Karadağ Budva

 

Karadağ Budva

Ülkemizden hareket eden Balkan turlarının birçoğu buraya uğramaktadır, ancak fazla kalmıyorlar çünkü bu şehrin çevresinde, bu şehirden kat ve kat daha ünlü ve cazip turizm merkezleri bulunuyor. Ama, yine de sizlere Budva şehri hakkında kısa bilgi vereceğim. Bu şehrin en büyük cazibe merkezi Sveti Stefan dır. 

Balkanlarda, Karadağ sahilinde küçük bir yerleşim yeridir. Karadağ ülkesinin turizm merkezidir. Şehri uzaktan incelediğinizde, ormanlık alanların yukarılara doğru nasıl talan edildiği çıplak gözle görülür. Titonun manzaralı tünelleri, plajları, nefistir. Ülkemizden, birçok kişi, Budva şehrine tatile giderler. Ancak: burada ve diğer turistik yörelerde her şey dahil sistemi uygulanmıyor, Sadece konaklama ve kahvaltı sistemi vardır.

budva.genel.1
Karadağ Budva

Tarihi

Sahile yakın Budva şehri, zengin bir tarihi geçmişi gizler. Şehrin tarihi geçmişinin MÖ 5’nci yüzyıla kadar uzandığı söylenir. Birçok efsaneye göre: şehir ilk olarak “İllyrian” kasabasıdır. Yunan trajedi yazarlarından Sofokles, eserlerinde şehirden eski yerli insanların kullandığı ismiyle yani “İllyria” olarak bahseder. İlk kralları ise Harmonia’dır.

Şehir zengin bir ticaret merkezi olunca, MÖ 4’ncü yüzyılda Yunanlılar ve MÖ 2’nci yüzyılda Romalılar tarafından fetih edilir ve aynı dönemlerde şehirde ticaret çok gelişir. Özellikle üzüm ve zeytin yetiştiriciliği üst seviyelere ulaşır.

MÖ 168 yılında, Romalı yazar Plinius, şehirden söz ederken “Roma vatandaşlarının güçlendirdiği şehir” olarak belirtir. Bu dönemde, şehir, anıtsal binalar, döşeli sokaklar, masif duvarlar ile gerçek bir Roma şehri olarak tüm niteliklere sahiptir.

Takip eden dönemde, şehir büyük depremlerle sarsılır.

Roma’nın çöküşünün ardından, bölgede Bizans hakimiyeti görülür. 535 yılında, bölge halkı Bizanslılara karşı mücadeleye başlar.

Bizans hakimiyetinin bitişinin ardından, 1184-1186 yılları arasında, Nemancı hanedanı, eski Karadağ kıyılarına gelir.

11’nci yüzyılın ortalarında, burası Sırp Devletinin ilk başkenti olur ve Sırp kral Dusan, bu şehirde yaşar.

1442 yılında, şehirde Venedik hakimiyeti görülür. Bu dönemde, şehirde küçük gemiler inşa edilen bir de tersane kurulur.

Yine aynı dönemde, Venediklilerle savaşan Türkler, bölgede egemen olurlar. 1807 yılında, şehri Fransızlar işgal eder. 2’nci Dünya Savaşında Naziler ve 1941 yılında ise, İtalyanlar şehri işgal ederler. 22 Kasım 1944 tarihinde, Nazi işgali sona erer.

 

Ulaşım

Tarihi şehir, Dubrovnik şehrinin 90 km güneyinde ve Ulcinj şehrinin ise 60 km kuzeyinde, Adriyatik denizi kıyısındadır. Şehre en yakın havaalanı, yaklaşık 20 km uzaklıktaki Tivat’taki küçük havaalanıdır.

Ama en uygun havaalanı, 65 km uzaklıkta bulunan Podgorica hava alanıdır. İstanbul-Potgorica arasındaki hava yolu yolculuğu yaklaşık 1.5 saat sürer. Buradan otobüs veya taksilerle şehir merkezine gelmek mümkündür.

 

Para Birimi

Karadağ Avrupa Birliği üyesi olmamasına rağmen, Eurozon sistemine girmiştir ve bu yüzden ülkede Euro kullanılmaktadır.

 

İklim

Budva şehrinde, tipik Akdeniz iklimi görülür. Buna göre kışlar ılık ve yazlar genellikle kuru ve çok sıcaktır. Yılda, 2300 saat güneş görülür. Temmuz ayında hava sıcaklığı 30  derecelerin üzerine çıkar. Ocak ayındaki sıcaklık ise 2 derece civarındadır. Yüzme sezonu 10 Mayıs ile 8 Kasım tarihleri arasındaki 182 gün sürer. Yaz aylarında deniz suyu sıcaklığı 21-25 derece arasındadır.

budva.genel.2
Karadağ Budva

Kültürel etkinlikler

Her yıl, Haziran ayı ortalarında, burada uluslar arası müzik festivali düzenlenir. Müzik dünyasının birçok ünlü ismini bir araya getiren bu festival, şehirde “Old Town” denen bölümdeki “Ressamlar Meydanında” yapılır ve 3 gün sürer.

budva.1
Karadağ Budva

Ne yenir

Özellikle ev yapımı “ballı börek” ve ev yapımı “bal” meşhurdur. Yaz aylarında toplanan incirler güneş ve rüzgarda kurutulur ve muhteşem lezzetli olurlar. Ayrıca: yine burada keçi ya da inek peyniri tatmalısınız.

Özel peynir, zeytinyağında tutulur. Yeşil salatalar: maydanoz, yeşil ve siyah zeytinlerle çok güzel servis edilir. Malum şehir deniz kıyısında olduğundan, Budva mutfağı balık bakımından zengindir.

Özellikle: ahtapot salatası, siyah pirinç, soslu midye ve ızgara balıklar muhteşem güzelliktedir. Tüm geleneksel yemeklerde geleneksel içkiler sunulur.

Bunlar: Karadağ Rakia, beyaz ve kırmızı şaraplardır. Oryantal müziği sevenler için, birer tane Çin ve Japon restoranları bulunuyor.

budva.plajlar.körfez plajı.1
Karadağ Budva
budva.przno.1
Karadağ Budva

 

Sahil-Plajlar

Budva Rivierası, 122 km kare alana sahiptir. Sahil şeridinde 35 tane güzel kumlu plaj vardır ve bunlardan 8 tanesi mavi bayraklıdır. Bir çok kumlu koylar, barınaklar ve küçük adacıklar dahil olmak ezere, sahil 38 km boyunca yayılır.

Şehirde, plaj turizmi ilk olarak 1930’lu yıllarda, Çeklerin Budva Riviera sahillerine gelişiyle başlar. Jaz’dan Petroviç’e kadar uzanan 12 km lik sahildeki 20 kumsalda, ılık güneşte, her yıl, 10 Mayıs tarihinden 8 Kasım tarihine kadar, 182 gün boyunca denize girmek ve güneşlenmek mümkündür.

budva.plaj.1
Karadağ Budva

Jaz plajı

Körfezdeki bu plajın toplam uzunluğu 1200 metredir. Şehir merkezine 2.5 km uzaklıktadır. Yaklaşık 2000 şezlong kapasitelidir.

Karadağ Budva

Przno plajı

Budra şehir merkezine 10 dakika uzaklıktaki bu plajın en büyük özelliği: hemen yakınındaki sedir ağaçlarıyla ünlü Milocer Parkıdır.

Çam ağaçlarının gölgesindeki mesire yerinde, pahalı yani lüks restoranlar bulunmaktadır.

Karadağ Budva

Mogren plajı

Birbirine kısa tünelle bağlanan iki plajdan oluşur ve toplam uzunluğu 350 metredir. Old Town bölgesinden buraya yürüyerek ulaşmak mümkündür.

Plaj olağanüstü güneş ışığı ve güney rüzgarına sahiptir. Plajda: St Anton adına adanmış bir kilise kalıntıları görülebilir.

Efsaneye göre: korsanlar tarafından batırılan bir İspanyol kalyonundan kurtulan bir  denizci, plaja çıktığında kurtulması anısına bu kiliseyi yapmıştır.

Her yıl, 13 Haziran günü, burada ayin düzenlenir. Kilise çok küçük olduğundan ayin sahilde düzenlenmektedir.

Karadağ Budva

GEZİLECEK YERLER

Karadağ Budva

Eski Şehir-Stari Grad-Old Town

Eski şehir bölümü, küçük bir yarımadada yer alır. Ada, karaya kumlu bir örtü ile bağlanmış ve böylece yarım adaya dönüşmüştür. Bazı tarihi kaynaklara göre, burası, Adriyatik kıyısındaki en eski şehirlerden biridir. (2500 yıllık olduğu söylenir)

Eski şehrin surları, bugün bile, hem ülkeden gelen turistlerin ve hem de dünyanın en uzak bölgelerinden gelenler için cazibe merkezidir.

Eski şehrin, kentsel çekirdeği ilk olarak 1667 yılında Venedik döneminde kurulmuş, daha sonra 1979 yılındaki büyük deprem buraya büyük zarar vermiştir. Ancak, daha sonra burası tamamen yenilenmiştir.

Dar sokaklar ve meydanlar, ünlü binalar gezilebilir. Stari Grad yani Eski şehir bölümünde, birçok dükkan, kafe, restoran ve galeriyi ziyaret edebilirsiniz.

Birçok binanın giriş katı: kafe, butik, sanat galerisi ve mağazaya dönüştürülmüştür. Gündüzleri yeme-içme ve alışveriş, geceleriyse eğlence için buralar tercih edilir.

 

Etnoğrafya Müzesi

Eski şehrin tam merkezindedir. Şehrin köklü tarihinin aksine, burada son 20 yıl içinde kullanılan objeler ve özellikle giysiler sergileniyor. Ayrıca: Helenistik döneme ait vazolar ve takılar da görülebilir.

Karadağ Budva

Dans eden kız heykeli

Şehirde en çok fotoğraflanan yerdir. Söylenenlere göre, bu heykel, şehirde denizde boğulan bir kızın anısına buraya dikilmiştir. Heykele dokunmanın uğur getireceğine inanılır.

 

ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER

Karadağ Budva

Kale Kosmac

Budra şehri çevresindeki Brajici köyü yakınlarındaki kaleye mutlaka çıkmanızı öneririm. Çünkü oldukça güzel manzarası vardır, giriş ücreti 5 Eurodur. Kale:  1841-1850 yılları arasında yapılmıştır.

Deniz seviyesinden yüksekliği 800 metredir. Avusturya-Macaristan ve Karadağ arasındaki sınırı oluşturur ve eskiden Avusturya kalesi olarak bilinirdi. Günümüzde ise, Karadağ ülkesini ziyaret eden turistler burayı mutlaka görürler.

Karadağ Budva

Petrovaç

Budva şehrine bağlı bu sahil kasabası, yılın 300 günü güneşli ılıman Akdeniz iklimine sahip olmasıyla dikkat çekiyor. Ayrıca: kasaba tam bir yeşillik cennetin içindedir. Her yanda zeytin, portakal, defneyaprağı ve limon ağaçları görülür.

Ayrıca: geçmişin izlerini taşıyan birçok doğal, kültürel ve tarihi anıtlar vardır. İskelesinde ise: burayı bir turizm merkezi haline getiren birçok tekne, yat ve yelkenliler görülür.

Karadağ Budva

Aziz Nikola Adası

Budva şehrinin en büyük turizm cazibe merkezidir. Sezonunda, Budva şehir merkezinden adaya teknelerle ulaşılır, ücret 3 Euro, yolculuk yaklaşık 15-20 dakika sürer.

Ada, Adriyatik denizinin güney kesimindeki en büyük adadır. Uzunluğu yaklaşık 2 km kadardır. Kıyılar, denize dik iner ve birçok gizli koylar oluşturur. Bu gizli koylar; Akdeniz bölgesinin çeşitli bitkileriyle kaplıdır.

Adada, 840 metre uzunluğunda, 3 kumlu plaj yoğundur. Bu plajların derinlikleri çoğu yerde, yarım metre veya daha sığdır. Çünkü efsaneye göre: Aziz Nikola, büyük dalgaların ve kalyonların buraya gelmemesi için, denize birkaç taş atmış ve deniz sığ olmuştur.

Karadağ Budva

Becici

Budva şehir merkezinin 2 km güneyindeki Becici otel kompleksi ve plajı, Parisli uzmanlar tarafından 1935 yılında Akdeniz’in en güzel plajı olarak seçildi. Güney Adriyatik denizinin en güzel ve en büyük plajlarından birisi olarak kabul edilir.

Burada kumsalın uzunluğu 1950 metredir. Deniz sakin, plaj bölümünde eğlence boldur. Özellikle, aileler burayı tatil için tercih ederler.

 

Çekya Krumlov

20160805_113026
Çekya Krumlov

Çek Cumhuriyetinin bu şehri, 1992 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Prag şehrine 174 km uzaklıktadır.

Şehrin isminin kelime anlamı “Çarpık Çayır” demektir. Çünkü şehir, Vitara nehrinin oluşturduğu menderes üzerinde kuruludur.

20160805_120803
Çekya Krumlov
20160805_112327
Çekya Krumlov
20160805_112323
Çekya Krumlov
20160805_112320
Çekya Krumlov

 

Avrupa’nın en güzel ortaçağ kasabasıdır. Avrupa’da görülmesi gereken 15-20 yer arasında, daima ilk 5 içinde kabul edilmektedir. Dokunulmamış bu tarihi kasabaya girdiğinizde, sanki zaman durmuş gibi hissedeceksiniz.

20160805_123810
Çekya Krumlov

 

20160805_112317
Çekya Krumlov

 

Tamamen, 17’nci yüzyıl başında nasıl yapıldıysa öyle duruyor. Burayı ziyaret etmenizi öneririm. Çünkü gerçekten tam bir doğal güzellik gözler önüne geliyor. Özellikle: kaleye çıktığımızda, yüksekten bu güzellikleri görme şansına sahip oluyorsunuz.

Cesky Krumlov kalesi: Bohemya bölgesinin ikinci büyük kalesidir. Bohemya’nın en güçlü ailelerinden Schwarzenberg ailesine aittir ve şu an da müze olarak kullanılmaktadır. Vitara nehrinin sarmaladığı şirin kasabaya yukarıdan bakıyor.

Kalenin çevresindeki bahçeleri gezebilirsiniz. Kale yüksek olmasına rağmen küçük bir rampadan çıkılıyor yani yorucu bir yolculuk yapmak gerekmiyor. Kalenin tepesine çıktığımızda, seyir teraslarından aşağıdaki Vitara nehrini ve şehrin mimarisi gözler önüne seriliyor.

Yani, kaleye mutlaka çıkmanızı öneriyorum. Kalede gezerken: birçok hediyelik eşya dükkanı ile karşılaşacaksınız, restoranlar ve kafeler var. Özellikle nehir kıyısındaki kafe veya restoranlara oturup güzellikleri seyretmenizi öneririm.

Nehirde: insanlar kanolara biniyorlar. Burayı ziyaret edenler için: Çek Cumhuriyetinin bir tür sokak tatlısı olan, hamur ve toz şeker ile yapılan yiyecekten tatmalarını öneririm.

Çek Cumhuriyeti Prag

Kosova Prizren

Kosova Prizren

Şehir: UNESCO Dünya Mirası Listesine adaydır.

Buraya vizesiz gitmek mümkündür.

Kosova ülkesinde başkent Priştine’den sonra ikinci büyük şehirdir. Buraya ulaşmak için Priştine hava alanı kullanılabilir, aradaki mesafe yaklaşık 1 saattir. Hava alanı ile Prizen şehri arasındaki uzaklık 80 km. dir.

Şehir Üsküp şehrinin 55 km kuzeybatısında ve açık denizle irtibatı sağlayan İskenderiye (Shkoder) şehrinin 125 km doğusundadır.

Ülkede kullanılan para birimi “Euro” dur, ancak özellikle belirtmek isterim ki, her türlü alışverişte mutlaka pazarlık yapın, örneğin taksi kullanırsanız 30 dakikalık bir yolculuk için en fazla 20 Euro vermeniz yeterlidir.

Şehir oldukça hareketlidir. Köprüleri ve tarihi dokusuyla, ünlü Şar dağlarının eteğinde, hem Arnavutluk a, hem de Makedonya ya sınırı olan bu güzel şehir ve çevresi Priştine ye göre daha fazla yeşile, nehirlere ve dağlara sahiptir.

Kosova Prizren

Şehrin tam ortasından “Akdere” (Bistriça Nehri) geçiyor.

Osmanlı döneminde burası Rumeli Beylerbeyliğinin merkeziymiş. Çünkü Adriyatik denizi kıyılarına ve Balkan yarımadasına giden yollar bu kasaba üzerinden geçiyormuş, dolayısıyla ticari açıdan çok hareketli ve canlı bir yermiş.

Aynı zamanda Balkanlar da Müslümanlığın yapılmasında büyük payı olan ünlü Türkmen devrîsi Sarı Saltuk a atfedilen türbeler de burada bulunuyor. Ona duyulan saygının ve sevginin bir nişanesi olarak, birçok bölgede ona atfedilen mezarlar bulunuyor.  

Şehirde nüfusun büyük çoğunluğu Arnavut tur. Ayrıca Boşnak ve Türkler de yaşıyor. Sırp ve Hırvatların çoğu ise savaş sonrasında şehri terk etmişlerdir. Sokaktaki her kez Türkçe biliyor.

Kosova Prizren

Kültürel açıdan şehrin en önemli değerlerinden biri tarihi Lumbardhi Sineması. Lumbardhi, Prizzen den geçen nehrin Arnavutça ismi. Boşnakçası Bistrica ve Türkçesi ise Akdere. Burada her şeyin üç ismi var.

Şehrin tarihi geçmişine baktığımızda, 3’ncü Osmanlı Padişahı Sultan I. Murat’ın burada şehit düştüğü görülür. 1389 yılında, Osmanlı ve Balkan ülkeleri arasında yapılan 1’nci Kosova savaşında, her iki ordunun komutanları savaş meydanında ölürler.

Sırp prensi Lazar, savaş sırasında, Osmanlı Padişahı I. Murat ise, savaş sonunda savaş meydanını gezerken yaralı bir Sırp prensi tarafından öldürülür. Padişah I. Murat’ın iç organları, Kosova ovasındaki türbede gömülüdür.

Yıllar sonra, Yugoslav hükümeti türbenin hemen karşısında bulunan ve Sırp Prensi Lazar’ın öldüğü yer olarak kabul edilen Gazimestan’da yüksek ve ihtişamlı bir anıt yaptırdı. Her yıl bu anıtta toplanan Sırplar, Kosova savaşını anıyorlar.

1989 yılında, Sırp milliyetçisi Slobadan Miloseviç, ülkenin her yanından toplanan 1 milyon Sırp ile bu meydanda büyük bir gösteri yapmıştır. Hatta bu konuşmanın Yuğoslavya ülkesinin dağılmasının başlangıcı kabul edilir.

Giriş için son bir not, Kosova Türk Tabur Görev Kuvvet Komutanlığı burada konuşlanmıştır.

Ne satın alınır

Şadırvan meydanından bölgenin ve insanın kültürünü yansıtan el işlemeli çantalar ve beyaz renkli geleneksel Arnavut şapkalarından satın alabilirsiniz.

Ne yenir

Burada: özellikle pleskavica, fliya yani fulya böreği ve Boşnak böreği yemenizi öneririm. Özellikle Boşnak böreğini mutlaka tatmalısınız. Bistriça nehri kıyısında, 1967 yılından beri hizmet veren “Te Syla Alhambra” da, mutlaka pleskavica yani kaşarlı köfte yemelisiniz.

Prince Coffee Shop denen kafede ise trileçe deneyin. Şehirde salata istediğinizde, salatalar: doğranmış domates, biber ve salatalığın üzerine peynir rendelenmiş olarak getiriyorlar.

Son bir öneri, Sinan Paşa camisine giderken “Beska” restoran bulunuyor, burada fiyatlar çok ucuz ve yemekler doyurucu ve caziptir.

Kosova Prizren

GEZİLECEK YERLER

Kosova Prizren Kalesi

Prizren Kalesi

Bizans döneminde yapılmıştır. Osmanlı döneminde de kullanılmıştır. 600 metre yüksekliktedir. Tarihi kalenin içinde: cezaevi, ahır ve tarihi dönemlerde askerlerin kaleyi korumak ve zaman geçirmeleri için yapılmış odalar bulunuyor.

Kalede 1969 yılında başlatılan arkeolojik kazı çalışmaları sonucunda, Ortaçağ sonrası döneme ve Osmanlı dönemine ait eserler ortaya çıkarılmıştır. Yüzyıllardır çeşitli hükümdarlıklara ev sahipliği yapan kalenin restorasyon çalışmaları sürekli devam ettirilmektedir. Son olarak 2008 yılında restorasyon yapılmıştır.

Kaleye yürüyerek çıkılıyor, oldukça dik bir yokuş olmasına rağmen, inanın zahmete değer, mutlaka çıkın, çünkü şehrin harika manzarasını izlemek için en iyi yer olarak kabul edilmektedir. Kaleye doğru yürürken, şehrin Kosova savaşında uğradığı ağır yıkımları görebilirsiniz. Yanmış ya da yıkılmış binalar görülüyor. Kalenin burcu üzerinde Osmanlıdan kalma bir top sergileniyor.

Sinema

1952 yılında tarihi taş köprünün hemen yanında açıldı. Lumbardhi kapalı ve açık hava sineması 2014 yılında ise sivil toplum inisiyatifi ile yıkılmaktan kurtarıldı, korundu ve yenilendi. Tarihi sinema her yıl birçok büyük etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Bunların başında ise: Dokufest ve bu yıl 30’ncu düzenlenen Prizren Zambağı Müzik Festivali geliyor.

Kosova Prizren Sinan Paşa Camisi

Sinan Paşa Camisi

1615 yılında yaptırılmıştır. Osmanlı döneminde, Arnavut olan Vezir Kaptan-ı Derya Sinan Paşa tarafından kale altında kalan bölgeye yaptırılmıştır. Süslemeleri ve kullanılan malzemeler dikkat çekmektedir. Caminin minaresi 43 metre yüksekliktedir ve Balkanların en uzun minaresi olarak bilinir.

2’nci dünya savaşı yıllarında kapalı kalmış, depo olarak kullanılmış, daha sonra, 1952 yılında restore edilerek yeniden ibadete açılmıştır. Cami uzunca bir süre TİKA tarafından restore edilmiş, avlusunda bir kafe bulunuyor. Ayrıca, bu cami, Kosova genelinde Türkçe vaaz verilen tek cami olarak da önem taşıyor.

Kırık Cami

1455 yılında Osmanlı Devletinin Prizren şehrini ele geçirmesinden sonra Fatih Sultan Mehmet’in komutanı tarafından inşa edilmiştir ve aynı zamanda Namazgah olarak da bilinir. Burası Fatih Sultan Mehmet’in namaz kıldığı yer olarak biliniyor.

Daha önce yıkılmış halde iken Ankara Büyükşehir Belediyesi sponsorluğunda, Kosova Türk Tabur Görev Kuvvet Komutanlığı tarafından onarılmıştır.

Emin Paşa Camisi

Sancak Beyi Emin Paşa tarafından, 1831 yılında merkeze yaptırılmıştır. Osmanlı döneminden günümüze kalan en güzel eserlerden birisidir. Caminin 200 yıllık eski Sofu Sinan Camisinden esinlenilerek yapıldığı görülmektedir.

Emin Paşa’nın mezarı da caminin haziresindedir.

Kosova Prizren Gazi Mehmet Paşa Camisi ve Hamamı

Gazi Mehmet Paşa Camisi ve Hamamı

Halk arasında “Bayrak Camisi” diye de bilinir. İşkodra Sancak Beyi Dulkadiroğulları Beyliğinden Gazi Mehmet Paşa tarafından 1563-1574 yılları arasında yaptırılmıştır. Bu yapılar: bir kubbeli cami, bir medrese, bir kütüphane, bir mektep, kendisi için bir türbe ve büyük bir çifte hamamdır.

Bu yapıların birçoğu günümüzde hala ayaktadır. Medrese 1947 yılına kadar faaliyetini sürdürmüştür. Kütüphane: tıp, matematik, din ve tarih üzerine pek çok yazma barındırır.

Hamam, Balkanların en büyük hamamı olarak bilinmektedir. 1954 yılında kültürel miras olarak ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Günümüzde, hamam yapısı çeşitli fotoğraf sergileri ve konserler için kullanılmaktadır.

Prizren Ligi

Bu binada: 1878 yılında 300 Arnavut delegenin katılımıyla “Arnavut Birliği Genel Kurulu” burada toplanmış ve Arnavut toprakları tamamen kurtuluncaya kadar mücadeleye devam kararı alınmıştır. Bu kararların orijinal nüshaları, hala burada korunmaktadır. Bina, Balkanlarda 5 ayrı ülkede yaşayan Arnavutlar için ortak bir merkez olarak kabul edilmektedir.

Kosova Prizren Taş Köprü

Taş Köprü

Şehrin ortasından geçen Bistriça nehri üzerinde, Sinan Paşa camisinin karşısında bulunan köprü, üç gözlü olarak kesme taştan yapılmıştır. Kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Muhtemelen 15’nci yüzyıl sonunda yapıldığı tahmin edilmektedir.

1979 yılında sel felaketi nedeniyle yıkılan köprü, 1982 yılında şehir için önemi büyük olduğundan aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından köprünün ışıklandırılması yapılmıştır.

Kosova Prizren Şadırvan

Şadırvan

Şehrin en önemli meydanı olan “Şadırvan meydanı” nda bulunan çeşme: restoranlar, kafe ve hediyelik eşya dükkanlarının yanındadır. Burası şehrin en hareketli yeridir.

Kosova Prizren Şadırvan

Şadırvan çeşmesi, dini hoşgörüyü temsil etmesi açısından önem taşımaktadır. Şadırvan meydanı 2013 yılında UNESCO tarafından restore edilmiştir. Şadırvan da su içmeyi unutmayın, söylenenlere göre, Şadırvan’da su için bu şehre bir daha gelirmiş.

Kosova Prizren Katedral

Katedral

Şehir merkezindeki katedral, Arnavut kökenli Azize Rahibe Teresa’nın adını taşıyor. Katedral, Rahibe Teresa’nın doğumunun yüzüncü yıldönümü olan 26 Ağustos 2010 tarihinde ibadete açıldı.

ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER

Kosova Prizren Sultan I Murat Türbesi

Sultan I. Murat Türbesi

Priştine-Mitroviça kara yolu üzerinde şehir merkezine 6 km uzaklıktadır. 1389 yılında yapılan I. Kosova savaşında şehit olan Sultan I. Murat’ın türbesinde iç organları gömülüdür. Türbenin bakımını, yüzyıllardır Buharalı bir aile yapıyor.

Mamuşa Kasabası

Anadolu Tokat civarından getirilen Türk ahalisi, bu kasabaya yerleştirilmiştir. Sultan II Mahmut’un isminden hareketle buraya Mahmut Şah ismi verişmiş ve zamanla Mamuşa’ya dönüşmüştür. Buraya yolunuz düşerse, eski tarihli minare ve üzerine asılmış not dikkatinizi çekecektir.

Kosova Gjakova