Tokat Artova

Tokat Artova

Sivas-Samsun arasında trenle ilerlerken, mutlaka görülen bir yer. Tarihi geçmişi yok, burada sadece bir mağara olduğunu duydum, ama bu mağaranın gezilmesi için gerekli tedbirler alınmamış, yani ziyarete tam olarak hazırlanmamış, yine de meraklılarının ilgisini çekebilecek bir yer altı şehri.

Tokat Artova

ULAŞIM

Artova ilçe merkezi, il merkezi olan Tokat’a 36 km. uzaklıktadır. Ulaşımda herhangi bir problem yok. Yaklaşık yarım saatlik bir ulaşım yolu. Artova-Yeşilyurt arası uzaklık: 17 km. Artova-Yıldızeli arası uzaklık: 60 km. Artova-Sivas arası uzaklık: 203 km. Artova-Amasya arası uzaklık: 184 km.

Zaten, demir yolu ulaşımı, ilçenin tam merkezinden geçiyor. Buradan geçen Sivas-Samsun demiryolu, 1932 yılında hizmete girmiş. Bu demiryolu hattında, ilçe merkezinin Sivas’a uzaklığı: 126 km. ve Samsun’a uzaklığı ise: 277 km.dir. Sonuç olarak, her gün istasyona uğrayan trenler, bölgeyi hareketlendiriyor.

Tokat Artova

TARİHİ

Kızılca mahallesinin bulunduğu yerde, MÖ. 500 yıl öncesinde, Kapadokya krallığı zamanında bir yerleşim bulunduğu ve bu yerleşimin, Pontus krallığı tarafından istila edildiği, daha sonraki tarihi süreçte ise, Romalıların saldırılarının görüldüğünü ve son olarak Timur tarafından, yakılıp-yıkıldığı öğrenilmiştir.

Artova, eski kayıtlarda “Artrukova” olarak geçer. Artuk Bey, Büyük Selçuklu sultanı Alpaslan’ın komutanlarından Eksik Bey’in oğludur. Bu komutan, Sivas bölgesine kadar gelmiştir. Artuk Bey’in: Tokat yörelerinde Artukova’da faaliyet gösterdiği ve buradan Orta Anadolu bölgesine geçerek, Bizans ordusu ile çeşitli çatışmalara girdiği ve hatta Marmara kıyılarına kadar ulaştığı yazılı kaynaklardan öğrenilmektedir.

Osmanlılar döneminde ise, Kızılcaköy, bucak haline gelmiş ve 1944 yılında ise, İlçe olmuştur.

1923 yılında, bölgede meydana gelen depremden sonra: Sulusaray ilçe merkezi, tamamen hasara uğrayınca, Çamlıbel nahiyesinin bulunduğu yere taşınır. Ancak, burada gerekli gelişme gösterilemez.

Çünkü, ilçenin birçok köyü, ilçe merkezinin çok uzağında kalır. Bunun üzerine, ilçe merkezi, Samsun-Sivas demiryolu üzerinde bulunan Kızılca nahiyesinin alt kısmında bulunan “Kunduz” tren istasyonuna  taşınır ve istasyonun adı, takip eden dönemde “Artova” olarak değiştirilir. Kızılcaköy: ilçenin mahallesi durumuna gelir. Resmi yapılar ise, tren istasyonun arkasındaki düzlüğe yapılır.

 

GENEL

İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği: 1170 metredir. İklim olarak ise, genellikle yörede, karasal iklim hakimdir. Kasım-Nisan ayları arasında, Tokat ilçe merkezinde genellikle yağmur yağarken, Artova ilçe merkezinde kar yağışı görülür.

İlçe merkezi, ikinci derece deprem bölgesindedir. Arazinin büyük bölümü dağlıktır. Köyler, dere kenarlarında toplanmıştır.

Artova ilçesi, tarihi kalıntılar bakımından çok zengin bir yer değil. Bunun sonucunda, turizm gelişmemiş. Boyunpınar köyün yöresinde, kalkolitik döneme ait bir kısım bulunmuş olup, resmi arkeolojik araştırmalar yapılmamış, bölge Sit alanı ilan edilerek, koruma altına alınmıştır.

 

GEZİLECEK YERLER

 

BOYUNPINAR YER ALTI ŞEHRİ

Boyunpınar köyünün, 500 metre kuzeyindedir. Ana kaya blokuna oyularak yapılmıştır. Buradaki yer altı yerleşimi, erken Hıristiyanlık döneminden kalmadır. 1995 yılında, Tokat Müzesi tarafından burada yapılan temizlik çalışmaları sonucu; ziyarete açılmıştır.

Halk arasında, Horun mağarası olarak bilinmektedir. Mağaranın dışındaki bölümde, yıllar önce bir Ermeni köyü bulunduğu söyleniyor, ancak bu konuda herhangi bir bilgi ve belge yok.

Yerleşimde: 3 kat var. Bu katlarda, 3 koridor bulunuyor ve bunlar dışında: salonlar, küçük odalar ve bir de küçük tapınak var. Ancak, meraklıları için şunları belirtmekte yarar var, mağaraya daracık bir ağızdan yani girişten giriliyor ve içeride ışık yok, el feneri ile gezilebiliyor.

Ancak, içeride havasızlık veya kötü herhangi bir koku durumu yok, yani hava akımı var. Define arayıcıları tarafından mağaranın içinde birçok yerde tahrifat yapılmış.

Giresun Piraziz

Giresun Piraziz

Piraziz ilçesi, tarihi eser bakımından zengin değil. İlçede, güzel sahiller bulunmasına rağmen, turizm çok gelişmemiştir. Daha çok, iç turizm hakimdir. Yayla turizmi dışında, turizm amaçlı herhangi bir faaliyet yaygın değildir.

Giresun Piraziz

ULAŞIM

Piraziz ilçesi, Karadeniz sahil yolunun hemen kenarındadır. Giresun il merkezine uzaklık: 23 km. dir. Ordu il merkezine uzaklık ise: 23 km. dir. Yani: her iki ilin, tam ortasında bulunuyor.

Piraziz-Samsun arası uzaklık: 188 km. Piraziz-Trabzon arası uzaklık: 157 km. Piraziz-Ankara arası uzaklık: 608 km.dir.

Giresun Piraziz

TARİHİ

Fatih Sultan Mehmet, buraya çok sayıda Çepni Türkü yerleştirmiştir. Bunlar aynı zamanda “Bektaşi” dir. “Piraziz” ismi bunlardan gelir. Yani Bektaşilikteki “Pirler”, “Azizler” den gelir.

Piraziz yerleşimi: Osmanlı imparatorluğu döneminde, Piri Dede-Abdal adında bir kişi tarafından, 1869 yılında, yerleşim yeri olarak kurulmuştur.

İlçe: 1934 yılında bucak hüviyetine kavuşmuş, 1988 yılına kadar Bulancak ilçesine bağlı iken, 1988 tarihinde, ilçe statüsüne geçmiştir. Burada “Bektaş Yaylası” vardır ve hala çok sayıda Bektaşi yaşamaktadır.

Giresun Piraziz

GENEL

İlçe arazileri, engebeli bir yapıya sahip olduğundan: tarıma pek elverişli değildir. Ancak, yağışların bolluğu yüzünden, aile tipi sebzecilik yapılmaktadır. İlçede: fındık, ekonomide önemli rol oynamaktadır.

İklim: tipik Doğu Karadeniz iklimidir. Sahil kesiminde yazları serin, kışlar ılık geçer. Yağış ise, dört mevsime dağılır. Fındık bahçeleri, sahilden itibaren başlayarak, arazinin durumuna göre, vadi boyunca yayılır.

Giresun Piraziz

Piraziz Festivali: İlki, 2004 yılında düzenlenmiştir. 3 gün sürdürülmektedir. Festivalde: konserler, yerli-yabancı halk oyunları, yarışmalar, mehter takımı, havai fişek gösterisi, yöresel yemek tanıtım, tadım ve yarışması etkinlikleri düzenlenmektedir.

 

NE YENİR

Piraziz mutfağında: doğal bitki, sebzeler ve deniz ürünlerinden oluşan yemekler hakimdir. Ayrıca: Piraziz köftesi ve pidesi, buraya has, çok özel lezzetlerdendir. Bunun dışında: Karalahana çorbası, Mendek Çorbası, Etli Pancar (Karalahana) sarması, önerebileceğim yöresel tatlar.

GEZİLECEK YERLERİ

Giresun Piraziz Bey Konağı

BEY KONAĞI

İlçe merkezinde, Rumlardan kalma bir yapıdır.

BENDEHOR KALESİ

İlçe merkezinde, Ayıkaşı Mahallesindedir.

GÜNİ KALESİ

Kaleyanı Mahallesindedir.

KOZLAR KALESİ

Tekkeköydedir.

Giresun Piraziz Pir Aziz-Şeyh İdris Türbesi

PİR AZİZ-ŞEYH İDRİS TÜRBESİ

Piraziz ilçesine adını veren Pir Aziz ve onun hocası olan Horasan erenlerinden Şeyh İdris’in türbesi: çevre ilçelerden gelenler tarafından ziyaret edilmektedir.

Gümüşhane Şiran

Gümüşhane Şiran

Gümüşhane ilinin en eski ilçelerinden biri. Burada bulunan “Tomara şelalesi” muhteşem bir doğa harikası, buralara yolunuz düşerse, mutlaka bu güzelliği görmenizi öneririm.

Gümüşhane Şiran

ULAŞIM

Şiran ilçesinin, bağlı bulunduğu Gümüşhane il merkezine uzaklığı: 101 km. Şiran-Kelkit arası uzaklık; 30 km. Şiran-Torul arası uzaklık: 121 km. Şiran-Köse arası uzaklık: 55 km. Şiran-Kürtün arası uzaklık: 156 km. Şiran-Erzincan arası uzaklık: 105 km.

Gümüşhane Şiran

TARİH

Yörenin tarihi hakkında pek eskilere kadar gidebilmek mümkün  değil. Şöyle ki, yöreye 1020 yıllarında ilk Türk boylarının ulaştığı bilinmektedir. İlçenin ilk kuruluşu hakkındaki söylentilere göre: doğudan gelen bir kervan, o zamanlar, ormanlık bir bölge olan ilçe merkezinden geçerken, develer deve yokuşunda yorulur ve mola verirler. Mola verilen yer: Hacıoğlu mahallesindeki çeşme başı. Bölge kervancıların hoşuna gider ve yöreden ayrılmazlar, yerleşirler.

1473 yılındaki Otlukbeli savaşı sonrasında, Osmanlılar, bölgeyi ele geçirirler. Tanzimat’ın ilanından sonra, ilçe, Erzurum’a bağlanır. 1865 yılında yapılan düzenleme ile ise, Gümüşhane’ye bağlanır.

İlçe merkezi, Erenkaya köyünün bulunduğu yerde iken; 1800’lü yılların başında bugün bulunduğu yere taşınmıştır.

1925 yılında, ilçe statüsü kazanır.

Şiran kelimesi: Farsçadan gelmekte olup “aslanlar” anlamındadır. Bu isim: söylentilere göre, Yavuz Sultan Selim tarafından verilmiştir. Bunun dışında: Şiran kelimesine, Latin kaynaklarında “Sharian” olarak rastlanmaktadır.

Bu kelime: kutsal kitapta belirtilen “Saharon” yani “Kutsal ova” anlamına gelebilir. İlçenin ismi, bir süre de, “Kherisan” olarak kullanılmıştır. Hatta: Şeyran olarak kullanıldığı da olmuştur. 1933 yılında, Şiran ismi kullanılmaya başlanır.

Gümüşhane Şiran

GENEL

Gümüşhane ilinin, en eski ilçesidir. Deniz seviyesinden: 1311 metre yüksekliktedir.

Yörenin  en önemli akarsuyu: Kelkit çayıdır.

İklim: Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgeleri iklimleri arasında, bölgede, bir geçiş iklimi görülür. Buna göre: yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geçer.

Nüfus yoğunluğuna bakılınca: ilçenin, özellikle gençler olmak üzere, dışarıya yoğun göç verdiği görülür.

Yörenin ekonomik durumu değerlendirildiğinde: halkın geçimini karşılamak için, sebzecilik ve meyvecilik yaptığı görülür. Özellikle: elma üretimi yoğundur. Ayrıca: hayvancılıkla uğraşılır. Halkın bir bölümü: arıcılık ile de uğraşmaktadır.

Gümüşhane Şiran

ŞİRAN TOMARA ŞELALESİ KÜLTÜR VE TURİZM FESTİVALİ

Yörede, her yıl geleneksel olarak, Tomara Festivali düzenleniyor. Festival zamanı: Temmuz ayının başı. Festival etkinliklerinde: çeşitli sanatçıların konserleri ve başka etkinlikler düzenleniyor. Tabii tüm etkinliklerin temelinde,  Tomara şelalesi var.

KONAKLAMA

Şiran Öğretmenevi.19.Mayıs Caddesi. Belediye Sitesi.                    456-5117874

NE SATIN ALINIR

ALA KİLİM

İlçenin hemen hemen bütün köylerinde dokunmaktadır. Yapılan arkeolojik araştırmalarda, Ala kilim’in bu yörede yaklaşık 500 yıldır dokunduğu ortaya çıkmış.

Çeşitli model ve motiflerde üretilen kilimler: ağaç tezgahlarda, yün örgü kullanılarak dokunmaktadır. En büyük özelliği: tamamen kök boya kullanılması.

GEZİLECEK YERLER

Gümüşhane Şiran

TOMARA ŞELALESİ

İlçe merkezine, 14 km. uzaklıkta, Seydibaba köyündedir. İlçe merkezinden, Seydibaba köyüne dolmuşlar ile gidebilir ve sonraki 1 km. lik yolu yürüyebilirsiniz.

Burada, tepenin yamacından, kayaların arasından çıkan sular, yere dikey olarak akarlar ve yatağı oluştururlar. Şelalenin en büyük özelliği: hemen kaynağında oluşmasıdır. Su oldukça soğuk. Çevrede ise: fındık, meşe, gürgen türü muhteşem bir bitki örtüsü var.

Evet, yaklaşık 25 metre yükseklikten aşağıya dökülüyorlar. Sesi çok uzaklardan duyulabiliyor. Muhteşem bir görüntü. Tomara şelalesi civarında herhangi bir tesis yok. İhtiyaç maddelerini, Seydibaba köyünden temin edebilirsiniz. Bu arada, son bir not: Tomara şelalesi döküldükten sonra, oluşan nehir, vadi içinde kıvrımlar oluşturarak akıyor ve rafting için uygun bir parkur ortaya çıkıyor.

ÇAKIRKAYA KAYA KİLİSESİ

İlçe merkezine bağlı, Çakırkaya köyündedir. Tomara şelalesinden buraya ulaşmak mümkün, pek fazla uzak değil.

Yapı: Kelkit ırmağı kıyısında, geniş bir düzlük karşısındaki kayalara oyulmuş. Tamamen kaya bloku içinde oyulması, düzgün ve özenli işçiliğiyle önem kazanmaktadır. Kayalar oyularak, 4 sütun üzerine oturtulmuş, yaklaşık 20 x 30 metre ebatlarında bir alanı var.

Kilise yapısının önünde odalar, hemen yanında ise, bir kaya şapeli var. Yapan hakkında herhangi bir bilgi yok. Yapılış tarihi ise, muhtemelen 14’ncü yüzyıldır. Günümüzde, yapının ortasında yıkık sütunlar görülüyor.

Yöreye özgü, tek kaya kilisesi olması açısından ilginç. Burayı ziyaret edebilirsiniz. Tek kapıdan girişi var ve merdiven basamakları hemen hemen yok olmuş durumda. Elbette defineciler tarafından, delik-deşik edilmiş bir yer göreceğiniz hakkında şüphe yok.

ZİMON KİLİSESİ

İlçe merkezine bağlı, 20 km. uzaklıktaki, Çevrepınar (Zimon)  köyündedir. 1923 yılındaki nüfus mübadelesi olmadan önce, burada Rumlar yaşıyorlarmış.

12.5 x 10 metre boyutlarında, 4 ana sütun üzerinde bulunan yapı, kesme taştan yapılmıştır. Sütun başlıkları, geometrik şekillerle bezenmiş ve sütunlar, kurşun eritilerek, üst üste konulmuştur. Burada en dikkati çeken özellik: ana kubbe üzerinde, karşılıklı küpler konularak ses yankılanması sağlanmış olmasıdır. Kilisenin kapısı işlemelidir. Papaz yeri diye anılan bölüm ise harap olmuştur.

KULUCA

İlçe merkezine bağlı, Kuluca köyündedir.

Burası: dağ keçilerinin koruma sahası olarak belirlenmiştir. Burada: çengel boynuzlu, dağ keçilerinin bulunuyor. Ancak, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalınan bu keçilerden, halen birkaç sürü bulunuyor. Bölgeye giderseniz, bir ihtimal, yaban keçilerini görebilirsiniz, ama avlanma düşünenler için, kesinlikle yasak.