Ağrı

ağrı.ağrı dağı.3
Ağrı

Ağrı denilince, burayı bilen-bilmeyen herkesin aklına: kar, kış ve ağrı dağı geliyor. Birçok kez gittiğim ve bulunduğum bu şehirde: yazıma başlamadan önce, meşhur olan üç nesneden söz etmek istiyorum.

Bunlar: kar, karga, kavak. Kavak: bol miktarda kavak ağacı var ve özellikle, bunlar yılın belli dönemlerinde havaya saldıkları pamuklar ile, şehri tamamen etkiliyorlar.

Karga: evet, şehirde karga da çok bol. Özellikle: bu kargalar, yaya kaldırımlarındaki ağaçların üzerlerine tünüyorlar ve yaya kaldırımlarından geçen halkın üzerini pisletiyorlar.

Bu yüzden, Ağrı’ya gelen yabancılar hemen anlaşılır. Çünkü: yabancılar yaya kaldırımından gider ki, bir karga üstlerine edene kadar.

Ağrının yerlisi ise, bu durumu bildiği için, yaya kaldırımından değil, caddeden-sokaktan yürür. Son özellik: kar demiştim. Malum, bunu anlatmaya gerek var mı, soğuk, kar ve kış, bu güzel ilimize, yılın en az yarısında, yani altı ay egemen oluyor ve tüm yaşamı etkiliyor .

ağrı.terminal.1
Ağrı

ULAŞIM

Ağrı; E-80 karayolu ile, doğrudan Erzurum ve İran’a bağlanır. Belli başlı merkezlere ve komşu illere olan uzaklıklar şöyledir. Ağrı-Ardahan arası uzaklık: 310 km. Ağrı-Iğdır arası uzaklık: 142 km. Ağrı-Erzurum arası uzaklık: 180 km. Ağrı-Kars arası uzaklık: 221 km. Ağrı-Van arası uzaklık; 230 km. Ağrı-Ankara arası uzaklık: 1065 km. Ağrı-İstanbul arası uzaklık: 1414 km. Ağrı-İzmir arası uzaklık: 1647 km. Ağrı-Trabzon arası uzaklık: 485 km. dir.

AĞRI HAVAALANI

Havaalanı, 1997 yılında hizmete açılmıştır. Ankara-İstanbul bağlantılı havayolu seferleri yapılmaktadır. Havaalanının kent merkezine uzaklığı: 7 km. dir.

ağrı.tarih.1
Ağrı Tarihi

AĞRI TARİHİ

Bölgede, tarihi süreç içinde, en köklü uygarlığı: Urartular kurmuşlardır. Ağrı dağının yamaçlarında: Karakoyunlu ve Taşburun köyleri arasında bulunan bir yazıtta: Urartuların, Kral Menua döneminde, bölgede egemenlik kurdukları görülmektedir.

Persler; Büyük İskender tarafından ortadan kaldırılıncaya kadar, yaklaşık 200 yıl kadar bölgede yaşamışlardır. Büyük İskender’in ölümü üzerine, boşluktan yararlanan Ermeniler, bölgeyi ele geçirirler.

1071 Malazgirt Savaşı sonrasında: bölgeye Türk boyları gelmeye başlarlar. 1027-1225 yılları arasında: Ani Atabeylikleri, 1256-1358 yılları arasında: İlhanlılar; bölgeye egemen olurlar. 1393 yılında, Moğol hükümdarı, Timur, bölgeyi ele geçirir.

1405-1468 yılları arasında: Karakoyunlular, görülür. Daha sonra ise, Akkoyunlular ve takip eden dönemde, Çaldıran Savaşı ardından, Yavuz Sultan Selim tarafından, bölge, Osmanlı topraklarına katılır.

Osmanlılar döneminde: Şorbulak olarak bilinen şehir, Ermeniler zamanında “Karakilise” olarak isimlendirilir. Kazım Karabekir Paşa zamanında: şehir ele geçirilince, ismi “Karaköse” olarak yeniden değiştirilir.

Nuh Tufanı ile ilgisinden dolayı: Tevrat’ta adı geçen “Ararat” dağı ve ülkesinin, Ağrı ve çevresinin olduğu sanılmaktadır. Bu nedenle: şehre, batılılar tarafından “Ararat” denilir.

29 Temmuz 1854 tarihinde, Ruslar Ağrıyı işgal ederler. Ancak: 30 Mart 1856 yılında, Batılı devletlerin baskısı üzerine, Paris antlaşması sonucu, Ağrı’dan geri çekilirler. Ancak: 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşlarında, Ağrı, yeniden Ruslar tarafından işgal edilir ve şehirde büyük tahribat yapılır.

Yine: batılı devletlerin zorlaması sonucu, Berlin antlaşması ile, geri çekilirler ve Ağrı yeniden Osmanlı topraklarına katılır.

ağrı.merkez.1
Ağrı

GENEL

Ağrı’nın deniz seviyesinden yüksekliği: 1640 metredir. Deniz seviyesinden çok yüksekte olması nedeniyle, şiddetli bir kara iklimi hüküm sürer.

Yazlar: sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır. Yazın ve kışın, gece-gündüz sıcaklık farkı fazladır. İlkbahar ve sonbahar mevsimleri, ılık ve yağışlı geçer.

Merkez ilçenin eski adı: Karaköse’dir.

ağrı.iran transit yolu.1
Ağrı

Anadolu’nun İran bağlantısını sağlayan yol üzerinde bulunması nedeniyle: öne çıkar. Bu nedenle: il genelinde, transit taşımacılık ve nakliyecilik gelişmiştir.

İlde: orman, yok denecek kadar azdır.

Ağrı; bir sınır ili olması nedeniyle, tarih boyunca değişik toplumların yönetiminde kalmıştır. İlde: Türkçenin yanı sıra: Ermenice, Azerice ve Farsça da kullanılmıştır. Dolayısı ile; bu dillerden birçok kelime, günlük kullanılan dile yerleşmiştir. İslam dininin etkisiyle, Arapça kelimeler de yaygınlaşmıştır.

Birkaç örnek vermek gerekirse: Ağrı yöresinde kullanılan, fakat Türkçe sözlükte bulunmayan kelime ve terimlerden bazıları şöyledir: Aynoyun (eşya, öteberi), Cığız (oyun bozan), Dayaz (derin olmayan), Direj (uzun, uzun boylu), Endirme (merdiven), Eze (teyze), Gödek (kısa, uzun olmayan), Gürgüre (şelale), Payız (sonbahar), Sako (kalın palto), Ulam( başkasına bedava iş yapma).

doğubayazıt.ağrı dağı.1
Ağrı

AĞRI DAĞI EFSANESİ

Nuh Peygamber: suların bütün dünyayı kapladığı sırada, suda yaşayanlardan başka her türlü hayvandan erkekli-dişili birer çift alıp, üç oğlu ve üç gelini ile gemiye kapanıp, canlarını kurtarırlar.

Bir gün, geminin demiri bir dağın tepesine ilişip, içindekileri yer oynamasından korkuya düşürürken; Nuh Peygamber, hayretle “Allahuekber” der ve bu yerin adını beller.

Aradan günler geçtikten sonra, yine bir sarsıntı olur. Peygamber yine şaşırarak “Suphanallah” der ve burayı da beller. Sonunda: sular çekilip azalınca, gemi bir dağın tepesine oturur kalır.

Nuh Peygamber ve oğulları; gemiyi buradan yürütemezler. Bu arada: Nuh Peygamber: “Ne ağır dağ” der. Sonradan: bütün sular çekilince, gemiden inerler.

Gemideki son erzak kırıntıları ve kalıntıları olan: buğday, arpa, pirinç, nohut, mercimek, üzüm, ceviz, fındık, incir, dut kurusu, pekmez ve balı; Sürmeli Çukurunda karıştırırlar ve son yemek (aşure aşı) hep birlikte yenir.

Nuh Peygamber: sofrasını silkeleyip, Sürmeli Çukuruna döktüğünde, bu Iğdır Ovası, çok bereketli hale gelir. Dağın adı da: geçen zaman içinde “Ağrı” ya dönüşür.

ağrı.genel.1
Ağrı

BÜYÜK VE KÜÇÜK BACI EFSANESİ

Çok eski zamanlarda: Sürmeli Çukuru; uçsuz-bucaksız, düzlükler halindedir. Ağrı Dağının birçok yerinde ise, büyük ormanlar vardı. Günlerden bir gün: iki bacı, evlerine odun getirmek üzere, ormana giderler.

Ormandan topladıkları, odunları, birer birer sırtlarına almaları zamanı gelince: Büyük bacı, küçük kardeşine: “Bacı bacı kurbanın olayım, ne olur, gel sırtıma bu yükü kaldırıver” der. Küçük bacı: “hayır” der, yükü kaldırmaz ve üstelik te: “canın çıksın, kendin kaldır” der.

Büyük bacı: yalvarır-yakarır olmaz. Aralarında kavga başlar. İkisi de kan-ter içinde kalırlar. Hareket edemezler ve başlarlar, birbirlerine beddua etmeye.

Küçük bacı: “Allah seni öyle bir dağ etsin ki, yaz-kış başından kar eksik olmasın” der.

Büyük bacı da: “ Sen de öyle bir dağ olasın ki, başından: yılan-çıyan eksik olmasın”  der.

Tanrı: her ikisinin de beddualarını kabul eder. Büyük bacı: Büyük Ağrı dağı olur. Başından: yaz-kış kar eksik olmaz. Küçük bacıda: Küçük Ağrı dağı olur ve tepesinde: yılan-çıyan eksik olmaz.

ağrı.üniversite.1
Ağrı

İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ

İbrahim Çeçen: Ağrılı bir iş adamıdır. 1941  yılında Ağrı’da doğmuştur. Halen: 30 dan fazla şirketin bağlı bulunduğu IC Holding Yönetim Kurulu Başkanıdır. Aynı zamanda: IC Vakfı kurucusudur.

2004 yılında: IC İbrahim Çeçen Vakfını kurmuştur. Eğitim, sağlık, spor ve sanat alanlarında yaptığı hizmetler, ülkesi için gayretli çalışmaları, katkıları ve üstün başarılarından dolayı, 2007 yılında, TBMM tarafından “Devlet Üstün Hizmet Madalyası “ ile ödüllendirilmiştir.

Üniversite bünyesinde: 3 fakülte, 1 yüksek okul, 2 enstitü, 2 meslek yüksek okulu bulunmaktadır. Üniversite: süratle yerleşimlerini sürdürmektedir.

YEME-İÇME

Ağrı toprağı ve iklimi: sebze tarımına elverişli olmadığı için: Ağrı mutfağında, tahıl önemli yer tutar. Kış mevsiminin uzun sürmesi: un ve una dayalı yemek çeşitlerini çoğaltmıştır.

Yörenin en tanınmış yemeği: saç kavurmadır. Saç kavurması: etin saç üzerinde pişirilmesiyle yapılır. Diğer ismi: Selekelidir. Taze oğlak veya kuzu etinden yapılır. Üzerine: tereyağında eritilmiş, salça konur. Üzerine: sarımsaklı yoğurt dökülerek servis edilir.

Ağrının kendine özgü başka bir yemeği de: Abdigor köftesidir. İçli köfteye benzer. İlin en tanınmış yemeğidir. Yağsız, sinirsiz, kemiksiz sığır eti, çok az miktarda soğan, bir adet yumurta ve baharatlardan yapılır.

Hamur haline gelen et, soğan ve su katılarak elle çırpılır. Çırpıldıktan sonra, bir saat dinlendirilen köfteler, pilav üzerine konularak servis yapılır.

Diğer öne çıkan yemek: sahan kebabı. Sahanda, iki lavaş arasına, kuşbaşı et konularak pişirilir.

ağrı.genel.2
Ağrı

Bu arada: Ağrı ilinde, mutlaka gözünüze çarpacaktır, çok miktarda: gayet küçük mekanlardan oluşan, çorbacılar var. Her sabah: İlin yerlileri, erken saatlerde açılan bu çorbacılarda, kahvaltı yaparlar.

Siz de deneyebilirsiniz, gerçekten lezzetli çorbalar var, özellikle: paça-işkembe çorbası. Özellikle: soğuk kış günlerinde muhteşem güzel.

Son olarak: gerek tatmak ve gerekse satın almak suretiyle, mutlaka denemenizi önereceğim: beyaz bal var. Türkiye’nin en güzel çiçek balı, burada elde ediliyor.

Bin bir renk ve çeşit kokulardaki yayla çiçeğinden elde edilen bembeyaz balın tadına doymak mümkün değil.

Özellikle: Aladağ ve Sinek yaylalarının balı meşhurdur ve şifalı olduğuna inanılır. Bu bal: mideye kuvvet verir, midedeki fazlalıkları  dışarı atar. Sindirimi kolaylaştırır, sindirim organlarının düzenli çalışmasını sağlar.

Hazmı gerektirmediği için, kolayca kana karışır. Ayrıca: kansızlığı ve zaafı giderir. Hastalıklardan yeni kalkmışlara, kuvvet verir.

ağrı.halı.1
Ağrı Hediyelik-Alışveriş

HEDİYELİK-ALIŞVERİŞ

TİFTİK ÇORABI

Koyun ve keçilerden elde edilen yün ve tiftik: yöresel işleyiş biçimiyle, giyim eşyası olarak değerlendirilir. Bunların en önemlilerinden birisi: tiftik çoraplarıdır. Tiftik, kış başlarında; keçilerin, özel taraklarla taranması şeklinde elde edilir.

Elde edilen tiftik: yıkanıp temizlendikten sonra iplik haline getirilir. Bundan: renkli ipliklerle, çoraplara  desenler verilir. Evet, yöreye gittiğinizde, bu tiftik çoraplarından alabilirsiniz.

NAZARLIK VE ÜZERLİK

Bunlar: mısır, arpa taneleri ve üzerlik otunun dizilmesiyle elde edilen, duvar süslemeleridir. Gerek inanç bakımından ve gerekse süsleme tekniği ve anlayışı olarak, bölgenin kültürel özelliklerini yansıtır.

Ayrıca: turistik değer taşır. Üzerlikler: genellikle köylerde, evlerin duvarlarını süsleyen ve ayrıca nazardan koruduğuna inanılan eşyalardır.

Sizde; özellikle nazardan korunması özelliğini dikkate alarak, yöreden üzerlik alabilir ve evinizin güzel bir köşesine asabilirsiniz.

ağrı.genel.3
Ağrı Gezilecek Yerler

AĞRI GEZİLECEK YERLER

BALIK GÖLÜ

Ağrının kuzeyinde, Kars sınırındaki, Sinek yaylasında, bir lav seti gölüdür. Gölün suyu tatlı ve temizdir. Sazan balığı ve ünlü kırmızı pullu (kızıl alabalık) alabalığı vardır.

Bu alabalık: elbette aklınıza ilk gelen olduğu üzere: gayet güzel tadı nedeniyle yeniliyor.

Ama: büyük olasılıkla, genel olarak bilinmeyen bir uygulama daha var. Bu alabalık: kırık-çıkık tedavisinde: ilaç olarak kullanılıyor.

Öyle ki, söylenenlere göre: bu alabalık, yapıştırıldığı yerde bulunan kemikler üzerinde, muhteşem bir yumuşatıcı etki yaratıyormuş ve böylece: kırık-çıkık olaylarında, tedavi edici bir ilaç olarak kullanılıyormuş.

Yozgat çevresinde de, alabalık ile, bu tür tedaviyi duymuştum. Zaten: balık gölünde araştırma yapan Avusturyalılar: göldeki alabalığı gördüklerinde, “bu endemik bir alabalık alt türü” sonucuna varmışlar.

Aslında: bu göldeki alabalık, Abant alabalığı ile aynı türden. Diagnostik (pul sayıları, solungaç dikenleri, omur sayıları) ve morfolojik yapıları: Abant alabalığı ile, neredeyse aynı ve onun gibi siyah benekli ve aynı desenli.

Gölün çevresindeki buz gibi kaynaklar: Anadolu’nun en güzel sularıdır. Doğu Anadolu’nun Abant’ı sayılır.

Göl:  doğal bir güzelliğe ve sade bir manzaraya sahiptir.

Deniz seviyesinden: 2241 metre yüksekliktedir. Yurdumuzun, en yüksekte oluşmuş gölüdür. Alanı: 34 km. karedir. Derinliği: 100 metreyi aşar. Gölün güney kıyısında: plaj tesisleri ve turistik tesisler var.

Balık gölüne en kısa yol: Taşlıçay üzerinden çıkan 26 km. lik yoldur.

Gölün kuzey tarafında: üzerinde tarihi kalıntılar bulunan, 4 dekar genişliğinde bir ada var. Adaya: motorlu ve kürekli kayıtlarla gitmek mümkün.

DAMBAT ÇERMEĞİ VE MADEN SUYU

Ağrı’ya 5 km. uzaklıkta, Dambat köyündedir. Murat nehri kıyısındadır. Yerden fışkıran su: kükürtlüdür ve her yıl yer değiştirmektedir.

Ayrıca: kapaklı bir yerde kalınca, zehirlenme yaptığından, sabit bir havuz içine alınmamıştır.

Yara, çıban, sivilce gibi deri hastalıkları ve romatizma için şifalıdır.

Ayrıca: maden suyu kıvamındaki kaynak suyu: böbrek, bağırsak ve mide hastalıklarına iyi gelmektedir.

KIRIK KÖPRÜ

Kırık köprü ve civarındaki: Körçay; yerli halk tarafından, piknik ve dinlenme yeri olarak kullanılıyor. Çocuklar: ayrıca, çaya girip yüzüyorlar.  Özellikle: karayolu ile seyahat edenler: Ağrı Havaalanının, hemen yakınında bulunan bu çeşmeden su içmeden, geçmezler.

AŞAĞI KÜPKIRAN

Burada: kayak tesisleri var. Küpkıran köyü arazisinde: beybi lift kayak tesislerinin kurulmuş. Burada: Türkiye Kayak Federasyonunun faaliyet programında yer alan: Kayaklı koşu yarışmaları yapılıyor.

KÜPKIRAN-HARABEGÖL KALESİ

Merkez ilçeye, 20 km. uzaklıktadır. Yukarı Küpkıran ve Güneysu köyleri arasındadır. Kale: büyük blok taşlardan yapılmıştır. Mazgalları var. Ancak: kalenin, bir deprem sonucu battığı ve oluşan çukura, su dolduğu için, bu adın verildiği sanılmaktadır.

Karakoyunlular zamanında, 250 haneli bir yerleşim yeri olan buranın; Yezidi ve Ermeniler tarafından işgal edildiği ve bunun üzerine, Türkler tarafından, savunma amaçlı olarak bu kalenin yapıldığı sanılmaktadır.

Ancak: kaleyi kimim ve hangi tarihte yaptırdığı bilinmiyor. Günümüzde ise: yıkık durumdadır.

Doğubayazıt tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Zonguldak Devrek

Zonguldak Devrek

Bilmiyorum, ne kadar doğru olur, ama “Devrek” denilince, benim aklıma hemen “Baston” geliyor. Şöyle ki, “Baston her yerde Bastondur, üzerinde sanat eseri varsa o “Devrek Bastonu” dur. Buna belki şöyle bir eklenti yapılabilir, aslında Zonguldak’tan eski ama günümüzde tam bir emekli kasabası olmuştur.

Evet, muhteşem sanat eseri olarak “baston” denilince, ülkemizde, yalnızca “Ahlat” ve “Devrek” geliyor.

ULAŞIM

İlçenin, il merkezine uzaklığı: 60 kilometredir. Devrek-Mengen arası uzaklık: 36 km. Devrek-Bartın arası uzaklık: 50 km.

TARİH

Devrek, denizyolu güzergahında olması nedeniyle, çok önemli ve stratejik bir konuma sahiptir. Fatih Sultan Mehmet, 1460 yılında, Amasra’nın fethine giderken, bu yol güzergahını kullanmıştır.

Zonguldak Devrek

GENEL

İlçe, genellikle yüksek bir arazi üzerine kurulmuştur ve topraklarının büyük bir bölümü, ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlar, ülkenin en zengin ormanları olarak tanımlanıyor. Bu ormanlar: iğne yapraklı çam, yayvan yapraklı meşe ağaçlarından oluşmaktadır. Denizden yükseklik: 100 metredir. Ekonomik olanaklar değerlendirildiğinde: ilçe halkının çoğunluğunun, Demir-Çelik Fabrikalarında çalışmak üzere, Ereğli’ye göçtüğü anlaşılmaktadır.

İklim değerlendirildiğinde, ilçede dört mevsim yağışlı geçen, ılıman deniz ikliminin hakim olduğu görülür. İlçenin içinden bir çay geçiyor. Bu “Devrek çay” ıdır ve Filyos çayına karışarak, Karadeniz’e dökülür. Devrek denildiğinde: burada bulunan Jandarma Eğitim Birliği de öne çıkıyor.

Çünkü: tarihi süreç içinde, birçok asker adayı, burada acemi eğitimini tamamlamış ve daha sonra başka yerlere, askerlik hizmetini tamamlamak üzere gitmişler. Yani: kısa süreli de olsa, birçok insan için, Devrek bir süre yaşanılan bir yer olarak hafızalarda yer etmiştir. Tabii, burada birkaç yıllık süreçte görev yapan personeli de unutmamak gerek.

Zonguldak Devrek

BASTONCULUK

El sanatı açısından, yörenin simgesi olmuştur. Yaklaşık, 500 yıldır, yörede baston yapılmaktadır. Günümüzde, daha geliştirilerek yapım sürdürülmektedir.

Bastonculuğun, tarihi geçmişine gelince: Mısır’da, İngilizlere esir düşen, Devrekli marangoz ustası Ali Rıza Efendi tarafından, bastonculuk, İngilizlerden öğrenilmiş ve Devrek’te yapılmaya başlanmıştır. Takip eden dönemdeki önemli bastoncu ustaları: Aziz Salman Usta, Münteka Çelebi Usta.

Zonguldak Devrek Baston

Klasik Devrek bastonunda: gövde kızılcık, sap ceviz ağacıdır. Gövdesinden başlayarak, sap kısmına doğru dolanmış, iki yılan motifi bulunur. Günümüzde ise, bastonlar, değişik malzemeler ve motiflerden üretilmektedir. İlçede, her yıl, Temmuz ayının, üçüncü haftasında “Devrek Baston ve Kültür Festivali” düzenlenmektedir.

NE YENİR.NE İÇİLİR

Devrek’te: asma yaprağından sarılan ve sıcak yenen, etli yaprak sarmasını denemelisiniz. Zeytinyağlısı da var. Bunun dışında, cevizli ev makarnası da olabilir.

Bunların dışında: burada, Devrek simidi ve cevizli ekmek tatmalısınız. Hatta, cevizli ekmekten satın alıp, yakınlarınız için götürebilirsiniz. Simit yemeyi unutmayın.

Zonguldak Devrek

NE SATIN ALINIR

Mutlaka ve mutlaka baston satın almalısınız. Şu an için belki bir bastona ihtiyacınız bulunmadığını düşünüyorsunuz, ancak gelecek dönemlerde, mutlaka baston gerekebilir. Siz, Bastoncular Çarşısına mutlaka uğrayın ve hoşunuza giden ve uygun fiyatlı bir baston satın alın.

GEZİLECEK YERLERİ

Zonguldak Devrek Bostandüzü Ormaniçi Dinlenme Kampı

BOSTANDÜZÜ ORMAN İÇİ DİNLENME ALANI

İlçe merkezine, yaklaşık 11 km. uzaklıktadır. Özellikle, hafta sonu ve tatil günlerinde, büyük kalabalıklar görülüyor. Piknik ve dinlenme alanı olarak kullanılan burada, rahatlıkla mangal da yakılabiliyor. Şehir yoğunluğundan sıkılıp, bunalanlar için ideal. Sizler de, buralara yapılacak herhangi bir gezide, bu dinlenme alanında, kısa bir mola verebilirsiniz.

Zonguldak Çaycuma gezi yazım hakkında Çaycuma

Hırvatistan Zagrep

Hırvatistan Zagrep

Zagreb şehri, gündüz alabildiğine sıkıcı, akşam ise bir nebze hareketlenen bir yer.

Dümdüz ve sakin bir Hırvat şehridir.

Nem oranı, özellikle yaz aylarında insanı rahatsız edici boyutlara ulaşır.

Şehirde, geçireceğiniz zamanı, en fazla 2 gün ile sınırlamanız yeterlidir.

ULAŞIM

İstanbul-Zagrep arasındaki havayolu uçuş süresi: 1 saat 45 dakikadır. Özellikle, belli dönemlerde, THY dan, çok ucuza uçak bileti bulmanız mümkündür. Zagreb havaalanı, şehir merkezine 17 km. uzaklıktadır. Havaalanı ile şehir merkezindeki bu uzaklık: 20-25 dakikada alınabilmektedir. Şehir merkezinden havaalanına gitmek isterseniz: otobüs terminali Merkez Otogar Marin Drzic Caddesi üzerinden araç bulabilirsiniz.

Havaalanından, şehir merkezine ulaşım için otobüs kullanabilirsiniz. Otobüsler ile: şehir merkezine ulaşım ücreti, 1 kişi: 30 kuna.

VİZE

Ülkeye giriş için: vize isteniyor. Çünkü Hırvatistan ülkesi Avrupa Birliği üyesidir.

PARA BİRİMİ

Ülkede, para birimi olarak: Kuna kullanılıyor.
1 Euro = 7 kuna.

GENEL

Şehir: Hırvatistan ülkesinin başkenti ve aynı zamanda en kalabalık şehridir. Şehirde, yaklaşık 1 milyon üstünde kişi yaşıyor. Bunların büyük çoğunluğu ise, Hırvattır. Ülke başkanı, hükümet ve parlamento, bu şehirde bulunuyor.

Şehrin hemen içinden “Sava” nehri geçiyor. Nehrin üzerinde, 7 tane trafik köprüsü bulunuyor. Şehrin, deniz yüzeyinden yüksekliği, yani rakımı: 122 metredir.

Şehrin iklimi nispeten ılımandır. Yani: kış aylarının en soğuk günlerinde bile, şehirdeki hava sıcaklığı 1 derecenin altına düşmez.

Şehir

Uluslararası bir ticaret ve iş merkezi olarak öne çıkıyor. Ülke genelinden ayrı olarak, burada yaşayan insanların milli geliri, çok daha yüksektir. Ülke firmalarının üçte biri, bu şehirde yaşamaktadır. Ülke ihracatının da, büyük bölümü, bu şehirden yapılır.

Şehir: özellikle “The Upper Town” bölümünde: barok stil eserlerle süslü mimari anıtlar, müzeler, çeşmeler, yeşil alanları ile; Avrupa’nın en öne çıkan turistik merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Hırvatistan Zagrep

TARİHİ GEÇMİŞİ

Bölgedeki ilk yerleşimin, 1’nci yüzyılda olduğu söyleniyor. Tarih kayıtlarında ise, şehrin ismi ilk kez: 1094 yılında görülüyor. 1851 yılında: Kaptol ve Gradel şehirleri birleşerek, Zagrep şehrini oluştururlar.

1242 yılında ise, Cengiz Han saldırıları sonucu, şehir olumsuz etkilenir ve zarar görür.
1699 yılına gelindiğinde, bu kez şehirde açılan üniversite ve devamında, veba salgınları, büyük sıkıntılar doğurur.

20’nci yüzyılda ise: Yugoslavya’nın dağılması sonucu: şehir, yine tam bir savaşın ortasında kalır. İç savaş öncesinde, gerginliği arttıran en büyük olay: 13 Mayıs 1990 tarihinde yapılan: Dinamo Zagreb-Kızılyıldız futbol takımları arasındaki maçtır.

Sırplar, savaşın başlarında, uçaklarıyla, şehre birkaç bomba atmışlar ve bunun dışında, şehir iç savaştan fazla etkilenmemiştir.

ARABA KİRALAMA

Havaalanından araba kiralayabilirsiniz. Günlüğü: 20 Euro. Araba kiralamaktan korkmayın, çünkü trafik gayet güzel ve rahat. Çünkü: yollarda özellikle kamyon göremiyorsunuz.

Hatta: yollarda görebileceğiniz arabalardan büyük bölümünün yabancı plakalı olmasına alışmanız gerekir. Ancak, araba kiralamanın tek olumsuz yani: şehir merkezlerinde otopark ücretlerinin çok çok yüksek olmasıdır, bunu göze almanız gerekiyor.

 

GECE HAYATI

Şehirde: gece hayatı, oldukça hareketlidir. Çünkü: çok sayıda birahane, gazino, kulüp, bar, diskotek ve caz kulübü bulunuyor.

Akşam yemeğinden sonra: Maraschino’da geceye başlayabilir ve ilerleyen saatlerde ise, göl kıyısındaki kulüplere gidebilirsiniz.

Ancak: özellikle “Aquarius” denilen gece kulübünden uzak durmanızı öneririm. Göl kıyısında: özellikle “Piranha” seçilmelidir.

OTELLER

Zagrep bölgesindeki otellerde: otel ücreti dışında, ilaveten vergi alınıyor. Yani: otelin günlük ücreti: iki kişi: 330 kn. İken, ilaveten 7 kn. Vergi ödeniyor. Şehir merkezindeki otellerin birçoğunda, iki kişilik oda fiyatı: 60-90 Euro arasında değişiyor. Hostellerin oda fiyatları ise: 15-20 Euro arasında değişiyor. Ancak, elbette gitmeden önce, internet üzerinden rezervasyon yaptırmanız şart.

Şehirde, konaklama için birçok alternatif bulunuyor.

Bunlar:
5 Yıldızlı Tesisler: The Regent Esplanade Zagreb Oteli, Sheraton Zagreb Oteli, The Westin Zagreb Oteli.
4 Yıldızlı Tesisler: Arcotel Allegra Zagreb Oteli, Palace Hotel, Hotel Dubrovnik.

NE YENİR

Şehir: pastaneleri ve kahve evleriyle ünlüdür. Burada: özellikle kalp şeklindeki “Paprenjak” yani “Bahatlı Bisküvi” yemelisiniz. Yemek olarak ise: Zagreb Bifteği (peynir ve jambonlu dana eti ile hazırlanan) deneyebilirsiniz.

Şehre özgü diğer lezzetlerin başında: krpice sazeljem (kavrulmuş lahana), kotlovina (komposto et), strukli (bir tatlı çeşidi) önerebilirim. Pazar meydanının yanında: birkaç güzel et lokantası bulabilirsiniz. Ayrıca: Leonardo denilen bir restoranda deniz ürünlerinin tadına bakmalısınız. Hatta, burada mutlaka “kalamar” yemenizi öneririm.

İçki olarak ise, buraya has bir bira türü var: Ozujsko. Bu bira: pek hoş değil. Karlovacka birası, nispeten daha güzel. Ancak, unutmamalısınız, bunların biralarının alkol oranı: % 11, yani bizim ülkemizdeki biraların alkol oranının çok üstündedir. Biranın yanında: patates kızartması veriyorlar.

Bu arada: özellikle kış aylarında, sokaklarda satılan kestanelerden, bir külah alıp, yiyebilirsiniz. Son olarak: alkolsüz içecek olarak, yörede en çok kullanılan içki: kava. Bu bizim bildiğimiz Türk kahvesidir. Buna: aynı zamanda espresso da deniliyor.

İçme suyuna gelince, buradaki insanlar genellikle içme sularını çeşmelerden sağladıklarından, şişe ile satılan içme suları biraz pahalıdır.

Son olarak, bu şehirde “bureg” denilen kıymalı böreği denemenizi öneriyorum.

NE SATIN ALINIR

Şehirde: birçok butik, dükkan, alışveriş merkezi ve hediyelik eşya satılan mağazalar var. Buralarda: kaliteli giysiler, şaraplar, kekler, hasır yada hasır sepetler ve kristal objeler satın alabilirsiniz.

Ama, ilginizi çekerse, bu şehirden mutlaka şarap satın almalısınız. Ayrıca: şehirden, kravat veya boyunluk eşarp satın alabilirsiniz.

Alışveriş merkezlerini bulabileceğiniz yerler: Branimir Centar, Kaptol Centar, İmportanne Centar, Rotonda ve City Centar Varteks.

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Sokaklarının birçoğu araç trafiğine kapalıdır.

Zagreb şehir içi ulaşımında, tramvayın büyük önemi var. Tramvay: şehrin birçok bölgesine ulaşımı sağlıyor. İlk olarak, 5 Eylül 1891 tarihinde kurulan tramvay hatları, zamanla tüm şehre yayılmıştır.

Şehirde: düzenli şehir turları da bulunuyor. Zagreb temalı şehir turları: eğlenceli ve interaktif tur olarak düzenleniyor ve fiyatı: 90 kuna.

Tramvaylarda, bütün kapılardan giriş-çıkış yapılabiliyor. Çoğu kişi de, bu yüzden tramvay parasını ödemiyormuş. Ancak, kontrol elemanlarına yakalanma durumunda, ceza ödemek zorunda kalınıyor.

Hırvatistan Zagrep

GEZİLECEK YERLER

Zagreb şehri: özellikle Avusturya, Almanya ve İtalya’dan olmak üzere, yılda 1 milyon turist almaktadır.

Bir zamanlar: şehrin kralı, şehirdeki otoritesini güçlendirmek için: şehrin en yüksek yerine bir top koydurur ve bu topun: her öğlen vaktinde, bir kere ateşlenmesini emreder.

Bu uygulama: 1 Ocak 1877 tarihinden, günümüze kadar aynen devam ediyor ve her gün öğlen saat: 12.00’de, top ateşleniyor, bu sesi duyduğunuzda şaşırmamalısınız.

Bu konuda son bir not: bu top, sözüm ona “Türkler geliyor” anlamında, her gün ateşlenip, halkın dikkati çekiliyormuş.

Şehirde, muhteşem bir tramvay düzeni var ve her dakika, her yöne tramvay gidiyor. Ancak: şehir gezinizi, yürüyerek de yapabilirsiniz. Yürüyerek birçok önemli merkezi görebilirsiniz.

Şehir: iki bölümden oluşmaktadır. Bunlar:

1. Gornji grad
2. Donji grad.

GORNJİ GRAD – THE UPPER TOWN

Burası: şehrin, ortaçağ eserlerinin yoğun olarak bulunduğu bölgesidir. Kaptol ve Gradec bölgeleri, buradadır.

Şehirdeki gezimize: kent merkezinde bulunan “Trg Ban Jelacica” meydanından başlıyoruz. Burası: şehrin tam merkezidir.

Hırvatistan Zagrep

Hırvatistan Zagrep

 

TRG BAN JELACİCA MEYDANI

Şehrin merkezindedir. Bu meydanda: “Ban Josip Jelacic” heykeli görülüyor. Ban: vali demektir. Kendisi, heykelinde: at üzerinde, kılıcı havada durur görülüyor. Kendisinin, Macarlarla yapılan savaşlarda şehri korumaya çalıştığını, ancak başarılı olamadığını söylüyorlar.

Yine de, heykeli buraya dikilmiş. Ancak: Yugoslavya devleti yönetimi sırasında, Meraşal Tito tarafından heykel, Hırvat milliyetçiliğini anımsatıyor diye yerinden kaldırılmış, 1990 yılında ise, Hırvatistan bağımsızlığını kazanınca, heykel, yeniden yerine konulmuştur.

Noel kutlamaları: burada düzenleniyor. Ayrıca: burada insanlar buluşuyor, kafeteryalarda oturup gazete-kitap okuyorlar, gelen geçeni seyrediyorlar.

Meydanı gezdikten sonra: hedefimiz bir katedral.

Hırvatistan Zagrep

Hırvatistan Zagrep

 

ST.STEPHEN – ZAGREB KATEDRALİ

Söylenenlere göre: 1242 yılında, Tatarlar ülkeyi işgal ettiklerinde, burada bulunan katedrali yıkmışlar ve yaklaşık 10 yıl sonra, yeniden inşa ederken, Fransa Troy şehrinde bulunan St. Urban kilisesini örnek almışlar.

İki tane, gotik tarz kulesi görülüyor. Kulelerin uzunlukları, 100 metreyi aşmaktadır. Anıtsal yapı olarak önem kazanmaktadır. Katedralin hemen önünde: altın renkli, dört sütun bulunuyor. Bunlar: Melek ve Meryem Ana sütunlarıdır.

St. Stephen Katedrali gördükten sonra, yine kentin en hareketli yerlerinden biri olan bir pazar yerine ulaşıyoruz. Dolac Pazarı.

Hırvatistan Zagrep

DOLAC PAZARI

Şehrin en canlı bölgesidir. Hırvatistan’ın her yerinden gelen insanların ürünlerini sattıkları bir yer olarak biliniyor. Buradaki tezgahlar arasında gezinebilirsiniz. Burası: her türlü sebze, et, meyve, peynir, şarap, hediyelik eşya vs. nin satıldığı dükkan ve tezgahların bulunduğu bir yer olarak önem kazanıyor.

Burası da, çok hareketlidir. Burada: özellikle öğlen yemek yemek ve kahve molası vermek için güzel yerler bulunuyor. Pazar çevresindeki küçük dükkanlarda ise, el yapımı hediyelik eşyalar satın alabilirsiniz.

Hırvatistan Zagrep

Pazarı gezdikten sonra: Tkalciceva Ulica sokağına giriyoruz. Burada, bir kent kapısı ve taş geçit var. Kamenita Vrata isimli bu geçit içinde: bir kent kapısı görülüyor. Kapı: 13’ncü yüzyıldan günümüze kalmıştır.

Geçit üzerinde, bir de küçük şapel var. Şapelin duvarlarında: Meryem Ana ve bebek İsa’nın resimleri görülüyor. Söylenenlere göre: bir yangında, bu resmin tahta çerçevesi tamamen yanmış, ancak resme herhangi bir şey olmamıştır.

Bu nedenle: resmin kutsal olduğuna inanılıyor. İnananlar: bu resmin önünde ve geçidin diğer yerlerinde: mumlar ve çiçekler arasında, diz çöküp dua ediyorlar.

Daha sonra: şehrin diğer bölgesine geçiyoruz.

DONJİ GRAD

Burada: devlet başkanı makamı olan Banski Dvori binası görülüyor. Devamında ise: St. Mark kilisesi var.

Hırvatistan Zagrep

ST. MARK KİLİSESİ

Kilisenin tavanındaki freskleri görmenizi öneririm. Kilise: 13’ncü yüzyılda inşa edilmiştir. Üç kubbelidir. Avrupa’nın bu bölgesindeki en özgün dini yapıların başında gelmektedir. Kilisenin çatısı: Hırvat bayrağını andırır bir şekilde, seramiklerle kaplanmıştır.

Bu özelliğiyle, başka bir benzeri yoktur. Kırmızı, beyaz ve mavi damalı zemin üzerinde, iki tane hanedanlık arması görülüyor.

Bunlardan: sağdaki arma: Zagreb şehrini, soldaki arma ise: Hırvatistan, Slovenya ve Dalmaçya üçlü krallığını temsil ediyormuş. Yani: ilginç ve güzel bir çatı yapılmış.

Şehir manzarasını izlemek isterseniz, bu bölgedeki bir kuleye çıkmanız gerekiyor.

LOTRSCAK KULA – HIRSIZ KULESİ

Buraya çıkış için: isterseniz yürüyerek, isterseniz feniküleri kullanabilirsiniz. Özellikle, yaklaşık 100 yıllık, feniküleri kullanmanızı öneririm. Burası: yapıldığı dönemde, şehirdeki hırsızların gözlenmesi için yapılmış bir kuledir.

Günümüzde ise, buradan harika şehir manzarası izlenebiliyor. Özellikle: çatıların fotoğraflarını çekmek mümkündür.

Daha sonra: yorgunluk atmak için: bir park tercih edebilirsiniz.

Hırvatistan Zagrep

Hırvatistan Zagrep

MAKSİMİR PARK

Park, şehir merkezine biraz uzak bulunuyor. Avrupa’nın en büyük doğal parkı olarak biliniyor.
Parka ulaşmak için: tramvay kullanmanız ve Buckovacka durağında inmeniz gerekiyor. Park içinde: 1853 yılında yapılan, Anton Dominik Fernkorn’un; bir heykeli var. Bu heykelde: bir ejderha öldürme sahnesi temsil ediliyor.

Park içinde: yemek yiyebilir ve kahve içebilirsiniz. Hatta: orman ve göl kıyısında, uzun yürüyüşler yapabilirsiniz. Aynı zamanda, bisiklet binmek te mümkündür. Gölde: su sporları yapılıyor.

Park içinde: bir de, 85 yaşında olan hayvanat bahçesi bulunuyor. Hayvanat bahçesi, özellikle çocuklar için ilginç bir gezi oluyor.

Bunların dışında: Zagreb şehrinde gezebileceğiniz diğer yerler ise şunlardır:

ZAGREB MÜZESİ

Müze: şehir tarihini ortaya koyan çizimler, el sanatları ve dökümanların sergilendiği bir yerdir. Müzenin bulunduğu yapı ise: 17’nci yüzyıldan, günümüze kalan, St. Clair Manastırıdır.

ARKEOLOJİ MÜZESİ

Şehrin, önemli sergilerinin başındadır. Müze: Zrinski meydanındadır. Müze koleksiyonlarında, yaklaşık 450.000 çeşit arkeolojik eser bulunmaktadır. Bu eserler, uzun yıllar boyunca farklı kaynaklardan toplanmış, Hırvat varlığının kaynaklarıdır.

Bunların en ünlüsü: Mısır bölgesinden toplanan eserlerdir. Müzede, özellikle “Zagreb mumyası” görülmelidir. Ayrıca: eski Etrüsk yazıt koleksiyonu da ilgi çekmektedir.

Hırvatistan Zagrep

ÇAĞDAŞ SANAT MÜZESİ

1954 yılında kurulmuştur. Müzenin koleksiyonları içinde: Hırvat ve yabancı çağdaş sanatçılara ait eserler sergileniyor. Müzenin günümüzdeki binası ise, 2009 yılında açılmıştır.

Hırvatistan Zagrep

MİMARA MÜZESİ

Müzede: 20’nci yüzyıla kadar, tarih öncesinden kalan eserler sergilenmektedir. En ünlü sergiler: Lorenzetti, Raffaell, Giorgione, Caravaggio, Canaletto ve Hollandalı Rembrant, Van Goyen gibi sanatçıların eserlerine aittir.

Hırvatistan Zagrep

MİROGOJ

Burası, Zagreb şehrinin mezarlığıdır. Şehir merkezinin kuzeyindeki mezarlık, 1876 yılında açılmıştır. Burada: Hırvatistan’ın geçmişinde önemli yer almış kişilerin mezarları bulunmaktadır.

Hırvatistan Zagrep

BOTANİK BAHÇELERİ

Tomislav meydanının güneyinde, Hotel Esplanade yakınlarındadır.

Hırvatistan Zagrep

MODERN GALERİ – MODERNA GALERİ

Zrinjevaç parkı bölgesinde, 1934 yılında yapılan, tarihi Vranyczany Sarayındadır.

Burada: önemli ve kapsamlı koleksiyonlar sergileniyor. Bu koleksiyonlar içinde: 19 ve 20’nci yüzyıl Hırvat sanatçılarına ait tablolar, heykeller ve çizimler bulunuyor.

Hırvatistan Zagrep

 

HIRVATİSTAN ULUSAL TİYATROSU

1895 yılında yapılmış ve Avusturya İmparatoru I. Franz Joseph tarafından açılmıştır. Şehrin en önemli tiyatro merkezidir. Bu güzel mekanda: muhteşem bir dekorla desteklenen, her türlü sahne etkinlikleri, kongreler ve oturumlar düzenlenmektedir.

Hırvatistan Zagrep

ZAGREB ÜNİVERSİTESİ

1669 yılında kurulan Zagreb Üniversitesi, Hırvatistan ülkesinin en eski üniversitelerindendir. Kuruluşundan bu yana sürekli büyüyen üniversite, günümüzde 28 fakülte bulundurmaktadır. Bu fakültelerde: 200 binden fazla öğrenci eğitim görmektedir.

2011 yılında, Dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasına girmiştir. Güzel bir bahar günü: üniversitenin karşısındaki büyük parkta, piknik yapmanızı ve hatta çimenler üzerinde dinlenmenizi öneririm.

Hırvatistan Zagrep

JARUN GÖLÜ

Şehrin, Jarun mahallesinin güneybatısındadır. Sava nehri girişi tarafından oluşturulmuştur. Gölde: kürek, yelken, sörf, yüzme, koşu, paten ve kaykay gibi açık hava etkinlikleri düzenlenmektedir.

Göl çevresindeki çakıllı plajlardan, göle girilerek yüzmek mümkün ve güneşlenmek mümkündür.

Göl kıyısında: birçok restoran ve gece kulübü bulunmaktadır.

Hırvatistan Zagrep

VATROSLAV LİSİNSKİ

Burası, şehrin en ünlü konser salonudur.

ULUSAL PARK – PLİTVİCKA JEZERA- NATİONAL PARK

Burası, dünyaca ünlü bir park olarak öne çıkmaktadır. Tam bir cennet denilebilir. Giriş ücretli: 110 kuna.

Birçok ziyaretçi, sırf bu park için, şehri ziyaret etmeyi tercih etmektedirler.

Ahşap bilet gişelerinden bilet alarak girdikten sonra: büyükçe bir göl karşımıza çıkıyor. Gölün öbür ucuna ulaşmak için tekneye binmek gerekiyor. Teknenin motoru yok, çelik bir halat üzerinde gidip geliyor. Karşı kıyıya çıktıktan sonra, parkı gezmeye devam edebilirsiniz.

Parkın her noktası, ayrı bir güzelliktedir. Toplam: 260 km. karelik alanda muhteşem güzellikler sizi bekliyor. Tek sahip olmanız gereken, kuvvetli bacaklar. Küçük yürüyüş parkurunun bitiminde, bir kafeterya var ve burada küçük bir dinlenme molası vererek, kahve içebilirsiniz.

Milli parkın içinde: 15 tane göl olduğu söyleniyor. Bunlar: 10 km. karelik bir alana yayılmışlardır. Göller: şelaleler yardımıyla, birbirlerine bağlanmış durumdalar. Aralarındaki yükseklik farkı: 140 metre civarındadır.

Ayrıca: su kanalları var. Bunların yanında: biraz önce söylediğim gibi, insanlar rahat yürüsün diye ahşaptan yürüyüş yolları yapılmış. Ama, bu yürüyüş yolları, ziyaretçilerin tercihine göre değişiyor.

Yani: 1 saatlik bir yürüyüş te yapabilirsiniz, 10 saatlik bir yürüyüş te mümkün. Hatta bu yürüyüş sırasında, çeşitli hayvanlarla, geyik ve tavşanlarla karşılaşma şansınız da varmış.

Bitki derseniz, park tam bir bitki cenneti. Park içinde, broşürlerde yazdığına göre: 75 çeşitten, 1400 civarında bitki çeşidinin bulunduğu yazılıdır. Özellikle: 50 çeşit civarında orkide bulunuyormuş.