İstanbul şehrinde, Etiler semti, tarihi süreç içinde şehirdeki eski medeniyetlerin yani Roma, Bizans ve Osmanlı döneminde yerleşim yeri olarak kabul görmemiş ve son yıllarda gelişmiştir. Buna bağlı olarak semtte, tarihi süreç içinde yapılmış herhangi bir yapı bulunmamaktadır. Semt hakkında kısa bilgi vermeden önce, özellikle belirtmek istediğim husus: İstanbul’un en zengin semtlerinden biri olduğu ve özellikle Ak merkez gibi gayet büyük bir alışveriş merkezinin bulunmasıdır.
Beşiktaş ilçesine bağlı, günümüzde semt olarak Etiler: Levent’in batı sınırından başlayarak Basın Sitesi, Alkent konutlarını, Akat Mahallesini ve irili ufaklı daha pek çok site ve toplu konut bölgesini kapsamaktadır. Bebek ile arasında dik bir yokuş vardır.
Etibank ortaklığındaki “Etiler Yapı Kooperatifi” 1954 yılında, burada inşaatlara başlamış ve ilk olarak 193 villa yapılmıştır. Etiler mahallesi: ismini burada ilk villaları yaptıran “Yapı Kooperatifi” nden almıştır.
Etiler Yapı Kooperatifinin üyelerinin büyük bölümü “Demokrat Parki” ileri gelenleriydi.
Etiler’de ilk konutlar yapılmaya başlandığında: Levent semtinin güney sınırlarını çizen Nispetiye Caddesinin çevresi tamamen tarlalar ve yeşil tepelerle kaplıydı. Bayram ve tatil günlerinde, insanlar buraya gelir ve piknik yaparlardı.
Etiler villaları ve Nispetiye caddesi arasında sadece bir Jandarma noktası ve sütçü kulübesi bulunuyordu. 1960’lardan itibaren burası ve yakın çevresinde: özel kişiler ve kooperatifler tarafından, çok katlı apartmanlar kurulmaya başlanır.
İstanbul Etiler
1980-1990’lı yıllar arasında, semtteki yapılaşma günümüzdeki halini almıştır. 1980’lerden önce orta gelir sahibi kişilerin rağbet ettiği semt, 1980’lerin sonlarında İstanbul’un gece hayatında önemli merkezlerini, lüks restoranları, şık dükkanları ve çoğu ithal mallar satan mağazaları barındırır bir semt haline geldi.
Öte yandan, 1950’li yıllarda tamamen toprak bir yol olan Nispetiye Caddesi: Etiler evlerinin yapılmaya başlanmasıyla dönem dönem yeniden yapılmıştır. 1990’ların başlarında ise: üst geçitler ve köprüler yapılarak yörenin trafiğinin rahatlanmasına çalışılmıştır.
İstanbul Etiler Akmerkez
Akmerkez
Levent’den Etiler’e doğru giderken, Nispetiye caddesi üstünde, Etiler semti girişine yakındır. 18 Aralık 1993 tarihinde açılan, İstanbul’un en büyük ve görkemli iş ve alışveriş merkezi sayılan bu yapı: içinde binlerce metrekareye yayılmış ünlü mağazaları barındırmaktadır. Binanın mimari projesi Fatin Uran tarafından tasarlanmıştır.
4 katlıdır. Alışveriş mekanları dışında, 24 katlı rezidans binası vardır. Merkezde 245 mağaza bulunmaktadır. Yıllık ortalama 14-15 milyon kişi tarafından ziyaret edilmektedir. 1995 yılında “Avrupa’nın en iyi alışveriş merkezi” ve 1996 yılında ise “Dünyanın en iyi alışveriş merkezi” ödüllerine layık görülmüş tek alışveriş merkezidir. Merkez, 2003 tarihinde tadilat görmüştür.
Günümüzde Aksaray semtinin bulunduğu yerde, Bizans döneminde şehrin en önemli meydanlarından olan “Bovis Forum” meydanı bulunuyordu.
Günümüzdeki semt, Aksaray ismini: Fatih Sultan Mehmet’in Sadrazamı İshak Paşanın: 15’nci yüzyılda, İstanbul şehrinin nüfusunu arttırmak için, Anadolu’dan getirtip buraya yerleştirdiği Aksaraylılar’dan almıştır. Karamanoğlu Beyliği ortadan kaldırılınca, beylik halkının büyük bölümü, zorunlu göçe tabi tutularak buraya getirilmiştir.
İstanbul Aksaray
Günümüzde Aksaray
Aksaray Fatih ilçesine bağlıdır. Özellikle son dönemde bir İngiliz gazetesinin haberiyle gündeme gelen Aksaray: İstanbul’un tarihi yarımadasında tüm toplu taşıma araçlarının kesişim noktasında yer alır. Akşamları özellikle ara sokaklara girilmez. İSKİ binasından Yenikapı Marmaray istasyonuna kadar olan bölümde: genellikle Gürcüler, tinerciler, uyuşturucu bağımlıları ve fuhuş bulunur. Aksaray’ın Metro istasyonu bölgesinde ise Suriyeliler, artan hırsızlık ve Arapça tabelalar dikkati çeker.
İstanbul Aksaray Pertevniyal Lisesi
PERTEVNİYAL LİSESİ
Okul: Sultan II. Mahmut’un eşi ve Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Sultan tarafından, camiyle birlikte yaptırılmıştır. Valide Sultan: caminin yanına çeşme, kütüphane ve Sultan II. Mahmut adına bir okul yaptırır. Bu yüzden okulun ismi “Mahmudiye Mektebi” olarak anılır. 1883 yılında vefat eden Valide Sultan, okulun ihtiyaçlarının karşılanması için vakıf gelirleri bırakmıştır.
1872 yılında hizmete giren kagir okul binası: 2 katlı ve 8 odalıdır. Okul binasının alt katı sıbyan mektebi ve üst katı ise rüştiye olarak düzenlenmiştir.
1911 yılındaki yangında, okul binası tamamen yanar. 1930 yılında ise, mimar Sırrı Arif Bey tarafından, bugünkü binanın güney bölümündeki modern ve betonarme bina yapılır. Pertevniyal Lisesi adını alan bu okul, 1930 yılında eğitime başlar.
İstanbul Aksaray Pertevniyal Valide Sultan Camisi
PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN CAMİ
Aksaray meydanındadır. Günümüzde, cami trafik sorunlarından yoğun olarak etkilenmektedir.
Burası bir külliye olarak yaptırılmıştır. Külliyede: cami, çeşme, kütüphane ve Valide Sultan için yaptırılan türbe bulunur.
Cami: Sultan II. Mahmut’un eşi ve Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Sultan tarafından, 1871 yılında yaptırılmıştır. Caminin üzerine yapıldığı arsa: 19’ncu yüzyılın ikinci yarısında yanan Hacı Mustafa Ağa cami veya diğer adıyla Katip Caminin arsasıdır.
Caminin temel atma töreni zamanın devlet ileri gelenleri, din bilginleri ve hocalarının katıldığı büyük bir şölen gibi olmuş, Valide Sultan şöleni, meydanı görebilen bir evin penceresinden izlemiştir.
Caminin planları: Sarkis ve Agop Balyan kardeşlere aittir. Sarkis Balyan tasarımı ve çizimini Valide Sultan’ın “Ortaköy camii kadar olsun” şeklindeki emrine göre düzenlemiş, cami harimini Ortaköy camisinin harimi kadar yapmış, fakat avlusunu ondan daha geniş tutmuştur.
Caminin mimarı Sarkis Balyan olmakla birlikte, tasarıma Agop Balyan da katılmış, çizim işlerini Osep yapmıştır. Uygulama ve şantiye yönetimi için Bedros Kalfa ve duvarcı Ohannes ve dülger kolbaşısı Dimitri görevlendirilmiştir. Bazı kaynaklarda yapı mimarı olarak İtalyan Montani gösterilmişse de bu konuda herhangi bir delil sunulmamıştır.
Klasik cami üslubundan oldukça farklıdır. Ekliktik tarzdaki yapının, özellikle ön cephesindeki süslemeler dikkati çeker. Bunlar gotik motiflerdir. Avrupa’da ortaya çıkmış ve genelde Katedrallerde en belirgin özellikleri görülen gotik motiflerin bu camide görülmesi ilgi çekmektedir.
Yapı: küçük olmasına rağmen, yüksek kubbesi, tek şerefeli iki geniş minaresi, geniş iç mekanı ile dikkat çeker. Ana mekan: 10 x 10 metrelik, kare alt yapıya oturan, onaltıgen kasnaklı bir kubbeyle örtülüdür.
Caminin tek şerefeli iki minaresi, Dolmabahçe camisinin minarelerinden daha geniş tutulmuştur. İç mekan bakımından da Dolmabahçe camisinden daha geniştir. İç mekanda baştan sona kadar: altın yaldızla parlatılan, mavi rengin egemen olduğu kalem işi süslemeler bulunur.
Caminin 3 kapısı vardır. Kuzeydeki kapı oldukça sadedir. Doğudaki kapının iki yanı, oval biçimde düzenlenmiş olup nişlerle hareketlendirilmiştir. Basık kemerli kapı açıklığının üzerinde, 3 satır halinde 6 beyitlik bir kitabe ve üstünde tuğra bulunur. Batıdaki avlunun kapısı yani Aksaray tarafındaki kapı, abidevi olarak tasarlanmıştır. Mermer kabartmalı ve bitkisel süslemeli olarak tasarlanan alınlığın ortasında Sultan Abdülaziz’in tuğrası yerleştirilmiştir.
Bir kaide üzerine oturan, alttan 1 metre yüksekliğe kadar kabartma motiflerle işlenmiş, iyon tarzına benzer başlıklara sahip, ikiz sütunlarla taşınan, sivri kemerlerin konturları ince bir kuşakla çevrelenmiştir. Sonuç olarak: bu kapı, Osmanlı taş oymacılık sanatının nadir örneklerinden birisidir ve İstanbul’daki camilerde pek alışık olunmayan bir güzelliktedir. Arşiv belgelerinde yer almamasına rağmen, bazı araştırmacılar bu kapının mimar Giorgio Cociffi’ye ait olabileceğini ileri sürerler.
Caminin içi: gözü yoracak derecede yoğun kalem işleriyle süslenmiştir. Mavinin hakim olduğu mekanda, bitkisel süslemelerin yanı sıra yıldız düzenlemeleri de görülür. Pandiflerde büyük büyük yıldız, kubbe merkezlerinde ise çevresi grift süslemeli yazı madalyonları vardır. Bu ağır süslemelerin arasında, bütün duvarları boydan boya dolaşan çift sıra mukarnaslı mermer süsleme şeridinin üzerinde bir kitabe kuşağı mevcuttur.
İstanbul Aksaray Pertevniyal Valide Sultan Türbesi
Türbe
Aslında caminin kıble tarafında olması gereken, ancak avlunun kuzeybatı köşesinde bulunan Valide Sultanın türbesinde: kendisiyle birlikte torunu Yusuf İzzeddin Efendinin oğlu Mehmet Saadettin Efendi gömülüdür. İlk olarak 1926-1929 yılları arasında, tramvay yolunun genişletilmesi için sökülen türbe: Prost projesiyle daha da geri çekilmek üzere, 1958 yılında yıktırılmıştır. Vatan ve Millet caddelerinin açılmasından sonra Aksaray meydanının yeniden düzenlenmesi sırasında, 1968-1969 yılları arasında, türbe bugünkü yerine monte edilmiştir.
Mermer şövesi ve dört adet penceresiyle son derece sade bir giriş cephesi vardır. Kapısının üzerinde celi sülüsle ayet yazılıdır. Türbenin, yan sokağa bakan cephesi çok daha gösterişlidir ve tamamen mermer işçiliği görülür. 1958 yılında türbe yıktırıldığında Valide Sultanın naaşı: bir süre Topkapı Sarayında muhafaza edildikten sonra II. Mahmut türbesine padişahın sandukasının altına gömülmüş ve ardından tekrar burada yapılan türbesine nakledilmiştir.
İstanbul Aksaray Pertevniyal Valide Sultan Sebili
1956-1959 yılları arasında, Aksaray Meydanı düzenlemesinde: sebil ve camiye ait diğer bazı unsurlar kaldırılmış veya yerleri değiştirilmiştir. Yerleri değiştirilen eserler: türbe, muvakkithane ve sebildir. 1974 yılında üst geçit ve yer altı çarşısının yapılmasıyla, cami ve sebil yol kotunun altında kalmıştır.
Cami: 2010 yılında restore edilmiştir.
PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN KÜTÜPHANESİ
Caminin yanına, 1871 yılında bir kütüphane yaptırılmıştır. Cami girişinin sağ yanında bulunan kütüphane 1872 tarihli vakfiyesi ile 828 cilt kitap vakfetmiştir.
20’nci yüzyılın başlarında, birçok vakıf kütüphanesi, Yavuz Selim’deki kütüphaneye nakledilmiş, ancak Pertevniyal Valide Sultan Kütüphanesi yerinde bırakılmıştır. 1945 yılına kadar buradaki faaliyetini sürdüren kütüphane, bu tarihte Süleymaniye Kütüphanesine nakledilmiş, yeri de aradaki duvar kaldırılarak camiye katılmıştır. Halen Pertevniyal Valide Sultan Kütüphanesinin koleksiyonunda 329 yazma ve 557 basma kitap bulunmaktadır.
Sabiha Gökçen: dünyanın ilk kadın savaş pilotudur. Hava alanı ise: bölgenin gelecekte bir teknoloji üssüne dönüşmesine öncülük edecek bir tesis. Son yıllarda: İstanbul’da Atatürk Hava alanının yükünün bir kısmının buraya kaydırılması için, yoğun çalışmalar yapılmakta. Hava alanı, yeni yapılan çalışmalar ile gerek konfor ve gerekse hizmeti kalitesi ve alanın genişliği açısından, gelişme gösteriyor.
Tesis: Pendik’te. İstanbul Anadolu Yakası Pendik/Kurtköy’de bulunuyor. Kadıköy-Hava alanı arası uzaklık: 40 km. Pendik-Hava alanı arası uzaklık ise: 12 km. Taksim-Hava alanı arası uzaklık ise: 50 km. TEM Otoyoluna bağlı 1.5 km. lik bağlantısıyla, ulaşım açısından da son derece rahat bir trafiğe sahip. Uçakların varış saatlerine bağlı olarak, Hava alanı ile Taksim arasında bağlantılı: Havaş Servis araçları bulunuyor. Pendik tren istasyonunun hava alanına uzaklığı: 14 km. dir. Bunun dışında, ulaşım için belediye otobüsleri ve taksiler kullanılabilir.
İstanbul Sabiha Gökçen Hava alanı
Yıllık yolcu kapasitesi: 3 milyon yolcu. CIP ve VIP salonları bulunuyor. Gümrüksüz satış mağazaları, bar ve kafeler, pub ve restoranlar var. Ayrıca: PTT, banka, araba kiralama ofisleri bulunuyor. Dış hatlar terminalinde: 3 hol var. İkisi A ve B gidiş salonu, biri ise geliş salonu olarak kullanılıyor. Her gidiş salonunda 11 er adet check-in bankosu ve 4 adet uçağa biniş kapısı, geliş bölümünde 12 adet pasaport bankosu bulunuyor. İç hatlar terminali: yıllık 500 bin yolcu kapasiteli. Burada da, kafeteryalar ve ofisler bulunuyor.
Evet: 31 Ekim 2009 tarihinden itibaren yeni terminal kapılarını açtı. Yıllık yolcu kapasitesi: 25 milyon kişi. Hazırlık çalışmalarında: eskicilerden toplanan ve ağırlıkları 20 kg. olsun diye, içleri atık malzeme ile doldurulan bavullar: check-in kontuarlarına verilip, etiketlendikleri ülkelere, kentlere doğru yola çıkıp çıkmadıkları gözlendi. 12-14 yaşındaki çocuklar: ellerine verilen boarding kartları ile, terminal içinde bırakılıp, uçakların park pozisyonunda olduğu varsayılan gate’lere, yani çıkış kapılarına ulaşıp ulaşamayacakları araştırıldı. Bu çocuklar sayesinde, hava alanı içinde yönlendirme panolarının doğru yapılıp yapılmadığı test edildi. Yani, sizler terminali kullanmadan önce, benzer birçok test ile büyük yapı, büyük bir sınav verdi.
Terminal binası: 320 bin metrekare. 112 check-in kontuarı var. 8 geniş veya 16 orta gövdeli uçak için körük hazırlanmış. 5 bin metrekarelik restoran-kafe bölümünde: güzel ve seçkin markaların tesisleri bulunuyor. Duty free alanı ise, 4.500 metre kare. Burada da, seçkin markaların mağazaları var. Otopark: 4 katlı ve 4718 araç ile 72 otobüs kapasiteli. Hava alanı oteli: 128 odalı.
HAVAŞ ve İETT Otobüsleri: 4.Levent, Kadıköy ve Bostancı’dan buraya sefer yapıyor. 2013 yılında, Marmaray ile metro gelmesi için de gerekli planlama yapılmış. Özellikle metro gelince, sanırım kırmızı ışıkta durmadan buraya rahatlıkla ulaşma imkanı olacak.
Çünkü: insanlar yakın zamana kadar burayı kullanmaktan imtina ediyorlardı. Ulaşım ve hava alanındaki tesislerin yeterli konforu olmaması nedeniyle. Ama sanırım son hali ile, bu çelişkileri giderecek ve insanların rahatlıkla kullanabilecekleri bir tesis haline gelecek. Gerçekten, yeni hali ile gayet güzel. Evet, Sabiha Gökçen hava alanının son halini anlatmaya devam ediyorum.
Sabiha Gökçen hava alanının yeni terminali, estetik bir çarpıcılığa sahip değil. Tabii, bu çirkin anlamına gelmiyor. Dış ve iç hatları, aynı çatı altında toplayan yeni terminal: ciddi bir rahatlık sunacak. Uçaklara alınan çiftli köprüler, yürüyen merdivenler ve bantlar, dünyada kendini kanıtlamış büyük firmalardan alınmış. Hepsinde, yüksek kalite seçilmiş.
Giriş holünde, gate’lere giden koridorlardaki tavan seviyesi düşük, bu sıkıntı bir mekan oluşmasına neden olmuş. Aynı şekilde, gelişte köprüden çıktıktan sonraki hollerde de, düşük tavan seviyesi, insanın ruhunu sıkıyor.
Giriş katında: pasaport bankolarının bulunduğu yerin mimarisi; işin başında dar olarak planlanmış. Bu yüzden, duty free alanı ile içiçe geçmiş. Uzayan kuyruklarda, bu bölüm bence sorun yaratır. Pasaport bölümüne: çatıdan doğal ışık taşınmış. Bu büyük rahatlık yaratmış, çünkü pasaport bölümleri, hava alanlarının en sıkıntılı yerleri.
Bina içindeki taşların kalitesi çok yüksek. Ancak: parlak malzeme, kaygan görünüyor. Umarım insanlar kayarak düşmezler. Özellikle: sıvı malzemeyle temizlenen yerlere, mutlaka uyarıcı levhalar konulmalı.
Üst katlardaki lounge’lerin yerleri mükemmel. Apron manzaralı özel salonlar, sanırım çok tutacak. İyi döşendiğinde, büyük beğeni kazanacağı kesin.
Otopark katları yer altında. Hava alanına girişle birlikte, terminal hemen önünüze çıkıyor. Otoparkın, üstü açık katı, özellikle tur otobüsleri için iyi bir park alanı yaratmış.