İstanbul Gaziosmanpaşa

İstanbul Gaziosmanpaşa

Önce Gazi Osman Paşa isimli milli kahramanımızı tanıtarak başlamak istiyorum.

Kendisi: 1832 yılında Tokat doğumludur.

Askerlik hayatı boyunca birçok çatışmaya giren Osman Paşa, özellikle Plevne Muharebelerindeki kahramanlıkları ile tarihe ismini yazdırmıştır.

1877-1878 Osmanlı-Rus savaşlarında: 145 günlük Plevne savunmasında komuta ettikten sonra askerleriyle kuşatmayı yararak şehir dışına çıkmış, ancak yaralanmış ve esir düşmüştür.

Esir bulunduğu dönemde, Rus çarından bile saygı görmüştür. Rus Çarı tarafından kendisine, kahramanlığı nedeniyle “Çifte Kartal” nişanı verilmiştir.

Askeri literatürde, siper kazmayı ilk bulan ve uygulayan kişi olarak önemlidir.

Teslim olmasına karşılık: 12-13 Mart 1878 yılında İstanbul’a dönüşünde büyük bir tören düzenlendi.

Plevne savunmasındaki başarıları nedeniyle, Sultan II Abdülhamit tarafından “Gazi” unvanı verilmiştir.

5 Nisan 1900 tarihinde, 68 yaşında öldü ve Sultan II Abdülhamit tarafından Fatih Camii avlusunda yaptırılan türbesine gömüldü.

İstanbul Gaziosmanpaşa

TARİHİ

1950 yılına kadar boş olan bu bölgede, hayvancılıkla uğraşanlar ve çeşitli ağıllar vardı. Daha sonra 1952 yılında Balkan göçmenlerinin bölgeye gelip yerleşmeleriyle hızla gelişmeye başladı. Yöre, Taşlıtarla ve Küçükköy mevkii olarak iki bölümden oluşmakta iken, 1953 yılında ilçe olmuştur. İlçe merkezi Taşlıtarla olarak geçer.

İstanbul Gaziosmanpaşa

GENEL

Gaziosmanpaşa, İstanbul’un birinci ve Türkiye’nin en büyük ikinci ilçesidir. İlçede 16 mahalle bulunmaktadır. 2008 yılında çıkarılan yasa ile Arnavutköy ve Sultangazi buradan ayrılmış ve böylece Gaziosmanpaşa Türkiye’nin en kalabalık ilçesi olma özelliğini yitirmiştir.

İstanbul Gaziosmanpaşa

GEZİLECEK YERLER

İstanbul Gaziosmanpaşa

TAYAKADIN MESİRE ALANI

Piknik alanı: Gaziosmanpaşa-Arnavutköy yolunu geçtikten sonra, sol taraftadır. 3’ncü Hava alanının hemen dibinde olmasıyla önem kazanmıştır.

Ancak hemen belirtmek isterim ki, burası Arnavutköy ilçesine (Arnavutköy, daha önce Gaziosmanpaşa ilçesine bağlı idi) bağlıdır. Tayakadın mesire alanı, Gaziosmanpaşa ilçe merkezine 48 km uzaklıktadır.

Tayakadın köyü: Bulgaristan’dan gelen göçmenlerin yerleştirildiği bir yerdir. İsmini Osmanlı döneminde atları yetiştiren Rum asıllı “Taya Hatun” dan almaktadır. Terkos gölünün kenarındadır. Alanda, bir de kafeterya bulunmaktadır. Ayrıca: at çiftlikleri vardır.

İstanbul Gaziosmanpaşa

GAZİOSMANPAŞA BELEDİYESİ ALİBEY BARAJI MESİRE ALANI

Alibey Baraj yolundadır. Alibey baraj gölünün güneyindedir. Barajın öbür yanında ise, Sultangazi Parkı bulunmaktadır.

Burada özellikle seyir terası, çevreyi izlemek için oldukça uygundur. Ayrıca bu seyir terasından, buradan geçen göçmen kuşlar izlenmektedir. Mesire alanında: piknik masaları ve çardaklar bulunmaktadır. İlaveten. Koşu ve yürüyüş yolları, bisiklet yolu, çocuklar için özel alanlar bulunmaktadır.

 

KÜÇÜKKÖY

Burası tarihi bir köy merkezidir. Geçmişi, Bizans dönemine kadar gitmektedir. Bir zamanlar, burada büyük bir kilise bulunduğu söyleniyor. Günümüzde ise, burada göçmenler ikamet etmektedirler.

İstanbul Gaziosmanpaşa Eski Kilise

ESKİ KİLİSE-HALK EĞİTİM MERKEZİ

Günümüzde Halk Eğitim Merkezi olarak kullanılan bina, Bizans dönemine ait bir Ortodoks kilisesidir.

Yapılan araştırmalara göre, kilise 1207 yılında yapılmıştır. Yapının duvarları: 1 metre kalınlıktadır.

Binaya girildiğinde: geniş bir salon vardır. Salonda hemen karşıda: papazların vaaz verdikleri ve vaftiz yaptıkları bir yer bulunur.

İstanbul Gaziosmanpaşa Eski Kilise

Evet, bu kilise, öğrenildiğine göre, 1920’li yıllara kadar bölgeye yaşayan Rumlar tarafından ibadet amaçlı kullanılmıştır. Kurtuluş savaşı sonrasında, bölge Türk milisler tarafından teslim alınmadan önce, burada yerleşik Rumlar, başka yerlere göç ederler. Böylece kilisede papaz ve kilise cemaati kalmaz. Kilise kaderine terk edilir.

Kilisenin çevresindeki Rum mezarlığı ve papaz evi ise, tahrip edilir. Sonraki dönemde, kilisenin alt katı okul ve üst katı ise cami olarak kullanılmıştır.

Günümüzde binanın kilise olduğunu gösteren tek gösterge: doğu cephesindeki apsis bölümüdür.

Bunun dışında, binanın eski bir kilise olduğu hakkında hiçbir gösterge yoktur. Bina Halk Eğitim Merkezi olarak kullanılmaktadır.

İstanbul Gaziosmanpaşa Küçükköy Yüzme Havuzu

KÜÇÜKKÖY YÜZME HAVUZU

Küçükköy yarı olimpik yüzme havuzu, çocuk, genç ve yetişkin her yaştan kişiyi yüzme ile buluşturmak üzere yaptırılmıştır. 1260 metre karelik alana inşa edilen tesis, 5 kulvarlıdır. Bay-Bayan soyunma odaları ve teknik alanlar bulunmaktadır.

 

MERKEZ MAHALLESİ

Buranın eski ismi “Taşlıtarla Mahallesi” iken, ilçenin merkezinde bulunması nedeniyle “Merkez Mahallesi” ismi verilmiştir. Mahalle Rumeli göçmenleri ve Trakyalılardan oluşmaktadır.

İstanbul Gaziosmanpaşa Meydanı

GAZİOSMANPAŞA MEYDAN

Küçükköy Yolu Caddesindedir. Cumhuriyet Meydanı olarak da tanınır. İlçenin merkezi olan meydanın tam ortasında, büyük bir cami bulunmaktadır. (Merkez camii)

İstanbul Gaziosmanpaşa Meydanı

Ayrıca: yine meydanda birçok restoran, kafeterya, mağaza ve dükkanlar bulunur.

İstanbul Gaziosmanpaşa Kültür ve Sanat Merkezi

GAZİOSMANPAŞA KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİ

Cumhuriyet Meydanındadır. Gaziosmanpaşa Belediyesi Kültür Merkezinde: 15 bölüm ve 15 branşta, kültürel ve sanatsal eğitim ve öğretim faaliyetleri sürdürülmektedir.

İstanbul Gaziosmanpaşa Belnet Şubesi

Belnet Şubesi

2007 yılında ilk kez İstanbulluların kullanımına sunulmuştur. İnternet ve Bilgi Erişim Hizmetidir. İstanbul’un 22 ilçesinde ücretsiz ve güvenilir internet hizmeti sunulmaktadır.

İstanbul Gaziosmanpaşa Şehir Tiyatroları Gaziosmanpaşa Şubesi

Şehir Tiyatroları Gaziosmanpaşa Sahnesi

Kültür Merkezindedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarına bağlıdır ve 227 seyirci kapasitelidir.

Gaziosmanpaşa Halk Kütüphanesi

Şehit Tiyatro Binası içindedir. Kütüphanede hem yetişkinler, hem de çocuklar için uygun kitaplar bulunmaktadır.

YENİ YÜZYIL ÜNİVERSİTESİ ÖZEL GAZİOSMANPAŞA HASTANESİ

Çukurçeşme Caddesindedir. Yeni Yüzyıl Üniversitesi hastanesi, 1992 yılında hizmete açılmıştır. Hastane 350 yatak kapasitelidir. Ayrıca: 150 kişi kapasiteli bir konferans salonu, şehir dışından gelen hasta yakınları için misafirhane bulunmaktadır.

 

KARADENİZ MAHALLESİ

İstanbul Gaziosmanpaşa Venezia Viaport

VENEZİA VİAPORT

Eski Edirne Asfaltı Metris Kavşağındadır. Konum olarak E-80 otoyoluna oldukça yakındır.

2015 yılında açılmıştır. Proje içinde: konut, ofis ve outlet ticari alanlar bulunmaktadır.

İstanbul Gaziosmanpaşa Venezia Viaport

Viaport Venezia Projesi: 20 ile 26 katlı beş ayrı bloktan oluşmaktadır. Bu yapılarda: yüzme havuzu, oyun alanları, yürüyüş yolları, alışveriş alanları, kapalı ve açık otopark ve başkaca birçok sosyal alan bulunmaktadır.

Mimari tasarımda İtalyan mimari tarzları benimsenmiştir.

Zaten tüm inşaat alanlarını kaplayan su kanalları üzerinde gondollarla gezilebilmektedir.

İstanbul Gaziosmanpaşa Venezia Viaport

Ticari Mağaza (Mega Outlet)

Burada: hem açık alanda, hem de kapalı alanda alışveriş imkanı sunuluyor.

Alışveriş için, yüz civarında mağaza bulunmaktadır.

Alışveriş merkezi, İtalya Venedik konseptiyle tasarlanmıştır. Özellikle Venedik şehrinde bulunan “San Marco” meydanı merkezde düzenlenmiş ve meydanın çevresinde dünyaca ünlü markaların satışı yapılan mağazalar ve restoranlar yerleştirilmiştir.

İstanbul Gaziosmanpaşa

En büyük özellik ise, burada “gondol” gezisi yapılabilmesidir.

Merkezde ayrıca bulunan eğlence mekanları: trambolin parkı, korku adası, tırmanma duvarı, parti odaları, sinema salonları, çarpışan arabalar bulunmaktadır.

 

MEVLANA MAHALLESİ

ŞEHİT ŞERİFE BACI PARKI VE MESİRE ALANI

Hızır Efendi Caddesi üzerinde, Tem otoyolu mevkiinde bulunmaktadır.

Şerife Bacı’nın parkın girişimde bir meydanda bulunan heykeli: kaidesiyle birlikte yaklaşık 2.5 metre yüksekliktedir. Heykelde: Şerife Bacı, kağnı arabasıyla cepheye mermi taşımaktadır.

Park alanı, uzaktan Alibeyköy Barajını da görmektedir. Bu yüzden, manzarası oldukça güzeldir. Park alanında zaten, seyir terasları da bulunmaktadır. Ayrıca; piknik ve dinlenme alanları vardır.

Burada ayrıca: ziyaretçilerin spor yapabilmeleri için fittnes aletleri bulunmaktadır. Çocuk oyun alanlarında ise: kum havuzu ve spor sahaları bulunmaktadır.

 

KAZIM KARABEKİR MAHALLESİ

İstanbul Gaziosmanpaşa Zatıgül Hanım Kültür ve Sanat Merkezi

ZATIGÜL HANIM KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİ

830 Sokaktadır. 2017 yılında açılmıştır. Kadınlara hizmet vermek üzere açılmış bir merkezdir. İsmi: Gazi Osman Paşa’nın eşinin isminden “Zat-ı Gül” gelmektedir.

Merkezde: sergi salonu, toplantı salonu, bilgisayar laboratuvarı, derslikler ve spor salonu bulunmaktadır.

 

FEVZİ ÇAKMAK MAHALLESİ

İstanbul Gaziosmanpaşa Sedat Balkanlı Spor Parkı

SEDAT BALKANLI SPOR PARKI

Validesuyu Caddesindedir.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 2004 yılında düzenlenmiştir. Park alanında: çocuk oyun alanları, süs havuzu ve yeşil alanlar bulunmaktadır. Ayrıca: koşu ve yürüyüş parkuru vardır.

Park alanında bulunan bisiklet yolu: bütün alanı dolaşacak kadar uzundur. Ayrıca futbol sahası vardır. 450 metre karelik bir halı saha, ayrıca basketbol ve voleybol sahaları bulunmaktadır. Yine dış mekanda ziyaretçilerin spor yapabilmeleri için fitness aletleri yerleştirilmiştir. Çocuklar için ise bir oyun gurubu vardır.

Park alanında bunların dışında ziyaretçilerin dinlenip piknik yapabilmeleri için 8 tane kameriye bulunmaktadır.

 

ŞELALE PARKI

Kemal Şeker Bulvarı üzerindedir. Park alanı, düzenlenirken arazinin doğal halinden faydalanılmıştır. Şelale 7 metre yükseklikten akmaktadır. Uzunluğu 36 metre ve derinliği 2.5 metredir. Park alanı, şelalenin ön kısmında düzenlenmiştir. Park alanında, ayrıca fitness aletleri ve piknik alanı bulunmaktadır.

 

HÜRRİYET MAHALLESİ

POLİGON KÜLTÜR MERKEZİ

Merkezde: sinema salonları, restoranlar, fitness salonu, konferans salonu, sergi salonu, müzik odaları, derslikler ve kütüphane bulunmaktadır. Zemin altında ise kapalı otopark bulunmaktadır.

 

BAĞLARBAŞI MAHALLESİ

BAĞLARBAŞI CADDESİ

İlçenin en büyük caddesidir. Caddede: kafeterya ve restoranlar bulunmaktadır. Ayrıca: mağaza ve butikler vardır.

VEYSEL KARANİ PARKI

Papatya Sokakta Veysel Karani Camii yanındadır.

Burada: çocuk oyun alanı olarak kum havuz düzenlenmiştir. Ayrıca: yürüyüş yolları, üstü örtülü piknik masaları ve oturma alanları vardır.

İstanbul Büyükçekmece gezi yazım için  Büyükçekmece

Konya Beyşehir

Konya Beyşehir

Konya Beyşehir: Öncelikle, göl ve bir kısım Hitit dönemi anıtlarıyla, öne çıkan bir belde. Yani: bir yandan tarih ve bir yandan da doğal güzellikler.

ULAŞIM

Konya-Beyşehir arası uzaklık: 93 km. Beyşehir-Seydişehir arası uzaklık: 29 km.
Beyşehir’de trafik oldukça yoğun. Çünkü: önemli bir kavşak merkezidir. Doğusundan geçen: Konya-Isparta-İzmir kara Yolu ile batıya, Konya-Antalya kara yolu ile güneye açılan bir kapı gibidir.

Konya Beyşehir

TARİHİ

Beyşehir’de: MÖ. 2000-1200 yılları arasında: Hititler, Eflutunpınar ve Fasıllar bölgelerinde eserler bırakmışlar. Bu yıllarda: bölge Asur Devletinin zaman zaman istilasına maruz kalır. MÖ. 1200 yıllarında Frigler, bölgeye hakim olurlar.

Bunu takiben, Pisinya adında bağımsız bir devlet kurularak, bölgeye Psidya adı verilir. 7’nci yüzyılda, Lidyalılar, 546 yılında Persler, 333 yılında Büyük İskender ve takiben Romalılar, bölgede egemen olurlar.

1071 yılında, Malazgirt Zaferinden sonra, Selçuklu Türkleri, Beyşehir’de egemen olurlar. Anadolu Selçukluları devrinde, Beyşehir, çok önem kazanır. Sultan Alaeddin Keykubat, Kubad-ı Abad şehrini buraya kurarak, ikinci başkent yapar.

Anadolu’yu 1243 yılında Moğolların istila etmesi üzerine, Eşrefoğlu Seyfettin Süleyman Bey, Süleymaniye (Beyşehir) şehrini kurar ve buradan bağımsızlığını ilan ederek Eşrefoğlu Beyliğini meydana getirir.

Eşrefoğlu Beyliği: 1326 yılında, Moğollar tarafından yıkılır. Daha sonraki dönemde, bölgede, Karamanoğulları ve Osmanlıların egemenliği görülür. 1476 yılında, Fatih Sultan Mehmet tarafından, bölge, Osmanlı egemenliğine alınır.

Konya Beyşehir

GENEL

KONUMU

Topraklarının dörtte birini Beyşehir gölü kaplıyor. Deniz yüzeyinde 1124 metre ve Konya Ovasından 100 metre yüksektedir. Dört bir yanı dağlarla çevrili, bir çukur alandır.

Bu yayla çukurluğunun ortasında Beyşehir Gölü ve güneybatısında ise küçük Beyşehir Ovası bulunmaktadır. İlçe ve çevresi, özellikle göl nedeniyle, uzun yıllardan beri yoğun ve önemli bir yerleşim bölgesi olmuştur.

TURİZM

Konya Beyşehir

Beyşehir ve çevresi, tarih ve tabiatı ile bir turizm cenneti sayılabilir. Doğal yönden bir Milli Park, arkeolojik yönden de bir açık hava müzesi hüviyeti taşır. Bunun içindir ki, tarih ve tabiat iç içe yaşıyor.

Fakat ne yazık ki; çevresi 120 km. olan gölün çevresinde: bir çevre yolu bulunmaması büyük eksiklik. Hele göldeki otuzu aşkın adalara çıkabilmek, hiç mümkün değil.

Bunun gibi, bu güzellikleri değerlendiren, göl kıyısında yeterli sayıda kurulmuş çardaklar, yalılar, park ve bahçeler yok.

KONAKLAMA

İlçede, 1 öğretmen evi ve 5 otel bulunuyor. Öğretmenevi, konumu itibarıyla, muhteşem bir yerde bulunuyor.

GEZİLECEK YERLER

Konya Beyşehir Taş Köprü

TAŞ KÖPRÜ

Evet, bu köprü, aynı zamanda baraj görevi de yapıyor. Tarihi: Anadolu-Bağdat demir yolu kurulması sırasında yapılmış. Kuzey güney yönünde uzanmış olup, 15 tane gözü vardır. Göze hoş gelen bir yapı olup, oldukça dayanıklıdır.

Yeni köprünün 1997 yılında açılması üzerine, taş köprü, taşıt trafiğine kapatılmıştır. Regülatörden, Çarşamba çayına dökülen sular, 216 km. civarında bir mesafe alarak, Konya ovasına ulaşır.

Kanal vasıtasıyla gölden ortalama 500 milyon metre küp su, alınmakta olup, bu suyla arazi sulanmaktadır.

Konya Beyşehir Eflatunpınar Hitit Anıtı

EFLATUNPINAR HİTİT ANITI

Beyşehir gölünün yaklaşık 6.5 km doğusundadır. Beyşehir ilçe merkezine ise 5 km uzaklıkta, Sadıkhacı köyü sınırları içindedir.

Hititlerin önemli kutsal şehirlerinden birinin, günümüze kadar gelebilen önemli dinsel anıtlarından biridir. Anıtı: Hamilton 1849 yılında keşfetmiştir. Ancak anıtın ilk planı bilinmemektedir.

Bir süre burada yaşadığına inanılan ünlü Eflatun’dan dolayı, bu adı aldığı sanılıyor. Aslında, Eflatun ile anıt arasında bir ilgi olması pek mümkün değil. Adı verilirken, renginden esinlenmiş olması ihtimali daha güçlüdür.

Konya Beyşehir Eflatunpınar Hitit Anıtı

Evet: Bu anıt, açık hava anıtlarından daha küçüktür. Ereğli’deki meşhur İvriz kabartmasını andırır.

Hitit imparatorluğunun son döneminde, muhtemelen IV Tuthaliya döneminde yapılmıştır. MÖ 13’ncü yüzyılın son çeyreğine rast gelen bu dönemde, anıtın bulunduğu bölgede, kral IV Tuthaliya’nın kuzeni Kuruntu hüküm sürmekteydi.

Anıtın kuzeyinden fışkıran güçlü pınarın suları: anıtın güneyine inşa edilen bir barajla kesilmiştir. Hitit döneminde yapılan en büyük su kompleksidir. Görkemli anıtta, anıtla bağlantılı havuz inşa edilmiştir.

Havuz

Düzgün taş duvarlardan inşa edilmiştir. 34 x 30 metre ölçülerinde büyük bir su havuzu bulunur. Taş havuz, kare biçimlidir. Dörtgen kesilmiş iri taşlarla yapılmıştır. Havuzun kuzey duvarı, birbiri üzerine simetrik olarak yerleştirilmiş, iri kesme taş bloklardan oluşur.

 

Kabartmalar

Bu yapının güney cephesine, önden tasvir edilmiş yüksek kabartmalar işlenmiştir. Yüzünü pınara çevirmiş muhteşem abidenin eni 7 metre ve yükseklik 4 metredir. En alttaki kabartma sırasında: 5 dağ tanrısı vardır.

Dağ tanrılarının ortada olan üç tanesinde bulunan 11 delik: havuza giden suyun aktığı kanala birleştirilmiştir. Kabartmaların bu özelliğinin: dağ ile suyun birlikteliğini simgelediği düşünülür.

Bunların üzerindeki kabartma gurubu, bir iç sahne ve bir de çerçeveden oluşur.

İç Sahne:

Üç bölümlüdür. Ortada: üst üste yerleştirilmiş iki cin var. Bunların solunda tahta oturan bir erkek, sağında tahta oturan bir kadın bulunur. Tanrı çiftinin Güneş Tanrısı ve Arinna Şehri Güneş Tanrıçası ya da Yeraltı dünyasının ve suların Güneş Tanrıçası olduğu tahmin edilir. Hitit anıtında, Dağ Tanrısı figürlerinin eteklerinde bulunan su delikleri, Hitit matkabı ile açılmıştır.

Bu sahnenin, iki yanındaki, ikişer blok üzerinde, üst üste yerleştirilmiş ikişer cin, tahtında oturan figürlerin üzerindeki kanatlı güneş kursunu  taşır biçimde betimlenmiştir.

Dış çerçeve:

Birbiri üzerine yerleştirilmiş, daha büyük boyutlu cinlerin taşıdığı ve sahnenin tümünün üzerini kaplayan, ikinci bir kanatlı güneş kursundan oluşur. Bu kabartma gurubunun iki yanında, yaklaşık 3 metre mesafede, havuzun taş duvarına yerleştirilmiş, tahtta oturan birer küçük boyutlu tanrıça var. Bunlar Pınar Tanrıçası olarak nitelendirilir.

 

Kabartma gurubunun karşısındaki güney duvarda:

Dörtgen kesme taşlarla inşa edilmiş, dikdörtgen platformun kuzey cephesindeki bir blok üzerinde: tahtta oturan bir tanrı ve tanrıça çifti görülür. Bunlar yüksek kabartma ile cepheden betimlenmiştir.

Bu kabartmanın önünde bir sunak, platformun önünde bir dağ tanrısı heykeli, dış cephesine havuzun güney duvarı boyunca, kabartma taş diskler bulunur.

Havuzun doğu duvarının ortasında: üzerinde iki kabartma bulunan bir blok var. Havuzun 15 metre güney batısında bulunan bir blok üzerinde, üç boğa protornu, havuz iç dolgusunda 12 boğa heykeli ve iki aslan figürü, havuzun tabanı üzerinde de küçük boyutlu adak kapları ele geçmiştir.

Hitit metinlerinde, büyük ve yağmur yağdırma törenlerinde kutsal havuzların kullanıldığından söz edilir. Hitit başkenti Hattuşaş şehrinde ve çeşitli göletlerde bulunan ve iç dolgusunda çok sayıda adak kabına rastlanan baraj gölleri ve havuzların ayinler için kullanıldığı tahmin edilir.

 

Aslantaş ve Fasıllar Stelleri

Eflatunpınar anıtının yakınlarında bulunan bu stellerin, anıtın üzerine dikilmek üzere hazırlandığı tahmin edilir.

Aslantaş’ın: bir çift leopar arasında bulunan ve Güneş Tanrıçasına ait taht olduğunu ve Fasıllar’ın ise bir çift aslanın arasında yer alan Dağ Tanrısının tahtı olduğu düşünülür.

1996 yılında, Konya Müze Müdürlüğünce, anıt çevresinde temizlik ve kazı çalışmaları başlatılmıştır. Çalışmalarda: anıtın, 3.34 x 3 metre ölçülerinde, dikdörtgen planlı bir havuzun parçası olduğu anlaşılmıştır. 1998 yılı çalışmalarında: anıtın alt kısmında, 5 adet daha tanrı kabartması bulunmuştur.

BEŞİK KAYASI (HİTİT TANRI HEYKELLERİ)

Beyşehir’e 18 km. uzaklıktaki, Fasıllar Köyündedir. 7 metre uzunluğunda, yekpare kayaya oyulmuştur. Bir örneği: Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmektedir.

Konya Beyşehir Kubad-Abad Sarayı

KUBAD-ABAD SARAYI

Kubad, adaleti yerine getiren, Abad da şenlenen yer anlamına gelir. Beyşehir gölünün güneybatısındadır. Sultan Alaeddin Keykubad I. Tarafından, 1226-1236 yılları arasında yaptırılmıştır.

Basit bir saray olmaktan öte, sürekli ikamet için yapılmış Selçuklu yapılar topluluğudur. Türk saray külliyesinin en eski örneğidir. Ayrıca, günümüzde, planı bilinen tek Selçuklu saray külliyesidir.

Sultan ve Emirleri için yapılan saray ve kökler: çeşitli renk ve desendeki çinilerle süslenmiştir. Yapılan kazılarda: sarayın temelleri ve bölümleri, sarayda kullanılan yapı malzemesi, renkli camlar, kürkler, alçı dekorasyon cam, sikke, seramik ve çiniler bulunmuştur.

Sarayın çinileri: sır altı ve lüster tekniğiyle yapılmıştır. Ayıca: çeşitli formlarda çini mozaiklerde bulunmuştur. Bulunan çiniler: figürlü, geometrik ve bitkisel bezemelidir.

Konya Beyşehir Kubad-Abad Sarayı

Ayrıca, Baba İshak isyanı sırasında da, II. Keyhüsrev’in, burada olduğu söylenir. Bu harika yapının mimarı: Sadettin Köpek’in, Sultan II. Keyhüsrev’in emriyle Kubadabad’da öldürülmüş olması da, kaderin acı bir gerçeğidir. Ne yazık ki; Alaaddin Keykubat’ı kendisine hayran bırakan bu coğrafyada inşa edilen Kubadabad, bugün virane olmuştur.

PINARGÖZÜ MAĞARASI

Türkiye’nin en derin ve en büyük mağaralarından biri olarak kabul ediliyor. Gölün batı yakasında, Yenişarbademli’nin 11 km. batısında, Gölyaka orman yolu üzerindedir. Dünyanın, girişi en zor mağaralarından sayılmaktadır. Ağustos ayında, içinde 166 km. hızla rüzgar esmekte, ısı 5 derece olmaktadır.

Mağaraya, ilkin 1965 yılında, Türk Mağaracılar Derneği Başkanı Jeolog Dr. Timuçin Aygen girmiştir. Ancak: rüzgar, çağlayan, menderes ve kuyuların engellemesi yüzünden, yalnızca 12 çağlayan aşılarak 3 km. ilerleyebilmiştir. Mağaranın denizden yüksekliği: 1550 metredir.

Konya Beyşehir Gölü

BEYŞEHİR GÖLÜ

Türkiye’nin üçüncü büyük gölüdür. Aynı zamanda, en büyük tatlı su gölüdür. Tektonik-Karstik olaylarla oluşmuştur.

Kuzeybatından, güneydoğuya uzanır. Gölün sığ suları, bazı kışlar donmaktadır. Öyle ki, gölün üzerinden at arabaları ile geçilebilecek derecede donduğu olmaktadır. Bazı yıllarda, göl suları iyice çekilir. Güneyi ile bir kesim doğu kıyıları bataklık ve sazlıktır.

Gölün bulunduğu Milli Park alanı içerisinde; su sporları, dağ sporları ve av sporları yapma imkanı da vardır. Su ürünleri açısından: ekonomik değeri yüksektir. Ama yeterince yararlanılamıyor.

Bunun temel nedeni, göl canlılarının fazla ekonomik ve leziz bulunmayışı. Gölde, bolca tatlı su balığı bulunuyor. Bunlar: sazan, akbalık, kızılkanat, sıraz, gökçe, çamurca, kaya ve yılan balıklarıdır.

Gölün: 2 plajı, 22 adası ve çok sayıda kayalığı bulunur. Sığ sularda, derinlik ancak 100 metre sonra insan boyunu aşar. Elverişli kumsallar: güneydoğu, doğu ve kuzeydeki kumsallardır. Üstünler, Karadiken, Bademli kıyıları ile Budak, Kıreli ve Tolca kıyıları, en iyi plaj yerleridir.

Kıyılarda, henüz çevre ve kıyı kirlenmesi görülmemektedir. Ayrıca: önemli bir kuş üreme, barınma, beslenme ve konaklama merkezi durumundadır. Bu yönü ile, turizm açısından önem taşır.

SONUÇ

Beyşehir denilince, akla hemen göl geliyor. Yani: göl, buradaki hayatı her yönüyle etkiliyor. Beyşehir’e gittiğimde: pek fazla büyük olmayan bir yerleşim yeri, göl ve göl kıyısında Beyşehir Köprüsü yakınında güzel bir restoranda yediğim, göl balığının lezzeti aklımda kalmış.

Siz de, buradan geçerseniz, göl kıyısındaki restoranlarda, mutlaka balık yemeği deneyin, beğeneceksiniz.

Seydişehir tanıtımı.

Konya tanıtımı.

 

Konya Ereğli İvriz Yazılı Kaya Anıtı

Konya Ereğli İvriz Yazılı Kaya Anıtı

Konya Ereğli İvriz Yazılı Kaya Anıtı: Ereğli ilçesinden, İvriz köyü istikametinde, güneye gideceksiniz. Yaklaşık 10 km. lik kıvrılarak giden asfalt yol. Ama problemli bir yol değil. Yolun her iki yanı yemyeşil kiraz ve elma bahçeleri ile dolu.

Özellikle, mevsim uygun ise, buraya özgü beyaz kirazdan mutlaka almalısınız. Evet, Anıtımız, İvriz köyü sınırları içinde ve İvriz çayının kaynağının kenarında.

Sonradan yazmak istedim ama yine de belki unuturum diye hemen belirteyim, dönüşte mutlaka buraya has cevizli sucuk almayı sakın unutmayın.

İVRİZ KAYNAK SUYU VE İVRİZ KÖYÜ PİKNİK ALANI

Muhteşem bir kaynak suyu, çok soğuk, hani derler ya, “karpuz çatlatan” cinsten. Muhteşem hızla akıyor. Anıtın bulunduğu bölümde, üstüne köprü yapılmış, bu köprüden geçilerek, anıtın yanına gideceksiniz.

Kaynak, ancak tek bir insanın sığabileceği genişlikteki bir mağaradan çıkıyor. Kaynağın çıktığı mağaranın çevresindeki ağaçlara insanlar bez parçaları bağlayarak dilek tutmuşlar. Burada, her yanınızdan sular akıyor. Mevcut fındık ağaçları ayrı bir güzellik katıyor.

Özellikle; yaz mevsiminde, çevre sıcaktan bunalırken, burada kazaksız oturamazsınız, çok serin. Ama, bu serinlik ayrı bir güzellik katıyor. Ayrıca, burada, kendi havuzlarında ürettikleri alabalıkları, çok değişik şekillerde pişirerek müşterilerine sunan kır restoranları var.

Izgarada veya tereyağında pişirilmiş alabalık, yanında sumak ve kırmızı biberli çoban salatası ve hakiki Ereğli şalgam suyu. Bu menüyü mutlaka deneyin.

İVRİZ KAYA ANITI

Kayanın üzerindeki bu figürler, ilk olarak 1875 yılında Rahip Davis tarafından çizimleri yapılarak dünyaya tanıtıldı.

Dünyadaki ilk yazılı tarım anıtı ve dünya tarihindeki ilk yazılı kabartma kaya anıtı olma özellikleri var. Önemi, buradan gelmekte. Aramileşmiş, Geç Hitit dönemine ait en önemli sanat yapıtlarındandır.

Zaten, gerek tanrı ve gerekse ona tapınan kişi yani kralın yüz hatlarında, diğer Hitit kabartmalarından farklı olan hususlar var. Buna göre, bazı Hitit anıtları, Hititlerin kendileri tarafından değil, eğittikleri veya uygarlaştırdıkları yerel halk tarafından yapılmıştır. Bu anıt ta bu söyleme uygundur.

MÖ.727-742 yılları arasında, Kral Varpalavas tarafından yaptırıldığı tahmin edilmekte. Yani; yaklaşık 2700 yıllık bir anıt. 4.20 x 4.20 metre ölçülerinde, kaya zemin üzerine, kabartma tekniğiyle yapılmış. Aynı zamanda, Asur ve Frgy etkileri de görülmekte. Tuvana krallığından, günümüze gelebilmiş bir eser. Tuvana krallığı; başkenti Ereğli olan ve ön Hititler tarafından kurulan bir krallık.

Anıtta: bölgenin kralı Varpalavas ile, Fırtına Tanrısı Tarhundas tasvir edilmiş. Tanrı Tarhundas figürü, Krala göre daha büyük yapılmıştır.

Tarhundas; krala göre daha büyük ölçüde, ellerinde üzüm salkımı ve buğday başaklarını tutuyor. Çünkü;  Tarhundas, aynı zamanda bolluk ve bereket tanrısı olarak da değerlendiriliyor.

Tanrının karşısındaki kral ise, daha küçük ve dua eder durumda tasvir edilmiş. Tasvirdeki objelerin giysileri; geç Hitit sanatının özelliklerini yansıtmakta.

Özellikle: tanrı figürü; kuvvetli bir insan görünümünde. Kol ve bacak adaleleri dikkat çekici. Üzerinde: dizlerini açıkta bırakan, kısa kollu, vücuduna yapışık giysi var.

Dönemin karakteristik özellikleri; madeni kemeri, uçları sivri ayakkabıları, saç ve sakallar. Başında boynuza benzer kurdelalar ile süslü sivri bir külah var.

Kral Varsapalas ise; geometrik motifli ve püsküllü eteği olan uzun bir giysi ile, ucu saçaklı manto giymiş. Başlığı: boncuk dizileri ile süslenmiş.

Kralın, iri boncuklu kolyesi, küpesi, bilezikleri de, arami takılarına benzemektedir.

Özellikle giysisi incelemeye değerdir. Üzerindeki işlemelerde Frigya kralı Midas’ın lahdinde bulunan “dörtgen desen” var. Bu desen genellikle “gamalı haç” olarak tanınıyor. Bu motif: Kıbrıs ve Truva’da yapılan kazılarda da bulunda ve dünyaca tanındı.

Figürlerin yanında, o  dönemde Hama harfleri olarak bilinen işaretler var. Bunlardan üç satırı, Tanrının yüzü ile yukarı kaldırdığı sol kolu arasındadır. Dört satır ise, ona tapan kralın arka planına oyulmuştur ve daha aşağıda hiyeroglif yazılı satırlar vardır.

Her iki figürün arasında bulunan, hiyeroglif yazıda: ” Ben hakim ve kahraman Tuvana Kralı Varpalavas; sarayda bir prens iken, bu asmaları diktim, Tarhundas onlara bereket ve bolluk versin” yazılı.

Her ikisinin de ayaklarında uçları kıvrık botlar var.

Kral Varpalavas; yöredeki Hitit ve Luwi kökenli halk için, bu anıtı yaptırırken, tanrı ve kral ilişkilerini simgesel olarak gözler önüne sermiş. Anadolu’daki uygarlığın köklerinin ne kadar eski olduğu ve bu köklerin tarıma verdikleri önemin sanata yansıması açısından, anıtın önemi büyük.

Ayrıca, anıt 2700 yıl önce, burada yetiştirilen üzüm ve buğday hakkında bilgi vermesi bakımından ilginç. Tüm bunların yanı sıra, binlerce yıl önce, burada bir üzüm tarımı yapıldığı kesin.

Bunun sonucu olarak ise; mutlaka şarap üretimi de yapılmış olabilir ve bu durumda, bugünkü şarap üretiminin, geriye dönük Anavatan’ının belirlenmesi açısından, bu anıt bir simge olabilir. Zaten; günümüzde, bir şarap markası tarafından, amblem olarak kullanılıyor.

ANITIN BUGÜNKÜ DURUMU

Bugün anıtın ön kısmındaki toprak parçasında, dikdörtgen şeklinde oyuk var. Bunun sebebi ise; Anıtkabir’in yapımı sırasında, büyük kurtarıcımız Atatürk’ün mezarına, Türkiye’nin farklı yerlerinden toprak parçası götürülmesi sırasında, İvriz toprağından da, bu onurlu katılımın yapılmış olması imiş. O kısım doldurulmamış ve halen öyle duruyor.

Anıt bugün korumasız. Sapan taşlarına, havalı tüfek saçmalarına ve fişeklere hedef olmuş durumda. Ayrıca; doğal tahribat nedeniyle, derin çatlaklar oluşmuş. Yağmur ve kar sularının biriktiği bu çatlaklar, donan suyun daha sonra erimesiyle, giderek genişlemekte.

Anıtın, kar, yağmur suları ve dış etkenlerden korunması için, beton bir şemsiye ile kapatılması ve çevre düzenlemesi ile, anıtın tabanına akan gölet sularının izolasyonunun yapılması düşünülmüş. Ancak, bu beton şemsiyenin ayaklarının dikilebilmesi için, sanırım anıta Sit alanı olarak ayrılan alan yetmemiş. Çünkü, bu alan, yalnızca anıtın önünden 5-6 metre kadar ilerisi.

Bir kısım alanın kamulaştırılması gerekli. Ama, öğrendiğime göre, Valilik ile, bu alanın halen sahibi olan Teaş arasında yapılan yazışmalar sonucu, Teaşa ait olan bu bölümün kamulaştırılması için, Teaş tarafından olumlu cevap verilmemiş.

Ülkemizde, sahip olduğumuz birçok tarihi hazine gibi, dünya insanlık tarihi açısından son derece önemli olan bu kaya anıtını da mutlaka koruma altına almak gerek. 2700 yıllık tarih yok olmak üzere. Yok olduktan sonra ise, sorumluların kimler olduğunun hiçbir önemi yok bence.

Biliyor musunuz ki, ülkemizde, birçok insanın yerini bile bilmediği bu anıt, her yıl binlerce yabancı turist tarafından ziyaret edilmekte. Bunu, yani yabancı turistleri, yöreye gittiğinizde göreceksiniz.

Ama, yok olmak üzere. Siz gittiğinizde göreceksiniz ama çocuklarınızın çocukları büyük olasılıkla, bu anıtı göremeyecek, bu tür dünya mirası anıtları göremeyecekler.

Çünkü, yıkılacak, yıkılmak üzere. Mısırda olduğu gibi, hani orada burnu olmayan sfenk heykeli var ya, bizim anıtta, zaman içinde parça parça yok olacak. Bu anıtın resmide, yalnızca bir şarap firmasının şarap etiketinde bir amblem olarak kalacak.

SONUÇ

Bölgeye yakın olanlar için, bir hafta sonu kaçamağı yapmaya değer. Uzak olanlar ise, mutlaka bir gün ayırıp, Toros Dağlarına sırtını dayamış, bu güzel ve gizli cenneti keşfetsinler.

Ereğli tanıtımı.