Belçika Brüj-Brugge

Belçika Brüj-Brugge

Brüj denilince ilk akla gelenler: çikolata, danteller (bunlara rahibe işi de denir) , kanallar, tarihi mimarisi ve Belçika birası. Tüm bu özellikleri, şehrin tarihi atmosferiyle birleşince, şehir: 2000 yılından bu yana, UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek, koruma altına alınmıştır.

Çünkü: şehrin ortaçağ mimarisi, II. Dünya savaşında her hangi bir tahribata uğramadan günümüze ulaşmıştır.

Şehrin isimleri: Bruges, Brugge, Bruges, Brügge.

Belçika Brüj-Brugge

ULAŞIM


Brüj şehri: ülkenin başkentine 90 km. uzaklıktadır.

Belçika Brüj-Brugge

TARİH

Şehir: tarihi süreç boyunca: Romalılar, Vikingler, İskandinavlar, Flamanlar, Normanlar ve İngilizlerin egemenliğine girmiştir. İlk kez, İmparator Julius Ceasar döneminde, MÖ.1.yüzyılda, korsanlara karşı korunması için, şehre surlar inşa edilmiştir.

9’ncu yüzyılda, bu kez Viking saldırıları görülür. Bu dönemde, şehirden: İngiltere ve İskandinav ülkeleriyle yoğun ticaret faaliyetleri yürütülmektedir.

1128 yılına gelindiğinde, yeni kanallar ve surlar inşa edilir.

Aynı yıllarda, çamurlanma nedeniyle, şehrin denize erişimi nispeten kaybolmaya başlar. 13’ncü yüzyıla gelindiğinde, bu kez yörede, yün kumaş üretimi önem kazanır.

Hatta: şehirdeki üreticiler, İngiltere ve İskoçya’dan yün ihraç ederler. 1302 yılında, şehirdeki Fransız garnizonu, Flaman milisler tarafından basılır.

Ayaklanmanın lideri olan Jan Breydel ve Pieter de Coninck’in heykelleri, günümüzde, Büyük Pazar meydanında bulunmaktadır.

15’nci yüzyılda, Şehir, Avrupa’nın birçok yerinden, sanatçılar ve diğer önemli kişiler için çekim noktası olmuştur. Buradaki: iplikçiler ve dokumacılar, bölgede önem kazanmış ve şehrin nüfusu, aynı dönemde 200 bin kişiye kadar ulaşmıştır.

17’nci yüzyılda, bu kez, şehirde “dantel” sektörü öne çıkar. Kanalların dolması ve şehrin denizden uzaklaşması ise, şehrin önemini azaltmaya başladı ve 1800’lü yılların sonunda, şehrin nüfusu, 50 bin kişiye kadar düştü.

19’ncu yüzyılın son yarısında ise, bu kez, İngiliz ve Fransız zengin turistler, bu sessiz ve sakin şehri, turizm amaçlı gezileri için tercih etmeye başladılar. 1907 yılında, Almanlar tarafından, askeri deniz güçlerinin kullanımı için, Zeebrugen limanı inşa edildi.

Aynı liman: 1970 ve 1980’li yılların başlarında, genişletilerek Avrupa’nın en önemli ve modern limanlarından biri haline getirilmiştir.

Yine aynı dönemlerde, turizm yoğunlaşmış ve 2002 yılında, yukarıda da sözünü ettiğim gibi, şehir “Avrupa Kültür Başkenti” olarak seçilmiştir.

Belçika Brüj-Brugge

GENEL


Belçika ülkesinin kuzeyinde, Flaman bölgesindedir. Şehir nüfusu: 120 bin kişidir.
Şehir: barındırdığı kanallarıyla, Kuzey Avrupa’nın Venedik şehri olarak betimleniyor. Kanallar arasında, uzunluğu 6 km. olan var. Kanallarda yapılan tekne turlarına, mutlaka katılmanız gereklidir.

İklim derseniz gayet ilginçtir. Çünkü: güneşli bir havada yürürken, aniden yağmur yağdığını görebilirsiniz. Yani, birkaç saat içinde, farklı hava olaylarına şahit olabilirsiniz. Özellikle: yoğun yağmur yağışına her an hazır olmanız şart.

Gece hayatı derseniz: bu şehirde, renkli bir gece hayatı bulma olasılığı yok. Şehir, akşam olunca, sessizliğe bürünüyor.

Son bir not: bu şehir gerçekten Avrupalı turistlerin yoğun olarak tercih ettikleri bir yer. Özellikle: hafta sonlarında buraya gitmemelisiniz, yoksa muhteşem bir kalabalık içinde, şehirden keyif almadan geri dönmek zorunda kalabilirsiniz. Özellikle, Pazar gününü kesinlikle tercih etmeyin çünkü dükkanların birçoğu kapalıdır.

Belçika Brüj-Brugge

TURİZM


Şehir: el değmemiş tarihi dokusu ile, Avrupa’nın önemli bir turizm merkezi olarak öne çıkıyor. Yani, tam anlamıyla bir “Ortaçağ şehri” görünümündedir.

Hatta: Flaman kültürünün en parlak örnekleri olan bir kısım anıtı, bu şehirde görmek mümkündür. Özellikle: Belediye Binası, Burg Meydanı görülmeye değerdir.

Bunun yanında: şehrin gezilmesi kolaydır. Çünkü: şehrin görülmesi gereken önemli yerleri, belli bir merkezde toplanmıştır ve siz, kesinlikle yürüyerek gezmelisiniz.

Nehir kıyısındaki parklarda yürüdüğünüzde, şehrin yaşamını hissedebilirsiniz.

Şehir: turistik anlamda, eski yapıların korunmuş olması nedeniyle, önem kazanıyor.

Belçika Brüj-Brugge

ŞEHİR KARTI


Şehir kartı: 48 saat kullanımlık: 34 Euro ve 72 saatlik kullanımlık: 39 Eurodur. Bu kart ile: şehirde bulunan 22 müzeye ücretsiz girebilirsiniz. Ücretsiz bir şehir haritası edinebilirsiniz. Bazı konserlerde, belli oranlarda indirim bulabilirsiniz.

Bisiklet kiralarken ve otopark ücretlerinde, yine indirim var. Tramvay ve otobüs biletlerinde ise, yine belli oranlarda indirim sahibi olabilirsiniz.

Belçika Brüj-Brugge

NE YENİR-NE SATIN ALINIR

Brüj şehri denilince, akla hemen “çikolata” geliyor. Şehrin sokaklarında gezinirken, inanın, muhteşem bir çikolata kokusu hissedeceksiniz. Çünkü: fabrikalar yanında, evlerde de çikolata imal ediliyor.

Özellikle: maharetli ustaların çikolatalara verdikleri şekiller, tam bir görsel güzelliktir. Noel öncesinde, çikolata dükkanlarının vitrinlerinde: siyah, beyaz, meyveli, fındıklı ve sütlü çikolatalardan oluşan heykeller, anıtlar, görsel güzellikler gerçekten muhteşem.

Çikolata ile önem kazanan bu şehirde, çikolata tatmanız için önerim: Stevin Plein bölgesindeki “Chocolate Line” denilen yer.

Burada, yine yerel tat olarak öne çıkan biraları tatmak isterseniz; yaklaşık 300’e yakın çeşidi bulunan biraları: “Kemelstraat üzerindeki Brugs Beetje” denilen yerde deneyebilirsiniz.

Belçika Brüj-Brugge

ALIŞVERİŞ YERLERİ

Şehirdeki en uygun alışveriş mekanları: Steenstraat’dır. Aradığınız veya bulmak istediğiniz her türlü marka ve ürün, bu caddedeki mağazalarda bulunabilir. Bu caddede: ayrıca her türlü çikolatanın satıldığı yerler de bulunuyor.

Evet, bu şehirde, herkesin bütçesine uygun alışveriş mağazaları bulunmaktadır. Özellikle: Batı Flanders bölgesi, en cazip alışveriş merkezidir. Noordzandstraat ve Zuidzandstraat arasında da “Zilverpand” denilen alışveriş merkezi bulunmaktadır ki önerebilirim.

Ancak, dikkat etmeniz gereken şu: pek çok dükkan ve mağaza, saat: 18.00’de kapanıyor. Sabah ise, 09.00’da açılıyorlar. Ana süpermarketler ise, şehir merkezi dışındadır.

Belçika Brüj-Brugge

GEZİLECEK YERLER

Belçika Brüj-Brugge

ÇAN KULESİ

Şehrin en ünlü ve sembol yerlerinden biridir. Yüksekliği: 83 metredir. 19’ncu yüzyıl sonunda, kulede; 48 çan bulunmak iken bugün 47 çan bulunmaktadır ve bunların ağırlığı: 27 tondur.
Kule: 1240 yılında, yapıldıktan sonra, hazine ve Belediye arşivleri olarak kullanılmış, 1280 yılındaki bir yangın sonucunda ise, gözlem kulesi olarak kullanılmıştır.

1483-1487 yılları arasında, kulenin üstü, tahta sivri bir çatı ile kapatılmıştır. 1493 yılında, bu üst bölüme yıldırım düşer ve çan yok olur. 1822 yılında, kulenin tepesine, çatı eklenir.

Kule: uzun yıllar boyunca, şehirde yaşayanlar için: yangın alarmı, çalışma saatleri, sosyal ve politik ve dini olayların zamanının belirlenmesi amacıyla kullanılmıştır. Daha sonra ise, bir saat mekanizması da eklenmiştir.

Kuleye çıkmak için: 366 basamaklı merdiveni tırmanmak gerekiyor. Giriş ücretlidir.

Belçika Brüj-Brugge

CHURCH OF OUR LADY-MERYEM KİLİSESİ

Burası, şehrin silüetinde etkilidir. Kilisede: Hz. İsa ve Meryem resimleri yanında, özellikle Michelangelo tarafından yapılan heykeller dikkat çekiyor.

Yapının kulelerinin uzunluğu: 122 metredir. Bu yükseklik nedeniyle, dünyanın en uzun tuğla kuleleri olarak önem kazanır.

BEGUİNAGE

Burada, ortaçağ döneminde yapılmış, birçok küçük bina görülmektedir. Bunlar arasında bulunan, Katolik kilisesi: 13’ncü yüzyılda yapılmıştır. Bu konutlarda: rahibeler oturmaktadırlar.

Burası, ilk olarak 12’nci yüzyılda kurulmuş ve aynı dönemde, yani 1245 yılında, kadınların bir dini hareketi olarak değerlendirilmiştir.

Çünkü: bölgedeki: askeri savaşlar ve şiddet, birçok erkeğin canını almıştır ve bunların erkekleri savaşlardan geri dönmeyince; gelip buraya yerleşmişler, rahibe hayatı sürdürmeye başlamışlardır.

Şehrin zengin hayırseverleri ise, bunlara çeşitli yardımlar yapmışlardır.
Giriş kapısı: her gün saat: 18.30 da kapanmaktadır. Giriş ücretsizdir.

Belçika Brüj-Brugge
Belçika Brüj-Brugge

 

HOLY BLOOD BAZİLİKASI

Burası, küçük bir Roma Katolik kilisesidir. 12’nci yüzyılda: alt ve üst şapel olarak inşa edilmiştir. Alt şapel: hemen hemen hiç değişmeden günümüze kadar kalmıştır. Üst şapel ise, 19’ncu yüzyılda yenilenmiştir.

Kilisenin ismi: kutsal kan kilisesi olarak geçiyor. Bunun nedeni: bazilikanın deposunda: kanlı bir bez bulunuyor. Bu kanlı bezin: Hz. İsa’ya ait olduğu söyleniyor. 12’nci yüz yılda, II. Haçlı seferi sırasında; Kudüs alınarak, Alsace Thierry tarafından buraya getirildiği belirtiliyor.

Kanlı bez parçası: bir Bizans dönemi parfüm şişesi içinde bulunuyor. Buraya getirildikten sonra, hiç açılmamıştır. Üzerinde altın bir iplik ve kırmızı mum ile mühürlenmiştir. Silindir şeklindedir.
Her yıl: bu kutsal emanet, şehrin sokaklarında, bir gün gezdirilir.

Bu sırada: 1600 mil uzunluğundaki törene katılanlar: ortaçağ şövalyeleri ve Haçlı kıyafetleri giyerler. Tören alayı: görsel bir gösteriye dönüşür.

Kiliseye giriş ücretsizdir, ancak hazine odasına girmek isterseniz, 1.5 euro ödeneniz gerekiyor.

Belçika Brüj-Brugge
Belçika Brüj-Brugge

 

ST. SALVADOR KATEDRALİ

Şehrin ana kilisesidir. Şehre yapılan saldırılardan zarar görmeden kurtularak, günümüze sağlam olarak gelmiştir. İlk yapılışı: 10’ncu yüzyıla kadar uzanmaktadır. Belediye binasının tam ters istikametinde, şehrin merkezinde bulunmaktadır.

1834 yılında kilisenin statüsü, katedrale dönüştürülmüştür. Ancak, yapının dış görünümü, katedral görüntüsü vermez. 1839 yılında, katedralin çatısı, bir yangında çöker. 12’nci yüzyılda yapılan kulesi orijinal halinde bırakılarak, aynı yıllarda, katedralde büyük restorasyon çalışmalarına girilir.

Katedralin içinde, görmenizi önereceğim bir yer obje: duvardaki halı. 1731 yılında, Jasper van der Borch tarafından yapılan bu duvar halısı: muhteşem güzeldir. Yapının, koro bölümü ise: 1717-1719 yılları arasında yapılarak günümüze ulaşmıştır.
Katedral ve hazine bölümüne giriş ücretsizdir.

Belçika Brüj-Brugge

BEİSBROEK GÖZLEM EVİ

Burası bir rasathanedir. Buradan: yıldızlar, güneş ve gezegenler görülebilir. Gözlemevi gayet iyi donanımlıdır ve güzel bir gece de, gökyüzünde birçok yeri izlemek mümkündür. Giriş ücreti, 4 Eurodur.

Belçika Brüj-Brugge

BREWERY DE HALVE MAAN-BİRA FABRİKASI

Şehrin geleneksel bira markası, öte yandan gururu: 1546 yılına tarihlenmektedir. Bu lezzetli bira: malt, şerbetçiotu ve maya ile yapılmaktadır. Biranın üretim süreci ve geçmişi hakkında bilgi almak isterseniz, fabrika içindeki rehberli turlara katılabilirsiniz. Her saat başı yapılan bu turlar, yaklaşık 45 dakika sürüyor. Giriş ücreti, 6 Euro’dur.

Belçika Brüj-Brugge

CONCERTGEBOUW-CONCERT HALL-KONSER SALONU

Şehrin en büyük salonudur. Tasarımı: yenilik ve modernliği bir arada sunmaktadır. Mimarları ise: Paul Robbrecht ve Hilde Deam. Çağdaş bir kültür salonu olarak, 2002 yılı Avrupa Kültür Başkenti seçimi öncesinde yapılmıştır. Yapının genişliği 50 metre, uzunluğu ise 120 metredir.

Yükseklik ise 28 metredir. 8 katlıdır. Kule bölümünde, 300 seyirci kapasiteli, oda müziği konser salonu bulunmaktadır. Esas konser salonu ise, 1300 koltukludur. Burada, her yıl, 100’den fazla klasik müzik, caz konseri, müzikal tiyatro ve görsel sanatlar alanında etkinlik düzenlenmektedir.

Belçika Brüj-Brugge

MARKT MEYDANI

Burası, şehrin en göz alıcı mekanıdır. Kare şeklindedir. Ortaçağ döneminde, şehrin merkezi olarak kullanılmıştır.

Meydanın çevresi, şirin kafelerle çevrilidir. Meydanın ortasında ise, 14’ncü yüzyılda; Fransa’ya karşı yapılan savaşta ölen, Flaman kahramanlar Yan Redil ve Peter De Caning’in heykelleri var. Bu şahıslar, Altın Spurs savaşında, büyük kahramanlık göstermişlerdir.

Meydan: şehirlilerin bir buluşma noktasıdır. Ayrıca, şehre gelen turistler de, çoğunlukla zamanlarını bu meydanda geçirirler.

Hatta: çoğu kez, meydanda bir gurup tarafından klasik müzik konserleri bile verilmektedir. Ekim 1996 yılından itibaren, buranın trafiği iptal edilmiştir, yani araç girememektedir.

Belçika Brüj-Brugge

ADALET SARAYI

Klasik-barok tarzda: 19’ncu yüzyılda yapılmıştır. Yapı ilk olarak: 1787 yılında yapılmış olmasına rağmen, 1878 yılındaki bir yangında yok olunca, günümüzdeki bina yapılmıştır.

Belçika Brüj-Brugge

MİNNEWATER-AŞK GÖLÜ

Burası, şehir merkezinde, Bilhenhof caddesi üzerindedir. Mine: Flemenkçe de “aşk” anlamına gelmektedir. Kanalize bir göldür. Sakinliği ve romantikliğiyle, burayı mutlaka görmelisiniz.

1740 yılı yapımlı köprü üzerinden, şehrin harika-panoramik manzarasını izleyebilirsiniz. Gölün ilk yapılış amacı: kanallar içindeki su düzeyini, tercih edilen seviyede tutmak içindir.

Bu gölde: şehrin sembolü olan “beyaz kuğular” yüzmektedir. Bunlarla ilgili bir efsane var: 1488 yılında, Bruges düşesi Mary ve kocası: kendilerinin halefi, şehir yöneticilerini idam ettirirler.

Şehir yöneticilerinden Pieter Lanchals: uzun boyunlu anlamına gelen bir isimle anılmaktadır. Göller ve kanallar üzerinde, sonsuzluğu kadar öldürülen bir şahıslar, birer kuğu olarak yaşayacaklardır.

Gölün çevresindeki kaliteli restoranlarda, buraya özgü, yöresel lezzetlerden tadabilirsiniz. Bu arada, arzu ederseniz, göl çevresinde “fayton” turuna da çıkabilirsiniz.

Belçika Brüj-Brugge

GROENİNGGE MÜZESİ

Burası: Flaman ve Belçikalı sanatçıların resimlerinin sergilendiği bir yer. Rönesans ve barok ustalarının resimleri, genellikle 18 ve 19’ncu yüzyıllardan kalmadır. Burada eserleri bulunan sanatçılar: Jan van Eyck, Gerard Davit, Hironymus Bosh.

Belçika Brüj-Brugge

DANTEL MÜZESİ

Müzenin bulunduğu bina: 15’nci yüzyılda, Kudüs şapeli olarak Adornes ailesi tarafından yaptırılmıştır.

Müzede: dantel gereçleri ve birçok dantel örneği sergilenmektedir. Ayrıca: bir de dantel satış mağazası bulunuyor.
Giriş ücretlidir, 2.5 euro.

Belçika Brüj-Brugge

CHOCO-STORY- ÇİKOLATA MÜZESİ

Şehir merkezindeki, tarihi Sint-Jansplein binasındadır. Geçmişte, bu binada bir şarap evi, pasta fırını ve mobilya üreticileri barınıyormuş.

Müzeyi ziyaret ederseniz: çikolatanın sağlık için yararları ve çeşitleri gibi, değişik etkinlikleri izleyebilirsiniz. Çikolatanın: Mayalar ve Aztekler tarafından, kakao çekirdeklerinin işlenerek günümüze kadar olan gelişimi izlenebiliyor. Giriş ücretlidir: 7 Euro.

Belçika Brüj-Brugge

PATATES-FRİES MÜZESİ

Müze binası, şehrin en eski ve en iyi korunmuş tarihi binalarındandır. Yapı: 1399 yılında yapılmıştır. Dünyada, benzeri bulunmamaktadır. Bu müzede: ilk patates kızartması ve patates kökenli birçok obje sergilenmektedir.

Bunlar arasında: patatesin ekimi sırasında kullanılan makinalar, hasat, soyulma, kızartma aşamalarında kullanılan objeler var.

Müzenin bodrum katında ise: muhteşem lezzetli soslar eşliğinde, Belçika patates kızartmalarından tadabiliyorsunuz. Giriş ücretlidir ve 6 Eurodur.

Belçika Brüj-Brugge

LUMİNA DOMESTİCA MÜZESİ

Burası, bir aydınlatma müzesidir. Müze içinde: aydınlatma araçlarının tüm geçmişi görülebilir. Bu uzun yolculukta: meşale ve kandilden başlanıyor ve elektrik, Led ampulleri ve günümüze kadar ulaşan aydınlatma teknolojisi ürünleri sergileniyor. Sergilenen toplam ürün sayısı: 6000 civarındadır. Giriş ücreti: 6 Euro’dur.

Belçika Brüj-Brugge

ELMAS MÜZESİ

Müze: Avrupa’nın eski elmas merkezlerinden biri olan şehrin, geçmişini sergilemektedir. Burayı ziyaret ederseniz: Belçika ülkesinin en önemli ihraç ürünlerinden olan elmas hakkında, ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.
Giriş ücretli olup, 7 Euro’dur.

Belçika Brüj-Brugge

DALİ GALERİSİ

Burası: ünlü sanatçı Salvador Dali’nin: grafik sanat, heykeller ve çizimlerinden oluşan; fantastik bir koleksiyonun bulunduğu galeridir. Yani, aslına bakarsanız, bu eserler ünlü sanatçının eserlerinin kopyalarıdır. Ama, gerçeğe çok yakın kopyalanmışlardır. Giriş ücreti: 10 Euro.

Belçika Brüj-Brugge
Belçika Brüj-Brugge

 

SEA PARK-DOLPHİNARİUM


Burada: bir akvaryum içinde, yunus gösterileri sergileniyor. Yunuslar: büyük bir havuz içinde tutuluyorlar. Burası: ilk olarak, 1938 yılında açılmıştır.

 

Tunus Gece hayatı

Tunus Gece hayatı

Ülkede gece hayatı denilince, akla gelen iki-üç tane disko var. Çünkü, sonuçta Müslüman bir ülkede bulunuyorsunuz ve buradaki gece hayatı pek renkli değil.

En azından, yerli halk, kesinlikle gece hayatı düşünen ve yaşayan bir anlayışa sahip değildir.

Zaten halkın ekonomik durumu da buna müsaade etmez. Bu durumda: ülkedeki gece hayatı mekanları, diskolar ve bar, gece kulüpleri, casinolar sadece turistlere hitap etmektedir.

Ülkedeki belli başlı eğlence mekanlarının bulunduğu şehirler

Hammamet, Sousse, Port el Kantaoui, Tunus. Buralarda, hareketli bar ve gece kulüpleri var. Bu bar ve gece kulupleri, özellikle ülkeye gelen turistlere yönelik olarak hizmet vermektedir.

Ama, elbette başka ülkelerdeki benzerleri kadar üst düzey değil ve büyük ihtimalle beklentilerinize cevap vermeyecektir.

Biraz önce belirttiğim gibi, sadece turistlere yönelik, turist olmadığı veya az geldiğinde, buradaki hareketlilik azalıyor.

Hammamed şehrinde

Fun Pub ve Sousse Bonapartes düşünebilirsiniz.

Port el Kantaoui şehrinde

Manhattan’da Cocoloca, Calypso ve Red İguana deneyebilirsiniz.

Tunus Gece hayatı

Calypso

Ülkede bulunan en büyük kulüplerden biridir. Aynı zamanda uluslar arası düzeyde DJ ler, burada zaman zaman görev yapıyorlar.

Manhattan Club

Gece hayatı için iyi bir tercih olabilir. Burada, iki bar var ve binlerce değişik kokteyl hazırlanıyor. Güzel bir ortam, tercih edebilirsiniz. Müzik sistemi harika. Lazer gösterileri de bu muhteşem müzik eşliğinde, güzel bir görüntü sunuyor.

Hammamet şehrindeki Cocoloca

Ülkenin en büyük diskosudur. Yaklaşık 4000 kişi almaktadır. Buradaki Akdeniz restoranlarında hem yemek yiyebilir ve daha sonra disko da eğlenebilirsiniz.

Tunus Gece hayatı

Casino türü eğlence düşünenler için, bazı otellerin belli bölümlerinde, Casino bölümleri var. Ama, buralar sadece birkaç makinadan ibaret. Yani, kapsamlı bir Casino düşünmemek gerek.

Ülkedeki Casinolar

Sousse, Yasmene, Hammamet, Tunus ve Cerbe şehirlerinde bulunuyor.

Bunlar arasında öne çıkanlar: Sousse Casino Caribe ve Hammamet şehrinde, Kleopatra.

Buralar turistlere hitap eden mekanlar, ülkeye gelen turistler tarafından kullanılıyor, yerli halkın buralara girmesi yasaktır.

Tunus Ne yenir-Ne içilir

Tunus Ne yenir-Ne içilir

Ülkede, dışarıda yemek yeme alışkanlığı yoktur. Bu yüzden, turistik gezi için ülkeye gidenler, otelleri dışında, dışarıda yemek yemek için pek uygun mekan bulmakta zorlanırlar.

Tunuslular, yemek yemek için, mutlaka çatal ve kaşık kullanmayı düşünmezler.

Çoğu kez, elleriyle yemek yiyenleri görürseniz şaşırmayın. Siz  de denemek istenseniz, mutlaka sağ elinizi kullanmanız gerektiğini unutmayın veya denemeyin.

Başlangıç için, son ve önemli bir not: dışarıda ve otellerde musluklardan sakın su içmeyin.

Büyük olasılıkla: dizanteri olup, tatilinizi otele kapalı olarak geçirebilirsiniz.

Mutlaka, kapalı şişe suyu içmeyi tercih edin.

YEMEK ZAMANLARI

Kahvaltı

Otellerde genellikle açık büfe şeklindedir. Bu kahvaltıda: genellikle: ekmek, poça, kurabiye, tereyağı, reçel, zeytin, meyve suyu, kahve gibi şeyler bulunuyor. Otelde kahvaltı etmek istemezseniz: pastane veya kafeleri tercih edebilirsiniz.

Öğle-Akşam Yemekleri

Öğle yemeği: saat: 12.00-15.00 arasında ve akşam yemeği ise: saat: 19.00-21.00 saatleri arasındadır. Yani, saat: 21.30 dan sonra, bu ülkede, asla yiyecek bir şeyler bulamazsınız.

Ülkede, yerel lezzetlerin sunulduğu, klasik bir akşam yemeğinde, ikram edilenler şunlar olabilir: önce bir çorba ve  daha sonra brik denilen içi doldurulmuş ve yağda kızartılmış bir börek.

Daha sonra, kuskuslu ana yemek verilir. Son olarak, tatlı: makrud denilen hurma tatlısı olabilir.

Yemeklerde: taze ekmek verilir. Ayrıca, acı severler için, harissa denilen kırmızı biber ezmesi var.

YEMEK MEKANLARI

Ülkede, birçok yerde: kaldırımlara atılmış birkaç masa ve sandalyeden oluşan, basit yemek mekanları bulmak mümkündür. Bunlara: Gargote yani ucuz lokanta ismi veriliyor. Buralarda: kuskus, çorba, köfte, salata, ekmek gibi basit yiyecekleri bulmak mümkündür.

Ancak, özellikle tatil beldelerinde: İtalyanların burada yarattığı kültürün etkisiyle, pizza restoranları bulmak mümkündür. Ayrıca: pek çok alışveriş merkezinde, fast-food türü yerler de bulabilirsiniz.

Ben şahsen, genellikle dışarıda yemek yemek zorunda kaldığında: bu fast-food tarzı yerlerden, hamburger yemeyi tercih ettim. Çünkü: malum, hijyen şartları pek uygun değil. Yani: tatili, otelde kapalı kalarak geçirmek istemiyorsanız, dışarıda herhangi bir yerde bir şeyler yemeği düşünmemenizi öneririm.

Evet, daha önce belirttiğim gibi, ülkede belli bir Fransız kültürü de var. Bu Fransız kültürü: ülkede, kafeler ve pastaneler açılmasına neden olmuş.

Bunun sonucunda, bazı yerlerde üst düzey restoranlar da bulmak mümkündür. Ancak, bu üst düzey restoranlarda elbette karşılaşacağınız hesap, çok daha farklı ve üst düzeyde olacaktır.

Tunus Ne yenir-Ne içilir

NE YENİR

Sos

Tunuslular, acı ve baharatlı yemekleri severler. Bu yüzden, Harissa denilen bir sos, onlar için çok özeldir ve her yemekte kullanırlar. Bu sosun muhteviyatı: kurutulmuş kırmızı biber, baharatlar ve sarımsak. Bazen çok acı geldiğinde, içine zeytinyağı ekliyorlar ve acısı azalıyor.

Chorba-Çorba

Yukarıda belirttiğim gibi, yemeklere başlamadan önce çorba sunuluyor. Bu çorba: baharatlı yani acılı ve içinde erişte bulunan bir tür çorba. Yani: biber dolu bir çorba düşünün.

Salade Mechouia

Ayrıca: Salade mechouia ismi verilen ve içinde: ton balığı, haşlanmış yumurta ve közlenmiş: domates, biber ve soğan bulunan bir yiyecek türü alınabilir.

Chakchouka

İçinde: nohut, domates, biber, sarımsak ve haşlanmış yumurta ile servis edilen bir tür yemek.

Felfel mahchi

Tatlı biber, genellikle kuzu eti ve harissa sosu ile servis edilen bir tür yemek.

Mloukhia

Defne yaprakları, dana veya kuzu eti ile hazırlanan bir çeşit yahni. Ama, kalın bir sosis gibidir ve Fransız ekmeği ile servis edilir. Güzel bir lezzet, mutlaka deneyin.

Brik

Bunun dışında: ülkede, ismini duyunca şaşırdım, demek ki Arapça kökenli bir kelime: bizdeki adıyla börek, buradaki adıyla: brik. Evet: brik: özellikle yağda kızartılıyor ve içine çeşitli şeyler konulabiliyor. Özellikle, yumurtalı olanı tercih ediliyor.

Bu çıtır böreği mutlaka tatmalısınız. Sebzeli ve deniz ürünleriyle doldurulmuş çeşitlerini deneyebilirsiniz. Hatta: Doigts de Fatima yani Fatma’nın parmakları olarak isimlendirilen, bizde bilinen ismiyle, sigara böreği de deneyebilirsiniz.

Kuskus

Tüm bunların yanında, ülkenin geleneksel yemeği: Kuskus. Kuskus: irmik hamurundan yapılıyor ve iki bölmeli, özel bir kapta pişiriliyor. Bu özel kabın alt bölmesine: et (kuzu veya tavuk olabilir) konuluyor ve üst bölmeye ise: haşlaması yapılacak  sebzeler (kabak, nohut, havuç gibi) konuluyor.

Yemeğin suyu ise: domates salçası kullanılması ise kırmızı, safran kullanılmış ise, sarı olur.

Et sevmezseniz: sipariş verirken, etsiz olmasını söyleyebilirsiniz, ama unutmayın ki, sebzeler et suyunda haşlanıyor.

Deniz Ürünleri

Evet, burası deniz kıyısı bir ülke. Elbette, bunu düşününce, deniz ürünlerinin bol olması bekleniyor. Ülke kıyılarında  pek çok balık tutulduğu kesin. Özellikle; ton balığı, sardalya, barbun, levrek, mercan ve çupra. Balık ülkede genellikle, ızgara yada buğulama yapılarak sunuluyor.

Ayrıca, yukarıda belirttiğim gibi, deniz ürünleriyle (kalamar, karides, ahtapot gibi) doldurulmuş, brik tercih edebilirsiniz.

Tatlılar

Ülkeye has bir tür tatlı olan: makrud, mutlaka denemelisiniz. Ayrıca: lokmaya benzeyen bir tatlı olan “ftair” de denenmelidir. Mesfuf olarak isimlendirilen tatlı ise, kuskusun tatlı olan türüdür.

Son olarak: samsa isimli bir tatlı cinsi var. Kavrulmuş badem ve ince hamur katmanları, susam, limon ve gül suyu şurubu kullanılarak yapılıyor.

Bouza

Bir tür fındıklı kek.

Mhalbya

Pirinç, fındık ve sardunya ile yapılan bir tür kek.

Makrud

Zeytüne camisi yakınlarında: Suk el-Balat çarşısında bulabilirsiniz. İncir, hurma ve badem katılarak yapılıyor.

Tunus Ne yenir-Ne içilir

NE İÇİLİR

Nane Çayı

Ülkenin ulusal içkisi: nane çayı. Kaynamış su içine: taze nane yaprakları atılarak yapılıyor, güzel bir tadı var, mutlaka  deneyin. Lezzetli ve canlandırıcı özelliği var. Arzu edenler, şeker ilave ederek içiyorlar.

Alkollü İçkiler

Ülke, Müslüman ülkesi olması nedeniyle, alkollü içki kullanımı yasak. Ancak, tatil yörelerinde, restoran, otel ve barlarda bulabilirsiniz. Zaten, buralarda, turistlerin alması serbest, yerli halkın içki alışverişi yasak.

Ülkede, üzüm üretimi, tarih bölümünde belirttiğim gibi, Fenikelilere kadar dayanıyor.

İlk üzüm bağlarını, Fenikeliler, yüzlerce yıl önce dikmişler ve bunun doğal sonucu olarak, ülkede muhteşem lezzetli şarap üretimi var.

Tunus şarapları

Güçlü aromalı özellikleriyle öne çıkıyor. En iyi şaraplar arasında: Selian markası var. Magon isimli şarapları da çok güzel. Özellikle, Bon yarımadasında bulunan şaraplar, kalitelidir.

Bira ise: Celtia adıyla biliniyor, ama tadı saman gibi.

Son olarak, eğer bulabilirseniz, incirden yapılan yerel bir tür içki olan “boukha” denemelisiniz.