Dubai Genel

Dubai Genel

Dubai; Arap Yarımadasındaki, 7 tane BAE Emirliğinden biri olan emirliktir. Dubai şehri: Birleşik Arap Emirliklerini oluşturan, ikinci büyük Emirliğin başkentidir. Arap Emirliklerinin en büyüğü, en lüksü ve en çağdaş olanıdır.

1960’lı yıllarda, yalnızca balıkçı kenti olan Dubai, 1990’lar sonrasında uygulanan politikalar sonucu, bölgenin ticaret merkezi olma durumuna gelmiştir.

Şehrin zenginliği: Dubai’de petrol üretiminin başladığı 1969 yılından sonra gelişmiş. 1991 yılında: günde 410.000 varile ulaşan petrol üretimi, bu tarihten sonra azalarak devam etmiş. Ancak, uzmanlar, ülkenin petrol kaynaklarının 2010’lu yıllarda kuruyacağını tahmin ediyorlar. Zaten ülke yönetimi de, bunu düşünerek, ülkenin geleceğini farklı yönlere kaydırmış.

Özellikle: turizm olmak üzere, finans ve ticaret. Büyük küresel şirketler, bölgesel bürolarını Dubai’ye taşımışlar. Bunun sonunda ise, kentte: 200’den fazla milletin temsil edildiği ve göçmen sayısının hızla arttığı bir durum ortaya çıkmış.

Turizm atılımlarına öncelik verilerek, ekonomiyi yeniden yapılandırma hamleleri sonucu: 2006 yılında, petrol dışı sektörler, gayri safi milli hasılanın (GSMH): % 94’nü karşılamış, muhteşem bir rakam.

Şehir

Kalabalık turist guruplarını kendine çekmek için yeni tesisler yapmak ve yeni yerler bulmak için pek uygun değil. Bu yüzden: kıyı şeridinde palmiye biçimli, üç yapay ada gurubu oluşturulmuş. Bu insan yapımı adalar gurubu: çarpıcı bir biçimde, sürekli olarak genişleyip büyütülüyor.

Çünkü: 2010 yılında, şehir yönetimi turist hedef sayısını: 15 milyon kişi olarak belirlemiş. Turist guruplarını şehre çeken, yalnızca turizm olanakları değil. İklim koşulları nedeniyle, tüm yıl boyunca, burada tatil yapmak mümkün. Çünkü, her dönem, burada güneş var.

Eskiden: trafik sıkışıklığı yaşandığı zamanlarda bile, kentin bir ucundan öbür ucuna 15 dakikada gidilirken bu gün bu yolculuk yaklaşık 1 saatten fazla sürebiliyor. Ancak: kent, hızlı büyümenin getirdiği sorunlarla da bir yandan boğuşuyormuş.

Şehrin kıyı şeridi

72 km. uzunluğundadır. Güneyde Jumeira bölgesi var. Bu bölgede: lüks oteller, güzel kumsallar bulunuyor. Bu tesisler: şehri, Mısır’dan sonra, Orta Doğu’nun ikinci büyük ve önemli turizm merkezi haline getiriyor.

Cebel Ali sahilindeki, Jebel Ali Port isimli büyük liman: dünyada, insan eliyle yapılmış en büyük liman olma özelliğine sahip. Bu liman: 71 kurulu iskele, 125 taşıma hattı ve 7 milyon konteynır kapasitesi ile öne çıkıyor.

Burada bulunan:

Gümrüksüz devasa alışveriş merkezleri, Dubai’yi tam bir alışveriş cenneti haline getirmiştir.

Burada: herhangi bir tarihi kalıntı bulamazsınız. Buranın size sağlayacağı tek şey: alışveriş. Ama: gerek çeşitlilik gerek teknoloji ve gerekse fiyatların uygunluğu büyük avantaj.

Bunun dışında: kentin, günübirlik geziler için, ilgi çekici yerleri var. Buralarda: koruma altına alınan, Afrika antilop sürülerini görebilirsiniz. Kumda golf oynayabilirsiniz. Şaryah Emirliği: Dubai’den araba ile 1 saat uzaklıkta. Burada: fiyatlar nispeten daha uygun, özellikle otel fiyatları.

Burada: mavi çarşı, sanat galerileri bulunuyor. Ayrıca: bir de uçak müzesi var. Daha kuzeydeki: Amcan, Ümmü’l Kayvan Resu’l Hayme gibi emirlikler, nispeten Dubai’ye göre daha az gelişmişler. Ancak: Dubai’nin eski halini merak edenleriniz varsa, bu emirliklere de gitmek mümkün.

Evet: güzel bir şehir.

Caddeleri yeşil tutmak için, deniz suyunu arındırıyorlar. Bu temiz suyu üretmek için, milyonlarca dolarlık tesisler yapmışlar. Bu arıtılan temiz suyu, yeşil alanlara aktarıyorlar. Suyun arıtımında ortaya çıkan buhar ise, elektrik üretiminde kullanılıyor.

Tabii üretilen elektrik o kadar fazla ki, şehir, sabahlara kadar ışıl ışıl aydınlatılıyor. Gece boyunca, bir ışıltı. Zaten uçak ile, Dubai üzerine geldiğinizde, aşağıda karanlıklar içinde, pırıl pırıl parlayan bir şehir görüyorsunuz.

Son olarak: 2007 yılında, Dubai’in aldığı turizm ödüllerinden söz etmek istiyorum.
  1. Dünyanın en iyi plajı: Le Royal Meridian Resort&Spa.
  2. Dünyanın en iyi kongre merkezi: Dubai World Trade Center.
  3. Dünyanın, ailelere yönelik en iyi oteli: Madinat Jumeria Oteli.
  4. Dünyanın en iyi oteli: Burj Al Arap Oteli.
  5. Dünyanın en iyi apart oteli: Grosvenor House

VİZE

Dikkat, Dubai’ye gitmek isterseniz: yeşil yani hususi pasaporta vize istemiyorlar ve harçsız giriş yapabiliyorsunuz. Bu durumda, yani yeşil pasaport ile, ülkede 90 gün kalma hakkına sahipsiniz. Tekrar giriş yapabilmek için ise, ülkeden son çıkış tarihinizin üstünden en az 30 gün geçmesi gerekiyor.

Dubai normal giriş vizesi almak için: en az 7 iş günü önceden müracaat etmeniz ve istenen belgeleri tamamlamanız gerekiyor. Belgelerin en önemlisi de, Dubai’de bir otelden rezervasyon yaptırmış olmanızı istiyorlar. İnternet üzerinden veya tur ile gidecekseniz, zaten böyle bir sıkıntınız olmayacak.

Kısa süreli ziyaretler için, giriş yapılana kadar, geçerlilik süresi 2 ay olan bir pasaport gerekiyor. Ülkede kalış süreniz 30 günü aşmayacak ise, bu durumdaki vize ücretiniz 250 TL. oluyor.

Emirates havayolları ile uçuşlarda bu vize konusunda bir kısım kolaylıkların bulunduğu söyleniyor ama yine de benim size önerim, Türkiye’den gitmeden önce vize işleminizi yaptırın ve rahat edin. Son anda çıkabilecek aksilikler, tatilinizi zehir edebilir.

Yoksa

Sonuçta karşınızda muhatap olacağınız insanlar, sizden farklı bir kültüre sahip ve yabancı bir ülkede, asla ve asla yaşanmaması gereken olayların yaşanması olası. Özellikle, hava alanında kaba davranıyorlar.

Bunların yanında: THY, Türkiye çıkışlı Dubai’ye uçan yolcuları için “E-Vize uygulaması” denilen yeni bir hizmet başlatmış. Yolcular: on-line vize için, yani Dubai konsolosluğuna gitmeden vize almak için, THY satış ofislerine veya yetkili bilet acentalarına şahsen başvuru yapıyorlar ve istenen birkaç evrak tamamlandığında, gerçekten muhteşem bir hizmet olan, bu vize hizmetinden yararlanıyorlar. Ancak: bu hizmet, Dubai’ye THY ile uçuş yapmanız durumunda geçerli.

HAVAALANI

Evet: İstanbul’dan çıkışınızdan itibaren, Dubai’ye ulaşmak için: 4 saatlik bir uçuş yapmanız gerekiyor.

Dubai Genel

Dubai havaalanının ismi: Dubai İnternational Airport. Bu havaalanı: 2005 Dünya Turizm Ödüllerinde, dünyanın en iyi havaalanı seçilmiş. Havaalanı: halicin, Deira yakasında, Garhoud ve Qusais semtleri arasında bulunuyor.

Hava kontrol kulesi ve 2000 yılında açılan: Sheikh Rashid Terminal (1.Nolu Terminal) Dubai’nin simgeleri arasında. Uçakların geneli, buraya geliyorlar. 2. terminal daha çok, İran, CIS havayolları ve Carter uçuşları için kullanılıyor.

Dubai uluslar arası hava alanının transit geçiş bölümü: meşhur Duty Free mağazalarından dolayı dünyanın en çok aranan transit havaalanı olmuş durumda.

Burası: Avrupa ülkeleri ve Amerika başta olmak üzere: dünyanın dört bir yanındaki, 55 ülke ve 85 kente bağlantı sağlar. Özellikle: ev sahibi olarak, Emirates ön plana çıkar.

Gerçekten

Muhteşem bir havaalanı. Havaalanı içinde: özellikle dikkatinizi hemen çekecek olan “Palmiye Ağaçları” var. Kapalı bir alanda, canlı ağaçlar, elbette bunların burada yetişmesi ilgi çekici bir olay. Bu arada: havaalanında, çok miktarda, muhteşem güzel satış mağazaları var. Özellikle: elektronik eşya satış mağazaları dikkati çekiyor.

Buradaki fiyatlar uygun. Düşünün ki: ülke içindeki satışlarda, ayrıca devlet tarafından herhangi bir verginin alınmaması, satın almak istediğiniz bir malın, ülke içinde havaalanında olduğundan, en az % 20 civarında daha ucuza almanızı sağlıyor.

Yani: siz havaalanında, ucuz bulup heyecanlandığınız bir malı, ülke içinde daha da ucuza bulacaksınız. Bunu niye söylüyorum, bazen herhangi bir yere geçerken de, Dubai havaalanında, bir süre bekleme durumunda kalınıyor, bu  durumda havaalanında alışveriş yapabilirsiniz. Ama: Dubai’ye geldi iseniz, havaalanından herhangi bir şey almanızı önermem, ülke içinden alın.

Bu arada

Havaalanı yapı olarak çok güzel ve hareketli. Gümrük çıkış noktasında: bir paket gayet güzel çikolata elimize tutuşturdular, güzel bir jestti. Bir de, mağazaların ortasında, gayet güzel ve son model bir araba var.

Bu araba: alışveriş yapanlara verilen kura numarası ile yapılan çekiliş ile, bir talihliye verilecekmiş, güzel bir uygulama, bizim ülke aklıma geldi, hani her alışveriş merkezindeki çekilişler. İnsanları alışverişe teşvik etmek açısından güzel bir uygulama. Evet: Dubai havaalanı gerçekten ilginç ve güzel.

Ama: tek bir kötü yanı var, özellikle gece burada iseniz, sağda-solda bir sürü, bulduğu yere kıvılmış yatmış insan göreceksiniz. Bu hoş bir görüntü değil, o güzelim görüntüyü bozmuş. Çünkü: yerler halı ve yerlerde yatıyorlar. Uzun süreli aktarma uçak bekleme durumunda, yerlere yatan bu insanların görüntüsü dışında, gerçekten modern ve güzel bir havaalanı. Bir de şunu hatırlıyorum. Terminal ile yani mağazaların bulunduğu bölüm ile: pasaport kontrol noktası arası çok uzak. Mağazaların büyüsüne kanıp, sakın uçağınızın kalkış saatini kaçırmayın, aradaki mesafe bayağı uzak.

Bu arada: 4 milyar dolar harcanarak genişletme çalışmaları yapılan, 3. Terminal Binası; 2008 yılında açılmış. Evet, Dubai havaalanının yıllık yolcu kapasitesi: 70 milyon.

SAAT FARKI

Dubai, yıl boyunca, evrensel zaman koordinatından 4 saat ileridedir. Yani: Dubai’de, saatlerinizi 4 saat ileri alacaksınız.

Dubai Genel

İKLİM

Dubai: kışları ılık ve yazları ise çok sıcak ve nemli iklime sahip bir çöl ülkesi. Güneşin altında uzun süre kalamazsınız. Bu yüzden Dubaililer, kuzey yarımkürenin çoğu yerinin aksine, yaz mevsiminde, klimalı kapalı alanlarda, daha fazla zaman geçirirler. Özellikle, sıcaklığın, gün içinde 48 dereceyi bulduğu ve nemin % 90 gibi, dayanılmaz bir orana yükseldiği Haziran-Eylül dönemi çok sıcak.

Buna karşılık: aylık ortalama sıcaklığın 22-32 dereceler arasında değiştiği ve 10 dereceye kadar düştüğü Ekim-Mayıs ayları arasında hava koşulları güzel, ancak bu dönemde de geceleri dikkat, serin oluyor. Nem oranlarının düştüğü bu dönem: hava durumuna göre hareket edenler için, ziyaret en uygun zamandır.

Ama sıcaklığın düşmesi, konaklama ücretlerinin yükselmesi anlamına geliyor.

Dubai’de: Ekim-Mart ayları arasındaki dönemde, yoğun sabah sisi görülür. Bu dönem: yağışlı geçer. Ancak, yağış oranı elbette çok düşük. Tüm yıl boyunca, yağışlı olan gün sayısı 1-2 oluyor.

Evet: sonuç olarak: Dubai’ye ya fiyatların düşük olduğu Haziran-Eylül döneminde gidip, gün boyu otelde klimalı odada bekleyip, akşam üstü sokaklara çıkacaksınız, ya da, hava şartlarının uygun ancak konaklama fiyatlarının yüksek olduğu Ekim-Mayıs döneminde gideceksiniz. Tercih sizin.

Bu arada: sıcak çarpmasına karşı, yanınızda sürekli olarak, şişe suyu bulundurmaya ve sürekli olarak su içmeyi sakın unutmayın.

Dubai Genel

GİYİM

Dubai emirliği vatandaşları: işyerleri, evleri ve sokaklarda: geleneksel giysiler içinde geziyorlar. Erkeklerin: yere kadar uzanan, beyaz giysileri “kandura” ya da “dişdaş” olarak biliniyor. Bedevi atalarının, develerinin ayaklarına bağladıkları “agal” adlı, sağlam siyah iple tutturulan, beyaz ya da kırmızı-beyaz çizgili, kumaş başlıklar:  “gutro” olarak isimlendiriliyor. Genç erkekler arasında: gutro ve agal’ın yerini: beyzbol şapkaları alıyor.

Günlük kadın kıyafetleri ise: yere kadar uzanan siyah pardesü. Giderek azalsa da; kent sokaklarında, buro (koyu altın ve lake peçeli) giyen yaşlı kadınlara rastlamak mümkün. Çocuklar ve gençler: genellikle batı tarzı kıyafetler giyiyorlar.

Turistler: plajlarda: mayo ve bikini giyilebiliyor. Ancak; şehrin diğer yerlerinde, kısa ve dekolte giysiler, pek hoş karşılanmıyor. Kol ve bacakların görünmesi sorun yaratmasa da, giysilerin çok kısa olmamasına dikkat gösterilmelidir. Öte yandan, kadınlar için, omuzlarını açıkta bırakan giysi giymemelerini öneririm.

Dubai’de yazlar sıcak, kışlar ılık geçer. Bu yüzden: hafif pamuklu ve keten giysiler tercih etmelisiniz. Kış akşamları; beklenmedik ölçüde soğuk olabilmektedir. Açık havada, akşam yemeği yemek yada bir açık hava etkinliğine katılmayı düşünüyorsanız, bavulunuza mutlaka bir hırka veya kazak koymayı sakın unutmayın.

Bunun yanında: güneş yanığı ve sıcak çarpmasına karşı tedbir olarak: güneş gözlüğü, şapka ve yüksek faktörlü güneş kremleri almayı unutmayın. Özellikle: yanınızda çocuğunuz ile gidecekseniz, bu söylediklerim daha da önem taşıyor.

PARA BİRİMİ

Dubai’nin para birimi: AED olarak isimlendirilen, Dirhem.

1 Amerikan doları; 3.6 Dirheme karşılık geliyor.

1 Dirhem: 100 fils. Tedavüldeki banknotlar: 5,10, 20, 50, 100,200, 500 ve 1000 AED.dir.

Kahverengi 1000 dirhem, 200 dirheme çok benzetilmektedir, buna dikkat edin.

Günlük harcamalar için: 100 dirhemler ya da küçük banknotlar yanınızda bulundurun. En çok kullanılan bozukluklar, gümüş 1 AED, 50 fils ve 25 fils.

 

DİL

Ülkede resmi dil: Arapçadır. Dubai’de, İngilizce yaygın olarak kullanılır. İngilizce konuşanlar: özellikle otellerde sorun yaşamazlar. Çoğunlukla: Doğu Akdenizli ve Kuzey Afrikalı görevliler: yalnızca, Arapça konuşmalarına karşın, ne istediğiniz anlayabilirler. Yani: insanlara yardım etme yönünde çaba sarf ediyorlar.

Dubai Genel

KONAKLAMA

Dubai’de: 400 den fazla: 1,2 ve 3 yıldızlı otel var. Ama ziyaretçiler genelde: 4 ve 5 yıldızlı otelleri tercih ediyorlarmış. Beş yıldızlı bir otelde, standart bir odanın gecelik fiyatı: 1300 dirhem civarında dolaşıyor. Dört yıldızlı oteller arasında: Ibs World Trade Centre var. Burada: iki kişilik standart bir oda için, gecelik: 775 dirhem civarında ödemeniz gerekir.

Tüm bunların yanında: unutmayın ki, Dubai’ye 1 saat uzaklıktaki, komşu Şaryah’ta otel fiyatları çok daha ucuz.

Dubai’nin turizm sezonu olan: Aralık-Nisan ayları arasında: fiyatlar en üst noktaya ulaşıyor. Kavurucu sıcakların yaşandığı yaz sezonu ise: en ölü dönem. Dünyadaki çoğu büyük şehrin aksine, Dubai kıyılarındaki Resort otellerin oda fiyatları, kent merkezindeki otellerden daha yüksek. Kente olan ilginin artması sonucu, otellerin fiyatları da artış eğilimi göstermiş. Öyle ki, 2006-2007 yılları arasındaki oda fiyatları, % 20 oranında yükselmiş.

Evet, Dubai tam bir oteller cenneti. Dünyanın en çok 5 yıldızlı otelinin, Dubai de olduğu söyleniyor. Otel deyip geçmeyin. Dubai’de deniz üzerine kurulu bir otele yerleştiğiniz takdirde, resepsiyon bölümünden odanıza gitmek için, gondola biniyorsunuz. Aynı Venedik misali su kanalları yapılmış. Koca bir tatil köyü düşünün. Odalar arasındaki bu su kanallarında, gondol benzeri teknelere binerek ilerliyorsunuz.

Dubai’de kalmanız için otel önermemi isterseniz, kendi kaldığım: Regent Place Otelini önerebilirim. Konum olarak, çok güzel yerde, merkezi. Gerek alışveriş ve gerekse yemek mekanlarına çok yakın olması büyük avantaj. Bunun dışında: World Trade Center Otelinin de, uygun fiyatları nedeniyle, tercih edildiğini öğrendim. Orayı da düşünebilirsiniz. Bu otellere, internet üzerinden ulaşmanız ve  rezervasyon yaptırmanız mümkün. Ama unutmayın, rezervasyonunuzu iptal ederseniz, hizmet ücreti adı altında, küçük bir meblağı, kredi kartınızdan çekiyorlar.

ELEKTRİK

Dubai’nin elektrik şebekesi her ne kadar bize uygun olsa da, prizler üçlü priz şeklinde düzenlenmiştir. İkili fiş adaptörlerini, süpermarketlerde bulabilirsiniz veya yanınızda götürün.

BAHŞİŞ

Dubai’de, bahşiş vermek hoşlarına gidiyor ama şart değil. Hesap içine, bahşiş ücreti eklenmez. Bu yüzden: hesabın % 10’u kadar bahşiş vermek uygundur. Otel restoranlarında, servis ücreti, genellikle hesaba ekleniyor.

Dubai Genel

KENT İÇİ ULAŞIM

Dubai’de: ulaşımda genellikle taksi kullanılır. Çünkü; benzin fiyatları ucuz, ayrıca taksiler son derece lüks. Klimalı, temiz ve konforlu taksiler, en pratik ulaşım şeklidir.

Taksileri: taksi kuyruklarından veya yolda el sallayarak bulabilirsiniz. Ama yoğun saatlerde, yoldan boş taksi bulmanız zor. Biraz önce de söylediğim gibi, benzin ucuz olduğundan taksi ücretleri yüksek değil. Gideceğiniz yerin uzaklığına göre, km. başına 1.60 dirhem hesaplanıyor.

Taksilerin, taksimetreleri: Dubai havaalanında: 25 dirhemden açılır. Kent merkezindeki taksimetreler ise: 3.30 dirhemden açılır. Havaalanı ile; Deira ve Bur Dubai arasındaki yolculuk: yaklaşık, 30-40 dirhem arasında tutar. Ama: Jumeira kıyısındaki bir otel için 90 dirhem ve hatta daha fazlasını gözden çıkarmanız gerekir.

Konakladığınız otelin, havaalanı servisinden yararlanabilirsiniz. Resort otellerin ve kent merkezi arasında çalışan taksilerin, tek yön için normal ücreti, yaklaşık 80 dirhemdir.

Dubai’de elbette otobüsler de var. Dubai Municipality Transport’un işlettiği Dubai Otobüs işletmesi: kentin göçmen nüfusu tarafından pek tercih edilmiyor. Klimalı otobüs durakları hizmete sokulmuş olmasına rağmen, sıcak bir günde, otobüs durağında beklemek, bir yerden bir yere gitmek tam bir ızdırap.

Ancak, yine de seyahat için, otobüsler en ucuz yöntem. Ancak: ulaşım hatları çok kapsamlı değil. Otobüs için bir gün boyunca geçerli bilet: 14 dirhem. Sınırsız kullanım bileti ise: 20 dirhem.

Biletler otobüs duraklarında satılıyor. Hatta, otobüs şoföründen de bilet temin edebilirsiniz. Hayır, tek kerelik bilet kullanmak isterseniz, 1-3 dirhem arasında.

Şehirde, metro hattı, Eylül 2009 tarihinde açılmış. Fakat, yalnızca 10 istasyon var. Şubat ve Haziran 2010 tarihlerinde, yeni hatlar açılacakmış. Her 10 dakikada bir, tren geliyor. Cuma dışında, gece saat: 02.00 kadar çalışıyor. Tüm istasyonlar klimalı. Biletleri: metro istasyonlarından bulabilirsiniz. Otobüs biletleriyle birlikte, ortak kullanılıyor.

Dubai creek (haliç) yolunu

Abra denilen teknelerle geçebilirsiniz. Abra istasyonları, Creek boyunca sıralanır. Ücret: 1 dirhem. Abra ile özel bir tur yapmak isterseniz, tekne kaptanı ile anlaşmanız gerekiyor.  Özellikle, gün batımında, Creek üzerinde, bir tekne turu gerçekten muhteşem. Tekne kaptanı ile, sıkı bir pazarlık yaparak, bu güzelliği yaşayabilirsiniz.

Sonuç olarak: bu şehirdeki gezinizde, metro ve otobüs yanında, biraz yürümeyi ve genellikle taksi kullanmayı tercih etmek zorundasınız. Yürüyerek bir yere ulaşmak isterseniz, çok sayıda tabela ile karşılaşacaksınız. Bu da sizin yollarda kaybolmanızı engelliyor. Araplar, herhalde eski yıllarda çöllerde çok fazla kayboldukları için, şehir içindeki tabelalara bu yüzden çok önem veriyorlar.

ARABA KİRALAMA

Havaalanına indiğinizde, hemen Türk ehliyeti ile araç kiralamaya kalkarsanız, sıkıntı yaşarsınız. Cebinizdeki Türk ehliyetini kabul etmiyorlar. Türkler için, uluslar arası sürücü belgesi istiyorlar. Onun dışında, Amerikan veya Avrupa ülkelerinden alınmış bir ehliyetiniz varsa, hemen kabul ediyorlar. Türkler için, Turing’den uluslar arası ehliyet almak gerekiyor.

Araba kiralamak için bunun yanında: pasaportunuz, ehliyetiniz ve 2 fotoğrafınız gerekiyor.

Ehliyetinizi orada onaylatmak isterseniz ki bu zorunlu; bunun için Dubai Polis Merkezine gidip, Trafik Polisi Merkezine, orijinal ehliyetiniz ve pasaportunuz ile başvurmanız gerekiyor.

ÇALIŞMA SAATLERİ VE RESMİ TATİL

Dubai’de, hafta sonu tatili: Cuma ve Cumartesi günleridir. Cuma: Batının Pazar gününe karşılık gelir. Bankalar ve birçok özel şirket: Cumartesi günleri, mesai saatlerinde açıktır.

Devlet organları, resmi daireler ve yabancı temsilciliklerin birçoğu: saat: 07.30 ile 14.30 arasında çalışır. Birçok yerde ise: öğlen, 13.00-16.00 arasında, uzun öğlen molaları verilir.

İNSANLARI

Dubai’de bir topluluk içinde aynı adı taşıyan insan sayısı bakımından ilginç bir rekor söz konusu. (Guines rekoru) Şöyle ki: Dubai’de, Muhammed adını taşıyan, yaklaşık 1500 kişi varmış.

Ülkede yaşayanların yalnızca% 20’si Dubai vatandaşı. Bunun dışındakiler yabancı.

Özellikle, Hindistanlı sayısı: % 55 civarında. Bir de turistler var. Yani: Dubai’de çok fazla Arap göremeyeceksiniz.

Konuk işçiler için burası tam bir cennet, çünkü yönetim herhangi bir gelir vergisi almıyor. Özellikle: 2-3 yıl çalışıp para biriktiriyorlar.

Ülkede o kadar çok Hint kökenli insan varmış ki, Dubaililer artık Hint kökenlilere, oturum izni vermiyorlarmış. Ev, sokak temizleyenler, en büyük şirketlere varana kadar, her yerde Hintliler var. Öylesine büyük bir rakama ulaşmışlar ki, onlara hizmet veren her türlü alt sektör de oluşmuş.

Belki de, dünyanın en iyi Hint lokantaları burada, Hint elbiseleri satan yerler burada. Hint baharatları, yiyecekleri, aklınıza gelebilecek her türlü şey.

Taksi şoförlerinin de hepsi Hintli. Eskiden taksi şoförlüğü için, Dubaili yetkililer zorla adam bulurken, günümüzde, taksi şoförü olabilmek için, para verip, sıraya giriyorlarmış. Taksi deyip te geçmeyin. Bu taksiler son derece lüks otomobiller. Taksilerin çoğunluğu: Toyoto Carmry. Yani: ülkemizdeki satış fiyatı: 80 milyar TL. olan araçlar bunlar.

Söylenenlere göre; bir Emirin, 5000 ve diğer bir Emirin ise 7000 taksisi varmış. Tüm bu taksiler, Hintli ve Afganlı şoförlere teslim edilmiş, akşam olunca, paraları topluyorlarmış. Ülkede benzin fiyatları ucuz, taksi fiyatları uygun olunca, herkes taksi kullanıyor. Yollarda, yürüyen insan göremezsiniz.

Dubai’de insanlar yabancılara karşı: olumlu davranışlar sergiliyorlar. Ancak: özellikle havaalanındaki görevliler çok kaba.

DİNİ HOŞGÖRÜ

Dubai ve genelde BAE, yabancıların kendi dinsel uygulamalarını ve yaşam tarzlarını özgürce sürdürmelerine olanak sağlayan liberal bir anlayışa sahip.

Emirliklerin Müslüman olmasına, yerel halk ve yabancılar için eşit şekilde geçerli olan hukuk sisteminin de, şeriat hükümlerine dayanmasına rağmen: Dubai’de, misyonerlik faaliyetlerinde bulunmadıkları taktirde, diğer inançların insanlarının ibadet etmelerine izin veriliyor.

Son dönemlerde, halicin Bur Dubai bölgesinde, çok sayıda kilise inşa edilmiş. Yerel hafta sonunun, Cuma olması nedeniyle, çoğu kilise, başlıca hizmetlerini o gün veriyor.

Dubai’de Pazar günü iş günüdür.

FOTOĞRAF

Dubai’de bulunduğunuz sürede: insanların fotoğrafını çekmek isterseniz, mutlaka iznini istemelisiniz. Emirlikte yaşayan kadınlar, asla fotoğraflarının çekilmesinden hoşlanmazlar. Dubai havaalanı ve askeri üslerde, fotoğraf çekmek kesinlikle yasak.

SAĞLIK DURUMU VE TIPBİ YARDIM

Dubai’de, en büyük ilk yardım hastanesi: acil durumlarda ücretsiz müdahalede bulunan: Rashid Hospital’dır. Bir kamu kuruluşu olan hastane: Bur Dubai’deki Maktoum Bridge’nin hemen yanında bulunuyor. Acil durum söz konusu değilse: muayene ücreti: 100 AED.

SİGARA

Dubai’de: alışveriş merkezleri ve restoranlar gibi, kamuya açık alanlarda sigara içmek yasak. Ancak, bazı restoranlarda, sigara kullanan müşterilerin yararlanabilmesi için, ayrı alanlar oluşturulmuş. Sigara karşısındaki tutumları, Batılı ülkelerde olduğu gibi. Yani: her yerde sigara içmek mümkün değil.

Dubai Genel

POLİS-SUÇ-GÜVENLİK

Polis ekipleri, kentte baskın bir unsur değil. Ancak: yeşil-beyaz BMW ve Mercedes  devriye arabalarını, anayollar ve yerleşim bölgelerinde sık sık göreceksiniz. Trafiğin yoğun olduğu saatlerde: trafik akışı, genellikle motosikletli polisler tarafından yönetiliyor. Acil durumlarda, polise ulaşmak için: 999 numaralı telefon aranır.

Dubai’de suç oranlı düşük. Genellikle, turistler: güvenliklerini tehlikeye sokacak eylemlere karışmazlar. Kişisel eşyalarınızın güvenliği konusunda, çok fazla kaygı  duymanız gerekmiyor. Yine de, tedbirli davranmakta yarar var.

Ama, uluslar arası seyahat enstitüsü tarafından, Dubai’nin iki kez, dünyanın en güvenli tatil yeri olarak seçildiğini belirtmek isterim.

Dubai Genel

EN İYİ PLAJLAR

Jumeira kıyısı boyunca: halka açık plajlar var. Ancak: sıcaktan denize girmek pek mümkün değil. Sahilde, bembeyaz kumsal, insanın içini açıyor ama denize girmek yılın büyük bölümünde problemli.

Çünkü: deniz suyu, çok sıcak. Öyle ki: bu sıcaklık zaman zaman 35 dereceye kadar çıkıyor. Ama: tek iyi yanı, yaz-kış yüzülebiliyor olması. Deniz suyu çok tuzlu.

Evet, plajların arasında, en güzelleri olarak, iki plajı öne çıkarmak mümkün. Bunlar:

OPEN BEACH

Geniş olanaklar sunuluyor. Dubai Marine Beach Resort&Spa’nın yanında. Burada: şemsiye, tuvalet, duş ve  dinlenme yerleri bulunuyor. Ancak: yüzmeyi düşünürseniz, deniz sakin gibi görünse de: yüzenleri içine çekebilecek, güçlü girdaplar var. Burada: plajda, mayo-elbise değiştirme yerleri de var.

Ama biraz önce söylediğim gibi, deniz içinde her an ortaya çıkabilen, girdaplar tehlikeli. Kısa bir tatil, huzme dönüşmesin diyorsanız, bence  denize girmeyin. Tercih sizin. Bu arada: plajda, mayo-bikini ile bulunabilirsiniz. Ama: Jumeira Road üzerinde sıralanan: kafe ve alışveriş merkezlerine giderken, mutlaka günlük giysilerinizi giymeniz gerek.

JUMEİRAH BEACH PARK

Burj Al Arap otelinin; kent tarafında kalan kısmında uzanıyor. Plajda: dünyanın en yüksek otelinin manzarası ve de özellikle günbatımını izlemek muhteşem. Burada: cankurtaran, yeşil alan ve dinlenme tesisleri var. Diğer birçok yer gibi, burasıda haftanın bir günü yalnızca kadın ve çocuklara ayrılmış durumda. (Cumartesi) Plajı sembolik bir giriş ücreti var. Plajda: mangal keyfi yapmak mümkün.

TURİZM

Dubai, turistler için cazibeli bir alışveriş merkezi konumunda. Aynı zamanda: 2007 yılı verilerine göre, dünyanın en çok ziyaret edilen 8’nci şehri. Yılda, yaklaşık 15 milyon turist geliyor.

Dubai’de, her gün: kent merkezi ve sahil yönünde hareket eden, üstü açık, 2 katlı otobüsler işleten “Big Bus Company”nin otobüsleri ile kenti gezebilirsiniz. Bu otobüsler, Wafi Center alışveriş merkezinin hemen yanından hareket ediyor. Dubai’yi boydan boya gezebilirsiniz. İngiliz bir rehber, yolculuğunuza eşlik ediyor ve şehri anlatıyor.

Turlar: saat: 15.00 gibi başlıyor. İsterseniz belli duraklarda inebilir, 1 saat sonra gelecek olan bir sonraki otobüse, aynı biletle binebilirsiniz. Biletin size sağlayacağı  diğer avantajlar ise: güzergah boyunca girilen müzelere giriş ücreti verilmemesi, iki gün geçerli olması ve Wafi Center Alışveriş merkezinin yemek katındaki restoranlarda, % 20 indirim sağlaması.

Dubai’yi hem haliçten ve hem de anayoldan seyretmek isterseniz; amfibik Wonder Bus’a binebilirsiniz. Wonder Bus Tours’a bağlı olan otobüsler: Burjuman Centre’den, günde 3 kez hareket ediyorlar.

Dubai Genel

DHOW GEZİSİ

Dhow, bir tür tekne. Halici gezmek istiyorsanız, buna binmeniz gerek. Deira Limanından: günlük tekne gezintileri düzenleniyor. Kendi haliç turunuz için: bir deniz taksiyle anlaşmak daha ucuz ve esnek bir seçenek. Yarım saatlik turun bedeli: 30-50 dirhem arasında ödemeniz gerekecektir.

Özellikle: akşam, ay ışığında, en güzel yerel ve uluslar arası yemeklerle, dalgaların çırpıntısını duyarak, şehrin gece ışıklı manzarasını izleyerek, muhteşem bir tekne gezintisi, mutlaka katılın. Yemekli gezinti, yaklaşık 2 saat sürüyor.

Dubai Genel

DOĞANLAR

Dünyanın en hızlı yaratıkları, Arap yarımadasında, yüzyıllardır avcılık için yetiştirilmişler. Ama günümüzde, spor için eğitiliyorlar. Ateşli silahlardan önce, dalış sırasında: 320 km/h. hıza ulaşan alaca doğanlar: Bedeviler tarafından avcılık için kullanılırmış.

Av sezonunun başlamasıyla vahşi doğanlar yakalanır ve 2-3 hafta eğitilirlermiş. En popüler av: bir ailenin yaşamını sürdürmesi için önemli olan çöl kuşu yakalı: toy muş. Mart ayında, av sezonu sona erdiğinde, doğanlar serbest bırakılıyormuş.

Bugün ise, doğan yakalamak yerine, beslemek tercih ediliyor. Böyle olsa bile, bu evcil hayvanlarla, her gün ilgilenmek gerekiyor. Aksi halde, vahşileşip, güvenilmez hale geliyorlarmış. Av gezileri için: Pakistan’a giden avcılar, doğanları için özel pasaport çıkarttırıyorlarmış.

Doğanlar: pratik nedenlerle de kullanılıyorlar. Örneğin: Burj El Arap Oteli, güvercinleri ve onlardan kaynaklanan kirliliği, bu simgesel binalardan uzak tutmak için, doğanlarla avlanan bir avcı çalıştırıyormuş.

Dubai Genel

İNCİ AVCILIĞI

Petrol bulunmadan önce, inci avcılığı, Dubai’nin ekonomisinin temeliydi. Haliç kıyısındaki yerleşimlerde yaşayan erkekler: Haziran-Eylül ayları arasındaki 4 ay süresince, denizde kalır ve bir inci istiridyesi yatağından öbürüne yol alarak ve fırtınalı havalarda körfezdeki adacıklara sığınarak yaşarlardı.

Bunların inci avcılığında donanımları ise: yalnızca, burun klipi, kulak tıkacı ve parmak koruyucusu. İnci avcıları: ağırlık bağlanmış iplerle: yaklaşık 15 metre derinliğe, günde 50 kez dalıyorlarmış. Suyun altında kaldıkları 2 yada 3 dakika içinde: bir düzine inci istiridyesi toplayabiliyorlarmış.

Toplanan inciler: büyüklük, renk ve biçimlerine göre sınıflandırılıyor. 20. yüzyılın başlarında, en değerli inciler: 1500 rupi değerindeydi. Ancak: Dubai’de, inci tacirleri zenginleşirken, bir dalgıcın sezonluk kazancı: yalnızca, 30-60 rupi civarında kalıyormuş.

Gül rengi ile ünlü, Dubai incileri, önce Hindistan’a satılıyor, oradan da işlenmek üzere Paris’e gönderiliyormuş. 1930’lara gelindiğinde: Japon kültür incisine olan talebin artması: körfezin, bu gelir kapısını, kısa sürede yıkıma uğratmış. Sonraki yıllarda verilen uğraşıların ardından, son büyük inci seferi, 1949 yılında, Dubai kıyılarında yapılmış.

Gaziantep İslahiye

islahiye.genel.1
Gaziantep İslahiye


Nurdağı-Hassa arasındadır. Adana-Gaziantep kara yolu üzerinde, Nurdağı’nın bulunduğu yerde: yaklaşık 15 km. güneye dönerek ilerlemek gerekiyor.
İslahiye-Gaziantep arası uzaklık: 90 km. İslahiye-Kahramanmaraş arası uzaklık: 70 km. İslahiye-Osmaniye arası uzaklık: 70 km., İslahiye-Kilis arası uzaklık: 85 km. İslahiye-Hatay arası uzaklık: 107 km.

islahiye.genel.2
Gaziantep İslahiye

GENEL

İslahiye: Hatay-Kahramanmaraş fay hattı üzerindedir ve birinci derece deprem kuşağı üzerinde bulunmaktadır. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği: 518 metredir.

Yaz sıcaklıklarının arttığı dönemlerde: Nur dağları üzerinde bulunan: Huzur, Karagöz ve Koçağız yaylaları: dinlenme yerleridir. Bu yaylalardan, özellikle: Huzur Yaylası, yaklaşık 1800 metre yüksekliktedir. Çoğu zaman, yazın da yağış alır. Bu nedenle: fındık, ıhlamur gibi nemcil ağaçlar görülür. Önemli bir yayla turizmi potansiyeline sahiptir.

İlçe, yayla turizmi yönünden zengin olup, Turizm Bakanlığınca onanmış olan yaylaların başında: Amanosların uzantısı olan: Huzurlu ve Karagöz yaylaları gelmektedir.

Yine: Amanos Dağları üzerinde, eski Gaziantep-Adana karayolu üzerindeki Alman pınarı, Türkbahçe ve Hanağzı köylerinin batısında; Gözlen Geç Yaylası, Çerçili, Kabaklar Köylerinin batısında ve yine Amanos Dağlarındaki: Meydan Yaylası, Koçağız köyünde bulunan tortusuz ve kaliteli fenk suyunun kaynağı ve çevresi var. Özellikle yaz aylarında yaylalar çevre il ve ilçelerden gelenlerce dolup taşmaktadır.

TARİHİ

İslahiye, tarihin eski devirlerinden bu yana birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Çünkü: Suriye-Anadolu geçiş güzergahı üzerinde bulunmaktadır. Yapılan kazılar sonucu: Hititlere ait Sakça gözü ve Zincirlide bulunan eserler; buranın merkezi şehirlerden olduğunu göstermektedir.

Hititler zamanında: heykel ve abide atölyelerinin kalıntıları, günümüzdeki Yesemek Köyü yakınlarında bulunmaktaydı.

Ayrıca: İlçenin muhtelif yerlerinde;60’dan fazla höyük ile bu höyüklerde Hititlere ait eşya kalıntıları bulunmuştur. Roma imparatorluğu döneminde: İslahiye geçidini elinde tutmak için, Romalıların bu bölgede birçok şehir kurdukları görülür. Bizans dönemi şehirlerinden, Cıncıklı harabelerindeki mozaikler, günümüze kadar gelmiştir.

Bu şehir içinde: demir ve maden curuflarının bulunması, çevrede maden sanayinin de gelişmiş olduğunu gösterir.

İslam orduları: Hatay’ı ele geçirince, İslahiye, uzun süre, Bizans ve İslam orduları arasında sınır bölgesi olarak kalır. Güvenliği sağlamak için birçok kale kurulur. 750 yılından itibaren, bölgede Abbasilerin egemenliği görülür. Avasim adıyla bilinen sınır bölgesi oluşturulur.

Yavuz Sultan Selim, Mısır seferine çıktığı zaman, Mısırlılarla ilk teması, İslahiye yakınlarındaki Güvercin Geçidi ve Şahmaran denilen bölgede olmuştur. Mercidabık Savaşından sonra ise, İslahiye, Osmanlı toprakları içine katılır.

Birinci Dünya Savaşı sonunda, İslahiye, Fransızlar tarafından işgal edilir. Ancak; İslahiyelilerin yaptıkları kurtuluş mücadelesi sonucu, ağır yenilgi alan Fransızlar, 13 Kasım 1920 tarihinde, bölgeyi terk etmek zorunda kalırlar.

GEZİLECEK YERLER

yesemek.1
Gaziantep İslahiye Yesemek

YESEMEK

İslahiye ilçesinin güneydoğusundaki yamacın üzerindedir. Açık hava müzesidir. Bu yamaç: Karatepe Sırtı adı ile tanınır. Kurt Dağının güney uzantısını teşkil eder.

Açık hava müzenin İslahiye ilçesine uzaklığı; 23 km. ve Gaziantep’e uzaklığı ise, 113 km. olup, yolu asfalttır.

Evet: arazi; menekşemsi gri renkte, dolarit diye de tanımlanan bazalt taşlardan oluşmaktadır. Bazalt taşlar: gayet sert ve çok ince gözenekli olup, son derece kalitelidir.

Yesemek: ilk defa, 1890 yılında, Zincirli’de kazı yapan, Felix Von Luschan tarafından bulunur. Buradaki sistemli araştırma ve kazı çalışmaları ise; 1958-1961 yılları arasında yapılır ve 200’e yakın heykel taslağı çıkarılır.

Geçtiğimiz yıllarda yapılan kazı çalışmalarında ise; 300 adet yontu ve heykel taslağına ulaşılmış ve bu alan, gerekli düzenlemeler yapılarak, Açık Hava Müzesi haline getirilmiştir.

Yapılan araştırmalarda: atölyenin, bölgenin Hitit hakimiyetine girdiği, İmparator Suppiluma I. zamanında, yani MÖ.1375-1335 yılları arasında işletmeye açıldığı anlaşılmıştır. Bu dönemde atölyede: bölgenin yerli halkı, Hurlar çalıştırılmıştır. Hitit İmparatorluğu yıkılmaya yüz tutunca: bölgede kurulan krallıklardan biri olan Sam’al krallığı, MÖ.9’ncu yüzyılda, Yesemek’in de içinde bulunduğu bu bölgede egemenlik kurmuştur.

yesemek.2
Gaziantep İslahiye Yesemek

 

Böylece: atölye, yeniden faaliyete geçmiştir. Bu devrede yapılan heykellerde: bölgenin siyasi durumu nedeniyle, Asur, Hitit ve Suriye unsurları görülür. Daha sonra, bu bölgeye gelen Aramiler de heykellerde kendi izlerini bırakırlar. Birçok devletin çeşitli izlerini taşıyan bölge, sanatsal açıdan daha önemli bir konuma gelir.

Sam’al krallığı; MÖ.8 nci yüzyılın sonunda, Asurlular tarafından yıkılınca, bölge Asur egemenliğine girer. Bu dönemden sonra: taş ocağı heykel atölyesi işlerliğini kaybeder ve çalışan halk, buraya terk eder. İşte, o zamandan sonra, 1890 yılına kadar, Yesemek susar ve bekler.

Yaklaşık: 100 bin metre kare alanı kaplayan Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesinin: nasıl işletildiği, bu çalışmalarda hangi teknik ve malzemelerin kullanıldığı, yerinde örnekleri ile adım adım görebilirsiniz. Taş bloklar çıkartılmadan önce, bazalt sivrilerinin yüzeyleri: balyoz, çekiç ve taşçı kalemi ile düzeltilir.

Bu aşamadan sonra; taşın kenarı, daha sonra da orta kısımları düzeltilir. Kesilmek istenen blokun; kenarına oyuklar açılır ve bu oyuklara kuru ağaç sıkıştırılır. Kuru ağaçlar ıslatılınca genişler ve oluşan basınçla çatlaklar meydana gelir. (Ben bu yöntemin, Mısırlılar tarafından da kullanıldığını okumuştum. Mısırlılar; taş ocaklarından, çok büyük kireçtaşı bloklarını, bu yöntemler ile çıkarıyorlarmış.)

yesemek.3
Gaziantep İslahiye Yesemek

 

Evet, devam ediyorum. Bu çatlaklar, balyoz kamalarla genişletiliyor ve kaya ana kütleden ayrılıyormuş. Taş ocağında hazırlanmış bu blok: dağın yanındaki heykel atölyesine getiriliyor ve burada şekiller, şablonlar ile bloklar üzerine çiziliyormuş. İlk aşamada: bu şeklin konturları, kabaca belirlenmekte, daha sonra bazı detaylar işlenerek yer yer perdahlanmaktadır.

Üçüncü aşama olarak: detayların daha özenli işlendiği ve daha ince perdahlanarak düzeltildiği görülür. Eserin en son rötuşlarının ise, kullanıldığı mimari yapı içinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Bütün evrelere ait yontu taslaklarını, günümüzde Açık Hava Müzesinde yerinde görebileceksiniz.

Yesemek Açık Hava Müzesinde; 300’ün üzerinde yontu taslağı var. Bunlar: sfenksler, aslanlar, dağ tanrıları, savaş arabaları, karışık yaratıklar ve çeşitli mimari parçalardan oluşan zengin bir koleksiyon.

Sonuç olarak: büyük bir organizasyon ile işletildiği anlaşılan Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi: taşların ocaktan kesilmesi, yontu taslaklarının hazırlanması ve tamamlanmasına kadar ki evrelerin, teker teker ve örnekleriyle görülebileceği; dünyada eşi benzeri olmayan bir heykel okulu niteliğinde.

O dönemde, bu büyüklükte bir sahayı kaplayan atölyeye ve atölyede meslek icra eden heykeltıraş sayısına; günümüzde meydana gelen teknolojik ve sanatsal gelişmeye rağmen, ulaşmak mümkün olmamıştır. Bu da, o dönemde burada yaşayan insan topluluklarının sanata verdiği önemin büyüklüğünü göstermektedir.

1989-1990-1991 yılları arasında toprak altından çıkarılan heykeller ile, 300’ün üzerinde yontu ve heykel taslağına ulaşılmış olur. Sfenksler, kapı aslanları, oturan aslanlar, kanatlı aslanlar, Amanos Dağlarını temsil eden Dağ Tanrısı kabartmaları, savaş sahnesi kabartmaları ve mimari parçalar, kendi doğal ortamlarında sergilenmektedir.

Sergilenen eserlerin: yüzde yüze yakınını, kapı aslanları oluşturmaktadır. Aslan heykelleri: özellikle sur kapılarına, karşılıklı ikişer tane konuluyordu. Kükreyen ve hırlayan bu aslan betimlerinin, kenti koruyucu ve düşmanlarını korkutucu güçleri olduğuna inanılıyordu. Bu heykellerin; kentlerin hakimlerinin güç sembolleri gibi kullanıldığı da düşünülebilir.

Evet: 2’nci sırada: 29 örnekle Dağ Tanrısı (külahlı ve kolları göğüs üzerine kavuşturulmuş, bir adedi üçlü, diğerleri ikili) figürleri var. Dağ tanrıları: Huri-Mitanni kökenli tanrılar olarak, Hitit Tanrılar ailesindendir. Hitit imparatorluk dönemi dağ tanrılarının; Orta Anadolu’daki kimi dağların adlarını taşıdıkları bilinmektedir.

yesemek.4
Gaziantep İslahiye Yesemek

Yesemek’te: dağ tanrılarının çok sayıda, ortostat üzerinde betimlenmesi, bölge Huri-Mitanni ülkesi içinde olduğu için çok doğaldır. Hitit imparatorluk dönemindeki uygulamalara paralel olarak, buradaki tanrıların da, önemli dağların (örneğin: Amanos dağlarının) tanrıları olarak, bu dağların adlarını taşıdıkları düşünülmektedir. Dağ tanrılarından üç yada dört tanesin de, Güneş Kursu bulunmaktadır.

Yesemek’de bulunan diğer ilginç bazı taslarlar şunlar

Ayı-İnsan karışımı bir yaratık: Bu eserde: kollarını göğüs önünde kavuşturmuş, yüzü cepheden betimlenmiş bir figür; sola doğru yürür durumda gösterilmiş. Dizlere dek inen bir eteklik giymiş olan figürün gövdesi, insan olmakla birlikte, yüksek kabartma yapılmış olan ve kısmen kırılmış olan yüzün, ayı ya da aslan başı olma olasılığı büyüktür.

Sfenks heykelleri: Sfenks, genellikle insan başlı, aslan gövdeli olarak betimlenen, karışık bir yaratıktır. Efsanevi bir hayvan olup: kökeni eski Mısır’a dayanır. Mısır’da, Sfenksin, aslan postuna bürünmüş firavunu betimlediği düşünülmektedir. Erkek başlı, aslan gövdeli Sfenks: zihinsel ve fizyolojik gücün simgesel birleşimidir. Bu yüzyıldan sonra da, özellikle dişi sfenksler yapılmaya başlanmıştır.

Sfenks; Anadolu sanatını da etkilemiştir. Hitit sanatında; Gaziantep’teki Zincirli ve Sakçagözü, Çorum’daki Alacahöyük, Boğazköy’de kent kapılarının her iki yanında Sfenks heykelleri var. Sfenks heykelleri de, kentlerin sur kapılarında, kapı koruyucusu aslanlar gibi kullanılmıştır.

Bir Savaş Arabası Sahnesi: Kabartmalı bir kaide ile bir sütun altlığı ve çeşitli mimari parçalardan oluşan zengin bir koleksiyondur. Savaş sahnesi kabartması: iki yassı parça üzerinde, büyük olasılıkla bir savaş sahnesi işlenmiştir. Aslında, üç ayrı levha üzerinde betimlenmiş olan sahnenin son parçası kayıptır.

Bir atın çektiği, iki tekerlekli bir savaş arabası ile atın altında, yere düşmüş ve olasılıkla ölmüş bir düşman askerini betimlemektedir. Atın önünde, üç adet hayvan figürü de işlenmiştir. Arabalı savaş sahnesinin bulunamayan sol üst parçasında, arabanın üst bölümü ile arabayı kullanan savaşçıların betimi bulunuyor olmalıydı.

zincirli.1
Gaziantep İslahiye Zincirli (Samalı)

ZİNCİRLİ (SAMAL)

İlçenin, 10 km. doğusunda, Fevzipaşa Bucağına bağlı, Zincirli köyündedir. Burada: eski ismi Samal olan bir krallık kenti ve kalesi bulunmaktadır.

Sam’al kenti: Hitit imparatorluğunun, MÖ.12’nci yüzyıl başlarında yıkılmasından sonra kurulan Geç Hitit krallarından birinin merkezi konumunda olmuştur. Ancak: MÖ.920 yılında, Aramiler’in egemenliği altına girmiştir. Daha sonra ise, MÖ.743 yılında, Asurlular görülür.

Zincirli’de yapılan kazılarda: Samal kentinin sarayları, önemli yapıların yer aldığı akropolisi ve dış surları ortaya çıkarılmıştır. Kentin: ilk kez, MÖ.1300 yıllarında surlarla çevrildiği anlaşılmıştır. Kent alanının merkezinde bulunan yükselti üzerinde; iki yeni saray daha yapılmış ve kentin çevresinde yer alan çember biçimindeki sur; MÖ. 7’nci yüzyılda ikinci bir duvarla takviye edilmiştir.

Kazı çalışmalarında: birçok heykelin yanı sıra, özellikle, kabartmalarla süslü, çok sayıda stel ve ortostat bulunmuştur. Bu eserler: M.9-7’nci yüzyıllar arasındaki Geç Hitit sanatının en güzel örneklerini oluşturmaktadır. Bu kabartmalarda: saray ve din çevreleri üzerine, zengin bilgiler veren çeşitli sahneler canlandırılmıştır.

Masa başında oturan bir kadın, tahtında oturan kral Barrakab ile bir yazıcı, bir savaş arabasına binmiş savaşçılar, elinde mızrakla bir kalkan tutan Savaş Tanrısı, savaşçıların ve çalgıcıların yer aldığı bir geçit töreni, bir ziyafet sahnesi, bir atlı, bir boğa, düşsel hayvanlar, karma yaratıklar.

tilmen höyük.1
Gaziantep İslahiye Tilmen Höyük

TİLMEN HÖYÜK

İlçenin, 5 km. doğusundadır. Karasu çayı kıyısındadır. İlçeden, Yesemek’e giden yolun, yaklaşık 10 km. den sonra, sola doğru, 1 km. lik asfalt bir yoldan ulaşılıyor.

İslahiye ve çevresinde, sayıları 50’yi geçen höyüklerin en büyüklerindendir. Yüksekliği: 21 metredir.

Höyükte yapılan arkeolojik kazılar sonucunda: üzerinde kalın bir moloz tabakası altında bulunan anıtsal yapılar ortaya çıkarılmıştır. Bunlar arasındaki büyük bir yapı: saraya benzetilmektedir.

Ayrıca: buranın tarihinin, MÖ.4000 yılında başladığı ve MÖ.3 bin yılının son döneminde, büyük bir şehir olduğu ortaya çıkarılmıştır. Yani: Tilmen; Halep krallığının yasal krallarından birinin beyliği idi. Zamanında: Anadolu bölgesinin, Hattuşaş’dan sonraki en görkemli şehirlerinden birisi olmuştur.

Höyüğün kuzeydoğusunda: 8 metre yüksekliğinde, 17 basamaklı ve rampayla çıkılan yuvarlak kuleler var. Şehir: iç ve dış kalelerden oluşmuş. Yani: iki surla, koruma altına alınmış. Kalenin surları: büyük ve düzgün kesme taşlardan yapılmış. İnanılmaz büyüklükte ve tonlarca ağırlıktaki taşlarla yükselen surlar; kentin görkemini gözler önüne sermeye yetiyor.

Surlar: birbirine yaslanan masif bloklardan yapılmış. Kentin; asıl giriş kapısı doğuda ve iki yanı kapı aslanlarıyla korunmuş. Bu kapının dışında, biri kuzeybatıda, öteki güneybatıda bulunan iki ufak giriş daha var.

tilmen höyük.2
Gaziantep İslahiye Tilmen Höyük

 

Yapılan kazılar sonucunda, höyükte çok sayıda: araç, gereç, çanak, çömlek, takılar, mühürler, ziynet ve süs eşyaları çıkarılmış. Saray duvarı onarılmış. Ziyaretçilerin: en kestirme yollardan, sur içindeki anıtsal merdivene ve tepedeki saraya giden yollara ulaşması sağlanmış. Höyüğün doğu yamacındaki surun, iri taşlarla örülen bir bölümünü kapatan ağaçlar budanmış, sur rahat görülebilecek bir hale getirilmiş.

Sarayın içindeki yıkıntı; tümüyle kaldırılmış, yapı, büyük ölçüde eski haline getirilmiş. Ayrıca, muhtemel kral ailesinin özel konutu olarak hizmet veren büyük yapı, Tapınak ve Saray mutfaklarının yıkılan duvarları, orijinal taşları yükseltilerek onarılmış.

CINCIKLI ESERLERİ

Boğaziçi Beldesinde, Roma imparatorluğu döneminden kalan eserler olup, burada çeşitli boylarda: cam, seramik ve renkli taşlarla işlenmiş figürler bulunmaktadır. Ancak; burası halen Kültür Bakanlığınca, SİT alanı olarak belirlenmediği için, arkeolojik kazılar yapılmamıştır.

Nurdağı tanıtımı.

Hassa tanıtımı.

Gaziantep tanıtımı.

Kahramanmaraş tanıtımı.

İslahiye tanıtımı.

 

Gaziantep

Gaziantep

Öncelikle bir konuyu belirtmekte yarar var. Gaziantep il merkezi, 1987 yılında çıkarılan bir kanunla “Büyükşehir Belediyesi” olarak düzenlenmiş, il merkezinde “Şahinbey” ve “Şehitkamil” adı ile iki ilçe kurulmuştur. Ben, tanıtım yazımda şehir merkezini ilçe ilçe ayrı ayrı değil, hep bir arada anlatacağım. 

Gaziantep hava alanı: 1993 yılında hizmete girmiştir. Metropol illerden, hava yolu ile ulaşmak mümkündü. Hava alanı; şehir merkezine:19.6 km. uzaklıktadır. Ancak elbette hava alanına şehrin hangi noktasından gittiğiniz önemli yani bu mesafe uzayabiliyor.

Muhtemel ulaşım zamanını 35-40 dakika olarak planlayabilirsiniz. Hava alanı gayet küçük, körük yok, uçaklara biniş ve iniş için yürümek gerekiyor. Küçük bir hava alanı, hatta pistinin bile kısa olduğu söyleniyor, benim oraya ulaşımımda pilot gayet sert bir iniş yapmıştı, sebebini araştırdığımda pistin kısa olduğunu söylediler.

Gaziantep de kara yolu ulaşımında: Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) otoyolu kullanılmaktadır. Gaziantep-Adana arası uzaklık: 206 km., Gaziantep-Ankara arası uzaklık: 673 km. Gaziantep-Kahramanmaraş arası uzaklık: 80 km. Gaziantep-Adıyaman arası uzaklık: 149 km. Gaziantep-Şanlıurfa arası uzaklık: 137 km. dir.

genel.2
Gaziantep

GENEL

Gaziantep; Güneydoğu Anadolu Bölgesinin en eski kültür merkezlerinden biridir. Günümüz Türkiye’sinin altıncı büyük ilidir. MÖ. 4000 yıllarına kadar uzanan ve ilk uygarlıkların doğduğu, Mezopotamya ve Akdeniz arasında, tarihi ipek yolu üzerinde konuşlanmış, ülkemizin güzel şehirlerinden biri. UNESCO kayıtlarına göre: dünyanın en yaşlı şehri. (5600 yaşında)

Antik ulaşım ve ticaret yollarının burada kesişmesiyle savunma ve saldırıya elverişli bir yer olması nedeniyle, tarihin bütün dönemlerinde, birçok medeniyetin göz dikmesine neden olmuştur. Ayrıca: “Kommagene krallığı” sınırları içinde kalan Toros dağlarında, antik dönemde kullanıldığı bilinen, bazı maden yatakları da bulunmaktaymış. Bu yörede: demir madenlerinin işletildiği ve dönem tekniğiyle çelik elde edildiği, kitabelerde ifade edilmektedir.

Gaziantep’te: Paleotik, Neolikit, Kalkeotik, Tunç Çağlarına, Hitit, Med, Asur, Pers, İskender, Selefkoslar, Roma, Bizans, Abbasiler ve Selçuklulara ait eserler bulunmaktadır. Hitit döneminden itibaren, önemli bir dini merkez olmuştur. Hitit baş tanrısı Teşup’un, kutsal şehri olarak bilinen “Dolichenos” (Gaziantep) aynı özelliğini: Helen ve Roma dönemlerinde de korumuştur.

Evet; Gaziantep kültürel tüm bu zenginlikleri yanında, doğal güzellikleriyle, coğrafyası, zengin mutfağı ve alışveriş imkanları ile de tam bir turizm cennetidir. Burada; kendinizi, Anadolu’nun büyük metropollerinden birinde olduğunuzu hissedeceksiniz. Çağdaş, gelişmiş, düzenli bir şehir. Ekonomi ve sanayi alanında da, yapılan yatırımlar ile, belli bir düzeye ulaşmış.

IMG_9779
Gaziantep

 

IMG_9858
Gaziantep

TARİHİ

Bölgenin ilk uygarlıklarının doğduğu, Mezopotamya ve Akdeniz arasında bulunuşu; güneyden ve Akdeniz’den, doğuya, kuzeye ve batıya giden yolların kavşağında oluşu, uygarlık tarihine ve günümüze yön vermiştir. Bu nedenle, şehir, tarih öncesi çağlardan beri, insan topluluklarına yerleşme sahası ve uğrak yeri olmuştur.

“Ayıntap” olarak bilinen eski kent, günümüzdeki Gaziantep’in 12 km. kuzeybatısında, Dülük Köyü ile Karahöyük Köyü arasındadır. Yapılan arkeolojik araştırmalarda: taş, kalkolitik ve bakır dönemlerine ait kalıntılara rastlanmış olması, yörenin Anadolu’nun ilk yerleşim alanlarından birisi olduğuna işaret ediyor.

Bir süre, Babil imparatorluğunun egemenliği altında kalan şehir, MÖ. 1700 yıllarında, Hitit Devletinin bir kenti olur. Dülük şehri ise, Hititlerin önemli bir dini merkezi olduğundan, ayrı bir önem taşır.

Gaziantep ve çevresi; MÖ. 700-546 yılları arasında: Asur, Med ve Pers imparatorluklarının yönetimine girer. Büyük İskender’in, Pers Devletini yıkmasından sonra, Romalıların, MS. 636 yılına kadar da Bizanslıların egemenliği altında kalır.

Hz. Ömer zamanında, İslamiyet’in Arap yarımadası dışına yayılması için sürdürülen mücadeleler sırasında, İslam ordusu, Gaziantep yöresi ile Hatay’ı Bizanslılardan alır. Böylece: 639 yılında, yöre halkı Müslümanlığı kabul eder. Hemen ardından; kansız ve savaşsız olarak Suriye ve Antakya yöresi de İslam kuvvetlerinin eline geçerek, vergiye bağlanır. İşte, Gaziantep’in ünlü Ömeriye Camisi, o dönemde fethin sembolü olarak yaptırılmış.

1071 Malazgirt Savaşından sonra, bölgede, Selçuklu İmparatorluğuna bağlı bir Türk Devleti kurulur. 1270 yılında, Moğolların istilası ile kent yakılıp yıkılır. Daha sonra Dulkadiroğullarının ve Memlüklerin eline geçer. 1516 yılında; Yavuz Sultan Selim tarafından, Memlüklere karşı yapılan Mercidabık Meydan Savaşından (Kilis yakınlarında) sonra, Gaziantep ve yöresi, Osmanlı imparatorluğu yönetimine girer.

Osmanlı döneminde, çok sayıda cami, medrese, han ve hamam yapılır, kent aynı zamanda üretim, ticaret ve el sanatları yönünden de ilerler. 1641 ve 1671 yıllarında yöreyi iki kez ziyaret eden Evliya Çelebi, burada 22 mahalle, 8 bin ev, 100 kadar cami, medrese, han, hamam ve üstü kapalı çarşı bulunduğunu anlatır.

Birinci Dünya Savaşı sonunda, Gaziantep, önce İngilizler ve daha sonra da Fransızlar tarafından işgal edilir. Gaziantep savunması, Ulusal Kurtuluş Savaşı tarihimizde yiğitlik, kahramanlık ve fedakarlığın ulaşılmaz abidesi olmuştur. Bu savunma; eşsiz kahramanlığı ile hem kendini hem de Güneydoğu Anadolu’yu düşman işgalinden kurtaran bir halk hareketi, milli birliğin ve benliğin bir şahlanışı olarak tarihteki yerini almıştır. Dışarıdan yardım almadan, açlık ve sefalet içinde 10 aylık bir direniş.

Antep savunması, yürekleri vatan sevgisiyle dolu Anteplilerin imkansızı gerçekleştirmelerinin destanıydı. 10 ay 9 gün boyunca, her türlü sıkıntıya göğüs geren Anteplilerin bu onurlu mücadelesinin sonucunda, TBMM, 8 Şubat 1921 tarih ve 93 sayılı kanunla kente “Gazi” unvanı vermiştir. “Gazi” unvanı alan ilk ve tek kent olan Gaziantep, 2008 yılında çıkarılan bir kanunla ise, 87 yıl sonra İstiklal Madalyasına kavuştu ve Türkiye’deki İstiklal Madalyalı üç kentten biri olma şerefine nail oldu.

 

ŞAHİN BEY

1877 yılında Antep’te doğan Şahin Bey’in asıl adı Mehmet Sait’tir. 1899 yılında Yemen’e asker olarak giden Şahin Bey, Trablusgarp’te Mustafa Kemal’le birlikte savaştı, Balkan ve Çanakkale savaşlarında görev aldı. Teğmenliğe yükselmesinin ardından, 1918 yılında Sina’da İngiliz kuvvetlerine esir düştü.

Ateşkesten sonra serbest kalan Şahin Bey, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının başlattığı bağımsızlık hareketine katıldı. Şahin Bey, Kilis yolunda düşman nakliyatını kesmek üzere görev aldığında Heyeti Merkeziye’ye şu sözü vermiştir “Düşman arabaları cesedimi çiğnemeden Antep’e giremez”. Şahin Bey komutasındaki kuvvetler, Antep’e girmeye çalışan Fransızları iki kez geri püskürttü.

28 Mart 1920 sabahı Fransız kuvvetleri yeniden Antep’e doğru harekete geçtiğinde, tank, top ve makineli tüfeklerle saldıran Fransızlara karşı, tek silahları mermileri bitmek üzere olan tüfekleri ve süngüleri olan Şahin Bey ve askerleri geri çekilmedi. Mermisi biten Şahin Bey, tek başına kalana kadar mücadele verdi. Düşman askerlerinin ateşiyle şehit olan Şahin Bey’in Antep Savunmasında gösterdiği direnç ve kahramanlık Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktalarından biri oldu.

 

ŞEHİT KAMİL

Antep, Fransızlar tarafından işgal edildiğinde, çarşıdan geçmekte olan ve yanında çocuğu olan bir kadın, sarhoş Fransız askerleri tarafından peçesini indirmesi için zorlanır.

Bunun üzerine, kadının çocuğu yerden aldığı taş ile Fransız askerlerine saldırır ve hemen orada askerler tarafından süngülenerek öldürülür. Fransız işgal kuvvetleri, çocuğun babasına 200 altın vermek isterler, ancak baba, bu isteği geri çevirir ve küçük Kamil, Antep savunmasında düşmana ilk karşı gelen kişi olarak tarihe geçer.

fıstık.1
YEŞİL ELMAS. ANTEP FISTIĞI

Yüksek kalorili Antep fıstığı; yörede “Yeşil Elmas” ya da “Yeşil Altın” olarak da adlandırılıyor. Ortadoğu kökenli olan bu bitki: tüm Akdeniz kuşağında, Suriye, Irak, İran, Hindistan ve Türkiye’de yetişiyor. Yüksek ısıya, kuraklığa dayanabilen, kurak toprakların kanaatkar bitkisi Antep fıstığı, ağaç başına, yaklaşık 10 kg. meyve veriyor.

Ülkemizde; Güneydoğu Anadolu bölgesinde bolca yetişiyor. Ağacın aynı adlı meyvesi (antepfıstığı/şamfıstık): çoğunlukla, kabuklu durumda ve kavrularak tüketiliyor. Kavrulan fıstığın, kabuğu çatlıyor ve ikiye ayrılıyor.

Fıstık içi: şekercilikte, pastacılıkta, helvacılıkta, çeşitli tatlılarda ya da çerez olarak tüketiliyor. Çok besleyici olan Antep fıstığı: yüzde 3.7 su, yüzde 59.4 yağ, yüzde 21.8 protein, yüzde 9.8 azot ve yüzde 2.9 ham lif içeriyor. Antepfıstığı yağında: palmitik asit, oleik asit ve linoleik asit bulunuyor.

Dünya antepfıstığı üretiminde, Türkiye, İran’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. Antep fıstığının yoğun olarak üretildiği bir diğer yer ise: Siirt. Antep fıstığı daha dolgun olmasına rağmen, Siirt fıstığı daha ince. Siirt fıstığı; kavurma atölyeleri Antep’te olduğundan, kavrulmak üzere Antep’e gönderiliyor. Aralarındaki başlıca fark, biraz önce de söylediğim gibi: Siirt fıstığı, Antep fıstığına nazaran daha küçük ve ince.

Evet, bu şehri ziyaret ettiğinizde zaten Antep fıstığını veya bununla üretilen tatlı ürünleri birçok yerde göreceksiniz. Hatta bir çok ziyaretçi hediyelik olarak, yakınlarına buradan Antep fıstığı almaktadırlar.

IMG_9686
Gaziantep Geleneksel Antep Evleri

GELENEKSEL ANTEP EVLERİ

Gaziantep’in geçmişten günümüze, tarih içindeki oluşumuna bakıldığında, köklü ve zengin bir mimarisi olduğu görülür. Bu kagir yapıların fonksiyonlarının oluşumunda: yörenin iklimi, Topografik özellikleri, bitki örtüsü ve sosyal yaşantıları etkili olmuştur. Yazları: çok sıcak geçmesi nedeniyle, mimaride avlu anlayışı hakimdir. Zamanın büyük bir bölümünün avluda geçmesi nedeniyle, buraya “hayat” denilir.
Sokaklar: dar ve gölgelidir. Bazı yerlerde, kabaltı denen altı yol ve üstü konut olan mekanlar vardır. Günümüzde: Kabaltı yapılardan yalnızca 6 tane kalmış. Sokakları: dik olarak kesen, çıkmaz sokaklara da “dehliz” deniliyor.

Antep evleri: yüksek duvarlar arasında, dış mekanlardan mümkün olduğunca soyutlanmış yapılardır. Evlerin; ikinci katında sokağa bakan konsol çıkıntısı vardır ve buna “köşk” denir. Dışı metalle kaplanan bu tür yapılar; köşklü ev diye adlandırılır. Genellikle: iki katlı ve avluya dönük yapılardır.
Sıcak yaz günlerinde; gölgeli mekanlardır. Sofaya açılan odalar; çok işlevli özelliğe sahiptir. Odada: yatakların konulduğu döşeklik, yemek kapları için kübbiye denilen dolap nişleri vardır. Bunlar; nacar denilen çok güzel ahşap işçiliğe sahiptir.

kilim.1

ANTEP KİLİMCİLİĞİ

Antep kilimlerinin bilinen çeşitleri: baklava dilimleri, habbap ayağı, kuş kanadı, zincir göbek, dirsek göbek, pençe göbek, çarkı felek, parmak göbek, atom göbek. Kilimlerin ham maddesi: öküz, deve ve at tüyü, koyun yünü ve keçi kıllarıdır. Kilimlerde kullanılan ilkel boyalar ise: Siyah, felhani, mavi yeşil boya, cehre sarısı, ceviz kabuğu, cevizi boz, soğan kabuğu, sumak yaprağıdır.

Genelde: 69 cm. eninde ve 260 cm. boyunda dokunurlar. Motif olarak: çizgi, nokta ve daireden ibaret motifler ve bitki motifleri kullanılır. Kilim, yalnızca el tezgahlarında imal edilir ve bu iş kolunun çok canlı olduğu dönemlerde, Gaziantep’te; 7000 civarında el tezgahı bulunduğu söylenir. 1960’lı yıllarda, tezgah sayısı: 100-150 civarına düşer.

Günümüzde ise: motorlu dokuma tezgahlarının yaşama girmesiyle, Antep kilimlerine olan talep azalmış ve el tezgahları yavaş yavaş ortadan kalkmıştır. Günümüzde: genel olarak köylerde, kendi ihtiyaçlarını gidermek amacıyla kadınlar tarafından dokunmaktadır.

kutnu üretimi.1
Gaziantep Kutnu Kumaşı
IMG_9623
Gaziantep Kutnu Kumaşı

 

KUTNUCULUK

Kutnu bezi dokumacılığının: tarihi bir değeri vardır. Türkiye’de yalnızca Antep’te dokunan: ipekli bir dokuma türüdür. Ham maddesi: floş (suni ipek) ve pamuk ipliğidir. Tamamen el tezgahlarında dokunur. Geçmişi çok eskilere dayanan kutnuculuk; dünyada, basma sanatı yokken, çeşitli boyalara defalarca batırılarak, kendisine has renk ve motifler verilerek yapılan bir dokumadır. Kumaşlar, tezgahın boyutuna göre eni ince veya kalın olabiliyor.

Kutnu kumaşı; önceleri Halep, Hama ve Humus’ta üretilin, Anadolu pazarını sunulurmuş. Daha sonra, bu ipekli dokumalar, Gaziantep il merkezi ve ilçe köylerinde de üretilmeye başlanır. Kutnu kumaşı; yöresel bir kıyafet olarak kullanıldığı gibi, çeşitli aksesuar, turistik giysi, çanta, terlik, perdelik kumaş ve milli kıyafet olarak da kullanılmaktadır. Kumaşlara çözgü sayısına göre: Kutnu, Alaca ve Meydaniye gibi değişik adlar verilir. Kutnu’nun çözgü sayısı: 4000, Alaca’nın 3000 ve Meydaniye’nin ise 2000 teldir.

Eskiden Gaziantep’te çok yapılan kutnu kumaşı dokumacılığı; son yıllarda yok denecek kadar azalmıştır. İpekli kutnu dokumacılığı el sanatı: gittikçe az ilgi gören bir sanat dalı haline gelmiştir. Binlerce yıldır işlenen kutnunun desen ve renkleri: Türk köylüsünün asırlık renk ve desen kültürünü belirten bir hatıra ve turistlerin ilgisini çeken orijinal bir sanat eseri haline gelmiştir.

Antep şehrini ziyaret edenler, kutnu kumaşından yapılmış birçok ürünün satıldığı yerleri göreceklerdir. Erkeklere yönelik olarak gıravat (35 TL) ve bayanlara yönelik olarak birçok kutnu kumaşı ürün (örneğin şallar, 20-25 TL) bulunmaktadır.

Ayrıca, yine kutnu kumaşı, bir çok tekstil ürününde kullanılmaktadır. Kutnu kumaşı ürünlerden satın almak isterseniz, bence Beyazhan içindeki satıcıyı tercih edebilirsiniz, çünkü fiyatları makul.

kutnu üretimi.2
Gaziantep Aba Dokumacılığı

ABA DOKUMACILIĞI

Aba: deve, öküz ve at tüyünden, keçi kılından ve koyun yününden dokunan, özel bir kumaştan yapılan bir erkek giysisidir. Abanın üst rafından, başın; yan tarafından kolların geçmesi için birer delik olup kolları yoktur. Eskiden kumaşın dokunmasında kullanılan tüy, kıl ve yünler: toprak, mor boya, ceviz kabuğu, ceviz kökü, heylangoz yaprağı, sumak yaprağı, meyve, kızılcık otu gibi kök boya denilen boyalarla boyanırmış.

Günümüzde ise: suni boyalarla renklendirilmiş polyester iplikler kullanılıyor. Geçmişte kullanım alanı oldukça geniş olan abanın; Suriye ve Arabistan’da giyileni, geniş ve kısa bir şekilde olup, dizden biraz aşağıya inermiş. Abanın dokunuşuna, üzerinde yapılan motiflerin durumunu ve bu motiflerde kullanılan iplerin özelliklerine göre giyenin ekonomik durumu belli olurmuş.

Halkın giydiği abalar, daha az motifli ve kaba olarak dokunurmuş. Zenginler ise, çuhadan veya ipekten dokunmuş abalar giyerlermiş. Abalar dokunduğu ipin ve kumaşın rengine, boyuna ve giyildiği yörenin ismine göre isimlendirilirlermiş. Humus Abası, Yerli Aba, Sırmalı Aba, Kıl Aba, Maraş Abası.

zurnacılık.1
Gaziantep Zurnacılık

ZURNACILIK

Üflemeli halk çalgılarımızın başında gelen zurna, kalın zerdali ağacından yapılır ve davulun yanında çalınan üflemeli bir çalgı aletidir. Zurnanın tarihi: Orta Asya’ya dayanır. Çok eski zamanlardan beri, bir çalgı aleti olarak bilinir ve yapılır. Zurna: 3 kısımdan oluşur. Baş kısmı: şimşir ağacından yapılır.

Ağız kısmı: geniştir. Orta kısmı ise dardır. Zurnanın: 15 deliği vardır. 8 tanesi büyük, 7 tanesi küçüktür. Zurna yapıldıktan sonra; şimşir ağacından yapılan mezik kısmının ucuna, metem denilen uç, zurna çalan kimseler tarafından kamıştan yapılır. Gaziantep’te zurna, sipariş üzerine yapılmaktadır. Bir usta, günde ancak 1-2 tane zurna yapabilir.

bakırcılık.1

BAKIRCILIK

Gaziantep bakır işlemeciliğinin tarihi çok eskilere dayanır. Bakır eşya: bakırdan ve pirinç diye tabir edilen, bakır ve çinkonun karışımından elde edilen maddeden işlenerek yapılır. Antep bakır işlemesinin özelliği: tek parça olarak imal edilmesidir. Yani: lehim ya da benzeri bir yolla birleştirme yapılmaz. Ev mutfak ve süs eşyası olarak kullanılan el işlemesi bakır mamullerin işlenmesinde; çakma ve çizme diye bilinen basit yöntemler kullanılın.

Ayrıca: yalnızca burada yapılan bir yöntem daha vardır. Bir çekiç ve çelik kalemle, işleme yapılır. Ancak, bu işlemede, bir tek parçanın işlenmesi, haftalarca hatta aylarca sürer. Gaziantep’te imal edilen işleme bakır mamulleri, tamamen el emeği, göz nuru ile yapılmakta, çekiçle kalem dışında hiçbir alet kullanılmamaktadır.

Karagöz mahallesinde bakırcılar çarşısında, halen tezgahlarda bakır ürünler işleyen bakır ustalarını görebilirsiniz.

sedefçilik.1

SEDEFÇİLİK

Bazı deniz hayvanlarının kabuklarında bulunan ve sedefçilikte kullanılan sert beyaz ve gökkuşağı pırıltılı, fosforik özelliği olan maddeye “sedef” bu maddeyi işleyen kişiye de “sedefkar” denir. Asırlardan beri bilinen sedef, zamanın tekniği ve milletlerin sanat anlayışına göre şekil almıştır. Ham maddesi: midye kabuğu, çeşitli teller ve ceviz ağacı olan Sedef ve Sedefkarlık sanatı: Ortadoğu ülkelerinde doğmuş ve 15’nci yüzyıldan sonra Osmanlılara geçmiştir.

Sedef kakmacılığı: Gaziantep’te 1963 yılında başlamıştır. Bugün, şehirde, 50 sedef atölyesi bulunmaktadır. Bu atölyelerde, daha çok turistik eşyaya yönelik çalışmalar yapılır. Genellikle, Ortadoğu’ya satış yapılır. Gaziantep’te işlenen sedefin %90’ı, dövizle satılmakta ve ülke ekonomisine döviz kazandırılmaktadır.

Antep ziyaretinizde, Karagöz mahallesindeki bazı çarşılarda sedef kakma yapan ve satan ustaları görebilirsiniz. Muhteşem eserler, özellikle mücevher koyma kutuları, aynalar, her çeşit kutular, tavla, süs eşyaları bulunabiliyor, meraklısı mutlaka bakmalıdır.

gümüş işlemesi.1

GÜMÜŞ İŞLEMECİLİĞİ

Gümüş, insanların takı olarak eskiden beri kullandığı kıymetli bir madendir. Gümüş işçiliğinin şehirde gelişmesinin: Türkmenistan’dan göçüp gelen ustaların payı büyüktür. Gümüş işçiliği: 1980’lerden sonra Türkiye’nin dışa açılması, turizm hareketlerinin başlaması ve teknolojinin yardımıyla hızla gelişmiştir.

Günümüzde, şehirde 40’ın üzerinde gümüş atölyesi bulunmaktadır. Bu atölyelerde: yılda ortalama 1.5-2 ton gümüş işlenmekte ve başta İstanbul olmak üzere birçok yere gönderilmektedir.

 

KUYUMCULUK

1918 yılında, Medine’den gelen ve aslen Türkistanlı bir usta olan Sait Türkistanlının gayretleriyle, kuyumculuk mesleği, şehirde canlanmaya başlar. Zamanla yetişen Gaziantepli kuyumcular; halka, renkli taşlı, yakut, zümrüt, firuze ve benzeri, renkli taşlı yüzük, çöp, telkari, yılanlı, burmalı, çakma ve benzeri bilezik, kemer ve daha birçok çeşit altın takı imal ederler. Buna rağmen: 1950’li yıllara kadar, altın takılar genel olarak dışarıda imal ettirilip, Gaziantep’te satılırmış.

Kuyumculuğun merkezi sayılan İstanbul ve diğer büyük illerde altından üretilen süs ve takılar, 18 ve daha düşük ayarlı altından takılar üretilip satılırken, Gaziantep’te kuyumcuların ürettiği takılar 22 ayar altından üretilmektedir. Özellikle: son yıllarda Gaziantepli imalatçılar, ürettikleri mamullere TSE belgeli olduğunu gösteren, kendi damgalarını vurmaktadırlar. Bu işlem, hem esnaf, hem de tüketici tarafından güven içerisinde, altının alınıp satılmasını sağlamıştır. Bugün Gaziantep’te, 400 civarında vitrin kuyumcusu, 60 civarında imalatçı bulunmaktadır.

 

YEMENİCİLİK

Yemeni; üstü kırmızı yada siyah deriden; tabanı ise köseleden dikilen, topuksuz ve çok sıhhatli olan ayakkabılara denir. Gaziantep’te yemeniciliğe “Köşkercilik” ve yemenicilere ise “köşker”, yemeni ustalarına “köşker ustası” denir. Köşker kelimesi, Farsçadan “ayakkabı yapan” anlamına gelir. Yemeni, ilk defa Yemende, Yemen-i Ekber isimli bir kimse tarafından yapılmış ve kendi ismini vermiştir. Daha sonraları, Yemeni, Yemen’den Halep’e, Halep’ten de Güneydoğu Anadolu’ya intikal etmiştir.
Yemeni imalatında kesinlikle plastik kullanılmaz.

Tüm dikişler elle yapılır. Ökçesiz olup, tersinden dikilir. Düz tarafı çevrilir ve asıl giyilecek durumunu alır. Ayaktaki mantar ve nasıl oluşumunu, ayak parmakları arasındaki pişikleri önler. Yemeninin üst tabanı ile alt tabanı arasındaki kil; insan vücudundaki elektriği toprağa verir ve insan vücudunu rahatlatır.

Ayakta koku yapmaz. Çünkü gözenekli deriden yapıldığından teri dışarı verir. Yemeniler renklerine, büyüklüklerine ve şekillerine göre ad alırlar. Antep sokaklarında gezerken, çok miktarda yemeni görebilirsiniz.

GAZİANTEP YEMEKLERİ

Gaziantep’te çeşitli kültürlerin buluşması nedeniyle oluşan zengin mutfakta, yaklaşık 252 çeşit yemek türü var. Akla ilk gelen yemekler arasında: kebap çeşitleri bulunuyor. Bilinen türler dışında yapılan diğer kebaplar ise: yeni dünya (bu kebap yalnızca Nisan ve Mayıs aylarında bulunabiliyor) , sebzeli, ayva, elma, firenk, simit, patlıcan, kazak, kabak, Kilis, ekşili, mantar, yoğurtlu ve tas kebapları olmak üzere, 32 tür kebap yapılıyor.

Ayrıca: 26 çeşit köfte, 27 çeşit pilav, 15 çeşit dolma, 26 çeşit etli yemek, 15 çeşit turşu ve 22 çeşit helva varmış. Yoğurt yemeklerinin de, hatırı sayılır bir yeri olduğu söyleniyor. Yoğurt yemeklerinden ilk akla gelenler ise: çağla aşı, orman, sahte yuvarlama, bakla, çiğdem aşı, bezelye, elma aşı, fasulye, kabak, keme köfte, mantar, patates, soğan ve yuvarlama.

Gaziantep mutfağının en önemli özelliklerin den biri: yemeklerde et olarak koyun etinin kullanılmasıdır. Etin, belli bölgeleri; yapılacak yemekte iyi sonuç verir. Örneğin: budun iç kısımlarından yapılan köfte: daha iyi tutar. Küşlemesi yapılan kebap, çok yumuşak olur. Kasaplar, koyunun hangi bölgesinin etinin, hangi yemekte daha iyi sonuç vereceğini bildikleri için, bundan 25-30 sene önce et almaya gelenlere, hangi yemeği yapacağını sorar ve ona göre et verirlermiş.

Ekşili Daralık Tavası, Et Paçası, Kelle Paça, Tavuk Paçası, İncik Haşlaması, Paşa Köftesi, Sebzeli Tavuk Kızartması, Beyran, Fırında Tavuk ve diğerleri. Özellikle “Beyran” bir çeşit çorba olarak çok tercih ediliyor. İçinde kuzu eti ağırlıklı, çok  doyurucu ve aşırı sıcak olarak sabah saatlerinde içiliyor. Beyran çorbasının ardından ise, yine sokak aralarında seyyarlar tarafından satılan meyan şerbeti içiliyor.

 

Gaziantep’te yapılan yoğurtlu yemekler, üzerine yoğurt dökülerek yapılan yemekler değildir. Bu yemeklerin özelliği: yoğurtlarının ayrıca pişirilerek yemeğe katılmasıdır. Bu şekilde yapılan yoğurtlu yemekler: Çağala Aşı, Orman, Sahte Yuvarlama, Sarımsak Aşı, Şiveydiz, Yoğurtlu Bakla, Yoğurtlu Bezelye, Yoğurtlu Çiğdem Aşı, Yoğurtlu Elma Aşı, Yoğurtlu Fasulye ve diğerleri.

Bölgeye has serinletici içecekler: Meyan şerbeti, Tah şerbeti, Urmu Dut Şerbeti, Gül şurubu, Limonata, Üzüm suyu, Pekmez Şerbeti, Koruk Şerbeti, Karbanbaç, Haytalı.

Tatlılar, bu şehirde başlı başına bir sektör olmuş. Tatlılarda genellikle Antep fıstığı kullanılıyor, ama gayet bol miktarda kullanıldığından muhteşem lezzetli oluyor. Özellikle, Antep ziyaretinizde buraya özgü içinde kaymak ve Antep fıstığı bulunan “katmer” yemenizi şiddetle öneririm.

Ancak katmeri özellikle sabah saatlerinde yemek ve uygun yeri bulmak çok önemli, çünkü saçma sapan yerlerde yenilen katmer, gerçek lezzeti vermiyor. Aslında yoğun tatlı olmasına rağmen, Antep yerlileri bir oturuşta 1.5-2 porsiyon katmeri, sıcak sıcak yiyebiliyorlar, ama normal şartlarda 1 porsiyon fazlasıyla yetiyor. (fiyat, 10-20 TL arasındadır)

 

Antep şehrinde, elbette kebap öncelikli, en iyi Antep kebapları yemek için “İmam Çağdaş” denen yer tercih edilebilir. Burada, özellikle soğan kebabı yöresel özellikleri nedeniyle tercih edilebilir, yanında peynirli pide istemeyi unutmayın. Ayrıca, yine bence öne çıkan lezzetler, ciğerdir.

Burada en iyi ciğer yapılan yeri bir taksiciye sordum öğrendim ve onun önerisi üzerine gittiğim Köşk ciğercisi gerçekten muhteşem lezzetler sunuyor. Burada özellikle ve sadece ciğer şiş yemenizi öneririm. Ayrıca yine burada Ali Haydar denen bir ciğerci var, bu da çok meşhurmuş, ama gece yarısı saat 3 de açılıyor ve saat 7 de kapanıyor.

Bu saatlerde ayakta iseniz, mutlaka denemenizi öneririm. Evet: Gaziantep yemeklerinin ve tatlılarının yapılışından, sunuluşuna kadar tüm merhalelerin görülebileceği otantik ve çağdaş lokantalar şehirde mevcut.

 

Son olarak: neler yiyebileceğiniz konusunda, yine bazı öneriler: Alacak çorba, Altı Ezmeli Kebap, Arap köftesi, Beyti Kebabı, Börk Aşı, Çağla Aşı, Cağırtlak Kebabı, Doğrama, Ekşili Taraklı Kebap, Erik Tavası, Firik Plavı, Kavurma, Kuşbaşı Kebap, Küşneme, Lahmacun, Oruk Kebabı, Patlıcan Kebabı, Sarımsak Kebabı, Şiveydiz, Soğan Kebabı, Yeni Dünya Kebabı (bu kebap yenidünya çıktığında yapılıyor yani 20-25 günlük süreçte bulunuyor), Yuvarlama ve elbette sonunda tatlı olarak: baklava ve şöbiyet.

Atıştırmalıklar da çok gözde. Muska tatlısı, nar ekşisi sucuğu (bunların içinde Antep fıstığı var), buraya has Antep peyniri.

İçilmek için, yine burada çok ünlü “Zahter” tercih edilmelidir. Önce tedirgin yaklaşmama rağmen, kaldığım sürece her mekanda zahter içmeyi tercih ettim, özellikle limonlu denemenizi öneririm.

 

GAZİANTEP YEMEKLERİ VE UNESCO

Gaziantep gastronomi dalında UNESCO “Yaratıcı Şehirler Ağına” girdi. Şu ana kadar, UNESCO gastronomi listesine,  dünyanın  dört bir yanından, sadece 8 şehir kabul edildi. Kabul toplantısı için verilen resepsiyonda, Paris şehrinde, Gaziantep yöresel mutfağından dolma, sarma, börek, köfte, kebap çeşitleri, Antep baklavası ve Antep fıstığının yer aldığı ikramlar yapıldı.

 

NE SATIN ALINIR

Geleneksel el sanatlarından: sedef kakma, kutnu kumaşı, bakır işlemeleri, yemeni, Antep işleri ve Gaziantep baklavası, Antep fıstığı, tatlı sucuk ve pestil, kırmızı biber ve baharat satın alabilirsiniz. Özellikle: buraya özgü kuru baklava alıp, hediyelik olarak yakınlarınıza götürebilirsiniz.

 

GEZİLECEK YERLER

tahmis kahvesi.1
Gaziantep Tahmis Kahvesi

 

IMG_9652
Gaziantep Tahmis Kahvesi
IMG_9651
Gaziantep Tahmis Kahvesi
IMG_9649
Gaziantep Tahmis Kahvesi
IMG_9667
Gaziantep Tahmis Kahvesi

 

IMG_9660
Gaziantep Tahmis Kahvesi

TAHMİS KAHVESİ

Gaziantep’in tarihi yapıları içinde, 100 yıllık bir klasik. Kozluca Mahallesi, eski buğday arsasının kuzeyinde bulunuyor. “Tahmis” kelime anlamı olarak: kökeni Arapça. Osmanlıcaya da buradan girmiş. Kelime anlamı: “kavrulmuş ve öğütülmüş kahve satan yer” demek. Tahmis’in sonu “sin” ile biterse, ateşte kızdırıp kavurma kahve satılan yer anlamına geliyor. Eğer sonu “sat” ile biterse, “dövülmüş kahve satan yer” anlamında kullanılıyor.

Tahta sandalyeleri, asma katıyla günün yorgunluğunu atmak için bir bol köpüklü kahve içilebilecek yer.

Sabahın ilk ışıkları ile kapılarını yeni güne açan Tahmis Kahvesi: yılların eskitemediği yüzlere ev sahipliği yapıyor. Kahve içmek, nargile fokurdatmak ya da yarenlik etmek isteyenlerin mekanı. Gün görmüş masaları, asma katı ve başka hiçbir yerde soluyamayacağınız havasıyla görülmeye değer. Bol köpüklü bir menengiç kahvesi, damağınızda hoş bir tat bırakacaktır. Keyifli sohbetler yapılıyor, memleket sorunları tartışılıyor, çaylar yudumlanırken tavla, okey ve kağıt oyunları oynanıyor. Eski semt kahveleri gibi, giderek yaygınlaşan kafe kültürüne direnircesine, dimdik ayakta kalma mücadelesi veriyor.

Tahmis isminin: Kurtuluş Savaşı öncesi, Antep’i işgal eden İngilizler tarafından verildiği konusunda söylentiler var. İngilizler, işgal günlerinde burada konaklamış ve İngiltere’de ki “Thaimes Nehri” ile bağlantı kurarak, buraya kısaca “Tayms” demişler. Ancak: kahvehane müdavimlerinin anlattıklarına göre; kahvehanenin ismi ile İngilizlerin hiçbir bağlantısı yok. Burası; işgalden önceki yıllarda da “Tahmis Kahvesi” olarak anılmakta imiş.

Evet: Tahmis Kahvesi: uzun yıllar “Lokuslu Kahvehane”, “Tömbekici Kahvehanesi” olarak da anılmış. Cumhuriyetin ilan edildiği yıllarda, Halk evinden sonra bilinen en büyük salon olması nedeniyle, toplantı salonu olarak da uzun yıllar birçok olaya tanıklık etmiş.

Kahvehane: özellikle Ramazan aylarında, farklı bir havaya bürünüyormuş. Günümüzde kullanılmayan, kahvenin asma katı, yani yazlık bölümü: ramazan aylarında ve özel günlerde, musiki ve gösteri sanatına uzun yıllar ev sahipliği yapmış. Özellikle: hikayeciler ve karagöz ustaları, kahvehaneyle bütünleşmiş bir geleneğe dönüşmüşler.

Evet, Tahmis kahvesi, bir cadde üzerinde, karşılıklı biri kapalı, biri açık mekandan oluşuyor. Kapalı mekan, sürekli kalabalık, dolu, yer bulunmadığında hemen karşısındaki açık mekan tercih ediliyor. Kapalı mekan, iki katlı, girişte büyükçe bir salon, merdivenlerden çıkınca üstte bir teras var, ama sanırım sürekli olarak bir yoğunluk var, kapalı yerde boş masa bulmak çok zor. Mekanlarda, yöresel kıyafetler giymiş, 4-5 kişiden oluşan müzik gurubu, neşeli ezgiler seslendiriyorlar, ortama ayrı bir keyif veriyorlar. Burada küçük bir mola vermenizi ve menengiç kahvesi içmenizi öneririm.

arkeoloji müzesi.1
Gaziantep Arkeoloji Müzesi

GAZİANTEP ARKEOLOJİ MÜZESİ

Yazının hemen başında belirtmek istediğim bir not: şehirde, “Zeugma Müzesi” açılınca, buradaki mozaikler, yeni açılan müzeye taşındı. Bu yüzden: bu müzede mozaik yok. Ancak, elbette burası yalnızca mozaiklerden ibaret bir müze değil, yani mozaikler gitti diye, şehir ziyaretinizde, burayı gezmeyi sakın ihmal etmeyin.
Evet, girişte; uzun bir salon var.

Burada: genellikle geçici ve periyodik olarak değişen konuları yansıtan sergilemeler yapılıyor. Resim ve karikatür meraklılarını, müzeye çekmek için “arkeoloji” konulu, bir karikatür sergisi var. Ayrıca: tıp, eczacılık, kimya ve kozmetik meraklılarına hitap eden “Antik dönemde Tıp Aletleri” konulu iki vitrin bulunuyor.

Bu salondaki önemli bir bölüm de: Nostalji Vitrinleri. Burada: ülkemiz müzelerinde, ilk kez olmak üzere, 1864 yılında, bakır plaka üzerine çekilmiş ilk fotoğraflar ve 1910 yılında, ilk modellerden başlayarak günümüze kadar gelen, “Fotoğraf makinelerinin Tarihi Gelişimi” isimli, 120 parçayı aşkın fotoğraf makinesi ve aksesuarı koleksiyonu sergileniyor.

Takip eden bölümde: Kronolojik Salon var. Bu salonda: Anadolu ve Gaziantep’teki antik yerleşim yerleri ve kazı merkezleri, büyük panolardaki haritalarda tanıtılıyor ve Gaziantep bölgesinin kronolojisi veriliyor.

Birinci bölümde: Tabiat Tarihi vitrini var. İkinci bölümde ise: Akamenid, Pers, Helenistik ve Kommagene ile özellikle Roma döneminden kesitler sunan vitrinler bulunuyor.
Bu salondaki bir vitrinde: bir Mamut’un iskeletine ait kemikler ve içi doldurulmuş bir Krokodil de sergileniyor.

arkeoloji müzesi.3
Gaziantep Arkeoloji Müzesi

 

Sonra; Küçük buluntular ve Sikke Salonu var. Burada: insan ve hayvan heykelcikleri, kült eşyaları, figürinler, damga ve silindir mühürler, süs iğneleri, bilezik ve tokalar ile fibulalar, yüzük taşları ve klasik döneme ait kil mühür baskıları ile altın ve gümüş ziynet eşyaları sergileniyor. Burada, müzenin en öne çıkan objeleri: mühürler. Dünyanın en büyük mühür koleksiyonu, bu müzede bulunuyor ve ziyaretçilere sergileniyor.

Ayrıca: sikkenin basım ve devirlere göre belirlenen özellikleri ile zaman içindeki değerlerini belgeleyen bilgi panosu var. Yanındaki vitrinde de, Grek, Helenistik, Roma ve Bizans devirleri ile Türk-İslam Dönemi ve Osmanlı çağına ait altın-gümüş ve bronz sikkeler ile Osmanlı dönemi nişanları sergileniyor.

Müze Bahçesi: Müzenin ön bahçesinde: Hitit ve Geç Hitit dönemi cenaze ziyafetlerini betimleyen bazalttan kabartmalı steller var. Yan bahçesinde ise; çoğunluğu Belkıs/Zeugma kökenli, Roma dönemi erkeğini simgeleyen kartal, kadını simgeleyen yün sepeti motifli mezar taşları sıralanmış. Ayrıca: dört adet, Roma dönemi lahit de bahçede.

Evet; Gaziantep müzesi bundan ibaret. Nispeten güzel bir sergileme sunulan, bol eserli bir müze. Merakı olanlara önemle gitmelerini tavsiye ederim.

Gaziantep Planetarium Gezegen Evi

PLANETARİUM-GEZEGEN EVİ

Şehir merkezinde, 100. Yıl Parkı içindedir. Yani, güzel bir parkın içinde, dev bir cam bina ve tepesinde kocaman bir portakal gibi bir şey var. 5000 m. karelik bir alan üzerinde, 1500 m. kare yeşil alan ve 3500 m. kare kapalı alan var. Her gün, saat: 10.00-18.00 arasında ziyarete açıktır. 25 Mart 2010 tarihinde açılmıştır.  

Burada: her yaştan, birçok ziyaretçi evrenin sırlarının deneylerinin canlandırıldığı ve ayrıca kendilerinin de dahil olabileceği ışıklı, maketli oyunlarla eğleniyorlar. Bunun yanında, buranın esas fonksiyonu, özel olarak tasarlanmış bir sinema salonu denebilir. Salonun perdesi: yarım küre şeklindeki, kubbe ekrandır.

Görüntüler, karanlık salonda, 10.8 metrelik çapı olan kubbenin iç yüzeyine yansıtılarak, 77 koltuklardaki izleyicilere, uzay boşluğunda bir gezi yaptıkları hissi veriliyor. Koltuklar, gösteri sırasında, yatar şekilde tasarlanıyor. Bu uygulamayı, daha önce Amerika-Chicago şehrinde görmüştüm.

Bu sinema salonunda, özellikle NASA tarafından hazırlanan kısa filmleri izleyebilirsiniz.

Müze çıkışında: Vagon kafe görülüyor. Özel yapım bir trenin vagonlarında çay ve kahvenizi içebiliyorsunuz.

IMG_9567
Gaziantep Kendirli Gazi Kültür Merkezi
IMG_9569
Gaziantep Kendirli Gazi Kültür Merkezi
IMG_9575
Gaziantep Kendirli Gazi Kültür Merkezi
IMG_9800
Gaziantep Kendirli Gazi Kültür Merkezi

 

KENDİRLİ GAZİ KÜLTÜR MERKEZİ

Eski bir kilise, ermeni kilisesi olduğu söyleniyor. Şehrin en işlek ana caddelerinden birisinin hemen yanında, hatta iki cepheli. Kilise günümüzde kilise veya müze olarak kullanılmıyor. Binanın dıştan görünüşü zaten hemen kilise intibaı veriyor, içine girilince salon kısmında koltuklar yerleştirilmiş, hemen karşıda bir sahne var.

Görevliden aldığım bilgiye göre: her gün saat 9-11-14-16 saatlerinde, burada yarım saat süreli bir gösteri düzenleniyormuş, ana tema “Atatürk”. Hatta sahnenin arka tarafında, Atatürk bal mumu heykeli olduğu ve kendi sesinden “Nutuk” okuduğu söylendi ama orada bulunduğum saat uymadığından gösteriyi izleyemedim.

Buranın en önemli özelliklerinden birisi de, hemen yan bölümde, caddeye hakim bir balkon. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 26 Ocak 1933 tarihinde Gaziantep iline gelmiş ve bu balkondan Gazianteplilere hitap etmiştir.

İlk bakışta balkonun gayet alçakta olduğu görülüyor ve Atatürk’ün tamamen halkın içinde, halka seslendiği düşünülüyor. Çünkü o halkın içinden çıkmış ve halkla bütünleşmiş bir kahraman. Bu balkon konuşmasının orijinal resimlerini gördüğümde balkonun caddeden birazcık yüksek olduğu görülüyor. Cadde nedeniyle sanırım zemin yükselmiş.

 

IMG_9693
Gaziantep Savunması Anıtı
IMG_9692
Gaziantep Savunması Anıtı
IMG_9702
Gaziantep Savunması Anıtı
IMG_9701
Gaziantep Savunması Anıtı

 

IMG_9710
Gaziantep Savunması Anıtı
IMG_9708
Gaziantep Savunması Anıtı
IMG_9711
Gaziantep Savunması Anıtı

 

GAZİANTEP SAVUNMASI ANITI

Gaziantep’in kurtuluşu olarak 25 Aralık 1921 tarihi kabul ediliyor. Anıtın kuruluşu 25 Aralık 1935 ve yeni düzenleme tarihleri ise 25 Aralık 1998 tarihidir. Anıtın hemen taban mermerlerinin çevresinde kurtuluş sırasında şehit olanların isimleri yazılı.

Anıtın bir yanında: “Bu anıt, yurduna saldıranların tecavüzleri kırmaya yemin içer şehir halkı adına, şehitlerin semaya kaldırdığı şehadet parmağıdır” yazısı bulunuyor.

Anıtın hemen yanında “Çınarlı Cephesi” anıtı var. Çınarlı Cephesi: Antep halkının “Arıburnu” adını verdiği bu cephe, Antep savunmasında, işgal kuvvetlerinin taarruzlarına karşı çetin mücadelelerin verildiği bir cephedir. Bu cephe, Kartal Bey, İbrahim Çavuş ve nice isimsiz kahramanların eldeki kısıtlı imkanlarla destan yazdığı yerdir”

Anıtın hemen altında, şehitlerin kemiklerinin toplanıp topluca gömüldükleri bir mezarın bulunduğu yer var. Antep’i Gaziantep yapan 6317 şehidi temsil eden kahramanlar burada yatıyor. Antepliler bu harpte 6317 şehit verdi. Şehitler, kurşun yağmuru altında, kanlı elbiseleriyle, Esenbek camii arkasında açılan büyük çukurlara gömüldüler, Fatihalarını bile evlerinde, mağaralarda okudular. 1935 yılında çıkarılan şehit kemikleri yeni yapılan Şehitler Anıtının altına yani buraya nakledildi.

Burayı mutlaka ziyaret etmelisiniz. Buranın koridor duvarlarında, Antep savunmasına ait yazılar ve resimler bulunuyor.

“Antep, büyük topları, 300 makineli tüfeği, 6 tayyaresi ve 4 tank ile gelen, 20 bin kişilik Fransız tümeni ve 1500 kişilik ermeni gönüllü alayına karşı 2920 tüfekli çetesi ile 10 ay 8 gün dayandı. Düşman çemberi içinde aç kaldı. Hiçbir yerden yardım gelemedi. Acı çekirdek ekmeği, ot yedi, cephanesi tükendi, barutunu, fişeğini kendi yaptı. Her yer yandı, yıkıldı. Fransız’ı Antep’e sokmamak için 6317 şehit verdi. Harbin son günlerinde, TBMM tarafından ödüllendirildi. Antep “Gaziantep” oldu. 8 Şubat 1921”

“Fransızlar Antep’e bir günde 800 top mermisi attılar. İşte Çınarlı ve Ferhadiye camileri ve şehir. Bütün Antep’i böyle harap ettiler. “

 

MAĞARALAR

Gaziantep şehrinin altında birçok mağara bulunduğu söyleniyor. Bunlardan bir tanesi, Oyuncak Müzesinin hemen altında görülebilir. Bu mağaraların çok sayıda olduğu ve bunlarda su bulunduğu, bu yüzden Gaziantep şehrinin bir gemi gibi yüzdüğü söyleniyor.

Öte yandan, Antep savunmasında bu mağaraların büyük önemi olduğu da belirtiliyor. Bu mağaralardan birini görmek isterseniz, gayet güzel dizayn edilmiş, Oyuncak Müzesi altındaki mağarayı görebilirsiniz.

Gaziantep Bayazhan-Kent Müzesi
IMG_9683
Gaziantep Bayazhan-Kent Müzesi
IMG_9685
Gaziantep Bayazhan-Kent Müzesi
IMG_9686
Gaziantep Bayazhan-Kent Müzesi

 

IMG_9687
Gaziantep Bayazhan-Kent Müzesi
IMG_9688
Gaziantep Bayazhan-Kent Müzesi

 

BAYAZHAN-KENT MÜZESİ

Şehrin en merkezi yerinde, ana cadde üzerinde olan Bayazhan, tarihi özellikleri olan bir yer. 1904-1909 yılları arasında, Bayaz Ahmet Ağa tarafından, taş ustalarına yaptırılmıştır. I. Dünya savaşı sırasında, şehri işgal eden Fransızlar burayı karargah olarak kullanmışlardır. Ayrıca, yıllarca hapishane olarak kullanılmıştır. Şehirdeki ilk sinema filmi, yine burada gösterilmiştir. Han: 2005 yılında, Belediye bünyesine alınmıştır. 2009 yılında ise restorasyonu tamamlanarak, üst katı: Gaziantep Kent Müzesine dönüştürülmüştür. Alt katında ise, yine çeşitli tesisler bulunmaktadır.

Burada: 2 restoran, 1 kahve evi ve yöresel ürünlerin satıldığı 8 dükkan bulunmaktadır. Ayrıca: büyük bir avlu ve teras bulunuyor Ayrıca, arka tarafta otopark var. Ayrıca, sanat galerileri var. Akşamları ise, orta bölümde ateş yakılıyor. Burada, birçok konser veriliyor. Toplu eğlenceler düzenleniyor.

Örneğin: yılbaşı eğlencesi. Girerken, kapıda dedektörlü kontrolden geçiliyor, gündüz saatlerinde bile içeride yüksek sesli müzik yayını var, ama mekanlar boş oluyor. Orta bölümde, sanırım akşam saatlerinde, insanlar masalar üzerinde ayaküstü bir şeyler atıştırırken, biraz önce de sözünü ettiğim ateş yanan sobalarda ısınıyorlar. Yani, değişik bir ortam oluşturulmuş. Burada kutnu kumaşı satan bir mekan var, fiyatları makul, uğramanızı öneririm.

Kent Müzesi derseniz: 2009 yılında hizmete açılmıştır. Kent Müzesi girişi: 1 TL. Girişte bir kulaklık veriyorlar. Müzede: kentin tarihi, kültürel yapısı, yemekleri, sedef kakmadan kutnu adlı kumaşına, baklavasından fıstığına, şehrin çeşitli kültürel etkinlikleri anlatılıyor. Ayrıca, müze içindeki yapılar maketi ve kent rehberiyle, şehre gelen ziyaretçilere, şehir tanıtılıyor.

Hemen girişte ise, bir kulaklık veriliyor. Bu kulaklık ile gezerken: herhangi bir odaya girdiğinizde, oda hakkında ayrıntılı bilgiler veriliyor.

medusa.cam eserler müzesi.2
Gaziantep

MEDUSA CAM ESERLER MÜZESİ

Gaziantep kalesi altında, tarihi kır kahvesinin hemen karşısında, eski bir Antep evinin alınıp, restore edilmesiyle oluşturulmuştur.
Müze binası: 6 odadan oluşmaktadır. Roma döneminden ve İslam tarihinden kalan, tarihi camlar sergileniyor. Ayrıca, içinde üflemeli cam ocağı gösterileri yapılıyor ve antik mücevher tasarımı bulunuyor.

Gaziantep şehrinin ilk özel müzesi. Gaziantep’de yaşayan bir ev kadını; koleksiyonunda biriktirdiğin, tarihi eserlerin, evine sığmaması üzerine, satın alarak restore ettirdiği tarihi Antep evini, müze haline getirmiş. Gaziantep’de yaşayan, 2 çocuk annesi bayan; uzun yıllardan bu yana, eşiyle birlikte: cam, porselen, el işi örtüler üzerine koleksiyon oluşturmuş ve 1500’e yakın esere sahip olmuş.
Evet, müzede neler görebilirsiniz.

Cam eserler, porselenler, el işi örtüler var. Bir bölümü ise: kuyumcu dükkanı. İstanbul Kapalı Çarşıdan gelen bir kuyumcu ustası, Mardin Midyat’tan gelen bir telkari ustası var. Ustanın: kiremit işleme, masa üstünde alevle cam boncuk çalışması, mücevher tasarımı, müzeyi ziyaret edenlerin ilgisini çekiyor. Müzede; kafeterya ve tarihi eserlerin sergilendiği 5 ayrı bölüm var.

Müzede sergilenen 1500 civarındaki cam eser: gömülerden elde edilmiş Roma, İslam dönemi eserleri.
Son olarak: müzede, camın işleme tekniğini gösteren gösteriler yapılıyor. Dönemler halinde, cam üfleme, masa üstü cam boncuğu, nazar boncuğu konusunda kurslar açılıyor.

kale.1
Gaziantep Kalesi

GAZİANTEP KALESİ

Şehir merkezinde bulunuyor. Türkiye’de ayakta kalabilen kalelerin en güzel örneklerinden birisidir. Alleben Deresinin güney kenarında, yaklaşık 25-30 metre yükseklikte, hemen herkesin dikkatini çeken bir tepe üzerindedir.
Ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı hakkında bilgi yok. Ancak; kalkolitik dönemden itibaren üzerinde yaşandığı biliniyor.

Bugünkü şekli ise: kaleler mimarı olarak anılan, Bizans imparatoru Justinyanus döneminde, MS. 6’ncı yüzyılda yapılmış.
Kale: daire planlı olup, çevre uzunluğu: 1200 metredir. Büyük taşlardan örülmüş duvarlar: 12 kule burçla desteklenmiştir. Kalenin üzerinde: cami, sarnıç ve yapı kalıntıları bulunmaktadır. Alt bölümlerde: üst yapıya destek sağlamak amacıyla: büyük odalar, galeriler ve dehlizler yapılmıştır. Ana kütle altında ise, bir su kaynağı bulunmaktadır.

Kale, bu haliyle, çapı yaklaşık 100 metre, çevresi ise 1200 metre olan, gayrı muntazam dairesel bir şekle sahiptir. Kale bedenleri üzerinde: 12 kule vardır. Kale çevresinde: eni 30 metre ve derinliği 10 metre olan bir hendek bulunmaktadır. Kaleye geçiş, bu hendek üzerinden, köprü ile sağlanmaktadır. Köprüyü geçip, kaleye ulaşmadan önce; sol tarafınızda, halk tarafından İmam-ı Gazali Hazretlerinin Makamı olarak adlandırılan bir burç göreceksiniz.

Asıl kale kapısından girince: kalenin iç kesimlerine ve üstüne doğru açılan iki yol var. Sola açılan yoldan: kalenin üst kısmına ulaşabilirsiniz. İç kesimlerine doğru devam eden yoldan ise: galeri, dehliz ve kale odalarına ulaşabilirsiniz. Kalede: ana kütle altında ise, bir su kaynağı bulunuyormuş.

Halen kalede yürütülen kazı çalışmaları sonucu: Osmanlı dönemine ait bir hamam ile bir cami ortaya çıkarılmıştır. Hamamın: banyo, buhar odası ve buhar odasının bacaları ortaya çıkarılmıştır. Buhar odasının köşesinde bulunan kanallar vasıtasıyla, içeride buhar fazlalaşınca, dışarıya verilmektedir. Hamam: mimari olarak pek gösterişli olmasa da, teknik bakımdan üstün özellikler taşımaktadır. Cami ise, Osmanlı mimari tarzında yapılmış olup, dikdörtgen planlıdır. Caminin güney cephesinde, yarım daire şeklinde, mihrap, mihrabın sağında ve solunda ikişer adet kitap koyma bölümleri bulunur.

Evet: kaleye çıkmışken, kalenin yapılışına dair, halk arasında anlatılan bir efsaneden de söz etmek istiyorum: kaleyi zengin bir kadın yaptırıyormuş. Bu kadın: bir gün sokağa çıkmış ve yolda kalabalık insan topluluğunun bir cenaze götürüşüne rastlamış. Yanındaki uşağına dönerek “bu nedir” diye sormuş. Uşak ise “Efendim, insanlar bir gün gelir ölürler, ölülerini de böyle tabut içinde taşıyarak mezarlığa götürürler ve toprağa gömerler.

Gördüğünüz tabutun içinde, dün bizim gibi canlı olan bir insan cesedi var” der. Bunun üzerine, zengin kadın: uşağıyla beraber geri döner ve kaleyi yapan ustaları yanına çağırarak “bırakın kale yarım kalsın, ben ölümü hiç düşünmezdim” der. Gaziantep kalesinin tarihi eski çağlara kadar uzanıp gidiyor. Ancak, bu halk arasında anlatılan efsanede kesin tarih yok.

Son bir not: kale içinde “Kahramanlık Panorama Müzesini” de ziyaret edebilirsiniz.

 

HAYVANAT BAHÇESİ

Burç ormanları içinde, 1000 dönümlük bir alan: Doğal Hayatı Koruma ve Rekreasyon Alanı olarak tahsis edilmiş ve Büyükşehir Belediyesi tarafından, hayvanat bahçesi olarak tanzim edilmiştir. Günümüzde: Türkiye’de, en geniş alana sahip durumdadır.
Hayvanat bahçesi içinde: dünyanın iki büyük akvaryumundan birisi olan, 21 bölümlü akvaryum, deve-lama evi, kanguru evi, deve kuşu evi, kanatlılar için büyük kuş kafesi, küçük kuş kafesi, tavuk-sülün-kum kekliği, kum tavuğu kafesi ve yırtıcı kuşlar için kafes alanları var.

Ayrıca: aslan, kaplan vb. gibi yırtıcı hayvanlar için büyük kafesler, yaban keçileri, yaban koyunları, geyikler, ceylanlar için ayrı ayrı barınaklar yapılmıştır. Deniz ve tatlı su canlılarının bulunduğu akvaryum bölümü: 1200 metre kare alana sahip olup, 450 ton kapasitelidir. 3 adet deniz akvaryumu ve 18 adet tatlı su akvaryumu olmak üzere, toplam 21 adet akvaryum bulunmaktadır. Bunların içinde, 74 tür ve 2700 balık bulunmaktadır.

Gaziantep hayvanat bahçesi içinde: tren turları ve nostalji fayton turları düzenleniyor. Ziyaretçiler, bu turlarla Hayvanat Bahçesinin tamamını kolayca gezebiliyorlar. İlginizi çekerse, güzel zaman geçirebileceğiniz bir yer.
Toplam: 250 tür ve 4000 adet hayvan görebilirsiniz.

 

ÇEVRE GEZİLERİ

DÜLÜKBABA TURU

İl merkezine: 4 km. uzaklıkta bulunan: Orman İşletme Müdürlüğüne ait: Dülükbaba Orman İçi Dinlenme Yeri; doğa yürüyüşü yapmaya, kamp yapmaya, pikniğe elverişli ve günübirlik gidilip dinlenilecek bir yerdir.

YESEMEK TURU

İslahiye İlçesine: 24 km. uzaklıktadır. Dünyanın ilk Açıkhava heykel atölyesi olarak bilinir. Yesemek Açık Hava Müzesinin karşısında bulunan Tahta Köprü Barajının kıyısında piknik yapılabilir. (Yesemek antik bölgesine ait ayrıntılı gezi yazısını, yine bu sitede, İslahiye ilçesine ait sayfada bulabilirsiniz.)

Yesemek antik kenti tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için. 

zeugma.mozaik.3
Gaziantep Zeugma

ZEUGMA TURU

Şehre 60 km. uzaklıktadır. Nizip ilçesi sınırları içindedir. Tarihte kendi adına para bastıran Zeugma şehri harabeleri, günübirlik gezilebilir. Fırat kenarında, yeşillikler arasında piknik yapılabilir. (Zeugma bölgesine ait ayrıntılı gezi yazısını, yine bu sitede, Nizip ilçesi sayfasında bulabilirsiniz.)

Zeugma tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

dülük antik kenti.1
Gaziantep Dülük Antik Kenti

DÜLÜK ANTİK KENTİ

Gaziantep ilinin 10 km. kuzeyindedir. Gaziantep-Yavuzeli istikametinde giderken, otoyol gişelerine ulaşmadan önce, sol tarafta “Beylerbeyi Köyü” içinden geçen, yaklaşık 4 km. lik asfalt bir yolla, Dülük köyü ve Antik kentine ulaşılıyor. Köyün girişine geldiğinizde, yön levhaları size yardımcı olacaktır.

Dülük Antik kenti kutsal alanına ise: Gaziantep şehir merkezine, yaklaşık 4 km. uzaklıktaki, Gaziantep-Adana yolu üzerindeki, Dülük Ormanları içinden geçilerek ulaşılıyor. Ayrıca: Dülük ormanı içinde, halkın piknik yapabileceği alanlar da var.
Evet: Dülük antik kentinin, antik dönemdeki önemi neden?

Antik dönemde : kuzey, doğu ve batıdan gelen ticaret yollarının kesiştiği kavşak, burada. Asurlular döneminde: Mezopotamya’dan Kilikya’ya uzanan yolun: Helenistik ve Roma döneminde ise: Antakya ve Kilikya’dan Zeugmaya uzanan ipek yolunun güzergahı buradan geçiyor. Bunun sonucunda: Dülük, önemli bir ticaret ve dini merkez haline geliyor.

Buradaki ilk yerleşim: MÖ.6000 yıllarına tarihleniyor. Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olarak gösteriliyor. Bu durum: Keber Tepesi üzerindeki mağarada yapılan kazılarda teyit edilmiş.

Ayrıca: bölge bir dini merkez. Tarihte: “Doliche”olarak bilinen kent; Hititler’in baş tanrısı “Teşup” un din merkezi olmuştur. Aynı zamanda, yer altında tapınak kuran Mitras dini kültürü gelişmiş.

Dülük: antik kent ve kutsal alan olmak üzere: ikiye ayrılır. Antik kent: bugünkü Dülük köyünün kuzey bitişiğindeki Keber tepesi ve çevresinde; toprak altındadır. Kutsal alan ise: Dülük köyünün yaklaşık 3 km. kuzeyinde, sedir ve çam ağaçlarıyla kaplı, Dülük Baba Tepesinde bulunmaktadır.

dülük antik kenti.2
Gaziantep Dülük Antik Kenti Kutsal Alan

 

KUTSAL ALAN

Dülük: Teşup, Zeus ve Jüpiter Dolikhenos inançlarının kült merkezidir. Burada: Hitit döneminde, gök ve fırtına tanrısı Teşup’un tapınağı vardı. Teşup: sol elinde şimşek demetiyle, sağ elinde çift ağızlı baltayla, boğa üstünde durur olarak; taş üzerine kabartmalara işlenmiş ve bronz heykelleri yapılmıştır.

Helenistik ve Roma döneminde, Teşup; aynı işlevini sürdürmüş, fakat ismi: Zeus ve Jüpiter olarak değiştirilmiştir. Romalı askerler tarafından Jüpiter Dolikhenos kültü sevilip büyük saygı görmüştür. Kendilerine güç versin diye, Jüpiter Dolikhenos’un küçük heykelciklerini kolye olarak boyunlarına takan askerler, bu dini Roma’ya kadar yaymışlardır.

MİTRAS-YER ALTI TAPINAĞI İNANCI

Dülük’te “mitra” inancı da vardı. Dünyada bilinen; yer altına inşa edilmiş Mitras tapınaklarının en büyüğü: Dülük Keber tepesinde bulunmuştur. Bu tapınak: 2 salonlu olup, yer altı tapınağının mihrabı konumundaki merkez nişte; Tauroktoni adı verilen, boğa öldürme sahnesi kabartma halinde işlenmiştir.

Tanrı Mitras; gezegenleri simgeleyen yıldızlar, takım yıldızlarını simgeleyen akrep, yılan, köpek vb. gibi figürlerin de eşliğinde, bir boğayı öldürürken resmedilmiştir. Astrolojiye göre: Yunan ve roma döneminden önce, ekinos boğada idi. MÖ.4000-3000’de gerçekleşen boğa çağının sonu, boğa öldürme sahnesiyle ifade edilmiştir. Perseus takım yıldızının, tam boğa üzerindeki konumu, boğayı Perseus’un öldürdüğü kavramını yaratmıştır.

Ayinleri gizli olan bu inanışın, inananlarının çoğu: Roma ordusunun askerleriydi. Üyeleri arasında: bürokratlar, tüccarlar ve köleler de bulunuyordu. Dülük Mitras Tapınağı: Gaziantep Müzesi ve Almanya’dan Münster Üniversitesinin katılımlı kazıları sonucunda; 1997 ve 1998 yıllarında bulunmuştur. Anadolu’da bulunan Mitras yer altı tapınağının ilkidir.

KEBER TEPESİ ÜZERİNDEKİ MAĞARA

Dülük’te geçmişin kanıtı olarak en eski yerleşim: Keber Tepesinin güneyindeki mağaradır. Ayrıca: Keber tepesinin karşı sırtlarında: nekropol alanı vardır. Burada: çok sayıda, kayaya oyulmuş oda mezarları var. Bu kaya mezarlarının bazılarının ön odasına: taş basamaklarla inilerek ulaşılıyor.

Mezar içinde: lahitler bulunuyor. Bazısında: dini mitolojik konulu kabartmalar var. Bazı mezarlarda ise: bakıldığında taşa çeviren Medusa başı kabartma olarak işlenmiş. Antik dönemde de, ölüm sonrası dirilme inancı var. Bu yüzden, ölünün evi olarak kabul edilen, bu mezarlar, günlük yaşanılan ev biçiminde yapılmış.
Nekropolün doğusunda: Mar-Slemun Manastırına ait olduğu tahmin edilen, iki kaya kilisesi var.

Ayrıca: Dülük köyünün doğusunda, antik taş ocakları bulunuyor.
Evet: gezimize devam ediyoruz. Dülük’de mühür baskılarını içeren Dülük Arşivi; kaçakçılar tarafından yağmalanmış. Çok sayıda mühür baskısı, yurt dışına kaçırılmış. Mühür baskısı: yüzük taşı ve mühürlerin kil çamuruna basılmasıyla yapılıyor. Mühür baskıları üzerinde: tanrı, tanrıça, kişiler ve hayvanlar gibi çeşitli resimler bulunuyor.

Resmi ve özel mektuplarda, belgelerde, para torbalarında ve balya vb. nesnelerin mühürlenmesinde kullanılmış olup, mühürlenilen eşyanın güvenliğini sağlamış. Bu mühür baskılarından, Zeugmada bulunan büyük bir koleksiyon, Gaziantep Müzesinde sergileniyor.

Evet; burada halen Dülük Köyü var. Köy: geleneksel taştan evleri, camisi ve Musa Kazım türbesiyle, yöreye özgü geleneksel tarihi mimari özelliğiyle de, görülmeye değer yerlerin başında geliyor. Dülük Antik Kenti ise: bugün, Dülük Köyünün kuzey bitişiğindeki Keber Tepesi ve çevresinde bulunuyor.