Bosna Hersek Potiçel köyü

Bosna Hersek Potiçel köyü

Burası: Bosna’da Mostar şehrinin 20 km güneyinde, Dubrovnik şehrinin 100 km kuzeyinde yol kıyısında kurulu bir Osmanlı köyüdür. Köy, 2007 tarihinde UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Dağın yamacında kat kat kurulmuştur. Köyde şu an çok az kişi yaşıyor. Çünkü savaştan sonra burada yaşayanların çoğu Mostar şehrine göç etmişler.

Köyde: saat kulesi, cami, hamam, medrese ve çeşitli konaklar bulunuyor. Bunların tümü, tipik Osmanlı mimarisinin günümüze kadar kalabilmiş nadir örnekleridir.

Bosna Hersek Potiçel köyü

Köyün tepesinde bir kale vardır. Bu kalenin burcunda ise bir kule görülüyor. Bu kuleye kadar çıkmayı göze alabilirseniz (parke taş döşeli bayağı dik bir yokuş var) Neretva ırmağı ve çevrenin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.

Potiçel köyü
Potiçel köyü

 

Köyün hemen girişinde Adem in kafesi denen bir yer var, buranın tuvaletini kullanabilir, çay veya kahve içebilirsiniz. Ayrıca, hemen köyün girişinde hediyelik eşya satan yerler var. Köyün girişinde ellerinde incir, badem, karadut satanları da görebilirsiniz.

Bosna Hersek Mostar

İngiltere Liverpool Genel

İngiltere Liverpool Genel

 

Şehir: İngiltere’de Mersey nehri halicinin doğusundadır. Bu konumu nedeniyle, şehir, diğer İngiliz şehirlerine göre çok elverişli konumdadır. Şehir: bu alanda, deniz seviyesinden 70 metre yükseklikteki Everton Tepesinin küçük ve kumtaşından oluşan sırtlarına kurulmuştur.

Başkent Londra şehrine 284 km. uzaklıktadır.

Şehir: 1207 yılında küçük bir yerleşim olarak kurulmuş ve 1880 yılında şehir olmuştur. Bölge: “Lancashire” kontluğuna ait olduğu için, şehrin güneybatısı günümüzde de “Lancashire” olarak tanınır ve bilinir.

Ancak: şehirde liman kurulmasının ardından hızla gelişmiş ve göçler nedeniyle nüfus da artmış ve kırsal alan olan “Lancashire” bölgesinden ayrılmıştır.

Yakın geçmişte, 2007 yılında 800. kuruluş yıldönümünü kutlayan şehir, 2008 yılında ise Avrupa Kültür Başkenti olarak seçilmiştir.

Bir zamanlar: İstanbul-İngiltere arasında kullanılan deniz yolu gemileri, buradan hareket ediyorlarmış.

İngiltere Liverpool Genel

TARİH

Yukarıda da kısaca söz ettiğim gibi, şehir ilk olarak; bir balıkçı köyü olarak, 1207 yılında Kral John tarafından verilen bir imtiyaz beratı ile kurulmuştur. Bu beratta da belirtildiği üzere, yerleşim, belli bir plan dahilinde oluşturulmuş, 8 sokak, H şeklinde düzenlenmiştir.

Ancak, buranın isminin, 1190 yılında, çamurlu sulu yer, havuz veya dere anlamında “Liuerpul” denildiği biliniyor. Öte yandan, şehrin isminin kaynağında: Mersey nehrinde çok bulunan yılan balıklarından yani “elverpool” dan geldiği de söylenir.

17. yüzyıla gelindiğinde, şehirdeki ticari yaşamın canlandığı ve buna bağlı olarak göçler nedeniyle nüfusun arttığı görülür. Takip eden süreçte ise: ülkenin nehir deltalarında bulunan diğer limanları çamurla dolmaya başlayınca: Mersey nehri deltası üzerinde bulunan Liverpool limanı önem kazanmaya başlamıştır.

1699 yılına gelindiğinde ise, Liverpool limanından, Afrikalı köle ticaret gemisinin köle ticaretine başlaması ilgi çekicidir. Köle ticaretinin başlaması ile, şehir iyice zenginleşmiştir.

Denizdeki gel-git etkisinin azaltılması çalışmaları için, 1716 yılında ilk dok sisteminin yapılması: limanın daha etkin kullanımını sağlamıştır.

18. yüzyılda: şehir, Avrupa köle ticaretinin büyük bölümünü eline geçirmiştir.

19. yüzyılda köle ticareti yasaklanınca, bu kez, ticaret başka yönlere dönüştürülmüş ve yine ticari kazançlar devam etmiştir. Hatta: bu yüzyılın başında dünya ticaretinin % 40’lık bölümünün Liverpool limanından yapıldığı bilinmektedir.

Aslında Liverpoollu tüccarların zengin olmasının temelinde “üç köşeli” dedikleri bir sistem bulunuyordu. Bu sisteme göre: Afrika’dan Karayipler’e ve Amerika’ya köle, Karayipler ve Amerika’dan İngiltere’ye şeker, keten, tütün ve İngiltere’den Afrika’ya: hafif sanayi malları ihraç etmişler ve böylece: uğradıkları her limanda para kazanmışlardır.

Günümüzde de, bunun benzeri bir sistemi yürüten İngilizler, dünya üzerindeki merkezi olarak belirledikleri limanlar arasında mal transferi yaparak zengin olmayı sürdürmektedirler.

1830 yılına gelindiğinde: dünya üzerinde ilk şehirler arası demiryolu sistemi: Liverpool şehri ile Manchester arasında hizmete girmiştir. Yine aynı yıllarda: şehrin nüfusu büyük bir hızla artmış ve bundaki en büyük etken: İrlanda’da ki büyük kıtlık nedeniyle, binlerce İrlandalının önce buraya ve sonra Amerika’ya göç etmesidir.

Ama, birçokları da şehirde kalmayı tercih etmiştir.

II. Dünya savaşı sırasında ise, şehre 80’den fazla hava akını yapılmış ve bunların sonucunda: özellikle Merseyside civarında birçok tarihi bina tahrip olmuştur.

Kısa bir süre sonra, inşaat çalışmaları ile bunlar restore edilmiş ve özellikle “Kraliyet Seforth Dock” ortaya çıkmıştır.

20. yüzyıl başlarında, şehir yine göçmenler için bir durak noktası olmaya devam etmiştir. Hatta: filminden hatırlanacağı üzere, Atlantik Okyanusunda batan ve 1517 kişinin öldüğü, ünlü “Titanik” gemisi de, Liverpool orjinlidir.

 

ULAŞIM

Liverpool “John Lennon Havaalanı” (LPL) şehir merkezine 9 km. uzaklıkta ve güneydedir. Yapının art-deco mimari stili ilgi çekmektedir.

1930 yılında açılan havaalanı: ülkenin en eski alanlarından birisidir, bu yüzden eski yolcu salonu ilgi çekmektedir (günümüzde burası lüks bir otel olarak kullanılmaktadır) ve 2002 yılında, düzenlenen bir törenle, ismi ünlü Liverpoollu Beatles gurubu üyesi “John Lennon” olarak değiştirilmiştir.

Bu ödüllü havaalanından, şehir merkezine rahatlıkla ulaşılmaktadır. Yıllık yolcu sayısı 5 milyon civarındadır.

Havaalanından şehir merkezine ulaşmak için: otobüs servislerini kullanabilirsiniz. Her yarım saatte bir çalışan bu otobüslere: tek biniş ücreti 3 paund.

Şehirdeki şehirlerarası otobüslerden: doğuya, güneye ve kuzeye gidenler: Liverpool One Otobüs istasyonu ve Kraliçe Meydanından hareket ederler.

Bunun dışında, daha uzak mesafelere gidecek olanlar Natıonal Ekspres Otobüslerini tercih edebilirler. Mersey Feribotu: Liverpool şehir merkezi ile Wirral yarımadası arasında çalışır.

Liverpool şehri yakınlarında Manchester şehrine gitmek isterseniz, 1 saatlik tren yolculuğu yapmanız gerekir ki, bunun ücreti: 11 paund.

Şehre trenle giderseniz, gayet büyük tren istasyonunun şehir merkezinde bulunduğunu bilmeniz gerekir, tren istasyonundaki turizm bürosundan şehir haritası edinerek, şehri rahatlıkla gezebilirsiniz. Liverpool-Londra arasında ise, Virgin trenler ile, 2 saatlik bir yolculuk yapmak yeterlidir.

 

 

TOPLU TAŞIMA

Şehir içi ulaşımda metro bulunmuyor. Şehir içi ulaşım: otobüsler ve tren ile sağlanıyor. Eğer şehir merkezinde konaklama şansınız varsa, birçok yere yürüyerek gidebilirsiniz.

 

 

İKLİM

Ayrıntılı bilgi vermeden önce, bu şehrin rüzgarlı ve yağmurlu bir yer olduğu konusunu hemen belirtmem gerekir. Sürekli rüzgar eser, yağmur yağınca rüzgar durur, yağmur durunca yeniden rüzgar başlar. Hava güneşli bile olsa, o rüzgar ziyaretçileri üşütür ve rahatsız eder. Londra’yı bilenler için, buranın havası, Londra’dan kötüdür.

Evet, gelelim ayrıntılı bilgilere: şehirde Atlantik Denizindeki Gulf Stream akıntısı nedeniyle ılımlı bir deniz iklimi egemendir ve buna bağlı olarak yazlar serin, kışlar ise fazla soğuk ve kar yağışı olmadan ılıman geçmektedir. En yüksek sıcaklık ortalaması, 20 derece ile Temmuz ayında görülür. En düşük sıcaklık ortalaması ise, 2.2 ile Ocak ayında görülür.

Evet, Liverpool: güneşli, yağmurlu, bulutlu ve rüzgarlı günlerin bir karışımı olan tipik İngiliz havasını barındırmaktadır. Ancak, şehirde, genellikle güneşli ve sıcak günler yaşanır ve bu yüzden: bu şehri ziyaret etmek isteyenlerin: Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül aylarında buraya gitmelerini öneririm.

Kasım-Aralık-Ocak-Şubat ayları: soğuk ve yağışlıdır. Yılın bu zamanlarında şehri ziyaret etmek isterseniz: mutlaka kalın giysiler götürmeniz gerekir.

 

 

PARA

İngiltere’nin resmi para birimi “paund” yani “sterlin” dir. Avrupa Birliğine üye olmasına rağmen, kendi para birimlerini kullanmaktadırlar.
1 paund= 100 pence.
Kağıt paralar: 5-10-20 olarak mevcuttur.
Madeni paralar: 1-2 paund, 50-20-10-5-1 pence’dir.

 

 

İNSANLAR

Şehirde, karışık bir nüfus yoğunluğu bulunmaktadır. Bu yabancı kökenliler arasında yoğunluğu “Afro-Karayip” kökenliler oluşturur. Bunlar, yaklaşık 10 nesildir burada yerleşiktirler ve denizcilik, eğitim için buraya gönderilenler ve buradaki tüccarların çocukları ve serbest kalmış köleler, bunların ilk nesillerini oluşturmaktadır.

Yine şehirde yoğun Çinli nüfus bulunur. Yine, şehirde büyük sayıda İrlanda ve Galler asıllı insanlar yaşamaktadırlar.

Sonuç olarak: 2002 yılı nüfus sayımına göre: şehirde yaşayanların oranı şu şekildedir: % 1.17 Galler kökenli, % 0.75 İrlanda kökenli, % 0.54 Kuzey İrlanda kökenli.

Burada: halk genellikle, İngiliz soğuk tipli profile nazaran daha sıcak ve şakacıdır. Liverpoollular, muhabbet etmeyi ve tabii bira içmeyi çok severler. Aynı zamanda, futbol aşığıdırlar. Özellikle: 2005 yılında, Liverpool futbol takımının, İstanbul’da, Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu kupasını almasını unutmamışlardır ve Türk olduğunuzu öğrendiklerinde hemen futbol muhabbeti başlatırlar.

Bu futbol merakı o derece yüksektir ki, birçok Liverpoollu erkek, üstlerine tişört yerine, Liverpool futbol takımının formasını giymeyi tercih ederler.

Liverpool kızlarına gelince: özellikle süslü olduklarını belirtmem gerekir. Markete giderken bile, saçlarında bigudiler bulunmasına aldırmazlar ve takma kirpik takacak derecede süslenmeyi tercih ederler. Abartılı kıyafet giymeyi tercih ederler.

 

DİL

Evet, şehirde İngilizce konuşulmakta ama burada konuşulan İngilizce aksan olarak, ülkenin diğer yerlerinde konuşulandan çok farklıdır. Kötü bir aksanları ve kendilerine özgü İngilizce terimleri vardır.

Hatta: şehirdeki bazı yerlerde, Liverpool İngilizcesi terimleri kitapları satıldığını görürseniz şaşırmayın. Anlaşılması zor bir aksanla İngilizce konuşuyorlar, buna hazırlıklı olmanızı ve hani olur da, İngilizce dilinizi geliştirmek için buranın sokaklarını ve caddelerini tercih etmemeniz önerilir.

 

ÜNİVERSİTELER

Liverpool Üniversitesi

1881 yılında Kraliçe Victoria döneminde kurulan bu üniversite: önce kolej olarak kurulmuşsa da, sonradan 1903 yılında üniversite statüsüne alınmıştır. Bir çok bölümü bulunan üniversitede: günümüzde 21 bin civarında öğrenci bulunduğu söyleniyor.

Liverpool Tropik Tıp Okulu

İngiltere’de uluslar arası deniz ticareti nedeniyle oluşan tıp sorunlarını çözmek için kurulmuştur. Burası: dünyanın birçok bölgesine ait hayvanların zehirlerinin saklandığı ve üzerinde araştırmalar yapıldığı bölümler nedeniyle, dünya üzerinde nadir kurumlardan birisidir.

Liverpool John Moores Üniversitesi

1970 yılında Liverpool Politeknik üniversitesine bağlı olarak kurulan bu eğitim kurumu, 1992 yılında özerk üniversite statüsünü kazanmıştır. Üniversitenin adı: 20. yüzyılda şehirde perakende satışlar ve futbol loto şirketi olan “Littlewoods”un sahibi ve idarecisi John Moores anısına verilmiştir. Günümüzde üniversitenin 25 bin civarında öğrencisi bulunduğu söyleniyor.

 

Liverpool Hope Üniversitesi

2005 yılında özerk üniversite statüsünü kazanmıştır. Daha önce, karışık dinsel özellikler taşıyan dinsel bir öğretmen okulu statüsünde idi. Günümüzde üniversitenin 8 bin civarında öğrencisi bulunduğu söyleniyor.

 

FUTBOL

Şehirde, İngiliz Premier Ligine atılan iki futbol takımı bulunmaktadır. Bunlar: Everton ve Liverpool dur. Önce Everton takımı kurulmuş olup kuruluş tarihi 1878 yılıdır.

Liverpool takımı ise: o zamana kadar Anfield stadında maçlarını yapan Everton futbol takımının, stadyumun sahibi ile arasında çıkan anlaşmazlık sonucu, bu stadyumu terk etmesinin ardından, stadyumun sahibinin girişimleri ile 1892 yılında kurulmuştur.

Takım, 1962 yılından bu yana, İngiltere’de sürekli olarak en üst ligde oynamaktadır.

Her iki takımın da kendi stadyumları bulunmaktadır.

Öte yandan: 1888 yılında İngiltere Football Leaguenin kurulmasından bu yana: Liverpool şehri, her sezon ligin en üst basamağında futbol oynanan tek İngiliz şehri olarak bilinmektedir.

Goodison Park Stadı

1892 yılından bu yana, Everton futbol takımı, maçlarını burada yapmaktadır.

 

Anfield Stadı

Liverpool futbol takımı, 1892 yılından bu yana maçlarını burada oynamaktadır. Stadyum: 1970’li yılların başında yenileştirilip büyütülmüştür.

Günümüzde stadyum 45 bin seyirci kapasitelidir. Burada: Liverpool kulübü bünyesinde, genç sporcuların yetiştirilmesi için kurulun “The Academy” isimli yetiştirme kurumu bulunmaktadır.

 

BEATLES

Beatles: 1960’lı yıllarda Liverpool şehrinin en ünlü pop gurubudur. Dünya çapında 1 milyardan fazla albüm sattıkları biliniyor.

Gurubun üyeleri: John Lennon (1940-1980), Paul McCartney (1942 doğumlu), George Harrison (1943-2001) ve Ringo Star (1940 doğumlu). Beatles kayıtlarının çoğunu George Martin üretmiştir.

Beatles gurubuna: genç kızların ilham çığlıkları atmaları ve bayılmaları nedeniyle, fenomen İngiliz basını tarafından “Beatlemania” olarak lakap takılmıştır. 1963 yılında: İngiltere’de çok büyük sansasyon yarattılar. 1964 yılında ise, Kuzey Amerika’ya geldiler ve gurubun popülitesi, dünya çapına yayıldı. 1970 yılına gelindiğinde, gurup dağıldı.

Evet, Beatles gurubunun ve müziğinin Liverpoollular tarafından sahiplenilmesinin en büyük nedeni, gurubun üyelerinin burada doğmuş olmaları ve ilk çıkışlarını yani popülerliklerini burada kazanmalarıdır.

John Lennon: Liverpool Üniversitesi kampüsüne bitişik Owford caddesinde, şimdi kapalı olan doğumevinde: 9 Ekim 1940 tarihinde doğdu.

Paul Mc Cartney: annesinin hemşire olarak çalıştığı Walton Hastanesinde, 18 Haziran 1942 tarihinde doğdu. Walton hastanesi: şehrin kuzey kesimindedir.

George Harrison: 25 Şubat 1943 tarihinde, Penny Lane Arnold Grove denilen yerde doğdu.
Ringo Star: 7 Temmuz 1940 tarihinde: Dingle alanında, Madryn caddesi üzerindeki evde doğdu.

 

GO SUPERLAMBANANAS

Şehri gezerken birçok yerde görebileceğiniz bu ilginç heykel: şehrin simgesidir. 2008 yılında şehir Avrupa Kültür Başkenti seçildiğinde yapılan etkinlikler öncesi, bu heykel: Japon sanatçı Taro Chiezo tarafından tasarlanmıştır.

2 metre büyüklüğündeki heykelin ön tarafı koyuna ve arka tarafı muza benzemektedir. Çünkü: Liverpool tarihinde, şehir bir zamanlar ünlü liman iken, ticaretin önemini belirlemek amacıyla (koyun ve muz ticaretinin önemi) bu tür bir heykel yapılmıştır.

Evet, biraz önce söylediğim gibi, bu heykelin çakmalarını şehrin birçok yerinde görebilirsiniz.

Belçika Mons

Belçika Mons

 

“Mons” Fransızcada “Tepe” yada “höyük” anlamına gelmektedir. Aslında kelimenin özü “Mont” olmasına rağmen, işgaller ve farklı aksanlar nedeniyle zamanla “Mons” şeklinde telaffuz edilir olmuştur. Öte yandan, arkeolojik kazıların gösterdiğine göre, şehrin ilk safhaları; tarih öncesi dönemlerde bu höyükte yerleşen yerleşimciler tarafından kurulmuştur.

Evet Mons şehri: Canal du Centre ve Conde-Mons kanallarının üzerinde, Fransa sınırına yakın küçük bir tepenin yamaçlarında kurulmuştur.

İşte, 2015 yılı Avrupa Kültür Başkenti olarak seçilmiş şehirlerden birindeyiz. Diğer şehir Çek Cumhuriyetinde Plzen şehridir.

Şehirde “Waudru” adındaki asil bir hanımefendi adına dikilmiş manastır dikkati çekmektedir.

“Van Gogh” Provence şehrine geçmeden önce, bir süre burada yaşadı ve günümüzde onun yaşadığı evi görmem mümkündür.

Şehir nüfusu 91.000 kişidir.

Şehrin en büyük özelliklerinden birisi de NATO üssüdür.

Nato karargahı 1967 yılında buraya taşınmıştır. Nato üssündeki dünyanın dört bir yanından gelen askerlerin çocukları ve şehirde bulunan üniversiteler sayesinde, burada Avrupa’nın diğer şehirlerinde alışık olunmayan genç bir nüfus yoğunluğu dikkat çekicidir.

Özellikle Cuma ve Cumartesi geceleri, şehir merkezi meydanı ve ara sokaklardaki bar ve kulüplerde büyük hareketlilik görülür.

Belçika Mons

YERİ

Brüksel şehrinin 35 km güneyindedir. Arada tren ve karayolu bağlantısı bulunmaktadır. Brüksel şehrinden buraya trenle 45-60 dakika arasında ulaşılır. Lille şehri ile arasındaki uzaklık ise 45-55 dakika arasında ulaşılır. Liege şehri buraya 1 saat 45 dakika uzaklıktadır.

Şehir Paris şehrine 2 saat ve Amsterdam şehrine 3 saat uzaklıktadır. Buraya ulaşmak için Brüksel havaalanından direkt tren seferlerine katılıp yaklaşık 1.5 saat yolculuk yapmanız gerekiyor.

Belçika Mons

ŞEHRİN TARİHİ

MÖ.1. yüzyılda Roma imparatoru Julius Sezar bölgeye geldiğinde, burada “Nevriler” denilen Belçikalı bir kabile bulunduğu görülür ve bundan sonraki burada yeni yerleşime Latince “Castrilocus” ismi verilmiştir.

Şehrin ilk kurulduğu yer olarak kabul edilen höyükte, MÖ.57 yılında Romalılar tarafından bir lejyon birliğinin yerleştirildiği ve çevreye yapılan yollardan en belirgin olanının bu birliğin bulunduğu höyük istikametinde olduğu arkeolojik çalışmalar sonucu belirlenmiştir.

7.yüzyılda Aziz Ghislain ve onun havarileri, burada Mons tepesi yakınlarındaki Saint-Ghislain denilen yerde bir şapel inşa ederler. Zaten şehrin asıl gelişimi bu tarihte başlar. Bu şapelde görev yapan Aziz Waltrude’nin kızı Clotaier II: kendisine hatiplik gelince 688 yılında ölümünün ardından aziz ilan edildi.

Daha sonra 8 yüzyılda burada bir kale inşa edilir ve onun duvarlarına sığınmak için daha fazla insan çevreden gelerek buraya yerleşirler.

12.yüzyıla gelindiğinde Mons şehrinin: Hainaut kontu tarafından müstahkem bir şehir haline dönüştürüldüğü görülür. Duvarlar genişletilir ve kuleler ve hendekler eklenir. Üç ağ geçitleri şehre erişim izni sağlar. O günlerde yine kasabanın içinden akan Trouille nehri, şehrin kaliteli su ihtiyacını karşılamakta kullanılır.

Ardından şehir hızla büyümüş ve çeşitli ticari binalar inşa edilmiştir.
13.yüzyıl sonunda şehirde 5000 kişi civarında bir nüfus bulunduğu biliniyor.

Bu artan nüfusu korumak için, ikinci bir duvar eklenir.

Altı ağ geçidi oluşturulur. 15. yüzyılda ise şehir nüfusu bunun iki katına yaklaşmıştır. 1450 yılında şehirde Aziz Waltrude kilisesi inşaatı sürerken, 1458 yılında Belediye Binası inşa edilir ve daha sonra genişletilir.

Sainte-Waudru Collegiate kilisesi inşaatı da aynı dönemde başlar, ama bu dini yapımın bitirilmesi yaklaşık 200 yıllık bir sürece yayılır.

1571 yılında, Fransız Protestan lider Nassau Louis: İspanyol egemenliğine karşı savaş açmıştır.

1572 yılında bu isyan edenler Katolik İspanyol kralı Alba Dükü tarafından: katliamla bastırılmış ve bu olay St Bartholomev Günü katliamı olarak tarihe yazılmıştır.

1580-1585 yılları arasında şehir sakinlerinin birçoğu tutuklanmıştır. Bu dönemde, Mons şehri Güney Hollanda’nın başkenti olmuştur. 1692 yılında, uzun süreli bir kuşatmanın ardından: İspanyol Louis XIV komutasındaki ordular şehri ele geçirmişler ve ağır kayıplar verdirmişlerdir.

1701-1710 yılları arasında Fransız kontrolünde kalan şehir ardından Hollanda kontrolüne girmiştir.

17. yüzyılda yani 1662 yılında ünlü “Belfry” yani “Çan kulesi” yapılır.

1746 yılında Fransızlar şehri yeniden kuşatmışlar ve Fransa’ya ilhak ederek, Jemappes bölgesinin başkenti olarak seçmişlerdir.

1830 yılında Belçika bağımsızlığını kazanınca, Mons şehri de bağımsız olarak değerlendirilmiş, 1860 yılına kadar büyük bulvarlar ve kentsel projeler gerçekleştirilmiştir.

Bu arada: 1830 yılında, Belçika bağımsızlığını kazanınca, surlar 1861-1865 yılları arasında yıkılır.

1872 yılında: Trouille nehri şehir dışına sapar. Yıkılan surların yerini: gölgelikli ağaçlar ile ekili büyük bir bulvar alır.

Sanayi devrimi şehrin kültürü ve imajını hızla etkilemiş ve bölge endüstrisinin kalkınmasında Mons şehri önemli rol almıştır. 1891 yılında Belçika genel grev hareketi şehirden çıkmış ve bu genel grev, bir sanayi ülkesinde yapılan ilk grev olarak tarihe geçmiştir.

I. Dünya savaşında, İngiliz ordusu şehir yakınlarında Almanlar ile kıyasıya savaşa girişmiş ve şehir ardından Almanlar tarafından işgal edilmiştir. II. Dünya savaşında ise şehir önemli bir sanayi merkezi olması nedeniyle yoğun bombardımana tabi tutulmuş ve Eylül 1944 tarihinde Amerikalılar ile Almanlar arasında büyük çatışmalar yaşanmıştır.

Savaştan sonra şehirdeki sanayi düşüşe geçmiştir. NATO’nun Avrupa Müttefik Kuvvetleri Karargahı yani SHAPE, buraya taşınmıştır.

Günümüzde şehir önemli bir üniversite ve ticaret merkezi olarak bilinmektedir.

İKLİM

Şehirde genellikle kuzey Avrupa ikliminin etkileri nedeniyle güneşli günler çok nadirdir. Gün güneşle başlasa bile yağmurla biter. Kışlar ise oldukça soğuktur. Şehir, tüm kış boyunca yoğun sise gömülür.

DİL

Şehirde Fransızca konuşulur. Şehirde İngilizce bilme oranı çok düşüktür.

Belçika Mons

ZAFER GÜNÜ-LE LUMECON FESTİVALİ

Her yıl Trinity Pazar gününde: “Lumecon” denilen bir garip festival düzenlenir. Festivalin kökeni 14. yüzyıla gitmektedir.

Bu festivalde: Aziz Wautru emanetleri, altın arabası ile şehir çevresinde geçit töreniyle dolaştırılır. Bu geçit töreninde: sarı giymiş Saint George: Lumecon savaşında beyaz ejderhayı öldürür.

Geleneksel alayda kullanılan araç yani vagon: yıl boyunca Aziz Wautru kilisesinde görülebilir. Bu araç 17. yüzyılda yapılmıştır.

Alay sırasında, vagon, müzisyenler, şarkıcılar, bayrak taşıyıcıları ve atlılar eşliğinde şehrin sokaklarında Aziz Waudru kalıntılarını türbeye taşırlar.

Belçika Mons

 

NE YENİR

Belçika’nın birçok yerinde olduğu gibi, burada da kaliteli yemekler yoğunluktadır. Buraya has bir şeyler tatmak isterseniz “Cote de porc al’berdouille” denilen büyük bir domuzdan yapılan, hardallı sosla pişirilmiş domuz pirzolası denemek gerekir, tercih sizin.

Yemeklerle ilgili diğer bir önerim: bu şehirde bölgenin diğer yerlerinde olduğu üzere kırmızı eti tercih etmemeniz, çünkü kırmızı eti tam pişirmiyorlar ve hani nerdeyse kanlı kanlı servis ediyorlar ve lezzet yok.

Öte yandan “Chez Henri” de: biftek, midye ve cips yiyebilirsiniz. Dünyanın en lezzetli patateslerini burada yiyebilirsiniz.

Ayrıca: Büyük Place yakınlarındaki “I Berdouille a cotalette” denilen yer de keyifli bir atmosfer sunmaktadır. Salon des Lumieres: avizeleri, aynaları ile farklı bir atmosfer yaratmaktadır.
Tüm bunların yanında, şehirde bolca Türk dönercisi görebilirsiniz.

Ne içilir derseniz, burada elbette Fransız şarapları meşhurdur. Ayrıca Grand Palace denilen yerde herhangi bir yere oturup, yüzlerce Belçika birasının tadına bakabilirsiniz. Özellikle “Chimay Blue” önerimdir.

GECE HAYATI

Hafta içinde şehir merkezinde saat 21.00 den sonra kimseyi görmek mümkün değildir insanlar evlerine çekiliyorlar. Barlarda ise gençler takılıyorlar. Özellikle “İrish Pub” denilen yer gençler tarafından tercih ediliyor. Diğer eğlence mekanları genellikle şehrin biraz dışındadır.

ALIŞVERİŞ

Şehir merkezinde yalnızca küçük bir çarşı vardır. Burası küçük olmasına rağmen, aradığınızı bulmanız mümkündür. Şehir merkezi dışında da birkaç alışveriş merkezi bulunuyor. Hafta içinde tüm dükkanların saat 18.00 de kapandığını unutmayınız.
Bunun dışında şehir merkezindeki mağazalar şunlardır:

Le Barok

Burada hediyelik eşyalar ve moda, aksesuar ürünleri bulmak mümkündür.

Le Berlingot

Burada özellikle çocuk giysileri satılıyor.

Voit Rouge

Burada bayanlar için trendy moda ürünleri satılıyor.

Renanrd Galeri

Burada yüksek sınıf moda takıları satılıyor.

Carrefour

Grand Pres denilen yerdeki bu mekan, en uygun fiyatları bulabileceğiniz yer olarak öne çıkmaktadır.

TURİZM

Fransız ünlü yazar Victor Hugo, 19. yüzyılda tepenin yamacına kurulmuş ve ormanla çevrili bu rüya kasabadan çok etkilenmiştir. Kendisi, 1837 yılında metresiyle birlikte seyahat ederken, buradan çok garip bir kasaba şeklinde mektuplarında söz etmiştir.

O: hayali binalar, yüksek çanlar ve şehre bir şarkı gizemini veren çanların zil seslerine hayran oldu. Mimari tarzların zengin karışımını düşündü, Town Hall, sarmal ve dar sokaklar, zarif tuğla kasaba evleri ve güçlü surların güzelliğini övdü.

Evet, Mons şehri günümüzde de bozulmamış romantik bir yer olarak ziyaretçilerini çekmeye devam etmektedir.

Aslında bir hac yeri olan Mons şehri: tarihi binalar yanında, kiliseler, şapeller, manastırlar bulunur. Ama Mons şehrinin güzelliği taş döşeli dar sokakları ve geleneksel evlerinde yatmaktadır.

En ilginç yapı olan Çan Kulesi Belçika’daki tek barok yapıdır, 1661 yılında inşa edilen 15. yüzyıl Rönesans mimari stili özellikleri taşıyan “Hotel de Ville” yani “Belediye Binası” özellikle şehrin popüler ziyaret yerleridir.

Belçika Mons

 

GEZİLECEK YERLER

Belçika Mons
Belçika Mons

 

CİTY HALL

Şehir merkezinde, geniş bulvarlarla çevrili bir meydanda, Grand-Place denilen yerde bulunan bu gösterişli gotik bina: 15. yüzyıl izlerini taşımaktadır. Yapının eski bölümleri 1458-1477 yılları arasında inşa edilmiştir. Saint Collegiate kilisesine benzeyen gotik stil vurgulanmaktadır. Yapının resepsiyon bölümü 18-19. yüzyıllarda inşa edilmiştir.

Belediye Başkanının odası 17. yüzyıldan k alma başyapıtların yanı sıra duvar halıları koleksiyonu içermektedir. Ana binanın arkasındaki belediye bahçesinde: güzel bir noktada “Ropieur” çeşmesi ilgi çeker.

Çeşme: Fransa kralı Louis XIV tarafından şehre hediye edilmiştir. Bronz eser, kasabadan genç bir delikanlıyı temsil etmektedir. Şehrin anahtarı: bir deri çantaya konularak “Neo-gotik kabine du bourgmestre” denilen yerde korunmaktadır.

Binanın önünde, ana girişin sol yanında şans getirmesi için “maymun” heykeli duruyor. City Hall ana girişi dışındaki bu demir maymun heykelinin kökeni hakkında reel bilgi bulunmamaktadır. Ama birkaç yüzyıllık bir geçmişi olduğu düşünülmektedir. Tarihçiler, onun yerine şehre ve sakinlerine şans getirmesi için konulduğunu düşünmektedirler.

Çünkü: ziyaretçiler, sol el başparmağı ile maymunun başına dokunarak bir dilekte bulunurlar ise, bu dileklerinin olacağına inanılmaktadır. Zaten, maymunun başı, vücudunun diğer yerleriyle farklı bir renge ulaşmıştır.

Bu maymun söylenenlere göre: İmparator Charles Habsburg V, Fransa imparatoru Napolyon ve Japonya imparatoru Hakyito tarafından ziyaret edilmiştir. Ancak, şunu unutmamak gerekir ki, genellikle insanlar bu sıkıcı şehre tekrar gelmek istemediklerinden bu maymuna dokunmaktan korkuyorlar.

Belçika Mons
Belçika Mons

SAİNTE-WAUDRU COLLEGİATE KİLİSESİ

Kale tepesinin altındaki bu Anglikan kilisesi, gotik mimarinin önemli bir örneğidir.
15. yüzyıl yapımıdır. Mimar Mattheus de Layens tarafından tasarlanmıştır.
Yapının inşasına 1450 yılında başlanmış, ancak 200 yıllık süreç sonunda 1686 yılında tamamlanmıştı.

Yapının kulesi: 1691 yılındaki kuşatma sırasında Fransız askerleri tarafından tahrip edilmiştir. Aslında 1549 yılında 187 metre olması planlanan kule: bu yüzden asla tamamlanamamıştır. Kilisenin çevresinde 29 şapel vardır.

Yanındaki çan kulesi ile birlikte Mons şehrinin önemli bir sembolüdür. Yapı: kumtaşı, mavi taş ve tuğladan mimar Jacques du Broecup tarafından yapılmıştır. Kilisenin genişliği 31 metre, uzunluğu 115 metre ve yüksekliği 24 metredir. Bu dini yapıda: 16. yüzyıl kökenli kaymaktaşı görkemli heykeller ilgi çekmektedir.

Anglikan kilisesinin hazinesi: 12. ve 19. yüzyıllar arasındaki döneme ait Belçika altın ve gümüş hazinelerinin en güzel koleksiyonunu içermektedir. 19. yüzyıldan kalma dini kuyumculuk işleri, tekstil, kitap, heykeller ve resimler burada sergilenmektedir.

Soldaki ana kapının yanında “Araba d’Or” yani 1780 yılında Aziz Waltrude kutsal emanetlerinin taşınması için yapılan araba durmaktadır. Bu azizin türbesi ise, 1887 yılında inşa edilmiştir, yüksek altar yanında yaldızlı bakır olarak görülebilir. Kendisi 682 yılında ölmüştür ve onun kafası bir tabut içinde şapellerden birinde tutulmaktadır.

Belçika Mons
Belçika Mons

 

BELFRY-ÇAN KULESİ

Square du Chateau adresinde bulunan: 1 Aralık 1999 tarihinde UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
17. yüzyıl yapımıdır. Barok mimarinin önemli bir eseridir. 17. yüzyıl yapımı çan kulesi, 87 metre yüksekliktedir. Üst bölümünde 49 çan bulunmaktadır.

Belçika Mons

DEKORATİF SANATLAR MÜZESİ-FRANÇOİS DUESBERG

Mons şehri birçok ilginç müzelere sahiptir. Ama bunlar arasında en muhteşem ve en yüksek değeri olan müze, kesinlikle burasıdır.
Franklin Roosvelt adresindeki bu müze: bir zamanlar Belçika Ulusal Bankası olarak kullanılan tren istasyonu yakınındaki eski binada, Sainte-Waudru Anglikan kilisesinin karşısındadır.

Müzede: dünyada nadir bulunan 1795-1815 yılları arasındaki dönemlere ait egzotik temalar görülür. Aynı zamanda: olağanüstü yaldızlı bronz, porselen, çanak-çömlek, altın ve gümüş, cilt ve nadir sıra dışı olan saatlerin prestijli bir koleksiyonu bulunur.

ASKERİ TARİH-SAVAŞ MÜZESİ

Jardin du Mayeur şehrindeki müze: Ağustos 1914 tarihindeki Mons savaşı ve Eylül 1944 tarihindeki Mons kurtuluşu ile ilgili objeler sergilenmektedir. Zemin katta I. Dünya savaşı, Mons yakınlarındaki 23-24 Ağustos 1914 tarihinde Paris yakınlarında Almanların durdurulmasını başaran İngiliz Alayları anılarına ayrılmıştır.

Müzenin üçüncü katında: 2 Eylül 1944 tarihinde II. Dünya savaşı ve Amerikan askerleri tarafından Mons şehrinin kurtuluşuna adanmıştır. Kanadalı askerler 11 Kasım 1918 tarihinde Mons şehrine ulaşmışlardır.

GÜZEL SANATLAR MÜZESİ

Neuve bölgesinde bulunan burada 19. ve 20. yüzyıl Belçika resimleri ve ayrıca uluslar arası çağdaş sanat (1960-1990 yılları arasındaki döneme ait) eserlerinden oluşan şaşırtıcı ve renkli bir koleksiyon sergilenmektedir.

ST-CALİXTE ŞAPELİ

Kont’un kalesi müzesinde: Mons ve bölgenin panaromasını keşfetmek için muhteşem en uygun yerdir.
11. yüzyıl yapımı bu şapel: ortaçağ ikonografik evlerinin en önemli kalıntısıdır. Mons şehrinin en eski dini anıtıdır. 1995 yılında şapel halkın ziyaretine açılmıştır.

İSPANYOL EVİ-PRESS HOUSE-SPANİSH HOUSE

Rue des Clersc adresindedir. 16.yüzyıldan kalmadır. Mons geleneksel İspanyol tarzı evlerin nadir bir örneğidir. Tuğla kullanılarak basit mimari şekilde yapılmıştır. 1547 yılındaki yangının ardından yeniden inşa edilmiştir. 1919 yılında ise restore edilmiştir. Zemin katta 16. yüzyıldan kalma iki pencere vardır. Birinci kat ve üst katta ise sonraki yüzyıldan kalma birçok farklı açılımlar vardır.

Belçika Mons
Belçika Mons

SAİNT-SYMPHORİEN ASKERİ MEZARLIĞI

Burada: dev ladin ve köknar ağaçlarının altında, 500’den fazla Alman ve İngiliz Milletler topluluğu askerinin mezarı bulunmaktadır.

VAN GOGH EVİ-MAİSON VAN GOGH

Van Gogh, 1879-1880 yılları arasında, burada yaşamıştır. Kendisi 1878 yılında 25 yaşında iken buraya bir vaiz olarak gelmiş ve kömür madencileriyle birlikte yaşamıştır. Kendisi: o dönemde çevresindeki insanlar ve sahnelerle yoğun ilgilenmiştir. Ardından kendisi bir sanatçı olmayı seçmiş ve din adamı kariyerine son vermiştir.

Burada yaşadığı iki yıllık süreçte, kendisine mali ve duygusal destek olan kardeşi Theo ile yazışarak, baskılarını kopyalamak suretiyle çalışmalarına başladı. Kardeşiyle yaptığı bu yazışmalar, sergide ekranlarda görülmektedir.

Günümüzde burada kalıcı bir sergi bulunmaktadır. Sergi onun kariyerinin bir göstergesi olarak ziyaretçilere bilgi vermektedir.

PARADİSO PARK-PAİRİ DAİZA

Burası bölgenin en önemli 5 konumundan birisidir. Bu park alanında: eski bir manastır, kuşlar, çiçekler, asırlık ağaçlar, gizemli kalıntılar, Avrupa’nın en büyük kuşhanesi ve devasa bir sera bulunur. Paradiso gerek yetişkinler ve gerekse çocuklar için büyüleyici bir gezi yeridir. Güzel bir günde, parkta yürüyüş yapmayı ihmal etmemelisiniz.

Göl kıyısındaki yolu izleyin ve bütün su kuşlarını gözlemleyerek muhteşem bir yürüyüş yapın. Ayrıca, yine burada penguenlerin de bulunduğu bir akvaryum vardır.

Belçika Mons

LA LOUVİERE-HİDROLİK ASANSÖR

Rue Noulet denilen yerde, şehir merkezinin 12 km kuzeyinde “Binche Canal du Centre La Louviere” denilen yerde kanal üzerinde hidrolik asansörler bulunmaktadır. Bu çelik canavarlar, sadece 7 km uzaklık için ve 68 metre yükseklik farkı için 1888 ve 1917 yılları arasında inşa edilmiştir.

ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER

Belçika Mons

AT SPİENNES NEOLİTİK FLİNT MADEN

Şehir merkezine 2 km güneydoğuda bulunan burası, UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi”ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Burada 100 hektarlık alanda, Avrupa’nın ilk antik çakmaktaşı maden ocakları bulunmaktadır ki, bunların 6000 yaşında olduğu bilinmektedir.
Yunanistan üzerinden Tuna vadisi yolu ile buraya gelen ilk neolitik çiftçiler Lineer Çömlek Rossen kültürünü buraya taşımışlardır.

Madende çukurlar 16 metreye kadar ulaşınca, çukurun dışında 8 ve 11 metrelik yeni çukurlar açılmıştır. Sitede MÖ.2200 yılı civarında Hint-Avrupa bronz teknolojisi kullanılmıştır.
Evet, burası erken dönem insanlığının yaratıcılığı ve uygulamalarını sunmaktadır. Teknolojik gelişimde önemli kilometre taşıdır.

Belçika Mons

ANTOİNG KALESİ

Fransız sınırana yakın, Mons şehrine 32 km uzaklıktaki burası Belçika’nın en özgün ve tanınmış kalelerinden birisidir. İlk olarak 12. yüzyılda yapıldığı bilinmektedir. Ancak 19. yüzyılda ne-gotik tarzda Fransız mimar Viollet le Duc tarafından yeniden tasarlanmıştır. Kale: miras yolu ile Princes de Ligne’ye 1634 yılında geçmiştir ve Melun ailesine aittir.

SOİGNES

Soignes, Mons şehrinin kuzeydoğusunda 19 km uzaklıkta, Aziz Vincentius tarafından 650 yılında kurulan bir manastırın çevresinde kurulmuş bir yerleşimdir. Her “Whitsun” gününde, onun 250 kg ağırlığındaki reliquary, büyük bir alay ile kasabada dolaştırılır.

Belçika Mons

CHATEAU DE BELOEİL

Beloil kasabası, Mons şehrinin kuzeybatısında yaklaşık 30 km uzaklıktadır. Barok şato ve park, Belçika’da kendi türünün en iyi örneklerinden birisi olarak tanınır. Bu ortaçağ kalesi, 13. yüzyılda kurulmuş ve 17. ile 18. yüzyıllarda saraya dönüştürülmüştür. Saray, Fransız tarzı 120 hektarlık bir park içindedir.

Evet, Chateau de Beloeil: yaklaşık 700 yıldır aristokrat de Ligne ailesine aittir. Burada ikamet edenlerden en ünlü kişi: Prens de Ligne (1735-1814) olarak bilinir. Her yıl Bahar aylarında, Beloeil kalesine 2000 nergis zambağı ve çeşitli odalarda 600 orkide çiçeği gösterisi düzenlenmektedir.