Diyarbakır Kocaköy, Diyarbakır arası uzaklık: 63 km. Kocaköy, Hani arası uzaklık: 31 km.
TARİHİ
İlçenin ne zaman kurulduğu bilinmez. Ancak ilçede tarihi özellik taşıyan birçok höyük ve mağara bulunmaktadır. 1977 yılında Belediye teşkilatı kurulmuştur. 1990 yılında ise, Kocaköy adı altında ilçe hüviyetine kavuştu.
Diyarbakır Kocaköy
GENEL
Kocaköy, Güneydoğu Torosların Pütürge-Sason yayını oluşturan dağ silsilesinin güney eteklerinde kuruludur. İlçe toprakları Ambar çayı tarafından sulanır ve bu sularda tarım, tarıma elverişsiz yerlerde ise hayvancılık yapılır. İlçe halkının başlıca geçim kaynağı: nar bahçelerinde yetişen nar’dır. Yörede; her 30-40 yılda bir hayli yıkıcı depremler görülür. Rakım ortalama 950 metredir. En yüksek yeri, nakil baz istasyonu direğinin kurulduğu piri Mezarı Tepe’dir 978 metre yüksekliktedir. İlçede karasal iklim hakimdir ve buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geer.
KOCAKÖY NAR
İlçede olağanüstü lezzetli narlar yetiştirilmektedir.
Diyarbakır Kocaköy
GEZİLECEK YERLER
Diyarbakır Kocaköy Ulucami
ULU CAMİ
İlçenin en eski camisi olan Ulu Caminin ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmez. Ancak camide bulunan kitabelerden birinde, 1355 tarihi okunmaktadır. Bu tarih, yörede Artukluların hükümran olduğu zamana denk gelir. Sonradan yapılan ilavelerle camide değişiklik olmuşsa da, mimari açıdan Artuklu ve Selçuklu izleri taşır. Cami ana mekanı, beşik tonozlu iki bölümden oluşur. Caminin kubbe ve minaresi yoktur. Caminin üstü, 5-6 kemer, 4 taş sütun ve duvarların desteğiyle örülmüştür. Avlusunda “abdest” havuzu bulunmaktadır. Camiye 2006 yılında bir minare ilave edilmiştir.
ŞEYH ŞERAFEDDİN TÜRBESİ
İlçenin Şeyh Şerafeddin Mahallesindedir.
Köy halkı ile Belediyenin birlikte yaptıkları türbe, fazla eski olmayıp kubbeli betonarme bir binadır. Şeyh Şerafeddin’in medfün kabri Şeyh Ahmed-i Karazi’nin yer tespiti ile belirlenmiş ve buraya türbe yaptırılmıştır. Aslen Mekkeli olduğu söylenen Şeyh Şerafeddin’in Diyarbakır’ın Kurşunlu Camisinde 20 yıl müderrislik yaptıktan sonra türbenin bulunduğu yerde inzivaya çekilip burada vefat ettiği ifade edilir.
KOCAKÖY HARABELERİ
İlçe merkezine bağlı Diyare Mala mevkiinde, 7000 yıllık harabe vardır. Bunun dışında, Karaz mağarası ve kaya mezarları bulunur. Bunlar dışında, birçok köyde höyükler bulunur. Yalnız, hiçbir resmi arkeolojik araştırma yapılmadığından harabelerle ilgili bilgi bulunmamaktadır.
Diyarbakır Hazro ilçesinin en büyük özelliği, felç hastalıklarına iyi geldiği iddia edilen bir ziyaretgahtır.
ULAŞIM
Hazro, Diyarbakır arası uzaklık. 72 km. Hazro, Silvan arası uzaklık: 29 km.
Diyarbakır Hazro
TARİHİ
İlçe Asurlular zamanında yörede kurulan “Hataro” adlı Tercil kalesinin ismini almıştır. Tarihi süreç içinde, birçok uygarlık, burada hakimiyet kurmuştur. Cumhuriyet döneminin başlarında küçük bir bucak olan Hazro’da, 1943 yılında Belediye teşkilatı kurulmuş, ardından Haziran 1954 tarihinde ilçe Silvan’dan ayrılarak Diyarbakır iline bağlanmıştır.
Diyarbakır Hazro
GENEL
İlçe merkezine Zuğur denen bir boğazdan geçilerek gidilir. Bu boğazın bir tarafından Biler dağı ve diğer tarafında ise Horoz dağı vardır. İlçenin denizden yüksekliği 1030 metredir ve Uzuncaseki dağı eteklerinde kurulmuştur. Güneyi ovalık, kuzeyi ise çok dağlıktır. Yükseklik nedeniyle, çevresindeki diğer yerleşimlere göre daha fazla yağış alır ve daha serindir, kışlar daha çok kar yağışı görülür.
Diyarbakır Hazro
TERCİL BEYLİĞİ
Tercil, Hazro’nun 5 km güneydoğusunda bulunmaktadır. Halen harap bir durumdadır. Bugünkü Hazro Beyleri, Tercil beylerinin soyundan gelmedir.
Bu beyliğin kurucusu Zırkanlı Şeyh Hasan oğlu Seyyid Hüseyin’dir.
Seyyid Hüseyin Emir Artuk’un kızı ile evlenmiş ve kendisine Tercil ve yöresinin yönetimi verilmiştir. Seyyid Hüseyin ölünce, yerine oğlu Ömer Bey geçti. Kendisi Uzun Hasan’la çağdaştı. Onun güven ve sevgisini kazanmış bir Bey’di. Uzun Hasan, Ömer Bey’in kızı ile evlendi. Bu karısından Zeynel adlı oğlu oldu. Zeynel, gelişip büyüyünce, Mirani ve Nuşat yöreleri de Tercil’e bağlanarak yönetimi kendisine verildi. Ömer Bey’de Bitlis ilinin vali ve muhafızlığına atandı. Ömer Bey ölünce, yerine oğlu Budak Bey geçti. Uzun Hasan’dan sonra Akkoyunlu hükümdarı olan Sultan Yakub döneminde de bu görevini sürdürdü. Tercil ve buraya bağlı yerlerin yönetimi de kendisine bağlandı. Budak Bey 43 sene yaşadı. 1506 yılında ölünce yönetimi oğlu Ahmet Bey aldı. Şah İsmail, 1508 yılında Diyarbekir bölgesini istila ederken yapılan savaşlardan birinde şehit oldu. Yerine kardeşi Ali Bey, onun da ölümüyle yerine diğer kardeşi Şemsi Bey geçti. Çaldıran Savaşından sonra Safeviler’le yapılan savaşlara katıldı. Osmanlı birliğine katılmak isteyenler arasında Şemsi Bey’de vardı. Yavuz Sultan Selim, Tercil kalesinin yönetimini bir fermanla yine kendisine verdi. Ölünce, yerine oğlu Haydar Bey geçti.
Diyarbakır Hazro
GEZİLECEK YERLER
Diyarbakır Hazro Ulu Cami-Cami-i Kebir
ULU CAMİ-CAMİ-İ KEBİR
Şehirdeki en önemli tarihi eser olan Ulus Cami, ilçe merkezinde, hakim bir tepe üzerinde, Cami Mahallesi, Fevzi Çakmak caddesindedir. Büyük cami olarak da isimlendirilir.
Kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmez.
Ancak Osmanlılara bağlı Çermik Beyleri tarafından 16’ncı yüzyılda (1517) inşa edilen Çermik Şah Ali Bey camii ve Meyafarikin Beyleri tarafından 16’ncı (1561-1575) yüzyılda yapılan Silvan Kara Behlül Bey Camii ile aynı plan şemasında yapılmıştır.
Ulu cami: 1927-1930, 1947-1950 ve 1962 yıllarında çeşitli eklemeler yapılmış, yapının minaresi ilave edilen mekanların içinde kalmıştır.
Genel olarak eser, yerel ihtiyaçtan doğan zaruretten dolayı inşa edilmiş olup kullanım fonksiyonu ön plana çıkmıştır. Taş malzemeden yapılan eserin süslemeleri dikkat çekicidir.
Süslemeler kabartma tekniğinde yapılan taş süslemeler olup, geometrik ve bitkisel karakterlidir. Bunun yanında, mukarnas süslemelere yer verilmiştir. Ulu Caminin Tercil Beyliği yönetim merkezi olan Tercil’de değil de o günkü şartlarda bir köy konumunda olan Hazro’da inşa edilmesi dikkat çeker. Eser, itinalı taş işçiliği ve üzerindeki süslemelerle Tercil Beyliğinin sosyo-ekonomik, siyasi ve sanatsal gücünü göstermesi bakımından önemlidir.
Diyarbakır Hazro Ulu Cami-Cami-i Kebir
Mimari özellikleri
Kale planlı ve tek kubbelidir.
Sonradan, çeşitli yönlerine yapılan ilavelerle genişletilmiş ise de mimari özelliğini ve asli hüviyetini kısmen yitirmiş durumdadır.
İnşa edildiği arazinin eğiminden yararlanılarak, batı kanadı iki katlı yapılmıştır. Kuzey cephesinde yer alan girişten, helaların ve küçük mekanın bulunduğu alt kata varılmaktadır. Girişin solunda bulunan merdivenden üst kattaki revaka çıkılmakta, buradaki bir kapıdan da genişletilmiş cami harimine girilmektedir.
Günümüzdeki durumu ile cami harimi, ortada kubbe ile örtülü bir mekan, doğu ve batı tonozlarla örtülü mekanlar, kuzeyde ise doğu-batı istikametinde uzanan tonozlu bir mekandan ibarettir. Kubbeli mekanı çevreleyen bu tonozlu mekanların tamamı sonradan ilave edilmiştir. Kubbeli mekanın dış duvarları kesme taşlarla örtülmüştür.
Taç kapı, kuzey duvarının ortasında olup iri mukarnaslardan bir çerçeve içine alınmıştır. Giriş kapısı ve mihrap nişi mukarnas ve geometrik bezemelerle görkemli bir görünüştedir. Kırık kemerli giriş aralığının dış köşelerinde iki gömme sütuncuk bulunur. Caminin minaresi, kubbeli mekanın kuzeybatı köşesindedir. Minare kaidesi üzerindeki bezemeler, taş işçiliğinin güzel bir örneğini oluşturur. Minareye basık kemerle örtülü bir kapıdan girilir.
Caminin son onarımı, 1974 yılında yapılmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tescil edilerek koruma altına alınmıştır.
Diyarbakır Hazro Tercil Kalesi
TERCİL KALESİ
İlçenin 5 km kadar batısında, çok yüksek olmayan bir tepe üzerindedir.
Osmanlı döneminde Tercil Beyleri tarafından yaptırılmış ve aktif olarak kullanılmıştır. Daha sonra bu beylik Osmanlıya karşı isyan edince, kalede de isyan çıkmış ve isyanda kale zarar görmüştür. Kale günümüzde yıkık ve harabe halindedir.
Diyarbakır Hazro Meyrani-Mirani (Ülgen) Köyü Türbesi
MEYRANİ-MİRANİ (ÜLGEN) KÖYÜ TÜRBESİ
İlçeye bağlı Meyrani (Ülgen) köyünde Şeyh Osman Zerraki’nin medfün olduğu bir türbe bulunmaktadır.
Diyarbakır Hazro Meyrani-Mirani (Ülgen) Köyü Türbesi
Rivayete göre: Şeyh Hasan Zerraki, 1270 yılında Bağdat ve ardından Mardin’e geçmiş, oradan da Diyarbakır ve Hazro ilçesine kadar gelmiştir. Ancak burada Vali tarafından cezalandırılıp zindana atılır. Vali ve yakınında bulunanların zindanda olduklarını bildikleri Şeyh Hasan Zerraki, bir gün namaz vaktinde Vali ile birlikte secdeye durması üzerine vali, kendisinin zindanda olduğunu, kimin zindandan çıkardığını sorar. Zerraki, Allah’ın yardımı ile hücresine giren güneş ışığıyla dışarı çıktığını söyler. Ardından, beyin hastası olan bir kızı iyileştirmesinin ardından Zerraki, itibarına ve özgürlüğüne kavuşur. Yaşamı boyunca sürekli ibadet eden Zerraki, hayatını kaybedince Mirani (Meyrani) köyüne gömülür. Kabir ziyaretinin ardından felçli kişilerin hastalığının geçtiği yönündeki rivayetler üzerine, buraya özellikle felç geçiren hastalar yoğun olarak gelirler. Yani, Perşembe günü burayı ziyaret eden felçli hastaların iyileştikleri iddia ediliyor. Zerkaki’nin torunun torunu Abdulrezak Ok, dedesinin mezar yerini tamir ettirir, yakınlarına da cami yaptırır.
Diyarbakır Hazro Meyrani-Mirani (Ülgen) Köyü Türbesi
Başka bir iddia
Evet, yukarıda yazdıklarım tamam, ama Meyrani köyündeki türbede kimin gömülü olduğuna ait başkaca bir iddia da var.
Burada: Şeyh Hasan-ı Zerraki’nin 15’nci göbekten torunu olan Şeyh Seyyid Osman Zerraki’nin gömülü olduğu iddia ediliyor. Çünkü Şeyh Seyyid Hasan Zerraki’nin: Lice ilçesi Dibek köyünde, iki oğlu Seyyid Hüseyin ve Seyyid Nasır Gazi ile birlikte yan yana türbeleri bulunuyor. Şeyh Osman, 1785 yılında Lice-Atak’ta doğmuş, 1877 yılında Ülgen köyünde vefat etmiş, ancak buraya defnedilmiştir. Sonuç, yapılan en son araştırma ve incelemelere göre, burada Şeyh Osman türbesinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Diyarbakır Hani, Diyarbakır arası uzaklık: 64 km. Hani, Dicle arası uzaklık: 32 km. Hani, Lice arası uzaklık: 26 km.
TARİHİ
Eski ismi “Heni” dir. Zazaların eski yerleşim yeri olan Hani, Zazaca’da Çeşme anlamına gelir. İnanç bakımından da Zerdüştlük, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyetin izleri görülür. Kuruluş tarihi çok eski olan Hani ilçesiyle ilgili ilk bilgiler MÖ 8’nci yüzyılda başlar. Urartu devleti ve Asurlular arasında önemli çatışmalara sahne olduğu bilinmektedir. Daha sonra Nirbi’lerin yerleşim merkezi olan Hani’nin tarihçesi Diyarbakır’ın tarihçesiyle benzerdir. Hani, 1875 yılında Palu’ya bağlı bir bucak iken, daha sonra Lice’ye bağlanmıştır. Hani’de belediye 1878 yılında kurulmuştur.
Diyarbakır Hani
GENEL
Dağlık bir yerleşim yeridir. Denizden yükseklik 1200 metredir. Diyarbakır ilçeleri arasında, Silvan’dan sonra nüfus yoğunluğu en fazla olan ilçedir. İlçe merkezi, Dicle nehrine 18 km uzaklıktadır. Yörede karasal iklim hakimdir ve buna bağlı olarak yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve az yağışlı geçer. Yaz aylarında yağış yoktur, çöl iklimini andıran günler yaşanır. Gündüz sıcaklığı gölgede 40-45 dereceye kadar çıkar. Pamuk, tütün ve sebze üretimi yaygındır. Hani, 1’nci derece deprem bölgesindedir. İlçe: Muş-Van bölgesinde meydana gelen depremlerden etkilenmiş, zarar görmüştür.
GEZİLECEK YERLER
Diyarbakır Hani Hatuniye Medresesi
HATUNİYE MEDRESESİ
İlçe merkezinde Ulu caminin güneybatısında, mahalle içindedir.
Yörede oturanlar tarafından “Hatuniye” ve “Zeynep Hatun” medresesi adlarıyla bilinir. Kitabesi yoktur, o yüzden hangi tarihte ve kim tarafından yapıldığı net bilinmez. Sancar Şahin validesi Zeynep Hanım tarafından, 13’ncü yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. Selçuklu mimari tarzı görülür. İki yanında kubbeli mekanların bulunduğu, kapalı avlulu medrese planındadır. Medrese dikdörtgen planlı olup, giriş kapısının karşısında yuvarlak kemerli bir eyvan vardır. Avlunun iki tarafı, kalın payeler üzerine oturtulmuş yuvarlak kemerli bir revakla çevrelenmiştir. Bu revakların arkasında medrese hücreleri bulunur. Bu hücrelerin üzeri kubbelerle örtülmüştür. Yöresel beyaz taştan, muntazam taş işçiliği dikkat çeker. Giriş kapısı sivri kemerlidir. Çevresi geometrik ve bitkisel bir bezeme ile çevrelenmiştir. Sivri kemerin köşelerinde üçgen dolgulara yer verilmiştir. Bunların içerisinde kabartma bitkisel motiflerle dekore edilmiştir.
Diyarbakır Hani Hatuniye Medresesi
Günümüz
Yapı 1977 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temizlenerek bugünkü haliyle ortaya çıkarılmıştır. Genel olarak yapı günümüze oldukça harap bir durumda gelmiştir. Yapının en iyi durumda olan bölümleri güney ve kuzeyidir. Güney kanatta ana eyvanla iki yanındaki hacimlerin duvar yükseklikleri 2.10 ve 4.62 metre arasındadır. Diğer bölümlerinde ise yaklaşık 1.92 ile 4 metre arasında değişmektedir. Yanının en çok tahrip olmuş bölümü, portalin de bulunduğu doğu kanattır. Doğu cephede, eksenin kuzeyindeki portalin sadece iki yan duvarı, 4.40 metre yüksekliğe kadar ayakta kalarak günümüz ulaşmıştır. Portalin iç ve dış kaplamaları tümüyle dökülmüş, giriş eyvanı da büyük ölçüde tahrip olmuştur. 1940 yılında yapının kesme taşlarından bir kısmı sökülerek ilkokul inşaatında kullanılmıştır. Ayrıca, üst yapı, batı kanattaki iki hacim ve kuzeybatıdaki mekan dışında, büyük ölçüde yıkıktır. Kuzeybatı mekanın tonozunda çatlaklar ve göçükler görülür. Avlu zemini de toprak ve molozla dolmuş, yaklaşık yarım metre yükselmiştir. Medrese, güney cephesiyle iç avlunun güney ve kuzeyinde bulunan hacimler dışında, oldukça harap bir durumdadır.
Diyarbakır Hani Hatuniye Medresesi
Sadece: mihrap duvarı, bunun yanındaki iki kubbeli mekan ve eyvan duvarları günümüze ulaşmıştır. Mihrap nişi, dıştan geometrik geçmeli bir bordür, düz bir silme ve üç sıra mukarnaslı bir şeritle kuşatılmıştır. Kemer başlangıcı üstünde iki ayet şeridi, üstte ortada enine dikdörtgen bir pano ve iki yanında silmeli iki sivri kemer bulunur. Ayrıca mihrap nişinde de örgü motifli taş bezemeler dikkat çeker. Bunları geometrik bezemeler ve mukarnaslar tamamlar. Yani, mükemmel bir taş işçiliği ve hat sanatı görülür.
Diyarbakır Hani Ulu Cami
ULU CAMİ
İlçe merkezinde Dereli mahallesinde Ayn-ı Kebir su kaynağının kenarındadır.
Kitabesi yoktur, bu yüzden ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmez. Muhtemelen: 15’nci yüzyılda yapılan bir Selçuklu eseridir. Üzerindeki yazıttan: 1657 ve 1682 yıllarında onarım yapıldığı anlaşılır. Kızıl kilise olarak da bilinir. Caminin batı cephesinde bulunan taç kapıdan, günümüzde avlu olarak kullanılan bir mekana girilir. Ortada iki dikdörtgen paye, yanlarda duvarlara kemer gözü, avluyu ikiye böler. Kuzeydeki bölmenin üstü açıktır. Güney bölmenin üstü ise düz beton bir çatı ile örtülü olup, silindirik sütunlar üzerine oturan üç kemer gözü ile cepheye açılır. Kırık kemerlerin güneye bakan yüzleri, bir dizi silme ile belirgin bir hale getirilmiştir. Avlunun güneybatı köşesinde ilki batı, ikincisi kuzey duvarına yerleştirilmiş kapılar vardır. Bu kapılar cami hariminin iki ayrı bölümüne açılır. Batıdaki kapıda üç adet yıldız şekilli gülbezek ve bir onarım kitabesi vardır. Yapı, dikdörtgen planlıdır ve iki bölümden meydana gelir. Bu yüzden eğimli bir alanda bulunan güney tarafına dükkanlar eklenmiştir. Caminin girişi batı cephededir. İbadet mekanı, üç neflidir. Caminin önünde mermer sütunlar, yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanarak, bir avlu oluşturulmuştur. Avlunun çevresindeki revaklar, içten tonozlu, üsten ise çatı ile örtülmüştür.
Diyarbakır Hani Ulu Cami
Caminin yanında, Diyarbakır yöresine özgü bir minare bulunur. Minare, kesme taştan yapılmıştır, dikdörtgen planlıdır, üzerinde herhangi bir bezeme yoktur. Minarenin bitiminde bir balkon ve bunun üzerinde de şerefe ve yuvarlak petek kısmı vardır. Konik bir külahla da üzeri örtülmüştür. Yakın zaman önce, caminin avlusuna kesme taşlardan yapılmış bir şadırvan eklenmiş ve bahçe düzenlemesi yapılmıştır.
Diyarbakır Hani Ankaris Şifalı Suyu
ANKARİS ŞİFALI SUYU
İlçe merkezine 2 km uzaklıkta Veziri mahallesindedir. Cumhuriyet Yatılı İlköğretim Bölge Okulu yanındadır.
Çevresinde herhangi bir tesis yoktur. Kaynağın nereden geldiği bilinmiyor. Ama bu suda yıkanan ve içenlerin, sarılık, karaciğer hastalıklarından kurtulacaklarına inanılıyor. Ayrıca böbrek taşlarının düşürülmesinde etkili olduğu söyleniyor.
Diyarbakır Hani Koki Çayı Mesire Alanı
KOKİ ÇAYI MESİRE ALANI
İlçe merkezine 8 km uzaklıktadır.
Burada kaynayan suda, bol miktarda alabalık bulunur. Hani ilçesinin şebeke suyu buradan sağlanır.
Diyarbakır Hani Aynkebir Havuzu
AYNKEBİR HAVUZU
Ulucami ve Hatuniye medresesi arasında bulunan büyük bir havuzdur.
MÖ 2000 yılında Huriler tarafından yapıldığı söylenir. Bu su, Hani dağının eteklerinden çıkar ve 9 kemerli bentler vasıtasıyla ilçeye gelir ve havuzu oluşturur. Havuza: 7 gözden su akar. Akan su ile, ilçenin tüm arazileri sulanmaktadır.
ŞEYH CAFER-İ TAYYAR MESCİDİ
Türbe ilçe merkezinde Zirve mahallesinde Cafer-i Tayyar Sokaktadır.
Mescid, Cafer-i Tayyar türbesinin yanında inşa edildiği için bu ismi almıştır. Kitabesi yoktur, ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmez. Muhtemelen, Diyarbakır’ın 221’nci Osmanlı valisi olan ve kendi ismiyle anılan camiyi de yaptıran Kurt İsmail Paşa tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Mescid: dikdörtgen olup, üzerinde ahşap bir çatı vardır. Mescidin en ilginç yönü: Diyarbakır yöresine özgü, minare tipinin burada da uygulanmış olmasıdır. Kesme taştan, dikdörtgen minare bir balkonla, şerefede son bulur. Bunun üzerine yuvarlak petek kısmı ve külah yerleştirilmiştir. Mescid günümüzde ibadete açıktır.
Gelelim türbeye
Önce Caferi Tayyar kimdir? Cennete uçarak giden sahabi olduğu için kendisine Caferi Tayyar denilmiştir. Peygamberimizin amcazadesi olur. Tayyar onun lakabıdır. Cafer burada şehit düştüğü için, mescide Caferi Tayyar mescidi denir. Mescidin yanında Şeyh Caferi Tayyar türbesi bulunur. Türbede bulunan zatla ilgili iki rivayet söz konusudur. Bunlardan bir tanesi: türbede Cafer-i Tayyar’ın torunu olan bir zatın yattığı şeklindedir. Diğer rivayet ise, Cafer-i Tayyar’ın bir uzvunun bulunduğu şeklindedir. Türbe bazı söylentilere göre, Emevi eseridir. Bir diğer rivayete göre ise, Kurt İsmail Paşa tarafından yaptırılmıştır. Türbe kesme taştan yapılmıştır, dikdörtgen planlıdır ve üstü çatı ile örtülüdür. Türbenin içinde sanduka ve sandukanın başında da 982 tarihli bir sancak bulunur. Mescit ve türbe, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1982 yılında onarılmıştır.
SEYYİD BEDREDDİN TÜRBESİ
İlçe merkezinde Dereli Mahallesindedir.
Türbede Seyyid Bedreddin ile birlikte ikisi kız, biri erkek üç kardeşin medfün olduğu ifade edilir. Türbe: kareye yakın dikdörtgen planlı olup, üzeri içten tonoz, dıştan da çatı ile örtülüdür. Duvarlar kesme taş ile örülmüştür. Giriş kapısı hafif sivri kemerli olup, içerisi küçük bir pencere ile aydınlatılır. Türbenin içinde ve dışında bir bezeme yoktur. Yapı mimari yönden herhangi bir özellik taşımaz. Türbenin bakımı çevre halkı tarafından yapılmaktadır.