Karaman Taşkale

Karaman Taşkale

Karaman veya Ereğli yöresinde yaşıyorsanız veya buralardan geçerseniz, mutlaka kısa bir zaman ayırıp, Taşkale’ye uğramalısınız.

Çok değişik bir yer. Özellikle: uzaktan baktığınızda, duvar gibi yükselen bir tepe ve üzerinde, yüzlerce oyuk, mağara ve bu mağaralara; yalnızca bir ayak sığacak büyüklükteki merdivenlerden çıkılıyor.

Ayrıca: mağaraların içine konan tahılların; 30-40 yıl bozulmadan saklanabildiğini duyunca şaşıracaksınız. Buraya çıkmak, sizin gözünüzde kesin hemen bir ürperti yaratacak ama, buranın insanları, bu mağaralara gayet çevik bir şekilde çıkıyorlar.

Mağara önlerine: makaralı çuvalları yukarı ve aşağı taşıma, düzeneği kurmuşlar. Yükseklere çıkamazsınız ama: alt kattaki mağaralara ve özellikle taş mescide mutlaka çıkın.

Manazan mağaralarına gidin ve son olarak: gürlük pınarı başında: o muhteşem akan suların sesi ve görüntüsü eşliğinde, mutlaka bir alabalık yemelisiniz.

Unutmadan, buradan ayrılmadan önce, tercihinize göre: buraya has halılardan alabilirsiniz, hayır ihtiyacım yok derseniz, küçük bir minder de alabilir, bu ünlü halıların küçük bir parçasını, hatıra olarak saklayabilirsiniz.

Başlangıç için son bir not: bu mağaraların bulunduğu yerler, günümüzden milyonlarca yıl önce deniz ve hatta büyük su tabakalarının bulunduğu yerlermiş.

Çünkü: halen mağaraların içinde ve çeşitli yerlerinde, midye kabukları ve deniz canlısı fosilleri bulunuyor ve hatta, bir kısım midye kabuğunu kendiniz de görebiliyorsunuz. Çok ilginç, mutlaka görülmesi gereken bir yer.

ULAŞIM

Taşkale-Kızıllar Beldesi, Karaman iline bağlıdır. İl merkezine olan uzaklığı: 46 km. olup bu yol asfalttır. Ereğli devlet karayoluna olan uzaklık ise: 21 km. dir. Yani: Karaman-Ereğli karayolu üzerinde, yoldan sapılarak (21 km) gidiliyor.

Karaman Taşkale

GENEL

Taşkale, Atatürk’ün “Ata Yurdu” olarak tanınıyor. Atatürk’ün hem anne tarafı ve hem de baba tarafının soylarının: Karamanlı olduğu söylenmektedir. Söylentilere göre: buradan, Selanik’e göçmüşler.

90, 95 ve hatta 100 yaşındaki, birçok Taşkaleli: hava ve suyun etkili olduğu uzun ömürlerinin sırrının: doğal ürünlerle beslenmelerinden kaynaklandığını söylerler.

Tamamı birinde derece SİT alanı olan Taşkale’de: eski bir iç deniz olması nedeniyle, toprak ve yamaçlarda, sık sık taşlaşmış deniz anası gibi, çeşitli hayvan fosillerine rastlanıyor. Ben de: gezerken, mağaraların birinde, mağaranın tavanında bir midye buldum.

Gerçekten: resmini gördüğünüz, halen ambar olarak kullanılan mağaraların bulunduğu yerde: mağaraların içinde, çeşitli yerlerde deniz canlılarının fosillerine sıkça rastlamak mümkün.

Karaman Taşkale

TARİHİ

Taşkale’nin eski adı: Kızıllardır.

Günümüzde Taşkale’de yaşayan halkın Ertek Irmağı kenarından Anadolu’ya yerleşen Kızıllar boyundan oldukları düşünülmektedir. Bilindiği gibi, Kızılların Kebebul-Yenisey Ostyaklar karmasından türedikleri ileri sürülmektedir. Orta Asya’nın Ertek nehri kıyısından Moğol istilasına kadar yaşayan Kızılların Hazer kıyılarına geldikleri ve buradaki kuraklık nedeniyle 17-18’nci yüzyıllar arasında Anadolu’ya göçtükleri tahmin edilmektedir.

Yörede bulunan ve harabe halindeki: Manazan, Zanzana ve Miske gibi yerleşim yerlerinde yapılan tespitler ve ortaya çıkarılan buluntular: Geç Roma, Erken Hıristiyanlık, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait izler taşır.

 

Taşkale Halısı

HALICILIK

Bilimsel kaynaklara: Kızıllar Halısı olarak geçen ve beldede üretilen halılarda: 40’ın üzerinde desen kullanılmaktadır. Halı dışında: yastık, terk heybesi, çanta, seccade gibi turistik amaçlı dokumalarda yapılmaktadır.

Beldede: halen 200 dolayında halı tezgahı var. Boya olarak: kendi çevresinin kök boyaları, dokuma iplikleri olarak da kendi yetiştirdikleri hayvanların yününü kullanıyorlar.

Sarı ve kızıl (kırmızı) renklerin ve geometrik desenlerin hakim olduğu kızıllar halısında kullanılan motifler: Ladik halıları ile benzerlik gösterdiğinden, bu halılar “Kızıllar Ladiği” adıyla tanınırlar.

Diğer halı tiplerinin isimleri ise şöyledir: Embelli, mihraplı, kiliseli, tepsi, göbekli, post motifli, gölük sulu, tek göbekli, at göyneği, kuşlu, çöp sulu, dalak göbekli, mangal göbekli.

Bu yörenin en çok beğeni kazanmış rengi tetir olarak isimlendirilen bordo-kahverengidir. Ceviz kabuğundan elde edilen bu renk ile ceviz yaprağı kaynatılarak yapılan bejde beğenilen renkler arasındadır. Önceden kırmızı-mavi gibi renkleri de boyayan eller, bu renkleri boyamamakta olduklarını ve o günlerde hazır Sümerbank yününü aldıklarını belirtmişlerdir. Önceden deve yünü de kullanan yöre halkı, yeni parçalarda deve yünü kullanmadıklarını söylerler.

Taşkale’de: 5 yaşında, halı dokuyan kız çocuklarına rastlamak mümkün.

Karaman Taşkale

GEZİLECEK YERLER

Taşkale Taş Ambarlar

TAŞ AMBARLAR (DOĞAL TAHIL DEPOLARI)

Kasabanın kuzeyinde, yaklaşık 40 metre yükseklikte, 251 tane taş ambar yani mağara var. 165 metre uzunluğu olan ambarların, derinlikleri yer yer 5-10 metreyi buluyor. Bunlardan: 120 kadarı, diğerlerine göre, daha eski dönemlerde (Osmanlı, Selçuklu, Bizans) kazıldığı izlenimi veriyor.

Taş ambarlar: tüf kaya oluşumunun yapısı gereği, özellikle hububat ve bakliyat saklamaya elverişlidir. Bu özelliği keşfeden yöre halkı: yüzyıllardır ürünlerini taş ambarlarda depolamaktadır. Bu odacıklar: 5-60 ton ürün saklama kapasitesine sahip olup, ürün cinslerinin ayrı ayrı depolanmasına uygun planda açılmışlardır.

Her mevsimde, hava sirkülasyonu sağlayan tüf bloktan oluşmuş ambarlara: tutamak yerlerinden tutup, tırmanmak suretiyle; “sekemek”de denilen yüzeyindeki oyuklara basılarak çıkılıyor. Makara sistemi ile de ambarlara mahsul çıkarılıyor ya da indiriliyor.

Hıristiyanlık döneminden bu yana kullanıldığı kabul edilen taş ambarlardan biri; ilk kullanımında şapel (kilise) ve geç devirde ise: kuran kursu, mescit ve daha sonra da camiye dönüştürülmüş.

Karaman Taşkale Gürlük Pınarı

GÜRLÜK PINARI MESİRE YERİ

Taşkale köyünün güney batısındadır.

Doğal güzelliği ile meşhur olan Gürlük Pınarı, önemli bir mesire yeridir.

Doğal bir kaynaktan gelen bol bir su bulunmaktadır.

Bu su kaynağı ve çevresindeki ağaçlık alan sonucu bir doğal güzellik oluşmuştur.

Gürlük Pınarından çıkan su alabalık üretiminde, köyün içme ve sulama suyu olarak kullanılmaktadır.

Yapılan teraslama ve düzenlemelerle Gürlük Piknik mesire alanı, turizme elverişli hale getirilmiştir.

Mesire yerinin 100 metre aşağısında, pınar suyu yatağındaki doğal olarak oluşan Gürlük Karain Şelalesi, yöreye apayrı bir güzellik vermektedir.

Her türlü sosyal tesisi bulunan örnek bir mesire yeri oluşturulmuş.

Piknik için, yoğun ilgi gören Gürlük’de isteyene alabalık sunuluyor.

İsteyenler ise, özel piknik yerlerinde diledikleri gibi piknik yapabiliyorlar.

Bu nedenlerle Gürlük Mesire alanı ve çevresi, 1992 tarihinde Doğal Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Karaman Taşkale Manazan Mağaraları

MANAZAN MAĞARALARI

Taşkale Kızıllar köyü yakınlarındadır. Yeşildere vadisinin doğusunda, Karaman-Yeşildere-Taşkale yolunun kenarındadır. Karaman şehir merkezine uzaklık 40 km dir. Taşkale ilçe merkezinden çıktıktan 8 km sonra, yolun sağındaki yamaçta yer alıyor.

Manazan Mağaraları yazan tabelanın yanında otopark var.

Yoldan mağaraya, eğimli yürüme yoluna yapılan merdivenlerle çıkılıyor. Yoldan mağaraya ulaşım 300 metre civarındadır.

Buraya yani mağaralara girmeye niyetlenirseniz, yanınızda mutlaka fener ve mağaraları tanıyan bilen birilerinin bulunmasında yarar var.

İçeride: yarasaların yaşadığı söyleniyor, ayrıca: kaybolma riski de var.

Dar koridor, taş merdiven gibi erişim zorlukları var, bu yüzden dikkatli olmak gerekir.

 

Evet mağaralar hakkındaki bilgiler:

Bu mağaralar, doğal oluşum değil, insan eliyle oyulmuş, bir anlamda tarihi bir yeraltı yerleşimi, toplu mesken yapısıdır.

Mevcut araştırmalara göre, mağaralar muhtemelen 6-7’nci yüzyıllarda Bizans döneminde oyulmuş ve yerleşim için kullanılmıştır.

Mağaranın doğu cephesinde bir niş içinde, sıva içerisine yazılmış bir kitabe vardır.

Kitabede, mağaranın Bizans dönemine ait olduğu yazılıdır.

Kaya yapısındaki kireç taşı, yüksek kil oranı içeren bir kireçtaşıdır.

Mağara içindeki ısı ve nemi sabit tutma özelliği, organik maddelerin (örneğin: ceset) bozulmasını geciktirmiştir.

Bu ya yerleşimin uzun süreli kullanım ya da mezarlık olarak değerlendirilmiş olabileceğini gösterir.

Meskenlerin bütün bölümleri: bunların arasındaki bağlantılar, katlar arasındaki vertikal (bacamsı) çıkışlar, dağ kütlesinin insan eliyle oyulması sonucu oluşturulmuş.

Her katın ortasında: geniş ve uzun bir salon var.

Düzenli bir şekilde işlenen bu salonun, dar kenarlarından biri, dağın yamacına dayanıyor ve buradan açılan pencerelerle, içeriye ışık girmesi sağlanıyor. Her katta birçok oda ve avlu var. Oda ve avluların pencereleri de bulunuyor.

Aynı zamanda, bu mazgal pencereler savunma amacıyla da kullanılıyormuş.

Katlar arası geçişler, dik kuyular aracılığıyla sağlanıyor ve bunlar, en fazla bir insanın geçişine imkan vermektedir.

Bütün katlarda: güney cephe yıkılmış.

Günümüzde mağaraların ön cephesi doğal nedenlerle tahrip olmuştur. Bu yüzden belirgin bir girişi yoktur.

 

Mağaraların yerleşim sistemi:

Evet: mağaralar 5 katlı bir yerleşim sistemi olarak planlanmıştır.

Her kat farklı bir bölümü/amaç taşıyor.

Alttaki iki kat: Doğu-batı doğrultusunda, hücre şeklinde birçok oda içeriyor.

Bu katlarda mezar odaları ve en az iki şapel tespit edilmiştir.

Özellikle doğu bölümündeki en büyük şapel, yeryüzündeki ilk manastırlardan biri olarak kabul edilmektedir.

Üst katlar: ortadaki yüksek kaya kültesine oyulmuştur. Bu katlar yöredeki sırasıyla: Kumkale, At Meydanı ve en üstte Ölüler Meydanıdır.

 

Giriş Katı.

Girişin sağlandığı kat “Giriş Katı” olarak isimlendirilmiştir.

 

İlk kat-Kum kale:

Giriş koridorundan sonra, bir baca ile üst kata çıkılıyor.

Kum kalede: salonun duvarında, ezilmiş, tüf kaya ve kireç karışımından, sıva var.

Bu sıvaların dökülmesi sonucunda, salon zemininde oluşan kum tabakası nedeniyle, bu kata da “Kum kale” adı verilmiş.

Oyuk biçiminde çok sayıda mezar bulunmaktadır.

Kum kale denilen bu katta: sarnıç var.

At Meydanı:

Kum kaleden yine bir baca ile At Meydanına çıkılıyor.

Salonun sağında ve solunda, 2 katlı, 60 adet hücre var.

Bu katta: yüzeyleri sıvalı su deposu bulunuyor.

Kullanım alanı, en geniş salon olması nedeniyle, at meydanı adını almış.

Bu kattaki mezarlarda, arkeolojik buluntulara rastlanılmış.

taşkale.müzede sergilenen.1
Karaman Taşkale Manazan Mağaralarında Ölü Meydanı denen yerdeki buluntular (Müzede sergilenmektedir)

Arcosolium denilen mezar nişindeki kitabeden ve bazı nişlerdeki freskolar (havariler, balık, palmiye, asma yaprağı sembolleri): Manazanda, Bizans dönemi yaşantısının izlerini taşımaktadır.

Manazan mağaralarında, kurtarma kazısı yapılmıştır.

Mağaranın girişine kapı yaptırılmış ve korunması amacıyla SİT alanı olarak ilan edilmiştir.

Son kat-Ölü Meydanı:

Ölü meydanı denilen son katta: bugün, fazlaca tahrip edilmiş mezarlara rastlanıyor.

100-150 cesedin, düzenli şekilde dizili bulunması, burada bir katliam ya da toplu intihar fikrini vermektedir.

Cesetlerin: zamanımıza kadar organik yönden korunmuş olarak gelmesi, tüf kayanın, nem emici özelliğinden, çürümenin gecikmiş olmasına bağlanmaktadır.

Taşkale Manazan Güzeli
Manazan Güzeli:

Bu cesetlerden sağlam durumda olan yaklaşık 1400 yıllık olduğu tahmin edilen genç kız cesedi, geçmişte yol çalışmaları sırasında bu bölgede bulunarak koruma altına alınmıştır. Karaman müzesinde çok özel cam bir bölmede teşhir edilmektedir.

Cesedin: Bizans döneminde yaşayan 14-20 yaşlarında bir kıza ait olduğu anlaşılmıştır. Dünyada mumyalanmadan ve hiçbir kimyasal kullanılmadan bu kadar uzun süre dayanabilen birkaç cesetten biridir.

Süslü kıyafetleri ile bulunduğu mağara nedeniyle, Manazan güzeli olarak adlandırılmıştır. Cesedin kafatasındaki parçalanma dışında vücut bütünlüğü tamdır. Elbiseleri ve saç örgüsü tam olarak görülmektedir.

 

Taşkale İncesu Mağarası

İNCESU MAĞARASI:

Taşkale ilçe merkezinin 9 km dışında, İncesu deresinin yamacındadır. Yolu asfaltlanmış olup ulaşımı kolaydır.

Birbirini devamı olan 2 mağaradan oluşmaktadır. Mağara bütünüyle yataydır. Damlataş birikimi yönünden oldukça zengindir.

Mağaranın uzunluğu 1356 metredir.

Mağaranın yüksekliği 2 ile 6 metre arasında değişir, en yer yer 10 metreye kadar çıkabilmektedir.

Mağarada hala sarkıt ve dikit oluşumlarının devam ettiği söyleniyor. Kış ve bahar aylarında havuzlar tamamen doludur.

Mağara 1992 yılında Doğal Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Mağaranın 50 metre uzunluğundaki bölümü ışıklandırılmış, yürüyüş yolları ve köprüler yapılmış ve 2013 yılında ziyarete açılmıştır. Mağara içinde gezmek kolaydır. Yürüyüş parkurunda hiçbir engel yoktur. İrili ufaklı galeriler vardır. Çocuklarında rahatlıkla gezebileceği bir düzen kurulmuştur.

Mağara çevresinde hediyelik eşya satış alanları kameriyeler yapılmıştır.

Mağaranın içindeki hava insanın nefesini açıyor: astım, bronşit ve kalp rahatsızlıklarına iyi geldiği söylenmektedir.

Taşkale Taş Cami

TAŞ CAMİ

Evet yazının hemen başında belirtmeliyim ki, Türkiye’de bu caminin başka bir benzeri yok.

Tahıl ambarı olarak kullanılan kaya kitlesinin  doğu kısmında tamamen yekpare yani tek parça kaya oyma bir yapıdır.

Yerden 5 metre yükseklikteki camiye, sonradan yapılan bir merdivenle çıkılmaktadır.

Girişten sonra cami iki bölümlüdür.

Girişte ayakkabıların konulduğu bir bölüm ve merdiven bulunmaktadır.

Asıl cami bölümünde bulunan ve taş oyularak yapılan mihrap, sonradan mermerle kaplanmıştır.

Taşkale Taş Cami

Ayrıca bu bölümün bir kısmı ahşapla bölünerek, ikinci bir kat yapılmıştır.

4 tane penceresi bulunmaktadır.

Evet, taş mescit, yaklaşık 300 kişi kapasitelidir.

Taş medrese olarak da anılan caminin, ilk Hıristiyanlık döneminde, şapel olarak yapıldığı tahmin edilmektedir.

Ancak: herhangi bir tarih ya da tarihlendirmeye yarayacak tarzda bir kalıntı bulunmamaktadır.

Taşkale Taş Cami

İlk Hıristiyanlık döneminde tahıl ambarlarında insanların yaşadığı düşünülürse, burası da onların ibadet edebileceği kilise olarak yapılmış olmalı.

Zamanla bölge Türklerin eline geçince, mescide çevrilmiş. Bugün, hala mescit olarak kullanılıyor.

Mescidin mistik havasını mutlaka görün. Zaten cami ibadete açıktır. Ayrıca köye gelen ziyaretçilerin hem ibadet ihtiyaçlarını sağlamaları ve camiyi gezebilmeleri için, hiç kapatılmamaktadır.

 

 

Karaman

 

 

Karaman Kazımkarabekir

Karaman Kazımkarabekir

İlçe: Konya-Karaman karayolu üzerindedir. Kazım Karabekir-Karaman arasındaki uzaklık: 24 km. Kazımkarabekir-Konya arasındaki uzaklık: 85  km.

TARİHİ

İlçeye: Selçuklular, Beylikler ve Osmanlılar döneminde: “Gaferiyat” ve “Gefr-iyad” isimleri verilmiştir.

Cumhuriyet  dönemi öncesinde ise “Gafferiyat” ismi kullanılmış ve 1956 yılında “Kazımkarabekir” ismi verilmiştir.

Çünkü:  Kurtuluş Savaşımızda, Şark Cephesi Komutanı olan Korgeneral Kazımkarabekir Paşa’nın buralıdır.

Ancak, yörenin insanları, ilçe merkezini, “Kasaba” olarak da isimlendirmektedirler.

Çünkü: yöreye Türkler yerleşmeye başladıklarında, ilk kurulan yerleşim birimine, başındaki Türkmen Beyin ismi nedeniyle “Kasaba-i Mahmudlar” yani “Mahmudlar Kasabası” ismi verilmiştir.

Bu kasaba halkı, daha sonra, günümüzdeki ilçe merkezine yerleşmiş ve “Kasaba” ismi böylece süregelmiştir.

Karaman Kazımkarabekir

GENEL

İlçe, konum olarak, tarihi süreç içinde, ipek ve baharat yolunun, Anadolu’da ki devamı denilen: Halep-Adana yolu üzerindeki ana ulaşım hattında bulunması nedeniyle, önem kazanmış ve öne çıkmıştır.

Merkezin, denizden yüksekliği: 1030 metredir. Bölgede, tipik karasal iklim hüküm sürmektedir.

Buna göre: yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve kar yağışlı olarak geçer. Bitki örtüsü ise: bozkır. Büyük bölüm ise, çıplak yamaçlar şeklinde görülmektedir.

İlçe ekonomisi:  tarım ve hayvancılığa dayanır. Bölgede akarsu bulunmadığından, sulama da büyük güçlükler yaşanmaktadır.

Son yıllardaki ekonomik gelişmeler çerçevesinde, ilçede, büyük bir Holding  tarafından, birçok fabrikadan oluşan, Gıda Şehri bölgesi kurulmak durumundadır.

Tamamen tarıma dayalı olarak gerçekleştirilecek bu proje, dünyanın bu konudaki en büyük projesidir.

Bu proje çerçevesinde: birçok gıda ürünü, bölgede üretilecek, işlenecek, paketlenecek, depolanacak ve sevk edilecektir.

Karaman Kazımkarabekir

KAZIM KARABEKİR

1882 yılında, İstanbul’da doğdu. Harp Okulunda, Atatürk ile tanıştı.

31 Mart Olayını bastırmak için, İstanbul’a gönderilen Harekat Ordusunun başında, Atatürk ile birlikte görev yaptı.

I. Dünya Savaşı başında, yarbay olan Kazım Karabekir, savaş yılları boyunca: İran sınırı, Halep, Doğu cephesi ve Çanakkale’de bulundu.

1917 yılında, Erzincan yakınlarındaki “Kafkas Ordusu” komutanlığına getirildi ve bu süredeki görevinde: Ermenileri püskürterek, Erzurum ve Erzincan’ı geri aldı.

Sarıkamış bölgesinde ise: Kars ve Gümrü kalelerini ele geçirdi ve bu hizmetlerinin sonucunda “General” oldu.

Takip eden dönemde: Kazımkarabekir Paşa, sınıf arkadaşı Atatürk ile sürekli olarak birlikte olmuş ve birlikte hareket ederek, Kurtuluş Mücadelesinde büyük yararlılıklar göstermiştir.

Cumhuriyetin ilanından sonra ise, TBMM sıralarında, milletvekili olarak, Atatürk’ün muhalifleri arasında yer aldı.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kuruluşunda bulundu.

Bu Partinin, Genel Başkanı oldu. Ancak, ömrü uzun olmayan parti, 1926 yılında, Atatürk’e yapılan bir suikastın destekçisi olarak çıkınca, kapatıldı.

Kazımkarabekir: 1948 yılında, Ankara’da öldü.

Karaman Kazımkarabekir

NE YENİR. NE İÇİLİR

Burada: karpuz meşhur.

Karpuz: 1992 yılından bu yana, Kazımkarabekir ilçesinde yetiştirilmektedir.

Ancak, burada yetiştirilen ve “Paşa Karpuzu” olarak isimlendirilen karpuz cinsi: güzel tadı ve sulu olmasıyla öne çıkıyor.

Ağustos ve Eylül aylarında yetiştirilen bu karpuzu: bu tarihlerde, buralarda bulunursanız, mutlaka tatmalısınız.

Kazımkarabekir Meslek Yüksek Okulu

KARAMAN KAZIM KARABEKİR MESLEK YÜKSEKOKULU

Selçuk Üniversitesine bağlı olarak 1995-1996 eğitim öğretim yılında açılmıştır. 2007 yılından itibaren okul Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesine bağlanmıştır. 2013-2014 yılında yeni binasına taşınmıştır.

Okul şu anda 7 programla öğretime devam etmektedir.

 

GEZİLECEK YERLER

GAFERİYAT/KAZIM KARABEKİR KALESİ:

İlçenin eski sur kalıntılarına işaret eden bir yapıdır.

Evliye Çelebi gibi seyyahların bahsettiği bir yerleşim merkezidir. Evliya Çelebi, 1648 yılında Karaman eyaletine bağlı Gafirbad’a gelmiş ve kasabanın adını Kafirabad olarak seyahatnamesine yazmıştır.

Bu ismin kullanılmasının nedeni, yani çirkinliğinin nedeni, bu şehre kesinlikle kafir ve Yahudi’nin sokulmadığından ve son derece Müslüman halkından övgülerle söz eder.

Kale mimarisinin kerpiç kalıplar gibi kesilmiş beyaz yassı ince taşlardan yapıldığını, duvarlarının kalın ve sağlam olduğunu ve kılıçla kesilmiş gibi düz ve ustalıkla yapılmış bir yapıda olduğundan bahsetmiştir. Buna benzer, beyaz taştan yapılmış titiz bir yapıyı, hiçbir memlekette görmediğini belirtmiştir.

Karamanoğulları döneminde kasabanın etrafının surlarla çevrili olduğu ve ehdemek denilen iç kalesinin olduğu bilinmektedir. Moğollar ve Osmanlılar döneminde bu yapıların zarar gördüğü ve yıkıldığı tahmin edilmektedir.

İnsanlar kale duvarlarını zaman içinde yapı taşı olarak kullanmışlar ve kale yok olup gitmiştir.

Bugün kalenin sadece giriş kapısı kalmıştır.

 

Kasaba Taşı:

İlçenin kendine has özgün bir yapıya sahip olan, doğal taş cinsi bulunmakta ve taş ocaklarından yaklaşık yerin 1 metre altından çıkarılmaya başlanmıştır. Toprak altında tabaka tabaka olarak 32 kat sayılabilen düz yassa katmanlar halinde bulunan, ak renge sahip kalkerli bir taş cinsidir. Bölgede bu taşa “kasaba taşı” denmektedir. Toprak altında yumuşak ve kırılgan yapıya sahip olan taş, havayla temas edince sertleşmekte ve daha sert bir hal almaktadır. Bu taş tamamen yöreye özgü bir oluşum olup ülke genelindeki diğer say taşı örneklerine pek benzememektedir. İlçenin sivil mimarisine oturan bu taş, hemen hemen tüm yapılarda, sokaklarda, duvarlarda, evlerde ana malzeme olarak kullanılmıştır.

Kazımkarabekir Kale Kapısı

KALE KAPISI

Antik dönem yerleşkesi zamanında yapılan kaleden, günümüze sadece “Karaman kapısı” adıyla bilinen kapı kalmıştır.

Kapı: ilçe merkezinde, Kazımkarabekir caddesi üzerindedir.

Yan taraflarında kesme taşlar kullanılan kapının arkasında, sürgü delikleri var. Kalenin ve bu kapının, hangi tarihte yapıldığı bilinmese de, Karamanoğulları Beyliği döneminde yapıldığı sanılıyor.

Karaman Kazımkarabekir Büyük (Nevruzoğlu) Camii

BÜYÜK (NEVRUZOĞLU) CAMİİ

İlçe merkezindedir.

Karamanoğulları döneminde yapılmış, bölgenin en güzel cami yapılarındandır.

Üst örtüyü tutan silindir ve kare formlu sütunlar: kıble duvarına paralel uzanıyor.

Son cemaat yerinin üstü, ahşap örtülü, taş kaideler üzerinde 7 ahşap sütun bulunuyor.

Mihrabı: kesme, mozaik tekniğiyle yapılmış, geometrik bezemeli çinilerle kaplıdır.

Bunların içinden, sol alt köşede bulunan, Karamanoğullarının ongun kuşuna benzeyen çini örneği: buradan alınarak Konya-Karatay Müzesine götürülmüştür.

 

EMİNETTİN CAMİİ

İlçe merkezindedir. Osmanlı döneminde yapılmıştır.

Yapılış tarihi ve yaptıran bilinmemektedir.

Ancak, Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim, Mısır seferine giderken, bu camiyi görmüş ve İstanbul dönüşünde, bu camiye: 2 altın şamdan ve 3 İran halısı göndermiştir.

Bu kıymetli hediyeler, günümüzde: Konya Mevlana Müzesinde sergileniyor.

 

SARP HÖYÜK

İlçe merkezindedir.

Bu höyük, günümüzdeki yerleşim nedeniyle, büyük hasara uğramıştır.

Sadece, kentin doğusundaki Roma döneminde yapıldığı tahmin edilen kalenin giriş kapısı korunmuştur.

Kale kapısının genişliği: 2.6 metre ve yüksekliği 3 metredir.

Antik yerleşim yeri üzerine kurulan günümüzdeki yerleşim içinde, Belediye Binası bahçesinde: 2 mermer mezar aslanı ve 3 adet kalkerden yapılmış sütun bulunmuştur.

Evet, maalesef, ilçe merkezinin bugünkü yerleşimi, Roma döneminde önemli bir yerleşme olduğu sanılan höyüğün hemen üstünde bulunuyor. E

lbette, antik yerleşim büyük hasar görmüş.

 

AKARKÖY

Akarköy mevkiindedir. Buranın, çok ünlü, antik “Derbe” kenti olduğu yönünde, çeşitli arkeoloji yazarları tarafından görüşler öne sürülmüştür.

Ancak, Derbe şehrinin yeri “Ekinözü Köyü Derbe Höyüğü” olarak kesinleştiğinde, burası hakkındaki tez, geçerliliğini yitirmiştir.

Ancak, mevcut kalıntılardan, Akarköy bölgesinde de, antik dönemde, önemli bir yerleşim bulunduğu anlaşılmaktadır.

Doğal höyük bir tepe üzerindedir.

Köy içinde, değişik yerlere yayılmış ve bazı yapıların duvarlarında kullanılmış, çok sayıda mimari parça, yazıt ve steller bulunmaktadır.

Hatta, köy camisinin yanında: yonca planlı ve Bizans döneminde yapıldığı sanılan bir yapı, büyük oranda sağlam kalarak günümüze kadar gelebilmiştir.

 

Karaman Ermenek

Karaman Ermenek

Konya; binlerce yıl önce “deniz” iken, Ermenek, bir “ada” imiş. Bu bir söylenti, ancak bu söylentiyi destekleyecek kanıtlar var. Şöyle ki: Ermenek’te bulunan dağın zirvesinde, deniz hayvanlarının kabukları ve fosilleri görülmüş. Evet,

Ermenek ilçesinde, 2 gün bulundum. En dikkatimi çeken: tamamen meyilli bir arazi üzerine kurulu olması, ilçenin hemen yanında bir duvar gibi yükselen kayalık, mağaranın ağzına asılan bir “Galatasaray” bayrağı ve gece, saatlerce uğraştığım sivrisinekler.

Ha bir de, buraya ulaşmak için olan yolun, maalesef kötülüğü ve ulaşımın zorluğu. Ancak: Karaman’dan çıktıktan sonra, özellikle: Mut’a yaklaşıldığında ve Mut-Ermenek arasında, eğer mevsiminde giderseniz, tamamen kayısı bahçeleri arasında ilerliyorsunuz.

Karaman Ermenek

ULAŞIM

Ermenek-Karaman arasındaki uzaklık: 163 km. Ancak, buranın en büyük özelliği: bağlı bulunduğu ile ulaşmak için, başka bir il topraklarından (Mut) geçmek zorunda kalınmasıdır. Ama: bu yol, özellikle döneminde gidildiğinde: tamamen “kayısı” bahçeleriyle çevrilidir. Bu yol üstündeki bahçelerden, mutlaka kayısı almalısınız.

Evet, Ermenek’in çevreye olan uzaklıkları şöyle: Ermenek-Mut arasındaki uzaklık: 90 km. Ermenek-Başyayla arasındaki uzaklık: 25 km. Ermenek-Göktepe arasındaki uzaklık: 51 km. Ermenek-Sarıveliler arasındaki uzaklık: 47 km. Tüm bunların yanında: unutmamak gerekir ki, Ermenek-Alanya arasındaki uzaklık, sadece 1 saatte alınabiliyor. Bu mesafe, yörede yaşayanlar için büyük bir imkan.

TARİHİ

Yörede ilk yerleşimcilerin Hititler olduğu ve bu dönemde, ilk bilinen isminin “Maras” veya “Marassa olduğu söylenmektedir.

Daha sonra, Ermenek yöresindeki yerleşim yeri: MS.1.yüzyılda: Romalı komutan Germanicus tarafından kurulmuştur. Bu şahıs: Roma İmparatoru Augustus’un kızı Luvai’nın oğludur. Şehre verilen isim olan “Germanicopolis”, zamanla farklılaşarak “Ermenek” olmuştur.

MS. 395 yılında, Romanın bölünmesiyle, yöre, Bizans egemenliği altına girer. Bu dönemdeki isim: Germanikopolis.

Bu dönemde: yörede, Hıristiyanlık anlayışı, Bizans yönetiminin tüm baskılarına karşı benimsenir. Hıristiyanlığın, Bizans devletinin resmi dini olarak kabul edilmesine kadar geçen sürede ise, insanların, sığındıkları mağaralarda ibadet ettiği, bu basit ve anlamlı mağara ve kaya kovuklarının, yani kaya manastırlarının, ilk dönem, Hıristiyanları için çok önemli olduğu anlaşılmaktadır.

Tarihi  süreç içinde takip eden  dönemde yörede Abbasiler egemenliği ele geçirirler. Karamanoğulları Beyliği döneminde ise, Ernemek, Karamanoğulları Beyliğinin başkenti olur. 1475 yılında ise, bu kez Osmanlılar yörede görülürler.

Gedik Ahmet Paşa yönetimindeki Osmanlı ordusu, Ermenek’i ele geçirir, Karamanoğulları Beyliğini yıkar, Mennan kalesini fetheder. Böylece: Karamanoğulları Beyliği, tarih sahnesinden silinir.

Ermenek: dağlık bir arazi üzerine kurulmuştur. Kentin yaslandığı dik yamaçlar üzerinde, çok sayıda, Roma ve Bizans dönemlerine ait, mesken ve mezar kalıntıları bulunmaktadır.

Karaman Ermenek

GENEL

İlçe merkezi: Göksu havzasında, Ermenek suyunun oluşturduğu derin vadinin yamaçlarında, yaklaşık 1250 metre yükseklikte kurulmuştur. Arazi yapısı: zengin su kaynaklarını barındırmaktadır.

İklim olarak: bölgede Akdeniz iklimi egemendir. Türkiye’nin en yüksek barajı “Ermenek Barajı” dır. Hatta, söylenenlere göre, yöredeki büyük kömür yatakları, bu barajın suları altında kalmıştır.

Bölgenin ekonomik imkanları değerlendirildiğinde: orman varlığı yanında, kömür-demir-krom-kurşun gibi zengin maden yatakları da görülmektedir. Tarım ürünleri bakımından ise: özellikle: elma, armut, kiraz öne çıkmaktadır.

Nüfus olarak, Karaman il merkezinin en kalabalık ilçesidir. Yüz ölçümü olarak da, Karaman ilinin en büyük ilçesi olarak öne çıkmaktadır.

Oğuzlar, Anadolu’da ilk yerleşim yeri olarak buraları seçmişler ve MS.1015 yıllarında, yani Malazgirt zaferinden 50-60 yıl öncesinde, Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli adımlar atmışlardır.

Dünyanın en büyük: yer altı nehri ve yer alta şelalesi (Maraspoli) Ermenek’te bulunmaktadır. Ayrıca: ülkemizde, kardelen çiçeği, nadiren bu yörede (Dumlugöze köyü) yetişmektedir.

 

NE YENİR. NE İÇİLİR

Ermenek yöresinde, yöresel lezzetleri tatmak isterseniz “batırma” yemelisiniz. Belki de, yine bu yöreye özgü “Arabaşı” yemeyi deneyebilirsiniz. Ama, bu yöresel yemek, biraz tecrübe gerektiriyor.

NE SATIN ALINIR

Ermenek’te, içine herhangi bir katkı maddesi konulmadan, bağ ve bahçelerden toplanan üzümlerden: helva yapılmaktadır. Bu helva, içinde şeker olmadığından, çok tercih edilmektedir. Sizler de, mutlaka bu helvayı tatmalı ve hatta, kendiniz ve yakınlarınız için hediyelik olarak satın almalısınız.

Bunun yanında: Balkusan yaylasından üretilen ballardan bulabilirseniz, satın almalısınız. Çünkü, burada üretilen bal: yörenin en beyaz ve en lezzetli balıdır. Ayrıca: buranın “kaşar peyniri” de meşhur. Son olarak: Ermenek pekmezi de satın alabilirsiniz.

Karaman Ermenek

GEZİLECEK YERLER

Karaman Ermenek Zeyve Pazarı

ZEYVE PAZARI

Buraya gidip, su değirmenleri ve su ile çalışan hızarın fotoğrafını çekmelisiniz. Evet, Zeyve pazarı, yaklaşık 600 yıllık bir geçmişe sahiptir. İlçe merkezine, 26 km. uzaklıktaki, İkizçınar köyü ve Yaylapazarı köylerini ayıran dere üzerinde ve çevresinde kurulmuştur.

Burası, birçok tarihi çınar ağacı ile tam bir doğa cenneti. Pazar yerinde: bolca su kaynakları, su değirmeni ve su hızarı var. Ayrıca: Pazar günleri, burada Pazar kuruluyor. Çevre köylüleri, ihtiyaçlarını buradan karşılıyorlar, ürettikleri ürünleri burada satıyorlar.

Karaman Ermenek Ulu Cami

ULU CAMİ

İlçe merkezinde: Gülpazar Mahallesindedir. İlçede bulunan camilerin en büyüğüdür.

Karamanoğulları döneminde, 1302 yılında, Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır. Ağaç sütunların taşıdığı kirişler üzerine oturtulmuş, toprak damlı bir yapılıdır. Mihrabı, güzel oyma taştandır.

Kesme taştan yapılan yapı; kabartmalarla süslü, alçı mihrabında, çeşitli mavi çinilerle bezenmiştir. Ağaç oyma süslemeleri, göz alıcı ve hayranlık uyandırıcıdır. Özellikle, caminin kapısı: çınar ağacından yapılmış olup, üzerinde, güzel hat örnekleri görülüyor.

Karaman Ermenek Meraspolis Mağarası

MERASPOLİS (MERASPULLA) MAĞARASI

İlçe merkezinde: Ermenek kalesinin altında bulunmaktadır. Mağaranın iki giriş kapısı var. Çok ilginç ki, mağarada büyük bir yer altı nehri var. Bu nehirden: Ermenek ve çevre yörelerin içme suyu ihtiyacı karşılanıyor.

Ayrıca: bu mağaradan çıkan su ile, uzun süre, Ermenek ve çevre yörelerin elektriğini karşılayan hidroelektrik santralı çalıştırılmış. Böylece: Ermenek, Türkiye’de, elektriğe kavuşan üçüncü ilçe olmuştur.

Hidrolojik olarak aktif bir mağaradır. Ancak, mağara içi traverten birikimi çok azdır.

Mağara bu özellikleriyle, dünyanın üç en büyük mağarasından biri olarak biliniyor. Toplam uzunluğu: 196 metredir.

Ermenek ilçesinde, ilçenin çoğu yerinden baktığınızda, buradaki mağarayı görebiliyorsunuz. Hatta, bazen bu mağara ağzına, büyük bayrak asıyorlar. Mağaranın içinde: sifon, şelale gibi oluşumlar ve göçme tehlikesi bulunduğundan, gezi amaçlı girilmesi yasak.

Karaman Ermenek Firan-Ermenek Kalesi

FİRAN-ERMENEK KALESİ

Ermenek ilçesinde, kuzeydeki sarp kayaların üzerine kurulmuş tarihi bir kaledir.

Ermenek içe merkezine 4-5 km uzaklıktadır. Araçla kalenin yakınına kadar gidilebilir, sadece son bölümde kısa bir yürüyüş yapmak gerekir.

300 m yükseklikteki bir kayalık tepe üzerindedir.

Kale: sığınak, mesken ve zindan olarak kullanılmıştır. Amasyalı gezgin Strabon: bu kaledeki mağaraları “Zağfiran” mağaraları olarak nitelendirdiğinden, kale “Firan” adıyla anılmaktadır.

Şehrin savunma merkezidir.

Yapım tarihinin: Asur ve Hitit dönemlerine kadar uzandığı düşünülmektedir.

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde “Göklere uzanan bir kale” olarak betimlediği bu yapı, antik temeller üzerine inşa edilmiştir.

Kuşatılması neredeyse imkansız olduğu için tarih boyunca İsaurialı isyancıların ve yerel beylerin sığınağı olmuştur.

Antik dönemde İsaurialılar, isyancı bir topluluk olarak bilinirler. Roma ya karşı direnmişlerdir.

Kalenin içinde: mağaralar, sarnıçlar ve gizli geçitler bulunur. Kalenin içindeki depolar, kuşatma altındaki bir şehrin aylarca nasıl hayatta kaldığının kanıtıdır.

Firan Kalesi

Günümüz:

Kaleye çıkış iki yolla olmaktadır. Birinci yol: doğudan, kayalara kazılarak yapılan, çok dar bir giriştendir. Diğer yol ise: dik kayalığın alt bölümlerinden başlayan ve kayaya oyularak yapılan 72 basamaklı bir merdivenle sağlanmaktadır.

Kale, 1 derece arkeolojik Sit alanı olarak tescil edilmiştir. Özellikle kale surları ve bazı iç yapılar, mevcut duvar yapıları, sarnıçlar, küçük gözetleme noktaları görülebilir.

 

Karaman Ermenek Görmel-Ala Köprüsü

GÖRMEL (ALA) KÖPRÜSÜ

Ermenek-Anamur-Gülnar yolu üzerinde, Göksu nehri üstünde kurulmuştur. Ermenek ilçe merkezine, 18 km. uzaklıktadır.

Büyük Türk Alimi Ermenekli Saffet Hoca: bu köprüye verilen “Ala” adını “çok yüce, çok büyük” anlamına gelen, Arapçada “Ala” kelimesinden yumuşatıldığını söyler.

Köprü: kesme taştan, biri büyük ve biri küçük, iki gözlü olarak yapılmıştır. Başlama ve bitiş noktaları, kayalar üzerine oturtulmuştur. Köprünün: genişliği 7 metre ve uzunluğu ise, 67 metredir. Su seviyesinden yüksekliği ise: 27 metredir.

Köprüde bulunan kitabeden, köprünün: 1306 yılında, Karamanoğulları’ndan Mirza Halil Bey zamanında yapıldığı anlaşılmaktadır. Mimarı ise, Yusuf oğlu Süleyman’dır. Köprünün yapılışı hakkında bir söylenti var. Buna göre: “ Köprüyü yapan çırak, ustasına: “Bir köprü yaptım, gezmeli değil, görmeli” der. Köprünün “Görmel” ismi, bu efsaneden gelmektedir.

Karaman Ermenek Tol-Musabey Medresesi

TOL (MUSABEY) MEDRESESİ 

İlçe merkezinde Çınarlı mahallesindedir.

Medrese yapısı: Karamanoğulları döneminde, Emir Musa Bey tarafından, 1339 yılında yaptırılmıştır.

Germanikopolis’in antik taşları, bu dönemde yeni yapıların inşasında kullanılmıştır.

Karamanoğullarının karakteristik mimari özelliklerini taşır.

İki eyvanlı, açık avlulu ve tek katlı bir medresedir.

Avlunun iki yanında, öğrencilerin kaldığı küçük odalar sıralanır.

Taş işçiliği mükemmeldir.

Bu yapı, beyliğin en güçlü isimlerinden biri tarafından yaptırılmıştır ve o bölgedeki Türk hakimiyetinin mührü gibidir.

Mut-Anamur-Silifke yörelerinde ve hatta Karaman’da, tanınmış bir eğitim ve öğretim kurumu olarak öne çıkmaktadır.

Burada: o zamanlarda, dini bilimler yanında, matematik ve Astronomi de okutulmuştur.

Osmanlılar ile olan ilişkilerde, sorunların çözümü için, bu medresenin müderrislerinden Türk Bilgini Molla Vali, elçi olarak görev yapmıştır.

Özellikle girişindeki mermer işçiliği ve medresenin içinde yer alan türbe kısmı görülmeye değerdir.

 

Türbe Kısmı:

Medresenin içinde Bedreddin Mahmut Bey ve ailesine ait olduğu bilinen kabirlerin bulunduğu bir türbe kısmı vardır.

Tol Medrese

Günümüz:

Restore edilmiş Tol Medrese, Ermenek in en çok ziyaret edilen yapısıdır.

Hem bir müze atmosferine sahiptir hem de Karamanoğullarının kültürel mirasını günümüze taşır.

 

ALA İN

Kazancı kasabası yöresindedir. Bir tepe üzerinde kurulmuştur. Mevcut kalıntılardan, Bizans döneminden kalma bir yerleşim yeri olduğu tahmin edilmektedir. Güneyde, Bizans döneminden kaldığı sanılan bir “kilise” bulunmaktadır.

Burada: kireç taşı arazide, doğal bir kaya sığınağı “kiliseye” dönüştürülmüştür. Doğu bölümüne ise, bir duvar yapılmıştır. Ancak, bu duvar, günümüzde yoktur.

Kilise yapısı içinde: boya ile yapılmış bir kısım freskoların izleri görülebilmektedir. Ayrıca, kuzey bölümde, bir su kaynağı bulunmaktadır. “Ala in” ismi, bu kiliseden gelmektedir.

DİNEK KULESİ

Kazancı kasabası, Dinek mevkiindedir. Burada, bütün bölgeye hakim olan bir tepe üzerinde: Roma dönemine ait bir yerleşim yeri kalıntıları görülüyor. Ancak, buradaki yapılar, temel seviyesinden yıkılmışlardır. Yüzeyde, nadir olarak mimari elemanlara rastlanmaktadır.

Yerleşim yerinin, tam zirve noktasında: doğal-iri bir kaya üzerine: iri blok kesme taşlardan, bir anıt mezar yapılmıştır. Anıt, kısmen sağlam olarak günümüze kadar gelebilmiştir. Üzerinde bulunan doğal kayanın değişik bölümlerine, nişler açılmış olup, anıtın çevresinde, yapıldığı dönemde başkaca yapıların da bulunduğu anlaşılmaktadır.

Karaman Ermenek İkiz İn Kabartması

İKİZ İN KABARTMASI

Güneyyurt kasabasının, 2 km. doğusundadır. Burada, bahçeler arasında bulunan antik kalıntıda: büyük bir kayanın, güneye bakan yüzü düzeltilmiş ve oyularak, ikiz kaya mezarı yapılmıştır. Doğuda kalan mezarın alınlığında: 2 aslan, 1 boğa ve 1 yılandan oluşan, hayvanlar gurubu, kabartma olarak işlenmiştir.

Aslan: sağa  doğru yatar vaziyette, sol pençesiyle boğanın başına basar şekilde görülüyor. Ancak, en üstte bulunan bu aslan figürü, nispeten tahrip olmuş durumda. Mezar odaları ise, gayet iyi durumda olarak günümüze kadar gelmiştir. Bunların, Roma döneminde yapıldığı sanılıyor.

Karaman Ermenek Ilısı Şelalesi

ILISI ŞELALESİ

İlçe merkezine 30 km. uzaklıkta olup, araba ile yanına kadar gitmek mümkündür.

Ilısu şelalesi: Erik deresinden ve Ilısu’dan çıkan su kaynaklarıyla beslenir. Şelale: kayalık dağın, suyun gücü sonucu ikiye ayrılmak zorunda kaldığı bir yerden akıyor. Bu görüntü muhteşem. 100 metrelik blok kaya, su tarafından oyulmuş, 4 metrelik bir yarık şeklindeki bölümden, şelale akıyor.

Düştüğü yerde ise, yerdeki taşlara çarparak, doğal bir fıskiye gibi, yaklaşık 15-20 metre uzaklığa kadar, sürekli yağmur misali yağıyor.

Çam ağaçlarıyla kaplı orman içinde, araba ile şelaleye giderken, tam bir cennet görüntü içinde ilerleyeceksiniz.

Şelaleden döküldükten 5 km. sonra, Ermenek çayı ile birleşir ve buradan “Gezende” barajına ulaşır. Evet, şelale çok yüksekten akıyor. Yüksekliği: 55 metre. Bunu canlandırmanız için, şunu söyleyebilirim. Amerika’daki ünlü Niyagara şelalesi, 48 metre yükseklikten akmaktadır.

Şelalenin en büyük su kaynağı olan Ilısu kaynağı da, şelalenin 2-3 km. yukarısındadır. Kayaların içinden çıkan su, çevre köy ve kasabaların, içme-sulama su ihtiyacının büyük bölümünü karşılamaktadır. Diğer kolu olan Erik deresinden gelen suyun önüne gövde yapılmış ve yaklaşık 5  km. lik bir tünel açılarak, su, Görmeli Barajına aktarılmıştır.

MENNAN KALESİ

Ermenek-Mut-Gülnar kara yolu üzerinde, Ermenek ve Erik çaylarının birleştiği yerde, dağın üzerinde kurulan bir kaledir. Kelime anlamı: sığınılacak yer.

Kale: ele geçirilmesi zor, savunulması kolaydır. Birçok orduya sığınaklık ve barınaklık yapmıştır. Haçlı Seferlerinin üçüncüsünde: Haçlılar, Mennan kalesine sığınarak, Selçuklu akınlarından korunmaya çalışmışlardır.

Karamanoğulları, kaleyi onarmışlardır. Ancak: son Karamanoğulları Beyi, Pir Ahmet Bey: Osmanlılarla yaptığı savaşı kaybedince, kaçarak Mennan kalesine sığınır. Bunun üzerine, Osmanlı ordusunun başında bulunan Gedik Ahmet Paşa, Mennan Kalesi önlerine gelir ve toplar ile, kaleyi yıktırır.

Kalede: günümüze kadar ayakta gelen yapılar: depolar, sarnıçlar ve bina kalıntılarıdır.

Karaman Ermenek Karaman Bey ve Oğlu Mahmut Bey Türbeleri

KARAMAN BEY VE OĞLU MAHMUT BEY TÜRBELERİ VE KARAMAN BEY İMARETİ

İlçe merkezine, 25 km. uzaklıktaki, Balkusan köyündedir. Bu köy, adını: Uygur Türklerinin Orta Asya’daki başkentleri olan “Balgasan”dan almıştır.

Türbe: Karamanoğullarından Mahmut Bey tarafından yaptırılmıştır. Türbede, 2 sıra halinde, 5 adet, yekpare taş sanduka var. Günümüzde: Karamanoğlu Ahmet Bey’e ait bu türbe: yerel köylüler tarafından dileklerin kabul edildiği bir manevi ziyaret yeri haline getirilmiştir.

 

GERMANİKOPOLİS

İsauria Germanikopolis olarak da bilinir.

Günümüzde Karaman ilinin Ermenek ilçe merkezindedir.

Kent; Roma Generali Germanicus Caesar onuruna bu ismi almıştır. Daha eski adı: Tibarassos ( ya da Tibarasis) olarak bilinir. Daha sonra: Germanik ve son olarak Ermenek olarak değişmiştir.

Roma döneminde bölgedeki eşkıyalık faaliyetlerinin takibi için inşa edilmiştir. Erken Hıristiyanlık döneminde önemli bir piskoposluk merkeziydi.

 

 

Kalıntılar:

Antik kentin üzerine modern yerleşim kurulduğu için günümüze çok fazla mimari yapı ulaşmamıştır. Ancak ilçenin kuzeyindeki kayalık yamaçlarda çok geniş bir nekropol (mezarlık) alanı vardır. Burada kaya mezarları, lahitler ve erken Hıristiyanlık dönemine ait mezar şapelleri görülebilir.

 

Nekropol Alanı:

Antik şehre dair somut kalıntılar, kentin kuzeyini saran devasa kaya kütlelerindeki Nekropol alanındadır.

Buradaki kaya mezarlarının birçoğu dışarıdan bakıldığında bir tapınak cephesini andırır. Kayaların içine oyulmuş tek odalı veya aile tipi mezarlar oldukça yaygındır.

Üzerlerinde aslan figürleri, medusa başları veya ölen kişiyi betimleyen kabartmalar bulunur. Mezarların bir kısmında Grekçe yazılmış beddua kitabeleri vardır. Bu kitabeler genelde “Her kim bu mezara zarar verirse tanrılar onu cezalandırsın” şeklindedir ve bu da o dönemin inanç dünyasını yansıtır.

 

Sonuç:

Eğer antik kente gitmek istiyorsanız, antik kenti kalıntıları modern şehrin yani Ermenek ilçe merkezinin altında kaldığı için, yüzeyde herhangi bir kalıntı göremezsiniz.

Ancak kaya mezarları vardır.