Balıkesir İvrindi

Balıkesir İvrindi
 

Balıkesir İvrindi: İvrindi, Balıkesir il merkezine 37 km uzaklıktadır. Balıkesir-Edremit karayolu üzerinde 35’nci kilometreden 2 km içeridedir. İvrindi, Edremit arasındaki uzaklık: 51 km. dir. İvrindi, Havran arası 43 km, İvrindi Edremit arası 51 km, İvrindi Bergama arası 70 km. dir.

TARİHİ

Mysia bölgesi olarak bilinen bölge, uzun süre Bergama krallığı yönetiminde kalmıştır. Daha sonra Roma ve Bizans hakimiyetleri görülür. 1071 yılından sonra, bölgede büyük guruplar halinde Türk göçü olmuştur. 1345 yılında bölgede Osmanlılar hakimdir.

Yunan ordusu 26 Ağustos 1922 tarihinde ilçeyi işgal etmiş, 7 Eylül 1922 tarihinde ise kaçmışlar ve ilçe işgalden kurtarılmıştır. 1923 yılında Cumhuriyetin kurulmasının ardından, İvrindi, ilçe olmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarında belde olan İvrindi, 2 Ağustos 1944 tarihinde ilçe oldu.

İvrindi isminin kökeni

İvrindi kelimesinin “Aya Rindi” kelimesinden veya Rumca pınar anlamına gelen “Avrandi” kelimesinden geldiği düşünülmektedir.

Balıkesir İvrindi
 

GENEL

İlçenin bulunduğu yer genel olarak dağlıktır. İlçenin en önemli akarsuyu “Koca çay” dır. Madran dağından çıkar, Güngörmez mevkiinde Dadalar çayı ile birleşir ve Manyas gölüne dökülür. Bölgede Akdeniz iklimi görülür. İlçenin çevresini 500-800 metre yükseklikte tepeler kuşatır. İlçenin denizden yüksekliği ortalama 190 metredir. İlçede yaşayanların ekonomisi tarıma dayalıdır. Hayvancılık ta gelişmiştir. Arıcılık ve tavuk besiciliği de yaygındır. Köylerde el dokumacılığı yapılır.

NE YENİR

İvrindi mutfağı oldukça zengindir. Yöresel yemekler arasında: tirit, börülce, sura, manav tarhanası, saçaklı mantı, keşkek, güveç, peynirli patlıcan, düğün çorbası, zerde deneyebilirsiniz.

İvrindi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu

İVRİNDİ SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEK OKULU

Balıkesir Üniversitesine bağlıdır. 28 Ağustos 2008 tarihinde İvrindi Belediyesine bağlı Atatürk Meydanındaki geçici binada eğitime başlamıştır. 24 Eylül 2018 tarihinde ise Bedrettin Mahallesindeki kendi yerleşkesine geçmiştir. Tıbbı Hizmetler ve Teknikler bölümüne bağlı 4 programda eğitim verilmektedir. 

 

 

Balıkesir İvrindi
 

GEZİLECEK YERLER

İvrindi Gömeniç Kalesi

GÖMENİÇ KALESİ

Gömeniç Mahallesinde Köy civarı mevkiindedir.  İlçe merkezine 13 km uzaklıktadır. Kale kalıntısı Bizans dönemine tarihlenmektedir. Kalenin içinde ana kayaya oyularak oluşturulmuş büyük sarnıç bulunur. Kaledeki kalıntılar, Bizans kalelerinin yakınındaki Roma yerleşimlerinde yaşamın devam ettiğini düşündürmektedir. Burada ulaşımın daha kolay olduğu bir tepe üzerinde Roma dönemi yerleşim kalıntıları yer alırken, hemen yakınındaki savunma açısından oldukça elverişli bir başka tepe üzerinde ise Bizans kalesi konumlanmış durumdadır. 

Arkeolojik Sit alanı olarak tescil edilmiştir. 

İvrindi Molla Yusuf Çeşmesi

MOLLA YUSUF ÇEŞMESİ:

Molla Yusuf tarafından yaptırılmıştır ve 100 yıllık olduğu tahmin edilmektedir. Çeşme, taşlar işlenerek kesme taş ve Horasan harcı kullanılarak yapılmıştır. Gerek başı ve gerekse gerizleri derinde olduğundan, kışın ılık, yazın soğuk akar. Gerizlerinin iki-üç adam boyu kadar derinlikte iskele kurularak yazıldığı öğrenilmiştir. 

İvrindi Eski Hükümet Konağı

İVRİNDİ ESKİ HÜKÜMET KONAĞI:

İlçe merkezinde Sakarya Mahallesi Atatürk Meydanındadır. 

Osmanlı dönemi mimarisinin güzel bir örneğidir. Bina, Tanzimat dönemi mimarisinin izlerini taşır. Eski Kaymakamlık binası olarak da bilinen bu yapı, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve İvrindi Belediyesi iş birliğiyle müzeye dönüştürülmüştür. 

Bodrumlu ve 2 katlı olan binada, Tanzimat döneminde ülkede imar faaliyetlerini yürüten Ebniye-i Hassa Müdürlüğünde görevli mimarların denetiminde, yöre ustaları tarafından yığma sistemiyle inşa edilmiştir. 1886 yılında yapılan binada, saçak kotuna yakın iki köşesinde yer alan birer kesme taş üzerinde yazılı olan 1896 tarihi, yapının geçmişte geçirdiği bir onarım kitabesi olduğu düşünülür. 

Yapının özellikle cephesi ilgi çeker. 

İvrindi Şeyh Bedrettin Hamamı

ŞEYH BEDRETTİN HAMAMI

İlçe merkezine bağlı Bedrettin Mahallesindedir. 

Şeyh Bedrettin’in İvrindi’de 1420-1440 yılları arasında yaşadığı ve yapının bu tarihlerde inşa edildiği tahmin edilmektedir. Ancak kitabesi olmadığından net tarih belli değildir. 

Hamamın kuzey tarafında, halk tarafından Şeyh Bedrettin zamanından bu yana aktığına inanılan bir çeşme vardır. 

İvrindi Gökkemer Kayası

GÖKKEMER KAYASI

İlçe merkezinin 3.5 km kadar güneydoğusundadır. Araçla toprak yol üzerinden ulaşmak mümkündür. Araç park yerinden sonra yaklaşık 900 metre kadar yürümek gerekir. 

Dünyada sadece 5 tane bulunan, benzersiz doğa oluşumlarından biridir ve bu yüzden alan, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından Ulusal Jeopark olarak ilan edilmiştir. 

İvrindi Gökkemer Kayası

Gökkemer, İda Madra Jeoparkının simgesel bir karstik yapısıdır. Kemer daha önce var olan karstik mağaranın çökmesi sonucu oluşmuştur. Bu jeosit aynı zamanda tercih edilen bir tırmanma ve doğa sporları merkezidir. Bu özelliği nedeniyle, yakın çevrede görülen jeomorfolojik gençleşmeye ayak uyduramayarak askıda kalmıştır.

Gökkemer doğal köprüsünün bulunduğu yerde gençleşmenin çok hızlı olmasından dolayı, damlataşı veya benzeri çökeller oluşmamıştır. Gökkemer ve yakın çevresindeki gençleşme sonucu havalandırma kuşağında askıda kalarak fosil aşamaya geçen köprü muhtemelen parçalanmış olmalıdır. Bugünkü görünüm parçalanmadan arta kalan bir şekle sahiptir. 

 

İvrindi Madra Dağı Alabalık Çiftliği
 

MADRA DAĞI ALABALIK ÇİFTLİĞİ

İlçe merkezine bağlı Gebeçınar köyüne 9 km uzaklıkta Madra Yaylası tesislerinde 1991 yılında alabalık üretim çiftliği kurulmuştur.

10 bin metre karelik tesiste gökkuşağı ve kırmızı benekli alabalık üretimi yapılmaktadır. Alabalıkların yetişme süresi 10-12 ay arasındadır. 

Madran yaylasında tesisin çevresinde yeşilin her tonu görülür.

İvrindi Madra Dağı Alabalık Çiftliği
 

Kestane ve çam ağaçları arasından akan derelerden gelen su sesleri, kuş seslerine karışır. Tesislerde tel örgü ile çevrilmiş ve piknik alanı teşkil edilmiştir. Piknik alanından yararlanmak için rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Tesislerde kaşarlı ve sade alabalık servisi yapılıyor.

İvrindi Yeşilköy Patlak Göleti
 

YEŞİLKÖY (PATLAK) GÖLETİ

İlçe merkezine 5 km uzaklıktadır.

Göletin çevresi: çam ağaçlarıyla, yemyeşil doğa örtüsüyle ve temiz havasıyla ilgi gören yerlerdendir.

Göl manzaralı, kızılçam, fıstık çamı ve meşe ormanları içinde, tertemiz havası olan bol oksijenli bir alanda İvrindililer, piknik yapmak için burayı tercih ediyorlar. Burada çadır da kurabilirsiniz.

İvrindi Büyük Ilıca Köyü Kaplıcaları

BÜYÜK ILICA KÖYÜ KAPLICALARI

İlçe merkezine 27 km ve Korucu beldesine 7 km uzaklıktadır.

Köyde sıcak su kaynakları bulunduğu için ilk adı “Ilıca-i Kebir” dir.

Kuruluşu tam olarak bilinmemekle birlikte muhtemelen 1850’li yıllarda kurulduğu düşünülür.

Burada üç adet doğal kaynak bulunur. Büyük ılıca kaynağından 36 derece, Pınarlıburun kaynağından 37 derece ve yeni ılıca kaynağından ise 41 derece sıcaklıkta su çıkar. Kaynaklardan elde edilen debi miktarı düşüktür. Açılan kuyudan alınan 2010 yılındaki analiz sonucunda sıcaklık 44.5 derece olmuştur. Bölgede: sodyumlu, kalsiyumlu, bikarbonatlı sıcak mineralli su elde edilmektedir. 

Muhteşem bir yer,  hem piknik yeri hem de sıcak havuzu var, aynı zamanda alabalık tesisi bulunuyor.

Doğal güzellikleri ve yeşili bol.

Burada: bir Tatil köyü var. Madra dağından doğan, Manyas gölüne dökülen Kocaçay’a cepheli bu tesis vadi yamacındadır.

Kaplıca tesisleri çevresi piknik yeri olarak kullanılmaktadır.

 

 

 

Edremit tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Balıkesir tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Malatya Yazıhan

Malatya Yazıhan

Yazıhan, il merkezi olan Malatya’ya 40 km uzaklıktadır. Yazıhan, Hekimhan arasındaki uzaklık: 53 km.

TARİHİ

İlçenin tarihi geçmişteki en önemli özelliği, İpek yolu üzerinde bulunmasıdır. Bölgede yerleşim, mezra olarak başlamış ve 1936 yılında demiryolu ve 1937 yılında ise karayolunun geçmesiyle önem kazanmaya başlamıştır. 1947 yılında nahiye statüsü kazanmıştır.

İlçenin yerleştiği alanda demiryolu kurulmasıyla birlikte kuzey batıda yaklaşık 3 km uzaklıktaki Fethiye köyünde yaşayanların buraya yerleşmesi için bucak merkezi Fethiye’den alınıp 1940 yılında Yazıhan’a taşınmış ve imar faaliyetleri başlamıştır.

Buraya gelen aşiretler arazinin düz olması ve “Sultan Murat Han” adına izafeten konakladıkları bu ovaya “Yazıhan” ismini vermişlerdir. 1990 yılında Yazıhan Belediye teşkilatı kurulmuş ve ilçe statüsü kazanmıştır.

Malatya Yazıhan

GENEL

İlçe yerleşim alanı, güneyden kuzeye doğru bir eğim gösterir. Kuzey tarafında dağlık ve vadilik alanlar bulunur. İlçenin yarısı sulu ve düz arazi üzerindedir. İlçe halkının başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ayrıca halı dokumacılığı yapılır. İlçenin rakımı 900 metredir. Doğusunda Fırat nehrinin bir kolu olan “Kuruçay” bulunur.

Malatya Yazıhan

GEZİLECEK YERLER

 

Yazıhan Hasan Patrik Camii

HASAN PATRİK-HASAN BADIRIK (UZUN HASAN) CAMİSİ-FETHİYE MAHALLESİ CAMİİ

İlçe merkezine bağlı Malatya-Sivas yolunun 41’nci km de bulunan Fethiye Mahallesindedir. 

Kitabesine göre: Kanuni Sultan Süleyman’ın son saltanat döneminde 1566 yılında Malatya Beylerbeyi olan Abdülselam oğlu Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış ve “Uzun Hasan” diye adlandırılmıştır.

Cami Osmanlı mimarisinin en geliştiği dönemde yapılmış olmasıyla önem kazanır.

15’nci yüzyılda Bursa, Edirne ve İstanbul’da yapılan “T” şeklindeki plana sahip ilk Osmanlı camilerindendir.

Cami, tamamen kesme taştan yapılmış, tek kubbeyle örtülü, kare planlıdır.

 

Yazıhan Hasan Patrik Camii

Beş gözlü son cemaat mekanından oluşan caminin, batı ve doğusundaki camiye bitişik moloz taştan yapılan iki zaviye odası bulunur.

Minberi, mührü Süleyman ile süslenen caminin sekiz basamaklı, korkuluksuz ve kapısız olarak taştan yapılan minberi ise dikkat çekiyor.

Pencere önündeki silmelerle, kubbeye geçişte kemerlerin çevresi tuğlalarla süslenerek bir hareketlilik kazandırılmıştır.

Zaviye tipi bir cami. Bu tür camileri geçmişte daha çok dervişler ve tarikatlar ibadethane olarak kullanmıştır.

Caminin bir bölümünde iki oda vardır. Birisi kütüphane, diğeri ise dershane yapılmıştır. 

Caminin çevresi vatandaşların tapulu arazileridir. 

Yaklaşık 500 yıldır ayakta duran cami, orijinal halini koruyarak günümüze gelmiştir.

Yazıhan Buzluk Mağaraları

ANSIR MAĞARALARI-BUZLUK MAĞARALARI

İlçe merkezinin yaklaşık 10 km kuzey batısında eski adı Ağınsur olan Buzluk köyündedir. Köy, Yazıhan ovasına hakim bir yerdedir ve tarihi ipek yolu üzerinde yer almaktadır. 

Önce Ansır kentinden söz etmek gerekir.

Tohma nehrinin sol kıyısında, Yazıhan ovasının kuzeybatı ucunda, Karabel Gavur deresi ağzında bulunan Ansır şehri eski dönemlerde oldukça kalabalık bir şehirmiş.

1912 yılında Ermeni nüfusunun yoğun olduğu bir köymüş.

Şimdiki adı “Buzluk” olan “Ansır” şehrinin her tarafında arkeolojik kalıntılar içinde mezar taşları, kayalara oyulmuş onlarca mağara, yıkılmış kiliseler, değirmenler bulunur. Ancak bu mezarlar, yıllardır define avcıları tarafından aşırı tahribata neden olmuştur.

Ansır mağaraları: Yazıhan ovasını ve Malatya’yı seyrediyor.

Yazıhan Buzluk Mağaraları

 

Evet mağaralara devam edelim.

Kayaların altında üç kilise ile birlikte, 40 civarında oda şeklinde harabe vardır. Kilise ve mezar kalıntılarına rastlanmıştır.

Mağaraların insanlar tarafından ne zaman barınak olarak kullanıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, kaya mağaralarında Yontma Taş ve Hitit uygarlıkları izlerine rastlanır. 

Ayrıca Ansır vadisinde yer alan tarihi yerleşmelerde Roma ve Bizans dönemlerinin yansımaları görülür. 

Geçmişi çok derin izler taşıyan bu mağaraların, Hıristiyanlığın yayılma safhasında devrin hükümdarından kaçan Hıristiyanların yerleşim yeri olduğu da söylenebilir. 

Efsaneye göre: Şehristan kralı dış saldırılardan kendisini korumak için mağaraların en yükseğine yerleşmiştir. 

Evet, kayaların altında 3 kilise ile 40-50 civarında oda görünümünde kalıntılar vardır. 

Mağaraların hemen eteğinde, kültür katmanı ve mezarlık alanı bulunmaktadır. 

Bu mezarlıklarda Hitit aslan modellemesi ile biçimlendirilmiş taşlar, bölgenin önemini arttırmaktadır. 

Mağaraların derinliği 150-200 metreye kadar inmektedir. Set şeklinde konumlanmış mağaralar, etkileyici bir manzaraya sahiptir. 

Ansır Mağaralarının bulunduğu yerden bakılınca: Malatya Merkez, Yazıhan ve Battalgazi ilçeleri ile Karakaya Baraj gölünün o muhteşem manzarası görülür. 

 

Yazıhan Buzluk Mağaraları

 

Çok eski dönemlerde, yaz aylarında çevredeki köylüler, kayaların arasındaki çatlaklardan zorla girerek Buzluk mağaralarından çuvallara kalıplarla buz, kar doldurup hem şehre hem de köylere satıyorlarmış.

Yakın zaman öncesinde mağaranın giriş kısmına büyük bir kaya parçası düşerek girişi kapatmıştır.

Kültesi 2 km uzunlukta ve 50 metrenin üstünde bir yükseklikte, görünüşü insan yüzüne benzetilen üç kaya mağarası bulunur.

Mağaraların içinde içme suyu vardır.

Son bir not: az eğimli yapısıyla yürüyüş rotası olarak da tercih edilen bu bölge, tarih, kültür ve doğayı, bir arada sunarak ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim kazandırır. 

 

Yazıhan Ali Seydi Sultan Türbesi

ALİ SEYDİ SULTAN TÜRBESİ

Hemen yazının başında belirtmek istediğim önemli bir husus var, Ali Seydi ile aşağıda sözünü edeceğim Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) aynı kişiler değil.

İlçe merkezine bağlı İriağaç köyündedir. 

Türbenin yanında bir çeşme bulunur.

Çeşme suyunun şifalı olduğuna inanılır.

Suyun hikayesi şudur “Bir gün köyün suyu kesilir. Köylüler saf birine suyun gözüne gir de bak derler. Adam içeri girer ve bir türlü çıkmaz.

Bir zaman sonra dışarı çıktığında, içeride bir kara yılan gördüğünü ve aklının başından gittiğini söyler. Derken yılan suyun gözünden ayrılır. Su yeniden akmaya başlar. Kara yılanın Ali Seydi olduğuna inanılır. Ali Seydi, beni arayan burada bulsun diyerek su oluğundan akıp gitmiştir.

Türbeyi ziyaret ederek şifa arayanlar: psikolojik olarak korkan ve felç geçiren kişilerce ziyaret edilir.

Adet olduğu üzere dilekler dilendikten sonra, suyun aktığı kaynağa ellerin girip girmediği sınanır. Eli su kaynağına girenlerin dileklerinin gerçekleşeceğine inanılır. 

 

Yazıhan Kızıldeli Türbesi

KIZILDELİ (SEYİD ALİ SULTAN) TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı Fethiye Kasabasının Tecirli köyündedir.

Türbenin yanında misafirlerin kurban kesebileceği yerler ve türbe koruma derneği vardır.

Önce birkaç satır, Kızıldeli Seyyid Ali Sultan kimdir?

Kendisi Horasan civarında yaşamakta iken, bir gece rüyasında gördüğü Hz Muhammed’in emriyle Balkan fetihlerinde Yıldırım Bayezid’e yardım etmek için yanındaki 40 arkadaşı ile birlikte yola çıkışından söz edilmektedir.

Kayıtlara göre, Seyyid Ali Sultan ve arkadaşları Horasan’dan yola çıkarak önce Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahına uğramışlar, burada bir süre onunla görüştükten sonra Hacı Bektaş-ı Veli’nin emriyle Seyyid Ali Sultan başlarında olduğu halde Osmanlı topraklarına gelmişlerdir.

Balkanlarda, özellikle Dimetoka’daki Kızıldeli Sultan Dergahı ile tanınır. Hacı Bektaş-ı Velinin halifelerinden biri kabul edilir. Menkıbeleri, onun kerametleriyle birlikte Bektaşi geleneğinde yerleşmiştir. 

Yunanistan Dimetoka’daki türbesi Balkan Alevi-Bektaşileri için kutsal bir merkezdir. 

 

Şimdi türbe:

Türbe mermerden yapılmıştır. 72 basamaklı merdivenden yürüyerek çıkılır.

Kapıya yakın yerde bir çam ağacı, biraz ileride kayısı ağacı bulunur.

Türbenin kapısından içeri girilince, içinde büyük mezarın başında bağlanan bir sürü yeşil çaput görülür.

Türbenin tabanı tek parça halı ile kaplanmıştır, üzerine minderler konulmuştur.

 

 

 

 Malatya Yeşilyurt hakkındaki gezi yazım için Yeşilyurt

Adana İmamoğlu

Adana İmamoğlu


Adana ilinin en yeni ilçelerinden birisidir. Buradaki yaşam, tamamen tarım ile orantılıdır ve özellikle pamuk üretimi yaygındır. Bunun yanında, İmamoğlu ilçesinde, tarihi ve turizm yönünden ilginizi çekebilecek herhangi bir yer veya kalıntı bulmanız mümkün değil.

Adana İmamoğlu

ULAŞIM

Bağlı bulunduğu, Adana il merkezine 45 km. uzaklıktadır. Ulaşım açısından buranın en büyük özelliği: Adana-Kozan-Feke-Saimbeyli-Tufanbeyli kara yolu üzerinde bulunmasıdır. İmamoğlu-Kozan arasındaki uzaklık: 27 km.

Adana İmamoğlu

TARİH

İmamoğlu bölgesinin en eski yerleşim kalıntıları: Çörten köyü Pekmezci mahallesindeki “Altınini” ve Koyunevi Köyünde bulunan “Mozaik” kalıntılarıdır.

Bunlardan başka, yörenin tarihi süreç içindeki önemine ve kuruluşuna ait herhangi bir kalıntı ve bilgi bulunmamaktadır. 1965 yılında, Kozan-Adana arasındaki ulaşımın emniyeti için, yol güzergahı üzerinde bir han ve hanın yanında güvenliği sağlayacak bir emniyet teşkilatı kurulmuş ve zamanla insanların buraya yerleşmeleri sonucu, İmamoğlu ilçe merkezi ortaya çıkmıştır.

Evet, yine söylenenlere göre: günümüzdeki ilçe merkezinin daha önce “Garipler Mezarlığı” olduğu ve çevredeki göçerlerin cenazelerini buraya gömdükleri, bu mezarlık alanın bir süre sonra kaldırılarak, yerleşim yerinin açıldığıdır.

Hatta, bölgenin bir zamanlar bataklık olduğu, bol miktarda sivrisinek bulunduğu ve bu nedenle sıtma hastalığının yaygın olduğu, ancak yine de yol güzergahı üzerinde bulunması nedeniyle, buranın zamanla büyüyüp geliştiği söylenir.

Özellikle: 1936 yılında Romanya’dan gelen göçmenlerin buraya yerleştirilmeleriyle, ilçe merkezi büyümüştür. Hatta, sonraki yıllarda, çevrede Ceyhan ve Kozan ilçelerindeki Romanya göçmenleri de buraya gelerek yerleşmişlerdir.

Zaman içinde Romanya ve Bulgaristan’dan gelen göçmenlerin ve çevre il ve ilçelerden gelen yerli halkın yerleşmesiyle: burası Koyunevi köyünün bir mahallesi olur. 1940 yılında ise köy olur.

1945 yılında İmamoğlu pazarı kurulur. 1945 yılından itibaren, göçer Yörükler ve civar köylerde barınan yarı göçebe hayatı yaşayan aşiretler de, İmamoğlu’na yerleşirler. 1950 yılında, Bulgaristan’dan gelen Türk asıllı göçmenler de buraya yerleştirilir. 1964 yılında bölgede Belediye teşkilatı kurulmuştur.

Peki neden İmamoğlu ismi? Yine söylenenlere göre: biraz önce söylediğim gibi, Toroslardan doğan Çepelce deresi üzerinde kurulan Köprübaşı’nda, konaklamak için bir han yapılmıştır. Bu han: Kör İmam isimli bir kişi tarafından yapılmıştır ve yöre bu yüzden “İmamoğlu” ismini almıştır.

Adana İmamoğlu

GENEL

İlçenin genel coğrafi durumu: ovalık özellik göstermektedir. Zaten Çukurova’nın kuzey bölümünde bulunmaktadır.

İlçe merkezinin kuzey kısımları ise, yer yer tepeliklerden oluşur. Yine de geniş bölüm ovalıktır.
Yerleşim yerinin yüz ölçümü: 424 km. karedir. Bu alanın büyük bölümü tarım arazisidir.

Bölgede tipik Akdeniz iklimi egemendir ve buna bağlı olarak: yazları sıcak ve kurak, kışları ise ılık ve yağışlı geçer. Bitki örtüsü, genellikle makilik ve çalılıktır.

Merkezin deniz seviyesinden yüksekliği 90 metre olup, kuzeye doğru gidildikçe rakım 200 metreye kadar çıkmaktadır.

Yörede yaşayan insanların başlıca ekonomik etkinlikleri: tarımdır. Tarımda ise: buğday, ayçiçeği, mısır ve pamuk üretimi baştadır. Özellikle, pamuk üretiminin artması sonucu, bir kısım sanayi tesisi kurulması sağlanmıştır.

GEZİLECEK YERLER

İmamoğlu Altınini Yeraltı Şehri

 

ALTINİNİ YERALTI ŞEHRİ

Çörten köyüne bağlı Pekmezli mahallesindedir.

Mağara 1920’li yıllarda keşfedilmiştir. Yörede yaşayanlar tarafından, girişinde parlayan bir cisim görmesi sonrasında keşfedilen mağaraya girmeye, köyde kimse cesaret edemez.

Sonunda iki kişi bu gizemi çözmek için harekete geçer.

Dar ve karanlık geçitlerden giren ikili, gizemli bir ses duyarlar. “Altınini, altınini ……..”

Telaşla geri dönen ikili koşarken, taşların yer değiştirdiğini fark ederler. 

Hatta köy halkı mağarada altın bulunduğu efsanesini duymuştur. 

Burada 1990 yılında başlayan kazılar 1991 yılında sona ermiştir. Ardından 1991 yılından bu yana unutulmuştur. 

İmamoğlu Altınini Yeraltı Şehri

MÖ 5 yılına kadar giden bir geçmişe sahiptir. Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenmektedir. 

Bir mağaradan çok, insanların yaşadığı bir yerleşim yeridir. 

Birkaç katlı bir yapıya sahiptir. Bu katlar arasında çeşitli yaşam alanları, depo odaları ve kiliseler mevcuttur. 

Burada doğal kayanın içi oyularak, birçok mekan oluşturulmuştur.

Ayrıca bu insan yapımı kayalık mekanların dışında, tuğla ve kesme taş örgülü bir yapı kalıntısı bulunur.

Kayaçların erimesiyle taban seviyesi oldukça yükselmiştir.

Mekanların içinde yoğun kaçak kazılar yapılmıştır. Yukarıda da belirttiğim gibi insanlar bu mağarada altın olduğuna inanmaktadırlar. 

Burası günümüzde 1’nci derece Sit alanı olarak koruma altındadır.

Evet bugün burayı ziyaret edip gezebilirsiniz. Yeraltı şehrinin çeşitli alanları gezilebiliyor. 

 

Adana İmamoğlu Ağzıkaraca Köyü-Kaya Mezarları

AĞZIKARACA KÖYÜ

Ağzıkaraca köylüleri, bölgede çok fazla bulunan bir ağaca “Karaçalı ağacı” derler.

Bu ağaç mahallede bolca bulunur.

Ağzıkaraca köyü isminin bu ağaçlardan geldiği düşünülüyor.

Köy: Adana il merkezine 54 ve İmamoğlu ilçe merkezine 9 km uzaklıktadır.

KAYA MEZARLARI

Gelelim mezarlık konusuna: Ağzıkaraca köyünde, kayalık kütlenin hemen güneyinde bulunan kayalık alanda kaya mezarları bulunmaktadır.

Kaya mezarlarının en önemli özelliklerinden biri, mağara yapılarının içlerinin oyularak inşa edilmiş olmasıdır. Yani, insan eliyle oyularak yapılmışlardır. Çünkü inanışa göre, bu mezarlara gömülen kişiler, dirildiklerinde bu mezarları evleri olarak kullanacaklardır. 

Ancak günümüzde, kaya mezarları çöp ve toprakla doldurulmuştur ve bu yüzden içine girilemiyor.

Ancak görüldüğü kadarıyla, kayaya oyulmuş basamaklarla mezar odalarına girilebilir. Şu anda bu kaya mezarlarıyla ilgili herhangi bir çalışma yapılmamaktadır.

Evet, herhangi bir araştırma yok, sadece varlığı biliniyor. 1’nci derece Sit alanı olarak tescil edilmiştir.

 

Adana İmamoğlu Ağzıkaraca Köyü-Kale kalıntısı

KALE 

Köyde kale mevkiindedir.

Kayalık ve hafif eğimli bir tepenin üstünde bulunan kalenin, kuzey ve güneybatı yönündeki dış surları günümüze ulaşmıştır.

Bu sur duvarları, doğal kayaç üzerine inşa edilmiştir.

Moloz taş örgülü ve kireç harçlıdır.

Kale içinde, kaya oyularak yapılmış iki sarnıç vardır. Kalenin, kuzeydoğusunda bulunan Kozan kalesiyle görsel bağı bulunur.

Kale içindeki mekanlara ilişkin, temel seviyesinde izler görülür.

Güneydoğu yönünde, yoğun çatı kiremit ve seramik buluntuları vardır.

Bunlara istinaden, sur dışında da bir yaşantı olduğu değerlendirilmiştir.

Günümüzde, kalenin içi ve çevresinde tarım yapılmaktadır.

Buradan elde edilen antik yapı taşları ise, köydeki yapılarda devşirme malzeme olarak kullanılmıştır.

Adana İmamoğlu Koyunevi Köyü

KOYUNEVİ KÖYÜ

İmamoğlu ilçesinin kuzeyindedir.

Adana il merkezine 48 km ve İlçe merkezine 2 km uzaklıktadır.

Köy halkı, bir zamanlar, konar göçer olarak yaşarken, günümüzdeki köyün güneyinde bulunan Ebiş deresi kenarında ve İmamoğlu ilçesinin bulunduğu mevkide yaşarmış ve bu kişilerin koyun ağılları ise, günümüzde köyün bulunduğu yerde imiş.

İnsanlar koyun ağıllarına giderken “koyun evine gidiyoruz” ağıllardan gelirken de “koyun evinden geliyoruz” derlermiş.

Daha sonra, köyün şimdiki yerine yerleştiklerinde köyün ismi “Koyunevi” olmuştur.

Milli Mücadele yıllarında, Koyunevi köyü, karargah olarak kullanılmıştır.

Burada iki bölüklü bir tabur yerleşmiştir.

Diğer köylerde yaşayan ve Ermeniler nedeniyle kaçan birçok kişi de Koyunevi köyüne sığınmıştır.

İmamoğlu Koyunevi Mahallesi mozaiklerin üzerinde bulunan ev

MOZAİKLER

Köyün içinde, Ömer Bozatlı isimli şahsın evinin bahçesinde Roma-Bizans dönemi mozaiklerine rastlanılmıştır.

Toplam 2 metre karelik bu mozaikler yeşil renkli, üzeri hayvan motifli ve yazıtlı mozaik alan: bahçeden, evin zemin katında bulunan ahıra kadar uzanmaktadır.

İmamoğlu Koyunevi Mozaikleri

Bu mozaikli alan çevresinde, antik döneme ait temel kalıntıları da vardır.

Çevrede yapılan incelemede: antik dönem mimari malzemeleri bulunmuştur.

Mozaik üzerindeki yazıtlar: Bizans dönemine aittir. Hatta, bu yazıtların Bizans döneminde burada yapılmış bir yapının kitabesi olarak düşünülmektedir.

Mozaik alan, halen koruma amaçlı kumla örtüldüğü için görülmez.

 

Adana İmamoğlu Ayvalı Köyü

AYVALI KÖYÜ

Tarihi kalıntılar

Tarihi kalıntıların bulunduğu bu alan, günümüzde tarım arazisi olarak kullanılmaktadır.

Bu alanda yapılan incelemelerde, çok sayıda seramik kalıntısı bulunmuştur.

Bu seramikler arasında, özellikle ince işçilik gösteren terra sigiletta örnekleri ilgi çeker.

Bunlar: yeşil ve kahverengi tonlarında sırlı, bitkisel ve geometrik motiflerle süslenmiş seramiklerdir.

Bu seramiklerin, yapılan tarım faaliyetleri sonucunda, höyük eteğinden ovaya yayıldığı düşünülmektedir.

Ayrıca yine bu bölgede, geç Roma ve erken Bizans dönemlerine ait bir taban mozaiği bulunmuştur.

Açıkta bulunan bu mozaik taban: iri ve özensiz tesseralardan yapılmıştır.

Adana İmamoğlu Üçtepe Köyü

ÜÇTEPE KÖYÜ

Köy, Adana il merkezine 64 km ve İmamoğlu ilçe merkezine 26 km uzaklıktadır.

Pınargözü (kazangölü)

İlçe merkezine yaklaşık 18 km uzaklıktadır. 

Aladağ yolunda Üçtepe’ye bağlı olan Şelale, çevre düzenlemesi yapılarak bir mesire alanı haline getirilmiştir. 

Bu bir su kaynağıdır. Bu su kaynağının çevresi, piknik ve mesire yeri olarak kullanılmaktadır.

İmamoğlu Kazan Gölü Mesire alanı

KAZAN GÖLÜ MESİRE ALANI

Adana merkeze 70 km uzaklıktadır. İlçe merkezine 20 km uzaklıktadır. 

İmamoğlu Musulu-Menteş mevkiinde İmamoğlu Belediyesi tarafından yapılmıştır.

İki vadi arasında 7 metre falezden dökülen su ve kuş sesleri, tabiat güzelliği hepsi bir arada. 

Burada: piknik ve kamp alanı bulunuyor. Çadır kamp alanı var. Alanda tuvaletler, lavabolar, su, mangal alanları, çocuk parkı, kendin pişir kendin ye yerleri, şelale, restoranlar ve otopark mevcuttur. 

Oturma alanları da bulunmaktadır. Belediyenin kendi işlettiği kamelyalar kullanılıyor. Her kamelyanın yanında mangal mevcut, ayrıca mangal götürmeye gerek yoktur. Belli aralıklarla musluklar yerleştirilmiş. 

Yine Belediye bünyesinde bir restoran ve büfe var. Fiyatlar uygun sayılabilir. 

 

 Adana şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.