanat şampiyonaları düzenlenmektedir. Burada: yamaç paraşütü kullananlar, 55 km. lik uzaklıktaki Pazarören noktasına iniş yapıyorlar.
Bükreş: Romanya ülkesinin en büyük şehri ve başkenti, en hareketli bir metropolüdür. Ama: Romanya ve Bükreş denilince ilk akla gelenler: “yoksulluk” ve “Çingeneler” dir. Ayrıca: şehirde “komünizm” in bütün uygulamalarını görmek de mümkündür.
Komünizmin ilk yıllarında, muhteşem ve hızlı gelişim sağlayan ülke: Çavuşesku’nun Çin gezisinin ardından, egosunun artması nedeniyle, saçma-sapan yatırımlara girmiş ve ülkenin bütün kaynakları, buralara heba edilmiştir. Tabii ardından gelen “yoksulluk” olmuştur.
Günümüzde bile, bu yoksulluk patlamasının sonuçlarını sokaklarda görmek mümkündür. Evet: şehrin sokaklarında ve caddelerinde gezerken: Romenlerin Avrupa Birliğine üye olduklarını ve bizim gibi, bunlardan kat be kat gelişmiş bir ülkenin hala Avrupa Birliğine üye edilmemesinin nedenini anlamak mümkün değildir. Öte yandan: şehirde görebileceğiniz bir çok kilise; sanırım bunun nedeni olarak düşünülecektir.
Şehir, deniz seviyesinden 55-90 metre yüksekliktedir. Tuna nehri şehrin ortasından geçer, nehrin sağ tarafına “bük” ve sol tarafına “reş” diyorlarmış. Tuna nehrinin kollarından olan “Dambovita”: tarihi merkezin çevresinde sakince akıyor.
Nehrin kuzeyinde kalan tarihi merkez, oldukça iyi korunmuş durumda, güneyinde ise binlerce bina Çavuşesku döneminde buldozerlerle yıkılarak: Paris şehrindeki Champes de Elyesse benzeri ve “Unirii” Bulvarı olarak anılan bir cadde bulunuyor.
Şehir nüfusu, 2012 yılı sayımlarına göre: 2.2 milyon kişidir.
Şehirde, ilginç bir özellik daha var, bu şehirde, sokaklarda çok sayıda sokak köpeği bulunuyor. Özellikle: parklarda gezinirken, birçok sokak köpeği ile karşılaşabileceğinizi unutmayın. Özellikle: akşamları kimsesiz-sessiz sokaklarda dolaşmayın, bırakın gasp edilmeyi, başıboş köpeklerle ürkütücü dakikalar geçirebilirsiniz. Bükreşliler tarafından söylenenlere göre, bir zamanlar Çavuşesku, burada köpek katliamı yaptırmış, ardından ise, Çavuşesku’nun gidişiyle birlikte köpek nüfusu bir anda patlamıştır.
Parklar dedim de, bu şehirde, her yerde büyük parklar bulunuyor. Bu parklar içinde, her türlü sporu yapmak mümkündür.
Romanya Bükreş
TARİHİ SÜREÇ
Bir zamanlar: mimari ve sanatın başkenti olan şehir: Nikolay Çavuşesku’nun komünist yönetimi ve diktatörlüğü ülkeye getirmesinin ardından: bütün görkemini yitirmiştir. Şehrin tarihi bölümündeki alanda bulunan binlerce bina, yine aynı dönemde buldozerlerle yıkılmış ve yerine beton bloklar yükselmiştir. Yıkılan tarihi binalar arasında, özellikle Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinin de bulunduğu bellidir.
Evliya Çelebi’ye göre: şehir “Ebu Kureyş” isimli bir Arap tarafından kurulmuş ve ismini buradan almaktadır.
Çavuşesku ve komünist yönetimin bitmesi ve ardından Avrupa Birliğine üye olunmasıyla birlikte: Bükreş eski güzelliklerine kavuşmaya başlamıştır. Zaten: şehre “Doğunun Parisi” lakabını veriyorlar, çünkü: şehirde “Zafer Takı” bile bulunuyor.
Hatta: “Unirii Bulvarı” yine “Paris-Şanzelize” bulvarı örnek alınarak inşa edilmiştir ve farklılığını ortaya koymak için, yalnızca 1 metre daha geniş yapılmıştır.
Çavuşesku o kadar ilginç insanmış ki: Bükreş şehrinden Karadeniz’e yat ile gitme fantezisi için emrettiği kanal kazısı çalışmalarında, binlerce kişi telef olmuş, proje de yarım kalmıştır. Hatta: kendisi için yaptırdığı, dünyanın en büyük ikinci binası olan Parlamento Binasının bile bitimini görememiştir.
Hani: Bükreş sokaklarında çok köpek var diye duymuş veya duyacaksınız ya, Çavuşesku kendi iktidar döneminde söylenenlere göre, 200 bin civarında köpeği telef ettirmiş, ancak daha sonra köpekler yine hızla çoğalmışlardır.
ULAŞIM
İstanbul-Bükreş uçak seferi, yaklaşık 45-50 dakika sürmektedir. Bükreş havalanı: şehir merkezine 16 km. uzaklıktadır.
Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım için: taksi düşünürseniz, mutlaka pazarlık yapmanızı öneririm. Şehir merkezine gitmek için muhtemelen 13-15 Euro ödemeniz yeterli gelecektir. Bükreş şehrinde taksiler ucuz ama havaalanındaki taksiler pahalıdır. Taksilerin kapısında, kilometresinin kaç para olduğu yazılıdır ki, siz en ucuz olanını seçebilirsiniz.
Otobüs düşünürseniz: “783” numaralı otobüse binmeli ve dönüş biletinizi de almalısınız. Çünkü her zaman otobüs bileti satan yer bulmak mümkün olmuyor. Otobüs, havaalanı ile şehir merkezi arasındaki mesafeyi, 35 dakikada alıyor.
Tüm biletler, tek karta yükleniyor. Otobüse kartı okuttuğunuzda: 1 yada 2 kişi seçeneğini seçerek, ödeme yapabiliyorsunuz.
Ekspres otobüslerin biletleri pahalı olduğu için, bu otobüslerde kontrollerde daha sık oluyor ve biletsiz veya yanlış biletle binme durumlarında anında cezalı bilet kesiyorlar.
Trenle bu ülkeye gitmek isteyenler için: İstanbul’dan kalkan trenlerin, 20 saat sonra Bükreş şehrine vardığını söyleyebilirim.
İKLİM
Bükreş şehrinde, ilkbaharda: hava, hızla yağmur ve güneş arasında geçiş yapabilir. Haziran-Temmuz-Ağustos ayları: en sıcak aylar olarak bilinir. Sonbaharda, yapraklar renk değiştirmeye başlayınca: birçok parklarda veya Calea Victoriei bölgesinde güzel yürüyüşler yapmak mümkündür.
Kışın ise: şehir kar yağışlı ve oldukça soğuktur. Victoriei caddesi, aynı zamanda şehrin en gözde alışveriş caddesidir ve buranın sokaklarında da rahatlıkla gezebilirsiniz.
İNSANLAR
Romanya ve başkent Bükreş şehrinde: erkekler genellikle bizim yanık tenli delikanlılara benzemektedirler. Ancak: kızlar olağanüstü güzeller. Özellikle “Türk” lere karşı kızların ilgisi var. Gerçekten Romen kızları güzeller.
Genelde ise: evet burası sıcak kanlı insanların diyarıdır denilebilir.
Nüfus dağılımında, kadınların sayıca üstünlüğü hemen göze batıyor. Şehirdeki birçok yerde, çeşitli hizmetlerde (otobüs şöförü, taksi şöförü, çöpçü vs.) kadınların çalıştıkları görülüyor.
PARA
Ülkede, 1000 Türk Lirası: 159 TL. Rumen parası Rom’a karşılık gelmektedir. Yani, Rumen parası, bizim paramızdan maalesef daha değerlidir.
1 Euro=4.105 Ron
1 Dolar= 2.903 Ron
Romanya Bükreş
TOPLU TAŞIMA
Bükreş şehrinde, toplu taşıma ağında: otobüs, tramvay, troleybüs ve metro bulunur. Otobüs, tramvay ve troleybüs faaliyetleri: her gün saat: 05.00-23.59 arasındadır. Metro ise: her gün saat: 05.00-23.00 arasında çalışır.
Bunlarda kullanılacak biletler ve kartlar: önceden satın alınır ve araca binerken okutulur. Ayrıca: yine seyahat ederken, kontrolörler tarafından, bilet-kart kontrolleri yapılmaktadır yani bilet-kartınızı yolculuk süresince saklamanız gerekir. Bilet veya kartlar: “RATB” logosu bulunan gişelerden satın alınır.
Manyetik seyahat kartı: 1.05 dolardır.
Bir gidiş-dönüş bileti: 0.37 dolardır.
Bir günlük pass bileti: 2.27 dolardır.
Bir haftalık pass bileti: 4.84 dolardır.
Geçerli bir bileti olmayanlara: 15 dolar para cezası kesilir.
Şehirde: 4 metro hattı bulunmaktadır ve metro istasyonları “M” (mavi renkli) harfi ile gösterilir. Metro trenleri her istasyona yaklaştığında: istasyonun ismi anons edilir. Her metro istasyonu arasındaki uzunluk 1 mildir. Şehirde, 4 metro hattı bulunmaktadır. Metrolarda, özellikle akşam saatlerinde güvenlik görevlileri dolaşıyor, çünkü eskiden metrolarda güvenlik sıkıntısı oluyormuş.
Şehirde, ulaşım için taksi kullanabilirsiniz. Taksiler ucuz ancak, özellikle gece taksiye biniyorsanız mutlaka önceden gideceğiniz yeri söyleyin ve fiyatı sorun, aksi halde muhteşem bir ücret ödemek zorunda kalabilirsiniz. Ama, genel olarak bu şehirde taksilerin çok ucuz olduğunu bilmeniz lazım, hatta şöyle denebilir ki, taksiler İstanbul’daki taksilerin yarı fiyatıdır.
Öte yandan, taksilerin hepsi değişik şirketlere bağlıdır. Bazı şirketlere göre taksi seçiliyor, şirket isimleri taksinin arkasında yazıyor. Taksi şirketleri arasında en uygun fiyat verenler “meridian” ve “ass” simli şirketlerdir.
NE YENİR-NE İÇİLİR
Bükreş şehrinde: yemekler güzel ve ucuz, porsiyonlar büyüktür. Özellikle: ülkemizden giden insanlarımız, yine bu şehirde birçok yeri ele geçirmiş durumdalar ki, özellikle yemek sektöründe ön plandalar. Şehirde en iyi iş yapan yerlerden biri olan “Dristor Kebap” adından da belli olduğu üzere, Türkler tarafından işletiliyor.
Romen yemeklerini denemek için “Caru cu bere” restoranını seçebilirsiniz, ancak önceden rezervasyon yapmanız gerekiyor.
Tatlı bir şeyler tatmak isterseniz “chocolat” denen yeri düşünebilirsiniz.
Ne içilir konusuna gelince, Bükreş şehrinde içki inanılmaz ucuzdur. Alkollü içki dışında, Romanya ve Bükreş şehrinde, birçok yerde, yerli halkın “limonata” içtiğini görebilirsiniz. Limonata: sürahi ile servis ediliyor ve “ballı-naneli-gazlı” gibi çeşitleri bulunuyor. İçki düşünürseniz, bir gece kulübüne gittiğinizde, içkinizin yanında “nacho” denen çerezi denemelisiniz.
İçki konusunda son ve önemli bir not: sokaklarda içki içmek yasaktır. Sokaklarda, caddelerde, banklar üzerinde ve parklarda alkollu içki içmeye kalkarsanız, hemen polis geliyor, bilginiz ola.
ALIŞVERİŞ
Bükreş şehrinde: 1990’lardan sonra, her marka ürünün satıldığı alışveriş merkezleri açılmıştır. “Piata Romana Piata” ve “Universitatii” ve “Magheru” alışveriş merkezleri içinde öne çıkanlardır.
Özellikle, yöresel el sanatları satın almak isterseniz: Artizanat tercih edilmelidir. Burada: işlemeli giyim ve keten, boyalı veya boncuklu giysiler, halılar, seramikler, tahta oymacılığı ürünleri bulup satın alabilirsiniz. Çok iyi seçimler için “Romanya Köylü Müzesi” hediyelik eşya reyonları tercih edilmelidir.
Bunlar dışında önerebileceğim birkaç alışveriş merkezi:
Timisoara Bulvarında bulunan “Afi Palace Cotroceni Mall” olabilir. Ayrıca: Bucuresti Sok.Ploiesti bölgesinde bulunan “Baneasa Shopping Citty” de deneyebilirsiniz.
Özetlemek gerekirse: şehirde kuzeye çıktıkça mağazaların ve restoranların kalitesinin arttığını görebilirsiniz. “Magheru” şehrin şık ve alışveriş düşkünlerine hitap edebilecek ünlü caddelerinden birisidir.
Alışveriş düşkünleri: “Bucharest” ve “Plaza Romania AVM” ve “Orhideea Outlet” merkezleri gibi yerleri de düşünebilirler.
EĞLENCE-GECE HAYATI
Bükreş şehrinin en büyük özelliklerinin başında gece hayatının hiç durmadan devam etmesidir. İstediğiniz müzik tarzına ait her türlü bar ve kulüp bulabilirsiniz. Yaz mevsimi boyunca, şehirde, birçok yerde ücretsiz konserler de yapılıyor. Şehrin önemli yerlerine konulan dev stantlarda, ücretsiz tiyatro gösterileri izleyebilirsiniz.
Gece hayatı denilince, Bükreş şehrinde kumar oynamak için birçok “Casino” bulunduğunu da söylemem gerekir. Merkezdeki birçok kumarhanede, ne kadar para birimiyle oynarsanız oynayın: ücretsiz yemek ve içki servisi yapılıyor. Yani, sırf ücretsiz yemek ve içki servisi için, kumarhaneye gidenler bile olduğunu düşünmemek elde değildir.
Rock müzik seviyorsanız, şehirdeki en tanınmış gece kulübü olan “Club-A” ya gidebilirsiniz. Bunun dışında önerebileceğim birkaç yer şunlar olabilir:
St.Patrick
İyi bir gece hayatı için burayı da seçebilirsiniz.
Club Banboo
Ramuri Str. Üzerindedir. Romenlerin en güzel ve en zenginleri, bu mekanda eğlenirler.
Music Club
Baratiei Str. Üzerindedir. Şehirde canlı müzik dinlemek isterseniz burayı tercih etmelisiniz. Ünlü Romen şarkıcı ve gurupları burada sahne alırlar.
Cluj-Napoca
Diğerlerine göre daha küçük olmasına rağmen, gece hayatı bakımından daha keyifli özellikleri bulunduğu bir gerçektir ve burayı tercih edebilirsiniz.
Romanya Bükreş
TURİZM TURU
Bükreş şehrinde: turizme yönelik otobüs turları yapılmaktadır. Yaz sezonunda: çift katlı bu otobüslerle seyahat edenler: Bükreş’in büyüleyici mimari karışımını görebilirler ve 1.5 saatlik yolculuk sırasında: şehir merkezindeki birçok mahalle ve ilgi çekici yerleri ziyaret edebilirler.
Bu otobüsler: her gün, saat: 10.00-22.00 arasında çalışmaktadırlar ve her 15 dakikada bir hareket ederler. Yolculuk uzunluğu, 9.5 kilometredir ve 14 durak bulunmaktadır. Ücretlere gelince: yetişkinler 8.5 dolar, 7 yaşından küçük çocuklar ücretsiz, 7-18 arasında yaştaki çocuklar 3.5 dolardır.
GEZİLECEK YERLER
LİPSCANİ-TARİHİ ŞEHİR MERKEZİ
Bükreş şehri: 1459 yılında “Dambovita nehri” kıyısında; “Prens Valad” (Kont Drakula olarak da bilinmektedir) tarafından kurulmuştur. Daha sonra ise: yine “Prens Valad” ın sarayının duvarları çevresinde büyümüş ve bugünkü tarihi şehir merkezi ortaya çıkmıştır.
Günümüzde, tarihi şehir merkezi “Lipscani” olarak adlandırılıyor, çünkü buranın en ünlü caddesinin ismi “Lipscani” dir. Trafiğe kapalı olan bu alanda: kafeler, barlar, antikacılar, galeriler bulunmaktadır.
Ayrıca: Çavuşesku döneminde birçok bina yıkılmış olmasına rağmen, yine de burada, bir kısım Barok mimarinin güzel örnekleri bulunmaktadır. Yakın zamanda, burada restorasyon yapılarak, tarihi şehir, tüm ihtişamı ile ortaya çıkarılmıştır.
Özellikle: “Calea Victoriei Bulvarı” ve çevresindeki ara sokaklarda yürüyüş yapabilirsiniz. Bölgenin önem kazanan yerleri: Bratianu Bulvarı, Regina Elisabeta ve Dambovita nehridir.
CALEA SEPTEMBRİE BÖLGESİ
Romanya Bükreş Parlamento
Romanya Bükreş Parlamento
Parlamento
Calea, Septembrie bölgesindedir.
Yapının inşaatı: 1984-1989 yılları arasında sürdürülmüştür. Mimari stil olarak: Washington-Pentagon ve Tibet-Potala Sarayı’na benzemektedir. Zaten: bu iki binadan sonra, dünya üzerinde üçüncü en büyük ikinci binası olarak geçmektedir. Yapımında: 800 bin ton çelik, 4000 ton kristal ve 1 milyon metreküp mermer kullanıldığı söyleniyor.
Öte yandan, bu devasa binanın: Çavuşesku’nun komünist yönetim sırasındaki megaloman kişiliğini yansıttığı söyleniyor. Öte yandan, Çavuşesku, bu binanın yapımı sırasında insanlara zülum uygulamamış ve çalışmalarının karşılığında tek kuruş ödememiştir.
Ama: bir gerçek daha var, en büyük hayali olan yapının bitmiş halini göremeden ülkeden kaçmak zorunda kalmıştır.
Evet, dünyanın en büyük üçüncü binasında, 12 kat ve 1100 oda bulunmaktadır. Mükemmel bir yapıdır. Gezmek istiyorsanız önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Standart bir gezi turu, yaklaşık 2 saat sürüyor. Giriş ücretlidir. Cidden çok büyük bir binadır.
Romanya Bükreş Muzeul National de Arta Contemporana-Ulusal Çağdaş Sanat Müzesi
Romanya Bükreş Muzeul National de Arta Contemporana-Ulusal Çağdaş Sanat Müzesi
Muzeul National de Arta Contemporana-Ulusal Çağdaş Sanat Müzesi
Calea Septembrie bölgesindedir. Giriş ücretlidir, 4 Euro’dur.
Burada: genellikle uluslar arası sanatçıların ve Roman çağdaş sanatçıların eserleri sergilenmektedir. Müze binası olarak kullanılan yer: Parlamento Sarayında: Nicolae ve İleano Çavuşesku’nun özel dairesi olarak kullanılan bölümdedir.
PİATA PRESEİ LİBERE BÖLGESİ
Romanya Bükreş Casa Presei Libere-Free Press Home
Casa Presei Libere-Free Press Home
Bu etkileyici yapı, 1956 yılından bu yana: şehrin kuzey bölümünde ayakta durmaktadır. Binanın: 1953 yılında Moskova’da açılan “Lomonosov Üniversitesi” binasının daha küçük bir kopyası olduğu söyleniyor. 1956-1989 yılları arasında: tüm Romanya ülkesinin baskı makineleri ve baskı medya şirketleri, burada bulunmuştur. Yapı: günümüzde aynı işlevleri yürütmüyor, ancak güney bölümünde “Bükreş Menkul Kıymetler Borsası” bulunmaktadır.
PLATA ARCUL DE TRİUMF BÖLGESİ
Romanya Bükreş Arcul de Triumf-Triumph Arch
Arcul de Triumf-Triumph Arch
1922 yılında burada bulunan ahşap bina: I. Dünya Savaşında savaşan Romen askerleri cesaretlendirmek için yapılmıştır. Ancak: 1936 yılında: granit yılında, 85 metre yüksekliğinde, mimar Petro Antonescu tarafından, günümüzdeki şekliyle yeniden tasarlanmıştır.
Anıtın dekorasyonunda kullanılan heykeller: Romen sanatçılar tarafından oluşturulmuştur.
Anıtın ortasında, içinde bir merdiven var, bu merdivenle anıtın üstüne tırmanırsanız, şehrin güzel panoramik manzarasını izleyebilirsiniz.
REGİNA ELİSABETA
Gradina Cismigiu-Cismigiu Bahçesi
Bükreş Belediyesi karşısındadır.
Bu bahçe: 1860 yılında Alman peyzaj mimarı Carl Meyer tarafından tasarlanmış ve halka açılmıştır. Burada: Viyana’daki botanik bahçesinden ithal egzotik bitkiler ve ağaçlar ve Romanya dağlarından getirilen çiçekler, bitkiler bulunmaktadır ki, bunların sayısının 30 binden fazla olduğu söyleniyor.
Evet: Bükreş şehrinin kalabalıklarından kurtulmak isteyenler: parkın eski yürüyüş yollarını tercih ediyorlar. Yemyeşil çimenler ve dolambaçlı yollar arasında parkta gezinti yapabilirsiniz. Ayrıca: çocuklar için oyun alanları, banklar ve bir de göl bulunmaktadır.
CALEA SERBAN VODA BÖLGESİ
Romanya Bükreş Parcul Carol I-Carol I Park
Parcul Carol I-Carol I Park
Bu büyük park: şehrin en güzel parklarından birisidir ve park alanı içinde: Komünist lider Gheorge Gheorgiu Dej’in mezarı, meçhul asker anıtı bulunur. Anıtta: sürekli yanan meşale ilgi çekmektedir.
Park alanı: 1900 yılında, Fransız peyzaj mimarı Eduard Redont tarafından tasarlanmıştır. Ağaçlıklı yollarda, keyifli yürüyüşler yapılabilir. Yaz aylarında, parkın “Arenele Romane” Açıkhava tiyatrosunda konserler düzenlenmektedir.
SOS KİSELEFF BÖLGESİ
Parcul Herastrau-Herastrau Park
Herastrau gölü kenarındadır.
Triumph Arc Baneasa köprüsü yakınlarında 400 dönümlük alana yapılan park alanında: tenis kortları ve eski panayır gibi ilgi çekici yerler bulunmaktadır. Ayrıca: yine park alanı içinde bir tekne kiralayarak, göl kıyısında güzel zaman geçirmek mümkündür. Kemerli köprüden parkın diğer tarafındaki adaya geçip, sandal gezintisi yapabilirsiniz.
30 binden fazla ağacın bulunduğu söylenen park alanında: “Monte Carlo Restoranı” denilen yerde, güzel bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. Evet, gayet büyük olan park alanı, bir günde gezilemeyecek kadar büyüktür. Pazar günleri: her yaştan şehirliler tarafından, panayır alanına çevrilir.
Biraz önce de söylediğim gibi, tam ortasında büyük bir göl bulunur. Park alanını ziyaretinizde bir şeyler yemek isterseniz “Quattro Stagioni” deneyebilirsiniz ki, şehirde en iyi lazanya burada yenilebilir.
Park aynı zamanda “Köy Müzesi” ne de ev sahipliği yapmaktadır.
Romanya Bükreş Muzeul Tranului Roman-Romen köylü Müzesi
Muzeul Tranului Roman-Romen köylü Müzesi
Giriş ücretlidir.
1906 yılında açılan müzede, Romen halkının kültürel yaşamına ait, 90 binden fazla obje bulunduğu söyleniyor. Müzede bulunan “Çömlekçilik” koleksiyonu: ülkenin en önemli seramik koleksiyonudur ve yaklaşık 18 bin parça eseri barındırmaktadır. Müzede bulunan en eski seramik eser ise, 1746 yılından kalmadır.
Bunların yanında, müzede etkileyici “giysi” koleksiyonu, Romanya köylülerinin geleneksel giysilerinin tanıtılması açısından ilgi çekmektedir.
Yalnız bunlar da değil, müzede: Romanya kırsal yaşamının tüm yönlerini anlatan: tarım aletleri, halı, mobilya, fotoğraflar, film sergileri de bulunmaktadır. Hatta: galerilerden birinde “ahşap bir kilise” ve diğer bir galeride ise “ahşap bir köylü evi” görülmektedir. Müzenin girişinde, hediyelik eşyalar, el sanatları ve tekstil ürünleri satılan bir mağaza bulunuyor.
Müzenin özel bir bölümü var. “Komünist İkonografi Müzesi” denilen ve kiler odasından oluşan bu bölümde: komünist dönemden kalma büstler ( Lenin de dahil olmak üzere), resim ve hatıra koleksiyonu bulunmaktadır.
Son bir not: bu müze, 1996 yılında “Avrupa Yılın Müzesi” ödülüne layık görülmüştür.
Muzeul National de Istorie Naturala-Grigore Antipa Doğal Tarih Müzesi
Giriş ücretlidir. Pazartesi hariç her gün açıktır ve saat: 10.00-20.00 arasında gezilebilir.
Yakın zamanda yenilenmiş olan bu müzede: sürüngenler, balıklar, kuşlar ve memeliler koleksiyonu sergilenmektedir ki, bu koleksiyon Romanya’nın en büyük koleksiyonudur.
Sergilenen objelerin 300 binden fazla olduğu söyleniyor. Özellikle: bir dinozor fosili ilgi çekmektedir. Ayrıca: deniz yaşamına ait balinalar, yunuslar ve fok örnekleri bulunur. Ayrıca: güzel bir kelebek koleksiyonu da bulunmaktadır.
Muzeul Satului-Köy Müzesi
Bu büyüleyici açık hava müzesi: 1936 yılında kraliyet kararnamesiyle kurulmuştur.
Herestrau Park Lake Herestrau kıyısında: yaklaşık 30 dönümlük bir arazi üzerinde kuruludur ve Avrupa’nın en büyük açık hava müzesidir. Müze koleksiyonunda 50 bina bulunmaktadır. Dik çatılı köy evleri, sazdan ahırlar, kiliseler, ülkenin tüm bölgelerine ait su değirmenleri; burada yeniden inşa edilerek ziyaretçilere sunulmaktadır.
Burada, aynı zamanda: seramik, dokuma ve diğer el sanatları branşlarında, geleneksel becerilerini göstermek isteyen halk: özel etkinlikler düzenlemektedir. Müzenin hediyelik eşya satan bölümünde: geleneksel el ve halk sanatı ürünleri bulup satın alabilirsiniz.
PİATA DEVOLUTİEİ BÖLGESİ
Romanya Bükreş Piata Devolutiei-Devrim Meydanı
Piata Devolutiei-Devrim Meydanı
Bu meydanın en büyük özelliği: 21 Aralık 1989 tarihinde, Nikolay Çavuşesku’nun iktidardan düşürülmesi eylemlerinin dünya televizyonlarında yayınlanmasıyla ortaya çıkmıştır.
Çünkü: Çavuşesku’nun başında bulunduğu Komünist Parti merkezi buradaydı; binanın balkonundan halka son konuşmasını yaparken, halk galeyana gelince, Çavuşesku: binanın çatısından beyaz bir helikopter ile ülke dışına kaçmıştır.
Evet meydanda günümüzde bulunan diğer binalar:
Palatul Regal-Kraliyet Sarayı
Yapı: 1927-1937 yılları arasındaki 10 yıllık süreçte, neo-klasik tarzda inşa edilmiş ve 1947 yılında: monarşi yani krallık ülkeden kaldırılana kadar, kraliyet ailesine ikametgah olmuştur. Burayı son kullananlar: Kral Carol II ve oğlu Kral Mihai.
Kral Mihai: 18 yaşında iken:; II. Dünya Savaşı sırasında, Müttefiklerin baskısı ile, Nazi yanlısı hükümet tarafından ülkeden kovulmak üzere bir darbe yapılmış, darbe sarayın salonlarında olmuştur.
Günümüzde: Kraliyet Sarayı “Romanya Ulusal Sanat Müzesi” olarak kullanılmaktadır.
MNAC-Muzeul National de Arta-Ulusal Sanat Müzesi
Burası: Romanya’nın önde gelen sanat müzesidir. 15-20’nci yüzyıllar arasında: Romanya ve Avrupa sanatına ait, eski kraliyet koleksiyonu: 1948 yılında yapılan bu binada sergilenmektedir.
2 bölüme ayrılmış müzede: 100 bin üzerinde eser bulunduğu söylenmektedir. İki müze için de ayrı bilet almanız gerekiyor. Ama kombine bilet almak daha avantajlıdır.
Özellikle: Grigorescu ve Andreescu gibi ünlü Romen sanatçıların eserleri bulunmaktadır. 15 odada yerleşik Avrupa galerisinde ise: El Greco, Rubens, Monet, Rembrand, Renoir, Cezanne gibi sanatçıların çeşitli eserleri görülmektedir.
Sala Palatului-Kraliyet Sarayı Büyük Konser Salonu
Kraliyet sarayı yanında bulunan bu bina: 1960 yılında, Komünist parti kongreleri için yapılmış ve 3000 kişi kapasitelidir. Günümüzde ise, burası: çeşitli konferanslar ve etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.
Romanya Bükreş Ateneul Roman/Romanya Athenaeum
Ateneul Roman/Romanya Athenaeum
Yapı: 1888 yılında, tamamen halkın bağışları ile yapılmış ve Romanya Ulusal Bankası olarak tasarlanmıştır. Tasarım Fransız Mimar Albert Galleron tarafından yapılmıştır. Bükreş’in en kalabalık meydanında: barok kubbesiyle ilgi çekmektedir.
Yüksek kubbeli ve dor sütunlu yapı: eski bir tapınağa benzemektedir. Lobi: altın varak ile dekore edilerek boyanmıştır. Pembe mermer sütunlar, pirinç fenerler, kemerler: ilgi çekmektedir. Oturma kapasitesi 1000 kişidir.
Günümüzde, burası “konser salonu” olarak kullanılmaktadır. Salonun duvarlarında, muhteşem güzel freskler görülür. Ayrıca: olağanüstü akustik dikkat çekicidir. Burada: Romen George Enescu Flarmoni orkestrası konserler vermektedir.
Athenee Palace Otel
Yapı: 1914 yılında, Fransız Mimar Teophile Bradeau tarafından tasarlanmış ve inşa edilmiştir. I. Dünya savaşı sırasında, otel, entrika ve casusluk faaliyetlerinin merkezi olmuştur. İngiliz ve Alman diplomatlar: otelin lobisinde, büyük casusluk mücadelelerinde bulunmuşlardır. Ancak: 1945 yılında otel ağır bir bombardıman sonucu yıkılmış ve sonra yeniden inşa edilmiştir. Günümüzde: Hilton Oteli olarak kullanılıyor.
Kretzulescu Kilisesi
Meydanın güney tarafından, son bölümde bu güzel küçük kilise ziyaret edilebiliyor. Kilise: 1722 yılında: Lordache Kretzulesco ve eşi tarafından yaptırılmıştır. İç freskler, ünlü Romen ressam Gheorge Tattarescu tarafından yapılmış olup, ressam 1860 yılında idam edilmiştir.
CALEA VİCROTİREİ BÖLGESİ
Palatul Cantacuzino-Cantacuzino Sarayı
Giriş ücretlidir.
1899 yılında, Grigore Cantacuzino’nun: Romanya’nın en zengin vatandaşı olduğu bilinmektedir. Mimar İyon Berindei tarafından tasarlanan, Bükreş şehrinin en şık ikametgahı; 1898-1900 yılları arasındaki 12 yıllık sürede inşa edilmiştir. Yapının: ferforje balkonları, uzun kemerli pencereleri, iki aslan ile çevrili zarif dövme demir kapısı önem kazanmaktadır. Günümüzde: saray “George Enescu Müzesi” olarak kullanılmaktadır.
Romanya Bükreş Muzeul Ulusal George Enescu-George Enescu Müzesi
Muzeul Ulusal George Enescu-George Enescu Müzesi
Calea Victoriei bölgesindedir.
Giriş ücretlidir. Pazartesi hariç her gün açıktır ve saat: 10.00-17.00 arasında gezilebilmektedir.
Biraz önce söylediğim gibi, müze: Cantacuzino Sarayı içindedir. Müzede: özellikle büyük Romen bestecisi kemancı George Enescu (1881-1955) ya ait çeşitli nesneler görülmektedir. Ayrıca: Romanya kraliçesi Elisabeta hediye edilen bir Bach müzik koleksiyonu da sergilenmektedir.
George Enescu: döneminde dünya standartlarında bir kemancı olarak: Alman bestecisi Brahms ile bir araya gelmiş ve ilk konserini vermiştir. Onun en iyi bilinen çalışmaları “Romanya Rhapsodies” dir. Her iki yılda bir: Romanya’da “George Enescu Uluslar arası Festivali” düzenlenmektedir.
Romanya Bükreş Muzeul National de Istorie Al Romaniei-Ulusal Tarih Müzesi
Muzeul National de Istorie Al Romaniei-Ulusal Tarih Müzesi
Giriş ücretlidir.
Müzenin bulunduğu bina, bir zamanlar Bükreş şehrinin ana postane binası olarak kullanılmak üzere, 1900’lü yılların başında yapılmıştır.
Müze: 41 odadan oluşmaktadır. Sergiler: tarih öncesi çağlardan, 20’nci yüzyıla kadar uzanan sürece aittir ve ülkenin gelişimini anlatır.
Sergilenen eserler arasında: 3000 altın küpe, özellikle ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. 4’ncü yüzyıldan kalma “Pietroasele Hazinesi” koleksiyonu ise, 12 parçadan oluşmaktadır. Bu parçalar: 1867 yılında Paris şehrinde sergilendiğinde, dünyanın en değerli hazinesi olarak kabul edilmiştir. Ancak, daha sonra Mısır’da Tutankamon mezarının bulunması ve hazinelerinin ele geçirilmesiyle, bu onur, yeni hazineye verilmiştir.
Burada bir ayrıntıdan söz etmek istiyorum. Müzenin hemen yakınında “Odeon Tiyatrosu” önündeki küçük meydanda “Mustafa Kemal Atatürk” ün bir büstü bulunuyor ve altında, Türkçe ve Romence “Yurtta Barış, Dünyada Barış” yazıyor.
STRADA FRANCEZA BÖLGESİ
Palatul si Biserica Curtea Veche-Eski Princely Court Kilisesi
Strada Franceza bölgesindedir ve giriş ücretlidir.
Tarihi şehir merkezinde: 15’nci yüzyılda inşa edilmiş, eski Princely Mahkemesi yani Curtea Veche kalıntıları bulunmaktadır. Yapının altındaki geniş zindanlarda, esirler tutulmuştur. Günümüzde ise, yapı ile ilgili olarak: yalnızca birkaç duvar, kemerler, mezar taşları ve sütunlar görülmektedir.
Bölgede yapılan arkeolojik çalışmalarda: Dacian yani Bükreş’in ilk sakinleri dönemine ait seramikler, Roma sikkeleri ve kalenin kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Bunlar: 1972 yılında yapılan Old Court Müzesinde sergilenmektedir. (Bükreş Tarih ve Sanat Müzesi-Muzeul Municipiului Bucuresti)
Hatta: yine aynı müzede: “Bucureski” yani “Bükreş” adı altında, şehrin kökenini doğrulayan en eski belge, burada bulunmuş ve müzede sergilenmektedir. Bu belge: 20 Eylül 1459 tarihinde yayınlanmış ve Prens Vlad Tepes tarafından imzalanmıştır.
Sarayın hemen yanında: 1559 yılında inşa edilen “Old Court Kilisesi” (Biserica Curtea Veche) bulunmaktadır ve şehrin en eski yapısı olarak bilinir. 200 yıllık kilise: Romen prenslerinin taç giyme törenlerinde kullanılmıştır. Yapıdaki 16’ncı yüzyıldan kalma fresklerin bazıları görünmektedir.
Romanya Bükreş Manuc en Inn-Hanul lui Manuc
Manuc en Inn-Hanul lui Manuc
Strada Franceza Str. Bölgesindedir.
Burası: zengin Ermeni tüccar Emanuel Marzaian için 1804-1808 yılları arasında yapılmıştır. Han: 1812 yılında, Türk-Rus savaşının sona erdirilmesi görüşmelerine ve barış andlaşmasına ev sahipliği yapmıştır.
Burası, günümüzde: Bükreşliler için favori bir buluşma yeri olarak kullanılmaktadır. Çünkü: burada bir restoran, şarap mahzeni ve pastane ve otel bulunmaktadır.
SOS. COTRECENİ BÖLGESİ
Gradina Botanica-Botanik Bahçe
Cotroceni Sarayı karşısındadır. Giriş ücretlidir.
1891 yılında halka açılan bahçe: Romanya ve dünya bitkilerinden 5 binden fazla çeşidi barındırmasıyla önem kazanır. Bahçe içinde: güzel bir binada, Botanik bahçesi müzesi bulunuyor. Burada: el yazmaları, eski botanik araştırma cihazları, bitkisel malzemelerden yapılmış eserler sergilenmektedir.
CALEA VİCTORİEİ: ZAFER CADDESİ
Burası, şehrin en eski ve güzel caddesidir. Cadde: 1692 yılında, meşe kirişler döşenerek yapılmış ve Mogosoaia Sarayı ve Eski Princely Mahkemesini bağlamak üzere inşa edilmiştir.
1878 yılında ise; Romanya Kurtuluş Savaşının ardından, sokak “Calea Victoriei” olarak isimlendirilmiştir. İki dünya savaşı arasında ise: cadde, şehrin en gözde caddelerinden biri haline gelmiştir.
Romanya Bükreş CERCUL MİLİTAR CLUB-ASKERİ KULÜBÜ
CERCUL MİLİTAR CLUB-ASKERİ KULÜBÜ
1912 yılında yapılan ve Romen mimar Dimitrie Maimaroiu tarafından tasarlanan yapı: Romanya ordusunun: sosyal, kültürel ve eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için yapılmıştır.
Binanın ana bölümü sivil ziyaretçilere yasak olmasına rağmen: görkemli restoranı ve terası: yaz aylarında ziyaretçilere açıktır.
Burası: Bükreş şehrinin en popüler buluşma yerlerinden birisidir ve özellikle geç saatlere kadar kalabalıktır. Meydanın ortasında ise: 10 tane taş haç bulunur ki, bunlar 1989 yılındaki devrimde ölenler için yapılmıştır. Meydanın altında ise: dükkanların bulunduğu bir yer altı geçidi ve metro istasyonu bulunmaktadır.
SPİTALUİ COLTEA-COLTEA HASTANESİ
Burası 1704 yılında yapılmıştır ve şehrin en eski hastanesidir. Orijinal bina: 1802 yılındaki depremde yıkılmış ve günümüzde görülen bina 1888 yılında yapılmıştır. Hastane, günümüzde halk sağlığı merkezi olarak kullanılmaya devam etmektedir.
Kilise
Hastanenin hemen yanındaki kilise: 1701 yılında inşa edilmiştir ve ziyarete açıktır. Özellikle: aziz silüetleri ve tavan bölümü ilgi çekmektedir.
PALATUL SUTU-SUTU PALACE
Burası: 1900’lü yıllarda, burada düzenlenen toplantılar ile ünlüdür. Mimar Johann Veit ve Konrad Schwinc tarafından tasarlanan yapı: 1832-1834 yılları arasında inşa edilmiştir. 1862 yılında yeniden dekore edilmiş ve eski yapıdan yalnızca: tavan, sıva, parke döşeme ve fayans bölümler korunmuştur.
1959 yılından bu yana: burada “Bükreş Tarih ve Sanat Müzesi” bulunmaktadır.
Bükreş Tarih ve Sanat Müzesi-Muzeul Municipiului Bucuresti
Müzede sergilenen eserler arasında: 300 bin civarındaki para koleksiyonu, kitaplar, haritalar, gravürler, resimler, silahlar ve eski geleneksel kostümler ilgi çekmektedir.
En değerli eserler arasında bulunan obje: 1459 yılında, Vlad Tepes tarafından verilen “Bükreş” şehrinin adına ait bir belge ve 1688-1714 yılları arasında hüküm süren Prens Constantin Brancoveanu’ya ait değerli taşlarla süslü bir kılıçtır.
BÜKREŞ ÜNİVERSİTESİ-UNİVERSİTATEA BUCURESTİ
Üniversite meydanına yakındır. Bükreş Üniversitesi: 1864 yılında Alexandru İoan Cuza tarafından kurulmuştur. II. Dünya savaşı sırasında, Üniversitenin kütüphaneleri ve koridorları, birçok ünlü Romen kişiliklere ev sahipliği yapmıştır.
MUZEUL ULUSAL COTROCENİ-COTROCENİ SARAYI VE MÜZESİ
Saray: Prens Serban Cantacuzino tarafından 1679-1681 yılları arasında inşa edilmiştir. Kral Carol I’de burada yaşamıştır.
19’ncu yüzyıl sonunda ise: Kral Ferdinand tarafından, saray yıktırılmış ve neo klasik tarzda, Fransız mimar Paul Gottereau tarafından yeniden yaptırılmıştır. 1977 yılında, Komünist lider Nikolay Çavuşesku: saraya yeni bir kanat ilave ettirerek, kendi konutu olarak kullanmaya başlamıştır.
1990 yılında, bu sonradan ilave edilen kanat: Romanya Başkanı ikametgahı olarak kullanılmaktadır. Saray ise müze olarak kullanılmaya başlanmıştır. Burayı ziyaret etmeyi düşünürseniz, rehberli turlar var. Bu turlarda: özellikle “Oriental Hall, Norveç Hall ve Kraliçe Odası” görülmeye değerdir. Ayrıca: Ortaçağ dönemine ait büyük bir sanat koleksiyonunu da görebilirsiniz.
ŞEHİR DIŞINDA GEZİLECEK YERLER
Romanya Bükreş PALATUL MOGOSOAİA VE MUZEUL BRANCOVENESC-MOGOSOAİA PALACE-BRANCOVENESC MÜZESİ
PALATUL MOGOSOAİA VE MUZEUL BRANCOVENESC-MOGOSOAİA PALACE-BRANCOVENESC MÜZESİ
Bükreş şehir merkezine 9 km. uzaklıkta, Valea Parcului Str üzerindedir. Giriş ücretlidir.
Mogosoaia gölü kıyısında, aynı adı taşıyan köyde bulunan bu saray: mimari olarak geleneksel Romen mimarisi özelliklerini yansıtmaktadır. Merdivenler, balkonlar ve eğlenceli sütunlar ilgi çeker.
Yapı: bir yazlık konut olarak, Walachian prensi Constantin Brancoveanu tarafından, 1698-1702 yılları arasında inşa ettirilmiştir. Özellikle: göl ve ana avluya bakan karmaşık Brancovenesc tarzı oymalar ve balkon, Venedik tarzı sundurma ilgi çekmektedir.
Günümüzde saray içinde bulunan müzede: taş heykeller, ahşap heykeller, el yazmaları, nadir eserler, altın ve gümüş nakışlar sergilenmektedir.
Romanya Bükreş MANASTİREA SNAGOV-SNAGOV MANASTIRI
MANASTİREA SNAGOV-SNAGOV MANASTIRI
Bükreş şehir merkezinin 25 km. kuzeyindedir. Manastır: Snagov gölündeki bir ada üzerindedir ve bir yaya köprüsü veya tekne ile buraya ulaşılabilir.
Manastır: 1364 yılında inşa edilmiştir. 1458 yılında ise Romanya Prensi Vlad Tepes ( Kazıklı Voyvoda) tarafından, buraya kalın savunma duvarları ve bir zindan eklenmiştir.
Fethiye Girme Kaplıcaları: Makedonya Kralı Büyük İskender’in sularında dinlendiği ve şifa aradığı, antik dönemlerden günümüze gelen bir kaplıca olarak öne çıkıyor. Özellikle: çocuğu olmayan kadınlar tarafından kullanılıyor.
ULAŞIM
Girmeler kaplıcasına, Fethiye ilçe merkezinden, 35 km. uzaklıkta Girmeler Köyündedir.
Muğla il merkezine ise, 160 km. uzaklıktadır.
Özel araç ile karayolundan gitmek isteyenler: Fethiye-Saklıkent yolu üzerindeki Girmeler Köyü sınırları içinde bulunan kaplıcaya ulaşabilirler. Fethiye merkezden kalkan minübüsler ise, 1 saatlik yolculuk sonrasında buraya ulaşmaktadırlar. Ancak, unutmamanız gerekir ki, kaplıcalar, sadece yaz aylarında açıktır. Fethiye merkezli jeep safariler de buraya uğramaktadırlar.
Fethiye Girme Kaplıcaları
GENEL
Evet, Girmeler köyünün diğer ismi “Gebeler” köyü. Çünkü: hamile kalamayan kadınlar, söylenenlere göre, kaplıcanın şifalı sularına girdikten sonraki ilişkilerinde hamile kalıyorlarmış. Kaplıca sularından bu şekilde şifa bulanların sayısı artınca: Girmeler kaplıcalarının adı olmuş Gebeler kaplıcaları. Deniz seviyesinden yükseklik: 120 metre.
Ama; elbette, kaplıca sularının şifalı özellikleri yalnızca bununla kalmıyor. Bunun dışında, kaplıca suları: romatizmal hastalıklar başta olmak üzere, kas sıkışmaları, bel fıtığı, cilt ve deri hastalıkları gibi birçok hastalıklara iyi geliyormuş.
Kükürt yönünden zengin olan kaplıca suları: ayrıca klorür, sülfat, sodyum, kalsiyum, hidrojen sülfür, bromür ve karbondioksit de içeriyormuş. Sıcaklıkları ise, ortalama 37 derece civarındaymış.
Evet, burada dikkatinizi çekecek en büyük özellik: ana binada, içinde termal su bulunan bir havuz yok.
Açık bir düzlükte: iki farklı karstik mağara ve mağara girişleri bulunuyor. Düzlük alan 80 x 75 metre ölçülerindedir.
Doğu yöndeki A mağarasının giriş açıklığı 16 metre, derinliği yaklaşık 40 metredir. Batı yönündeki B mağarası, yaklaşık 150 metre uzunluktadır.
Mağaranın ana giriş kapısından içeri girdiğinizde: bir mağara yolu buluyorsunuz. Kaplıca, mağaranın içinde bulunuyor. Buradan, kaynaklardan birine, 50 basamaklı merdivenle iniliyor. Bu kaynak: 15 metre derinliğinde.
Diğer iki kaynaktan, biri: 5 metre ve diğeriyse 3 metre derinliğinde. Diplerinde de doğal havuzlar var. Kaynaklardan birinden alınan su ile doldurulan kapalı havuz, diğer binada, ziyaretçilere hizmet veriyor.
Fethiye Girme Kaplıcaların bulunduğu bu bölgede; kaplıcalar dışında, birçok mağara bulunması da dikkat çekiyor. Söylenenlere göre: İsli mağaralar olarak bilinen bu mağaralarda: Büyük İskender, esirleri yaktırırmış.
Mağaralar içinde, duvarlarda ve tavanlarda oldukça garip figürler görmek mümkün. İskender: aynı zamanda, bu şifalı sularda da banyo yapmış. Ayrıca: bölgede, yine gürül gürül akan “Eşen Çayı” buraya ayrı bir güzellik katıyor.
KONAKLAMA
Fethiye Girme Kaplıcaları bölgesinde konaklamak isteyenler için, burada, 55 odalı bir tesis var.