Adana

Adana

 

Adana, ülkemizin en büyük ve yoğun nüfuslu şehirlerinden biridir. Seylan, Yüreğil, Sarıçam ve Çukurova isimli 4 merkez ilçeden oluşuyor ve ben size Adana şehrini tanıtırken, burada günlük gezi planından söz edeceğim ve sizler bu plana göre şehri gezerken, ayrıntıları o merkez ilçenin adı altındaki yazılarda bulacaksınız. 

Buyurun, bu güzel şehrimizi birlikte öğrenelim ve gezelim. Kesinlikle bu geziden mutlu olacağınıza inanıyorum. Özellikle: sıcak yaz günleri dışında, Adana’nın tüm güzelliklerini en iyi keşfedebileceğiniz zamandır, ama aşırı sıcaklardan pek hoşnut olmazsanız, ilk veya sonbahar mevsimlerinde Adana’ya mutlaka gidin ve bu güzel şehri gezin.

 

ULAŞIM


D-400 Karayolu ve uluslar arası TEM Otoyolu ile Adana’ya ulaşılır. Ankara-Adana arası uzaklık: 472 km. dir. Ankara-Aksaray-Pozantı üzerinden gelinir. İzmir-Adana arası uzaklık: 873 km. olup, İzmir-Afyon-K. Ereğli üzerinden ulaşılır. İstanbul-Adana arası uzaklık: 909 km. olup, İstanbul-Bolu-Ankara-Aksaray-Pozantı üzerinden ulaşım mümkündür.

Otobüsler ile, Adana’ya gelirseniz, otogar, şehrin 5 km. dışındadır.

Havayolu ulaşımı: Adana’da havayolu ulaşımı: Şakirpaşa Hava Limanından sağlanmaktadır. Uluslar arası trafiğe açık bir havaalanıdır

NE YENİR-NE İÇİLİR

Adana yöresinin zengin bir mutfağı vardır. Bu yüzden, turizm denince yemekleriyle öne çıkan bu şehri anlatmaya başlamadan önce, meşhur yemekleri ve içeceklerinden uzun uzun söz etmek istiyorum. 

Adana yöresinin kendine has, ünlü yemeği Adana Kebabıdır. Adana şehrinde kebap: zırh denilen satıra benzer bir bıçakla elde kıyılan parça etten yapılan bir kebap çeşididir. Bunu diğer kebaplardan ayıran özelliği, içinde kullanılan ettir. Yanında, bol yeşillik ve sumaklı soğan salatası ile yenir, Şalgam suyu, ayran veya aşlama (meyan kökünden yapılır) için. 

Eğer şehri ziyaret ettiğinizde, Kazancılar çarşısı ve Tarihi saat kulesi yanındaki kebapçılardan birine giderseniz, masaya oturduğunuz gibi (eğer hafta sonu akşam giderseniz mutlaka rezerve yaptırmanızı öneririm, çünkü yer bulamazsınız, beklemek zorunda kalırsınız) kağıt kaplı masanızın üzerine mezeler ve salatalar gelmeye başlar, baş köşeye ise şalgam suyu konur. 

Peki bunun dışında yani sabit yerler dışında kebap yenir mi? Elbette Adana’da çok miktarda tablacı denen seyyar kebapçılar var ve bunlara rağbet oldukça fazladır. Kazancılar çarşısında bol bol tablacı ve farklı, fasıllı yani müzikli kebapçılar vardır. 

 

Peki bu kebaplar nerede yenir? Bence, metrelik kebapları oldukça meşhur olan Kolcuoğlu Kebap düşünülebilir, Adnan Menderes Bulvarı üstündedir. 1 ile 4 metre arasında kebap hazırlıyorlar. Fiyatlar biraz yüksek ama kalite de yüksektir. Salata ve mezeler için de ayrı ücret isteniyor. Şık bir mekanda kebap yemek isteyenler için tercih edilebilir.

Bir diğer seçenek: Tarihi Öz Asmaaltı Kebapçısıdır. Kocavezir mahallesi Pazarlar caddesindeki bu mekan, Adana şehrinin en iyi kebapçılarından birisidir. Özellikle “tereyağlı humus” yemenizi öneririm. Sarıyakup mahallesinde bulunan Tarihi Adana Kazancılar Kebapçısı ise, şehrin en eski kebapçısıdır, 1908 yılında açılmıştır. 

Adana

 

Adana’da yemek denilince “lahmacun” olmadan olmaz. Şehrin en önemli lahmacunu “fındık lahmacun” olarak bilinir, orta boyludur, yuvarlaktır ve genellikle yemekten önce atıştırmalık olarak istenir, yenir. Yemek olarak sipariş verirseniz, bir porsiyonda 5 lahmacun gelir. En önemli özelliği, sıcak, yumuşak ve kağıt gibi ince olmasıdır. 

Adana

Son bir not

Adana denince elbette “şırdan” da akla geliyor. Şırdan, koyun midesinin temizlendikten sonra, baharatlı pirinç doldurulup dikilmesi ve pişirilmesiyle yapılıyor. Meraklıları: bol pul biberli, az kimyonlu, bol kimyonlu, limon soslu veya bol kimyonlu, az biberli ve tuzlu şırdan tadabilirler. Kocaceviz mahallesinde, Karacaoğlan caddesinde şehrin en ünlü şırdancısı var. 

Adana

Çorba

Gelelim çorbaya: Adana denince ilk akla gelenler kebap ve ciğer şiş olmasına rağmen, bu şehirde gece ve sabah erken saatlerde paça çorbası da yoğun tercih edilir. Adana’da çorba denince ilk akla gelenler “çürük çorbası” ve “paça çorbası” dır. Çürük çorbası: hayvanın yanak kısmındaki siyah etlerden yapılır. Paça çorbası için, şehirde “Seyhan Paça Çorba salonunu” öneririm. Cemalpaşa Mahallesi, Gazipaşa bulvarındadır. 

Kahvaltı

Kahvaltı denince Adana’da ilk akla gelen sıkmadır. Sıkma, elde hazırlanan lavaş ekmeğinin içine, patates ya da peynirli soğanlı ve bol maydanozlu  harç ilave edilerek hazırlanır. Oldukça doyurucudur, mutlaka tatmanızı öneririm. Yanında yayık ayranı için.

Adana
Gelelim ciğere:

Adana’da gerçek bir kahvaltı ritüeli ciğerdir. Kahvaltıda, ciğer şiş yenir. Güne farklı bir başlangıç için, sizde Adana ziyaretinizde sabah kahvaltıda ciğer şiş yemelisiniz. 

Kahvaltı için bir diğer alternatif Adana böreğidir. Adana’da bol peynirli, dışı çıtır, Adana’ya has bu börekten mutlaka yemelisiniz. Peynirli yanında kıymalısı da vardır. En büyük özelliği baklava hamuru ile yapılmasıdır. Yanında ayran, domates ve turşu yemelisiniz. 

Aperatifler

Muzlu süt

Pek anlamlı değil, yani bu kadar güzel yemek yanında muzlu süt basit gelebilir, ama inanın hayatınızda bu kadar lezzetli muzlu süt içmemişsinizdir. Cemalpaşa mahallesindeki Kazımın Büfesinde, mutlaka muzlu süt ve sandviç (yengen) yemelisiniz. Kazımın Büfesi, Türkiye’de en iyi büfeler seçmesinde, ilk ona girmiştir. 

Şalgam

Adana’nın bu mucizevi içeceği, kimileri tarafından kebabın yanında kimileri tarafından ise rakının yanında içilir. Şalgam, bir parça kırmızı havuç eşliğinde sunuluyor. Adana şehrinde ikram edilen şalgamlarda acı bulunmaz. Çünkü Adanalılar iyi şalgamın içinde acı olmaz derler. 

Adana Fellah Köftesi

Fellah köftesi

Adana yöresinde sarımsaklı köfte de denen bu yemek, ince ve tercihan esmer bulgurdan yapılıyor ve bol sarımsaklı sosta pişiriliyor. 

İçli köfte

Bu içli köfte haşlanarak yapılıyor, ince uzun değil, yuvarlak şekil veriliyor ve hamuru pembemsidir. Bunu limon, bol sarımsak ve maydanozla yemelisiniz. 

Tüm bunların yanında salata denince Adana’da “sumak salatası” akla gelir. Elde kıyılmış soğan, bol sumakla elle karıştırılarak hazırlanır ve üzerine tuz, maydanoz ilave edilerek servis edilir. 

Adana Karpuz

Karpuz

Tüm bunları söylerken, belki aklımıza gelmedi, ama biliyorsunuz; bu güzel şehrimiz Adana’nın karpuzu çok meşhurdur. Tüm bu yiyeceklerin üstüne, güzel bir Adana karpuzu yemelisiniz.

Adana

Tatlı

Ama illaki tatlı derseniz, Adana mutfağında oldukça meşhur tatlılarda var. İlk örnek “bicibici” Adana’nın en meşhur bu tatlısı, sıcak yaz aylarında nişastadan yapılmış muhallebinin üzerine buz rendelenerek hazırlanır. Sonrasında buzun üzerinde açılan oyuğa pudra şekeri konur ve özel bici şerbeti dökülür.

Başkaca bir örnek: “karsambaç”, Bu tatlı türü Adana ve Mersin yöresinde oldukça çok tüketiliyor, temiz karın üzerine tatlı bir şurup eklenerek hazırlanıyor. Farklı bir tat arayanlar için: karakuş tatlısı ve taş kadayıf olabilir.

Adana şehrinde adım başı sıcak şerbetli tatlı satan yerler görülür. Her iki tatlı türü de sıcak sıcak servis ediliyor. Tatlılar için son bir not elbette “cezerye” Büyük saat kulesi önünde bulunan tarihi bedesten yani kapalı çarşıda, yöreye has cezerye satın almayı sakın unutmayın. 

 

ADANA KEBAP VE ŞALGAM FESTİVALİ

Dünya Rakı Günü olarak anılan ama bu isim bazı kesimlerin tepkisini çekmesi üzerine ismi “Adana Kebap ve Şalgam Festivali” olan her yıl “Aralık” ayının ikinci Cumartesi günü düzenlenen festival: Kazancılar Çarşısı ve Büyük saat civarında yapılıyor.

Festivalde, bu bölgedeki kebapçılarda kebap yeniliyor ve rakı içiliyor. Ancak bu rakı konusu nedeniyle yetkili makamlar, festivale destek vermiyorlar. Hatta, bir aralar Valilik yasaklama kararı aldı, bunun üzerine insanlar başka yerlerde bu festivali kutladılar. Festival dışında da olsa, insanlar bu mekanlardaki kebapçılara yoğun olarak gidiyorlar. 

Adana

NE SATIN ALINIR


Adana’da, geleneksel el sanatları çok gelişmiştir. Keçecilik, koşumculuk, at arabacılığı, demircilik ve bakırcılık, yemenicilik, mermercilik, kilimcilik, hasır ve boyra örücülüğü, İlin önemli el sanatları arasında yer alır. Bunun yanında, ilginizi çekerse, Karatepe kilimlerinden alınabilir.

Adana Altın Koza Film Festivali

ALTIN KOZA FİLM FESTİVALİ


Çukurova’nın ürünü pamuğu simgeleyen “Altın Koza Film Festivali” ilk olarak 1969 yılında yapılmıştır. O tarihten bu yana, her yıl zenginleşen içeriğiyle ülkemizin en önemli kültür ve sanat etkinliklerinden birisi olmuştur. Festival 2005 yılından sonra, Dünya Sineması ve Akdeniz Filmleri Seçkisiyle uluslararası kimliğe bürünmüştür. Festival her yıl Eylül ayının son haftasında yapılıyor. Eğer festival zamanı şehirde bulunursanız, Adana şehrinde 5-6 sinema salonunda yapılan festivaldeki filmleri izleyebilirsiniz. 

Adana

GENEL

Adana il merkezinde, merkezi ilçeler: Seyhan, Yüreğil, Çukurova ve Sarıçam’dır. Bunlar arasında: öne çıkanlar Seyhan ve Yüreğil’dir.

Seyhan: denizden 40 km. içeridedir. Seyhan Nehrinin iki yakasına yayılmış olmakla birlikte, batı yakada Seyhan, doğu yakada ise Yüreğil ilçesi yer alır. İki ilçe; 317 metre uzunluğunda ve MÖ.6’ncı yüzyılda yapılmış, 21 gözlü, tarihi “Taşköprü” ile birbirine bağlanmıştır.

Seyhan Nehri: Akdeniz’e dökülen en büyük nehirdir. Tarsus Çayı ile birleşerek, Akdeniz’e dökülür. Seyhan Nehrinin, taşarak şehre zarar vermesinin önlenmesi için, Seyhan Baraj Gölü yapılmıştır. Seyhan Baraj Gölü ise, Seyhan ilçesinin, deniz görünümlü bir şehir olmasını sağlar.

Evet, daha önce söylediğim gibi, merkezin diğer ilçesi: Yüreğil. İlçenin en önemli eseri: Ceyhan nehri kıyısında, bugün Yakapınarı’nın bulunduğu yerde kurulan Misis Antik Kentidir. Kent: Roma ve Memluk Dönemlerinde de önemini korumuştur.

Adana  Tarihi

TARİHİ


Adana’ya ait en eski yazılı kaynak olan Hititlerin Kava Kitabelerine göre: Anadolu’nun en köklü medeniyetlerinden olan Hititler, Adana ve çevresinden: Uru Adanıa (Adana Beldesi) olarak bahsederler.

Yöreye: Milattan Önce yaşayan kavimlere: Danuna ismi verilmiştir. Bir efsaneye göre: gök tanrısı Uranüs’ün, Adanus ve Sarus isimli iki oğlu: savaşarak Adana civarına gelirler. Adanus, adını, kendi kurdukları şehre verir. Seyhan Nehri de: Sarus’un adını alır.

Hitit etkisinde kalan Fenikeliler, tarım ve bitki tanrılarının ismi olan: Adonis’i, bereketli topraklarından dolayı, Adana’ya isim olarak verirler.

MS.7’nci yüzyıldan itibaren, İslam ordularının bölgeye gelişiyle birlikte, Arap tarihçileri Adana isminin, eski peygamberlerden Yasef’in torunu, Ezene’den geldiği fikrini ortaya atarlar.

Türkler: Torosları aşıp güneye indiklerinde, buraya “Çukurova” adını verirler. Çukurova’nın tarihteki adı: Kilikya’dır. Kilikya adını kireç yataklarından almıştır.

Sümerlerden kalma Gılgamış Destanından itibaren, sayısız kaynaklarda, sayısız olaylarla açıklanmaya çalışılan yöre adı çok renkli bir gelişim takip eder.

Evet, Adana’nın tarihsel süreç içindeki hikayesi şöyle.


Eski çağlarda: Adana bölgesini egemenlik altında bulunduran guruplar şunlar: Luvi krallığı, Arzava krallığı, Hitit krallığı, Kue krallığı, Asur krallığı, Kilikya krallığı, Pers Satraplığı, Helenistik dönem, Selökidler, Korsanlar dönemi, Romalılar dönemi ve Bizans dönemidir. 

Çukurova’yı Roma imparatorluğuna dahil eden Pompey döneminde, burada Adana adında bir şehir olduğu biliniyor. Romalılar, erken tarihlerden itibaren şehre gereken ilgiyi gösterirler. Taşköprü’nün büyüklüğü ve sağlamlığı, Adana’nın önemli bir merkez olduğunu ispatlar. Buna karşılık kutsal kitaplarda Adana adı geçmez. Ancak yeni bir inanışın öğretilerini yayan Aziz Pavlus’un, Tarsus ve Antakya arasındaki gidiş gelişlerinde Adana’dan geçtiği kesindir. Bu durum, şehrin Roma geleneklerine bağlı olmasıyla açıklanabilir. 

MS.638 yılında, Emeviler zamanında, Çukurova fethedilmiş, Abbasiler döneminde buraya yerleşilmiştir. MS.1083 yılında, Çukurova Anadolu Selçuklu Devletine katılmıştır. Haçlı seferleri sırasında Ermenilerin eline geçen Çukurova, bir süre sonra yeniden Konya Selçukluları tarafından alınmıştır.

Anadolu’nun, Moğol istilası Anadolu Selçuklu Devleti’ni zayıflatır ve beylikler dönemi başlar. Bu dönemde, Çukurova’da kurulan beylik, Ramazanoğulları olur. Mısır seferine giden Yavuz Sultan Selim, Beyliği Osmanlı Devletine katar. Ramazanoğulları; 1516 yılında Osmanlı eyaleti olmasına rağmen, 1608 yılına kadar içişlerinde serbest bir beylik olarak devam eder. Pir Mansur’un, kendi isteği ile idareyi bırakması sonucu, Osmanlı Devletine, tam bağlı bir eyalet haline gelmiştir.

Adana, bir ada devlete baş kaldıran Mısırlı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa tarafından işgal edilir ve Mısır’a bağlanır. Ancak, 1840 yılındaki Londra Antlaşması ile, bölge, yeniden Osmanlı imparatorluğuna bağlanır.

1840 yılından sonra, merkezi idaredeki bozukluklar ve ağır vergiler yüzünden, aşiretler, merkezi idareye karşı isyan ederler. Bu durum, 1865 yılına kadar sürer. Sonuçta, aşiret reisleri, beylik unvanıyla başka yerlere yollanır, göçebe durumları, gurupları zorla yerleşik hayata geçirilmiştir. 1867 yılında, idari teşkilat kurularak, Adana il haline getirilir.

20’nci yüzyılda, Osmanlı Devletinde, büyük değişiklikler başlar. 1908 yılında: Ermeni, Hınçak ve Taşnak Komitelerinin gayretleriyle, Adana’da büyük bir baskın ve kaçış yaşanır. Ermeni isyanları ile Avrupa Devletlerinin işe karışması ile zemin hazırlanır.

Tüm olaylar sürerken, I. Dünya Savaşına girilir ve 1918 tarihinde Mondros Ateşkes antlaşması imzalanır. Antlaşmayı takiben, 1918 yılında Adana, Fransız işgaline ve ermeni terörüne sahne olur. Fransızlardan destek alan Ermeniler, Türk halkına büyük eziyetler yaşatırlar. Adana halkının bir bölümü, silahlanarak dağlara çekilir, bir bölümü de şehir içinde çete harbine başlar.

Tarihi süreç içinde: işgal biter, Ermeniler kaçar ve Adana ve yöresi; özgürlüğe kavuşur.

Adana

ADANA GÜNLÜK GEZİ PLANI

Önce Seyhan merkez ilçesini gezeceğiz, burası Adana il merkezinin en büyük merkez ilçesidir. Adana şehrinin tüm turistik ve tarihi kalıntıları buradadır, yani şehrin en önemli ve ilgi çeken turistik bölgesi burasıdır.

Seyhan ilçesinin ilk olarak gezilmesi gereken yeri Tepebağ Mahallesidir. Burası Adana şehrinin ilk yerleşim yeri olarak önem kazanır ve geçmişi MÖ 2000 yılına kadar gider. Tepebağ mahallesindeki korunan evleri gezin, görün.

Tepebağ mahallesinde Bebekli kilise var. Önce burayı görün. İsmi ilginç, neden bebekli kilise, ziyaret edin, içine girmeden, dışından bakın, hemen tepesinde bir heykel var, Meryem Ana heykeli, bu heykel bebeğe benzetildiği için kiliseye bu isim verilmiş, ama eminim siz bu heykeli bebeğe benzetmeyeceksiniz, çünkü benzemiyor, peki niye bebekli kilise, bilmiyorum.

Sonra tam ters istikametteki Atatürk Müzesine gidiyoruz. Burası Suphi Paşa Konağı olarak da geçer. Büyük Atatürk, Adana’yı ziyaret ettiğinde bu konakla kalmıştır, konak daha sonra müze olarak düzenlenmiştir.

Müzenin hemen yanında, Sinema Müzesi var. Adanalı sanatçılara ayrılan bu müzede: sinema tarihimize ait bazı objeler ve Adanalı sanatçıların bal mumu heykelleri sergileniyor.

Sonra yeni köprüye doğru yürüyün, yeni köprünün hemen yanında Merkez Park ve bunun kenarında Sabancı Merkez Camisi var.

Merkez park: Türkiye’nin en büyük park alanıdır, park alanının hemen yanında dizili yüksek apartmanlar, burayı New York şehrindeki Central Park’a benzetilmesine sebep olmuştur. Özellikle havuzları görün, dünya haritası bulunan küreli havuz ilginçtir. Sinan Paşa köprüsünden geçin. Adana şehrindeki festivaller burada düzenleniyor.

Sabancı Merkez Camisi: Seyhan nehri kıyısındaki bu caminin en büyük özelliği, çok uzaklardan da görülen uzun minareleridir. Cami Türkiye ve Ortadoğu’nun en büyük camisidir. 1988-1998 yılları arasında 10 yılda yapılan cami, mimari değerleriyle gizli şifreler taşıyor, bu şifreleri ayrıntılı tanıtım yazısında okuyabilirsiniz.

Caminin hemen önünde ise Atatürk Parkı bulunuyor.

Atatürk Parkı; Resmi törenler burada düzenleniyor, güzel bir park, zamanınız varsa, gidin gezin. Buraya yolunuz düşerse aşk ve sadakat köprüsünü görün, hatta bir kilit takın, anahtarını göle atmayı unutmayın.

Sonra kıyıdaki ana caddeden yürüyerek Taş köprüye gidin.

Taş köprü: Seyhan nehri üstündedir. Adana şehrinin simge yapılarındandır. Seyhan ve Yüreğil ilçelerini birbirine bağlar. Köprü MS 384 yılında, Roma döneminde yapılmıştır.

Oradan şehir merkezine doğru ilerleyin.

Ulu camiyi göreceksiniz. Taşköprü ye 200 metre uzaklıktadır. Şehirdeki en büyük ikinci camidir. 1513 yılında Ramazanoğulları Beyliği döneminde yapılmıştır.

Ulu caminin hemen ilerisinde tarihi saat kulesi ve kulenin hemen yanında ise tarihi bedesten ve kazancılar çarşısı bulunuyor.

Tarihi saat kulesi: Hemen Ulu caminin Medresesinin yanındadır. 1881 yılı yapımıdır, kule 32 metre yüksekliğindedir ve ülkemizin en yüksek saat kulesidir, yine bunun da içine girmek mümkün değil, dışarıdan izleyin. Ancak bu kuleyi ziyaret ettiğinizde, kulenin çevresindeki yoğun kalabalığı görünce şaşırmayın, gündüzleri şeker ve lokum satıcıları var, el sanatlarını satanlar var, akşamları ise, kulenin çevresindeki kebapçılar doluyor.

Saat kulesinin hemen yanında: kapalı çarşı yani bedesten, kazancılar çarşısı ve ciğerciler sokağı bulunuyor.

 Tarihi kapalı çarşı, diğer ismiyle Bedesten, 1800’lü yılların sonunda yapılmıştır. Yapıldığında üstü kapalı olduğu için kapalı çarşı diye anılıyor, şimdi üstü açıktır, neden, çünkü Adana’nın iklimi malum aşırı sıcak, sırf iklim nedeniyle çarşının üstü sonradan açılmış.

Kazancılar çarşısı: Hükümet konağı, ulu cami ve yağ camisine komşudur. Bu çarşıda, kalaycılar, bakırcılar, ahşap işlemecileri bulunuyor. Bakır kazan imal edenler var, kalaycılar var. Çarşı Pazar günleri kapalıdır.

Ancak, eğer zamanınız uygun olurda burayı bir Pazar sabahı ziyaret ederseniz, özellikle erken saatlerde (örneğin 06.00 gibi) burada bulunan ciğercilerden ciğer de yiyebilirsiniz.

Ulu camiden sonra Yağ camisine yürüyün.

Yağ camisi ve Ramazanoğulları Medresesi: Ulu camiye yakındır, 1501 yılında eski bir kilisenin, Ramazanoğulları Beyliği döneminde camiye dönüştürülmesiyle oluşmuştur. 1542 yılında ise, hemen yanına medrese eklenmiştir. Caminin özellikle giriş kapısını mutlaka görün.

Yağ camisinden sonra sırada Arkeoloji Müzesi var, burası biraz uzak, yürümek istemeyenler için, taksi tutulması düşünülebilir.

Arkeoloji Müzesi; Reşatbey mahallesi Fuzuli caddesindedir. Müze yeni açıldı, taksi tutarsanız veya sormak isterseniz, Milli Mensucat Fabrikası olarak sorun, yoksa eski müzeye gidersiniz. Burada daha önce Milli Mensucat Fabrikası varmış, fabrika müze olarak düzenlenmiş ve 2017 yılında ziyarete açılmıştır.

Mutlaka gidin ve görün, müzenin tamamını gezin, yaklaşık 2 saatinizi alır, ancak zamanınız az ise, müzede mutlaka görmenizi önereceğim eserler: Hitit fırtına tanrısı Tarhunda’nın taş heykeli, Adana Karataş’ta denizden çıkarılan bronz erkek heykeli, Roma dönemine ait iki lahittir. (bunlar Tarsus ta bulunarak buraya getirilmiş Akhilleus lahdi ve Antropoid lahittir.

Yine uzak bir yerde bulunan Etnografya Müzesine gidebilirsiniz.

Etnografya Müzesi: Kuru köprü mevkiindedir. 1845 yılında yapılan bir kilise sonradan müze olarak düzenlenmiş ve ziyarete açılmıştır. Müzede özellikle Toroslarda yaşayan aşiretlerin el dokuma kilim örnekleri, halı, heybe, seccade ve yastık örnekleri sergileniyor.

Evet, şehirde zamanınız varsa, yani 2’nci bir gününüz varsa, gezmenizi önereceğim yer Yüreğil ilçesi sınırları içindedir. 

İl merkezindeki bu ilçenin en büyük özelliği, Adana Şakir paşa hava alanının bu ilçede bulunmasıdır.

Yüreğil ilçesinde “Tek kubbeli kübik mescit” i görebilirsiniz. Ulu camiye yakın: Tek kubbeli kübik mescit, akça mescit; 1489 yılı yapımıdır. Yani Adana’nın en eski yapısıdır.

Yüreğil ilçesinde mutlaka görmenizi önereceğim diğer yer ise antik Misis şehridir: İlçeye bağlı, Ceyhan ırmağı kıyısında Yakapınar köyündedir. Burayı ziyaret ederseniz yaklaşık 7000 yıllık bir yerleşim yerini yani Misis şehri kalıntılarını görebilirsiniz. Şehrin ilk olarak Hititler tarafından, MÖ 5500’lerde kurulduğu düşünülüyor.

Burayı ziyaret ederseniz: Höyük ve Akropol çevresindeki çoğu tahrip olmuş surların bir kısmını, sur duvarı parçalarını görebilirsiniz. Geniş bir alana yapılan Nekropol alanında kalkere oyulmuş oda mezarları görebilirsiniz. Günümüzde Adana Arkeoloji Müzesinde sergilenen “Misis Lahdi” burada bulunmuştur. Yine burayı ziyaret ederseniz, Ceyhan (Pyramos) nehri üzerindeki “Misis Köprüsü” nü görebilirsiniz.

Köprü MS 250’li yıllarda Roma döneminde yapılmıştır. Bu köprünün üstünde gezinirken, Lokman hekimin ölümsüzlük sırrı yazılı defterini, bu köprünün üstünden geçerken Ceyhan ırmağına düşürdüğü hikayesini hatırlayınız. Sonra Misis Kervansarayı ve muhteşem mozaiklerin sergilendiği, bulunan mozaiklerin korunması için üstüne müze yapılan “Misis Mozaik Müzesini” görün.

Buraları yani Seylan ve Yüreğil ilçelerini gezdikten sonra yine merkeze bağlı ilçeler Sarıçam ve Çukurova’da bulunuyor ama buraların turistik ve tarihi önemi bulunmuyor. 

Sarıçam

Burası Adana şehrinde Çukurova Üniversitesi merkez kampüsü, İncirlik Amerikan üstü ve Hacı Ömer Sabancı Organize Sanayi bölgesinin bulunduğu bir yerdir yani herhangi bir turistik ve tarihi yeri yok.

Çukurova

İl merkezindeki bu ilçede: özellikle akşamları geniş kaldırımlarda, mevsiminde portakal çiçeği kokuları içinde yürüyüş yapabilirsiniz. Ancak yine burada da Adana şehriyle ilgili herhangi bir tarihi ve turistik yer yok, burada sadece Seyhan Baraj gölü kıyısındaki parklarda ve yollarda yürüyüş yapabilirsiniz.

Sonuç

Adana şehrini ziyaret ederseniz, yukarıdaki gezi planına göre rotanızı yapabilirsiniz. Bu planda kısaca belirttiğim yerlerle ilgili ayrıntılı tanıtım yazıları, görmeyi istediğiniz yerin ilçesine ait yazıda bulabilirsiniz. Adana güzel bir yer, gerek mutfağı, lezzetli yemekleri, kebapları, tatlıları ve içecekleri ile ve gerekse tarihi yerleriyle mutlaka gidilip görülmesi gereken bir yer, mutlaka gidin. 

 

Fethiye Merkez Gezilecek yerler

Fethiye Merkez Gezilecek yerler
 

Fethiye Merkez Gezilecek yerler rotamızda ilk yer “Karagözler Mahallesi” dir.

 

KARAGÖZLER MAHALLESİ

Fethiye Merkez Gezilecek Yerler, ilk Mahalle: Birinci Karagözler ve İkinci Karagözler diye iki kısma ayrılır. Her iki Karagözler bölümleri de, iki ucundaki dik yokuşlarla birbirine bağlanan, denize paralel ikişer sokaktan oluşur. Bu teraslanmış yapısı nedeniyle, evlerin çoğunun önü açıktır ve deniz görür.

Karagözler, yazları serin ve kışları ise oldukça soğuktur. Ancak unutmamak gerekir ki yaz döneminde Fethiye sıcaktan kavrulurken buranın serinliği insanları buraya çekiyor.

Çünkü sırtını dağa vermiştir ve denizin rüzgarı burayı fazla etkilemektedir. Güneyi kapatan tepeler nedeniyle az güneş alır.

Özellikle güneş almayan evlerin, kışın çok soğuk olduğu söyleniyor.

Yörede oldukça fazla İngiliz nüfus bulunuyormuş.

Birinci ve İkinci Karagözler plajlarında, denizde asla dalga olmaz, yüzmek için oldukça idealdir.

Fethiye Merkez Gezilecek Yerler, Karagözler mahallesinde: Kuleli ve Boncuklu gibi koylara ulaşmak oldukça kolaydır. Hatta, Fethiye merkeze, bisiklet ile 3-5 dakikada gidilebilir. Çalış plajı 15 dakika uzaklıktadır.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler
 

Fethiye Kürek Yarışları Kamp Alanı

Plajda, Belediyeye ait “Kayıkhane Tesisi” bulunmaktadır. Burada her türlü su sporu yapılabilmektedir. Hatta her yıl geleneksel olarak 9-10 Şubat tarihlerinde burada “Akdeniz Kupası Kürek Yarışları” yapılır. Burada 1000 metrelik parkur bulunuyor.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Aşıklar Tepesi
 

AŞIKLAR TEPESİ

Fethiye Merkez Gezilecek yerler, Fethiye ilçe merkezindeki Aşıklar Tepesi, Karagözler Mahallesinden başlar ve Kesikkapı Mahallesinde biter. Burası bir seyir terasıdır.

Dağ üstünde kalan uzun yol kısmı “Aşıklar Tepesi” olarak isimlendirilir.

Burada özellikle akşamları, Fethiye merkezinin muhteşem bir manzarasını görmek mümkündür.

Tepede, piknik masaları bulunmaktadır.

Gençler genellikle otomobil ve motosikletleriyle çıkıp, ilçeyi kuş bakışı izlemektedirler.

 

CUMHURİYET MAHALLESİ

Fethiye Merkez Gezilecek yerler, Cumhuriyet Mahallesi, şehir merkezinin mahallelerinden biridir.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Balık Pazarı
 

BALIK PAZARI

Fethiye Merkez Gezilecek Yerler den Cumhuriyet Mahallesinde 96 Sokakta bulunan Balık Pazarının ilk kuruluş yılları, 1957 yılına kadar gidiyor. O yıllarda, burada sadece haftanın Salı günleri kurulan bir Pazar var ve pazarda, çevreden gelen üreticiler ürettikleri ve yetiştirdikleri ürünleri satıyorlardı.

Yine o yıllarda, çarşı içinde “Balık Taşı” denen bir yer vardı ve balıkçılar orada kendi tuttukları günlük balıkları satıyorlardı. Daha sonra burası kasapların yoğunlukta olduğu bir yere dönüşünce “Kasaplar Çarşısı” ismiyle anılmaya başlandı.

1999 yılında ise çarşıda balık satan dükkanlar artmaya; kasaplar ve peynir satan dükkanlar yerini balık pişiren meyhanelere bırakıyor.

Ancak aynı dönemde burada Türkiye’de benzeri olmayan bir uygulama da başlıyor.

Burada “balığını al, pişirmesi bedava” diye bir sistem devreye sokuldu.

Çember şeklindeki restoranların ortasındaki avluda: balık pazarı bulunuyor. Balık pazarından satın aldığınız balık tezgahta temizleniyor ve oturduğunuz restorana getiriliyor, burada cüzi bir pişirme parası verdiğinizde balığınız pişirilip size servis ediliyor. Öncesinde ise, oturduğunuz restoranda yöreye has mezeler servis ediliyor. Tabii isteyenler için alkollü içecek servisi de vardır.

Evet, sonuç olarak günümüzde burada açık havada faaliyet gösteren 10 tane balık restoranı bulunuyor.

Evet sonuçta restoranlar, burada balık dışındaki ilave harcamalarınızdan, meze ve salatalar ile ve özellikle içeceklerinizden para kazanıyorlar. Fiyatlar da pek fazla aşırı değildir ama yine de sipariş vermeden önce fiyatları kontrol etmenizi öneririm, aksi halde yüksek faturalar ödeyebilirsiniz.

Mezeler ve salatalar gayet lezzetlidir. Çalışanlar da ilgilidir. Zaten ilçe merkezinde akşam saatlerinde en kalabalık yer burasıdır. Özellikle sezonda burada yer bulmak mümkün değil.

Ama sonuçta burası deniz kıyısı bir yer, balık yemek ve deniz ürünlerinden tatmak da ziyaretçilerin en büyük tercihlerindendir.

Son bir not, balık sevmeyip de ortamı görmek isteyenler de burayı ziyaret edebilirler, balık sevmeyenler için et, köfte ve tavuk gibi değişik ürünler de servis ediliyor.

Evet burası zaman zaman aşırı kalabalık oluyor, burayı ziyaret etmek isterseniz biraz erken gitmenizi öneririm.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Paspatur
 

PASPATUR

Cumhuriyet Mahallesinde 45 Sokaktadır.

Fethiye Marina’dan yürüyerek buraya ulaşabilirsiniz.

İsmini: yüzyıllardır ortasından akan “Paspatur suyundan” almıştır. Eskiden evlerde buzdolabı olmayan dönemlerde, halk suyu testilere doldurup soğuması için paspatur suyunun içinde bekletirmiş. Çevredeki esnaf ise, gündüz pazardan aldığı meyvesini, kavun ve karpuzunu soğuması için suya koyar, akşam evine soğuk götürürmüş.

Evet, günümüzde ördekli havuzun bulunduğu yere “Paspatur Suyu” deniliyor. Havuzun yanında bir kahve bulunuyormuş. Şehrin eşrafı, bu kahveyi yoğun olarak kullanıyormuş.

Ördekli havuzun yanından kaynayan su, üstü açık kanallarla evlerin önünden geçerek denize bağlanıyordu. Evlerde kullanılan su ise bu kanallara dökülerek denize ulaşıyordu.

Yörede yaygın söylentiye göre: Paspatur suyunu için herkes tekrar Fethiye’ye gelirmiş ve hatta buraya yerleşirmiş.

Ancak, yukarıda belirttiğim gibi evlerdeki kullanılan sular, evlerin önünden geçen kanallara dökülüyormuş yani bu suyun içilmesi, muhtemelen ördekli havuzun yanındaki kaynaktan içildiği tahmin ediliyor, yani hijyen nedeniyle suyun içilmesinin pek mümkün olmadığı söyleniyor.

Gelelim Paspatur kelimesinin anlamına:

Paspatur kelime anlamı “Eski Kent” demektir.

Ancak buranın ismiyle ilgili bir başka bağlantı da söyleniyor. Şöyle ki, 1800’lü yıllarda burada bulunan krom madeni Fransızlar tarafından işletilmektedir, “Paspatur” kelimesi de Fransızca “geçmek, adımlamak, turlamak” anlamındadır.

Fethiye yöresinin en eski yerleşim yeridir.

Burası denize yakın olması nedeniyle, Fethiyeli tüccarların ticarethaneleri buradaymış.

Cumhuriyetten sonra mübadele nedeniyle, Rumlar buradan ayrılınca evlerini boşaltmışlar, bu evlerin bir kısmı bölgede üretilen mahsuller (palamut, tütün, susam gibi) için depo olarak bir kısmı ise marangoz, demirci ve tamirci olarak kullanılmıştır. Tüccarlar tarafından burada depolanan ürünler, bir süre sonra gelen gemilerle başka yerlere gönderilirmiş.

Daha sonra ise bu ahşap cumbalı evler restore edilmiş ve günümüzdeki otantik çarşı oluşturulmuştur.

Çarşının ortasından su kemeri geçmektedir.

Günümüzde burada: hediyelik eşya dükkanları, halıcı ve kilimciler, kuyumcular ve butikler bulunmaktadır. Şemsiyeli sokak oldukça fazla ilgi çekmektedir. Önceki yıllarda yöreye gelen turistler bütün alışverişlerini buradan yaparlarmış. Ancak sonraları Belceğiz, Çalış ve Hisarönü yörelerinde kendi çarşıları açılınca, burası eskisi gibi yoğun tercih edilmez olmuştur.

Ayrıca barlar, restoranlar ve kafeler vardır ve akşam saatlerinde burada yoğun kalabalıklar görülür.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Hamamı
 

Fethiye Hamamı

Burada bir de “Fethiye Hamamı” bulunuyor. Hamam Sokak 4 numaradadır. Hamam Osmanlı dönemi yapısıdır. 1891 yılında yapılmıştır. Günümüzde de hamam olarak hizmet vermektedir.

 

Eski Camii

Caminin 1791 yılında inşa edildiği söyleniyor, yani Fethiye merkezinde günümüze ulaşan en eski yapılarından birisidir. Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılmıştır.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Kalesi
 

FETHİYE KALESİ

Çarşı caddesinde ilçe merkezine 2-3 km uzaklıkta, kaya mezarlarının yanında, şehre hakim bir tepe üzerindedir. Kaleye ulaşmak için son bölümde 40-50 basamak çıkmak gerekir. Ancak kalenin çevresinde oldukça fazla kayalık alan bulunmaktadır ve bunlar tehlikeli olabilmektedir.

Çoğu burcu ve duvarı yıkık durumdadır.

Kayıtlarda, Roma döneminden kaldığı yazılıdır. Daha sonra ise, MS 15’nci yüzyılda Rodos Şövalyeleri tarafından onarılıp kullanıldığı tahmin edilmektedir.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Kalesi
 

Kalenin üzerinde oldukça büyük bir Türk bayrağı, şanlı bayrağımız dalgalanmaktadır.

Buraya çıkarsanız, sadece muhteşem güzel bir Fethiye manzarası izleyebilirsiniz. Bunun haricinde kale de sadece, duvarlara oyulmuş birkaç yazı ve tarihi belirsiz birkaç sarnıç bulunmaktadır. Harabeye dönmüş haldeki kalenin ayakta kalabilen kuzey kısmındaki surların temel hizasındaki taşlarından bazılarının Helenistik, bazılarının ise Roma dönemine ait olduğu görülür.

Kalenin yanında “Amintas Kaya Mezarları” bulunmaktadır.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Amintas Kaya Mezarları
 

AMİNTAS KAYA MEZARLARI (KRAL MEZARLARI)

Kesikkapı Mahallesindedir. Giriş ücretlidir, giriş ücreti 10 TL. dir

Kaya Mezarları: Telmessos antik kentinin hemen yanında Fethiye güneyindeki dik kayalık yamaçtadır. Buraya ulaşmak için, yaklaşık 100 basamak çıkmak gerekir. Özellikle en görkemli mezar olan Amintas mezarına ulaşmak için oldukça düzgün merdivenler bulunur.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Amintas Kaya Mezarları
 

Bu kayalara oyulmuş mezarlar, Likya döneminden yani MÖ 4’ncü yüzyıldan kalmadır. Yani Helenistik dönem yapısıdır. Kaya mezarlarından 3 tanesi tapınak tipinde, diğerleri ise sivil mimari örnekleridir. Tapınak tipinde olan 3 mezardan en görkemli olanı: “Harpapos oğlu Amintas” a aittir.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Amintas Kaya Mezarları
 

Amintas Mezarı

Diğerlerine nazaran daha iyi durumda günümüze ulaşan bu mezar, halk arasında “Kral Mezarı” olarak bilinir. Kral mezarının sütunları yıpranmış olmasına rağmen yıkılmamıştır.

Soldaki sütunun orta bölümünde MÖ 4’ncü yüzyıl ve ayrıca: Herpamiasoğlu Amintas” yazılıdır. Ancak, burada ismi yazılı Amintas denen kişinin kim olduğu bilinmemektedir.

Mezar odasına açılan bölümde, dört ana panele ayrılmış bir kapı tasviri görülür. Odanın iç kısmında ise, düz ve kaba işlenmiş bir tavan ve 3 tane kline, yani üzerine ölü yatırılan sedir vardır.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Amintas Mezarı
 

Diğer iki mezarın ise: sütunları ve mezar konturları hasarlıdır.

Kaya mezarlar, daha önceki dönemlerde soyulmuş ve Hıristiyanlık döneminde ise insanlar tarafından büyük fiziki zarar görmüşlerdir.

Telmessos antik kenti ve kaya mezarları, tarihi süreç içinde birçok kişi tarafından ziyaret edilmiştir. 1850’li yıllarda ise, Fransız Charles Texier, burayı ziyaret etmiş, anıtların çizimlerini yapmış ve anıtın sol üst köşesine “İsmini” kazımıştır.

 

PATLANGIÇ MAHALLESİ

CEZAYİRLİ CAMİİ

Fethiye Merkez Patlangıç Mahallesinde Cezayirli Hasan Paşa Caddesindedir.

Cami, 1791 yılında Cezayirli Hasan Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Hasan Paşa, ayrıca Kemer Köprüsü, yayla yolundaki Paşa Hanı, Yaka köyündeki su kemerleri gibi birçok yer yaptırmıştır.

Hasan Paşa: aslen Fethiye Yaka Kalelidir. Yani Cezayirli değildir. Orada Cezayir Dayısı ünvanı aldığından kendisine Cezayirli Hasan Paşa denilmiştir. Cezayirli olmadığı, Fethiye’nin Kale Köyünde doğmuş ve Türk olduğu bilinmektedir.

 

TAŞYAKA MAHALLESİ

Fethiye ilçe merkezinde, deniz kıyısında olmayan iç kısımlardaki bir mahalledir. Mahalle Ölüdeniz yoluna doğru olan son toplu yerleşim alanıdır. Tepelik ve merkeze uzaktır.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Şehit Fethi Bey Parkı
 

ŞEHİT FETHİ BEY PARKI

Bölgenin en büyük parkı, daha önce bataklık olan alana yapılmıştır. Park alanı içinde: 800 metre koşu bandı, 650 metre sahil yolu, 800 metre bisiklet yolu, 5 bin metre karelik çocuk oyun alanları, seyir terası, su ve yel değirmenleri, çeşitli aktivitelerin yapılacağı büyük bir meydan bulunmaktadır.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Şehit Fethi Bey Anıtı
 

Şehit Fethi Bey Anıtı

Yüzbaşı Fethi Bey (1887-1914) ilk Türk pilotlarından birisidir. Ayrıca ilk hava şehidimizdir. Fethi Bey ve Sadık Bey: İstanbul-Kahire uçuşunu yaparken, 27 Şubat 1914 tarihinde Şam’ın Taberiye ilçesi yakınlarında uçağı düşerek şehit olur. Mezarı Şam yakınlarında Selahattin Eyyübi Türbesindedir.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Şehit Fethi Bey Anıtı
 

Muğla’nın Meğri kasabasının ismi de, onun anısına “Fethiye” olarak değiştirilir. Anıt, daha önce başka yerde iken, (antik tiyatronun hemen karşısında bulunan parkın içinde) bu park alanında düzenlenen rekreasyon alanına taşınmıştır. Anıt, Helkeltıraş Onur Uslu tarafından yapılmıştır. Yüksekliği 4 metredir. Ağırlığı 2 tondur.

 

FOÇA MAHALLESİ

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Çalış Plajı
 

ÇALIŞ PLAJI

Fethiye merkeze 3 km uzaklıktadır. 10 dakikalık bir araç yolculuğu ile buraya ulaşmak mümkündür. Kumsalın toplam uzunluğu 4 km dir. Yani oldukça uzundur, neredeyse şehir çıkışına yakındır. Bu yüzden bölgede çok fazla sayıda otel ve yazlık ev bulunmaktadır. Çalış Plajı: Çalış Koruma Derneği tarafından işletilmektedir.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Çalış Plajı
 

Çalış isminin kaynağı: Ahmet Gazi isimli bir Osmanlı Komutanının, Çalış sahiline yakın bir yerde katıldığı bir savaş sırasında, düşman saldırıları karşısında direnen bir askere “Dayan baba, biraz daha çalış, düşmanı yenmemize az kaldı” şeklindeki sözlerinden kaynaklandığı söylenir.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Çalış Plajı
 

Deniz

Deniz aniden derinleşiyor, çocuklu aileler ve yüzme bilmeyenler için uygun değildir.

Deniz kum ve ince çakıllıdır, normal derinliktedir. Denizin içindeki taşlar rahatsız edici olabiliyor, bu yüzden deniz ayakkabısı ile girilmesi öneriliyor, çünkü taşlar ile birlikte denizde nadir de olsa olta, kanca vs bulunduğu da söyleniyor.

Burada deniz, Ölüdeniz’e göre daha dalgalı olduğu için deniz suyu biraz bulanıktır. Ancak bu bulanıklık kirlilik değildir.

Körfezin yapısı gereği, deniz sabah saatlerinde durgun, öğleden sonra ise biraz hareketlidir. Saat: 18.00’den sonra da durgundur.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Çalış Plajı
 

Buna bağlı olarak, özellikle yörenin yerlileri, burada sabah saat 10.00’dan sonra denize girmezler.

Çünkü yosunlar ve dalgalar nedeniyle denizin keyfi kaçıyor. Deniz dalgalı olduğu için dipteki kum ve taş kalkıyor ve oturmadan başka yeni bir dalga geliyor.

Bu durumda elbette çevrede birçok alternatifler bulabilirsiniz.

Burada su sporları yapabilirsiniz.

Ayrıca: burada; Nisan ayından itibaren Caretta Carettaların doğumu ve denize yürümeleri görülebilir. Plaj, Caretta Carettaların yumurtalarının korunması için Üniversiteli öğrenciler tarafından iki ay gözlemleniyor. Bu süreçteki barınma ve yiyecek ihtiyaçları ise, yöre halkı tarafından sağlanıyor. Bu dönemde, yavruların denize ulaşabilmeleri için, plaj, akşam saat 19.30 civarında kapatılıyor.

Sahil

Plaj bölümü: geniş ve güzeldir.

Ancak kum değil taşlıktır bu yüzden özellikle çocuklar sahili sevmiyorlar. Çocuklu aileler buna dikkat etmelidir.

Evet: Çalış plajı: Fethiye yöresinde, oldukça bilinen bir yer olmasının yanında, birçok sosyalleşme alanına da sahip olmasıyla öne çıkmaktadır.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Çalış Plajı gün batımı
 

Burası, özellikle “Günbatımı” izlenmesi için oldukça uygundur. Banklara oturarak güneşin batışını mutlaka izlemenizi öneririm.

Sahil boyunca: barlar, otel ve restoranlar bulunmaktadır. Sahil boyundaki yürüyüş yolu yani “Kordon” 3 km uzunluktadır.

Akşamları burada yürüyüş yapılmaktadır.

Çünkü burada çok fazla sayıda kafe, restoran, eğlence mekanı ve hediyelik eşya dükkanları bulunmaktadır.

Çalış sahilinde 10 tane beş yıldızlı otel de vardır.

Safari ve tekne turları buradan düzenleniyor.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Çalış Kuş Cenneti
 

Çalış Kuş Cenneti

Çalış Kuş Cenneti, Fethiye girişindedir. Fethiye Belediyesi tarafından “Doğa Park Alanı” ilan edilmiştir.

Her yıl göçmen kuşlar ve flamingolar burada belli bir süre kalmaktadırlar.

Burada şimdiye kadar 222 ile 242 arasında kuş türü sayılmıştır. (Ancak şimdilerde bu kadar kuş türü görülmüyor.) Çünkü: alanın büyük bölümü sazlıktır. Bu bölge, canlılara zarar verilmemesi için koruma altına alınmıştır. Çalışın en ucunda “Sat” diye bir beach club var. Kuş cenneti tarafındaki bu plajın suyu çok daha durgun olduğu için daha temiz duruyor.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Şövalye Adası
 

Şövalye Adası

Çalış plajının karşısındadır. Eski ismi “Meğri Adası” dır. “Meğri” kelime anlamı: “uzak diyar”dır.

Ada ismini, 15’nci yüzyılda burada bulunan Rodos Şövalyelerinden almıştır. Adada: Rodos şövalyelerinin yaptırdığı kale kalıntıları ve sarnıçlar görülmektedir. İki küçük tepeden oluşan adada, antik dönemlerdeki yerleşim, Zeytinli tepenin kuzey ve güney yamaçları ve iki tepe arasındaki düzlükte olmuştur. Zeytinli tepenin kuzey yamacındaki sur duvarları, yaklaşık 1 metre kalınlığındadır. Sur duvarlarının günümüze ulaşan toplam uzunluğu ise sadece 3 metredir. Sonuç olarak, adada günümüze ulaşmış kalıntıların çoğu Bizans döneminden kalmadır ve Bizans döneminde, günümüzde olduğu gibi ada konut alanı olarak kullanılmıştır.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Şövalye Adası
 

 

Fethiye körfezini ince uzun ve bir lades kemiği şeklinde kapatır. Fethiye limanını korunaklı hale getirir. Adanın doğusunda Çalış plajı, batısında Kızılada, güneyinde Fethiye ve kuzeyinde açık deniz vardır.

Sessiz ve sakinliğiyle ilgi çeker. Dinlenmek ve kalabalıktan uzaklaşmak için güzel bir yerdir.

Adada birçok canlı türü yaşamaktadır. Buraya geçmek için Çalış sahilinin başında bulunan Şat iskelesi kullanılır. Şat iskelesinden motorlarla buraya ulaşmak mümkündür. Ancak adada inerken merkeze döneceğiniz saati kaptanınızda teyit edin ve bence kaptanınızın cep tel numarasını mutlaka alınız.

Bölgeyi çevreleyen birçok adalar zincirinde yerleşim yeri olan yer adadır. Daha da ötesi ülkemizde yerleşime açılmış nadir adalardan birisi olarak kabul edilir.

Adada günümüzde 4 konaklama tesisi ve 70 bina bulunmaktadır. Çünkü Şövalye adası 1970’li yıllarda imara açılmıştır. Çalış plajı tarafından, deniz altından adaya su ve elektrik gelmektedir.

Bu yüzden özellikle yabancıların ilgisini çekmektedir. Şövalye adası, İngiliz basınında her dönem kendisine yer bulmuştur.

Yabancı turistler, adada bulunan tarihi kalıntıları da gezmektedirler.

Özel plaj alanı ve restoranı vardır. Ancak plaj taşlık ve yanınızda deniz ayakkabısı götürmeniz şiddetle önerilir. Restoran derseniz, fiyatları pahalı, bunu düşünerek restoranı değerlendiriniz.

Ada, 1994 yılında “Doğal Sit Alanı” ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Ördek Adası
 

Ördek Adası

Ördek adası, Çalış plajına 2 km ve Fethiye ilçe merkezine 5 km uzaklıktadır. Kuş cennetiyle aynı bölgede olup kuş koruma alanı olarak düzenlenmiştir. Sahil bandının düzenlenmesi sırasında Fethiye Belediyesi tarafından oluşturulan Ördek Adası, ziyarete açılınca, büyük ilgi çekmiştir. Ziyaretçiler, burada bulunan ördekleri beslemektedirler.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Yörük Çadırı Kerimoğlu Müzesi
 

Yörük Çadırı, Kerimoğlu Müzesi

Çalış mevkiinde bulunan müze kıl çadır içindedir. Burada, eskiden yörede kullanılan tüm malzemeler sergilenmektedir.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Yörük Çadırı Kerimoğlu Müzesi
 

Özellikle Yörükler tarafından kullanılan malzemeler bulunuyor. Ayrıca, burada “Yörük Çadırı Restoranı ve Kıl Çadırı Türkü Bar” bölümü bulunmaktadır. Burada diskotek kültüründen ayrı olarak her yöreden halk türküleri söyleniyor.

KESİKKAPI MAHALLESİ

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Müzesi
 

FETHİYE MÜZESİ

Fethiye Merkez Gezilecek Yerler, Kesikkapı Mahallesi 505 Sokaktadır. Müzeye giriş ücretsizdir.

Müzenin çekirdek eserleri, 1960 yılından itibaren toplanmaya başlamıştır. Toplanan eserler, bir depoda korunmuştur. 1987 yılında ise yeni bir müze binası yapılmış ve eserler, ziyarete açılmıştır.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Müzesi
 

Müze: 2 salondan oluşmaktadır.

1-Arkeoloji Salonu.

2-Etnoğrafya Salonu.

Arkeoloji Salonu:

Burada sergilenen eserlerin çoğunluğu, seramik gurubu eserlerdir. Eserler: MÖ 3 binli yıllardan, Bizans dönemi sonuna kadar uzanan döneme aittir.

Heykeller

Müzede özellikle 2010 yılında Tlos antik kenti tiyatro kazısında bulunan Roma imparatorları Hadrianus ve Antoninus Pius’un heykelleri görülmelidir.

Kaunos Antik Kenti Figürü-Kaunos Kybelesi

Kaunos antik kentinden çıkarılan bu figür, yarım metre uzunluğundadır. Üstünde: Nike, iki geyik, sekiz aslan ve akrep kabartması bulunmaktadır.

Tringual Stel

Bu bölümdeki en önemli eser, Lykia dilinin çözülmesini sağlayan “Stel” dir. Stel: bir Makedon savaşı sonrasında 2 Atinalının, Kaunoslular tarafından şereflendirilmesine aittir. Bu stel üzerinde, 3 değişik dilde (Likçe, Grekçe, Aramice) yazılmış bir metin bulunmaktadır. Bu stel, klasik çağdaki yöre halkının dili olan Likçe’nin çözümlenerek okunmasında önemli rol oynamıştır.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Müzesi Kumrulu genç kadın
 
Kumrulu Genç Kız Heykeli

Müzedeki bir başka önemli obje: “Kumrulu Genç Kız Heykeli” dir. Yanında iki kadın heykeli bulunmaktadır. Bu heykel: Artemis kültürü ile ilgilidir. Ancak en önemli yanı, yörede antik dönemde bir Artemis Tapınağının bulunmasının kanıtlanmasıdır. Ayrıca: Tanrı-Kahraman Kakasbos’a adanan adaklar bulunmaktadır.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Müzesi mozaik buluntular bölümü
 
Mozaik Buluntular bölümü

Letoon antik kentinde bulunan Apollon Tapınağının taban süslemesi bulunduktan sonra buraya getirilmiştir. Mozaik panonun ortasında bulunan “güneş” motifi ilgi çekmektedir. Motif: Işık ülkesi Lykia’yı, soldaki ok ve yay Tanrıça Artemis’i ve sağdaki betimleme Tanrı Apollon’u tasvir etmektedir.

Azize Katherina Heykeli

Bu heykel, gemilerin önüne takılırdı ve koruyucu özelliği olduğuna inanılır.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Müzesi Etnografya Salonu
 

ETNOĞRAFYA SALONU

Burada, yöreye has çeşitli el işlemeleri, el dokumaları, üç etekler, kaftanlar, gümüş takılar gibi objeler sergilenmektedir.

Bu bölümde, ahşaptan bir “Dastar Tezgahı” sergileniyor. Bu eser, Üzümlü çevresinde dastar dokumacılığında kullanılan bir tezgahtır ve halen çalışır durumdadır.

Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Müzesi açık mekanlar
 

Açık Mekanlar

Müzenin açık mekanlarında: lahit mezarlar, büyük taş objeler ve Izraza anıtı sergileniyor.

Fethiye Ören yerleri.

Fethiye Kayaköy ve çevresi.

Fethiye Ölüdeniz.

Fethiye genel bilgiler.

Fethiye Göcek ve çevresi.Fethiye Göcek ve çevresi

Fethiye Girme kaplıcaları.

Fethiye Saklıkent.

Fethiye Ölüdeniz

Fethiye Ölüdeniz

Fethiye Ölüdeniz, Yabancılar için, yurtdışında  herhangi bir turizm aktivitesi düşünüldüğünde, ilk akla gelen resimlerden biridir. Gerçekten: dünya üzerinde pek eşi-benzeri olmayan bir yer. Sakin bir yer, çam ağaçlarının gölgelediği kumsallarında, muhteşem güzellikteki kumsallar ve isteyene sakin bir deniz, isteyene ise dalgaların hareketlendirdiği bir deniz.

Fethiye ilçe merkezinden, Ölüdeniz’e giderken, dik rampanın sonunda, Hisarönü ve Ovacık köyleri vardır. Bunlar: yan yanadır.

OVACIK

Fethiye ilçe merkezine 6 km uzaklıktadır. Ölüdeniz’e ise 5 km uzaklıktadır.

Fethiye eteklerinde küçük bir kasabadır. Babadağ’ın dibinde, Ölüdeniz ile Fethiye arasında bulunan bir plato üzerindedir. Babadağ yamaçlarına yakın olması nedeniyle serin esintiler bulunur. Hisarönü ile aynı yerdedir ve Hisarönü’nün konaklama tesislerinin bulunduğu kısımdır.

Belde son yıllarda kurulan çok sayıda otel ve tatil köyü ile turistik bir merkez olmuştur. Ovacığın hemen bitiminde Hisarönü başlar. Ovacık ve Hisarönü’nün birleştiği yerde, Ölüdeniz yol ayırımı vardır.

Son bir not: Ovacık bölgesinde tepe üzerindeki sur duvarları, 1’nci Derece Arkeolojik Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Fethiye Ölüdeniz Hisarönü

HİSARÖNÜ

Fethiye-Ovacık karayolu üzerindedir. Fethiye Ölüdeniz’e 4 km uzaklıktadır. Fethiye ise 10 km uzaklıktadır.

Çam ormanlarının içindedir. Gündüzleri sakindir. Ancak burası özellikle popüler gece hayatı ile tanınmaktadır. Hisarönü merkezi, akşam saat 19.00’dan sonra araç trafiğine kapanmaktadır. Ölüdeniz ve Fethiye’den daha yüksekte olduğu için, hava nispeten daha serindir.

Burada çok miktarda tatil köyü, otel ve pansiyon bulunmaktadır. Bölgede çok sayıda hediyelik eşya dükkanı da bulunuyor. Mağara ve dükkan yanında, sokak üzerinde sayısız tezgah açılarak çeşitli ürünler satılır.

Ayrıca: restoranlar, barlar, kulüpler ve mağazalar vardır. Özellikle “Barlar sokağı” eğlence için tercih edilmektedir ve özellikle İngiliz turistler oldukça fazladır. Ancak sadece turist değil, bölgede çok sayıda yerleşik İngiliz ve İrlandalı da yaşamaktadır. Restoran ve barlarda, menüler İngilizce ve Paunt olarak yazılıdır. İngiliz yemekleri servis edilir. İngiliz usulü kahvaltılar bulunur. Raflarda İngiliz gazeteleri görebilirsiniz. Yani bunu yazmaktan sıkılsam da, buranın esnafı Türk müşteriyi pek sevmez.

Son bir not: Hisarönü bölgesinde bulunan Roma yapı kalıntıları, 1’nci Derece Arkeolojik Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Fethiye Ölüdeniz Belcekız

BELCEKIZ

Ulaşım

Fethiye Ölüdeniz, Fethiye ilçe merkezine 14 km uzaklıktadır. Yol, çamların arasından ilerler. Yolun son kısımlarındaki yokuştan aşağıya inince, muhteşem bir mavilik, deniz sizi karşılar.

Burası “Belcekız Koyu” dur.

Ölüdeniz lagününün bulunduğu mahalle “Belcekız” olarak isimlendiriliyor.

Belcekız koyundaki kumsaldan yürüyerek Ölüdeniz’e ulaşabilirsiniz.

Fethiye Ölüdeniz

ÖLÜDENİZ

Teke Yarımadasında Fethiye Ölüdeniz Mahallesindedir.

2006 yılında; Almanya’nın en yüksek tirajlı gazetesi olan “Bild” gazetesinin düzenlediği ankette “Dünyanın En Güzel Sahili” seçilmiştir.

Fethiye Ölüdeniz: Likya döneminde “Işık ve Güneş Diyarı” olarak tanınmıştır.

Ortaçağ’da ise “Uzak Diyar” olarak tanınır.

Adı gibi durgun bir göl şeklindedir.

Kıpırtısız durur.

Belcekız kıyılarında yoğun dalgalar varken, Fethiye Ölüdeniz’de sadece çırpıntılar görülür.

Dibinde tek bir tane yosun yoktur ve beyaz bir kumla örtülüdür.

Suyun ve dibindeki kumun kırdığı ışık “turkuaz” bir renk verir.

Ayrıca: kıyıdaki çamların gölgesi, Fethiye Ölüdeniz e düşer ve ortaya etkileyici bir görüntü çıkar.

Fethiye Ölüdeniz lagünü, Kaptan Cousteau tarafından incelenmiş ve buranın tek hücreli mikro organizmalardan deniz kaplumbağalarına kadar birçok canlıyı barındıran doğal bir akvaryum olduğu belirtilmiştir.

Fethiye Ölüdeniz

Ölüdeniz 2 kısımdan oluşuyor.

1’nci Bölüm: Belcekız bölümüdür.

2’nci Bölüm ise, Lagün bölümüdür.

Her iki bölümü birbirinden Kumburnu ayırır.

Kendisini Yenilemesi

Fethiye Ölüdeniz, hemen hemen her gün kendisini yeniler.

Çünkü: burada yoğun kaynak suyu çıkar.

Dipte, açık denize doğru bir akıntı vardır.

Kaynak sularının yarattığı tuzluluk farkı nedeniyle, açık denizden içeriye ve dışarıya devamlı bir sirkülasyon vardır.

Gel-git etkisi nedeniyle, 2-3 günde bir Ölüdeniz ortalama yarım metre yükselir ve alçalır. Bunun sonucunda, Fethiye Ölüdeniz’e büyük oranda, açık deniz suyu giriş ve çıkışı sağlanmaktadır.

Ölüdeniz Efsanesi

Bir zamanlar, buradan geçen gemiler, açıkta demirler ve içme suyu almak için sandallarla kıyıya çıkarlarmış.

Yine bir gün yaşlı bir kaptanın genç oğlu, sandalla su almak için karaya çıkar ve “Belcekız” ı görür. Görür görmez de vurulur aşık olur. Kızda buna kapılır.

Ancak, delikanlı suyu alıp dönmek zorundadır.

Gemi uzaklaşıp gider.

Belcekız, hep kıyıyı, sevgilisini gözler.

Delikanlı da geminin buralardan her geçişinde, sandalla kıyıya su almaya gelir ve görüşürler.

Yine bir gün, gemi, buradan geçerken fırtına çıkar.

Genç, kaptan babasına burada korunaklı, havuz gibi bir koy olduğunu söyler.

Ancak babası oğlunun gönül macerasını ve karadaki Belcekız’ı bilmektedir.

Oğlunun sevgilisini görmesi uğruna, gemiyi parçalamayı göze aldığını düşünür.

Fırtına, dalgalar ve baba ile oğul arasındaki kavga büyür.

Gemi tam kayalıklara çarpacakken, kaptan bir kürek darbesiyle oğlunu denize atar ve geminin dümenine iyice yapışır.

Derken deniz döner, çarşaf gibi bir koya girerler.

Oğlan ise orada denizde ölür.

Belcekız, kayaların üzerinde sevgilisini beklerken, öldüğünü görünce kendisi de kayalardan atlayarak intihar eder.

İşte o günden sonra kızın öldüğü yere “Belcekız” ve oğlanın öldüğü yere ise “Ölüdeniz” denir.

Ölüdenizin rengi, günün değişik saatlerinde değişip durur ve bu durumun, iki aşık oğlan ve kıza denizin yandığını söylerler.

Fethiye ÖlüdenizKıdrak Tabiat Parkı

 

KIDRAK TABİAT PARKI

Kıdrak koyu, Fethiye Ölüdeniz’in ilerisinde, Kayaköy’e yaklaşık 16 km uzaklıktadır. Fethiye merkeze 12 km ve Ölüdeniz’e 3 km uzaklıktadır.

Babadağ eteklerindeki bölge: 1983 yılına kadar Orman içi dinlenme yeri iken, bu tarihte “Tabiat Parkı” olarak ilan edilmiştir.

Çünkü flora zenginliği ve orman, deniz, sarp kayalıkların oluşturduğu doğal peyzaj koruma altına alınmıştır. 1’nci derece doğal sit alanıdır.

950 hektarlık alanda ilan edilen Kıdrak Tabiat Parkı içine, Ölüdeniz de dahil edilmiştir.

Alan: Fethiye Ölüdeniz Lagünü ve Kıdrak Plajını kapsar.

Fethiye Ölüdeniz’den buraya karayolu bulunmaktadır.

Fethiye Ölüdeniz Kıdrak Plajı

Kıdrak Plajı

Fethiye Ölüdeniz biraz ilerisindedir. Ölüdeniz kalabalığından sıkılmış olanlar burayı tercih ediyorlar.

Milli Park alanı olması nedeniyle buraya giriş ücretlidir. (Araç girişi 27 TL. dir.) Aracınızı otoparka bıraktıktan sonra biraz yürümek gerekiyor.

Kıdrak Plajı: 2017 yılında Tabiat Parkı olarak ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Çünkü, burada birçok ağaç türü ve birçok kuş türü bulunmaktadır. Ayrıca yaban hayatı da mevcuttur.

Sessiz ve sakin bir yerde, plaj istiyorsanız, burayı mutlaka ziyaret etmelisiniz. Burada ayrıca: piknik, yürüyüş, kuş gözlemi ve fotoğrafçılık yapabilirsiniz.

Tabiat parkında bir işletme bulunuyor. Bu işletmeye ait bölgede: karavan veya çadırla konaklama yapabilirsiniz. Tuvalet ve duşlar bulunuyor.

Koyun en büyük özelliği: yamaç paraşütü yapanların genellikle iniş için kullandığı alandır. Yani güneşlenirken, tepenize inen rengarenk paraşütleri izleyebilirsiniz.

Piknik Alanı

Kumsal hariç, ağaçların altında çokça dinlenme alanları vardır. Ancak piknik alanı fazla büyük değildir. Park alanına dışarıdan yiyecek-içecek getirmek serbesttir.

Fethiye Ölüdeniz Piknik Alanı

Plaj-Kumsal

Plaj, kumluktur.

Sahilde şezlong ve şemsiye kiralamak mümkündür. Plajda, soyunma kabini, duş ve tuvalet bulunuyor.

Giriş ücreti ödemenize rağmen şezlong ve şemsiye için de ücret ödemeniz gerekiyor.

Fethiye Ölüdeniz

Deniz

Deniz birden derinleşiyor bu yüzden yüzme bilmeyenler ve çocuklu aileler için uygun değildir. Suyu tertemiz ve berraktır. Deniz serin, hafif dalgalı ve kum-çakıl karışımıdır.

Ancak deniz yoğun şekilde taşlıktır, bu yüzden deniz ayakkabısı kullanmak şarttır.

Fethiye Ölüdeniz Kumburnu Tabiat Parkı

 

KUMBURNU TABİAT PARKI

Belceğiz’İn kuzeybatısında, Kıdrak Tabiat Parkı sahasının içindedir. Park alanına giriş ücretlidir. Otopark ve giriş ücreti 25 TL. dir. Aracınızı otoparka bıraktıktan sonra plaja ulaşmak için 150 metre kadar yürümek gerekiyor. Dikkat buraya yaya olarak girerseniz ücret alınmıyor. (Eskiden 7 TL. giriş ücreti alınıyordu.)

Çevresi dağlarla çevrilidir.

Tabiat Parkı, Muğla Valiliğine bağlı MUÇEV (Muğla Hizmet Vakfı) tarafından işletiliyor.

Burada: 100 metrelik bir mesafenin, saha koruması yapılarak sürekli temiz kalması sağlanıyor. Bu mesafeye giren atıklar, görevliler tarafından anında temizleniyor.

Günübirlik ziyaretler için kullanılmaktadır.

Halen burada iki küçük kafeterya bulunmakta ve fast-food türü yiyecek ve içecekler satılmaktadır. Piknik yapmak isteyenler için, piknik alanı düzenlenmiştir.

Fethiye Ölüdeniz Kumburnu Halk Plajı

 

Kumburnu Halk Plajı

Fethiye bölgesindeki mavi bayraklı 3 plajdan birisi burasıdır.

Plaj 2 km uzunluktadır.

Plaj bölümünde: su sporları yaptıran bir işletme bulunuyor. Ayrıca duş ve tuvaletler bulunmaktadır.

Plajda şezlong ve şemsiye kiralamak imkanı bulunmaktadır. (şezlong 15 TL ve şemsiye 15 TL. dir.)

Denize gelince, deniz tabanı taşlık ve hatta kayalıktır ve birden derinleşir. Bu yüzden yüzme bilmeyenler ve çocuklu ailelere uygun değildir. Isıran balıklar burada da vardır.

BABADAĞ

1975 metre yükseklikteki Babadağ üzerinde kurulu B tipi mesire alanı, Babadağ’ın 1965 metre rakımındadır ve yaklaşık 810 hektar büyüklüktedir.

Paraşüt yapmayacaksanız, Babadağ’da Bayrak Zirveye kadar çıkın ve çevreyi ve paraşüt yapanları izleyin. Burada “Zirve Kafe” diye bir mekan bulunuyor, oldukça güzel bir yerdir.

Burası, Fethiye Ölüdeniz e yamaç paraşütü atlayışı için kullanılmaktadır.

Babadağ yamaç paraşütü için ayrı yükseklikte 4 tane piste sahiptir. Hava şartlarına ve rüzgar durumuna bakılarak hangi pistten atlayış yapılacağına profesyonel pilotlar karar veriyorlar.

Sadece: paraşüt atlayışı ve manzara izlemek için gelenler tarafından kullanılabilir.

Ancak: buraya ulaşım oldukça dik ve stabilize yolla sağlanır. Paraşüt atlayışı yapacak olanlar buraya özel ciplerle çıkarılırlar. Bu yolculuk yaklaşık 50 dakika sürer.

Fethiye Ölüdeniz Skywalk Teleferik Projesi

 

Skywalk Teleferik Projesi

Proje tamamlandığında, Ölüdeniz ile Babadağ zirvesi arasında ulaşım sağlanacaktır. Bu hareket, Babadağ’ın karlı zirvesi ile yine Ölüdeniz arasında kış aylarında da devam edecektir.

Fethiye Ölüdeniz Teleferik

Teleferik projesinin başlangıç yeri: Ovacık Mahalesindeki Yasdam Caddesidir. Bitiş yeri ise, Babadağ zirvesindeki 1700 metrede bulunan pistin hemen yanındadır.

1700 metre yüksekliğe çıkacak olan teleferik, 61 kabinlidir ve seyahat süresi 7 dakikadır.1800 ve 1900 metrelik pistlere ulaşım ise telesiyej ile sağlanacaktır. Proje dahilinde 1700 ve 1900 metre pistlerinde restoran ve seyir terası yapılacaktır.

Fethiye Ölüdeniz Paraşüt Atlayışı

Paraşüt Atlayışı

Deneyimli bir pilot eşliğinde başlayan uçuş, 35-40 dakika sürer. Uçuşu tamamladıktan sonra yamaç paraşütü atlayışı yapanların inmesi için ayrılmış alana iniliyor.

Fethiye Ölüdeniz Faralya Köyü

 

FARALYA KÖYÜ

Fethiye merkeze 28 km ve Fethiye Ölüdeniz e 8 km uzaklıktadır.

Fethiye Ölüdeniz den; buraya ulaşım için alternatiflerden birisi: Likya yolu üzerindeki Kelebekler Vadisinden, yukarıya yürüyerek ve zaman zaman iplere asılarak tırmanmaktır.

Diğer ulaşım şekli ise, araba ile buraya ulaşmaktır.

Köyün ismi “Uzunyurt” olarak değiştirilmiştir.

Köy, denize meyilli bir yamaç üzerindedir.

Denizden 440 metre yüksekliktedir.

Köy: yemyeşil bir cennete benzer.

Dağlardan gelen rüzgarlar sıcak yaz günlerinde insanın içini rahatlatır. Köy, yüzünü Akdeniz’e dönmüş ve sırtını Babadağ’a yaslamıştır. Kızılçam ormanlarıyla bir cennet gibidir.

Köy: Hisar, Orta Mahalle ve Kabak Mahallesi olarak üç mahalleden oluşmaktadır.

Köy halkı, hayvancılık ve turizm ile uğraşmaktadır. Özellikle bal üretimi yaygındır ve burayı ziyaret ederseniz, bence mutlaka tatmalısınız.

Köyde; sakin ve huzurlu bir tatil geçirmek isteyenler için pansiyon, otel, bungalov ve çadır kamp yerleri bulunuyor.

Fethiye Ölüdeniz Kabak Vadisi ve Kabak Koyu

 

Kabak Vadisi ve Kabak Koyu

Fethiye merkeze 31 km dir. Kelebekler vadisine yakındır.

Buraya gerek teknelerle denizden ve gerekse dolmuşlarla karadan gidebilirsiniz.

Vadi yüzlerce metre yükseklikteki yamaçlarla çevrilidir. Bu yamaçların yükseklikleri 800 metreyi bulabilmektedir. Kanyonun bitiminde, vadi yaklaşık 200 metre genişlikte bir plajla sonlanır.

Kabak koyu: doğa tutkunları için, yörede mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir.

Fethiye Ölüdeniz Kabak Koyu

Likya yolu üzerindedir.

Koy, Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Çünkü: dünya üzerinde koruma altına alınmış 100 dağdan biri olan Babadağ eteklerinde bulunan Kabak Koyu, Türkiye’de nadir rastlanan bir jeolojik yapı olan kanyon biçimindedir. Doğal hayatın devamlılığını sağlamak için bölgede büyük oteller yoktur.

Burada kamp alanlarında bungalovlarda kalabilir veya çadır kurabilirsiniz. Hatta ağaç evler bulunmaktadır. Tesislerde sabah kahvaltısı ve akşam yemeği veriliyor.

Ölüdeniz’den sonra en güzel kumsal buradadır.

Fethiye Ölüdeniz Kabak Koyu

Koyda 200 metre uzunluktaki sahilin bir kısmı taş bir kısmı kumludur.

Kumsal Sit alanı olduğu için herhangi bir tesis bulunmuyor. Tesis olmadığından doğal olarak şezlong ve şemsiye de bulunmuyor. Yani kendi şemsiyenizi götürmelisiniz.

Deniz ise, temiz ve parlaktır. Ancak kalabalık sezonda yani Temmuz ve Ağustos aylarında deniz aşırı kalabalık olması nedeniyle bulanık olabiliyor. Denizde su seviyesi birden derinleşiyor, bu yüzden yüzme bilmeyenler ve çocuklu aileler için sıkıntılı bir yerdir, dikkat etmek gerekir.

Fethiye Ölüdeniz Kelebekler Vadisi

 

KELEBEKLER VADİSİ

Vadiye kara ulaşımı yoktur. Sadece Ölüdeniz’den kalkan teknelerle buraya ulaşabilirsiniz. Tekneler vadinin koy kısmına gidiyor, bu koyun ismi “Güdürümsü Limanı” dır.

Babadağ’ın eteklerindedir.

Babadağ: sahil olduğu endemik türler nedeniyle, UNESCO Dünya Mirası için önerilmiştir.

Vadi, 350 metreye ulaşan sarp kayalarla çevrilidir.

Vadi, her türlü yapılaşmaya kapalıdır.

İsmini barındırdığı 80’den fazla kelebek türenden ve özellikle “Kaplan kelebeğinden” almaktadır.

Vadide kayalarda, ağaçların gövdelerinde ve yapraklarında, milyarlarca kelebek bulunmaktadır.

Bu kelebeklerin yarattığı bu örtü, önce fark edilmiyor ancak bir ses veya bir hareket nedeniyle, havalanan kelebekler, gökyüzünü sarıyor.

Vadi: 1995 yılında 1’nci derece Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Yani, burada yapılaşma yasaktır.

Fethiye Ölüdeniz Kelebekler Vadisi

Vadiye giriş ücretlidir.

Burada konaklama isterseniz: çadır ve bungalov tercihleri bulunmaktadır. Konaklayanlar için vadide bir restoran, bar ve büfe vardır.

Yukarıda belirttiğim gibi, buraya ulaşmanın en kolay yolu teknelerdir.

Ancak Babadağ eteklerinde Kelebekler Vadisine ulaşan iki tane patika bulunmaktadır.

Bu patikalardan bir tanesi “Şelalelere” ve diğer patika ise “Faralya köyüne” gitmektedir.

Belli bir tecrübeniz varsa, sadece 1’nci Şelaleye kadar gitmeniz önerilir, gerisi tehlikelidir.

Faralya köyüne giden patika ise daha tehlikelidir, hatta birçok yerde ilerlemek için ip yardımı ile yukarı çıkmak gerekir.

GEMİLER KOYU

Ölüdeniz’in batısında yaklaşık 7 km uzaklıktadır.

Kaya Mahallesinin arkasındaki tepenin hemen arkasında, zeytin ve çam ağaçlarının arasında “Gemiler Koyu” bulunmaktadır

Gemiler koyu ve plajı: korunaklı oluşu ve güzel kumsalıyla gerek tekneler ve gerekse karayolu ile buraya ulaşanlar tarafından yoğun tercih edilmektedir. Karayolu ile, buraya Fethiye-Hisarönü-Kayaköy yolundan ulaşmak mümkündür.

Kayaköy, buraya 5 km uzaklıktadır. Birçok ziyaretçi, buraya Kayaköy’den yürüyerek gelmektedirler. Ancak buraya araçla da ulaşmak mümkündür.

Koyda, plaj işleten bir işletme bulunuyor. Şezlong ve şemsiye kiralamak mümkündür. Sahilde kano ve deniz bisikleti kiralayabilirsiniz.

GEMİLER ADASI

Gemiler koyunun tam karşısında ise, Gemiler adası vardır.

Adanın diğer ismi “St Nicholas” (Aya Nicola) adasıdır.

Adaya, tekne ile geçilebiliyor.

Adaya giriş ücretlidir. Müze kartı olanlar, ücretsiz girebiliyorlar.

Adada, MS 5 ile 13’ncü yüzyıllar arasında, Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim görülür.

Bu dönemlere ait: sarnıç, konut, depo ve kilise kalıntıları vardır.

Büyük kilisenin freskleri iyi durumda günümüze ulaşmıştır.

Deniz kıyısında ise sarnıç kalıntıları vardır.

Kalıntılar arasında en ilgi çeken yer: iki kilise arasındaki 500 metrelik tüneldir.

Tünel bazı kısımları yıkık olarak günümüze ulaşmıştır.

Tünel içindeki merdivenlerin aralarında 17 durak vardır.

Bunlar: İsa’nın çarmıha gerilmeye götürülürken 17 kere dinlenmesini temsil eder.

MS 240-241 yılları arasında meydana gelen deprem sonucunda, kıyıdaki kalıntıların bir kısmı suların altında kalmıştır ve günümüzde bu batık kalıntıları, denizde 2 metre derinlikte görülebilmektedir.

1990 yılında bir Japon arkeoloji heyeti tarafından yapılan araştırmalarda, adanın erken Hıristiyanlık döneminde bir ziyaret yeri olduğu, çünkü adada denizcilerin azizi St Nicholas’in yaşadığı tespit edilmiştir.

Evet bu adayı ziyaret etmeyi düşünürseniz, özellikle gün batımını izlemenizi şiddetle öneririm.

Fethiye Ölüdeniz Yediburunlar Köyü

 

YEDİBURUNLAR KÖYÜ

Ölüdeniz ve Patara plajları arasındadır.

Yolu biraz zorludur. Ancak büyüleyici manzaralar sunmaktadır.

Köy, eski dönemlerde “Kutsal Burun” (Hiera Akra) olarak tanınmaktadır.

Köy, denizden 600 metre yüksektedir ve harika bir manzara görülmektedir. Yüksek konumu nedeniyle havası bunaltmaz.

Güneye doğru: sırasıyla Yediburunbaşı, Kötü, Sancak, İnkaklık, Yassa, Kılıç ve Zeytin burunlarından oluşmaktadır.

Evet, Yediburunlar köyünde denize ulaşmak için, Likya yolu üzerinden bir yürüyüş parkurundan denize inmeniz gerekiyor.

Bu parkurun bir kısmı “Kabak koyu” na doğru ayrılıyor. Diğer kısım ise özel bembeyaz bir koya açılıyor. Ancak: 450 metre yükseklikteki yamaçtan, 2.5 km lik bir parkurdan aşağıya inmek gerekiyor. Aşağıda deniz kıyısındaki koyda herhangi bir tesis bulunmuyor.

Fethiye ören yerleri.

Fethiye merkezi gezilecek yerler.

Fethiye kayaköy ve çevresi.

Fethiye genel bilgiler.

Fethiye Göcek ve çevresi.

Fethiye Girme kaplıcaları.

Fethiye Saklıkent.