Isparta Eğirdir

 

Isparta Eğirdir

 

Her ne kadar elması meşhursa da asla bu elmayı bulamayacağınız, gölün tüm hayatı etkilediği ve Selçuklular zamanında cennet mekanı olarak adlandırılan şirin bir ilçe, Öte yandan ,Eğirdir denildiğinde ilk akla gelen “Komandolar”

ULAŞIM

İlçe, Isparta-Konya devlet yolu üzerindedir. Yurdun her yerinden, kolayca ulaşılır.

Eğirdir ilçesinin, Isparta il merkezine uzaklığı: 36 km. dir. Eğirdir-Ankara arası uzaklık: 456 km. Eğirdir-Afyon arası uzaklık: 138 km. Eğirdir-Antalya arası uzaklık: 186 km. Eğirdir-Burdur arası uzaklık: 90 km. Eğirdir-İstanbul arası uzaklık: 638 km. Eğirdir-İzmir arası uzaklık: 418 km. Eğirdir-Konya arası uzaklık: 243 km. Eğirdir-Beyşehir arası uzaklık: 141 km. Eğirdir-Burdur arası uzaklık: 68 km ve Eğirdir-Kapadokya arası uzaklık: 450 km. dir.

Isparta Eğirdir

TARİH

Burada, tarihi süreç içinde kurulan ilk yerleşimin: Lidya kralı Kroisos (MÖ.560-547) zamanında kurulduğu ve ilk adının ise “Krozos” olduğu sanılıyor. Zaten, şehrin iç kalesi, Lidyalılar zamanında yaptırılmış. Romalılar döneminde ise, ilçenin ismi “Prostanna”.

Eğirdir: MÖ.540 yılında, Pers imparatorluğu tarafından zapt edilir. Yaklaşık 200 yıl, bölgede Pers egemenliği görülür. Daha sonra ise, Büyük İskender’in ardılları, Seleukoslar tarafından yönetilir.

395 yılındaki Bizans egemenliğinde sonra: şehrin ismi “Akroterion” diye anılır. Bu kelimenin anlamı: herhangi bir nesnenin en uçtaki ya da en üstteki bölümüdür. Kentin böyle adlandırılmasının sebebi: Eğirdir Sivrisinin (tepesinin) tüm yörede göze çarpan doruğundan kaynaklandığı sanılıyor.

1071 yılından sonra, yörede Türk yerleşimi görülür. Anadolu Selçuklu hükümdarı, III. Kılıçaslan; 1204 yılında, yöreyi Selçuklu egemenliğine sokar. Selçuklular; bölgeyi, sayfiye yeri olarak kullanırlar. Doğal güzellikleri nedeniyle, bölgeye “Cennetabad” ismini verirler. 75 yıl bu şekildeki kullanım sürer.

1320’li yıllarda Eğirdir’e gelen ünlü gezgin İbn-i Batuda, Seyahatnamesinde Eğirdir için şunları yazar “Eğirdir, kalabalık, pek bakımlı çarşıları olan, çevresi bağ, bahçe ve bostanla donatılmış, büyük bir şehirdir. Yanı başında tatlı sulu bir göl bulunmakta ve bu gölde dolaşan gemilerle iki günde Akşehir, Beyşehir’e ve öteki köy ve kasabalara gitmek mümkün olmaktadır.”

1391 yılında: Eğirdir ve yöresi, Osmanlı egemenliğine girer. Daha sonra: bölgede, Timur ve Karamanoğlu Beyliği görülür. Bölge, 78 yıl süreyle, Hamidoğulları Beyliğinin başkenti olur.

1423 yılında, Sultan II. Murat tarafından, yine Osmanlı egemenliği bölgede hakim kılınır. 1899 ve 1914 yıllarında, Isparta yöresinde görülen şiddetli depremler: Eğirdir de büyük yıkımlara neden olur. Cumhuriyet döneminde ise, 4 Mayıs 1959 tarihinde, Eğirdir de büyük bir yangın çıkar. Bu yangından sonra ise, Eğirdir yeniden inşa edilir.

EĞİRDİR İSMİNİN EFSANESİ

Tarihi süreç içinde, Eğirdir yöresinde yaşayan bir bey vardır. Bey: bir gün yanında oğlu ile birlikte, Sivri dağı eteklerine, avlanmaya çıkar. Karşısına bir geyik çıkar, okunu gerer ve geyiğe atar, ancak ok, geyiğe değil, arkasındaki kayaya saplanır. Aynı anda, kayadan sular fışkırmaya başlar. Beyin çocuğu ise, bu suya kapılır ve boğularak ölür.

Bey, hemen geriye döner. Hanımının yanına gider. Hanımı dalmış, elindeki tenkere ile yün eğirmektedir. Bey isyankar bir tavırla “Hanım, hanım, çocuğu su aldı götürdü, sen hala elindekini eğirir durursun, Eğirdur bakalım” der.

Böylece “Eğirdir” ismi, ilk defa söylenmiş ve bu yöreye verilmiş bir isim olarak kalmıştır.

Isparta Eğirdir

GENEL

Eğirdir denilince, elbette akla hemen Eğirdir gölü geliyor. Öylesine güzel ki, her mevsim ve günün her saatinde renk değiştiriyor. Türkiye’nin dördüncü büyük tatlı su gölü.

Yörenin arazisi oldukça dağlık ve engebelidir. Dağlar üzerinde, önemli yaylalar bulunuyor. Meyil, yüzde 40’a kadar değişmektedir.

Isparta Eğirdir

Türk Silahlı Kuvvetlerinin gurur kaynağı

Komando Okul ve Eğitim Merkezi Komutanlığı, bu şirin ilçemizde bulunuyor. Zaten: Eğirdir’e Isparta üzerinden gelirken, hemen ilçenin girişinde: sağ yanınızda, duvar gibi yükselen bir dağ yamaçlarında: komando askerlerimizin yetiştirildiği bu askeri bölgeyi rahatlıkla göreceksiniz.

Bir ordunun en yetenekli ve gerçek askeri olan komandoların yetiştirildiği bu okul ve doğal şartlar: İlçeye bambaşka bir hava katıyor. Okul yanında: bir kartal yuvası gibi, göle uzanan yarımada üzerinde bulunan askeri gazino, sahil şeridindeki askeri tesisler, yine ilçeye hareketlilik kazandırıyor.

Eğirdir bölgesinde yetiştirilen elma

Kendine özgü tadı ile, yine ülke çapında ün kazanmıştır. Tüm bunların yanında: yalnızca burada yetişen “Apollon kelebeği” var.

Yörenin iklimi

Yağışlar genelde kış ve ilkbahar aylarında görülür. Hakim rüzgarlar: lodos ve poyrazdır. Aslına bakarsanız: ilçe, iklim açısından: Akdeniz ve İç Anadolu iklimlerinin tam bir geçiş noktasındadır.

Isparta Eğirdir

ATATÜRK VE EĞİRDİR

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk: 6 Mart 1930 tarihinde Eğirdir’e gelmiştir. Bu ziyarette, Eğirdir Belediye Başkanı Yiğitbaşı, Atatürk için hazırlanan Can adanın tapusunu kendisine verdi. Atatürk, Can adanın beratını memnuniyetle aldı.

Her yıl 6 Mart tarihi: Atatürk’ün Eğirdir’e geliş günü olarak kutlanır.

Can adanın akıbeti: Meclis kararı ile Canada, Başkanvekili Hatip Hüseyin Uzun tarafından Atatürk’e sunulmuştur. Atatürk öldükten sonra, Canada, Atatürk’ün kız kardeşi Makbule hanıma geçmiştir. Makbule hanımın kocası Ali Rıza Bey, Canada’yı görmek için Eğirdir’e gelir ve Canada’yı beğenir.

Ancak Makbule hanım, Canada’yı Raşit Bey’e satar. 1953 yılında Belediye Meclisi üyeleri, Canada’yı tekrar alalım derler. Raşit Bey ile, Ankara’da irtibat kurulur. Ancak Raşit Bey, Doktor oğlum Canada’yı sattırmaz, orayı Sanatoryum yaptırmak istiyor” der. Ancak, maalesef oğlu bir trafik kazasında ölür. Ada daha sonra, Eğirdirli Alaloğlu ve Altay ailelerine satılır. 1980 yılında Eğirdir Belediyesi tarafından istimlak edilir.

FESTİVALLER

Eğirdir Uluslar arası Triatlon Şampiyonası: her yıl, Ağustos ayının ikinci haftasında, 2 gün boyunca yapılır. Eylül ayı içinde ise, 2 gün süreli, Eğirdir Kültür ve Turizm Festivali düzenleniyor.

Isparta Eğirdir Kemik Eklem Hastalıkları Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi

EĞİRDİR KEMİK EKLEM HASTALIKLARI TEDAVİ VE REHABİLİTASYON HASTANESİ

Türkiye’nin en önde gelen kemik hastalıkları hastanesidir. Hastane, ilk olarak; 1952 yılında, o dönem yaygın olan kemik ve eklem tüberküloz hastalıklarının tedavisi için bir merkez olarak, 100 yataklı olarak açılmıştır. 1957 yılında 255 yatak ve 1958 yılında ise, 500 yatak kapasitesine ulaşmıştır.

1986 yılında ise: 40 dönüm arazi üzerinde, 3 bloktan oluşan, 9 katlı ana bina, 1000 yatak kapasiteli olarak, diğer yardımcı binalarla birlikte hizmete açılmıştır.

Hastane birimleri: Nöroloji, Çocuk pediatri, Ortopedi, Dahiliye, Fizik Tedavi, Üroloji ve Diş olmak üzere teşkilatlanmıştır. Evet, adından da anlaşılacağı üzere, özellikle ortopedi yani kemik rahatsızlıkları konusunda, uzman bir hastanedir. Yurt çapında, ünlü bir tedavi merkezi olan hastane, yılda yaklaşık 40 bin hastaya poliklinik hizmeti verir. 6000 civarında hasta da yatarak tedavi olur.

Isparta Eğirdir Su Ürünleri Üretimi, Kerevit

SU ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ, KEREVİT 

Burada bulunan göllerden elde edilen su ürünleri: tatlı su ıstakozu (kerevit), tatlı su levreği(sudak) ve sazandır. Kerevitin tamamı, canlı veya konserve olarak, sudak balığının ise bir bölümü fleto ve dondurulmuş gıda olarak Avrupa ülkelerine ihraç edilmektedir.

Ancak; 1986 yılından sonra, Eğirdir gölündeki kerevitlerde, hastalık ortaya çıkar. Hastalığın diğer göllere de sıçramaması için, kerevit avcılığı tamamen yasaklanır. Buna rağmen, hastalık diğer göllere sıçrar. Tamamen ortadan kaldırılması için, kerevit avcılığı yasağı, 2000 yılına kadar, tüm bölgede sürdürülür.

NE YENİR

Eğirdir gölünün  doyumsuz manzarası karşısında: levrek, sazan veya alabalık yiyebilirsiniz. Hatta: biraz kalabalık iseniz, mutlaka “Sazan Dolması” yemelisiniz. Buna çapak dolması da deniliyor. Sazan balığının bir türü olan çapağın yağlı, havyarlı ve iri olanı (4-5 kg) bu yemekte kullanılıyor. Balığın karnına bol nane ve havyarla pişirilmiş bulgur doldurulup, fırında pişiriliyor.

Yöreye özgü diğer lezzetler: Sakallı Sarkan Çorbası, Sıyırgı, Bütünet ve Çakal tatlısı.

NE SATIN ALINIR

Dündar Bey pazarına uğrarsanız, mutlaka ilginizi çekebilecek bir şeyler bulabilirsiniz. Bu arada: çevrede bulunan köylere yolunuz düşerse, buralarda erkeklerin çorap ördüklerini görürseniz şaşırmayın. Erkekler kahvede oturup sohbet ederken, bir yandan da çorap örüyorlar.

Isparta Eğirdir Citta-Slow

CİTTA-SLOW

Güzel doğası, plajları, adaları ve kamp alanlarıyla dikkat çeken, Eğirdir, sakin şehir (citta-slow) ünvanlıdır.

Isparta Eğirdir Meslek Yüksek Okulu

EĞİRDİR MESLEK YÜKSEK OKULU

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesine bağlıdır. Okul Isparta il merkezine 34 km ve Eğirdir ilçe merkezine 750 metre uzaklıktadır. Yazla mahallesinde Yazla plajı yanındadır. 1995 yılında, Turizm ve Otelcilik programı ile eğitim ve öğretime başlamıştır. Okulda halen 8 program yürütülmektedir.

GEZİLECEK YERLER

Isparta Eğirdir Kalesi
Isparta Eğirdir Kalesi

 

EĞİRDİR KALESİ

Eğirdir gölüne uzanan yarımada üzerinde bulunuyor. Eğirdir merkezden Yeşilada’ya giden yolda, sol tarafta kalıyor.

Kale, iç ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşur. Ancak kesin inşa tarihi bilinmemektedir. Dış kalenin sadece temelleri günümüze ulaşmıştır. İç kale ise, bugün hala ayaktadır. Bu kalıntılar, Bizans dönemine aittir. 

Kale: çeşitli dönemlerde onarılmıştır. Günümüzde kale surları bir sıra tuğla ve taş olarak inşa edilmiştir. Surların dışı kaplama, içi ise moloz dolgudur. Kale, Timur’un Eğirdir’i istilası sırasında hasar görmüş, Hamidoğulları ve Osmanlı döneminde onarılmıştır. Kalede bulunan bir kitabede, 1307 yılında onarımdan söz ediliyor. 

Kuzey-güney doğrultusunda, yarımada boyunca uzanan sur duvarları üzerinde, konutlar bulunuyor.

1950’li yıllarda kalenin dış tarafında su kanalı varmış. Kalenin kapısı gündüz açıldığında, su kanalı üzerinde kapı köprü görevi görüyormuş. Ancak zaman içinde yöneticiler, bu su kanalını doldurtmuşlar ve bu özellik maalesef yok olmuş. 

Isparta Eğirdir Hızırbey Camii

HIZIRBEY CAMİSİ

Tam çarşı merkezindedir. Eğirdir’de bulunan camilerin en büyüğüdür. Aynı zamanda Batı Akdeniz bölgesinin en eski camisidir.  

Basit bir  taş yapı olarak, 1237 yılında bir Selçuklu deposu olarak yapılmıştır. Hamidoğulları döneminde ise, Emir Hızır Bey tarafından, 1308 yılında camiye dönüştürülmüştür. Söylenenlere göre: Hızır Bey, burayı karşısındaki Medreseye nazire olarak düzenletmiştir. Bu yapının ilk olarak ne zaman yapıldığına bir kayıt yoktur, ancak hemen karşısındaki medrese, 1237 yılında yapıldığına göre, bu yapının da o tarihlerde yapıldığı düşünülmektedir. 

İlk yapıldığında, duvarları kagir ve üstü toprak dam örtülüdür. 

Kündekari sanatının en güzel örneklerinden biri olarak kabul edilir. 

Isparta Eğirdir Hızırbey Camii
Kapısı ve girişi dikkat çeker.

Kapı çevresi mermer işlemelidir. Ahşap kapının da işlemeleri olağanüstü güzeldir. 1970’li yıllara kadar olan süreçte, bu kapıdan araba giriyormuş. Kapı, karşısındaki Dündarbey Medresesine bakar. 

Isparta Eğirdir Hızırbey Camii
Cami kubbesizdir. 

Merkez salonun üzerinde ve çini mihrabın çevresinde, Mekke yönünü gösteren birer niş bulunur. İnce oymalı taş portalı güzeldir. 

Caminin kolonları, taş değil yekpare yani tek parça keresteden yapılmıştır. 

Caminin damının bir kısmı açık bırakılmıştır. Çünkü, kışın biriken karların atılması düşünülmüştür. Caminin içinde, bir kar kuyusu yapılmıştır. 

Isparta Eğirdir Hızırbey Camii
Isparta Eğirdir Hızırbey Camii

 

Gelelim caminin en büyük özel yerlerinden olan minareye. Caminin minaresi de ilginçtir. Minare, avlu giriş kapısı üzerinde, sur üstüne oturtulmuştur. Minarenin altından camiye giriş yapılır. Minare, İslam sanatında ender görülen kemerli minare stilindedir. Minarenin solak mavi karo döşemelerine dikkat edeniz. 

Cami

1814 yılında çıkan bir yangında tamamen yanmış ve Yılanoğlu Şeyh Ali Ağa tarafından onarım yaptırılmış ve 1820 yılında yeniden ibadete açılmıştır. 1884 yılında ise, Burhanoğlu Hacı Murat Ağa tarafından üzeri kiremitle örtülmüştür. Cumhuriyet döneminde ise, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından günümüzdeki son şekli aldırılmıştır. 

Cami; tarihi önemi, büyüklüğü ve minberinin yapısı bakımından önemli bir kültür varlığıdır. Ayrıca kemer üzerine yapılan minaresiyle dünya üzerindeki ender camilerdendir. Camide aynı anda 3000 kişi ibadet edebiliyor. 

 

EĞİRDİR KEYHÜSREV KERVANSARAYI-EĞİRDİR HANI

İlçe merkezinde Yeni mahallede, göl kıyısındadır. 

Klasik Selçuklu hanı özellikleri taşır. Anadolu Selçuklu kervansaraylarının en büyüğüdür. Konya-Antalya kervan yolu üzerindeki yapı, avlu ve kapalı mekan olmak üzere iki kısımdan oluşur. Ancak günümüzde her iki bölüm de yıkılmıştır. 

Eğirdir hanı, 1237 yılında, Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından yaptırılmıştır. Ancak, han 64 yıl gibi kısa bir süre sonra yangın sonucu yanmış ve işlevini kaybetmiştir. 

1993 yılında burada yapılan kazılar sonucu ortaya çıkan, geometrik süslü taş parçası, Dündarbey Medresinin portalindeki sol mihrabiyenin çerçeve bördüründeki kırık yere yerleştirilmiş ve kompozisyon tamamlanmıştır.

Dündarbey Medresesinin 1301 yılındaki inşası sırasında, portalin handan sökülerek oraya taşındığı ve dolayısı ile hanın inşa tarihinde, portalde belirtildiği gibi 1237 yılı olduğu kesinlik kazanmıştır. 

Günümüzde, avlunun doğu duvarı ortadan kalkmış, beden duvarlarının kaplamaları sökülmüş ve böylece duvarlar incelmiştir. Açıkta kalan, moloz taş örgünün içine sızan sular, duvarların daha fazla yıpranmasına sebep olmuştur. Evet, günümüzde burası tarihi niteliğinden çok uzak bir düğün salonu olarak kullanılıyor. Yani, anlattıklarım sadece bilgi niteliğindedir, yoksa gidip görmeye kalkarsanız, tarihi eserden ziyade bir düğün salonu görebilirsiniz. 

Isparta Eğirdir Dündarbey Bedresesi

DÜNDARBEY MEDRESESİ (TAŞ MEDRESE)

Eğirdir ilçe merkezindedir. 

1237 yılında, Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında, han olarak yaptırılmıştır. Daha sonra, 1281 yılında Hamidoğlu Emir Felekeddin Dündar Bey tarafından medreseye dönüştürülmüştür. Yapının malzemeleri, yakındaki Eğirdir Kervansarayın dan getirilmiştir. Eğirdir Kervansarayında 1993 yılında yapılan kazıda bulunan taç kapı portili parçası, yapının 1301 yılında kervansaraydan sökülerek medresenin inşasında kullanılmıştır.

Isparta Eğirdir Dündarbey Medresesi

Medresenin dış taç kapısı

Selçuklu tarzındadır. Kapının çevresi Selçuklu karakterinde geometrik şekillerle süslenmiştir. Bu süs kuşağını, kitabeler çevreler. Kapının güzelliğini mutlaka görün. Büyük kapıdan içeriye girilince, kısa bir dehlizden sonra, ikinci kapıdan avluya girilir. Avlu, kareye yakın dikdörtgen şeklindedir. Medrese iki katlıdır. Üst kısmı yıkılmış fakat daha sonra yeniden yapılmıştır. İkinci kata çıkmak için, 12 basamaklı merdiven kullanılır. 

Medresede bulunan 11 oda, mermer sütunlu revak altındadır. Ortadaki avlunun sağında 6 oda ve solunda 5 oda bulunur. Büyük kapının karşısında; divanhane ve dershane odaları vardır.

Bu kemerli kısmın üstünde Hamidoğlu Dündarbey’in tamir kitabesi bulunur. Kitabenin anlamı “Müslümanların, İslam’ın din ve devletin alicenap, koruyucusu, kumandanların hükümdarı, etrafı ihya eden, soyu asil ve şerefli Büyük Kumandan Hamid Bey oğlu İlyas oğlu Dündar, şu mübarek medresenin yapımı ve tamirini 701 senesinde bu yapısın inşasını emretmiştir. Allah iktidarını kat kat arttırsın ve malikinin bekasıyla sürekli mamur kılsın”

Isparta Eğirdir Dündarbey Medresesi

Dündarbey Medresesi

Günümüzde kapalı çarşı olarak kullanılmaktadır. Tesis bünyesinde küçük bir çarşı var, burada çeşitli hediyelik eşyalar ve deniz malzemeleri satılıyor. 

Isparta Eğirdir Baba Sultan Türbesi

BABA SULTAN TÜRBESİ

İlçe merkezinde Yazla mahallesindedir.

Anayolun kuzeyinde, sekizgen gövdeli ve konik çatılı türbe Selçuklu stilindedir. Çatı sekizgen koniktir. Türbe kapısında bulunan kitabeye göre: Hamidoğlu İlyas Bey tarafından 1358 yılında İsa bin Musa isimli şahıs için yaptırılmıştır. Türbe içinde: Baba Sultan’dan başka Sureti Baba (Zorti Baba) ile Palaz Baba adlı kişilerin mezarı vardır. Türbe içindeki kişinin, Timur’un Eğirdir’i zapt ettiğinde, adaya kaçan halkı öldürülmekten kurtardığı söylenir.

Söylentiye göre, Timur, Eğirdir’e gelip halka işkenceye başlayınca, bu kişi halka eziyet etmemesi için Timur’a ricada bulunur. Timur, bu ricayı kabul etmeyince “Senin gibi Emir’e zor” der. O da, öfkelenir, boynuna taş bağlayarak göle atlar, ancak göle batmaz, gölden çıkan şeyh, her rastladığı yerde Timur’a “Zorttt” demeye devam eder. Bu nedenle ismi “Zorti Baba” olarak kalır.

Isparta Eğirdir Gölü
Isparta Eğirdir Gölü

 

EĞİRDİR GÖLÜ

Isparta Eğirdir yöresi, turizm açısından çok önemlidir. Eğirdir yöresinin en önemli kaynak değeri ise Türkiye’nin 4’ncü büyük gölü olan Eğirdir gölüdür. 

Göl: Sultan ve Karakuş dağları arasındadır. Ülkemizin ikinci büyük tatlı su gölü ve doğal içme suyu havzasıdır. Isparta ilinin içme suyu buradan karşılanır. Göl, yeraltı su kaynaklarıyla beslenir. Bu kaynak suları, gölün çeşitli yerlerinden çıkar. Kaynak sularından başka, civardaki pınarlardan da beslenir. Biyolojik çeşitlilik bakımından, uluslararası öneme sahiptir. 

Gölün, kuzey-güney doğrultusunda uzunluğu 50 km. dir. Doğu-batı doğrultusunda genişliği ise 3 ile 15 km arasında değişir. Göl, deniz seviyesinden 916 metre yüksekliktedir. Ortalama derinlik 10-12 metredir. Maksimum derinlik, Eğirdir yakınlarında 16.5 metredir.

Gölün güneybatı sahillerinde, derin ve kuytu koylar vardır. Sarp kayalar ve yarlar, bu koylara çok güzel görünüm verir. Ancak her ne kadar gölün bazı kısımlarında göle girmek mümkün olsa da bazen Poyraz rüzgarı estiğinde gölde tehlikeli dalgalar oluşur. Gölün kenarları genellikle diktir. Bu dikliğin kaybolduğu Gelendost ve Hoyran yörelerinde, göl kıyısında bataklıklar vardır. 

 

Göl 2 kısma ayrılır

Kuzeyde kalan ve daha küçük olan göl kısmına “Hoyran” gölü denir. Hoyran gölü, güneye göre daha sığdır. Güneyde kalan kısım ise “Eğirdir” gölüdür. Her iki göl kısmı, birbirine kuvvetli bir akıntı olan Hoyran boğazı ile bağlanır. 

Balık

Gölde farklı türde balıklar vardır. En ünlüleri: çapak, siraz, çiçek, levrek ve sudak balığıdır. 

Isparta Eğirdir Göl Kıyısında Plajlar
Isparta Eğirdir Göl Kıyısında Plajlar

 

Göl kıyısındaki plajlar

Bedre Plajı

Göl kıyısında kumlu bir plajda güneşlenmek için, Eğirdir’den Barla’ya giden yoldan, merkezden itibaren 11 km ilerleyin ve Bedre plajına varırsınız. 1550 metre uzunluğunda sahil şeridi olan plaj, kumlu bir plajdır ve yörenin en iyi plajıdır. Burada yürüyüş yapabilir veya bisiklete binebilirsiniz.

Sandy Belediye Plajı

Eğirdir-Isparta yolu üzerinde, ilçe merkezine 1 km den daha yakındır. Soyunma kabinleri ve restoranlar bulunuyor.

Isparta Eğirdir Altınkum Plajı
Isparta Eğirdir Altınkum Plajı

 

Altınkum Plajı

İlçe merkezinin 3.5 km kuzeybatısındadır. Tren istasyonunun altındadır. Bulunduğu yerin koy olması nedeniyle ince kumludur. En büyük özelliği, plajdan göle girip ne kadar (200 metre kadar) açılırsanız açılın, suyun boyunuzu geçmeyecek olmasıdır. Göl burada sakindir.

Sığ bir göl olduğu için, yüzmeye oldukça elverişlidir. Ancak yazın plaj aşırı kalabalık oluyor. 50 çadırlık kamping alanı vardır. Plaj alanı, alt yapı ve çevre düzenlemeleriyle “Mavi Bayrak” ile ödüllendirilmiştir. Çünkü düzenli olarak su analizleri yaptırılmaktadır. Burada kabinler ve şezlonglar bulunuyor. 

Isparta Eğirdir Askeri Gazino ve Plajı
Askeri Gazino ve Plaj

Göl kıyısında sadece askerler, aileleri ve yakınlarının faydalanabildiği askeri bir tesis bulunmakta, tesisin önünde göle girilebilmektedir. 

Isparta Eğirdir Adalar

ADALAR

Göl üzerinde iki ada vardır. Bunlar Can ada ve Yeşil adadır.

Can ada

Eğirdir ile Yeşil ada arasında kalır. Yapılaşmanın olmadığı Can ada, sadece piknik alanı olarak kullanılmaktadır. 7 dönümlük bir adadır. Atatürk Eğirdir’i ziyaret ettiğinde, Can ada, 1 Şubat 1933 tarihli Belediye Encümeni kararıyla Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’e hediye edilmiştir. Daha sonra, Atatürk’ün mirasçılarına ve onlardan da Eğirdir Belediyesine geçmiştir. Can ada’da, çadır ve karavan turizmi yaygındır. Çevre halkı, buraya piknik yapmaya gelirler.

Isparta Eğirdir Yeşil Ada

 

YEŞİL ADA:

Gölün ortasındadır. Nis adası olarak da tanınır. Eğirdir’in en güzel turizm bölgesidir. Eğirdir ilçe merkezine 1 km lik bir yolla bağlanmıştır. 

Evet, biraz geçmişe gidelim.

Hıristiyanlık dininin yayılması için bölgeye gelen Hz. İsa’nın havarilerinden St Paul: Psidia bölgesinin başkenti “Antiokheia” ya gelir.

Burada: iki yıl, kıl çadır dokuyarak geçimini sağlar ve farklı dinlere inanan insanlara hitap ederek, onlara Hıristiyanlığı anlatır, vaazlar verir ve bu bölgenin Hıristiyanlığın beşiği olmasına sebep olur.

Daha sonra, kilise yapılması serbest bırakılınca, Antiokheia halkı, St Paul’un anısına, dünyanın ilk ve en büyük kilisesini, 325 yılında, Aziz’in ilk resmi vaazını verdiği, Sinagog üzerine yaparlar.

Dolayısıyla, Hıristiyanlığın bu kadar hızla yayıldığı bölgede, bu dini kabul eden rahibeler de, kendilerine mekan olarak fiziki konumu nedeniyle Eğirdir’in Nis Adasını seçerler. Nis adasının karşısındaki “Karabağlar” bölgesinin esas ismi “Karıbağları” dır.

Çünkü rahibelerin bu bölgede üzüm yetiştirip dünyanın en kaliteli şarabını ürettikleri bilinmektedir. Ayrıca: çok yakın tarihi kadar, gelenek olarak, Eğirdir’de 6 yaşından büyük erkek çocuklarının alınmadığı, sadece kadınların gittiği mesire yerlerinin bulunması, dünyanın ilk rahibelerinin Nis Adasında yaşadığını gösterir.

1402 yılında Timur’un saldırısına kadar,

Nis Adasında sadece kadınlara mahsus 18 manastır ve kilise vardı. Timur’un saldırısından çekinen Eğirdir halkı, Nis Adasına sığınır. Bunu fark eden Timur, sallar yaptırır, Nis Adasına saldırır ve adadaki manastırları yıktırır. Bu tarihten sonra adadaki Hıristiyan rahibelerin bir kısmı başka yerlere gider, bir kısmı ise Müslüman halkla birlikte uyum içinde yaşarlar.

Hatta: fırtınalı havalarda, Nis Adasında yaşayan Müslümanlar Eğirdir’e gitmelerinin zor olduğunu beyan ederler bunun üzerine adadaki kız kiliselerinden birinin Müslümanlara tahsisi için Sultan II. Osman’dan istekte bulunulur. Bunun üzerine, Padişah, harap durumdaki kız kilisesinin Müslümanlar tarafından tamir edilerek ve sadece Cuma ve iki bayram namazında kullanılmak üzere camiye dönüştürülmesine karar vermiştir. 1618 tarihli bu fermanın aslı, Nis adasındaki caminin duvarına asılıdır.

Cumhuriyet sonrasında, mübadeleye kadar, Türkler ve Rumlar burada bir arada yaşıyorlardı. Mübadele sonrasında Rumlar buradan ayrılınca, geride kiliseleri ve ahşap evleri kaldı. Önceleri koruma altına alınan ahşap evler, yerlerini yeni yapılara bıraktılar. 

Yeşil adada; ev pansiyonları ve otellerle birlikte, birçok meyve ağaçları, balık lokantaları ve hediyelik eşya dükkanları bulunmaktadır. Son yıllarda göl sularının azalmasıyla birlikte, bu adalar birbirine ve Eğirdir’e bağlanmıştır.

Nis adasındaki yapılar
Ada Camii

Adada bulunan cami, kiliseden camiye çevrilmiştir. Kilisenin ilk adı “Kız kilisesi” dir. 1618 yılında Sultan II. Osman’ın fermanı ile ibadete açılmıştır. Daha önceki dönemde toprak damlı iken, günümüzde kırma çatılı ve üzeri kiremitle örtülüdür. Kare planlı cami, tek minarelidir.

Isparta Eğirdir Aya Stephanos Kilisesi
Aya Stephanos Kilisesi

1850’li yıllarda yapılmış bir Ortodoks kilisesidir. İskele park yakınlarındadır. Kilise, dikdörtgen planlı, üç nefli ve apsislidir. Yan duvarlar moloz taşla örülmüştür. Gemi tipi çatı beşik çatıdır, iç yüzü harç sıvalıdır, alaturka kiremitle kaplıdır. 

Yapının içindeki alçı süslemeler dökülmüştür. Söylentiler göre, Kudüs’e giden Hıristiyan hacı adayları buraya uğruyorlarmış ve ayin yapıyorlarmış. Adada bulunan Rumlar, 1923 yılındaki nüfus mübadelesi nedeniyle adadan ayrılınca, adada bulunan diğer kiliseler yıkılmıştır. Kilise restore edilerek ziyarete açılmıştır demek istiyorum ama genellikle kapalı bulunuyor.

Şeyh Muslihiddin Türbesi

Ada içindeki bu türbe, ahşap bir mezar ve mescitten oluşur. Mescid kısmına, ahşap bir merdivenle çıkılır. Şeyh Muslihiddin’in 9 veya 10’ncu yüzyılda yaşadığı tahmin edilmektedir. Türbesinde bulunan dikişsiz bir gömlek, Konya Müzesine gönderilmiştir.

Sonuç

Eğirdir gölü: yüzme, yelken, sörf gibi sportif turizm etkinlikleri açısından olduğu kadar içme suyu, balık üretimi, sulama suyu, rekreasyon ve peyzaj gibi çok çeşitli işlevlere sahiptir. 

Ancak, gölde günümüzde çeşitli tehditler söz konusudur. Bu tehditlerin başında, kontrolsüz sulama suyu alımı ve DSİ’nin çok sayıda sulama projesi sebebiyle gölün su rejiminde yaptığı müdahalelerdir. Gölün su seviyesi son 25 yıl içinde 2.5 metre kadar azalmıştır.

Gölde sudak balığı aşılandıktan sonra, endemik balık türleri çok azalmış veya tümüyle yok olmuştur. Yasa dışı ve aşırı avcılık yapılan alanı, kentsel, tarımsal ve endüstri atıklarının meydana getirdiği kirlilik te tehdit etmektedir. Umarım en kısa zamanda önlemler alınır, çünkü gittiğinizde göreceksiniz, Eğirdir gölü gerek göl ve gerekse çevresiyle gerçekten muhteşem güzelliktedir. 

Isparta Eğirdir Askeri Tesis

ASKERİ TESİS

Eğirdir ilçesine Isparta yönünden girerken, hemen sağ yanda, büyük bir askeri bölge göreceksiniz, burası “Dağ ve Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı” dır. Bu yüzden, Eğirdir içinde bazı yerlerde askeri sosyal tesisler vardır.

Bunlar: askeri lojmanlar ve hemen göl kıyısında bir sosyal tesistir ve bu sosyal tesisin önündeki plajdan göle girilebilmektedir. Ancak, burada dikkat çeken bir yer daha var, hemen kıyıdan gölün üstüne doğru uzanan ve büyük bir kaya blok kütlesinin üzerinde bir bina göreceksiniz, burası bir anlamda kartal yuvası gibi olan tesiste askeri bir tesistir. 

Isparta Eğirdir Kovada Gölü
Isparta Eğirdir Kovada Gölü
Isparta Eğirdir Kovada Gölü

 

KOVADA GÖLÜ

Bu gölün çevresi, zengin bitki örtüsüne sahiptir. Yüzlerce çeşit havyan barındırır.

Bu özelliklerinden dolayı 1970 yılında “Milli Park” ve 1992 yılında 1’nci derece doğal sit alanı olarak ilan edilmiştir. Eğirdir gölünde bulunan fazla sular, bir kanalla, Kovada gölüne akar. Eğirdir ve Kovada göllerini birbirine bağlayan yapay “Kovada Kanalı” ile bölgenin tarımsal sulaması yapılmaktadır. Gölün uzunluğu: 9 km. genişliği ise 2-3 km. kadardır. Gölün çevresi 20.6 km dir. Derinlik 6-7 metre arasında değişir.

Gölün rakımı 900 metredir. Suda bulunan ve göle yeşil renk veren tortular, 1.5 metre derinlikten sonra gölün dibinin görünmesini engeller. Burada: kampçılık, yürüyüş, manzara seyretme ve tırmanma yapılabilir. Park alanı içinde yürüyüş yolları ve fotoğraf çekimi için gözetleme kuleleri vardır. Park alanındaki bitki örtüsünde: kızılçam, karaçam, meşeler, ardıç gibi ağaç türleri bulunur. Ayrıca: böğürtlen, muşmula, alıç, dağ muşmulası, yabani gül, defne, karaçalı gibi bitkiler de vardır.

Kovada gölünde bulunan balıklar

Kadife ve tatlı su levreği ile tatlı su ıstakozudur. Göl çevresinde, yaban hayvanları da bulunur. Bunlar: yaban domuzu, sansar, porsuk, tilki, tavşan ve ağaç sincabıdır. Göl havzasında, 153 tür su kuşu tespit edilmiştir. Bunlar arasında öne çıkanlar: yaban ördeği, kaz, angut, keklik ve çulluktur. Göl, açık alan sporları için önemli  potansiyele sahiptir. Sonuç olarak gölün manzarası çok güzeldir, buralara yolunuz düşerse mutlaka zaman ayırıp Kovada gölünü geziniz. 

Isparta Eğirdir Akpınar Köyü Seyir Terası
Isparta Eğirdir Akpınar Köyü Seyir Terası
Isparta Eğirdir Akpınar Köyü Seyir Terası

 

AKPINAR KÖYÜ SEYİR TERASI

Eğirdir’e gidip te buraya çıkmamak olmaz, kesinlikle çıkın, burayı görmeden Eğirdir’den ayrılmayın. Zaten turla giderseniz, turlar burada sabah serpme kahvaltılı program yaparlar. 

İlçe merkezine 7 km uzaklıktadır. İlçe merkezinden buraya çıkan yol, asfalt olmasına rağmen biraz dar ve tehlikeli, dikkatli olmakta yarar var. Ama mutlaka çıkın. Çünkü buradan kuş bakışı Eğirdir gölü ve geniş çevresini göreceksiniz, muhteşem bir manzara var. 

Akpınar köyünde: yeşilin ve mavinin her tonu, Yeşil ve Can ada, Barla dağı, Anamaz dağları, Boğaz Ova görülebilir. Ayrıca, burada gözleme ve ayran tatmalısınız veya serpme köy kahvaltısı da olabilir. Herhangi bir şeyler yiyip içmeseniz de, mutlaka çıkın çevrenin manzarasını görün. 

Isparta Eğirdir Prostanna Antik Kenti
Isparta Eğirdir Prostanna Antik Kenti

 

PROSTANNA ANTİK KENTİ

Eğirdir sivrisinin güneyinde, Akpınar köyünün yaklaşık 1.5 km kuzeybatısında, Camiliyayla’da bulunan askeri alanın doğusundadır.

Buraya askeri alan içinden ulaşan yol asfalttır. Öte yandan, Akpınar köyü içinden geçerek giden yol içi çok kötü ve taşlıktır. Buradaki antik şehir, Roma döneminden sonra terk edilmiştir. Şehirle ilgili en eski belge: Asia Eyaletinden bir görevli şerefine dikilen MÖ 113 yılına tarihlenen bir yazıttır. Bu yazıtta “Pisidia’daki Prostanna Halkı” yazılıdır. 

Şehrin akropolisi Eğirdir Sivrisinin güneyindeki alçak bir tepe üstündedir. Hem bu tepe ve hem de Sivri üzerinde sur vardır. Sur üzerindeki kuleler, yer yer tespit edilebilmektedir. Küçük tepedeki sur içinde kare planlı, yapı temelleri vardır. Kentteki asıl büyük yapılar, her iki tepenin arasındaki boyundadır. Burada güzel işçiliğe sahip olan podiumlu alan üzerinde muhtemelen bir tapınağa ait temeller vardır.

Yapının üst kısmı, tamamen tahrip olmuştur. Bu yapıya ait olabilecek alınlık kısmının sağ köşesi ve friz parçası, biraz aşağıdadır. Bu yapının hemen kuzeyinde, ikinci bir yapıya ait temel kalıntısı vardır. Bu yapıların bulunduğu kısım surla kaplı değildir. Bu yapıların güneyinde akropolisin doğusunda hamam olarak adlandırılan büyük bir yapı vardır. Kent sikkeleri MÖ 1’nci yüzyıldan itibaren görülür. İmparatorluk döneminde de imparator Antoninus Pius’dan (138-161) Claudius II’ye kadar sikke bastırılmıştır.

Isparta Eğirdir Barla

BARLA KASABASI

İlçe merkezine bağlı bu kasaba, ilçe merkezine 25 km uzaklıktadır. Eğirdir gölüne, 18 km kıyı şeridi vardır. Barla’nın antik dönemden kalma, bilinen en eski ismi “Parlais” dir. Kasaba: 1376 yılında Osmanlı yönetimine geçmiştir. Kurtuluş savaşı sonuna kadar Türkler ve Rumlar iç içe yaşamışlardır.

Gelincik Dağı Tabiat Parkı

Eğirdir-Barla yolu üzerinde, Isparta şehir merkezine 70 km uzaklıktadır. Gelincik dağındaki ormanlık alanlarda, zengin bir yaban hayatı vardır. Ayrıca, bu alanlarda doğal ortamda kırmızı orman karıncası bulunur ki, kuzey yarım küredeki yayılış alanının en güney sınırını teşkil eder. Dağın 1100-2900 metre rakım arasındaki sahalarda: sedir, karaçam ormanları ve ardıç ağaçları görülür. Burası günübirlik kullanım alanları, doğa yürüyüşü, yamaç paraşütü ve dağcılık için oldukça zengin imkanlara sahiptir.

Parlais Antik Kenti

Şehrin yeri hakkında, kesin bilgi yoktur. Araştırmacı: L. Robert, Bedre köyü yakınlarında bulduğu sınır yazıtı ile, şehrin yerinin Prostanne (Eğirdir) ve Parlais (Barla) arasında olduğunu tespit etmiştir. MÖ 25 yılında, Roma imparatoru Augustus tarafından, Galatia Eyaletine dahil edilen şehrin ismi “Colonia Julia Augusta Parlais” olarak değiştirilmiştir ve böylece şehir bir Roma kolonisine dönüştürülmüştür. 

Şehir, ordu üssü olarak kullanılmış, Pisidia ve komşu İsauria (Konya-Bozkır) halklarını denetim altına almıştır. Şehir, Roma imparatorluğu döneminde, İmparator Marcus Aurelius’dan (161-180) İmparator Caracalla (198-217) dönemine kadar sikke basmıştır. Günümüzde, şehrin bulunduğu tahmin edilen yerde fazla bir kalıntı yoktur, yani ziyaret etmeye gerek yoktur.

Çeşnigir Paşa Camii

Kasabada, Orta Mahallededir. Caminin kapısı üstündeki kitabede, 1376 yılında Çeşnigir Sinan Paşa tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Buna göre caminin Isparta ve civarının, Osmanlı idaresine geçmesinden 6 yıl önce yapıldığı anlaşılır. Caminin yan duvarları kagir, üzeri ahşap ve toprak damlı, minaresi sovan biçimli ve renkli tuğlalardan yapılmıştır. 

Kapının içerisinde, sol tarafta gömülü bulunan bir kişinin mezar taşında Hafız Tuti’i Karamani ibaresi ve 1392 tarihi yazılıdır. Cami, 1878 yılında onarılmış, damı kiremitli hale getirilmiştir. Cumhuriyet döneminde de onarılarak günümüzdeki şeklini almıştır.

Aya Georgios Kilisesi

Barla kasabasında, Rum mahallesindedir. Kilise dikdörtgen planlıdır. Dış duvarları, narteks kısmı ve orta mekanı moloz taştan yapılmıştır. Narteks binanın güneyindedir. Doğusunda üstte yuvarlak kemerli bir pencere, altında niş bulunur. Orta mekan 3 neflidir. Doğuda apsis, yanlarda birer niş vardır. Yapı günümüzde oldukça tahrip olmuş durumdadır.

Barla Hamamı

Kasabanın güney yamacındadır. Giriş kısmında kövke planlı giyinme, soyunma odaları bulunur. Ortada bir taş fıskiye vardır. Sıcaklık kısmında kubbeli iki mekan ve odalar bulunur.

Isparta Eğirdir Sarıidris

SARIİDRİS KASABASI

Isparta Eğirdir Malos Antik Kenti

Malos Antik Kenti

Kasabanın Göynücek gediği mevkiinde, bir tepe üzerindedir. Kent akropolü, Helenistik ve Roma döneminde surlarla çevrilidir. Tepenin doğu yamacında, kayaya oyulmuş basamaklı bir toplantı alanı vardır. Küçük bir dağ kenti olan yerde, şehrin resmi yapıları tespit edilememiştir. Sur kulelerinden bir tanesi, hala sağlam ve ayaktadır. Şehirdeki tapınaklardan birisi, kentin 1 km kuzeybatısında, Kaşerenler Tepesi yakınındadır.

Tapınağın doğu duvarı ve kapısı, halen ayaktadır. Tapınağın arkasında bir mağara bulunur. Kareye yakın planlı tapınağın yan duvarlarının bir kısım ayaktadır. Bu tapınakta da; aynı bölgede Aksu Zindan Mağarası önündeki Eurymedon Kutsal Alanı gibi mağara önüne yapılmıştır. 

 

Dubai Genel

Dubai Genel

Dubai; Arap Yarımadasındaki, 7 tane BAE Emirliğinden biri olan emirliktir. Dubai şehri: Birleşik Arap Emirliklerini oluşturan, ikinci büyük Emirliğin başkentidir. Arap Emirliklerinin en büyüğü, en lüksü ve en çağdaş olanıdır.

1960’lı yıllarda, yalnızca balıkçı kenti olan Dubai, 1990’lar sonrasında uygulanan politikalar sonucu, bölgenin ticaret merkezi olma durumuna gelmiştir.

Şehrin zenginliği: Dubai’de petrol üretiminin başladığı 1969 yılından sonra gelişmiş. 1991 yılında: günde 410.000 varile ulaşan petrol üretimi, bu tarihten sonra azalarak devam etmiş. Ancak, uzmanlar, ülkenin petrol kaynaklarının 2010’lu yıllarda kuruyacağını tahmin ediyorlar. Zaten ülke yönetimi de, bunu düşünerek, ülkenin geleceğini farklı yönlere kaydırmış.

Özellikle: turizm olmak üzere, finans ve ticaret. Büyük küresel şirketler, bölgesel bürolarını Dubai’ye taşımışlar. Bunun sonunda ise, kentte: 200’den fazla milletin temsil edildiği ve göçmen sayısının hızla arttığı bir durum ortaya çıkmış.

Turizm atılımlarına öncelik verilerek, ekonomiyi yeniden yapılandırma hamleleri sonucu: 2006 yılında, petrol dışı sektörler, gayri safi milli hasılanın (GSMH): % 94’nü karşılamış, muhteşem bir rakam.

Şehir

Kalabalık turist guruplarını kendine çekmek için yeni tesisler yapmak ve yeni yerler bulmak için pek uygun değil. Bu yüzden: kıyı şeridinde palmiye biçimli, üç yapay ada gurubu oluşturulmuş. Bu insan yapımı adalar gurubu: çarpıcı bir biçimde, sürekli olarak genişleyip büyütülüyor.

Çünkü: 2010 yılında, şehir yönetimi turist hedef sayısını: 15 milyon kişi olarak belirlemiş. Turist guruplarını şehre çeken, yalnızca turizm olanakları değil. İklim koşulları nedeniyle, tüm yıl boyunca, burada tatil yapmak mümkün. Çünkü, her dönem, burada güneş var.

Eskiden: trafik sıkışıklığı yaşandığı zamanlarda bile, kentin bir ucundan öbür ucuna 15 dakikada gidilirken bu gün bu yolculuk yaklaşık 1 saatten fazla sürebiliyor. Ancak: kent, hızlı büyümenin getirdiği sorunlarla da bir yandan boğuşuyormuş.

Şehrin kıyı şeridi

72 km. uzunluğundadır. Güneyde Jumeira bölgesi var. Bu bölgede: lüks oteller, güzel kumsallar bulunuyor. Bu tesisler: şehri, Mısır’dan sonra, Orta Doğu’nun ikinci büyük ve önemli turizm merkezi haline getiriyor.

Cebel Ali sahilindeki, Jebel Ali Port isimli büyük liman: dünyada, insan eliyle yapılmış en büyük liman olma özelliğine sahip. Bu liman: 71 kurulu iskele, 125 taşıma hattı ve 7 milyon konteynır kapasitesi ile öne çıkıyor.

Burada bulunan:

Gümrüksüz devasa alışveriş merkezleri, Dubai’yi tam bir alışveriş cenneti haline getirmiştir.

Burada: herhangi bir tarihi kalıntı bulamazsınız. Buranın size sağlayacağı tek şey: alışveriş. Ama: gerek çeşitlilik gerek teknoloji ve gerekse fiyatların uygunluğu büyük avantaj.

Bunun dışında: kentin, günübirlik geziler için, ilgi çekici yerleri var. Buralarda: koruma altına alınan, Afrika antilop sürülerini görebilirsiniz. Kumda golf oynayabilirsiniz. Şaryah Emirliği: Dubai’den araba ile 1 saat uzaklıkta. Burada: fiyatlar nispeten daha uygun, özellikle otel fiyatları.

Burada: mavi çarşı, sanat galerileri bulunuyor. Ayrıca: bir de uçak müzesi var. Daha kuzeydeki: Amcan, Ümmü’l Kayvan Resu’l Hayme gibi emirlikler, nispeten Dubai’ye göre daha az gelişmişler. Ancak: Dubai’nin eski halini merak edenleriniz varsa, bu emirliklere de gitmek mümkün.

Evet: güzel bir şehir.

Caddeleri yeşil tutmak için, deniz suyunu arındırıyorlar. Bu temiz suyu üretmek için, milyonlarca dolarlık tesisler yapmışlar. Bu arıtılan temiz suyu, yeşil alanlara aktarıyorlar. Suyun arıtımında ortaya çıkan buhar ise, elektrik üretiminde kullanılıyor.

Tabii üretilen elektrik o kadar fazla ki, şehir, sabahlara kadar ışıl ışıl aydınlatılıyor. Gece boyunca, bir ışıltı. Zaten uçak ile, Dubai üzerine geldiğinizde, aşağıda karanlıklar içinde, pırıl pırıl parlayan bir şehir görüyorsunuz.

Son olarak: 2007 yılında, Dubai’in aldığı turizm ödüllerinden söz etmek istiyorum.
  1. Dünyanın en iyi plajı: Le Royal Meridian Resort&Spa.
  2. Dünyanın en iyi kongre merkezi: Dubai World Trade Center.
  3. Dünyanın, ailelere yönelik en iyi oteli: Madinat Jumeria Oteli.
  4. Dünyanın en iyi oteli: Burj Al Arap Oteli.
  5. Dünyanın en iyi apart oteli: Grosvenor House

VİZE

Dikkat, Dubai’ye gitmek isterseniz: yeşil yani hususi pasaporta vize istemiyorlar ve harçsız giriş yapabiliyorsunuz. Bu durumda, yani yeşil pasaport ile, ülkede 90 gün kalma hakkına sahipsiniz. Tekrar giriş yapabilmek için ise, ülkeden son çıkış tarihinizin üstünden en az 30 gün geçmesi gerekiyor.

Dubai normal giriş vizesi almak için: en az 7 iş günü önceden müracaat etmeniz ve istenen belgeleri tamamlamanız gerekiyor. Belgelerin en önemlisi de, Dubai’de bir otelden rezervasyon yaptırmış olmanızı istiyorlar. İnternet üzerinden veya tur ile gidecekseniz, zaten böyle bir sıkıntınız olmayacak.

Kısa süreli ziyaretler için, giriş yapılana kadar, geçerlilik süresi 2 ay olan bir pasaport gerekiyor. Ülkede kalış süreniz 30 günü aşmayacak ise, bu durumdaki vize ücretiniz 250 TL. oluyor.

Emirates havayolları ile uçuşlarda bu vize konusunda bir kısım kolaylıkların bulunduğu söyleniyor ama yine de benim size önerim, Türkiye’den gitmeden önce vize işleminizi yaptırın ve rahat edin. Son anda çıkabilecek aksilikler, tatilinizi zehir edebilir.

Yoksa

Sonuçta karşınızda muhatap olacağınız insanlar, sizden farklı bir kültüre sahip ve yabancı bir ülkede, asla ve asla yaşanmaması gereken olayların yaşanması olası. Özellikle, hava alanında kaba davranıyorlar.

Bunların yanında: THY, Türkiye çıkışlı Dubai’ye uçan yolcuları için “E-Vize uygulaması” denilen yeni bir hizmet başlatmış. Yolcular: on-line vize için, yani Dubai konsolosluğuna gitmeden vize almak için, THY satış ofislerine veya yetkili bilet acentalarına şahsen başvuru yapıyorlar ve istenen birkaç evrak tamamlandığında, gerçekten muhteşem bir hizmet olan, bu vize hizmetinden yararlanıyorlar. Ancak: bu hizmet, Dubai’ye THY ile uçuş yapmanız durumunda geçerli.

HAVAALANI

Evet: İstanbul’dan çıkışınızdan itibaren, Dubai’ye ulaşmak için: 4 saatlik bir uçuş yapmanız gerekiyor.

Dubai Genel

Dubai havaalanının ismi: Dubai İnternational Airport. Bu havaalanı: 2005 Dünya Turizm Ödüllerinde, dünyanın en iyi havaalanı seçilmiş. Havaalanı: halicin, Deira yakasında, Garhoud ve Qusais semtleri arasında bulunuyor.

Hava kontrol kulesi ve 2000 yılında açılan: Sheikh Rashid Terminal (1.Nolu Terminal) Dubai’nin simgeleri arasında. Uçakların geneli, buraya geliyorlar. 2. terminal daha çok, İran, CIS havayolları ve Carter uçuşları için kullanılıyor.

Dubai uluslar arası hava alanının transit geçiş bölümü: meşhur Duty Free mağazalarından dolayı dünyanın en çok aranan transit havaalanı olmuş durumda.

Burası: Avrupa ülkeleri ve Amerika başta olmak üzere: dünyanın dört bir yanındaki, 55 ülke ve 85 kente bağlantı sağlar. Özellikle: ev sahibi olarak, Emirates ön plana çıkar.

Gerçekten

Muhteşem bir havaalanı. Havaalanı içinde: özellikle dikkatinizi hemen çekecek olan “Palmiye Ağaçları” var. Kapalı bir alanda, canlı ağaçlar, elbette bunların burada yetişmesi ilgi çekici bir olay. Bu arada: havaalanında, çok miktarda, muhteşem güzel satış mağazaları var. Özellikle: elektronik eşya satış mağazaları dikkati çekiyor.

Buradaki fiyatlar uygun. Düşünün ki: ülke içindeki satışlarda, ayrıca devlet tarafından herhangi bir verginin alınmaması, satın almak istediğiniz bir malın, ülke içinde havaalanında olduğundan, en az % 20 civarında daha ucuza almanızı sağlıyor.

Yani: siz havaalanında, ucuz bulup heyecanlandığınız bir malı, ülke içinde daha da ucuza bulacaksınız. Bunu niye söylüyorum, bazen herhangi bir yere geçerken de, Dubai havaalanında, bir süre bekleme durumunda kalınıyor, bu  durumda havaalanında alışveriş yapabilirsiniz. Ama: Dubai’ye geldi iseniz, havaalanından herhangi bir şey almanızı önermem, ülke içinden alın.

Bu arada

Havaalanı yapı olarak çok güzel ve hareketli. Gümrük çıkış noktasında: bir paket gayet güzel çikolata elimize tutuşturdular, güzel bir jestti. Bir de, mağazaların ortasında, gayet güzel ve son model bir araba var.

Bu araba: alışveriş yapanlara verilen kura numarası ile yapılan çekiliş ile, bir talihliye verilecekmiş, güzel bir uygulama, bizim ülke aklıma geldi, hani her alışveriş merkezindeki çekilişler. İnsanları alışverişe teşvik etmek açısından güzel bir uygulama. Evet: Dubai havaalanı gerçekten ilginç ve güzel.

Ama: tek bir kötü yanı var, özellikle gece burada iseniz, sağda-solda bir sürü, bulduğu yere kıvılmış yatmış insan göreceksiniz. Bu hoş bir görüntü değil, o güzelim görüntüyü bozmuş. Çünkü: yerler halı ve yerlerde yatıyorlar. Uzun süreli aktarma uçak bekleme durumunda, yerlere yatan bu insanların görüntüsü dışında, gerçekten modern ve güzel bir havaalanı. Bir de şunu hatırlıyorum. Terminal ile yani mağazaların bulunduğu bölüm ile: pasaport kontrol noktası arası çok uzak. Mağazaların büyüsüne kanıp, sakın uçağınızın kalkış saatini kaçırmayın, aradaki mesafe bayağı uzak.

Bu arada: 4 milyar dolar harcanarak genişletme çalışmaları yapılan, 3. Terminal Binası; 2008 yılında açılmış. Evet, Dubai havaalanının yıllık yolcu kapasitesi: 70 milyon.

SAAT FARKI

Dubai, yıl boyunca, evrensel zaman koordinatından 4 saat ileridedir. Yani: Dubai’de, saatlerinizi 4 saat ileri alacaksınız.

Dubai Genel

İKLİM

Dubai: kışları ılık ve yazları ise çok sıcak ve nemli iklime sahip bir çöl ülkesi. Güneşin altında uzun süre kalamazsınız. Bu yüzden Dubaililer, kuzey yarımkürenin çoğu yerinin aksine, yaz mevsiminde, klimalı kapalı alanlarda, daha fazla zaman geçirirler. Özellikle, sıcaklığın, gün içinde 48 dereceyi bulduğu ve nemin % 90 gibi, dayanılmaz bir orana yükseldiği Haziran-Eylül dönemi çok sıcak.

Buna karşılık: aylık ortalama sıcaklığın 22-32 dereceler arasında değiştiği ve 10 dereceye kadar düştüğü Ekim-Mayıs ayları arasında hava koşulları güzel, ancak bu dönemde de geceleri dikkat, serin oluyor. Nem oranlarının düştüğü bu dönem: hava durumuna göre hareket edenler için, ziyaret en uygun zamandır.

Ama sıcaklığın düşmesi, konaklama ücretlerinin yükselmesi anlamına geliyor.

Dubai’de: Ekim-Mart ayları arasındaki dönemde, yoğun sabah sisi görülür. Bu dönem: yağışlı geçer. Ancak, yağış oranı elbette çok düşük. Tüm yıl boyunca, yağışlı olan gün sayısı 1-2 oluyor.

Evet: sonuç olarak: Dubai’ye ya fiyatların düşük olduğu Haziran-Eylül döneminde gidip, gün boyu otelde klimalı odada bekleyip, akşam üstü sokaklara çıkacaksınız, ya da, hava şartlarının uygun ancak konaklama fiyatlarının yüksek olduğu Ekim-Mayıs döneminde gideceksiniz. Tercih sizin.

Bu arada: sıcak çarpmasına karşı, yanınızda sürekli olarak, şişe suyu bulundurmaya ve sürekli olarak su içmeyi sakın unutmayın.

Dubai Genel

GİYİM

Dubai emirliği vatandaşları: işyerleri, evleri ve sokaklarda: geleneksel giysiler içinde geziyorlar. Erkeklerin: yere kadar uzanan, beyaz giysileri “kandura” ya da “dişdaş” olarak biliniyor. Bedevi atalarının, develerinin ayaklarına bağladıkları “agal” adlı, sağlam siyah iple tutturulan, beyaz ya da kırmızı-beyaz çizgili, kumaş başlıklar:  “gutro” olarak isimlendiriliyor. Genç erkekler arasında: gutro ve agal’ın yerini: beyzbol şapkaları alıyor.

Günlük kadın kıyafetleri ise: yere kadar uzanan siyah pardesü. Giderek azalsa da; kent sokaklarında, buro (koyu altın ve lake peçeli) giyen yaşlı kadınlara rastlamak mümkün. Çocuklar ve gençler: genellikle batı tarzı kıyafetler giyiyorlar.

Turistler: plajlarda: mayo ve bikini giyilebiliyor. Ancak; şehrin diğer yerlerinde, kısa ve dekolte giysiler, pek hoş karşılanmıyor. Kol ve bacakların görünmesi sorun yaratmasa da, giysilerin çok kısa olmamasına dikkat gösterilmelidir. Öte yandan, kadınlar için, omuzlarını açıkta bırakan giysi giymemelerini öneririm.

Dubai’de yazlar sıcak, kışlar ılık geçer. Bu yüzden: hafif pamuklu ve keten giysiler tercih etmelisiniz. Kış akşamları; beklenmedik ölçüde soğuk olabilmektedir. Açık havada, akşam yemeği yemek yada bir açık hava etkinliğine katılmayı düşünüyorsanız, bavulunuza mutlaka bir hırka veya kazak koymayı sakın unutmayın.

Bunun yanında: güneş yanığı ve sıcak çarpmasına karşı tedbir olarak: güneş gözlüğü, şapka ve yüksek faktörlü güneş kremleri almayı unutmayın. Özellikle: yanınızda çocuğunuz ile gidecekseniz, bu söylediklerim daha da önem taşıyor.

PARA BİRİMİ

Dubai’nin para birimi: AED olarak isimlendirilen, Dirhem.

1 Amerikan doları; 3.6 Dirheme karşılık geliyor.

1 Dirhem: 100 fils. Tedavüldeki banknotlar: 5,10, 20, 50, 100,200, 500 ve 1000 AED.dir.

Kahverengi 1000 dirhem, 200 dirheme çok benzetilmektedir, buna dikkat edin.

Günlük harcamalar için: 100 dirhemler ya da küçük banknotlar yanınızda bulundurun. En çok kullanılan bozukluklar, gümüş 1 AED, 50 fils ve 25 fils.

 

DİL

Ülkede resmi dil: Arapçadır. Dubai’de, İngilizce yaygın olarak kullanılır. İngilizce konuşanlar: özellikle otellerde sorun yaşamazlar. Çoğunlukla: Doğu Akdenizli ve Kuzey Afrikalı görevliler: yalnızca, Arapça konuşmalarına karşın, ne istediğiniz anlayabilirler. Yani: insanlara yardım etme yönünde çaba sarf ediyorlar.

Dubai Genel

KONAKLAMA

Dubai’de: 400 den fazla: 1,2 ve 3 yıldızlı otel var. Ama ziyaretçiler genelde: 4 ve 5 yıldızlı otelleri tercih ediyorlarmış. Beş yıldızlı bir otelde, standart bir odanın gecelik fiyatı: 1300 dirhem civarında dolaşıyor. Dört yıldızlı oteller arasında: Ibs World Trade Centre var. Burada: iki kişilik standart bir oda için, gecelik: 775 dirhem civarında ödemeniz gerekir.

Tüm bunların yanında: unutmayın ki, Dubai’ye 1 saat uzaklıktaki, komşu Şaryah’ta otel fiyatları çok daha ucuz.

Dubai’nin turizm sezonu olan: Aralık-Nisan ayları arasında: fiyatlar en üst noktaya ulaşıyor. Kavurucu sıcakların yaşandığı yaz sezonu ise: en ölü dönem. Dünyadaki çoğu büyük şehrin aksine, Dubai kıyılarındaki Resort otellerin oda fiyatları, kent merkezindeki otellerden daha yüksek. Kente olan ilginin artması sonucu, otellerin fiyatları da artış eğilimi göstermiş. Öyle ki, 2006-2007 yılları arasındaki oda fiyatları, % 20 oranında yükselmiş.

Evet, Dubai tam bir oteller cenneti. Dünyanın en çok 5 yıldızlı otelinin, Dubai de olduğu söyleniyor. Otel deyip geçmeyin. Dubai’de deniz üzerine kurulu bir otele yerleştiğiniz takdirde, resepsiyon bölümünden odanıza gitmek için, gondola biniyorsunuz. Aynı Venedik misali su kanalları yapılmış. Koca bir tatil köyü düşünün. Odalar arasındaki bu su kanallarında, gondol benzeri teknelere binerek ilerliyorsunuz.

Dubai’de kalmanız için otel önermemi isterseniz, kendi kaldığım: Regent Place Otelini önerebilirim. Konum olarak, çok güzel yerde, merkezi. Gerek alışveriş ve gerekse yemek mekanlarına çok yakın olması büyük avantaj. Bunun dışında: World Trade Center Otelinin de, uygun fiyatları nedeniyle, tercih edildiğini öğrendim. Orayı da düşünebilirsiniz. Bu otellere, internet üzerinden ulaşmanız ve  rezervasyon yaptırmanız mümkün. Ama unutmayın, rezervasyonunuzu iptal ederseniz, hizmet ücreti adı altında, küçük bir meblağı, kredi kartınızdan çekiyorlar.

ELEKTRİK

Dubai’nin elektrik şebekesi her ne kadar bize uygun olsa da, prizler üçlü priz şeklinde düzenlenmiştir. İkili fiş adaptörlerini, süpermarketlerde bulabilirsiniz veya yanınızda götürün.

BAHŞİŞ

Dubai’de, bahşiş vermek hoşlarına gidiyor ama şart değil. Hesap içine, bahşiş ücreti eklenmez. Bu yüzden: hesabın % 10’u kadar bahşiş vermek uygundur. Otel restoranlarında, servis ücreti, genellikle hesaba ekleniyor.

Dubai Genel

KENT İÇİ ULAŞIM

Dubai’de: ulaşımda genellikle taksi kullanılır. Çünkü; benzin fiyatları ucuz, ayrıca taksiler son derece lüks. Klimalı, temiz ve konforlu taksiler, en pratik ulaşım şeklidir.

Taksileri: taksi kuyruklarından veya yolda el sallayarak bulabilirsiniz. Ama yoğun saatlerde, yoldan boş taksi bulmanız zor. Biraz önce de söylediğim gibi, benzin ucuz olduğundan taksi ücretleri yüksek değil. Gideceğiniz yerin uzaklığına göre, km. başına 1.60 dirhem hesaplanıyor.

Taksilerin, taksimetreleri: Dubai havaalanında: 25 dirhemden açılır. Kent merkezindeki taksimetreler ise: 3.30 dirhemden açılır. Havaalanı ile; Deira ve Bur Dubai arasındaki yolculuk: yaklaşık, 30-40 dirhem arasında tutar. Ama: Jumeira kıyısındaki bir otel için 90 dirhem ve hatta daha fazlasını gözden çıkarmanız gerekir.

Konakladığınız otelin, havaalanı servisinden yararlanabilirsiniz. Resort otellerin ve kent merkezi arasında çalışan taksilerin, tek yön için normal ücreti, yaklaşık 80 dirhemdir.

Dubai’de elbette otobüsler de var. Dubai Municipality Transport’un işlettiği Dubai Otobüs işletmesi: kentin göçmen nüfusu tarafından pek tercih edilmiyor. Klimalı otobüs durakları hizmete sokulmuş olmasına rağmen, sıcak bir günde, otobüs durağında beklemek, bir yerden bir yere gitmek tam bir ızdırap.

Ancak, yine de seyahat için, otobüsler en ucuz yöntem. Ancak: ulaşım hatları çok kapsamlı değil. Otobüs için bir gün boyunca geçerli bilet: 14 dirhem. Sınırsız kullanım bileti ise: 20 dirhem.

Biletler otobüs duraklarında satılıyor. Hatta, otobüs şoföründen de bilet temin edebilirsiniz. Hayır, tek kerelik bilet kullanmak isterseniz, 1-3 dirhem arasında.

Şehirde, metro hattı, Eylül 2009 tarihinde açılmış. Fakat, yalnızca 10 istasyon var. Şubat ve Haziran 2010 tarihlerinde, yeni hatlar açılacakmış. Her 10 dakikada bir, tren geliyor. Cuma dışında, gece saat: 02.00 kadar çalışıyor. Tüm istasyonlar klimalı. Biletleri: metro istasyonlarından bulabilirsiniz. Otobüs biletleriyle birlikte, ortak kullanılıyor.

Dubai creek (haliç) yolunu

Abra denilen teknelerle geçebilirsiniz. Abra istasyonları, Creek boyunca sıralanır. Ücret: 1 dirhem. Abra ile özel bir tur yapmak isterseniz, tekne kaptanı ile anlaşmanız gerekiyor.  Özellikle, gün batımında, Creek üzerinde, bir tekne turu gerçekten muhteşem. Tekne kaptanı ile, sıkı bir pazarlık yaparak, bu güzelliği yaşayabilirsiniz.

Sonuç olarak: bu şehirdeki gezinizde, metro ve otobüs yanında, biraz yürümeyi ve genellikle taksi kullanmayı tercih etmek zorundasınız. Yürüyerek bir yere ulaşmak isterseniz, çok sayıda tabela ile karşılaşacaksınız. Bu da sizin yollarda kaybolmanızı engelliyor. Araplar, herhalde eski yıllarda çöllerde çok fazla kayboldukları için, şehir içindeki tabelalara bu yüzden çok önem veriyorlar.

ARABA KİRALAMA

Havaalanına indiğinizde, hemen Türk ehliyeti ile araç kiralamaya kalkarsanız, sıkıntı yaşarsınız. Cebinizdeki Türk ehliyetini kabul etmiyorlar. Türkler için, uluslar arası sürücü belgesi istiyorlar. Onun dışında, Amerikan veya Avrupa ülkelerinden alınmış bir ehliyetiniz varsa, hemen kabul ediyorlar. Türkler için, Turing’den uluslar arası ehliyet almak gerekiyor.

Araba kiralamak için bunun yanında: pasaportunuz, ehliyetiniz ve 2 fotoğrafınız gerekiyor.

Ehliyetinizi orada onaylatmak isterseniz ki bu zorunlu; bunun için Dubai Polis Merkezine gidip, Trafik Polisi Merkezine, orijinal ehliyetiniz ve pasaportunuz ile başvurmanız gerekiyor.

ÇALIŞMA SAATLERİ VE RESMİ TATİL

Dubai’de, hafta sonu tatili: Cuma ve Cumartesi günleridir. Cuma: Batının Pazar gününe karşılık gelir. Bankalar ve birçok özel şirket: Cumartesi günleri, mesai saatlerinde açıktır.

Devlet organları, resmi daireler ve yabancı temsilciliklerin birçoğu: saat: 07.30 ile 14.30 arasında çalışır. Birçok yerde ise: öğlen, 13.00-16.00 arasında, uzun öğlen molaları verilir.

İNSANLARI

Dubai’de bir topluluk içinde aynı adı taşıyan insan sayısı bakımından ilginç bir rekor söz konusu. (Guines rekoru) Şöyle ki: Dubai’de, Muhammed adını taşıyan, yaklaşık 1500 kişi varmış.

Ülkede yaşayanların yalnızca% 20’si Dubai vatandaşı. Bunun dışındakiler yabancı.

Özellikle, Hindistanlı sayısı: % 55 civarında. Bir de turistler var. Yani: Dubai’de çok fazla Arap göremeyeceksiniz.

Konuk işçiler için burası tam bir cennet, çünkü yönetim herhangi bir gelir vergisi almıyor. Özellikle: 2-3 yıl çalışıp para biriktiriyorlar.

Ülkede o kadar çok Hint kökenli insan varmış ki, Dubaililer artık Hint kökenlilere, oturum izni vermiyorlarmış. Ev, sokak temizleyenler, en büyük şirketlere varana kadar, her yerde Hintliler var. Öylesine büyük bir rakama ulaşmışlar ki, onlara hizmet veren her türlü alt sektör de oluşmuş.

Belki de, dünyanın en iyi Hint lokantaları burada, Hint elbiseleri satan yerler burada. Hint baharatları, yiyecekleri, aklınıza gelebilecek her türlü şey.

Taksi şoförlerinin de hepsi Hintli. Eskiden taksi şoförlüğü için, Dubaili yetkililer zorla adam bulurken, günümüzde, taksi şoförü olabilmek için, para verip, sıraya giriyorlarmış. Taksi deyip te geçmeyin. Bu taksiler son derece lüks otomobiller. Taksilerin çoğunluğu: Toyoto Carmry. Yani: ülkemizdeki satış fiyatı: 80 milyar TL. olan araçlar bunlar.

Söylenenlere göre; bir Emirin, 5000 ve diğer bir Emirin ise 7000 taksisi varmış. Tüm bu taksiler, Hintli ve Afganlı şoförlere teslim edilmiş, akşam olunca, paraları topluyorlarmış. Ülkede benzin fiyatları ucuz, taksi fiyatları uygun olunca, herkes taksi kullanıyor. Yollarda, yürüyen insan göremezsiniz.

Dubai’de insanlar yabancılara karşı: olumlu davranışlar sergiliyorlar. Ancak: özellikle havaalanındaki görevliler çok kaba.

DİNİ HOŞGÖRÜ

Dubai ve genelde BAE, yabancıların kendi dinsel uygulamalarını ve yaşam tarzlarını özgürce sürdürmelerine olanak sağlayan liberal bir anlayışa sahip.

Emirliklerin Müslüman olmasına, yerel halk ve yabancılar için eşit şekilde geçerli olan hukuk sisteminin de, şeriat hükümlerine dayanmasına rağmen: Dubai’de, misyonerlik faaliyetlerinde bulunmadıkları taktirde, diğer inançların insanlarının ibadet etmelerine izin veriliyor.

Son dönemlerde, halicin Bur Dubai bölgesinde, çok sayıda kilise inşa edilmiş. Yerel hafta sonunun, Cuma olması nedeniyle, çoğu kilise, başlıca hizmetlerini o gün veriyor.

Dubai’de Pazar günü iş günüdür.

FOTOĞRAF

Dubai’de bulunduğunuz sürede: insanların fotoğrafını çekmek isterseniz, mutlaka iznini istemelisiniz. Emirlikte yaşayan kadınlar, asla fotoğraflarının çekilmesinden hoşlanmazlar. Dubai havaalanı ve askeri üslerde, fotoğraf çekmek kesinlikle yasak.

SAĞLIK DURUMU VE TIPBİ YARDIM

Dubai’de, en büyük ilk yardım hastanesi: acil durumlarda ücretsiz müdahalede bulunan: Rashid Hospital’dır. Bir kamu kuruluşu olan hastane: Bur Dubai’deki Maktoum Bridge’nin hemen yanında bulunuyor. Acil durum söz konusu değilse: muayene ücreti: 100 AED.

SİGARA

Dubai’de: alışveriş merkezleri ve restoranlar gibi, kamuya açık alanlarda sigara içmek yasak. Ancak, bazı restoranlarda, sigara kullanan müşterilerin yararlanabilmesi için, ayrı alanlar oluşturulmuş. Sigara karşısındaki tutumları, Batılı ülkelerde olduğu gibi. Yani: her yerde sigara içmek mümkün değil.

Dubai Genel

POLİS-SUÇ-GÜVENLİK

Polis ekipleri, kentte baskın bir unsur değil. Ancak: yeşil-beyaz BMW ve Mercedes  devriye arabalarını, anayollar ve yerleşim bölgelerinde sık sık göreceksiniz. Trafiğin yoğun olduğu saatlerde: trafik akışı, genellikle motosikletli polisler tarafından yönetiliyor. Acil durumlarda, polise ulaşmak için: 999 numaralı telefon aranır.

Dubai’de suç oranlı düşük. Genellikle, turistler: güvenliklerini tehlikeye sokacak eylemlere karışmazlar. Kişisel eşyalarınızın güvenliği konusunda, çok fazla kaygı  duymanız gerekmiyor. Yine de, tedbirli davranmakta yarar var.

Ama, uluslar arası seyahat enstitüsü tarafından, Dubai’nin iki kez, dünyanın en güvenli tatil yeri olarak seçildiğini belirtmek isterim.

Dubai Genel

EN İYİ PLAJLAR

Jumeira kıyısı boyunca: halka açık plajlar var. Ancak: sıcaktan denize girmek pek mümkün değil. Sahilde, bembeyaz kumsal, insanın içini açıyor ama denize girmek yılın büyük bölümünde problemli.

Çünkü: deniz suyu, çok sıcak. Öyle ki: bu sıcaklık zaman zaman 35 dereceye kadar çıkıyor. Ama: tek iyi yanı, yaz-kış yüzülebiliyor olması. Deniz suyu çok tuzlu.

Evet, plajların arasında, en güzelleri olarak, iki plajı öne çıkarmak mümkün. Bunlar:

OPEN BEACH

Geniş olanaklar sunuluyor. Dubai Marine Beach Resort&Spa’nın yanında. Burada: şemsiye, tuvalet, duş ve  dinlenme yerleri bulunuyor. Ancak: yüzmeyi düşünürseniz, deniz sakin gibi görünse de: yüzenleri içine çekebilecek, güçlü girdaplar var. Burada: plajda, mayo-elbise değiştirme yerleri de var.

Ama biraz önce söylediğim gibi, deniz içinde her an ortaya çıkabilen, girdaplar tehlikeli. Kısa bir tatil, huzme dönüşmesin diyorsanız, bence  denize girmeyin. Tercih sizin. Bu arada: plajda, mayo-bikini ile bulunabilirsiniz. Ama: Jumeira Road üzerinde sıralanan: kafe ve alışveriş merkezlerine giderken, mutlaka günlük giysilerinizi giymeniz gerek.

JUMEİRAH BEACH PARK

Burj Al Arap otelinin; kent tarafında kalan kısmında uzanıyor. Plajda: dünyanın en yüksek otelinin manzarası ve de özellikle günbatımını izlemek muhteşem. Burada: cankurtaran, yeşil alan ve dinlenme tesisleri var. Diğer birçok yer gibi, burasıda haftanın bir günü yalnızca kadın ve çocuklara ayrılmış durumda. (Cumartesi) Plajı sembolik bir giriş ücreti var. Plajda: mangal keyfi yapmak mümkün.

TURİZM

Dubai, turistler için cazibeli bir alışveriş merkezi konumunda. Aynı zamanda: 2007 yılı verilerine göre, dünyanın en çok ziyaret edilen 8’nci şehri. Yılda, yaklaşık 15 milyon turist geliyor.

Dubai’de, her gün: kent merkezi ve sahil yönünde hareket eden, üstü açık, 2 katlı otobüsler işleten “Big Bus Company”nin otobüsleri ile kenti gezebilirsiniz. Bu otobüsler, Wafi Center alışveriş merkezinin hemen yanından hareket ediyor. Dubai’yi boydan boya gezebilirsiniz. İngiliz bir rehber, yolculuğunuza eşlik ediyor ve şehri anlatıyor.

Turlar: saat: 15.00 gibi başlıyor. İsterseniz belli duraklarda inebilir, 1 saat sonra gelecek olan bir sonraki otobüse, aynı biletle binebilirsiniz. Biletin size sağlayacağı  diğer avantajlar ise: güzergah boyunca girilen müzelere giriş ücreti verilmemesi, iki gün geçerli olması ve Wafi Center Alışveriş merkezinin yemek katındaki restoranlarda, % 20 indirim sağlaması.

Dubai’yi hem haliçten ve hem de anayoldan seyretmek isterseniz; amfibik Wonder Bus’a binebilirsiniz. Wonder Bus Tours’a bağlı olan otobüsler: Burjuman Centre’den, günde 3 kez hareket ediyorlar.

Dubai Genel

DHOW GEZİSİ

Dhow, bir tür tekne. Halici gezmek istiyorsanız, buna binmeniz gerek. Deira Limanından: günlük tekne gezintileri düzenleniyor. Kendi haliç turunuz için: bir deniz taksiyle anlaşmak daha ucuz ve esnek bir seçenek. Yarım saatlik turun bedeli: 30-50 dirhem arasında ödemeniz gerekecektir.

Özellikle: akşam, ay ışığında, en güzel yerel ve uluslar arası yemeklerle, dalgaların çırpıntısını duyarak, şehrin gece ışıklı manzarasını izleyerek, muhteşem bir tekne gezintisi, mutlaka katılın. Yemekli gezinti, yaklaşık 2 saat sürüyor.

Dubai Genel

DOĞANLAR

Dünyanın en hızlı yaratıkları, Arap yarımadasında, yüzyıllardır avcılık için yetiştirilmişler. Ama günümüzde, spor için eğitiliyorlar. Ateşli silahlardan önce, dalış sırasında: 320 km/h. hıza ulaşan alaca doğanlar: Bedeviler tarafından avcılık için kullanılırmış.

Av sezonunun başlamasıyla vahşi doğanlar yakalanır ve 2-3 hafta eğitilirlermiş. En popüler av: bir ailenin yaşamını sürdürmesi için önemli olan çöl kuşu yakalı: toy muş. Mart ayında, av sezonu sona erdiğinde, doğanlar serbest bırakılıyormuş.

Bugün ise, doğan yakalamak yerine, beslemek tercih ediliyor. Böyle olsa bile, bu evcil hayvanlarla, her gün ilgilenmek gerekiyor. Aksi halde, vahşileşip, güvenilmez hale geliyorlarmış. Av gezileri için: Pakistan’a giden avcılar, doğanları için özel pasaport çıkarttırıyorlarmış.

Doğanlar: pratik nedenlerle de kullanılıyorlar. Örneğin: Burj El Arap Oteli, güvercinleri ve onlardan kaynaklanan kirliliği, bu simgesel binalardan uzak tutmak için, doğanlarla avlanan bir avcı çalıştırıyormuş.

Dubai Genel

İNCİ AVCILIĞI

Petrol bulunmadan önce, inci avcılığı, Dubai’nin ekonomisinin temeliydi. Haliç kıyısındaki yerleşimlerde yaşayan erkekler: Haziran-Eylül ayları arasındaki 4 ay süresince, denizde kalır ve bir inci istiridyesi yatağından öbürüne yol alarak ve fırtınalı havalarda körfezdeki adacıklara sığınarak yaşarlardı.

Bunların inci avcılığında donanımları ise: yalnızca, burun klipi, kulak tıkacı ve parmak koruyucusu. İnci avcıları: ağırlık bağlanmış iplerle: yaklaşık 15 metre derinliğe, günde 50 kez dalıyorlarmış. Suyun altında kaldıkları 2 yada 3 dakika içinde: bir düzine inci istiridyesi toplayabiliyorlarmış.

Toplanan inciler: büyüklük, renk ve biçimlerine göre sınıflandırılıyor. 20. yüzyılın başlarında, en değerli inciler: 1500 rupi değerindeydi. Ancak: Dubai’de, inci tacirleri zenginleşirken, bir dalgıcın sezonluk kazancı: yalnızca, 30-60 rupi civarında kalıyormuş.

Gül rengi ile ünlü, Dubai incileri, önce Hindistan’a satılıyor, oradan da işlenmek üzere Paris’e gönderiliyormuş. 1930’lara gelindiğinde: Japon kültür incisine olan talebin artması: körfezin, bu gelir kapısını, kısa sürede yıkıma uğratmış. Sonraki yıllarda verilen uğraşıların ardından, son büyük inci seferi, 1949 yılında, Dubai kıyılarında yapılmış.

Gaziantep İslahiye

islahiye.genel.1
Gaziantep İslahiye


Nurdağı-Hassa arasındadır. Adana-Gaziantep kara yolu üzerinde, Nurdağı’nın bulunduğu yerde: yaklaşık 15 km. güneye dönerek ilerlemek gerekiyor.
İslahiye-Gaziantep arası uzaklık: 90 km. İslahiye-Kahramanmaraş arası uzaklık: 70 km. İslahiye-Osmaniye arası uzaklık: 70 km., İslahiye-Kilis arası uzaklık: 85 km. İslahiye-Hatay arası uzaklık: 107 km.

islahiye.genel.2
Gaziantep İslahiye

GENEL

İslahiye: Hatay-Kahramanmaraş fay hattı üzerindedir ve birinci derece deprem kuşağı üzerinde bulunmaktadır. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği: 518 metredir.

Yaz sıcaklıklarının arttığı dönemlerde: Nur dağları üzerinde bulunan: Huzur, Karagöz ve Koçağız yaylaları: dinlenme yerleridir. Bu yaylalardan, özellikle: Huzur Yaylası, yaklaşık 1800 metre yüksekliktedir. Çoğu zaman, yazın da yağış alır. Bu nedenle: fındık, ıhlamur gibi nemcil ağaçlar görülür. Önemli bir yayla turizmi potansiyeline sahiptir.

İlçe, yayla turizmi yönünden zengin olup, Turizm Bakanlığınca onanmış olan yaylaların başında: Amanosların uzantısı olan: Huzurlu ve Karagöz yaylaları gelmektedir.

Yine: Amanos Dağları üzerinde, eski Gaziantep-Adana karayolu üzerindeki Alman pınarı, Türkbahçe ve Hanağzı köylerinin batısında; Gözlen Geç Yaylası, Çerçili, Kabaklar Köylerinin batısında ve yine Amanos Dağlarındaki: Meydan Yaylası, Koçağız köyünde bulunan tortusuz ve kaliteli fenk suyunun kaynağı ve çevresi var. Özellikle yaz aylarında yaylalar çevre il ve ilçelerden gelenlerce dolup taşmaktadır.

TARİHİ

İslahiye, tarihin eski devirlerinden bu yana birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Çünkü: Suriye-Anadolu geçiş güzergahı üzerinde bulunmaktadır. Yapılan kazılar sonucu: Hititlere ait Sakça gözü ve Zincirlide bulunan eserler; buranın merkezi şehirlerden olduğunu göstermektedir.

Hititler zamanında: heykel ve abide atölyelerinin kalıntıları, günümüzdeki Yesemek Köyü yakınlarında bulunmaktaydı.

Ayrıca: İlçenin muhtelif yerlerinde;60’dan fazla höyük ile bu höyüklerde Hititlere ait eşya kalıntıları bulunmuştur. Roma imparatorluğu döneminde: İslahiye geçidini elinde tutmak için, Romalıların bu bölgede birçok şehir kurdukları görülür. Bizans dönemi şehirlerinden, Cıncıklı harabelerindeki mozaikler, günümüze kadar gelmiştir.

Bu şehir içinde: demir ve maden curuflarının bulunması, çevrede maden sanayinin de gelişmiş olduğunu gösterir.

İslam orduları: Hatay’ı ele geçirince, İslahiye, uzun süre, Bizans ve İslam orduları arasında sınır bölgesi olarak kalır. Güvenliği sağlamak için birçok kale kurulur. 750 yılından itibaren, bölgede Abbasilerin egemenliği görülür. Avasim adıyla bilinen sınır bölgesi oluşturulur.

Yavuz Sultan Selim, Mısır seferine çıktığı zaman, Mısırlılarla ilk teması, İslahiye yakınlarındaki Güvercin Geçidi ve Şahmaran denilen bölgede olmuştur. Mercidabık Savaşından sonra ise, İslahiye, Osmanlı toprakları içine katılır.

Birinci Dünya Savaşı sonunda, İslahiye, Fransızlar tarafından işgal edilir. Ancak; İslahiyelilerin yaptıkları kurtuluş mücadelesi sonucu, ağır yenilgi alan Fransızlar, 13 Kasım 1920 tarihinde, bölgeyi terk etmek zorunda kalırlar.

GEZİLECEK YERLER

yesemek.1
Gaziantep İslahiye Yesemek

YESEMEK

İslahiye ilçesinin güneydoğusundaki yamacın üzerindedir. Açık hava müzesidir. Bu yamaç: Karatepe Sırtı adı ile tanınır. Kurt Dağının güney uzantısını teşkil eder.

Açık hava müzenin İslahiye ilçesine uzaklığı; 23 km. ve Gaziantep’e uzaklığı ise, 113 km. olup, yolu asfalttır.

Evet: arazi; menekşemsi gri renkte, dolarit diye de tanımlanan bazalt taşlardan oluşmaktadır. Bazalt taşlar: gayet sert ve çok ince gözenekli olup, son derece kalitelidir.

Yesemek: ilk defa, 1890 yılında, Zincirli’de kazı yapan, Felix Von Luschan tarafından bulunur. Buradaki sistemli araştırma ve kazı çalışmaları ise; 1958-1961 yılları arasında yapılır ve 200’e yakın heykel taslağı çıkarılır.

Geçtiğimiz yıllarda yapılan kazı çalışmalarında ise; 300 adet yontu ve heykel taslağına ulaşılmış ve bu alan, gerekli düzenlemeler yapılarak, Açık Hava Müzesi haline getirilmiştir.

Yapılan araştırmalarda: atölyenin, bölgenin Hitit hakimiyetine girdiği, İmparator Suppiluma I. zamanında, yani MÖ.1375-1335 yılları arasında işletmeye açıldığı anlaşılmıştır. Bu dönemde atölyede: bölgenin yerli halkı, Hurlar çalıştırılmıştır. Hitit İmparatorluğu yıkılmaya yüz tutunca: bölgede kurulan krallıklardan biri olan Sam’al krallığı, MÖ.9’ncu yüzyılda, Yesemek’in de içinde bulunduğu bu bölgede egemenlik kurmuştur.

yesemek.2
Gaziantep İslahiye Yesemek

 

Böylece: atölye, yeniden faaliyete geçmiştir. Bu devrede yapılan heykellerde: bölgenin siyasi durumu nedeniyle, Asur, Hitit ve Suriye unsurları görülür. Daha sonra, bu bölgeye gelen Aramiler de heykellerde kendi izlerini bırakırlar. Birçok devletin çeşitli izlerini taşıyan bölge, sanatsal açıdan daha önemli bir konuma gelir.

Sam’al krallığı; MÖ.8 nci yüzyılın sonunda, Asurlular tarafından yıkılınca, bölge Asur egemenliğine girer. Bu dönemden sonra: taş ocağı heykel atölyesi işlerliğini kaybeder ve çalışan halk, buraya terk eder. İşte, o zamandan sonra, 1890 yılına kadar, Yesemek susar ve bekler.

Yaklaşık: 100 bin metre kare alanı kaplayan Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesinin: nasıl işletildiği, bu çalışmalarda hangi teknik ve malzemelerin kullanıldığı, yerinde örnekleri ile adım adım görebilirsiniz. Taş bloklar çıkartılmadan önce, bazalt sivrilerinin yüzeyleri: balyoz, çekiç ve taşçı kalemi ile düzeltilir.

Bu aşamadan sonra; taşın kenarı, daha sonra da orta kısımları düzeltilir. Kesilmek istenen blokun; kenarına oyuklar açılır ve bu oyuklara kuru ağaç sıkıştırılır. Kuru ağaçlar ıslatılınca genişler ve oluşan basınçla çatlaklar meydana gelir. (Ben bu yöntemin, Mısırlılar tarafından da kullanıldığını okumuştum. Mısırlılar; taş ocaklarından, çok büyük kireçtaşı bloklarını, bu yöntemler ile çıkarıyorlarmış.)

yesemek.3
Gaziantep İslahiye Yesemek

 

Evet, devam ediyorum. Bu çatlaklar, balyoz kamalarla genişletiliyor ve kaya ana kütleden ayrılıyormuş. Taş ocağında hazırlanmış bu blok: dağın yanındaki heykel atölyesine getiriliyor ve burada şekiller, şablonlar ile bloklar üzerine çiziliyormuş. İlk aşamada: bu şeklin konturları, kabaca belirlenmekte, daha sonra bazı detaylar işlenerek yer yer perdahlanmaktadır.

Üçüncü aşama olarak: detayların daha özenli işlendiği ve daha ince perdahlanarak düzeltildiği görülür. Eserin en son rötuşlarının ise, kullanıldığı mimari yapı içinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Bütün evrelere ait yontu taslaklarını, günümüzde Açık Hava Müzesinde yerinde görebileceksiniz.

Yesemek Açık Hava Müzesinde; 300’ün üzerinde yontu taslağı var. Bunlar: sfenksler, aslanlar, dağ tanrıları, savaş arabaları, karışık yaratıklar ve çeşitli mimari parçalardan oluşan zengin bir koleksiyon.

Sonuç olarak: büyük bir organizasyon ile işletildiği anlaşılan Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi: taşların ocaktan kesilmesi, yontu taslaklarının hazırlanması ve tamamlanmasına kadar ki evrelerin, teker teker ve örnekleriyle görülebileceği; dünyada eşi benzeri olmayan bir heykel okulu niteliğinde.

O dönemde, bu büyüklükte bir sahayı kaplayan atölyeye ve atölyede meslek icra eden heykeltıraş sayısına; günümüzde meydana gelen teknolojik ve sanatsal gelişmeye rağmen, ulaşmak mümkün olmamıştır. Bu da, o dönemde burada yaşayan insan topluluklarının sanata verdiği önemin büyüklüğünü göstermektedir.

1989-1990-1991 yılları arasında toprak altından çıkarılan heykeller ile, 300’ün üzerinde yontu ve heykel taslağına ulaşılmış olur. Sfenksler, kapı aslanları, oturan aslanlar, kanatlı aslanlar, Amanos Dağlarını temsil eden Dağ Tanrısı kabartmaları, savaş sahnesi kabartmaları ve mimari parçalar, kendi doğal ortamlarında sergilenmektedir.

Sergilenen eserlerin: yüzde yüze yakınını, kapı aslanları oluşturmaktadır. Aslan heykelleri: özellikle sur kapılarına, karşılıklı ikişer tane konuluyordu. Kükreyen ve hırlayan bu aslan betimlerinin, kenti koruyucu ve düşmanlarını korkutucu güçleri olduğuna inanılıyordu. Bu heykellerin; kentlerin hakimlerinin güç sembolleri gibi kullanıldığı da düşünülebilir.

Evet: 2’nci sırada: 29 örnekle Dağ Tanrısı (külahlı ve kolları göğüs üzerine kavuşturulmuş, bir adedi üçlü, diğerleri ikili) figürleri var. Dağ tanrıları: Huri-Mitanni kökenli tanrılar olarak, Hitit Tanrılar ailesindendir. Hitit imparatorluk dönemi dağ tanrılarının; Orta Anadolu’daki kimi dağların adlarını taşıdıkları bilinmektedir.

yesemek.4
Gaziantep İslahiye Yesemek

Yesemek’te: dağ tanrılarının çok sayıda, ortostat üzerinde betimlenmesi, bölge Huri-Mitanni ülkesi içinde olduğu için çok doğaldır. Hitit imparatorluk dönemindeki uygulamalara paralel olarak, buradaki tanrıların da, önemli dağların (örneğin: Amanos dağlarının) tanrıları olarak, bu dağların adlarını taşıdıkları düşünülmektedir. Dağ tanrılarından üç yada dört tanesin de, Güneş Kursu bulunmaktadır.

Yesemek’de bulunan diğer ilginç bazı taslarlar şunlar

Ayı-İnsan karışımı bir yaratık: Bu eserde: kollarını göğüs önünde kavuşturmuş, yüzü cepheden betimlenmiş bir figür; sola doğru yürür durumda gösterilmiş. Dizlere dek inen bir eteklik giymiş olan figürün gövdesi, insan olmakla birlikte, yüksek kabartma yapılmış olan ve kısmen kırılmış olan yüzün, ayı ya da aslan başı olma olasılığı büyüktür.

Sfenks heykelleri: Sfenks, genellikle insan başlı, aslan gövdeli olarak betimlenen, karışık bir yaratıktır. Efsanevi bir hayvan olup: kökeni eski Mısır’a dayanır. Mısır’da, Sfenksin, aslan postuna bürünmüş firavunu betimlediği düşünülmektedir. Erkek başlı, aslan gövdeli Sfenks: zihinsel ve fizyolojik gücün simgesel birleşimidir. Bu yüzyıldan sonra da, özellikle dişi sfenksler yapılmaya başlanmıştır.

Sfenks; Anadolu sanatını da etkilemiştir. Hitit sanatında; Gaziantep’teki Zincirli ve Sakçagözü, Çorum’daki Alacahöyük, Boğazköy’de kent kapılarının her iki yanında Sfenks heykelleri var. Sfenks heykelleri de, kentlerin sur kapılarında, kapı koruyucusu aslanlar gibi kullanılmıştır.

Bir Savaş Arabası Sahnesi: Kabartmalı bir kaide ile bir sütun altlığı ve çeşitli mimari parçalardan oluşan zengin bir koleksiyondur. Savaş sahnesi kabartması: iki yassı parça üzerinde, büyük olasılıkla bir savaş sahnesi işlenmiştir. Aslında, üç ayrı levha üzerinde betimlenmiş olan sahnenin son parçası kayıptır.

Bir atın çektiği, iki tekerlekli bir savaş arabası ile atın altında, yere düşmüş ve olasılıkla ölmüş bir düşman askerini betimlemektedir. Atın önünde, üç adet hayvan figürü de işlenmiştir. Arabalı savaş sahnesinin bulunamayan sol üst parçasında, arabanın üst bölümü ile arabayı kullanan savaşçıların betimi bulunuyor olmalıydı.

zincirli.1
Gaziantep İslahiye Zincirli (Samalı)

ZİNCİRLİ (SAMAL)

İlçenin, 10 km. doğusunda, Fevzipaşa Bucağına bağlı, Zincirli köyündedir. Burada: eski ismi Samal olan bir krallık kenti ve kalesi bulunmaktadır.

Sam’al kenti: Hitit imparatorluğunun, MÖ.12’nci yüzyıl başlarında yıkılmasından sonra kurulan Geç Hitit krallarından birinin merkezi konumunda olmuştur. Ancak: MÖ.920 yılında, Aramiler’in egemenliği altına girmiştir. Daha sonra ise, MÖ.743 yılında, Asurlular görülür.

Zincirli’de yapılan kazılarda: Samal kentinin sarayları, önemli yapıların yer aldığı akropolisi ve dış surları ortaya çıkarılmıştır. Kentin: ilk kez, MÖ.1300 yıllarında surlarla çevrildiği anlaşılmıştır. Kent alanının merkezinde bulunan yükselti üzerinde; iki yeni saray daha yapılmış ve kentin çevresinde yer alan çember biçimindeki sur; MÖ. 7’nci yüzyılda ikinci bir duvarla takviye edilmiştir.

Kazı çalışmalarında: birçok heykelin yanı sıra, özellikle, kabartmalarla süslü, çok sayıda stel ve ortostat bulunmuştur. Bu eserler: M.9-7’nci yüzyıllar arasındaki Geç Hitit sanatının en güzel örneklerini oluşturmaktadır. Bu kabartmalarda: saray ve din çevreleri üzerine, zengin bilgiler veren çeşitli sahneler canlandırılmıştır.

Masa başında oturan bir kadın, tahtında oturan kral Barrakab ile bir yazıcı, bir savaş arabasına binmiş savaşçılar, elinde mızrakla bir kalkan tutan Savaş Tanrısı, savaşçıların ve çalgıcıların yer aldığı bir geçit töreni, bir ziyafet sahnesi, bir atlı, bir boğa, düşsel hayvanlar, karma yaratıklar.

tilmen höyük.1
Gaziantep İslahiye Tilmen Höyük

TİLMEN HÖYÜK

İlçenin, 5 km. doğusundadır. Karasu çayı kıyısındadır. İlçeden, Yesemek’e giden yolun, yaklaşık 10 km. den sonra, sola doğru, 1 km. lik asfalt bir yoldan ulaşılıyor.

İslahiye ve çevresinde, sayıları 50’yi geçen höyüklerin en büyüklerindendir. Yüksekliği: 21 metredir.

Höyükte yapılan arkeolojik kazılar sonucunda: üzerinde kalın bir moloz tabakası altında bulunan anıtsal yapılar ortaya çıkarılmıştır. Bunlar arasındaki büyük bir yapı: saraya benzetilmektedir.

Ayrıca: buranın tarihinin, MÖ.4000 yılında başladığı ve MÖ.3 bin yılının son döneminde, büyük bir şehir olduğu ortaya çıkarılmıştır. Yani: Tilmen; Halep krallığının yasal krallarından birinin beyliği idi. Zamanında: Anadolu bölgesinin, Hattuşaş’dan sonraki en görkemli şehirlerinden birisi olmuştur.

Höyüğün kuzeydoğusunda: 8 metre yüksekliğinde, 17 basamaklı ve rampayla çıkılan yuvarlak kuleler var. Şehir: iç ve dış kalelerden oluşmuş. Yani: iki surla, koruma altına alınmış. Kalenin surları: büyük ve düzgün kesme taşlardan yapılmış. İnanılmaz büyüklükte ve tonlarca ağırlıktaki taşlarla yükselen surlar; kentin görkemini gözler önüne sermeye yetiyor.

Surlar: birbirine yaslanan masif bloklardan yapılmış. Kentin; asıl giriş kapısı doğuda ve iki yanı kapı aslanlarıyla korunmuş. Bu kapının dışında, biri kuzeybatıda, öteki güneybatıda bulunan iki ufak giriş daha var.

tilmen höyük.2
Gaziantep İslahiye Tilmen Höyük

 

Yapılan kazılar sonucunda, höyükte çok sayıda: araç, gereç, çanak, çömlek, takılar, mühürler, ziynet ve süs eşyaları çıkarılmış. Saray duvarı onarılmış. Ziyaretçilerin: en kestirme yollardan, sur içindeki anıtsal merdivene ve tepedeki saraya giden yollara ulaşması sağlanmış. Höyüğün doğu yamacındaki surun, iri taşlarla örülen bir bölümünü kapatan ağaçlar budanmış, sur rahat görülebilecek bir hale getirilmiş.

Sarayın içindeki yıkıntı; tümüyle kaldırılmış, yapı, büyük ölçüde eski haline getirilmiş. Ayrıca, muhtemel kral ailesinin özel konutu olarak hizmet veren büyük yapı, Tapınak ve Saray mutfaklarının yıkılan duvarları, orijinal taşları yükseltilerek onarılmış.

CINCIKLI ESERLERİ

Boğaziçi Beldesinde, Roma imparatorluğu döneminden kalan eserler olup, burada çeşitli boylarda: cam, seramik ve renkli taşlarla işlenmiş figürler bulunmaktadır. Ancak; burası halen Kültür Bakanlığınca, SİT alanı olarak belirlenmediği için, arkeolojik kazılar yapılmamıştır.

Nurdağı tanıtımı.

Hassa tanıtımı.

Gaziantep tanıtımı.

Kahramanmaraş tanıtımı.

İslahiye tanıtımı.