Rusya Krasnodar

Rusya Krasnodar

Yazının başında şunu belirtmem gerekir: şehir 2011 yılında “Forbes” dergisi tarafından en prestijli şehirlerden birisi olarak seçilmiştir. 2012 yılında “Property EU” dergisi: şehri, uluslar arası emlak piyasası için en uygun şartlara sahip Avrupa şehirleri listesine ekledi.

2014 yılında, Kış Olimpiyatlarının buraya bağlı Sochi şehrinde yapıldı ve yine burada yapılan “Formula-I” yarış pisti: bölgenin turistik önemini hızla arttırdı.

Şehir, Kuzey Kafkasya’dadır ve Kuban topraklarının başkentidir. Güney Rusya’nın başkenti olarak kabul edilir. İki önemli denize (Karadeniz ve Azak denizi) yakınlığı nedeniyle, bölgenin iklimi ılıman olmuş ve ekonomik yönden stratejik bir konuma gelmiştir.

Şehir; Azak denizine 120 km. ve Karadeniz’e ise 100 km. uzaklıktadır. Şehrin isminin kelime anlamı “Çariçe Yekaterina’ya hediye” demektir. Şehir: şehri ikiye bölen Kuban nehrinin sağ kıyısında bulunmaktadır.

Şehrin denizden yüksekliği: 25-30 metredir. Burada: otel ve turistik tesisler çok yoğundur ve bu yüzden Rusya’nın en çok ziyaret edilen tatil yöresidir. Ziyaret edenlerin büyük çoğunluğu: burada bulunan sanatoryum ve sağlık hizmetlerini kullanmak üzere de, buraya gelmektedirler.

Şehir: deprem bölgesinde bulunmaktadır. Genellikle Karadeniz’de oluşan depremlerin etkileri, bu şehre kadar ulaşır. Özellikle: 1978 ve 2002 yıllarında, büyük ölçekli depremler yaşanmıştır. Bunun en büyük etkisini, şehirdeki binaların çok yüksek yapılmadığını görünce anlayacaksınız. Yani: Sovyet dönemi yüksek blokları, burada yok, şehir bu beton ve ucube yapılarla kirletilmemiştir.

ULAŞIM

Şehirde doğuda: “Paszkowski Krasnador Uluslar arası Havaalanı” bulunmaktadır. Havaalanı 2 terminalden oluşmaktadır. Fazla büyük olmamasına rağmen, oldukça rahattır. Yine de havaalanının çok küçük olduğunu gördüğünüzde şaşıracaksınız. Büyüklük bakımından Rusya’nın 7. sıradaki havaalanıdır.

Havaalanı, şehri merkezinin 12 km. doğusundadır. İstanbul-Krasnodar şehri arasındaki havayolu ulaşımı, 2 saat sürmektedir. Vize yok ama giriş formu denen bir form doldurmanız gerekiyor, bence bu formu uçakta doldurun, havaalanına inince doldurmak ile uğraşmayın.

Havaalanı ile şehir merkezi arasında, taksi ile ulaşım, yaklaşık 30 dakika sürer. Ancak, özellikle gündüzleri bu ulaşım bazen 40-60 dakikaya kadar uzamaktadır ki, dönüş yolculuğunuz için buna göre önlem almazınız öneririm. Öte yandan, bu şehirde taksi sürücülerinin birçoğu İngilizce bilmiyorlar, bu yüzden, uçaktan inmeden önce, taksi şoförüne vermek üzere, gideceğiniz yerin adresi yazılı bir kağıt hazırlamalısınız. Şehir ile Moskova arasındaki uzaklık: 1380 km. dir.

TARİHİ

Şehirdeki ilk yerleşimcilerin, 1794 yılında buraya yerleştikleri biliniyor. Kazaklar, 1794 yılında İmparatoriçe Catherine’nin büyük izniyle şehri kurmuşlardır. Asıl kuruluş amacı: İmparatorluk sınırlarını korumaktır ve buna dayalı olarak: 1793 yılında burada Karadeniz Kazakları tarafından bir kale inşa edilir.

1768-1774 Osmanlı-Rus savaşı sonunda imzalanan “Küçük Kaynarca” anlaşması gereği, şehir, Osmanlı-Rus sınırını oluşturmuştur. 1860 yılında, şehir: Kuban bölgesinin idari merkezidir. 1867 yılında ise, şehir statüsünü alır. 1888 yılında şehirde 45 bin kişinin yaşadığı bilinmektedir.

Rus iç savaşı sırasında, şehir: Kızıl Ordu ve Gönüllüler Ordusu arasında birkaç kez el değiştirdi. Kızıl devrime kadar “Ekaterinodar” olan şehrin ismi, devrimden sonra “Krasnodar” olmuştur. II. Dünya savaşında ise: 1942 ve 1943 yılları arasında Alman Ordusu tarafından işgal edildi. Bu çatışmalar sırasında ağır hasar gören şehir, daha sonra yeniden inşa edilerek yenilendi. 1970-1980’lere gelindiğinde ise: Kuzey Kafkasya demiryolu, buradan geçer ve şehrin: önemli bir ticaret ve ulaşım merkezi olmasını sağlar.

 

İKLİM

Şehirde nemli subtropikal egemendir ve buna bağlı olarak: yazın sıcak, kışın ise hafif karlı geçer. Yani: kışın bazen soğuk ama genellikle nemli ve sıcak geçer. Ocak: bölgenin en soğuk dönemidir ve ortalama sıcaklık 0 derecedir. Ancak, kışın hava koşulları büyük ölçüde değişir. Yazın Temmuz ayındaki ortalama sıcaklık 24 derecedir. Yani, bu şehir soğuk değil.

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Şehir içi ulaşımında: tramvay, troleybüs ve otobüs kullanılmaktadır.

İNSANLAR

Burası bir “Çerkez” bölgesi ve şehirde yoğun Rus nüfusu yanında, bir miktar Ermeni ve sayısal olarak üstün olmasalar da Çerkezler de yaşıyorlar. Zaten Ruslar tarafından alınmadan önce, şehirde Çerkezler ve Türkler yaşıyorlarmış. Rusya ülkesinde, Moskova şehrinden sonra en çok votka tüketilen şehir olarak bilinir. Türkiye’den giden vatandaşlarımız: burada ağaç kaplama ve kereste fabrikaları kurmuşlardır. Özellikle “akağaç” yalnızca burada bulunabilmektedir.

ALIŞVERİŞ

Şehirde, buraya has hediyelik eşyalar satın almak isterseniz, düşünebilecekleriniz şunlardır: buzdolabı magnetleri, cam figürler, seramik, sepetçilik ve ağaç ürünleri, seramik ve mutfak eşyaları, şehir profesyonel ustaları tarafından yapılan heykelcikler düşünülebilir. Elbette “matruşka” lardan söz etmiyorum, Rusya’yı ziyaret edipte matruşka almamak olur mu, renk renk, çeşit çeşit, beğenin alın. Şehirdeki başlıca alışveriş merkezleri şunlardır:

Galeri Krasnodar

Şehir merkezindeki bu alışveriş merkezi, Avrupa düzeyinde bir alışveriş ve eğlence merkezidir. Burada: 150’den fazla mağazada: giysi, ayakkabı ve aksesuar satılmaktadır.

SBS Megamall

Burası, Rusya’nın güneyinde, en büyük alışveriş merkezidir. Burada, 11 tane sinema salonu, bowling salonu, bilardo salonu ve büyük bir çocuk eğlence merkezi bulunmaktadır.

Krasnaya Ploshad

Günümüzde popülerliğini koruyan bu mekan: şehrin ilk mega-merkezidir. Burada, mükemmel zaman geçirebilirsiniz.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Aşağı nehir tarafında, “Serap” isimli kafeterya: lezzetli shashlyk ve salataları ile ilgi çekmektedir. Veya, birkaç bira içerek Kuban nehrinin güzel manzarasını izleyebilirsiniz. Ayrıca: şehirde yöresel lezzet mekanlarını: tren istasyonu yakınındaki yerlerde bulabilirsiniz.

GECE HAYATI-EĞLENCE

Şehirde, Rusya’nın diğer birçok şehrinde olduğu gibi hareketli bir gece hayatı bulunmaktadır. Zaten, yukarı da da belirttiğim gibi, şehir, Moskova’dan sonra Rusya’nın en çok votka tüketilen şehri olarak dikkati çekmektedir. Şehirdeki gece hayatı mekanları hakkında kısa bilgi vermek istiyorum.

El Nino

Krasnoarmeyskaya str. Adresinde bulunan mekan: hafta sonları sabaha kadar açıktır.

Elmas

Severnaya caddesindedir.

Platinum

Uralskaya caddesindedir. Her gün saat: 00.00-06.00 arasında açıktır.

Miami

Krasnoarmeyskaya caddesindeki mekan, her gün saat 22.00-05.00 arasında açıktır.

ÜNİVERSİTELER

Şehirde 20’den fazla üniversite bulunmaktadır. Bunların en eski ve popüler olanları şunlardır:

1. Kuban Devlet Üniversitesi. 2. Kuban Devlet Tıp Üniversitesi 3. Kuban Devlet Beden Eğitimi Üniversitesi, Spor ve Turizm. 4. Kuban Devlet Tarım Üniversitesi. 5. Kuban Devlet Teknoloji Üniversitesi. 6. Kuban Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi

 

GEZİLECEK YERLER

Büyük bir yeşillik bölgeye sahip ve yeşil şehir olarak bilinen şehrin merkezinde: bütün yoğunluk “Ulitsa” caddesi ve çevresindedir. Sovyet döneminde: şehrin Kazak ve Ekaterine dönemine kadar uzanan geçmişine vurgu yapılan birçok anıt, bu bölgede dikilmiştir. Şehirde: bazı mizahi anıtlarda vardır.

Bunlar “Krasnaya” caddesi üzerinde bulunmaktadır. Bunlar arasında: Vlidimir Mayakovski’nin bir şiirinden esinlenilerek yapılan iki köpek.

Yine, bir iş merkezinin önünde bulunan “Purse” isimli anıt-çanta ilginizi çekecektir. Daha fazla para kazanmak için, bunun üstüne oturup fotoğraf çektirmek adettir. Ayrıca: Politeknik Üniversitesi yakınlarında bulunan ve Gaiday komedisinin iki ünlü kahramanı olan “Shurik ve Lida” ya adanmış bir anıt daha görülür.

Sel kurbanlarının anısına “kader anıtı” ise, bir granit anıt olarak “Kuban Devlet Tarım Üniversitesi Botanik Bahçesinde görülmektedir. Anıt: 2012 yılında 6-7 Temmuz tarihlerindeki sel sonucunda ölen 165 kişinin anısına yapılmıştır.

Anıtın açılışı ise: bir Japon heyetinin ziyareti sırasında olmuştur. Çünkü, anıt aynı zamanda, Japonya’da 2011 yılının 11 Mart günü olan tusunami’de ölen insanlar için de adanmıştır.

HİPERBOLOİD KULESİ

Circus yakınlarındaki bu kule: çelik kafes şeklinde, 1928 yılında Vladimir Grigorievich Shukhov tarafından yapılmıştır.

 

DEVLET TARİH VE ARKEOLOJİ MÜZESİ

Gimnazicheskaya bölgesindedir. Pazartesi hariç her gün saat: 10.00-18.00 arasında açıktır. Müzenin temeli, yani ilk oluşumu: 1879 yılında, Tarihçi E. Felitsin tarafından atılmıştır.

Müze: Kuzey Kafkasya bölgesindeki en büyük müzelerden birisidir ve ulusal öneme sahip 400 bin civarında nesneler sergilenmektedir. Yaklaşık her yıl 600 bin turist tarafından ziyaret edilen müzeyi, ziyaret etmenizi öneririm.

Bu ziyaretinizde: Krasnodar bölgesinin çeşitli doğa ve antik çağlardan beri, bu topraklarda yaşayan insanların geçmişini görebilirsiniz. Bunun yanında: antik eserler, sanat nesneleri, silahlar, arkeolojik ve paleontolojik eserler, Etnografik ve diğer tarihi sergiler, el yazmaları, belgeler, pul, askeri emir ve süslemeli mühürler, mühür yüzükler ve daha birçok tarihi ve kültürel nesneler sergileniyor.

Arkeolojik ve Etnografik koleksiyon: özellikle dünya üzerinde uzmanlar tarafından iyi biliniyor. Müzenin antik amfora (seramik kaplar) koleksiyonunun, dünyanın en büyük koleksiyonlarından birisi olduğu söyleniyor.

EYALET-FA KOVALENKO BÖLGESEL SANAT MÜZESİ

Krasnaya bölgesindedir.

Pazartesi hariç her gün saat: 10.00-17.00 arasında açıktır. Kafkasya bölgesinin en iyi sanat müzelerinden birisidir. Müzenin koleksiyonunda: 20.yüzyıl Batı Avrupa, Asya ve Afrika sanatı, eski Rus sanatı ve Sovyet Sanatı gibi kategorilerde, 9000 obje bulunmaktadır. Ayrıca: toplama heykeller de görülür.

Müzede, özellikle: büyük elbisesinin altında bir sıcak hava balonu gizleyen İmparatoriçe Catherine’nin büyük portresi ilgi çekmektedir. Müze: diğer Rus bölgelerinin yanı sıra, yabancı sanat koleksiyonları sergilerine de ev sahipliği yapmaktadır.

 

PARK SUNNY İSLAND-SOLNECHNY OSTROV PARK

Tramvajnaja bölgesinde bulunan park alanı, Kuban nehrinin onda birlik alanı üzerindeki araziye kurulmuştur. İlk olarak ise, 14 Haziran 1876 da 160 metre karelik bir alanda ünlü yazar ve bir topçu subayı olan Albay Golovatogo tarafından kurulmuştur.

Albay Golovatogo: bu araziye 20.yüzyıl başlarında, Alman asıllı Yekaterinodar isimli iş adamından satın almıştır. Yıllar geçtikte: park dekoratif meyve ağaçları ve çiçeklerle büyümüştür.

Parkın ortasında: ahşap köprülerle geçilen bir ada bulunuyor. Parkın merkezinde bulunan bu küçük ada: iyi gelişmiş altyapısı ile, turistik amaçlara hizmet etmektedir ve burada bir yemek alanı bulunmaktadır. Adanın çevresinde ise Kuban nehri vardır.

Adanın bulunduğu yer: önemli bir ulusal doğa anıtı olarak koruma altına alınmıştır. Parkın içinde: ayrıca tenis kortu, gol, paintball, plaj voleybolu, futbol ve basketbol sahaları ve 20 den fazla kafeterya bulunuyor.

Akşamları ise, diskolar açılıyor. Burada, bir de hayvanat bahçesi vardır. 120’den fazla cins kuş ve hayvanın bulunduğu ve “Safari Park” olarak adlandırılan bu mekanda: ilgi çekmektedir. 2010 yılında, yine park alanında 9 metre yüksekliğinde bir kubbesi bulunan, 80 kişi kapasiteli bir planetaryum hizmete açılmıştır.

Evet: bu park şehrin en popüler parklarından birisidir. Burada: gerek Krasnodarlılar ve gerekse ziyaretçiler: birçok eğlence olanakları bulunmaktadır. 26 parçalık bu eğlence etkinliklerinden yararlanmak isterseniz: her oyuncağın başında beklemekten se, bütün oyuncaklara binmeyi sağlayan bir kart var, bunu satın alabilirsiniz.

Bu durumda: gişelerde sıra beklemek zorunda kalmasınız. Evet, yılda 1.5 milyon kişi tarafından ziyaret edilen bu parkı, mutlaka görmelisiniz.

CHİSTYAKOVSKAYA PARKI

Kolhoznaya bölgesinde bulunan ve Grove olarak da isimlendirilen park alanı, 1900 yılında kurulmuştur. 30 dönümlük arazi içinde, yüzyıllık meşe ağaçları bulunmaktadır. Bu ağaçlar üzerinde yaşayan sincaplar çok güzeller. Şehirdeki en popüler parklardan olan burası: kitap fuarı ile ünlüdür.

Ayrıca, yine bu parkın en popüler özelliği: hafta sonlarında kurulan bit pazarıdır. Burada, insanlar: eski paralar, kitaplar, satranç, diskler, bantlar ve diğer antika eşyaları satıyorlar. Çok sıcak havalarda, burada yürümek keyif veriyor. Park alanı içindeki “Parkov” isimli kafe için mutlaka zaman ayırın. Hatta, burada lezzetli pizzalardan yemeyi düşünün.

 

NOEL PARKI

Jubilee bölgesindeki park alanı, şehrin en cazip bölgelerinden birisidir. Bölgenin yapısal olarak iyi geliştiği görülür. Park alanında: kafeler, kilise, benzin istasyonları, hipermarket (Okay), alışveriş merkezi bulunmaktadır. Ayrıca: oyun alanları ve eğlence tesisleri, spor ve dinlenme tesisleri de bulunuyor.

 

ZAFER PARKI

Bu park alanı, 1975 yılında yapılmıştır ve şehrin en büyük parkıdır. Parkın oluşumunda, Viktor Artyushkov’un büyük hizmeti bulunduğu söylenmektedir. Park alanı içinde: askeri silahların sergilendiği bir müze bulunmaktadır. Bu müzede: denizaltı, tanklar, toplar ve ünlü Katyuşa roketlerinden oluşan 40 sergi bulunmaktadır. Bir yarımada üzerinde bulunan park alanına geçmek için: Kisses köprüsü kullanılır ve Kuban nehrinin üstünden geçilir.

KAZAKLAR ANITI

28 Eylül 2008 tarihinde, Krasnaya ve Gorkoga sokaklarının kesişim yerinde, şehrin kuruluşunun 215. kuruluş yılı kutlamaları için, İ. Repin isimli sanatçının resmine dayalı bir heykel yapılarak ziyarete açılmıştır. Resim: 1888 yılında İ. Repin tarafından tasarlanmıştır. Resimde ve dolayısı ile anıtta: Zaporozhye Kazakları tarafından Türk sultanı IV. Mehmet’e yazılan bir mektup figüre edilmektedir.

Rusya Krasnodar Kazak Ordusu Onursal Anıtı

KAZAK ORDUSU ONURSAL ANITI

Bu anıt: 1897 tarihinde, mimar Filippov tarafından yapılmıştır. Anıt: Budyonny sokak başında bulunmaktadır. Anıt: Ekim 1896 tarihinde, Kuban Kazak ordusunun kuruluşu kutlamaları için yapılmıştır. Dikilitaş üzerinde bulunan iki başlı kartal: Rusya’nın simgesidir.

TRİUMPH ALEXANDER ARCH

Burası: İmparator Alexander III onuruna, 1888 yılında yapılmıştır. Takip eden dönemde, kemer yıkılmış, ancak 2009 yılında yeniden restore edilerek Krasnaya caddesine yerleştirilmiştir.

ALEXANDER NEVSKY KATEDRALİ

Krasnaya sokağının başında bulunan bu yapıya, insanlar “beyaz tapınak” adını vermişlerdir. Bu tapınağın temel taşı: Kazak Ataman Kuhorenko tarafından yerleştirilmiştir ve 1872 yılında yapımına başlanmıştır. Alexander Nevsky: şehir tarihinde, en çetin zamanlarda Novgorod ve Vladimir Grandükü olarak görev yapmıştır.

Özellikle: Alman ve İsveçli işgalcilere karşı kazandığı zaferler nedeniyle efsanevi statüye yükselmiştir. Rus Çarı Alexander III: Krasnodar şehrini ziyareti sırasında bu kiliseyi ziyaret etmiştir. 1917 yılını takiben 1937 yılında yıkılan kilise: 2007 yılında restore edilerek yeniden açılmıştır.

 

CATHERİNE ANITI

Anıt: Kuban Kazak Ordusunun 100. yıldönümü anısına yapılmıştır. Anıtta: kürsüde Grigory Potemkin ve Kazak Beyleri görülür. Kaide arkasında: Bandura ve Cahterine görülür. Anıt, ilk olarak 1907 yılında açılmıştır. 1920 yılında tahrip edilmiş ve 2006 yılında restore edilerek yenilenmiştir.

 

CATHERİNE MEYDANI

19. yüzyılın başında kurulan bu meydan: kasaba halkı tarafından “Atamanskaya” olarak isimlendirilmiştir. Çünkü: Ataman’ın yani Kazak Şefinin evi, burada bulunuyormuş. Günümüzde ise Catherine olarak isimlendirilen meydanın merkezinde, Catherine anıtı bulunuyor. Burası ve anıt: şehrin yeni sembolü olarak kabul edilmektedir.

 

YASAMA MECLİSİ BİNASI

1896 yılında, kalenin eski alanında inşa edilen yapı, 1950 yılında yenilenerek modern bir görünüm kazanmıştır. Günümüzde, binada “Krasnodar Bölge Yasama Meclisi” bulunmaktadır. Ayrıca: 2007 yılında meclis önünde bir havuz yapılmıştır.

 

AKULOVA EVİ

1914-1915 yılları arasında yapılan mimar A. Kozlov tarafından yapılan bina: geçmişte girişimci F. M. Akulov’un evi olarak kullanılmıştır. Bu yüzden, bu isim verilmektedir.

KONSER SALONU

1972 yılında yapılan bu bina: önce “Siyasal Eğitim Evi” olarak tasarlanmış ise de: günümüzde dünyaca ünlü ve popüler “Akademik Kuban Kazak Korosu” tarafından kullanılan bir konser salonudur. Kuban Kazak Korusu: Rusya ve Rusya dışında, çok sayıda ödü ve parlak zaferler kazanmıştır.

 

REPİN ANITI

Repin İlya, klasik kazak ressamlarından en ünlüsüdür. Özellikle: “Türk Sultan’a bir mektup yazan Kazaklar” isimli eseri önem kazanmaktadır. Ünlü ressamın, bu anıtı: heykeltıraş O. Yakovlev tarafından 1993 yılında yapılmıştır.

ATAMANLAR ANITI

Kuban bölgesinin kurtarıcısı olarak kabul edilen Atamanlar için, bu anıt, bölgesel yönetim binası önünde, şehir merkezindedir. Anıt: 3 tonluk tunç döküm olarak yapılmıştır ve Kuban Eyaletine: helikopterle teslim edilmiştir.

Kaide ile birlikte yüksekliği 4.5 metredir. Heykeltıraş Alexander Apollonova tarafından yapılan anıtta, at üzerindeki kişinin: Rus Kazakların temsil ettiğini belirtmektedir. Ancak, şehirliler, atlı kişinin, efsanevi kahraman Anton Golovaty olduğunu ileri sürmektedirler.

Giresun Şebinkarahisar

Giresun Şebinkarahisar

Tarihi kalıntılar açısından, Giresun ilinin en zengin ilçesidir. İlçesi demek biraz yanlış olabilir, bir zamanlar yani Cumhuriyetin ilanı sırasında, burası il imiş.

ULAŞIM

İlçe, il merkezi Giresun’a: 118 km uzaklıktadır. Şebinkarahisar-Sivas arasındaki uzaklık: 198 km. Şebinkarahisar-Erzincan arasındaki uzaklık: 124 km. Şebinkarahisar-Trabzon hava alanı arası uzaklık; 220 km. Şebinkarahisar-İstanbul arası uzaklık; 920 km. Şebinkarahisar-Ankara arası uzaklık: 600 km. Şebinkarahisar-İzmir arası uzaklık: 980 km. Şebinkarahisar-Samsun arası uzaklık: 350 km.

 TARİH

İlçede ilk yerleşimcilerin: Hititler olduğu ve “Azzi Hayaşa Ülkesi” olarak bölgenin adlandırıldığı ve burada Kaşgaların yaşadıkları söylenmektedir. Bölge: uzun süre, Pontusların hakimiyeti altında kalmıştır. (MÖ.298-263) Daha sonraki süreçte, MÖ.65 yıllarında, bölgede Roma egemenliği görülür.

MS. 391 yıllarında ise, Orta Asya’dan Anadolu’ya göçen Peçenek ve Koman Türkleri, bölgede görülmeye başlanır. Ancak, zamanla, bu Türkler, misyonerler tarafından Hıristiyanlaştırılırlar. Gezilecek yerlerde ayrıntılarını belirttiğim: Kayadibi Meryem ana Kilisesi, bu Türkler tarafından inşa edilmiştir.

Şehir: Bizans imparatoru Hustinaiaus zamanında; baştan başa imar edilmiştir ve özellikle kale onarılarak sağlamlaştırılmıştır.

1228 yılında, şehir, Anadolu Selçuklu Devletine bağlanmıştır. Bu devletin zayıflayıp yıkılmasından sonra ise: bölgede: İlhanlılar, Eratnalılar ve Akkoyunlular hakimiyet kurarlar. 1473 yılında ise, Fatih Sultan Mehmet tarafından, tüm bölge ele geçirilir. Bölge: bu dönemde, Karahisar-ı Şarki olarak isimlendirilir.

1915 yılında, bölgedeki Ermeniler ayaklanır ve kaleyi ele geçirirler. 20 süren çatışmalar sonunda; ayaklanma bastırılır. Ancak, bu ayaklanmada, 403 Türk öldürülür, 176 Türk yaralanır. Günümüzde, Ermeni soykırım iddialarının doruk noktasında bulunduğu bu günlerde, bu isyan ve sayılar, sanırım Anadolu topraklarında Ermenilerin mi yok sa Türklerin mi katledildikleri hakkında, küçük bilgiler verebilirler.

Evet: takip eden dönemde, Kurtuluş Savaşında, Şebinkarahisarlılar fedakarlıkla mücadeleye katılırlar. Kurtuluş Savaşının kazanılmasından sonra, Şebinkarahisar il yapılır. 10 yıl süre ile, il durumunu muhafaza eden Şebinkarahisar, 1933 yılında, 1297 sayılı kanun ile, ilçe statüsüne getirilir. Buna inanamıyorum, daha önce, il olup ta, ilçe statüsüne düşürülen bir yer duymamıştım hiç.

GENEL

İlçenin denizden yüksekliği: 1300 metredir. Giresun dağları ile, Çoruh-Kelkit Vadi oluğunda bulunmaktadır. Bu yapısı itibarı ile: Erzincan’dan İzmit’e kadar uzanan bir fay hattı üzerinde yer alır. Bunun sonucunda: burada, sürekli deprem felaketleri yaşanmıştır.

İlçe, Doğu Karadeniz bölgesinde olmasına rağmen, Orta Anadolu iklim özelliklerini taşır. Yazlar: sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve karlı geçer. Ortalama yağış miktarı, kıyı kesimlerde yüksek olmasına rağmen, iç kesimlerde azdır. Kış mevsiminde, yağışlar kar şeklinde düşer ve sık sık don olaylarına rastlanır. Şubat ve Mart ayları, yılın en soğuk aylarıdır.

Son yıllarda: özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir şehirlerine nüfus göçü, yoğun bir şekilde devam etmektedir. Yıllarca devam eden nüfus erozyonu sonucunda, üç büyük şehir merkezinde, ilçenin bugünkü nüfusunun birkaç katı Şebinkarahisarlı yaşıyor hale gelmiştir.

İlçe ekonomisi, önemli ölçüde: tarım ve hayvancılığa dayalıdır. İlçede: tarım denince, tahıl ön plana çıkar. Son dönemlerde tütün de ekilmeye başlanmıştır.

ŞEBİN CEVİZİ

Şebin cevizi: Şebinkarahisar’da yetiştirilmektedir. Çok verimlidir ve meyve salkımı: 2-4’lü olur. Oval bir meyve yapısına sahiptir. İnce kabukludur, kabuktan kolayca ayrılır. İçi dolgundur. Eylül ayı sonunda hasat edilir. Zehirlenmelere ve zehre karşı etkilidir. İshal kesicidir. Cildi temizler, siğil giderir, kandaki zararlı kolesterolün birikmesini önler ve yüksek kolesterolü  düşürür. Damar tıkanıklığını ve kanın pıhtılaşmasını önler, kan dolaşımını düzenler, kan pıhtılarını bozar,  damar koruyucudur. Grip ve nezleye iyi gelir. Öksürüğü kesir. Yorgunluk ve bitkinliği giderir.

Evet, bunların dışında cevizin birçok tedavi edici özelliği daha var. Bu özellikleri nedeniyle, Şebinkarahisar cevizi, aranan bir çeşittir. İç ceviz ve kabuklu ceviz olarak satışa sunulmaktadır.

NE YENİR

Şebinkarahisar denilince, buraya has lezzetler şunlardır: celecoş çorbası, göllü gavut, toyga çorbası, keşkek, hoşveren kavurması.

NE SATIN ALINIR

Şebinkarahisar bölgesinde, buraya has cevizden satın almanızı öneririm.

KONAKLAMA

Şebinkarahisar Öğretmenevi                454-7114138

GEZİLECEK YERLER

Giresun Şebinkarahisar

TAŞHANLAR

İlçe merkezinde, kalenin kuzey eteğindedir. Bunlar: yerli-kara taştan yapılmış, iki katlı, kemerli, tipik Osmanlı mimarisindedir. Günümüze kadar ulaşabilen: güney cephesi, yapının zarafetini ortaya çıkarıyor.

Girişin iki yanında: iki katlı kemerli mekanlar ve tam ortada ise bir avlu bulunuyor. Kuzey cephesinde: dışarıya dönük, 5 adet kemerli dükkan kısmı bulunuyor.

Giresun Şebinkarahisar

ATATÜRK EVİ-MÜZESİ

İlçe merkezindedir. 1924 yılında, Atatürk ilçeye gelişinde, bu evde kalmıştır. Ahşap yapı, iki katlı ve sadedir. Yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Tahminen: 19.yüzyıl sonu veya 20.yüzyıl başlarında yapıldığı düşünülmektedir.

Binanın bulunduğu kısım ve bahçesi: yoldan yüksekçe bir platform üzerindedir. Birinci kata giriş, doğudan ve genişçe bir ahşap kapı ile yapılıyor. Buradan, ahşap dönerli bir merdiven ile ikinci kata çıkılıyor. Ancak: ikinci kata çıkış, kuzeyden ayrı bir kapıdan yapılıyor.

Yapı: halen Şebinkarahisar Belediyesine aittir. Atatürk’ün kaldığı sırada kullandığı bazı eşyalar ve yöresel Etnografik bazı eserler, Müze de sergileniyor. Müze içinde, ayrıca 500 kitaplık bir Atatürk kütüphanesi ve resimlerle Atatürk köşesi bulunmaktadır.

Giresun Şebinkarahisar

KALE

İlçenin güneyinde, bir tepe üzerinde kurulmuştur. Şehirden: 160 metre daha yüksektedir. İlk görenler: bu nedenle, kaleyi denizde bir ada veya kaleye benzetirler. Muhtemelen ilk yapılışı: Roma dönemine kadar gitmektedir. MÖ 1’nci yüzyılda: Romalılar tarafından genişletilmiştir. Surlar: 11.yüzyılda, Mengüceklilerin burayı fethi sırasında harap olmuş ve daha sonra yeniden büyük ölçüde onarılmıştır.

Kale planı: bir yamuğu andırır. Surları: sarp kayalara oturtulmuş ve kulelerle desteklenmiştir. Surlarda: değişik dönemlerin duvar yapım teknikleri kullanılmıştır. Bazı kısımlarda: kaya yontularak, sur temeli yerleştirilmiştir.

Kale: iki bölümden oluşmaktadır. İç kale: aşağı kesimden, yaklaşık 40 metre daha yüksektir. Buraya girişte kullanılan kapı: sivri kemerli ve iki kule arasına yerleştirilmiştir. Bu kapının, yani bugün kullanılan kapının, 15 metre kuzeyinde, günümüzde kapalı bulunan başka bir kapı daha bulunmaktadır. Bu kapının: Bizans döneminde, 10.yüzyıl başlarında tamir edildiği anlaşılıyor.

Dış kalenin en önemli bölümü: güneybatı köşede bulunan “Kızlar Kalesi”. Bunun dışında: güney ve doğudaki surlar, oldukça harap durumda günümüze ulaşmış.

Kale içinde: eski yapı izleri ve sarnıç kalıntıları var. Ünlü gezgin Evliya Çelebi: yazılarında, kale içinde: 70 kadar ev, sarnıç ve buğday ambarı ile, Fatih Camisinin bulunduğundan söz eder. Fakat, günümüzde bu caminin yeri belli değil. Ayrıca: kale içinde olduğu söylenen kilisenin yeri de belli değil. Günümüzde: su tüneli tarzında, yalnızca 5 su sarnıcı görülüyor. Bunlardan da: 4 tanesi kapalı, 1 tanesi açıktır. Bu su tünellerine halk: 40 basamak diyor ve bunların benzerleri, Hitit dönemlerinde görülüyor.

İç kale: dikdörtgen bir avlu ve kuzeybatı köşesinde: sekizgen planlı ve 4 katlı büyük bir kuleden oluşuyor. Buranın kapısı da: kulelerle desteklenmiş. Bu kulelerden: büyük kulenin çapı: 12 metre, yüksekliği ise, 27 metre. Duvar kalınlıkları: 1.5 metre. Kulenin üçüncü katında: kule yöneticisine ait mescit var.

Kulenin önünde: büyük bir sarnıç bulunuyor. Kale kapısının üzerindeki kitabe ve Selçuklu çift başlı kartal kabartması: 1896 yılında, Rumlar tarafından yerinden sökülerek yok edilmiş. Bu iç kalenin sur duvarları ve kale duvarları, Osmanlı dönemi ve 17. ile 18. yüzyıl özelliklerini taşıyor.

Giresun Şebinkarahisar

MERYEM ANA MANASTIRI

İlçenin 13 km. doğusundaki Kayadibi Köyünde bulunuyor. Kayalara oyulmuş bir manastır. Yapı: 4 katlı ve 32 odadan oluşmaktadır. Moloz ve kesme taşlar da, kayalardan arta kalan yerlerde kullanılmıştır. Trabzon Pontus İmparatorluğu zamanında yapıldığı düşünülmektedir.

Ancak: kitabesi günümüze ulaşmamıştır. Yalnızca: küçük bir şapel şeklindeki kilisenin duvarlarında: İncil’den alınma sahnelere ait freskler bulunmaktadır. Yapı itibarı ile: Sümela Manastırının yapısından etkilenildiği hemen anlaşılıyor. 1939 yılı depreminden sonra, manastıra iniş-çıkışlar çok zorlaşmıştır. Her yıl: Ağustos ayının 28. günü: Giresun, Ordu, Trabzon ve Gümüşhane illerinden gelen Rumların katılımı ile, dini ayinler yapılmaktadır. (3 gün süresince)

Manastırın yakınında, yaklaşık 150-200 metre kuzeybatıda: küçük bir şapel kalıntısı var. Bu kalıntıyı geçtikten sonra; kartal yuvasını andıran görüntüsüyle insanı büyüleyen manastıra ulaşacaksınız.

Manastırın ilk birimi: bir kısmı doğal kayalıktan yararlanılarak, moloz taş ile yapılmış, yuvarlak planlı su sarnıcıdır. Sarnıçtan sonra, yol, güneye yöneliyor. Burada ise; su mahzeni olarak düşünülmüş, üzeri tonozlarla örtülmüş ve düzgün kesme taştan yapılmış bir yapı var.

Çeşmeden sonra: sola dönerek, doğal kayaya oyulmuş, 26 basamaklı bir merdivenle, manastırın, basık ve yuvarlak kemerli giriş bölümüne ulaşılıyor. Giriş bölümündeki birimler, günümüzde tamamen çökmüş olduğundan, bunların ne oldukları bilinmiyor.

Giriş bölümünden sonra: doğuda bulunan, 1.30 metre genişliğinde, yuvarlak kemerli bir kapı ile manastırın ikinci bölümüne giriliyor. Kapıdan girdikten sonra: 8.86 x 4.20 metre boyutlarında bir mekana ulaşılıyor. Buradan: mutfak, yemek salonu vb. gibi birimlere geçiliyor. Solda ise, 1.26 metre genişliğinde bir kapı var.

Bu kapıdan, aşırı tahribat nedeniyle anlaşılamayan mekanların bulunduğu bölüme geçmek mümkün. Manastırın bu ikinci mekanında: kırmızı ve siyah renkten oluşan, freskolar işlenmiş. Bu resimlerde: Hıristiyanlıktaki üçlü teslis (baba, oğul, kutsal ruh) inancını yansıtırcasına, üç siyah nokta, kırmızı şerit üzerine, düzenli aralıklarla dizilmiştir.

İkinci bölümün orta mekanından ilerleyince, 1.55 metre genişliğinde bir kapı var. Bu kapıdan: kuzeye ve güneye yönelen merdivenlere ulaşılıyor. Bu merdivenleri çıkınca, manastırın üçüncü bölümüne ulaşılmış olunuyor.

Ancak, bu üçüncü bölüm, en fazla tahribata uğramış bölümlerden biri. Buradaki hücreler: yatma, dinlenme veya inzivaya çekilme mekanları olarak kullanılmış, ancak, dört tanesi günümüze ayakta ulaşabilmiş, kalanları yıkık.

Üçüncü bölümün sağında ve solunda bulunan merdivenlerle, manastırın en önemli birimine, yani dördüncü bölümde bulunan kiliseye ulaşılıyor. Kiliseye, bugün tahrip olmuş olan yuvarlak kemerli bir kapıdan giriliyor.

Kilisenin üst örtüsü, tamamen yıkılmış. Kilisenin içinde, önemli noktalarda, ince kırmızı şerit üzerine, siyah üç top motifinin işlendiği fireskolar görülüyor. Bu motif, üçlü teslis inancının bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.

Kilisenin doğu duvarının 0.65 metre uzağında, 1.80 metre genişliğinde, beşik tonozlu bir dehliz var. Dehlizin içi dolduğu için, nereye kadar uzandığı ve ne amaçla kullanıldığı çözülememiş. Ancak, son derece düzgün taş işçiliğine sahip bir dehliz.

Giresun Şebinkarahisar

FAHRETTİN BEHRAMŞAH CAMİSİ

Avutmuş Mahallesindedir. 12.yüzyılda, Mengücek Hükümdarı Behramşah adına, oğlu Muzafferüddin Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Cami kubbelidir. Ancak: minaresi, onarımlar sırasında orijinal halinden uzaklaşmış ve bozulmuştur. Cami, günümüzde ibadete açıktır, kullanılmaktadır.

Giresun Şebinkarahisar

FATİH CAMİSİ

Fatih Sultan Mehmet, Otlukbeli savaşını kazandıktan sonra, 29 Ağustos 1473 tarihinde Şebinkarahisara gelmiş ve bu gelişinin anısına, bir cami yapılmasını emretmiştir. Bunun üzerine, burada ahşap bir cami yapılmıştır. Ancak: yapılan bu cami, iki kez yangın geçirmiş ve 1886 yılında tamamen yok olmuştur.

Bunun üzerine, 1888 yılında, Resih Paşa zamanında, halktan da yardım sağlanarak, yeni ve günümüzdeki cami yaptırılmıştır. 1939 depreminde, caminin kubbeleri çökmüş, ancak 1950 yılında onarılarak günümüzdeki durumuna getirilmiştir.

Giresun Şebinkarahisar

LİCESE KİLİSESİ

Şaplıca köyü, Licese Mahallesindedir. İlçe merkezine, 11 km. uzaklıktadır. 1874 yılında inşa edilmiştir. Azınlıkların karşılıklı değişiminden sonra: kilise, özel mülkiyete geçmiştir. Ama, zamanla tahrip olmuş ve eski eser olarak tescili ve özel mülkiyetten çıkarılması için, çalışmalar sürdürülmektedir.

Giresun Keşap

Giresun Keşap

Keşap, tarihi ve turistik açıdan yoğun kalıntılar bulunan bir yer değil. Ama, buralardan veya yakınlardan geçerseniz, şahin kayasını görmek için mutlaka zaman ayırın. Tam bir tabiat harikası.

Giresun Keşap

ULAŞIM

Keşap: il merkezi Giresun’a 10 km. uzaklıktadır. Keşap’ın doğusunda Espiye var. Keşap-Espiye arası: 20 km. Ulaşımda herhangi bir problem yok.

Giresun Keşap

TARİH

Keşap ve çevresinde: MÖ. 6’ncı yüzyılda, Pers İmparatorluğunun ve 2.yüzyılda ise Selefki Asya krallığının hakimiyetleri görülür. MÖ. 183-68 yıllarında, Pontus krallığının ve daha sonraki dönemlerde ise, Roma imparatorluğu görülüyor.

MS. 395 yılında, Roma imparatorluğunun bölünmesi sonucu, bölge, Bizans’ın payına düşer. MS. 6’ncı yüzyılda, bu kez, İran’dan gelen Sasanilerin saldırısı var.

Türkler, 11.yüzyıl sonlarında, bölgede görülüyorlar. Ancak haçlı seferleri nedeniyle, geri çekilirler. 1204 yılında, Trabzon Rum imparatorluğu, hakimiyeti ele geçirir. 1397 yılında, Keşap, Oğuzların Çepni boyu etkili olmaya başlar. Bu etki, giderek artar. 1467 yılında, Fatih Sultan Mehmet, Trabzon’u ele geçirmeye giderken, bu bölgeyi de ele geçirir.

1945 yılında, İlçe statüsüne alınarak, Giresun iline bağlanmış. Bölgede yaşayan Rumlar ise, Cumhuriyetin ardından yapılan karşılıklı mübadele sonucunda, bölgeyi terk etmeleridir.

İlçenin adının kökenine gelince: anlamı ve hangi  dilden geldiği tam olarak bilinmiyor. Ancak, Farsça “Keş” ve “ab” kelimelerinden oluştuğu sanılıyor. Romalılar devrinde, “Cassicipi” olarak isimlendirilmiş.

Giresun Keşap

GENEL

Bölgenin arazi yapısı: tamamen engebelidir. Dağlar ve tepeler arasında, derin vadiler bulunur.

Bölgede son yıllarda: önemli sanayi tesisleri yapılmıştır. Bunlar: 3 fındık kırma fabrikası, 1 çay, 1 çorap ve 1 un fabrikası.

Keşap ekonomisinin ve kültürünün ağırlığı: fındıktır. Ayrıca: ekmek fırınlarında çıkarılan, pekmezli susamsız simit dikkati çeker. 1992 yılından bu yana, bölgede kivi üretimi de yapılmaktadır.

Keşap’ta: yazlar sıcak, kışlar ılık geçer. Her mevsimde, bolca yağmur yağar ve yıllık nem oranı yüksek olur. Yağış ve nem: bitkilerin gür olmasından, önemli rol oynar. Yemyeşil ve gür bitki örtüsü içinde, en çok payı, biraz önce de söylediğim gibi: fındık ve çay alır. Kıyının hakim bitki örtüsü olan fındık ağaçları: 700 metre yüksekliğe kadar ulaşır. Bu yükseklikten sonra ise, ormanlık alanlar başlar.

Keşap deniz kıyısında. Beldenin en güzel plajı: Düzköy Belediye Plajı.

NE YENİR

Keşap, bir sahil yerleşimi olduğu için, mutfağında deniz ürünlerinin önemli bir yeri bulunur. Hamsi, mezgit, istavrit, palamut, kefal, izmarit, tirsi, barbun, sargan, kötek ve midye en yaygın türlerdir. Ayrıca, derelerden yakalanan, doğal olarak yetişen alabalık çok değerlidir. Bunun dışında: Karalahana çorbası, mendek çorbası, etli karalahana sarması, karışık dible, hamsi diblesi, galdirik mıhlaması ve mısır yarması ekmeği, buraya has lezzetler olarak ön plana çıkar.

NE SATIN ALINIR

Keşap ilçesinde fındık bol. Kendiniz veya yakınlarınız için fındık satın alabilirsiniz.

GEZİLECEK YERLER

Giresun Keşap Şahin Kayası

ŞAHİN KAYASI

İlçenin, Karabulduk Beldesine bağlı, Armutdüzü köyündedir. Kayalık üzerinde: doğal yollardan oluşmuş bitki ve ağaçlar; doğal yollarla bir Türkiye haritası şekli oluşturmuşlardır. Dik ve sarp olan bu kayalık: Şahin kayası olarak adlandırılır. Şahin kayası olarak adlandırılan bu kayalığın  tam ortasında, ağaç ve bitkilerin yardımıyla oluşmuş bir Türkiye haritası bulunuyor.

Kayalığın tam ortasında: Ankara’nın konumuna denk gelecek yerde, büyük bir mağara var.

Tamamen doğal rastlantılarla oluşmuş ve Türkiye haritasının ölçülerine birebir uyan kayalık bir yer. Kayada, irili ufaklı birçok mağara bulunuyor. Alt kısmında bulunan mağaralardan birinde, 15 metre ilerleyince, içerisinde bir göl ve yer altı deresi bulunuyor.

1.Derece doğal Sit alanı olarak 2006 yılında, koruma altına alınmıştır.

ARMUTDÜZÜ KÖYÜ

İlçe merkezine, 22 km. uzaklıktadır. Karabulduk Bucağına bağlı bir köydür. Keşap deresinin doğusundadır. Burada eskiden Rumlar yaşıyorlarmış. Bu nedenle: köyde, 3 kilise ve 1 manastır bulunuyor. Cumhuriyetten sonra, köy, Türkler tarafından iskan edilmeye başlanmış. Köy: yörede yaşayan Rumların eğitim ve ibadet yeri olarak kullanılıyormuş. Sahan kayası mevkiinde, birçok mağara ve bunların içinde, Rumlardan kalma resimler var. Ayrıca, yine Rumlardan kalma mezarlık ve mezar taşları da bulunuyor.