İsviçre Yemek kültürü

İsviçre Yemek Kültürü

İsviçre mutfağı, hem lezzetli ve hem de çok çeşitlidir. Ayrıca, her bütçeye uygundur.

Özellikle: Cenevre, çok sayıda güzel restoranlarıyla bilinir.

Ülkenin Fransız bölgelerinde peynir yemekleri Fondue ve Raclette, Alman bölgesinde: sosis, kızarmış et ve rosti, Gruabunden bölgesinde: açık havada kurutulmuş sığır etinden yapılan Bündnerfleish ve jambon, Ticino bölgesinde: İtalyan yemeklerini öneririm.

Aman bu ülkede yemek yerken, ağzınızdan bir ses çıkmasın.

Bunu duyan İsviçreli, size öyle kötü bakar ki, yerin dibine girersiniz.

Yemek bittiğinde de: her türlü ses (örneğin geğirme vs.) hiç hoş karşılanmaz.

İSVİÇRE ÜLKESİNİN GELENEKSEL YEMEKLERİ

İsviçre Yemek kültürü

FONDÜ

İsviçre’nin çoğu yerinde bulabileceğiniz, geleneksel bir yemek türü.

Fondü, ilginç bir yemek türü ve hazırlanışı daha da ilginç: Konuklar: caquelon (dökme demir kap) denilen bir kap içinde, beyaz şarap içinde eritilen peynirin başında toplanırlar ve uzun saplı fondü çatallarıyla: köy ekmeğini, bu karışımın içine bandırarak yerler.

Masanızın ortasına, altında ateş yanan bir kap getiriliyor.

Bazen, bu karışıma, mantar ve domates de ekleniyor.

Evet, Fondü’nün birçok çeşitleri var. Genellikle, içine eklenenler, değişik lezzetler oluşmasını sağlıyor.

Fondü çeşitlerini tadarken, kesinlikle sıcak içecekler için, soğuk içecekler, fondü’nün sindirilmesini zorlaştırıyor.

İsviçre Yemek kültürü Peynirler

PEYNİR

Tabii ki peynir. İsviçre, özellikle büyükbaş hayvancılığın yoğun olduğu bir ülke, elbette bunun sonucunda, muhteşem lezzetli peynirler yapılıyor.

Yani, sonuçta, İsviçre, dünyanın en büyük 5’nci peynir üreticisi bir ülke. Geleneksel üretim yöntemleri kullanılarak, muhteşem peynirler üretiliyor.

Alışveriş bölümünde, ülkeden ayrılmadan önce, kendiniz veya yakınlarınız için mutlaka peynir almanızı önermiştim. Burada da, satıcıya peynirin dayanma süresini sorarak, mutlaka peynir almanızı ve evinize getirmenizi önerebilirim.

Ama, alacağınız peynirin dayanma süresini ve şartlarını mutlaka sormalısınız.

Peynir, genellikle, ülkede: ordövr veya akşam yemeğinde, fırında patates ile birlikte sunuluyor. Bunun dışında: yukarıda sözünü ettiğim gibi, fondü veya raclette şeklinde de sunuluyor.

Ülkede, öne çıkan peynir cinsleri şunlar:

Emmental: Bu bir tür, delikli ve tatlı peynirdir. En ünlü ve güzel peynir cinsi, budur.

Apyenzell: Bu peynir cinsinin tadı, daha keskindir.

Gruyere peyniri: Bizim bildiğimiz, gravyer peyniri. Taze, yarı tuzlu ve tuzlu çeşitleri bulunur. Genellikle, bu peynirde, fındık aroması baskındır.

Sbrinz: Sert bir peynir türüdür.

Tomme: Taze ve yumuşak bir peynir cinsidir. Bazen, kimyonla karıştırılır.

Reblochon: Yağlı ve daha dayanıklı bir peynir türüdür.

ÇORBA

Basler meblsuppe: Basel şehrine özgü bir un çorbasıdır. Karnaval dönemlerinde, özellikle sabahları içilir.

Brotsuppe: Luzern şehri bölgesine özgüdür. Ekmek çorbasıdır.

ET

Geschnitzeltes kalbfleish: Bu, bir tür “kremalı dana eti” dir. Dilimler halinde sunuluyor.

Berner platte: Bu, Bern tabağı olarak da isimlendirilir. İçinde: sığır eti, sosis ve lahana turşusu veya taze fasulye ve patates bulunur.

SOSİS

Schüblig: bir tür domuz sosisidir. Seçim yaparken, dikkat etmeniz gerek. Özellikle, Almanca konuşulan bölgelerde öne çıkan bir yiyecek türüdür.

Bratwurst mit zwiebelsauce: Dana etinden yapılmış bir sosis türüdür. Soğan sosu ile servis ediliyor.

TATLILAR

Ülkede, ara öğünler ya da yemeklerden sonra, meyveli turta yeniyor.

Zuger kirchtorte: Zug bölgesine özgüdür. Kiraz likörlüdür. Havuç ve yumurtadan yapılır, badem ve tarçın ile meyve konyağı eklenir. Muhteşem bir tadı var, mutlaka deneyin.

İsviçre Yemek kültürü Çikolata

ÇİKOLATA

Ülkede, birçok çikolata çeşidi üretilmektedir. Bunlar: alkollü, fındıklı ve daha birçok çeşit. Bu ülkede bulunduğunuz sürede, elbette çikolata almalısınız, ama fiyatlarının yüksek olduğunu unutmayın.

Özellikle: İsviçre ülkesinde, öne çıkan çikolata markaları var.

Örneğin: dünyaca tanınan Nestle, bu ülkede üretiliyor. Bunun dışında, bizim ülkemizde uzun süre, gerçek boyutlu, boyunlarında çan asılı, inek maketleriyle reklamı yapılan (Milka) çikolata markalarını da hatırlarsınız.

Sonuç olarak: bu ülkede, çikolata kültürü, hem çeşit olarak ve hem de kalite olarak ileri düzeyde. Mutlaka tatmalısınız, hatta hediyelik satın alabilirsiniz.

İSVİÇRE ŞARAPLARI

Ülkede, şarapları öne çıkan kantonlar şunlardır: Valais, Vaud ve Cenevre.

Chasselas ve Sylvaner üzümlerinden yapılan beyaz şaraplar, çok iyidir.

En yaygın şarap ise: meyveli “fendant” dır.

Valais yöresinin şaraplarından, öne çıkanlar: Humagne Blanc, Petite Arvine ve Amigne.

Son olarak: şunu önerebilirim. İsviçre ülkesinde, Almanca konuşulan yörelerde üretilen şarapların hepsi, son derece kalitelidir. Özellikle: Hallauer, Maienfelder, Klevner cinsi şarapları tercih edebilirsiniz.

DİĞER İÇKİLER

İsviçre biraları: hem fıçıda hem de şişelerde satılıyor. Bunun dışında, İsviçre’de, güzel meyve konyakları üretiliyor. Yemekten sonra, bu konyakları deneyebilirsiniz. Bunun dışında: meyve likörleri var.

Özellikle: Basel ve Zug bölgelerinde: elma, erik ve kiraz likörlerini denemenizi öneririm. Zaten, özellikle, ülkeden ayrılmadan önce, kendiniz veya yakınlarınız için, hediyelik likör satın alabilirsiniz.

İsviçre Yemek kültürü Kahve

KAHVE

Ülkede, kahvaltının vazgeçilmez içeceği “milchkaffe” dir. Sıcak ve sütlü olarak servis edilir. Hafiftir. Küçük bir fincan içindeki kremasıyla servis ediliyor.

Malta Alışveriş

Malta Alışveriş

Malta Alışveriş ; Adada alışverişin merkezi ise, Valletta’daki Cumhuriyet Caddesi. Caddede: bol miktarda seramik, dantel ve gümüş ürünleri satılıyor.

Valetta şehrindeki, arka caddelerde, birçok gümüş ürünü bulabilirsiniz. Gozzo: dantel, nakış ve el işi ürünleri ile ünlüdür. Hem el emeği, hem de uygun fiyat arıyorsanız, Gozzo adası, tam size göre.

Mdina şehri ise, cam fabrikaları ve bu fabrikalarda üretilen değişik ve orijinal tasarımlı ürünler ile öne çıkıyor. Hem değişik bir şeyler arayıp, hem de ucuz olsun diyorsanız, Mdina şehrini mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Malta Alışveriş

MALTA ALIŞVERİŞ

Yüzyıllar içinde: adada, çeşitli el sanatları gelişmiştir. Bugün, bu zanaatlar, hatıra olarak evinize götürmek isteyebileceğiniz, geleneksel eşyaların üretimine esas teşkil ediyor.

Malta’da, dükkanlar: Pazar günleri ve resmi tatil günlerinde kapalı. Bunun dışında: her gün saat: 09.00-13.00 ve 16.00-19.00 arasında açıktır. Süpermarketler ise, tüm gün açık.

Turizm ile ilgisi olmayan dükkanlar, yani, bankalar, şirketler ve turistik bölgeler dışındaki dükkanlar: genellikle sabah açılıyor ve öğlen saat: 12-13 e kadar açık kalıyorlar. Öğlen arasında ise, yaklaşık 4 saatlik bir siesta molası veriyorlar.

Bazı dükkanlar, bu siesta molasından sonra, 1-2 saatliğine yeniden açılıyorlar. Ama, birçoğunun açılmadığını görmek mümkün.
Ancak, restoranlar ve turizm bölgelerindeki dükkanlar, geç saatlere kadar açık.

NEREDE ALIŞVERİŞ YAPILIR

Malta, alışverişi seviyorsanız, size çok uygun bir yer olarak düşünülebilir.

Sliema ve Valatta şehirlerinde: büyük alışveriş merkezlerinden çok, küçük alışveriş kompleksleri var. Valetta, Rabat ve Victoria şehirlerinin dar sokakları: küçük dükkanlarla dolu. Burada, ayrıca: pek çok ünlü markanın da, şubesini bulabilirsiniz.

Adalarda yaygın olan pazarlar, belli günlerde kuruluyor. Triq II-Merkanti’deki kıyafet pazarı ve Aziz Yakub Hendeğinde kurulan büyük bit pazarı, Valetta şehrinin belli-başlı pazarları arasındadır.

Bunlar: ilginizi çekebilir. Bunların çoğunda: taze meyve-sebze, koleksiyon eşyaları, hatta evcil hayvanları bile satın almak mümkün. Yalnız dikkat etmeniz şu ki; bu pazarlar, sabah kuruluyor ve öğlene doğru dağılıyor.

Ucuz tişörtler ve süs eşyaları arıyorsanız: bunları, adanın her köşesindeki dükkanlarda bulabilirsiniz.

NE SATIN ALABİLİRSİNİZ

DANTEL

Malta’da, bundan birkaç yıl öncesine kadar: tüm köy kadınları, kapı önlerinde, merdivenlere oturup, dantel işlerlermiş. Günümüzde ise, dantel sanatı, yaygınlığını yitirmiştir. Artık: çok az sayıda genç kadın el işi ile, dantel işliyor.

Pazar yerlerinde göreceğiniz dantellerin büyük çoğunluğu: makine işi. El ile işlenmiş dantel almak isterseniz: Gozo’da bulabilirsiniz.

El yapımı danteller: burada, kaliteli ve nispeten makul fiyatlardadır. Ama bir gerçek daha var elbette, dantel, bizim ülkemizde, gayet bol ve kaliteli.

Genelde: kendi ülkelerinde bulunmayanlar için, dantel cazip bir alışveriş objesi, yine de tercih sizin. Pazar yerlerinden: çeşitli renk ve desenlerde mendillerden, yatak ve masa örtülerine kadar, pek çok şey satın alabilirsiniz.

KAZAK-KİLİM

Malta’da: örme, dokuma ve tığ işi ürünler yaygındır. Pratik olması bakımından: dokuma kilimde satın alabilirsiniz. Kilimler: yün ve pamuktan dokunuyor ve bu yüzden çamaşır makinesinde yıkanabiliyor.

GÜMÜŞ-ALTIN

Maltalı zanaatkarlar, yıllardır gümüş işliyorlarmış. Özellikle, tercih edilen ürünler: fotoğraf çerçeveleri, kaşıklar ve vaftiz törenlerinde kullanılan kaseler. Broş veya kolye ucu olarak kullanılan “Malta Haçı” da ünlü. Altın takılar: Valetta şehrinde, Triq Santa Lucija üzerindeki dükkanlarda var.

CAM

Adanın her yerinde bulabilirsiniz. Camin içinde, dalgalar biçiminde görülen, belirgin renkler, cama sıvı halde iken eklenen toz pigmentler sayesinde elde ediliyor. Vazolar, kaseler, parfüm şişeleri, tercih ediliyor.

Cam renklendirilirken, adalara hakim olan renklerden esinleniliyor. Denizin yeşil ve mavi tonlarından, ilkbaharın yeşil tonlarından, kum ve kayaların yaz güneşi altında büründüğü bej tonlarından.

YİYECEKLER

Malta’da, bence satın alabileceğiniz başlıca hediyelik: bal. Zaten, Malta isminin kökeni: “Melita” Yani: bal. Bu da, balın: antik çağlarda, ada için ne derece önemli olduğunun göstergesidir.

Bal; bazı Malta yemeklerinde bile kullanılıyormuş. Bunun dışında: Gozo kekiği, güneşte kurutulmuş domates, güneşte olgunlaşmış zeytin, taze incir, biberli keçi peyniri, şekerli helwa, nuga ve şaraptan oluşan hediyelikler satın alabilirsiniz.

Gozo Adasında:

Küçük yuvarlak kalıplar halinde, peynir ikram ediliyor. Gbejniet koyun peyniri, aromalı otlar ve biberle kaplanarak, taze ikram ediliyor. Malta’ya has bu ürünler için herhangi bir markete gitmeniz yeterlidir.

İçki olarak: Malta’da bir likör var. Bajtra. Bu likör: adada bolca yetişen armuttan üretiliyor. Mor rengini de, zaten armuttan alıyor. Lezzeti ise, muhteşem. Armut suyunun, aromalı otlar ve balla tatlandırılmasıyla yaratılıyor.

Şarap için herhangi bir süpermarket, en iyi nuga seçimi için bir festivale gitmenizi öneririm. Ziyaretçilerin pek çoğu, Malta pastizzisini çok beğenirler ve hatta evlerine götürüp pişirmek üzere dondurulmuş pastizzi alırlar.

MALTA SAATLERİ

Adaya has ve eşsiz tasarımlı saat yapımı: Malta’da, geleneksel olarak çok yaygındır. Küçük bir sektör olmasına rağmen, çok eskilere dayanan bir tarihe sahiptir.

İskenderun

İskenderun

İskenderun: Akdeniz kıyısında, gayet modern bir yerleşim yeri olarak dikkatimi çekmişti. Birkaç kez gittim, caddelerinde, sokaklarında, parklarında, deniz kıyısında sahilde yürüdüm. Arsuz, Gülcihan bölgelerini gezdim. İskenderun güzel bir yer, buraya mutlaka zaman ayırın ve bu güzel yöremizi gezin-görün.

İskenderun

ULAŞIM:

İskenderun, İl merkezi olan Antakya’ya: 45 km. ve Adana havaalanına: 130 km. uzaklıktadır. İskenderun, ulaşımı rahat olan bir yer. Ülkemizin çoğu yerinden, sorunsuz bir şekilde, buraya ulaşmak mümkün.

İskenderun

TARİHİ:

İlçe, Büyük İskender’e izafeten, MÖ. 333 yılında, kendisi veya komutanlarından Antigore tarafından “Alexandirya” ismiyle kurulmuştur.

Roma hakimiyetini takiben, bölgede Perslerin istilası görülür. Persler, şehri yakıp-yıkarlar ve daha sonra ise, şehir yeniden inşa edilir, yeni ismi ise: “Alexandreia Scabiasa”.Ancak: 4.yüzyıldan sonra, yöreye “Küçük İskenderiye” ismi de verilmiştir.

16.yüzyılda, Osmanlılar yörede egemenliği ele geçirirler. Bu dönemde, şehir, ticari ve stratejik özelliğini sürekli arttırmıştır. Özellikle;  Doğu Akdeniz ticaretinde, önemli bir liman görevi görmüştür.

1832 yılında, bölgede: Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın yönetimi görülüyor. 1839 yılında, yöre, Adana eyaletine bağlanır. 1872 yılındaki depremde ise, büyük hasar görülür.

19.yüzyıl sonlarında, Osmanlı topraklarında, ilk petrol, İskenderun Çengen köyünde bulunur. Ancak, bölgede açılan kuyular, verimli olmadıkları gerekçesiyle kapatılır.

I. Dünya Savaşı sonunda, yöre, 1918  yılında İngilizler tarafından işgal edilir ve daha sonra Fransızlar gelir. 1938 yılında Bağımsız Hatay Devleti kurulması ve takiben 1939 yılında bu devletin Anavatana katılması sonucu, bölge işgalden kurtulur. 1939 yılında, Hatay vilayeti kurulur. İskenderun da, Hatay iline bağlı bir ilçe haline getirilir.

İskenderun

GENEL:

Kıyının hemen gerisinde, bir duvar gibi yükselen Nur dağlarına, sırtını vermiştir. Yani: İlçe, Amanos dağlarının eteğinde, 5 km. lik yalı ovasında kurulmuştur. Batıdaki burun, yöreyi, şiddetli lodos rüzgarlarından korumaktadır.

İşlek bir ticaret limanı olarak öne çıkıyor. İSDEMİR, 1970 tarihinde, İskenderun’un 17 km. kuzeyinde “Payas” yöresinde kurulur. Takip eden dönemde: TCDD İskenderun Limanı ve 7 adet özel liman kurularak, ilçe ekonomisinin kalkınmasında büyük hamleler yapılır.

İskenderun

Bölgede: tamamen Akdeniz iklimi hakimdir. Yazın sıcaklık 40 derece civarında oluşur, kışın ise yağmurlu ve ılıman bir hava hakimdir. Ancak: burada bulunduğunuz sürede mutlaka dikkatinizi çekecek bir coğrafi oluşumdan  söz etmek istiyorum.

Burası: İlçe manzarasının hemen arkasında bulunan, yükseltilerin arasında bulunan büyük bir boşluk, daha doğrusu bir “yarık” benzeri boşluk.

Buraya: “Yarık kaya” deniliyor. Bazen; kış ve ilkbahar aylarında, güneydoğudan esen ve hızı zaman zaman 140 kilometreyi bulan rüzgarlar, buradan hızla esiyor ve kentte bir süre hayatı kısmen durduruyor.

İskenderun
Bölgenin en büyük ekonomik etkinliği: 1970’li yıllarda faaliyete geçen: İskenderun Demir Çelik Fabrikasıdır.

Burası: İskenderun ve yöresinin canlanmasına sebep olur. Kırsal kesimde ise, tarımla uğraşılır. Başlıca tarımsal ürünler: buğday, narenciye, zeytincilik ve meyveciliktir.

İskenderun güvercini: Büyük İskender tarafından, posta güvercini olarak kullanılmış ve ünü günümüze kadar ulaşmıştır. Bu güvercinin tanıtımı için, İskenderun yöresinde “İskenderun Güvercini Festivali” düzenleniyor.

İskenderun Festival

İSKENDERUN TURİZM VE KÜLTÜR FESTİVALİ:

Her yıl, ilçede, Temmuz ayının ilk haftasında, bu festival düzenleniyor. Festivalde, çeşitli gösteriler yapılarak, yörenin kültürel ve turizm etkinlikleri arttırılıyor.

İskenderun Festival

NE YENİR-NE İÇİLİR:

Bölgede: nar ekşisi, biber, domates, şalgam turşusu çok kullanılan katıklardandır. Çiğ köfte, içli köfte, oruk yanında arap kebabı. Tatlı denilince ise: künefe, cezerye, güllaç, lokma ve müşebbek tatlı meşhurdur. Bunların yanında, meze olarak yenilenler: humus, cevizli biber, çökelek salatası, küflü çökelek (sürk) başta gelir.

Ben burada bulunduğum sırada: özellikle “humus” ve “künefe” tatmaya çalıştım. Humus için, lüks yerleri değil de, çarşı içinde bulunan ve humusun muhteşem bir şekilde yapıldığı, küçük yerleri tercih etmelisiniz. Küçük bir masa ve bir tabure üzerinde oturarak, humusun en muhteşemini yiyebiliyorsunuz.

NE SATIN ALINIR:

Bölgeden: turunç ve ceviz reçeli satın alabilirsiniz.

İskenderun Gezilecek Yerler

GEZİLECEK YERLER:

İskenderun Teknik Üniversitesi

İSKENDERUN TEKNİK ÜNİVERSİTESİ:

Üniversite İskenderun şehir merkezindedir. Üniversite 23 Nisan 2015 tarihinde kurulmuştur. Bünyesinde, 8 fakülte, 3 yüksekokul ve 1 devlet konservatuvarı ile 7 enstitü ve 5 meslek yüksek okulu bulunmaktadır.

İskenderun Ulu Cami-Kaptanpaşa Camii

ULU CAMİ-KAPTANPAŞA CAMİİ:

Savaş Mahallesi Ulu Cami Caddesindedir.

1864 yılında Kaptan Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Ahşap bina ve tek şerefeli taş minareden oluşur. Kare kaide üzerinde yükselen silindirik gövdeli minare, iki renkli kesme taş işçiliği gösterir. Minare gövdesi, kalın bir bilezikle ikiye bölünürken, daha zarif bir bilezikle şerefe altında sınırlanır.

Sade bir altlıkla, demir korkuluklu şerefeye geçilir. Minare silindirik bir petek ve konik külahla son bulur. Günümüzde minare kapısı kapatılmış durumdadır.

Ancak bu ilk yapılan caminin ahşap kısmı, 1974 yılında yıkılmış ve bugünkü betonarme ve tek kubbeli cami yapılmıştır.

İskenderun Ulu Cami-Kaptanpaşa Camii

İlk yapılan minareye dokunulmamış, ilaveten iki minare daha eklenmiştir. Bu yeni eklenen minareler, 40 metre yükseklikte ve ikişer şerefelidir. Ancak bu iki minare, çatlaklar yüzünden 2005 yılında yıktırılmıştır. Bu yıktırılan iki minarenin yerine yeni bir minare yapılmıştır.

Evet, sonuç olarak ilk yapılan camiden, günümüze sadece minaresi orijinal kalmıştır.

İskenderun Sahil Şeridi

İSKENDERUN SAHİL ŞERİDİ:

Temiz ve güzel bir sahil şerididir. Oldukça uzun bir sahil şerididir.

İskenderun Sahil Şeridi

Yürüyüş boyunca birçok yerde yemek yiyebilirsiniz. Belediyeye ait ve özel işletmelere ait restoranlar ve kafeteryalar vardır.

İskenderun Sahil Şeridi

Yaz akşamlarında, şehrin yarısı buraya gelirler. Sahilde, Atatürk anıtının arkasından, tekne turlarına katılabilirsiniz.

İskenderun Sahil Şeridi Tekne Gezisi yeri

Ayrıca büyük bir lunapark bulunmaktadır.

İskenderun Sahil Şeridi Atatürk Anıtı

Atatürk Anıtı:

Bu güzel anıt hakkında, anıtın ne zaman ve kim tarafından yapıldığı hakkında yaptığım tüm araştırmalara rağmen bilgi sahibi olamadım.

İskenderun Sahil Şeridi Atatürk Anıtı

Umarım bu anıt hakkında bilgi sahibi olan okurlar yorum yazarlar.

Kore Şehitleri Anıtı:

Atatürk anıtının karşısındadır. 25 Haziran 1950-27 Temmuz 1959 tarihleri arasında, Kora Savaşına katılan ve orada şehit olan Türk askerleri anısına yapılmıştır.

İskenderun Sahil Şeridi Park Forbes AVM

Park Forbes Avm

Sahilde, deniz manzaralı bir alışveriş merkezidir. Atatürk Bulvarı üzerindedir.

17 Haziran 2016 tarihinde hizmete açılmıştır.

İskenderun Sahil Şeridi Park Forbes Avm

Temizlik iyidir, ancak marka çeşitliği açısından zengin değildir. 108 mağazalar ve 24 restoran-kafe bulunmaktadır. Restoran ve kafeler, deniz manzaralıdır. Ayrıca 7 salonlu ve 585 seyirci kapasiteli sinema salonları bulunmaktadır.

İskenderun Sahil Şeridi Park Forbes Avm

Merkezin en güzel yanı: İskenderun körfezine olan cephesidir bu manzarayı seyrederken yemek yemek veya çay içmek muhteşem güzeldir.

İskenderun Sahil Şeridi Nihal Atakaş Camii

Nihal Atakaş Camii

Sahil Yolu Yenişehir Mahallesindedir. Deniz doldurularak yaptırılmıştır. Sahil kenarında, deniz doldurularak yapılmıştır. Denizin doldurulması sırasında, her biri 32 metre derinliğe kadar inen, 1.5 metre genişliğinde, 100’den fazla fore kazık çakılmıştır.

İskenderun Sahil Şeridi Nihal Atakaş Camii

Sahil kenarında deniz doldurularak yapılan caminin bir benzerinin dünya üzerinde sadece Macaristan Budapeşte şehrinde bulunduğu söyleniyor.

Osmanlı ve Selçuklu mimarisi hakimdir.

Cami, merkezi ana kubbe ve çevresine yerleştirilen dört tonozdan oluşmaktadır. Kubbeyle beraber, tonozlar kullanılarak daha ferah bir iç mekan algısı oluşturulmuştur. Giriş cephesinde, Selçuklu Taç kapısının bir yorumu kullanılmıştır.

Taç kapı sivridir. Deniz cephesinde kademelenerek inen ikişer kubbe ile de piramidal bir etki yaratılarak güçlü bir giriş cephesi oluşturulmuştur.

Cephelerde, Selçuklu tarzı olan sivri kemerli büyük pencerelerle, aydınlık ve ferah bir iç mekan olgusu yaratılmıştır.

İskenderun Sahil Şeridi Nihal Atakaş Camii

Ana kubbe yüksekliği 26 metre, çapı ise 18 metredir. Ana kubbede: 32 parçadan oluşan, altın varak kaplamalı, yıldız motifli 32 farz temsil edilmektedir. Tonozlarda, sivri pencere kemerlerinin üst kısımlarında, çini üzerine yazılmış hat sanatı görülür.

Minarelere gelince, camide 40 metre yükseklikte, tek şerefeli iki minare bulunur. 2018 yılında yapılarak ibadete açılmıştır. 3000 kişi aynı anda ibadet edebilmektedir.

ŞATO KALINTISI-KARAKOL ŞATOSU:

Şehir merkezinde Mareşal Çakmak Caddesindedir. Catoni acentasının bahçesindedir. Yapı: Ortaçağ Alexandreia Skabias Liman kalıntısıdır ve aynı zamanda savunma kalesidir. Günümüzde denizden 100 metre içeride kalmıştır.

İskenderun Fransız Askeri Mezarlığı

FRANSIZ ASKERİ MEZARLIĞI:

Mezarlık günümüzde, Numune Mahallesi Dr Sadık Ahmet Caddesi üzerindedir. İskenderun Halk Eğitim Merkezinin güney duvarlarına, ortak duvarları bulunmaktadır.

Mezarlık içinde: mezar anıtı, iki toplu mezar ve 300 ayrı mezar bulunmaktadır.

İskenderun Adliyesi ve Primemal alışveriş merkezi tarafından: Fransız askerleri için yapılmış anıt, görülebilmektedir.

İskenderun Fransız Askeri Mezarlığı

1914-1918 yılları arasında, 1’nci Dünya Savaşında hayatını kaybeden Fransız askerleri için 1935 yılında İskenderun-Antakya yolu üzerinde yapılmıştır.

Türkiye ve Fransa arasında, 23 Haziran 1939 tarihinde yapılan anlaşmaya göre, mezarlık alanının muhafaza ve bakımı için bir bekçi atanmıştır. Bu amaçla, mezarlık kapısından girer girmez, sağ kısımda, duvara bitişik derme çatma yapılan kulübe de bulunmaktadır.

Girişin hemen karşısındaki haçvari düzendeki yolun, dört adasında yer alan mezarlıkların taşları yuvarlak kemerli, düz yüzeyli dikdörtgen biçimde yapılmışken diğer alanlardaki mezarlıklarda haç şeklindeki taşlar tercih edilmiştir.

Mezarlığın dış duvarı ise kesme taştan inşa edilmiştir. Alan, 1987 yılında tescil edilerek Sit alanı ilan edilmiş ve koruma altına alınmıştır.

İskenderun Deniz Müzesi

İSKENDERUN DENİZ MÜZESİ;

Süleymaniye Mahallesi Atatürk Bulvarı 512 Sokaktadır. Giriş ücretlidir. Giriş ücreti 7 TL dir.

Müzenin bulunduğu bina: 1930 yılında inşa edilmiş, 3 katlı bir binadır. Bu bina, 1942 yılında Deniz Kuvvetleri tarafından satın alınmış ve 2008 yılına kadar İskenderun Deniz Üs Komutanlığı Karargah Binası olarak kullanılmış, 2009 yılında ise müze olarak düzenlenmiştir. Ülkemizdeki 3’ncü Deniz Müzesidir.

İskenderun Deniz Müzesi

Müzede 6 tane salon bulunuyor.

1’nci Salon: Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen salonudur.

2’nci Salon: Hatay’a giren ilk Türk birliklerinin komutanı Albay Şükrü Kanatlı salonudur.

3’ncü Salon: Barbaros Hayrettin Paşa salonudur.

4’nci Salon: Cezayirli Gazi Hasan Paşa salonudur.

5’nci Salon: Cumhurbaşkanlığı yatı Savarona’ya ayrılmıştır.

6’nci Salon: Rauf Orbay Salonudur. Kendisi Kurtuluş Savaşında, Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında bulunan isimlerden biridir.

İskenderun Deniz Müzesi

Bu salonlarda: Hatay’ın kurtuluşu, İskenderun Tarihi, Deniz Harp tarihiyle ilgili olarak 320 civarında obje ve 200 kitaplık bir kütüphane bulunmaktadır. Ayrıca: müze bünyesinde: kurslar, sergiler ve atölyeler gibi faaliyetler gösterilmekte olup bünyesinde kiralanabilir sergi salonları ve 20 kişilik sinevizyon odası bulunmaktadır.

MARCİRCOS KİLİSESİ-RUM ORTODOKS KİLİSESİ:

İlçe merkezinde, Denizciler Caddesindedir.

1585 yılında yapılmıştır. Günümüzde: gerek ibadet ve gerekse adakta bulunmak için kullanılmaktadır. Her yıl, kilisede 5 Mayıs tarihinde “Hıdır İlyas Şenlikleri” ve 6 Mayıs tarihinde ise “Aziz’in İsim Günü Kutlamaları” yapılmaktadır.

5 Mayıs günü, Hz Hızır ve İlyas Peygamberlerin yeryüzünde buluştukları gün olarak kabul edilmektedir. Umutlar kadar baharın da simgesi olarak bilinir.

Bu gün Rum Ortodokslar, Aya Yorgi ve Katolikler ise Aziz George günü olarak kutlarlar.

İskenderun Aziz Nikola Rum Ortodoks Kilisesi

AZİZ NİKOLA KİLİSESİ-RUM ORTODOKS:

Şehit Pamir Caddesindedir. 1870 yılında yapılmıştır. Kilise halen ibadete açıktır. Kilisede paha biçilmez tablolar bulunduğu söylenmektedir.

İskenderun Katolik Katedrali

İSKENDERUN KATOLİK KATEDRALİ:

Yenişehir Mithatpaşa caddesindedir. Yapı, 1888 yılında büyük bir restorasyon geçirmiştir. Toplam 14 sütun üzerine oturur. Halen ibadete açıktır.

İskenderun Millet Parkı

İSKENDERUN MİLLET PARKI:

İsmet İnönü Caddesindedir. Fener Mahallesindeki eski Karayolları arazisine yapılmıştır. Büyüklük yaklaşık 50 dönümdür.

İskenderun Millet Parkı

İskenderun Belediyesi tarafından düzenlenen park alanı, 2019 yılında ziyarete açılmıştır. Giriş ücretsizdir.

İskenderun Millet Parkı

Park alanı içinde: 1 kilometre uzunluğunda yürüyüş, koşu ve bisiklet yolu, amfi tiyatro, yazlık sinema, büyükçe bir otopark ve spor sahaları bulunmaktadır. Ayrıca kendi kendini temizleyen, 3000 metre karelik bir biyolojik gölet vardır. Gölet büyüklüğü 2640 metre karedir.

MERKEZ YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER:

ALEXANDRETTA:

Bugünkü İskenderun kentinin, ilk yerleşimidir. Ancak, maalesef günümüze herhangi bir kalıntı kalmamıştır. 1973 yılında, Esentepe bölgesinde yapılan kazılarda, antik kent kalıntılarına rastlanmış ve “Büyük İskender’in bir büstü” bulunmuştur.

MYRİANDOS LİMAN KENTİ

İskenderun merkezin 5 km güneybatısında, deniz kıyısındadır.

Heredot’a göre: buradaki körfez “Myriandos Körfezi” olarak isimlendirilir.

Yörede bilinen en eski yerleşim yeridir. Fenikeliler tarafından MÖ 1500’lerde kurulduğu tahmin edilir. Myriandos kentinin kelime anlamı: “Mura-wand” yani “Muralı-Mura’ya tapan halk” demektir. Ancak bu şehirden günümüze ulaşan herhangi bir kalıntı yoktur.

Çünkü ören yerindeki yapıların hepsi, 1822 yılındaki depremde yıkılmıştır. Ardından tam deniz kıyısında olan kentin yapı taşları, yeni yapılarda kullanılmak üzere teknelerle başka yerlere taşınmıştır.

Kentin tarihi geçmişinde: MÖ 333 yılında, Büyük İskender, Pers Kralı Darius’u pusuya düşürmek için buraya gelir, ancak iki ordu arasındaki savaş burada değil İssos yakınlarında olur. İsos savaşını kazanan Büyük İskender: Myriandos kenti yakınlarında, “Issum” yani “dağlık” ismi verilen bir şehir kurar. Evet, Myriandos kentinden günümüze hiçbir kalıntı kalmamıştır.

Son bir not: Bazı kaynaklarda, kayıt “Atlantis kentinin”: Kıbrıs ve Suriye arasında bir bölgede bulunduğu ve hatta Myriandikos körfezinde olduğunu iddia etmektedirler.

İskenderun Karaağaç Plajı

KARAAĞAÇ PLAJI:

Karaağaç Mahallesindedir. İskenderun merkeze en yakın plajdır.

Plaja giriş ücretlidir. Plajın kumları, altın sarısıdır. Plajda, doğal dalgakıran bulunması nedeniyle, çok fazla dalga olmuyor. Ancak deniz girişi taşlıktır, bu yüzden deniz ayakkabısı kullanmanız önerilir. Denizin aniden derinleşmiyor olması nedeniyle, özellikle çocuklu aileler ve yüzme bilmeyenler tarafından tercih edilmektedir.

Plajın kenarında, çok sayıda: çadırlı kamp alanı, piknik alanı ve restoran bulunuyor. Ağaçlık alanda çocuk oyun parkı da vardır.

SARISEKİ TURUNCU PLAJI:

Sarıseki Mevkiindedir. Plaja giriş ücretsizdir, ancak otoparka araç bırakmak ücretlidir. Plaj: kum ve çakıl karışımıdır. Duş ve tuvalet vardır. Ayrıca yiyecek sağlanabilecek mekanlar da bulunmaktadır.

İskenderun Suçıkağın Çağlayan Şelalesi

ŞALAN KALESİ-SUÇIKAĞI ÇAĞLAYAN ŞELALESİ:

Sakıt Yaylası Suçıkağı (Sakıt) Mahallesindedir.

Kale “Şivlan Kale” olarak da bilinir. İskenderun körfezini, Kırıkhan ovasına bağlayan Değirmendere köyü yakınlarındadır. Amanos dağlarının sarp ve kayalık bir tepesine kurulmuştur. Helenistik dönemde yapılan kale, Bizans ve Haçlılar tarafından: karakol, gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır.

İskenderun Suçıkağın Çağlayan Şelalesi

Suçıkağı Çağlayan Şelalesi:

İlçe merkezine uzaklık 5 km dir. 2007 yılında hizmete açılmıştır.

Çınar ağaçlarının gölgesinde, buz gibi akan suyun içindeki masalarda farklı bir ortam bulunuyor. Çağlayan alabalık tesisleri var. Buraya yolunuz düşerse: kaşarlı balık, balık ızgara, kiremitte balık ve kebap çeşitleri bulabilirsiniz. Menülerde kullanılan tüm malzemelerin, doğal olduğu söyleniyor.

İskenderun Yunus Sütunu-Sarıseki

YUNUS SÜTUNU-SARISEKİ:

İskenderun-Payas demiryolu üzerinde Sarıseki Mahallesindedir. Sarıseki girişinde, yolun deniz kenarında burunda, Nato iskelesi yanında, antik bir sütun görülür. Günümüzde, sütun oldukça bakımsızdır ve taşları sağa-sola dökülmüştür.

Sütun: Sarıseki kanyonu içinden akan Sakıseki çayının iki kıyısındadır. Her iki sütun arasındaki mesafe, 200 metredir. İki sütun, birbirine paraleldir.

Sütunlarla ilgili 2 inanış vardır.

1’nci İnanış:

Yöre halkının inanışına göre: “Yunus Peygamber, yunus balığı karnında burada karaya çıkmıştır.” İsmini de bu olaydan alır.

“Yunus Peygamber, Allah tarafından, Asur şehirlerinden olan Ninova halkını doğru yola davet etmek için görevlendirilir. Ancak Ninovalılar, Yunus Peygamberin sözlerini dinlemezler. Bunun üzerine Hz Yunus çok kızar ve Allah’ın iznini beklemeden Ninova şehrinden ayrılır.

Yafa şehrine gelir. Bir gemi bulur, ücretini verir ve gemiye biner. Yolculuk sırasında büyük bir fırtına çıkar, gemi batacak gibi olur ve bunun üzerine Hz Yunus, gemidekilere “beni denize atın, fırtına durur” der.

Ancak gemidekiler ona uymazlar, gemiyi karaya çekmek isterler ancak başaramazlar, bunun üzerine Hz Yunus kendi rızasıyla denize atlar, Allah’ın emriyle Hz Yunus’u bir balık yutar, üç gün üç gece balığın karnında kalır.

Sonra, balığın karnından karaya çıkar. Nereye? İki dağ arasındaki bir yere. Evet, buranın yani Hz Yunus’un karaya çıktığı yerin, burası olduğuna inanılır.

2’nci İnanış:

Bu sütunların dini yani manevi anlamları olduğu gibi, tarihi anlamları da vardır.

Yöredeki taş kalıntıları, Amanos dağlarının tepelerinden, denize kadar inen bir kale görünümündedir. Sütunların bulunduğu dar geçit ve Belen geçidi: Kral yolunu Antakya’ya bağlayan yerdir.

Yani, tarihin her döneminde, önemli bir geçit yeri olmuş, önemli olaylara şahitlik etmiştir. Anadolu’yu Suriye’ye bağlayan en önemli geçitlerden birisidir.

Sütunlar: tarihi süreçte Perslere hem maddi hem de siyasi kazanımlar sağlamıştır. Bu yüzden, İskender, bu geçidi tutmaya karar verir. Bu sırada, Per ordusu, İsos civarında Pinaros suyunun denize döküldüğü yerdedir. İskender, deniz kıyısı boyunca güneye ilerler.

Birliklerini: Yunus sütunlarının ve körfez ve Amanos sıradağlarının arasına yerleştirir. İskender ve Darius arasındaki İsos savaşı: Yunus sütunlarının 15 km kuzeyinde, ovanın oldukça dar ve Kuruçay dolaylarında yapılır.

Bu savaşta, İskender 500 ve Persler ise 10 bin asker kaybederler. Bu olaydan sonra İskender’e “Büyük” lakabı verilir. Evet, bu bölge bu ünlü savaşın geçtiği yerlerdir.

Günümüzde burası Kilikya ve İskenderun şehrinin giriş kapısı olarak kabul edilir. Tapınak ve Cenevizlilerden kaldığı düşünülen kale kalıntıları vardır, ancak yukarıda belirttiğim gibi, kalıntılar oldukça harap bir durumdadır.

3’ncü İnanış:

Yine rivayetlere göre, Büyük İskender’in cenazesi, bu kemer üzerine yerleştirilmiştir.

4’ncü İnanış:

Bence doğruluğu yüksek olan bir varsayıma göre: MS 194 yılında, Roma İmparatoru Septimus Severus: Pescennius Niger’i yenince, İskenderun yerleşiminin 8 km kuzeyinde, Amanos dağlarının deniz kıyısına ulaştığı yerde bir “Zafer Anıtı” yaptırmıştır.

Bu tak, halk arasında “Yunus Sütunu” olarak bilinmektedir. Günümüzde yakın çevrede görülebilen kalıntılar şunlardır: Su depoları, kemerler, tapınak ve Cenevizlilerden kaldığına inanılan bir kale kalıntısıdır.

İskenderun Soğukoluk Yaylası

SOĞUKOLUK YAYLASI:

Günümüzdeki ismi: Güzelyayla. İlçe merkezine: 18 km. uzaklıktadır. Arsuz’a ise: 40 km. uzaklıktadır. İskenderun halkının en çok tercih ettiği yerlerin başında gelir. Tepede, orman içinde harika yapılar bulunuyor.

Yazın 5-6 bin olan nüfus, özellikle hafta sonları ve tatil günlerinde 15-20 bine yükseliyor. Çevreden gelen işadamları ve yöneticiler, burada: yeşil tepeler üzerinde, birbirinden güzel binalar inşa ettirmişler.

Ama hiçbir bina, bir ağaç boyunu aşmıyor. Yani, görüntü kirliliği yok. Bu bölgeye, karşıdan bakanlar, bu binaları, taş yapıları göremiyorlar.

Burası: gayet serindir. Suyu ve havasıyla, çok güzel bir çamlık yayladır. Amanos dağlarının 800-1000 metre yükseklerinde bir bölge.

Ama; elbette yaşı belli bir seviyede olanlar, buranın eski ününü mutlaka hatırlamışlardır. Burası, bir zamanların, ülkemiz genelindeki en büyük “kadın ticaretinin yapıldığı, genç kızların kaçırılıp hapsedildiği ve pazarlandığı bir yer olarak öne çıkmış ve emniyet birimleri tarafından yapılan büyük operasyonlar sonucu, tamamen çökertilerek, günümüzde sadece anılarda kalmıştır.

Günümüzde, burada bulunan oteller virane halde ve onarılmayı bekliyor. Bazıları: Milli Eğitim Bakanlığına verilmiş ve Öğretmenevi-misafirhane yapılmış. Soğukoluk bölgesine tırmanış bittikten sonra, sizi bir meydan kahvesi karşılıyor.

Burada, bahçede ağaçlar altında dinlenebilirsiniz. Kahvehanenin hemen karşısında, bir dükkan var, bu dükkandan, mutlaka ceviz satın alın, satılan cevizlerin şifalı olduğu söyleniyor. Hatta, ceviz reçeli bile bulabilirsiniz.

Kınalıtepe, tüm bölgenin en gözde piknik alanı. Milli Parklar koruma alanı içinde bulunuyor. Tahta masalar var. Araçların girişi için yollar yapılmış. Kınalıtepede bulunan restoranda: özellikle kaz dolması yemenizi öneririm. Yanında ise, humus.

Evet, burası yeşillikler içinde bir cennet. Bir şekilde, bu yöreden geçerseniz: buradaki restoranlarda, tereyağında bıldırcın tava yemeyi, sakın ihmal etmeyin.

Hatay şehir merkezi gezi ve tanıtım yazısı.

Dörtyol merkezi gezi ve tanıtım yazısı.

Kırıkhan gezi ve tanıtım yazısı.

Belen gezi ve tanıtım yazısı.

Samandağ gezi ve tanıtım yazısı.