Ordu Aybastı

Ordu Aybastı

Ünye-Akkuş-Niksar kara yolu, Karadeniz sahil yolunu, Doğu Anadolu’ya bağlayan önemli ulaşım yollarındandır. Akkuş-Ordu arası uzaklık: 125 km. Akkuş-Ünye arası uzaklık: 70 km. Akkuş-Niksar arası uzaklık: 39 km. Akkuş, Tokat arası uzaklık: 96 km.

TARİHİ

Ege kökenli Miletliler, denizci bir kavimdir ve kıyılara ağırlık vererek, bu bölgede kıyılarda Ticaret kolonileri kurmuşlardır. Sonra Persler kıyılarda Pazar siteleri kurarlar. Ardından yani Persler yenilip yok olunca MÖ 301 yılında bölgede Pontus krallığı kuruldu. Akkuş, Pontus devleti içinde dağlık ve ormanlık arazide bulunan bir köydü.

Gelelim bölgede Türk hakimiyetine. Danişmentliler, Malatya’dan Niksar’a kadar oldukça geniş bir bölgeyi ele geçirmişlerdir. Bu dönemde de Akkuş’da Türk hakimiyeti görülür. Danişment askerleri, bölgeye gelen ilk Türkler olmuştur. Danişmentlilerin yıkılmasından sonra bölgede Selçuklu hakimiyeti görülür.

1858 yılında ise, kayıtlarda bölgenin ismi “Karakuş” dur. Sivas eyaletine bağlı Canik sancağına bağlıdır. Karakuş yüzyıllar boyunca: Tokat ilinin ve iç kesimlerinin ticari mallarının kıyıya ve Ünye limanına ulaştırıldığı bir yer olarak kullanılmıştır. Yani, buradan geçen bir kervan yolu vardır.

Bu kervan yolu, Karakuş ve civarına ekonomik olarak büyük yararlar sağladı ve Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar kullanıldı. 1892-1920 yılları arasında Osmanlının son dönemlerinde Karakuş nahiye oldu. 1954 yılında Karakuş ilçe olur, ama ismi de Akkuş olarak değiştirilir.

Yine aynı yıllarda açılan Kereste fabrikası, 1990’lı yıllara kadar çalıştırılmış ve ilçe ekonomisinde büyük fayda sağlamıştır.

Ordu Aybastı

GENEL

İlçe Orta Karadeniz iç kesimlerinde bulunan Canik dağları Argan Tepesi eteklerinde kuruludur. Tokat iline yakın olduğundan, Tokat kültürü etkileri yaygındır. Arazi engebeli bir yapıya sahiptir. İlçe merkezi yüksek tepelerle çevrilidir.

Denizden yükseklik ortalama 1300 metredir. Çevresinde bulunan tepeler, orman ve çayırlık alanlarla kaplıdır. İlçe topraklarında Tif ve Karakuş ırmakları bulunur. Tif ırmağı, diğer bazı derelerle birleşir ve Yeşilırmak’a karışır.

Yörede karasal iklim hakimdir. Buna bağlı olarak her mevsim yağışlı geçer. Kışlar genellikle serttir. Yörede yaşayanların başlıca ekonomik kaynakları, tarım, hayvancılık, orman ve el sanatlarıdır. Yayla ve kış turizmi yoğundur.

NE YENİR

Buralara yolunuz düşerse, patentli Akkuş Şeker fasulyesi almalısınız. Kendine has tadı, aroması ve kokusu vardır. Herhangi bir zirai mücadele ilacı ve suni gübre kullanılmadan yetiştirilir.

AKKUŞ KÜLTÜR, SANAT VE TURİZM FESTİVALİ

Akkuş Belediyesi tarafından organize edilir. Festival kapsamında, her yıl Kırkpınar seviyesini aratmayan yağlı güreşler yapılır, konserler ve çeşitli etkinlikler düzenlenir.

Ordu Aybastı Kar Festivali

KAR FESTİVALİ

İlçede kış turizmini geliştirmek için her yıl geleneksel olarak 1500 metre rakımlı Argan Yaylasında düzenlenir. Festivalde: kızak yarışları, kar etkinlikleri ve off-road yarışları düzenleniyor.

Ordu Aybastı

GEZİLECEK YERLER

Ordu Aybastı Küçük Kertil

KÜÇÜK KERTİL

Akkuş-Niksar kara yolu üzerinde, ilçe merkezine 1.5 km uzaklıktadır. Burası bir mesire yeridir. Tamamen kayın ormanlarıyla kaplıdır ve deniz seviyesinden ortalama 125 metre yüksekliktedir. Yaz aylarında burada piknik yapılabilecek mesire yeri vardır. Kameriyeler, spor alanları, otopark ve çocuk oyun alanları bulunur.

 

BÜYÜK KERTİL

Küçükkertil’den yaklaşık 1 km daha ileridedir. Burada oldukça küçük bir tesis var. Burada da oldukça lezzetli et yiyebilirsiniz.

Ordu Aybastı Argan Yaylası

ARGAN YAYLASI

Akkuş-Niksar kara yolu üzerinde, ilçe merkezine 3 km uzaklıktadır.

Rakımı ortalama 1600 metredir. Çevresi tamamen ormanlarla kaplıdır. Zirvesi ilçeye hakimdir. Havası ve suyu ile ünlüdür. Yaylada, Ağustos ayında bile kar bulunur. Ancak herhangi bir kayak merkezi kurulu değildir.

Yaylanın en büyük özelliği: kötü ve çirkin, beton yapılarla kirletilmemiş olmasıdır. Yayla, Turizm merkezi ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Yaylada, piknik yapabilirsiniz. Ayrıca trekking yani doğa yürüyüşü yapmak mümkündür.

Ordu Aybastı Anıt Kayın Ağacı

ANIT KAYIN AĞACI

İlçe merkezine bağlı 10 km uzaklıktaki Çayıralan köyündedir. Ağacın net yaşı bilinmemektedir. Ancak muhtemelen 220-320 yıllık olduğu tahmin edilmektedir. Yörede  “Gürgen” ağacı olarak isimlendirilir. Tepe çapı 27 metredir. Boyu 50 metredir. Çapı 1.9 metredir. Ağaç tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

 

UMUT BARAJ GÖLETİ

İlçe merkezine 13 km uzaklıktaki Karaçal köyündedir.

Göletin çevresi doğal bitki örtüsü ile çevrilidir ve bu alanda, aynı zamanda göl manzarası ile piknik yapmak mümkündür. Ancak buraya ulaşım yolu üzerinde yani, Baraj göleti yolu üzerinde, Tif çayı üzerinde alabalık tesisleri vardır. Burada üretilen alabalık oldukça lezzetlidir.

Ordu Aybastı Derviş Mehmet Türbesi

DERVİŞ MAHMET TÜRBESİ

Tuzak köyü mezarlığındadır. İlçe merkezine 19 km uzaklıktadır. Derviş Mehmet, günümüzden yaklaşık 900 yıl önce, Danişment Beyliği döneminde burayı fetheden biridir. Türbe yapısı, ahşap ve iki bölgelidir. Türbe içinde ilk girişte bir ve içeride dört sanduka vardır.

Ordu Aybastı Kevgir Kalesi

KEVGİR KALESİ

İlçe merkezine 30 km uzaklıktaki Seferli ve Alan köyü sınırları içinde, Erbaa ilçesi sınırındadır. Halk arasında kaleye “Keygür” ve “Keçi” kalesi de denilir.

Kalenin çevresi uçurum olup, savunmaya oldukça elverişlidir. Hasan Uğurlu barajına akan Tif çayı, kale topraklarını içine alacak şekilde bu bölgede “U” yapar. Kale, Tif çayından 400 metre yüksektedir.

İlçe merkezine uzaktır ve ulaşım yetersiz ve sıkıntılıdır. Kaleye doğu yönünden çıkılır. Doğu yönüne bakan kapısı, yarıya kadar toprağa gömülmüştür.

Kale, Pontus döneminde VI. Mitridat zamanında yapılmıştır.

Ordu Aybastı Kevgir Kalesi

Yapılış amacı: savunma, erzak ve silah deposudur. Kale de bir dönemler para basılan bir darphane bulunduğu tahmin ediliyor. Çünkü: kalenin çevresi uçurumlarla çevrilidir ve ayrıca surlar vardır, kaya içine oyulmuş gizli yollar, oyma odalar ve bu odalardaki potalar, burada bir darphane bulunduğu iddiasını güçlendirir.

Rivayetlere göre, kalenin içindeki yeraltı şehrinde işlenen altınlar, atlara yüklenip deniz kıyısına götürülür ve buradan gemilere yüklenerek Trabzon’a gönderilirmiş.

Kale yakınlarında MS 113 yılına tarihlenin bir Roma sikkesi bulunmuştur. Bu durum, kalenin yapılışından sonra Roma ve Bizans döneminde de kullanıldığını kanıtlamaktadır. Hatta kalenin Arap döneminde de kullanıldığı bilinmektedir. Çünkü kalede mermer kalıntılarda Arapça yazılar görülüyor.

Günümüzde kale harabe halindedir. Kale içindeki evlerin duvarlarında mermer parçaları bulunur. Bu evler harç ve tuğladan yapılmıştır. Ayrıca kale içinde: odalar, tüneller, merdivenler (bu merdivenler oldukça büyüktür, 8 kişi aynı anda merdivende yürüyebilir.), gizli bağlantılar ve yollar görülebilir.
Bu sözü edilen gizli yol: Tifi çayına doğru inmektedir ve toplam 752 basamak vardır. Bu tünelin bir başka rivayete göre, Akkuş topraklarında bulunan ve Esgeros Bank denen bir bankaya bağlandığı söylenir. Günümüzde bu tünele girilebilmektedir ancak tünelin içi oldukça serindir, yaz aylarında bile nefes verildiğinde buhar çıkar.

 

Odalar içine yapılmış potalar görebilirsiniz. Üç odada yaklaşık 75 tane pota tespit edilmiştir.

Son bir not, Kevgir kalesi, darphane derken, burada elbette definecileri çeken, efsaneler de bulunmaktadır. Pontus döneminde, burada darphane bulunduğuna inanılır. Söylenenlere göre, bu darphanede çalışan, altını işleyen işçiler, kendi aralarında anlaşarak, malzemeden çalarlar. Bunun üzerine kalede çalışan bütün işçiler bir eğlence sırasında zehirlenerek öldürülür.

Kale içindeki geniş tüneller ile altın basma potalarının bulunduğu tüneller taşla doldurularak kapatılır. Yani, kale içinde işlenmiş ve işlenmemiş halde tonlarca altın bulunduğu söylenmektedir.

Ayrıca bir de “Papazın Definesi” söylentisi var. Rivayete göre, sürgün olarak buraya gönderilen bir papaz, definesini burada toprağa gömmüştür.

Ordu Ünye hakkındaki gezi yazım için  Ünye

Elazığ Keban

Elazığ Keban

Elazığ Keban; Elazığ’da bulunduğum sırada Keban’a defalarca gittim ve özellikle bir keresinde hemen barajın aşağısında, barajdan çıkan suların aktığı ırmak kıyısındaki DSİ Misafirhanesinde kalırken, barajın kapakları açılmıştı, o gök gürültüsüne benzer uğultuyu hiç unutamıyorum. Kapaklar açıldığında gerçekten gerek görüntü ve gerekse ses olarak muhteşem bir ortam yaratılıyor, ancak sanırım yeterli yağışların olmaması nedeniyle kapaklar uzun süredir açılmıyordur.

Evet, baraj gölü oldukça güzel, gerek Keban ilçesinden barajın bendi üstüne çıkarak gezdim, bendin hemen karşısında sağ tarafta gölün kıyısında bir tesis vardı, bir de iskele, iskeleden tekne ile gölde gezilebiliyordu, gerekse baraj gölünün başka yerlerinde (örneğin Elazığ-Tunceli) kara yolu üzerindeki bölümlerinde gezdim, balık tuttum.

Keban, Elazığ ve çevresi için tam bir nimet, bir cennet, yörenin güzelliği, buralara yolunuz düşerse mutlaka Keban ilçesine gidin, bu güzellikleri görün, hatta yolunuz düşmese bile zaman ayırın ve gidin, yapıldığında Türkiye’nin gururu olan bu barajı gezin görün.

ULAŞIM

Keban, Elazığ arası uzaklık 46 km dir. Keban, Ağın arası uzaklık: 38 km.

TARİHİ

İlçenin hangi tarihte kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Ancak 10’ncu yüzyıla ait bir yerleşim yeri olduğu, Keban barajının yanımı nedeniyle yörede gerçekleştirilen kazılar neticesinde ortaya çıkarılmıştır. Keban barajının yapımı sırasında, İstanbul Üniversitesi ve ODTÜ tarafından yapılan kurtarma kazılarında ele geçen arkeolojik buluntular, Keban ve çevresinin tarihine ışık tutmuştur. Keban, 1700’lü yıllardan itibaren, ekonomik yönden (simli kurşun madeni üretimi ve işletmesi) canlanmaya başlamıştır. Hatta 1834 yılına kadar; bölgede Eyalet Merkezi olduğu bilinmektedir. Ancak bir süre sonra Keban eski önemini kaybetmiş ve 1834 yılında Eyalet Merkezi Harput olmuştur. Neden Keban ismi? Osmanlı döneminde ve Osmanlı kayıtlarında, ilçenin adı “Keban Madeni” olarak geçmektedir. Cumhuriyetin kuruluşunda ise sadece “Keban” ismi kullanılmıştır. Keban kelimesi, eski yazılış olarak “Keben” şeklindedir. Keban adının anlamı ise “üstten aşma, aşırtma” dır. Keban adının en doğru izahı, Keban’ın coğrafi konumu ile ilgili olarak “dağ yolu” anlamına gelmektedir. Çünkü, Keban’da Taşbaşı mevkiine kadar olan 2.5 saatlik yol yalçın kayalarla kaplıdır.

Elazığ Keban

 

GENEL

İlçe, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat bölümünde yer alan küçük bir ilçedir. Keban denilince ilk akla gelen Keban Barajı ve Hidroelektrik santralıdır. Keban, ince ve uzun bir şerit halinde, küçük bir suyun kenarında ve dağların arasında kurulmuştur. Bunun sebebi, yörenin maden yatakları bakımından zengin olmasıdır. Öte yandan Keban’da mevcut olan bitki örtüsünün yani ormanların büyük bölümü, maden işletmeciliği sırasında yok edilmiştir. İlçe merkezi doğudan batıya doğru uzanan Bezirgan deresi, Nallı ziyaret tepesi, Bendin taşı ve Seftil tepesi arasında sıkışmış bir vadidedir. Bu vadi 2.5 km kadar uzanır ve meyve bahçeleri ile kaplıdır. Ortalama rakım 780 metredir. Bölge, 3’ncü derece deprem kuşağındadır. İklim durumuna bakıldığında, Keban barajı ve meydana gelen büyük göl, ilçenin iklimini değiştirmiştir. Tamamen karasal iklimin yani yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçen mevsim şartları zamanla değişmiş, ilçede günümüzde deniz iklimine yakın bir iklim görülmektedir.

Elazığ Keban

 

KEBAN BARAJI VE HİDROELEKTRİK SANTRALI

Baraj yeri, Elazığ il merkezine 45 km ve Malatya’nın 65 km uzağındadır. Baraj: Karasu ve Murat nehirlerinin birleştiği yerden 10 km daha aşağıda, nehrin aktığı en dar boğazlardan birindedir. Karasu ile Murat nehirlerinin birleşmesiyle meydana gelen Fırat nehrinin bu birleşme noktasından itibaren, ilk uygun baraj yeridir. Ön çalışmaları 1936’lı yıllara kadar uzanır. Derivasyon tünelleri ile 1965 yılında fiilen yapımına başlanmış ve 1975 yılında tamamlanmıştır. Kaya dolgu ve beton ağırlık yapılarını içine alan, karma bir yapıdır. Baraj gölü 125 km uzunluğundadır. Genişliği yer yer değişmektedir. Türkiye’nin ikinci büyük suni gölüdür. (birinci: Atatürk baraj gölü) Fırat nehri su gücü enerjisi üretimi bakımından Türkiye’nin en büyük kaynağı durumundadır.

Elazığ Keban

Keban barajı bu amaçla, Fırat üzerinde kurulmakta olan dev barajlar serisinin kilit noktasında bulunan ilk ana barajdır. Barajda elektrik üretimi yanında, balık üretimi de yapılmaktadır. Gölün çevresinde halkın yararlandığı mesire alanları da bulunmaktadır. Feribotla, göl üzerinden Pertek ve Çemişgezek ilçelerine geçiş yapılmaktadır. Özellikle iskelelerde ve Elazığ-Bingöl kara yolu üzerinde çok sayıda balık lokantası vardır.

NE YENİR

Keban yöresine yolunuz düşerse, tek bir öneri, ya alabalık ya da gölde üretilmiş sazan balığıdır. Ancak bunların çiftlik yani özel üretim balıkları olduğunu unutmamak gerek, yani suni yemle besleniyorlar ve bu suni yem balığın tadını etkiliyor, ama yine de oldukça lezzetliler. Özellikle, ben de Elazığ’da bulunduğu sürede ara sıra Keban baraj gölüne gidip balık tuttum, çiftlik değil doğal ortamda yakalanan oldukça büyük sazan ve aynalı sazan balıkları var. Hatta bir aralık gölün kıyısında bulunan deri fabrikasından göle fabrika artıkları atılıyor ve bunlar gölü ve avlanan balıkları olumsuz etkiliyordu ama sonradan fabrika kapatıldı. Göl üzerinde gerek yasal ve gerekse kaçak balık tutuluyor, orijinal balıklar çok lezzetli.

Elazığ Keban

GEZİLECEK YERLER

Elazığ Keban Yusuf Ziya Paşa Külliyesi

 

YUSUF ZİYA PAŞA CAMİİ VE KÜLLİYESİ

Külliye, Keban ilçe merkezindedir. Çarşılar Mahdigeresinde eğimli bir arazidedir.

Sultan I. Abdülhamit’in saltanatı sırasında Keban’da valilik yapmış olan Yusuf Ziya Paşa tarafından 1794-1799 yılları arasında yaptırılmıştır. Yusuf Ziya Paşa, Keban eyalet merkezinde görev yapmış bir validir. Daha sonraları Sultan III Selim ve II. Mahmut dönemlerinde iki defa sadrazamlık yapmıştır. Keban’ın imarı için yoğun şekilde uğraşmıştır. Külliyeyi yaptırdıktan sonra külliyenin ihtiyaçlarını gidermek ve devamlılığını sağlamak için  de yine aynı isimle bir vakıf kurmuştur.

Elazığ Keban Yusuf Ziya Paşa Camisi

Külliye: bir avlu çevresindeki cami, medrese, kütüphane, çeşme ve bunların biraz uzağından türbeden meydana gelir. Bu yapılardan sadece medrese günümüze ulaşmamıştır. Cami ve kütüphane, eğimli arazide teraslanmış bir avlu üzerine yapılmıştır. Avlunun giriş çıkışı için 3 kapısı vardır. Bunlardan: kuzeydoğu ve kuzeybatı yönlerinde bulunan 2 kapıdan merdivenle inilir. Güneybatıdaki kapıdan ise çıkılarak avluya girilir. Avlunun güney köşesinde “L” biçimli bir koridorun iki yanında, beş gözden oluşan hela bölümü vardır. Hela ile kütüphane arasındaki alanda ise, günümüze ulaşmayan medrese bulunduğu tahmin ediliyor. Medrese zaman içinde bakımsızlıktan yıkılmıştır. Kuzeybatıdaki kapının kemeri üstünde yapım yılı olarak; 1798 tarihli kitabe vardır.

Elazığ Keban Yusuf Ziya Paşa Camisi

 

Cami

Camide yuvarlak kemerli açıklıklı kapı üzerinde üç beyitlik bir kitabe vardır. Bu kitabede 1798 yılı yazılıdır. Kare planlı caminin orta kısmı dört sütunun taşıdığı kubbe ile örtülüdür. Kubbe kurşunla kaplıdır. Ana kubbenin eteğinde hurma ve çiçek açmış ağaçlar biçiminde dizilmiştir. Kenarlarda tonozlar vardır. Minber sadedi, mihrap ise gayet güzel taş işçiliği gösterir. Büyük tunç şamdanlar, üzerindeki bezemeler dikkat çeker. Harim kapısının iç içe iki yuvarlak kemeri arasında iki kitabe vardır.

Elazığ Keban Yusuf Ziya Paşa Camisi

 

Minare

Caminin batısında bulunan minare, tamamen müstakil olarak inşa edilmiştir. Minare: caminin kuzeybatı köşesindedir. Kesme taştan yapılmıştır. Tek şerefeli ve kurşun kaplı külahlıdır. Cami, günümüzde halen aktif bir ibadethane olarak kullanılmaktadır. Cami, Osmanlı mimarisinin ender örneklerinden birisidir, bu yüzden buralara yolunuz düşerse mutlaka gidin ve güzel camiyi görün. Özellikle: caminin mermer minberi, kubbe işlemeleri, ahşaptan yapılan kadınlar mahfili, vaaz kürsüsü, kapıları, pencere kepenkleri görülmeye değerdir.

Şadırvan

Caminin kuzeybatısındadır. Sekizgen haznesi mermerdir. Sekizgen planlı şadırvan üzerini örten kubbe bugün mevcut değildir.

Kütüphane

Yapı, caminin batısındadır. Avlunun kuzeybatısındadır. Üst katında bulunan kitabede 1797-1798 tarihleri yazılıdır. İki katlıdır. Kare planlıdır. Her iki katta birbirine benzer. Üst kata çıkış: cepheye yerleştirilen ahşap dikmeli, sakıflı ve üzeri sundurmalı merdivenle sağlanmıştır. Ancak bu merdiven yıkılmış ve yeniden ahşap olarak yapılmıştır. Yapısı mevcut zamanımıza gelebilen tek Elazığ ve çevresine ait kütüphanedir. Kütüphanenin kitapları farklı yerlere gönderilmiştir. Yani kütüphane günümüzde aktif değildir.

Türbe

Külliyenin kuzeybatısında, 300 metre uzaklıktadır. Türbe: kesme taştan yapılmıştır, kare planlıdır. Üst örtüsü tamamlanmadan bırakılmıştır. Sivri kemerli açıklıklı bir kapısı vardır. Kapının üzerindeki kitabe boştur. İki yanı, ikişer nişle süslenmiştir. Türbede, Yusuf Ziya Paşa’nın iki kızının defnedildiği tahmin edilmektedir. Türbenin doğu yönünde bir mezarlık bulunur. Türbenin önünde kapının solunda yapılan ayrı olarak kesme taştan inşa edilen çeşme vardır.

Elazığ Keban Yusuf Ziya Paşa Çeşme

 

Çeşme

İlçe Merkezinde Yusuf Ziya Paşa kızının türbesinin yakınındadır. Osmanlı dönemi yapısıdır. Eyvanlı çeşme tipindedir. Düzgün kesme taştan yapılmıştır.

Hamam

Külliyenin güneydoğusunda 300 metre uzaklıktadır. Doğu-batı doğrultusundaki yapı, tek hamam olarak inşa edilmiştir. Üst örtüsü tamamen, beden duvarları ise kısmen yıkık durumdadır. Sıcaklık kısmı molozlarla doludur.

Elazığ Keban Vakıf Hanı-Denizli Kervansarayı

 

VAKIF HANI-DENİZLİ KERVANSARAYI

İlçe merkezine bağlı Denizli (Abidun) köyündedir.

Keban-Ağın kara yolunun 8’nci kilometresinden kuzeye dönüldükten sonra 1 km uzaklıktadır. Yapının kitabesi yoktur. Yapımına ait herhangi bir belgede de bilgi bulunmamaktadır. Ancak, Sultan IV Murat tarafından Bağdat seferi sırasında (1635-1638) yaptırılmış tipik bir Osmanlı eseridir. Öte yandan, bu yapı, Sultan IV Murat’ın Bağdat seferi sırasında kullandığı güzergaha oldukça uzaktır. Yani, yapım yılı ve yaptıran konusunda net bilgi yoktur. Kervansaray doğudan batıya giden antik yol (İpek yolu) üzerindedir. Yapı avlusuzdur. Taç kapısı cephede bir çıkıntı oluşturmaz ve yükselen bir eyvan biçiminde dışarı açılır. Bu özellikler, Selçuklu dönemine ait bir geç devir eseri olduğunu hissettirmektedir. Bu durum düşünüldüğünde, yapının 13 ile 14’ncü yüzyıl başlarında yapıldığı düşünülür.

Elazığ Keban Vakıf Hanı-Denizli Kervansarayı

Peki ne için kullanılmıştır? Büyük olasılıkla, Denizli Kervansarayı, Keban madenine odun kömürü getiren veya geçici işlerde çalışmak için gelenler tarafından konaklamak için kullanılmıştır. Hatta madende dönemsel olarak çalışan teknik elemanlar tarafından da kullanıldığı düşünülür.

Elazığ Keban Vakıf Hanı-Denizli Kervansarayı

 

Mimari özellikleri

Dikdörtgen planlıdır. Üzeri beşik tonoz örtülüdür. Kapalı avlulu kervansaray tipindedir. Yani sadece kapalı kısmı vardır. Kapalı kısmı küçük boyutlu bir kapı ile girilir. Hanın güney duvarında, tabandan yaklaşık 1 metre yükseklikte bir açıklık vardır. Silindir şeklindeki bu açıklığın, hanın temizliği yapılırken atıkların dışarıya atılması için kullanıldığı düşünülür. Yer döşemesine ait bilgi yoktur, günümüzde zemin toprak olarak durmaktadır. Kapı çift kemerlidir. İki kemer çevresinde yer alan kitabe tamamen silinmiştir. Tek kubbeli mescit, avlu ortasında havuzu, avlu batı kanadında hamamı ve yolcu odaları bulunmaktaydı.

Günümüz

Yapı günümüzde genel manada ayaktadır. Köylüler yapıyı depo ve ahır olarak kullanmaktadırlar. Ancak günümüzde bu bölge yakınlarında bu derece sağlam ve ayakta kalabilmiş başkaca kervansaray yapısı yoktur.

Elazığ Keban Çırçır Şelalesi

 

ÇIR ÇIR ŞELALESİ

Keban ilçesinin hemen girişindedir. Burada Keban Alabalık Tesisleri bulunur.

Elazığ Keban Çırçır Şelalesi

Şelale, 1974 yılında Keban barajının inşa edilmesinin ardından oluşmuştur. Barajdaki bir çatlaktan meydana gelebileceği düşünülse de, yapılan araştırmalar sonucundu suyun tamamen kaynak suyu olduğu tespit edilmiştir. Şelalenin bulunduğu alan, yılın 12 ayı, sabit 10 derece sıcaklığa sahiptir.

Elazığ Keban Çırçır Şelalesi

Şelale bölgesinde yetiştirilen alabalıklar, Türkiye’nin çeşitli yerlerine gönderilir. Alabalık pazarında, Keban alabalık markası ile yerini almıştır. Ziyaretçiler serin bir ortamda balık yiyebilmektedirler. Özellikle yaz aylarında yoğunluk yaşanıyor.

IV MURAT KÖPRÜSÜ

Keban ilçe merkezindedir.

Sultan IV Murat, Bağdat seferine giderken, askerlerinin geçişi için bu köprüyü yaptırdığı söylenir. Köprünün ayakları taştan yapılmıştır. Günümüzde köprü yıkık durumdadır. Yıkılan köprünün iki ayağına demir uzatılıp üstüne tahta konularak ulaşım sağlanmaktadır. Buraya yolunuz düşerse gidin görün hoş görülecek bir şey kalmamış, hani 4’ncü Murat köprüsü isminden bile şüpheliyim.

BUZLUK MAĞARASI

İlçe merkezine bağlı Altınkürek köyü sınırları içindedir.

Mağara giriş kısmı geniş olup 2-3 metre sonra daralmaktadır. Bu tünel, ilçede 1950’li yıllarda maden ocağı işletmesi tarafından kazılan ve maden çıkmayınca bir süre sonra kendi haline bırakılmıştır. Mağara 420 metre uzunluğunda ve 2 metre yüksekliktedir. Mağaranın en büyük özelliği: yazın soğuk, kışın ise sıcak olmasıdır. Yani bir tür doğal klima özelliği taşır. Sıcaklık, mağara içinde sabit 10 derece civarında bulunuyor. Dikine aşağı inişli uzanan mağaranın, yazın hava akışına paralel olarak buzlu olduğu söylenmektedir. Gelelim mağaranın en özel kısmına: son yıllarda burada “Soğuk Mağara” adı ile bir restoran kurulmuştur. Mağaradaki restorana gelenler, yaz günlerinde soğuk hava nedeniyle üşüyorlarmış. Dışarıda hava sıcaklığı 40-45 derece olduğunda, mağaranın içinde 10 derece ısı insanların ilgisini çekiyor.

Elazığ Keban Köprüsü

 

KEBAN KÖPRÜSÜ

Köprü Erzincan-Elazığ kara yolunda Fırat Nehri üzerindedir. Keban Barajı ve Hidroelektrik santralı duvarının hemen altındadır. Doğal manzarasıyla ilgi çekiyor.

KALEBAN (YASSI KALE)

İlçe merkezine bağlı Ulupınar köyündedir. Buranın antik dönemde savunma amacıyla yapılmış bir gözetleme kulesi olduğu tahmin ediliyor. Kale yüksek bir tepe üzerindeki kayalıklarda kurulmuştur. Bugün, alanda çok miktarda taş vardır.

BEYDEĞİRMENİ KÖYÜ MİRALI MEZRASI KAYA MEZARLARI

İlçe merkezine bağlı Beydeğirmeni Köyü Mirali Mezrasındadır.

Elazığ-Keban kara yolunun yaklaşık 5’nci kilometresinde, yolun güney batısında 5 km içeridedir. Kaya mezarları, köyün batısında, 100 metre yükseklikteki bir tepe üzerindedir.

1’nci Mezar Odası: Tepenin güney yamacındadır. Ana kayaya oyulmuş olan ve muhtemelen dikdörtgen formlu bir girişe sahiptir. Mezar odasının girişi tahrip edilmiştir. Mezarın içerisinde kline yani ölünün yatırıldığı sedir bulunmamaktadır. Ancak sağ duvarda bir niş bulunur.

2’nci Mezar Odası: 1’nci mezarın kuzeyinde, tepenin doğuya bakan yamacındadır. Dikdörtgen formlu girişi vardır. Mezar odasının içi ve tavanı tahribata uğramıştır. Bu mezar odasının kuzeyinde, tepeye doğru çıkan kayaya oyulmuş basamak izleri vardır. Tepenin üstünde, yaklaşık 3 x 4 metre boyutlarında muhtemelen gözetleme kulesine ait, harçlı duvar izleri bulunur. Merdivenlerin bu gözetleme kulesine çıktığı tahmin edilmektedir. Tepenin köye doğru inen doğu yamacında çatı kiremitleri ve seramik parçaları bulunmuştur.

Elazığ Keban Sarkıt Dikit Mağarası

 

KEBAN SARKIT DİKİT MAĞARASI

Mağara “Gümüşkaya” mağarası olarak da bilinir. Kısa bir süre önce keşfedilmiştir. Dağın eteğindeki dik kayalıklarda zorlu tırmanış sonucu buraya ulaşılır. Mağaranın hangi çağa ait olduğu bilinmez. Mağara 200 metre derinliktedir. Mağarada milyonlarca yıllık olduğu değerlendirilen oluşumlar görülebilir.

Ağın tanıtımı.

Elazığ tanıtımı.

 

Sivas Yıldızeli

Sivas Yıldızeli

Ozanları, türküleri, doğal güzellikleri, dokumaları ve otantik kıyafetleriyle meşhurdur.

ULAŞIM

Yıldızeli, Sivas arası uzaklık: 45 km. Yıldızeli, Tokat arası uzaklık: 77 km. Yıldızeli, Akdağmağdeni arası uzaklık: 76 km.

TARİHİ

Yöredeki ilk yerleşim: 1639 yılında Sultan IV Murat’ın Bağdat seferi öncesinde, Sadrazam Kemenkeş Kara Mustafa Paşa tarafından askerlerin konaklama merkezi olarak kurulmuştur. Yerleşimin eski ismi “Yenihan” dır. Bu isim biraz önce belirttiğim gibi buraya yapılan han’dan gelmektedir. Daha sonra ise 1936 yılında, Yıldız dağından esinlenilerek “Yıldızeli” yapılmıştır.

GENEL

İç Anadolu bölgesinde Yukarı Kızılırmak bölümünde kuruludur. Sivas ilinin en geniş arazisi olan ilçesidir. Yüksek ve engebeli bir arazide kuruludur. Kuzeyi ve doğusu dağlıktır. Aynı zamanda İç Anadolu bölgesinin en yüksek rakımlı ilçelerinden biridir. Rakımı ortalama 1400 metredir. Yörede karasal iklim hakimdir. Buna göre yazları sıcak ve kurak, kışları ise sert geçer.

KARA KUCAK GÜREŞ FESTİVALİ

Karakucak güreşleri festivali, her yıl geleneksel olarak düzenlenir. Festivalin amacı: çeşitli aktiviteler düzenlenmek suretiyle, insanların iyi ve hoş zaman geçirmeleri, ilçe merkezine ekonomik canlılık sağlanmasıdır.

PİR SULTAN ABDAL ŞENLİĞİ

Şenlikler, her yıl geleneksel olarak Haziran ayının 28-29 günlerinde, 2 gün süreli olarak, Pir Sultan Abdal’ın doğduğu yer olan Banaz köyünde yapılmaktadır. Şenliklerde: anma konuşmaları, semah gösterileri, söyleşi, panel ve konserler düzenlenir.

YENİHAN BEBEKLERİ

Bu bebekler tamamen el emeğiyle yapılmaktadır. Ahşap üzerine giydirilen bebeklerin kıyafetleri, Yıldızeli bölgesinin folklorik kıyafetleridir.

Sivas Yıldızeli Yenihan Bebekleri

Ancak hepsi birbirinden farklıdır. Burada yapılan bebekler için, 2012 yılında müracaat edilerek patent alınmıştır.

Sivas Yıldızeli Meslek Yüksek Okulu

YILDIZELİ MESLEK YÜKSEK OKULU

Sivas Cumhuriyet Üniversitesine bağlı olarak 1994 yılında kurulmuştur. 1999 yılında ise eğitim başlamıştır. Halen okulda 700 civarında öğrenci eğitim görmektedir.

GEZİLECEK YERLER

 

KEMENKEŞ KARA MUSTAFA MENZİL KÜLLİYESİ

İlçe merkezinde Hükümet Konağının arkasındadır.

Sultan 4’ncü Murat’ın sadrazamı Kemankeş Kara Mustafa Paşa (Doğumu: 1590, Ölümü: 1644) , 1640-1641 yılları arasında buraya bir külliye yaptırır. Külliyede: 1 cami, 1 hamam, 1 arasta (33 dükkandan oluşmaktadır) ve 2 han vardır.  Bu külliyeden günümüze sadece cami ve hamam ulaşmıştır. Hanlar, maalesef 20’nci yüzyıl ortalarına doğru tamamen yok olmuştur.

Sivas Yıldızeli Kara Mustafa Paşa Camii

Kara Mustafa Paşa Camii

Külliyenin güneydoğu köşesindedir. Diğer yapılardan daha yüksek konumdadır. Kuzey-güney doğrultusunda düz bir alana yapılmıştır. Dikdörtgen planlı cami, kuzey-güney doğrultudadır. Sarı kesme taştan yapılmıştır. Tavanı, yuvarlak ahşaplar yan yana getirilerek yapılmıştır. Tavanı: iki büyük ahşap sütun taşır. Kuzeyde: son cemaat yeri vardır.

Asıl ibadet alanı ile arasında ise, kesme taş örgülü, tek şerefeli minare bulunur. Cami, 1870 yılında tamamen esaslı bir onarıma tabii tutulmuş ve günümüze ulaşmıştır.

Sivas Yıldızeli Kara Mustafa Paşa Hamamı

Kara Mustafa Paşa Hamamı

Caminin güneybatısında 10-15 metre uzaklıktadır.  Üzerinde inşa veya onarım kitabesi yoktur. Camiye paralel yapılmıştır. Güney-kuzey doğrultuda, dikdörtgen planlıdır. Soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden oluşmaktadır.

Sıcaklık: enine planlı ve çift halvetlidir. Sıcaklığın orta kısmı halvetler kubbe ile örtülüdür. Sıcaklığın doğu ve batısı sivri beşik tonozla kapatılmıştır. Ilıklık enine planlı ve iki bölümlüdür. Güneydeki soğukluk ise doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlıdır.

Soğukluğun batı tarafını bir kubbe doğu tarafına iki eyvanın oluşturduğu sivri beşik tonoz örter. Giriş batıya açılır.

Han

Günümüzdeki Hükümet Konağının bulunduğu yerde, daha önce han varmış. Han yıkılarak Hükümet Konağı inşa edilmiştir, handan günümüze güney bölümde sadece bazı duvar izleri kalmıştır.

Böylece Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın inşa ettirmiş olduğu han günümüze ulaşmamıştır. 1928 yılında yöreye gelen Jerphanion, her iki hanın sağlam olduğu görür ve planlarını çıkarır, hanların detaylı mimarisini anlatır.

Kemankeş Kara Mustafa Paşa burada bulunan eski bir hanın yerine, kendisi yeni han yaptırmıştır. Bu eski hanın kitabesi günümüzde Sivas Arkeoloji Müzesindedir. Bu kitabeye göre, eski han: 1331 yılında İlhanlı Hükümdarı Ebu Said Bahadır Han döneminde, Emir Ahı Ahmet Hacı Zeyneddin tarafından yaptırılmıştır.

Arasta

Paşa tarafından, hanlara bitişik 33 adet dükkan inşa ettirilmiştir. Her iki han arasında bulunan dükkanların konumlandırılması ve geçit mekanlarının açık bırakılması değerlendirildiğinde buranın bir arasta mantığıyla yapıldığı anlaşılmaktadır.

Sivas Yıldızeli Cumhuriyet İlkokulu

CUMHURİYET İLKOKULU

İlçe merkezindedir. 1915 yılında dönemin Sivas valisi Muammer Bey zamanında ilçe merkezine yaptırılmıştır.

 

KARAYOLLARI DİNLENME TESİSLERİ

İlçe merkezi yakınlarında Menteşe ırmağı kenarındadır. İlçe merkezine 5 km uzaklıktadır. Menteşe ırmağı kenarındadır. Karayolları dinlenme parkı, ırmak kenarında oldukça güzel bir piknik yeri olarak yoğun ziyaret edilir.

Sivas Yıldızeli Eski Pamukpınar Köy Enstitüsü Binası

ESKİ PAMUKPINAR KÖY ENSTİTÜSÜ BİNASI

İlçe merkezinin 5 km kuzeyinde Pamurpınar köyü sınırlarında, Sivas-Tokat karayolundadır.

1941 yılında açılmıştır. Bünyesinde: okul binası, yemekhane, atölye, revir ve yatakhane bulunmaktaydı. Okul binası: dikdörtgen planlı ve iki katlıdır. Her katta 8 tane olmak üzere toplam 16 derslik bulunur.

1942 yılından itibaren normal eğitim yanında, eğitmenler de yetiştirilmeye başlandı. Askerliğini yapmış ve okuma yazma bilen erkekler, eğitime alınıyorlar, Nisan ve Ekim ayı arasındaki dönemde kurstan geçirilerek köylere eğitmen olarak gönderiliyorlardı.

Bu eğitim uygulaması, köylerde oldukça yararlı olmuş, uygulama 1948 yılına kadar devam etmiştir.

1952 yılında Köy Enstitüleri kapatılınca okul Erkek Öğretmen Okulu olur. 1976 yılında ise Öğretmen Lisesi olur. 1997-1998 yılında Yatılı İlköğretim Bölge Okulu olur. Sonuç: Pamukpınar’da yetişen yaklaşık 4000 öğretmen ve sanatçı, bilim adamı gibi değerler, ülkemizin birçok yerine zamanla dağılmıştır.

Sivas Yıldızeli Ilıca Kaynağı

ILICA KAYNAĞI

İlçe merkezine 9 km uzaklıktaki Ilıca köyündedir. Şifalı su köyün sonundadır. Betonarme bir havuz yapılmış, demir borulardan bu havuza su akıyor, biri çok sıcak, diğer ikisi ılıktır.

Sıcak suyu, ziyaretçiler bidonlara dolduruyorlar. Çünkü sıcak suyun tadı, kokusu oldukça güzel, tam anlamı ile çay suyu gibidir. Buzdolabına konulduğunda ise, bu suyun tadı daha da güzelleşiyor.

2002 yılında yapılan analiz sonuçlarına göre, suyun doğal sıcaklığı 35 derecedir. Debisi saniyede 3 litredir. Fiziksel ve kimyasal özellikleri nedeniyle, su banyo ve içmece olarak kullanılır. Florür içeriğinden dolayı, florür eksikliğinde ve özellikle çocuk, ergenlik çağı ve yaşlılıkta, diş çürüklerini önlemede etkilidir.

Yani içme kürü şeklinde kullanılabilir. Kireçlenme, böbrek taşı ve kan hastalıklarına iyi geldiği söyleniyor. Ayrıca hareket sistemi, kalp damar hastalıkları, sinir sistemi hastalıklarında da banyo kürü şeklinde kullanılır. Günümüzde burada basit banyolar mevcuttur.

Sivas Yıldızeli Kümbet Köyü Kalesi

KÜMBET KÖYÜ KALESİ

İlçe merkezine bağlı 20 km uzaklıktaki, Kümbet köyünün güneyinde bir kayalık üstündedir.

Günümüzde, kaleye ait herhangi bir kalıntı kalmamıştır. Yani, özelliğini yitirmiştir. Yüzey buluntularına göre, kalenin Roma döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Ayrıca, kayaların oyulmasıyla yapılmış merdivenli bir tünel vardır.

Tünel dik bir şekilde yeraltına iniyor. Tavanı kavislidir. Tünelin bulunduğu yerin rakımı 1627 metredir. Tünelde bulunan merdiven oldukça geniştir. Muhtemelen tünelin kale işlevsel iken, kalenin altındaki su kaynaklarına gidiyordu.

Veya gizli bir geçit te olabilir. Ancak tünel yarıya kadar toprak ve taş doludur. Yani nereye gittiği bilinmez. Tünelin merdivenlerinden sadece 62 basamak günümüze ulaşmıştır.

 

BAKIRCIOĞLU KÖYÜ

İlçe merkezine 22 km uzaklıktadır.

Bakırcıoğlu Uyuz Çermiği

Köyde, kaya mezarının da bulunduğu mevkide, doğal mağara ve sıcak su kaynağı bulunmaktadır. Burada bulunan traverten yatakları, Türkiye’nin en önemli traverten yatakları arasında sayılmaktadır. Semer tipi travertenlerden oluşmaktadır. Suyun sıcaklığı 36 derecedir. Halk arasında burası uyuz çermiği olarak bilinir. Kaplıca suyu: uyuz hastalığı ve sivilcelere iyi gelir.

Bakırcıoğlu Höyük-Travertenler

Höyükte kükürtlü bir su mevcuttur.

Bu suyun, romatizmal ve cilt hastalıklarına iyi geldiği söyleniyor. Ayrıca yine höyükte mağaralar ve dünyada nadir görülen sırt tipi travertenler bulunuyor. Bu travertenler yakın zaman önce sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

 

KEVGÜR BABA

İlçe merkezine bağlı 40 km uzaklıktaki Yolkaya köyündedir.

Horasan’dan Artova’ya gelen Kevgür Baba, buradan bir taş atar ve taşı Yolkaya (eski ismi Çakraz) köyünün 9 km uzağında bir tepeye düşer. Kevgir Baba, buraya gelir ve burada yaşamaya başlar. Günümüzde tepede tek katlı, 2 odalı bir konut vardır.

Kevgür Baba’nın mezarı bu konutun içindedir. Mezarın uzunluğu 3 metre ve genişliği 2 metredir. Burada: ziyaretçilerin oturması veya uyuması için minderler vardır. Binanın bahçesinde ise, kavak ve ardıç ağaçları, bir havuz ve çeşme bulunur.

AKÇAKALE KÖYÜ KALESİ

İlçe merkezine bağlı 44 km uzaklıktaki Akçakale köyünde, köye 500 metre mesafededir.

Küçük kale: üç tarafı dere ile çevrili bir kayalık tepe üzerindedir. Bu yüzden kalenin bulunduğu yer, bir yarımada şeklindedir. Böylece, kaleye üç yönden çıkmak mümkün olmaz, sadece batı yönündeki sırttan kaleye çıkılabilir. 6 metre yüksekliğinde olduğu tahmin edilen sur duvarları, moloz örgülüdür ve bir kısmı günümüze ulaşmıştır. Kale Roma dönemi yapısıdır. Kalede: kuzey bölümde, dereye inen bir su yolu bulunmaktadır, ancak taş ve topraklarla doldurulmuştur.

Sivas Yıldızeli Şeyh Halil Türbesi

ŞEYH HALİL TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı 50 km uzaklıktaki Şeyh Halil köyünde caminin batısındadır.

Önce biraz Şeyh Halil’den söz edelim. Kendisi, halk arasındaki inanışa göre, Horasan’dan gelme bir Selçuklu beyidir. Selçuklu sultanı tarafından kendisine sancak verilmiştir. Bölgede yapılan savaşlarda kafası kesilmiş, kesilen başını yerden alarak türbenin bulunduğu yere getirmiş ve orada vefat etmiştir.

Türbenin kitabesi yoktur, bu yüzden yapılış tarihi bilinmez.

Türbe: dıştan kare planlıdır. Ölçülere 6.20 x 6.20 metredir. Sekizgen kasnaklı ve kubbelidir. Kubbeye tromplarla geçilir. Üstü kubbe ile örtülüdür. İç duvarlarında ve kubbe eteğinde kalem işi süslemeler dikkat çeker. Bu resimler dönemin konularını yansıtacak şekilde manzara, mimari ve natüralist kompozisyonlardır. Dini tarikatlara ait bir takım semboller de burada duvarlarda bulunur. Resimler genellikle pencere hizasındaki duvar boşluklarına yapılmıştır.

Güneyde mihrap nişi vardır. Mihrap içinde ise perde ve kandil motifi bulunur. Nişin batısında bir pano içinde bir köşk resmi ve üzerinde 1858 tarihi yazılıdır. Bu tarih muhtemelen türbenin onarım geçirdiği bir tarihtir. Duvar resminin de bu onarım sırasında eklendiği düşünülür.

Türbenin içinde 5 tane sanduka bulunur. Bunlar Şeyh Halil ve eşi ile çocuklarına aittir. Mihrap ve çevresinde kök boya ile türbe maketi ve çiçek motifleri görülür.

Evet, sonuçta oldukça ilginç bir türbe, türbenin içinde ilginç resimler var, buralara yolunuz düşerse mutlaka görmenizi öneririm.

 

BANAZ KÖYÜ TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı 52 km uzaklıktaki Banaz köyündedir.

Türbenin boyutu: 6 x 6 metredir. Kare planlıdır. Beden duvarları 80 cm kalınlığındadır. Duvarları kesme taştan yapılmıştır. Kubbe moloz taş örgülüdür. Türbe, içten sıvalıdır, mihrap nişi sadedir.

Yapılış tarihi bilinmez, ancak muhtemelen 15’nci yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Bakımsızlık nedeniyle oldukça harap durumdadır. Yapılan tahminlere göre: türbe, çevresiyle birlikte bir dergah, tekke ve sohbet toplantılarının yapıldığı bir toplu yapının parçasıdır.

Çünkü türbenin onarımı sırasında, yakın çevresinde temel kalıntıları bulunmuştur. Ancak, türbede herhangi bir sanduka bulunmamaktadır. Bu nedenle burasının bir mescit olduğu da düşünülebilir.

 

AKÇAKOCA KÖYÜ TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı 59 km uzaklıktaki Akçakoca köyündedir.

Horasan’dan Anadolu’ya üç kardeşi ve bir arkadaşıyla gelmiştir. Kendisi şu an türbesi bulunan Akçakoca köyüne, kardeşlerinden biri Zile, diğeri Sapoğul’a ve arkadaşı da Karalar köyünü makam tutmuştur. Türbe günümüze tamamen yenilerek ulaşmıştır. Türbenin çevresinde, devşirme antik parçalar görülür.

Sivas hakkındaki gezi yazım için Sivas