Şanlıurfa Ceylanpınar

Şanlıurfa Ceylanpınar

Şanlıurfa ilinin, Viranşehir üzerinden ulaşılan, Akçakale ilçesi gibi Suriye ile sınır kapısı bulunan ilçesidir.

Hatta: ilçe topraklarının sınır çizilmesiyle ikiye bölündüğü, ülkemiz tarafında kalan topraklara “Ceylanpınar” denildiği, Suriye tarafında kalan ilçeye ise “Ra’s Al Ayn” ismi verildiği bilinir.

Evet, burada tarihi ve turistik özellikleri olan herhangi bir yer ve etkinlik bulunmuyor. Yani, gezmek için buraya gitmek gerekmiyor. Burada: herhangi bir turistik etkinlik yok.

ULAŞIM

Ceylanpınar, bağlı bulunduğu Şanlıurfa il merkezine 141 km. uzaklıktadır. Buraya: Viranşehir üzerinden ulaşılır ve başkaca bir ulaşım yolu bulunmamaktadır. Ama bu yol, dümdüz olması, hiç viraj bulunmamasıyla önem kazanır.

Ceylanpınar ile Viranşehir arasındaki uzaklık: 50 km. Ceylanpınar ile Kızıltepe arasındaki uzaklık: 70 km. İlçe merkezini, doğudan Mardin şehrine ve batıdan Gaziantep şehrine bağlayan demiryolu mevcuttur.

TARİH

MÖ.14’ncü yüzyılda Mitanni krallığına bağlı olan yöre, daha sonra Asurlular tarafından ele geçirilir. Bu dönemde, yörenin ismi “Riş Ayna” yani Süryanice “Reş Ayna” olarak bilinmektedir. Bu isim, sonraki dönemlerde, Arapçaya “Ra’s el-Ayn” yani “Kaynakbaşı” olarak geçer ve günümüze kadar gelir.

Evet, bölge: 639 yılında Şam orduları tarafından ele geçirilir. 959 yılında ise, bu kez Bizans imparatoru I. Ioannes yağma ve talan ederek bölgeyi alır.

1394 yılına gelindiğinde ise, bu kez, Suriye seferine giden Moğol imparatoru Timur, burayı yağma ve talan eder.

1921 yılında ise, Türkiye-Suriye sınırı çizilirken, bölgedeki ceylanların çokluğu nedeniyle, yöreye “Ceylanpınar” ismi verilmiştir.

1981 yılına gelindiğinde, yöre ilçe olur. Ceylanpınar ismi: Habur çayı ve kaynak başına, su içmeye gelen ceylanlardan alınmıştır.

Buranın tarihi geçmişinde ilginç bir olay var. 1980’yi yıllarda, Rusya, Afganistan’ı işgal edince, bir kısım Afgan vatandaşı ülkemize sığınır. Bunlar için, Ceylanpınar ilçesi girişinde “Evrenpaşa” isimli bir köy kurulur.

Bu köyde, kendilerine verilen topraklarda: tarım ve hayvancılık yaparak geçimlerini sağlayan bu Afgan kökenli vatandaşlar, günümüzde de ilginç görünümleriyle dikkat çekerler. Evrenpaşa köyü, hemen ilçe girişinde sağ taraftadır.

Şanlıurfa Ceylanpınar

GENEL

Ceylanpınar bölgesinin topraklarının, yaklaşık % 90’lık bölümü tarıma elverişlidir. Yörede, derin su kuyularının açılmasıyla, sulu tarım olanakları artmış ve tarımsal verim yükselmiştir.
İlçe sınırları içindeki toprakların büyük kısmı: Tarım İşletmelerine aittir.

Ceylanpınar Tarım İşletmeleri: yaklaşık 50 yıldır, bölgede yaptığı yatırımlar, bilgi ve deneyim ile, tam bir tarımsal üretim merkezi haline gelmiştir. Tarımsal alanda, özellikle: buğday, mercimek, pamuk, mısır, yonca, tohumluk fığ, nohut ve bahçe kültür bitkileri üretilmektedir.

Tarımsal anlamda: Siirt yöresinde yetiştirilen Antep fıstığı üretimi yaygındır.

Hayvancılıkta ise: sığırcılık, koyunculuk ve ceylan besiciliği yapılmaktadır.

Özellikle, nesli tükenmekte olan ceylanlar koruma altına alınarak, sayılarında artış sağlanmaya çalışılmaktadır.

Bölgede: Akdeniz iklimi ve güneydeki çöl ikliminin karasal etkileri hakim olup, buna bağlı olarak yazları çok sıcak ve kurak, kışları ise serin geçer.

Özellikle: Atatürk Barajının faaliyete geçmesiyle, yörede nem oranında artış olmuş, gece ve gündüz sıcaklık farkları yükselmiştir.

Evet, Ceylanpınar, ülkemizin en sıcak yerlerinin başında gelmektedir.

Şanlıurfa Ceylanpınar Çiftliği

 

CEYLANPINAR ÇİFTLİĞİ

1.7 milyon dekarlık büyüklüğü ile, dünyanın en büyük çiftliklerinden biri olarak değerlendirilmektedir.

Arazinin boyutlarını anlayabilmek için, şöyle söylenebilir. Uzunluk: 60 km. ve genişlik 30 km. olan bir dikdörtgen veya İstanbul ilinin tümünün üçte biri de denilebilir. Ancak, bu arazinin bir kısmı günümüzde mayın kaplıdır.

1937 yılında Atatürk eliyle kurulan bu çiftlik yani Devlet Üretme Çiftliği: gerek demir yolunun bulunması ve gerekse yöre insanının buradaki iş gücüne katkısı nedeniyle, çiftlik bölgenin gelişiminde büyük etkinlik göstermiştir.

Özellikle: 1943 yılına gelindiğinde: daha sonra Devlet Üretme Çiftliği adını alan kurum: biraz önce de belirttiğim gibi, Ceylanpınar yöresinin gelişimini sağlamıştır.

Yöre topraklarının büyük kısmı çiftlik idaresine aittir. Bunun sonucunda: gerekli bilgi ve deneyimle bu topraklar üzerinde yoğun tarım üretimi yapılmaktadır.

Ayrıca, hayvancılık ta yapılmakta olup, özellikle nesli tükenmekte olan ceylanların üretimi ve sayılarının arttırılmasına yönelik faaliyetler sürdürülmektedir.

Adını işletmeye veren ceylan neslinin tükenmemesi için, ilk olarak 1978 yılında ceylan üretimine başlanmış ve günümüzde 1500 çift ceylan yaşamaktadır.

Ülke içinde, ceylan üretimi yapmak isteyenlere, buradan erkek ve dişi ceylan satışı yapılmaktadır.

İlçe topraklarının büyük kısmının çiftlik idaresine ait olması nedeniyle, bu durum yöredeki insanlar için iş olanakları yaratırken, öte yandan köylerin sayısının az olmasına neden olmuştur.

Yöre halkının büyük bölümü: Tarım işletmelerinde daimi ve geçici işçi olarak çalışmaktadırlar.
Ceylanpınar ile ilgili, ilginç bir not sunmak istiyorum.

1921 yılında Ankara Antlaşması ile Türkiye-Suriye sınırı çizilirken: ceylanlar ülkemiz tarafında, pınar ise Suriye tarafında kalır.

Ceylanlar, uzaktan hep pınara bakarlar. Daha sonra, ülkemizdeki bölümde de ceylanlar için bir pınar yapılır ama, onlar, hep eski pınara bağlılıklarını devam ettirirler ve oraya bakmayı sürdürürler.

CEYLANPINAR MESLEK YÜKSEK OKULU

Harran Üniversitesine bağlı olarak kurulan Meslek Yüksek Okulunda: bilgisayar, muhasebe ve ziraat branşlarında eğitim verilmektedir.

Kıbrıs Casinolar

kumar.1
Kıbrıs Casinolar

Ülkemizden, Kıbrıs adasının kuzeyinde, KKTC topraklarına giden insanlarımızın büyük bölümü tatil yapmanın yanında, burada bulunan otellerin Casinolar’ında oyun oynamaya gitmektedirler.

Aslında: KKTC topraklarında bulunan birçok lüks otelin hepsinde Casino bölümleri bulunmaktadır ve bunlara sadece Türk konuklar değil, aynı zamanda, Yeşil hat yani sınırdan rahatlıkla geçip buraya gelen Rumlar ve diğer bazı ülke vatandaşları da gelmektedirler.

Yani, adanın güney bölümünde bulunan Rumlar, sınır olarak kabul edilen Yeşil Hat boyundaki kapılardan rahatlıkla girebilmekte ve kuzeye yani KKTC topraklarına girmektedirler ama bunların giriş amacı, sadece otellerin Casinolarında kumar oynamaktır.

Ama söylediğim gibi, bu Casinolara ülkemizden de giden birçok ziyaretçi var. Hatta ve hatta: KKTC topraklarında bulunan birçok üniversitede okuyan öğrenciler ve adadaki askeri personel bile, bir zamanlar bu Casinoların daimi müşterisi iken, bir süre sonra önce askeri personel ve ardından öğrencilerin bu Casinolara girişi yasaklanmış, ancak elbette bu yasakların ne kadar uygulandığı veya kontrol edildiği meçhul.

Evet, otellerin Casinoları: yurt dışında birçok örnekleri bulunanlar gibi: ışıltılı bir ortam, güzel kızlar, görevliler, sürekli ücretsiz içki ikramı ve yine ücretsiz yemek ikramları ile tanınıyor.

(Son gittiğimde 2023 yılında Casinoların ikramlarının oldukça kısıtlı olduğunu gördüm, çünkü Kıbrıs’ı ziyaret edenlerin bir kısmı, sırf ikramlar yüzünden bu gazinolara gidiyorlardı ve az miktarda oyun oynayıp çıkıyorlardı, ancak ikramlar, özellikle içki ikramları oldukça azalmış, geneldeki tasarruf tedbirlerine gazinolar da uymuş, yemek ikramları bile oldukça kısıtlı olmuş. Yani, sonuç olarak ikramlar için burayı tercih edenlerin gitmelerini önermem.)

Tabii kumar aletleri ve özellikle bir zamanlar kollu ve jetonlu olarak tabir edilen ancak günümüzde ne kollu ne de jetonlu özellikleri kalmayan makineler vardır.

Para: girişte verilen karta veya doğrudan makineye yükleniyor, puan kredisi alınıyor ve istediğiniz oranlarda (en düşük önceki yıllarda 0.40 TL iken, bu yıl en düşük rakımın 4 TL olduğunu gördüm) oynanabiliyor.

Yani: küçük bir meblağ ile, zevk için oynayayım derseniz, eğer çok çok aşırı şansınız yoksa, paranız kısa sürede bitecektir.

Makinalar yanında: elbette canlı oyunlar da var. Sonuç olarak: Otellerin Casino bölümleri: ışıltılı ve hayallere hitap eden, ancak kazanma hayallerine hitap eden ve buraya giren binlerce kişiden sadece çok küçük bir bölümünün kazandığı, büyük bölümünün kaybettiği yerler olarak öne çıkıyor.

Casino girişindeki kurallar: önce kılık-kıyafet, ama bunu derken takım elbiseli istemiyorlar, sadece terlik ve atlet kabul etmiyorlar, ayrıca yaş zorunluluğu var, 25 yaş ve üstü olmak gerekiyor.

Kapıda: girmeden önce kısa bir kayıt ve kart çıkarttırma faslından sonra içeriye giriliyor. Ancak bir konuda bilgi vermek gerekirse, sadece içki içmek veya sadece yemek için içeriye girmeyi düşünenler varsa, bu konuda dikkatli olmalarını öneririm, çünkü Casinolar tamamen kameralarla dolu, bu tür kişiler tespit edildiğinde, belli bir ücret alınıp (120 TL. olduğunu duydum) kişi dışarıya çıkarılıyormuş.

Bir gerçek de şu ki “ben dışarı çıkarılan kişi görmedim” çünkü buraya gelen yemek yemek için gelse bile bir miktar para kaybetmeyi düşünerek oyun oynuyor, içki derseniz, ikram edilen içkilerin çok çok az olduğunu ve garsonların yanınıza pek sık uğramadıklarını unutmamak gerekir.

Ayrıca, yemek durumları da karışık, bazı otellerin yemek ikramları çok çeşitli iken bazı otellerin yemek çeşitleri çok az, sadece çorba ikram eden oteller var, ayrıca yemek yerlerinin açılma zamanlarının kısıtlı olduğunu unutmamak gerek, birçok otelin yemek yeri saat: 19.00-21.00 arasında açık, kapanıp saat: 01.00 de tekrar açılıyor.

Yani, burada önemli olan: sizin tercihiniz bir tercih “para kazandıran makineleri ama hizmet ve ikram az”, ikinci tercih “hizmet ve ikram çok, para kazandıran makineler az” evet buna göre otel seçmeniz gerek.

Evet: işte böyle şansını denemek adı altında buraya giden birçok kişinin kaybettiğini unutmayalım. Buradaki kişisel şans oranının çok düşük olduğunu unutmayalım. Yine de, denemek isteyenler için iyi şanslar dilemekten başka çere yok. Unutmayın kumar kazandırmaz, sadece hayal ettirir.

Bence uzak durun. Ama bu satırları okuyanların: Milli Piyango, haftanın 7 gününe yayılan At yarışları, sayısal loto, spor toto, süper loto, her gün 2 milyon kere oynanan iddia ve benzerleri nedir, nedendir dediklerini duyar gibiyim.

Bursa Mudanya

Bursa Mudanya

Mudanya denilince, Mudanya Mütarekesi hemen akla geliyor, ama Mudanya Marmara denizi kıyısında, güzel bir yöremiz.

ULAŞIM

Mudanya-Bursa arası uzaklık: 32 km. Bu mesafe: yaklaşık olarak 20-25 dakikada alınmaktadır. Mudanya’ya İstanbul’dan özel aracınız ile gelmek isterseniz: arabalı vapurdan yararlanabilirsiniz. Bayramoğlu-Darıca sapağında, otobandan ayrılın. Eskihisar’dan araba vapuruna binin ve Topçular iskelesine geçin.

Yalova üzerinden, Bursa yoluna çıkın. Bursa’nın girişinde, çevre yoluna girerek, çevre yolundan Mudanya ayrımına gelince çıkın. Geçit Köyünün içinden geçtikten sonra, tabelaları izleyerek Mudanya’ya ulaşabilirsiniz.

Bursa Mudanya

İstanbul’dan deniz yolu ile Mudanya’ya ulaşmak isterseniz: İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından işletilen, hızlı feribot ile, 1 saat 30 dakikada, Mudanya’ya 5 km. uzaklıktaki Güzelyalı’ya ve oradan da kolaylıkla Mudanya’ya ulaşabilirsiniz.

Bursa Mudanya

GENEL

KONUM

Gemlik körfezinin güney yüzünü kaplayan ve Bursa Ovasını denizden ayıran Mudanya Dağları, doğu-batı yönünde uzanıyor. Batıdan: Susurluk Çayı’nın denize döküldüğü yere kadar uzanan, en yüksek tepe 600 metre yüksekliğindeki Kartepeye kadar erişir. Belli başlı akarsuyu: Nilüfer çayıdır.

İKLİM

Mudanya’da yazlar sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı, Akdeniz iklimi hüküm sürüyor. Yükseltinin azlığı ve denizin etkisiyle, kışın ılıklığı ve yaz mevsiminin fazla sıcak olmayışı belirgin.

EKONOMİK DURUM

Zeytincilik, Mudanyalıların gelir kaynaklarının başında. Zeytincilik yapmayanlar da: üzüm, incir, ayçiçeği ve soğan yetiştiriyorlar.

Bursa Mudanya

TURİZM

Mudanya, el değmemiş bakir koylara sahip. Ama, bu koylara, yalnızca denizden ulaşılabiliyor.

Bunun dışında, Mudanya merkezde, ara sokaklarda, eski evlerin arasında yürüyüş yapın, kafeler var, buralarda oturup dinlenin. Mütareke evinin bulunduğu meydan da, restoranlar var. Özellikle asker kişiler için, burada oldukça güzel bir tesis var. Tesis Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığına ait, denizin hemen kıyısında. 

Ayrıca, yine Mudanya’da deniz kıyısında, Mütareke evinin bulunduğu meydanda, oldukça güzel yerler var, burada yürüyüş yapabilirsiniz, deniz kıyısında yürüyüş yolları düzenlenmiş.

 

DENİZE GİRİLECEK YERLER

Mudanya’da doğal güzelliklere sahip ve denize girilebilecek yerler, eski Rum yerleşimleri olan: Siye (Kumyaka) ve Trilya (Zeytinbağ) dır.

BALIKÇILIK

Mudanya’nın geçim kaynaklarından biri de balıkçılık. Balıkçı tekneleri dışında, amatör balıkçılar da, sandallarıyla veya iskeleden, balık avlıyorlar. Merakınız varsa, iskeleden mutlaka balık tutmayı deneyin, oltanızı atın ve bekleyin.

Özellikle: orada bulunduğum dönemde, aldığım bir ipucu şöyle idi. İskeleden, vapur hareket ettiğinde, deniz dibindeki kumları karıştırıyor ve bu durumda, özellikle büyük balıklar, yemlenmek için iskele yakınlarına geliyorlar. Akşam saatlerinde, buradan çok büyük balık tutmak mümkün.

NE YENİR

Mudanya’da: çarşaf böreği, cevizli lokum ve balık yemelisiniz.

TARİHİ

Mudanya, MÖ.700 yıllarında, İyonlu kolonistlerden Kolofonlular tarafından kurulmuştur. İlk adı: Myrlea’dır. Sonraki dönemlerde: sürekli olarak, işgale uğradığı; arkeolojik çalışmalar sonucu ortaya çıkmıştır.

Makedon hükümdarı 5’nci Filip (Phliposs) tarafından, istila edilen, Myrlea yıkılmış ve yerine, Apameıa adı ile, yeni bir şehir inşa edilmiştir. Apemia; deniz yolu ile gelecek tehlikelerin bertaraf edilmesi için yaptırılan bir hisarla çevriliydi.

Zeytinbağı (Trilye) ve Kumkaya (Siği)’da, halen bu hisarın kalıntılarını görmek mümkün. Apemia’nın işgalinin ardından, kent tekrar imar edilerek, Montanıa adını alır. Şimdiki adı olan Mudanya’nın, buradan geldiği düşünülüyor.

Mudanya: 1321 yılında, Orhan Bey tarafından fethedilerek, Osmanlı topraklarına katılır.

Evet, yakın geçmiş tarihi ele alırsak, şunlar ortaya çıkıyor. Mudanya Kasabası, Mondros Mütarekesinden sonra, önce İngiliz istilasına uğrar. Fakat, bu işgal bir gün bile sürmez. Vatan toprağına aşık, Jandarma Onbaşısı Şükrü Çavuş, kimseden emir almadan, yalnız başına mavzerini kaparak, İngiliz Deniz Piyade askerlerinin çıkartma yaptığı iskeleye gider ve silahını ateşler.

25 Haziran 1920 günü akşamı, İngiliz ordusundan 1 binbaşı ile, 1 eri öldürdükten sonra İngilizler tarafından şehit edilir. Fakat, 11 gün sonra, 6 Temmuz 1920 tarihinde, İngilizler yerlerini Yunanlılara bırakırlar. Kent, düşman işgali altında, iki yıldan uzun bir süre kalır.

11 Eylül 1922 tarihinde, Bursa’nın kurtuluşundan sonra, Mudanya’da top seslerini duyan Türk ordusu birlikleri, Mudanya istikametine yönelir. Bunun üzerine, 11 Eylül akşamı, Fransız süvarileri, bizim birliklere, “Mudanya’nın tarafsız bölge” olduğunu bildirirler.

Bunun üzerine: Türk ordusunun bir bölümü, Mudanya’ya gönderilir. Mudanya’da, düşman kuvvetleriyle bir çatışma olur. 12 Eylül 1922 günü, saat: 16.00 sıralarında, düşmanın teslim olması ile çatışmalar sona erer. Düşmanın büyük bölüm personeli, silahları ile birlikte teslim alınır. Bir kısmı ise, savaş gemisiyle kaçmayı başarır. Günümüzde: her yıl 12 Eylül günü, Mudanya’nın bu kurtuluş günü, büyük coşku ile kutlanmaktadır.

GEZİLECEK YERLER

Bursa Mudanya Mütareke Evi

MUDANYA MÜTAREKE EVİ

Kordonboyunun sonunda bulunuyor. Yalının: 19’ncu yüzyıl başlarında yapıldığı düşünülüyor. İlk sahibi: Rus asıllı tüccar Aleksandr Ganyanov’dur. Art Noueo üsluplu bir yalı olarak yaptırılmıştır. 

Daha sonra, Mudanyalı işadamı Hayri İpar, binayı satın alarak tamir ettirir.

Bu tarihi yalı, 3-11 Ekim 1922 tarihlerinde, Kurtuluş Savaşını zaferle bitiren tarihi antlaşmaya katılan tarafların, hararetli görüşmeler yaptıkları yerdir.

11 Ekim 1922 tarihinde TBMM Hükümeti ile İhtilaf devletleri arasında Türk-Yunan savaşına son veren ateşkes anlaşması, bu binada imzalanmıştır. Bir hafta süren ateşkes görüşmelerinde, TBMM Hükümetini İsmet Paşa, İngiltere’yi General Harrington, Fransa’yı General Charpy ile İtalya’yı General Monbelli temsil etmiştir.

Ateşkes anlaşmasının imzalandığı Mudanya Mütarekesi, TBMM Hükümetinin işgalci güçlere karşı siyasi anlamda kazandığı bir zaferdir. Yapı günümüzdeki ismini ve işlevini bu nedenle almıştır. 

Bodrum ve çatı katının dışında, iki katlı olan ahşap evin birinci katında Mütarekenin imzalandığı salon ve İsmet Paşa’nın çalışma odası, üst katta İsmet Paşa ve yaverlerinin yatak odaları yer almaktadır. 

Yalnız Temmuz 2022 tarihinde Mudanya’yı ziyaret ettiğimde, Mütareke evi kapalıydı, restorasyon vardı.  Mütareke evinin hemen karşısında, görüşmeleri yürüten İsmet İnönü heykeli bulunuyor.

Bursa Mudanya Giritli Mahallesi

GİRİTLİ MAHALLESİ

Eski ahşap evler bulunmaktadır. Piçiretu adlı bir İtalyan mühendis tarafından planlanmıştır. Mahallede, evler o kadar iyi yapılmıştır ki, nereden bakarsanız bakın, denizi görmeniz mümkün. Eski Cami’nin doğusunda Türkler, batısında ise Rumlar otururmuş.

Mütarekeden sonra, Rumlar Yunanistan’a gidince, Girit’ten gelen Türkler buraya yerleştirilmişler.

Aslında, Mudanya’nın yerlisi yok denecek kadar az. Mütarekenin imzalandığı 1922 yılına kadar, burada 45 hane Türk varmış. O nedenle, bugün Mudanya’da, Mudanya’nın yerlisinden çok, Girit göçmeni, Bursa ve başka şehirlerden gelip yerleşenler çoğunlukta.

Bursa Mudanya Tahir Paşa Konağı

TAHİR PAŞA KONAĞI

Osmanlı mimarisi eserlerinden olup, Şükrüçavuş Mahallesindedir. Kültür bakanlığı tarafından restore edilmiştir. Halen, alt katında: İlçe Halk Kütüphanesi hizmet vermektedir. Mudanya’da, Osmanlı döneminden kalma pek çok cami ve sivil mimarlık örneklerini görmek mümkün. Tahir Paşa Konağı, burada bulunan 196 tarihli yapılardan biri.

18’nci yüzyıl konaklarının en güzel örneği olan: iki katlı konak, planı çok değişiklik geçirdiği için, orijinal halini kaybetmiş. 1985 yılında, restore edilmiş, vitrayları, bitki ve geometrik tavan süslemeleri, kalem işleri, ender örnekler arasında. İlginizi çekerse, gidip görebilirsiniz.

Bursa Mudanya Eski İstasyon Binası

ESKİ İSTASYON BİNASI

Mudanya’nın hemen girişinde. Ancak, günümüzde otel olarak kullanılıyor. 1948 yılında: Bursa ile kara yolu bağlantısı sağlanınca, demir yolu kapanmış. Bunun üzerine: Fransızların yaptığı, iki katlı, tipik istasyon binası, bir süre Tekel satış deposu ve ardından da Gümrük deposu olarak kullanılmış. Sarı badanalı, eski istasyon binası artık “Montanya Oteli.”

HASANBEY CAMİİ

1652 yılında yapılmıştır. Hasanbey Mahallesindedir. Tavanı, minberi, pencere kenarları ile son cemaat yerindeki ağaç oymaları ile süslemeler, Osmanlı devri süslemeleri hakkında bilgi vermektedir. Cami yanında yaptıranların türbesi bulunuyor.

Bursa şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazıma ulaşmak için.

Trilye/Zeytinbağı tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazıma ulaşmak için.