Tekirdağ Şarköy

Tekirdağ Şarköy

 

Şarköy’ün, kumsalının uzunluğu: 60 km. Evet, bu uzunlukta sahil: Türkiye’de yok, yani ülkemizin en uzun sahili. Dünya sıralamasında ise, sahil, bu uzunluğu ile, 12’nci sırada. Bu uzun sahil: deniz, balık, üzüm ve karides merkezi. 2006 ve 2007 yıllarında: denizi ve kumsalın temizliği nedeniyle “Mavi Bayrak” almış. Yaz tatilinde, en iyi kafa dinleyebileceğiniz yerlerden biri. En çok yaz aşkı yaşanılan tatil yeri olarak, hafızalara işlenmiş.

Tekirdağ Şarköy

ULAŞIM

Şarköy: İstanbul’a 2.5 saat uzaklıkta. İstanbul-Şarköy arası uzaklık: 218 km.

Tekirdağ’dan sonra, uzanan dağların tepesinde, denizi görmeden geçen 1 saatlik yolculuktan sonra, ulaşılıyor. O dağları geçip ulaşmaya gerçekten değer bir yer. Bu yolun uzunluğu, Tekirdağ-Şarköy arası uzaklık: 93 km. dir. Tekirdağ-Malkara karayolunun 48’nci km. de, Karıştıran mevkiinde, güneye ayrılan 38 km. lik yolla bağlantılı.

Hele deniz kıyısındaki yoldan gelirseniz: sol taraf boğaz ve alabildiğine uçurum. İki arabanın geçmesi, neredeyse imkansız. Bazı yerlerde gerçekten imkansız. Bir araba, diğerini uzaktan görünce, en uygun yerde, onun geçmesini bekliyor. Derken “Uçmakdere” denilen bir yere iniyorsunuz. Özetle: Şarköy’ü Tekirdağ’a bağlayan sahil yolu, yeterince kullanılabilecek durumda değil. Bu sahil yolunun uzunluğu: 68 km. dir.

Şarköy-Gelibolu arasındaki uzaklık ise: 54 km.

ŞARKÖY’DE NE YENİR-NE İÇİLİR


Deniz ürünleri konusunda zengin bir mutfağa sahip Şarköy’de, meşhur karidesi, uğmaç çorbası, kayık yemeğini, peynir helvasını mutlaka tadın. Şarköy şarapları, zaten tüm ülkede meşhur olmuş durumda. Tercihinize göre, tadabilirsiniz.

GENEL

KONAKLAMA

Şarköy’de, birçok konaklama tesisi bulunuyor. Bunun yanında: öğretmen evi var. 120 yataklı. Kalmak için, şartları tutanlara, uygun bir mekan. Birkaç tane daha, resmi kurum misafirhanesi bulunuyor.

HAVASI

Ağustos başı dışında, insanı aptal edecek kadar rüzgarlı olan bir havası var. Kış ve bahar aylarında, gerilerde yetişen ormanlar; Şarköy’e farklı bir hava hissettiriyor.

YOLLARI

Dolaşmaya müsait, incecik yolları var. Küçük evleri ve evlerinin orta gelirli sevimli insanları var.

Tekirdağ Şarköy denizi

 

DENİZİ

Denizi dalgalı ve pek temiz değil. Minicik bir iskelesi var.

DEPREM

Her an şiddetli bir deprem beklenen, bir fay hattı üzerinde kurulu. Marmara çukurları ile Ganoz körfezi arasında, Muratlı ve Çorlu’dan başlayarak, güneybatıya uzanan 3 fay hattı bulunmaktadır. Bundan dolayı, Şarköy-Mürefte-Tekirdağ, Türkiye’nin depreme hassas bölgelerindendir. MTA Enstitüsü tarafından, bölge, birinci derece deprem bölgesi ilan edilmiştir.

Tekirdağ Şarköy Şarabı

 

MEŞHUR

Şarabı ve zeytini gerçekten çok meşhur. Özellikle: şarabı.

Tekirdağ Şarköy Yamaç Paraşütü

 

YAMAÇ PARAŞÜTÜ

Şarköy’de, yamaç paraşütü sporunu sevenler için yeni bir çekim merkezi. Şarköy’e bağlı Uçmakdere Köyünde, 2009 yılında, ilk kez, 1.Yamaç Paraşütü Şenliği düzenlenmiş. Paraşütçüler için atlama sahası olarak belirlenen, Postacı Şehitliği Mevkiinden, sahildeki Ayvasıl Mevkiine iniş yapılıyor. Yamaç paraşütüne ilginiz varsa, Şarköy yakınlarda bir fırsat, sizin için.

Tekirdağ Şarköy Rüzgar Sörfü
Tekirdağ Şarköy Rüzgar Sörfü


   

RÜZGAR SÖRFÜ

Çeşme-Alaçatı gibi merkezlerden daha fazla rüzgar alan Şarköy’de, sörf yapılabiliyor. Haziran aylarında sakin rüzgarı ile , rüzgar sörfü bilmeyenler için de, öğrenim için uygun bir hava ve ortam sağlıyor. Temmuz ortalarında ise, daha profesyonel rüzgar sörfçüleri için, sert rüzgarlar oluşuyor.

GECE HAYATI

Şarköy, diğer tatil yerlerinden çok daha büyük bir ayrıcalığa sahip. Birçok disko ve bar bulunuyor. Eğlenmek için gelen turistlerin tercih ettikleri bir mekan.

TARİHİ


Şarköy’ün batısında: MÖ.6000-3000 yıllarına ait yerleşim yerleri tespit edilmiş. Bu yerleşim yerlerinde: savaş ve günlük kullanım aracı olarak kullanılmış taş baltaların üretildiği ortaya çıkarılmış. MÖ.750-550 yılları arasında, Yunanlılar, Traklar’la karşılıklı anlaşarak, il kıyılarında koloniler kurmuşlardır. Bu koloniler, batıdan doğuya doğru: Heraklea (Eriklice), Hora (Hoşgör), Ganos (Ganoz) ve Bizathne-Panion (Barbaros).

MÖ.168 ve MS.395 yılları arasında, bölgeye Romalılar hakim olurlar. Bu dönemde: Traklar, Roma hakimiyetine uzun süre direnirler. Bizans idaresinde ise 1000 yıla yakın kalan Traklar, bu dönemde, Balkanlardan gelen akınlarla uğraşmak zorunda kalırlar. Hunlar, Avarlar, Slavlar, Peçenekler, Bulgarlar, Haçlılar ve Latinler; Şarköy’un başına sürekli sıkıntı yaratırlar.

Daha sonraki tarihi süreçte, Rumeli’yi fetheden Orhan Bey’in, en büyük oğlu Süleyman Paşa zamanında, “Şehrköy” diye anılan adı, buraya Anadolu’dan göç eden Yörük Türklerinin ağzında, şehirden Şar’a dönüştürülmüş ve “Şarköy” diye söylenmiştir.

GEZİLECEK YERLER

ÇEVRE GEZİLERİ

Haftanın belirli günlerinde, Şarköy’den: Avşa, Marmara Adası ve birçok turistik mekanlara, motor gezileri düzenleniyor.

İĞDEBAĞLAR (ARAPLI)


Üzümü, zeytini ve içimi güzel suyu ile tanınan bir belde. Şarköy’e 5 km. uzaklıkta. Kaymak gibi bir asfalt yoldan, buraya ulaşıyorsunuz.

Bu köyün: her evinden, ova ve deniz görünüyor. Rumlar kurmuş. Milli mücadeleden sonraki değişimde, buradaki Rumlar Selanik’e ve Selanik’teki Türkler ise, buraya taşınmışlar. Uzaktan resim gibi görünen köyün toprak yollarında, zorlukla yürünebiliyor.

Rumlardan kaldığı belli olan taş evler, bakımsız. Ahşap evlerin ya bir, ya iki duvarı kalmış. Köy boş. Evlenenler, zamanla Şarköy’de ev kiralayıp yada satın alıp, köyden ayrılmışlar. Köyde, yalnızca yaşlılar kalmış. Onlar da, kadın-erkek üzüm ve zeytin çapasına gidiyorlar. Her kez tarlasında bir şeyler uğraşıyor. Yani: bunları niye söylüyorum? Köye gittiğinizde, karşılaşacağınız manzara bu.

ERİKLİCE


Denizi, üzümü, balığı ve zeytini ile zenginleşmiş bir beldedir. En önemli tarihi yerleşim yeridir. Burası, piknik yapmaya, deniz üzerinde kaş zıplatmaya, müsait yosun kokulu, esintili sahilinde dalyanı ile dikkati çekiyor. Burada: çok miktarda zeytinlik var. Kıyı boyunca eski zeytinliklerin, üzüm bağlarının üzerine kurulan sitelerde, hareket yok. İnşaatı tamamlanan çok sayıda bina alıcı bekliyor. Kıyı boyunda, çirkin bir yapılaşma var.

Tekirdağ Şarköy Uçmak Dere

UÇMAK DERE


Şarköy ile arasında, 36 km. var. Tekirdağ-Barbaros-Naip-Mermer ve Yeniköy üzerinden gidiliyor.
Harika, doğa manzarasına sahip. Doğal güzellikleriyle, Marmara kıyılarının ender köşelerinden biridir. Eşsiz güzelliği ile, sevimli bir yerleşim merkezine sahip. Restoranları, birçok yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret ediliyor. Ağaçlık bir köy görünümündedir.

Kışın ulaşımının zor olması nedeniyle, doğası bozulmamıştır. Ganos dağı eteklerinde yol alırken, Marmara Denizini, hiç bu kadar yüksekten ve böyle bir açıdan görmediğinizi fark edeceksiniz. Karşınızda uzanmış duran Marmara Adası, hemen önünüzde Hayırsız Ada. Birbirini takip eden koyları, üzüm bağları, kızaran kütükler, rengarenk çiçekleriyle doyumsuz bir manzara karşınızda. Şirin mi şirin Yeniköy’ü, anıt çınar ağacını görüp, köyün kahvesinde dinlenip, yorgunluğunuzu atabilirsiniz.

Burada tarihi kalıntılar da var. Tarihi kalıntılara bakılırsa, köyün tarihi çok eskilere gidiyor. Üzerinde, çift başlı kartal kabartması bulunan lahit taşına benzer bir mermer parçası, zamanında şaraphane olarak kullanılan bir binanın bahçesinde, içki imalinde kullanılan sarnıç, tuğla ve ahşap yapımı Rum evlerinde Grek alfabesiyle kazınmış yazılar, köy girişindeki çeşmede bir yazıt, kahvehanenin karşısındaki bakkalın damını tutan saç kaplı iri konsollar, üzerinde yaprak motifi bulunan ahşap bir tavan göbeği, tarihi bir atmosferin keyfini yaşatıyor.

Daha önce sözünü ettiğim gibi, buradan son yıllarda, yamaç paraşütü yapılmakta.

Tekirdağ Şarköy Mürefte

MÜREFTE


İstanbul’un 227 km. uzağında bulunuyor. İstanbul’dan Mürefte’ye gitmek için: TEM Otoyolunu kullanıp, Kınalı çıkışından, Tekirdağ yönüne devam etmek gerekiyor. Tekirdağ’dan sonra, Karıştıran sapağından Şarköy istikametine doğru gidiyorsunuz. Yolculuk, İstanbul’dan yaklaşık 3.5 saat sürüyor. Şarköy’e ise, yalnızca 13 km. uzaklıkta.

Kuruluşu MÖ.2000 yıllarına dayanan Mürefte, adını “Binbir çiçek” anlamına gelen, Miryefton’dan almıştır. Toprağın bereketi, beldeye bu ismi vermiş. Bölgede, Doluca Tepesi denilen yerde bulunan volkanik dağlan çıkan lavlar, toprak kalitesini arttırmış ve tamamıyla humus olan toprak sayesinde, üzüm bağlarını, Dünya standartlarına çıkarmıştır.

Mürefte, çok temiz ve pırıl pırıl deniz kıyılarına sahip olan bir beldedir. Mürefte kasabasının çok önemli tarihi geçmişi var. En büyük özelliği: üzüm bağları ve şarap sahili tabir edilen bölgesidir. Beyaz şarabı ünlüdür. Türkiye’nin şarap üretiminin % 30’u burada yapılıyor.

Tekirdağ Şarköy Mürefte

 

Mürefte civarında, beşi büyük, otuz civarında şarap tesisi var. Türkiye’deki, ilk şarap müzesi, Müreftededir. Bu müzede: eski kollu presler, küfeler, şarap şişeleri, fıçılar, amforalar gibi bir çok orijinal alet sergileniyor. Burada, şarabın tarihsel öyküsüne nostaljik bir tur yapabilirsiniz.

Sahilinde küçük bir meydanı, uzun bir iskelesi ve balık lokantaları, birkaç banka ATM si, bir ilköğretim okulu, bir lise ve bir sağlık ocağı bulunur. Kutman ve Sevilen şarapçılık gibi, birçok firma, orijinallerine sadık kalarak, ön cephesi ve içi yenilenmiş, tertemiz şarap imalathanelerinde, en kaliteli şarapları, konuklarına tattırmaktadırlar.

Bu arada: imalatın yapıldığı tanklar, dekoratif ahşap fıçılar, üretim safhaları da görülebilmektedir. Misafirler, tadım sırasında, satış elemanları tarafından şarap anlatımları ve broşürlerle bilgilendirilirler.

Yazlık bir belde olduğundan, yazın nüfus sayısında artış yaşanır. Daha çok İstanbul ve çevresinden, insanlar rağbet eder. Denizi: derin ve temizdir. Yaz-kış, yeşil kalan zeytin ağaçları ve masmavi denizi, Mürefte’yi, mavi ile yeşilin böyle uyumlu buluştuğu, ender yerlerden biri yapar. Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü burada, ılıman iklim koşullarından ötürü, genellikle zeytin üretimi ve üzüm üretimi yapılır. Buna ek olarak, Mürefte’nin köylerinde, son zamanlarda, kiraz üretimi de ağırlık kazanmıştır.

Tekirdağ Şarköy Hoşköy

HOŞKÖY


Şarköy ile arasında 16 km. uzaklık bulunuyor. Kasabanın tarihi önemi oldukça fazladır. Turistler için vazgeçilmez bir güzellik. Evet, buraya gittiğinizde, sizi, denizcilerin dostu, “Hoşköy Hora Feneri” karşılıyor. 1876 yılı Fransız yapımı fener: 96 kristalden oluşmuş. Kendi ekseni etrafında, 360 derece dönerek görev yapıyor.

Bölgenin, ikinci büyük feneri olma özelliğine sahip. Yanına çıkan patikadan geçerek gelince, ufuk hattına bakarken, kendinizi bir nebze olsun kaptan sanabiliyorsunuz. Sahil boyunca yolun kara tarafı, iki katlı yazlıklar sıralanıyor. Yürüyüşe çıkanlar, balık tutanlar, çiçekli bakımlı bahçeler, nostaljik bir hava veren ve klip çekmeye müsait karikatür gibi görünüşe sahip balık dalyanları arasından Mürefte görünüyor.

GAZİKÖY


Eski adıyla “Ganos Kalesi” ve günümüzdeki adıyla “Gaziköy” olan yörede: Bizans uygarlığına ait kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. Şarköy ilçe merkezine, 25 km. uzaklıktadır. Köyün, 100 metre yüksekliğindeki yamaçlarında, istiridye kabukları ve balık fosillerine rastlanılması sonucu, buradaki jeolojik devirlerde bir deniz olduğu anlaşılmaktadır.
Yapılan arkeolojik kazılarda, bir tünel ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca: Gaziköy Çeşme Yazıtı ve Koca Çeşme Yazıtı dikkat çekicidir.

Tekirdağ Şarköy
Tekirdağ Şarköy

   

SONUÇ


Hafta sonunda veya kısa tatillerde, biraz dinlenmek ve açık havanın keyfini çıkarmak isterseniz, İstanbul’a 230 km. uzaklıktaki Şarköy, sizin için en uygun adreslerden biri. Hele, şaraba ve şarapçılığa da ilgi duyuyorsanız, Şarköy, size güzel şeyler vaat eder. Burada; Şarköy’den başlayıp, Mürefte, Hoşköy, Uçmakdere’ye kadar, 30’a yakın şarap mağazası ve şarap imalathanesini görmeniz mümkün.

 

Artvin Hopa

hopa.1
Artvin Hopa

 

Hopa’da cennet veresiye değil peşindir. Evet, bu sözler burayı anlatmak için kısa ve öz. Sarp sınır kapısına, çok yakın bir sahil ilçesi. Karadeniz sahil yolunda son ilçe.

Artvin Hopa

ULAŞIM

Hopa: Sarp sınır kapısına: 18 km. uzaklıktadır. İl merkezi olan Artvin’e uzaklık ise, 68 km. dir. Hopa-Rize arası uzaklık: 98 km. Hopa-Arhavi arası uzaklık: 9 km. Hopa-Borçka arası uzaklık: 35 km.

Burada hava ulaşımı yok. Ancak: Gürcistan’ın Batum ilinden, vizesiz olarak İstanbul’a uçuşlar gerçekleşiyor.

Artvin Hopa

TARİHİ

Hopa, 1490-1512 yılları arasında, Yavuz Sultan Selim’in Trabzon valiliği sırasında, Osmanlı devleti topraklarına katılmıştır.

İlçe, 1915 yılında Ruslar tarafından işgal edilmiştir. Daha sonra ise, 31 Mart 1917 tarihli Brest-Litovsk Andlaşması ile, milli sınırlarımız içine dahil edilmiştir. İlçe: 1936 yılına kadar Rize iline bağlı iken, bu tarihten sonraki dönemde, Artvin iline bağlanmıştır.

Hopa’nın isim öyküsüne gelince: Hopa’nın ismi: Yavuz Sultan Selim tarafından verilmiştir. Selim; Trabzon valisi iken, Batum sancağını ele geçirmek üzere düzenlediği seferde: Hopa’nın ardında bulunan dağlarda konaklar.

Bu dağlardan: sahil şeridinde bulunan bugünkü Hopa şehrine baktığında: bu şehre “Hop” ismini koyar.

Hop kelimesi, Acemcede “güzel” anlamına gelmektedir. Sonraki süreçte, Hop ismi, Hopa olarak kullanılagelmiştir.

Artvin Hopa

GENEL

Hopa: Trabzon-Rize-Artvin-Ardahan-Kars-Erzurum ve Gürcistan Cumhuriyetini birbirine bağlayan, uluslar arası kara yolu üzerinde bulunması nedeniyle, önemli bir konumdadır. Deniz seviyesinden, 10 metre yüksekliktedir. En yüksek noktası ise, 1513 metre ile Yavuz Sultan Selim tepesidir.

Özellikle: Karadeniz bölgesinin dağınık yerleşim özelliklerini taşır. İklim hemen hemen her mevsim yağışlıdır. Sürekli yağışlar nedeniyle, ilçenin büyük bölümü, ormanlarla kaplıdır. Bu oran: % 66’dır. Yörede “galaş” adı verilen bir rüzgar eser ki, nemi götürür ilçenin havasını değiştirir.

İlçenin ekonomisi yakın zamana kadar tarıma dayalı idi. Özellikle: kıyıdan, 400-600 metre yüksekliğe kadar olan yerlerde: fındık ve çay bahçeleri bulunmaktadır. Ancak: Hopa Limanının hizmete girmesi, Sarp Sınır Kapısının açılması, uluslar arası taşımacılık, turizm gibi çeşitli alanlardaki ticari faaliyetlerin artması: konaklama ve iş yeri sayılarında ciddi artışlar ortaya çıkmasına neden olmuştur.

İlçede, balıkçılıkta, en yaygın ekonomik faaliyetlerden biridir. Balıkçılıkta faaliyet gösteren, yaklaşık 300 e yakın ruhsatlı üreticinin, 120 balıkçı teknesi bulunmaktadır. Ayrıca: ilçede 1 çay fabrikası, Karadeniz Bakır İşletmeleri, 1 termik santral ve liman işletmesi bulunuyor.

Hopa Kültür ve Sanat Festivali

Her yıl, Temmuz ayının ilk haftasında: Kaymakamlık ve Belediye Başkanlığı organizatörlüğünde yapılır.  Festival etkinlikleri kapsamında: çeşitli sanatsal, sportif ve kültürel etkinlikler düzenlenir.

Hopa Limanı

Sarp Sınır kapısına, 15 km. uzaklıkta olması, buranın önemini ortaya çıkarıyor. Bu limanda: yükleme, boşaltma, iç ticaret ithalat, transit ticaret, antrepoculuk gibi tüm deniz hizmetleri yürütülmektedir. Liman yap-işlet yöntemi ile yaptırılmış olup, halen özel sektör tarafından işletilmektedir.

Sarp Sınır Kapısı

1988 tarihinde açılmıştır. Başta Gürcistan olmak üzere, bağımsız devletler topluluğu ülkeleriyle, sosyal ve ekonomik ilişkilerin önemli bir gelişimi sağlanmıştır.

Hopa Gümrükler Başmüdürlüğü ve bağlantı gümrük müdürlüklerinde: gelen-giden yolcu, otomobil, otobüs, Tır ve gemi sayılarında, sürekli artış olmaktadır.

Hopa’nın en büyük özelliklerinden birisi  de: insanlarının eğitime düşkün olması. Halkın okur-yazarlık oranı, %  98 ile, ülkemizin birçok yöresinden daha yüksek.

Turizm: Sarp sınır kapısının açılması ile, bölgenin turizm potansiyeli inanılmaz ölçülerde artmıştır. Bunun sonucu olarak: ilçede, modern tesisler çoğalmıştır.

 

KAFKAS FİLM GÜNLERİ

Kopmuş plajında yapılıyor ama havanın durumuna göre, Liman Tesislerinde düzenleniyor. Aslında, ilçede film günleri festivali düzenlenmesine karar verilmiş, ancak bir sinema salonu yok.

Bunun üzerine: Liman işletmelerindeki bir depo: sinema salonu olarak düzenlenmiş ve festival burada yapılıyor.   Festival: Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından destekleniyor. Etkinlikte: Türkiye, Azerbeycan, Ermenistan, Rusya ve Gürcistan’dan filimler gösteriliyor.

Artvin Hopa

NE YENİR

Hopa denilince aklıma ilk gelenler: Laz böreği ve hamsi. Özellikle: hamsili pilavı denemenizi öneririm. Bunun yanında: yine buraya has bir yemek: Kvane. Taneli fasulye, ceviz, acı biber, sarımsak ve nar ekşisinden yapılıyor. Son olarak: lahanadan yapılan, Harhaşi önerebilirim. Lahana yemeklerini severseniz, bunu de deneyebilirsiniz.

 

NE SATIN ALINIR

Hopa’dan: çay, bal ve ceviz satın alabilirsiniz.

 

GEZİLECEK YERLER

Artvin Hopa Limanı

HOPA LİMANI

1997 yılında özelleştirilmiş ve Park Denizcilik isimli bir firmaya tahsis edilmiş. Bu firma tarafından: yükleme, boşaltma, terminal, depolama, kılavuzluk, kurtarma ve likit dolum tesisleri işletiliyor.

Konum olarak: Karadeniz’in dünyaya açılan kapısı durumunda. Hopa ilçesinde zamanınız olursa, limanda dolaşabilirsiniz.

Artvin Hopa Sarp Sınır Kapısı

SARP SINIR KAPISI

Burası: Sovyetler Birliği ile imzalanan anlaşma gereğince, 1988 yılında açılmıştır. Burada: uluslar arası tüm gümrük işlemleri yapılmaktadır.

Bunun sonucu olarak: özellikle Hopa ilçesinde: nakliyecilik ve konaklama sektörü, olumlu yönde etkilenmiştir. Bunun yanında: sınır ticareti, ithalat ve ihracat sürekli artmış ve artmaktadır.

Bunun yanında bazı sanayi kolları da gelişmiştir. Örneğin: yaklaşık 100 kadar küçük ve orta ölçekli, oto tamirine yönelik sanayi işletmesi açılmıştır.

Artvin Hopa Sarp Sınır Kapısı

 

Hopa’dan yola çıktığınızda: Karadeniz Sahil Yolunun başlangıç noktası olan Sarp sınır kapısına ulaşmanız mümkün. Muhtelif tüneller var.

Hatta, en son tünele girmeden önce, tünelin giriş bölümünün üstünde “Dikkat Gümrük Kapısı” yazıyor.

Bu tüneli geçince, karşınıza hemen, sınır kapısı çıkıyor. Solda bir otopark var. Aracınızı oraya bırakıp, yaya olarak sınırı geçmeniz mümkün.

Nüfus cüzdanını göstererek sınırdan günübirlik geçiş yapabiliyorsunuz.

Bu arada

Sınır kapısına varmadan önce, yine bir yerleşim yeri: Kemalpaşa var. Sınıra: 10 km. uzaklıkta. 3500 kişi nüfuslu bir belde.

Kemalpaşa bölgesini, özellikle Gürcüler hareketlendiriyor. Yol kenarında yapılan bavul ticaretine, günde ortalama 4.000 ve pazarların kurulduğu günlerde ise (Salı ve Cuma günleri) ortalama 12.000 Gürcü vatandaşı katılıyor.

Ayrıca: Türkiye’nin dört bir tarafından, bavul ticaretinden pay kapmak için, Kemalpaşa’da dükkan açan firmalar var. Özellikle: tekstil firmaları bunlar. Kemalpaşa’da bütün markalar var. Tekstil üzerine, 200 ün üzerinde yeni mağaza açılmış.

Geceleyin Kemalpaşa’ya gelen Gürcüler, saat: 23.00 den sonra, sabah saatlerine kadar alışveriş yapıyorlar. En çok; hazır giyim ve ev tekstiline ilgi gösteren Gürcüler, hem kendi ihtiyaçlarını karşılamak ve hem de satmak için aldıkları ürünleri, minibüslere doldurarak, sınır kapısına götürüyorlar.

Gürcistan gümrüğünde: bir kişinin 300 dolarlık mal geçirmesine izin verilmesi nedeniyle, daha çok mal almak için Gürcülerin aile üyelerini de yanlarında getirdikleri görülüyor. Buradan aldıkları malların çoğunu: Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’a götürerek satıyorlar.

Sınır kapısı ilginç. Rüşvet söylentileri var. Ama: çoğu kez, elinizi-kolunuzu sallayarak, sınırın karşısına geçmeniz de mümkün. Hatta: belki, yanınızda bulunan çantanızı bile kontrol etmeyeceklerdir.

Artvin Hopa Sarp Sınır Kapısı

Kapının

Gürcistan tarafındaki sınır köyü adı: Sarpi. Aslında, bu köy, ikiye bölünmüş. Bir kısmı, bizim tarafta, diğer kısmı onların tarafında. Sınırın öbür yanında karşınıza ilk çıkan şey: bir şeyler içebileceğiniz: kafemsi yerler.

Batum’a giden dolmuşlar da buradan hareket ediyor. Ayrıca: Doğu Karadeniz bölgesinin en güzel plajları; en güzel deniz, sınırı hemen geçince karşımıza çıkıyor.

Halk: sere serpe plajlardan denize giriyor. Sınır kapısının bizim tarafını düşünürseniz: çöp.

Dikkati çekecek en büyük obje ise: bizim tarafta kalan, sahildeki cami.

Sınırdan geçmeyi kafanıza koyarsanız: Hopa’dan, yanınıza bir miktar döviz alın. Aslına bakarsanız, sınırda, dolar satın alabileceğiniz yerler de var. Ancak; özellikle, Batum şehrinde, TL. bozdurmanız pek kolay değil.

Batum’a gittiğinizde: dolar para birimini, buranın yerel para birimi olan “lari” ye rahatlıkla çevirebilirsiniz.

Yanılmıyorsam: 1 dolar, 1.8 lari’ye eşit.

Evet: Karadeniz Sahil gezinizde, son durak olarak mutlaka Batum şehrini de ilave etmelisiniz.

Batum şehri tanıtımı ve gezilecek yerleri hakkındaki yazım için.

 

Kıbrıs Güzelyurt

güzelyurt.3
Kıbrıs Güzelyurt

Girne’den çıkışta, batı yönünde devam ettiğinizde, bir süre sonra sahilden ayrılıp, güneye iniyorsunuz ve Çamlıbel’i geçince, Güzelyurt karşınıza çıkıyor. Deniz kıyısında değil, daha içte.
Adanın kuzeybatısında.

Güzelyurt; adını hak edecek güzelliklere sahip. Verimli topraklar üzerinde kurulmuş ve adanın başlıca narenciye üretim merkezlerinden biri. Turunçgil bahçeleriyle çevrili. Burada: portakal, greyfurt, karpuz, kavun ve çeşitli sebzeler yetiştiriliyor.

Turunçgillerin büyük çoğunluğu: ihraç edilmekte. Bir kısmı ise; meyve suyu yapılarak, ada içinde tüketiliyor ve ihraç ediliyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesinin, KKTC Kampusu; Güzelyurt sınırları içindeki; Kalkanlı kasabasında.

güzelyurt.1
Kıbrıs Güzelyurt

GÜZELYURT GEZİLECEK YERLER

DOĞA VE ARKEOLOJİ MÜZESİ

KKTC de açılan, ilk arkeoloji müzesidir. Müze binası: 1974 Barış Harekatı’ndan önce, Metropolit olarak kullanılıyordu. 1974 yılında, Eski Eserler ve Müzeler Dairesine tahsis edilen binada; tadilat ve düzenlemeler yapılmış.

1979 yılında; müze olarak hizmete açılmış. .
Yapı: 2 katlı. Alt katta: doğa bölümü var. Burada: Kıbrıs’ta görülen: yerli ve göçmen kuş çeşitleri, böcekler, yılanlar, Akdeniz’de yaşayan balık türleri ve Kıbrıs’ın jeolojik yapısında mevcut olan taş çeşitleri sergileniyor.

Üst katta yer alan arkeoloji bölümünde ise: eski eserler, kronolojik sıra ile sergileniyor. “Tumba Tu Skuru” buluntuları ve “Artemis Heykeli”; müzenin en önemli eserleri. Artemis heykeli:68 cm. boyunda ve Efes’te bulunan Artemis heykelleriyle; gerek malzeme ve gerekse şekil bakımından büyük benzerlik gösteriyor.

Çok memeli oluşu, bolluk ve bereketi simgeliyor. Bu heykel, iki adet geyik heykelciği ile birlikte; 1980 yılında, Salamis’te, tesadüfen, bir turist tarafından, denizden çıkarılmış. Yapımı: MS.2’nci yüzyıla tarihleniyor.

TREN İSTASYONU

Kıbrıs’ta kullanılan ilk trenler; Güzelyurt Festival Alanında sergileniyor. Bunlar: Kıbrıs’ın ilk trenleri. Lefkoşa-Güzelyurt girişindeki anayolun; her iki yanında yer alan tren istasyonu binaları; İngilizler döneminde yapılmış. Günümüzde: Festival Parkında bulunan lokomotif ile birlikte; birer tarihi eser olarak sergileniyor. Ancak; tren istasyonu binalarının restore edilmesine ihtiyaç var. Gittiğinizde, biraz harap olduğunu göreceksiniz.

ATATÜRK ANITI

Güzelyurt Kaymakamlığı önünde. 1973 yılında; Öğretmen Feriha Coşkun’un; büyük çabası ve girişimleri ile, Nazilli’de yaptırılmış. 1974 yılında, Adaya getirilen anıt: Baf’da hazırlanan kaidesi üzerine konar.

Ancak; Barış Harekatı sonucunda yapılan nüfus mübadelesi sonucu: Baf’da yaşayan Türkler, Güzelyurt’a gelince; Atatürk Anıtı da Baf’tan alınarak, Güzelyurt’a getirilmiş. Güzelyurt’ta bulunan Rumlara ait bir heykel ise; Rumlara gönderilmiş. Heykelin böyle bir hikayesi var. 1999 yılında, kaidesi ve çevresinde yapılan düzenlemeler ile, yeni bir çehre kazandırılmış olup, törenler burada yapılıyor.

MAMAS MANASTIRI-KİLİSESİ 

Aziz Mamas: Kıbrıs’ın en tanınmış azizlerinden biri. İkonlarda; aslana bindirilmiş ve kollarında, kuzu ile tasvir edilmiş. Yerel efsaneye göre: “St. Mamas; Güzelyurt yakınlarındaki bir mağarada yaşayan fakir biriymiş. Dönemin, Bizanslı dükü: yayınladığı bir bildiriyle, herkesin vergi ödemesini ister. Mamas; sosyal yaşam içinde yer almadığı için bunu kabul etmez. Bunu duyan dük; azizin tutuklanıp cezalandırılmasını ister.

Askerler: aziz Mamas’ı tutuklarlar ve birlikte Lefkoşa’ya doğru ormanda ilerlerken; karşılarına, aniden: o güne kadar Kıbrıs’ta görülmeyen bir aslan çıkar. Aslan; önde giden kuzuyu parçalamak ister. Ancak; aziz Mamas; elini kaldırır ve aslan sakinleşir. Aziz: kuzuyu koluna alır, bir katır gibi aslanın sırtına biner ve Bizans dükünün huzuruna; bu şekilde çıkar. Dük; gördükleri karşısında çok şaşırır ve Aziz Mamas’ı, ömrü boyunca vergiden muaf tutar. Adada, onun adına adanmış 14 kilise bulunduğu söylenmekte.

Evet; bu manastır, esasen antik ikon sergisiyle ünlü.

Orijinal kilise

Bizans yapımı. Ancak; çeşitli dönemlerde yenilenmiş. Orta Çağda; gotik stilde, hatırı sayılır derecede önemli ve güzel duruma getirilmiş. Osmanlılar döneminde ise, 1725 yılında; tamamıyla yeniden yapılmış, büyük ve merkezi bir kubbe eklenmiş.

İlk yapılan gotik tarzlı binadan ise; çok az bir bölüm günümüze ulaşmış. Bunlar; kuzey ve güneydeki giriş kısımları, sütunlar; batı penceresindeki iki mermer sütun ve azizin lahdinin bulunduğu kemerli kısım. Bütün bunlar; 15’nci yüzyıldan kalmış.

İkonastatis: iki devrin ve stilin karışımı. Burada yer alan gotik başlıklı dört mermer sütun ve mermer paneller; 1500’lü yıllara tarihleniyor. Bu paneller: Venediklilerin; adada bulunan en güzel ve küçük sanat eserleri.

Üzüm ve meşe motifleriyle, yüksek kabartma şeklinde dekore edilmiş ve köşelere; Venedik armaları yerleştirilmiş. İkonasist’in; ahşap işçiliği, koyu mavi ve altın renkli boyası; 16’ncı yüzyılın muhteşem örnekleri.

Solundaki kutsal girişte yer alan iki kapı ile atlar üzerindeki boyalı gölgeler de; aynı dönemden kalma. Azizin; Bizans döneminden kalan mermer lahdi; bir kemer altında ve duvar içine yerleştirilmiş. İçeriden ve dışarıdan görülebiliyor. Batı kapısı üzerindeki yazılarda: 1738 yılında, Fransız konsülü M. Porey’in ve 1753 yılında, Moskova’dan bir kişinin yapmış oldukları ziyaretler yazılı.

TUMBA TU SKURU

Güzelyurt-Girne karayolunda, ama yolun batısında ve Güzelyurt’un birkaç kilometre kuzeyinde. Geç Bronz Çağına ait bir yerleşim yeri. 1971-1974 yılları arasında, Prof. Emily T. Vermeule başkanlığındaki, Harvard Üniversitesi ve Boston Güzel Sanatlar Müzesi tarafından yapılan kazılarda çıkarılan eserler; Güzelyurt Arkeoloji ve Doğa Müzesinde sergileniyor.

2017.08.26-20.Mavi köşk.2b
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk

MAVİ KÖŞK

Kıbrıs ziyaretçileri tarafından mutlaka gezilen, Kıbrıs’ı ziyaret edecek kişileri mutlaka gezip görmesini önereceğim bir yer olarak önem kazanmaktadır. Burayı mutlaka görmelisiniz.

Mavi Köşk: Girne-Güzelyurt dağ yolu üzerinde, Ortadoğu Teknik Üniversitesi kampüsü yakınlarında, Çamlıbel köyünde, askeri birlik sınırları içindedir.

Tabelalar takip edilerek buraya ulaşıldığında, askeri bölge kapısında, kimlik belgelerinin nöbetçi askere verilmesi gerekiyor. Ardından, yine kısa bir yolculuktan sonra Mavi Köşk’e ulaşılıyor.

Genel kurallar

Mavi köşk, 39’ncu Mekanize Piyade Tümen Karargah ve Karargah Bölüğü sorumluluğunda işletilen bir ibret müzesidir. Köşke giriş ücretlidir. Ancak nakit para kabul edilmiyor, giriş ücreti kredi kartından çekiliyor.

Köşk: Pazartesi günleri hariç, her gün saat: 09.00-18.00 arasında ziyarete açıktır. Köşkteki gezi, askerlik hizmetini yapan görevlilerin rehberliği nezaretinde yapılmaktadır. Sunum yaklaşık 35-40 dakika sürmektedir.

Köşk içinde, fotoğraf ve video çekimi yasaktır. Ayrıca: eşyaları dokunmak ve koltuklara oturmak ta yasaktır. Üst kata çıkarken, galoş giyilmesi gerekiyor.

Mavi Köşk hakkında genel bilgi

Mavi Köşk: 1957 yılında İtalyan asıllı Rum Paulo Paolides tarafından yaptırılmıştır.

İki kat üzerine, 16 bölümden oluşan köşk, 20’nci yüzyıl modern döneme ait betonarme teknikle yapılmış bir binadır. O dönem şartlarında, böyle muhteşem bir mimari gerçekten göz kamaştırıyor.

Doğu ve Batı mimari usluplarının karışımıyla yapılan köşk, Kıbrıs’ta dönemin Türk ve Rum mimari özellikleri dışında İtalyan ve Akdeniz bölgesi mimari özelliklerini taşımaktadır. Cephelerdeki kapı ve pencerelerin basık kemerli alınlıkları, İslam mimarisinin bir örneğini sunmaktadır.

Köşkün eski sahibi Paolides, o dönemde Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu olan ve daha sonra Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı da yapan Makarios’un avukatıdır.

Kendisi aynı zamanda bir esnaf görünmesine rağmen, masun insanların kanları karşılığı servet sahibi olan o dönemde, bölgenin ve Ortadoğu’nun en büyük silah kaçakçısıdır ve iyi paralar kazanmıştır. Denizden gelen kaçak silahlar önce bu eve gelir, buradan da adanın her tarafına sevk edilirdi. Bir zamanlar, Kıbrıs adasında yaşayan Türklerin tüm katledilme planlarının bu köşkte yapıldığı söyleniyor.

Dönemin birçok ünlü insanı burayı ziyaret etmiştir.

Köşkün eski sahibi Paolides: 1986 yılında İtalya’da bir mafya toplantısında zehirlenerek öldürülmüştür. Ölmeden önce uzun süre, mobilyaların bakımı için buraya para gönderdiği söylenmektedir.

Köşkü gezerken göreceğiniz gibi, o dönemde Kıbrıs Türkleri, Rum baskısı altında sefalet içinde yaşarken, kendisi bu köşkte sefa ve lüks içinde yaşamıştır.

2017.08.26-20.Mavi köşk.4a.Süt havuzu
Kıbrıs Güzelyurt  Maviköşk Süt Banyosu

Köşkün gezilmesi

Köşkün gezilmesinde, tur müzik bölümünden başlıyor. Burada: Paolides’in anılarını yazdığı masa ve sandalyesi, duvarda asılı üç tablo, ikinci tablonun altındaki radyo pikap ve 1953 İngiltere yapımı piyano ve sehpası orijinaldir. Ayrıca İtalyan el işlemeli fayanslar ve girişteki akordeon kapı da o dönemden kalmadır.

Sol tarafta görülen mavi fayanslı havuz: kadınların cildine ve güzelliğine iyi geldiği söylenen süt banyosunun yapıldığı yerdir. Dönemin ünlülerinden Sofia Loren’in, buraya gelerek köşkte bir gece kaldığı ve süt banyosu yaptığı söylenmektedir. Sofia Loren’in, halen Kapalı Maraş bölgesinde bir adet yazlık evi bulunmaktadır.

Gezimize devam ediyoruz.

Odada, yarım silindir şeklindeki vitrin içindeki gümüş işlemeli likör takımı orijinaldir. Vitrin kapakları rokoko sanat anlayışı ile yapılmıştır. Sol taraftaki kabartma yağlı boya tablo orijinaldir. Yağlı boya tablonun özelliği: gökyüzünün bölümleri ve diğer kabartmalı kısımlar, ressamın kendi parmak ucu darbeleriyle yapılmış olmasıdır.

Üst kısımda bulunan ışıklandırma ve klima sistemleri yine o dönemden kalmadır. Köşkün bütün bölümlerinde: merkezi olarak tasarlanan aynı klima sistemi çalışmaktadır. 1957 yılı yapımı Westinghouse marka merkezi klima sistemi hala çalışır durumdaymış.

2017.08.26-20.Mavi köşk.5a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Çalışma Odası

2017.08.26-20.Mavi köşk.9a.perdeler
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Çalışma Odası perdeler

Çalışma Odası

Çalışma odasında, kütüphane olarak kullanılan bölümdeki kitaplar orijinaldir. Üstü ceylan deresi kaplı masa, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios’un hediyesidir.

Masanın arkasında bulunan koltuk ise, uzaktan bakıldığında çok rahat gibi görünmesine rağmen, kişi üzerine oturduktan 2-2.5 saat sonra beton gibi sertleşerek, üzerindeki kişinin rehavete kapılmasını engeller, çalışmasını ve konsantre olmasını sağlar.

Koltuğa bu özelliği veren şey: yapımında kullanılan özel bir deniz süngeridir. Arkadaki kırmızı dolapta bulunan bronz melek heykeli, orman manzaralı tablo ve marjinal biblolar orijinaldir.

Burada: köşkün eski sahibi Paolidis’in duvarda bir siyah beyaz fotoğrafı görülüyor. Bu fotoğraf orijinaldir ve köşkün diğer yerlerindeki benzeri fotoğraflar bu fotoğraftan çoğaltılarak kopyalanmıştır. Bu fotoğraf incelendiğinde görüldüğü gibi, kendisi 155-160 cm boylarında, minyon tipli bir kişidir.

Köşkteki tek orijinal perdeler buradadır. Bunlar üç kat elyaftan yapılmıştır ve bu sayede: dışarıdan gelen ses, ışık ve ısı minimuma indirgenmekte, içeride daha rahat bir çalışma ortamı yaratılmaktadır. Buradaki perdeler açıldığında: havuzun sesi gelmekte, perdeler kapatıldığında ise, ses kesilmektedir.

2017.08.26-20.Mavi köşk.11a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Üst Kat

Üst Kat

Ayakkabılara galoş takılarak merdivenlerden üst kata çıkılıyor. Burada bir ayna var, aynanın özelliği çerçevesinin tek parça halinde gül ağacından yapılmış olmasıdır. Yukarı çıktığınızda görülen üç adet tablo o dönemden kalmadır. Sağ tarafta bulunan iki tablo, çini mürekkebinden yapılmıştır.

Üst katta bulunan odaların hepsi ayrı renklerde boyanmıştır.

2017.08.26-20.Mavi köşk.22a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Kırmızı Oda

Kırmızı Oda

Dönemin mafya toplantıları ve kanlı eylem planları bu odada yapılmıştır. Her türlü toplantı, bu odada bulunan ve üzeri timsah derisi kaplı masada yapılmakta ve son kararlar her zaman Paolidis tarafından alınmaktaydı. Masanın arkasında, duvar kenarındaki Paulidis’in koltuğu görülmektedir. Toplantıları buradan yönetmesinin sebebi, arkasından gelebilecek saldırılara karşı korunmadır.

Odada bulanan koltuk takımı ve sehpalar yine o dönemden kalmadır. Koltuklar, sadece bir defaya mahsus olarak orijinaline yakın tadilat görmüştür. Karşı duvarda asılı tablo ise Yunan savaş kahramanı Aşil’e aittir. Bu tabloda: Truva savaşından önemli bir an betimlenmiştir. Arkadaki tablo ise köşkün en değerli tablosu olan Azize Maria yani Meryem Ana tablosudur.

Bu tablo: 1971 yılında Magosa Sen Barnabas kilisesinden iki papaz tarafından yapılmıştır. Tablonun iki önemli özelliği söz konusudur. Bunlardan birincisi: Azize Maria’nın halesinin som altından, gerdanlığının ise altın suyundan yapılmış olmasıdır. İkinci özellik ise: sizler odanın neresinde olursanız olun, Azize Maria’nın gözleri, elleri, dizleri ve ayakuçları, sizi takip ediyor olacaktır. Oda içinde bulunduğunuz konumu değiştirerek bu durumu görebilirsiniz.

2017.08.26-20.Mavi köşk.26a.Mavi oda.1a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Mavi Oda

Mavi Oda

Dönemin misafirlerinin konakladığı odadır. Perdeler, yatak örtüsü ve iki adet abajur dışındaki bütün eşyalar orijinaldir. Karşıdaki duvarda bulunan mavi girinti, odanın ibadet bölümüdür.

İçindeki ayna ise, Paulidis tarafından Uzakdoğu’dan özel olarak getirtilmiştir. Aynı dokuz boğumlu olduğundan karşısında kendine bakan kişi, arkasındaki bütün alanı çepeçevre görebilmektedir.

2017.08.26-20.Mavi köşk.27.Kasa.1
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Kasa

Bu odadan çıktığınızda, hemen duvarda bir kasa görülmektedir. Bu kasa, yine Paulidis’e ait olup, 1977 yılında Türkiye’den gelen özel bir heyet tarafından açtırılmıştır. Kasanın içinde 20 Paund ve bir adet altın anahtar bulunmuştur.

Anahtar, köşkün her yerinde denenmiş olmasına rağmen, her hangi bir uygun kullanım yeri bulunmamıştır. Ancak altın anahtarla ilgili teori: o dönemde mafya liderleri arasında gücü simgeleyen bir hediye olarak birbirlerine alınıp verildiğidir.

2017.08.26-20.Mavi köşk.31d
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Yeşil Oda

Yeşil Oda

Dinlenme odası olarak kullanılan yerdir. Ortadaki masa ve sandalyeler, koltuk takımı, konsol, vitrin ve vitrin içindeki likör takımı, köşedeki çini işlemeli vazo, duvardaki tablolar ve televizyon ö dönemden kalmadır. Televizyonun özelliği: uzaktan bakıldığında her ne kadar çok parçalı olarak görülse de aslında tamamı tek parçadan oluşan özel bir seri üretimdir.

Ayrıca: Kıbrıs’a gelen ilk siyah-beyaz televizyondur. Televizyonun üzerinde bulunan, kara kalem çalışma ise, Hıristiyan resim sanatının önemli örneklerinden olan Hz. İsa’nın son akşam yemeğinden küçük bir parçadır. Hz. İsa, burada havarilerine, güneş doğup-batmadan, içinizden biri bana ihanet edecek demektedir ve havarilerin şaşkınlıkları yüzlerine yansıtılmıştır.

Arka köşede bulunan tekli koltuklar ise; inceltilmiş yay ve kuş tüyü kullanılarak yapılmış stres koltuğudur. Paulidis, bu odaya gelir, bu koltuklarda 15-20 dakika dinlenir, uykusu gelince yatak odasına geçerdi.

2017.08.26-20.Mavi köşk.28a.Yatak odası.1c
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Yatak Odası

2017.08.26-20.Mavi köşk.29a.Banyo.1a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Yatak Odası

2017.08.26-20.Mavi köşk.29a.Banyo.1e
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Banyo

Yatak Odası

Yatak odası olarak kullanılan bu odada, karşılıklı konumlandırılan pencerelerden, güneşin doğuşu ve batışı izlenebilmektedir. Perdeler ve yatak örtüsü dışındaki bütün her şey orijinaldir. Yatağın çok büyük olduğu dikkatinizi çekecektir. Söylentilere göre, Paolidis bu yatakta aynı anda birkaç kişi ile birlikte yatıyormuş. Arkadaki duvarda asılı iki adet İtalya Cenova manzaralı tablo, gravür baskıdır. Sol tarafta bulunan masanın kapağı yukarı doğru kaldırıldığında, bir makyaj masası olarak kullanılıyor.

Banyo bölümünde: Paulidis’e ait iki adet bornoz ve bir çift terlik bulunmaktadır. Yatağın arkasındaki bölüm: bazı kaynaklarda bir kaçış tüneli olarak geçmektedir. Ancak gerçekte burası klimadır ve su tesisatı vardır. Ancak, elbette köşkte bir kaçış tüneli bulunmaktaydı, sadece tünelin giriş yeri burası değildir. 1974 yılında Türk askeri adaya çıktığında, Paulidis, bahçede bulunduğu söylenen bir kaçış tüneli kullanarak, yakındaki bir İngiliz köyüne kaçmış ve oradan da adayı terk etmiştir. Kaçarken, izini kaybettirmek için kaçtığı tüneli patlattığı söyleniyor.

2017.08.26-20.Mavi köşk.34.Sarı oda.1
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Sarı Oda

Sarı Oda

Burası, misafir çocukların konakladığı odadır. Perdeler ve yatak örtüsü dışındaki bütün eşyalar orijinaldir. Dışarıdan bakıldığında her ne kadar köşkle birlikte inşa edildiği düşünülse de, aslında bu oda sonradan eklenmiş bir deprem odasıdır.

Bunu, duvarlardaki ve tavandaki esneme paylarından anlıyoruz. Bu deprem odası sistemine, lokasyon sistemi denilmekteydi. Herhangi bir sarsıntı anında, bu oda, köşkten çok küçük bir miktar ayrılmaktaydı.

Paulidis, bekardı ve çocuğu yoktu. Buna rağmen çocuklara karşı, ilgisinin ve sevgisinin üst düzeyde olduğu bilinmekteydi. Ancak bu ilgi ve sevgi hoşgörülü ve babacan, şevkatli bir tavırla düşünülmezdi. Kendisinin bir çocuk istismarcısı olduğu hakkında kuvvetli iddialar vardır.

Paulides: çocuk yatak odası, banyosu ve oyun odasındaki bütün eşyaları minyatür olarak dizayn ettirmiş ve giriş kısmında bulunan mavi kulplu dolaplara erkek çocuklarının, eflatun kulplu dolaplara ise kız çocuklarının çeşitli kıyafetlerini koydurmuştu.

Koridor

Üst kat koridorunda bulunan konsol ve aynanın çerçevesi gül ağacından yapılmıştır. Konsol üzerinde bulunan bronz balerin heykeli: dengeyi temsil ediyordu. Konsol üzerinde, ne şekilde konulursa konulsun dengede kalabiliyordu. Heykelin o dönemdeki kullanım amacı: bir deprem habercisi olmasıydı.

Heykel konsol üzerine dik konumda yerleştirilir, herhangi bir sarsıntı durumunda öne doğru devrilerek, çok yüksek bir ses çıkarır ve bu ses, gerek konsolun akustik yapısı ve gerekse köşkün merkezi konumundan dolayı, köşkün her yerinden rahatlıkla duyulabilirdi. Sesi duyan üst kattaki misafirler sarı odaya, alt kattaki misafirler ise bahçeye kaçarak depremden korunuyorlardı.

2017.08.26-20.Mavi köşk.38c
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Teras Bölümü

2017.08.26-20.Mavi köşk.38f
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Teras Bölümü

Teras Bölümü

Köşkün en güzel bölümüdür. Burada da, pençeler özel konumlandırılmış, güneşin doğuşu ve batışı izlenebilmektedir. Köşelerdeki testiler, koltuk takımı, sehpalar, çini işlemeli vazo, iki adet İran halısı, köşelerdeki biblolar, tavandaki avize orijinaldir. Bibloların özelliği: o dönemde köşke gelen misafirlere konyak ikramı yapılıyor olmasıydı.

Eğer gelen misafir kadın ise erkek figürlü biblodan, gelen misafir erkek ise kadın figürlü biblodan konyak ikramı yapılıyordu. Bibloların üstünde bulunan “Metaksa” yazısı, halen Yunanistan’da faaliyette bulunan bir içki firmasının eşantiyonudur.

2017.08.26-20.Mavi köşk.38h
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Yemek Bölümü

Yemek Bölümü

Burada görülen ceviz ağacından yapılmış sandalyeler, duvardaki tablolar, zigon sehpalar, içki dolabı ve çıkış bölümündeki mini bar o dönemden kalmadır.

Zigon sehpaların üzerindeki figürler, fildişi kabartma ve sedef işlemedir. Bu figürler o dönemde köşke gelen misafirleri temsil etmekte olup, eğer gelen misafir gurubu dört kişilik bir gurup ise, dört figürlü sehpa, üç kişilik gurup ise üç figürlü sehpa ile ikram ve servis yapılıyordu. Toplamda on adet figür görülür ve buna bağlı olarak teras bölümünde, on kişilik bir oturma gurubu bulunmaktadır.

İçki dolabının özelliği ise, üzerindeki kabartma bölümlerin bukelamun derisinden yapılmış olmasıdır. İtalya’dan gelen özel solüsyonu kullanıldığında bu kabartmalı kısımlar mevsimlere göre renk değiştirdiği söyleniyor.

İlkbahar aylarında yeşil, sonbahar aylarında sarı, yazın kırmızı ve kışın beyaz renk alırdı. Ancak: son solüyon 1986 yılının sonbahar aylarında kullanılmış ve kabartma bölümler sarı renkler ağırlıklı olarak kalmış ve günümüze ulaşmıştır. İtalya’dan gelen solüsyon daha sonraki tarihlerde gelmediğinde, sarı renkli olarak kalmıştır.

Çıkış bölümünde bulunan mini bar ise, herhangi bir elektronik bağlantı olmamasına rağmen, termos mantığı ile çalışmaktadır. İçine yerleştirilen aynaların yansıtma özelliği sayesinde, içine konulan içecek sıcak ise sıcak kalmakta, soğuk ise soğuk kalmaktadır.

Tura alt kata inerek devam ediyoruz. Bu bölümde, galoşlar çıkarılıyor ve alt katta, sağ bölüme geçiliyor.

Yemekhane Bölümü

Burada: karşılıklı olarak duvarlarda bulunan mavi girintiler, Akdeniz mimarisinde niş adı verilen ve odaya estetik ve derinlik vermek için yapılan bölümlerdir. Karşı taraftaki duvarlarda ise metallerden burçlar yapılmıştır.

Sırasıyla: boğa, iki adet karşılıklı başak, sağ bölümde ikizler, sol arkada oğlak ve yine arkada başak burcu işaretleri görülmektedir. Başak burcunun ağırlıklı olarak kullanılmasının sebebi: Paulidis’in başak burcu olmasıdır. Diğer figürlerin de yakın arkadaşları veya aile bireylerinin burçları olduğu düşünülmektedir.

Tabanda bulunan mozaikli bölüm, köşkün inşaatı sırasında İtalya’dan özel olarak getirilmiş ve tek tek elle kaplanmıştır.

2017.08.26-20.Mavi köşk.41a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Taverna Bölümü

Taverna Bölümü

Ahşap kapıdan geçilerek taverna bölümü olarak kullanılan yere ulaşılıyor.

Burası: Rumların porselen tabak kırarak sirtaki yaptıkları bölümdür. Buradaki: 1970 yılı Hollanda yapımı piyano, meşhur Kıbrıs kebabının pişirildiği fırın ve arkada, av hayvanlarının pişirildiği mekanizma orijinaldir. Mekanizma halen çalışır durumdadır. Üst kısımda bulunan üzümler, gerçekçi olarak görülmeleri için özel olarak yapılmış, dallar ise ince geyik derisindendir.

Porselen tabakların bir kısmı orijinaldir. Masaların renkleri, üst katta bulunan oda renkleriyle aynıdır. Kırmızı masalarda dönemin Mayfa liderleri, sarı masalarda çocuklar ve mavi masalarda diğer misafirler ağırlanırdı. Köşkte kalan misafirlerin, kaldıkları odanın rengi olan masalardan başka masalarda oturmalarına izin verilmezdi. Dolayısı ile, herhangi bir kalabalık durumunda: evin içindeki düzen ve asayiş sağlanıyordu.

Ayrıca çıkış bölümünde bulunan altı adet şarap fıçısı da o dönemden kalmadır.

2017.08.26-20.Mavi köşk.44a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Bahçe-Aslanlı Küp

Bahçe-Aslanlı Küp

Taverna odasından çıkınca, büyük ve açık havuz ve aslanlı bir küp görülmektedir. Aslan, birçok kültürde olduğu gibi burada da gücü ve kudreti temsil etmektedir. Küpün içinde bulunan şarap, arkadaki özel bir devir-daim motoru sayesinde, aslanın ağzından tekrar küpün içine akmaktaydı. Bu sayede havuz veya taverna bölümünde eğlenen misafirler, eğlencelerine ara vermeden kadehlerine şarap dolduruyorlardı.

Tarihe “Kanlı Noel” olarak geçen 22-23 Aralık 1963 tarihinde; 400’e yakın Kıbrıslı Türk’ün katledildiği, aralarında Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi ve üç çocuğunun öldürüldüğü gece de, Paulidis ve arkadaşları, olaydan haberdar buradaki lüks yaşamlarının 6’ncı yılını kutluyorlardı.

2017.08.26-20.Mavi köşk.47c
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Seyir Mevkii

Seyir Mevkii

Seyir tepesi: aşağıdaki vadinin tümünü ve iki tepe arasında kalan limanı görecek şekilde konumlandırılmıştır. Bir silah kaçakçısı olan Paulidis: gemilerle limana getirttiği silahları, eşeklerle köşke taşıtır ve buradan, dönemin anti Türk terör örgütlerine pazarlardı. Sevkiyatın güvenliği için buraya bir mevzi kazdırmış ve içine silahlı iki muhafız yerleştirmişti.

1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında bir gurup Türk askeri, köşkün altındaki ovaya paraşütle inince, Paulidis’in korumalığını yapan Rum askerlerinin açtığı ateş sonucu, çok sayıda Türk askeri (100 kadar olduğu söyleniyor) şehit olmuştur. Bu yüzden, köşkün altındaki bölgeye “Kanlı vadi” denilmektedir.

Karşıdaki beyaz bölüm ise, köşkün en büyük günah çıkarma yeridir.

Bu arada: burada köşkün bir başka büyük özelliği de gündeme geliyor. Aşağıdaki vadinin neresinden bakılırsa bakılsın, köşk görülmezdir.

Köşkün kuş bakışı görüntüsü ise, silah biçimindedir. Hatta yine bir iddiaya göre: Paulidis, köşkün yerinin kimseler tarafından bilinmemesi için, mimarı öldürtmüştür.

2017.08.26-20.Mavi köşk.48a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Yankılı Taş

Yankılı Taş

Burada: yüzünüz köşke dönük olarak konuştuğunuzda, ses yankılanarak geri gelmektedir. Bunun sebebi: üzerinde bulunulan ve mavi boya ile işaret edilen siyah mermer taşın altında, yaklaşık sekiz metre boşluk olması, kenarlarının yarım ay şeklinde düzenlenmiş olmasıdır.

Kendisi duruşmalardan önce, burada sesini dinleyerek motive olduktan sonra mahkeme salonlarına giderdi. Mahkeme heyetini etkilemek için konuşmasını nasıl yapacağını, ses tonunu dinleyerek belirliyordu.

2017.08.26-20.Mavi köşk.49a
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Dilek Havuzu

Dilek Havuzu

Dilek havuzunun çevresinin bir göz şeklinde olması, içindeki mermerlerin mavi olması, su ile doldurulduğunda nazar boncuğunu simgelemesinin istenmesidir. O dönemde köşke gelen misafirler, ellerine bir bozuk para alıp dilek tutarlardı.

Bozuk parayı, yüzlerini köşke döndükten sonra sol omuzlarının yani kalplerinin üzerinden dilek havuzuna atarlar, para tura gelmesi durumunda dileklerinin tutacağına inanırlardı.

Evet: köşkün gezisi bitti. Köşkün bahçesinde, yine askerler tarafından işletilen büfeden bir şeyler alıp yorgunluk giderebilirsiniz.