Afyonkarahisar Çobanlar

Afyonkarahisar Çobanlar
 

Afyonkarahisar Çobanlar: Küçük bir yer, tarihi ve turistik özellikleri pek ön plana çıkarılmamıştır,  

 

ULAŞIM

İl merkezine 25 km uzaklıktadır. İlçe Konya karayoluna 6 k m ve Çobanlar Tren istasyonuna ise 4 km uzaklıktadır.

Afyonkarahisar Çobanlar
 

 

GENEL

İlçe düz ve geniş bir arazi üzerinde konuşlanmıştır. Orta dereceli yüksek dağlar arasında kalır. Deniz seviyesinden yükseklik 990 metredir. İlçe merkezinde tipik Osmanlı yapısını andıran avlulu evler bulunmaktadır.

Ancak eski yapı bu kerpiç evler, 2002 tarihindeki depremde ağır hasar görmüş, oturulamaz hale geldiklerinden daha sonra yıkılmışlardır.

İlçede İç Anadolu ve Ege bölgesi iklimleri görülür. Türkiye’nin en iyi domatesi burada yetiştirilir ve yetiştirilen domateslerin büyük bölümü yurt dışına ihraç edilir.

 

TARİHİ

Akarçay kenarındaki höyük, bu bölgede eski Tunç çağından başlayan bir yerleşim bulunduğunu gösterir.

Bir söylentiye göre: Danişmentlileri oluşturan Avşar boylarından Süleymanlı koluna mensup bir gurubun bu bölgeye yerleştiği, Çobanlar, Işıklar ve Sülümenli beldelerinin bu oymak tarafından kurulduğu, hatta kurucuların kardeş olduklarıdır.

Danişmentlilerin dağılmasıyla onlara bağlı birçok oymak ve boy, baştan başa özellikle batı Anadolu başta olmak üzere Anadolu’nun birçok yerine dağılmışlardır.

Çobanlar halkının kökenini bu aşirete mensup olduğu, hatta birkaç kitapta Çobanların 1151 yılında fetih edildiği yazılıdır.

Kanuni Sultan Süleyman zamanında vergi kayıtlarında Çobanlar isminin Çobanlar-ı Kebir (Büyük Çobanlar) olarak adlandırıldığı görülür.

İlçe 1926 yılında nahiye yapılmış ve 1955 yılında belediye olmuş ve 1990 yılında ilçe olmuştur.

 

GEZİLECEK YERLER

Çobanlar Termal Kaplıca
 

 

ÇOBANLAR TERMAL KAPLICA

Termal kent Mahallesindedir.  

Termal kaplıca 5000 metre kare kapalı alana sahiptir. Kaplıca Çobanlar Belediyesi tarafından bir özel firmaya 29 yıllığına kiralanmıştır ve 1.5 yıllık tadilat ve altyapı çalışmalarının ardından, 2.7.2025 tarihinde kaplıca hizmete alınmıştır. 

Bayanlar ve erkekler olmak üzere 2 bölümdür.

Çobanlar Termal Kaplıcaları

Her bölümde ayrı ayrı olmak üzere zemin katta 123 metre karelik termal havuz, termal havuz içinde jakuzi, 4 tane şelaleler ve havuz kenarında şezlonglar vardır.

Çobanlar Termal Kaplıca
 

Ayrıca havuz kenarında bir adet Şok havuzu vardır. 

Türk hamamı kısmındı ise göbek taşı, kese odası ve banyo için kurnalar, sauna, buhar odası vardır.

Termal havuz bölümünde buharlaşma oluşmaz çünkü tesiste iklimlendirme sistemi vardır. Kaplıca suyunun özellikle romatizmal hastalıklara iyi geldiği söyleniyor.

Tesisin önünde: mangal alanı ve çocuk bahçesi bulunuyor. 

Çobanlar Göynük Beldesi
 

 

GÖYNÜK BELDESİ

İlçe merkezine 15 km uzaklıkta, il merkezine ise 39 km uzaklıktadır.

Göynük kelimesinin anlamı: güneşte yanmış, acısı olan, elemli, üzüntüden ağlar duruma gelmiş, kızarmış, hicran, ızdırap, keder ve hararet gibi anlamlara gelmektedir.

Göynük beldesi civarında, önemli Frig şehirlerinin kurulduğu tahmin edilmektedir.

Tarihi kaynaklar ve bu bölgede bulunup, günümüzde Afyonkarahisar Müzesinde sergilenen bazı buluntular, bu fikri doğrulamaktadır.

 

Tekke

Köyde bulunan tekke, Yargeldi Sultan (köydeki inanışa göre Akşemsettin) tarafından kurulmuştur.

Yargeldi Sultan; çağdaşları Karaca Ahmet Sultan, Seyyid Hasan Basri ve Hayran Balı Sultan ile birlikte Hacı Bektaş Dergahında eğitim almıştır. Rivayetlere göre, Afyonkarahisar’ın fethine katılmış ve daha sonra Göynük köyüne yerleşerek burada tekkesini kurmuştur. 

14’ncü asırda yaşadığı düşünülmektedir. 

Yargeldi Sultan’ın türbesi de buradadır. Türbenin halk hekimi olarak bir takım rahatsızlıkları tedavi ettiğine inanılır. Çevre halkı tarafından ziyaret edilen türbenin: bayılma ve benzeri hastalıklar için şifa bulunacağına inanılıyor. 

 

Kara kuyu

Rivayete göre:

Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemsettin, Hicaz’a gitmek üzere 1458 yılında yola çıkmış, bugünkü Göynük köyünün bulunduğu yere geldiğinde yanındakiler iyice susadıklarını belirtmek için “Göynüdük” demişlerdir.

Akşemsettin elindeki asayı yere üç defa vurmuş, oradan temiz, sol, soğuk su fışkırmıştır.

Susayanlar kana kana içmişlerdir.

O suyun başında konaklamışlar, ancak o sırada Akşemsettin hastalanıp ölmüştür.

Vasiyeti üzerine oraya gömmüşlerdir. Kara kuyu hala bol ve temiz suyu ile köylülerin susuzluğunu giderir.

Özellikle Ramazan ayında her aile oruçlarını Kara kuyunun suyu ile açmak ister, kuyu başında kalabalık kuyruklar olur.

Çobanlar Akşemsettin Türbesi

Akşemsettin Türbesi

Göynük köyünde Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemsettin’in mezarı bulunduğu söyleniyor.

Burada ben daha önce Bolu şehrinin Göynük kazasında da Akşemsettin türbesi bulunduğunu ve hatta yılın bir döneminde Akşemsettin şenlikleri düzenlendiğini biliyorum, bu yüzden burada da gerek beldenin isminin Göynük olması ve gerekse Akşemsettin türbesinin bulunması, bilmiyorum, sanırım Akşemsettin, bu iki yöre arasında paylaşılıyor, yorum yapmıyorum.

Ancak burada bulunan Akşemsettin Türbesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu tarafından “Dinsel yapı” olarak tescillenmiştir.

 

KOCAÖZ KASABASI

Bu kasabanın eski ismi Fekeli’dir.

Kasaba il merkezinin 36 km doğusundadır. İlçe merkezine ise 6 km uzaklıktadır. Bolvadin ilçe merkezi ise 25 km uzaklıktadır.

Yapılan çevre incelemelerinde, beldenin tarihinin Arkaik döneme kadar uzandığı bilinmektedir. Nehir kenarında bulunan mezar höyüklerinin Bronz çağından kaldığı düşünülmektedir. Antik çağda, Anabura kasabası buradaydı.

Çobanlar Anabura-Anabora
 

 

Anabura-Anabora

Şehir kalıntılarında yapılan çevre incelemesinde tarihi Arkaik devre kadar uzanmaktadır.

Frig vadisinin önemli şehirlerinden olan Anabura, Roma döneminde de gelişmiş ve bölgenin en önemli şehirlerinden birisi haline gelmiştir.

Bu şehrin harabeleri, Ilıca mevkiindedir. Akşehir’in Ulupınar köyündeki yaylada tek parça 30 cm yükseklikteki kaya üzerinde Antıocheia-Anaboyria yazılı sınır yazısı, Anabora şehrinin sınırlarının Yalvaç’a kadar uzandığını gösterir.

Çobanlar Anabura-Anabora
 

Şehir harabeleri, kaya mezarlar, çeşmelerdeki Grekçe kitabeler ve mimari parçalar, buranın tarihinin birer vesikasıdır.

Feleli Molla oğlu çeşmesi aynasında, Roma dönemine ait mezar steli vardır.

İstiklal Mahallesindeki İzzetlerin çeşmesindeki Grekçe kitabe, Roma dönemine ait olup, bu harabelerden gelen mimari parçalardır.

Afyonkarahisar müzesinde bulunan Artemis heykeli buradan çıkmıştır.

Ancak böyle yazmama rağmen, Afyonkarahisar arkeoloji müzesinde bu heykeli bulup göremedim, resmini çekemedim, yani Artemis heykelleri genellikle Efes yöresinden çıkar, burada Artemis heykeli, keşke görseydim veya bir resmi olsaydı, sizlerle paylaşırdım.

Evet hani üst kısımda buranın yani Anabura kentinin, Frig ve devamında Roma döneminde çok önemli bir şehir olduğunu belirttim ama inanın daha fazla bilgi, ayrıntılı bilgi yok.

 

Yeraltı şehri

2003 yılında çiftlik yapımı için temel kazılırken bir yeraltı şehri bulunmuştur. Yeraltı şehrinde incelemelerde bulunan Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi yetkilileri, MS 2 ile 4’ncü yüzyıla tarihlenen yer altı şehrinin 8 kat olduğu, ancak 2 katını gördüklerini söylemişler, gerekli temizlik çalışmalarından sonra ayrıntılı bilgi sahibi olunacağını söylemişlerdir.

Ancak aradan geçen yıllara rağmen burada herhangi bir araştırma yapılmamış ve yeraltı şehrinin girişi toprakla kapanmıştır.

Evet isterdim ki, size bu yeraltı şehri hakkında ayrıntılı bilgi vereyim ve siz de gidin burayı görün, ancak gitmeyin, görmeyin, çünkü tüm uğraşıma rağmen hiçbir bilgi bulamadım, yetkililerin mazereti sağlam, ödenek yok.

Sadece bilginiz olsun, olur da ileride burayı turizme açmaya niyetlenirlerse bir gittiğimizde umarım görürüz, veya bir gören olursa bilgi verirse seviniriz.

 

 

Afyonkarahisar şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Afyonkarahisar Sultandağı

Afyonkarahisar Sultandağı
 

Afyonkarahisar Sultandağı: Sırtını Sultandağı’na vermiş, önünde Akşehir gölü olan, Afyonkarahisar il sınırlarında olmasına rağmen Konya iline daha yakın ve bereketli toprakları olan bir ilçedir. Burada ülkemizin en lezzetli kirazları yetiştirilir.

ULAŞIM

Sultandağı’nın diğer yörelere uzaklıkları şöyledir. Afyonkarahisar 68 km, Konya 20 km. Beyşehir 135 km. Isparta 163 km, Konya 158 km, Ankara 273 km. dir.

GENEL

İlçe, Ege bölgesi ve İç Anadolu bölgesinin kesişim noktasındadır. Göller bölgesi olarak adlandırılan alanın kuzeyinde, Eber-Akşehir gölleri ve Batı Torosların İç Anadolu’daki uzantısı olan Sultandağı’nın eteklerinde kuruluştur.

Denizden yükseklik 1020 metredir. İklim, kışlar soğuk ve karlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçer. Sanayi ve el sanatları gelişmemiştir. Sulanabilir alanlarda meyvecilik yapılmaktadır.

Kiraz, vişne ve elma üretimi yapılır. Dört deresi Asmalı mevkiinde, orman sahasında geyik üretim merkezi bulunur.

Buradaki geyikler koruma altındadır. Akşehir ve Eber göllerinin bir kısmı Sultandağı sınırları içindedir ve bu göllerde turna ve sazan balığı avcılığı yapılır, kamış ve hasır otu biçilir.

İlçenin bulunduğu alan, depremler bakımından oldukça aktif bir alandır. Çevresindeki diğer merkezlerden kaynaklanan depremlerden etkilenmekle birlikte, 3 Şubat 2002 tarihinde Sultandağı merkezli 6.1 şiddetinde bir deprem meydana gelmiştir.

Bu deprem hem ilçeyi hem de çevredeki diğer yerleşimleri ciddi şekilde etkilemiştir. Kuzeyde alüvyal zemin üzerinde yer alan yerleşimlerde çok ciddi can ve mal kayıpları yaşanmıştır.

 

TARİHİ

Yörenin tarihi çok eskilere kadar gider. Ancak özellikle Bizans ve Selçuklu dönemlerinde doğu ile batı yolları arasında ulaşım noktası olmasıyla önem kazanmıştır.

Anadolu-Bağdat ipek yolunun, Sultandağı’ndan geçmesiyle ticari önem kazanmıştır.

Eski adı İshaklıdır. Çünkü Selçuklu döneminde uç beylerinden İshak bey tarafından kurulmuştur. İshak beyin mezarı çarşı camisinin güneyindedir ve 1989 yılında Belediye tarafından onarılmıştır.

Selçuklular ile Bizanslılar arasında Bolvadin savaşı sırasında, Selçuklu hükümdarı Melikşah, ordusu ile Sultandağı eteklerine çekilmiş ve buraya Sultandağı ismi verilmiştir.

Yöre 1958 yılına kadar Bolvadin’e bağlı iken, çevresindeki köylerle birlikte Sultandağı ilçesi olarak yeniden teşkilatlanmış ve ismi İshaklı değil Sultandağı olarak değişmiştir.

2002 yılında burada büyük bir deprem olur ve 15 kişi hayatını kaybeder.

 

NE SATIN ALINIR

Sultandağı’ndan mevsimi uygunsa kiraz alın, yoksa katmer ve bükme gibi hamur işlerinden satın alabilirsiniz.

 

NE YENİR-NE İÇİLİR

Buralara yolunuz düşerse, özellikle haşhaş ezmesi ve tahin kullanılarak yapılan hamur işlerini (lokul, yağlıkuş, bükme, börek) yemeniz önerilir.

Bunlar geleneksel usullerle pişiriliyor. Ayrıca yine etli, peynirli ve tahinli pide önerebilirim. Özellikle tahinli pide.

Sultandağı Kirazı
 

 

SULTANDAĞI KİRAZI

Burada bir tür kiraz yetiştiriliyor ve “gılli” ile “karaballı” olarak isimlendirilen bu tür kirazlar: yenmesinin yanında genellikle kozmetik ve ilaç sanayiinde kullanılıyor.

Çünkü bu kirazlar, aroma, renk ve tat olarak diğer kiraz türlerine benzemiyor.

Kozmetik, kiraz nasıl kozmetikte kullanılır, özellikle bayanların kullandıkları rujların renklerinin elde edilmesinde Sultandağı’nın gilli isimli ufak tefek ama kullanışlı kiraz kullanılıyor.

İlaç sanayiinde ise, kirazın sapı ve çekirdeği kullanılıyor.

Bu kirazlara “Tadiki” ismiyle lisans alınmış ve büyük bölümü yurt dışına ihraç ediliyor. Hatta, bu kirazların İngiltere kraliçesine gittiği biliniyor.

Dünyaca ünlü bu kirazın geldiği yer, kıraç bir bölgenin ortasında kalan küçük bir alandır.

Çin ve Şili kirazlarının en güçlü rakibi Türk kirazı kirazların kraliçesi olarak biliniyor.

Sultandağı Meslek Yüksek Okulu
 

SULTANDAĞI MESLEK YÜKSEK OKULU

Afyon Kocatepe Üniversitesine bağlı okul, 1994-1995 yılında eğitim ve öğretime başlamıştır. 3 programla eğitime devam etmektedir. 

Bankacılık ve sigortacılık, otobüs kaptanlığı ve gıda teknolojisi programları vardır.

Gerek teknik ve gerekse sosyal programlarla, kamu ve özel kuruluşların ihtiyaç duyduğu ara eleman yetiştirilmektedir.

Son yıllarda yapılan inşaat ve iyileştirme çalışmalarıyla okul küçük bir kampüs haline gelmiştir. 3 blokta faaliyet gösteren okulda, 11 derslik, 1 konferans salonu, 1 bilgisayar laboratuvarı, 1 gıda laboratuvarı ve 1 kütüphane bulunmaktadır. 

Sultandağı
 

 

GEZİLECEK YERLER

Sultandağı ilçesinde gezilip görülmesi önerilen yerler şunlardır: İlçe merkezinde bulunan Kervansaray ve Taş hamam, Yeşilçiftlik beldesinde bulunan Deliklikaya ve Dereçine beldesinde bulunan Buzluk mağarası, Taş köprü ve Lale çeşmesidir.  

Sultandağı Çarşı Camii
 

ÇARŞI CAMİSİ

Günümüzde görülen cami 1912 yılında Hacı İsmail oğullarından Muzaffer Bey tarafından Akşehirli Agop kalfa ve arkadaşlarına yaptırılır.  

Daha önce yapılan eski camiden günümüze sadece minaresi kalmıştır.

Doğu kapısı üstündeki kitabeden, ilk caminin 1458 yılında Karamanoğlu İbrahim Bey hükümdarlığı zamanında yapıldığı anlaşılmaktadır.

Sultandağı Çarşı Camii

Bu camide, kutsal emanetlerden “Sakal-ı Şerif” saklanmaktadır. 

Caminin orijinal minaresi, kesme taştan, üstü ise tuğladan yapılmıştır.

Şerefe altlarında tuğladan süsler bulunur.

Minare üstündeki kitabede, minarenin tamirinin 1814 yılında yapıldığı yazılırdır.

İkinci tamir ise, 1938 yılında Bolvadinli Seydi usta tarafından yapılmıştır.

Sultandağı Laleli Çeşme

LALELİ ÇEŞME

Çeşme kuzeye dönük, kesme taştan yapılmış ve mermerle kaplanmıştır.

Eni 3 metre, derinliği 2 metredir. 14 mermerle örtülmüştür.

İki su olukludur.

Tas yerinin her iki tarafında birer lale ve karanfil kabartmaları vardır.

Bu kale kabartmalarından dolayı, Laleli çeşme ismini almıştır.

Kitabe taşının yeri olmasına rağmen, taş yoktur, bu yüzden kim tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir.

Kitabe yerindeki süs ve yazı bu çeşmeye ait değildir.

Ancak Osmanlı mimarisi özellikleri görülür. Çeşmenin arkasına sonradan abdest almak için musluklar yapılmıştır.

Çünkü hemen yan tarafta bulunan camiye gelenler, buradan abdest alırlar. 1585 yılına ait bir yazılı belgede, bu bölgede Kervansaray, mektep ve Laleli çeşme gösterilmiştir.

Sultandağı Sahip Ata Kervansarayı
 

SAHİP ATA (İSHAKLI) KERVANSARAYI

İlçe merkezinde Çavuş Mahallesi Zübeyde Hanım Bulvarında Çarşı camisinin yanındadır.

Taç kapıların üzerindeki kitabelerden anlaşıldığına göre: 1249 yılında Selçuklu döneminde, II. İzzeddin Keykavus’un saltanatının ilk yıllarında, Vezir Sahib Ata adıyla tanınan Fahreddin Ali Bin El Hüseyin (Sahipata) tarafından yaptırılmıştır.

Sahip Ata, Selçuklu döneminde çok sayıda eser yaptırdığından dolayı “Ebül-hayrat” diye anılır.

Kervansaray, 1885 yılında Keskinzade Sadettin Efendi tarafından tamir ettirilmiş ve daha sonra 1925 yılına kadar ambar olarak kullanılmıştır.

Son olarak 1964 ile 1975 yılları arasında aralıklarla Vakıflar, binayı restore ettirmiştir.

Buranın en önemli özelliği, Afyonkarahisar’daki en büyük kervansaray olmasıdır. Çünkü ana yolun ana duraklarından biridir.

Sultandağı Sahip Ata Kervansarayı
 

 

Mimari planı

Yapı: kapalı bir kışlık bölüm ve onun önünde köşk mescitli avlusu bulunan, Sultan hanları tipinin önemli bir örneğidir.

Yapıyı kuşatan kalın duvarları ve bunların üstündeki dayanak kuleleriyle bir kale gibi görünür.

Kareye yakın ( 36 x 34 metre) planlı avlu kısmına, doğu yönündeki abidevi taç kapıdan girilir.

Ancak mukarnaslı taç kapının tepesi yıkık durumdadır.

Kapının nişinin köşe dolguları bir sıra rozetle süslenmiştir.

Portalın yani kapının yüksekliği 5.10 metredir. Genişliği ise 7.27 metredir.

Üç satırlık süslü kitabe, geniş kapı kemerinin arasına yerleştirilmiştir.

Avlunun zemini taşla kaplıdır. Üst örtüye çıkmak için, bazı hanlarda yer alan merdiven düzeni, burada yoktur.

Üst örtüye ulaşmak için taşınabilir merdiven kullanıldığı düşünülmektedir.

Kervansarayın kışlık kısmına, doğu cephesinde bulunan taç kapıdan girilir.

Kapı cepheden dışa taşkın ve oldukça sadedir.

Dışa doğru eğimli, yarım tonoz şeklindeki geniş kemer üzerinde altı satırlık kitabe bulunur.

Kapalı kısım, uzunlamasına tonozlarla örtülü 24 x 24 metre ölçülerindedir.

İçerisi oldukça loş olan bina, aydınlık kubbesi ve batı duvarlarında bulunan mazgal şeklindeki pencerelerden ışık alır.

Sultandağı Sahip Ata Kervansarayı
 

Köşk Mescit

Avlunun tam ortasında, küçük bir köşk mescit vardır.

Oldukça harap durumdaki köşk mescidin duvarları kesme taştan yapılmış olup, batı duvarının bazı bölümlerinde Roma-Bizans dönemi lahit parçaları kullanılmıştır.

Kemer ayarlar arasında kalan alanda, kesme taştan oluşan birinci kat zemin döşemesi, kısmen çökmüştür.

Bunun sebebinin, bölgede 2002 yılında olan deprem olduğu düşünülmektedir.

Ölçüleri dıştan dışa 7.06 x 7.06 metre, kare planlıdır. İçten ise 4.37 x 4.41 metre boyutlarındadır.

Kıbleye uyum sağlamak için, ana eksene çarpık konumda yerleştirilmiş, kıble yönüne doğru 20 derece kaydırılmıştır.

Bu özelliği yani avlu içinde ana eksene göre farklı konumlanan başka örnek yoktur.

İbadet mekanı, zeminden yükseltilmiştir.

Mescide, kuzey yöndeki merdivenle çıkılır. Mescidin dört köşesinde ve kemerlerinde, basit taş süslemeler vardır.

Sultandağı Sahip Ata Kervansarayı
 

Kervansaray günümüzde restoran ve kafeterya olarak turizme açılmıştır.

Sultandağı Çifte Hamam-Taş Ambar
 

 

ÇİFTE HAMAM-TAŞ AMBAR

İlçe merkezinde, Selçuklu Mahallesinde Çakırağa caddesinde Sahip Ata kervansarayının arkasındadır.

Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne aittir.

Bir ara depo olarak kullanıldığı için halk arasında Taş Ambar olarak da bilinmektedir.

16’ncı yüzyılda Osmanlı döneminde yaptırılmıştır.

Ancak kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

Yapının temel inşa malzemesi, kaba yontu moloz taştır.

Beden duvarlarında, kesme taş da kullanılmıştır.

Kapı ve pencere sövelerinde mermer malzemeye rastlanır.

Hamam doğu-batı doğrultusunda çifte hamam olarak inşa edilmiştir.

Kuzeydoğu tarafından erkekler bölümü girişi, güneydoğusunda ise kadınlar bölümü girişi vardır.

Erkekler bölümü soyunmalık mekanının giriş taç kapısı, kuzeydoğudaki pencere ile dışarıya doğru çıkıntı oluşturur.

Taş kapı iki kısımlıdır.

Sivri kemerli taç kapının alt kısmı girintili olarak yapılan kitabe kısmı bulunur.

Kitabenin altında, kemerli giriş açıklığı bulunur.

Erkekler bölümünün aydınlatılması için taç kapının iki yanına, dikdörtgen planlı sivri kemerle geçilen, demi parmaklıklı pencereler bulunur.

Güneydoğu kadınlar bölümü giriş kapısı, sivri kemerden geçilen üst kısmı ile kemerli alt kısmı bulunur.

Batı cephesindeki külhan bölümü, yol seviyesinin yükselmesine bağlı olarak oldukça alçak seviyede kalmıştır.

Erkekler bölümündeki soyunmalık mekanı, kubbe örtülüdür.

Doğu ve batı kısmında ahşap malzemeden yapılmış soyunmalıklar bulunur.

Su deposu sıcaklık bölümünün batısındadır.

Kuzey güney doğrultulu üzeri beşik tonoz örtülüdür.

Erkekler bölümü soyunmalık kapısında kitabe yeri olmasına rağmen, kitabesi yoktur.

 

DELİKLİ KAYA

Yeşil Çiftlik kasabasındadır.

Burada bir kaya var.

Kaya hakkında anlatılan efsaneye göre, Yunanlılar Kurtuluş savaşında buraya geldiklerinde, bir anne ve bebeği bir kayanın içine saklanırlar.

Kaya, anne, bebek ve bebeğin beşiğini alabilecek büyüklüktedir ve anne ile bebeği, bu kayaya saklanarak Yunanlılardan kurtulurlar.

Bu kaya ziyaret edilebiliyor, ama ziyaret edenler, kayadan hala sallanan beşik ve bebek sesi geldiğini söylerler, siz de ziyaret ederseniz, dinleyin bakalım.

Sultandağı Buzluk Mağarası
 

BUZLUK MAĞARASI

1300’lü yıllarda, Bursa, Osmanlı devletinin başkenti olur.

Padişahın kızı hastalanır.

Hekimler, hastalığın tek çaresinin buz olduğunu söylerler.

Yazın ortasında buz bulmak sorundur.

O sırada, sarayla muhafız olarak bulunan Dereçineli yani Sultandağı’na bağlı bir kasabadan olan asker huzura çıkar ve buz bulabileceğini söyler.

Askerin emrine develer verilir ve asker yola çıkar.

Sultandağı’ndaki buz mağarasına gelir, istediği kadar buzu alır, samanların içine yerleştirir ve yaz sıcağında Bursa’ya götürür.

Padişah çok memnun olur ve askere “Dile benden ne dilersen” diye sorar.

Asker köyünde kendisine bir ev yaptırılmasını diler ve Padişahın emri ile askerin köyünde bir ev yapımına başlanır.

3 katlı olarak planlanan ev, 2 kat olunca durur, çünkü evin yapıldığı yer rüzgara açık olduğundan sadece 2 katı tamamlanabilir.

Evin kalıntıları, günümüzde de hala durmaktadır.

Sultandağı Buzluk Mağarası
 

Evet bu efsaneden sonra gelelim Buzluk Mağarasını anlatmaya:

Buzluk mağarası, Dereçine kasabasının güneyindedir.

Buraya ulaşmak için Afyon-Konya karayolu kullanılır.

Küçük Kirazlı Yaylasına gelmeniz gerekiyor.

Kalan yolu ise yürüyerek gideceksiniz ki, yaklaşık 4 saat yürümeniz gerekiyor.

Yani biraz zahmetli bir yolculuk ve özellikle oldukça yüksek, soğuk ve karlı bir bölgede bulunan mağaraya çıkmak için yaz dönemini tercih ediniz.

Sultandağı Buzluk Mağarası
 

Mağara girişi, sadece 1 kişinin sığabileceği büyüklüktedir.

Girişten 5 metre sonra buzlanma başlıyor ve aşağı inildikçe hava daha da soğumaya başlar ve bazı yerlerde görülen buzlanmalar ve buz sarkıtları, sıra dışı manzaralar sunuyor.  

Sultandağı Taş Köprü
 

 

TAŞ KÖPRÜ

Köprü Karapınar ile Sultandağı ilçelerini birbirine bağlayan yol üstündedir. Yani tarihi ipek yolu üzerindedir.

Köprü, Akşehir ve Eber gölü arasındaki su akıntısının üzerine yapılmıştır.

Bir zamanlar Eber gölü, bu köprüye kadar uzanıyormuş ve Eber gölü taştığında köprü de gölün suları altında kalıyormuş.

Bunun önlenmesi için 1968 yılında buraya beton borular ilave edilmiştir.

Ancak 1995 yılından bu yana gölün sularının çekilmesi ve derenin kuruması nedeniyle, köprü nehir yatağı üzerinde kalmıştır.

Köprü Kurtuluş savaşında Türk kuvvetleri tarafından yıkılmış, düşman gittikten sonra yeniden onarılmıştır. Şimdi yanına geçit için yeni köprü yapılmıştır.

 

 

 

Afyonkarahisar şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Afyonkarahisar Sinanpaşa

Afyonkarahisar Sinanpaşa
 

Afyonkarahisar Sinanpaşa; ilçesi bölgesinde: Başkomutanlık Tarihi Milli Parkı ve şehitlikler önem kazanıyor, ayrıca ilçenin ismini aldığı Sinan Paşa külliyesi de görülmeye değerdir.

ULAŞIM

Sinanpaşa ilçesi Afyonkarahisar-Uşak-İzmir karayolu üzerindedir. İl merkezine uzaklık 33 km dir.

Afyonkarahisar Sinanpaşa
 

 

GENEL

İlçe ovalık bir arazide kurulmuştur. İlçe ekonomisinin temelini tarım oluşturur. Hayvancılık da önemli yer tutar. İlçede kök boyalı kilim ve halı dokumacılığı yaygındır.

İlçede karasal iklim hakimdir ve buna bağlı olarak kışlar soğuk ve kar yağışlı, yazlar kurak ve sıcak geçer.

 

TARİHİ

İlçe MÖ 4000’li yıllardan itibaren yerleşim görmüş, çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Zaman içinde, bölgede Hititler, Romalılar ve Bizanslılar egemen olmuştur. 12’nci yüzyılda ise Türkler görülür.

Sinanpaşa ilçesine adını veren Sinan Paşa: Akkoyunlu devletinin ileri gelen beylerinden Mehmet Bey’in küçük oğludur. 1473 yılında Fatih Sultan Mehmet ile Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan arasında yapılan Otlukbeli savaşından sonra babasıyla Fatih Sultan Mehmet’e sığınmış, sarayda ve enderunda eğitim görmüştür.

Pek çok sefere katılan ve sancaklarda görev yapan Sinan Paşa, daha sonra emekli olmuş, Sincanlı ovasında Çathöyük ve Küçükhöyük köylerinde yaşamıştır. Çathöyük köyü yani günümüzdeki Sinanpaşa ilçesi, Kırka ve Ahmetpaşa mevkiinde cami, imaret, okul ve hamam yaptırmıştır.

Halk, cami çevresinde yerleşmeye başlamış ve çiftlik, Sinanpaşa adını almış, Sincanlı’nın kadılık merkezi olmuştur.

Sinanpaşa, 1894 yılında nahiye merkezi olur. Ardından Kurtuluş Savaşı öncesinde Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. 30 Ağustos Meydan Muharebesinde, Yunan işgalinden kurtarılmıştır.

Sinanpaşa, Cumhuriyetten sonra 1934 yılına kadar köy olarak kalmış, sonra nahiye merkezi olmuştur. 1948 yılında belediye teşkilatı kurulmuş, 1953 yılında ilçe merkezi olmuş ve Sincanlı ismini almıştır. Sincanlı ismi, 2004 tarihinde TBMM tarafından Sinanpaşa olarak değiştirilmiştir.

 

NE SATIN ALINIR

Bu yörede, taş fırınlarda yapılan patatesli köy ekmeği almalısınız. Bu ekmekler, yaklaşık 1 hafta tazeliğini korur.

Ayrıca Taşoluk beldesinden bal, Kırka beldesinden taş değirmende öğütülen buğday, kırka beldesinden kaymak böreği satın alabilirsiniz.

 

NE YENİR-NE İÇİLİR

Buraya yolunuz düşerse, gözleme, yöresel kahvaltı ve ızgara önerilir. Izgara için, Antalya yolundaki Akören beldesi uygun.

Sinanpaşa Meslek Yüksek Okulu
 

 

SİNANPAŞA MESLEK YÜKSEK OKULU

2006-2007 yılında öğrenci alarak eğitime başlamıştır. Kampüs alanı, ilçe merkezindedir.

Kampüs alanında: tarihi taş bina, eğitim binası, kantin ve okul bahçesi vardır.

Yüksek okulda, Bilgisayar programcılığı programı vardır. 4 program daha açılması planlanmaktadır.

 

GEZİLECEK YERLER

Tınaztepe bölgesindeki 32 inler ve Taşoluk Beldesindeki Gerdeklik ve altı kapılı inler Frig kaya yerleşimi, Çobanözü ve Yörükmezarı köyünde MS 6’ncı yüzyılda yasaklanan Hıristiyanlığın kalıntısı olan kilise, çeşme Hıristiyan mezarları vardır.

Sinanpaşa Külliyesi
 

SİNANPAŞA KÜLLİYESİ

İlçe merkezindedir.

Amasyalı mimar Mustafa tarafından Osmanlı mimarisine uygun olarak 1525 yılında Osmanlı vezirlerinden Sinan Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Külliye: cami, hamam, imaret, sıbyan mektebinden oluşur. Günümüzde, külliyenin çevresine ilçe yerleşimi kurulmuştur.

Cami: Kitabesine göre 1524-1525 yılları arasında inşa edilmiştir.

Caminin bulunduğu yerin adı aslında “Sıçanlı” iken “Sincanlı” olarak değiştirilmiş, resmi adı son yıllarda “Sinanpaşa” olmuştur.

16’ncı yüzyılda Osmanlı imparatorluğunda çok sayıda Sinan Paşa vardır.

Bu külliyeyi yaptıran Sinan Paşa, Celaleddin Sinan Paşa olarak kabul edilir.

Bir söylentiye göre: Sinan Paşa, Çathöyük’ten bir çoban olarak hayata atılmış ve Yavuz Sultan Selim’in gözüne girerek vezir yapılmıştır.

Ama biraz önce de söylediğim gibi, Osmanlı tarihinde birçok Sinan Paşa vardır ve bu külliyeyi yaptıran Sinan Paşa ile ilgili bir bağlantı tespit edilememiştir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivinde sureti bulunan vakfiyeye göre, Kanuni Sultan Süleyman dönemi vezirlerinden Sinan Paşa’nın imaretin banisi olduğu anlaşılmaktadır.

Evliya Çelebi, külliyenin yapımından 140 yıl sonra, 1671 yılında çıktığı bir seyahatinde buraya uğrar ve şunları yazar “Karye-i Sinan Paşa 200 haneli bir Müslüman köyüdür ve Karahisar Paşasının voyvodalığı hükmünde bulunur.

Haftada bir büyük Pazar kurulur.

“Evliye Çelebi, imaretin kurucusunu Gazi Sinan Paşa adıyla yazar.

İmareti teşkil eden yapıların kubbelerinin kurşun kaplı olduğunu işaret eder.

Külliyenin merkezinde olan cami, Osmanlı dini mimarisinin 14 ve 15’nci yüzyıllarda çok sayıda örneğine rastlanan, fakat 16’ncı yüzyılın ilk yarısı içlerinde artık yapımına devam edilmeyen, zaviyeli camilerin sonuncusudur.

Tabhane mekanlarında gezgin dervişler misafir edilirdi.

Caminin sağ tarafında ve avlu duvarına bitişik olarak inşa edilen tek kubbeli bir yapı vardır.

Avluya bakan cephesinin bir kenarında bir kapısı ve bir penceresi olan bu binanın ne olduğu bilinmemektedir.

Bu tek kubbeli mekanın sıbyan mektebi olduğu düşünülmektedir.

Nitekim Sinan Paşa vakfıyesinde burada bir mektep olduğu bildirilmektedir.

Aşhane ve imaret binası, avlunun sağ tarafında bir sıra üzerinde dizilmiştir.

Hepsi de beşik tonozla örtülü değişik ölçülerde dört mekandan ibarettir.

Avlu kapısının hemen sağında, bugün biraz çukurda kalmış olan Sinan Paşa’nın açık türbesi vardır.

Dört sütuna dayanan dört kemer üzerinde küçük bir kubbe bulunur.

Türbede bulunan bozuk kitabede 1896 tarihi okunmaktadır.

Buna göre türbenin kubbesi çok geç bir devirde büyük bir tamir geçirmiştir.

Türbenin içinde mermer bir lahit vardır. Sinan Paşa külliyesinin bir parçası olan hamam, külliyenin biraz uzağındadır.

Dış mimarisi pek açıkça görülmemekte, soyunmalık yeri ise geç bir döneme aittir.

Bir ılıklık bölümünden sonra gelen sıcaklık kısmı dört eyvan şemasına göre inşa edilmiştir.

Hamamın batı cephesine bitişik, çok yeni tarihlere ait bir çeşme vardır.

Bu çeşmenin taşları, eski işlenmiş parçalardan oluşuyor.

Sinanpaşa Boyalı-Kureyş Baba Külliyesi
 

 

BOYALI-KUREYŞ BABA KÜLLİYESİ

İlçe merkezine bağlı 25 km uzaklıktaki Boyalı köyündedir. İzmir-Afyon karayoluna 3 km uzaklıktadır.

Ne zaman ve kim tarafından yapıldığı belli değildir.

Akkoyunlu boyundan gelme Oğuz oğlu İlyas Bey oğlu Mimar Kureyş Bey tarafından 1210 yılında yaptırıldığı düşünülen külliye: Selçuklu dönemine ait bir yapı topluluğu olan külliyede: hankah, kümbet ve eyvan tipi iki anıt mezar vardır.

1671 yılına Afyonkarahisar’a gelen Evliya Çelebi, Boyalı köyüne de uğrayarak izlenimlerini yazmıştır.

Çelebiye göre “Boyalı, Ali dağı eteğinde 100 haneli bir Müslüman köyüdür.

Külliye İrem Bağı misali güzel bir bahçe içerisindedir.

Asitanede hazreti Peygamberin alem-darı (bayraktarı) Kurtebi (Kureyşi) gömülüdür.

Osmanlı döneminde bir ziyaretgah olan külliyenin tekke kısmında 17’nci yüzyılda Bektaşi dervişleri bulunuyordu.” Bu yazılardan hareketle, türbedarda bulunan kişinin kimliği konusunda çelişkiler vardır.

Yapının bütünü 22 metre uzunluğunda ve 15 metre genişliğindedir.

Duvarlarda düzgün olmayan yontma taşlar kullanılmış, kemerlerde tuğlalara yer verilmiştir.

Yer yer Bizans yapısından toplanan malzeme de kullanılmıştır.

Külliye: çeşitli kaynaklar tarafından medrese, karakol binası ve türbe olarak ve başka kaynaklar tarafından ise sadece medrese olarak nitelendirilir.

Ancak 1968 yılında yapılan araştırmada, buranın bir hankah-tekke olduğu anlaşılmıştır. (hankah: dervişlerin toplanıp zikir yaptıkları yerlere denir.)

Bu çeşit yapıların çoğunda olduğu gibi fethedilen toprakların Türkleştirilmesinde fonksiyonu gereği, bir Bizans yapısının yakınında veya yerinde, hatta bir dereceye kadar onun malzemesiyle inşa olunmuştur.

Fakat hankah plan ve üst yapı bakımından tamamen Türk mimari geleneklerine bağlıdır.

Dergah olarak nitelendirilen bu yapının girişinde 2 büyük oda, ortada yarım kubbeyle desteklenen küçük bir kubbenin örttüğü avlu, bunun da çevresinde üçer oda vardır.

Bu binanın doğusunda ve onunla aynı yükseklikte, düzgün kesme taştan yapılmış olan türbeye “Eyvan Türbe” ismi verilir.

Bu külliye, Anadolu’da Türk yerleşkesine işaret eden eserlerdendir ve Orta Asya’dan gelen Türk (Horasan) boylarının iskanıyla ilgilidir.

Orta Asya geleneklerini sürdüren, bir eyvan türbenin ve insan, hayvan, av tasvirleriyle süslü İslami mezar taşlarının varlığı da bu külliyenin bu bağlantısının başlıca işaretidir.

Külliyenin birimleri 1971-1972 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.

Külliyeden günümüze kadar ulaşmış olan kümbet, Kureyş Bey’e ait anıt mezardır.

Sinanpaşa Otuzik İnler
 

 

SİNANPAŞA OTUZİKİ İNLER

İlçe merkezine bağlı Tınaztepe kasabasının güney batısındaki dağların yamaçlarındadır.

Sinanpaşa ovasının tümüne hakim tepelerde kayalara oyularak yapılmıştır.

Maalesef ayrıntılı araştırma ve bilgi yoktur.

 

Sinanpaşa 26 Ağustos Tabiat Parkı

26 AĞUSTOS TABİAT PARKI:

Alanın hemen doğusunda yer alan Büyük Taarruz Şehitliği ve Başkomutan Mustafa Kemal Anıtı’nı ziyaret ederek Tabiat ve tarih turizmini bir arada yaşayabilir, göl kenarına inerek buralarda barınan su kuşlarının fotoğraflarını çekebilir, parkın içinde bulunan yürüyüş yollarını kullanarak yürüyüş yapabilir, bisiklete binebilirsiniz. 

Evet doğal güzellikler içerisinde piknik yapmaya olanak tanıyan parkta çim alan üzerinde; oturma yerleri ve barbekü olanları yer alıyor. 

Ayrıca: kamelya, barbekü, oyun alanı, otopark, halı saha, tenis kortu gibi tesisler var. Araçla giriş ücretlidir. Bölgeye herhangi bir toplu taşıma aracı olmadığından özel aracınız ile gitmeniz gerekir. Özellikle bahar aylarında çok güzel olan park, yaz aylarında da büyük ilgi görüyor. 

 

Sinanpaşa Başkomutanlık Tarihi Milli Parkı
 

BAŞKOMUTANLIK TARİHİ MİLLİ PARKI

Toplamda 348 bin dekarlık alanı kaplayan park, Uşak, Kütahya ve Afyonkarahisar il sınırları içine yayılmıştır. Afyonkarahisar il merkezine 16 km uzaklıktadır. 

Büyük Taarruzun yaşandığı ve büyük bir başarıya şahit olan Kocatepe ve Dumlupınar bölgeleri, tarihi ve kültürel değerleriyle birlikte 8 Kasım 1981 tarihinde Türkiye’nin 17’nci Milli Park olarak ilan edilmiştir.

Milli parkın en önemli kaynak değeri olan harp tarihi, arazinin jeolojk yapısı ve bitki örtüsüyle de desteklenmektedir.

Ormanlık alanlar içinde, bütün yıl su bulunan vadi boyları, pek çok endemik türleri kapsayan bitki örtüsü ve yaban hayatı zenginlikleri bulunur.

Sinanpaşa Başkomutanlık Tarihi Milli Parkı
Her yıl 25 Ağustosu 26 Ağustosa bağlayan gece tüm ülkeden gelen ziyaretçilerle birlikte Mustafa Kemal Paşa ile diğer komutanlar ve Türk birliklerinin, Şuhut’tan Kocatepe’ye ilerledikleri güzergahta Zafer Yürüyüşü etkinlikleri düzenlenir.

 

Milli park alanı içinde, Kurtuluş Savaşının yaşandığı tarihi yerler, anıtlar ve şehitlikler vardır.

İçerisinde tarihi alanların yanı sıra endemik bitkilerin de yer almasından dolayı Milli Park statüsüne alınan bu yerde kamp alanı içerisinde piknik yapmak mümkündür. Hem tarihi öğrenip hem de güzel bir gün geçirme şansı sunan Başkomutanlık Tarihi Milli Parkında doğayı da keşfedebilirsiniz. 

Ancak burası sadece bir piknik ya da kamp alanı olarak düşünülmemelidir. Burada geçen çetin savaşların izleri bugün dahi korunuyor ve gelen ziyaretçilerin ilgisiyle karşılaşıyor. Evet park alanına araç girişi ücretlidir. 

 

Parkın Afyonkarahisar bölümünde

Kocatepe Anıtı ve Kitabesi, Yüzbaşı Agah Efendi şehitliği, Büyük Taarruz şehitliği ve Mustafa Kemal Atatürk Anıtı, Albay Reşat Çiğiltepe şehitliği, Zafer Müzesi bulunuyor.

Sinanpaşa Kocatepe Anıtı ve Kitabesi
 

Kocatepe Anıtı ve Kitabesi

Kocatepe, Anadolu’nun ve Türk ulusunun kurtuluşunu sağlayan Büyük Taarruzun, 28 Ağustos 1922 tarihinde Başkomutan Mustafa Kemal tarafından başlatıldığı, sevk ve idare edildiği yerdir.

1874 metre rakımlı tepededir. Üzerinde boy çukuru, Atatürk anıtı, kitabe ve seyir terası vardır.

Sinanpaşa Yüzbaşı Agah Efendi Şehitliği
 

Yzb Agah Efendi Şehitliği

Büyük Taarruzun 2’nci günü olan 27 Ağustos 1922 günü, Kurtkaya tepesinde şehit düşen 12.Tümen 36.Piyade Alayı, 6.Bölük Komutanı, Bayburtlu Ziver Bey oğlu Yüzbaşı Agah Efendi ve Sinoplu Üsteğmen Feyzullah Efendi ve 100 Mehmetçik adına yapılan şehitlik, 26 Ağustos 1972 yılında inşa edilmiştir.

 

Büyük Taarruz Şehitliği ve Mustafa Kemal Atatürk Anıtı

26 Ağustos 1922 günü Kocatepe’de Büyük Taarruz Harekat Emrini vermesiyle birlikte, 26-27-28 ve 29 Ağustos 1922 tarihlerinde şehit düşen 275 subay ve 2150 Mehmetçik, toplam 2425 Şehit anısına yapılan, sembolik bir şehitliktir. (500 şehidin mezar taşları vardır.)

Sinanpaşa Zafer Müzesi
 

 

Zafer Müzesi

Afyonkarahisar şehrinin 27 Ağustos 1922 günü, saat 17.30’da 8.Tümen, 189.Alay tarafından alınmasından sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün Kocatepe’den inerek, arabasıyla Afyonkarahisar’a geldiği ve aynı zamanda 30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesinin planlarının yapıldığı, taarruz emrinin verildiği binadır.

Sinanpaşa Zafer Müzesi
 

Binada: Atatürk, Genel Kurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü kendilerine ayrılan odalarda kalırlar ve kaldıkları odalar, kendi adlarına ayrılarak düzenlenmiştir.

Sinanpaşa Zafertepe Anıtı
 

Zafertepe Anıtı

30 Ağustos 1922 günü sabahı Mustafa Kemal Paşa, Afyonkarahisar’dan otomobille, bu tepeye gelerek saat 14.00’den itibaren, Başkomutanlık Meydan Muharebesinin rasat noktasından sevk ve idare eder.

Çatılmış silahların uzaktan görünüşü veya alev alev meşale hissini uyandıran Zafertepe Çalköy’deki Zafer Abidesi, asıl manası ile Kurtuluş savaşını ve Türk milletini içte ve dışta meydana gelebilecek kötü tesirlere karşı er geç birleşerek zafere gidebileceğini temsil eder.

Sinantepe İstiklal Tanıtım Merkezi
 

İSTİKLAL TANITIM MERKEZİ

İzmir-Antalya-Afyonkarahisar karayolu kavşağında, şehir merkezine 17 km uzaklıkta, Sinanpaşa ovasındadır. 26 Ağustos Tabiat parkının hemen yanı başındadır.

Sinanpaşa İstiklal Tanıtım Merkezi
 

Gelecek nesillere yurt topraklarının nasıl kurtarıldığının şuurunu ve ruhunu vermek amacıyla İstiklal Tanıtım Merkezi açılmıştır.

Panoramik Müze niteliğinde yapılan İstiklal Tanıtım Merkezi, 2 kattan oluşur.

Müze içinde Türk tarihinin önemli olaylarının anlatıldığı ve eski Türk devletlerinin tanıtıldığı panolar yer almaktadır.

Büyük Taarruz bölgesinin 3 boyutlu maketinin üstünde projektörle orduların hareketi görsel anlatımı yapılmakta olup Kurtuluş Savaşının resim sergisi gösterilmekte ayrıca Büyük Taarruz Harekatının resmedildiği 700 metre karelik panorama alanı görülmektedir.

Sinanpaşa Büyük Taarruz Şehitliği
 

BÜYÜK TAARRUZ ŞEHİTLİĞİ

Şehitlik Afyonkarahisar il merkezine 16 km uzaklıkta, Işık Tepe (Sarıkız) mevkiindedir.

Ankara-Antalya-İzmir karayollarının kavşağında, çok geniş bir alandadır. Yol kavşağına çok yakındır.

Burada: 26-29 Ağustos 1922 tarihlerinde Dumlupınar ve Afyon arasında yapılan savaşlarda şehit düşen 275 subay ve 2150 Mehmetçiğin anısına 1993 yılında yapılmış sembolik bir şehitlik vardır.

Şehitlik olarak seçilen Işık tepe: Sincanlı ovasının başlangıcındadır ve savaşın en yoğun olarak geçtiği yerdir.

Sinanpaşa Büyük Taarruz Şehitliği
 

3000 metre karelik alanı kaplar.

Şehitliğin giriş kapısı: 8 metre yükseklikte sivri kemerlidir.

Şehitliğin giriş bölümünde, solda namazgah, sağda şadırvan ve girişin tam karşısında mermerden yapılmış, sekizgen kaide üzerinde, tepeyi sembolize eden toprak ve kaya parçalarının üzerinde gösterilmiş, bronzdan Atatürk’ün Kocatepe’de düşünceli duruşunu gösteren anıt vardır.

Kapı ile Atatürk anıtı arasındaki kısımda, şehit olan 500 er ve 100 subayın künyelerini içeren temsili mezar taşları vardır.

Bu anıt: kaidesiyle birlikte 18 metre yüksekliktedir.

Alttaki mermerden sekizgen kaidenin her cephesine, Büyük Taarruza katılan komutanların isimleri yazılıdır.

Anıtın her iki tarafında, savaş sahnelerini canlandıran 45 metre karelik iki rölyef vardır.

Evet, bugün bu ülke topraklarında özgür bir şekilde yaşamamızı borçlu olduğumuz, bu uğurda canlarını veren şehitlerimiz için, biraz zaman ayıralım ve şehitliği ziyaret edelim.

 

Sinanpaşa Miralay Reşat Çiğiltepe Şehitliği
 

MİRALAY REŞAT ÇİĞİLTEPE ŞEHİTLİĞİ

Afyonkarahisar il merkezine 43 km uzaklıkta, 1591 metre rakımlı Çiğiltepe’de yer almaktadır.

Çiğiltepe’de şehit olanların anısına sembolik olarak 1996 yılında yapılmıştır.

Sinanpaşa Miralay Reşat Çiğiltepe Şehitliği
 

Çevresi mermer korkuluklarla çevrili şehitliğin içinde, çimenle kaplı yerde, küçük mermer plaketlere, burada şehit düşenlerin isimleri yazılıdır.

2004 yılında, Afyonkarahisar valiliği tarafında çevre düzenlemesi ve ağaçlandırma yapılmıştır.

Ayrıca, şehitliğe giden Afyon-Antalya yolu üzerindeki ayırım noktasından itibaren 10 km lik yol asfaltlanmıştır. Y

Yani, geçerken buraya biraz zaman ayırıp girebilirsiniz, yol sorunu yok.

Şehitliğin girişinde, Albay Reşat Çiğiltepe’nin bronz büstü ve kitabe var.

Sinanpaşa Miralay Reşat Çiğiltepe Şehitliği
 

27 Ağustos 1922 günü Çiğiltepe’yi ele geçirmekle görevlendirilen 57’nci Tümen Komutanı Miralay Reşat Bey, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal’e tepeyi yarım saat içinde ele geçirmek için söz vermiştir.

Ancak sözünü yerine getiremez ve tabancası ile intihar eder.

Ne var ki, bu kahramanın intiharının ardından kısa bir süre sonra Çiğiltepe, Türk askerleri tarafından ele geçirilir.

 

CİDYESSUS

İlçe merkezine bağlı Küçükhöyük kasabasında höyük mevkiindedir. Küçükhöyük kasabası, İlçenin en büyük kasabasıdır.

Burada bulunan höyük üzerinde yapılan yüzey araştırmalarında, MÖ 3000’lerde burada yerleşim tespit edilmiştir.

Zaman içinde, burada Hititler, Romalılar ve Bizanslılar hakim olmuştur.

Bölgede bulunan ve müzede sergilenen “kol biçiminde konik bir kap” ile “yonca ağızlı testi” kasabada, Hitit hakimiyetinin kalıntıları olarak görülür ve buranın Hitit zamanında yerleşim yeri olarak kullanıldığını kanıtlar.  

Hitit ve Roma dönemindeki döneme ait bilgi yoktur.

Roma döneminde buranın ismi “Cidyessus” olmuştur.

Cidyessus, Roma döneminde para basımı yapılan bir yerleşim yeri olmuş, İmparator adına yarı özerk olarak bronz kent sikkeleri bastırılmıştır. (Afyon yöresinde para basılan 18 şehirden biridir.)

Ayrıca mevcut belgelerde: Ciidyessus’ta üç piskoposluktan bahsedilir.

Bunlardan Herakleios, 451 yılında Kalsedon konseyine katılır.

Andreas 787 yılında İznik konseyine ve Thomas ise 879 yılında Konstantinopolis konseyine katılır.

Günümüzde, Cidyessus Katolik Kilisesi tarafından kutsal yer olarak kabul edilir.

 

Sinanpaşa Yıldırım Kemal Şehitliği
 

YILDIRIM KEMAL ŞEHİTLİĞİ

İlçe merkezine 12 km uzaklıkta, Yıldırımkemal köyündedir.

Eski adı Küçükköy iken Yıldırım ismini alan köyde, şehitlik tren istasyonu bitişiğinde yapılmıştır.

Yıldırım Kemal: Konya’da hastanede iken, kaçarak Fahrettin Altay Paşa’nın bulunduğu cepheye gelmiş, Paşa onu 2’nci Tümene göndermiş, bu arada Küçükköy’de muharebe etmekte olan 2’nci Alaya katılmıştır.

 

Sinanpaşa Yıldırım Kemal Şehitliği
 

Yıldırım, 27 Ağustos 1922 tarihinde Küçükköy tren istasyonundaki Yunan birliklerini ortadan kaldırmakla görevlendirilir.

Yapılan çarpışmalar sonunda, Küçükköy, düşmandan temizlenir ancak Üsteğmen Yıldırım Kemal ile 4 subay ve 30 er, burada şehit olur.

Topluca gömülen şehitlerin mezar ve anıtları, 1966 yılında bugünkü biçimde yapılır. 1996 yılında ise yeni düzenleme olur.

Sinanpaşa Tazlar Piknik Alanı

TAZLAR PİKNİK ALANI:

Tazlar köyünde bulunan Piknik Alanı, içerisinde barındırdığı 500 yıllık çam ağaçlarıyla ünlü bir noktadır. Rahat bir şekilde piknik yapmanızı sağlayan kamelyaların yanı sıra mangal için belirlenen barbekü alanlarını da bulunduran mesire yerinde, güzel vakit geçirmek mümkündür. 

 

 

 

 

Afyonkarahisar şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.