Antalya, Göynük

9.438 kişi okudu!

GÖYNÜK:
Beldibi’nden Kemer’e kadar uzanan, yarım daire şeklinde bir ova. Kemer’in başlangıcındaki: ince kumlu koyu ile ” Kındıl Çeşme ” günübirlik dinlenme yeri.

Göynük adının anlamı: “Mavi gök yüzünün, nehir kıyısında birleştiği noktadaki: verimli ova.” Nitekim, Göynük ovası incelendiğinde, sanki gökyüzüyle birleşmiş gibi görünmekte.
Antik dönemde, Göynük çayı vadisi; her zaman için, önemli bir konuma sahip olmuştur. Platodan, kıyıya inen tüccarların, kıyıyı takip ederek, batıda Phaselıs’e ve doğuda ise Attelia ovasına geçtikleri anlaşılır. 11 nci yüzyıl sonlarında; Cuma ovası ve Altınyaka yaylalarına yerleşen Türkmen yörükleri, bu yolu, sahile inişte kullanarak canlandırmışlar, daha sonraları ise Kemer’e bağlı bir mahalle olarak, küçük bir yerleşim (bugünkü Göynük) kurmuşlardır.

Yöre tarihi, binlerce yıl öncelerine kadar iniyor. Mitolojik anlatımlara göre: “Bengisu” yani “ölümsüzlük suyu” kaynağı: Kemer körfezinin, güney batı ucundaki, Ağva deresinin aktığı burnun, denizde kalan kısmında, bir yerde imiş. Luwiler’in, “Abaawa” yani “kutsal su kaynağı” olarak isimlendirdikleri bu yöre, daha sonraları buraya gelen Türkmen yörüklerince de, aynı söyleyişle, “Ağva” olarak isimlendirilmiş. Evet; Ağva çayının denizle buluştuğu yere, zamanınız olursa mutlaka gidip, belkide ölümsüzlük suyunun yani Bengisunun kaynağını aramak istermisiniz, bilmiyorum, amaç bunu aramak olmasa da, bölgenin güzelliği muhteşem, zamanınız varsa, gidin.

Burada; “ölümsüzlük suyu kaynağı ” ile ilgili mitosdan yani efsaneden kısacık bahsetmek istiyorum. Baştanrı: Adra. Boğa başlı ve erkeklik timsali. Bir gün; denizde, yunusların yüzmesini takip ederken, bundan çok hoşlanır ve kendisi de, Tahtalı Dağından denize dalar. Gördüğü; en güzel renkli balığın peşine düşerek yüzer. Çalış dağının, denize dik geldiği kıyıya kadar gelir. Adra, burada, “Bengisu” yani ” kutsal ölümsüzlük suyunun kaynağını ” bulur. Sudan içer ve ebedi ölümsüzlüğe kavuşur. Bunun üzerine; Luwiler tarafından, ölümsüzlük suyu kaynağının bulunduğuna inanılan bu yere bir tapınak dikerler. Tapınağın ismi ise: Adra’nın ülkesi anlamında, ” Adrawana.”
Tapınak kalıntıları günümüzde yok. Çünkü: Toroslar’dan inen sel sularının katıldığı Ağva çayı, çok sık taşar ve sonunda tapınak yıkılır ve kalıntıları ise, alüvyon toprakları altında kalır.

Bu bölge ile ilgili, Büyük İskender’e atfedilen bir efsane daha var. Şöyleki: İskender’e aşçısı; Andrea, balık pişirmek ister. Ancak, yakalanan balıklar, bir süre sonra, birden canlanırlar ve yüzerek kaçarlar. Aşçı Andrea’da, balıkların ardından yüzerek suya dalar ve “Bengisu (kutsal ölümsüzlük su kaynağı)” ya ulaşarak, ölümsüzleşir.

Evet; Göynük hakkındaki bu mitolojik efsanelerden sonra, bugün değerlendirildiğinde, bugün; Göynük sahillerinde, dünya standartlarında, turistik birçok tesis görülmektedir. Ülkemiz turizminin lokomotifi olan bu tesisler, gerçekten, gerek modernlikleri ve gerekse yapıları itibarı ile, yurt içinden ve yurt dışından çok miktarda insanın, bu bölgeye gelip konaklamasını sağlamaktadırlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.