Samsun Ladik

Samsun Ladik

Ladik, il merkezi Samsun’a uzaklık: 76 km. Ladik, Taşova arası uzaklık: 48 km. Ladik, Suluova arası uzaklık: 29 km. Ladik, Kavak arası uzaklık: 31 km. Ladik, Amasya arası uzaklık: 54 km.

TARİHİ

Ladik: 1414 yılında Kubatoğulları Beyliğinin Osmanlıya katılmasıyla Sivas sancağına bağlı Amasya ilinin bir beldesi olmuştur. Bu arada: Amasya’da valilik yapan şehzadeler, bu yöreyi mesire yeri olarak kullanmıştır.

Ancak yöredeki tüm tarihi eserler, 1943 yılındaki depremde yıkılarak yok olur. Yani, Ladik ilçesinin tarihindeki en büyük olay, 1943 yılında yaşanan depremdir. Bu depremde, Kaymakamlık binası da yıkılıp yok olmuştur.

Samsun Ladik

İlçenin isminin kökeni

İlçenin isminin nereden geldiği hakkında kesin bilgiler yoktur. Ancak çeşitli rivayetler vardır. Bunlara göre: ilçenin Amasya hükümdarı VIII Büyük Mitridat’ın (MÖ 131) eşi Laodikya tarafından kurulduğu ve sonradan bu ismin zaman içinde değişerek “Ladik” olduğu söylenmektedir.

Evliya Çelebi de, Seyahatnamesinde: şehri: Amasya Kayserlerinden Havik denilen zat yaptırmıştır. Şehrin ismine ise: “La (hayır) dik Sancağı” der.

Bunun üzerine bu konuşma, kalenin ismi yani “Ladik” olur. Başka bir rivayete göre, ilçenin isminin, Türk kabilelerinden olan Melik Alımcı Gazi’nin İladik Hatun ismindeki kızından geldiği ve buna atfen ilçeye “Ladik” denildiği yönündedir.

Samsun Ladik

GENEL

İlçenin rakımı 950 metredir. Kara iklimi hüküm sürer, buna bağlı olarak kışlar uzun ve sert, yazlar ise serin geçer. Bölge engebeli bir araziye sahiptir. Güney bölümünde, bir kısmı Amasya il sınırları içinde uzanan Akdağ bulunur.

Kuzeyinde ise Canik dağları uzanır. İlçenin en önemli akarsuyu, Yeşilırmak nehrinin bir kolu olan Tersakan çayıdır. Ladik gölünden doğar, ilkbahar ve kış mevsimlerinde bol su ile Yeşilırmak nehrine ulaşır.

Ters akışından dolayı “Tersakan” ismini almıştır.

LADİK YAYLA ŞENLİKLERİ

İlçe merkezine 7 km uzaklıktaki Ladik yaylasında yapılan şenliklerin temel amacı: Ladik’in turizm potansiyelini yükseltmektir.

Şenlikler her yıl Temmuz-Ağustos aylarında yapılır. Şenliklerde: buzağı yarışması, koç yarışması, bal yarışması, uçurtma yarışması, yamaç paraşütü gösterileri, çim kayağı yarışmaları, planör uçuş gösterileri yapılır.

GEZİLECEK YERLER

Samsun Ladik Kültürevi Müzesi-Alibey Konağı

KÜLTÜREVİ MÜZESİ-ALİBEY KONAĞI

İlçe merkezinde Yenicami mahallesinde, Bülbül Hatun cami karşısındadır.

Konak; 1889 yılına yapılmış ve 1943 yılındaki depremde yıkılmamıştır.

Eski Ladik Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürü Firdevs Işık Yeten’e ait olan tarihi ev, ailenin mirasçısı kalmaması nedeniyle müzeye dönüştürülmüştür.

Samsun Ladik Kültür Evi Müzesi-Alibey Konağı

Yapının 2012 yılında restorasyonu tamamlanır ve Ladik Kaymakamlığı tarafından “Kültürevi” olarak düzenlenir.

Binanın tasarımı, yukarıdan aşağıya doğru çiftli kapılar kapatılarak ikiye bölünerek yapıldı, iki ailenin yaşayabileceği bir konsept şeklinde düzenlendi. Çatısı Osmanlı tipi kiremitle örülen konağın içerisinde giyotin modeli şeklinde 26 pencere bulunuyor.

Osmanlı dönemi kültürünü yansıtan eşyalar ve figürlerle donatılan Alibey Konağı Kültür Evi’ni gezdiğinizde ilginç objelerle karşılaşacaksınız. Burada, Ladik ilçesinin tarihini, geçmişini göreceksiniz.

Kimi zaman insanlar, evlerinde bulunan antika eşyaları, buraya getirerek hibe ediyorlarmış ve bu eşyalar burada sergileniyor.

Samsun Ladik Saat Kulesi

SAAT KULESİ

Saat kulesinin üzerinde bulunan kitabeye göre: Saat kulesi: 1889 yılında Kaymakam Reşit Bey tarafından yaptırılmıştır.  

Samsun Ladik Saat Kulesi

Kule, 3 katlı bir platform üzerindedir. 14 metre uzunluğunda ve yuvarlak gövdeli, şerefelidir. Kule, 1943 yılındaki depremde hasar gördü, sökülen saat mekanizması Ladik Belediyesinde muhafaza edildi, daha sonra restore edilen saat kulesine yeniden monte edildi.

Yapıda: kızıl kahverengi renkli düzgün kesme taş malzeme kullanılmıştır. Kulenin gövdesinde bezeme yoktur. Sadece şerefe altında, şerit halinde kabartma kuşaklara yer verilmiştir. Kulede şerefe üstü bölümün, dört yüzüne yuvarlak kadranlı birer saat yerleştirilmiştir.

Osmanlı rakamlı saatlerin çapı 150 cm. dir. Ancak kulede bulunan antika saat, 2004 yılında durdu ve çalar fonksiyonlarını kaybetti. Birçok saat ustası uğraşıp çalıştıramayınca, Bursa’dan getirilen antika saat ustası, 2019 yılında, 1 aylık çalışmanın sonucunda saati yeniden çalıştırmayı başardı.

Ustanın söylediğine göre, saat kulesi içinde Alman mekanizması olan, çeyrek çalar ve 100 yaşın üstünde bir mekanizma vardır. Saat: çeyrek, yarım, kırk beş ve saat başı çalar fonksiyonlara sahiptir.

Samsun Ladik Akpınar Eğitim Müzesi

AKPINAR EĞİTİM MÜZESİ

İlçe merkezinde Akpınar mahallesinde; Köy Enstitülerinden gelen köklü bir okul olan Ladik Akpınar Fen Lisesinde hizmete girmiştir.

Müzede: Köy Enstitüleri ve ülkenin eğitim geleneği görülür. Müzede 74 yıldır faaliyette olan Akpınar Öğretmen okulunda eğitim gören öğrencilere ait resimler, kitaplar, müzik aletleri ve atölyelerde kullanılan aletler sergileniyor.

Samsun Ladik Akpınar Eğitim Müzesi

1941 yılında ünlü ozan Aşık Veysel Şatıroğlu’da burada memur olarak görev yapmış, 45 gün süreyle müzik kursunda eğitim vermiştir. Cumartesi ve Pazar günü hariç her gün saat 08.00-17.00 arasında açık olan müzeye giriş ücretsizdir.

Samsun Ladik Sunullah Paşa Türbesi

SUNULLAH PAŞA TÜRBESİ

İlçe merkezinde Bahşi Mahallesindedir.

Yapıya ait bir kitabe yoktur. Vakfıyesi de bulunmamıştır. Bir belgede “Sadullah Paşa Türbesi” şeklinde kaydedilen yapının adı, bazı belgelerde ve halk arasında “Sunullah Paşa” şeklinde geçer. Yapının isminde geçen Paşa ifadesi, Osmanlı dönemine işaret eder.

Ayrıca Ladik Osmanlı döneminde saray ve yakın çevresinin sayfiye yeridir ve birçok Paşa sarayı buradadır. Böylece yapının bu dönemlerden kalmış olabileceği kesindir. Tüm veriler değerlendirildiğinde, türbe yapısının 15’nci yüzyılın ikinci yarısında yapıldığına karar verilmiştir.

Yapı: 1943 yılındaki depremde büyük hasar görmüş ve uzun süre ciddi bir restorasyon yapılmamıştır. 1993 yılında restorasyon gerçekleşir. Türbe halen bakımlı olup kilitli bulundurulmaktadır. Birkaç basamakla çıkılan türbenin giriş kapısı dikdörtgen bir çerçeve içerisinde yuvarlak kemerlidir.

Önüne iki sütunun taşıdığı bir revak eklenmiştir. Türbenin sekizgen köşelerine, üzerlerinde birer aynalık olan dikdörtgen söveli pencereler yerleştirilmiştir. Yapının kubbesi yıkılmış ve sonradan aslına uygun olarak yeniden yapılmıştır.

Yapının içerisinde hiçbir süsleme unsuru, yazıt ve sanduka yoktur. İçinde sanduka yoktur, sadece bir adet mezar bulunur.  

Samsun Ladik Dikilitaş Türbesi

DİKİLİTAŞ TÜRBESİ

İlçe merkezinde bulunan türbe, Dilek Türbesi olarak da bilinir.

Türbenin içinde iki sanduka bulunur. Türbe mimari olarak Selçuklu dönemi özelliklerini yansıtır. Ancak günümüze kadar birçok kez onarım gördüğünden, türbenin orijinal mimarisi hakkında bilgi yoktur.

Samsun Ladik Seyyid Ahmet-i Kebir Türbesi

SEYYİD AHMET-İ KEBİR TÜRBESİ

İlçenin batısında, Şehre Küstü Mahallesindedir.

Yapıya ait inşa kitabesi yoktur. Kapı açıklığı üzerinde bir “tecdid” yani yenileme kitabesi bulunur. Mermer kitabenin zemini: siyah: harfler, kartuş ve rozetler sarı yaldız boyalıdır.

Kitabeye göre, yapı: Sultan I. Abdülhamid döneminde (1774-1789) Sultan’ın baş çukudarı Nuri Efendi oğlu Seyyid Abdullah Ağa tarafından, 1778 yılında yenilendiği anlaşılır. Ancak bundan önceki yapının kim ve ne zaman yapıldığı bilinmez.

Yapı çeşitli yayın ve kaynaklarda: “Seyyid Ahmet-i Kebir Türbesi” adıyla anılmaktadır. Rufai tarikatının kurucusu olarak bilinen Ahmed el-Rıfai’nin torunlarından veya halifelerinden olabileceği düşünülmektedir.

Seyyid Ahmet’in, 1240-1335 yılları arasında yaşamış olduğu varsayıldığında buradaki ilk yapının, 14’ncü yüzyıl başlarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Türbenin içinde bulunduğu duvarlarla çevrili, büyükçe bir hazireyi de içine alan avluda, biri dış kapıda, diğeri türbeye çıkan basamaklı yolun sağ başında olmak üzere, iki çeşme kitabesi vardır.
Bu çeşmelerin tekke kompleksine dahil olabilecekleri değerlendirilmektedir. Türbede gömülü kişi ile ilgili bir başka rivayet daha var: Selçuklu kumandanlarından Seyyid Ahmet Kebir; Ladik yöresinde yapılan savaşta şehit düşünce, vasiyeti üzerine buraya gömülmüştür.
Samsun Ladik Seyyid Ahmet-i Kebir Türbesi

Türbe: kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. Kare planlı ve sivri çatılıdır. Saçakları ahşaptır. İçinde, 7 sanduka bulunur. Önde: iki ahşap sütunlu sundurma vardır. İç kısmı sıvalıdır. Girişi basık kemerli, ahşap kapılıdır. Kemerin üzerinde kitabe vardır.

Mimarisi, Beylikler dönemi eserlerine benzer. Erkek çocuğu veya hiç çocuğu olmayanlar türbeyi ziyaret ederler. Son bir not: Ladik ilçesinde duyduğuma göre 2 bin kişinin ismi “Seyit Ahmet” imiş.

Samsun Ladik Ayva Tekke

AYVA TEKKE

İlçeye bağlı Kirazpınar Mahallesinde, Aydın Bükü mevkiinde, büyük bir mezarlık içindedir.

Türbe; taştan yapılmıştır. Kare planlıdır. Çatı, ahşap direklerle desteklenmiştir. Türbe içinde 9 mezar bulunur. Bu sandukalar: Horasan Erenlerinden olduğu düşünülen, Evladı Haydar Ali Baba oğlu adıyla anılan Seyyid Ahi Efendi (ölümü: 1876), eşi Neslihan, evladı Ahi Ali Efendi (ölümü: 1884) ve torunlarına aittir. Hıdırellez ve dini günlerde, yöre halkı burayı ziyaret eder ve kurbanlar kesilir.

Çünkü Seyyid Ahi Efendinin aile kökeni, Osmanlı kayıtlarında “Hz Muhammed” ile soy bağı onay görmüştür.

Samsun Ladik Hamamayağı-Hilas Kaplıcası

HAMAMAYAĞI (HİLAS) KAPLICASI

İlçe merkezine 13 km uzaklıktadır. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Hamamayağı kaplıcasından söz etmiş ve burayı “Gençlik suyu” olarak tanımlamıştır. 1935 yılında yapılan incelemeler sonucunda suyunun maden suyu özelliğinde olduğu tespit edilmiştir.

Samsun Ladik Hamamayağı-Hilas Kaplıcası

Kaplıca tesisi: Belediye tarafından 29 yıl için, Ladikli Sanayici ve İş Adamları Derneğine (Laysiad) kiralanmıştır.

Suyunun ısısı sabit 37 derecedir. Yani vücut ısısına eşittir.

Kaplıca suyunun iyi geldiği söylenen rahatsızlıklar: müzmin romatizma, nevralji, nevrite gibi cilt hastalıkları, sinir ve kas yorgunlukları, eklem kireçlenmesi, sinirsel hastalıklar ve ameliyat sonrası yorgunluklardır.

Mevcut tesisler yıkılarak yapılan yeni kaplıca tesisi, 4 yıldız konforlu ve 205 yatak kapasiteli olarak 2018 yılında faaliyete geçmiş ve her mevsim çevre il ve ilçelerden gelenler tarafından ziyaret edilir.

Samsun Ladik Ambarköy Açık Hava Müzesi ve Konakları

AMBARKÖY AÇIK HAVA MÜZESİ VE KONAKLARI

İlçe merkezine 2 km uzaklıktaki Ambar köy: içinden akan deresi, gölü, su değirmeni, seyir kulesi, ahşap oyuncaklar bulunan çocuk oyun alanı, ahşap ve zincirli köprüleri ve külliyesiyle doğal yaşamı yansıtan bir açık hava müzesi olarak düzenlenmiştir.

Samsun Ladik Ambarköy Açık Hava Müzesi ve Konakları

Köyde, ayrıca geçmişte insanların günlük hayatlarında kullandığı çeşitli aletler, eşyalar ve müzeye dönüştürülen samanlık bulunur.

Samsun Ladik Ambarköy Açık Hava Müzesi ve Konakları

Ambar han ise, restoran olarak düzenlenmiştir. Han: eski külliyeleri andırır, mimarisi ilgi çeker.

Samsun Ladik Akdağ Yaz ve Kış Sporları Merkezi-Kayak Merkezi

AKDAĞ YAZ VE KIŞ SPORLARI MERKEZİ-KAYAK MERKEZİ

Kayak merkezi tesisleri, ilçe merkezine 6 km uzaklıktaki Akdağ dağının zirvesinde, 1788 metre rakımlı Uzunyazı Tepesi ile 1404 rakımlı Yemişen Tepe arasında 2009 yılında kurulmuştur.

Samsun Ladik Akdağ Yaz ve Kış Sporları Merkezi-Kayak Merkezi

Kayak merkezinin bulunduğu Akdağ’ın isminin nereden geldiği bellidir. Çünkü kış aylarında bembeyaz bir görüntüye büründüğü için buraya Akdağ denmiştir. Kayak merkezinde, kış sporları ve çim kayağı yapılır.

Akdağ kayak merkezi pistleri: 6 tanedir ve pistlerin uzunlukları 1600 metre ve 3500 metre arasındadır. Kayak yapmaya yeni başlayanlar ve çocuklar için, eğimi az olan pist vardır.

Tesiste: 87 sandalye kapasiteli ve 1365 metre uzunluğunda telesiyej  var. Ayrıca: 21 yataklı otel vardır.

Orta Karadeniz bölgesinin tek kayak tesisi olması nedeniyle fazlaca rağbet görmektedir. Özellikle hafta sonlarında yaklaşık 5 bin kişi tarafından burası ziyaret edilir.

Samsun Ladik Gölü

LADİK GÖLÜ

Ladik gölü, ilçenin en büyük doğal gölüdür. İlçe merkezine 7 km uzaklıktadır.

Gölün bir kısmı sazlık ve bataklıktır. Üzerinde yüzen adacıklar bulunur.

Samsun Ladik Gölü

Devlet Su İşleri, göl yatağında 1933 yılında yaptığı ıslah çalışmaları sonucunda, 1951 yılında Kıranboğaz ve Mazlumoğlu köyleri arasında bir regülatör yapmıştır. Böylece göl su seviyesi 3.10 metreye yükseltilmiş ve su toplama kapasitesi arttırılmıştır.

Samsun Ladik Gölü

Gölde: turna, tatlı su levreği, tahta balığı, sazan ve kızıl kanat gibi balık türleri barınır. Bu balıkların içinde en meşhur olanı turna ve tatlı su levreğidir.

Göl kıyısında yine birçok kuş çeşidi bulunur ve kuş gözlemcileri tarafından burası kuş gözlemek için tercih edilir. Tabii gölün en orijinal özelliği, yüzen adalardır. Gölde günümüzde yelkenli tekne yarışları düzenlenmektedir.

Samsun Ladik Yaylalar

YAYLALAR

Ladik yaylası

İlçe merkezine 7 km uzaklıkta ve 1500 metre yüksekliktedir. Yolu stabilizedir, burada yayla evleri ve su vardır. Yukarıda belirttiğim gibi, burada her yıl geleneksel yayla şenlikleri yapılır.

Aktaş yaylası

950 metre yükseklikteki yaylanın ilçe merkezine uzaklığı 9 km. dir.

Yayla evleri ve su vardır. Ayrıca yayladan Ladik gölü görülebilir. Çam ağaçları ile kaplı ve her yer kır çiçekleriyle doludur. Yayla mesire alanı olarak yoğun kullanılır.

Küpecik yaylası

1600 metre yükseklikteki yayla, ilçe merkezine 23 km uzaklıktadır. Yolun 9 km lik kısmı asfalt, kalanı stabilizedir. Ulaşım mümkündür. Burada yayla evleri ve bol su mevcuttur. Bu yaylanın suyunun: halk arasındaki söylentiye göre böbrek taşlarını erittiği söylenir.

Samsun Kavak hakkındaki gezi yazım için  Kavak

Samsun Salıpazarı

Samsun Salıpazarı

Salıpazarı, Samsun arası uzaklık: 54 km. Salıpazarı, Çarşamba arası uzaklık: 17 km.

TARİHİ

Birinci Dünya Savaşından önce, yörede: Türk, Rum, Ermeni ve Gürcüler hep birlikte yaşarlarmış.

Ancak savaş sırasında Ermeni çeteleri ile Türk halkı arasında çatışmalar yaşanır.

Ancak, bu çatışmalar sonucunda Ermeniler bölgeyi terk etmek zorunda kalırlar.

Çünkü bu çatışmalar sırasında, Durmuşoğlu Ali Ağa tarafından Tufan Mezarlığındaki büyük bir Ermeni cephaneliği ele geçirilmiş ve bunlar Türklere dağıtılmıştır.

İlçenin tarihine ışık tutması açısından: İlçede bir fındık bahçesinde, yosunlarla kaplanmış çeşitli kayaların üzerinde Oğuz Boylarından Peçenekler ve Kıpçakların kullandığı “Runik Türkçe Yazılar” ve “Tamgalar” bulunmuştur.

Salıpazarı, 1973 yılında Belediye olmuş ve 1987 yılında ilçe teşkilatı kurularak Samsun iline bağlanmıştır.

İsminin kökeni: her hafta Salı günü ilçede kurulan pazardan gelir.

Samsun Salıpazarı

GENEL

İlçenin denize kıyısı yoktur. İlçe arazisinin yüzde 80’i engebeli, dağlık konumdadır.

Son derece gür ve yeşil bitki örtüsüne sahiptir. Ormanlık alanlarda: meşe, kızılağaç, kestane ve özellikle fındıklıklar bulunur.

Bunların yanı sıra bu ağaçlıkların arasında çok çeşitli ot ve bitkilere de rastlanır.

Yörede ovalık bölümlerde Orta Karadeniz iklimi, yüksek kesimlerde ise sert karasal iklim görülür.

Hatta, kışın 2 metreyi geçen kar yağışı tespit edilmiştir.

Yeşilçay ve Terme çayı, ilçe merkezinde kesişirler. Bu çaylar üzerinde üç köprü bulunur.

İlçe ekonomisi tarıma dayalıdır. Halkın büyük çoğunluğu tarımla uğraşır. Özellikle: fındık, çilek, çeltik üretimi yaygındır.

Salıpazarı Yeşilköy Kadabini Runik yazılar va Tamgalar

RUNİK YAZILAR VE TAMGALAR:

Runik yazı: Avrasya’da ilk kullananlar Ön-Türkler ve İskitler olduğu bilinmekte olup, İskitlerden sonra İpek Yolu güzergahında kullanılmış ve buna paralel olarak da farklı coğrafyalarda yayılmıştır.

Ancak genel olarak “Runik Yazının” ortaya çıkış ve yayılım serüveni ile Türk Runik Yazısının oluşumu hakkında farklı görüş ve öneriler ortaya çıkmıştır.

Bazı araştırmacılar, runik yazının kaynağı olarak yerli Anadolu halklarını gösterir.

Diğer bazı araştırmacılar ise, Runik Yazı ve Orhun Alfabesinin kökeni Ön Asya’ya bağlar.

Anadolu topraklarında, yaygın olarak kullanıldığı, kayalara kazınmış somut verilerle kesinlik kazanmıştır. Türk Runik Yazı ve Tamgalarının Samsun’da tespit edilmiş ilk örnekleri Terme Ambartepe ve Salıpazarı Yeşilköy ile Çağlayan Kaya Yazıt ve Tamgalarıdır. 

Zamanla bu Tamga ve Runik yazıların taş üzerine işlenmesi son bulsa da gelenek, ahşap üzerine işlenerek devam etmiştir. 

Salıpazarı Yeşilköy Mahallesi Kayadibi Kaya Mezarları
YEŞİLKÖY MAHALLESİ KAYADİBİ  

Yeşilköy’e bağlı Kayadibi Mahallesinde bir vatandaşa ait fındık bahçesinde daha önce kaya mezarlarının bulunmasının ardından, bahçede çalışmalara yoğunluk verilmiştir. 

Bahçede yapılan kazı ve araştırmalarda ise son olarak yosunlarla kaplanmış kayaların üzerinde Oğuz boylarından Peçenekler ve Kıpçakların kullandığı runik (Göktürk yazıtlarında kullanılan yazı türü) Türkçe ve tamgalar (damga) bulunmuştur. 

Tespit edilen runik yazı ve tamgalarla, Türklerin 1071’den önce de Anadolu’da varlığının ispatlandığı kanıtlanmıştır. Önce Türk boyu olan İskitler gelmiş, daha sonra Kıpçaklar ve Peçenekler gelmiştir. 

Salıpazarı Yeşilköy Mahallesi Kaya Dibi runik yazılar ve Tamgalar

Evet, Tamga ve Runik yazıları dört ayrı taş üzerin işlenmiş olup saha aynı zamanda 1 nci derece arkeolojik Sit alanı olarak 2010 tarihinde koruma altına alınmıştır. 

Kayadibi Mahallesindeki yazıtlar, ölü gömme kültü, defin adetleri ve inanç ritüelleri ile ilgili yazıtlardır. Burada kaya mezarları bulunmaktadır. 

Orhan-Yenisey, diğer Runik Türk Yazıtları ile Göktürk Alfabesinin incelenerek Samsun yazıtlarıyla karşılaştırıldığında, mevcut yazıların muhtemelen Ordu-Mesudiye Esatlı köyü yazıtında olduğu gibi, Gök Tengri’ye (Ay) yakarış ve ölen kişiye ait bilgiler içerdiği anlaşılmaktadır. 

Yoğun yağış ve yuvarlanmalar gibi nedenlerle oluşan tahribat nedeniyle yazıtlarda kayıplar mevcuttur. 

 

MURAT UŞAĞI SOKAĞI YAZITLARI:

Cennet Pınarı adıyla anılan ve sonradan çeşmeye dönüştürülmüş su kaynağı yakınında olup, çevresinde yer-su kültüyle ilişkili ritüellerin hala devam edegeldiği Kabataş adıyla anılan büyükçe bir Adak/Satı Taşı (bebeği olmayanların etrafında yedi defa dönerek kurban kestiği) ile kulak ağrısı çermiği bulunmaktadır. 

Tahrip edilmiş olmakla birlikte, izleri hala takip edilebilen birden fazla Tengri ve iç Tamgaları dikkat çekmektedir. 

Daire içine alınmış (+) Tamgası, Tengri (Gök Tanrı) demek olup, ölen kişinin günahsız olarak Tengri’ye kavuştuğunu ifade etmektedir ve birçok Türk boyunca arma olarak kullanılmıştır. Daha sonra Hıristiyanlık inancında Haç’a  dönüşen Tamga, daire içerisine alınmış haliyle de Türkler ve onlar vasıtasıyla diğer Pagan inanca sahip kavimlerce kullanılmıştır. 

 

ÇAĞLAYAN MAHALLESİ HARMAN KAYA/ÜÇ KAYALAR MEVKİİ

Harman Kaya mevkiine giden yol üzerinde olup, Harman Kaya Açık Hava Tapınım Alanı, 2015 yılında 1 nci derece Sit alanı olarak koruma altına alınmıştır. 

 

SONUÇ

Evet Türk insanı, birtakım ifadeler yüklediği çizgisel şekillerle anlatmak istediklerini, önce kayalara resmetmiş, oymuş, çizmiş, ardından bunları dokuma, maden, taş işçiliği başta olmak üzere diğer sanat eserlerine de aktarmayı başarmıştır. 

Bugün Türk kavimlerinin yaşadığı her yerde halı-kilim başta olmak üzere tüm el sanatları ürünlerinde Türk Runik Yazısı ve Tamgalarından izler görmek mümkündür. 

Salıpazarı Çerkez Pastası

NE YENİR

Salıpazarı yöresinde, Çerkez yemekleri ve bölgeye özgü Karadeniz mutfağı özellikleri hakimdir.

Çerkes pastası ve Bileki Ekmeği denemelisiniz.

Bileki ekmeği ve kara lahana sarması ve kara lahana çorbası yöresel lezzetlerdir.

 

TAHNAL VE ESATÇİFTLİĞİ HIDRELLEZ ŞENLİKLERİ

Tanhal mahallesi 1050 rakımda bulunmaktadır. Her yıl, 5, 6 ve 7 Mayıs tarihlerinde düzenlenir. Şenliklerde güreş müsabakaları ve at yarışları yapılır.

 

Salıpazarı Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri Şenliği

SALIPAZARI BELEDİYESİ YAĞLI PEHLİVAN GÜREŞLERİ

Salıpazarı Er Meydanında yapılan güreşlere, 2025 yılında 200’den fazla pehlivan katılmıştır. 

 

 

Samsun Salıpazarı

GEZİLECEK YERLER

 

Salıpazarı Çağlayan Köyü

ÇAĞLAYAN KÖYÜ

Bir dere yatağına kurulu olan mahallede, çok sayıda şelale vardır. İlçeye uzaklığı 7 km dir. Mahallede alabalık üretim çiftliği ve lokantası vardır. Yolların kötü olması, şelalelerin yeterince ilgi çekmesini önlemektedir. 

Salıpazarı Çağlayan Köyü Şelalesi

Çağlayan köyü Şelalesi:

Köyde çok sayıda şelale vardır. İlçe merkezine 7 km uzaklıktadır. Şelalelerin en önemli özelliklerinden biri, çok büyük aşındırma gücüne sahip olmalarıdır. Aşınmanın hızı, suyun düşme yüksekliğine, düşen suyun hacmine, aşağıya taşıdığı aşındırıcı maddelerin yapısına göre değişir. 

Çoğu zaman şelalelerin düşme hattı aşınarak, akarsu kaynağına doğru geriye kayar. Bazen de aşındırmanın yönü aşağıya yöneliktir. Böylece suların düştüğü ağız bölümü aşınarak daha yumuşak bir eğim kazanır. Şelaleler suyun döküldüğü yerde geniş ve derin çukurlar meydana getirir, bazı durumlarda bu çukurların derinliği düşme yüksekliği kadar olabilir. 

Salıpazarı Konakören Köyü

KONAKÖREN KÖYÜ

İlçe merkezine 15 km ve İl merkezine 71 km uzaklıktadır. 

Heybelik Yamaç Yerleşimi

Konakören köyü: Heybelik mahallesinde, Eğriyol köprüsü üzerindedir.

Kaya kütlesiyle yamaç arasına yol açılmış olduğundan, seramik yoğunluğu yamaçta kalmıştır.

Yerleşme: Bolas deresinin oluşturduğu vadidedir.

Yakın çevresinde tarıma uygun araziler bulunur.

Bu yerleşme: yine aynı bölgede bulunan Garpu kale açık hava tapınağı kaya altarı ile ilişkilendirilir.

Yerleşmede: zengin Tunç ve Demir çağına ait malzeme bulunur.

Burası, Samsun ili bölgesinde, Tekkeköy’den sonra, özellikle dağlık bölgede tespit edilmiş ilk Eskiçağ yerleşkesidir.

Samsun Salıpazarı Garpi Amazon Kalesi-Açık Hava Tapınağı

Garpu Kalesi-Amazon Kalesi-Açık Hava Tapınağı

İlçe merkezine bağlı Konakören köyündedir. Garfu ya da Gerfu olarak da bilinir. 

Buraya ulaşmak için: Konakören-Esat çiftliği köylerini birbirine bağlayan stabilize yoldan ilerleyerek, orman içine ayrılan ve doğu yönde ilerleyen patika yoldan buraya ulaşılır.

Düzgün ve çok dar olmayan patikanın, Garpu kaleye 500 metre uzaklıkta, Ardıç Pınarı denen yer vardır.

Kale: MÖ 7’nci yüzyıla tarihlenir ve rivayete göre, Amazonlara aittir.

Ancak klasik bir kaleye benzemez.

Yaklaşık 2 kilometrelik bir yürüyüşle, ana kayaların yer yer yontularak düzleştirildiği patikadan girişe ulaşılır.

Kuzey yönde, dar olarak çıkıntı yapan ana kaya kütlesi üzerine doğu-batı yönde konumlandırılarak kemer şeklinde oyulmuş kapı: 1.45 metre eninde ve 2.4 metre boyundadır.

Samsun Salıpazarı Garpi Amazon Kalesi-Açık Hava Tapınağı

Girişten sonra doğu yöne doğru düzleştirilmiş bir alandan, kayaya oyulmuş 120 basamakla, güney istikametinde yukarı doğru çıkılır.

Basamaklar boyunca, kenarlarda bulunan oyuklar, orijinal kullanımda, güvenlik amaçlı ip, ahşap ya da madeni korkulukların varlığının kanıtıdır.

Kayaya oyulmuş ana merdiven, güney yönde zirveye doğru devam eder. Ancak belli bir mesafeden sonra, batıya doğru iki kola ayrılır.

Kuzey yöndeki, dar ana kaya uzantısına yönelik ve yontularak düzleştirilmiş bir platformda biter. Bu platformun: uzunluğu 10 metre, genişliği 4 metre, derinliği 3.5 metredir.

Samsun Salıpazarı Garpi-Amazon Kalesi Açık Hava Tapınağı

Platform, basamaklarla zirveye bağlanmıştır.

Platformun batı kenarında: Kybele tahtı şeklinde düzenlenmiş kaya altarı vardır.

Platformun kuzey yönünde: dar bir patika ile ulaşılan ve her iki kenarında, en üst seviyeye kadar basamaklara yer verilerek uygulanmış, mihrap şeklinde, sunak alanı bulunur.

Kaya mihrabının derinliği 2.10 metredir. Eni 1.92 metredir.

Boyu ise 2.24 metredir.

Batı duvarında, tapınım anında tanrıça heykellerinin konulduğu bir niş, tabanında ise kurban kesme çukuru ve kanallar bulunur.

Samsun Salıpazarı Garpi Amazon Kalesi-Açık Hava Tapınağı

Zirveye ulaşmak için güneye ilerleyen basamaklar kullanılır.

Zirvede: kurban kesme sunağı, merdivenli bir tünel ve niş şeklinde oyularak tabanları düzgünce yontulmuş mekanlar vardır.

Kurban kesme kuyusuna, 3 basamakla ulaşılır.

Ölçüleri: çapı 1.30 metre ve derinliği 1.20 metredir.

Kurbanın kanının dışarıya akması için zeminden 65 cm yükseklikte bir delik açılmış, bu delikten kurbanın kanının kanallara aktarılması sağlanmıştır.

Kanallar: derin ve geniş tutulmuştur.

Kurban kuyusunun yanında, küçük ölçekli bir kurban kesme alanı daha vardır. Burası yüzeysel oyulmuştur.

Sunak kuyusunun kuzey tarafında, basamaklarla inilen bir tünel bulunur, ancak tünelin içi doldurulduğundan, ne kadar devam ettiği bilinmez.

Basamaklar 2.50 metre derinliğe kadar iner. Basamaklı tünelin batısında, beş basamakla inilen çift niş vardır.

Evet: Garpu kalesinde herhangi bir sur duvarına rastlanmamıştır.

Ancak kaya kütlesinin doğu eteğinde: teraslanmış alanda, ağırlıklı olarak ahşap malzeme kullanılan mekan izleri bulunur. Ayrıca kayaya oyulmuş sarnıç görülür.

Sonuç olarak, burası Demir çağında (MÖ 1200-550 yılları arasında) kullanılmış bir açık hava tapınağı kaya altarıdır.

I. Derece arkeolojik Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

 

İNBÜKÜ MAĞARASI

Garpu kalesinden 3 km güneyde, Esatçiftliği köyü Üçevler Mahallesindedir.

Kaya ini, insan eliyle genişletilmiş bir mağara veya in mabettir.

İnbükü olarak isimlendirilen mağara: 20 metrelik ağız açıklığı ve 45 metrelik uzunluğa sahiptir.

Kuzey-güney yönünde konumlanmıştır.

Ağız kısmı, kuzey yöndedir ve en geniş yeri 20 metredir.

Orta alan 8.5 metre, en dar yeri ise 2.8 metredir.

Ortalama yükseklik 15 metre olup, uç kısmında 1.80 metredir.

Girişe 5 metre mesafede, kayaya oyulmuş üç basamaklı seki düzenlemesi bulunur.

Ancak son yıllarda tahrip edilmiştir. Girişin üst kısmından akan suyun, yakın zamana kadar ağaçtan bir tekneye aktığı söylenir.

Mağara ağzı ile çevresinde Tunç ve Demir Çağı seramikleri bulunmuştur. Yakın mesafedeki eski bakır ocakları, bölgenin tarihine ışık tutar.

 

EĞRİ KALE-ÇINGIRAKLI KALE

İlçe merkezinde Kırgıl mahallesindedir.

Rivayete göre, bu kale insan tarafından yapılmamıştır.

Nuh Peygamber zamanında, gemilerin bağlanması için Tanrı tarafından yapıldığına inanılır. 

Yine, inanışlara göre: mevsiminde ilk kar buraya yağar ve üstüne duman çökerse, havanın bozacağına inanılır.

Yine efsanelerden devam edelim.

Bir zamanlar Çarşamba ve Terme ovaları denizle kaplıdır.

Kale o zamanlar çok yüksek olduğu için gemilerin iskelesi durumundadır.

Halk bu gereksinimini buradaki yağmur sularının toplandığı, dinlendirildiği sarnıçlardan, havuzlardan sağlamaktadır.

Çok sonra toprak yarılır, İstanbul boğazı oluşur, denizlerin birbirine karışmasıyla kalenin bulunduğu yerdeki sular çekilir, Samsun ovası ortaya çıkar.

Günümüzde burada toprak biraz kazıldığında, su, kum ve midye kabuklarına rastlanır.

Samsun Salıpazarı Hasan Tekke

HASAN TEKKE

İlçe merkezini tepeden gören bu tekke, Kurtuluş Savaşında bu alanda şehit düştüğüne inanılan Hasan adındaki bir kişiye aittir.

Kıbrıs çıkartması sırasında, buradan kırmızı bir ışığın çıkıp Kıbrıs taraflarına gittiği söylenir.

Mezarın bulunduğu tepeye “Hasan Tekke” ismi verilmiştir.

Mezar, tepenin tam zirvesindedir.

Ayrıca bu tepe, Salıpazarı ve Çarşamba ilçelerinin manzaralarını izlemek için idealdir.

Samsun Salıpazarı Yeşilköy

YEŞİLKÖY

Yeşilköy’de özellikle eski dönemlere ait kaya mezarları ve kaya üzerine işlenmiş tamga ve runik yazılar bulunmaktadır. İlçe merkezine 5 km ve Samsun il merkezine 55 km uzaklıktadır. 

 

Tarihi Albak Ahşap Camii:

Yeşilköy’de bulunan iki ahşap camiden birisi olup, Kayadibi Mahallesinde mezarlık içindedir. 

Ahşap cami: Albayrak, Albak gibi isimlerle bilinir. 

Yapı Salıpazarı ilçesi kubbeli camilerinin en güzel örneklerinden biridir. Cami Hacı Uşağı türbesinin bulunduğu alandan taşınarak bugünkü yerine getirilmiştir. 

 

Salıpazarı Yeşilköy Kaya Mezarı

Kaya Mezarı

İlçe merkezine bağlı Yeşilköy, Kayabaşı Mahallesindedir. İlçe merkezine 5 km uzaklıktadır.

Runik Türk Kaya Yazıt ve Tamgaları: kalıntıların Göktürk dönemine ait olduğunu kanıtlar.

Kaya mezarları, bölgedeki diğer kaya mezarlarından farklıdır.

Aynı alandaki runik yazılarla bir arada olması, nadir rastlanılan bir arkeolojik özelliktir.

Bu alanda Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından çevre düzenleme proje çalışmaları sürdürülmektedir.

Kaya mezarlarının 3000 yıllık olduğu ve Uygurlardan kaldığına inanılıyor.

Alan, 1’nci derece arkeolojik Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

 

HARMAN KAYA-ÜÇ KAYALAR VE İN KAYASI MAĞARALARI

Harman kayanın: Demir çağında gözetleme kulesi veya Kutsal alan olarak kullanıldığı düşünülmektedir.

İlginç görüntüsü ve barındırdığı arkeolojik veriler ile alana gidiş yolu üzerindeki dere ve minik şelaleler ile ve hemen karşısındaki İn Kayası Mağarası ile ilgi çekmektedir.

Harman kaya ve İn kayası mağaraları: Cevizli köyü Huma camisiyle aynı alandaki Kaya Mezarı, son derece özeldir. Alan 1’nci derece arkeolojik Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

 

CEVİZLİ KÖYÜ

İlçe merkezine bağlı Cevizli köyünün eski ismi “Huma/Homa” dır. Huma eski Türkçede, Humay da denilen Ana Tanrıça ve yükseklerde yaşayan efsanevi cennet kuşu Hüma ile ilişkilendirilir. 

İlçe merkezine 15 km uzaklıktadır. 

İsim, eski Türkçede “Humay” denilen Ana Tanrıça ve yükseklerde yaşayan efsanevi cennet kuşu Hüma ile ilişkilidir.

Hemen yanındaki Terme sınırlarındaki bölge ile bütünlük içerisinde, Oğuzlu, Göktürk, Gökmen vb adların yoğunluğu coğrafyanın Türk iskanı hakkında ipuçları verir.

Salıpazarı Cevizli köyü Huma Ahşap Camii

Huma Ahşap Camisi

Cami yanı mahallesindeki büyük eski mezarlık içerisinde yer almaktadır. Huma camii adıyla anılan camiyi Hasan ustanın yaptığı bilinmektedir. Harim ve önündeki sonradan kapatılmış sundurmadan oluşan yapı, Köy Tüzel kişiliğine aittir. 

Minaresi yoktur. 

Genel görünüm itibarıyla Salıpazarı Ahşap Camilerinin özelliklerini taşıyan yapı, dıştan iki katlı, cephe düzenine sahiptir.

İri taşlar üzerine bindirilen kirişlerin üzerine yerleştirilen taban, nemin etkisinden kurtulmak için topraktan yükseltilmiştir.

Kestane cinsi ağaçtan ahşap perdeler yığma olarak muntazam dilmeler halinde yerleştirilmiştir.

Köşelerde, kurtboğazı geçme tekniğiyle tutturulan ahşap perdelerdeki düzgünlük oldukça dikkat çeker.

Camiyi oluşturan ahşap perdeler, aynı ölçülerde kesilerek aralara dikmeler yerleştirilmiş ve dikme aralarındaki açıklıklar pencere olarak düzenlenmiştir.

Caminin her iki katında, muntazam kesilmiş perdeler ve bu perdeler arasında harimi dolanan bir kat kirişi vardır. Vaiz kürsüsü ile minber genel olarak sade işçilik gösterir.

Salıpazarı Cevizli köyü Hamu ahşap cami bahçesindeki kaya mezarı

Kaya Mezarı

Huma Ahşap camisi bahçesinde bir tane kaya mezarı vardır.

Kaya mezarı: orta boyutla, kaya kitlesindeki taraçalarda yapılan incelemelerde, yontularak düzleştirilmiş bağımsız kaya fasadında konumlandırılmıştır.

Hali hazırda da mezarlık olarak kullanılan bu alanın mevcut işlevinin çok eskiye gittiği düşünülür.

Bu alanın nekropol olma ihtimali olsa da, açıkta sadece bu mezar odası görülmektedir.

Kaya mezarı: tek odalı, üç sekili kaya oda mezarlarına örnektir. Ancak kaya mezarı kaçakçılar tarafından soyulmuştur.

Yeşilköy Kayadibi Mevkiindeki runik yazılı-tamgalı taşlarla iç içe olan kaya mezarı ile aynı özellikleri sergileyen Cevizli köyü kaya mezarı, aynı kültürün ürünü olduklarını ve yayılım alanını göstermesi bakımından çok önemlidir. 

 

Şehit Gökgöz Tekkesi

Güney Tepe ve hemen yanındaki Kırağın Mevkiinde “Gök Göz Tekkesi” adıyla anılan, taşla çevrilmiş birer mezar bulunur.

İki ayrı tepede, aynı isimde tekke olması ilginç olup rivayete göre: Anadolu’nun adsız şehitlerinden biri olduğu söylenir.

Fetih yıllarında bölgedeki kanlı savaşlardan birinde “Gökgöz” (mavi gözlü) namlı bir Bey kılıç-kalkanı ile Güney Tepede savaşırken kollarını kaybeder.

Ancak Allah tarafından verilen gizli güçle kılıç kalkanı ile savaşmaya devam eder ve düşmanı Güney Tepeden püskürtmeyi başarıp ilerleyerek arkadaşlarının savaştığı hemen yandaki Kırağın tepeye ulaşır.

Ancak kolları, Güney Tepede kalmıştır. Savaşın hızını kestiği bir anda Gök Gözün kollarının olmadan savaştığının fark edilmesi ve olaya şahit olan arkadaşının şaşkınlıkla bağırması olağan üstü durumu sonlandırır.

O anda Gök Göz şehit olarak son nefesini verir.

Bunun üzerine arkadaşları Gök Gözün, gövdesini son nefesini verdiği “Kırağın Tepeye”, kollarını ise ilk düştükleri yer olan “Güney Tepeye” gömerler.

 

KARACAÖREN KÖYÜ

İlçe merkezine 11 km uzaklıktadır. Mahallenin eski adı Karacaviran’dır.

Bölgede Karacaören şelalesi bulunmaktadır. Bölge yoğun ormanlık alanlarla, kayın, gürgen, kestane ağaçlarıyla kaplıdır. 

Soyuk Ahşap Cami

İlçe merkezine 11 km uzaklıktaki Karacaören köyü Soyuk Mahallesindedir.

Harim ve önündeki sonradan kapatılmış sundurmadan oluşan yapı, Köy Tüzel Kişiliğine aittir. Minaresi vardır.

Genel görünüm itibarıyla Salıpazarı Ahşap Camilerinin özelliklerini taşır, dıştan iki katlı cephe düzenine sahiptir.

İri taşlar üzerine bindirilen kirişlerin üzerine yerleştirilen taban nemin etkisinden kurtulmak amacıyla topraktan yükseltilmiş, meşe cinsi ağaçtan ahşap perdeler yığma olarak muntazam dilmeler halinde yerleştirilmiştir.

Köşelerde kurtboğazı geçme tekniğiyle tutturulan ahşap perdelerdeki düzgünlük dikkat çeker.

Beratında 1962 yazılı olan cami, iki katlı bir cephe düzenine sahip olan ve kareye yakın dikdörtgen plan sergiler. 19’ncu yüzyılda inşa edilmiş ahşap cami geleneğindedir.

Salıpazarı Karacaören Şelalesi

Şelale

Şelalenin düşüşü, yaklaşık 85 metredir.

Su miktarı mevsimsel olarak belirgin farklılık gösterir.

Şelaleyi oluşturan tabak başlıklarının açığa çıktığı yerlerden suların dökülmesiyle çok sayıda şelale ortaya çıkmış durumdadır.

Şu an 14 tane irili ufaklı suların döküldüğü şelale vardır.

2 metre yükseklikten başlayan şelaleler, 85 metre yüksekliğe kadar ulaşıyor.

Yani en ufak şelale 2 metre yükseklikten dökülürken en büyük şelale 85 metre yükseklikten dökülüyor.

Vadinin içinde sadece şelaleler bulunmuyor, son derece zengin bitki örtüsü de vardır.

Şelale çevresindeki ormanlık alanda: kayın, kızılağaç, gürgen, kestane, taflan gibi Karadeniz bitki kuşağına ait ağaçlar bulunur.

Samsun Salıpazarı Kınalık Ormanları

KINALIK ORMANLARI

İlçe merkezine 18 km uzaklıktadır. Zengin florası ile dikkat çeken Kınalık ormanları görülmeye değerdir.

 

 

YAYLA KÖYÜ

İlçe merkezine 8 km uzaklıktadır. 

 

Azap İni Mağarası

Yayla köy Azap ini mevkiindedir. Yaklaşık 10 metre karelik bir alanı kaplar. Doğal özellikler göstermektedir. Doğal bir kaya açıklığından oluşan mağarada herhangi bir araştırma yapılmamıştır.

 

Şelale

Yayla köyde, oldukça yüksek akış mesafesine sahip şelale, çevresi ile güzel bir ortam oluşturmaktadır.

Salıpazarı Karayonca Mahallesi Şehitler Camii

KARAYONCA MAHALLESİ ŞEHİTLER CAMİİ

İncegiriş mevkiinde, küçük bir mezarlık içerisindedir. Ahşap caminin mülkiyeti köy tüzel kişiliğine aittir. Yapı bölgede şehitler camii olarak anılmaktadır. Çantı tekniğiyle inşa edilen caminin mimari olarak kare plan göstermektedir. 

 

 

 

Samsun Asarcık

Samsun Asarcık

Samsun Asarcık

Asarcık, Samsun il merkezine 44 km uzaklıktadır. Ancak bu yol çok virajlı olması ve zor bir yol olmasıyla tanınıyor.

Buraya ulaşmak için Kavak ilçesinden geçen 73 km lik yol tercih ediliyor.

Bu yol üzerinde: tavuk üretme çiftlikleri ve kireç torbalama fabrikası vardır. Asarcık, Havza arası uzaklık: 60 km.

Samsun Asarcık

TARİHİ

Zaman içinde Çarşamba ilçesine yerleşmiş olan bir kısım Kırım Türkünün ve Kafkas Türk kavmi olan Çerkezlerin buraya yerleşmesiyle bölge hareketlenmiş ve canlanmıştır.

Bölgede bulunan mimari eserler, 16’ncı yüzyıl öncesi dönemlere aittir.

Cumhuriyet öncesinde bu yörede, yakın çevrede olduğu gibi Rumlar bulunmaktadır.

Ancak Rumlar, mübadele nedeniyle buradan ayrılmışlardır.

Rumların yaşadıkları mezralar, bölgede yaşayan Türkler tarafından Rumca isimlerle adlandırılmıştır. (Galyoslar, Moskoflar, Papazlar gibi)

Birinci Dünya Savaşı döneminde, Rumlar, çok sayıda çeteler kurarak bölgede yaşayan Türklere saldırmışlardır.

Bunun üzerine Asarcık Kuva-yi Milliye hareketi başlamıştır.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, Samsunlu Topal Süriye adlı bir kişiyi Teğmen rütbesiyle bölük komutanı olarak Asarcık ve civarına gönderir.

Ayrıca Giresunlu Topal Osman da Asarcık’ta Rumlarla mücadele eder.

Savaşın ardından, mübadele nedeniyle Rumlar tarafından boşaltılan yerlere Türkler yerleştirilir.

1877-1878 Osmanlı Rus harbi sonrasında Kafkasya’dan göç ederek buraya gelen bir gurup Çerkez, günümüzde ilçe merkezinde bulunan bir köye yerleştirilirler.

Çerkezler için burada devlet tarafından birçok konut yaptırıldı.

Bu köy (Biçincik köyü) ormanlık alanın kesilmesi sonucu açılan alandan oluşur.

Kesim işi, biçmek anlamında söylendiğinden, Çerkezlerin yerleştirildiği bu köye Biçincik ismi verilmiştir.

1987 yılında Asarcık’a bazı köyler bağlanmış ve 1989 yılında Belediye Teşkilatı kurulmuştur.

Biçincik merkezde bulunan Muhtarlık Binası, Asarcık Belediye binası olarak kullanılmaya başlanmıştır.

2006 yılında ise yeni Belediye Binasına taşınmıştır.

 

ATATÜRK VE ASARCIK

Kurtuluş savaşının kazanılmasından sonra; yöreye gelen Atatürk’ü, Karakolda Jandarma eri olan Osmancıklı Mehmet Çetin ayağında çarıkla karşılar.

Atatürk ona “Asarcık’ta Jandarma Komutanı olup bölgedeki Rumları temizlemesini” emreder.

Mehmet Çetin, Asarcık’ta subay olur ve Kavak ilçesinin de bölük komutanı olur.

Bu bölgede, Rumlarla en iyi mücadeleyi Mehmet Çetin verir.

Ayrıca, 1954 yılında Biçincik köy meydanına 2 km uzaklıktan su getirterek bir çeşme yaptırır.

Samsun Asarcık

GENEL

Asarcık, Türkiye’nin en küçük ilçelerinden biridir.

İlçeye yaklaşırken yüksek bir tepeden bakıldığında: ağaçlarla bölünmüş geniş araziye serpiştirilmiş evler ve arazinin ortasından geçen otoyol ve kenarındaki tarihi caminin minaresi görülür.

İlçenin çevresini oluşturan köyleri, genellikle dağların eteklerine yerleşmiş durumdadır.

Dağların ve bu köylerin yerleştikleri alan “hisar” biçiminde olduğundan ilçe “Hisarcık” ismini almıştır.

Asarcık merkezi ve diğer köylerin yerleştiği alan ise, küçük düzlük ve tepeciklerden oluşur.

Zaman içinde Hisarcık ismi “Asarcık” olarak değişerek günümüze ulaşmıştır.

İlçede tipik Karadeniz iklimi görülür.

İlçe merkezinde tam ortada büyük bir süs havuzu bulunur.

Havuzun çevresinde ise restoranlar ve dükkanlar bulunur.

Çerkez Tavuğu

NE YENİR

Buraya yolunuz düşer ve yöresel lezzetlerden tatmak isterseniz, ilk öneri “Çerkez tavuğu” veya “Kaz tiridi” (yufkası) olur.

Samsun Asarcık Ziret Şenlikleri

ZİRET ŞENLİKLERİ

İlçe merkezinde Akyazı mahallesi ve Emirmusa mahallesinde her yıl Kurban bayramında geleneksel Asarcık Ziret Şenlikleri yapılmaktadır.

Samsun Asarcık Panayır

PANAYIR

Her yıl Eylül ayında düzenlenen ve halkın büyük ilgi gösterdiği panayırda: at yarışları, yağlı güreş müsabakaları ve halk konserleri düzenlenir.

Samsun Asarcık Panayır

Büyük bir Pazar kurulur, çevre il ve ilçelerden büyük rağbet görür, panayır boyunca ilçede hareketlilik yaşanır.

 

GEZİLECEK YERLER

Samsun Asarcık Gökgöl Camisi

GÖKGÖL CAMİSİ

İlçe merkezine bağlı Akyazı köyündedir.

1767 yılında ahşap olarak yapılmıştır.

Eski Cuma camii olarak kullanılan camiye, giriş kuzeyde bulunan çift kanatlı ahşap kapıdandır.

Giriş “U” şeklinde, önceleri ahşap, sonradan tuğla malzemeyle yapılan son cemaat yerine açılır.

Caminin iç mekanında: doğu-batı doğrultusunda, ahşap çerçeveli, dikdörtgen şeklinde, iki küçük pencere son cemaat yerine açılır.

İkinci bir kapı ile, caminin ana bölümüne girilir.

Duvarlar tamamen ahşap malzemeden yapılmıştır. 

Sonraki yıllarda yapılan onarımlarda ise verniklenmiştir.

Samsun Asarcık Gökgöl Camisi

Birinci kat tavanını: mihrap eksenindeki iki direğe oturan, iki kalas taşır.

Bu kalaslar: caminin güney yönünde dış cepheye kadar uzanır.

Ahşap taşıyıcı direk, alttan yivli, üstten geometrik desenler ile şekillendirilerek, sütun görevi görür.

Bu taşıyıcı direklerin iki yanında, oyma teknikli bir rozet vardır.

Doğudaki direğin yanına denk gelen kalasın üzerinde Osmanlıca oyularak yazılmış onarım kitabesi vardır ve bunun üzerinde: 1870 tarihli ve Hacı Sofu Hasan Usta ismi yazılıdır.

Mihrabın sağında minber, solunda kürsü bulunur.

Birinci katta son cemaat yerinin solundaki ahşap merdivenle ikinci kata çıkılır.  

İkinci kata bir kapıdan girilir.

Kapı: çift kanatlı ve ahşaptır. İkinci kat: yonca şeklinde, mahfil özelliği gösterir.

Asarcık Gökgöl Camii çift kanatlı kapısı

Canimin en önemli özelliği: çift kanatlı ahşap kapılardaki sanat özelliği taşıyan el oyma işçiliktir.

Her iki katın girişindeki, çift kanatlı ahşap kapılar özenle işlenmiştir.

Birinci katta bulunan taşıyıcı direklerdeki oyma ahşap işçiliği, Türk ahşap oymacılığının tüm özellik ve güzelliğini yansıtır.

İkinci kat yonca biçimindedir ve bu değişik mimari olgu, bu camiyi, yöredeki diğer camilerden farklı kılar. Cami, kırma çatılıdır, alaturka kiremitlidir.

 

Mezarlık:

Caminin çevresinde 3-4 yüz yıllık mezarların bulunduğu kalabalık bir mezarlık vardır.

Çok geniş bir alana yapılmış olan mezarlığın yanındaki caminin ön kısmında: 1-2 dönümlük boş bir arazi üzerinde şadırvan görülür.

Bu çim alanda: her yıl Kurban Bayramının 2’nci gününde yapılan Ziret günü olarak bilinen şenlik düzenlenir.

Samsun Asarcık Koşaca Camisi

KOŞACA CAMİSİ

Cami, il merkezine bağlı Koşaca köyünde, oldukça büyük bir mezarlık içindedir.

Tamamen ahşap malzemeden ve yığma olarak yapılmıştır.

Kitabesi yoktur, bu yüzden hangi tarihte ve kim tarafından yapıldığı bilinmez.

Asarcık Koşaca Camii

Mimari üsluba bakılarak, 17’nci yüzyılda yapıldığı ve süslemelerin ise 18 ile 19’ncu yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir.

Camiye, kuzeyden çift kanatlı, oldukça süslü bir kapıdan girilir.

Girişten itibaren; yapıyı “U” şeklinde dolaşan, mihrap duvarına kadar uzanan, balkon şeklinde bir çıkması olan mahfel bulunur.

 

Samsun Asarcık Koşaca Camisi

Süsleme yönünden, kendine has bir özellik taşır.

Kökboyası ile yapılmış kalem işi ve oymaların boyanması ile elde edilmiş süslemeler görülmeye değerdir.

Süsleme işini yapan Nakkaş Said Usta, Bekdemir köyü camisindeki nakışları çok beğenmiş ve kendi üslubuyla Koşaca Camisine nakşetmiştir.

Tavanın altında, dört cepheyi boydan boya dolaşan üzüm salkımlarından oluşan naturmonrtlar bulunur.

Mihrap duvarında, dikdörtgen ve dairesel çerçeveler içerisine yerleştirilmiş Kelime-i Tevhid, Allah, Muhammed ve Halife adlarının bulunduğu panolar vardır.

Samsun Asarcık Ayaklıalan Kilisesi

AYAKLIALAN KİLİSESİ

İlçe merkezine 20 km uzaklıktaki Ayaklıalan köyü tepesindedir.

650 yıllık olduğu tahmin edilen kilise, Rumlardan kalmıştır.

Yapı: yığma yapım sistemiyle inşa edilmiştir.

Malzeme olarak kesme taş ve moloz taş kullanılmıştır.

Cephe bitimleri, kapı ve pencere söveleri, sütunlar ve taşıyıcı kemerler kesme taş ile yapılırken, beden duvarlarında moloz taş kullanılmıştır.

Çatı örtüsü günümüze ulaşmamıştır.

Samsun Asarcık Ayaklıalan Kilisesi
 

Tonoz örtüye sahip olduğu tahmin edilmektedir.

Doğu cephesinde üç apsis vardır. Apsislerde birer mazgal penceresi bulunur.

Batı cephesinde bulunan kapı boşluğundan iç mekana girilir.

Kapı çevresi, kademeli kesme taş söve ile süslenmiştir.

Kesme taşlar ve silmelerle belirginleştirilmiştir.

 

Samsun Asarcık Ayaklıalan Kilisesi

Kapı üzerinde, kesme taştan bir lento bulunur.

Lento üzerinde yuvarlak kemerli bir alınlık bulunur.

İç mekanda: sütunlar günümüze ulaşmadığından kesin bir bilgi yoktur.

Yan duvarlara bitişik payeler arası, kemerlerle geçilmiştir.

Kemerlerin eksenlerinde mazgal pencereler vardır.

Zemin örtüsü, kaçak kazılar nedeniyle fazlaca tahrip edilmiştir.

 

 

Samsun Ladik ile ilgili gezi yazım için  Ladik