Ana karayolları dışında kaldığı için, öne çıkamamış şirin bir ilçemizdir.
Ama, Eşme denilince, akla ilk gelen kilimdir. Zaten, Belediye, simge olarak kilim kullanıyor. Çünkü: kilimcilik, burada geçmişi çok eskilere kadar giden ama son yıllarda Uzakdoğu ürünleri nedeniyle durgunluğa giren bir el sanatı olarak önem kazanıyor. Buraya yolu düşenler, mutlaka Eşme el dokuması kilimlerini görmelidirler.
Bir de, burada iken, size telefon gelip, nerede olduğunuz sorduklarında “Eşmedeyim” derseniz, bilin ki, karşı taraf büyük olasılıkla “Çeşme” de olduğunu sanacaktır.
Uşak Eşme
ULAŞIM
Eşme, il merkezi olan Uşak iline, 64 km. uzaklıktadır. Demiryolu uzaklığı ise, 69 km. dir. Eşme-Alaşehir arasındaki uzaklık: 50 km. Eşme-Kula arasındaki uzaklık: 45 km. Eşme-Güney arasındaki uzaklık: 39 km.
Uşak Eşme
TARİH
Eşme yöresinin ilk yerleşimcilerinin Frigler olduğu düşünülmektedir. MÖ.676 yılında Kimmerler, bölgedeki hakimiyeti ele geçirirler. Daha sonra ise, Lidyalılar ve Bergama krallığı ve takiben Roma ve Bizans egemenlikleri görülür.
1233 yılında ise, yöre, tamamen Türklerin eline geçer. 1300 yılında, bölge, Germiyanoğulları Beyliği hakimiyetine girer. 1429 yılında ise, bu kez, Osmanlılar görülür.
Bu dönemde: bölgenin ilk sakinleri “Esmeli” aşiretindendir. Aşiretin bu ismi: Eşme pınarlarından veya göç kafilelerinden almış olmalıdır. Eşmeli aşireti yanında, bölgede birçok aşiret konaklamış olmasına rağmen, özellikle Kocaeli yöresindeki bazı aşiretlerle kan bağı bulunan Eşmeli aşireti, yörede etkin olmuştur.
1920 yılında, bölge Yunanlılar tarafından işgal edilir ve 1922 yılında işgal sona erdirilir. Ancak, yine bu dönemde, Taymak köyü olarak isimlendirilen yerleşim yeri, ulaşım zorluğu nedeniyle, daha sonra günümüzdeki yerine taşınmış ve 1953 yılında kaza olarak, Uşak iline bağlanmıştır. Bu taşınmanın başkaca bir nedeni ise, yani Takmak köyünden, bugünkü yerleşime geçmenin bir başka nedeni de, Yunan işgali sonunda, Takmak köyünün Yunanlılar tarafından tamamen yakılıp yıkılmasıdır.
Uşak Eşme
GENEL
Yörenin büyüklüğü yani yüzölçümü: 1338 km. karedir. Merkezin denizden yüksekliği ise, 823 metredir. Yörede, Gediz nehrinden başka akarsu yoktur. Bunun dışında, kışın yağmur suları ile beslenen Güllü ve Eşme dereleri mevcuttur.
Yörede karasal iklim hakimdir ve buna bağlı olarak: kışlar çok soğuk, yazlar ise sıcak ve kurak geçer. Kışın fazla kar yağmaz.
Yöre insanının ekonomik faaliyetlerinin başında: tarım ve hayvancılık gelmektedir. Tarım ürünleri olarak: buğday, arpa, mısır, nohut, kuru fasulye, haşhaş, susam, soğan, sarımsak ve salçalık biber üretimi yapılır. Ancak, Eşme halkının büyük bölümü: yurt dışında, özellikle Almanya’da işçi olarak çalışmaktadır. Bu durum, Eşme halkının ve ilçenin gelişmesinde önemli katkıda bulunmuştur.
Yörede, son yıllarda, halk arasında “Ufo” görüldüğü hakkındaki söylentiler yoğunlaşmış ve bilahare, bölgede altın üretimi ve özellikle siyanürle altın üretimi artmıştır. Siyanürle altın üretimi, yörenin en büyük problemi olarak gündeme gelmektedir. Yani, Türkiye’nin en büyük altın madeni kaynakları burada bulunmaktadır.
Uşak Eşme Kilimleri
EŞME KİLİMLERİ
Eşme denilince, kilim çeşitleri başlıca 3 başlık altında toplanmaktadır. Bunlar:
Altınbaş Kilimi
Bunlarda: motif ve kompozisyon, ayrı bir özellik gösterir. Tek sıra halinde sıralanmış dikdörtgen toplar: kıvrım denilen tabana yerleştirilmiştir. Bunlar: eli belinde kız ve tavşan topuğu motifleriyle doldurulmuştur. Dikdörtgen dışında kalan kilim zemini ise, yine bu kilimlere has, çok zengin motiflerle süslenmiştir.
Ablaş Kilimi
Bu tür kilimlerde: zeminde altıgen toplar bulunur ve kenarlar birbirine bitişik sıralanmıştır. Altıgenler, bıçkır motiflerinde oluşur. Toplar dışında kalan zemin: yine çeşitli motiflerle doldurulur. Madalyonlar arasına: genelde, karagöz, bazen de çakmak motifi yerleştirilir.
Toplu Kilimler
Bunlar, genel olarak baklavaya yaklaşan iç içe kancalı, basık, altıgen madalyonlar şeklindedir. Top sayısı, kilimin büyüklüğüne göre değişir. Top sayısına göre, kilime ad verilir. Üç, beş yada yedi toplu kilim gibi.
Takmak Kilimi
Bu tip kilimlerde, genellikle zemin üçe bölünmüş, basık altıgen toplar bu bölümler içinde, tek eksende sıralanmıştır. Toplar dışında kalan zemin, çeşitli motiflerle doldurulmuştur. Madalyonlar arasına genelde, karagöz ve bazen çakmak motifleri yerleştirilmiştir.
ULUSLAR ARASI KİLİM FESTİVALİ:
Her yıl, Haziran ayında düzenlenir. Genellikle 3 gün süren festival etkinliklerinde, çeşitli spor yarışmaları, konserler ve diğer yarışmalar düzenlenmektedir.
Uşak Eşme Kilimleri
NE SATIN ALINIR
Eşme ilçesi ve çevresinde, yoğun olarak ve özellikle kış aylarında “kilim” dokumacılığı yapılmaktadır. Ancak, her ne kadar uzakdoğudan gelen kilimler, bu sektörü olumsuz etkilemiş olsa da, 1994 yılından bu yana, bölgede özellikle “Kilimcilik Festivali” yapılarak, kilimcilik sektörünün ayakta kalması için uğraş verilir olmuştur. Bu nedenle, buraya yolunuz düşerse, yörede dokunan kilimleri görün, beğendiklerinizi satın alabilirsiniz ki, bu el emeği, göz nuru ürünleri beğenmemek mümkün değil.
Uşak Eşme
GEZİLECEK YERLER
Uşak Eşme Kemer Dağı
KEMER DAĞI
Kemer dağı: Eşme ilçesinin eteklerine kurulduğu bir yükseltidir.
Burada, yapılış tarihi ve yapanları bilinmeyen büyük bir kemer bulunuyor. Ancak, ilginç olan, uzun yıllara rağmen, bu kemerin hala ayakta kalabilmiş olmasıdır.
İlçe 1953 yılında Uşak’ın il olmasıyla ilçeye dönüştürülmüş ve Uşak iline bağlanmıştır.
ULAŞIM
İlçenin, il merkezine uzaklığı: 30 km. dir. Ulubey-Karahallı ilçesi arasındaki uzaklık: 28 km. Ulubey-Eşme arasındaki uzaklık: 30 km. Ulubey-Sivaslı arasındaki uzaklık: 56 km. Ulubey-Banaz arasındaki uzaklık: 61 km. dir.
TARİHİ
İlçe ve çevresinde yapılan kazılarda, yörenin MÖ.4000 yıllarından bu yana yerleşim yeri olarak kullanıldığını ortaya koyar. Sırası ile, bölgede hüküm süren medeniyetler: Hititler, Frigler, Lidyalılardır. Özellikle: Lidyalılar döneminde, Ulubey’in önemi daha da artmıştır. Çünkü: Lidyalıların, kara ticaretini geliştirmek için yaptıkları “Kral Yolu” bu bölgeden geçmektedir.
Lidyalılardan sonra Persler ve Büyük İskender, bölgeden egemenlik kurmuşlardır. Daha sonra Bizanslılar ve Türkler, bölgedeki hakimiyeti ele geçirirler.
Bu dönemde: önce Karesioğulları ve daha sonra da Germiyanoğulları yönetimi ele geçirirler. Daha sonra: bölge, Yıldırım Beyazıt’a çeyiz olarak sunulur. Daha sonra bölge yine Osmanlılardan gider ve takip eden dönemde: Germiyan Bey II. Yakup, erkek çocuğu olmadığı için, vasiyet yolu ile toprakları, Osmanlılara bırakır.
Ulubey: merkezi bir noktada bulunması nedeniyle “Göbek” ismiyle anılır. Stratejik özelliği nedeniyle, Yunanlılar, 20 Ağustos 1920 tarihinde, burayı işgal ederler. Böylece: kıyı ve iç kesimler arasındaki bağlantılı tren yolu, kontrol altına alınmış olur. 2 Eylül 1922 tarihinde, Ulubey, Yunan işgalinden kurtarılır.
Uşak Ulubey
GENEL
Ege bölgesinin, İç Batı Anadolu bölümündedir. Rakım 750 metredir.
Arazi engebelidir. Düzlükler, az yer kaplar. Düz olan yerler, sel yatakları ile yarılmıştır. İlçe merkezi: güneye doğru hafif meyilli olan, azar azar alçalan arazi üzerinde kurulmuştur.
İlçe: Ege bölgesinde görülen Akdeniz iklimiyle, İç Anadolu bölgesinin iç kesimlerinde görülen karasal iklim arasında, ılıman bir geçiş iklimine sahiptir. Diğer ilçelere göre, ortalama sıcaklık, burada daha yüksektir. Nedeni ise, yükseltinin düşük olmasıdır.
İlçede: 210 ton rezerve sahip, Kışla Dağı altında, derin altın yatakları mevcuttur. Ayrıca: Alüminyum, mangan, diyotomit, mermer ve uranyum rezervleri vardır.
NE YENİR
Buradaki muhteşem lezzetler şunlar: Ulubey demir tatlısı, döndürmesi ve Ebem köftesi. Bunları tadabilirsiniz.
GEZİLECEK YERLER
Uşak Ulubey Blaundos
BLAUNDOS
Sülümenli köyü yakınlarındadır. İlçe merkezine 10 km. ve İl merkezine ise 30 km. uzaklıktadır. Kanyonda bulunan cam seyir terasına yaklaşık 10 km uzaklıktadır.
Derin vadilerle çevrili bir yarımada üzerinde kurulmuş. Üç tarafı dik uçurumlu dere yatağı ile çevrili, yarım ada görünümünde, düz bir burun üzerinde oturmaktadır. Çevresinde, 100 metre derinliğindeki kanyon içinden, kentin su ihtiyacını karşılayan dere geçmektedir.
Kalesi, tapınakları, tiyatrosu, stadyumu ve kaya mezarları ile, ilgi çeken bir yer.
Şehir: Helenistik dönemde, Makedonya’dan gelenler tarafından kurulmuştur. Bu durum: 1845 yılında, Hamilton isimli bir araştırmacı tarafından, Ulubey mezarlığında bulunan bir yazıt ile kanıtlanmıştır. Bu yazıtta “Blaundeon Makedonon” yazılıdır.
Şehir: Büyük İskender’in ölümünden sonra, mirasını paylaşan 8 generalden, Antigonos’un payına düşer. Daha sonra, MÖ.189 yılında, şehirde, Roma hakimiyeti görülür. Bu dönemde: şehir, önemli bir merkez haline gelir. Kendi adına para basarlar.
Uşak Ulubey Blaundos
Evet, şehir konum olarak ilginç özellikler taşıyor. Üç tarafı derin ve dik vadilerle çevrili. Düz bir burun üzerinde. Şehir merkezinin üç yanının vadilerle çevrili olması, dışarı ile sadece kuzeydeki tek kapıdan irtibatının bulunmasını sağlar. Bu kapının merkeze bakan, iç cephe genişliği: 26.5 metre, dış cephe genişliği: 23 metre, derinliği ise 8.20 metredir. Arazi yapısından dolayı, kapı yamuk plan gösterir.
Kapıdan geçildiğinde: batı yamacında tek, doğu yamacında alt ve üst olmak üzere 2 şehir suru var.
Uşak Ulubey Blaundos
Stadion
Doğudaki alt ve üst surlar arasında kalan alandadır. Uzunluğu 140 metre, genişliği ise 37 metredir. Oturma sıraları, tek taraflı olup, üst şehir suruna dayanmış durumda yapılmıştır.
Uşak Ulubey Blaundos
Tiyatro
Şehir surları dışında ve Stadyumun alt kısmında, vadi içinde, yamaca yapılmıştır. Sahnesi tamamen yıkılmıştır. Oturma sıralarının bir kısmı, sağlam kalabilmiştir.
Uşak Ulubey Blaundos
Şehir merkezi
Şehir merkezi, surlar içinde kalmıştır. Burada: İon düzeninde yapılmış bir tapınak ve bir kısım yapılar bulunmaktadır. Şehrin metropolü: 2 ayrı alanda bulunur.
Uşak Ulubey Blaundos
Tapınak
Şehir merkezindeki tapınak: bu yapıda restorasyon çalışmaları yapılmıştır. Tahminlere göre: 17.30 x 8.95 metre boyutlarında, İon düzeninde bir tapınaktır. Üst yapısı tamamen yıkılmıştır. Tabanı: mermer döşeme, alt duvarları: kalker, temeli: andezit ve krepisleri: mermerdir.
Güney ön cephesi ile kuzey arka cephesi: üçgen alınlıklıdır. Sima kısmında: bitkisel motifler, aslan başları, diş sıraları var. Arşitav üzerinde bulunan yazıtlardan: 4 tanesi Latince, 6 tanesi Yunancadır. 1833 tarihinde, Arundel isimli bir araştırmacı bu yazıtları okumuş ve buranın “Kaudios Tapınağı” olduğu ortaya çıkmıştır.
Ancak: daha sonra yapılan araştırmalar, bu bilginin doğruluğunu kanıtlamamıştır.
Araştırmalar sırasında: kazı yeri yakınlarında bulunan bir yazıtta: tapınakla ilgili konular aydınlatılmıştır. MÖ.1.yüzyıl ve MS.1.yüzyıl arasındaki dönemdeki bu yazıta göre: tapınak “Athena” ve “Homonia”ya adanmıştır.
Kazı çalışmaları ile: tapınak çevresi açılmış, yapının kuzey arka cephesinde, arka duvara: 5.30 m. ve yan duvara ise 6.70 metre uzaklıkta: Temenos duvarı olarak adlandırılan duvar temeli ortaya çıkmıştır. Burada: bu yapıya bitişik, Bizans dönemine ait 6.40 m. x 8.60 m. boyutlarında ve tapınak taşları kullanılarak yapılan, avlu şeklinde bir mekan bulunmuştur.
Bu avlu şeklinde mekanda, herhangi bir buluntuya rastlanmamıştır. Ancak: 1970 yılında yapılan kaçak kazılarda bulunan ve sonradan Müzeye teslim edilen bir kadın heykelinin parçaları aranmıştır. Çünkü: MS.1.yüzyıla tarihlenen ve 1.90 m. boyundaki bu kadın heykelinin: baş, sağ kol ve sol kol kopuktur.
Daha sonra: ön cephe tamamen temizlenmiş ve 8 basamaklı, 8.95 metre genişliğindeki tapınak girişi: tamamen ortaya çıkarılmıştır. Dağılmış yapı elemanları, tek tek yerlerine oturtulmuştur.
Yukarıda: şehrin metropolünün iki alandan oluştuğunu söylemiştim. Bu alanlar:
Uşak Ulubey Blaundos
Birinci alan: Kuzeydeki mezarlık ve birkaç Tümülüs ile, doğudaki vadide bulunan kaya mezarları. Kaya mezarları: 2 kişilik olduğu gibi, 10 veya 12 kişilik aile tipi mezarlar şeklinde de yapılmıştır. Bunlar tonozlu yapılardır. Nişli odacıklar ve sabit lahit tipi gömütlerdir.
Çoğunun, koridor tabanında da gömüye rastlanır. Mezarların çoğunda: beyaz sıva ve sıvının üzeri: kızıl, mavi, yeşil boyalarla yapılmış: bitki ve stilize hayvan motifleriyle bezenmiştir.
İkinci alan: Kent merkezi dışında kalır. Burada: İon tarzında ikinci bir tapınak ve çeşitli kemerler var. Bu kemerlerin fonksiyonu anlaşılamamış olup sayıları 14 dür. Su kemeri oldukları tahmin edilmektedir.
Evet: Blaundos antik kenti. Genelde, doğanın tahribatı dışında, fazla bir tahribat görmemiştir. Ancak: antik kentteki çalışmalar, günümüze dek, yalnızca tapınak ile sınırlı kalmıştır. Gelecekte yapılan çalışmalar sonucunda, kentin tam olarak tanıtılabileceği kesin. Yani: burayı ziyaret ederseniz: kapı, stadyum, tiyatro, surlar, tapınak görebileceğiniz antik kalıntılar.
Uşak Ulubey Kanyonu
ULUBEY KANYONU
Uşak ilinin güney ve güneybatı kesiminde, jeolojik yapının özelliğinden dolayı oluşmuş, 73 km. uzunluğunda bir kanyon. Kanyon denilince, isterseniz birkaç kelime bilgi vermek istiyorum. Kanyon: dünya yüzeyinde, nehirler tarafından oluşturulan derin vadilere verilen isim. Kanyonun iki yanındaki duvarlar: erozyon ve aşınmaya dayanıklı sert kayalardan oluşuyor. Bunlar: granit ya da kumtaşı kayaları.
Bu doğal oluşumların, en büyük örneği: Amerika-Arizona’da bulunan “Büyük Kanyon” Dünya üzerinde, ikinci en büyük kanyon ise, Uşak-Banaz kanyonu. Burası, Türkiye’nin en büyük kanyonu. Bir de, Kastamonu yöresinde Vanya Kanyonu var.
Uşak Ulubey Kanyonu
Evet, hani girişte söylemiştim. Kanyon denilince, kanyon insanlar için ne anlama geliyor. Yani: kanyonda ne yapılır. Kanyon bulunduğu yöre için ne anlam ifade ediyor? Kanyon, gerek bilimsel ve gerekse turistik potansiyele sahip bir yer. Tektonik evrim ve nehir aşındırması arasındaki ilişki: burada rahatlıkla görülebilir, yani bilimsel araştırma ve geziler için çok uygun.
Bunun dışında: burada, treaking, doğa yürüyüşleri yapmak mümkün. Bu muhteşem arazi yapısını seyrederek yapılacak yürüyüşler, gerçekten muhteşem heyecan yaratıyor. Derin vadi boyunca, uzanan uçurumlar, manzara amaçlı yürüyüşler için çok ideal.
Buranın rakamsal değerlerine gelince: kanyonun genişliği 500-100 metre, derinliği: 135-170 metre ve uzunluğu ise: 40-45 km. civarında değişiyor. Toplamda: 73 km. ye kadar uzanıyor. Yani: akarsular boyunca uzanıyor. Ulubey çayı ve Banaz çayı boyunca devam eden bir ana kanyon ile buna bağlanan onlarca büyük yan kanyonlardan oluşur.
Hıristiyan Montanism tarikatının merkezi olarak kabul edilen ve yaklaşık olarak 377 yılında Hıristiyan saldırılarıyla yıkıldığı bilinen Pepouza antik kenti de kanyon içindedir. Kanyon boyunca, antik dönemlerden kalan su kanalları, kaya mezarları ve mağaralar görülebilir. Clandıras su kemeri de, bu kanyon sınırlarında Karahallı ilçesinde yer alır.
Uşak Ulubey Kanyonu Cam seyir terası
Cam seyir terası
Kanyon üzerinde, Ulubey ilçe merkezinde, cam seyir terası ile hediyelik eşyaların satıldığı küçük dükkanlar bulunur.
AKSAZ KAPLICALARI
İlçeye 25 km. uzaklıkta, Aksaz Çayı kıyısındadır. Büyük bir granit kayanın dibinde, 5 ayrı noktadan kaynamaktadır. Suyu: 39 derece sıcaklıktadır. Konaklama tesisi yoktur. Çadırlarda kalınmaktadır. Kaplıca suyu: içildiğinde: karaciğer ve safra yolları hastalıklarına, banyo olarak kullanıldığında ise: nevralji, nefrit, kırık ve çıkıklar ile kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.
İYON TAPINAĞI
MÖ.700-600 yıllarında, Saka Mezarlığı yakınlarında kalıntıları bulunan tapınak: İyon mimarisi tarzında yapılmıştır. Perslerin Anadolu’ya hakim olduğu dönemde yıkılmıştır.
Uşak Ulubey Yaver Deresindeki Kale-Manastır
YAVER DERESİNDEKİ KALE/MANASTIR
MÖ.320-300 yıllarında yapılan kale: Büyük İskender İmparatorluğunun parçalandığı dönemde yapılmıştır. Kale duvarında: İyon Tapınağı kalıntıları kullanılmıştır. Kale: iç içe geçmiş iki duvarlıdır. Yapılan kazılarda: kaleden haçların çıkması: buranın hem kale, hem de manastır olarak kullanıldığını ifade etmektedir.
Uşak Ulubey Clanudda
CLANUDDA ANTİK KENTİ
Çırpıcılar köyündedir. Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde kullanıldığı düşünülen, antik bir şehirdir. Kendi adına para basmıştır. Şehirde: stadyum, tiyatro ve kilise kalıntıları ve ayrıca lahit mezarlara ait kalıntılar var.
HASKÖY ASARI
Banaz çayı üzerinde, bir kanyon görünümünde olan bölgede: dik yamaçların üst kısımlarında, büyük kaya mezarlığıdır. Mezarlığın resimleri, köylülerce tahrip edilmiştir. Bu resimler: Hz. İsa ve havarilere ve meleklere aittir. O dönemde, Hıristiyanların, Romalıların zulmünden kaçarak, burada ibadet ettikleri düşünülmektedir. Henüz tam olarak arkeolojik inceleme yapılmamıştır.
NAİS ANTİK KENTİ
İnay köyünün 2 km. güneyindedir. Lidya uygarlığına bağlı bir şehirdir. Roma ve Bizans dönemlerinde de yerleşim görülür. Kent üzerinde: W.Ramsay, Buresch, H.Keil, Arundej, Veli Sevin ve Prof.Bilge Umar, bazı incelemeler yapmışlardır. Kentin bulunduğu yerdeki taşlar: Roma ve Osmanlı dönemlerinde başka yapılarda kullanılmıştır. Köy içindeki çeşitli yapılarda görülen bu taşlar dışında, Nais kenti ile ilgili günümüze pek bir şey gelmemiştir.
Kent: Lidya-Frigya sınırında, Lidya’nın Sardes kentine bağlı bir yerleşim yeridir. Yakınında: Blaundos ve Klanudda kentleri bulunmaktaydı.
Klanudda kentinin de, bugünkü İnay köyü arazisi içinde bulunduğu sanılmaktadır. Sardes gelen, ünlü “Kervan Yolu” Nais ve Blaundos şehirlerinden geçmekteydi.
Lidya döneminden sonra, Romalılar döneminde de, Nais yerleşim yeri olarak kullanılmaya devam etmiştir. Bu dönemde, ticaret yolu üzerinde bulunması nedeniyle, tüccarlar, burada mal alıp satıyorlarmış.
İNAY KÖYÜ BALÇIKLI DERESİ HÖYÜĞÜ
İnay köyünde, demiryolu kenarında bulunan, büyük bir höyüktür. 1982 yılında SİT alanı ilan edilmiştir. Buranın: Antik Yunan, Roma ve Bizans dönemlerinde, yerleşim yeri olduğu düşünülmektedir. Ancak, büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Çevresinde: şehir mezarlığı vardır. Bu yörede: filler ve cüsseli hayvanlara ait fosiller bulunmaktadır.
Ayrıca: MÖ.5000-3000 yıllarından kalma kaplar, MÖ.3000 yılına ait Hititlerden kalma küpler bulunmuştur.
Uşak Ulubey Kervansaray-Han
KERVANSARAY (HAN)
İnay köy merkezindedir. 16.yüzyılda yapılmıştır. Han’ın üzeri, önceleri toprakla örtülü iken, sonradan kiremitle örtülmüştür. İçinde: kemerli bölmeler vardır. Taş yapıdır. TRT’de yayınlanan, televizyon dizisi “Köroğlu” filminin bazı sahneleri bu handa çekilmiştir.
Uşak Ulubey Taş Köprü
TAŞ KÖPRÜ
İnay köyü içinde, Kervansaray önündeki dere yatağı üzerindedir. Tek gözlüdür. Kışın, yağmur ve karın bol yağdığı dönemler dışında, dere kurudur. Köydeki Kervansaray ile aynı dönemde, yani 16. yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. Günümüzde, köprünün dış yüzeyinde bulunan yazıt ise, onarım yazıtıdır. Köprünün uzunluğu: 8 metre, genişliği 3 metre ve yüksekliği ise 5 metredir.
Şehri ziyaret etmek için: öncelikle şehrin iklimini incelemek gerekiyor. Roma şehrinin iklimi: ülkemizde, İzmir iklimine benziyor.
Yani, tüm yıl, sıcaklık ortalaması kesinlikle eksi derecelere inmiyor ve ılıman bir hava hakim. Ama, yağmur yağdığında bazen günlerce sürebiliyor ve şehirdeki birçok yer maalesef yeterli kanalizasyon sistemi olmaması nedeniyle gölleniyor ve yürümek, yürüyerek gezmek sıkıntı haline geliyor çünkü üstünüz-başınız ve özellikle ayakkabılarınız ıslanıyor.
Üst-baş kolay, yanınızda mutlaka yedek kıyafet bulunur ama ayakkabı ıslandı mı, eğer su geçirebilecek bir ayakkabı ile geldiyseniz ve yedek ayakkabınız yoksa, perişan olmamak için, Roma şehrinden hatıra bir ayakkabı satın almak zorunda kalabiliyorsunuz.
Sonuç olarak
Roma soğuk olmaz, ama Roma’nın yağmuru insanı gerçekten ıslatır, eğer: yaz dönemi dışında, Roma şehrini ziyaret edecekseniz, yanınıza mutlaka yağmurluk, şemsiye, su geçirmeyen bir ayakkabı almanız şarttır. Şemsiye dedim de: şu ilgimi çekti, Roma şehrinde yağmur başladı mı; cadde ve sokaklar, 5 metrede bir konumlanan, esmer tenli (Afrika göçmeni) şemsiye satıcıları ile dolup taşıyor, 5-6 Euro’dan açtıkları fiyat, unutmayın ki, 3 Euro’ya kadar inebiliyor, satın almak isterseniz, vermeniz gereken rakam 3 Euro’dur.
Roma şehrine
Bir Acenta ile gittiyseniz, zaten geziniz panoramik şehir turu ile başlıyor ve bu turda: genelde Vatikan, Venedik Meydanı, Kolezyum, Aşk çeşmesi, İspanyol Merdivenleri gezdiriliyor ve buralar hakkında bilgiler veriliyor, ancak elbette bu bilgi verme faslında, bazı rehberler: kısa, basit ve hikaye türü bilgiler verirken, bazıları gerçek, anlamlı bilgiler verebiliyor.
Sizler yine de, bu yazıların birer çıktısını yanınıza alırsanız, gidip göreceğiniz yerler hakkında, en ayrıntılı bilgileri öğrenip, bilinçli gezebiliyorsunuz.
Ayrıca: öncelikle, kaldığınız otel lobisi veya şehirdeki Turizm ofislerinden, Roma şehir haritası edinmeniz ve gezinizi buna göre şekillendirmenizi öneririm.
Ayrıca: yalnızca iki hattan oluşan bir metro haritası da edinin ve gideceğiniz yerlere, metro ile de gitmeyi düşünebilirsiniz.
Şehirde
Roma Gezi planı; Eski şehir yani antik şehrin bulunduğu alanı, yürüyerek gezmek mümkündür. Yani: yürüyerek, kolezyum-zafer takı-Roma forum-Venedik meydanı alanlarına rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Vatikan için, bulunduğunuz yere bağlı olarak metro ile gidip, yürüyerek merkeze dönmenizi öneririm.
Evet, öncelikle: ” VIA” nın cadde, “PIAZZA”nın meydan olduğunu bilmek şart. Şehirde yalnızca iki tane metro hattı var. Biri kırmızı hat, diğeri mavi hat. Bunların biletleri, metro istasyonları girişlerinde, otomatik para atılıp bilet alınabilen makinalardan alınıyor.
Bozuk para atmanızda yarar var çünkü kağıt parayı tanımlamakta biraz problemli makinalar. İngilizce dil seçeneğini seçin ve biletinizi alın, günlük veya tek seferlik. Tek seferlik bilet, 1 Euro. Farklı hatta, 75 dakika içinde, aynı bileti iki kez kullanabiliyorsunuz. Bu da bir avantaj.
Metrodan asla çekinmeyin, gayet temiz, düzenli, insanlar nezih. Hani metro denince akla gelen, güvensizlik, rezillik ortamları yok. Kesinlikle metroyu kullanın, sadece elinde akerdeon çalan ve sonra para toplayan insanlar var ki, bunlar bile üstü başı perişan insanlar değil ve asla para verin diye ısrarcı değiller.
Bulunduğunuz yerden
Kırmızı renkli metro hattına binerek, Ottavıano istasyonuna gitmeyi planlayın. Metro, her istasyonda gidilecek istasyonu sesli ve yazılı olarak gösteren bir düzen var. Yani, yanlış inmeniz pek mümkün değil.
Ottaviano istasyonunda inince, VIA OTTAVIANO caddesini takip ederek, ilerleyin. Güzel bir cadde, dükkanlara bakabilirsiniz, ancak fiyatlar pek uygun değil, pahalı. Sağınızda, MUSEI VATICANI yani Vatikan müzesi olacak.
Bazı günler 10 Euro ve bazı günler 14 Euro. Girmenizi tavsiye ediyorum, girin, girişte dedektörler ile arama yapılıyor, ancak içeri kamera, fotoğraf makinası sokmak yasak değil.
Ama dedektörler biraz girişi sıkıntı haline getiriyor, çünkü her şeye ötme gibi alışkanlıkları var galiba. Kemerimi dahi çıkardım, öyle girdim, yine öttü, görevli aradı, sonra içeri girebildim.
İçerisi hakkında, müze bölümünde anlattıklarıma lütfen bakın.
Müze bitince, VIA PORTO ANGELICA caddesini takip ederek, SAN PIETRO katedralinin bulunduğu yere geliyorsunuz, yakın. Zaten çok kalabalık bir cadde, buraya girin, Vatikan bölümünde buranın ayrıntısını anlatmıştım, okuyup değerlendirin.
Çıkışta
VIA CONCILIAZIONE caddesini takip ederek, FIUME TEVERE nehri kıyısına kadar gelin. Burada, nehir kıyısında, duvar kenarındaki bölümden, nehri bir süre seyredin. Uzaktan, CASTELS ANGELO kalesini seyredin. PONTE VITTOREO EMANUELLA II köprüsünü izleyin. Buralar hakkında, ayrıntılı bilgiyi, yazılarımda verdim.
Daha sonra, yürüyerek, PONTE VITTORO EMANUELLA II köprüsü üstünden heykelleri ve nehri izleyerek geçin, bu arada, belki gelin görebilirsiniz, yeni evlenen çiftlerin, buraya gelmesi, bu bölgeye gelmesi adettenmiş, gelin damat görünce şaşırmayın.
Köprüyü geçtikten sonra, yürüyerek devam edin, CORSO VITTORIO EMANUELLE II ( Emanuelle II, İtalya’nın ilk kralının ismi) caddesini takip edin, PIAZZA PANTELEO meydanına kadar, oradan yine yürüyerek sola dönün ve ara sokaklardan PIAZZA NOVONA meydanına gidin, küçük, şirin, hareketli, güzel bir yer.
Mutlaka görün. Buraya yemek molası verebilir, açık hava restoranlarında bir pizza yiyebilir veya bir capıcino içebilirsiniz.
Yürümeye devam ederek
Roma Gezi planı; Ara sokaklardan, hediyelik eşya alışverişleri yaparak (arzu ederseniz), PANTHEON u sorun ve oraya gidin. Mutlaka görün, tarih harikası bir yer. Sonra yine yürüyerek, VIA DEL CORSO caddesini bulun ve sola doğru yürümeye devam edin.
Çok kısa bir süre sonra, tabelalardan, VIA FONTANA DI TREVI yani aşk çeşmesini bulun. Burada bir süre dinlendikten sonra, ara sokaklarda yine alışveriş imkanlarını arzunuza göre değerlendirerek, geri dönüp, VIA DEL CORSO caddesi üzerinden yukarı doğru devam ederek, VIA CONDOTTI caddesine ulaşın ve oradan, PIAZZA DI SPAGNA yani İspanyol Merdivenlerine ulaşın.
Yoruldunuz ve tüm gününüz geçti. Dinlenin, merdivenlere oturun, en üst bölüme çıkın, romanın gece manzarasını seyredin ve hemen oradaki metro istasyonunu kullanarak, kaldığınız yere dönebilirsiniz.
İşte, güzel bir gün, yorucu ama güzel.
Diğer bir gününüze ise
Mavi metro hattı üzerindeki COLOSSEO istasyonunda inerek başlayabilirsiniz. Buradan, yürüyerek COLOSSEO’yu gezmeli, ARCO DI CONSTANTINO yani Konstantin takını görmeli, PALATINO ya geçmelisiniz.
Sonra, yürüyerek CIRCO MASSIMO’yu görmeli, sonra geri dönerek, VIA DI SAN GREGIREIO caddesi üzerinden, VIA DEL FOR İMPERIALİ caddesine çıkmalı, sola dönerek ilerlerken, FORO ROMANO ya uğramalı, sonra PIAZZA VENEZIA meydanına çıkmalı ve İtalya’nın ilk kralının sarayı ve diğer tarihi ayrıntıları gezmelisiniz.
Burada, bir mola verebilirsiniz.
Daha sonra, VIA NAZIONALE caddesini takip ederek, SATIZIONE TERMINI yani Termini tren istasyonuna çıkabilirsiniz.
Burası da, alışveriş mağazaları ile hareketli bir yer. Tüm gününüz yine yürüyerek ve yorgun geçti, ama inanın kısa süreli bir roma turu için, bu plan gerçekleşmesi mümkün olan bir plan.
Evet, bu plan sizler için bir öneridir. Şehirde: Roma ile ilgili diğer yazılarımı inledikten sonra ilginizi çeken yerleri, harita üzerinde belirleyip, kaldığınız yerle bağlantılı olarak, kendinize bir gezi planı da yapabilirsiniz.