Burdur Bucak

Burdur Bucak

Antalya tatil beldemizin, diğer büyük metropollere bağlantı noktası üzerinde bulunması nedeniyle, insanların sıkça geçtikleri bir yer. Özellikle: tarih meraklıları için burada bulunan “Cremna” antik kenti, mutlaka görülmesi gereken bir yer.

ULAŞIM

İlçe merkezi: Burdur-Antalya kara yolu üzerinde bulunmakta olup, İl merkezine uzaklığı: 44 km. dir. Antalya şehrine olan uzaklığı ise: 80 km. dir. Bucak ilçesinin Isparta il merkezine uzaklığı ise: 70 km. dir.

Bucak-Ağlasun arası uzaklık: 10 km. Bucak-Korkuteli arası uzaklık: 57 km.

TARİH

Bucak ismi, yani ilçenin ismi: Türkçe bir addır. Sözlük anlamı: köşe, uç olarak açıklanabilir. İlçenin önceki adı ise: Oğuzhan. İlçeye ilk yerleşimcilerin, Oğuz Türkleri boyundan geldiği ve bu yüzden, ilçenin isminin “Oğuzhan” olduğu düşünülüyor.

Tarihin her döneminde, Bucak çevresinde, birçok devletin egemenliği görülmektedir. Bunlar: Pisityalılar, Persler, Makedonyalılar, Selefkoslar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Beylikler dönemi, Osmanlılar. Türklerin bu topraklara gelmelerinden önce: burada egemenlik kuran devletlerden kalma, pek çok tarihi kalıntı var.

Bunlar şöyle sıralanabilir: Çamlık köyünde: Kremna, Kestel köyünde: Kodrula, Kızıkkaya: Kretapolis, Karaot köyünde: Sia, Ürkütlü: Komama, Kocaaliler: Milyas, Taşyayla köyünde: Sur kalıntısı, Kuşbaba köyünde: Yunan kaya mezarları, Kızıllı köyünde: Bizans kalıntısı, Kızılseki köyünde: Bizans kalıntısı.

Türkler: 1204 yılında, III. Kılıç Aslan zamanında, bölgeye yerleşirler. Özellikle: Kayılar olmak üzere, Afşar, Çavdar, Bayındır, Bayat, Kınık, Salur, Eğmür boyları. Moğolların, doğudan sıkıştırmasıyla, buraya, sahipsiz topraklara yerleşirler. Çünkü: burada yaşayan halk, Türklerin gelmesinden çekinerek, İzmit bölgesine çekilirler.

Evet: Bucak ve yöresinde, Selçuklular döneminde yoğun yerleşimler olmuş. Bu yerleşimlerin sonucunda: tarihi Kremna yakınlarındaki Girmiye şehri kurulmuş, daha sonra büyümüş ve kaza merkezi olmuştur. Bugünkü: Melli çevresindeki yerleşimlerin ilk temeli de, bu dönemde atılmıştır. Kalıntılar ve tarihi kayıtlardan anlaşıldığına göre: ilçe merkezi çevresinde de yerleşimler oluşmuştur.

Bucak, ilçe olarak 1926 yılında kurulmuştur.

Burdur Bucak

GENEL

İlçe, bu bölgedeki en gelişmiş yerlerden biridir.

Ovaya doğru uzanan bir vadinin taban ve iki yakasında kurulmuştur. Burdur-Antalya kara yolunun batısındaki bölüm: ovalık, doğusundaki bölüm ise: dağlık ve ormanlıktır. İlçenin denizden yüksekliği: 850 metredir.

İlçe sınırları içinde bulunan akarsular: Onaç çayı, Aksu, Kestel çayı ve Kızılsu’dur. İlçe sınırları içinde: sürekli suyu bulunan, doğal göl yoktur. Yağışların bol olduğu zamanlarda: Kestel, Heybeli, Yüreğil köylerine ait arazilerde, göller oluşmaktadır. Yaz aylarına doğru, buralar bataklık halini alırlar.

İlçenin: doğu ve kuzey bölümleri: dağlarla kaplıdır. Doğudaki dağlar: Beydağlarının devamıdır.

İlçede hüküm süren iklim: tam bir geçiş iklimidir. Akdeniz iklimi ile, İç Anadolu’nun kara iklimi arasında, bir iklim görülmektedir. Yağış bakımından Akdeniz iklimi, sıcaklık koşulları bakımından İç Anadolu iklimi özellikleri yaşanmaktadır. Karasal iklimin görüldüğü yerlerde: kış mevsiminde, soğuklarla birlikte, kar yağışı görülmektedir.

Yağışlar genellikle: kış ayları ve bahar girişlerinde görülür. Yaz aylarında ise, kurak ve sıcak bir iklim görülür. Genellikle, ısı 40 dereceye kadar yükselir.

Kara yolu üzerinde bulunması nedeniyle: ilçede, nakliyecilik ve buna bağlı olarak oto tamirciliği gelişmiştir. Küçük sanayinin, özellikle oto sanayinin, ileri düzeyde oluşu, oto parçası ticaretinin doğmasına da neden olmuştur. Yerli ve yabancı her türlü aracın yedek parçasını, İlçede bulmak mümkündür.

 

NE YENİR

Bucak yöresinde: Karacaören I ve II barajlarında: tatlı su balıkçılığı yapılıyor. Buraya özgü bir şeyler tatmak isterseniz: bu balıkların sunulduğu restoranları deneyebilirsiniz. Örneğin: Balıkçı Amca.

NE SATIN ALINIR

İlçe merkezi ve köylerde: halkın kök boyası denilen yöntemle boyadıkları iplerle dokunan Döşemealtı ve Milas tipi halılar: özellikle, yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Sizin de, bu tür ilginiz varsa, Bucak yöresinde, el dokuması halı veya kilim bulup satın alabilirsiniz. Bunun dışında: buraya has, satın alabileceğiniz özelliği olan bir obje yok.

GEZİLECEK YERLER

Burdur Bucak İncirhan Kervansarayı

İNCİRHAN KERVANSARAYI 

İlçenin 7 km. batısında, İncirdere köyündedir. Anadolu Selçuklu Sultanlarından Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından, 13.yüzyılda yaptırılmıştır. Yapının en çok dikkat çeken tarafı: oldukça büyük ve sade olan, kitabeli giriş kapısıdır.

Dikdörtgen şeklindeki taç kapının ortasında, istiridye kabuğu şeklinde, kemerli esas giriş nişi, dış cepheden iki yalancı sütunla desteklenmiştir. Sütunların üzerinde; geometrik desenlerle bezeli, iki rozet motifi ile, karşılıklı iki aslan tasviri var.

Kervansaray: avlulu ve kapalı mekan olarak, iki kısımdan oluşturulmuştur. Ancak, avlusu yok olmuştur. Basık kemerli kapının üzerinde, dört satırlık kitabede yazılar bulunmaktadır.

Büyük kısmı tahrip olmasına rağmen; hala ayaktadır.

Burdur Bucak Susuz Kervansaray

SUSUZ KERVANSARAY

İlçenin Susuz köyündedir. Anadolu Selçuklu devrine ait ve 13.yüzyılda yapılmıştır. İpek yolu üzerinde bulunması, önemini ortaya koyuyor. En göze batan yeri: batı cephesindeki giriş kapısıdır.

Yapı: kareye yakın, dikdörtgen bir plana sahiptir. Beş neflidir. Orta nef: yüksektir. Ortasında: bir kubbe var. Hanın ilginizi çekebilecek en önemli yeri: tak şeklindeki giriş kapısıdır. Kapı katının yan söve kanatları, çeşitli geometrik desenlerle boş yer bırakılmadan süslenmiştir.

Mukarnas giriş nişinin üzerinde, geometrik oyma süslü, iki kabartma rozet motifi var. Bu nişin iki yanında, yalancı sütunlar üzerinde yükselen ve kemer şeklinde yılan tasvirleri bulunan, iki küçük niş daha var. Bunların alınlığında ise, iki ejder başı görülüyor.

Hanın içinde: ışıklandırılma: dıştan-içeriye genişleyen, dikdörtgen pencerelerle sağlanmıştır.

Burdur Bucak Kremna

KREMNA

İlçe merkezinin 25 km. doğusunda, Çamlık köyündedir. Aksu vadisine hakim, çevresi uçurumla çevrili bir dil biçiminde tepe üzerinde kurulmuştur. Bu ilginç konumu nedeniyle, kente “Uçurum” anlamına gelen, Kremna ismi verilmiştir.

Antik Pisidia bölgesinin önemli kentlerinden biridir.

En parlak dönemini: MS.2.yüzyılda yaşamıştır. Roma dönemine ait antik kalıntılar halen ayaktadır.

Akropol (yukarı şehir) kısmında; forum (meydan), bazilika (mahkeme salonu), kilise ve kütüphane yapıları günümüze kadar ayakta kalmıştır. Şehrin çevresi: 2 metre genişliğinde, 7-8 metre yüksekliğinde surla çevrilidir. Kentin girişi: batıdandır. Izgara planlı olarak kurulmuş, örnek kentlerden biridir.

Kilise yapısının içinde yapılan kazılarda:; 9 adet, mermer tanrı heykeli bulunmuştur. Olağanüstü güzellikteki: Athena, Leto, Nemesis, Asklepios, Hygeia, Herakles ve Apollon heykelleri, günümüzde Burdur Müzesinde sergileniyor.

KODRULA

Kestel köyü yakınlarındadır. Zaten, bugünkü Kestel köyünün ismi, antik “Kodrula” dan gelmektedir. Burası: Helenistik dönemden Bizans dönemine kadar, kesintisiz yerleşim yeri olmuştur. Antik kentin yapıları; zirveden, yamaçlara kadar inmektedir.

Etekte: işlevi anlaşılamayan, büyük bir yapı var. Bunun doğusunda, Dor düzeninde yapılmış, bir tapınak bulunuyor.

Burdur Bucak Sia-Taştandam

SİA (TAŞTANDAM)

Burdur il merkezine 100 km. uzaklıktadır. Burdur-Antalya karayolu üzerinde bulunan, Antalya-Bademağacı nahiyesine, 19 km. uzaklıktadır. Arkeolojik açıdan: Pisidia’nın en iyi korunmuş şehirlerinin başındadır. Koruma duvarları, kamu yapılarının mimarisi, özel evler ve mezarlıklar, burada tarımla uğraşan, orta büyüklükte, başarılı bir yerleşim tablosu ortaya koyuyor.

Kızılkaya bucağına bağlı, Karaot köyündedir. Kalıntılar bulunması nedeniyle, köyün adı: “Taştandam”. Antik  dönemde, burası: bir Pamfilya kenti. Antik kent: çam ve karaçam ormanları içinde, saklı durumdadır.

Kent: Taştandam tepesi ile güney ve batı etekleri üzerinde kurulmuş. Kuzey, doğu ve güney kayalıkları: 2-3 katlı ve güçlendirilmiş surlarla çevrili. Tepenin eteklerinde: kısmen düz ve çamlık yerler, şehrin kutsal ve Nekropol alanı olarak yerleştirilmiş. Mezar anıtları da, burada bulunuyor.

Günümüzde burada: sur duvarları, 2 katlı kule ve giriş kapısı görülebilir. Surlar: tüm şehri, çepeçevre sarmaktadır. Helenistik döneme ait 2 kule kalıntısı da batı kapısının her iki tarafında bulunmaktadır.

Aşağı şehir sur duvarı: şehrin kurulduğu tarihte inşa edilmiştir. 3.yüzyıla veya erken 2.yüzyıla aittir. Sur duvarlarının hem içinde, hem de dışında ev kalıntıları görülebiliyor. En erken döneme ait evler, Helenistik döneme aittir.

Evlerin ortak özellikleri: çatılarında biriken yağmur suları ile beslenen, şişe biçimli sarnıçlara ve yapıların zemin katlarında bulunan, 3 veya 5 odaya girişi sağlayan, açık avlulara sahip olmalarıdır.

Evler; birbirlerinden, dar sokaklar ve merdivenlerle ayrılır.

Roma dönemi öncesine ait tek yapı: Bouleuterion, yani Meclis Binasıdır. Dorik stoa kalıntıları, Roma dönemi, Aşağı Agoranın arkasında, bir palaestra yapısına uzanan anıtsal bir merdivenin 18 geniş basamağı ve bir hamam yapısı bulunuyor.

Bu hamam yapısının, 3.yüzyıla ait olan bir sarnıçla beslendiği düşünülüyor. Biri Bouleuterion’un üstünde olmak üzere; 3 adet Roma dönemi tapınak görülüyor.

Sia’da en çarpıcı mezar yapıları: Heoa olarak bilinen anıtsal mezarlardır. Küçük bir anıt mezar, dikdörtgen planlı olup, en iyi korunmuş olanıdır. Üç çevresi, lahitlerle çevrilidir ve arkasında, yarım daire şeklinde: exedrası vardır. Aile mezarı tipindeki mezar yapıları da bulunuyor.

Kaba taşlarla, daire biçiminde yapılmış Tümülüsler içine gömülmüş, dikdörtgen mezar odaları var. Tümülüs içine gömü geleneğinin, MS.2.yüzyıldan sonra olduğu  düşünülüyor.

Sia şehrinde: çok iyi durumda korunmuş, 2 kilise var. Bunun dışında: geç Antik veya Bizans dönemlerine tarihlenebilen, çok az kanıt var. 2 kilise, büyük olasılıkla: 4 veya 5.yüzyıllara aittir.

Helenistik ve Roma dönemine ait kalıntılar bulunan şehir: yerleşim yerinden uzaklığı ve yolunun olmayışı nedeniyle, çok iyi korunarak, günümüze kadar gelmiş.

Burdur Yeşilova

Burdur Yeşilova

Burdur ile Denizli arasında ulaşım düşünürseniz, Yeşilova yöresinden geçmeniz gerekiyor ve bu yöreden geçerseniz, mutlaka “Salda gölünü” ve üzeri pembe flamingolar ile kaplı “Yarışlı gölünü” görmenizi öneririm.

Burdur Yeşilova

ULAŞIM

Yeşilova, bağlı bulunduğu Burdur il merkezine, 60 km. uzaklıktadır. Yeşilova-Denizli arasındaki uzaklık: 93 km. Yeşilova-Antalya arasındaki uzaklık: 160 km. dir. Yeşilova-Karamanlı arasındaki uzaklık: 20 km. Yeşilova-Tefenni arasındaki uzaklık: 28 km.

Burdur Yeşilova

TARİH

Yöredeki bazı antik alanlarda yapılan yüzey araştırmalarında, MÖ.5000 yıllarına ait olduğu düşünülen çanak-çömlek parçaları bulunmuştur.

15’nci yüzyıla gelindiğinde ise, Osmanlıların bölgede egemenlik kurdukları ve bölgenin “Eski Erle” adıyla anıldığı bilinir.

Cumhuriyetin ilanının ardından ise, bu isim değiştirilerek, Yeşilova olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yöre, 1936 yılında ilçe olmuştur.

Burdur Yeşilova

GENEL

Yöre: Burdur şehir merkezinin batısında, göller bölgesindedir. Bu yüzden, göller bölgesinin karakteristik özelliklerini taşımaktadır.

Yörenin coğrafi etkinliklerinin başında, 2 ova bulunmaktadır ki bunlar Erle ovası ve Çaltepe ovasıdır. Denizden yükseklik, 1200 metredir.

Akarsulara gelince, burada, iki önemli akarsu bulunmaktadır. Salda çayı: 5 km. lik bir yol geçer ve Salda gölüne dökülür. Armut çay ise, 10 km. lik bir yol geçer ve Bayındır gölüne dökülür.

İklime gelince: yöre, Akdeniz bölgesinde olmasına rağmen, Akdeniz ikliminin etkileri yoğun olarak görülmemektedir. Çünkü: kışlar uzun ve soğuk, yazlar ise kısa ve sıcak geçmektedir. Yağışlar genellikle kış döneminde görülür.

Son bir not: özellikle yurt dışında çalışan Yeşilovalıların gelmesi nedeniyle, yöre, yaz aylarında hareketlenmektedir.

KONAKLAMA

Yeşilova Öğretmenevi Emek Mahallesi. Hükümet Cad. No.44 248-6180421

NE SATIN ALINIR

Burada, bir battaniye fabrikası var, arzu ederseniz, bu fabrikanın satış mağazasını gezebilir ve hoşunuza gidecek ürünleri satın alabilirsiniz.

Bunun dışında, bir zamanlar, burada çok sayıda halı ve kilim üretimi yapılırmış, ama günümüzde, bu el sanatı tamamen olmasa da, gündemden çıkmış, yani artık yapılmıyor.

Burdur Yeşilova

GEZİLECEK YERLER

Yeşilova ilçesi yöresinde, tarihi her hangi bir kalıntı bulmak mümkün değil. Doğal olarak da yoğun zenginlik beklememeniz gerekiyor.

Ama, bence, mutlaka ve mutlaka, Salda gölünü görmelisiniz.

Göl kıyısında, birkaç dinlenme tesisi var. Bu tesislerde özellikle gölden tutulan sazan balığı yemelisiniz.

Burdur Yeşilova Salda Gölü
Burdur Yeşilova Salda Gölü
Burdur Yeşilova Salda Gölü
Burdur Yeşilova Salda Gölü

 

SALDA GÖLÜ

İlçe merkezine 4 km. uzaklıktadır. Burdur il merkezine olan uzaklık ise, 60 km.dir.
Gölün büyüklüğü, 44 km. karedir.

Denizden yüksekliği ise, 1190 metredir. Jeolojik bir çökme sonucu oluştuğu bilinmektedir.

Çevresi: ormanlarla kaplı tepeler, kayalık araziler ve küçük alüvyon ovaları ile çevrilidir.

Gölün suyu tatlıdır. Bu nedenle, gölde, muhteşem büyük sazan balıkları yetişmektedir. Ancak tüm bu özellikleri yanında, göl 180 metrelik derinlik ile, ülkemizin en derin gölleri arasında bulunmaktadır.

Bu ölçüde derin olduğu için, fırtınalı havalarda bile, gölün berraklığı bozulmuyor.

Özellikle, kış aylarında: burada, çok sayıda kuş türü görülmektedir ve bu nedenle, bölge, uluslar arası öneme sahiptir.

İngiliz Prof. Mike Russel tarafından yapılan bir araştırmada

Dünya üzerinde: Mars gezegeninin yüzey özelliklerine benzer coğrafi özelliklerin görülebildiği, 2 yer olduğu bilinmektedir.

Bunlardan biri: Kanada ülkesinin kuzey bölgelerinde ve diğeri ise, Salda gölündedir. Gölde bulunan “Magnezyum” yüklü beyaz kaya parçaları, Mars yüzeyinde de görülmektedir.

Bunun nedeni ise, Mars gezegeninde bu görüntünün bulunduğu yerde, eskiden “deniz” yada “göl” olabileceği varsayımına dayanmaktadır.

Göl kıyısında görülen beyaz kumların, aynı zamanda “Lületaşı” olarak bilinen magnezyum slikat olduğu da söylenir.

Evet: göl, masmavi görüntüsüyle ilgi çekiyor ve bu yüzden, çevresinde, çeşitli kampingler bulunmaktadır. Gölde, ayrıca plajlar bulunmaktadır.

Göl suyunda, magnezyum, soda ve kil bulunması nedeniyle, bazı cilt hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir. Hatta, özellikle “sivilcelere” iyi geldiği söylenir.

Göl: korunması adına, 1989 yılında doğal Sit alanı ilan edildiğinde, çevresinde yapılaşma bulunmamaktadır.

Ancak, bu masmavi daha doğrusu turkuaz rengin hakim olduğu gölü, mutlaka görmelisiniz, çevresinde çeşitli kampingler var.

Gölün suları çekildiğinde, 7 tane beyaz ada ortaya çıkmaktadır.

Bunlar da, gölün güzelliğini etkilemektedirler. Ancak, kışın yükselen sular, bu adacıkları yutuyor.

Ayrıntı gerekirse: Sultanpınarı Dinlenme Tesisleri, Akçeşme Dinlenme Tesisleri, Gürel Tur Dinlenme Tesisleri, Şahman Otel, Mutlu Restoran ve bunun yanında, göle girilmesini sağlayan plajlar (Orman plajı ve Yeşilova Belediyesi Halk plajı) bulunuyor.

Antalya şehrinden hareket eden turist kafileleri, Pamukkale gezisi sırasında, göl kıyısından geçmektedirler.

Çadırınız varsa, burayı ziyaret etmeniz önerilir.

Göl kıyısında, yöre insanı tarafından bakılan “develerle” bir gezinti de yapabilirsiniz.

Son bir not: bu göl çevresindeki köylüler: yaz aylarında; Eşeler yaylasında, Tınaz tepesine çıkıyorlar ve buradan elde edilen karlar, pekmezle karıştırılarak, Perşembe günleri Yeşilova merkezinde kurulan Pazar yerinde, ziyaretçilere satılıyor.

Burdur Yeşilova Yarışlı Gölü

YARIŞLI GÖLÜ

Bölgenin, yazın kurumayan ikinci büyük gölüdür.

Göl: çevreden inen sular ve yağmur sularıyla beslenmektedir.

Ancak: 1990’lı yılların başından bu yana, gölün tuzlu olan su seviyesi, gitgide düşmektedir.

Gölün en büyük özelliği: göçmen kuşlar için bir durak olmasıdır.

Özellikle: flamingolar, gölün görüntüsüne bir başka güzellik katmaktadırlar. Yani, buraya bir anlamda “Flamingo cenneti” de denilebilir.

Ancak, biraz önce de söylediğim gibi, göl sürekli su kaybetmektedir ki, yakın gelecekte, kuruduğunda, flamingoların bulunması imkansız hale gelecektir.

Burada, gölün, hemen doğu kıyısındaki yarımada üzerinde bir höyük var.

Bu höyük: yapılan araştırmalara göre, MÖ.6’ncı yüzyıldan kalma, Tymbrianassus isimli bir yerleşim yerine aittir.

Tekirdağ Çerkezköy

Tekirdağ Çerkezköy

Çerkezköy, İstanbul’a yakın olması nedeniyle İstanbul ilinin bir sanayi ve gelişim bölgesi olarak gündeme gelmiş ve hızla ilerlemektedir. Özellikle, burada bulunan organize sanayi bölgesi, yörenin en büyük sanayi etkinliklerini içinde barındırmaktadır.
İlçe meydanındaki saat kulesi, İzmir il merkezindeki saat kulesini andırır.

Tekirdağ Çerkezköy

ULAŞIM

Çerkezköy ilçesinin, il merkezi olan Tekirdağ’a uzaklığı: 61 km. dir. Çerkezköy-İstanbul arasındaki uzaklık: 110 km. dir. Çerkezköy-Çorlu arasındaki uzaklık: 25 km. Çerkezköy-Silivri arasındaki uzaklık: 40 km.

Tekirdağ Çerkezköy

TARİH

Yöre: 1876-1877 Osmanlı-Rus harbi sonucunda “Türbedere” ismiyle kurulmuştur. Çünkü: günümüzde, Atatürk İlköğretim okulu bahçesinde bir türbe bulunmaktadır. Bu nedenle, dere yatağının bulunduğu bölge: 1888-1907 yılları arasında “Türbedere” olarak adlandırılmıştır.

Konu hakkında daha ayrıntılı bilgi vermek gerekirse: Yıldırım Beyazıt, Ankara savaşı sonunda Timur’a yenilip esir düşünce, şehzadeler arasında taht kavgası başlar. Edirne ilinde bulunan şehzade Süleyman Emir; kardeşi Musa Çelebiye yenilince, mahiyetinde 15 kişi ile birlikte, Edirne’den İstanbul’da doğru kaçarken, kardeşi Musa Çelebinin adamları tarafından, Çerkezköy bölgesinde yakalanırlar ve katledilirler.

Daha sonra ise, günümüzdeki Atatürk ilköğretim okulunun bahçesine gömülürler ve takip eden dönemde, buraya bir türbe yaptırılır.

Daha sonra ise: buraya yerleştirilenlerin çoğunluğunun Çerkez olması nedeniyle, bölgeye “Çerkezköy” ismi verilmiştir. Ancak, Çerkezler, uzun süre burada yaşamamışlardır.

Özellikle: 1800’lü yıllarda, yurt dışından ülkeye gelen birçok devlet adamı ve kral: Çerkezköy yöresinde kurulan tren istasyonunda karşılanmışlardır.
Bölge, 1912-1913 yılları arasında, Bulgar ve Yunan işgallerine uğramıştır. 1923 yıllarında, Tekirdağ iline bağlanan yöre: 1958 yılında ilçe statüsüne kavuşmuştur.

Tekirdağ Çerkezköy

GENEL

Bölgenin yüz ölçümü: 297 km. karedir. Topraklar: Ergene havzasındaki, küçük engebeli düzlüklerden oluşur. Doğu kesimlerde ise, Istıranca dağlarının uzantıları nedeniyle, arazi engebelidir. Yerleşim yerleri, genellikle 150-200 metre yükseklikteki yerlere kurulmuş olup, daha yüksek kesimlerde ormanlık ve tarım alanları görülür.
Yörenin en önemli akarsuyu: Çorlu deresidir.

Bölgenin iklim özellikleri dikkate alınırsa: yazları sıcak, kışları ise ılık geçtiği görülür. Ancak, zaman zaman kuzey rüzgarları, bölgenin ısı düzeyini düşürür.
Çerkezköy yöresinin ekonomik etkinliklerinin başında, biraz önce yukarıda söz ettiğim gibi: sanayi tesisleri gelmektedir.

Günümüzde, ülkemizin en büyük sanayi merkezlerinden birisidir. Çünkü: İstanbul metropolitan planı dahilinde, sanayi burada hızla gelişmiş ve gelişimini sürdürmektedir. Bu yüzden, ülkemizin birçok yöresinden insanı, burada görmek mümkündür.
Son bir not: Çerkezköy yöresinde, birçok askeri birlik bulunduğunu da hatırlatmak isterim.

NE YENİR/NE İÇİLİR

Buraya yolunuz düşerse: ilçe merkezinde, PTT karşısında bulunan bir kebapçıyı ve buranın kuşbaşılı pidesini önerebilirim.

GEZİLECEK YERLER

Çerkezköy: tarihi ve turistik özellikleri olan bir yer olarak öne çıkmaz. Burası: bulundurduğu yüzlerce fabrika ve bu fabrikalarda çalışan binlerce işçi ile tanınır. Yani: burada gezilecek bir yer bulmak söz konusu değildir.

Çerkezköy, gezmek-görmek değil, yalnızca buradaki fabrikalarda çalışmak ve askeri birliklerde askerlik hizmetini yapmak amacıyla buraya giden insanların uğrak yeridir.
Bu kalabalık fabrika topluluğu yanında, Çerkezköy, kışın muhteşem soğukları ile bilinir ve tanınır.