Paris Versay Sarayı-Versailles

Paris Versay Sarayı-Versailles

Paris Versay Sarayı-Versailles; En baştan şunu söylemem gerek: Paris şehrini ziyaret ederseniz, buraya mutlaka gidin.

Turla giderseniz giriş ücreti hariç 50-55 Euro isteniyor, ama kendiniz metro ve trenle giderseniz, ödemeniz gereken para sadece ulaşım için harcanacak ; 4-5 Euro olacaktır.

Sadece metro ve tren planı alıp, planlar üzerinde bilinçli bir işaretleme ve takip yeterlidir.

Burası şehir merkezinden, yaklaşık 30-35 dakikalık bir RER (metro hattına bağlı ama yer üstünde hareket eden bir tür tren) yolculuğu ile ulaşılıyor.

Şehir merkezinden, İnvalides metro istasyonuna gelip, RER denilen banliyö trenine binmeniz gerekiyor.

Tren: 25-30 dakikalık bir yolculuktan sonra, Versay Kasabasına ulaşıyor.

Trenden inince, istasyondan 7-8 dakika yürüyorsunuz ve Avrupa’nın en büyük sarayı işte karşınızda.

Paris Versay Sarayı-Versailles

GİRİŞ

Bu kısa yürüyüşten sonra saray bölgesine geldiğinizde, öncelikle sarayın ön bölgesindeki altın sarısı renkli demir parmaklıklar ilginizi çekecektir. Zaten burayı ziyarete gelen kalabalık topluluklar, önce bu altın renkli ve muhteşem korkulukların önünde resim çektiriyorlar. Tur otobüsleri bu bölümde yani meydanda toplanıyor.

Trenle gelenler yürümesine rağmen turla gelenler bu meydanda toplanıyor. Ama, trenle gelenler yürüdükleri güzergahta, birçok hediyelik eşya satan dükkanla karşılaşıyorlar ki, burada özellikle Versay Sarayı ile ilgili ne ararsanız bulup satın alabilirsiniz. Turla gelenlerin böyle bir imkanları yok.

Sarayın önü kalabalık.

Ama bir yandan da güvenlik tedbirleri üst düzeyde. 4 kişilik guruplar halinde, elleri silahlı askerler dolaşıyorlar. Sanırım sivil giyimli polisler de vardır ama askerler hemen dikkati çekiyor. Sol taraftan, içeri girdiğinizde, hemen sol yanda: Saray giriş biletlerinin satıldığı yer var. Ayrıca yine Sarayla ilgili hediyelik eşyaların satıldığı küçük bir bölüm var ki, buraya mutlaka girmenizi öneririm, ilginç bir yer.

Eğer önce saraya girmeyip sadece bahçeyi gezmek isterseniz, veya saraya giriş bileti yüksek sadece bahçeyi gezeyim derseniz, buradan yani sol yandan doğru ilerleyin ve saray binasının yanından arka bölüme yani esas bahçenin olduğu yere geçin. Buraya geçtiğinizde, sarayın arkadan muhteşem manzarasını ve bahçenin tüm güzelliğini görebilirsiniz.

Bahçenin diğer bölümleri, bulunduğunuz bu zeminden daha aşağıda, burada aşağıda daha ayrıntılı anlatacağım büyükçe bir havuz var. Buradan ilerleyip merdivenlerden aşağıya inerseniz, yine bir havuz, yemyeşil alanlar ve her iki yanda, özel düzenlenmiş ama dışarıdan görülmeyen, uzun yeşil çitlerle çevrilmiş değişik bahçeler göreceksiniz ki, bunların arasına girip gezinebilirsiniz.

Bahçede aşağıya doğru yürümeye devam ederseniz, muhteşem bir tabiat, yeşillikler, çiçekler, ağaçlar, havuzlar, heykeller…. Yürüyüş yolunun hemen kıyısındaki banklara oturup dinlenebilirsiniz. Biraz ileride, kafeler var, orada oturup bir şeyler içebilirsiniz, ama buranın tek kelime ile tarifi: muhteşem bir peyzaj, muhteşem bir görsellik.

Saraya girmek isterseniz, yaklaşık 1 saat kadar kuyrukta sıra beklemeniz gerekecektir. 12Burada: 2 çeşit bilet satıyorlar. Bunlar: 13 ve 20 Euro’luk biletler. Aralarındaki tek fark ise: Kraliçe Marie Antoinette’nin dairesinin görülmesi. Zaten bu dairede: yatak örtüsü ve perdelerin rengi solmasın diye, flaşlı fotoğraf çekilmesine izin vermiyorlar.

Bu arada: girerken size bir “aido guide” yani “sesli anlatım cihazı” veriyorlar. Girdiğiniz odanın numarasını tuşlayınca, bu odanın tarihçesini dinleyebiliyorsunuz.

Paris Versay Sarayı-Versailles

TARİHİ SÜREÇ

Sarayın yapımına: kral 13.Louise döneminde başlanır. Bu sırada, burada bir av köşkü yayılır. Daha sonra, yaptırılan bu köşk: Le Vau tarafından büyütülür. Kral 14.Louise: bu küçük köşkü, büyülttürür ve saraya, klasik şeklini verdirir.

Çünkü: o dönemde, Fransa’nın Vaux vikontu ve Maliye Başmüfettişi olan Nicolas Fouquet, Vaux şehrinde, kendisi için büyük bir saray yaptırmıştır. Yani: Kral 14.Louise, kıskançlık sonucu, bu küçük av köşkünü büyütür. Devlet benim diyen ve “Güneş Kral” unvanını alan Louise, sarayın devasa bahçesinin korusunda avlanır, binlerce konuğunu burada ağırlardı.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Son olarak

1760 yılında, Gabriel sarayından, saraya avlu kanatları eklenir. Bunun sonucunda, binanın cephesi: 540 metre uzunluğa ulaşmıştır. Evet, sarayın inşaatında 30.000 işçi çalıştığı ve sarayın inşaatının tam 50 yıl sürdüğü söyleniyor. Sarayın 1300 odası bulunuyormuş.

Bir diğer ilginç notta şu: bir bayram günü, sarayın bahçesindeki fıskiyelerden akan suyun, 600 000 Parislinin, bir günlük su tüketimine eşit olduğu söylenir.

Paris Versay Sarayı-Versailles giriş

Fransa Kraliçesi Marie Antoinette: Avusturya’dan gelin olarak geliyor, bu muhteşem şatoda, lüks içinde yaşıyor ve bu yaşantısı, kanlı bir ihtilal sonucu, giyotinde başı kesilerek bitiyor.

Hüzünlü mü bilmiyorum, ama işte sonuçta kendi yaşadıklarının dışında, halkın yaşadıklarını asla önemsemeyen aristokratların, giyotinde ölümle biten yaşamları.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Tüm bunların yanında

1871 yılında, Otto Von Bismarc önderliğindeki Prusya; Napolyon Bonaparte’ı yeniyor ve Frankfurt antlaşması, bu sarayda imzalanıyor ve Almanya birleşiyor. Bu, Fransızlar için küçük düşürücü bir durum olarak tarih sahnesinde yerini alıyor. I. Dünya Savaşı sonunda, Almanya yenilince, Fransızlar intikam alırcasına, 1919 yılında, burada masaya oturuyorlar ve Almanya küçük düşürülüyor.

Ama, Almanya bunu unutmuyor ve II. Dünya Savaşında, Paris işgal edilince, Versay Antlaşmasının imzalandığı tren vagonu müzeden çıkarılıyor ve Fransızlarla, orada masaya oturuluyor. Yani, yine Fransızlar küçük düşürülüyor. Burası: Fransa ve Almanya arasında, diplomaside, karşı tarafa üstünlüğü kabul ettirmek için kullanılan simgelerden biri haline geliyor.

Paris Versay Sarayı-Versailles

ÖNEMİ

Bahçesi ve aynalı salonu dışında, pek bir özelliği olmayan, yalnızca üç-beş odası gezilebilen bir yer. Odaların hepsi boş, eşyaları ne yapmışlar meçhul. İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı burayı rahatlıkla aşar.

Ama yine de, burası Fransa’nın en ünlü ve muhteşem yeridir. Bu nedenle: dünya mirası anıtları arasına alınarak korunmaktadır. Buradaki eşsiz binalar ve muhteşem şato gerçekten çok etkileyici. Zaten, aslında burası bir Fransız şatosudur. Ancak, günümüzde müze olarak kullanılıyor.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Muhteşem süslemeli yapı, uygun restorasyonlar sonucu, ihtişamından hiçbir şey kaybetmemiş ve günümüze kadar sağlam olarak ayakta kalabilmiş. Yapının bahçesinde: bronz ve kurşundan yapılmış 400’den fazla heykel ve birçok, süslü çeşme bulunuyor.

Sarayın bahçe tarafındaki cephesi: Le Vau tarafından yaratılan son eserdir. Klasik Fransız mimarisine örnek olmuştur. Roma imparatorluk çağından bu yana, ilk kez, böyle büyük ölçüler kullanılmış olması ilginç.

Bunun nedeni: zengin ve merkezi krallık yönetimi. İtalya, Almanya ve İngiltere’de, siyasi ortamlar farklı olduğu için, bu saray ve benzeri büyüklükte ve lüks yapılar yapılmadı. Sarayın en büyük özellik taşıyan yeri: bahçesi oldu.

Fransızlar: bu tarihi süreç nedeniyle, bu sarayı görmezden gelmek istedikleri için olsa gerek, uzun yıllar kapalı tuttular. Ancak, özel izinler ile, özel misafirlerin gezmelerine izin verdiler. Daha sonra, balayından gelen zengin ve ünlü Amerikalı olan Roosvelt tarafından saray restore edildi ve ziyarete açıldı.

GEZİ PLANI

Evet, sarayın içi ihtişamlı. Saray yaşamına ait detaylar (yataklar, resimler, heykeller) orijinal haliyle korunmuş ve sergileniyor. İç mekan: dış cepheden daha başarılıdır. Sarayın içindeki tören odaları: uzun bir aks üzerinde dizilmiş olup, birbirlerine açılırlar. Bütün saray: kralın: yatağı, odası ve dairesi çevresinde düzenlenmiştir.

Hanedan prenslerinin, saraylıların daireleri, bakanların büroları, kabul, eğlence, tapınma ve gezinme yerleri; güzel bir plana göre düzenlenmiştir.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Gezinize: Şapelden başlayın. Şapel: İç mekan olarak, çağın en başarılı örneklerindendir. Kare payeler ve kemerlerden oluşan alt strüktür üzerinde, ince sütunlar yükseliyor. Dekorasyonu, güzel bir mimari üslubu ortaya koyuyor. Planı bozmayan hafif kabartmalar mimarinin öne çıkan unsurları olarak görülüyor.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Opera salonun ile devam edin.

Salonda mutlaka ilginizi çekecektir, her yan ahşap. Çünkü: akustik sağlanması amaçlanmış.

Mermer avlu çevresinde, 3 farklı bina gurubu var. Kral 14. Louise, bu küçük şatoyu muhafaza etmek istediğinden, mermer avluya, iki kanat ilave ettirmiş.

Kanatlar arasında geçiş yaparken, heykellerle dolu, uzun koridorlarda yürüyorsunuz. Bu heykeller: Bourbon hanedanlığı boyunca hüküm sürmüş kralları, kraliçeleri, sanatçıları gösteriyor.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Şapel ve Opera bölümlerinden sonra:

Sarayın odaları var. Odaların duvarlarında: bu sarayda yaşamış kraliyet mensuplarının resimleri var. Bu tablolar arasında: kraliçe Marie Antoinette’ye ait olanlar da bulunuyor. Yatakların üstünde: devekuşu tüyleri, koridorlar boyunca yine bir sürü heykeller, mermerden yapılmış şömineler, kristal avizeler.

Ama: bu odaları gezerken, Paris şehir merkezinde ki o ünlü koku yine, burnunuzun direğini kıracak, malum idrar kokusu. Zaten, Fransızların, bu kötü kokuları sindirmek için, parfümü icat ettikleri söylenir. Bu kadar muhteşem bir saray yapan kültür: bu sarayın içine, banyo ve tuvalet yapmamış.

Tüm ihtişam ve lükse rağmen, sarayda, tuvalet ve banyo yok. Yani, pislik içinde yaşanan sözüm ona lüks. Zaten: Sarayda, avluya girdiğinizde, sarayın inanılmaz bir dışkı ve ağır yağ gibi esans koktuğunu hissedeceksiniz.

Dönemin kralları: yılda bir kez, kraliyet bahçesindeki küçük havuzda, halkın gözleri önünde, iç çamaşırlarını çıkarmadan, suya bir kez girip-çıkmak suretiyle, duş alıyorlarmış. Fransa, biraz önce de söylediğim gibi, bu yüzden parfümün kalbi. Tarihe adını yazdırmış. Filmlere, kitaplara konu olmuş.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Evet, gezimize devam ediyoruz.

Sarayın içindeki büyük dairelere, eski Yunan ve Roma tanrıları olan: Diana, Merkür, Mars, Apollon gibi isimler verilmiş. Sarayın oda ve dairelerinden çıkarak, veliahtların yaşadığı bölüme yani kanada geçiyorsunuz. Burada: her kral döneminde, tahtın varisleri ve eşleri yaşarmış. Hatta: Marie Antoinette, Versay Sarayına veliaht prenses olarak geldiğinde, bir süre burada yaşamış.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Gezimize devam ederken, sarayın en önemli bölümüne geliyoruz. Burası: Aynalar galerisi.

Paris Versay Sarayı-Versailles Aynalar Galerisi

AYNALAR GALERİSİ

Merkezi terasın bulunduğu yerdedir. Sarayın en önemli dairesidir. Bahçenin en güzel yerine bakar. 75 metre uzunluğundaki bu salonun iki duvarı, boydan boya 400 adet ayna ile kaplıdır. İç dekor: Le Brun tarafından yapılmıştır. Bu galeri: saraya, yumuşak bir barok havası verir. Bütün duvar uzunluğu boyunca kullanılan aynalar yüzünden, galerinin aydınlık olması sağlanmıştır. Galeri: tamamen yeşil mermerle kaplanmıştır. Salonun tavanındaki resimler: Le Brun tarafından yapılmıştır.

Paris Versay Sarayı-Versailles

I. Dünya Savaşı sonunda, 1782 yılında, Amerika ve İngiltere arasında yapılan ve Almanya’nın yenilgisinin onaylandığı anlaşma, bu salonda imzalanmıştır.

Paris Versay Sarayı-Versailles Bahçeler

Son olarak

Bahçeye çıkıyoruz. Burası: gerçekten muhteşem bir yer. Hemen sarayın ön tarafında bulunan havuzda: Güneş tanrısı Apollonun arabası bulunuyor. Aynı şekilde, koruluklarda: su perileri arasında dinlenen Apollon heykeli, yine çok göz kamaştırıyor.

Paris Versay Sarayı-Versailles Bahçede Havuz

Evet, bahçe hakkında, ayrıntılı bilgi

Bahçenin mimarı: Le Notre. Paris şehrinden Versay sarayına gelen, 3 yol: sarayın ön avlusunda, kralın atlı heykeline doğru yönelir ve bu alanda birleşirler.

Sarayın: Kasabaya bakan cephesinde, ahırlar ve servis avluları var. Dekoratif bahçe, çok akıllıca, arka tarafa yerleştirilmiş.

Büyük kanalın çevresinde toplanmış olan asimetrik planlı arka bahçe: sonradan yapılan şehircilik planlarında da etkili olmuş. Haç şeklinde olan büyük kanal, 2 km. uzunluğunda ve ormanların arasından geçiyor.

Ağaçlar arasında: çiçek panelleri, su bahçeleri, merdivenler ve köşkler dizili. Bahçenin barok planı, tabiata öyle güzel uyum sağlamış ve etkili olmuş ki, büyük kralın şanı da böylece öne çıkarılıyor. Çünkü: Büyük Kanaldan, Saraya uzanan büyük caddenin aksında, kralın yatak odası bulunuyor.

Paris Versay Sarayı-Versailles gölet

Bu büyük kanal boyunca yürüyebilirsiniz. Ama zaman kaybetmek istemeseniz: 5 Euro ücret ödeyip, mini trene binerek kanal boyunu gezebilirsiniz. Mini tren: kuzey terasından kalkıyor. Sırası ile: Küçük Trianon, Büyük Trianon ve Büyük Kanal geziliyor. Durakları var, inip, yürüyerek gezinize devam edebiliyorsunuz. Daha sonra gelen trene binerek, diğer bir durağa geçebiliyorsunuz.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Evet, Versay’da

Bina ve bahçe uyumu mükemmel. Geniş teraslamalar, yolların bütünlüğü, bitkilerin ve ağaçların düzeni, su oyunlarının hepsi, bir geometrik düzendedir.

Paris Versay Sarayı-Versailles Bahçeler

Evet: bu bahçe gerçekten çok özel. Ağaçların hepsi aynı boyda. Çimler, yüzyıllardır aynı desenlerle kesilmiş. Havuzlar, muhteşem güzel heykellerle dolu.

Paris Versay Sarayı-Versailles Petit Trianon

PETİT TRİANON

Burası: Versay korusunun ucundaki bir villa. Kraliçe Marie Antoinette, çocuklarını  doğurduktan sonra, Versay Sarayındaki sıkı kurallara dayalı yaşamdan uzaklaşmak için, bu villaya taşınmış ve burada sade bir hayat sürmüş. Burası: yapı olarak, ufacık, kutu gibi bir yer. Merdivenlerle üst kata çıktığınızda, kraliçenin, elinde bir gül bulunan güzel tablosunu görebiliyorsunuz.

Paris Versay Sarayı-Versailles Temple D’amour

Bu yapıyı çevreleyen koruda: gizli bir yapı var. Bu yapı: Temple D’amour (Aşk Tapınağı) olarak anılıyor. Kraliçe, buradaki zarif mermer yapıda, sevgilisi Kont Fersen ile buluşuyormuş.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Evet, buradan sonra, köye ulaşıyorsunuz.

MARİE ANTOİNETTE KÖYÜ

Burası, genç kraliçenin, köylü gibi sade bir hayat sürdürmek için, halktan toplanan paralar ile oluşturduğu, minyatür bir köy. Köyde: değirmen, kuğuların yüzdüğü göl, küçük evler var. Köy: gerçekten büyüleyici. Köyün son bölümünde ise: Buduar (müzik odası) var.

Petit Trianon’dan sonraki durak: Grand Trianon.

Paris Versay Sarayı-Versailles Grand Tirianon

GRAND TİRİANON

Burası, pembe mermerlerle yapılmış bir yapı. Bu köşk: kral Louise 14. ün en sevdiği yermiş. Özellikle, bahçeleri muhteşem göz alıcı.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Evet, gezimiz sona eriyor.

Ankara Karyağdı ve Kesikbaş Türbesi

Ankara Karyağdı ve Kesikbaş Türbesi

KARYAĞDI TÜRBESİ

YERİ

Ankara’da Ulus semtinde, İtfaiye Meydanındadır. (Opera Meydanı)

NEDEN YAPTIRILMIŞTIR

Olay, 15’nci yüzyılda yaşanır. Hikaye şöyledir: “ Ankara’nın en güzel kızlarından biri gelin olur. Vakit gelir, hamile kalır. Olacak ya, hamile gelinin canı, öyle bir şey ister ki, bulup buluşturmak çok zordur. Herkes yazın güneşinden buram buram terlerken, o Ağustos ayında, kar ister. Kar bu; her mevsimde bulunmaz ki. Gidip uzaklardan getirmek de mümkün değil. O zaman, şimdiki gibi kolaylıklar yok.

Kadıncağız, gündüz hayalinde kar helvaları yemiş. Her gece, rüyasında kar yağmış. Bir an gelmiş, artık dayanamaz olmuş. Herkesin uykuya daldığı bir gece, bahçeye çıkıp hem ağlamış, hem istemiş. “ Allah’ım demiş: Her şey senin elinde. Sen, ol deyince gökyüzünden kar da yağar, nur da yağar. Ver Allah’ım. Lapa lapa kar ver. Avuç avuç kar yiyeyim. İçimin şu bitmez yangını sönsün. Kar ver Allah’ım.”

Evet, nasıl olmuşsa olmuş, lapa lapa kar yağmaya başlamış o gece. Yerler bembeyaz olmuş. Gelin şükretmiş Allah’a. Avuç avuç yemiş karlardan. Ertesi sabah Ankara’yı bembeyaz karlar içinde görenler büyük bir şaşkınlığa uğramış.

Görenler der ki “ Türbenin üstünde her gece, herkesin derin uykulara vardığı saatlerde, bir şey yağar. Yere düşmeden kaybolur gider. Kar mı yağar, nur mu yağar, bilinmez.”

Efsane böyle, şimdi gelelim, türbenin mimari özelliklerine.

Ankara Karyağdı Türbesi

GENEL ÖZELLİKLERİ

Kapısının üstünde: kaba bir yazı ve onun altında: 1477 tarihi görülmektedir.

Halk arasında: türbede yatanın bir kız olduğuna dair rivayetler vardır.

Sekizgen planlı, kubbeli bir türbedir. Duvarları: bir sıra kesme taş, üç sıra tuğla ile örülmüştür. Taşların arasına da, dikey birer tuğla konulmuştur. Cephelerin beşinde, kesme taş çerçeveli, sağır sivri kemerli birer alt pencere vardır. Bir sıra taş, üç sıra tuğla ile örülen kemerlerin aynalıkları tuğladır.

Pencereler, lokmalı demir parmaklıklıdır. Yedi cephede hemen sağır kemerlerin üzerinde bulunan, yuvarlak tuğla kemerli küçük üst pencereler, alçı şebekelidir.

Güneydeki sağır cephelerin içerisinde, birer mihrabiye ve niş vardır. Duvarlar: iki sıra, kurt dişi ile sona erdirilir. Kubbesi: kurşun kaplamalıdır. Bir çok kez onarılmış olmasına rağmen, kurşunları kısmen dökülmüş ve kubbesi çatlamış durumdadır.

Türbenin kapısı doğudadır. Kapının eşik ve söveleri yekpare taştandır. Üstte, dilimli taşlarla örülü sivri bir kemerin içinde dikdörtgen bir mermere yazılmış kitabenin altında, basık kemerli giriş kapısı bulunmaktadır.

Türbenin içinde, bir sanduka vardır. İçten yükselen kubbesi, küçük bir kapısı vardır. Kızlar: kısmetlerinin açılması amacıyla, Karyağdı Türbesini ziyaret ederek, adak adarlar. Türbenin içine doldurulan gereksiz eşyalar nedeniyle, manevi havası bozulmuştur.

Ankara Kesikbaş Türbesi

KESİKBAŞ TÜRBESİ

YERİ

Ankara Karyağdı ve Kesikbaş Türbesi: caminin biraz ilerisinde ve At pazarı Yokuşu üzerinde bulunmaktadır.

ÖZELLİĞİ

Türbenin kime ait olduğu bilinmemektedir. Rivayete göre: bu zat: “savaşta başı gövdesinden ayrılmış olmasına rağmen, kopan başını koltuğunun altına alarak, savaşmayı sürdürmüş, daha sonra bugünkü mezarının bulunduğu yere gelerek, şehit olmuştur.”

GENEL ÖZELLİKLERİ

Aslanhane cami ve türbesine çok yakın olan türbe, kare ve küçük bir platform üzerinde, dört sütunlu, üzeri kubbeli açık türbelerdendir. Dört köşede bulunan mermer sütunlar üzerinde, köşeleri pahlanmış sütun başlıkları ve bu başlıklara bakan sivri tuğla kemerleri bulunmaktadır. Dört kenarındaki kemerler üzerinde, pandantifli bir kubbe bulunmaktadır.

Dış kenarlarda, kemerler üzeri kirpi saçaklıdır. Gerek pandantifler ve gerekse kubbe içi, son yapılan tamirat sırasında, beyaz badanalı bir sıva ile kaplanmıştır. Türbenin ortasında, beton sıvalı bir lahit bulunmaktadır. Kemerler, başlıkların üzerinde gergi ağaçları ile birbirine bağlanmaktadır.

Ankara Şehir içi Gezi Planı

Ankara Şehir içi Gezi Planı

Ankara Şehir içi Gezi Planı; Ankara, Ankara güzel Ankara, Seni görmek ister her bahtı kara, Senden yardım ister her düşen dara, Yetersin onlara güzel Ankara.

Evet; işte, Ankara marşı. Günümüzde hatırlanmasa da, Cumhuriyetin ilk ve takip eden yıllarında, halkın, dilinden düşmeyen bir marş. Ankara’nın büyüklüğü, muhteşemliği ve insanların Ankara’ya bakış açısını en güzel yansıtan sözleri olan bir marş.

Ne değişti? Günümüzde değişen ne? İnsanlar, Ankara’da yaşıyor, ama sanırım bu güzel kentten yeterince keyif alamıyorlar. Çünkü Ankara’yı yeterince tanımıyor, bilmiyorlar, gezmiyorlar. Ankara’da yaşayan insanlar, günlük telaş ve koşuşturma içinde, yaşadıkları bu şehri yeteri ve gereği kadar tanımıyorlar, bilmiyorlar.

Başka şehirlerdeki insanlar için, bu güzel kente gelmek, artık, eskisi gibi cazip değil. Çünkü: Ankara’da deniz yok, Ankara bir sayfiye yeri değil, Ankara bir tatil yeri değil, ama inanın: bu yorumları yapanlar Ankara’yı tanımıyor, bilmiyor.

Ankara’yı tanıyıp bilseniz, inanın Ankara’da gerek tarihi ve turistik yerler, gerek doğa ve gerekse alışveriş mekanı olarak gayet güzel birkaç gün geçirebilirsiniz.

Yoksa: yoğun insan kalabalığı ve yoğun trafik sizi korkutmasın, hoş İstanbul’da da aynı sorunlar var ama insanlar İstanbul’u yine de seviyor ve ziyaret ediyor.

Bu yüzden; haydi gelin, birlikte Ankara’yı tanıyalım, gezelim. Bu şehrin; kendisine has ve gizli kalmış güzelliklerini birlikte ortaya çıkaralım ve birlikte yaşayalım, bu şehirde yaşamaktan keyif alalım.

Aşağıda okuyacağınız gezi planını incelerken, gitmenizi önereceğim yerlerle ilgili ayrıntılı bilgi isterseniz (bence ayrıntılı bilgiyle gitmelisiniz) yine bu sitede her türlü yerin, her türlü tanıtım bilgisine ulaşabilirsiniz.

1.GÜN

Ankara Şehir içi Gezi Planı: Evet, birinci gün: Anıtkabir’i gezmekle, Atamızı ziyaret etmekle başlayalım isterseniz Ankara turumuza.

Bugün, sabah; Anıtkabir’e gidiyoruz. Çağdaş ülkemin bir ferdi olarak; ülkemizin kurtarıcısı ve bugünkü çağdaş yaşamımızı, her türlü ayrıntısıyla birlikte bizlere armağan eden, bu büyük insanın mezarında saygı duruşunda bulunalım ve onun büyüklüğüne atfen yapılan bu anıtı gezelim.

Kurtuluş müzesinde, geçmişte yaşananları hissedelim. Bu ülkeyi bizlere armağan eden, tüm şehitlerimizi rahmetle analım. Anıtkabir’de dalgalanan muhteşem bayrağımızı ve nöbet tutan askerlerimize bakalım ve bu güzelliklere sahip olmanın gururunu yaşayalım.

Yukarıda belirttiğim gibi Anıtkabir’i bilgili ve bilinçli gezebilmek için, yine bu sitede bulunan “Anıtkabir” başlıklı yazımı incelemenizi öneririm. Buraya 3-4 saat ayırmanızı öneririm.

Anıtkabir’de gezimizi tamamladıktan sonra, özel aracınız varsa, hemen Anıtkabir’in batısındaki büyük bulvarı takip edin, Beşevler kavşağını geçip, doğru ileride, 400 metre sonra bir köprü ile karşılaşıyorsunuz.

Köprünün üstüne, sağ yandan kıvrılan yolu takip edin ve köprünün üstündeki Konya Yoluna çıkın. Doğruca gittiğinizde, yaklaşık 1 km. sonra, sol yanınızda, büyük bir tabela göreceksiniz.

“Ankamall” Evet, hedef burası, Ankamall alışveriş merkezi. Bunun hizasını birazcık geçince, köprünün altına girip, ilk sola dönüyorsunuz ve “u” yapıp yaklaşık 200 metre sonra, sağınızda alışveriş merkezinin açık ve kapalı otoparkı var. Evet; gezimize burada devam ediyoruz ve günümüzü burada tamamlıyoruz.

Zamanınız uygun olursa; en üst kattaki, tiyatro salonu veya sinema salonlarından birine girebilirsiniz. Ankamall, ülkemizin en büyük alışveriş merkezlerinden biridir, burada rahatlıkla birkaç saat geçirebilirsiniz.

2 NCİ GÜN

Ankara Şehir içi Gezi Planı: Evet, bugün özel aracınızı bir yere park ediyorsunuz ve bir araç ile “Atakule” ye gidiyorsunuz.

Bugünkü hedefimiz: Atakule, Atatürk Bulvarını takip ederek, Kızılay ve Ulus semtleridir.

Ankara’nın birçok yerinden silüeti görülen Atakule’ye varıyoruz. Atakule’nin kulesinde değişiklik yok, sadece akşam hava karardığında muhteşem bir ışıklandırma yapılıyor.

Ama, Atakule’nin hemen yanındaki alışveriş merkezi yenilendi, eskiden otopark sıkıntısı vardı, şimdi yok, alışveriş merkezinin altında büyükçe bir otopark var, aracınızı buraya park edebilirsiniz.

Atakule’de çarşıyı gezebilir, kuleye çıkabilirsiniz, çarşı pek keyifli olmasa da çarşıda bulunan kafelerden birine oturup muhteşem Ankara manzarası eşliğinde bir şeyler içebilirsiniz.

Tabii kuleye çıkmak da iyi bir alternatiftir.

Sonra: ister yürüyerek (yokuş aşağı 500-600 metre yürümek gerekir) veya ister araç ile Tunalı Hilmi Caddesi köşesindeki “Kuğulu Park” a gidiyoruz.

Kuğulu Park küçük ve ilginç bir yer, birçok Ankaralının burada anısı vardır. Kuğulu Parkı gezdikten sonra, Atatürk Bulvarından aşağı doğru yürümeye başlıyoruz. Karşıda: Büyükelçilik binaları görülüyor.

Yürüdüğümüz sağ yanda ise, Celal Bayar iş merkezi ve sonrasında Akün tiyatrosu ve devamında daha yeni yapılar var.

Yürümeye devam ettiğimizde, kavşağa geldiğimizde, hemen sol yanda: TBMM binası görülüyor. Yürüyerek; TBMM binasının hemen önüne geliyorsunuz.

TBMM binasını uzaktan görüyoruz. Hemen önündeki meydanda askeri karargah binaları var. Bunlar: Genelkurmay Başkanlığı binası (oldukça eski ve tarihi bina), karşısında Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları binası görülür.

Sonra buradan Akay yokuşu istikametine yürüyoruz. Buradan Atatürk Bulvarına giriyoruz.

Karşıya geçiyoruz, köşede yine tarihi bir bina (TBMM Hizmet binası), onun yanında yukarı doğru rampa uzanıyor (burası yine Ankara’nın simge yerlerinden Akay yokuşu), sağ yana ilerleyen yol, Atatürk Bulvarının uzantısıdır.

Ankara’nın simge bulvarlarından olan “Atatürk Bulvarı” boyunca uzun bir yürüyüş ama keyifli bir yürüyüş. Atatürk Bulvarı deyince, bu bulvar, Esenboğa hava alanından başlayıp, Çankaya’da Cumhurbaşkanlığı köşkünün kapısını kadar uzanan, doğruca uzanan bir bulvar.

Yıllar önce yapılmış ama Atatürk’ün öngörüsü sayesinde gayet geniş, o yıllarda çok az araç olmasına rağmen, 3+3=6 şerit yapılmış bir bulvardır.

Kızılay meydanına doğru yürürken, sol yanda “Bakanlıklar” görülüyor. İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Yargıtay binaları) sağ yanda ise büyük mağazalar ve ofislerin bulunduğu nispeten yeri tarihli apartmanlar, yapılar görülüyor.

Kızılay meydana geldiğinizde, meydanın bir yanında büyük ve yeni Kızılay Alışveriş Merkezi, diğer yanda “Emek İşhanı” ve diğer yanda Soysal Pasajı ve diğer yanda “Güven Park” görülüyor.

Kızılay Alışveriş Merkezi, kötü binasıyla sırıtıyor. Emek İşhanı, bir zamanlar yani yapıldığında ülkemizin en yüksek binasıdır ve “Gökdelen” olarak anılır.

Hemen karşısındaki “Güven Park” da Ankara’nın simge yerlerinden biridir. Güven Parkı gezin, önündeki havuzun kenarında oturup dinlenin, yaz aylarında havuzda kurulan düzenle fıskiyeler suyu dans ettiriyor.

Emek İşhanı’nın bulunduğu binanın önünden karşıya geçip, ilk sol sokağı girdiğinizde burası “Sakarya” olarak isimlendirilen Ankara’nın simge yerlerinden biridir.

Sakarya. Sokak üzerindeki kafelerden birinde, bir çay molası verebilir ve gelip geçen insan kalabalığını bir süre izleyerek dinlenebiliriz.

Sakarya sokağı, son yıllarda Belediye tarafından, gayet güzel düzenlendi, havuz, oturma alanları ve benzeri gibi.

Sonra Sıhhiye ve Ulus istikametinde yürümeye devam ediyoruz. Yine sağlı sollu alışveriş ve ofislerin, dershanelerin yoğun olduğu binalar görülüyor.

Sıhhiye ye vardığımızda, tam ortada büyükçe bir anıt görülüyor “Hitit Anıtı” (Anıtla ilgili tanıtım yazısını, yine bu sitede bulabilirsiniz)

Anıtın sağ yanında, tarihi Sağlık Bakanlığı binası, sol yanında tarihi Sıhhiye Orduevi görülüyor, hemen ilerisinde ise Abdi İpekçi Parkı var.

Yürümeye devam ediyoruz. Sıhhiye tren üst geçit köprüsünün altından ilerliyoruz. Sol yanda, oldukça büyük “Ankara Adliyesi Binası” var. Sol yanda ise: sırası ile Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Zübeyde Hanım kız meslek lisesi, Kız enstitüsü, Radyo evi, Türk Hava Kurumu binaları görülüyor.

Yine devamında sağ yanda, tarihi bir bina “Etnografya Müzesi” görülüyor. (bence bu müzeyi mutlaka ziyaret edin)

Sonra: hemen sağda yeni yapılan “Hafsa Sultan Cami” ve hemen karşısında “Gençlik Parkı” görülüyor. Gençlik Parkı karşısında, Ankara’nın tarihi devlet tiyatroları binası bulunuyor.

Bütün bunların bulunduğu meydanın ismi: Hergelen meydanı, İtfaiye Meydanı, Bit Pazarı gibi yıllarca yoğun kullanılmış, yine Ankara’nın simge yerlerinden biridir.

Bunları geçip yürümeye devam ettiğimizde, Ulus semtinin tarihi yapılarını göreceğiz. Sağ yanda: PTT Pul Müzesi gezilebilir, hemen karşıda yine Cumhuriyet dönemi yapıları bulunuyor. Bunları gördükten sonra: Ulus Atatürk Anıtı’na varıyoruz ve gün sonlanıyor.

Buradan, taksi ile kaldığınız yere dönebilirsiniz.

3.GÜN

Ankara Şehir içi Gezi Planı: Evet; bugün biraz tarih turu yapacağız. Dün gezdiğimiz Atatürk Bulvarının bugün Ulus tarafını gezeceğiz.

Ancak bugün yoğun bir program var, mümkün olduğunca erken yola çıkmanızı öneririm, yine de müzelerin saat 09.00 gibi açıldığını unutmamak gerek.

Bulunduğunuz yerden, herhangi bir toplu taşım aracı ile gidebilirsiniz. Özel aracınız ile gitmek isterseniz, aracınızı; 19 Mayıs Stadyumunun yanına veya Atatürk Spor Salonunun önündeki otoparklara, ücreti karşılığı bırakabilirsiniz.

Yürümeye başlıyoruz. Uzaktan belki de, Ankara kalesini ve dalgalanan bayrağımızı göreceksiniz. Evet sol yanda yürüyoruz. Ulus oldukça kalabalık ve trafik yoğundur, dikkatli olmanızı öneririm.

Önce: hemen meydanda bulunan Atatürk Anıtını görüyoruz. Sonra hemen anıtın karşısındaki caddeye giriyoruz.

Önce, meydana komşu, sağ yanda “Kurtuluş Müzesi” ni görüyoruz, içine girip geziyoruz (özellikle Lozan Anlaşmasının imzalandığı ve Lozan Belediyesi tarafından hediye edilen masayı görünüz.), sonra aynı yoldan aşağıya doğru yürüyoruz, Turizm Bakanlığını geçiyoruz ve Cumhuriyet Müzesi, muhteşem güzel bir yapı, içine girip geziyoruz, Cumhuriyetin hangi şartlarda ilan edildiğini ve o günün şartlarını görerek yaşıyoruz.

Cumhuriyet Müzesinin hemen karşısında: Ankara Palas otelini uzaktan görüyoruz, içine girmek mümkün değil.

Sonra: yine Atatürk anıtının bulunduğu yöne ilerliyoruz.

Anıtın karşısına geldiğimizde, sola dönüp cadde boyunca yürümeye başlıyoruz. Yaklaşık 500 metre sonra hemen sağ yanda “Roma Hamamı” kalıntıları görülüyor, içine girin ve gezin.

Roma Hamamının büyüklüğü, bir zamanlar Ankara’da oldukça büyük bir Roma şehri bulunduğunu ispatlıyor.

Roma hamamını gezdikten sonra, geri dönüyoruz. Caddenin karşı kaldırımına geçiyoruz, İş Bankası Müzesinin bulunduğu yere, yani anıta 100 metre kala, sola dönüp ara sokaktan Ankara Valilik binası önündeki, yine bir Roma kalıntısı Justinyen anıtını görüyoruz.

Sonra: devam edip sola döndüğümüzde: biraz ileride, Ankara’nın en önemli manevi yerlerinden olan “Hacı Bayram Veli” türbesi ve camisini görüyoruz.

Sonra, bunun hemen yanındaki, yine bir Roma dönemi eseri “Justinyen Tapınağı” görülüyor. Son yıllarda burada Belediye tarafından restorasyon yapılmış, kalıntıların bir kısmının üzerine, maalesef havuzlar yapılmıştır.

Neyse, Hacı Bayram Veli türbesi ve camisi, ardından Jüstinyen tapınağını görerek buradan ayrılıyoruz. (Tapınak UNESCO tarafından dünya üzerinde korunması gereken 100 önemli eserden birisi olarak seçilmiştir.)

Sonra hedefimiz Ankara kalesi ve kale yolu üzerinde bulunan Anadolu Medeniyetleri Müzesidir.

Hacı Bayram Veli camisinden sonra, Ulus yönüne, Ulus Hali yönüne yürüyoruz, (aşırı kalabalık ve yoğun trafiğe dikkat), hale vardığımızda, sol yana yürüyoruz.

Biraz rampa aşağı ve sonra rampa yukarı yürümeye başlıyoruz.

Burada, hemen sol yanda yine bir Roma kalıntısı, yüksekten uzaktan Roma tiyatrosu kalıntılarını görebilirsiniz. (arkeolojik kazı çalışması yapılmadığından, çok az kalıntı var.)

Evet, Ankara kalesine ulaşmak biraz zahmetli, önce karşınıza surlar çıkıyor ve sonra rampa yukarı tırmanmaya devam ediyoruz.

Bir süre sonra yaklaşık 1-2 km kadar sonra, hemen sağ yanda Anadolu Medeniyetleri Müzesi görülüyor. Buraya elbette ve mutlaka girip gezmenizi öneririm. (Hatta asgari 2 saat ayırmalısınız.)

Sonra müzeden çıkınca, rampa yukarı yürümeye devam ediyoruz, hedef Ankara Kalesidir. Bir süre sonra, Ankara kalesinin surlarını ve giriş kapısını göreceksiniz, bu kapıdan girin, dar ve parke taşlı sokaklardan yürüyün, sol yandan, sorarak, kalenin burçlarının bulunduğu yere çıkın, burası birçok yerden uzaktan görülen Türk Bayrağının dalgalandığı yer değil, ancak ziyaretçiler buraya çıkartılıyor.

Ancak, yine uyarmak isterim ki, burası oldukça tehlikeli, özellikle küçük çocuklar, öğrenciler için oldukça tehlikeli, kesinlikle önlem alınmalı, bir diğer husus, akşam hava karardığında buraya çıkmak, hayır önermiyorum.

Eğer gün kararmaya başlamışsa, buraya çıkmayın. Ya başka bir güne saklayın, ya da iptal edin, hava kararmaya başladığında, Ankara kalesine çıkmayı önermem.

Evet, gün burada bitiyor, bence taksi kullanarak kaldığınız yere gitmelisiniz.

4.GÜN

Evet, ilk 3 gün: Anıtkabir, Ankamall alışveriş merkezi, Atakule, Kuğulu Park, Atatürk Bulvarı, Kızılay ve Ulus semtleri ve buradaki tarihi güzellikleri gezdiniz. Bugün: sizlere birkaç tercih sunmak istiyorum.

1’nci Tercih

Şehir merkezinde geziye devam edebilirsiniz.

a-Ulus’taki Gençlik Parkı ve Lunapark gezilebilir.

b-Ulus’ta Ankara kalesi ve kalenin çevresindeki ara sokaklar, tarihi ve otantik ara sokaklar, Samanpazarı ve Hamamönü Semtleri olabilir.

Özellikle: Hamamönü son yıllarda yoğun tercih edilen turistik alanlardan biridir.

Belediye tarafından yeniden düzenlenen eski Ankara evleri, ilgi çekiyor. Buraya gitmek isterseniz, Ulus semti, İtfaiye meydanındaki büyük caminin arkasındaki yoldan veya Kızılay’ın devamı Kurtuluş Semtinden buraya ulaşabilirsiniz.

c-Atatürk Kültür Merkezinde eğer bir etkinlik varsa (şehirlere has etkinlikler düzenleniyor) oraya gidip etkinliğe katılabilirsiniz.

d-Bahçelievler uygun bir gezi güzergahı olabilir. Bahçelievler 7’nci cadde, birçok Ankaralı tarafından bilinen ve yoğun tercih edilen bir gezinti caddesidir.

Burada cadde boyunca birçok kafeler, restoranlar, pastaneler ve alışveriş mekanları bulunuyor.

e-Yine Ankaralıların yoğun tercih ettiği bir gezi güzergahı daha doğrusu gezi caddesi “Tunalı Hilmi” caddesidir.

Kuğulu Parkın hemen başlangıcında bulunduğu bu cadde: sağlı sollu mağazalar, kafeler, restoranlarla dikkat çekiyor ve her daim sürekli kalabalıktır.

f-Maden Teknik Arama Genel Müdürlüğü içindeki, muhteşem müze, Tabiat Tarihi Müzesi gezisi olabilir.

2’nci Tercih

Şehir dışında, şehir yakınlarında bir yerlere gidebilirsiniz.

Nispeten Ankara merkeze yakın Gölbaşı (Mogan gölü) ne gitmektir.

Burası: göl kıyısında, Ankaralıların göl yani su hasretini giderdikleri bir yer, özellikle son yıllarda Belediye tarafından göl kıyısında yapılan büyük rekreasyon alanı oturma yerleri, gezinti yürüyüş yolları, çocuk parkları, göl kıyısındaki kafe ve restoranları ile ilgi ve dikkat çekiyor.

Burada, göl kıyısında gezinerek 3-4 saat geçirebilirsiniz.

Ankara merkeze 1-1.5 saat uzaklıktaki Kızılcahamam olabilir.

Kızılcahamam, özellikle içinde bulunan “Soğuksu Parkı” ile ilgi çekiyor.

Özellikle sıcak yaz günlerinde halk burayı yoğun olarak tercih ediyor, piknik yapmak mümkün, mesire yerleri var. Yeşillik ve güzel havalı bir yer.

Ankara merkeze 3 saat uzaklıkta Beypazarı tercih edilebilir. Beypazarı, tarihi evleri, doğal ve organik ürünlerin satıldığı çarşısı ile ilgi çekiyor.

Ankaralıların özellikle hafta sonlarında değişiklik yaşamak istediklerinde tercih ettikleri bir yer.

Ankara’da sadece 1 GÜNLÜK gezi planı

Burada birkaç gün Ankara’da kalacak olanlar için bir plan hazırladım. Ancak: Ankara’ya sadece günübirlik yani 1 günlük gelecek olanlar için (yani okul öğrencilerinin ziyaretleri için) daha basit bir gezi planı önermek gerekirse.

Yukarıda yazılı bilgiler ışığında: önce Anıtkabir olmalıdır.

Sonra: Ulus semtine geçilmeli: Atatürk Anıtı, Kurtuluş Müzesi, eski TBMM binası ve zaman kalırsa: Anadolu Medeniyetleri Müzesi olabilir.

Evet, Ankara’da güzel bir tatil yaptığınızı ve beğendiğinizi umarım, hoşçakalın.