Tarihi süreç içinde, şehir ilk olarak Roma imparatorluğu döneminde, Galyalılar tarafından kurulmuştur.
Burası: kralların şarabının üretim yeridir. Ayrıca: Ortaçağ’dan, 19’ncu yüzyıl başlarına kadar, Fransa kralları, buradaki katedralde taç giymişlerdir.
Şehir: Paris’e 129 km. uzaklıktadır.
Fransa Reims
Şehir sokaklarında, özellikle iki heykel dikkati çekmektedir ki, bunlar “15.Louis” ve “Kardinal Joan of Arc” heykelleridir. Şehir merkezinde, birçok restoran ve bar bulunur.
Ayrıca: biraz önce sözünü ettiğim gibi, şehir sokakları, heykeller, anıtlar ve havuzlarla doludur. Yaz aylarında, şehirliler, bu kafeleri doldururlar ve özellikle Noel pazarı, gayet hareketli ve canlı yaşanır.
Ayrıca, şehir bir şampanya şehri olarak da tanınır ve bilinir. Fransa’nın başlıca gastronomi merkezlerinden birisidir ve en ünlü ve prestijli şarap festivallerine ev sahipliği yapmaktadır.
Fransa Reims
Porte Mars
Bu, şehirde bulunan ve antik Roma dönemine ait bir zafer takıdır. 3’ncü yüzyılda yapılan bu anıt, döneminin en geniş kemeri olarak önem kazanmıştır. Evet: anıtın uzunluğu 32 metre, yüksekliği ise 14 metredir. Dış ve iç geçitlerinde ve tavanında, birçok oyma bulunur.
Söylenenlere göre: şehir sakinleri, Romalıların çevredeki birçok ana yolu burada bir araya getirdikleri için, bu kemeri inşa ettikleri söylenir. Aynı dönemde, şehrin çevresi: surlarla çevriliydi.
Kemer: 1555 yılına kadar şehrin kapısı görevini de sürdürmüştür. 1818 yılında ise, çevresindeki binalar temizlenerek, ortaya çıkarılmıştır.
Fransa Reims
Saint Remi Museum
Burası, şehrin tarihi ve arkeolojik müzesidir. UNESCO Dünya Mirası Listesi içindedir. Müzenin koleksiyonlarında, Abbey bölgesinin tarihçesini anlatan objeler bulunur. Müzede, bunun dışında: mozaikler, Jovin mezarı, mezar stelleri, duvar halıları bulunur. Bir oda ise, bölgesel askeri tarihe adanmıştır.
Fransa Reims
Cathedra-le Notre-Dam
13’ncü yüzyıldan kalmadır. I. Dünya savaşında çok hasar görmüş olmasına rağmen, restore edilerek, ülkenin en büyük Gotik yapılarından biri olarak kullanılmaktadır. Özellikle: Krallar Galerisinin üstündeki muhteşem heykellere dikkatinizi çekerim.
Yapının içinde, 13’ncü yüzyıldan kalma vitraylı pencereler bulunmaktadır. Batı girişinin üzerindeki gül pencerede “Bakire Meryem’in hayatı” anlatılmaktadır.
Transeptin kuzey kolunda ise: “Yaratılışın” betimlendiği vitray görülmeye değerdir. Atların tam altında bulunan “Chagall Şapeli”ndeki bir pencerede, Musevi kökenli Rus ressam “İbrahim ve İsa’yı” birlikte betimlemiştir.
Evet, aslında bu manastır, Fransız ihtilali sırasında yağmalanmıştır. Günümüze, manastırın ilk yapıldığı günden kalanlar ise, yalnızca vitraylardır.
Fransa Reims
Saint Remi Bazilikası
Burası, 5’nci yüzyılda yapılmıştır ve katedrale yürüyüş mesafesindedir. Bazilikanın hemen yanında: St. Remi Kraliyet Manastırı olarak isimlendirilen, bir dini yapı daha vardır ki, bu da 17-18’nci yüzyıllara tarihlenmektedir.
Bazilika ise: 11-12-13’ncü yüzyıllarda eklemeler yapılara, günümüze ulaşmıştır. İlk yapılışı, 11’nci yüzyıldır. Bazilikada, kimliği belirsiz bazı mezarlar bulunmaktadır. Kimliği bilinenler arasında ise: kral ve kraliçeler bulunmaktadır.
Palais du Tau
Burası: katedralin hemen yanındadır. Saray ve katedral: Fransa krallarının taç giyme törenlerinde kullanılıyormuş. Krallar, katedrale geçmeden önce, bu sarayda taç giyerlermiş. Taç giyme töreninden sonra, sarayda ziyafet verilirmiş. Saray günümüzde, 1972 yılından bu yana, müze olarak kullanılmaktadır.
Katedralin belli başlı heykellerinin orijinalleri, hemen yapının yanındaki başpiskoposluk konutu olan burada sergilenmektedir.
Bu sergilenenler arasında öne çıkanlar: Reims konukseverliğinin sembolü olan “Gülümseyen Melek” ve Musevilerin, Hıristiyanlık gerçeğini kabul etmemekte inat ettikleri düşünüldüğünden, gözleri bağlı olarak betimlenen “Alegorik Sinegog” figürüdür. Evet, bu yapıda, özellikle heykel ve duvar halıları çok özelliklidir.
Son bir not: gerek katedral ve gerekse bu saray; 1991 yılında UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
Fransa Reims
Şampanya Mahzenleri
Bunlar: eski Gallo-Romen döneminde açılmış taş ocaklarında, kireç tesislerinde bulunan 250 km. lik galerilerdir. Ünlü şampanya üreticilerinin hepsi, buraya tur düzenlerler.
Bazı gezilerin sonunda, buraya has şampanya ikram edilir, ama satın almayı düşünürseniz, fiyatların yüksek olduğunu bilmeniz gerekir.
Vaals şehrine yakınlığı nedeniyle “Vaalserberg” ismini almıştır.
Vaalserberg, aynı zamanda Almanya, Belçika ve Hollanda arasındaki sınır noktasıdır.
Buraya: Hollandaca “Drielandenpunt” denir. Buranın en büyük özelliği: dil, kültür ve tarih farklılıklarına rağmen ülkelerin bir araya gelip uyum içinde bir arada yaşayabileceklerini hatırlatır. Drienlandenpunt’ta güzel kırsal bölgeden geçen çok sayıda yürüyüş ve bisiklet parkuru bulunmaktadır.
Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen
Tarihi:
Yaklaşık 100 yıl önce, üç ülke noktası, dört ülke noktasıydı. 1816 yılında bir sınır anlaşması imzalandı. Bu anlaşma, Kelmis altında bulunan çinko madeni bölgesini üçe böldü. Moresnet kasabası Hollanda’ya eklendi. Mevcut Neu-Moresnet, Purusya Moresnet’i oldu.
Kelmis kasabası ve çinko madenini içeren bölge tarafsız bölge oldu. Dördüncü ülkenin sınır taşı “Tarafsız Moresnet” hala Drielandenpunt’ta bulunmaktadır.
1830 yılında Belçika devrimi olunca durum değişti. Hollanda Krallığının güney kısmı, ayrılarak bağımsız Belçika devleti olarak devam etti.Belçika devletinin gerçeğe dönüşmesinden sonra, gerçek bir dört ülke noktası oluştu.
Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen
II Dünya savaşı öncesinde ve sırasında sınırlar kapatılmış ve özel konumu nedeniyle Vaals izole edilmiştir.
Hatta, üç ülke noktasının bir kısmı, savaş sırasında yok edildi. Eylül 1944 tarihinde, hem Almanya ve hem de Hollanda’nın güzel manzarasına sahip “Wilhelmina Kulesi” çatışmalar sırasında ağır hasar gördü.
Kule, direniş savaşçıları tarafından Aachen şehrine bakış açısı olarak kullanıldı. Alman savunucuları, ağır toplarla kuleye birkaç kez ateş ederek karşılık verdiler ve kule yıkıldı. Wilhelmina Kulesi, Drielandenpunt savaşı sonrasında yeniden yapıldı.
Almanya’nın Aachen şehri de muazzam bir gelişme gösterdi. Evet, günümüzde Aachen şehri, üç ülke sınır noktasına sadece 10 dakika uzaklıktadır.
Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen
Gelelim Günümüze:
Labirent ve hediyelik eşya mağazası, her gün saat 10.00-16.00 arasında açıktır.
Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen
Sınır Taşı:
Anıt, 1926 yılında yeni sınırları ve toprak anlaşmazlıklarının barışçıl çözümünü anmak için dikildi. Üç ulusun uyumlu bir arada yaşamasını simgeliyor ve bölgede ikonik bir dönüm noktası haline geldi.
Hollanda, Belçika ve Almanya ülkelerinin ortasında her ülkenin üç bayrağının bulunduğu bir anıt bulunmaktadır. Anıt bölgenin birliğini temsil ediyor ve turistler için popüler bir fotoğraf noktası olarak hizmet veriyor.
Anıtın çevresinde yürüyüş yapmak mümkündür. Her adımda farklı bir ülkede olacaksınız.
Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen
Hollanda’nın en yüksek yeri:
Burası Vaalserberg’in tepesinde bulunmaktadır. Yükseklik 322.7 metredir. Bu yükseklik dünyadaki diğer dağ sıralarına nazaran mütevazi sayılabilecek olsa da Hollanda’nın en yüksek noktası olma unvanına sahiptir. Günümüzde üç sınır direğine sahip bu anıtın olduğu yerdeki bir taşta ”Hoogste Punt van Nederland” (Hollanda’nın en yüksek noktası) yazmaktadır.
Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen
Labirent:
1992 yılında Avrupa’nın en büyük ve en güzel labirenti burada inşa edildi.
Yeşil bitkiler çok geçmeden büyüdüler ve bir labirente dönüştü ve neredeyse 30 yıl sonra milyonlarca insan burada kayboldu. Labirentin inşa edilmesinden sonra bölge turizm ve rekreasyon açısından hızla gelişti.
Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen
Labirentin merkezindeki altın tacı ararken, yol boyunca cevapları internette dahi kolaylıkla bulunmayan soruların cevaplanması gerekir. Bu arada kendiliğinden fışkıran su duvarlarına dikkat etmek gerekir.
Devasa kelebek şeklindeki çatıya sahip eşsiz giriş binasının yanı sıra onlarca çeşmenin yer aldığı bir su oyun alanı oluşturuldu. Evet labirente giriş ücretli, giriş ücreti 5.50 euro. Labirentte dolaşmak ise, kişi başı 8.50 euro.
Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen
Boudewijntren-Gözlem kulesi
1994 yılında Belçika tarafından açılmıştır. Yükseklik 50 metredir. Daha önce burada 1970 yılında yapılan 33 metrelik başka bir kulenin yerine yapılmıştır. Hollandaca ismi: Boudewinjnotoren’dir. Almanca: Balduin-Turm ve Fransızca Tour Budouin’dir.
Hollanda Aachen
AACHEN:
Almanya’nın Aachen şehri, tüm tanınmış mağazaların bulunduğu güzel bir kültür merkezine sahiptir. Düzenli olarak etkinlikler yapılmaktadır. Şu anda şehirde 60 bin öğrenci bulunmaktadır. Bunlar 4 üniversitede eğitim görüyorlar. Şehirdeki Rathaus ve Katedral gezilebilir.
Hollanda Aachen
Katedral:
Eski şehir merkezindeki Unesco Dünya Mirası alanındadır.
Aachen şehrinin en gözde turistik yerlerinden biridir. 8 nci yüzyılın sonlarında Charlemagne adına inşa edilen binanın günümüzde mimarisi ve mobilyaları, önemini ve heybetini vurgulamaktadır. İçeri girildiğinde göz alıcı iç mekanı ortaya çıkmaktadır.
Katedralin kubbesi, 32 metre yüksekliktedir. Burada 30 kral taç giymiştir. Yapıda kullanılan mozaik fayansların sayısı ise 32 milyon civarındadır.
Şimdi gelelim katedral hakkındaki efsanelere:
Bir zamanlar burada Kolbert adı verilen, hizmetçilerin yıkanma yeri olarak kullanılan kalıcı bir su birikintisi varmış. Efsaneye göre: Aachen’in parti tutkunu halkının, Charlemagne için muhteşem kiliseyi, bugünkü Aachen Katedralini tamamlamak için paraları kalmamıştı.
Uzun süre ne yapacaklarını düşündüler.
İmparator seferlerinden dönmeden mutlaka bitirmek istiyorlardı. Daha sonra asil giyimli bir bey yanlarına yaklaştı ve onlara kiliseyi tamamlamak için ihtiyaç duydukları kadar para sözü verdi. Ancak karşılığında binaya ilk giren kişinin ruhunu almak istiyordu.
Aachen halkı adama yakından baktı, koyu renk giysisi içindeki korkutucu görünüyordu, atın ayağının tabanı ve alnındaki küçük boynuzlar da onları korkutmuştu.
Şeytanla ilgili bir sorun yoksa diye düşündüler. Ancak teklif çok cazip geldi ve anlaşmayı yaptılar. Birkaç hafta içinde Şarlman’ın kilisesi tamamlandı, her şey hazırdı ve İmparatoru bekliyorlardı.
Şeytan ağır bronz kapının arkasına saklandı, zavallı ruhu yakalamaya hazırdı. Aachen halkı bir kez daha ne yapacağını düşündü. Akıllıca Aachen ormanına gittiler ve bir dişi kurt yakaladılar ve onu kiliseye sürdüler. Kapı yavaşça açıldığında şeytan hızla ayağa fırladı ve ruhu yakaladı.
Ancak bunun insan ruhu olmadığını ve aldatıldığını anlayınca öfkelendi. Kiliseden koşarak çıktı ve kapıları arkasından tüm gücüyle çarptı. O kadar sert ki kendi başparmağını sıkıştırdı ve kapıda büyük bir çatlak yarattı.
Katedral hazinesi Alplerin kuzeyindeki en önemli kilise hazinesi olarak kabul edilir. Koleksiyonlarda: kadehler, kutsal emanetler ve sunak parçaları gibi çok sayıda kutsal altın ve gümüş eser yer almaktadır. Şarlman’ın mezar yeri, taç giyme töreni ve hac kilisesi olarak kilisenin uzun geleneğine ve tarihine tanıklık edilir.
Hollanda Aachen
Katcchhof-Meydan:
Bir yanında Aachen katedrali ve diğer yanında ise belediye binası bulunmaktadır. Bu eşsiz bir tarihi arka plana sahip meydan: çok sayıda etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır. Bunlar; Noel pazarları, NetAachen katedral atlama iskelesi veya eski şehirdeki bit pazarı sırasında meydanın özel atmosferi görülmelidir.
Hollanda Aachen
Elisenbrunnen-Kaplıca:
Burası: şehrin kalbinde spa ve yüzme sitesidir. Burada sadece Şarlman değir Romalıların da takdir ettiği kaplıcalar görülür. İki çeşmesi olan klasik bina, gençler ve yaşlılar, Aachen sakinleri ve Aachen dışı sakinleri için popüler bir buluşma noktasıdır.
Kaplıcada çeşmeden akan suyun sıcaklığı 53 derecedir. Yapı ilk olarak 1827 yılında inşa edilmiştir. Günümüzdeki yapı ise 1953 yılında yapılmıştır.
Hollanda Aachen
Pontviertel:
Burası Aachen Pazar Meydanıdır. Çeşitli pub, restoran ve kafelerin yanında ve Aachen’in parke taş döşeli yollarından geçilerek buraya ulaşılır. Pontsrasse’nin ilk bölümü hala genç ve kendini genç hisseden kalabalığın buluşma yeri olarak kabul edilirken, üst kısmı biraz daha sessizliği sevenler için restoran ve barlar bulundurmaktadır.
Burası şehirde bulunan üniversite öğrencilerinin buluşma yeridir.
Luzern şehrinde bulabilecekleriniz şunlar: muhteşem dağ manzaraları, su kenarına kurulmuş bir yerleşim, tarihi kiliseler, ilginç dükkanlar, göz alabildiğince uzanan kırlar, her yıl düzenlenen bir müzik festivali ve biraz önce söylemiştim ya, su kıyısı diye, gölde çarklı vapur turu.
Luzern şehrinin, İsviçre genelindeki durumu şöyle değerlendirilebilir: Bern: idari merkez olarak baş, Zürih: finans merkezi olarak eller ve Luzern ise: ülkenin kalbidir.
Şehir topraklarının: % 26 ormanlık, % 12 tarımsal amaçlı kullanılan araziler, % 60 dağlar, % 2 lik kalan bölümü ise, akarsular ve buzullardan oluşmaktadır. Şehirde yaşayan insanlar değerlendirildiğinde: % 19 yabancı uyruklu yaşamaktadır.
TARİHİ
11’nci yüzyılda, Luzern şehri: bir manastır bulunan, küçük bir balıkçı köyüydü. Ancak, daha sonra, güçlü “Alsalsı Murbach Manastırı” sayesinde, bir ticaret şehri olarak gelişti. 1291 yılına kadar bağımsız kalan şehir, bu tarihte “Habsburglar” tarafından ele geçirildi. Ancak, bunların baskıcı rejiminden bıkan şehir halkı, 1332 yılında, yeni kurulan İsviçre Konfederasyonuna katıldı. 1386 yılında başlayan refah dönemi sırasında, Katolik Luzern şehri insanları, Reform hareketlerine uzun süre direndiler.
18.yüzyılda: şehir, hem ülkenin en büyük kenti ve hem de Katolik İsviçre ülkesinin başkentiydi.
İsviçre Luzern Turizm
TURİZM
Şehirde, Ortaçağdan kalma birçok yapı var. Bunların öne çıkanları: Chapelle köprüsü, 14-17.yüzyıllar arasında yapıldığı düşünülen rahip meclisi binası, Luzern aslan anıtı.
İsviçre Luzern
DİL
İsviçre ülkesinin Almanca konuşulan bir şehridir. Şehirde yaşayan insanların % 85 Almanca, % 3 İtalyanca ve kalan kısmı: Sırp ve Hırvat dillerini konuşmaktadır.
İsviçre Luzern Carnival
CARNİVAL (FASNACHT)
Her yıl, kış mevsimi sonlarında, burada karnaval düzenleniyor. Sokaklar, meydanlar ve dar sokaklar, hareketleniyor. İnsanlar: çeşitli kostümlere bürünerek ve maskeler takarak, dar sokaklarda, karnaval geçit ve gösterileri düzenliyorlar. Karnaval: Perşembe günü başlıyor. Perşembe önemli çünkü, “Dirty Perşembe” olarak değerlendiriliyor. Pazartesi, on binlerce insan karnavala katılıyorlar, Salı günü ise, fenerler, ışıklar ile, gece büyük bir gösteri yürüyüşü düzenleniyor. Geçit töreninden sonra, tüm şehir müzik guruplarının ezgileriyle çınlıyor.
İsviçre Luzern Gezi Planı
GEZİ PLANI
İsviçre Luzern Tarihi Şehir
TARİHİ ŞEHİR
İsviçre Luzern Kepellbrücke
KEPELLBRÜCKE (ŞAPEL KÖPRÜSÜ)
Burası: Reuss ırmağı üzerine inşa edilmiştir. Kentin sembolüdür. Üstü kapalı İsviçre köprülerinin tipik bir örneğidir. Ahşap köprü: 14.yüzyılda; 1333 yılında yapılmış, ancak 1993 yılındaki bir yangında büyük zarar görmüştür. Ancak, 1994 yılında yeniden yapılmıştır. Motorlu araç trafiğine kapalıdır. Köprünün uzunluğu: 204 metredir.
Tavan kirişlerini oluşturduğu bölümleri süsleyen resimler var. Bunlar, yaklaşık 100 tane ve 17.yüzyılda yapılmışlar. Bu resimlerde: şehrin kahramanları, koruyucu azizleri ve İsviçre tarihindeki bazı önemli olaylar betimlenmiştir.
Köprünün hemen yanında: bir kule var.
İsviçre Luzern Wasserturm
WASSERTURM (SU KULESİ)
Hemen köprünün bitişiğindedir. Sekizgen yapı, 19.yüzyılda yapılmıştır. Sırası ile, hapishane, arşiv kütüphanesi ve hazine binası olarak kullanılmıştır. Yüksekliği: 43 metredir. Tuğladan yapılmıştır. Günümüzde, şehir surlarının bir parçası olan bu kule: dernek salonu olarak kullanılıyor. Kule ve köprü, Lucerne şehrinde, en çok fotoğraflanan mimari yapılardır.
Köprünün biraz ilerisine yürüdüğünüzde, burada bir kilise var.
İsviçre Luzern Jesuitenkirche
JESUİTENKİRCHE (CİZVİT KİLİSESİ)
Nehrin sol yakasındadır. Ülkedeki, en güzel barok yapıların başında gelir. 17.yüzyılda yapılmıştır. 1750 yılında tamamlanan iç mekanı gayet güzel. Burada: pembe renkli, alçı bezemeler ve freskler var. Kuleleri, 1893 yılında tamamlanmıştır. Kilise yapısı, 1970’lerde yenilenmiştir.
Reuss nehri kıyısından, içeriye doğru: Bahnhof Str. izleyerek yürüyün. Karşınıza bir kilise çıkacak.
İsviçre Luzern Franziskaner Kirche
FRANZİSKANER KİRCHE (FRANSİSKEN KİLİSESİ)
13. yüzyılda yapılmıştır. Uzun süre, kentin mezarlığı olarak kullanılmıştır.
Geri dönün, nehir kıyısı boyunca yürümeyi sürdürün.
Burayı geçin ve karşınıza, ahşap bir köprü çıkacak.
İsviçre Luzern Spreuer Brücke
SPREUER BRÜCKE (DEĞİRMEN KÖPRÜSÜ)
Bu köprü, 15.yüzyıldan kalmadır. Şehirde, üstü kapalı ikinci köprüdür. 1625-1632 yılları arasında yapılan resimlerle, dekore edilmiştir. Bu resimlerde, genellikle, Ortaçağ’da yaygın olarak işlenen “Ölüm Dansı” işlenmiştir. Köprü, 1566 yılında, sel sonucu tahrip olmuştur.
Nehrin sağ yakasında: şehrin en etkileyici bölümünün girişi var.
İsviçre Luzern Wein Markt
WEİN MARKT (ŞARAP PAZARI MEYDANI)
Burası, ortaçağ döneminde, şehrin merkezidir. Meydanın çevresinde: lonca binaları, butikler ve soylulara ait evlerin güzel ön cepheleri dikkatleri çekiyor.
İsviçre Luzern
Özellikle: 1530 yılında inşa edilen “WEİNMARKTT APOTHEKE” yani “Şarap Pazarı Eczanesi” mutlaka görmenizi önereceğim bir yer. Burası: 1545-1614 yılları arasında, Eczacı Renwald Cysar tarafından işletilmiştir. Bina: eski yapısı ve ilginç mimarisiyle ilgi çekiyor. Mutlaka uğrayın.
İsviçre Luzern
Meydanın yan tarafında ise: HİRSCHEN PLATZ (Geyik Meydanı) bulunuyor. Burası da, tarihi binalarla çevrili ve bir zamanlar “domuz pazarı” olarak hizmet vermiştir.
İsviçre Luzern Rathaus
RATHAUS (BELEDİYE BİNASI)
İtalyan, Rönesans stilinde, Anton Isenmann tarafından, 1602-1606 yılları arasında yapılmıştır. Binanın çevresinde: soylu evleri var ve bunlar, kat kat kemerli geçitlerle birbirine bağlıdır. Reusa bakan cephede, hala, haftalık Pazar kurulmaktadır. Ayrıca: konser ve sergi alanı olarak da kullanılıyor.
Reuss’tan dönerken, bir yere uğramanızı önereceğim.
İsviçre Luzern Musegg Mauer
MUSEGG MAUER
Burası, Avrupa’nın en iyi korunmuş ve en uzun surunun bir bölümüdür. 1350-1408 yılları arasında inşa edilmiştir. Uzunluğu, yaklaşık: 870 metredir. Bu surlar: yaklaşık 600 yıl öncesinden, günümüze gayet sağlam olarak gelmiştir.
Su kulesi ve şapel: şehir surlarının dönüm noktasıdır. Özellikle, kuleler, yapıldığı dönemde, şehre gelenler tarafından görüldüğünde, etkilenmemeleri olanaksız imiş.
Surların ve kulelerin bazı kısımları, ziyarete açıktır.
İsviçre Luzern Zyt Kulesi
ZYT KULESİ
Zyt kulesi, surlar üzerindeki, beşinci kuledir. Burada, şehrin en eski saati var. Saat: 1535 yılında yapılmış ve her saat başından, bir dakika önce: çanları çalıyor. Balıkçılar bu saate bakıyorlarmış. Eğer, kulelere tırmanıp gezmek isterseniz, buzlu havalarda bu biraz zor. Ayrıca, yanınızda mutlaka uygun ayakkabı bulundurmanız gerekiyor. Unutmayın, duvar yani şehir surları ve kuleler: sadece, Ekim-Mayıs ayları arasında açık. Yani, kışın kapalı.
Buradan sonra, kısa bir yürüyüş yapıyorsunuz. Yürürken: MUSEUM PLATZ ve LÖWEN PLATZ meydanlarını geçiyorsunuz ve bir alana geliyorsunuz. Bu alanda bir anıt var.
İsviçre Luzern Löwendenkmall
LÖWENDENKMAL (ASLAN ANITI)
Burası: dünyanın en etkileyici, ancak en mahzun taş kütlesi olarak tanımlanıyor. Anıt: 10 Ağustos 1792 tarihinde, Fransız devrimi sırasında, kral ve ailesini korurken hayatını kaybeden 760 İsviçreli askerin anısına dikilmiştir. Taşa oyulan, ölümcül bir mızrak yarası almış aslan figürü: 1821 yılında, Danimarkalı heykeltıraş Bertel Thorvaldsen tarafından yapılmıştır. Anıt: 20 metre yüksekliğindedir. Duvara, oyulmuştur.
Heykelin hemen yanında, yine değişik bir yer var.
SCHER GARTEN (BUZ BAHÇESİ)
Bu bölgeyi kaplayan buzulların, 20.000 yıl önce oluşturduğu, derin çukurların bulunduğu bir yer. Buradaki park müzesini gezebilirsiniz. Müzede: fosiller ve mineraller sergileniyor. Mağara: 1872 yılında keşfedilmiştir.
Hemen yakında: bir resim bulunuyor.
İsviçre Luzern Bourbaki Panarama Resmi
BOURBAKİ PANARAMA RESMİ
General Bourbaki yönetimindeki Fransız ordusunun, 1870-1871 yılları arasında, Fransa-Almanya savaşı sırasında, İsviçre’ye geçişlerini gösteriyor. Daha sonra: Prusyalılara yenilmelerinin ardından, ülkelerine geri dönüşümünü betimleyen bir resim. Resmin yüksekliği: 10 metre ve genişliği: 114 metredir. Sahneler, üç boyutlu olarak hazırlanmış, tüm sahne plastik olarak tasarlanmıştır. Resimler: Edouard Castres tarafından 1881 yılında yapılmıştır.
Burası, dünya üzerindeki birkaç panaromik tablolardan biridir. 2000 yılında, buradaki yuvarlak binada, kapsamlı bir yenileme yapılmıştır.
İsviçre Luzern Verkehrshaus Der Schweiz
VERKEHRSHAUS DER SCHWEİZ (İSVİÇRE ULAŞIM MÜZESİ)
Burası ilginç bir müze. Teknolojik gelişmelerden geri kalmamak için, müzedeki objeler sürekli güncelleniyormuş. Kendi türünde, yani bu konuda, Avrupa’nın en büyük ve en kapsamlı müzesidir. Aynı zamanda, İsviçre’de en çok ziyaret edilen müzedir. 1957 yılında yapımına başlanan müze, 1959 yılında bitirilmiş ve İsviçre’nin biraz önce söylediğim gibi, en popüler müzelerinden biri olmuştur.
Havacılık bölümünde görebilecekleriniz şunlar: erken dönem uçaklar, ilk Amerikan uzay yolculuğunda kullanılan uzay kapsülleri ve bir ay taşı var. Demiryolu bölümünde: birçok lokomotif sergileniyor. Ayrıca: bir film gösterisi sunuluyor. 20 dakikalık bu gösteride: İsviçre kültürü ve gelenekleri tanıtılıyor. Otomotiv tarihine de yer verilmiş. Müzede, 30’dan fazla uçak bulunuyor. Dünya üzerindeki, ilk kablolu asansör “Wetterhorn asansör” de burada sergileniyor.
RICHARD WAGNER MÜZESİ
Burası: ünlü bestecinin, 1866-1873 yılları arasında yaşadığı, Haus Tribschen’dedir. Villa: harika bir burunda inşa edilmiştir. Dolayısıyla, muhteşem manzara var. Wagner: “beni buradan hiçbir şey ayıramaz” demiştir. Müzenin giriş katında: mektuplar, fotoğraflar ve bestecinin piyanosu sergileniyor. Üst katta ise: çeşitli antika ve egzotik enstrümanlar koleksiyonu sergileniyor.
İsviçre Luzern Kunst Museum Luzern
KUNST MUSEUM LUZERN
Kültür ve Kongre Merkezi, 1996 yılında açılmıştır. Giriş istasyonu, müzenin üst katındadır. Yukarıda, doğal ışıkla aydınlatılmış, sergi mekanları var. Burada: göl ve istasyon meydanının güzel manzaraları izlenebiliyor. Burada sergilenen eserler, toplama ve İsviçre ağırlıklı. Ayrıca, güncel sanatçıların kişisel sergileri de burada sık sık yapılıyor.
İsviçre Luzern Doğal Tarih Müzesi
DOĞAL TARİH MÜZESİ
Müzenin kuruluş öyküsü, 18.yüzyılda başlar. Müzenin ana felsefesi: doğanın korunması, bilimsel araştırılması, insanlarda doğa ve çevre bilinci yaratılması. Müzenin bulunduğu yapı: 1976 yılında yapılmıştır.
İsviçre Luzern Gölü
LUZERN GÖLÜ
Bu yörelere giderseniz: mutlaka, gölde, yazın vapurla ve kışın motorlu tekneyle bir gezi yapmanızı öneririm. Gölün güney yakasında: yüksek dağ zirveleri var.
Küssnacht körfezinde: meyve bahçeleri ve güzel, sivri çatılı evler var.
Gölün yukarısında: Weggis’in hemen karşısında, Bürgenstock denilen, muhteşem bir kayak merkezi var. Burası: Avrupa’nın en ünlü kayak merkezlerinden biridir. Günümüzde, hala, ünlülerin ilgisini çekmeye devam ediyor.
Gölün, Brunnen’in karşısında kalan sahilinde: su içinde yükselen bir kaya bloku var. Yüksekliği: 28 metredir. Bu kaya bloku: Wilhelm Tell efsanesini yazan, Alman yazar Schiller’e adanmıştır.
Evet: özellikle, göl kıyısındaki “İsviçre yolu” yürüyüş severler için çok idealdir. Buraya, birçok ulaşım aracı ile ulaşmanız mümkün.
LUZERN ŞEHRİNİN DOĞUSU
ZUG
Luzern şehrinin doğusunda: Zug bulunuyor. Zug şehrinde yaşayanlar, ülkenin en zengin vatandaşlarıdır. Uluslar arası ekonomi ve finans çevreleri, Zug şehrini, para cenneti olarak değerlendiriyorlar. Birçok ticari firma ve villa, Zug şehrindedir.
Zug şehri: tüm bunların dışında, günümüze kadar korunmuş, tarihi taş duvarlarıyla tanınıyor. Şehirde: modern ve tarihi yapılar, gayet uyumlu olarak bir arada bulunuyor.
Şehirde gezilecek yerler: Fischmarkt (balık pazarı), Untergasse ve Obergasse bölgeleri: Ortaçağ dönemlerini anımsatıyor. Rathaus (Belediye Binası)’un konsey salonu, ilgi çekiyor. Bu arada: özellikle görmenizi önereceğim bir yapı: Zytturm yani saat kulesi. Hemen yakınlarda: Sankt-Oswalds Kirche yani Aziz Oswald Kilisesini görebilirsiniz. Yapının giriş kapısı üzerinde, ilginç bir heykel gurubu var. Kilisenin hemen arkasında ise, bir tarih müzesi olan “Burg” bulunuyor.
EİNSİEDELN
Burası, önemli bir hac bölgesidir. Luzern şehrine, bir saat uzaklıktadır. Burada en ilgi çeken yer: Benedikten Manastırıdır.
Kentin geçmişi: 10.yüzyılda, Meinrad isimli bir keşişin, inzivaya çekildiği ormanda, öldürülmesine kadar gidiyor. Takip eden yıllarda, bu keşiş için dinsel törenler düzenlenmiş ve bir manastır kurulmuştur. Kilise ve çevresinde görülen binalar: bu bölgede yaklaşık 40 yıl yaşamış olan, Caspar Moosbrugger tarafından yapılmıştır. Manastır kilisesi: çift kulesiyle dikkati çekiyor. Yapının içi: Münihli Asam kardeşler tarafından dekore edilmiş olup, altın rengi ve beyazla bezelidir.
Keşiş Meinrad’ın öldürüldüğü yerde: bir şapel inşa edilmiş. Burada: bir heykel var: Siyah Madonna heykeli. Bu şapelde, dualarının kabul edileceğini uman, Hıristiyan hacılar: bu şapeli yoğun olarak ziyaret ediyorlar. Keşişler, burada, org eşliğinde, Gregoryan ilahiler söylüyorlar. Tam bir mistik hava oluşturulmuş.
Burada: günümüzde, 100 keşiş ve 50 din adamının yaşadığı bir topluluk oluşturulmuş.
GLETSCHER GARTEN (BUZ BAHÇESİ)
Bu bölgeyi kaplayan buzulların, 20.000 yıl önce oluşturduğu, derin çukurların bulunduğu bir yer. Buradaki park müzesini gezebilirsiniz. Müzede: fosiller ve mineraller sergileniyor. Mağara: 1872 yılında keşfedilmiştir.
Hemen yakında: bir resim bulunuyor.
BOURBAKİ PANARAMA RESMİ
General Bourbaki yönetimindeki Fransız ordusunun, 1870-1871 yılları arasında, Fransa-Almanya savaşı sırasında, İsviçre’ye geçişlerini gösteriyor. Daha sonra: Prusyalılara yenilmelerinin ardından, ülkelerine geri dönüşümünü betimleyen bir resim. Resmin yüksekliği: 10 metre ve genişliği: 114 metredir. Sahneler, üç boyutlu olarak hazırlanmış, tüm sahne plastik olarak tasarlanmıştır. Resimler: Edouard Castres tarafından 1881 yılında yapılmıştır.
Burası, dünya üzerindeki birkaç panaromik tablolardan biridir. 2000 yılında, buradaki yuvarlak binada, kapsamlı bir yenileme yapılmıştır.
VERKEHRSHAUS DER SCHWEİZ (İSVİÇRE ULAŞIM MÜZESİ)
Burası ilginç bir müze. Teknelojik gelişmelerden geri kalmamak için, müzedeki objeler sürekli güncelleniyormuş. Kendi türünde, yani bu konuda, Avrupa’nın en büyük ve en kapsamlı müzesidir. Aynı zamanda, İsviçre’de en çok ziyaret edilen müzedir. 1957 yılında yapımına başlanan müze, 1959 yılında bitirilmiş ve İsviçre’nin biraz önce söylediğim gibi, en popüler müzelerinden biri olmuştur.
Havacılık bölümünde görebilecekleriniz şunlar: erken dönem uçaklar, ilk Amerikan uzay yolculuğunda kullanılan uzay kapsülleri ve bir ay taşı var. Demiryolu bölümünde: birçok lokomotif sergileniyor. Ayrıca: bir film gösterisi sunuluyor. 20 dakikalık bu gösteride: İsviçre kültürü ve gelenekleri tanıtılıyor. Otomotiv tarihine de yer verilmiş. Müzede, 30’dan fazla uçak bulunuyor. Dünya üzerindeki, ilk kablolu asansör “Wetterhorn asansör” de burada sergileniyor.