İzmir Selçuk Efes Müzesi

İzmir Selçuk Efes Müzesi

 

Hemen girişte, şunu belirtmekte yarar var. Müze, çağdaş müzecilik anlayışına uygun olarak eserler sergilenerek yeniden düzenlendi.

Selçuk İlçesi içinde, hemen merkezde. 1964 yılında; bugünkü müzenin güneyindeki bölümün inşaatı tamamlanmış ve eserler sergilenmeye başlanmış. 1976 yılında; müzenin güney bölümü inşa edilmiş ve sergi alanları genişletilmiş.

Müze; sahip olduğu ve sergilediği eserlerle, Avrupa’nın en önemli ve en zengin müzelerinin başında gelmekte.

Ülkemizde ise, Topkapı müzesinden sonra ikinci sırada. Bugün: burada; 8352 arkeolojik eser, 1092 Etnografik eser ve 17143 sikke sergilenmekte. Efes’e, Selçuk’a gittiğinizde, burayı mutlaka görün. Yalnızca Artemis heykellerinin muhteşemliğini görmek için buraya girmeniz gerek.

Mutlaka girin. Selçuk’a giderseniz, nereyi gezelim, nereyi görelim diye düşündüğünüzde, Efes Müzesini mutlaka gezmenizi öneriyorum.

Efes Müzesi, Arkeoloji ve Etnografya olmak üzere iki ana bölümden oluşuyor. Müzede Prehistorik Çağ’dan (MÖ.7000), Miken, Geometrik, Arkaik, Klasik, Hellenistik, Roma, Doğu Roma (Bizans), Selçuklu ve Osmanlı dönemine kadar Anadolu arkeolojisi için önemli eserler sergileniyor.

Sergileme klasik kronolojiyi takip etmiyor, eserler tematik olarak sergileniyor. Salonlar, girişte “Bilgilendirme Salonu” olmak üzere Çeşme Buluntuları, Yamaç Evler Buluntuları, Sikkeler, Çağlar Boyu Efes, Orta Bahçe, Kybele Kültü, Artemis Tapınağı buluntuları, Efes Artemisi, İmparator Kültü olarak farklı konular ve buluntu guruplarına göre düzenlenmiştir. Arasta bölümü: Saadet Hatun Hamamı ve zanaat ürünlerinin tanıtıldığı dükkanlardan oluşuyor.

Müzede bir de çeşitli sürelerle çağdaş sanat eserlerinin ve çeşitli konularda sergilerin düzenlendiği Hikmet Gürçay Sanat Galerisi bulunuyor. Müzede sergilenen eserlerin büyük çoğunluğunu, dünyanın en eski kazı alanlarından biri olan Efes Antik Kenti kazılarından gelen eserler oluşturuyor.

Efes kentinin en eski yerleşim izlerini taşıyan Çukuriçi Höyük, dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen Artemis Tapınağı kalıntılarının yer aldığı Artemision, İncil yazarı St Jean’ın mezarının da bulunduğu Ayasuluk tepesinde yer alan kale ve yakın çevrede yapılan kazılarda bulunmuş eserler, müzede dolaşırken aniden karşınıza çıkacaktır.

Müzeye girdiğinizde, sırası ile, gezebileceğiniz salonlar ve göreceğiniz eserler şunlar:

YAMAÇ EVLER VE EV BULUNTULARI SALONU

İzmir Selçuk Efes Müzesi: Son 50 yıl içinde, ortaya çıkarılmış olan yamaç evlerde bulunan ve birçoğu Roma dönemine ait eserler var. Tıp ve kozmetik eserleri, günlük ev eşyaları, freskler ve daha pek çoğunu, salonda bulunan vitrinlerde göreceksiniz. Bunlardan en ilginç: cam tepsi.

Ancak; en önemli 3 eser, salonun orta kısmında. Yunus üzerindeki Eros, Mısırlı Rahip heykeli ve Lysippos’un Eros Heykeli başı.

ÇEŞME BULUNTULARI SALONU

Efes’te bulunan: Pollio, Trajan, Laecanus çeşmelerinde yapılan kazılarda bulunan eserler burada. Zeus büstü, Odysseus heykel gurubu, bir kütüğe yaslanmış halde Dionysos ve bir dizi büst, salonun köşesinde sergileniyor. Dinlenen savaşçı heykeli ise; salonun orta kısmında, tüm ihtişamı ile durmakta.

YENİ BULUNTULAR SALONU

Bu eserler, bir-iki yıl boyunca burada sergilendikten sonra, kendi bölümlerine alınıyor. Girişin sağında; Hıristiyanlık dönemine ait, Bizans buluntuları sergileniyor. Salonun sağ kısmında: sikke ve ziynet eşyaları var.

Efes sikkelerinde; Roma dönemine kadar, ön yüzlerinde Efes sembolü arı, arka yüzünde ise Artemis’in kutsal geyiği resmedilmiş. Roma döneminde ise: ön yüzde imparator ve yakınlarının sembolleri var.

Sol duvar ise: tiyatro maskeleriyle süslü. Bu maskeler: deri ve tahtadan yapılmış. Taştan olan maskeler ise, dekoratif olarak kullanılmış. Salonun sürekli kalan tek eseri ise: yamaç evlerinde bulunan, fil dişinden yapılma bir friz. Bu frizde: Trajanın, doğulu barbarlarla yaptığı savaş ve hazırlıkları, üç bölüm halinde gösterilmiş.

BAHÇE

Sağ tarafta: lahitler, mezarlar, sunaklar ve yazıtlar var. Batı duvarında ise, mezar ve adak taşları sergileniyor. Bahçenin ortasında ise, güneş saati bulunmakta.

MEZAR BULUNTULARI SALONU

Sağ duvardaki çizimlerde, Anadolu’daki gömme adetleri anlatılıyor. Sol kısımdaki ilk vitrinde, St. John Kilisesinin önünden çıkarılan Miken mezarına ait küçük eşyalar, diğer bir vitrinde ise Efes ve civarında bulunan mezarlardan çıkan cam eşyalar sergileniyor. Orta kısımda ise, mezar taşları var.

ARTEMİS SALONU

Büyük Artemis ve Güzel Artemis heykelleri var. Salonun vitrinlerinde ise, Artemis Tapınağına ait buluntular sergileniyor. Artemis Tapınağının kendisini süsleyen dört atlı arabanın atlarından biri de bu salonda görülüyor. Heykellerin göğsündeki yumruların ne olduğu hakkında, bilim adamları yıllarca kafa yormuşlar ve yorumlar yapmışlar.

Bunların; boğa hüsyeleri olduğu önü sürülmüş. Hüsyelerin bereketle ilgisi nedeniyle, bu iddia güç kazanmış. Heykeller, en kıymetli madenlerden yapılıyordu. Bunun için: mermerin, bronzun, ağacın en iyisi kullanılıyordu. Bugüne kadar, altın ve bronz gibi değerli madenlerden yapılmış heykel bulunamadı. Fakat, toprak altında daha nelerin saklı olduğu bilinmez.

Mermerden yapılmış heykellerin en güzelleri burada sergileniyor. Zamanında, bu heykelin, belden yukarısının altın kaplı olduğu, bugüne kadar kalmış kaplama izlerinden anlaşılıyor. Görmek için dikkatlice bakın.

Bütün bu tasvirlerde: tanrıça ayakta durur vaziyette. İki elleri öne doğru uzanmış, bolluk ve bereket dağıtan bir ifade ile betimleniyor. Ayak bileklerine kadar inen, Doğu modasına uygun bir elbise ve genellikle başında bir tacı var.

İMPARATORLUK KÜLTÜ VE PORTRELER SALONU

İmparator ve ailelerine ait büstler sergileniyor. Dikkat çeken nokta, bazı büstlerin alınlarında çizili olan haç işaretleri. Orta kısımda bulunan sunak ise, Domitian Tapınağına ait ve üç frizli. Çıkışta ise, Domitian heykelinin parçalarını görmek mümkün.

Manisa Gördes

Manisa Gördes

Halısı, yeşili, üzümü ve mesir macunu ile öne çıkan bir yöremizdir. Ama: inanın tüm bu güzelliklerden daha önemli bir özellik dikkatimi çekti. Gördes yazısını yazmamın üzerine, çok kısa bir sürede, yüzlerce kişi bu yazıyı okudu.

Bu elbette benim için bir gurur kaynağı. Başka yönden bakınca ise: ya Gördesliler, muhteşem bir şekilde, internet tutkunu ve yöreleriyle ilgili yazılanlara meraklı ve okuyorlar, çok güzel. Ya da: bu yazıları okuyan gerek dünya üzerinde ve gerekse ülkemizde: Gördes yöresini merak eden birçok insan var.

Bu da: Gördes yöresi için gurur verici bir olay, umarım Gördes Kaymakamlık ve Belediye yetkilileri; bu yoğun ziyaretçi sayısını öğrenirler ve Gördes’i ziyarete gelebilecek bu insanlar için gerekli tedbirleri alırlar.

ULAŞIM

Gördes, Manisa il merkezine 110 km. uzaklıktadır. İl merkeziyle arasındaki yol, kıvrıla kıvrıla gider, dağların arasından Gördes gelenleri karşılıyor. Gördes, İzmir şehir merkezine ise, 137 km. uzaklıktadır.

Bunların  dışında, Gördes ilçesinin, Akhisar’a uzaklığı: 58 km. ve Salihli’ye uzaklığı ise: 81 km. dir.

Manisa Gördes

TARİHİ

Gördes, antik dönemde, Atina kralı Kadüz’ün oğlu tarafından kurulur. Lidya döneminde ise, “Julia Gordes” olarak anılır.

Gördes kelimesi: Anadolu’nun birçok yerinde isim olarak kullanılır. Günümüzdeki, “Gördes Anadolu “kelimesi Yunanca, “Güneşin doğduğu yer” anlamına gelen “Anatolia”dan doğmuştur.

Romalılar: doğuda kaldığından, buraya, “Doğu Toprağı” anlamında “Thema Anadolia” ismini verirler. Gördes ismi, yabancı kaynaklarda ise “Guerdez” olarak geçer.

Gördes, tarihi süreç içinde: Persler, Makedonyalılar, Roma imparatorluğu ve Bizans imparatorluklarının egemenliğine girer. 1071 Malazgirt savaşından kısa bir süre sonra ise, Türklerin eline geçer.

Selçuklu Devletinin yıkılmasından sonra, Karesi Beyliği hakimiyeti ele geçirir. 1641 yılında ise, yöre, nikah sonrası çeyiz yolu ile, Osmanlılara geçer.

Bölge, 1920 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal edilir. 14 aylık işgal süresinin sonunda, 1922 yılında kurtarılır. Bu Yunan işgali sırasında çıkan yangınlarda, Gördes’teki birçok kıymetli halı yanar ve ilçenin kültürel dokusu büyük zarar görür.

23 Ocak 1940 tarihinde, eski Gördes şehrinde, büyük bir toprak kayması olur. Bunun üzerine, 1948 yılında, bugünkü yerleşim yerine taşınılır. Taşınılan yeni yerleşim yeri, eski yerleşim yerinden 3 km. ileride, kayalık bir zemin üzerindedir.

Osmanlı döneminde, Şehzadeler şehri olarak tanınmaktadır. Üzümün ana vatanı olarak bilinir.

Manisa Gördes

GENEL

İşsizlik yüzünden, nüfusunun önemli bir bölümünü yıllarca dışarıya göç olarak verir. Anayollardan uzak olması da, buranın en büyük dezavantajıdır.

İlçe, deniz seviyesinden 680 metre yüksekliktedir. Yazları, kurak ve sıcak, kışları ise ılık ve yağışlı bir iklim hakimdir. Ormanlık alanlar, ilçe yüz ölçümünün % 45’lik bölümünü kaplar. En önemli akarsuyu: Gördes (Kum çayı) deresidir.

İlçenin en temel kaynağı: tütüncülük ve haşhaş üretimidir. Ayrıca: buğday ve arpa yetiştirilir. Son yıllarda ise, kiraz, çilek üretimi yaygınlaşmıştır.

Manisa Gördes Halıcılık

HALICILIK-NE SATIN ALINIR

Gördes denilince, akla hemen halıcılık gelir. Türk halılarının, düğüm tekniğine, Gördes halıcılığı ismini verir.

Halıcılık bu yörede: 17.yüzyıldan sonra yaygınlaşır ve kısa sürede Anadolu’nun en ünlü halı merkezlerinden biri haline gelir. Gördes düğümü ile yapılan halıların canlı renkleri dikkat çeker. Halı’ya ilginiz varsa, burada mutlaka ilginizi çekecek halı bulup, satın alabilirsiniz.

Ancak, taban halılarından ziyade, burada seccade bulabilirsiniz, zaten seccadeler ünlü. Hakim renkler: kırmızı, mavi, deve tüyü ve kremdir.

En belirgin özelliklerinden biri de, basamaklı ters “V” ya da at nalı şeklindeki mihraplarıdır. Gördes seccadelerinde: desen ve bordürlerine göre, değişik adlar kullanılır.

Çiçek motiflerinin stilizasyonu sonucu oluşan kırmızı renkli iri rozetlerin, elmaya benzemeleri nedeniyle, bu motiflerin kullanıldıkları tip “Sütunlu Gördes” ve zeminde minik çiçekli motiflerin kullanıldığı tip “Sinekli Gördes” olarak isimlendiriliyor.

Sinekli Gördes, genellikle kız çeyizi için dokunduğundan “Kız Gördes” olarak da isimlendirilmektedir.

Manisa Alaşehir hakkındaki gezi yazım için  Alaşehir

Manisa Turgutlu

Manisa Turgutlu
Manisa Turgutlu

Aslında, ilçe denildiğine bakmayın, çoğu Anadolu ilinden daha büyüktür. Bu kadar büyük olmasının yanında, ilçe de hayat da çok hareketlidir ve insanlar, genellikle caddelerde, sokaklarda geziyorlar ve görüntü olarak büyük bir hareketlilik gözlemleniyor.

Bu hareketlilik yanında, ilçede bulunan rakı fabrikası: bazen havanın “anason” kokmasına neden oluyor.

Giriş için son bir not, burada geçireceğiniz saatlerde, mutlaka motosiklet sesi, gürültüsü en yakın arkadaşınız olacak ve sizi sürekli rahatsız edecektir.

ULAŞIM

Manisa Turgutlu

Yörede, Turgutlu için herhangi bir ulaşım problemi bulunmuyor. Çünkü: Ankara-İzmir; E-23 karayolu, ilçenin güneyinden ve İzmir-Uşak-Afyon demiryolu ise, ilçenin kuzeyinden geçiyor. İzmir-Turgutlu arasındaki, 33 km. lik demiryolu, 1866 yılında yapılmış ve halen hizmet sürdürmektedir.

Turgutlu ilçesinin, bağlı bulunduğu Manisa iline olan uzaklığı: 30 km. ve İzmir iline uzaklığı ise: 45 km. dir. Turgutlu-Ankara arasındaki uzaklık: 535 km. Turgutlu-İstanbul arasındaki uzaklık: 557 km.dir.

Tüm bunların yanında, Turgutlu otogarının, şehir dışında, şehir merkezine 3 km. uzaklıkta bulunması ilginç, bu nedenle, sanırım buraya gelenlerin büyük bölümü, taksi kullanmak zorunda kalıyorlar, yani şehir merkezine yürümek mümkün değil.

TARİHİ

Turgutlu, tarihi geçmişi çok gerilere giden ve tarihi özellikleri olan bir yöremiz değil. Bunun sebebi, beklide, bu yörede bulunan bir kısım höyükte, resmi arkeolojik kazıların yapılmamış olmasıdır.

Ancak, yüzey araştırmalarına göre, yörenin tarihinin MÖ.5 ile 4 binli yıllara kadar gittiği tahmin ediliyor, ama söylediğim gibi, herhangi bir antik kalıntı ve buluntu yok.

Bölgedeki, ilk yerleşimcilerin: Frigler ve devamında Lidyalılar olduğu bilinmektedir. Özellikle, Lidya uygarlığının başkenti “Sart” şehrinin, yakın çevrede bulunması, yörenin önemini arttırmaktadır.

MÖ.546-334 yılları arasında, Anadolu’nun diğer birçok yerinde olduğu gibi, burada da Pers istilası görülür. MÖ.334-282 yılları arasında ise, bu kez, Persleri yenen Büyük İskender bölgede egemen olur. MÖ.129 ile MS.395 yılları arasında ise, bu kez, Romalılar ve takiben görülür.

1313 yılında

Saruhanoğulları bölgeyi ele geçirirler. 1390 yılında ise, Yıldırım Beyazıt, bölgeyi, Osmanlı egemenliğine sokar.

Yerleşim yeri olarak ise, II. Murat döneminde, Dalbahçe köyü yakınlarında, Turgud aşireti tarafından ilk yerleşimin kurulduğu görülmektedir. Her ne kadar önce Dalbahçe köyü yakınlarında kurulu olsa da, yerleşim yeri, daha sonraki yıllarda, ovaya, yani bugünkü yerine inmiştir.

16’ncı yüzyıla gelindiğinde, Turgutlu’nun, Manisa’dan sonra yörenin en büyük yerleşim yeri olduğu görülür.

1610 yılında, Turgutlu’nun tarihi sürecinde büyük bir gelişme olur ve ilçede, Pazar kurulmasına karar verilir. Böylece, Turgutlu kasaba hüviyetinden çıkar ve nahiye olur.

Evet, Kurtuluş mücadelesi öncesinde, ilçe, 1919-1922 tarihleri arasında Yunan işgalinde kalır. 30 Ağustos tarihinde kazanılan büyük zaferin ardından ise, Yunanlılar, arkalarına bakmadan kaçarak, yöreyi terk ederler.

Ancak: Yunanlılar, yöreyi terk ederken, Bozkurt ve Küllük mahalleleri hariç, ilçe yerleşimini tümüyle yakmışlardır.

Manisa Turgutlu

GENEL

Turgutlu ilçesinin, denize uzaklığı: 55 km. dir. Denizden yükseklik, yani rakım ise: 78 metredir. Bağlı bulunduğu Manisa ilinin, en büyük ilçesidir. Türkiye genelinde ise, en büyük 13’ncü ilçedir. Yokuşu-bayırı olmayan bir ilçedir.

Coğrafi özellikler değerlendirildiğinde, bölgenin tamamen ovalık olduğu görülür. Zaten, ilçe merkezi, Gediz vadisi üzerinde kurulmuştur. Çünkü: Gediz ırmağı, ilçe topraklarını doğudan-batıya doğru kat eder.

Yörede, Akdeniz iklimi egemendir. Buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlı geçer. Yıllık ortalama sıcaklık; 15-16 derece civarındadır. Yağışın önemli bir bölümü, kış mevsiminde gerçekleşir.

Yöre insanının ekonomik etkinlikleri: tarım ve sanayi ağırlıklıdır. Gediz havzasının verimli topraklarında özellikle çekirdeksiz üzüm, pamuk, tütün, buğday, kiraz, domates, erik ve zeytin yetiştiriciliği yapılır. Özellikle: sofralık üzüm üretimi, önemli orandadır.

İlçede, çok miktarda bulunan konserve fabrikalarında: domates, biber konservesi yapılmaktadır. İlçenin ekonomik etkinliğini etkileyen diğer bir faktör tuğla fabrikalarıdır. Fabrikalara son bir örnek, Organize Sanayi bölgesindeki “Seramiksan” sayılabilir.

Zaten, bu kadar çok fabrika olması, sanırım ilçeyi bu ölçüde büyütmüş, çünkü bu insanlar ekonomik gelirleri olmasa, yörenin bu kadar kalabalık olması mümkün değil.

Manisa Turgutlu

KONAKLAMA

57 yataklı öğretmen evi, şehir merkezindedir (7 Eylül Mahallesi. Eski Manisa yolu) ve buraya ulaşmak için telefon numarası: 0236-3122353

NE YENİR-NE İÇİLİR

Evliya Çelebi, günümüzden yüzyıllarca önce: Turgutlu hakkında bilgi verirken: özellikle üzümden söz etmektedir ki o dönemlerde üzüm, Turgutlu’nun simgesidir. Bunun yanında: Turgutlu’ya yolunuz düşerse “tereyağı” satın alın.

Yenileceklere son bir örnek: Turgutlu’da, mutlaka dikkatinizi çekecektir, çok sayıda “kokoreç” ci var, ilginizi çekerse, mutlaka tatmanızı öneririm, muhteşem bir lezzet. Bu arada, uykuluk ve köfteyi de unutmamalısınız.

NE SATIN ALINIR

Turgutlu yöresine yolunuz düşerse, buradan kurutulmuş çekirdeksiz kuru üzüm satın alabilirsiniz.

Manisa Turgutlu

GEZİLECEK YERLER

İlçe merkezinde, gezilecek yerler denildiğinde, maalesef pek fazla alternatif yok. Yalnızca: Belediyenin hemen karşısında güzel bir park ve o parkın içinde ilginç bir saat kulesi görebilirsiniz. Bu arada, park içindeki restorana uğramayı ihmal etmeyin. Orta park olarak adlandırılan bu park: Turgutluların yoğun olarak buluştukları ve kullandıkları bir yer olarak önem kazanıyor.

İlçe içinde gezerken: hemen girişteki “üzüm salkımı” anıtı ve savaş uçaklarını görebilirsiniz. Savaş uçakları, eski bir Genelkurmay Başkanının, memleketine hediyesi olarak, ilçe içinde sergilenmektedir. Bu arada, Turgutlu kamu ve özel internet sitelerinde, maalesef, ilçenin tam merkezindeki bu saat kulesi hakkında hiçbir bilgi bulmak mümkün olmadı.

Manisa Turgutlu

Bu saat kulesini gördüğünüzde, anlıyorsunuz ki, günümüzden yıllarca önce yapıldığı belli ama kim tarafından, hangi dönemde, ne zaman yapıldığı hakkında en ufak bir bilgiye ulaşmak mümkün değil, sanırım Turgutlu, turizm ve turist ile pek ilgilenmiyor.

SELVİ TEPE ŞEHİTLER ANITI

Ankara-İzmir yolu üzerindedir. Taşlardan yapılmış şehitlik, yöreyi ziyaret edenler tarafından ziyaret edilmektedir. Anıtın çevresindeki, Türk Devletlerine ait bayrakların, yeni olması ilgi çekiyor.

ASARTEPE HÖYÜĞÜ

Urganlı kaplıcasının, yaklaşık 300 metre kuzeyinde, Gediz ırmağının kenarındadır.
Burada: MÖ. 2 binli yıllardan itibaren yerleşim bulunduğu tahmin edilmektedir.

Ayrıca, höyüğün bulunduğu yerin stratejik önemi nedeniyle, tarihi süreç içinde, sürekli olarak iskan gördüğü, Bizans’ın son dönemlerinde, burada bir kale yapıldığı bilinmektedir.

Çünkü, sur duvarlarının bir kısmı, günümüze kadar ulaşmıştır. Burası: Yamanlar üzerinden İzmir’e ulaşan bir yol ile Phokaia Sardeis yolunun geçtiği Hermos geçidinin kesiştiği stratejik önemi olan bir kavşağı kontrol etmekteydi.

Son yıllarda, burada sürekli kazak kazılar yapılmıştır. Resmi arkeolojik kazılar yapılmamıştır. Bu nedenle, kaçak kazılar, höyük üzerindeki yerleşim yerinde büyük hasarlar oluşturmuştur.

Antik alanın, Akropolis yani iç kale alanı dışında, halkın yaşadığı mekanlar, Değirmendere Vadisine bakan yamaç üzerinde ve eteklerde görülmektedir.

Kuzey ve güneydeki bu dik yamaçlar, Değirmendere’ye kadar inen sur duvarı ile korunmuştur.

Yüzeyde bulunan çanak-çömlek parçalarının analizinde, buranın MÖ.3 ve hatta 2’nci yüzyıla kadar yerleşim için kullanıldığını göstermektedir ve daha sonra terk edilmiştir.

URGANLI KAPLICALARI

İlçe merkezine 17 km. uzaklıkta: İzmir-Ankara kara yolundan sapılan Urganlı yolu üzerindedir. Kaplıcaların deniz seviyesinden yüksekliği 100 metredir.

Bölgenin en önemli turistik yerlerinin başında gelmektedir. Buradaki kaplıca suları: 50-78 derece arasındaki sıcaklık ile çıkar ve içinde çeşitli anyon ve katyonlar bulunmaktadır. Açık bir havuz olan tesiste, 120 oda ve 186 yatak bulunmaktadır.

Kaplıca suları, hem kaplıca hem de içmece olarak kullanılmaktadır. Özellikle: romatizma, kireçlenme, siyatik, hemeroid, cilt, sinir ve kadın hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir.

İçmece olarak kullanıldığında ise, mide, bağırsak ve böbrek hastalıklarına iyi geldiği söylenir. Kaplıca hakkında, ilk bilgiler, yıllarca önce, Evliya Çelebi tarafından verilmiştir.