Gaziantep Araban

Gaziantep Araban


İlginç olan şu ki: Araban bir ilçemizin adı olduğu kadar, aynı zamanda, Türk Sanat Müziğinde bir makam olarak da biliniyor. Yolları her ne kadar sıkıntılı olsa da, toprak zenginlerinin bol olduğu bu yöremizde, yoğun pamuk üretimi yapılmaktadır. Zor bir ilçe, yerel imkanların pek yoğun olarak kullanılamadığı bir yer. Ama, bir zamanlar, yani tarihi süreçte, üst düzeyde önem kazanan bir yer olduğunu unutmamak gerekir.

Gaziantep Araban

ULAŞIM

Araban: İç Anadolu bölgesine açılan yolların kavşağında olması nedeniyle önem kazanmaktadır. Bunun sonucu olarak: Mezopotamya’dan gelen kervanlar tarafından yoğun olarak kullanılmıştır.
Evet, Araban ilçesi, bağlı bulunduğu Gaziantep iline, 67 km. uzaklıktadır.

Gaziantep Araban

TARİHİ

Yerleşim yerinin ortaçağ dönemindeki ismi “Raban” dır. O dönemde, burası, Urfa Bölgesi Haçlı Kontluğuna bağlı, önemli bir merkez konumundaydı.
Araban kalesi: Ermeniler ve Urfa Haçlı Kontluğu arasında sık sık el değiştirmiştir. 1112 yılından itibaren Haçlılar tarafından ele geçirilen kale; 1120 yılında, Antakya krallığı tarafından alınır. Tüm bu ele geçirmelerde, kalenin kolay ele geçirilemediği belirtilmektedir.
1150 yılında, bu kez, Sultan Mesud Kılıç: Araban iç kalesini ele geçirerek, Türk topraklarına katar. 1517 yılında ise, bölge Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılır.
Cumhuriyetin ilanını takiben ise, Araban, Altıntaş isimli bir kasaba iken, ismi değiştirilerek 1957 yılında ilçe haline getirilir.

GENEL

Bağlı bulunduğu Gaziantep ilinin kuzeydoğusundaki, Araban ovasında bulunmaktadır ve zaten, ismini, buradan almıştır. Deniz seviyesinden yükseklik: 1000-1500 metre arasındadır. Yerleşim yerinin denizden yüksekliği ise, 610 metredir. Yüzölçümü: 535 km. karedir.
Yerleşim yeri: Fırat nehrinin batısında ve bu nehre dökülen Karasu ırmağının kıyısında kurulmuştur. Karasu, araban ovasının içinden geçerek Fırat nehrine dökülür.
İlçe topraklarının çevresi, dağlarla çevrilidir.
Yöre insanının başlıca geçim kaynağı: pamuk, buğday, arpa, mısır ve mercimek ağırlıklı tarımdır. Yani, sanayi ve turizm gelişmemiştir.

GEZİLECEK YERLER

ARABAN KALESİ

İlçe merkezinde, 35 metre yükseklikte ve üzeri düz bir höyük üzerindedir. Altıntaş kalesi ismi de verilmektedir. Höyük boyutları: 85 x 95 metre boyutlarındadır.
Ortaçağ döneminde, Urfa Haçlı Kontluğuna bağlı önemli bir merkez olan ve Raban ismiyle anılan burada, yine o dönemden kalma bir kale kalıntısı bulunmaktadır. Ancak, yapının detayları ve planı, kim ve hangi dönemde yaptırıldığı hakkında ayrıntılı bilgiler bulunmamaktadır.
Günümüzde ise, bu kale yıkıntıları dışında, bu bölgede, yani tepe üzerinde, blok taşlarla inşa edilmiş ve cami olarak kullanılmış büyük bir yapı görülmektedir. Yani, burayı ziyaret ederseniz, günümüzde, cami ve medrese kalıntılarını görebilirsiniz. Çünkü, 1940 yıllarına kadar sağlam olan kalenin sur taşları, halk tarafından, inşaatlarda kullanılmak üzere sökülerek ortadan kaldırılmıştır. Özellikle cami kalıntılarını görmenizi öneririm. Çünkü: bu cami yapısı, Türk sanatı bakımından önemli özelliklere sahiptir. İbadet yeri, zeminin altındadır. İç mekan, savunma amaçlı kalın duvarlarla çevrilmiştir. Kıble duvarında iki hücre görülmekte, örtü sistemi önem taşımaktadır.

Gaziantep Araban
Gaziantep Araban

       

ANIT MEZARLAR

İlçe merkezine bağlı, 3 köyde, Roma döneminden günümüze kalan anıt mezarlar görülebilmektedir. Bu mezarların, Roma döneminde, bölgede yaşayan zengin, asil ve yönetici sınıfa ait Romalılar için yaptırıldığı düşünülmektedir. Her 3 mezarında birbirine yakın olmasının anlamı ise: bölgeden geçen ve Fırat nehrine paralel olarak uzanan, çok önemli iki yolun (doğu-batı ve kuzey-güney) kavşağında bulunmasındandır.
Bu tür Roma mezar yapılarında, genellikle: altta bir mezar odası, üzerinde açık sütun-kemer veya payeli bir bölüm ve onun üzerinde, üçüncü bölüm olarak, piramidal bir çatı bulunmaktadır.

Hisar Anıt Mezarı

İlçe merkezine bağlı, Hisar köyündedir.
Günümüze kadar sağlam olarak gelmesi büyük şanstır. Mezar yapısı: kesme taştan, bir platform üzerine yapılmıştır.
Yapının yüksekliği: 11 metredir. Süsleme açısından sadedir. Kim için, ne zaman yaptırıldığı bilinmemektedir. Ancak, muhtemelen MS. 2’nci yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Ayrıca: piramidal çatı yapısının üzerinde bir sütun başlığı görülmektedir ki, bu başlık üzerinde, bir zamanlar bir heykel bulunduğu düşünülmektedir.

Elif Anıt Mezarı

İlçe merkezine bağlı Elif köyündedir.
Kesme taştan, yüksek bir kaide üzerinde yapılmıştır. Estetik bir görünüm göstermektedir. Yapılış tarihi ve yaptıran hakkında bilgi bulunmamakla beraber, muhtemelen MS.2’nci yüzyıl sonu ile 3’ncü yüzyıl başlarında yaptırıldığı düşünülmektedir.

Hasanoğlu Anıt Mezarı

İlçe merkezine bağlı Hasanoğlu köyünde bulunmaktadır.
Kare planlı bir kaide üzerinde, kesme taştan yapılmıştır. Diğerlerine nazaran daha itinalı ve estetik yapılmıştır. Ancak, kuzey ve güney duvarlarının bütünü ve kaidenin ise, yarıya yakın bölümü yıkılarak günümüze ulaşmamıştır. Yapılış tarihi hakkında, kesin bilgiler olmamakla birlikte, muhtemelen MS.2’nci yüzyıl sonu ile 3’ncü yüzyıl başında yapıldığı düşünülmektedir.

Gaziantep Araban

KIRIK KÖPRÜ-SEPTİMUS SEVERUS KÖPRÜSÜ

Gümüşpınar köyü sırtlarında, Karasu ırmağı üzerindedir. Roma döneminden kaldığı düşünülmektedir. Zeugma şehrinin kuzeyinde, Fırat yolunun üzerindeki Antik Roma yolunun bitiminde bulunan köprünün, büyük olasılıkla: Scythica Lejyonu tarafından inşa edildiği sanılıyor. Adını ise, MS.192-211 yılları arasında yaşamış, Roma İmparatoru Septimus Severus’tan almaktadır.

Bölge halkı tarafından, Kırık köprü olarak bilinen köprünün, günümüze yalnızca 4 gözü yıkılmış ve 1 gözü gelmiştir. Tek gözü sağlam olarak günümüze ulaşmış olsa da, büyük olasılıkla bir süre sonra, o göz de yıkılacaktır. Evet, köprünün uzunluğu: 120 metre, yüksekliği 30 metre ve genişliği 7 metredir. Köprü üzerinde: İmparator Septimus Severus, karısı J. Donma ve oğulları Caracalla ve Getta adına dikilmiş sütunlar bulunmaktadır. Oğullardan Caracalla imparator olunca: kardeşi Gatta’yı öldürtür ve onun adına dikilen sütunu da ortadan kaldırtır.

Gaziantep şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazıma ulaşmak için.

 

Gaziantep Oğuzeli

Gaziantep Oğuzeli


Gaziantep ilinin hemen güneyindeki ilçesidir, ama anayol üzerinde bulunmadığından pek işlek olduğu söylenemez. Oğuzeli ilçesinin en büyük özelliği, Gaziantep ilinin ve yörenin havaalanının buranın yakınında bulunmasıdır. Gaziantep Oğuzeli havaalanı, Gaziantep şehir merkezine 20 km. uzaklıktadır. Oğuzeli denilince benim aklıma ilk gelen ve yöreyi ziyaret etmeyi düşünenlerin mutlaka gitmelerini önereceğim yer: Tılbaşar kalesidir.

ULAŞIM

Oğuzeli-Gaziantep arasındaki uzaklık: 17 km. Oğuzeli ilçesinin güneyinde, Karkamış bölgesinden Suriye’ye geçiliyor yani sınır var. Suriye bölgesindeki karşılık şehir ise, Jarabulus şehridir.  Oğuzeli-Karkamış arasındaki uzaklık: 52 km.

TARİHİ

Oğuzeli ilçesi, ilk olarak, Gaziantep ilinin güneydoğusundaki Sacır suyu kıyısında kurulmuştur. Bu dönemdeki yerleşim yerinin ismi “Büyükkızılhisar” köyüdür. Bu ismi: yörede bulunan, kırmızı topraktan yapılmış, hisar şeklindeki evlerden almıştır. Oğuzeli ismi ise: yerleşim yerinde yaşayan ailelerin, geçimlerine istinaden verilmiştir.
İlçeye bağlı, Tılbaşar köyünde bulunan Tılbaşar Höyüğünde yapılan kazılarda ise, yöredeki ilk yerleşimcilerin, MÖ.3000’li yıllarda buraya yerleştiklerini kanıtlamaktadır. Daha sonraki tarihi süreçte ise, yörede egemenlik kuran uluslar: Hititler, Asurlar, Medler, Persler, Romalılar, Sasaniler, Bizanslılardır. 639 yılında, Müslüman akıncılar yörede hakimiyeti ele geçirirler. Selçuklu Sultanı I. Mesud döneminde ise, Türkler görülmeye başlarlar. 1516 Mercidabık savaşını takiben ise, Yavuz Sultan Selim tarafından yöre toprakları, Osmanlı hakimiyetine sokulur. Bu dönemde, yörenin ismi “Kızılhisar-ı Fevkani” olarak geçer.
1946 yılında ilçe olan Oğuzeli, 1995 yılında Kilis iline bağlanır. 2004 yılında ise, Gaziantep iline bağlanır.

 

GENEL

İlçe merkezinin denizden yüksekliği: 750 metredir. Güneyde, Suriye ile komşudur. Genel olarak düz bir arazide kurulmuştur. Çevresinde yüksek dağ bulunmamaktadır. En önemli yükselti: Delikli tepedir.

İlçe merkezindeki “Cumhuriyet Parkı” yöre insanının başlıca gezi alanlarındandır. Ayrıca: buraya yolunuz düşerse, kırmızının değişik tonlarını görebileceğiniz nar bahçeleri mutlaka ilginizi çekecektir.
Yörede, Akdeniz ve Karasal iklim hakimdir. Yani, daha doğrusu bir geçiş ikliminden söz etmek gerekir. En yüksek sıcaklık, Temmuz ayında görülür. Kar yağışları, nadiren görülür. İklimsel özelliklerin en belirgini: güneyden gelen kum ve toz fırtınalarının yoğun olmasıdır.
Bölgedeki tarımsal faaliyetlerin temelinde: mısır ve nar üretimi başta gelmektedir. Bunun dışında, sulak olmayan alanlarda ise: zeytin, fıstık, incir ve üzüm üretimi yapılır. Ama, nar öne çıkmaktadır.
Bunun dışında, yörede: kurutmalık ürünlerin üretimi önem kazanmaktadır. Mayıs ayında ortaya çıkan kurutmalık ürünler, ilçenin farklı bölgelerinde yapılan anlaşmalar sonucu tespit edilen ailelere teslim ediliyor, aileler bu ürünleri temizliyor ve kurutuyorlar. Bu işleme: “biber ve patlıcan oymacılığı” deniliyor. Birkaç gün içinde kurutulan ürünler, pazara sunuluyor.

KARACAOĞLAN

Ünlü Türk ozanı Karacaoğlan, uzun yıllar, Oğuzeli ve yöresinde, köylerde dolaşmış ve şiirlerini yazmıştır.

Gaziantep Oğuzeli Ezo Gelin

EZO GELİN

Ezo gelin söylencesi, İlçe merkezine bağlı Dokuzyol-Uruş köyü kökenlidir. Asıl adı: Zöhre Bozgeyik’dir. Bir Türkmen aşireti olan Bozgeyikli aşiretine mensuptur. Ezo gelin büyüdüğünde, köy yerinde, kendisi ile evlenmek için birçok genç talip olur, ama hepsini reddeder. Gönlünün kimde olduğu bilinmez. Bir süre sonra Ezo gelin evlenir ve daha sonra boşanır. Takip eden süreçte, bu kez, Suriye bölgesinde bulunan bir akrabasının oğlu ile evlendirilir ve gelin olarak Suriye’ye gitse de, gönlü burada yani köyünde kalır. Sık sık köyüne gelir ve köylünün, çok sevdiği bir insan haline gelir. Öldüğünde Suriye bölgesinde gömülmesine rağmen, 1999 yılında yetkililerin girişimleri ile cenazesi, buraya getirilir ve hazırlanan mezara gömülür.
Ayrıca, Ezo Gelin adına bir müze yaptırılır. Ancak, öldükten sonra da, Antep ovası ve Suriye’nin birçok yerinde, onun adına yakılan ağıtlar dinmez.

GEZİLECEK YERLER

TILBAŞAR KALESİ

İlçe merkezine 12 km. uzaklıktaki, Gündoğan köyünde, Tılbaşar höyüğü üzerindedir. Aslında, bu höyük üzerindeki ilk yerleşimcilerin, MÖ.3000 yıllarına ve hatta Tunç çağına kadar gittiği düşünülmektedir.
Tılbaşar kalesi ise: MS.11 ve 12’nci yüzyıllarda, Haçlı seferleri sırasında: bölgedeki önemli ticaret yolları üzerinde bulunması nedeniyle önem kazanmaktadır. Bölgedeki şehir yapılaşmasının çevresi surlarla çevrilmiş ve tam tepede ise, bu kale yapılmıştır. Kale ve şehir yapısı, o dönemlerde “Tel-Başir” olarak anılmaktadır.
Evet, Tılbaşar höyüğü, Anadolu arkeolojisinde önem kazanan bir höyüktür. Burada, 1995 yılında yapılan resmi arkeolojik kazı çalışmalarında: Tunç çağı, Bizans, Eyyübi ve Haçlı dönemlerine ait önemli kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. Özellikle: şehir surlarının toprak yığıntısı haline gelmiş günümüzdeki görüntüsünün önünde, bir zamanlar, Türk ve Haçlı ordularının büyük çatışmalar yaptığını unutmamak gerekir ki, buraya yolunuz düşerse, bu hissi mutlaka yaşayacaksınız.

Gaziantep Oğuzeli Karpuzatan Mesire Yeri

KARPUZATAN MESİRE YERİ

İlçe merkezinin güneybatısındadır. Burada günübirlik piknik alanı bulunmaktadır. Gaziantep şehri sınırları içinde, debisi en yüksek olan su kaynağıdır.
Buraya yolunuz düşerse, mutlaka alabalık tesislerine uğramanızı öneririm. Yalnız, burada alabalık değil, kurbağa üretiliyor. Çünkü: alabalık üretimi için kurulan tesislerde, suyun sıcaklığı fazla gelince alabalık üretimi yapılamamış ve havuzlar, yaklaşık 10 yıl boyunca boş kalmıştır. Bu sırada, yosun tutan havuzlarda çok sayıda kurbağa üremiş ve tam bunlar için ne yapılacağı düşünülürken, yurt dışından kurbağalar için müşteri çıkmış ve bunun üzerine alabalık üretimi için hazırlanan havuzlarda kurbağa üretimine başlanmıştır.

Gaziantep Oğuzeli Orta Cami Minaresi

ORTA CAMİ MİNARESİ

Selçuklu döneminden kalmadır. Yani, muhtemelen 100 yıllık bir geçmişi olduğu düşünülmektedir. Cami yapısı defalarca restore edilerek orijinalliğinden uzaklaşmışsa da, minaresi orijinalliğini korumaktadır.

Karkamış tanıtımı.

Gaziantep tanıtımı.

Gaziantep Nurdağı

Gaziantep Nurdağı


Gaziantep Nurdağı: Yöre halkı tarafından “Kömürler” olarak bilinen, özellikle E-24 karayolu üzerinde bulunan 120 metre yükseklikteki viyadük ile bilinen, ancak herhangi bir turistik ve tarihi özelliği bulunmayan bir ilçemizdir. Almanların, Ortadoğu petrol yataklarına ulaşmak için yaptıkları tren yolu hattının buradan geçmesiyle, bir zamanlar burada kurulan TCDD gar istasyon şefliğinin çevresindeki yerleşim ile gelişmiş, E-24 karayolu yapıldığında ise, hızla gelişmiştir. Çünkü: otoyol üzerindeki özellikle kamyoncuların uğrak yeri olan tesisler yoğundur.
Sonuç olarak: her ne kadar buranın tarihi ve turistik özellikleri olmasa da, Adana-Osmaniye yöresinden, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine gidenler, bir şekilde, mutlaka buradan geçmek durumundadırlar.

Gaziantep Nurdağı

ULAŞIM

Nurdağı: E-24 karayolu üzerinde bulunan yolların kavşak noktasındadır. TAĞ Otoyolu olarak bilinen “Tarsus-Adana-Gaziantep” otoyolundaki en büyük viyadük olan “Atatürk Viyadüğü” buradan geçmektedir ki, bu viyadük: ülkemizin en büyük, Avrupa’nın ise, 2’nci büyük viyadüğüdür. Viyadük yüksekliği 120 metredir.
Nurdağı, bağlı bulunduğu Gaziantep il merkezine: 67 km. uzaklıktadır. Nurdağı-İslahiye arasındaki uzaklık: 21 km. Nurdağı-Kahramanmaraş arasındaki uzaklık: 48 km. Nurdağı-Bahçe arasındaki uzaklık: 18 km.

TARİHİ

Hitit imparatorluğuna bazı prensler, Geç Hitit döneminde, bölgede bir takım prenslikler kurmuşlardır. Bunlardan birisi de: Kargamış Hitit krallığıdır. Bu krallığın önemli bir merkezi: günümüzde Nurdağı Fevzipaşa tren istasyonu yakınlarındaki “Zincirli” yani “Sam’al” bölgesindedir. Sam’al krallığının: Asurluların egemenliğini kabul ettiği tarih kesin olarak bilinmemektedir, ancak zamanla Asur egemenliğine geçtikleri kesindir.
İlçe merkezine bağlı Karaburçlu köyü civarında, MÖ. 732-725 yılları arasında yaşamış, Sam’al kralı Barrakip’e ait bir mühür bulunmuştur.
Evet: Geç Hitit dönemine ait medeniyet izleri, yörede: özellikle Zincirli ve Sakçagözü Coba höyüklerinde görülebilmektedir. Bu höyüklerden çıkarılan eserler, günümüzde, Gaziantep Müzesinde sergilenmektedir.
Takip eden tarihi süreçte, yörede birçok ulusun egemenlik sürdürdüğü görülür.
Ama günümüzdeki yerleşim yeri: 1929 yılında, burada TCDD Gar Şefliğinin kurulmasıyla, ilk kez oluşturulmuş ve zamanla, çevreden gelen birkaç aile, bu gar şefliğinin çevresine yerleşerek, burayı köy haline getirmişlerdir. 1972 yılında ise, E-24 kara yolu buradan geçince, bölge hızla yapılaşmaya başlamış ve daha sonra nüfus artışı olmuş ve 1976 yılında, bölgede Belediye oluşturulmuştur.
Ayrıntılı tarih anlatımına girerek, siz okurları bunaltmak istemiyorum. Malum, amacımız yörenin tarihi ve turistik yerlerini tanıtmak.

GENEL

Amanos dağları eteklerinde kurulan İlçe, tarihi ipek yolu üzerindedir. Bu nedenle, Osmanlı döneminde, bölge: Cebeli Bereket yani günümüzdeki Osmaniye iline bağlıdır. Bölgedeki ovalık bölgeler, genellikle: tarım alanı olarak kullanılmaktadır. Dağlık bölgeler ise, maki ve kayalıklarla kaplıdır. Dağlık kesimlerin yamaçlarında ise, su kaynakları bulunur. Güneyde bulunan ormanlık alanlar ise, sık ağaçlıklarla kaplıdır.

İlçe merkezinin denizden yüksekliği: 570 metredir.

NE YENİR. NE İÇİLİR

Buralara yolunuz düşerse: Gavurdağı salatası yemenizi öneririm. Ama, bunu sipariş ederken “Nurdağı Salatası” demeniz de gerekebilir.

GEZİLECEK YERLER

HZ. UKKAŞE TÜRBESİ

İlçe sınırları içindeki türbe: Durmuşlar köyündedir.
Uzaktan yemyeşil bir tepe görülür ki, türbe bu tepe üzerindedir.
Aslında: türbenin eski bir kilise kalıntısı ve bir zamanlar, burada 6 keşişin yaşadığı da söylenmektedir.
Türbe yapısının hemen alt kısmında, içinde bol su bulunan kuyular görülmektedir.
Ökkeş isimli türbede cenazesi bulunan şahsın ismi, zamanla Ukkaşe olarak değiştirilmiş ve günümüze bu şekilde ulaşmıştır. Kendisi, Gaziantep yöresinin Müslümanlar tarafından fethedilmesi sırasında şehit düşmüş ve buraya gömülmüştür. Kendisi hakkında anlatılan bir rivayet var. Peygamberimizin mührünü gören “cennetliktir.” Söylenenlere göre: Peygamberimiz, veda hutbesi sonrasında çevresindekilerle vedalaşırken, Ökkeşiye hazretleri, kendisine hitaben “Ya Resullullah, Uhut savaşında, bana kırbacınla vurmuştun. Hakkımı, ancak kısasla ödeşirim” der. Bunun üzerine, Peygamberimiz: elindeki kırbacı, Ökkeşiye hazretlerine verir ve sırtına vurmasını ister. Bu sırada, Ökkeşiye: “Siz bana sırtım çıplak iken vurmuştunuz” der. Peygamberimiz: sırtını açar ve tam bu sırada, Ökkeşiye hazretleri, Peygamberimizin mührünü görür ve öper. Daha sonra ise: “Kısastaki gayem bu idi. Yoksa sizde bir hakkım varsa helal olsun” der.
Evet, burası hakkında anlatılan rivayet bu.
Günümüzde, türbe: özellikle erkek çocuğu olmayan karı-kocalar tarafından ziyaret edilmekte ve kurbanlar kesilmektedir. Hatta, ziyaret sonrası erkek çocuğu doğanlar, çocuğa “Ökkeş” ismini vermektedirler. Böylece: Kahramanmaraş ve Gaziantep yöresinde, binlerce kişiye “Ökkeş” isminin verilmesinin temelinde, bu inanış bulunmaktadır.

HURŞİT AĞA-ZERDA KONAĞI

İlçe merkezine bağlı, Sakça köyündedir.
Konak yapısı, Türk mimarisi özelliklerini taşımaktadır. Taş su basmanı üzerine, kerpiç ve ahşap kamışlar kullanılarak yapılmıştır. Yapım tarihi olarak, 1901 yılı düşünülmektedir.
Televizyon dizilerinden, Zerda dizisi, bu Hurşit Ağa konağından çekilmiştir. Son bir bilgi notu: konağın 2005 yılı başlarında yandığını ve tamamen yok olduğunu öğrendim, son durumu hakkında bilgi sahibi olanların, yorum bırakmalarını rica ediyorum. Öte yandan, Zerda dizisi çekilirken konağa zarar verildiği ve bu yüzden yandığı da bir söylenti.

Gaziantep tanıtımı.

İslahiye tanıtımı.

Bahçe tanıtımı.

Kahramanmaraş tanıtımı.