Mersin

Ağustos 9th, 2009 tarihinde yayınlandı. | 14.744 kez okunmuştur.


Mersin
Portakal ve liman bahçeleriyle tarihi eserlerin bulunduğu, Dünyada üç ilahi dine mensup insanların mezarlarının yan yana olduğu, şifalı sularıyla hayat veren ve birçok uygarlığın kurulduğu önemli bir yerleşim yeri. Ülkemizin en güzel şehirlerinden biri. Burada; gezilebilecek mekanlar; gerek günümüzün çağdaş mekanları ve gerekse tarihi süreç içindeki mekanlar olarak ayrıntılı olarak yazılmıştır. Buyrun Mersin gezisine.

Mersin
ULAŞIM:

Mersin-Adana arası uzaklık: 69 km., Mersin-Antalya arasındaki uzaklık: 487 km., Mersin-Konya arasındaki uzaklık: 348 km.dir.

xxxxxxxxxx
Mersin
GENEL BİLGİLER:

GENEL: Mersin, yeni ve modern bir liman şehridir.
Mersin
GÖKDELEN: Türkiye’nin en büyük gökdeleni buradadır. Bu devasa yapı: 52 kattan oluşmaktadır. Şu an 5 yıldızlı bir hotel olarak işletilen bu yapı, depreme karşı esneme özelliği olan bir yapıdır. Çevresinde de metropol alışveriş merkezi bulunan gökdelen, Mersin’in çehresini değiştirmiştir. Yanına kurulan Defterdarlık Binası da, Türkiye’nin büyük devlet binalarındandır. Mersin’e geldiğinizde, mutlaka 52 kattan, Mersin manzarasını seyrediniz. Buraya; çıkmak mümkün. Belleğinizde, hoş bir anı olarak kalacaktır.
Mersin
KIBRIS ULAŞIMI: Mersin’den Kıbrıs’a ulaşmanın iki yolu var. Daha doğrusu, hem iki yol ve hem de iki çeşit ulaşım aracı. Her iki ulaşım aracına da, Taşucu denilen yerden biniliyor. İzmir-Taşucu arası: 817 km. Ankara-Taşucu arası: 525 km. Adana-Taşucu arası: 165 km. İstanbul-Taşucu arası: 933 km. Mersin-Taşucu arası uzaklık: 90 Km. civarında. Taşucu’nda: deniz otobüslerine binerek, Kıbrıs’ta Girne’ye ulaşmanız mümkün. Deniz otobüsleri: özel iki firma tarafından işletiliyor ve yolculuk 2 saat sürüyor. Denizcilik İşletmeleri yani resmi kurum tarafından işletilen feribotlar ise: Taşucu’ndan hareket ederek, Kıbrıs’ta Gazimagosa’ya gidiyor. Bunların ayrıntılı: hareket gün ve saatlerini, telefonla sormanızda yarar var. Burada bilmenizi istediğim husus: Mersin-Taşucu’ndan, gerek Girne ve gerekse Gazimagosa’ya, planlı ve düzenli deniz araçları ulaşımının bulunduğu. Kuzey Kıbrıs’a askerlik yapmak üzere giden, askeri şahıslar da, Taşucundaki bu iskeleyi kullanarak karşıya geçiyorlar.
Mersin
CAMİ: Türkiye’de Cumhuriyet tarihinin, en büyük ikinci camisi buradadır. 5500 kişiliktir. Üçer şerefeli 81 m. yüksekliğinde, 4 adet minaresi, konferans salonu, kütüphane, Aşevi, Misafirhane, Sağlık Ocağı ve diğer birimleriyle külliye özelliğindedir. Son zamanlarda, daha da büyütülen Muğdat Camiinin altına, seçkin bir alışveriş merkezi açılarak Türkiye’de eşi olmayan bir cami yaratılmış. Seçkin süslemeleriyle Cumhuriyet tarihin en büyük yapıtlarından olan Muğdat Camisi, Mersin’in Pozcu Semti civarındadır.

DEVLET OPERA VE BALE: Türkiye’de üç büyük şehirden sonra, Devlet Opera ve Balesinin bulunduğu tek şehirdir.

ULAŞIM: Mersin ve Gazimagosa arasında, yıl boyunca düzenli feribot seferleri yapılmaktadır.

DİN: Dünyada, üç ilahi dine mensup insanların mezarlarının yan yana olduğu başka bir şehir yoktur.

MERSİN ÜNİVERSİTESİ: 1992 tarihinde kurulmuştur. İlk mezunlarını: 1997 yılında vermiştir. Merkez kampusü: Mezitli’de bulunmaktadır.
Mersin
LİMAN: Türkiye’nin Akdeniz’deki en büyük limanı olma özelliğine sahiptir. Limanda bulunan: 27 iskelenin 8 tanesi, birbirlerine raylı bir sistemle bağlanmıştır. Doğu Akdeniz bölgesinin en önemli limanlarından biridir.
Mersin
YAT LİMANI: Kent merkezindeki yat limanı, Mersin’in en seçkin yerlerinden olan Çamlıbel Mahallesi ve Ortadoks kilisesi civarındadır. Yılın belli zamanlarında, yarışlara da sahne olan bu yat limanı, Mersin Limanının bir kolu gibidir. Yat limanında gezinirken, restoran tipi gemilerde balık-ekmek yiyerek limanın nefis manzarasının tadını çıkarabilirsiniz.

SERBEST BÖLGE: Türkiye’nin dört serbest bölgesinden birisi burada kurulmuştur. Başta tekstil firmaları olmak üzere, yaklaşık 250 şirkete ev sahipliği yapıyor.

xxxxxxxxxxxxx
Mersin
NE YENİR:
Mersin denince akla cezerye gelir. Evet: Mersin’in meşhur tatlısı: cezerye ve özel kebabı: tantuni var. Cezerye: ana malzemesi: havuç, kırık ceviz ve Hindistan cevizidir. Tantuni ise: kıyma, soğan, domates, sivri biber, maydanoz, sumak, tuz ve yufka ekmek veya lavaş ekmeği kullanılarak yapılır. Mersin’den ayrılırken: yakınlarınız için, cezerye alabilirsiniz.

xxxxxx

MERSİN ADININ KAYNAĞI:
Anadolu kentlerinin ve bölgelerinin adları genellikle antik kökenlidir. Seleucia (Silifke), Tarzi-Tarza (Tarsus), Kelenderis gibi. Bunları kanıtlayan sikke, yazıt ve antik kaynaklar da bulunmaktadır.

Mersin adının kaynağı ve etimolojisiyle ilgili antik bir belgeye henüz ulaşılmamıştır. Bu nedenle: Mersin adının kaynağı konusunda çeşitli iddia ve söylenceler vardır. Bu konuda yapılabilecek gerçekci açıklamalar, elde mevcut olan belgelerle mümkündür.

J.Covel in 1893 yılında New York da yayınlanan “Early Voyages and Travels in The Levant” adlı kitabında, Mersin adının ilk kez yazıldığı bir bilgiye ulaşılır. Bölgeden geçen Thomas Dallam ın anılarında, Korkyos un 30 mil doğusunda “Mersina” dan sözettiği yazılıdır. Daha sonra, 1671 yılında, Evliya Çelebi, Silifke tarafından gelirken Erdemoğlu (Erdemli) köyünü ve Gerendir suyunu geçtikten sonra, buraya 20-25 km. uzaklıkta gecelediği Türkmen köyünün adını “Mersinoğlu” olarak yazmaktadır. 181 H. de yöreye gelen Kaptan S.F.Beaufort, T.Daflam dan yaklaşık 200 yıl sonra, yerleşimin adını yine “Mersina” olarak yazmıştır.

Daha sonra yöreye gelen gezgin ve araştırmacılar ile, Osmanlı arşiv belgelerinde de “Mersin” adı görülmektedir. Bunlardan sadece W.M.Leake nin, 1824 yılında güncel haritasında, Mersinin bulunduğu yer Zephyrium olarak yazılıdır.

Öte yandan, sadece yörede yetişen ve Myrtus denilen Mersin ağacı nedeni ile, kentin “Mersin” adını aldığı da araştırmacılar tarafından öne sürülmektedir. Çeşitli söylenceler ve antik mitoloji bir kenara bırakılırsa, kentin adını, Evliya Çelebi Seyahatnamesinde, karşılaşılan, Türkmen kökenli “mersinoğlu” göçerlerinin, bu civarda kurdukları yerleşimin adından kaynaklanmış olduğu en uygun görüştür.

xxxxxxxxxxxxxxxxx

TARİHİ:
Kentin kuzeyindeki Yumuktepe höyüğünde yapılan kazılarda, birçok katman ortaya çıkarılmıştır. Bunların en eskisi, MÖ.6300 lere, en yenisi ise, Selçuklu dönemine tarihleniyor. Kazılarda çıkarılan eserler: Adana Arkeoloji Müzesi ve Mersin Müzesinde sergileniyor. Mersin’in tarih sahnesine çıkışı: 19 ncu yüzyılın ortalarına rastlanıyor. Bu dönemde, henüz köy olan bölge, göçmen bir Türkmen aşiretine ev sahipliği yapıyor ve adını bu aşiretten alıyor. Özellikle: Amerika iç savaşı sırasında, dünyadaki pamuk kıtlığını gidermek amacıyla, Çukurova’da gelişen pamuk üretimi ve bölgenin 1866 yılında demiryolu ağına bağlanması, Mersin’in kaderini değiştiriyor. Bu dönemde: Mersin hızla, Çukurova’nın tarım ürünlerinin ihraç edildiği bir liman ve ticaret merkezi haline geliyor.

xxxxxxxxxx

GEZİLECEK YERLER:
Mersin
MERSİN FORUM ALIŞVERİŞ VE YAŞAM MERKEZİ:
Forum Mersin Alışveriş ve Yaşam Merkezine de gitmeyi ihmal etmemenizi öneriyorum. Şehrin merkezinde, 71 bin m.karelik bir alan üzerine kurulmuş ve Avrupa’nın en prestijli iki ödülüne aday gösterilmiş ve 2008 yılında, MAPIC EG Ödüllerinden, Avrupa’nın en iyi üç alışveriş merkezinden biri seçilerek ödüle layık görülmüş bir yer. Çarşının güzelliğini anlatmak mümkün değil. Tarzı muhteşem.

Mersin
ULU CAMİ:
1898 yılında, Sultan II. Abdülhamit zamanında, Saydalı Abdülkadir Seydali öncülüğünde halk tarafından yaptırılan eski Gümrük Meydanındaki (Günümüzde: Ulu Cami) Yeni Cami yıktırılmış, yerine büyük ve modern Ulu Cami inşa ettirilmiştir. Cami: 3 katlıdır. Zemin katta: 2000 kişilik ibaret mekanı ve son cemaat yeri var. Ayrıca: bodrum katında 400 kişilik konferans salonu olan caminin, iç yüzeyinde ilk defa bu camide uygulanan rumi ve hatai desenli Kütahya çinisi ile profilli ve oymalı ahşap malzeme kullanılmıştır. İbadet mekanına giriş tavanında rumi desenli renkli malakari rölyef uygulanmıştır.
Mihrabı çini ve ahşap karışımıdır. Mukarnaslı alçıdan yapılmış olup, üst kavsarasının yüzeyi altın varak kaplanmıştır. 2 şerefeli iki minaresi vardır.

Mersin
ULU ÇARŞI:
Ulu caminin yanında kurulmuş olan ulu çarşı, 2 katlıdır. Ulu çarşı da, seçkin kuyumcular ve seçkin alışveriş mağazaları bulunmaktadır. Ayrıca, mimarisi ile de başarılı cumhuriyet yapıtlarından olan ulu çarşı, Mersin’de görülmesi gereken yerlerden biridir. Ulu çarşının tam ortasında, yıllardır ulu çarşıda bulunan ve insanlardan korkmayan yabani güvercinleri besleyerek hoş anlar yaşayabilirsiniz. Mutlaka buraya uğramayı ihmal etmeyin.

Mersin
MERSİN MÜZESİ:
Kent merkezinde, kültür merkezinin doğu cephesindedir. Arkeolojik ve etnoğrafik eserler, üç ayrı salonda teşhir edilmektedir. Taş eserlerin sergilendiği birinci salonda: Roma dönemine ait mermer insan başları, heykel ve steller ile anforalar bulunmaktadır. Pişmiş kilden (Terracota) yapılmış, terliksi formdaki mezarlar, Pompeipolis antik kentinde bulunmuştur. İkinci salonda: Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden: Yumuktepe ve Gözlükule kazılarında çıkarılan Yeni Taş, Bakır Taş ve Eski Tunç Dönemlerine ait eserler sergilenmektedir. Bunlar: iki kulplu kaplar, ikili, üçlü, dörtlü sepet kulplu fincan şekilli kaplar, gaga ağızlı testiler ve çeşitli boyalı kaplardır. Ayrıca: Eski Tunç, Urartu, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait, çeşitli çanak, çömlek, cam ve bronz eserler, bronz, gümüş ve altın sikkeler bu salonda sergileniyor. Mersin Müzesinde: 999 sikke ve 446 etnoğrafik eser bulunmaktadır.

MersinMersin
MERSİN ATATÜRK EVİ VE MÜZESİ:
Mersin Belediye Binasının kuzeyinde, Atatürk Caddesi üzerindedir. 1917 yılında İsviçre’li Krizmon tarafından yaptırılmış, daha sonra Tahinci ailesince satın alınan ev, 1980 yılında kamulaştırılmıştır. Atatürk, 20 Ocak 1925 tarihinde, eşi Latife hamımla birlikte, Mersin’e geldiğinde bu evde 11 gün misafir edilmiştir. Bu yapı, günümüzde Atatürk Evi ve Müzesi olarak düzenlenmiştir. 2 katlı müzenin, birinci katında: Atatürk’ün değişik tarihlerde Mersin’i ziyaretleri ve Kurtuluş Savaşı ile ilgili fotoğraflar ve belgeler var. İkinci katında ise: çalışma, dinlenme, yatak ve misafir odaları ile şahsi eşyaları bulunuyor. Ayrıca: bir konferans salonu var. Dıştan düzgün kesme taş dokusu ile dikkati çeker.

Mersin
ATATÜRK ANITI:
Kültür Merkezinin önündeki alanda bulunan, bronz anıt: 1944 yılında heykeltıraş Kenan Yontuç tarafından yapılmıştır.

Mersin
REFAH ŞEHİTLERİ ANITI:
İkinci Dünya Savaşı sırasında, İngiltereye sipariş edilen dört muhrip, dört denizaltı, 12 çıkarma gemisi, 4 uçak filosunu getirmek üzere; Refah Gemisiyle: subay, astsubay er ve öğrencilerden oluşan 199 kişilik personel, 1941 yılında, Mersinden Mısırın Port-Said şehrine hareket ederler.
5 saat süren bir yolculuktan sonra, Karpat Burnu yakınında, gemi torpillenir ve kısa süre sonra da batar. Faciadan yalnızca 4 deniz, 5 hava subayı, 15 astsubay, 5 er, 3 gemi personeli kurtulur. 167 kişi şehit olur.
Bu anıt, ordumuzun en seçme kahraman şehitlerinin anısına faciadan, 31 yıl sonra, 1972 yılında, Atatürk Parkına konulmuştur. Faciaya sebep olan ülke, hala meçhul. Almanlar İngilizleri, İngilizler Almanları suçlamışlar, bu arada Fransa da suçlanmıştır.

Ancak bir İtalyan denizaltı kumandanı, bir gemi batırdığını üstlerine rapor etmiştir. Verdiği raporda belirttiği gün ve saat, Refahın battığı zamana uymakta ise de, bu da kesinlik kazanmamıştır.
Japonya’nın “Kushimoto” kentinde Türk Şehitleri için dikilmiş bir anıt vardır. Bu anıtın kardeşi de, Mersindeki “Refah Şehitleri” anıtıdır.

Mersin
BEZM-İ ALEM VALİDE SULTAN ÇEŞMESİ:
Mersin kentinin en eski İslami yapısıdır. Eski Caminin güney batı köşesindedir. Üzerinde, Sultan Abdülaziz in tuğrası bulunan mermer kitabesine göre, Sultan Abdülaziz tarafından Sultan Abdülmecit’in annesi Bezm-i Alem Valide Sultan adına, 1861 yılında deniz kenarında yaptırılmıştır. Üçgen alınlığı ve payeleriyle, antik görünümde, yöreye özgü ilginç bir mimari sentezdir. 1964 yılında onarılmıştır.

Mersin
ZEPHYRİUM:
Mersin’in antik yerleşimi olarak kabul edilen Zeyhrium kentine ait bilgiler çok azdır. Eski Halkevleri civarında yapılan temel kazılarında ve Çavuşlu Mahallesinde elde edilen bazı buluntular, eski Vilayet Konağının yapımı sırasında ortaya çıkan Horasan duvarlar, mermerden yapılmış sütun ve sütun başlıkları, Mersin Müzesinde bulunan mermer aslan başı ile devşirilmiş bazı mimari yapı elemanları, antik Zephrium kentine ait arkeolojik belgeleri oluştururlar.
Öte yandan, 19’ncu yüzyılda Mersin’e gelen C.Texier, W.M.Leake gibi gezginler; yayınlarında, burada gördükleri Zephyrium kentine ait kalıntılardan söz ederler. Örneğin: V.Langlois, Pompeipolis’ten Mersin’e geldiğinde, deniz kenarında evler vardır ve bu evlerin olduğu yerde eski bir kent harabesi bulunmaktadır ki, burası eski Zephrium kentidir.

Mersin
YUMUKTEPE:
Şehrin kuzeybatısındadır. Yapılan kazılar sonucu, bu höyükte, farklı medeniyetlere ait, 33 kat bulunmuştur. Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden biridir. Sistemli arkeolojik kazılar: İngiliz John Garstang başkanlığında: 1936-1937 yılları arasında yapılmıştır. 2. Dünya Savaşının başlaması üzerine, ara verilen kazılar, 1946 yılında yeniden başlamış ve 1947 yılında sonuçlandırılmıştır. 1992 yılında, İstanbul Üniversitesi ve Roma Üniversitesi işbirliği ile hazırlanan “Yumuktepe Arkeolojik Kazısı”, 1993 yılında uygulanmaya başlanmıştır. Yaklaşık 15 yıl sürecek kazı çalışmaları, yaz aylarında sürdürülmektedir.

Yumuktepe’de, ilk yerleşim, Neolitik dönemde başlamış ve kesintisiz olarak: kalkolitik, Tunç, Hitit, Bizans ve İslami devirlerde de devam etmiştir. Neolitik dönemde: taş temelli evler, yün eğirmeye yarayan kirmenler, bakır oltalar, obsidyen ve akman taşından yapılmış araçlar, taş mühür, ok uçları, dokumacılıkta kullanılan ağırsak, çanak, çömlekler bulunmuştur.

Hitit dönemi: MÖ.1500-1200 yılları arasına tarihlenir. Sur duvaları testere biçimindedir. Evler, sokaklar vardır. En üst katlar: Grek, Bizans ve İslami dönemi kapsar. Grek katmanında, Kıbrıs tipi seramik, Bizans ve İslam katmanda ise, sırlı seramikler bulunmuştur.

Höyüğün; 2.5 metre derinliğinde bulunan bir kale harabesi: Boğazköy’de bulunan kale harabesinin küçük bir örneği olup, poligonal tarzda inşa edilmiştir. 2003 yılı kazı sezonunda ortaya çıkarılan buluntular arasında: Neolitik, Kalkolitik ve Ortaçağ dönemlerine tarihlenen: kandiller, boncuk dizileri, kemik süs iğneleri, ağırşaklar, kemik aletler yer almaktadır. Yumuktepe’den çıkarılan yüzlerce eser, Mersin Müzesinde sergilenmektedir.

Mersin
SOLI-VİRANŞEHİR (SOLOI-POMPEIPOLİS):
Mersin’in 14 km. batısında, deniz kenarında bulunan Soloi antik kenti, MÖ.7’nci yüzyılda Rodoslu koloniciler tarafından kurulmuştur. Kente, güneş anlamına gelen: Soloi adı verilmiştir. Darius zamanında: Klikya’yı ele geçiren Persler için, Soloi önemli bir liman kenti olmuş ve adına sikke darp edilmiştir. Pers-Yunan savaşları sırasında, MÖ.449 yılında, Klikya’yı bir süre işgal eden Atina’lılar; Soloi’yi yönetim merkezi yapmışlarsa da, bir yıl sonra yapılan Kilyos Barışı ile burayı Perslere geri vermişlerdir.
MÖ.333 yılında Asya seferine çıkan İskender, Soloi’yi Pers işgalinden kurtarır. Filozof Chrysippoz ile takım yıldızları ve Fenomenler hakkında öğretici şiirler yazan matematikçi ve astronom Aratos, MÖ.3’ncü yüzyılda, Soloi’de yaşamıştır.
Soloi; antik çağlarda, Kıbrıs adası ve Mısır’la yapılan ticaretle zenginleşir. Kent: Seleukos krallığının son yıllarında Kilikya konsanları’nın denetiminde kalır. Roma yönetimi, Akdeniz’deki korsan faaliyetlerine son vermek amacıyla, MÖ.64 yılında, Pompeius’u görevlendirir. İtalya’dan başlayarak Yunanistan ve Kilikya’ya kadar olan bölgelerde, korsan faaliyetlerine son vererek Soloi’ye gelir. Burayı da, korsanlardan temizler. Yürüttüğü büyük operasyonun zaferi anısına, kenti yeniden imar ederek, adını: Pompeipolis olarak değiştirir.

Bizans döneminde, Hıristiyanlığın resmi din olarak kabul edilmesinin ardından, Soloi, piskoposluk merkezi yapılır. Kent, 527 yılında meydana gelen büyük deprem ile, tamamen harap olur. Yeniden inşa edilmeye çalışılsa da, bu yüzyıldan sonra, yoğunlaşan Sasani ve Müslüman Arap akınları nedeniyle, yeniden eskisi gibi imar edilemez ve terk edilir. Bu nedenle: ören yerine Viranşehir de denilmektedir.

Pompeipolis kentinde: liman, sütunlu cadde, tiyatro, Roma hamamı, kent duvarları, nekropol,su kemeri gibi yapılar bulunmaktaydı. Günümüzde: dağ kapısından deniz kapısına kadar uzanan korint başlıklı 200 sütunlu yoldan, 41 adet sütun ayakta kalmıştır. Bunlardan; 33 tanesi başlıklı olup, insan-aslan ve kartal kabartmaları ile süslenmiştir. Ayrıca, liman, hamam kalıntıları, su kemeri, bugüne kadar ulaşabilmiş kalıntılar arasındadır. Mersin Müzesinde, kente ait eserler sergilenmektedir. Ayrıca, Amerika-Petersburg Hermitage Müzesinde, Bizans dönemine ait bir kiliseden götürüldüğü anlaşılan altın ve gümüş objeler bulunmaktadır. 2003 yılı kazı sezonunda ortaya çıkarılan mermer Dionyzos, pan ve leopar üçlü kompozisyon gurup heykeli ve bir başka ikili heykel gurubu ve bir başı olmayan bayan mermer heykeli bulunarak, Mersin Müzesine nakledilmiştir.

ANCHİALE (KARADUVAR);
Kalıntıları Mersin kentinin doğusunda olan bu antik yerleşim yeri için: Strabon, Aristobulos’u kaynak göstererek: Asur kralı Sardanapal’ın Tarsus ile birlikte Anchiale’yi, bir gün içinde inşa ettirdiğini yazar. Gezgin coğrafyacı, bu abartılı bilgi nakline devamla: Sardanapal’ın mezarının burada olduğunu ve sağ elinin parmaklarını şaklatır durumda bir taş heykelinin bulunduğunu ve Asur dilinde yazılmış bir kitabede” Anakyndarakes oğlu Sardanapal; Anchiale’yi ve Tarsos’u bir günde kurdu. Ye, iç, neşelen, çünkü diğer şeyler bundan değerli değildir.” şeklindeki metnin, parmakların anlamını açıkladığını söyler.
Anchiale, MÖ.333 yılında, Pers kralı 3’ncü Darius ile yapmış olduğu, İssos Savaşından hemen önce, İskender tarafından alınmıştır. Burada, su kemerleri, yapı kalıntıları, bir höyük, Romalılardan kalma mozaikli bir hamam kalıntısı vardır.

Mersin
DİKİLİ TAŞ:
Bekirli Köyünün güneyinde, yüksekliği 15 metre, genişliği 4 metre, kalınlığı 2 metre olan bir dikilitaş vardır. Üzeri işlenmiş bulunan bu taşın, MÖ.7’nci yüzyılda Yunanlıları yenen Asurluların bir zafer anıtı olduğu bilinmektedir.

Mersin
GÖZNE KALESİ:
Mersinin yaklaşık 29 km. kuzeyindeki Gözne beldesinden, 500 m. lik stabilize bir yolla ulaşılan kale, 1085 m. yükseklikteki sarp kayalıklar üzerinde yer alan, iki yapıdan oluşmaktadır.
Doğudaki yapı, üçü güneyde, biri doğuda olmak üzere, dört burçlu ve dikdörtgen forumludur. Giriş, batıdaki tek kapıdandır.Kapı eşiği toprak seviyesinden 1 m. kadar yüksektedir. Yapı, sivri kemerli tonozla örtülü olup, içi üç kemerle dört kısma ayrılmıştır. İkisi kuzey, üçü güney duvarlarda olmak üzere, 5 ışık ve havlandırma deliği vardır.
Batıdaki kapı, üç pencereli, iki kapılı, altıgen formlu kule tiplidir. Yapının üstünde güney, batı ve kuzey yanlarında olmak üzere, 15 sundurma bulunmaktadır. Tavan, yerden çatıyı saran bir kemerle ikiye bölünmüştür. Tavan, yerden çatıyı saran bir kemerle ikiye bölünmüştür. Kemerin batı tarafındaki tavan üç ayrı üçgen yüze sahiptir. Doğu kısmı sivri uçlu tonoz tekniğiyle yapılan kale, ortaçağ dönemine tarihlenmektedir.

Mersin
ÇANDIR (PAPERON) KALESİ:
Ortaçağ Ermeni Kalesi olan Çandır, önemli bir coğrafi konumdadır. Mersinin 40 km. kuzeyinde, Çandır Köyünün kuzeybatısında, oldukça yüksek yöreye hakim bir platonun tüm zirvesini kaplamaktadır. İç Anadolu’ya ulaşan iki önemli yol, bu kalenin tam kuzeyinde birleşmektedir. Çandır’ın güneyindeki yol Sinap, Gözne ve Belenkeşlik Kaleleri tarafından korunmaktadır. Köyün doğusunda, Kızlar Kalesini giden bir yol daha vardır. Kalede, her zamanki gibi, su kaynağı olarak sarnıçlar kullanılmıştır.

Burada yerleşim Ermeni göçmenlerden önce başlamıştır. Ermeni Gezgin Alişhana göre: Çandır Bizans kalesi olan Papirion veya Papurion dur. İmparator Zeno devrinde, en parlak günlerini yaşamıştır. Zeno, tahtı terk ettikten sonra, orada gömülmüştür. Stilit Joshua ya göre, imparator Zeno, kaleyi arkadaşı İlliusa teslim etmiştir. İllius, burada acil durumlarda kullanılacak hazineler biriktirmiştir. 479 yılında, Verianın en küçük üvey oğlu Prens Marcinus, kaleye sürgün edilmiş ve beş yıl sonra İlius, geri getirilerek idam edilmiştir. Gottwald a göre Çandır’ın Papirion olması imkansızdır. Eski tarihçiler, kaleyi Kilikya, Kapadokya ve İsauria arasında olarak tanımlarlar. Oysa, Papirion, her zaman Klikya bağlantılı olmamıştır.

Çevresindeki uçurumlar savunmada önemli bir doğal set oluşturmuş. Bu nedenledir ki, kule inşa edilmemiştir. Zirvenin ucundaki duvar ise, heyelana karşı yapılmış olmalıdır. Kaleye çıkışı sağlayan 63 basamaklı merdiven güneye doğru 59 basamakla devam etmektedir. Kale içinde, kilise kalıntısı ve iki katlı yapı kompleksi bulunmaktadır. Büyük odalar arasında kemerli geçiş kapıları, sağlam durumda olan diğer odalardaki süsleme unsurları ve boya izleri hala görülebilmektedir. Üst kat odalarına küçük bir merdivenle çıkılmaktadır. Kalenin güneydoğu kesiminde, sivil halkın ikamet ettiği bazı yapı kalıntıları ve tahrip olmuş kilise kalıntısı vardır. Bir adet lahit bulunmuştur.

Mersin
HEBİLLİ KALESİ:
Mersinin yaklaşık 18 km. kuzeydoğusundaki Hebilli Köyündedir. Ortaçağ dönemine tarihlenen kalenin uzunluğu 20 m. genişliği 14 m.dir. Komutan Kalah Habellieh tarafından yaptırılmıştır. Dışı kesme kalker taş kaplama, içi moloz taşlarla örülmüştür. Yer yer ağaç hatıl izleri bulunur. Tavanı tonozlu, köşeleri yuvarlak kuleli ve iki katlıdır. Eteğinde, sarnıç ve kilise kalıntısı vardır. Köyün girişinde, şapel olabilecek tonozlu küçük bir yapı kalıntısı da bulunmaktadır.

xxxxxxxxxxxxxx

MERSİN YAYLALARI:
Mersin
ÇAMLIYAYLA (NAMRUN)
Mersinden 90 km. uzaklıktadır. Asfalt yolla gidilir. Günün belirli saatlerinde minibüsler ile ulaşılabilir.
Külpe dağının eteğinde, 1430 metre rakımdaki Çamıyayla, Namrun Kalesi çevresinde tarihi ve doğal güzelliklerle iç içe, oldukça geniş bir alana yayılmış durumdadır. Alt yapısı tamamlanmış olan yaylada, ikinci konut olarak yapılan yazlık evler de bulunmaktadır.
Yaban hayatı yönünden zengin olan bu yörede, Cehennem deresi ve çevresi, yaban keçisi koruma-üretme bölgesi ve avlak olarak değerlendirilmektedir. 4 km. yakınında bulunan Sebil Beldesi-Cehennem deresi kanyonu, yaya yürüyüşü için ideal rotalardan biridir. Cehennem deresinde sportif olta balıkçılığı yapılabilir. Namrun kalesi ile Papazın bahçesi gezilebilir.
Evet, buraya gitmeye niyetlenirseniz, yanınızda, kamp için çadır ve temel ihtiyaç malzemeleri götürülmelidir.

GÖZNE BELDESİ (YAYLASI):
Mersinden 27 km.lik asfalt yolla, günün belirli saatlerinde Mersinden hareket eden minibüslerle ulaşılabilir. Mersin ilinin kuzeyinde Toros dağlarının 1200 metre yükseltisinde bulunan yayla; çam, ardıç, meşe gibi maki türü bitki toplulukları ve elma, kiraz, vişne, ayva gibi meyve ağaçları ile kaplıdır. Alt yapısı tamamlanmış olan yaylada, PTT, Jandarma, Sağlık Ocağı hizmet vermektedir.
Gözne kalesi ve çevresi: kamp yapmak için uygundur. Yaylada, kır kahveleri, bakkal ve lokanta bulunmaktadır.

Mersin
SOĞUCAK (BEKİRALANI) YAYLASI:
Mersinin 24 km. kuzeyinde bulunan yaylaya, Gözne Beldesi yolunun 23.kilometresinden sola dönülerek, 1 km. sonra ulaşılır. Günün belirli saatlerinde, Mersinden minibüs bulunmaktadır. Yayla, köyü olan Soğucak’ta Mersin halkının yazlık evleri bulunmaktadır. Alt yapısı tamamlanmış olup, yaylada: PTT, Sağlık Ocağı hizmet vermektedir. Yaylada, kır kahvesi, bakkal ve lokanta bulunmaktadır.

Mersin
ANIT AĞAÇ-ULUÇINAR:
Mersin Kepirli Köyü Belenoluk mevkiinde bulunan Ulu Çınarın gövdesinin büyüklüğü, dallarının kalınlığı, yayılışı, kapladığı alan görenleri şaşkına çevirmektedir. Ulu Çınarın yüksekliği ve haşmeti yanında bulunan Belenoluk suyuna, karpuz çatlatan cinsten bir soğukluk vermektedir. Suyun soğukluğu, havanın serinliği, gözleri doyuran yeşillik ile mükemmel manzara ve huzur veren bir ortam oluşturmaktadır. Burada piknik de yapılabilir, manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz.

AKKUM GENÇLİK KAMPI:
Su Altı Dalış Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne bağlı, Mersin-Silifke yolunun 65 nci km. de, Akkum Mevkiinde, Akkum Gençlik Kampı bulunuyor. Gençlik ve İzcilik Kampı olarak faaliyette bulunan bu tesis, 192 yataklı olup, 1 Haziran-30 Eylül tarihleri arasında hizmet veriyor. Burada, okullarca seçilerek görevlendirilen öğrenciler, tatil yapma imkanı buluyorlar.


Yorum

  1. burcu bulut Mayıs 17th, 2010, 12:58

    kushımatoda poseidon kafe de görülmesi gereken bir mekan.

  2. BETÜL YAREN Haziran 18th, 2011, 13:55

    BEN DE TEYZEMLE YAZ TATİLİNDE MERSİNE TARİ ESERLERİ VE TATİL YAPMAK İÇİN GİDECEĞİZ ÇOK MERAK EDİYORUM ŞOHAN ÇOK HEYECANLIYIM VE ÇOK MUTLUYUM TÜRKİYEMİ ÇOK ÇOOOOOOOOOOOOOOOK SEVİYORUM

  3. dehşet azo Ekim 10th, 2011, 17:18

    mersini çook beğendim keşke olsaydım

  4. dehşet azo Ekim 10th, 2011, 17:19

    keşke orda olsaydım

  5. Emine Kasım 27th, 2011, 00:27

    Bende çok merak ediyorum inşallah nasip olur orayı görmek

Cevap

Sizde yorum yaparak görüşlerinizi belirtebilirsiniz.

Sorularınız veya önerileriniz için iletişim | Google Sitemap

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan .yer sağlayıcı. olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz .uyar ve kaldır. prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, iletişim yolunu kullanarak bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.

| Alexa | XHTML | CSS | Gezi | Gezi | Google

Creative Commons