Buralardan yolu geçen veya Paris şehrine gezmeye giden ve zamanı olan gezginlere, mutlaka buraya gitmelerini ve muhteşem güzelliği görmelerini öneriyorum.
Evet: Mont-St-Michel: Burası: Normandiya ile Britanya arasındaki sınırda bulunan bir adadır. 9’ncu yüzyıldan sonra, burada yerleşim görülür. Tamamı kesme taşlardan yapılmış evler inşa edilir ve bu evler, kayalığın tepe noktasına doğru uzanırken, en tepeye kilise oturtulur ve kilisenin çan kulesi de gündeme geldiğinde, kaya parçasının yani adanın muhteşem bir manzarası ortaya çıkar.
Buraya ulaşmak için, Paris’ten trene binebilirsiniz. Yolculuk, gidiş-geliş toplam 6 saat sürmektedir ve Paris şehrinde, buraya tur düzenleyen seyahat acentaları bulunmaktadır.
Evet, kilise deniz seviyesinden, yaklaşık 80 metre yükseklikte inşa edilmiştir ve çan kulesi de eklenince, gerçekten muhteşem bir görüntü ortaya çıkıyor. Zaten adanın en yüksek noktası, deniz seviyesinden 92 metre yüksekliktedir.
Sonuçta burada bulunan “Merveille de I’Occident” denilen yer, tam bir “Batı Dünyası Harikası” olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle: Mont Saint-Michel adası ve körfezi: 1979 yılında, UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası” listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
Ada, her yıl yaklaşık 3 milyon civarında turist tarafından ziyaret edilmektedir.
Fransa Mont-St-Michel
Gel-git
Adanın çevresindeki koyda, gel-git büyük önem taşıyor. Çünkü: sular geldiğinde ki saniyede 1 metrelik bir hızla gelmektedir, yaklaşık 12.20 metrelik bir su yüksekliği sağlanıyor. Yüksek gel-git: 36 ile 48 saatte bir gerçekleşiyor.
Bahar gel-gitleri sırasında: deniz, kıyıdan 15 km. uzağa gidiyor ve çok hızlı bir şekilde tekrar geri gelebiliyor. Evet, adanın en büyük özelliği, bu muhteşem görsellik yanında, Avrupa’nın en hızlı gel-git olaylarının yaşandığı yer olmasıdır.
Buraya yolunuz düşer de giderseniz, sabah saatlerinde gördüğünüz kumsalın, öğleden sonra saatlerinde deniz tarafından doldurulduğunu ve kaya bloğunun adaya dönüştüğünü görebiliyorsunuz.
Fransa Mont-St-MichelFransa Mont-St-MichelFransa Mont-St-Michel
GEZİLECEK YERLER
Adada yapılacak gezi için: öncelikle demir parmaklıklar ile güçlendirilmiş; “Kral kapısı” yani “Boulevard kapısı” denilen yerden giriliyor. Daha sonra “Grande Rue” veya ana cadde karşınıza çıkıyor. Bu ana cadde üzerinde: müzeler, alışveriş mağazaları ve 15 ile 16’ncı yüzyıllardan kalma evler göreceksiniz.
Yine bu ana cadde üzerindeki “St-Pierre kilisesi” balıkçıların koruyucu azizi adına adanmış ve 15-16’ncı yüzyıllarda yapılmış bir yapıdır.
Yürümeye devam ettiğinizde: “Grande Degre” denilen yere ulaşıyorsunuz. Surlara doğru ilerlerken, Abbey kilisesini görebilirsiniz. Daha sonra ise, körfezin güzel ve eşsiz manzarası karşınıza çıkıyor.
Evet: tepenin eteklerinden en üst noktaya doğru uzanan evler ve en tepe noktada kilise-manastır görülüyor. Sokakların tümü, kesme taştan ve iki kişinin ancak geçebileceği genişlikte yapılmıştır.
Sokakların kalabalık olduğunu unutmayın, yani bu muhteşem güzelliği gezmek biraz zahmetli de olsa, inanın değecektir. Gücünüz yeterse, kilisenin sarmal merdivenine tırmanarak, bölgenin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.
Bu arada: kaya üstündeki yerleşimi gezebileceğiniz gibi: kayanın bulunduğu alanda da gezebilir ve fotoğraf çekebilirsiniz, ancak burada muhteşem bir balçık var ve kaymadan yürümek pek mümkün değil.
Ayrıca: gel-git olaylarını da takip etmek gerekir. Eskiden: gel-git olayları takip edilmediğinden, buraya ulaşmaya çalışanlar, 15 km. uzaklıktan, yarım saat içinde kıyıya ulaşan denizin 15 metreye varan derinliğinden olumsuz etkileniyorlarmış.
Abbey bölgesini gezmek isterseniz: yıl içinde sürekli açık olduğunu bilmelisiniz. Yalnızca: 1 Ocak, 1 Mayıs ve 25 Aralık tarihlerinde kapalıdır. Rehberli turlar eşliğinde gezilebilir.
Manastırın girişinde giriş bileti almanız gerekiyor. Bilet ücretleri, yetişkinler 9 Euro, öğrenciler 5.5 Euro’dur. Ancak: AB üyesi olan ve olmayanlar için ayrı bilet ücreti alınıyor.
Fransa Mont-St-Michel Merveille De I’Occident AbbeyFransa Mont-St-MichelFransa Mont-St-Michel
MERVEİLLE DE I’OCCİDENT-ABBEY
Bu muhteşem manastır: denizdeki bir kayanın üzerinde dik yamaçlara doğru yükselmektedir.
Dağın: su üzerinde kalan granit kısımların çevresindeki koylar çamurla dolduğundan, burası ada görünümünü kaybetmiştir.
Bu arada, terasların oluşturulduğu bu granit blokların, buraya 40 km. uzaktan getirildiği söyleniyor.
Yalnızca: gel-git esnasında, burası ada görünümünü alır. İlkbahar ve Sonbahar mevsimlerinde: deniz, 15 kilometrelik bir mesafede, hızla ilerler ve manastırın bulunduğu kaya parçası ada haline gelir.
Aslında: burası ilk yapıldığında, kumların üzerinde yürüyerek buraya gelen hacılar için, bu durum tehlike yaratıyormuş, çünkü burayı yani adayı anakaraya bağlayan yol: 1874 yılında yapılmıştır.
Gelelim, bu muhteşem manastırın yapılış hikayesine
709 yılında yakınlardaki Avranches şehrinin piskoposu: bir rüya görür ve rüyasında “St Michael” kendisinden bir kilise yaptırmasını ister.
Bunun üzerine, piskopos: bir zamanlar “Kelt” mezarlığı olan ve “Mont-Tobme” olarak bilinen bu araziye: küçük bir kilise yaptırır. Günümüzde, St. Michael’in altın heykeli, kilise kulesinin tepesinde, tüm adaya bakar konumda bulunmaktadır.
966 yılında ise, bu kez Normandiya Dükü, kaya üzerinde bir Romanesk kilise yaptırır. 11’nci yüzyıla gelindiğinde, kaya tepe üzerinde, Romanesk manastır yükselir. 1017 yılında, Benedikten keşişleri, kahverengi granit bloklarla desteklenen platform üzerine, düz çatılı manastırı inşa etmeye başlarlar.
İlk manastır binaları yine aynı dönemde, kuzey duvarı karşısına inşa edilir. 12’nci yüzyıla gelindiğinde, Romanesk manastır binaları, batı ve güneye doğru uzanmaya devam eder. 13’ncü yüzyılda ise, Fransa kralı Philipp Augustus tarafından yapılan bağış ile, manastırın yemekhane bölümü tamamlanır.
14’ncü yüzyılda, “Yüz yıl savaşları” sırasında, İngiliz saldırılarından korunmak için, manastır çevresine büyük bir set çekilir ve hatta toplar yerleştirilir. 15’nci yüzyılda, 1421 yılında, manastır-kilise restorasyon geçirir.
Fransız Devrimi ve imparatorluk günlerinde ise, burası bir hapishane olarak kullanılır. 19’ncü yüzyılın sonunda ise yeniden restore edilir ve Hıristiyanların “hac yeri” olarak kullanılır.
Manastırın 1000 yıl kutlamaları ise, 1966 yılında yapılmıştır.
Evet: buraya yolunuz düşerse: 1 saat süren rehberli bir tura katılabilirsiniz. Bu tur ile: en üst terastan koyun muhteşem bir manzarasını izleyebilirsiniz. Ayrıca: manastır binasının 3 katını gezebilirsiniz.
En üst katta: kilise, manastır, yemekhane bulunuyor.
Orta katta: “Salle des Chevaliers” yani “Şövalyeler Salonu” ve Salle des Hotes” yani “Konuk Salonu” görülüyor.
En alt katta: depo ve imarethane görülüyor.
Fransa Mont-St-Michel Manastır KilisesiFransa Mont-St-MichelFransa Mont-St-Michel
Manastır Kilisesi
Kilisenin koro bölümü ilgi çeker.
Arkadlı avlunun deniz tarafındaki muhteşem sütunlarını görmelisiniz.
Fransa Mont-St-Michel Archeoscope Museum
Archeoscope Museum
Bu muhteşem anıt ve kutsal yerin tarihini ve inşaat aşamalarını öğrenmek isterseniz, bu müzeyi ziyaret etmeniz gerekir.
Tarih Museum
Burada: eski silahlar, tablolar, heykeller ve saatlerden oluşan bir koleksiyon sergileniyor.
Şehir: Zuid-Willemsvaart ve Aa nehri üzerindedir. Şehir, bir zamanlar Hollanda’nın en müreffeh sanayi şehirlerinden biri olarak görülürdü. Bir dizi tekstil üreticisi ve metal işçisi burada üsler kurdu. Bazıları fabrikaya dönüştürülmüş, diğerleri ise boş duran bir dizi şık, eski fabrika dışında, bu döneme ait çok az iz kalmıştır.
Helmond Zuid-Willemsvaart nehri:
Zuid-Willemsvaart nehri:
Bu aslında bir kanaldır.
1800’lüyıllarda makineleşmenin gelişiyle Helmond sanayisinde, özellikle de tekstil imalatında büyük bir büyüme yaşandı. Demir yapımı ve metal işleme fabrikalarında da genişleme yaşandı. Endüstrilerin mallarını taşıyacak araçlara sahip olması gerektiğinden, Kral Wilem I’in emriyle Hertogenbasch’tan Maastrich şehrine kadar kanallar inşa edildi.
Zuid illemsvaart kanalının kenarındaki fabrika sahipleri için inşa edilmiş devasa evler vardı. Kanal şehir ekonomisini büyük ölçüde geliştirdi ve Helmond, beraberinde getirdiği ticaret artışıyla zenginleşti.
Bir çok önemli su yolu buraya bağlanmaktadır. Yaklaşık uzunluğu 122 metredir. Küçük kanal, her iki tarafındaki patikalarda hareketli, teraslı barlar ve restoranlar bulunmaktadır.
Tarihi:
Yazılı kaynaklarda şehirden ilk olarak 1179 yılında “Papa III Alexander” tarafından söz edilmiştir.
Şehir, 1225 yılında Braban Dükü Henry I tarafından kurulmuştur. Şehir, yüzyıllar boyunca “tekstil” endüstrisinin merkeziydi. Günümüzde: tekstil endüstrisinin kalıntıları: tekstil üreticisi ailelerin kanal ve Aarle üzerindeki bazı villaları ve halen aktif olan iki şirket olan Raymakers şirketi ve Visco’dur. Visco: 19’ncu yüzyılın ortalarından beri, baskılı pamuklu kumaş üretiyor.
Yerel yeşil renkli bir koleksiyon ile güçlü bir Pazar konumu oluşturdu.
Alışveriş:
Şehirdeki alışveriş yerleri: merkez, Veestraat ve De Markt civarındadır.
Alsas Passage:
Helmond merkezinde evlerin ve otoparkların bulunduğu kapalı bir alışveriş merkezidir.
Pasaj: Veestraat ve Markt arasında bir bağlantı oluşturur. 1955 yılında yıkılan Heilig Hartkek alışveriş merkezinin bulunduğu yere yapılmıştır. 1987-1988 yılları arasında: merkez genişletildi ve merkeze sivri çatılı yeni bir çatı eklendi.
Günümüzde burada yaklaşık 44 mağaza ve restoran bulunmaktadır. Ayrıca 40 konut-daire ve 195 araçlık yer altı otoparkı vardır. Pasajın isminin kaynağı: yapı yapılmadan önce, aralarında Alsas’tan gelen misafir işçiler için kullanılan bir misafirhane yıkılmıştır. Pasajın ismi buradan gelmektedir.
Helmond efsanesi kediler
Kedi, Karnaval ve Festivaller:
Bir zamanlar yoksulluğa bağlı olarak kedi ya da dam tavşanı yedikleri söylenir.
Larousse’ye göre, kedinin tadı: tavşana benzemektedir. Açlık kışı sırasında birçok kedi kızartılarak yenmiştir.
İnsanlar: sokak kedilerini yakalayıp onları manastırın çatı katına getiren ve orada bulunan farelerle ziyafet çekebilecekleri kedi dostu Capuchin Peder Nicodemus’un hikayesini iyi biliyorlar.
Kedi, her türlü web sitesi ve aktivitede şakacı olarak karşınıza çıkacaktır.
Örneğin: her yıl Haziran ayında düzenlenen “De Cacaofabriek ve Muziekcafe Helmund” festivalinde ana tema kedidir.
Ayrıca: Ekim ayının son hafta sonu her yıl merkezde “Blues Festivali” düzenlenir.
Blues Route Helmond, Benelüks bölgesinde en büyük ücretsiz blues festivallerinden biridir. Gösterilerin tamamı, kapalı tiyatrolarda, kafelerde ve pop mekanlarında yapılıyor. Bu yüzden gösterilerde havanın etkisi azdır.
Helmond Karnaval
Helmond, gerçek bir karnaval şehridir. Şehirde birçok karnaval derneği ve şehir karnavalına katılan her yıl on binlerce ziyaretçiyi buraya çeken bir vakıf vardır. 2023 yılı karnavalı, 18 Şubat ve 21 Şubat 2023 tarihleri arasında yapılmıştır.
Helmond Karnaval
2024 yılı karnavalı ise 9-13 Şubat 2024 tarihleri arasında yapılacaktır.
GEZİLECEK YERLER:
Helmond Kale
Kale:
Kare şeklindeki mevcut kalenin yapımına 1325 yılı civarında başlanır.
Mevcut kaleden önce ise, 1981 yılında yapılan kazılarda bulunan temellerin ve sanat eserlerinin ortaya çıkarıldığı eski bir kale bulunmaktadır.
Kalenin kat planı, yaklaşık 35 x 35 metredir. Giriş bir kapı evi aracılığıyla kuzey taraftadır.
Mevcut kale, başlangıçta Van Berlaer ailesine aitti.
1433 yılında bu ailenin yerine, Cortenbach ailesi geçti.
1683 yılında kale, evlilik yoluyla Arberg ailesinin eline geçti.
Darphane ustası Carel Frederik Wesselman, 1781 yılında Helmond kalesinin bulunduğu malikaneyi satın aldı.
Helmond Kale
1549 yılında kalede şiddetli bir yangın çıktı ve batı kanadına ve binanın çatılarına zarar verdi. Ancak tam bir yıkım olmadı.
1602 yılında devletin askerleri tarafından kale bir kez daha saldırıya uğradı, hafif tahkimli kaleye toplarla saldırdılar ve içerideki birlikler sonunda teslim olmak zorunda kaldılar.
1921 yılında kalenin mülkiye hakkı: Helmond Belediyesine devredildi.
1923 yılından sonra, kale kapsamlı bir tadilattan sonra Belediye Binası olarak kullanılmaya başlandı. Bu yenileme sırasında, orijinal odaların önüne bir koridor sistemi inşa edildi. Orijinal iç mekandan, neredeyse hiçbir şey kalmadı.
Helmond Kale
1970 yılında yeni Belediye Binası hizmete girince, Belediye buradan ayrıldı ve 1982 yılından itibaren “Helmond Müzesi” buradadır.
Kale, aynı zamanda düğün mekanı olarak da kullanılıyor.
Evet, kalenin günümüzde çevresinde bir hendek var.
Eskiden çift hendek halkası varmış. Ancak günümüzde sadece binanın çevresindeki hendek kalmıştır.
Helmond Kale
Kalenin 4 tarafı ve köşelerde 4 yuvarlak kulesi vardır. Bu kulelerin çapı 8 metredir.
Günümüzde: kaleye dışarıdan bakıldığında antik taş işçiliği ve geleneksel kuleleri, asma köprüsü ve devasa ahşap kapısıyla resimli bir ortaçağ kalesinin tüm özellikleri görülmektedir.
Kalenin çevresi büyük bir parkla çevrilidir.
Helmond Reform Kilisesi
Reform Kilisesi:
Kalenin yakınındadır.
1848 yılından kalmadır. Halen ulusal anıt olarak koruma altındadır. Çarpıcı derecede yüksek ve sivri bir merkezi kuleye sahiptir. Bina, 1963 yılına kadar kilise olarak kullanılmış, 1973-1983 yılları arasında Belediye Arşivi olarak kullanılmıştır. Daha sonra ise 2007 yılından bu yana bir hukuk firması tarafından ofis olarak kullanılmaktadır.
Helmond Küp evler
Küp Evler- Theatre Speelhuis:
3 küp ev; Helmond şehrinin en simgesel yapısıdır.
1974-1975 yılları arasında: 18 tane küp ev ve Thearte Speelhuis;Piet Blom tarafından tasarlanmıştır. Kendisi Rotterdam şehrindeki küp evleri de tasarlamıştır.
Tasarıma göre: her evin bir ağacı ve tüm evlerin birlikte bir ormanı temsil ettiği şehir içindeki bir köyü temsil ediyor. Küp evlerin ana fikri, esas olarak bir ev olarak içerisindeki odaların daha iyi dağıtılması için alanı optimize etmektir.
Helmond Küp evler
Başlangıçta Kasım 1975 tarihinde bir Amerikan Dergisi tasarımı “Devasa zarlara benzeyen” olarak tanımladı.
Ancak Spelhuis, 2011 tarihinde çıkan bir yangında yanarak yok olmuştur. Günümüze sadece 3 tane küp ev kalmıştır. Yangın sonunda küp evler, yenilendi.
Küp evlerde: taşıyıcı kolonlar ve zeminler betonarme malzemeden yapılmıştır. Eğimli küp: içi ve dışı çimento-ahşap lifli levhalarla kaplanmış, ahşap bir iskeletten oluşmaktadır.
Günümüzde Tiyatro, Meryem Ana kilisesinde devam etmektedir. Kilise, 3 ters küp evden 100 metre uzaklıktadır.
Helmond Vlisco
Vlisco:
Hollandalı bir tekstil baskı şirketidir. Batı Afrika ülkelerine yönelik kumaşlar üretilmektedir.
Yaklaşık 1980 yılından bu yana, Afrikalı tüketiciye odaklanmış, ünlü desenli, parlak renkli Hollanda Balmumu (Hollandais) baskıları yapılır.
Burada üretilen geleneksel elbiseler, etekler, başörtüleri ve ceketler dikilmek üzere genellikle Gana veya Fildişi sahili gibi ülkelere gönderilmektedir.
Şirketin kökenleri: mütevazi bir tekstil el baskı mağazasının açıldığı 19’ncu yüzyıl başlarına dayanmaktadır.
1889 yılında şirket, 294 çalışanı ile ülkenin en büyük pamuklu baskı şirketiydi.
Helmond Vlisco
1900’lerde işgücü yaklaşık 580 kişi oldu.
Visco, Temmuz 2017 yılında satıldı. Daha sonra Çin sahte batiklerinin şiddetli rekabetine ayak uyduramadı. 2014 yılında hızla düşen petrol fiyatları ve Ebola salgını nedeniyle Batı Afrika ekonomilerinin ağır darbe almasıyla piyasa kötüleşti. Batik talebi çöktü ve Visco, 2015 yılında zarar etmeye başladı.
Evet şirkette halen 2300 kişi çalışmaktadır. 2021 yılında Hollandalı yatırım şirketi Parcom, Visco Holdingi devraldı.
Visco’nun eski su kulesi hala Helmond kasabasının üzerinde yükseliyor. Üzerinde Afrikalı bir kadının sırıtan yüzü resmedilmiş ve fabrika arazisini gözetliyor.
Helmond Müzesi
Helmond Müzesi:
Müze, kısmen Helmond kalesinin içindedir.
Müzede; Helmond tarihine ait nesnelerin yer aldığı bir şehir koleksiyonu vardır. Ayrıca 2 sanat koleksiyonu var.
Helmond Warande
Warande:
Parkın bir kısmı büyük ölçüde daha önce Peapark kır evinin bulunduğu yerde bulunan Warande’nin güney doğusundaki hayvanat bahçesinin bulunduğu eski Jan Vissier Parkıydı. Günümüzde her iki alan da birlik oluşturmaktadır. Mevcut parkın kenarında büyük beton bloklar halinde kır evinin kalıntılarını görmek mümkündür. Peapark tekstil üreticisi Piet de Wit ve ailesini eviydi ve yaklaşık 10 yıl boyunca burada yaşadılar.
Helmond Warande
Evet, De Warande, aslında Helmond Lorduna ait kapalı bir avlanma alanıydı.
De Warande’nin mevcut hali 1757 yılından kalmadır. Van Arberg’in girişimiyle inşa edilmiştir. Bugün hala bulunmakta olan eski bitkiler, 1834 yılından kalmadır. En yaşlı ağaçların bazıları ise, 1850 yılından kalmadır.
Şehirde çok sayıda açık arazinin yanı sıra küçük, tenha ormanlık alanların bulunduğu bir parktır.
Helmond Warande
Ayrıca arazide çok sayıda hayvan yaşıyor. Şehirden uzaklaşmak istiyorsanız açık havada yürüyüş yapmak için harika bir yer.
Hatta park alanında günümüzde, büyük bir gölet ve yaz aylarında çoğunlukla konser gurupları, korolar ve benzerleri tarafından ücretsiz konserlerin verildiği modern bir müzik sahnesi bulunmaktadır. Burada 2000 yılında oluşturulan birbirinden güzel bronz heykellerin var. 2008 yılında Posta değirmeni şeklinde büyük ahşap bir güvercinlik eklenmiştir.
Helmond Warande
De Warande malikanesinin ortasında, Wesselman ve Carp ailelerinin mezarı hendekle çevrili bir adadadır. Burada bir mezar odası vardır ve çevresinde çok sayıda mezar taşı var. Belediye 1929 yılında tüm bölgeyi satın alır ve mezarların bakım görevini de üstlenir. 20023 yılında ada restore edildi. Daha sonra hendek derinleştirildi ve ada artık halkın erişimine kapatılır. Adadaki dikkat çekici ağaç, yaşlı ağlayan bir kayın ağacıdır.
Helmond Berkendonk
Berkendonk:
Helmond şehrinin doğu yakasında bir rekreasyon gölüdür.
Göl, 1980’lerin sonlarında bölgedeki inşaat projeleriyle bağlantılı olarak kum çıkarılması için oluştu. 2012 yılında yaklaşık 45 hektarlık su yüzeyine sahip oldu.
Yaz aylarında dinlenme amaçlı göl, hem Duerne hem de Helmond sakinleri için yoğun bir yüzme plajıdır.
Burada ücretsiz olarak güneşlenme, yüzme, sörf ve yelken gibi plaj ve su aktiviteleri yapılmaktadır.
Burası iki bölüme ayrılmıştır. Rekreasyon bölümü ve su sporlarına özel bölüm bulunmaktadır. Rekreasyon alanı iki alana ayrılmıştır. Çıplaklar plajı (kuzey plajının bir kısmı) ve mayolulara ait plaj kısmıdır. Göl ortasındaki çizgiye kadar yüzmek mümkündür. Geriye kalan kısım su sporları için ayrılmıştır. Orada yüzmeye izin verilmiyor.
Bir zamanlar: bereketli üzüm bağları bulunan ve şarap yapımının üst düzeye çıktığı Colmar: Romalıların da dikkatini çeker. Romalılar: meyve yemezlerdi, çünkü meyve sağlıksız olarak algılanırdı.
Daha sonraları meyve tüketimi başladı ve özellikle üzüm ve üzümden yapılan şarap önem kazandı, ardından Colmar ve benzeri, bereketli topraklar ve üzüm bağları ve şarapçılık ilgi çekti.
Takip eden süreçte: Colmar sürekli el değiştirdi, I. Dünya savaşı olsun, II. Dünya savaşı olsun Almanlar ve Fransızlar arasında gitti geldi. Ancak: günümüzde, nüfus ağırlıklı olarak Almanlardan oluşur.
1931 yılında Georges Duhmal: Colmar’ı “Dünyanın en güzel kenti” olarak sınıflandırmıştır.
Nüfusu 67 bin kişi olan bu küçük kasaba, zamanın yıkımlarından korunmuş ve dikkatli şekilde yapılan restorasyon sonucu tüm güzellikleri ortaya çıkarılmış tarihi merkeziyle ilgi çekiyor.
Burada sokaklarda gezerken, kendinizi sanki bir Ortaçağ kasabasında gibi hissedeceksiniz. 1000 yıllık Avrupa tarihi ve Alsas yani bölgenin yaşam tarzı: gözlerinizin önüne seriliyor.
Eğer: Ortaçağ ve takip eden Rönesans dönemine ait mimari yapılara yani evlere meraklı iseniz: sadece 1.5 ve en fazla 2 saat kadar zaman ayırıp Colmar’a girebilir ve bu güzellikleri görebilirsiniz.
Ancak: burada bu tarihi evlerden başka görebileceğiniz bir şey yok ve ayrıca yürüyerek gezmeyi yani bir süre yürümeyi de göze almanız gerekiyor, aksi halde Colmar size göre değildir. Son bir not: bahar ve yaz döneminde veya bir etkinlik olduğunda da buraya girmeyin, aşırı kalabalık sizi pişman edebilir.
Fransa ColmarFransa ColmarFransa Colmar
TURİZM
Colmar: güzel bir yer, çok yoğun turist alır, insanlar bölgeye geldi mi mutlaka Colmar’a uğrarlar. Noel pazarlarında, dükkanlar ve şehir çok güzel süslenir.
Ancak öyle bir insan yani ziyaretçi yığını vardır ki: insanlar nerede giderse oraya gitmek zorunda kalırsınız, durup resim çekmek mümkün olmaz, bu yüzden, bahar ve yaz dönemlerinde ve Noel pazarı döneminde, buradaki kalabalığı görünce, hemen ayrılmayı da düşünen çoktur.
Bu yüzden, Colmar ziyaretinizi, kış döneminde yapmanız önerilir. Kış döneminde yöre sessiz ve sakindir, az kişinin olması çok daha güzeldir, resim ve görüntü almak daha kolaydır.
Evet, Colmar oldukça küçük, kasabanın tarihi bölgesini yani merkezini yürüyerek gezebiliyorsunuz. Zaten: sokaklardaki mimari güzellikleri görmek için yürümek gerekiyor. Ama özellikle yağışlı havalarda yürürken, sokaklarda dikkatli olun, parke taş döşeli sokaklar çok kayıyor ve az da olsa düşme yaşanabiliyor.
Bir de fotoğraf çekmenin telaşı eklenince, gezginler maalesef pek önüne bakmadan yürüyor ve düşmeler yaşanabiliyor.
Gezi yazılarına başlamadan önce son bir not: bir kısım arkadaşlar, buradaki evleri ülkemizdeki Safranbolu ve benzeri yerlerdeki evlere benzetiyorlar, ama elbette ülkemde bu tür gayet güzel ve şık evler var ama Colmar’ daki bu evler gerçekten çok ilginç, en basit fark, bu evlerin geçmişinin yüzlerce (en eski 700 yıllık) geriye gitmesi ve hala ayakta kalabilmiş olmasıdır.
Fransa Colmar
ULAŞIM
Colmar: Basel ve Strazburg şehirleri arasında kalır. Colmar-Cenevre arası: 315 km ve yol 3 saat 22 dakika sürer.
Fransa ColmarFransa ColmarFransa Colmar
AYDINLATMA
Fiber optik kablo kullanılarak 1100 bilgisayar destekli ışık kaynağı, kasabanın her yerine dağılmış durumdadır.
Yoğunluk ve renk bakımından farklılık gösteren ışık gösterisi, yıl boyunca Cuma ve Cumartesi akşamlara yapılır. Ayrıca: Colmar’daki yaşamı işaretleyen büyük olaylar sırasında, Uluslar arası festival, Bölgesel Alsace Şarap Fuarı ve Noel döneminde de ışıklandırma yapılıyor.
Fransa Colmar
ALIŞVERİŞ
Colmar’a gitmeden önce internet sitelerinde yaptığım incelemede: buradan kıyafet ve ayakkabı satın alınabileceği ve başkaca birkaç şey yazılıydı.
Ancak, Colmar’a gittiğimde buranın alışverişle alakası olmadığını gördüm. Yani: size burada diğer bazılarının yazdığı gibi “şunu alın, bunu alın” şeklinde yorumlar yapmak istemiyorum, çünkü: Colmar’da zaten hayat o kadar yavaş ve sessiz ki, alışveriş yapabileceğiz büyük mağazalar veya benzeri yerler yok.
Zaten öyle göze batan veya ucuz herhangi bir ürün (ayakkabı, çanta, kıyafet gibi) görmedim. Colmar’dan alışveriş yapmak istiyorsanız, tek alabileceğiniz, ilginiz varsa “şarap” tır. Çünkü: yazının başlarında da belirttiğim gibi, burası Alsace bölgesinin yani Avrupa’nın şarap bölgesinin başkentidir.
Ancak: satılan şarapların pahalı olduğunu da unutmamak gerekir. İyi bir şarap için en az 15-20 Euro gözden çıkarmak gerek, yine de tercih sizin, Colmar tarihi merkezinde şarap satın alabileceğiniz bir-iki dükkan zaten yolunuz üstünde, karşınıza çıkacaktır. Yoksa: kıyafet, ayakkabı, Alsas seramiği, inanın tarihi merkezde gezerken bunların satıldığı yerleri görmedim.
NE YENİR
Yine Colmar’a gitmeden önce bazı internet sitelerinde yaptığım araştırmada: Colmar’da hamur işlerinin önem kazandığı, Amerikan pastasına benzer bir tür kek (üstünde toz şeker ve kuru üzümler bulunur) ve benzeri ürünlerin tadılması, yenilmesi yazılıdır.
Ancak: ben Colmar’da gezerken yine buradaki sakin ve sessiz hayat nedeniyle, açık restoran veya fast food yeri gibi yemek yerleri göremedim, en azından tarihi merkezde yoktu.
Sonuçta Colmar çok zaman geçirilen bir yer değil, insanlar buraya gelip geçerken uğruyorlar ve dolayısıyla yemek veya bir şeyler tatmaktan öte, burayı gezmeyi, tarihi güzellikleri, evleri, konutları görmeyi tercih ediyorlar. Bu yüzden: burada ne yenir türünden yorumlar yapamıyorum.
Fransa ColmarFransa Colmar
COLMAR VE ŞARAP-WİNE COUNTRY
Colmar, Alsace şarap yolu üstünde bulunması nedeniyle şarabın başkenti olarak kabul ediliyor. Ovalar, dağlar ve dağların eteklerinde yetiştirilen üzümlerden 37 farklı çeşit şarap yapıldığı söyleniyor.
Burada: birçok şarap çeşidinden birkaç tanesinden söz etmek istiyorum. “Router des Vines” markalı şarabın “Muscat” cinsi oldukça tatlı ve “Gewerztraminer” cinsi ise tatlıdır.
“Eau de Vie” markalı şarabın: alkol oranı yüksektir ve votka benzeri, bir meyveden üretilir. “Eau de Vie de Mirable” markalı şarap: erikten üretilir ve Colmar şarapları arasında, en meşhur ve tercih edileni budur.
Fiyatlar: kaliteye göre değişiyor ama en ucuz Colmar şaraplarının fiyatının 10 Euro’dan başladığını bilmelisiniz ki, yüksek fiyat veremiyorum, sınır yok.
Fransa Colmar
MİNİ TREN YOLCULUĞU
30 dakikalık mini tren yolculuğu, kasabayı görmenin harika yollarından birisidir. Özellikle yürümekten hoşlanmayan ve yürüyemeyen yaşlı misafirler için bu tren yolculuğu, çok idealdir. Yeşim mini trenle kasabayı gezerek tarihi merkezin ne kadar geniş olduğunu ve tarihi yapıların ne kadar güzel olduğunu görebilirsiniz.
Fransa Colmar
GEZİLECEK YERLER
Dominik Kilisesi
Giriş ücretlidir, giriş ücreti 1.5 Eurodur. Kilise yapısı: esas olarak 14’ncü yüzyılın ilk yarısına dayanmakla birlikte, ilk olarak 1283 yılında yapılmaya başlanmıştır. Dominikanlıların 1330 yılında şehir dışına kovulmalarından sonra da, kilise varlığını sürdürmüştür.
1458 yılında: yapının bir kısmı ve çatı: bir yangında büyük hasar gördü. Ancak ardından yeniden onarıldı.
1720 yılında: Barok tarzda yeniden inşa edildi. Yapı: 19’ncu yüzyılda, genellikle dini olmayan amaçlar için kullanıldı ve 1898 yılında yeniden ibadete açıldı. Kilise: 1980 ve 1990’lı yılların başlarında restore edildi.
Günümüzde, 1973 yılından bu yana: kilisede “Martin Schongauer Stüdyosu” bulunuyor. Burada: Rose Bush isimli sanatçının 1475 yılı yapımı “Madonna” isimli yapısını mutlaka görmenizi öneririm. Bu eser, 1973 yılında Saint Martin Üniversitesi kilisesinde ortaya çıkmıştır.
Fransa Colmar St Martin Kilisesi
Saint Martin Kilisesi
Burası Colmar sakinlerinin kendi katedralidir. Ancak şehirde piskoposluk olmadığından, kilise doğrudan Vatikan’a bağlıdır. Yapı: tamamen pembe taştan: 1235-1365 yılları arasında yapılmıştır. Alsace bölgesi Gotik mimarisinin önemli bir örneğidir.
1572 yılında kuzey kulesinde yangın çıkmış, çerçeve ve tüm çatı tahrip olmuştur. Üç yıl sonra ise, kiliseye karakteristik silüetini veren orijinal fener lambası (kubbenin üstünde, bir fener şeklinde olan bölüm) eklenmiştir.
1982 yılında kilisede yapılan restorasyonda 1000 yılından kalma bir kilisenin temelleriyle 11 ve 12’nci yüzyıldan kalma izler bulunmuştur. (Not: bu kilise yapısı, 2018 yılının sonuna kadar, restore edildiğinden kapalıdır. )
Fransa Colmar Bartholdi Evi-Müzesi
Bartholdi Müzesi
Colmar sokaklarında gezerken, burayı görebilirsiniz. Auguste Bartholdi (1834-1904) Colmar şehrinin merkezindeki bu evde doğmuştur ve bu ev: daha sonra sanatçıya adanmış bir müzeye dönüştürülmüştür.
Yapıda: üç kata yapılmış odalarda, çeşitli şehirlerdeki anıt modelleri sergileniyor. Bartholdi’nin başyapıtlarının orijinal modelleri (New York şehrindeki özgürlük heykeli ve Belfort Aslanı gibi) için özel yer ayrılmıştır.
Ayrıca: mobilyaları ve sanatçının kişisel hatıra eşyaları ile birlikte yaşam alanını görebilirsiniz.
Fransa Colmar Kaufhaus Gümrük Evi
Koisfhus-Gümrük evi
Burası eski gümrük evidir. Bulunduğu yer, ortaçağ döneminde, ana yollardan ikisi olan Grand Rue ve Rue des Marchands’ın birleşim yeridir. Mevcut bina: 1433-1480 yılları arasında yapılmıştır.
16’ncı yüzyılda, iki bitişik bina eklenmiştir. Bir dönem binanın yıkılması düşünülmüş, ancak sonradan vazgeçilmiş ve 1895-1898 yılları arasında restorasyon yapılmış, görülen sırlı fayanslar o dönem döşenmiştir.
Koifhus: eskiden halka açık bir yapı olarak kullanılmıştır. Zemin kat: depo ve ithal-ihraç malları için gümrüklendirme yeri olarak kullanılmıştır. Ayrıca, yine zemin kat: 1534 yılında Alsace Federasyonu olan “Decapole” milletvekillerinin toplanma yeridir. 1840 yılında, burada bir tiyatro faaliyet gösterir.
1870-1930 yılları arasında ise: Sanayi ve Ticaret odası olarak kullanılmış, 19’ncu yüzyıl sonlarında ise burada bir okul faaliyet göstermiştir. Günümüzde ise, burada: halka açık etkinlikler düzenleniyor.
Buranın bahçesinde: Alsatian şarabının farklı türlerinin tadına bakabileceğiz ve tarte flambe yiyebileceğiniz bir yer var. (Bir not: turda bizimle birlikte olan rehber arkadaşa, Colmar gezisinde burayı sorduğumda bilmediğini söyledi, özellikle resimlerini koyuyorum, umarım bir sonraki turda ziyaretçilere burayı gösterir.)
Fransa Colmar Başkanlık Evi
Maison des Tetes-House of Heads-Başkanlar evi-Kafalar evi
Burası: 1609 yılında eski protestan papazı ve Saint John Knight evini yapan mimar Albert Schmitt tarafından: Anton Burger için yapılmıştır. Colmar’ın en eski ve ahşap evlerinden bir tanesidir. Alman Rönesansından kalma güzel bir binadır.
İsmini: cephesini süsleyen 106 kafa veya tuhaf maskeye borçludur. Bunlar: üç katlı zengin cepheyi süslemektedir. 1898 yılında binaya taşınan “Borsa” için: Bartholdi tarafından 1902 yılında, binanın çardağı bir bakır heykelle süslenmiştir. 2012 yılında restore edilen bina, günümüzde bir restoran olarak kullanılmaktadır.
Hansi Village Museum
Maison des Tetes önündedir. Hansi olarak adlandırılan sanatçı Jean-Jacques Waltz burada yaşamıştır. Müzenin birinci katında: Hansi’nin büyüleyici dünyası görülebilir. Günümüzde: Sanatçının eserleri, Alsas kültür mirasının bir parçası olarak burada yani yaşadığı romantik ve büyüleyici yerde sergileniyor.
Ziyaretiniz sırasında, Hansi’nin çok yönlü yaşamına ve etkinliklerine tanık olacaksınız. Çocukluğundan başlayan sürece ait: elle boyanmış sofra takımları ve giysileri ve sanatsal gelişimi görülebiliyor. Daha sonra: hediyelik eşyaların satıldığı Hansi Butik görülebilir.
Fransa Colmar Maison Pfister EviFransa Colmar Maison Pfister Evi
Maison Pfister evi
Burası: 1537 yılında “Val de Liepvre” deki para ticaretinden zengin olan, şapkalı lakaplı “Ludwig Scherer” için yapılmıştır. Ortaçağ özelliklerine rağmen, Colmar’daki mimari Rönesansın ilk örneğidir. İki katlı yapının, ahşap galerisi, sekizgen taret ve kutsal ve seküler sahneleri temsil eden duvar resimleri ilgi çeker. Zaten bu yüzden: Colmar’ın eski dönemlerinin sembollerinden birisidir. Yapının ismi: burada yaşayan aileye aittir. Pfister ailesi: 1841-1892 yılları arasında burada yaşamıştır.
Fransa Colmar Unterlinden Müzesi
Unterlinden Müzesi
Bu ilginç müze, bir ortaçağ manastırındadır ve bölgenin popüler müzelerindendir. Müzede sergilenen eserler: tarih öncesi çağlardan, 20’nci yüzyıl sanatına kadar, yaklaşık 7000 yıllık bir tarihi dönemi kapsar. Giriş ücretlidir.
13’ncü yüzyılda, Linden ağacından yapılan bu mekan, zamanla Alsace bölgesinin en büyük manastırlarından birisi haline gelmiştir. 19’ncu yüzyılda ise müzeye dönüştürülmüştür. Mimarları Herzog ve De Meuron’dur.
Günümüzde, bu ortaçağ manastırı müzede: mobilyalar, zırhlar, örme halılar, gümüş eşyalar, heykeller ve tablolardan oluşan zengin bir koleksiyon sergileniyor. Eserleri sergilenen Ortaçağ ve Rönesans dönemi sanatçılardan bazıları: Martin Schongauer, Hans Holbein, Lucas Cranach.
Özellikle: Alsaslı Rönesans dönemi ressamı Matthias Gruenewald’ın (1512-1516) “İssenheim Altarpiece” sunak parçası ünlüdür ve mutlaka görülmelidir. Bu parça: 1475 yılı yapımı olan Dominikliler kilisesi için yapılmış, sonradan buraya getirilmiştir.
Bu eser incelendiğinde ressamın ne kadar modern ve yaratıcı olduğu anlaşılır. 1906 yılında açılan müzenin yeni bölümlerindeki koleksiyonda ayrıca: Monet, Dubeffet, Holbein, Renoir ve Picasso gibi 20’nci yüzyıl ressamlarının tabloları bulunur. Müzede, günümüzde çok ilginç bazı turistik sergiler ve müzik etkinlikleri de düzenleniyor.
Fransa Colmar Tarihi ÇarşıFransa Colmar Tarihi Çarşı
Covered Market-Parmanent Terroir Market
Küçük Venedik bölgesinde Des Ecoles caddesindedir. Küçük Venedik bölgesine giderken bunun hemen yanından geçeceksiniz, kanal kıyısında tarihi bir yapıdır. İstanbul’daki Mısır çarşısına benziyor.
Yapı: 1865 yılında tasarlanmış ve metal çerçeveli tuğlalardan yapılmıştır. Zaman içinde çeşitli işlevler için kullanılmıştır. Burada: Eylül 2010 tarihinden bu yana: meyve, sebze, baharat, et ürünleri, peynir ve Alsace şarapları satılıyor.
Fransa Colmar Petite Venise
Petite Venise-La Venise
Colmar’ın en turistik bölgesi burasıdır. Venedik şehrini andırır kanallar nedeniyle, bu isim verilmiştir. Bölge: Koifhus’un arkasından başlar, balıkçılık semtine ve Turenne ve Saint Pierre köprüsüne kadar gider. Başlangıçta kırsal şarap üreticileri, bahçıvanlar ve tekne adamlarının yaşadığı Krutenau; 1674 yılında Turenne caddesi çevresine kadar uzanmaktadır. Burada: Ren nehrinin alt kolu olan “Lauch” nehri boyunca yerleşik renkli ve orijinal ortaçağ evleri görülür.
Arnavut kaldırımlı ve kıvrık sokaklarda yürüyebilirsiniz. Bahar ve yaz döneminde, kanallarda 30 dakikalık tekne gezileri yapabilirsiniz. Tabii kış döneminde böyle bir durum yoktur.
Fransa Colmar Balık Avcısı Bölümü
Balık avcısı bölümü
Colmar’ın profesyonel balıkçılarının ve teknecilerinin yaşadığı yerdir. Yakalanan balıklar, buradaki balık havuzlarında saklanır ve satılırdı. 1706 yılında, büyük bir yangın, buradaki 40’dan fazla evi yok etti. 1978-1981 yılları arasında burada önemli yenileme çalışmaları yapılarak, yarı ahşap evler restore edildi.
Bartholdi Kolleji
Küçük Venedik yakınındaki bu bölüm: 1698 yılı yapımıdır. İçeride Auguste Bartholdi’nin, orijinal bir heykeli bulunur.
Fransa Colmar Özgürlük AnıtıFransa ColmarFransa Colmar Özgürlük Anıtı
Özgürlük Anıtı
Şehir merkezine, yaklaşık 15 dakika uzaklıktadır. Zaten: buraya gelirken büyük olasılıkla, bu anıtın bulunduğu yoldan geçeceksiniz.
Anıt: bir yolun merkezindeki bölümde bulunuyor ve uzaklardan görülebiliyor.
Bu heykel: Amerika New York şehrinde bulunan anıtın, 12 metre yüksekliğinde, orijinal bir kopyasıdır. Heykelin New York şehrinde bulunan orijinali, 1886 yılında Bartholdi tarafından yapılmıştır.
Colmar’da doğan ve özgürlük heykelini yapan heykeltıraş Auguste Bartholdi’nin ölüm yıldönümünün 100’ncü yılı anısına buraya dikilmiştir.
Colmar sokaklarında bazı yerlerde: özgürlük heykelinin yerini belirten ve üzerinde özgürlük heykeli resimleri olan metal plakalar bulunuyor.
Tabii burada ayrıntıya girmek istemiyorum, birkaç kelime anıtın geçmişi hakkında bilgi vermek gerekirse: bu anıtın: Osmanlı idaresindeki Süveyş kanalının açılması anısına, Padişah Abdülaziz tarafından yaptırıldığı, yani parasının Osmanlı tarafından verildiği, ancak daha sonra İslam inancına aykırı olduğunun düşünülmesi nedeniyle teslim alınmadığı ve Fransa hükümeti tarafından Amerika’ya hediye edildiği ve parçalanarak Amerika’ya götürüldüğü bilinmektedir. (Saçma sapan bir aşk hikayesinden de söz edilir, ama daha ayrıntıya girmenin anlamı yok.)