İngiltere Londra Yemek kültürü

İngiltere Londra Yemek kültürü

İngiltere Londra Yemek kültürü; Şehrin en iyi restoranlarında masa bulmak, bazen haftalarca sıra beklemek gerekiyor. Ancak: yine de, şehirde yemek yiyebileceğiniz birçok yer var. Afrika’dan Vietnam’a kadar, dünyanın her yerinden yiyecek servisi yapılıyor.

Domuz eti: her yerde bulunur ve hazır yiyeceklerin içinde, diğer etlerle birlikte karışık olarak da bulunabilir. Bu nedenle, hazır yiyecekleri yemeden önce, içindekiler yazısını okumanızda yarar var.

Geleneksel İngiliz yemekleri: özde, fırınlanmış etler, patates ve haşlanmış sebzeden oluşmaktadır. Pazar günleri, İngilizler, geleneksel olarak bunları yerler. Yani: et ya da tavukla birlikte, fırında pişirilmiş ya da haşlanmış patates ve genellikle içinde havucunda bulunduğu haşlanmış sebzelerle birlikte servis yapılır.

Tatlı olarak ise: Yorkshire pudingi sunulur. Bu bir tatlı değildir, yemeğin bir parçasıdır ve genellikle, et suyunda servis edilir.

İngilizlere özgü, bir diğer geleneksel tat ise: balık ve patates kızartmasıdır.

Genellikle, restoranların menülerinde bulunur ve çoğunlukla “Fish and Chips” dükkanlarından, paketlenerek alınması yaygındır. Bu yemek: morina ya da mezgit balığın, özel unlu bir sosa batırılıp, derin yağda kızartılması ile yapılır.

Bu yemeğe; geleneksel olarak, patates kızartması ve bezelye eşlik eder. Bu dükkanlarda: burger, kebap ve Çin yemekleri de bulmak mümkün.

Pub ve restoran menülerinin diğer geleneksel lezzetleri ise: börek çeşitleridir.

İki ana börek çeşidi vardır. Bir çeşidi: ya etli ya da etsiz yapılır. En çok sevilenin içinde: et, patates, peynir ve soğan bulunur. Meşhur Cornish böreğinin, yarım ay şeklinde, özel bir şekli vardır. İçinde ise: domuz ve çeşitli sebzeler konularak servis yapılır.

Börekler, genellikle ya yalnız başına ya da patates ve sebzeyle beraber, ana yemek olarak yenir. İkinci çeşidinde ise, hamur ya da yufka yoktur ve örnek olarak: Shepherds (çoban) böreği ya da balık böreğini saymak mümkün. Bu yemeğin içinde: eğer, Shepherds böreği ise, kıyma, diğerinde balık bulunur ve her iki çeşidin üstünde ise, patates püresi var.

Dünya başkentlerinden biri olarak sayılan şehir, bu özelliği nedeniyle, birçok ulustan insanı barındırıyor. Yani: bu şehirde, İngiliz yemeği beklerseniz, yanılırsınız. Bu şehirde: uluslar arası mutfaklar, her köşe başında karşınıza çıkabilecektir.

Çin, İtalyan, Amerikan, Meksika mutfaklarından, Hint, Kore ve Japon mutfaklarına kadar, geniş bir yelpaze, damak tadınıza göre sizin tercihinize kalıyor.

İlla ki, Türk lokantası diyenler için, birkaç öneri: Great Titcfield St. Üzerindeki: Efes, Greet Portland St. üzerindeki Efes2 ve Covent Garden üzerindeki: Sarastro ve Stepherd Market üzerindeki: Sofra.

İngiltere Londra Yemek kültürü Yemek Saatleri

YEMEK SAATLERİ

Kahvaltı, genellikle: 08.00-10.30 arasında, öğle yemeği: saat: 14.30’a kadar servis ediliyor. Öğleden sonra çayı: saat: 15.00-17.00 arasında içilir. Akşam yemeği ise: saat: 19.00’dan sonra 23.00’e kadar sürüyor.

Şehirde oturan yerli halk, akşam yemeğini, saat: 20.00’ye kadar alıyor.

Her şeye rağmen, Soho ve Covent Gardon’da, 24 saat hizmet veren yerler bulunmaktadır.

KAHVALTI

İngiliz kahvaltısı: koca bir tabakta: yumurta, domuz eti, sosis, domates, fasulye, tost ve bazen de mantar. Bu kahvaltı türü, bazen ağır kaçabiliyor. Hatta, geleneksel işletmelerin kahvaltı menüsünde: füme ringa balığı ve lapa da bulunabilir.

Bunu: oteller ve kafelerde, gün boyu bulmanız mümkün. Bunun dışında: sosis ve domuz pastırması yeniliyor.

ÖĞLE YEMEĞİ

Bir pub tercih ettiyseniz: köylü usulü yemeği tercih edebilirsiniz. Bu yemek: ekmek, peynir (veya domuz budu veya sosis), salata ve turşudan oluşur.

Ekmek, fırından yeni çıkmışsa ve peynir de Cheddar veya Stilton çiftliklerinin, kaliteli ürünlerindense, bu yemek çok lezzetli olacaktır. Ancak, ne yazık ki, çoğu pub da standart pek yüksek değildir.

Balık ve kızarmış patates satan yerlerde: morina, pisibalığı ve mezgit gibi çeşitler, una bulanıp kızartılarak servis edilir.

İngiltere Londra Yemek kültürü Öğleden sonra çayı

ÖĞLEDEN SONRA ÇAYI

Londra’yı ziyaret eden birçok kişi: özel bir fırsatta: Victoria tarzı, akşamüstü çayı içmek istemektedirler. Bu imkanı: The Ritz ve Claridge hotellerinde bulabilirsiniz. Fakat; fiyatları yüksek.

Büyük ve geleneksel bir otel, öğleden sonra çayı içmek için en iyi yerdir. Ama, biraz önce de söylediğim gibi fiyatlar uçuk.

Çayın yanında, incecik dilimlenmiş sandviçler (yumurtalı, füme ton balıklı, salatalıklı veya domatesli), kuru pastalar veya keklerden oluşan leziz bir seçki servis edilir.

Sütlü çay sipariş ederseniz, kuru pastalarınız kremalı ve reçelli gelecektir. Çay seçenekleri, çok çeşitlidir.

Dumanlı bir aromaya sahip Lapsang Souchong veya kokulu Earl Grey, Assam, Darjecling ve diğer çaylardan birini tercih edebilirsiniz.

İngiltere Londra Yemek kültürü Akşam Yemeği

AKŞAM YEMEĞİ

Başlangıçlar: geleneksel iştah açıcı yiyecekler şunlardır:  İskoç usulü füme som balığı, Colchester istiridyeleri, tereyağında baharatlarla kızartılıp toprak kaplarda bekletilmiş karides, taşra usulü, tavuklu ya da domuz ciğerli pane.

Ana yemekler: İngiltere’nin klasik yemeği: fırında biftek, yanında da üzeri kabuk tutacak şekilde pişirilmiş Yorkshire pudding’tir.

Keskin bir nane sosuyla servis edilen, fırında kuzu budu ile elma soslu domuz eti de sevilen yemekler arasındadır. Fırında et yemekleri, çoğunlukla Pazar günleri geleneksel İngiliz restoranlarında, otellerde ve bazı publarda servis edilir.

Bu tip yemekler, diğer zamanlarda, yemek için en iyi yer: Simpson’s-in-the-Strand’dır.

Tatlılar: Geleneksel İngiliz tatlıları, hafif olanlardan (kremayla karıştırılmış meyve püresi olan fruit fool veya sütlü ve şaraplı syllabud) ağır, koyu kıvamlı reçelle yapılan sarmaya veya pekmezli tatlıya kadar, değişiklik gösterir.

Süslenerek servis edilen meyveli tartlar ve hamurlu tatlılar, geleneksel favorilerdir. Beyaz şaraplı, meyveli pandispanyayı denemenizi tavsiye ederim.

Peynir: Zengin çeşitli İngiliz peynirlerini mutlaka tatmanızı öneririm. Mavi küflü Stilton, çedar, turuncu-kırmızı, keskin bir peynir olan doble Glouncester, yumuşak ve beyaz Galler peyniri Caerphilly. Peynir: genellikle, özel bir bisküvi ile (kraker) yenir.

Geleneksel içecek denildiğinde ise, herkesin aklına hemen çay gelir. Evet, İngilizlerin geleneksel içeceği: çay. Restoranlarda ve kafelerde, pek çok çeşit çay servisi yapılır.

Çay, genellikle şekerli ve sütlü olarak içilir ve böyle içmeyi tercih etmediğiniz takdirde, servisi yapan garsona mutlaka söylemeniz gerekir.

İkindi çayı, yani beş çayı, genellikle saat: 15.00 ile 18.00 arasında içilir. İkindi çayından sonra: som balıklı ve salatalıklı, ince sandviç ve daha sonra üzerine reçel ve krema sürülmüş, kurabiye yenir. Popüler içeceklerden bir diğeri de, kahvedir. Çeşitli tatlılarla birlikte,  taze kahve içmeniz mümkün.

Alkollü içkiler ise:

Bar ya da pub’larda bulunur. Publar: İngilizlerin, sosyal yaşantılarının kalbi gibidir. Bütün ülkede, gelenekselden moderne, çeşitli stillerde birçok pub bulunur. Çoğunun yemek servisi de bulunur. Alkollü içeceklerin yanında, çay, kahve ve diğer içeceklerde servis edilir.

Atmosfer genellikle, çok rahattır. Çoğu pub: değişik bira çeşitleri, şarap ve diğer alkollü içkileri sunarlar. Pubların açık olduğu saatler denetlenir ve genellikle öğle saatlerinde açılırlar ve gece 23.00’de kapanırlar.

Hafta sonları, en yoğun oldukları zaman olduğu için, bu süre biraz daha uzar. Çoğu pubda, sigara içilmeyen bölüm bulunmaktadır.

Biraz önce söylediğim gibi, Pub bölümleri, saat 23.00 de kapanıyor. Daha sonra ise, Underground kulüplerde eğlenceye devam etmek mümkün. Meydanlarda, sokak gösterileri de düzenleniyor.

Bu arada:

Elbette şehirde publar da, bolca bira içildiğini söylememek olmaz. Ancak, başınıza garson geldiğinde “beer” diye seslendiğinizde, garson bunu yeterli bulmaz, “What kind of beer” karşılığını alacağınız kesin.

Ancak: şehirdeki publarda, bira istediğinizde, karşınıza bir bira menüsü çıkabiliyor. Şöyle ki, ben bunlardan, birkaç tanesi hakkında söz etmek istiyorum.

Siyah Bira: kaynatılırken içine ayrıca kahve gibi kavrulmuş, siyah malt konularak elde edilen bir bira türüdür.

Ale Birası: Orta alkollü, daha koyu renklidir.

Arpa: yüksek sıcakta kavrulur ve mayalandırılır. Şerbetçioğlu daha geç eklenir. Belçika Biraları: Çimlenmiş buğday, yulaf ve kara buğdaydan yapılır. Çok ekşi, sert ve acımsı bir tadı vardır.

İngiltere Londra Alışveriş

İngiltere Londra Alışveriş

İngiltere Londra Alışveriş; Şehrin büyük caddelerindeki fiyatlar ne kadar yüksek olursa olsun, hem yerli halk, hem de ziyaretçiler, gezip tozmaktan ve alışveriş yapmaktan geri kalmazlar. Her ne kadar, tam bir alışveriş cenneti olarak nitelendirilse de; Avrupa’nın en pahalı şehirlerinin başındadır.

Gerçekten, özellikle bizler için pahalı. Satın almaya niyetlendiğiniz her malın üzerindeki etiket fiyatını, bizim paramızın yaklaşık 3 misli olan bir rakamla çarpmanız gerektiğini sakın unutmayın.

Sonuçta

Londra’dan satın aldığınız herhangi bir tekstil ürününü kendi ülkemizde daha ucuza bulma şansınız çok yüksek.

Özellikle: Londra’da, çok özel bir alışveriş olarak lanse edilen, İngiliz kumaşından yapılan elbiseler ve özel deri ayakkabılar. Unutulmaması gerekir ki, bu tür üretim, bizim ülkemizde de gayet kaliteli olarak yapılıyor.

Evet, şehirde, alışverişlerde: % 17.5 vergi alınıyor. Lüks eşyalarda, bu oran iyice artıyor. Turistler: bir kerede, bir mağazadan 75 Sterlin ve üstünde alışveriş yaptıklarında: vergi iadesi alma hakkına sahip olurlar.

Bunun için: alışveriş yapılan mağazadan alınacak makbuzu: dönerken, İngiltere’deki, havaalanında “Tax-free Officer”e onaylatmak gerekiyor. Küçük meblağlar: havaalanında hemen işlenir veya adresinize bir çek ile yollanıyor.

KDV’nin yüksekliği ve rekabetin olmaması

Fiyatları Avrupa ve ABD’dekilerden yüksek tutar. Ancak: seçenekler çoktur ve kalite son derece etkileyicidir. Ayrıca: biri Haziran ve diğeri de Ocak aylarında olmak üzere, iki büyük indirim dönemi bulunmaktadır.

Sonuç olarak: nerelerden alışveriş yapılır, nerelerde hangi alışveriş mekanları var, aşağıda bunlardan ayrıntılı olarak söz edeceğim. Ama: Londra’da özellikle şunu alın veya bunu alın şeklinde herhangi bir önerim olmayacak.

Gezip dolaştığınızda hoşunuza giden ve fiyatını uygun bulduğunuz şeyleri satın alabilirsiniz. Bu belki bir gömlek, belki bir gravat, belki de başka küçük bir buraya has, hediyelik eşya, kupa, buzdolabı süsü, vs. olabilir.

Ama, unutmayın ki, alışveriş yapmasanız bile, özellikle ünlü alışveriş mekanlarını ve merkezlerini mutlaka gezin, mutlaka görün, özellikle Harrod’s, evet buraya mutlaka zaman ayırın.

Birkaç yıl öncesine kadar, Türkiye’de bu kadar yoğun alışveriş merkezi açıklamadan önce, elbette bu tür mekanlar yurt dışında daha çok ilgimizi çekiyordu, ama artık ülkemizde de aranan birçok şeyi ve hatta daha uygun fiyata bulmak mümkün.

Ancak, yine de, biraz önce söylediğim gibi, bu tür alışveriş mekanlarını gezip, görmek, belki farklı bir şeylerin keşfedilmesi açısından güzel olabilir.

İngiltere Londra Alışveriş Nerelerden alışveriş yapılır

NERELERDEN ALIŞVERİŞ YAPILIR

En eski ve en şık alışveriş semti: Mayfair ile St.Jame’s civarıdır.

BOND STREET

Burada: tasarımcı butikler, kuyumcular, pahalı dekorasyon mağazaları, antika ve sanat eseri satan yerler var.

REGENT STREET

Burada, ünlü Libert Department mağazası bulunuyor. Ayrıca: bu cadde üzerinde: İngiliz yünü, yağmurlukları, porselenler, keten gibi, belli alanlara yönelik mağazalar bulunuyor.

Hamleys

Hediyelik oyuncak almak için, Regent Street’teki bu mağazayı ziyaret edebilirsiniz. Bu oyuncak mağazası, her zaman kalabalıktır. Buraya geldiğiniz zaman, hemen çıkamazsınız.

JERMYN STREET

Burada, sipariş üzerine: kıyafet diken ve ayakkabı yapan mağazalar var. Bu ürünlerin kalitesi o kadar üstündür ki: müşteriler dünya kadar para ödeyip, aylarca, hatta haftalarca beklemeye razı olurlar.

OXFORD STREET

Burası: Londra şehrinde, sokaktaki vatandaşın tercihi bir alışveriş mekanı. Caddenin uzunluğu 2 km. ve Avrupa’nın en uzun caddesi olarak öne çıkıyor.

Burada, daha sade şeyler arayanlar için burada büyük mağazalar bulunuyor.

John Lewis, Debenhams ve Marks and Spencer buradadır. Buradaki Selfridge mağazası: tasarımcı kıyafetleri, kozmetik ve diğer lüks tüketim eşyalarının satıldığı bir yer olarak öne çıkıyor.

BROMPTON ROAD

Ünlü Harrod’s mağazası buradadır. Dünyanın en ünlü mağazalarından biridir. Harrod’s: bir alışveriş mağazasıdır. Burada: beşikten-mezara kadar, bir insanın her türlü ihtiyacını karşılayacak ürünleri bulmak mümkün.

Cadde üzerinde, bu mağaza dışında, daha çok zenginlerin tercih ettiği, dünya markalarının butikleri bulunuyor. Evet, Harrod’s mağazası: alışveriş için pahalı olduğu düşünülse  de, mutlaka görülmesi gereken bir yer.

1849 yılında: Henry Charles Harrod tarafından kurulmuş, taze meyve ve sebze satan ufak dükkan, günümüzde muhteşem bir binada bulunmaktadır. 20.yüzyılın başında, pişmiş topraktan yapılmış olan ünlü binanın cephesi, 11.000 ampulle aydınlatılıyor.

Mağazanın en çok ilgi çeken yerlerinden biri: 1902 parça seramikle, Edward tarzında, dekore edilmiş olan “Food Halls” dır.

Günümüzde, Londra sosyetesinin uğrak yerlerinin başında geliyor. Bu mağaza, dev bir labirent gibi, içinde kolaylıkla kaybolabilirsiniz.

Çok lüks giyim, aksesuar, mücevher, yiyecek markalarının bulunduğu bu mağazada, Prenses Diana ile Dodi heykelini ziyaret edip, hatıra defterine birkaç satır yazı yazabilirsiniz.

İngiltere Londra Alışveriş

KNİGHTBRİDGE

Ünlü Harvey Nichols buranın en ünlü mağazalarındandır. Burası: daha eski ve daha büyük olan, Harold’s dan daha popülerdir. Burada: aynı zamanda, birkaç zengin tasarımcı butiği ve dünyaca ünlü mağazalar var.

CHALSEA

Burada, modayı belirleyen King’s Road bulunuyor.

COVENT GARDEN

Burada, birçok trend mağaza, yemek yiyebileceğiniz yerler, kapalı Pazar ve sokak çalgıcıları var. Burada kurulan Jubilee Market, hem yerli halkın hem de turistlerin gözdesidir. Pazartesi günü, antikalar, Salıdan Cuma günüme kadar olan zamanda ise çeşitli eşyalar, giysiler ve yiyecekler, hafta sonunda ise el işi ürünler satılıyor.

İngiltere Londra Alışveriş Ne Zaman alışveriş yapılmalıdır

NE ZAMAN ALIŞVERİŞ YAPILMALI

Mağazaların çoğu: saat: 09.00 ile 10.00 arasında açılıyor ve saat: 17.30-18.00 arasında kapanıyor. Pazar hariç, her gün açıklar. Mağazalar, haftada bir gün, akşam saatine kadar açık kalıyorlar.

Yani: bir alışveriş merkezine gitmeden önce, oradaki mağazaların açık kaldığı saatleri mutlaka teyit etmenizde bence yarar var.

İngiltere Londra Alışveriş Pazar yerleri

PAZAR YERLERİ

PORTOBELLO ROAD

Greenwich bölgesindedir. Burası, her zaman gözde olmuş bir Pazar yeridir. Cumartesi günleri: antika objeler ve ıvır zıvır ile giysiler ve bir sürü ucuz eşya satılan tezgahlar kurulur.

Yani: ikinci el alışverişi tercih edenlerin gittiği bir yer. Burada mükemmel alışveriş yapabilirsiniz. Dükkanlarda, her şey satılıyor. Hafta içinde ise, meyve ve sebze satılıyor.

PATTİCOAT LANE

Pazar günleri, alışveriş yapmak için idealdir. Burada: deri ürünler de dahil, çeşitli mallar bulabilirsiniz. Hemen yanında, karman çorman ve bu yüzden daha da renkli olan “Brick Lane Market” bulunuyor. Semtin, ünlü cockney caffları arasında, ikinci el kelepir eşyalar satılıyor.

İngiltere Londra Alışveriş Neler satın alınır

NELER SATIN ALINIR

ANTİKALAR

Antika eşya satın alırken aldanmak çok kolay. Eğer antika almaya niyetli iseniz: LAPADA ve BADA etiketli, mallardan satın almalısınız.

Böyle bir alışverişi fazla pahalı buluyorsanız: Pazar merkezlerini tercih etmelisiniz. Özellikle, nakit ödeyeceğiniz alışverişlerde, pazarlık yapmayı sakın unutmayın.

GİYİM

Londra’da, bu şehre özel alışveriş yapmak isterseniz, el yapımı ayakkabılar ve giysiler düşünülebilir.

Kalite arayanlar ve tipik İngiliz çizgisinden hoşlananlar Mark and Spencer (Oxford Street) ve özellikle yünlüler için Scotch House (Regent St.) tercih edilebilir. Burberry, Mark and Spencer gibi markalar, İngiltere’de, tekstil için en başta hatırlananlar arasındadır.

DOKUMALAR

Liberty: baskı kumaşlarıyla, dünyanın dört bir yanında bilinmektedir. 214. Regent St. adresindeki mağazasını gezmek, pek zevkli. Zaten, mutlaka “İngiliz kumaşının” ününü duymuşsunuzdur.

Londra’da, kumaş satın alabilirsiniz. Çoğu kez de, satın aldığınız kumaştan kendiniz için güzel bir elbise diktirmek mümkün. Ama, sürekli olarak söylediğim gibi, bu güzellikleri yaşamak, gerçekten pahalı.

PARFÜMLER

Piccadilly bölgesindeki Crown Perfumery: İngiliz kraliyet aile üyelerinin kullandığı zarif parfümleri ve kolonyaları üretmektedir. Bunun dışında: İngiltere, ilginizi çekerse, güzel parfümler bulabileceğiniz bir ülke.

Özellikle: Londra’nın belli başlı alışveriş merkezlerinde, ülkede üretilmiş güzel parfümler bulup satın alabilirsiniz.

YAĞMURLUKLAR

İndirim sırasında, Burberry’s (Regent St) mağazasından, dünyaca ünlü kırmızı ve bej renkli, yağmurluklardan mutlaka satın almalısınız.

Niğde Ulukışla

Niğde Ulukışla

Ulukışla yöresinin en büyük özelliği, Ankara yönünden, Adana yönüne gidildiğinde, uçsuz-bucaksız bozkırların bitip, yemyeşil Toroslar’ın başladığı bir yer olarak öne çıkması ve yine bir zamanlar burada kurulu bulunan Öküz Mehmet Paşa Külliyesinin varlığıdır.

Bir zamanlar gerçekten İpek yolunun buradan geçiyor olması, yörenin önemini ortaya koymaktadır.

Niğde Ulukışla

ULAŞIM

Bölgede ulaşım sıkıntısı çekilmemektedir. Kayseri’den gelen kara yolu; Ankara-Adana kara yolu ile, ilçenin 5 km. doğusunda birleşirler.
Ulukışla, bağlı bulunduğu Niğde il merkezine, 62 km. uzaklıktadır. Ulukışla-Konya/Ereğli arasındaki uzaklık: 49 km. Ulukışla-Karaman arasındaki uzaklık: 134 km. Ulukışla-Pozantı arasındaki uzaklık: 43 km. Ulukışla-Tarsus arasındaki uzaklık: 122 km.

TARİHİ

Bölge, tarihi süreç içinde: Hititler, Asurlular, Frigler, Persler ve Makedonlar tarafından işgal edilmiştir. Daha sonra ise, Kapadokya kralları görülür.

Roma imparatorluğu ve devamında ikiye ayrılması sonucu, Bizanslılar, 1075 yılına kadar bölgede hakimiyeti elde tutarlar, ancak aynı yıl, Türkler bölgede görülmeye başlanır.
Roma döneminde, bölgedeki yerleşim yerinin ismi “Faustinepolis” dir. Bu isim, dönemin ünlü kraliçesi ve aynı zamanda Roma imparatoru Marcus Aurelius’un karısı olan Faustina’ya atfen verilmiştir.

Hatta: Kraliçe Faustina’nın mezarı, yörede, Başmakçı köyündedir.

1156-1192 yılları arasında bölgede Konya Sultanlığının hakimiyeti görülür. 1466 yılında, Fatih Sultan Mehmet tarafından, bölgedeki diğer birçok yöre gibi, burası da, Osmanlılara bağlanır.

İran seferinden dönen, Kanuni Sultan Süleyman, 1549 yılında, Ulukışla’da konaklamıştır.
Evet, yakın tarihimize gelince, Ulukışla’nın, kurtuluş mücadelesinde, özellikle Fransız işgalcilere karşı mücadele veren Kuvay-i Milliye güçlerinin bir karargahı konumunda bulunduğu görülür.

Gelelim yörenin isim temeline: 16’ncı yüzyılda, Osmanlı Sadrazamlarından Öküz Mehmet Paşa, bu yörede bir kervansaray yaptırır ve bu yapıya “Ulukışlak” ismi verilir. Bu isim, zamanla değişerek, günümüze “Ulukışla” olarak gelmiştir.

Niğde Ulukışla

GENEL

İlçe: Orta Toroslar kesiminde, Aydos Dağlarının eteklerinde “Çiftehan çayı vadisinde“ kurulmuştur. Eski ismi “Şücaeddin” dir.

Yörenin denizden yüksekliği: 1427 metredir. Görüldüğü gibi, denizden çok yüksek bir yer ve bunun etkisi, elbette görülüyor.

İklim: tipik İç Anadolu iklimi hakimdir ve buna bağlı olarak: yazlar serin ve kurak, kışlar ise soğuk ve kar yağışlıdır. Bu bol yağış sonucu, bölgede yoğun orman varlığı görülür.

Yöre insanının ekonomik etkinliklerinin başında: buğdaygiller gelmektedir. Bunun dışında, yamaçlarda: bağcılık, elma, kiraz, armut üretimi yapılmaktadır. Yöre nüfusunun, % 80’den fazla bölümü, geçimini, tarım yaparak sağlamaktadır.

TOROS KURBAĞASI-RAMA HOLTZİ

Dünya üzerinde, yalnızca, Ulukışla ilçesi sınırları içinde, Toros dağlarının, 2560 metre yüksekliğinde bulunan; 12 metre derinlikteki, tektonik yapıdaki “Karagöl” bölgesinde yaşamaktadırlar. İlk olarak, 1800’lü yıllarda, yöreyi gezen bir Alman biyolog tarafından keşfedilmişlerdir.

Toros kurbağaları olarak isimlendirilen bu canlıların vücut boyları: 7.5 cm. dir. Derisi yumuşak, ince ve düzdür. Sırt bölümü: sarımsı kirli yeşil veya sarımsı pembedir. Bazılarının sırtında ve bacaklarında, siyahımsı lekeler görülür. Bu kurbağa türü öterken, diğer kurbağalarda olduğu gibi, göğsünde hava kesesi oluşmuyor. Zehirli sıtma mikrobu taşıyan dişi sivrisinek türünün larvaları ile besleniyor.

Son bir not: dünya üzerinde yalnızca burada yaşadığı kanıtlanan bu kurbağa türü: yaşam alanı olan Karagöl’e bir zamanlar bilinçsizce bırakılan “Aynalı Sazan” balıkları yüzünden büyük bir tehlike geçirmiş ve halen bu balıklar gölden temizlenmeye çalışılmasına rağmen, yine de tehlike geçmiş değildir. Bu konulara ilginiz varsa, Karagöl ve Toros kurbağalarını mutlaka görmelisiniz.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Ulukışla denilince, kiraz ve kebap akla gelir, yöreye yolunuz düşerse, bunları tatmayı unutmayın.

KONAKLAMA

Ulukışla Öğretmenevi Alpagut Mah.İsmail Oğuz Cad. 388-5112250

Niğde Ulukışla

GEZİLECEK YERLER

Niğde Ulukışla Öküz Mehmet Paşa Külliyesi

ÖKÜZ MEHMET PAŞA KÜLLİYESİ

Külliye: halka açık ve halka hizmet veren yapılar topluluğudur. Bu yapılar topluluğu içinde: dini ve sosyal içerikli, çeşitli binalar bulunmaktadır. Bunlar: cami, imaret, türbe, kütüphane, helalar, hazire, arasta, hamam, kervansaray vs.

Kendisi: Osmanlı tarihinde ender rastlanan Türk asıllı Sadrazamlardandır.

Kervansarayı: 1615 yılında, İpek yolunun en önemli noktalarından birisinde yaptırmıştır. Doğduğu topraklara bir hediye olacağını düşünmüştür.

Ancak, bundaki amacı: bölgenin ekonomik ve sosyal açıdan canlandırılması, haç yolunun güvenliğinin sağlanması ve doğuya düzenlenen seferlerin etkisini arttırmaktır. Ancak, takip eden süreçte, kurtuluş mücadelesinde, bir silah deposu olarak da kullanılan han; zamanla motorlu taşımacılığın gelişmesi üzerine, eski önemini kaybetmiş, kervan ticaretinin gerilemesi ve giderek yok olmasıyla, han da önemini yitirmiştir.

Cumhuriyet dönemin devamında, han, çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından çeşitli amaçlar için kullanılmıştır. 1930-1949 yılları arasında hapishane, 1953-1978 yılları arasında Toprak Mahsulleri Ofisi tahıl ambarı, 1991-1996 yılları arasında halı atölyesi olarak kullanılmıştır. 1997 yılında ise, tekrar kullanılmamak üzere, tamamen boşaltılmıştır. 2005 yılında ise, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyon çalışmaları sağlanmıştır.

Son bir not: ünlü şair Faruk Nafiz Çamlıbel tarafından yazılan “Han Duvarları şiiri”, bu han tasvir edilerek yazılmıştır.

Niğde Ulukışla Zeyve Höyük

ZEYVE HÖYÜK

İlçe merkezine bağlı, 10 km doğuda Porsuk köyündedir. En büyük özelliği: Toroslar üzerinde bulunan gümüş ve kurşun yataklarına yakınlığıdır.

Burada yapılan araştırmalarda: Hitit, Frig ve Roma dönemine ait buluntular bulunmuştur. MÖ.14-13’ncü yüzyıllarda: burada bulunan şehrin: küçük kum taşı bloklardan örülmüş ve kulelerle güçlendirilmiş bir sur ile çevrili olduğu anlaşılmıştır.

Höyüğün güneybatısında yapılan kazılarda: bir odanın köşesinde, yarı yanmış bir insan iskeleti bulunmuştur. Ayrıca, Klikya bölgesi seramiklerine benzer çanak-çömlek kalıntıları görülmüştür. Takip eden süreçte, Hitit surları, aynı plan takip edilerek yeni surlarla çevrilmiştir.

Buluntular içinde: 2 ve 3’ncü yüzyıllara tarihlenen, tunç ve gümüş sikkeler de sayılmaktadır. Özellikle, buradan çıkarılan “Hitit Hiyeroglifi Kitabesi”, günümüzde Niğde Müzesinde sergilenmektedir. Bu kitabe: Azot Sanayi tesisleri yapılırken, tesadüfen bulunmuştur.

KRALİÇE FAUSTİNA MEZARI

İlçe merkezine bağlı, Başmakçı köyündedir.
Faustina, Roma imparatoru Antoninus Pius’un kızıdır ve Roma imparatoru Marcus Aurelius ile evlenmiştir. İkili, 145 yılında evlenirler. İmparator, 175 yılında, karısı Faustina ve oğlu Commodius ile birlikte, doğuya doğru geziye çıkarlar.

Bu gezide, imparator ve ailesi: küçük Asya, Suriye ve Mısır bölgelerini gezerler. Alexradra (günümüzdeki İskenderiye) şehrinde, bir süre kalırlar. Dönüş yolunda ise, Toroslar üzerinde iken, kraliçe Faustina ölür. İmparator bu duruma çok üzülür ve Başmakçı köyünde, karısı adına bir şehir inşa ettirir.

Faustinapolis ismini verdiği şehre, yine onun adına bir tapınak yaptırır ve karısının tanrıçalaştırılmasını, Roma Senatosundan ister.
Evet, bir zamanların büyük Roma imparatorunun karısı, kraliçe Faustina’nın mezarının Başmakçı köyü yakınlarında olduğu biliniyor.

LÜLVE KALESİ

İlçe merkezi yakınlarında: Çanakçı köyünde; Torosların bir kolu olan Boklar dağının kuzey yamaçlarındadır. Kale: Adana-Ankara kara yoluna, 6 km. uzaklıktadır.
Bu kale: Torosların Kuzey yönünde, ünlü Türk bilim adamı İbn-i Bibi’nin sık sık sözünü ettiği Lulu Kalesidir.

Kale, tarihi süreç içinde, yapıldığı dönemde çok önemli bir konumdadır. Torosların güney bölümünden gelen istilacı akınların önlenmesi için yapılmıştır. Hatta, bu kaleden, işaret kuleleri yardımı ile, Hasan Dağı bölgesinde bulunan Keçi kalesine haber gönderildiği bilinmektedir.

Günümüzde, yakın geçmişte, kale çevresinde çanak-çömlek imalatı yapıldığı için yörenin ismi “Çanakçı” olmuştur. Halen, doğal bir yapı olan kalenin üzerinde, yapılar tahrip olmuştur, ancak yine de yapıldığı dönemdeki ihtişam hissedilmektedir.

Niğde Ulukışla Çifte Han Kaplıcaları

ÇİFTEHAN KAPLICALARI

Kaplıca bölgesi, Ulukışla ilçe merkezini geçtikten 29 km. sonradır. Kasaba girişinde iki han bulunduğu ve bu yüzden, kasabaya Çiftehan isminin verildiği söylenmektedir.

Çiftehan bölgesi: Roma döneminden sonra, günümüze kadar olan süreçte, önem kazanmıştır. Söylentilere göre, Mısır kraliçesi Cleopatra: Tarsus’ta kaldığı dönemde sık sık burayı ziyaret etmiştir. Günümüzde de, eski havuz bölümünün temel kısmının, Roma döneminden kaldığı söylenir. Günümüzde kullanılan, havuzlu banyolar ise, Selçuklular döneminden kalmıştır. Çünkü, o dönemin mimari özellikleri görülmektedir.

Kaplıca bölümünde: kadın ve erkeklere ait iki bölüm bulunuyor. Erkekler bölümünde 85 ve kadınlar bölümünde ise, 26 m. Kare büyüklüğünde havuzlar bulunuyor.
Evet, kaplıca sularının şifalı geldiği söylenen rahatsızlıklar şunlardır: romatizma, siyatik, kireçlenme, bel ağrısı, bel fıtığı, kadın hastalıkları, cilt hastalıklarıdır. Kaplıca suları, 53 derece sıcaklıktadır ve havuzlarda ise, 40-45 derece sıcaklık görülür.

Niğde Ulukışla Bağdat Demiryolu Tesisleri

BAĞDAT DEMİRYOLU TESİSLERİ

Çiftehan kasabasındadır.
1826 yılında bir Alman Şirketi tarafından inşa edilen, İstanbul/Haydarpaşa’dan başlayarak Anadolu üzerinden Bağdat’a ulaşması düşünülen demir yolu: Ulukışla’dan geçmektedir.
1910 yılında, Çiftehan kasabasına, tren istasyonu kurulmuştur.
Ancak, I. Dünya savaşının çıkması üzerine, demir yolu, Bağdat şehrine varmadan bırakılmıştır. Ancak, demir yolunun tamamlanan kısımları bile, özellikle kurtuluş mücadelesinde, askeri ve sivil nakliyatta önemli görevler üstlenmiştir.