Tunus Alışveriş

Tunus Alışveriş

Ülkede, alışveriş yapılan yerlere, genel anlamı ile “Suk”ismi veriliyor.

Bu suk’ları: Tunus, Suse, Kayrevan ve Cerbe adasında yoğun olarak bulmak mümkün.

Diğer yerlerde ise,  daha çok turistlere yönelik hediyelik eşyaların satıldığı çarşılar görülüyor.

Tunus Alışveriş

NERELERDEN ALIŞVERİŞ YAPILIR

Ülkede, modern alışveriş merkezleri yanında, özellikle otantik alışveriş mekanları da bulmak mümkün.

Bu mekanlara: Medina ismi veriliyor. Ayrıca ve de özellikle: ONAT ismi verilen ve devlet tarafından işletilen alışveriş mağazalarını tercih etmenizi öneririm, çünkü, buralardaki fiyatlar çok daha uygun. Bu kelimeyi unutmayın: ONAT.

ALIŞVERİŞ ZAMANLARI

Ülkede, dükkanlar genellikle, sabah çok erken saatlerde açılıyor. Sıcak nedeniyle, sabah saat: 07.30 gibi, sokakların, caddelerin hareketlendiğini görüp şaşırabilirsiniz.

İnsanlar bu saatte kalkıp, en geç saat: 08.00 gibi dükkanlarını açıyorlar, devlet dairelerinde çalışanlar mesailerine başlıyorlar ve bu yoğun koşuşturma sonucu, saat: 14.00 gibi mesai bitirip, sıcağın iyice bastırdığı bu saatlerde istirahat etmeyi tercih ediyorlar.

Dükkan ve mağazalar ise: sabah: 08.00-12.30 ve öğleden sonra ise, 15.00-18.00 saatleri arasında açık kalıyor. Tabii bu verdiğim saatler çoğunluğun uyduğu standartlar. Cuma günleri özellikle, Cuma namazı saatlerinde, açık hiçbir yer bulmak mümkün değil.

Son bir not: Tunus esnafı, maalesef biraz ısrarcı. Yani, sizin kolunuzdan çekiştirip, kendi dükkanına veya anlaştığı herhangi bir dükkana-mağazaya sokabilir.

Bunlar genellikle, halı-kilim dükkanlarıdır ve hemen, dükkandaki ürünlerin bir kısmı önünüze serilir. Bence, bu çekiştirmelere sakın aldanmayın ve bu tür bilmediğiniz dükkanlara girmeyin derim.

Özellikle, Türk olduğunuz öğrendiklerinde: Türklere genel olarak sevgi beslemeleri yanında,  size “Tarkan, Hakan Şükür, Hasan Şaş” gibi Kuzey Afrika ülkelerinde çok bilinen sanatçı ve sporcularımızın isimlerini telaffuz ederek yaklaşacaklar ve bir yandan da, kolunuzdan çekiştirerek bir dükkan veya mağazaya sokacaklardır.

Bir de nane çayı gelirse, işte orada gitti bir saatlik zamanınız. Bir de alışveriş yapmazsanız, asık suratlar ve bıyık altı arapça küfürler eşliğinde oradan ayrılırsınız.

PAZARLIK

Diğer Arap ülkelerinin çoğunda olduğu gibi burada da pazarlık yapmak şart. Pazarlık yapmayı, normal kabul ediyorlar yani sıkılmadan pazarlık yapabilirsiniz ve zaten yapın. Tunus esnafı, başta 70 dinar istediği bir malı, sonuçta size 5  dinara verebiliyor.

Ama pazarlık yaparken yine de şuna dikkat etmenizi öneririm. Kesinlikle, almak istemediğiniz bir mal için pazarlık yapmayın, yani bir süre uğraşıdan sonra, satıcı malın fiyatını büyük ölçüde indirmiş ve siz yine de arkanızı dönüp giderseniz, feci bozuluyorlar.

Bir de, satıcıya, almayı düşündüğünüz bir mal için: çok çok düşük fiyat vererek pazarlık yapmayın. Yani: 100  dinarlık bir mal için, başlangıç fiyatı olarak, 40-50 dinar önerebilirsiniz ama, tutup ta, 10 dinar önerdiniz mi, yine bozuluyorlar.

En iyi pazarlık, satıcının teklif ettiğinin, yarısını önermektir. Ve inanın ki, bu bile ona kar kazandıracaktır. Çekinmeden, yarısını önerin.

NE SATIN ALINIR

DERİ ÜRÜNLER

Hani, deri ürün diyorum da, ülkemizde bunların daha muhteşem güzel, modern ve kalitelisi var, yani buradan deri ürün almanızı pek önermiyorum.

Ama yine de: deri ceket ve giysi dışında, ilginizi çekebilecek deri ürünler bulabilirsiniz. Örneğin: Babuş yani terlik, el çantaları, valiz, cüzdan, kemer, yelek olabilir.

Ama, kalite ve fiyat konusunda yanılmak elbette mümkün. Bu yüzden Sooklar’ın, zanaatçıların aynı yerde toplandıkları bölgelerinde gezerek, gerek kalite konusunda ve gerekse fiyat konusunda daha sağlam hareket edebilirsiniz.

Yani, herhangi bir yerden deri ürün satın almaktansa , Sooklar’da bulunan, deri ürün satıcılarının bir arada bulundukları yerlerden satın almalısınız.

SERAMİK-ÇİNİ

Ülkenin seramik ürünlerinin ana üretim merkezleri: Nabul ve Cerbe adası olmasına rağmen, bu ürünleri, ülkenin birçok yerinde bulabilirsiniz. Nabul bölgesi, genellikle çinileriyle tanınıyor. Bu çiniler: beyaz zemin üzerine, yeşil-mavi-sarı renk kullanılarak yapılıyor. Daha çok, vazo, çeşitli kaplar ve dekoratif panolar şeklindedir.

Bunun  dışında, ülkede bulabileceğiniz kap-kacak türü seramiklerde, genellikle sarı ve yeşil renkler kullanılıyor. Bunun nedeni: bu renklerin hurma ağacını simgelemesiymiş. Seramik el sanatları ürünlerinden son bir öneri: seramikten yapılan mavi renkli “Tunus kapısı” gece lambası olarak evinizde kullanabileceğiniz çok orijinal bir obje.

Tunus Alışveriş Baharatlar

BAHARATLAR

Ülkede, çok renkli ve çeşit çeşit baharatlar satılıyor. Özellikle: Sooklar’da, baharatçılarda, tercihinize göre baharat bulup satın alabilirsiniz.

Tunus Alışveriş Parfüm

PARFÜM

Ülke, tam bir parfüm cenneti. Özellikle, Tunus şehrinde, Sooklar’da, mutlaka bir parfümcüye uğrayın ve kokuları test edin derim. Çünkü, bu ülke aynı zamanda, mutlaka duymuşsunuzdur “Yasemin” kokusu ile öne çıkan bir ülke.

Hatta, insanlar, günlük kıyafetlerini, çoğu kez, kulaklarının üstüne taktıkları bir yasemin çiçeği ile tamamlıyorlar. Bence, buradan alınacak en güzel hediye, tercihinize göre bir parfüm olabilir. Gerek taşıma kolaylığı ve gerekse egzotikliği ile öne çıkıyor. Parfüm denilince, kokulu sabunda satın alabilirsiniz.

AĞAÇ ÜRÜNLER

Ülkede, zeytin üretimi fazla olunca,  doğal olarak zeytin ağacından yapılma, ürünleri bulmak da mümkün. Özellikle, Es-Sahel bölgesinde, zeytin ağacından yapılma: satranç takımları, kutular, dama tahtaları ve kapları bulup satın alabilirsiniz. Ayrıca: sedir ağacından yapılma ürünler de ilgi çekiyor. Bunun dışında, ülkeye özgü tahta kuklalar da ilginizi çekebilir.

Tunus Alışveriş Halı-Kilim

HALI-KİLİM

Yine, ülkemizde harika halı-kilim kültürü varken, Tunus’tan alınır mı, düşünmek gerek. Yine de, kısa bilgi açısından: ülkede özellikle, güneydeki Berberi köylerinde dokunan, bir tür kilim “mergum” öne çıkıyor. Yine, berberi kadınları tarafından dokunan halıların ise, bir özelliği dikkati çekiyor.

Halılar, nazar  değmesin diye, bazı özellikler taşırmış. Örneğin: mutlaka bir ilmek ucu açık bırakılır, bağlanmazmış. Ayrıca, desenler simetrik veya düzgün dokunmazmış. Son olarak: bu halı ve kilimlerde, bereketi simgeleyen hayvan motifleri yani kaplumbağa ve yılan motifleri bulunuyor. Ayrıca: gözler, artı şekli ve el desenlerde kullanılıyor.

Ağrı

ağrı.ağrı dağı.3
Ağrı

Ağrı denilince, burayı bilen-bilmeyen herkesin aklına: kar, kış ve ağrı dağı geliyor. Birçok kez gittiğim ve bulunduğum bu şehirde: yazıma başlamadan önce, meşhur olan üç nesneden söz etmek istiyorum.

Bunlar: kar, karga, kavak. Kavak: bol miktarda kavak ağacı var ve özellikle, bunlar yılın belli dönemlerinde havaya saldıkları pamuklar ile, şehri tamamen etkiliyorlar.

Karga: evet, şehirde karga da çok bol. Özellikle: bu kargalar, yaya kaldırımlarındaki ağaçların üzerlerine tünüyorlar ve yaya kaldırımlarından geçen halkın üzerini pisletiyorlar.

Bu yüzden, Ağrı’ya gelen yabancılar hemen anlaşılır. Çünkü: yabancılar yaya kaldırımından gider ki, bir karga üstlerine edene kadar.

Ağrının yerlisi ise, bu durumu bildiği için, yaya kaldırımından değil, caddeden-sokaktan yürür. Son özellik: kar demiştim. Malum, bunu anlatmaya gerek var mı, soğuk, kar ve kış, bu güzel ilimize, yılın en az yarısında, yani altı ay egemen oluyor ve tüm yaşamı etkiliyor .

ağrı.terminal.1
Ağrı

ULAŞIM

Ağrı; E-80 karayolu ile, doğrudan Erzurum ve İran’a bağlanır. Belli başlı merkezlere ve komşu illere olan uzaklıklar şöyledir. Ağrı-Ardahan arası uzaklık: 310 km. Ağrı-Iğdır arası uzaklık: 142 km. Ağrı-Erzurum arası uzaklık: 180 km. Ağrı-Kars arası uzaklık: 221 km. Ağrı-Van arası uzaklık; 230 km. Ağrı-Ankara arası uzaklık: 1065 km. Ağrı-İstanbul arası uzaklık: 1414 km. Ağrı-İzmir arası uzaklık: 1647 km. Ağrı-Trabzon arası uzaklık: 485 km. dir.

AĞRI HAVAALANI

Havaalanı, 1997 yılında hizmete açılmıştır. Ankara-İstanbul bağlantılı havayolu seferleri yapılmaktadır. Havaalanının kent merkezine uzaklığı: 7 km. dir.

ağrı.tarih.1
Ağrı Tarihi

AĞRI TARİHİ

Bölgede, tarihi süreç içinde, en köklü uygarlığı: Urartular kurmuşlardır. Ağrı dağının yamaçlarında: Karakoyunlu ve Taşburun köyleri arasında bulunan bir yazıtta: Urartuların, Kral Menua döneminde, bölgede egemenlik kurdukları görülmektedir.

Persler; Büyük İskender tarafından ortadan kaldırılıncaya kadar, yaklaşık 200 yıl kadar bölgede yaşamışlardır. Büyük İskender’in ölümü üzerine, boşluktan yararlanan Ermeniler, bölgeyi ele geçirirler.

1071 Malazgirt Savaşı sonrasında: bölgeye Türk boyları gelmeye başlarlar. 1027-1225 yılları arasında: Ani Atabeylikleri, 1256-1358 yılları arasında: İlhanlılar; bölgeye egemen olurlar. 1393 yılında, Moğol hükümdarı, Timur, bölgeyi ele geçirir.

1405-1468 yılları arasında: Karakoyunlular, görülür. Daha sonra ise, Akkoyunlular ve takip eden dönemde, Çaldıran Savaşı ardından, Yavuz Sultan Selim tarafından, bölge, Osmanlı topraklarına katılır.

Osmanlılar döneminde: Şorbulak olarak bilinen şehir, Ermeniler zamanında “Karakilise” olarak isimlendirilir. Kazım Karabekir Paşa zamanında: şehir ele geçirilince, ismi “Karaköse” olarak yeniden değiştirilir.

Nuh Tufanı ile ilgisinden dolayı: Tevrat’ta adı geçen “Ararat” dağı ve ülkesinin, Ağrı ve çevresinin olduğu sanılmaktadır. Bu nedenle: şehre, batılılar tarafından “Ararat” denilir.

29 Temmuz 1854 tarihinde, Ruslar Ağrıyı işgal ederler. Ancak: 30 Mart 1856 yılında, Batılı devletlerin baskısı üzerine, Paris antlaşması sonucu, Ağrı’dan geri çekilirler. Ancak: 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşlarında, Ağrı, yeniden Ruslar tarafından işgal edilir ve şehirde büyük tahribat yapılır.

Yine: batılı devletlerin zorlaması sonucu, Berlin antlaşması ile, geri çekilirler ve Ağrı yeniden Osmanlı topraklarına katılır.

ağrı.merkez.1
Ağrı

GENEL

Ağrı’nın deniz seviyesinden yüksekliği: 1640 metredir. Deniz seviyesinden çok yüksekte olması nedeniyle, şiddetli bir kara iklimi hüküm sürer.

Yazlar: sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır. Yazın ve kışın, gece-gündüz sıcaklık farkı fazladır. İlkbahar ve sonbahar mevsimleri, ılık ve yağışlı geçer.

Merkez ilçenin eski adı: Karaköse’dir.

ağrı.iran transit yolu.1
Ağrı

Anadolu’nun İran bağlantısını sağlayan yol üzerinde bulunması nedeniyle: öne çıkar. Bu nedenle: il genelinde, transit taşımacılık ve nakliyecilik gelişmiştir.

İlde: orman, yok denecek kadar azdır.

Ağrı; bir sınır ili olması nedeniyle, tarih boyunca değişik toplumların yönetiminde kalmıştır. İlde: Türkçenin yanı sıra: Ermenice, Azerice ve Farsça da kullanılmıştır. Dolayısı ile; bu dillerden birçok kelime, günlük kullanılan dile yerleşmiştir. İslam dininin etkisiyle, Arapça kelimeler de yaygınlaşmıştır.

Birkaç örnek vermek gerekirse: Ağrı yöresinde kullanılan, fakat Türkçe sözlükte bulunmayan kelime ve terimlerden bazıları şöyledir: Aynoyun (eşya, öteberi), Cığız (oyun bozan), Dayaz (derin olmayan), Direj (uzun, uzun boylu), Endirme (merdiven), Eze (teyze), Gödek (kısa, uzun olmayan), Gürgüre (şelale), Payız (sonbahar), Sako (kalın palto), Ulam( başkasına bedava iş yapma).

doğubayazıt.ağrı dağı.1
Ağrı

AĞRI DAĞI EFSANESİ

Nuh Peygamber: suların bütün dünyayı kapladığı sırada, suda yaşayanlardan başka her türlü hayvandan erkekli-dişili birer çift alıp, üç oğlu ve üç gelini ile gemiye kapanıp, canlarını kurtarırlar.

Bir gün, geminin demiri bir dağın tepesine ilişip, içindekileri yer oynamasından korkuya düşürürken; Nuh Peygamber, hayretle “Allahuekber” der ve bu yerin adını beller.

Aradan günler geçtikten sonra, yine bir sarsıntı olur. Peygamber yine şaşırarak “Suphanallah” der ve burayı da beller. Sonunda: sular çekilip azalınca, gemi bir dağın tepesine oturur kalır.

Nuh Peygamber ve oğulları; gemiyi buradan yürütemezler. Bu arada: Nuh Peygamber: “Ne ağır dağ” der. Sonradan: bütün sular çekilince, gemiden inerler.

Gemideki son erzak kırıntıları ve kalıntıları olan: buğday, arpa, pirinç, nohut, mercimek, üzüm, ceviz, fındık, incir, dut kurusu, pekmez ve balı; Sürmeli Çukurunda karıştırırlar ve son yemek (aşure aşı) hep birlikte yenir.

Nuh Peygamber: sofrasını silkeleyip, Sürmeli Çukuruna döktüğünde, bu Iğdır Ovası, çok bereketli hale gelir. Dağın adı da: geçen zaman içinde “Ağrı” ya dönüşür.

ağrı.genel.1
Ağrı

BÜYÜK VE KÜÇÜK BACI EFSANESİ

Çok eski zamanlarda: Sürmeli Çukuru; uçsuz-bucaksız, düzlükler halindedir. Ağrı Dağının birçok yerinde ise, büyük ormanlar vardı. Günlerden bir gün: iki bacı, evlerine odun getirmek üzere, ormana giderler.

Ormandan topladıkları, odunları, birer birer sırtlarına almaları zamanı gelince: Büyük bacı, küçük kardeşine: “Bacı bacı kurbanın olayım, ne olur, gel sırtıma bu yükü kaldırıver” der. Küçük bacı: “hayır” der, yükü kaldırmaz ve üstelik te: “canın çıksın, kendin kaldır” der.

Büyük bacı: yalvarır-yakarır olmaz. Aralarında kavga başlar. İkisi de kan-ter içinde kalırlar. Hareket edemezler ve başlarlar, birbirlerine beddua etmeye.

Küçük bacı: “Allah seni öyle bir dağ etsin ki, yaz-kış başından kar eksik olmasın” der.

Büyük bacı da: “ Sen de öyle bir dağ olasın ki, başından: yılan-çıyan eksik olmasın”  der.

Tanrı: her ikisinin de beddualarını kabul eder. Büyük bacı: Büyük Ağrı dağı olur. Başından: yaz-kış kar eksik olmaz. Küçük bacıda: Küçük Ağrı dağı olur ve tepesinde: yılan-çıyan eksik olmaz.

ağrı.üniversite.1
Ağrı

İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ

İbrahim Çeçen: Ağrılı bir iş adamıdır. 1941  yılında Ağrı’da doğmuştur. Halen: 30 dan fazla şirketin bağlı bulunduğu IC Holding Yönetim Kurulu Başkanıdır. Aynı zamanda: IC Vakfı kurucusudur.

2004 yılında: IC İbrahim Çeçen Vakfını kurmuştur. Eğitim, sağlık, spor ve sanat alanlarında yaptığı hizmetler, ülkesi için gayretli çalışmaları, katkıları ve üstün başarılarından dolayı, 2007 yılında, TBMM tarafından “Devlet Üstün Hizmet Madalyası “ ile ödüllendirilmiştir.

Üniversite bünyesinde: 3 fakülte, 1 yüksek okul, 2 enstitü, 2 meslek yüksek okulu bulunmaktadır. Üniversite: süratle yerleşimlerini sürdürmektedir.

YEME-İÇME

Ağrı toprağı ve iklimi: sebze tarımına elverişli olmadığı için: Ağrı mutfağında, tahıl önemli yer tutar. Kış mevsiminin uzun sürmesi: un ve una dayalı yemek çeşitlerini çoğaltmıştır.

Yörenin en tanınmış yemeği: saç kavurmadır. Saç kavurması: etin saç üzerinde pişirilmesiyle yapılır. Diğer ismi: Selekelidir. Taze oğlak veya kuzu etinden yapılır. Üzerine: tereyağında eritilmiş, salça konur. Üzerine: sarımsaklı yoğurt dökülerek servis edilir.

Ağrının kendine özgü başka bir yemeği de: Abdigor köftesidir. İçli köfteye benzer. İlin en tanınmış yemeğidir. Yağsız, sinirsiz, kemiksiz sığır eti, çok az miktarda soğan, bir adet yumurta ve baharatlardan yapılır.

Hamur haline gelen et, soğan ve su katılarak elle çırpılır. Çırpıldıktan sonra, bir saat dinlendirilen köfteler, pilav üzerine konularak servis yapılır.

Diğer öne çıkan yemek: sahan kebabı. Sahanda, iki lavaş arasına, kuşbaşı et konularak pişirilir.

ağrı.genel.2
Ağrı

Bu arada: Ağrı ilinde, mutlaka gözünüze çarpacaktır, çok miktarda: gayet küçük mekanlardan oluşan, çorbacılar var. Her sabah: İlin yerlileri, erken saatlerde açılan bu çorbacılarda, kahvaltı yaparlar.

Siz de deneyebilirsiniz, gerçekten lezzetli çorbalar var, özellikle: paça-işkembe çorbası. Özellikle: soğuk kış günlerinde muhteşem güzel.

Son olarak: gerek tatmak ve gerekse satın almak suretiyle, mutlaka denemenizi önereceğim: beyaz bal var. Türkiye’nin en güzel çiçek balı, burada elde ediliyor.

Bin bir renk ve çeşit kokulardaki yayla çiçeğinden elde edilen bembeyaz balın tadına doymak mümkün değil.

Özellikle: Aladağ ve Sinek yaylalarının balı meşhurdur ve şifalı olduğuna inanılır. Bu bal: mideye kuvvet verir, midedeki fazlalıkları  dışarı atar. Sindirimi kolaylaştırır, sindirim organlarının düzenli çalışmasını sağlar.

Hazmı gerektirmediği için, kolayca kana karışır. Ayrıca: kansızlığı ve zaafı giderir. Hastalıklardan yeni kalkmışlara, kuvvet verir.

ağrı.halı.1
Ağrı Hediyelik-Alışveriş

HEDİYELİK-ALIŞVERİŞ

TİFTİK ÇORABI

Koyun ve keçilerden elde edilen yün ve tiftik: yöresel işleyiş biçimiyle, giyim eşyası olarak değerlendirilir. Bunların en önemlilerinden birisi: tiftik çoraplarıdır. Tiftik, kış başlarında; keçilerin, özel taraklarla taranması şeklinde elde edilir.

Elde edilen tiftik: yıkanıp temizlendikten sonra iplik haline getirilir. Bundan: renkli ipliklerle, çoraplara  desenler verilir. Evet, yöreye gittiğinizde, bu tiftik çoraplarından alabilirsiniz.

NAZARLIK VE ÜZERLİK

Bunlar: mısır, arpa taneleri ve üzerlik otunun dizilmesiyle elde edilen, duvar süslemeleridir. Gerek inanç bakımından ve gerekse süsleme tekniği ve anlayışı olarak, bölgenin kültürel özelliklerini yansıtır.

Ayrıca: turistik değer taşır. Üzerlikler: genellikle köylerde, evlerin duvarlarını süsleyen ve ayrıca nazardan koruduğuna inanılan eşyalardır.

Sizde; özellikle nazardan korunması özelliğini dikkate alarak, yöreden üzerlik alabilir ve evinizin güzel bir köşesine asabilirsiniz.

ağrı.genel.3
Ağrı Gezilecek Yerler

AĞRI GEZİLECEK YERLER

BALIK GÖLÜ

Ağrının kuzeyinde, Kars sınırındaki, Sinek yaylasında, bir lav seti gölüdür. Gölün suyu tatlı ve temizdir. Sazan balığı ve ünlü kırmızı pullu (kızıl alabalık) alabalığı vardır.

Bu alabalık: elbette aklınıza ilk gelen olduğu üzere: gayet güzel tadı nedeniyle yeniliyor.

Ama: büyük olasılıkla, genel olarak bilinmeyen bir uygulama daha var. Bu alabalık: kırık-çıkık tedavisinde: ilaç olarak kullanılıyor.

Öyle ki, söylenenlere göre: bu alabalık, yapıştırıldığı yerde bulunan kemikler üzerinde, muhteşem bir yumuşatıcı etki yaratıyormuş ve böylece: kırık-çıkık olaylarında, tedavi edici bir ilaç olarak kullanılıyormuş.

Yozgat çevresinde de, alabalık ile, bu tür tedaviyi duymuştum. Zaten: balık gölünde araştırma yapan Avusturyalılar: göldeki alabalığı gördüklerinde, “bu endemik bir alabalık alt türü” sonucuna varmışlar.

Aslında: bu göldeki alabalık, Abant alabalığı ile aynı türden. Diagnostik (pul sayıları, solungaç dikenleri, omur sayıları) ve morfolojik yapıları: Abant alabalığı ile, neredeyse aynı ve onun gibi siyah benekli ve aynı desenli.

Gölün çevresindeki buz gibi kaynaklar: Anadolu’nun en güzel sularıdır. Doğu Anadolu’nun Abant’ı sayılır.

Göl:  doğal bir güzelliğe ve sade bir manzaraya sahiptir.

Deniz seviyesinden: 2241 metre yüksekliktedir. Yurdumuzun, en yüksekte oluşmuş gölüdür. Alanı: 34 km. karedir. Derinliği: 100 metreyi aşar. Gölün güney kıyısında: plaj tesisleri ve turistik tesisler var.

Balık gölüne en kısa yol: Taşlıçay üzerinden çıkan 26 km. lik yoldur.

Gölün kuzey tarafında: üzerinde tarihi kalıntılar bulunan, 4 dekar genişliğinde bir ada var. Adaya: motorlu ve kürekli kayıtlarla gitmek mümkün.

DAMBAT ÇERMEĞİ VE MADEN SUYU

Ağrı’ya 5 km. uzaklıkta, Dambat köyündedir. Murat nehri kıyısındadır. Yerden fışkıran su: kükürtlüdür ve her yıl yer değiştirmektedir.

Ayrıca: kapaklı bir yerde kalınca, zehirlenme yaptığından, sabit bir havuz içine alınmamıştır.

Yara, çıban, sivilce gibi deri hastalıkları ve romatizma için şifalıdır.

Ayrıca: maden suyu kıvamındaki kaynak suyu: böbrek, bağırsak ve mide hastalıklarına iyi gelmektedir.

KIRIK KÖPRÜ

Kırık köprü ve civarındaki: Körçay; yerli halk tarafından, piknik ve dinlenme yeri olarak kullanılıyor. Çocuklar: ayrıca, çaya girip yüzüyorlar.  Özellikle: karayolu ile seyahat edenler: Ağrı Havaalanının, hemen yakınında bulunan bu çeşmeden su içmeden, geçmezler.

AŞAĞI KÜPKIRAN

Burada: kayak tesisleri var. Küpkıran köyü arazisinde: beybi lift kayak tesislerinin kurulmuş. Burada: Türkiye Kayak Federasyonunun faaliyet programında yer alan: Kayaklı koşu yarışmaları yapılıyor.

KÜPKIRAN-HARABEGÖL KALESİ

Merkez ilçeye, 20 km. uzaklıktadır. Yukarı Küpkıran ve Güneysu köyleri arasındadır. Kale: büyük blok taşlardan yapılmıştır. Mazgalları var. Ancak: kalenin, bir deprem sonucu battığı ve oluşan çukura, su dolduğu için, bu adın verildiği sanılmaktadır.

Karakoyunlular zamanında, 250 haneli bir yerleşim yeri olan buranın; Yezidi ve Ermeniler tarafından işgal edildiği ve bunun üzerine, Türkler tarafından, savunma amaçlı olarak bu kalenin yapıldığı sanılmaktadır.

Ancak: kaleyi kimim ve hangi tarihte yaptırdığı bilinmiyor. Günümüzde ise: yıkık durumdadır.

Doğubayazıt tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Zonguldak Devrek

Zonguldak Devrek

Bilmiyorum, ne kadar doğru olur, ama “Devrek” denilince, benim aklıma hemen “Baston” geliyor. Şöyle ki, “Baston her yerde Bastondur, üzerinde sanat eseri varsa o “Devrek Bastonu” dur. Buna belki şöyle bir eklenti yapılabilir, aslında Zonguldak’tan eski ama günümüzde tam bir emekli kasabası olmuştur.

Evet, muhteşem sanat eseri olarak “baston” denilince, ülkemizde, yalnızca “Ahlat” ve “Devrek” geliyor.

ULAŞIM

İlçenin, il merkezine uzaklığı: 60 kilometredir. Devrek-Mengen arası uzaklık: 36 km. Devrek-Bartın arası uzaklık: 50 km.

TARİH

Devrek, denizyolu güzergahında olması nedeniyle, çok önemli ve stratejik bir konuma sahiptir. Fatih Sultan Mehmet, 1460 yılında, Amasra’nın fethine giderken, bu yol güzergahını kullanmıştır.

Zonguldak Devrek

GENEL

İlçe, genellikle yüksek bir arazi üzerine kurulmuştur ve topraklarının büyük bir bölümü, ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlar, ülkenin en zengin ormanları olarak tanımlanıyor. Bu ormanlar: iğne yapraklı çam, yayvan yapraklı meşe ağaçlarından oluşmaktadır. Denizden yükseklik: 100 metredir. Ekonomik olanaklar değerlendirildiğinde: ilçe halkının çoğunluğunun, Demir-Çelik Fabrikalarında çalışmak üzere, Ereğli’ye göçtüğü anlaşılmaktadır.

İklim değerlendirildiğinde, ilçede dört mevsim yağışlı geçen, ılıman deniz ikliminin hakim olduğu görülür. İlçenin içinden bir çay geçiyor. Bu “Devrek çay” ıdır ve Filyos çayına karışarak, Karadeniz’e dökülür. Devrek denildiğinde: burada bulunan Jandarma Eğitim Birliği de öne çıkıyor.

Çünkü: tarihi süreç içinde, birçok asker adayı, burada acemi eğitimini tamamlamış ve daha sonra başka yerlere, askerlik hizmetini tamamlamak üzere gitmişler. Yani: kısa süreli de olsa, birçok insan için, Devrek bir süre yaşanılan bir yer olarak hafızalarda yer etmiştir. Tabii, burada birkaç yıllık süreçte görev yapan personeli de unutmamak gerek.

Zonguldak Devrek

BASTONCULUK

El sanatı açısından, yörenin simgesi olmuştur. Yaklaşık, 500 yıldır, yörede baston yapılmaktadır. Günümüzde, daha geliştirilerek yapım sürdürülmektedir.

Bastonculuğun, tarihi geçmişine gelince: Mısır’da, İngilizlere esir düşen, Devrekli marangoz ustası Ali Rıza Efendi tarafından, bastonculuk, İngilizlerden öğrenilmiş ve Devrek’te yapılmaya başlanmıştır. Takip eden dönemdeki önemli bastoncu ustaları: Aziz Salman Usta, Münteka Çelebi Usta.

Zonguldak Devrek Baston

Klasik Devrek bastonunda: gövde kızılcık, sap ceviz ağacıdır. Gövdesinden başlayarak, sap kısmına doğru dolanmış, iki yılan motifi bulunur. Günümüzde ise, bastonlar, değişik malzemeler ve motiflerden üretilmektedir. İlçede, her yıl, Temmuz ayının, üçüncü haftasında “Devrek Baston ve Kültür Festivali” düzenlenmektedir.

NE YENİR.NE İÇİLİR

Devrek’te: asma yaprağından sarılan ve sıcak yenen, etli yaprak sarmasını denemelisiniz. Zeytinyağlısı da var. Bunun dışında, cevizli ev makarnası da olabilir.

Bunların dışında: burada, Devrek simidi ve cevizli ekmek tatmalısınız. Hatta, cevizli ekmekten satın alıp, yakınlarınız için götürebilirsiniz. Simit yemeyi unutmayın.

Zonguldak Devrek

NE SATIN ALINIR

Mutlaka ve mutlaka baston satın almalısınız. Şu an için belki bir bastona ihtiyacınız bulunmadığını düşünüyorsunuz, ancak gelecek dönemlerde, mutlaka baston gerekebilir. Siz, Bastoncular Çarşısına mutlaka uğrayın ve hoşunuza giden ve uygun fiyatlı bir baston satın alın.

GEZİLECEK YERLERİ

Zonguldak Devrek Bostandüzü Ormaniçi Dinlenme Kampı

BOSTANDÜZÜ ORMAN İÇİ DİNLENME ALANI

İlçe merkezine, yaklaşık 11 km. uzaklıktadır. Özellikle, hafta sonu ve tatil günlerinde, büyük kalabalıklar görülüyor. Piknik ve dinlenme alanı olarak kullanılan burada, rahatlıkla mangal da yakılabiliyor. Şehir yoğunluğundan sıkılıp, bunalanlar için ideal. Sizler de, buralara yapılacak herhangi bir gezide, bu dinlenme alanında, kısa bir mola verebilirsiniz.

Zonguldak Çaycuma gezi yazım hakkında Çaycuma