Kastamonu Araç

Kastamonu Araç

İlçe merkezi Kastamonu-Karabük kara yolu üzerindedir.

Araç, Kastamonu arası uzaklık: 45 km. Araç, Karabük arası uzaklık: 67 km. Araç, Safranbolu arası uzaklık: 50 km. Araç, Amasra arası uzaklık: 136 km. Araç, Ankara arası uzaklık: 290 km. Araç, İstanbul arası uzaklık: 450 km.

TARİHİ

Yörenin tarihi kaynaklardaki ilk bilinen ismi “Timanidis” dir. Bölgede tarihi süreç içinde Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Pontus ve Bizanslılar egemenlik kurmuştur. 1105 yılında ise Danişmendliler döneminde Türk hakimiyetine geçilir.1459 yılında ise Osmanlılar bölgeyi ele geçirir. 1866 yılında Belediye olur. 1868 yılında ise ilçe olur.

Tarihi süreçte ilçenin bir başka özelliği, hiç işgale uğramamış olması ancak Kurtuluş Savaşında en fazla şehit verilen ilçe olmasıdır. Peki niye “Araç” ismi? Yöre: Karadeniz ve iç bölgeler arasında, kervanların işlediği önemli bir yol güzergahında olduğu için bu ismi almıştır. Araç ismi, ilk olarak Candaroğulları belgelerinde görülür.

Kastamonu Araç

GENEL

İlçe Batı Karadeniz bölgesinde kuruludur. Rakımı ortalama 640 metredir. İlçede ekilebilir toprak azdır. Köyler ilçe merkezine uzak ve dağınıktır. Bölgede Karasal iklim hakimdir. Buna bağlı olarak yazları sıcak ve kışları soğuk ve karlı geçer. Yörenin havası oldukça güzeldir, oksijen bakımından zengin bir havası vardır. İlçenin büyük bölümü, mera, yayla ve ormanlıktır. Araç Belediyesi tarihi kentler birliğine üyedir.

Kastamonu Araç Rafet Vergili Meslek Yüksek Okulu

ARAÇ RAFET VERGİLİ MESLEK YÜKSEK OKULU

Kastamonu Üniversitesine bağlı olarak 2010-2011 yılında eğitim ve öğretim başlamıştır. Okulda 5 bölüm ve 7 programda, 1119 aktif öğrenci eğitim ve öğretim görmektedir.

AVCILIK

Araç ormanları özellikle yabani domuz ve tavşan avı tercih edenler için yoğun tercih edilmektedir.

NE SATIN ALINIR

Yörede el yapımı ürünler meşhurdur ve özellikle örme sepet ve yayla evi maketi satın alabilirsiniz.

NE YENİR

Buralara yolunuz düşer ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz “pastırmalı pide, etli ekmek ve kuyu kebabı, süzey kebabı, saraylı (Fırında paça) ” deneyebilirsiniz. Büyük şehirlerde: unlu mamuller, fırın, pasta, börek, yufka gibi imalat ve işletmelerde Araçlı ustalar önemli yer tutmaktadır.

Kastamonu Araç Yaylalar

YAYLALAR

Kastamonu ilindeki en güzel yaylalar, Araç ilçesindedir. İlçe sınırlarında toplam 21 yayla bulunmaktadır. Ormanlar içerisindeki bu yaylaların başlıcaları: Munay, Fındıklı, Sıragömü, Kirazlı, Başköy, İkiornaz yaylalarıdır.

Bu yaylalar: geleneksel çantı tipi evleriyle dikkat çeker. Ormanlık bölgelerdeki yaylalarda: ağaç gövdeleri üst üste yığılarak yapılan bu evler, çivi kullanılmadan birbirine geçme yöntemiyle inşa ediliyor.

İlçe merkezine 17 km uzaklıktaki Fındıklı ve diğer yaylalara ulaşım için: Sıragömü üzerinden Kurşunlu köyüne uzanan yol kullanılıyor.

ARAÇ HACI BEKİR ŞEKERCİLER, PASTACILAR VE YAYLA KÜLTÜRÜ FESTİVALİ

Her yıl Temmuz ayı başında geleneksel olarak düzenlenmektedir. Festival: Fındıklı ve Gölcük yaylalarında yapılıyor. Festivalde: Hacıbekir lokumu ve akide şekeri yapımı gerçekleştiriliyor. Ardından konserler, spor yarışmaları yapılıyor. Festival oldukça yoğun bir programla sürdürülüyor, ilçeyi ziyaret tarihinizi festival düzenleme tarihine getirmenizi öneririm.

Kastamonu Araç

GEZİLECEK YERLER

Kastamonu Araç Şehitliği

ARAÇ ŞEHİTLİĞİ

2011 yılında yapılan Şehitlik, ilçe merkezine bağlı Yenice köyü Köyiçi mevkiindedir.

Kastamonu Araç Abdal Paşa Türbesi

ABDAL PAŞA TÜRBESİ

İlçe merkezindedir. Abdal Paşa’nın asıl ismi “Seydi Mehmet” tir. Kendisi 14’ncü yüzyıl başlarında Konya’dan buraya göç etmiştir. Türbe: 11 x 6 metre boyutlarındadır. Türbede herhangi bir kitabe yoktur. Sadece 1431 tarihi yazılıdır. Burası hakkında anlatılan bir efsane bulunmaktadır. Şöyle ki “Halk türbenin üstünü imece ile kapatmaya karar verir ve örter, buna karşın sabah olduğunda türbenin üstündeki ağaçları çayda bulurlar.”

Kastamonu Araç Harp Müzesi
 

ARAÇ HARP MÜZESİ

İlçe merkezinde bulunan müze, Şehit Aileleri ve Gazileri Derneği tarafından işletilmektedir. Türkiye genelinde kendi alanında ilk ve tek olan Harp Müzesi, her gün mesai saatleri içerisinde ziyarete açıktır. Müzede sergilenenler arasında: Balkan, Çanakkale ve Dumlupınar savaşlarında yaralanan gazilerin protez bacakları da bulunuyor.

Ayrıca: İstiklal Marşının Ankara dışında ilk kez yayınlandığı Kastamonu Açıksöz Gazetesinin 21 Şubat 1921 tarih ve 123 sayılı nüshasında, Osmanlı Türkçesiyle yazılmış şekli çerçevelenerek müzede sergileniyor.

Kastamonu Araç Harp Müzesi

(Son bir not, müze günümüzde açık mı-kapalımı, bu konuda bilgisi olanların yorum bırakmaları rica olunur )

Kastamonu Araç Tarihi Hamam

TARİHİ HAMAM

İlçe merkezinde Karabük caddesi Çay Sokaktadır. 1902 yılında yapıldığı tahmin edilmektedir. Üstü kubbelidir ve iki tane yıkanma halveti vardır. Hamam yapısı, 1967 yılında bir yangın geçirmiştir. Daha sonra atıl kalmış kullanılmamıştır. Hamam son olarak Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restore edilmiş ve çevre düzenlemesi yapılmıştır.

Kastamonu Araç Tarihi Hamam

Belediye, hamam yapısını Vakıflardan kiralamıştır.

Kastamonu Araç Veznedar Camii

VEZNEDAR CAMİİ

İlçe merkezinde Yeni iplikçi sokaktadır.

Cami 1916 yılında Baş veznedar Halil Bey tarafından yaptırılmıştır. Moloz taştan yapılmıştır. Çatı ahşap üzeri kiremit örtülüdür. Mihrabı Araç mermerindendir. Caminin boyutları: 16 x 14 metredir.

KÖTÜRÜM BEYAZIT CAMİİ

İlçe merkezinde Aşağı Mahallededir. Caminin kitabesi, halen kuzey cephesinde kapının üstünde bulunmaktadır. Mermer kitabede kabartma tekniği uygulanmış, Arapça dört satır halinde celi sülüs yazısı ile yazılı metinde, caminin 1374 yılında Candaroğlu Hükümdarı Kötürüm Beyazıd döneminde yaptırıldığı yazılıdır.

Candaroğlu Beyazıd döneminde, Muhammed bin Uruz tarafından yaptırıldığından dolayı, banisine nisbetle “Uruz oğlu Mehmet Camii” diye de adlandırılır. Caminin boyutları: 17 x 9 metredir. Düz ahşap tavanlıdır. Yanında taş kaide üzerinde, yuvarlak gövdeli minaresi bulunmaktadır. Günümüzde ibadete açıktır.

Kastamonu Araç Kalesi

ARAÇ KALESİ

İlçenin güneyinde ve Araç çayının kenarında doğal bir kayalık üzerindedir. Oldukça dik bir konumdadır. Tüm ilçeye ve çevredeki çam ormanlarına hakim bir konumdadır.

Kastamonu Araç Kalesi

Doğu Romalılar (Bizans) döneminde inşa edilmiş ve Osmanlı döneminde ise tamir edilerek kullanılmıştır. Kalenin yüksekliği 80 metre kadardır. Alanı ise 150 metre karedir. Kalenin doğu bölümünde, kalenin duvarları yıkılmış ve duvarların yerine köy evleri yapılmıştır.

İç kale bölümü ise, temel ve duvarlarının bir bölümü ile günümüze ulaşmıştır. Kaleye çıkmak isterseniz PTT binasının arkasından yürüyerek çıkabilirsiniz.

Kastamonu Araç Gıcırık Suyu Hamamları

GICIRIK SUYU HAMAMLARI

İlçe merkezine bağlı Mesudiye (eski ismi: Munayrat) mahallesinin 3 km kuzeyinde Bağlar çayı deresinin üst kısmındadır. Burada yerli bir kayada doğal olarak oluşmuş, yan yana birbirine bitişik iki mağara bulunmaktadır. Bunlar Gıcırık suyu hamamları olarak tanınır. Mağaraların girişi: fırın ağzı gibidir.

Ancak içleri geniştir. İki mağaradan biri erkeklere diğeri kadınlara ayrılmıştır. Mağaraların içinde, doğal yıkanma tekneleri yani küvet bulunur. Bu teknelerdeki su, mağaranın tavanından damlayarak gelir. Mağaralarda bulunan travertenler, güneş olmadığından beyaz değil, kaya rengindedir. Ancak bunlar kazındığında, altından beyaz alçı tabakası çıkar.

Burada bulunan suyun: insan vücudundaki kaşıntıyı giderdiği, vücuttaki kabarcıklar ve kızarıklıklar ile sivilceleri yok ettiği söyleniyor. İnsanlar yılın belli dönemlerinde buraya geliyorlar ve suda yıkanıyorlar. Ancak halen mağaraya giden yol oldukça kötü durumdadır.

Kastamonu Araç Akıncılar Köyü Çeşmesi

AKINCILAR KÖYÜ ÇEŞMESİ

İlçe merkezine 3 km uzaklıktaki Akıncılar (eski ismi: Dabrak) köyündedir. Üzerindeki Osmanlıca kitabeye göre, 1820 yılında yapılmıştır. Çeşme taştan yapılmış, sivri bir kemerle süslenmiştir. Tek lülelidir. 2007 yılında Safranbolu yöresinden taş getirtilerek restore ettirilmiştir. Günümüzde halen kullanılmaktadır.

Kastamonu Araç Tatlıca Köyü Camii

TATLICA KÖYÜ CAMİİ

İlçe merkezine 10 km uzaklıktaki Tatlıca (eski ismi: Süzey) köyündedir. 1727 yılında Kıblelizade İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır.

Kastamonu Araç Görkemli Lahit

GÖRKEMLİ  LAHİT

Lahit, ilçe merkezine 11 km uzaklıktaki Kavacık köyü Fındıcak Mevkiinde, 1971 yılında yapılan Tümülüs kazısında bulunmuştur. 6 ton ağırlığındaki lahit, günümüzde Kastamonu Müzesinde sergilenmektedir. Lahit mermerden yapılmıştır.

En büyük özelliği: lahit içinde saçlı ve elbiseli bir kadın iskeleti bulunmuş olmasıdır. İskeletin baş hizasında, içi kemiklerle dolu bir bohça bulunur. Bu da lahidin ikinci defa kullanıldığını gösterir.

Ayrıca baş tarafında, üç adet pişmiş toprak ve biri kırık gözyaşı şişesi bulunmuştur. İskeletin ayak ucunda ise, ince dallardan yapılmış, çürümüş sepet içinde bir tane küçük, iki tane büyük, iki taraflı dört tane ağaç tarak vardır. Ayrıca iki tane ip eğirme aleti, biri kırık, iki tane ağaçta ok, iki tane çürümüş ağaç saplı kıl fırça bulunmuştur.

İNDAŞ MAĞARASI

İlçe merkezine 12 km uzaklıktaki Aşağıoba köyü yaylasındadır. Mağaraya ulaşım kolaydır. Ancak mağara girişi biraz dar ve karanlıktır. Mağara içinde ilerledikçe kocaman bir salona ulaşılır. Mağaranın içinde bir dere akmaktadır. Mağaranın içinde, ışık kaynağını takip ederek tırmandığınızda mağaranın öbür tarafına çıkılıyor.

HİTİT ASLANI

İlçe merkezine 17 km uzaklıktaki Gökçesu (eski ismi Moğsu) köyünde bulunmuştur. Halen Kastamonu Müzesinde sergilenmektedir. Aslan heykelinin ayağı kırıktır.

AKHİSAR (AGSAR) KALESİ

İlçe merkezinin kuzeyinde, 18 km uzaklıktaki Alınören köyünün karşısında Asar dağındadır. Yöreye hakim vaziyettedir. Kalenin uzunluğu 40 metre, genişliği ise 15 metredir. Bizans dönemi yapısıdır. Osmanlı döneminde de kullanılmıştır. Kalenin bir kısmı tahrip olmasına rağmen günümüzde hale görülebilir niteliktedir. Çünkü duvarlar oldukça geniştir ve duvarların yapımında kumlu kireç kullanılmasıdır. Kaleye çıkmak isterseniz, çok dik ve taşlık bir yolu tırmanmanız gerekiyor. Günümüzde kaleden ayrıntılı bir kalıntı bulunmamasına rağmen, kalenin bulunduğu yer bir seyir terası gibidir, bu nedenle yoğun ziyaret edilir.

TÜMÜLÜSLER

İlçe merkezine 20 km uzaklıktaki Hanözü (eski ismi Geley köyü) köyündedir. Köy arazisinde bulunun bu iki Tümülüs: Anadolu Piramidi olarak adlandırılır. Ancak maalesef höyükler hakkında ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Herhangi bir resmi arkeolojik araştırma yapılmamıştır.

Kastamonu Araç Melik Gazi Türbesi

MELİK GAZİ TÜRBESİ

İlçe merkezine 26 km uzaklıktaki Köseler köyündedir. Melik Gazi: Kastamonu ve Araç çevresini, Bizanslılardan alarak Türkleştiren, Danişmend Beylerindendir. 1105 tarihinde vefat etmiştir. Mezarda yatan kişinin boyunun çok uzun olduğu ve kalktığı zaman tüm Safranbolu’yu görebileceği şeklinde rivayetler bulunmaktadır.

Kastamonu Araç Saltuklu Cibiş Kanyonu

SALTUKLU (ÇİBİŞ) KANYONU

İlçe merkezine 29 km uzaklıkta, Saltuklu bölgesinde Kayaboğazı köyüne yakındır. Kanyona ulaşmak için Kayaboğazı köyünden girildikten sonra, Oycalı köyüne doğru devam edilir, Oycalı camisinin yapından Çibiş kanyonuna doğru devam edilir. Araç yolu bittikten sonra kanyona ulaşmak için sadece 10 dakikalık bir yürüyüş yapmak gerekir. Kanyonun girişinde: bir havuz bulunmaktadır.

Kumluk ve çakıllıktan oluşan havuzun derinliği 1.5 metre civarındadır. Kanyonun içine girdikten sonra: dar kanyonun genişliği 2.5 metre kadardır ve bu sulu bölgeyi geçmek için şişme bot kullanmalı ve can yeleği giyerek yüzmelisiniz.
Daha sonra ise, kanyonun kenarlarındaki dik kayalarda, kuş yuvası oyuklarından taş düşme ihtimali yüksektir, bu yüzden başlık yani kask kullanmalısınız. Sonuç, kanyon henüz yoğun bir ziyaretçi akınına uğramamış doğal bir cennettir. Özellikle doğa yürüyüşü yapmak isteyenler tarafından tercih edilmektedir.
Kastamonu Araç Ekincik Türbe Çamı Tabiat Anıtı

ARAÇ EKİNCİK TÜRBE ÇAMI TABİAT ANITI

İlçe merkezine 32 km uzaklıktaki Bektüre köyü Ekincik Mahallesinde mezarlık içindedir. Türbe çamı olarak isimlendirilir. Ağacın muhtemelen 800 yaşında olduğu tahmin ediliyor. Ağacın boyu 25 metre, çapı 1.90 metredir. Çevresinin genişliği ise 5.90 metredir. Dalları normalden daha büyüktür ve kılıç şeklindedir. Dalları eğilmesin diye dallarının altına destek konulmuştur. Dallarının her biri bir ağaç kalınlığındadır. Yörede inanışa göre, bu ağacın dalları koparılmaz ve kozalakları yakılmaz.

AŞAĞI GÜNEY HARABELERİ

İlçe merkezine 45 km uzaklıktaki Karandı köyü ve Aşağı Güney Köyleri arasındadır. Köylere 1 km uzaklıkta, bir aslan heykeli bulunmaktadır. Aşağı Güney köyü, eski su dağıtım sistemi de görülebilir. Okulun üst tarafından bir kaya mezarı bulunur. Tüm bu belirtiler, burada eski bir yerleşim yeri bulunduğunu kanıtlamaktadır.

KAYA MEZARLARI

İlçe bölgesindeki kaya mezarları Kadınca köyü ve Aşağı Güney köyündedir.

Aşağı Güney Köyü Kaya Mezarı (45 km uzaklıktadır.)

Mezar: Geç Helenistik dönemden Roma dönemine kadar uzanan süreçte yapılmış olmalıdır. Beşik çatılı ve çok odalı plan tipindedir. Mezarın ön cephesi yarım sütunlu olarak işlenmiştir. Buradan ana mezar odasına geçiş sağlanır. Mezar odası dikdörtgendir. İçinde: bir tane ölü sediri bulunur. Tavanı düzdür. Bölgedeki diğer mezarlarda görülmeyen bir özelliği ile doğu ve batı duvarı boydan boya geçen mahyalara dik olarak atılan, iki sıra yarım yuvarlak kasetler bulunur.

Kadınca Köyü Kaya Mezarı

Mezar, Geç Helenistik dönemden Roma dönemine kadar uzanan süreçte yapılmış olmalıdır. Düz damlı ve tek odalıdır. Mezarda basit bir cephe uygulanmıştır. Dikdörtgen bir kapıdan girilen mezar odasının içerisinde, kenarlarda ahşap hatıllar görülür. Oda içinde ölü sediri yoktur.

ANDIRAZ-ERENBABA KALESİ

İlçe merkezine bağlı Boyalı nahiyesinin batısında ilçe merkezine 48 km uzaklıktaki Bahçecik (eski ismi Andıraz) köyüne 2 km uzaklıktaki Soğanlı çayı üzerindedir. Kalenin tepesine çıkmak için: Soğanlı çayının yatağındaki Çaykaşı denen yerden çıkılabilir. Günümüzde kale surları oldukça fazla tahrip olmasına rağmen, hala eski ihtişamını korumaktadır.

KÜRE-İ HADİD İSMAİL BEY CAMİİ

İlçe merkezine bağlı 89 km uzaklıktaki bir dağ köyü olan Demirli köyündedir. Köy, 15’nci yüzyılda Candaroğulları zamanında demir çıkarıldığı için Demir Küresi anlamında bu ismi almıştır. Cami, 1451 yılında Candaroğlu İsmail Bey tarafından yaptırılmıştır. Caminin ağaçlarını geyiklerin taşıdığına inanılmaktadır.

Cami halk arasında “Direkli cami” olarak da bilinir. Çünkü cami Orta Asya ve Türkistan geleneğini, Anadolu’da yaşatan kökü süslü ahşap çadır direklerine dayanan bir camidir. Cami: düzgün dikdörtgen planlıdır.

Dıştan oldukça sadedir. Duvarları dolgu tekniğiyle yapılmıştır. Tavan ahşaptır, bindirme tekniğiyle yapılmıştır. Yapıda süslemenin en yoğun olduğu yer mihraptır. Mihrapta alçı ve kalem işi süslemeler görülür. Ana kirişi taşıyan sütunlar üzerinde, lale devrine ait oldukça basit bitki motifleri vardır.

1891 yılında Kastamonu Valisi Abdurrahman Paşa tarafından tamir ettirilmiştir. Caminin yanında iki yatır vardır. Bunlardan birisi kadın diğeri ise erkektir. Gerek caminin yapılışındaki geyik efsanesi ve gerekse bu yatırlar nedeniyle, burası kutsal kabul edilir. Hıdırellez’de bütün Eflani ve Araç halkı buraya yani cami ve türbeye gelirler.

 Kastamonu Tosya hakkındaki gezi yazım için  Tosya

Erzurum Uzundere

Erzurum Uzundere

Uzundere, Erzurum arası uzaklık: 86 km. Uzundere, Tortum arası uzaklık: 33 km. Uzundere, Artvin arası uzaklık: 96 km.

TARİHİ

Uzundere, önceden Tortum ilçesine bağlı bir bucaktır ve eski ismi “Azort” dur. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı egemenliğine girmiştir. 1’nci Dünya savaşında Rus işgaline uğrar. 16 Mart 1918 tarihinde işgal sona erdirilir. 1987 yılında ilçe oluştur.

Erzurum Uzundere

GENEL

Buranın en büyük özelliği 2016 yılında Uluslararası Sakin Kentler Birliği tarafından, Türkiye’nin 11’nci Sakin Kenti olarak seçilmiş olmasıdır. İlçe Karadeniz bölgesindedir. Tortum vadisinde kurulmuştur. İlçe merkezinin denizden yüksekliği ortalama 1050 metredir. Tortum gölü ve Tortum Şelalesi ilçe sınırları içindedir. İlçe: Dünyanın en zengin biyolojik çeşitlilik bölgelerinden biri olan Kafkasya Ekolojik Bölgesinin batı ucundadır. Birçok endemik bitki, memeli, kuş ve kelebek cinsi yuvası vardır. Bölgede Akdeniz iklimi özellikleri görülür. Buna bağlı olarak yaz mevsimi oldukça sıcak ve nemli geçer, kış mevsimi ise serin ve yağışlıdır. Yöre insanının başlıca geçim kaynakları: tarım ve hayvancılıktır.

 

FESTİVALLER

GELENEKSEL KARAKUCAK GÜREŞLERİ

Karakucak güreşleri, 1923 yılından beri yapılmaktadır. Cumhuriyet bayramına ithafen her yıl 29 Ekim tarihinde yapılır. Minikler, yıldızlar, gençler ve büyükler kategorisinde yapılan güreşler, büyük ilgi çekmektedir.

DAP GENÇLİK-FEST DOĞU ANADOLU GENÇLİK FESTİVALİ

Erzurum’da yaşayan gençlerin bölgesel kalkınma süreçlerine aktif katılımını teşvik etmek için düzenlenir.

KUŞ GÖZLEM FESTİVALİ

Çoruh vadisi ve Uzundere kuş türleri ve kuş gözlemciliği yönünden önemli bir potansiyele sahiptir. Kuş gözlemciliği popüler bir faaliyettir.

 

NE YENİR

Buraya yolunuz düşerse “incir döğmesi” yemelisiniz. Ayrıca yine bu bölgede 27 çeşit elma üretiliyor. Ayrıca, Uzundere yöresinde 20 çeşit elma üretiliyor.

Erzurum Uzundere

GEZİLECEK YERLER

 

TARİHİ UZUNDERE EVLERİ

İlçe merkezindeki “Tarihi Ambarlı Eyvanlı Uzundere Evleri” oldukça ilginçtir. Bu evlerden Murat Efendi Mahallesinde bulunan evlerden birini 1’nci Dünya Savaşında Rus Ordusu askerleri karargah olarak kullanmıştır. Ambar bölümü ahşap olan bu evlerin bazıları 200-250 yıllıktır.

Erzurum Uzundere İnçer camii

İNÇER CAMİİ

İlçe merkezine 3 km uzaklıkta Orta Mahallededir.

İnçer kelimesinin anlamı “Yeniçeri” demektir. Cami, 1847 yılında yapılmıştır. Ancak kim tarafından yaptırıldığı bilinmez. Moloz taştan imal edilmiştir. Ana ibadet mekanına kuzey cephenin eksenine yerleştirilen, ahşap bir kapıdan girilir. İç mekanda, kuzey cephede kadınlar mahfili bulunur. Üst örtü, ortada serbest bırakılmış dört ahşap destekle taşınmaktadır. Tavan ahşap kirişlemelidir.

Ortada bulunan ahşap desteklerden hariç, iki adet batıda, iki adet doğuda olmak üzere, duvara gömülü durumda 4 adet sütun daha bulunur.

Tavan göbeğinin olduğu orta bölüm, daha yüksek yapılmış olup, tavanda ayrı olarak altın yaldız renkte boyanmış lale motifleri bulunur. Ahşap kirişlerin üzerleri de belli bölümlerde daire motifleri, altı kollu yıldızlar ve yarım bırakılmış dairelerle bezenmiştir.

Caminin güneş bölümünde bulunan mihrap, kesme taştan yapılmıştır. Ahşap tavanda ve mihrapta süslemeler bulunur. Cami, oldukça stilize ve yüzeysel olarak işlenmiş geometrik ve bitkisel motiflerle bezenmiştir. Yapı çeşitli dönemlerde eklemelere maruz kalmıştır. Ayrıca orijinal halini büyük oranda korumuş, Osmanlı geçiş dönemine ait sade ve basit bir plan gösterir.

Erzurum Uzundere inçer camii

Caminin en orijinal bölümü mihrabıdır. Çünkü mihrabına gün ışığının yansımasıyla “minare” görümünde bir gölge yansıyor. Caminin dört duvarına, özel olarak konuşlandırılan ve hayli küçük olan pencerelerden sızan ışık, mihrabın tam ortasında minare görünümünde bir gölgenin oluşmasını sağlıyor. Ancak geçtiğimiz yıllarda, “cami çok karanlık” şikayetleri üzerine pencereler büyütülmüş ve gizemli görüntü kaybolmuştur. Gizemli görüntünün kaybolmasının ardından pencereler yeniden eski haline getirilmiş ve mihraptaki minare gölgesi yeniden belirmiştir. O gölge, kıbleyi gösteren bir işaret, doğal bir pusula görevi görüyor.

Erzurum Uzundere öşvank (öşki) çamlıyamaç kilisesi

ÖŞVANK (ÖŞKİ)-ÇAMLIYAMAÇ KİLİSESİ

İlçe merkezine bağlı Çamlıyamaç köyündedir. Erzurum-Artvin kara yoluna 4 km uzaklıktadır. Bir diğer ismi “Vaftizci Yahya” Katedralidir.

Uzaktan görülebilecek şekilde köyün ortasındaki açık alanda konumlanmıştır. Bölgedeki en büyük haç planlı Gürcü kilisesidir. Yapıya giriş, kuzey, güney ve batı haç kollarının duvarlarındaki kapılardandır. Kitabesinden öğrenildiğini göre: Gürcü Bagratlı Hanedanlığı zamanında, 3’ncü Andernese’nin oğlu Prens Magastras Bagrat tarafından 963-973 yılları arasında yaptırılmıştır. Kilisenin mimarı; Öşklü Grigor Ustadır. Kilise Vaftizci Yahya’ya adanmıştır.

Erzurum Uzundere öşvank (öşki) çamlıyamaç kilisesi

Konik minaresi ve haç biçimli yapı planı ile Hahuli’ye benzer, ancak çok daha büyüktür. Katedral boyutlarında bir kilisedir. Renkli taş bezemeleri ve kabartmaları ile dikkat çeker. Haç planlı kilisenin dıştan transetli olmasına karşılık içeride apsislerin oluşturduğu üç dilimli bir bölüm ve onun devamı olan uzun bir kol, kilisenin planını tamamlar. Kubbe kasnağında 12 pencere vardır. Pencerelerin dış yüzeyleri, kabartma ve silmelerle sınırlıdır.

Haç planlı kilisenin kısa ucunda apsisi ile iki yandaki neflerden oluşmaktadır. Bu bölümleri, dört büyük konsol ve sütunlar taşımaktadır. Sütunların kaideleri bitkisel, arabesk ve çam kozağı motifleriyle bezenmiştir.

Erzurum Uzundere öşvank (öşki) çamlıyamaç kilisesi

1022 yılında bölgenin Bizans İmparatorluğu denetimine geçmesinden sonra kilisenin yıkılan kubbesi, Bizans İmparatorları II. Basileos ve VIII. Konstantin tarafından onarılmıştır.

Kilisenin içindeki bir yazıta göre: 1036 yılında Patrik Gagik’in parasal desteğiyle, kilisenin duvarları fresko tekniğindeki resimlerle bezenmiştir. Bölgedeki Piskoposluk merkezlerinden olan Öşk Manastırı, 11’nci yüzyılda el yazmaları ile ünlü önemli bir kültür merkezi olmuş ve bu önemini 15’nci yüzyıla kadar korumuştur. 19’ncu yüzyıldan 1980 yılına kadar cami işlevi ile kullanılan bu yapıt, 1985 yılında tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Ancak köye yeni cami yapıldıktan sonra, kaderine yani yıkılmaya terk edilmiş olmanın hüznünü taşır.

Gelelim günümüze, Kilise, uzun yıllar cami olarak kullanılması sayesinde günümüze sağlam gelebilmiştir. Kilise, üç şapel, yemekhane, el yazmalarının kopya edildiği ve korunduğu kütüphane binası ayakta kalmıştır. Ayrıca; kuzey, güney ve doğu apsislerindeki üç İncil konulu sahne ve bazı figürler görülebilir. Kilise, Hıristiyan Gürcüler tarafından önemli sayılarak ziyaret edilmektedir. Çünkü Hıristiyan Gürcüler tarafından çok önemli kabul edilmektedir.

 

ENGÜZEK KALESİ-AĞÇAKALE

İlçe merkezine 5 km uzaklıktadır. Dikyar köyü sınırları içerisindedir.

Erzurum-Artvin kara yolu üzerinde, Tortum çayına hakim, sarp ve yüksek bir kayalık üzerinde yapılan kalenin konumu, oldukça stratejik özelliği sahip olduğunu gösterir. Kitabesi yoktur.

Akça kale olarak da adlandırılır. Çünkü Beylikler döneminde kaleyi Akça Bey sağlamlaştırmıştır. Görenleri şaşırtan bir yapıya sahiptir. Dikkatli bir şekilde bakıldığında, kayalıklardan ayırt edilebilir.

Mimarisi

Kaleye giriş, güneydoğu yönündeki kapı ve 1.82 metre genişliğindeki bir koridorla sağlanır. Moloz taş ve horasan harcı ile inşa edilmiştir. Kale burçlarının en çok kalenin güney bölümünde bulunması, tarihi akınların bu yönden geldiğini düşündürür. Kalenin hakim bir noktasında: bir kapı yeri ve düşman gözetleme delikleri vardır. Kalenin düşmandan korunması için yüksek burcun üzerinde taş veya ateş dökmek için, balkona benzer bir yer ve delikler mevcuttur. Kalenin kuzeye doğru genişleyen avlusu içindeki yapı kalıntılarından: şapel ve sarnıç dikkati çeker. Ayrıca kalenin tabanında, toprak altında kalan ev kalıntıları görülür. Hamamı tek bölmelidir ve kalenin dışında ve dibindeki dere kenarında toprak boyalı harabe durumdadır. Burada bulunan iki katlı bölümün, gözetleme kulesi olarak kullanıldığı düşünülür.

Günümüz

Tapınağı, çok yüksek burçları, gözetleme kulesi, fırın, hamam, Tortum çayına inen gizli su yolları ve dolambaçlı sokakları ile ilgi çeker. Kalenin en önemli özelliklerinden birisi de çıkış yolunun bulunmamasıdır.

 

SAPANCA KÖYÜ OSMAN EFENDİ CAMİİ

İlçe merkezine bağlı 9 km uzaklıktaki Sapaca köyündedir.

Caminin avlu kısmına güney cepheden açılmış bir kapı ile girilir. Avludan dikdörtgen planlı son cemaat yerine, buradan da harim kısmına geçilir. Son cemaat yerinden harim kısmına geçişin olgu girişin üzerinde taş kitabe vardır. Dikdörtgen formdaki kitabenin üzerinde: baklava motiflerinin ortasında H. 1204 tarihi yazılıdır. İbadet alanının üst örtüsü ortada iki direk üzerine, yanlarda ise beden duvarları üzerine oturur. Minber ahşap malzemeli ve aynalık kısmında dikdörtgen panolar korkuluk kısmında ise geometrik panolar bulunur. Minare saç malzemeli ve caminin doğu cephesine yerleştirilmiştir.

 

SAPACA KÖYÜ KALESİ-EŞKİSOR KALESİ

Kale, ilçe merkezine 9 km uzaklıkta, Anadolu’ya gelen ilk Türklerin Öş/Oş adını verdikleri Sapaca köyündedir. Sarp kayalar üzerine inşa edilmiştir.

Köye daha sonra Ermeniler yerleşmiş ve köyün ismi “Öşk” olmuştur. Kale, Orta Çağ mimari özelliklerini yansıtır. Orta Çağda bölgenin en önemli güçlerinden biri haline gelen Bagrati Krallığı, kaleyi fethetmek için defalarca akınlar düzenlemiştir. Oldukça stratejik konuma sahip olan kale, 1547 yılında Sultan Süleyman devrinde Osmanlı hakimiyetine girmiştir. 7 ile 10 metre arasında korunan sur duvarları, moloz taş ve horasan harcı kullanılarak yapılmıştır.

2 katlıdır ve aralarda ahşap hatıllar kullanılmıştır. Kaleye giriş güneydoğu ve kuzeybatı yönlerden sağlanır. Kalenin planı arazi yapısına göre şekillendirilmiştir. Kale, avlusu içinde dikdörtgen planlı ve duvarları 8-9 metreye kadar korunmuş bir yapı ve yüzeyde çok sayıda seramik parçasının varlığı, kaleye dair dikkate değer ayrıntılar arasındadır. Evet, günümüzde kaleye araçla veya yaya olarak ulaşmak mümkündür.

Erzurum Uzundere Yedi göller-Yıkıklar

YEDİ GÖLLER-YIKIKLAR

Artvin yolu üzerinde 21 km uzaklıktaki Ulubağ köyünde yeşillikler arasındadır. Göllerin bulunduğu yerin ortalama rakımı 800 metredir. Göller Tortum Şelalesinin kuzeybatısında Artvin yolu üzerinde, şelaleden sonra yaklaşık 10 km uzaklıktadır.

Erzurum Uzundere Yedi göller-Yıkıklar

Yedi göller, Tortum gölünün yer altı sularının birikmesiyle oluşmuş irili ufaklı göllerden oluşur. Bunlardan en büyük gölün çevresinde: piknik alanları, alabalık tesisleri, lokantalar, çocuklar için oyun alanları ve gölde kayık turu yapılabilmektedir.

Erzurum Uzundere Yedi göller-Yıkıklar

Göl karşısında oldukça güzel piknik yeri vardır. Erzurum ilinin en ünlü mesire yeridir.

 

ÇAĞLAYAN KALESİ

İlçe merkezine bağlı 25 km uzaklıktaki Kaleboynu (yeni adı Çağlayan) köyündedir.

Sarp bir kayalık üzerine inşa edilmiştir. Doğu sur duvarı 2.61 metre yükseklikte, 10.33 metre uzunluktadır. Batı sur duvarı 6 metre yükseklikte, 11 metre uzunluktadır. Sadece iki sur duvarı günümüze ulaşmıştır. Kale dikdörtgen bir plana sahiptir. Giriş kısmı, bulunduğu arazinin en uygun yeri olan, güney yönden sağlanır. Kale: surları moloz kireç taşı bloklar ve horasan harç kullanılarak yapılmıştır. Kale zemini, tamamı moloz taş yığını altındadır. Herhangi bir mimari unsura rastlanmaz. Doğu sur içerisinde tespit edilen çukurun sarnıç olduğu düşünülür. Kale, genel olarak yapım teknikleri itibarıyla Orta Çağda inşa edilmiştir.

Erzurum Uzundere Cevizli Köyü Camii

CEVİZLİ KÖYÜ CAMİİ

İlçe merkezine 30 km uzaklıktaki Cevizli köyündedir.

Kare iç mekan, ortaya yerleştirilmiş 4 ahşap direkle taşınan ahşap düz tavanla örtülmüştür. Dış duvarları kalın derzli taş duvarlıdır. Orijinalinde, ahşap olan minareye dokunulmayarak, güneybatı köşeye sonradan taş minare eklenmiştir. Üst örtüsü çatı şeklinde olup caminin girişi önünde sütunlu bir kısım bulunur. Caminin kuzeyinde 93 harbinde yaralanan askerlerin tedavileri sırasında şehit olan askerlerin defnedildiği bir alan vardır.

 

ZİYARET TEPE ZİYARETGAHI

Ziyaret Tepe dağı üzerinde (2405 metre) İslam ordusunun bu bölgeleri Bizanslılardan almak için yaptığı savaşlarda bu tepede Hz Ömer’in torunu Saad şehit olmuştur.

Uzundere halkı tarafından bu tepe ziyaret edilmektedir. Hatta, bu mahalleye “Seyit Efendi Mahallesi” ismi verilmiştir. Ziyaret tepesinde: 1940 yılına kadar Oltu, Tortum ve Uzundere ilçelerinin köylüleri toplanırlar: kurban keserler, cirit ve güreş müsabakaları yaparlarmış.

 

Erzurum Uzundere Tortum Gölü

TORTUM GÖLÜ

İlçe merkezine 7 km uzaklıktadır.

Gölün çevresindeki tek yerleşim, kuzeybatıdaki Balıklı köyüdür. Bu küçük köy, içme suyunu gölden karşılar. Gölün tek yarımadası Uzunburun buradadır.   

Gölün batısındaki girintili çıkıntılı kıyıya dik inen yalçın kayalıkların arasından geçen dar ve virajlı yol, göle uçurumların tepesinden bakar.

1700’lü yıllarda Balıklı Köyü batısında bulunan dağın, heyelan sonucu bugünkü Tortum Çayının önünü kapatmasıyla bir heyelan set gölü olan Tortum Gölü oluşmuştur. Bu yüzden yöre halkı bu oluşama “tabiattan baraj” demektedir.

Oluşum şeklinden dolayı, bir doğal baraj ve göl çanağı oluşmuştur.

Göl oluştuktan sonra, çayın yatak değiştirmesiyle yaklaşık 50 metrelik kendi halinde bir uçurum, bir anda ülkenin en büyük şelalesi haline gelmiştir.

Erzurum Uzundere Tortum Gölü

Tortum gölü, ince uzun ve turkuvaz renklidir. Rengi genelde turkuvaz görünse de bakış yönüne, ışığın ve atmosferik koşulların durumuna göre bulanık yeşilden, gümüş rengine, koyu maviden kurşuniye kadar geniş bir yelpazeyi eş zamanlı olarak sergilemektedir.

Uzunluğu yaklaşık 8 km. dir. Genişliği 1 km dir. En derin noktası 100 metredir. Çevresi yüksek ve kayalık dağlarla çevrilidir. Batı kısmında Erzurum-Artvin yolu geçer. Yol kenarında, gölü yukarıdan görebileceğiniz alanlar vardır. Dağların ve bulutların göle yansıması muhteşem bir manzara oluşturur. Gölün karşısında, elma ve kayısı bahçeleri bulunur. Bu bahçelere sadece sandalla ulaşılır. Aynı zamanda gölde alabalık, sazan ve benzeri tatlı su balıkları vardır. Özellikle “Yayın” balıkları çok ünlüdür.

Göl havzasında çeşitli kuş türleri bulunur. Ayrıca nadir bölgelerde gözlenen dört akbaba türü de görülebilir. Gölün fazla suları 50 metre yükseklikten “Tev Vadisi” ne dökülür, burada Tortum Şelalesi bulunur.

Erzurum Uzundere Tortum Gölü

Gölün üzerinde mutlaka sandalla gezmeyi deneyin. Ayrıca yine Tortum gölü üzerinde zipline bulunuyor.

Son bir not: Tortum gölü oluşum efsanesi “Tortum’a bağlı Uzundere Hars köyünden bir çoban, sürüsünü otlatırken kulağına gaipten bir ses gelir. “Geliremmmmm” Çoban şaşırır, sağına soluna bakar, hiç kimseyi göremez. Akşama kadar bekler ve köyüne döner. Çoban ertesi gün yine aynı yerde, aynı sesi bir kez daha işitir. Yine kimsecikler yoktur. Bu durum, üçüncü gün aynen tekrarlanır bunun üzerine çoban durumu köyün büyüklerine açar, konuşur. Büyüklerden bir yaşlı köylü çobana derki “Evladım, yarın da aynı sesi işitirsen, Gel bakalım ne yapacaksın de” diye tembih eder. Dördüncü günü yine aynı yer, aynı ses, bu sefer çoban “Gel bakalım gel bakalım ne yapacaksın” der. Çoban bu sözleri söyler söylemez, eteklerinde sürüsünü otlattığı dağın yarısı kopar ve aşağıda akmakta olan Tortum çayının önünü kapatır. Böylece bir tarafta göl, diğer tarafta kayalardan taşarak akan Tortum şelalesi olur.

Erzurum Uzundere Tortum gölü cam teras

TORTUM GÖLÜ CAM TERAS

Pirinkayalar Geçidindedir. (Fiyortpark)

Türkiye’nin en uzun ve geniş alanlı cam terasıdır. Boyu 12.3 metredir. Göl zemininden yaklaşık 200 metre yüksekliktedir. 565 metre karelik alana sahiptir. Cam teras, gölü yüksekten izleme fırsatı sunuyor.  

 

Erzurum Uzundere Tortum Şelalesi

TORTUM ŞELALESİ

Tortum gölünün devamındadır. Türkiye’nin en yüksek şelalesidir. Deniz seviyesinden 1000 metre yüksektedir. Tortum Çayının suları, öncelikle bir heyelan set gölü olan Tortum gölünde birikir ve daha sonra 21 metre genişlik ve 48 metre yükseklikten düşerek Tortum Şelalesini oluşturur. Şelalenin alt kısmında, dev bir kazan oluşmuştur. Şelale özellikle Mayıs ve Haziran aylarında bütün ihtişamıyla kendini gösterir, Haziran ayından sonra suyu kademeli olarak azalır. Tortum şelalesine 1952-1960 yılları arasında hidroelektrik santrali yapılmış ve Türkiye’nin elektrik ihtiyacına katkıda bulunmuştur.

Erzurum Uzundere Tortum Şelalesi

Şelalenin her iki tarafında, en üst noktaya çıkılmasını sağlayan merdivenler vardır. Merdivenlerden şelalenin altına inilerek ahşap köprüde şelalenin eşsiz güzelliğini görebilirsiniz. Aşağıya inen yolu izlediğinizde köyün içine giriliyor. Buradaki küçük evleri: sedirler, ayvalar, elmalar, armutlar, dut ağaçları gizlemiştir.

Şelale çevresinde mesire alanları ve sosyal tesisler bulunur. Şelalenin önünde bulunan izleme balkonuna mutlaka gitmelisiniz, ayrıca izleme merdivenlerinin nefes darlığı ve kalp rahatsızlıklarını önlediğine inanılıyor.

Erzurum tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Kastamonu Ağlı

Kastamonu Ağlı

Ağlı, Kastamonu arası uzaklık: 47 km. Ağlı, Seydiler arası uzaklık: 18 km. Ağlı, Şenpazar arası uzaklık: 46 km. Ağlı, Ankara arası uzaklık: 300 km.

TARİHİ

Ağlı ve çevresinde tarihi süreçte, Bizanslılar, Danişmendler, Çobanlar ve Candaroğulları egemenlik kurmuştur. Yörenin tarihi geçmişiyle ilgili bir rivayet var. Şöyle ki “1853-1856 yıllarında yapılan Kırım Savaşı sırasında, Osmanlı ordusunun yanında, Mısır-Şam-Arabistan-Fas ve Tunus’tan, başlarında komutanlarıyla birlikte askeri birlikler katılmıştır.

Savaş sonrasında bu Fas ve Tunus’tan gelen askerler bu bölgeye yerleştirilirler. Muhtemelen, ilçede günümüzde Tunus Tepesinde türbesi bulunan Mehmet Tunusi Efendi de bunlardan biri olabileceği düşünülmektedir.

İlçe ilk olarak Kale yakınlarında eski Pazar denen bir yerde kurulmuştur. Günümüzdeki yerine 1905 yılında yerleşmiştir. Burada 1918 yılında Belediye teşkilatı kurulur ve 1990 yılında ilçe olur.

Kastamonu Ağlı

GENEL

İlçe Seydiler ve Cide arasında kurulmuştur. İlçenin büyük kısmı ormanlarla kaplı olup, yerleşim dar bir vadide gerçekleşmiştir. Deniz seviyesinden yükseklik 1100 metredir. Gerek Ağıl ve gerekse köylerin bulunduğu yerlerin oldukça fazla engebeli olması nedeniyle tam bir şehirleşme yani planlı yapılaşma söz konusu değildir.

Yani modern yapılar oldukça azdır. Yörede Karadeniz iklimi hüküm sürer, buna bağlı olarak yazlar ılık ve yağmurlu, kışlar sert ve kar yağışlı geçer. Kış mevsimi oldukça uzun geçer. İlkbahar mevsimi yaşanmaz. Sonbahar ise yine soğuk geçer. Bitki örtüsü ormanlardan oluşur.

Kastamonu Ağlı Sinan Kayık Kızak Yarışları

AĞLI SİNAN KAYIK-KIZAK YARIŞLARI

Ağlı ilçesinde 500 yıldır süren bir gelenek bulunmaktadır. Yarışlar “Sinan Mahallesi”nde yapıldığı için Sinan Kayık yarışları deniliyor. Kayık ismi verilen atalardan kalma kızakların her birinin ayrı hikayesi olduğu söyleniyor. Bu yarışlar, tek kişilik kızak yarışlarıdır. Yarışların yapıldığı pistler özel hazırlanır.

İki ayak genişliğindeki beton pistte bulunan karlar, ezilir, daha sonra sulandırılır ve buz zemin oluşturulur. Kızak üstünde sırt üstü yatarak başlanan yarışlar sırasında, yarışmacılar 80 km hıza kadar ulaşırlar. Yarışı kazanmanın tek şartı, olabildiğince uzak noktaya ulaşmaktır.

Çünkü, pistin yarısından itibaren eğim yukarı doğru olur. Pistin inişi 155 metre ve çıkışı 165 metredir. Karşıda en çok gidebilen kızak şampiyon oluyor.

Evet yarışlar yeterli kar olduğunda genellikle Şubat ayının ilk 15 günü içinde yapılmaktadır.

Kastamonu Ağlı Kültür ve Yaz Şenlikleri

AĞLI KÜLTÜR VE YAZ ŞENLİKLERİ

Her yıl Temmuz ayında, geleneksel olarak düzenlenen şenliklerin bir diğer ismi “Kale Şenlikleri, Panayır, Türk-Tunus Dostluk Günleri” dir. Şenlik programında: Mehteran ekibi, Sepetçioğlu ekibi, Kale ağası seçimi, Paraşüt yarışmaları, kütük kesme, yoğurt yeme, çuval ve halat çekme yarışmaları yapılır. Şenliklere Tunus Büyükelçiliği yetkilileri ve Tunus’dan gelen bir kısım misafir de katılır.

AĞLI PANAYIRI

Yörenin geleneksel ve en eski ve en meşhur kültürel faaliyetidir. İlçe halkı bu panayırda eğlencenin yanı sıra kışlık alış verişini yapar. Yetiştirdiği küçük ve büyük baş hayvanları pazarlar. Panayır 3 gün sürer ve çeşitli eğlenceler ve yarışlar düzenlenerek tamamlanır.

NE YENİR

İlçede bulunan et lokantaları, bölgede oldukça büyük üne sahiptir, bence yolunuz düşerse bu et lokantalarına uğramayı ihmal etmeyin.

Kastamonu Ağlı

GEZİLECEK YERLER

Kastamonu Ağlı Kalesi

AĞLI KALESİ

Kale, ilçenin batısında bulunan bir dağ üzerinde kuruludur. Çevresinde: kaya sıraları bulunmaktadır ve etekleri ormanlarla kaplıdır.

Bizans döneminde kalenin ismi “Şabbat kalesi” dir. Kale komutanı olan Şabbat, kaleyi kuşatan Selçuklu askerleri ölsünler diye dereye zehir döktürür ve bu yüzden kalenin ismi Türkler arasında “Ağulu” yani “Zehirli” olur. Kale, Selçuklu Türkleri tarafından uzun uğraşlar sonucu ele geçirilir.

Kastamonu Ağlı Kalesi

Gelelim günümüze

Kaleye çıkmak için: kalenin kuzeyinde, kepez denen bir kaya parçası ile aralarındaki boyun noktasından yol vardır. Kalenin zayıf noktası burası olduğundan, buraya sur duvarları yapılmıştır. Bu sur duvarlarının kalınlıkları 1 metredir. Günümüzdeki yükseklikleri 3 metredir. Kalenin tepesinde bir düzlük bulunur.

Kastamonu Ağlı Kalesi

Burada 3 tane su sarnıcı vardır. Bunlardan 2 tanesi günümüze sağlam olarak ulaşmış, 1 tanesi yıkılmıştır. Kalenin ilçeye bakan kısmında ise mağaralar vardır. Bu mağaralardan en büyük olanı, güney bölümündedir ve kaleden 10 metre aşağıdadır. Bu mağaranın içinde çeşitli yollar ve mezar odaları bulunur. Kalenin batı bölümünde de bir mağara bulunur. Bu mağaranın ortasında iki tane su mahzeni vardır.

Kastamonu Ağlı Tos Türbe Tepesi-Fas Tarlası

TOS TÜRBE TEPESİ-FAS TARLASI

İlçe merkezine bağlı Tunuslar köyünde bulunan Toslu Tepe (Tunus Tepesi) çevreye hakim konumdadır ve 1325 metre yüksekliktedir. İlçe merkezine 9 km uzaklıktadır.

Önce biraz tarihi geçmişe gidelim: Rivayetlere göre, bir zamanlar bu bölge düşman istilasında iken Kırım Savaşından dönen Tunus ve Faslı askerler, komutanları Muhammed Tunusi ile birlikte, düşmanı yenerler ve buraya yerleşirler.

Ancak bu çatışmalarda Muhammed Tunusi de şehit olur ve köy üzerindeki tepeye gömülür. Yine bu çatışmalarda şehit olan askerler de Tunus tepesinin güneydoğu yamacına yani şu anki ismiyle Fas Tarlası diye bilinen yere gömülürler.

(Günümüzde bu yüzden Fas Tarlasında ekin ekilmez, tarım yapılmaz.) Tepenin çevresi daha önce taş duvarlarla çevrili olmasına rağmen, günümüzde bu duvarların büyük kısmı yıkılmıştır. Tepenin etekleri ağaçlık, üstü ise düzlük alandır.

Kastamonu Ağlı Tos Türbe Tepesi-Fas Tarlası

Bu düzlük alanda: bir türbe vardır. Türbenin uzunluğu 5 metre, genişliği 3 metredir. Türbe yeri kalın ağaçlarla çantı sistemine göre, 1.20 metre yükseklikte çevrelenmiştir. Mezar yerinin hemen yanında, büyük anıtsal nitelikte bir ağaç bulunmaktadır.

Alan üzerinde ve çevresinde herhangi bir yazılı kitabe veya yazılı taş yoktur. Köyde yaşayanlar tarafından türbenin Mehmet (Muhammed) Tunusi Efendi’ye ait olduğu öne sürülmektedir. (Bu arada önemli bir husus, mezar yeri maalesef define avcıları tarafından deşilmiştir.)

Kastamonu Ağlı Tos Türbe Tepesi-Fas Tarlası

Günümüzde, mezarın yakınlarında anıtsal bir mezar yapılmıştır. Törenler burada düzenlenmektedir.

Kastamonu Ağlı

KAÇAK KAZI VE ELE GEÇENLER

Yörenin tarihi geçmişinin zenginliğine bir örnek olması açısından yapılan bir kaçak kazıdan söz etmek istiyorum.

Selmanlı Mahallesi yakınlarında yapılan bir kaçak kazıda; Roma dönemine ait muhtemelen MS 2 ile 3’ncü yüzyıllar arasına tarihlenen bir tümülüste mezar odasına girilmiştir. Mezar odası bulunan mezar kubbeli şekilde yapılmış olup kapak kısmının ayakucu tarafındaki duvarın üzerinde taş oyulmuş, kabartma ve renkli bir resim yapılmıştır.

Rölyefe göre: ölenin bir asker olduğu anlaşılmaktadır. Ölen erkeğin kucağında miğfer, kılıç ve sağ elinde de yerde “meduza” (yılan saçlı kız) resmi olan bir kalkan tuttuğu görülmektedir. Ölen askerin, altın taçtan dolayı bir komutan olduğu tahmin ediliyor.

Askerin karşısında eşi bir koltukta oturmakta ve ikisi arasında bir erkek ve bir kız çocuğu oynuyorlar. Eşinin arkasında ise bir başka kadın ayakta duruyor.

Bu resmin değerinin oldukça fazla olduğu düşünülüyor. Çünkü yapıldığı andan itibaren günümüze kadar korunarak orijinal haliyle gelmiştir. Mezar odasında ilaveten maddi değeri oldukça yüksek çeşitli takılar ele geçirilmiştir. Ancak özellikle fresk oldukça önemlidir çünkü korunmuşluğu bakımından şu ana kadar bulunan en güzel fresktir.

Kastamonu Ağlı

Fresk, kabartma şeklinde yapılmış ve sonra boyanmış ve günümüze kadar aynı özelliğini koruyarak gelmiştir.

Sonuç: burada kaçak bir kazı sonucunda bu kadar değerli eserler ele geçiriliyorsa resmi arkeolojik kazı çalışmaları yapılsa demek ki daha muhteşem eserler bulunabilecektir.

Evet, kaçak kazı sonucu ele geçirilen eserler yakalandıktan sonra Kastamonu Müzesine sevk edilmiş, umarım en kısa zamanda sergilenmeye başlar, bu yöreye yolum düştüğünde mutlaka Kastamonu Müzesine uğrayıp bu freski görmek istiyorum.

Bu arada, ülkemizde maalesef bu kaçak kazılar sonucu birçok tarihi eser çalınıyor, talan ediliyor, ama genellikle bunları çalanların kendi aralarında anlaşamamaları veya yakın çevresinin kıskanması sonucu yapılan ihbarlar da olmasa birçok tarihi kalıntımız ortadan kaybolacak.

Kastamonu Şenpazar hakkındaki gezi yazım için  Şenpazar