Belçika Brüksel Gezilecek yerler

Belçika Brüksel Gezilecek yerler

Brüksel şehri: iki bölüme ayrılmaktadır. Bunlar:
1. Aşağı Şehir
2. Yukarı Şehir.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler
Belçika Brüksel Gezilecek yerler
Belçika Brüksel Gezilecek yerler

 

AŞAĞI ŞEHİR

Burada: hareket ve meşhur bazı yerler bulunmaktadır ki, bunların başında “Grand Place” gelir.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Grand Place-Grote Markt

 

 

 

 

 

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Grand Place-Grote Markt

Grand Place-Grote Markt

Burası: büyük bir meydandır. Net adres: Adolphe Max. Yazının hemen başında belirtmeliyim ki; bu meydan, 1998 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesine” dahil edilerek koruma altına alınmıştır. (Not: düşünüyorum da, ülkemizde muhteşem bir çok tarihi ve kültürel eser bu listeye alınmaz iken, burada, çok da özellikleri olmayan bir meydanın koruma altına alınması ilginç)

Brüksel şehrinde: her cadde ve sokak: 15’nci yüzyılda yapılan “Grand Place” e çıkar. Burası turistlerin uğrak yeridir ve açık hava müzesi gibidir. Flemenkçe meydanın isminin anlamı Büyük Pazardır. Çünkü, eskiden şehrin ana Pazar yeri olarak kullanılıyormuş.

Meydanda

Alışveriş merkezleri, kafeteryalar, restoranlar ve Ortaçağdan kalma yapılar görülür. Meydana açılan ara sokaklarda ise: yine şehrin birçok özelliğini keşfedebilirsiniz.

Bu bölgedeki binaların hepsi: farklı loncalara ait olarak yapılmış ve ilk yapılış tarihleri, binaların üzerindeki tabelalarda yazılıdır. 13’ncü yüzyılda: burası, daha önce de belirttiğim gibi bir tüccar pazarı olarak kuruldu.

Meydanın çevresinde ahşap evler ve Pazar tezgahları kuruluyordu. 14’ncü yüzyıldan itibaren ise, bu kez, aristokrat aileler burada taş evler yaptırmaya başladılar ve yavaş yavaş, meydan şehrin siyasi ve ticari merkezi haline geldi.

Ancak

“Hotel de Ville” binasının dış yapısı sağlam kalabilmiş olmasına rağmen, diğer tüm yapılar, 1695 yılının Ağustos ayında, Fransızlar tarafından şehrin bombalanması sırasında yıkılmıştır. 1695-1700 yılları arasındaki dönemde ise, yalnızca 5 yıllık süreç içinde, Grand Place ve loncalar yeniden yapılmıştır.

“Voltaire” nin bir süre yaşadığı binayı görmek için, üzerindeki yazıyı bulmanız gerekiyor.

Evet: meydan ve çevresinde bulunan birçok tarihi bina ve yapı: günümüzde müze, belediye binası ve hediyelik eşyaların satıldığı yerler olarak kullanılıyorlar.

Bu dükkan ve mağazalarda, her türlü markanın ürününü bulabilirsiniz, ancak fiyatlarının pahalı olduğunu özellikle belirtmek isterim.

Ama meydanın çevresindeki kafelerde oturup özellikle “tart” yemenizi öneririm.

Yazları ise, yine bu meydanda “çiçek pazarı” kuruluyor.

Akşamları da konserler düzenleniyor. Yaz akşamlarında meydanın en güzel binalarında, cumartesi akşamları: müzik ve ışık gösterisi düzenleniyor, sakın kaçırmayın, gayet güzel.

Özellikle, dünyaca ün kazanan “Tapis de Fleurs” yani “Çiçek Halısı” Festivali: her iki yılda bir (çift yıllarda-örneğin 2014-2016 yıllarında); 15-18 Ağustos tarihlerinde burada, yani bu meydanda kutlanıyor.

Her iki yılda bir düzenlenen bu çiçek halı festivalinde, meydanın ortasında 800 bin’den fazla begonya çiçeğinden bir çiçek halı yapılıyor ve bu halı 3-4 gün boyunca burada kalıyor. Elbette, bu dönemde, meydanın ziyaretçileri daha da artıyor.

Bunun yanında, şehrin birçok ana kültürel etkinlikleri de (örneğin: Ommegang) burada düzenleniyor.

Ommegang ne derseniz?;

Her yıl Temmuz ayının ilk haftasında düzenlenen bu etkinlikte: kostümlü tören alayı Sablon kilisesinden hareket eder ve birçok performans sergilenerek devam eder. Tam bir ortaçağ festivalidir. Tören alayı, Grand Palace de biter.

Şehre özgü çikolatalardan satın almak isteyenler de, bu meydanda bulunan çikolata dükkanlarını tercih etmelidirler.

Meydanın ortasında bir de “Maria” isimli heykel bulunuyor. Rivayetlere göre, bu heykele dokunularak tutulan dilekler gerçekleşiyormuş. Bu heykel: Karl Marx’ın, bir zamanlar komünist manifestosunu yazdığı yere yapılmış.

Grand Palace bölgesinde bulunanlar

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Musee de la Ville de Bruxelles-Brüksel Şehir Müzesi

  

 

 

 

 

 

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Musee de la Ville de Bruxelles-Brüksel Şehir Müzesi
Belçika Brüksel Gezilecek yerler Musee de la Ville de Bruxelles-Brüksel Şehir Müzesi

Musee de la Ville de Bruxelles-Brüksel Şehir Müzesi

Giriş ücretlidir ve 3 Euro’dur.
1875 yılı yapımı, muhteşem bir Neo-gotik binada bulunan bu müzede, şehrin tarihine hızlı bir şekilde göz atmak mümkündür. Bina: ilk olarak “Maison du roi” yani “kralın köşkü” olarak yapılmıştır.

3 katlı binada, Brüksel şehrinin favori maskotu “Peeing Boy”, ekonomik kalkınma, sosyal gelişme ve şehrin gelişmesinin çeşitli yönleri anlatılmaktadır.

Özellikle, “Mannekin Pis”in 700’den fazla kostümü gerçekten görülmeye değerdir. Ayrıca: duvar halıları, porselenler ve gümüş objeler de sergileniyor.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Brüksel Belediye Binası

Town Hall-Brüksel Gezilecek yerler

Brüksel Belediye Binası

Brüksel Belediye Binası: Belçika’nın en iyi ve gösterişli binalarından birisidir. Duvarların altın kaplama olması, özellikle yapıyı ilginç hale getirir. Mimari stil “gotik” dir.

Binanın duvarlarını süsleyen çok sayıda heykel bulunur. Aynı zamanda: kulenin işsiz güzelliği ilgi çeker. Kulenin en tepesinde ise, en sivri melek Saint-Michael görülür.

Rivayetlere göre

96 metrelik kulenin tepesine “Saint Michael” heykelini yerleştiren mimar: yapının ana kapısının, kulenin ekseninden kaymış olduğunu yani yamuk olduğunu görür ve kendini, binanın en üst bölümüne çıkıp aşağı atar.

Bu kulenin bir diğer özelliği daha var. Şehir merkezinde gezerken, yönünüzü belirlemeye yardımcı oluyor. Nereye giderseniz, bu kuleyi görebiliyorsunuz.

Bu muhteşem Gotik yapının temeli: 1402 yılında atılmıştır. Ancak: 1695 yılında, şehir Fransız Meraşal Villeroy tarafından bombalandığında, bu güzel yapı da çıkan yangında az oranda tahrip olmasıyla bilinmektedir.

Günümüzde burada “Town Hall Müzesi” ni ziyaret ederseniz görebilecekleriniz: 16,17 ve 18’nci yüzyıllardan kalma, ince Brüksel duvar halıları, görkemli Gotik ahşap lambri, eski filolar ve resimler, amblemler bulunmaktadır.

Evet, 15’nci yüzyıl başlarında inşa edilen heybetli gotik yapı:

Günümüzde evlilikler başta olmak üzere, sivil amaçlar için kullanılıyor ve aynı zamanda Brüksel Belediye Başkanının resmi makamı buradadır.

Binanın avlusuna girebiliyorsunuz. Binanın içini ziyaret etmek isterseniz, sadece rehberli turlara katılmanız gerekiyor.

Bu 40 dakikalık tur süresince: konsey odası, 15’nci yüzyıl halıları ve diğer sanat eserleri, dekoratif odalar görülebiliyor.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Peeing Boy-Manneken Pis-İşeyen çocuk

 

 

 

 

 

 

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Peeing Boy-Manneken Pis-İşeyen çocuk
Belçika Brüksel Gezilecek yerler Peeing Boy-Manneken Pis-İşeyen çocuk

Peeing Boy-Manneken Pis-İşeyen çocuk

Burası: Grand Place meydanından birkaç blok ileride; yürüme mesafesinde, Rue de I’Etuve bölgesinde, bir köşededir. Şehrin en çok turist çeken yerlerinden birisidir.

Burada: 1619 yılında, Jerome Duquesnoy tarafından yapılan “İşeyen Çocuk Çeşmesi” ilgi çekmektedir ve şehrin simgesi sayılmaktadır. Günümüzde burada görülen heykel, orijinal değildir.

Buradaki heykeller, daha önce 5 kez çalınmış ve bugün görülen heykel. 6’ncı heykeldir. 1745 yılında bir Fransız asker tarafından ve 1817 yılında ise bir mahkum tarafından çalındığı bilinmektedir.

İlk heykel

biraz önce de söylediğim gibi 15’nci yüzyılda buraya konulmuştur. Bu ilk yapılan taş heykel daha sonra, Ağustos 1619 tarihinde bronz olarak değiştirilmiştir.

Heykelin 60 cm. boyundaki bronz orjinali: halen kralın evinde yani “Maison du Roi”de bulunuyor. Günümüzde, buradaki heykelin boyu ise, yalnızca 61 cm.dir.

Bira Festivalinde: çeşmeden su yerine “bira” akıtılıyor. Evet, bu ufacık ve hiçbir fonksiyonu olmayan heykelin; hergün binlerce insanı kendine çeken özelliği “pipisinden fışkıran su” dur ve binlerce insan bu suyu izlerler.

Flemenkcede kelime anlamı “işeyen çocuk” demektir.

Çocuk: zaman zaman değişik kıyafetlerle görülmektedir.

Çünkü: ülkeyi ziyaret eden birçok devlet başkanı, kendi ülkesine has kostümler hediye ediyorlar. Heykele sunulan ilk kostüm; 1698 yılında geldi ve o zamandan günümüze kadar olan süreçte, heykele 700’ü aşkın kostüm sunuldu.

Noel zamanı “Noel baba kıyafeti” ve yazın “mayo” ve hatta bazen “itfaiyeci” ve “polis” kıyafetleriyle görülmektedir.

Hatta: Elvis Presley, Mickey Mouse, Tibet rahibi gibi 700 civarında kıyafeti bulunduğu söyleniyor. Jean Marc adındaki bir tasarımcı tarafından, her ay birkaç kez olmak üzere değiştirilen kıyafetleri, daha sonra “Grotemark” daki “Musee de la Ville de Bruxelles Grand Place” şehir müzesinde sergileniyormuş.

Bu müzenin en üst katında, bu çocuk için dünyanın dört bir yanından gönderilmiş elbiseler sergileniyor.

Her ülke, kendi yöresel ve simgeleşmiş kıyafetini-giysisini göndermiştir. Sorunuz hemen aklıma geliyor, ya bizden, evet bizim ülkemizden, bir şey gönderilmemiş.

Bu kıyafet giydirme düzeni olmadığında ise heykel çıplaktır.

Heykele kıyafet giydirildiğinde, heykel, şarap işiyor ve özellikle turistler, ellerinde bardaklarla, küçük çocuğun pipisinden akan şarap ya da birayı bardak bardak içiyorlar.

Yani, Brükselliler: şehirdeki bütün hediyelik objelerde resmi bulunan bu kol kadar ve hiçbir sanatsal değeri olmayan heykeli, gayet iyi pazarlıyorlar. Şehirdeki birçok yerde, işeyen çocuğun boy boy çakma heykelleri ve çikolataları satılır.

Rivayete göre (ister inan ister inanma): bayramlarda ve yılbaşında, kolum kadar olan bu işeyen çocuk heykeli: şarap içermiş.

Yine bir rivayet:

Söylenenlere göre, şehirde bir zamanlar büyük bir yangın çıkmış ve bu çocuk, yangını işeyerek söndürmüş ve bu yüzden “aziz” ilan edilmiş.

Bir rivayet daha: bir savaşta fitili yanan bir bombayı, patlamak üzere iken işeyerek söndüren ve ordunun zafer kazanmasını sağlayan, bu yüzden kahraman ilan edilen bir çocuğun heykelidir.

Yine bir söylenti: Belçikalılar, bu heykelle “özgürlük” düşüncelerini debreştiriyorlarmış, yani bu ülkede insanlar sokaklarda istediklerini özgürce yapabiliyorlarmış ve bu heykel, bunu ifade ediyormuş.

Günümüzde, şehirde artık sokaklarda insanlar bu tarz şeyleri yapmasalar da, bu heykel onları mutlu ediyormuş.

Gelelim, heykelin kaidesinde yazılı orijinal hikayesine:

(yazılı notun Türkçesi şöyledir); 1619 yılında, 5 yaşındaydım ve Brüksel’de kaybolmuştum. 2 gün süren yoğun aramalardan sonra, asilzade ve soylu babam, beni çok utandırıcı bir pozisyonda yani “ben işerken” bulmuştur.

Daha sonra, beni bulmuş olmanın verdiği minnettarlığın ifadesi olarak, beni aynı pozisyonda tasvir eden bir çeşme yapılmasını emretti ve burası yapıldı”

Evet: Brüksel şehrine gidenlerin, görmeyi ilk istedikleri yer veya obje budur. Aslında, gerçekten gördükten sonra hiçbir anlamı ve özelliği olmadığını göreceksiniz, ancak: şehrin simgesi olmuş, iyi pazarlanmış ve meşhur olmuş, mutlaka gideceksiniz.

Bence: gündüz saatlerinde gitmeyin çünkü daha önce de söylediğim gibi, kol kadar heykelin önünde yüzlerce turist bulunuyor.

Bence, akşam saatlerinde gidin, zaten heykel ışıklandırıldığında oldukça sevimli gözüküyor ve nispeten tenha.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler BRUPARCK

BRUPARCK

Bu park alanı içinde: Oceade su parkı, Kinepolis 24 salonlu sinema, yiyecek-içecek köyü, çocuk oyun alanları ve Mini Avrupa bulunmaktadır.

Yani: tam bir eğlence alanıdır denilebilir. Ayrıca: yine parkın yanında “Atomium” ve “Planetarium” bulunmaktadır.

Mini Avrupa ve Oceade için birlikte giriş bileti alırsanız, indirimli bilet 23.90 Euro oluyor. (karınız 5 Euro)

Belçika Brüksel Gezilecek yerler  Atomium

 

 

 

 

 

 

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler  Atomium

AtomiumSquare de I’Atomiun denilen yerdedir. Yani şehir merkezine biraz uzaktır.

Belçika ve Brüksel şehrinin: mimari tarihinin eşsiz bir sembolüdür. Hatta: Avrupa’da bile bilinip tanınmaktadır.

Bu simgesel yapı: 1958 yılında “Dünya Fuarı” için mimar Andre Waterkeyn tarafından ; “Atom çağı” ni simgelemek amacıyla yapılmıştır.

İlk yapıldığında, fuar süresince burada durması planlanmış (yani 6 ay) ama daha sonra gördüğü ilgi üzerine kaldırılmamıştır. 2005 yılında yapılan restorasyon çalışmalarında, anıtın metal dış kaplamaları değiştirilmiş ve hatta, bu metal dış kaplamalar, hatıra olsun diye açık arttırma ile satılmıştır.

Anıtın yüksekliği 102 metredir. Ağırlığı ise, 2400 tondur. Her alanda, 18 metre çapındadır.

Şekil olarak ise

“Bir demir atomunun 165 milyar kere büyütülmüş” halidir. 9 tane demir atomundan oluşmaktadır. Merkezdeki atom hariç, küpün 8 köşesindeki 8 atom, komşu 8 hücre tarafından paylaşılmaktadır.

En üst kürede: bir restoran bulunmaktadır ki, buradan şehrin panoramik manzarası izlenir. Buraya üstü camlı bir asansör ile ulaşılıyor ki, bu asansör yolculuğunda bile, ayrı bir heyecan yaşanıyor.

Söylenenlere göre, ilk yapıldığında, bu asansör, Avrupa’nın en hızlı asansörü imiş. Bu panoramik restoran: her akşam saat 23.00 e kadar açıktır.

Anıtta bulunan teleskop ile: açık yani puslu olmayan bir havada “Paris-Eyfel” kulesini görmek mümkündür.

Ancak, bu teleskop: aslında gerçek değildir, iyice incelerseniz, bundaki görüntülerin, yüklü görüntüler olduğu ve daha önce yüklendiği anlaşılır.

Anıt. geceleri: 2970 ışık tarafından ışıklandırılmaktadır.

Anıtı gezmek mümkündür ve giriş ücreti 16 Euro’dur. Her gün saat: 10.00-18.00 arasında açıktır.
Evet: anıtın en üst küresinde panoramik restoran vardır.

Yürüyen merdivenle erişilebilen diğer küreler ise, sergi alanları olarak kullanılmaktadır ve 1958 yılındaki serginin tarihi ve Atomium’un inşasının hikayesi anlatılmaktadır.

Anıtı gezmek için: önce 92’nci metrede bulunan ve teleskop görülen en üst kata çıkıyorsunuz. Buraya asansörle çıkılıyor.

Asansör kabininin üstü cam ve buradan, yukarıyı görebiliyorsunuz. Daha sonra, en alt kata iniyorsunuz. Burada: atom küreleri var ve bunların içine dik merdivenleri (meyil 60 derece civarındadır) tırmanarak çıkabiliyorsunuz.

Tırmanırken pencerelerden bakarsanız, çevreyi izlemeniz mümkündür. Kürelerin içinde, çeşitli sanatsal faaliyetler sergileniyor.

Bunlar arasında ilgi çekeni “Barbie bebekleri koleksiyonu” dur. Koleksiyon, 1958 yılından günümüze kadar olan Barbie bebekleri barındırmaktadır ve özellikle çocukların ilgisini çekmektedir.

Anıtın birinci katında ise, anıtın nasıl yapıldığı hakkında bir video izletiliyor.

Son bir not: anıtın hemen önünde, 1 Euro karşılığında anıtın bir resmi olan hatıra para almayı unutmayın.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Mini Europe

 

 

 

 

 

 

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Mini Europe

Mini Europe

Burası: Bruparck içinde, atomun altında bulunmaktadır. Giriş ücretlidir, ücret 12.90 Eurodur. Her gün saat 09.30-18.00 arasında açıktır. Temmuz ve Ağustos aylarında, kapanış saati 20.00’dir.

Brüksel şehrinde: Avrupa Birliği ülkelerinin turistik yerlerinin minyatür örnekleri, burada bulunan parkta sergilenmektedir. 350 kadar minyatür model ve site bulunmaktadır. Tüm anıtlar, en küçük ayrıntısına kadar yeniden inşa edilmiştir. Tüm yapılar: 1-25 arasında bir ölçeklendirmeye tabi tutulmuştur.

Yani, birkaç saat içinde, Avrupa’nın birçok önemli bölgesinin minyatürünü gezip görebilirsiniz. Her ülkenin bölümüne geldiğinizde, bir butona bastığınızda, o ülkenin ulusal marşı çalıyor.

Londra merkezinde,

Big-Beng kulesinin çanlarını dinleyebilirsiniz. Big-Beng kulesinin yüksekliği 4 metredir. Paris şehrinin sembolü Eiffel kulesi, 13 metre yüksekliktedir.

Gondollar ve mandolin müziği eşliğinde, Venedik’i keşfedebilirsiniz. Paris’ten Fransa’nın bir ucuna giden “TGV” hızlı trenini görebilirsiniz.

Evet, sonuç olarak 350 model ve eşsiz işçilik yansıtan siteleri görmek için burayı mutlaka ziyaret etmenizi öneririm. Kendinizi “Gulliver” gibi hissedeceksiniz.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Oceade

 

Oceade

Bruparck içindedir. Her gün saat 10.00-22.00 arasında açık bulundurulmaktadır. Giriş ücreti 16 Eurodur. Eylül-Mart ayları arasındaki dönemde: Pazartesi ve Salı günleri kapalıdır. Çarşamba-Cuma günleri: 10.00-18.00 arasında açıktır. Cumartesi ve Pazar günleri, 10.00-21.00 arasında açıktır.

Burası, tam bir su dünyası denilebilir. Bu dünya içinde bulunanlar: jakuzi, solaryum, sauna vs.
Tüm yıl boyunca açıktır ve sadece mevsimlere göre açılış ve kapanış saatleri değişmektedir. Bizim ülkemizde de bulunan 11 tane su kaydırağı bulunuyor. Ayrıca, açık ve kapalı yüzme havuzları ve sauna bulunuyor.

Özellikle fanatikler için “mavi ve sarı renklerdeki “kamikaze” ile süper hızlı fanatikler için “Niagara” deneyebilirsiniz ki, 7 saniyede 80 metre gidiliyor.

Bunların dışında, yine her yaş gurubuna hitap eden “maymun köprü”, “şelale tırmanma”, “nautic tüpler”, “dalgalar”, “akarsu” “sıcak su kaynakları” ve “jetstreams” gibi eğlence üniteleri bulunuyor. Suyun sıcaklığı, 29 derecede sabit tutuluyor.

Ailecek gidip eğlenilecek bir yer.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler ROYAL PALACE-Palais Royal

 

 

 

 

 

 

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler ROYAL PALACE-Palais Royal

 

 

 

 

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler ROYAL PALACE-Palais Royal
Belçika Brüksel Gezilecek yerler ROYAL PALACE-Palais Royal

ROYAL PALACE-Palais Royal

Kraliyet Sarayı: Place des Palais yani Brüksel park yanındadır.
Her gün saat 10.30-16.30 arasında açıktır.

Yapı: 12’nci yüzyılda, aslında “Coudenberg Sarayı” olarak inşa edilmiştir. Takip eden süreçte: Brabant Dükü ve Charles V tarafından kullanılmıştır. Ancak, 1731 yılında, bir yangın sonucunda tahrip olmuştur.

Bu yangından sonra: Lois Montoyer, yeni bir yer yapılması için görevlendirildi ve bugün görülen kraliyet sarayının başlangıcı olan yapı inşa edildi. Bu yapının da ilk yapılış amacı: Coudenberg Manastırı ve hükümet yetkililerinin kullanımı içindir.

1835 yılından sonraki dönemde:

Kral Leopold II zamanında, saray, mimar Alphonse Balat tarafından büyük ölçüde genişletilmiş ve süslenmiştir. Bugün görülen süslü odalar, kral Leopold döneminde yapılmıştır. Kral Louis XVI döneminde ise, cephe resimleri, süslemeleri ve ön bahçe ilave edilerek, tüm çalışmalar 1904 yılında bitirilmiştir.

Burası: Belçika kraliyet ailesinin resmi sarayı olduğundan: devlet törenleri ve resepsiyonlar burada düzenlenmektedir. Binanın tepesinde Belçika bayrağı görülür. Bu bayrağı görürseniz, kralın, sarayda bulunduğu anlaşılır. Bayrak yoksa, kral saray dışındadır.

Kraliyet ailesinin bir ikametgahı daha bulunmaktadır ve Laken kraliyet şatosu olarak isimlendirilen bu yapı: Atomium yakınlarında bulunmaktadır.

Evet: bu kraliyet sarayı:

Temmuz-Eylül arasındaki dönemde, ziyarete açıktır. Burayı ziyaret ederseniz, özellikle: taht odası, Auguste Rodin tarafından yapılan duvar kabartmaları, Goya odası (burada İspanyol ressam Francisco de Goya tarafından yapılan resimler örnek alınarak yapılan duvar halıları görülür), tavan ve avizeler görülür. Özellikle: Ayna odasında, 1.4 milyon Thai mücevheriyle yapılan avizeye dikkatinizi yöneltin.

Evet: Kraliyet sarayı ve Coudenberg Sarayının tarihi gelişimi: sarayın yanındaki “Belvue” müzesinde açıklanmıştır.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Belvue-Museum

 

 

 

 

 

 

 

Belvue-Museum 

 

Müzeye giriş 5 Euro’dur. Coudenberg Palace kalıntılarını görmek de 5 Euro’dur ama her iki yeri görmek için tek bileti, 8 Euro’ya satın alabilirsiniz.

Belçika tarihiyle ilgili olarak her şeyin başladığı Kraliyet Sarayının hemen yanındaki görkemli bir binada, Belçika tarihi hakkında bilgi sahibi olmak mümkündür.

Müzede: Belçika tarihine ait: fotoğraflar, filmler, çok sayıda dönemlere ait belgeler bulunmaktadır. Müzenin altında ise: 12’nci yüzyıl Coudenberg Palace kalıntıları bulunuyor.
Ayrıca: yine müze bahçesinde bir kafeterya ve müze satış mağazası ve restoran bulunuyor.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler PALAİS DE JUSTİCE-ADALET SARAYI

 

 

 

 

 

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler PALAİS DE JUSTİCE-ADALET SARAYI

PALAİS DE JUSTİCE-ADALET SARAYI

1.Sıra Poelaert bölgesindedir. Metro ile giderken “Louise” istasyonunda inerseniz, buraya ulaşabilirsiniz.

Burası, şehrin Adalet Sarayı’dır ve Brüksel şehrinde, en iyi akşam manzarasını sunmaktadır. Günümüzde ise, yüksek mahkemelere hizmet vermektedir. Farklı bir altın kubbesi ve birçok sütun ile dekore edilen cephesi ilgi çekmektedir.

Yapı: Kral Leopold II döneminde: 1866-1883 yılları arasında mimar Joseph Poelaert tarafından yapılmıştır. Yapıldığı yer: şehrin en fakir alanı, Ortaçağ döneminde suçluların idam edildiği yer olarak bilinen “Gallows tepesi” üzerindedir.

Buradaki evlerin çoğu yıkılarak, bu bina yapılmıştır. Bu evlerde oturanların “zorla” tahliye edilmiş olmaları nedeniyle, “mimar” kelimesi, şehrin bu bölümünde, bir “hakaret” içeren kelime olarak kullanılır.

Yapıldığında yani

19’ncu yüzyılda: 160×150 metre ölçüleri, 26 bin m. Karelik kapladığı alan ile, Avrupa’da inşa edilen en büyük ilk bina olmuştur. (dini binalar dışındaki)Binanın üstünde, 105 metre yükseklikte bir bakır kubbe bulunur. Bakır kubbe 24.000 ton ağırlığındadır. Binanın içinde ise, 24 büyük ve 245 küçük mahkeme salonu bulunur.

3 Eylül 1944 tarihinde: Belçika’nın kurtuluşunun öncesinde, Naziler tarafından yapıya ateş açılmış ve bodrum katında bomba patlatılmış ve kubbe çökmüştür. Ardından, yapının tamir çalışmalarına hemen başlanılmış ve çalışmalar 1947 yılında tamamlanmıştır. Bu yenileme çalışmaları sırasında: tüm açılardan daha rahat görünebilmesi için, kubbe 2.5 metre daha yüksekte inşa edilmiştir.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler ST MİCHAEL& ST GUDULE KATEDRALİ

 

 

 

 

 

 

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler ST MİCHAEL& ST GUDULE KATEDRALİ

 

 

 

 

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler ST MİCHAEL& ST GUDULE KATEDRALİ

ST MİCHAEL& ST GUDULE KATEDRALİ

Cathedrale des Sts-Michel-et-Gudule. Parvis sainte-Gudule bölgesindedir. Giriş ücretsizdir. Buraya gitmek isterseniz, metroya binmeli ve “Parc” veya “Gare Centrale” istasyonlarından birinde inmelisiniz ve sonra yaklaşık 10 dakika yürümeniz gerekir.

Bu gotik katedral: alt ve üst şehir arasındaki bölgede, Treurenberg tepesindedir. Katedral: Belçika’nın ulusal kilisesidir ve kraliyet düğün ve cenaze törenleri burada yapılmaktadır.

Yapı: ilk olarak 12’nci yüzyılda yapılmış ve 1962 yılında katedral statüsüne ulaşmıştır. Aslında: yapının bulunduğu yerde: 8’nci yüzyıldan itibaren, Brüksel şehrinin koruyucu azizi St. Michael adına yapılan bir şapel bulunduğuna inanılıyor.

11’nci yüzyılda, 1047 yılında burada St Gudula kalıntılarına rastlanır. Yani: St. Michael ve St Gudula’nın birlikte ithaf edildiği bir Romanesk kilise kalıntıları bulunmuştur.

13’ncü yüzyıl başlarında,

Brabant Henry Ben: kilisenin yenilenmesinde görevlendirilir. 1225 yılında başlayan çalışmalar, 300 yıllık bir sürece yayılır ve bina genişletilerek, bugün görülen gotik kiliseye dönüştürülür.
Yapı; her ne kadar çok aşırı dekoratif olmasa da, ünlü yazar Victor Hugo’nun burası hakkındaki yorumu “Gotik tarzı, saf çiçek ” dir.

Katedral içinde: katedral hazinelerinin (kadehler, dini objeler vs.) sergilendiği bir de küçük müze bulunmaktadır. Crypt bölümünde, bir önceki Romanesk kilisenin temelleri görülebilir.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler BOURSE-BORSA

 

 

 

 

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler BOURSE-BORSA

 

 

 

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler BOURSE-BORSA

BOURSE-BORSA

Bina: mimar Leon Suys tarafından, 1873-1868 yılları arasında inşa edilmiştir ve şehrin, en zarif 19’ncu yüzyıl yapılarından birisidir.

Binanın ön tarafında: 6 Dor sütunu tarafından desteklenen bir “alınlık” görülür. Alınlık; ayrıca: Brüksel şehrini temsil eden bir kadın kabartması ile dekore edilmiştir. Alınlık altında ise, heykeltıraş De Haen tarafından yapılan: iyi ve kötüyü temsil eden iki kanatlı heykel bulunur.

Evet, günümüzde borsa binası gezilemiyor, yalnızca dışarıdan görebilirsiniz ki, özellikle ön cephe yani alınlık ilgi çekiyor.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler AVRUPA BİRLİĞİ BİNALARI
Belçika Brüksel Gezilecek yerler AVRUPA BİRLİĞİ BİNALARI

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler AVRUPA BİRLİĞİ BİNALARI

AVRUPA BİRLİĞİ BİNALARI

Bu yapılar: şehir merkezine çok yakın olan “Schuman” ve “Leopold” bölgelerindedir. Çünkü; Belçika ve Brüksel şehri: Avrupa Birliğinin siyasi merkezi ve Avrupa’nın başkenti olarak adlandırılır.

Brüksel şehrinin bu kısmı: “Avrupa Çeyreği” olarak adlandırılır. Bu bölge: hafta içinde çok hareketli ve hayat dolu iken, özellikle akşamları ıssız ve sessizdir. Hafta sonları terk edilmiş bir görünüm sunar.

Burada: Avrupa Parlamentosunun cam binasını, rehberli turla gezebilirsiniz. Buraya ulaşmak isterseniz, metroya bindiğinizde “Maelbeek” istasyonunda inmeniz gerekir.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Parlamentarium

 

 

 

 

Parlamentarium

Wiertzstraat bölgesinde, Rue Wiertz’dedir. En çarpıcı Avrupa Birliği binası burasıdır. Leopold Park Uluslar arası Kongre Binası içindedir. Bu büyük cam yapı: Avrupa Parlamentosunun 3 evinden birisidir. Diğerleri ise; Fransa-Strasbourg ve Lüksemburg’dadır.

Buradaki binada: 700 milletvekili görev yapmaktadır.

Avrupa Parlamentosunda, yeni açılan ziyaretçi yerini görebilirsiniz. Burada: kararların nasıl verildiği ve günlük hayatımızı nasıl etkilediği görülüyor. Burayı gezmek için rehberli turlardan birine dahil olabilirsiniz. Turlar ücretsizdir.

Burada görebilecekleriniz;

Avrupa’nın değişen haritasını temsil eden, geniş bir 3D aydınlatma tesisatı, 360 derece dönebilen dijital projeksiyon, her üye devleti keşfetmek için interaktif bir sanal gezi, Avrupa Parlamentosu üyelerine gelen mesajların yazıldığı bir video duvarı.

Ücretsiz ziyaret sonunda: hediyelik eşya satan reyonu gezebilir ve merkezin kafeteryasında bir şeyler atıştırabilirsiniz.

Bu arada: Parlamento binası ile bağlantılı diğer binalarda: Başkanlar ofisi, tartışma odası, Sekreterya ofisi ve politika komiteleri, parlamentolar arası heyetler ve siyasi guruplar için hazırlanmış odalar bulunur.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler PALAIS DE LA MİLLET-BELÇİKA PARLAMENTOSU

 

 

 

 

PALAIS DE LA MİLLET-BELÇİKA PARLAMENTOSU

Palais de la Nation.Rue de la Loi 16 bölgesindedir. Metro ile gitmek isteyenlerin “Parc” istasyonunda inmeleri gerekir.

Kraliyet sarayının karşısındadır ve Belçika Parlamentosuna ev sahipliği yapmaktadır. Kraliyet sarayı monarşi rejimine ev sahipliği yapmakta iken, Devlet Başkanı ve Başbakan: Parlamento’da görev yaparlar.

Parlamento binası: 1779 yılında, Avusturyalı mimar Barnebe Guirnard tarafından inşa edilmiştir. 1830 yılından bu yana, Belçika Parlamentosu burada çalışmaktadır.

Yapı: 2 büyük salondan oluşur. Kırmızı oda “Senato” için ve yeşil oda “Parlamenterler” içindir.
Burayı gezmek isteyenler, rehberli turlara katılmaktadırlar. Rehberli turlar ücretsizdir.

BRUSSEİS CASİNO

Rue Duquesnoystrat 14.B.Capitale adresindedir.

Burası: Casino Austria tarafından işletilmektedir. Bu kumarhane gerek Avrupa’da ve gerekse ülkemizde çok meşhurdur ve ülkemizden, buraya çok sayıda kumar meraklısı gitmektedir.
Evet, Casinoya giriş için asgari yaş 21’dir.

Yabancıların girişte pasaport ibraz etmeleri gerekir. Gazino da Fransızca konuşulur. Girişte, kadın ve erkeklerin kıyafetlerine dikkat edilir. Rüzgarlık, uzun yağmurluk, uzun palto gibi giysiler vestiyere bırakılır.

Oyun oynamak için 280 slot makinası bulunur. Ayrıca, 21 canlı oyun masası, 8 rulet, 5 Black jack, 2 stud poker ve 2 bakara masaları bulunur.

Ayrıca, 4 bar ve bir gurme restoranı bulunuyor. Masa oyunları her gün saat: 14.00’de ve slot makinaları saat: 12.00 de açılır ve saat: 04.00’e kadar devam eder, 05.00;’de kapılar kapanır.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler

 

 

 

 

 

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler

 

 

 

 

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler

MÜZELER

Brüksel şehrinde, toplam 89 müze bulunmaktadır. Müzelerde karşılaşacağınız en büyük sıkıntılar: yalnızca iki ana dil, yani Fransızca ve Hollandaca yazılı kayıtların bulunmasıdır. Ancak, İngilizce kayıtlara ulaşmak isterseniz, ekstra olarak 2-3 Euro vererek bir ses kılavuzu satın almanız gerekir.

Bunun yanında, yine müzelere toplu giriş için uygulanan “Museum Pass” kart uygulaması bulunur. Bu kart: 1-3 günlük olarak kullanılabilir.

Kart ile, toplu taşıma sistemine ve 30 müzeye indirimli girmek mümkündür. Turizm Danışma Ofislerinden satın alabileceğiniz bu kart ile: şehir çevresinde yolculuk yapabilir ve müzelere indirimli girebilirsiniz.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Musee des Instruments de Musique (MIM)-Müzik Aletleri Müzesi

 

 

 

 

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Musee des Instruments de Musique (MIM)-Müzik Aletleri Müzesi

 

Musee des Instruments de Musique (MIM)-Müzik Aletleri Müzesi

Müze: Montagme de la Cour 2 bölgesindedir, giriş ücretlidir, giriş ücreti 5 aeurodur. Buraya ulaşmak için, metroda “Gare Centrale” veya “Line Parc” istasyonlarında inmeniz gerekir.

Müze: 2000 yılında, bugün bulunduğu binaya taşınmıştır. Bina: 1899 yılında, Paul Saintenoy tarafından tasarlanmıştır.

Müzede: 1500 civarında antik ve modern döneme ait müzik aletleri sergileniyor. Kızılötesi kulaklıklar sayesinde, gezerken müzik aletlerinin sesini duyabiliyorsunuz. Ancak: İngilizce açıklama yok.

Müzenin zemin katında: Belçika ve Avrupa ve Avrupa dışındaki popüler müzik aletleri görülüyor.

Birinci katta: antik dönem müzik aletleri ve ikinci katta: klavyeli ve telli çalgıların gelişimi sergileniyor. Bodrum katta ise, mekanik araçlar, 20’nci yüzyıl araçları ve çanlar görülüyor.

Müzenin en üst katında ise, güzel bir restoran bulunuyor ve burada şehir manzarasını izlemek mümkündür.

 

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Musee de I’Armee et d’Histoire Militair-Royal Army Museum-Askeri Tarih Müzesi

Musee de I’Armee et d’Histoire Militair-Royal Army Museum-Askeri Tarih Müzesi

Jubelpark bölgesinde Parc du Cinquantenaire’dedir. Müzeye giriş ücretsizdir. Buraya ulaşmak isterseniz, Metroya bindiğinizde “Schuman” veya “Merode” istasyonlarında inmeniz gerekir.
Burası: dünyanın en büyük askeri müzelerinden birisidir ve müzede 1100 civarında askeri ürün sergilenmektedir.

Bunlar arasında: Ortaçağ dönemi, Napolyon hakkında güzel bir koleksiyon, Fransız İmparatorluğu, Kral Leopold I ve Leopold II, silah teknoloji geliştirme çalışmaları, I ve II. Dünya savaşları objeleri (üniformalar, ekipmanlar, fotoğraflar ve belgeler), zırhı araçlar, savaş gemileri ve müzenin “Hava” bölümünde sergilenen yaklaşık 80 tane uçak.

Havacılık Bölümü

Burada: I ve II’nci Dünya Savaşlarında kullanılan: 2 Alman gözetleme uçağı, Deniz uçağı ve diğer birçok uçak sergileniyor. Özellikle: ziyaretçiler, Hunter MK6 uçağına oturarak kontrolleri deneyebiliyorlar.

Tank Bölümü

Buradaki koleksiyonda: 1935 ile günümüz arasında, Belçika ordusu tarafından kullanılan zırhlı araçlar sergileniyor. Ayrıca: bir kısım yabancı tank ta görülüyor.

Deniz Kuvvetleri Bölümü

Buradaki ekranda: 1960’lı yıllara kadar Belçika Deniz Kuvvetleri tarafından irtibat gemisi olarak kullanılan bir kısım tekne sergileniyor.

Napolyon Dönemi

Burada: 1815-1830 ve 1914-1918 yılları arasındaki dönemlere ait objeler sergileniyor ki, bunlar arasında bulunanlar: üniformalar, ekipmanlar ve heykeller vs. dir.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Institut Kraliyet des Sciences Naturelles de Belgique-Doğa Bilimleri Müzesi
Belçika Brüksel Gezilecek yerler Institut Kraliyet des Sciences Naturelles de Belgique-Doğa Bilimleri Müzesi

 

Institut Kraliyet des Sciences Naturelles de Belgique-Doğa Bilimleri Müzesi

Vautierstraat bölgesinde, Rue Vautier 29 adresinde, Avrupa Parlamentosu çevresindedir. Yani, Leopold Parkı kıyısında, Parlamento binasının yakınındadır. Giriş ücretlidir, giriş ücreti 7-9 Euro’dur.

Buraya ulaşmak isterseniz, Metroya bindiğinizde “Maalbeek” veya “Tröne” istasyonlarında inmeniz gerekir.

Avrupa’nın en büyük “Dinozor” galerisi bu müzededir. Diğer galerilerden “evrim” galerisi ilgi çeker ve burada, canlıların zaman içinde nasıl değiştiği gösterilir.

Müzenin en ilgi çeken bölümü “Memeliler bölümü” dür. Bu bölümde gezerken nesli tükenmiş memelilerin kalıntılarını görebilirsiniz.

Hatta

Kuzey ve Güney Kutbu arasında, iki farklı dünyayı izleyebilirsiniz. Görkemli balinalar, yunuslar, morslar ve daha niceleri bulunuyor. Kabuklulara ait de muhteşem bir koleksiyon görülüyor. Böcekler konusunda, bilinenlerin % 80’lik bölümü, burada sergileniyor.

Böcek Galeride: böcekler, örümcekler, kabuklular ve diğer eklembacaklılar ilgi çekiyor.

Evet: müzede 600 fosil ve 400 hayvan sergileniyor. Bunların yanında: mineraller, kristaller, kesme taşlar, meteorlar ve ay taşı da sergileniyor.

Gezinizin sonunda: “Dino” kafede bir şeyler içebilir ve müzenin hediyelik eşya mağazasından bir şeyler satın alabilirsiniz.

Musees Royaux d’Art et d’Histoire-Güzel Sanatlar ve Tarih Müzesi

Jubelpark. Park du Cinquantenaire bölgesindedir. Buraya ulaşmak için metroya bindiğinizde “Schuman” veya “Merode” istasyonlarında inmeniz gerekir. Müze girişi ücretlidir ve 5 Euro ödemek gerekir.

Bu müzede: resim sanatında eski ve yeni ustaların eserleri sergilenmektedir. Eserleri sergilenen sanatçılar: Bruegel, Magritte, Rubens, Delvaux.

Özellikle, müzede bulunan “Hieronymus Bosch” un tabloları ilgi çekmektedir.
Müzede ayrıca: Yakın doğu, Mısır, Yunan ve Roma dönemlerine ait koleksiyonlar “Antik dönem” bölümünde sergilenmektedir. Daimi koleksiyon 4 bölüme ayrılmıştır.

Asya koleksiyonları: Çin, Japonya, Kore.

Avrupalı olmayan medeniyetler: tarih öncesi “Merovenj” dönemi.
Belçika’da Arkeoloji bölümü: Burada, MS.4’ncü yüzyıla ait bir Roma şehrinin modeli görülmektedir.

Toplamda, müzede 650 bin sanat eseri ve tarihi öğe sergilenmektedir. Ayrıca, geçici sergiler de düzenlenir.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Musee du kakao et du chocolat-Kakao ve Çikolata Müzesi

Musee du kakao et du chocolat-Kakao ve Çikolata Müzesi

Rue de la Tete d’Or 9-11 bölgesindedir. Giriş ücretlidir, 5.5 Euro’dur. Açılış saatleri: Salı-Pazar günleri arasında: saat: 10.00-16.30 arasındadır.

Buraya ulaşmak isterseniz, metroda Gare Centrale istasyonu veya Borsa istasyonun’da inmeniz gerekir.

Burada: çikolatalar yanında, piralin olarak bilinen kremler, fındık macunları ve likörlerle dolu çikolatalar da sergilenmektedir. Ayrıca: burada yine turistlere satış yapılıyor ve zaten birçok insan bu müzeyi, bu yüzden ziyaret ediyorlar. Müzede, piralin yapımı ve kakao çekirdeğinin kökeni hakkında da bilgiler veriliyor.

Evet: 2005 yılında açılan bu müzede: 1697 yılından bu yana: çikolata dünyasına ait videolar sergileniyor. Ayrıca, yine müze içinde, bir çikolata üreticisi tarafından yapılan canlı bir gösteri izleniyor. Müzeye girerken ise, çikolataya bandırılmış bir bisküvi ikram ediyorlar.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Centre Belge de la Bande Dessinee-Comic Strip Museum-Centre Belge de la Bande Dessinee-Çizgi Roman Merkezi
Belçika Brüksel Gezilecek yerler Centre Belge de la Bande Dessinee-Comic Strip Museum-Centre Belge de la Bande Dessinee-Çizgi Roman Merkezi

 

Centre Belge de la Bande Dessinee-Comic Strip Museum-Centre Belge de la Bande Dessinee-Çizgi Roman Merkezi

Zandstraat bölgesinde, Rue des Sables’dadır. Buraya ulaşmak için metroya binerseniz “DE Brouckere” veya “Parc” istasyonlarında inmeniz gerekir.

Giriş ücretlidir, ücret 7.50 Euro’dur. Pazartesi hariç hergün açık olan müze: saat: 10.00-18.00 arasında ziyaret edilir.

Müze binası: Belçika’nın “Gaudisi” olarak kabul edilen, ünlü mimar Victor Horta tarafından yapılan bir binadır. Ünlü mimar Horta’nın evi: müze haline getirilmiştir. İlk yapılış amacı ise, 1906 yılında, bir toptan kumaş deposudur.

Ekim 1989 tarihinde açılan bu müzede: ülkemizde de tanınan pek çok çizgi roman karakterinin birçok eseri bulunuyor.

Üst katta

30 yıldır çizgi-şerit oluşturulan Hayal Müzesi bulunmaktadır. Zemin katta, bir kütüphane görülüyor. Burası da, dünyanın en büyük bilgisayar şeritleri koleksiyonunu barındırıyor.

Kütüphanenin hemen yanındaki rahat okuma odasında: doya doya çizgi roman okumanız için izin veriliyor. Her yaştan çocuklar ve ebeveynleri, burada çizgi roman bakabiliyorlar.

Özellikle: 2004 yılında, 75’nci doğum gününü kutlayan “Ten Ten” ile ilgili, zengin bir koleksiyonu, müzede görmek mümkündür.

Müzede bulunan mağazadan ise, değişik hediyelik eşyalar bulup satın alabilirsiniz. Müzede, İngilizce hiçbir bilgi verilmemesi büyük şansızlıktır.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Cantillon Brewery-Belçika Bira Müzesi
Belçika Brüksel Gezilecek yerler Cantillon Brewery-Belçika Bira Müzesi
Belçika Brüksel Gezilecek yerler Cantillon Brewery-Belçika Bira Müzesi

Cantillon Brewery-Belçika Bira Müzesi

Anderlecht bölgesinde, 56 rue Gheude’dedir. Giriş ücretlidir, ücret 5 eurodur. Buraya ulaşmak için metroya bindiğinizde “Gare du Midi” istasyonunda inmeniz gerekir.

1900 yılında kurulan bu müze, küçük ama samimi ve Belçika Birasının tarih içindeki konumunu açıklamaktadır. Görülen makinelerin çoğu orijinaldir. Özellikle, biranın 3 yıl olgunlaştığı variller ilgi çekiyor.

Bira severler, burada, Belçika birasının tarihi süreç içindeki gelişimini, biranın tarihini video izleyerek görebilirler. Müzeyi ziyaret edenlere, bir bardak bira ikram ediliyor.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Magritte Müzesi-Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi

Magritte Müzesi-Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi

Koningsplein bölgesinde, Place Royale 1 adresindedir.

2500 m. Karelik alana yayılan müzede: sürrealist sanatçılardan Irene Hamoir ve Georgette Magritte’nin eserleri sergilenmektedir.

Bunlar arasında bulunanlar: tuval üzerinde yağlı boya, guaj, çizimler, heykel ve boyalı nesneler yanında: reklam afişleri, notalar, eski fotoğraflar ve Magritte tarafından yönetilen 200 civarında film burada sergilenmektedir.

Koninklijk Museum voor Miden-Afrika-Afrika Müzesi

Leuvensesteenweg bölgesindedir.
Bu müze: 1960 yılına kadar Belçika tarafından sömürülen Kongo’yu anmak için hazırlanmıştır. Müzede: o döneme ait günlük objeler ve yayınlar bulunurken, bir yandan da değişik hayvan ve böcekler de sergileniyor.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler Sanat ve Tarih Müzesi-MRAH
Belçika Brüksel Gezilecek yerler Sanat ve Tarih Müzesi-MRAH

Sanat ve Tarih Müzesi-MRAH

Jubelpark bölgesinde Parc du Cinquantenaire’ dedir.

Müzede: sanat ve tarihe ait eserler ve Afrika dışında çeşitli medeniyetlere ait objeler sergilenmektedir.

Bunlar arasında bulunanlar: Çin Pavilion ve Japon Kulesi, Japon Sanatı, Müzik aletleri Müzesi, Porte de Hal Müzesi, Lorraine Charles Sarayı Müzesi bulunmaktadır.

Yine 4 bölüme ayrılmış müzede, arkeolojik ve antik döneme ait, Avrupalı olmayan medeniyetlere ait eserler, Avrupa dekoratif sanatları eserleri de sergilenmektedir.

Ulusal Arkeoloji Bölümünde: tarih öncesi çağlardan, Gallo-Roman dönemi, Merovenj dönemi eserleri ve el sanatları sergileniyor.

Avrupa Dekoratif Sanatlar Bölümünde: kostüm, dantel, seramik, heykel, mobilya, duvar halıları, tekstil, cam, eski araç ve film ve fotoğraf malzemesine ait zengin bir koleksiyon bulunuyor.

Hazine Odasında

Meuse Vadisi Sanat hazineleri bulunuyor. Barok dönemin, Ortaçağ süsleme sanatına ait duvar halıları ve kilise mihrap arkalığı görülmelidir.

Ayrıca: Antik dönemde, Orta doğu, Mısır, Yunan ve Roma dönemlerine ait odada, yine ilginç buluntular sergileniyor. Asya: Çin, Kore, Japonya medeniyetleri için ayrılan odada, yine bu ülkelerin geçmişine ait objeler sergileniyor.

Avrupalı olmayan medeniyetler, yani Amerika, Okyanusya ve İslam medeniyeti eserleri için de ayrı bir oda ayrılmıştır.

Bu ilginç müzenin diğer bir ilginç yönü, görme engelliler için “Körler Müzesi” denilen bir bölüm oluşturulmuş olmasıdır.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler

PARKLAR

Belçika Brüksel Gezilecek yerler PARC DE BRUXELLES-BRÜKSEL PARK

 

PARC DE BRUXELLES-BRÜKSEL PARK

Buraya ulaşmak için metroda “Parc” istasyonunda inmeniz gerekir.

Parkın ilk yapılış amacı: 12’nci yüzyılda: Brabant Dükleri için bir av alanıdır. 1776 yılına kadar bu işlev devam ettirilmiş ve aynı yıl Avusturya İmparatoriçesi Maria Theresa tarafından, av alanı, Fransız tarzı bir bahçeye dönüştürülmüştür.
Küçük ama sevimli bir parktır.

Şehrin bu en eski parkı; bir taraftan

Belçika Parlamentosu ve diğer taraftan Kraliyet sarayı ile çevrilmiştir. Park içinde: küçük bir kafe, çeşitli heykeller, ağaçlıklı yürüyüş yolları ve havuzlar bulunuyor.

Parkın diğer bir özelliği ise: 18’nci yüzyılda, Brüksel şehrindeki serbest masonların buranın ana hatlarını sembol haline getirmiş olmalarıdır. (özellikle: pusula ve gönye)

Eylül 1830 yılında: Belçikalıların bağımsızlık savaşı, şehri işgal eden Hollandalılara karşı burada yapılmıştır. Dolayısı ile, her yıl 21 Temmuz tarihinde, Belçika’nın bağımsızlık kutlamaları burada yapılır.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler PARK DU CİNQUANTENAİRE
Belçika Brüksel Gezilecek yerler PARK DU CİNQUANTENAİRE
Belçika Brüksel Gezilecek yerler PARK DU CİNQUANTENAİRE

PARK DU CİNQUANTENAİRE

Metro ile buraya giderseniz “Schuman” veya “Merode” istasyonlarından birinde inmeniz gerekir.

Park: 1880 yılında, bağımsızlığın 50’nci yılı anısına, Kral Leopold II tarafından, Dünya Fuarına ev sahipliği esnasında yaptırılmıştır. Park alanı, 30 hektardır. Ağaçlar, güzel bahçeler ve yollar ve özellikle peyzaj ilgi çeker.

Parkta: bir “Zafer Takı” bulunmaktadır. Bu anıt: Fransız mimar Charles Girault tarafından tasarlanmıştır. Anıtın her iki yanında, renkli mozaiklerle süslü sütunları bulunan iki büyük sergi alanı bulunur.

Buralarda: Sanat ve Tarih, Ordu ve Askeri Kraliyet Müzesi ve Otomotiv Dünyası kraliyet müzesi bulunmaktadır.

ŞEHİRDE GEZİLECEK DİĞER YERLER

  

Belçika Brüksel Gezilecek yerler BOZAR PALAİS DES BEAUX-ARTS

BOZAR PALAİS DES BEAUX-ARTS

Rue Ravenstein bölgesindedir.

Mimar Victor Horta tarafından: Art-Nouve stilinde 1928 yılında yapılmıştır. Burası: şehirde, kültürel ve sanatsal yaşam merkezidir. Burada: müzik, sinema, edebiyat, mimarlık, tiyatro, dans etkinlikleri düzenleniyor.

Daha önce yasak olmasına rağmen, günümüzde ziyaretçilerin içeriye girmesine izin veriliyor. Şehirde bol zamanınız varsa ve merakınız varsa gidebilirsiniz.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler FLAGEY

FLAGEY

Belvederestraat bölgesinde Rue du Belvedere’dedir.
Burası: teknolojik yeniliklerle eş anlamlı muhteşem bir mimari parçadır.

Daha doğrusu burası bir “Ses Fabrikası” da denilebilir. Çünkü: bu binada ünlü “Studio 4” ve yine birkaç tane eşsiz akustiği olan konser salonları ve stüdyoları bulunuyor.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler TEN TEN HEYKELİ

TEN TEN HEYKELİ

Rodestraat bölgesinde, Rue Rouge’dedir.
Uccle Kültür Merkezi “Tenten” in 30’ncu yılını kutlamak için: bir heykel yapımı tasarlamıştır. Heykel: Belçikalı heykeltıraş Neujean tarafından yapılmış ve 21 Ekim 2011 tarihinde yerine konulmuştur.

Belçika Brüksel Gezilecek yerler KOEKELBERG BAZİLİKASI

KOEKELBERG BAZİLİKASI

Basiliekvoorplein 1 Paris bölgesinde, De la Basilique’dedir.

Burası: dünyanın en büyük beşinci kilisesi ve en büyük “Art Deco” yapısıdır.

Bazilika içinde iki tane müze bulunuyor. Bunlar “Musee des Soeurs Noires” ve “Musee d’Art Moderne Religieux” (Dini Modern Sanat Müzesi) dir.

ŞEHİR DIŞINDA GEZİLECEK YERLER

BASILIQUE NATIONALE DU SACRE-COEUR

Koekelberkg ilçesindedir. Giniş ücretsizdir, ancak kubbedeki seyir bölümüne çıkmak isterseniz. 4 Euro ücret ödemek gerekiyor. Buraya ulaşmak isterseniz, metroya bindiğinizde “Simonis” istasyonunda inmeniz gerekiyor.

Yumuşak eğimli bir tepe üzerinde kurulu yapının ikiz kuleleri ve 80 metre yükseklikteki bakır kubbesi ilgi çeker. Yapının kubbesi: şehir manzarası sunmaktadır ve ziyarete açıktır.

Bazilikanın yapılışı öyküsü: 1902 yılında, Kral Leopold II: Paris şehrindeki “Basilique du Paris Sacre-Coeur” a ziyarette bulunduktan sonra: Belçika’nın bağımsızlığının 75’nci yıldönümü anısına, bir bazilika yapılmasına karar verdi ve ilk temel taşı: 1905 yılında konularak, yapının inşaatına başlandı.

Dünya savaşı sırasında, bina halk tarafından yapılan bağışlarla mimar Albert van Huffel tarafından yavaş yavaş da olsa yapılmaya devam edildi. Sonuçta, ancak 1970 yılında tamamlanabildi.

Yunanistan Atina Genel

Yunanistan Atina Genel

Yunanistan Atina Genel; Atina şehrini gezmeye niyetlendiğinizde, sanırım bu şehrin, tarihi özellikleri ilginizi çekmiş olsa gerek. Evet, bu şehir, tamamen tarihi geçmişiyle ilgi çekiyor.

Atina şehri, bilinen tarihi süreç içinde, MÖ.4 ve 5’nci yüzyıllar arasındaki dönemde, dünyanın en önemli şehirlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Çünkü: o dönemde, zaten bölge ve yakın çevresinde, şehir devletlerinden oluşan, toplulukların egemenlikleri söz konusuydu.

İşte, bu dönemde, kayalık  bir tepe üzerinde bulunan Akropolis çevresinde kurulan şehir, tarihçe kısmında ayrıntılı olarak söz ettiğim gibi, bir kısım nedenlerden dolayı, önem kazanıyor.

Tarihçe okumaktan hoşnut olmayan okurlar için, şehrin önemi hakkında kısa birkaç şey söylemek istiyorum.

Özellikle: sanırım batılıların yani Avrupalıların, kendilerine medeniyet geçmişi olarak burayı yani Yunanlıları kabul etmelerinin temelinde yatan en büyük neden: kendi geçmişlerinin bulunmaması, kendi geçmişlerinin sadece birkaç yüz yıllar bir geriden başlaması.

Bugün İngiltere’ye giderseniz, ülkenin müzelerinin çoğunda, 100-150 yıl önce kullanılan “ütü” gibi nesnelerin, ziyaretçiler için sergilendiğini görürsünüz.

Bunun dışında, müzelerde sergilenen çoğu obje: dünyanın diğer bölgelerinden çalınarak getirilen objelerdir.

Yani, kendilerine ait, yüzyıllarla ifade edilebilecek bir geçmişleri yok. Ama, Avrupa kıtasının bir ucunda bulunan Yunanistan ülkesinde: bir zamanlar, yani günümüzden 5000 yıl önce, Miken uygarlığı yaşamış ki, bu insanlar, gerçekten bilim, sanat ve yaşam tarzı olarak ileri düzeye ulaşmışlar.

Bir asker çıkmış, kazanılan bir zaferin haberini vermek üzere, 45 km. koşmuş ve Atina şehrine vardığında, yorgunluktan ölmüş, böylece, günümüzde  de 45 km. koşulan, Maraton yarışmaları başlamış.

Bu insanların spora olan tutkuları, günümüzdeki Olimpiyat oyunlarının ana fikrini oluşturmuş.

Dolayısıyla, Avrupalılar, kendilerine ait bir medeniyet söz konusu olmadığından, Yunan medeniyetini ve geçmişini, benimsemişler.

Demokrasinin doğduğu yer olarak öne çıkan şehir geçmişi incelendiğinde: aslında, her ne kadar burada belli bir demokrasi prensipleri oluşturulmuş olsa da, unutmamak gerekir ki, Atina şehrinde yaşayanların, o dönemde sadece % 20’lik bölümü (kadınlar, köleler hariç) bu demokrasi sisteminin içine dahil oluyorlarmış.

Zaten: şehir bir dönem o kadar zenginleşmiş ki, şehirde yaşayanlar, her türlü işlerin köleler tarafından yapılıyor olması ve herhangi bir sorunları bulunmaması nedeniyle, oturup felsefe ile bilimle uğraşmışlar, bunun sonucunda, şehirde felsefe okulları kurulmuş.

Sanırım fazlaca tarihe girdik.

Yunanistan Atina Genel;

Günümüze gelelim. Günümüze gelmeden önce, yakın geçmişe bakmak lazım, çünkü günümüzü etkileyen bir durum var. 1924 yılında, bizimle yapılan mübadele yani karşılıklı değişim sonucu, nasıl ki Yunan topraklarında yaşayan Türk uyruklular, ülkeden gönderildi ise, Anadolu topraklarında yaşayan Yunan uyruklu Rumlar da, bulundukları yerleri terk etmek zorunda kaldılar.

Mübadeleye 400 bin Türk ve 1.5 milyon Rum dahil olmuş, sadece İstanbul, Bozcaada ve Gökçeada’da yaşayan Rumlar hariç tutulmuştur. Yunanistan’da ise Trakya ve Girit adasında yaşayan Türkler mübadele dışında tutulmuşlardır, Girit adasında günümüzde 5 bin civarında Türk yaşadığı söyleniyor.

Bunun sonucunda, ülkeye gelen 1.5 milyon göçmenin büyük kısmı, Atina şehrinin dış mahallerine yerleşerek, şehrin varoşlarını oluşturdular ve şehrin nüfusu birden bire aşırı arttı. Şehirde, büyük bir betonlaşma başladı. Kalabalık ve işlek sokaklar, ihtiyaçları karşılayamayan park alanları.

Bu nedenle; şehre gittiğinizde, karşınıza, büyük bir trafik karmaşası ve insan kalabalığı çıkacak. Bunları gördüğünüzde, unutmayın ki, Yunanistan 1981 yılında Avrupa Birliğine üye oldu ve birliğin milyonlarca Euro’luk fonları kullanıldı.

Yine de, şehrin en büyük imarının, 2004 yılında düzenlenen Olimpiyat Oyunları öncesinde sağlandığı söyleniyor.

Ancak Olimpiyat oyunları nedeniyle o kadar çok para harcanmış ki, bu yüzden yakın geçmişte Yunanlıların ekonomik krize girdikleri söyleniyor, ama öte yandan, özellikle şehirler arası yolların güzelliğine inanmak mümkün değil. Bu yollar söylenenlere göre Olimpiyatlar için yapılmış.

Evet, Atina, Avrupa Birliği ülkeleri içinde, en kalabalık dördüncü başkent.

Yunanistan Atina Genel;

2008 yılında yapılan bir araştırmada: satın alma yani zenginlik açısından, Atina şehrinin, dünya sıralamasında 32’nci sırada bulunduğu tespit edilmiş. En pahalı şehirler sıralamasında ise,  dünya 25’nciliği, Atina şehrinin.

UNESCO, Dünya Kültür Mirası Listesinde, bu şehirden iki yeri yazmış ve koruma altına almış. Bunlar: Akropolis ve Daphni Manastırı.

Coğrafi konumuna gelince: şehir, Attika havzası olarak isimlendirilen düzlükte kurulmuş. Havzanın dört bir tarafı, dağlarla çevrili. Güney batıda ise, Saron Körfezi bulunuyor. Güneyde,  yaklaşık 8 km. uzaklıktaki Pire bölgesi, şehir merkezine birleşmiş durumda.

Burada: Faliron körfezi var. Yani, şehrin deniz bağlantısı, Pire bölgesinde. Yani, Atina şehri, dünya üzerinde, denize kıyısı olan, ender başkentlerden birisidir.

Yüksekten şehre bakıldığında, şehrin beyaz badanalı evlerinin, deniz ile birleştiğinde, mavi-beyaz, Yunan bayrağını oluşturuyor. En azından, Yunanlılar böyle olduğunu iddia ediyorlar. Yunan bayrağında bulunan haç işareti, Yunanistan ülkesinin laik olmadığını ve din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılmadığının ifadesidir.

Yunan bayrağındaki mavi denizi, beyaz ise dalgalar ve bulutları temsil eder, beyaz enine çizgi sayıları ise: “ya bağımsızlık ya ölüm” sloganındaki cümle sayısını ifade eder.

İKLİM

Yunanistan Atina Genel:

Şehirde, Akdeniz iklimi hüküm sürüyor. Yani, yumuşak bir iklim var. Kış mevsimi: çok az kar yağar ve don olayı çok nadir görülür. Yaz mevsimi: sıcak ve kuru geçer. Ancak, çoğu kez, poyraz rüzgarı eser ve bu yüzden, özellikle geceler serindir.

Yağışların çoğu: Ekim-Nisan döneminde görülür. Yaz mevsiminde, yağış çok nadirdir. Biraz önce söz ettiğim gibi, yaz mevsiminde, genellikle hava sıcaklıkları, 35 derecelerin üzerine çıkar ve kuru hava etkinleştiğinde, birçok Atinalı şehri terk eder.

YUNANİSTAN İÇİN, ÖZEL GÜNLER

1 OCAK

Aziz Basileos günü olarak bilinir.

6 OCAK

Epifanya yortu günü olarak kutlanır. Kıyıdaki limanlardan ve adalardan, denize bir haç atılır ve bölgenin genç erkekleri, suya dalarak, atılan haç ı geri getirmeye çalışırlar, Haç ı geri getiren için, bir sonraki yılın şanslı geçeceğine inanılır.

ŞUBAT

Bu ay içinde, Atina karnavalı düzenlenmektedir. Bu şenliklerde, maskeli şenlik bandosu, şehir sokaklarını, müzik eşliğinde dolaşır.

25 MART

Yunan özgürlük günü olarak kutlanır. Bu günde, Yunan askerleri, askeri geçit töreni düzenlerler.

PASKALYA

Ortodoks Hıristiyanlar için, en önemli tatil günüdür. Bu döneme denk gelen, kutsal “Cuma” gününde, insanlar, ellerinde mumlar varken, yürüyüş alayları halinde, çiçeklerde süslenmiş bir sedyeyi takip ederek yürürler. Daha sonra, kutsal “Cumartesi” gece yarısında ise, kutsal alev, bir inanç mumu yakılması için, ev ev dolaştırılır.

Takip eden “Pazar” günü ise, yeni gelen baharı kutlamak üzere “kuzu eti” kızartması yenilir. Paskalya dönemi, Atina şehrinin ziyaretçileri açısından şu önemi taşıyor: Paskalya zamanı şehre giderseniz, bu 1-2 haftalık dönemde, kentte, pek çok hizmetin, hatta uçak seferlerinin bile kesintiye uğradığını görmek mümkün. Dükkanların pek çoğu kapanıyor.

1 MAYIS

Bu gün, İşçi Bayramı ya da Bahar Bayramı olarak kutlanır.

HAZİRAN-EYLÜL

Bu dönem arasında: Atina Festival kutlamaları yapılır. Bu kutlamalarda: opera, drama, müzik ve dans gösterileri düzenlenir.

24 HAZİRAN

Vaftizci Aziz John doğum günü olarak kutlanır. Bu kutlamalarda, ziyafetler ve şenlikler düzenlenir.

15 AĞUSTOS

Meryem’in, Göğe yükseliş yortusu olarak kutlanır. Bu kutlama gününde, alaylar ve şenlikler düzenlenir.

28 EKİM

Ulusal Ohi yani “Hayır” günüdür. Yunanlıların, 1940 yılında, İtalyan işgaline karşı yaptıkları, mücadeleyi anımsatır.

HAVA ALANI

İstanbul’dan havayolu ile, Atina şehrine gelmek isterseniz, yaklaşık 1.5 saat civarında bir yolculuk yapmanız gerekiyor. Hani, olur da, İstanbul-Atina arasında, karayolu ile yolculuk yapmayı düşünürseniz, bu kez: otobüs ile, yaklaşık 13-14 saat yolculuk yapmak gerekiyor.

Atina şehrinin uluslar arası havaalanı: Eleftherios Venizelos havaalanı, şehir merkezinin 30 km. doğusundadır. 2001 yılında hizmete açılmıştır. Bu uzaklık, yani havaalanı ve şehir merkezi arasındaki uzaklık; aşağıda ayrıntılı olarak söz edeceğim üzere, trafiğe bağlı olarak, yaklaşık 40-75 dakika arasında sürmektedir.

Havaalanında: bagaj taşımak için, el arabası almak isterseniz, ücretli olduğunu unutmayın ve yanınızda bozukluk bulundurun. Bunları, işiniz bittikten sonra, orijinal yerine yerleştirdiğinizde, paranızı geri alabiliyorsunuz.

Havaalanından Şehir Merkezine Ulaşım

Havaalanından, şehir merkezine ulaşım  da, en önemli husus: yanınızda çok bagaj bulunup bulunmadığı. Yanınızda çok bagaj yok ise, bence sakın taksi tercih etmeyin. En kolay ve ucuz ulaşım yolu, metro. Eğer saati uymaz ise, bu kez otobüs deneyebilirsiniz. Ama bagajınız çok ise, metro ve otobüs yolculuğu zor olabilir. Bu durumda, birkaç kişi birleşip taksi tutmak, sanırım en mantıklısı olabilir.

Metro

Havaalanı metro hattı: sizi, şehir merkezindeki: Syntagma ve Monastiraki istasyonlarının bulunduğu yere kadar götürür. Mavi renkli metro hattını kullanmalısınız. Metro biletinizi: otomatik makinelerden satın alabilirsiniz. Aman, biletsiz binmeyin, yakalanmanız durumunda, 120 Euro civarında, ceza ödendiğini duydum. Bence, 3 Euro’luk bilet almayı ihmal etmeyin.

Otobüs

Havaalanından, şehir merkezinin birçok noktasına, otobüs seferleri var. Otobüs ücreti: 3.20 Euro. Ancak, yukarıda da sözünü ettiğim gibi, trafiğe takılma şansınız çok yüksek. Yine de, boş bir trafikte, havaalanı şehir merkezi arasındaki mesafeyi, otobüsler ile, yarım saatte alırken, yoğun trafikte en fazla bir saatte almak mümkün.

Bir  de, metro belli bir saatte seferlerini sonlandırırken, ekspres otobüsler 24 saat çalışıyorlar. Şehir merkezi dedim ama, Pire Limanından Yunan adalarına gidecek olanlar için de, Havaalanı ile Pire Limanı arasında, ekspres otobüsler de var.

Atina şehrinde otobüs denince inanamadığım görüntü, bir zamanlar Ankara şehrinde kullanılan ama günümüzden yıllarca önce kaldırılan troleybüs yani üstteki tellerden elektrik alarak çalışan belediye otobüsleri oldu, caddelerin üstünde teller nedeniyle inanılmaz bir karışıklık var.

Taksi

Atina taksi sürücüleri, ziyaretçileri yanıltmak yönünde üstün yetenekliler. Havaalanından, şehir merkezine yolculuk yaklaşık 30-40 Euro arasında tutuyor, yani bir hayli fazla. Ama, sürücüler, genellikle taksimetre açmaktan yana değiller ve hatta çeşitli uygulamalar ile, şehir merkezinde gitmek istediğiniz bir yere ulaşım sonucunda, muhteşem bir ücret ödemek zorunda kalabilirsiniz. Bir de ,unutmayın, gece yarısından sonra, taksi ücretleri, iki katı oluyor.

Yani, gece tarifesi, zamlı. Atina şehrindeki taksiler sarı renklidir. Ancak Selanik şehrindeki taksiler lacivert renklidir. Taksimetre açmak istemiyorlar dedim ama, ben birkaç kere taksi kullandığımda, sürücü hiç tereddüt etmeden taksimetreyi açtı ve istediğim yere, saçma sapan yollara girmeden en kısa zamanda beni ulaştırdı ve 5.5 Euro taksi ücreti ödedim, yani pek pahalı gibi değil, ama yukarıda belirttiğim gibi özellikle taksi sürücülerinden (adres, kimlik belli olmadığından) para üstü alırken, aman dikkat, sahte para alma riskiniz yüksek, aldığınız paraları kontrol edip alın. Bir de sürücü her kilise gördüğünde istavroz işareti yapar, bu ilginç durum mutlaka dikkatinizi çekecektir.

SINIR GEÇİŞİ-İPSALA SINIR KAPISI

Özellikle son yaşadıklarımızdan sonra sınır kapısından geçiş süresi biraz uzadığını söylemek mümkündür. İpsala sınır kapısına geldiğinizde: kendi aracınız ile geçecekseniz, ehliyetinizin yeni tip ehliyet olması, aracın kendi üzerinize değilse araç sahibinin noter onaylı vekaletinin olması ve yeşil kasko sigortası yani Avrupa’da da geçerli kasko sigortası bulundurmanız gerekiyor.

Eğer tur otobüsü ile geçerseniz: otobüste rehber bütün yolcuların pasaportlarını topluyor ve topluca polise götürüyor, yapılan incelemenin ardından (1.5-2 saat kadar sürüyor) pasaportlar geri geliyor, yurt dışına çıkmasında sakınca olmayanların pasaportları yolculara dağıtılıyor ve kişiler, pasaportları ile pasaport polisinin önünde sıraya giriyor, 15 TL yurt dışı çıkış harç pulu (bu pulu daha önceden satın alın veya hemen pasaport polisinin yanında da pul satış yeri bulunuyor) ile birlikte pasaport kontrolü ve pasaporta çıkış damgası basılıyor.

Ardından: Türk tarafı Duty-Free mağazası var, sadece 1 mağaza bulunuyor. Dikkat, çıkışta bu mağazaya uğramıyorsunuz, yani çıkışta sadece 2 Yunan Duty-Free mağazasına uğranılıyor. Devam ettiğinizde: bir köprüden geçiliyor. Köprünün yarısının korkulukları kırmızı-beyaz boyanmış ve burası Türk tarafı, bitiminde yani köprünün tam ortasında Türk ve Yunan askerleri ve bayrakları görülüyor. (Türk askerine selam vermeyi unutmayın)

Köprünün Yunan tarafının korkulukları ise mavi ve beyaz boyalıdır. Yunan gümrüğüne geliyoruz. Önce pasaportlar rehber tarafından toplanıyor ve topluca Yunan polisine götürülüyor. Polis giriş damgasını bastıktan sonra, Yunan gümrük elemanları, otobüsün bagajını kontrol ediyor ve bagajdan tesadüfi 3-5 bavul indirip içini kontrol ediyorlar.

Burada önemli bir husus var. Yunan gümrüğü, ülkeye sadece 2 paket (2 karton değil) sigara sokulmasına izin veriyor. Sanırım ülkede sigara pahalı olduğu için, yurt dışından sigara sokulmasını istemiyorlar. Üstünüzde 2 paketten fazla sigara bulunursa para cezası olduğu yazılı.

Ancak bizim tur gurubu girerken Yunan gümrük görevlileri otobüsün içine girip kontrol yapmadılar, zaten sigara alanlar, sigaraları diğer yolculara paket paket dağıttılar. Devam edelim: Yunan polisi giriş damgasını bastıktan ve gümrük elamanları kontrol yaptıktan sonra (ayrıntılı kontrol yapılmadı) ülkeye giriliyor.

Dönüşte de aynı formaliteler devam ediyor. Sadece Türk tarafında gümrük görevlisi otobüsün içine giriş dolanıyor, söylenenlere göre, koltukların üzerindeki yerlerde bulunan içki poşetlerini inceliyorlarmış, çünkü Türkiye’ye 1 büyük ve 1 küçük içki haricinde içki sokmak yasak, bu kontrol ediliyormuş ama çanta-bavul gibi yerler kontrol edilmedi. Ancak bu yazdıklarım edilmeyecek anlamına gelmesin, yani 2 şişe haricinde içki alırsanız, kontrol yapılıp yapılmaması şansınıza kalıyor.

GÜVENLİK

Atina şehrine tur ile giderseniz, rehberin size güvenlik konusunda tek söyleyeceği konu “Kırmızı Alarm” cümlesidir. Çünkü, Atina özellikle son yıllarda, göçmenler nedeniyle bayağı kalabalıklaşmış ve özellikle gasp değil ama yankesicilik çok artmıştır.

Öte yandan şehirde birçok yerde olduğu gibi turistler, çevreyi görme, fotoğraf ve video çekme anlamında, dikkatsiz dolaştıklarında çanta ve cüzdanlarına genellikle sahip çıkamıyorlar. Bu yüzden: Atina şehrinde gezerken çantalarınızı çapraz asmanız ve ön tarafınızda bulundurmanızı öneririm.

Özellikle pasaport kayıpları sorun yaratıyor, bence pasaportunuzun fotokopisini yanınızda bulundurun aslını otelde kasaya kilitleyiniz. Şehirde kredi kartı kullanmamanızı öneririm. Gerek kredi kartı hırsızlıklarına karşı ve gerekse birçok satıcının sevmemesi nedeniyle, yanınızda nakit bulundurunuz. Her şehirde olduğu gibi, burada da akşam saatlerinde parklarda, ara sokaklarda ve caddelerde, karanlık bölgelerde bulunmayınız.

Polis derseniz, sık karşınıza çıkmıyor ama ara sıra Yunan polisini görmek mümkün oluyor. Özellikle merkezi meydanlarda görülüyorlar. Ama uyuşturucu içenlere ve satanlara karışmamış olmalarını hala anlayamadım.

İNSANLAR

Atina şehrinde, yaklaşık 4 milyon insan yaşıyor. Yani, ülke nüfusunun yaklaşık, üçte-biri, başkent Atina da yaşıyor. Ancak son yıllarda, artan göçmen sayısı nedeniyle nüfusun bir hayli karıştığı ve sokakların nispeten güvensiz hale geldiği söyleniyor.

Atina şehrinde, günlük hayat, sabah saat: 07.00 gibi başlıyor. Bu saatte, her yer vızır vızır kalabalıklaşıyor ve arabalar, trafik yoğunluğu yaratmaya başlıyorlar. Trafik genellikle yoğun, çünkü, şehirde yaşayan 4 milyon insan sayısı ile, 3 milyona yakın araç sayısı düşünüldüğünde, bu durumu normal kabul etmek gerek.

Yani, şehrin çoğu bölgesinde, inanın yaya yürüyenler, araçlardan daha hızlı yol alabiliyorlar. Ama, buna elbette çare bulmuşlar. Şehirdeki üniversite gençliğinin büyük bölümü, motosiklet sahibi. Yani, trafikte yoğun otomobil yanında, ondan daha fazla motosiklet te göreceksiniz.

İnsanların günlük yaşamlarında, geleneklerinin büyük önemi var. Aile, Yunan toplumunun temelini oluşturuyor. Akrabalık ilişkileri sağlam. Hafta sonlarında: bir tavernada toplanan Atinalı, akrabalar-komşular veya arkadaşlar, gürültülü-tartışmalı bir ortam eşliğinde, yemeklerini yiyorlar.

Ortodoks kilisesi, Atinalıların yaşamlarında önemli bir yer tutuyor. Zaten bu ülke laik değil, yani din ve  devlet işleri birbirinden ayrı değil, iç içedir. Şehirde yaşayan,  her yaştan ve her kesimden Atinalı, düzenli olarak kilise ziyaretinde bulunuyorlar. İnsanlar; iş dönüşü, öğle arası gibi zamanlarda, günlük yaşamlarının bir parçası olarak kiliseye uğruyorlar ve mum yakıyorlar. Hatta çalışırken çalışma ortamlarında birkaç aziz resmi görmek mümkün, hatta kilise yakınından geçerken istavroz işareti yapıyorlar.

Günün geç saatlerinde ise

Omonia ve Patission civarında, saat: 22.00’den sonra, ellerinde şırıngalar ile dolaşan ve bölgeye gelerek talep edenlere, eroin enjekte edenleri görmek mümkün. Aslına bakarsanız, emniyet güçleri bunlardan pek uzakta değil, ama anlaşılmaz bir tutumla karışmıyorlar.

Özellikle: Selanik şehrinde, şehir merkezinde Venizelos meydanının bulunduğu yerdeki parkta, birçok hırpani kılıklı kişinin uyuşturucu sattığını ve kullandığını görebilirsiniz. İşin ilginç yanı, polisin 100-150 metre uzaklıkta bulunması ve bu duruma müdahale etmemesidir. Zaten, Yunanlılar  da ülkelerinde uyuşturucu alışkanlığının yaygınlaştığından şikayetçiler.

Atinalılar ile ilgili, son olarak şunu söylemek istiyorum: elbette, Yunan ulusu içinde ne kadar Türk düşmanı varsa, o kadar da çok Türk dostu var. Ama, elbette bunları ayırt etmek kolay değil. Öyle ki, bazen “Türk” olduğunuzu duyanlar, size bir şeyler ikram etmek, bir-iki kelime konuşmak için çırpınıyorlar.

Hatta, boynunuza sarılmaya kalkanlar bile oluyor. Ama, yine de, genellikle yaşlı kesim de, hala bir Türk düşmanlığı var, “Türk” olduğunuzu duyduklarında, yanınızdan kin ve nefret dolu bakışlar atarak uzaklaşan, Atinalılar da görebilirsiniz. Ama, ben şöyle bir yorum yapabilirim, şehirde yaşayanların, büyük çoğunluğu, yani % 90’lık bölümü, Türklere karşı sevgi dolu. Ben şehirde kaldığım sürede veya Yunanistan’da kaldığım sürede insanlardan Türk  düşmanlığı görmedim.

Ancak, birkaç yerde Türk düşmanlığını tetikleyecek ve özellikle dini yerlerde Türk düşmanlığını körükleyecek resimler ve objeler gördüm, özellikle Kavala şehrinde, şehrin tam merkezinde, büyük bir tabela üzerinde, herkesin görebileceği büyüklükte Türk Düşmanlığı pekiştiriliyor. Bir de, Selanik şehrinde Atatürk evi ve

Türk Konsolosluğunun duvarlarını ve hemen yakınlarda bekleyen askerleri görünce, bu kadar korumanın elbette korkuya dayalı olduğunu tahmin etmek zor değil, zaten daha önce Yunanlı fanatiklerin defalarca buralara saldırdıkları biliniyor. Halbuki: benim evim, Ankara’da Yunan konsolosluğunun yakınında ve her gün önünden geçiyorum, Yunan konsolosluğunun önünde, bugüne kadar yıllardır bir arada 3-5 kişi görmedim, yani saldırı ihtimali hiç olmadı.

Yunanistan Atina Genel

DİL

Atina şehrinde, Yunan dilinin genel özelliği itibarıyla, normal Latin harflerinin kullanılmadığını ve değişik bir harf sisteminin kullanıldığını göreceksiniz. Elbette, bu bir kısım sıkıntı yaratır. Ama unutmamak gerekir ki, şehir tabelalarının çoğu, bu yerel dille yazılırken, aynı zamanda İngiliz diliyle de yazılıyor.

İnsanların çoğu İngilizce biliyor. Gideceğiniz herhangi bir yeri bulmakta, pek zorluk çekmiyorsunuz. Ama, çoğu dediğime bakmayın, bazen de çevrenizde İngilizce bilmeyen insanlar yoğunlaşıyor ve bu  durumda, Avrupa Birliğine girmiş bir ülkede yaşayan insanların İngilizce bilmemelerini, hayretle karşılıyorsunuz. Ancak, polislerin hepsinin İngilizce bilmesi, güzel. Hatta, turizme o kadar alışmışlar ki, birçoğu Türkçe kelimeleri de biliyor.

ŞEHİR İÇİ ULAŞIM

Yunanistan Atina Genel: Atina’da, ulaşım sistemini öğrenmek gayet kolay. Metro sistemi ve aktarmalar, gayet basit.

Şehirde: toplu ulaşım araçlarını yani metro ve otobüsleri kullanmak için almanız gereken bilet: 1 Euro. Bu bilet ile, bir kişi, bir kez araca binip, yaklaşık 90  dakika boyunca sınırsız transfer yapabilirsiniz. Bunun yanında: 24 saat tüm toplu ulaşım araçlarında kullanabileceğiniz bilet ise, 3 Euro.

Bir hafta boyunca, toplu ulaşım araçlarında kullanabileceğiniz bilet, 10 Euro. Havaalanı ile şehir merkezi arasında çalışan ekspres otobüslerin ulaşım bileti: 3.20 Euro.

Bu biletleri: bilet gişelerinden, gazete bayilerinden veya metro istasyonlarındaki otomatik makinelerden satın alabilirsiniz.

Şehirde, özellikle toplu ulaşım araçlarında, yani metro ve otobüslerde, muhteşem hırsızlıklar oluyor, yankesicilere dikkat etmenizi öneririm.

Yunanistan Atina Genel

METRO

Atina şehir metrosu: 2000 yılında hizmete girmiştir.

Şehir içi ulaşımın en kolay, en rahat ve en ucuz yolu: metrodur. Çoğu yere, metro ile ulaşmak mümkün.

Metro istasyonuna girince, biletinizi okutmanız (insanların bir çoğu bilet okutmuyorlar, çünkü girişte kontrol yok ama metro içinde kontrol yapılıyor) ve içerideki kontrollerde görevliye göstermek zorundasınız. Aksi halde: ağır bir para cezası (bilet bedelinin 30 katı kadar) ödeniyor.

Metroda: yiyecek ve içecek tüketmek yasak. Şehir metrosu, kalabalık kent sokaklarından uzak kalmanın ve rahat yolculuk yapmanın en büyük aracıdır. Ancak, metro: saat: 01.00-05.00 saatleri arasında çalışmıyor.

47 km. uzunluğundaki metroda; 3 hat bulunmakta olup, bunlar; çeşitli renklerle (mavi-yeşil-kırmızı) belirlenmiş ve bunların ulaşım yerleri hakkında, kısacık bilgi vermek gerekirse:

1.Hat: Pire ve Kifissia bölgesi arasında çalışır.

2.Hat: Sepolia ve Daphni arasında çalışır.

3.Hat: Doukissis ve Plakentias arasında çalışır.

Elbette, bu bölgeler, başlangıç ve bitiş olarak öne çıkıyor, ara duraklar hakkında, bir metro haritası edinmeniz şart.

OTOBÜS

Atina şehrinde, metro hatlarının gitmediği yerleri birbirine bağlayan otobüs hatları var. Bu hatlarda çalışan otobüsler: saat: 05.00 der servise başlar ve 23.30 gibi servis biter.

Yukarıda da sözünü ettiğim gibi, Atina Ulaştırma Bürosu tarafından bastırılan, metro ve merkezi otobüs seferlerinin hatlarını gösteren bir haritayı mutlaka edinin. Bu harita ücretsiz ve Turizm Danışma Bürolarında bulabilirsiniz.

TAKSİLER

Yunanistan Atina Genel: Şehirde çok sayıda taksi var. Aynı bizde olduğu gibi, renkleri: sarı. Yanlarında ve tepelerinde “TAXI” logosu bulunuyor. Taksiye bindiğinizde, sürücünün taksimetreyi açması zorunlu. Ancak, gece yarısından sonra, saat: 05.00’e kadar zamlı tarife uygulanıyor. Şehirde, el-kol kaldırarak, herhangi boş bir taksiyi durdurabiliyorsunuz.

Ancak, taksi sürücüleri, kısa mesafeler için yolcu almaktan pek hoşnut olmuyorlar. Hatta ve hatta, bir kısım sürücü, taksimetreyi açmayarak, turistleri kazıklamayı tercih ediyorlar. Taksi sürücüsü hakkında herhangi bir şikayetiniz olduğunda (örneğin taksimetre açmadığında) plakasını alın ve telefonla; “171” numaralı turist polisine bildirin.

Yunanistan Tinos adası

tinos.genel.1
Yunanistan Tinos adası

Yunan ana karasına yakın. Bu ada: Kutsal ada olarak biliniyor.

Pire Limanı ve diğer adalardan, buraya hızlı tekneler ve feribot ile ulaşım mümkün.

Pire limanından ulaşım 3 saat sürer.

tinos.genel.2
Yunanistan Tinos adası

GENEL ÖZELLİKLERİ

Tinos: tam bir sürprizdir. Çünkü: Ortodoks bir toprakta, Roma Katolik ibadetinin merkezidir. Bunun bir nedeni; adanın, 1027’den, 1714’e kadar; Katolik Venedik iktidarı altında kalmasıdır. Diğer bir nedeni ise: Katolik Yunan cemaati arasında tanınmasını sağlayan ilahi bir mucizeye sahne olmasıdır. Katolik ve Ortodokslar bir arada yaşıyorlar.

1823 yılında: Kekhrovouni Rahibe Manastırında, rahibe Pelagia, rüyasında Meryem Ananın kutsal bir ikonunun, yakındaki bir arazide bulunacağını görür. Rahibenin; rüyasında gördüğü yerde yapılan kazılarda: Baş melek Cebrail’in Meryem’e Müjdesini betimleyen ikon; 850 yıl sonra (30 Ocak 1833 tarihinde) gün ışığına çıkarılmış. “Megalokhari” (büyük sevinç) adıyla anılan ikonun, o zamandan bu yana; hastalıkları iyileştirdiğine inanılıyor. İkon bulunmadan önce zaten bir pınar bulunmuş. Bu pınarın suyundan, hasta yerlere sürüldüğünde, iyileştirdiğine inanılıyor.

Adanın az sayıda ziyaretçisi olması ve Yunan karakterini korumuş olması güzel.

İkon: adanın da merkezi olan “Tinos Kasabası”ndan 1 km. uzaklıkta, hafif bir yamaçla yükselen tepedeki “Panagia Evengelistria” (Meryem’e müjde) kilisesinde bulunuyor. Kilise: duaları kabul olmuş hacıların sundukları değerli hediyelerle dolu. İkon ise, altın ve mücevherlerle kaplanmış.

Kasabada: iki önemli festivalde: 15 Ağustos’ta: “Meryem’in göğe çıkışı” yortusu ve 25 Mart’ta: “Meryem’e müjde” yortusunda, ikonun şifa gücünden yararlanmak için, limandan tepeye sürünerek çıkan binlerce insan görülüyor. Bu tarihlerde: adaya seyahat etmek istiyorsanız, mutlaka önceden rezervasyon yaptırmalısınız. Çünkü: çok kalabalık oluyormuş.

tinos.liman.1
Yunanistan Tinos adası

Evet, ada: 194 km. karelik bir yüz ölçüme sahip. Yerleşik nüfus: 8574 kişi. Burada: Panagia Evangelistria kilisesi, onun 80 kadar yel değirmeni, 1000 kadar sanatsal güvercinlik ve Venedik surları ünlü. Bir çok hacı, bağlılıklarının işareti olarak; feribot iskelesi ile kilise arasındaki 800 metrelik yolu, elleri ve dizlerinin üzerinde gidiyorlar.

Ayrıca: tepelerde, taş duvarlar ile teraslamalar yapılmış, her küçük kasabadan en yakın komşusuna taş yürüyüş yolları ile ulaşım mümkün.

tinos.genel.3
Yunanistan Tinos adası

GEZİLECEK YERLER

Kırlara doğru seyahat ederseniz: Tinos’un ne kadar kayalık bir ada olduğunu görebilirsiniz. Yüzlerce teras, yamaçları kaplayarak güzel bir doku yaratılmış. Günümüzde: otlarla kaplı, çorak araziler, Venedikliler döneminde çok bereketliymiş. Yürüyüşçülerin ve bisikletçilerin rağbet ettiği keçiyollarında, siz de güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Güvercinleri, beslenmelerinin bir parçası olarak gören Venedikliler tarafından, Ege boyunca tanıtılan “Güvercinlikler”in yüzlercesi, adanın dört bir yanına dağılmış durumda.

Diğer adalarda; bu güvercin kulelerinin harap olmasına göz yumulmuş. Ama: Tinos’un güvercinlikleri: içlerinde yaşayan birkaç kuşla, hala varlığını sürdürüyor.

Kolaylıkla ulaşabileceğiniz sevimli güvercinlikler: Tinos kasabasının 8 km. kuzeyinde bulunan “Tarabados” köyünde çok sayıda var. Bunlara: Peristeriona deniliyor. Tüm köylerde beyaz taklacı güvercinler için yapılan evler görülmeye değer. Bayağı bir mimarlık dalı olmuşcasına karakterli ve süslü buradaki güvercin evleri.

tinos.genel.5
Yunanistan Tinos adası

TİNOS KASABASI

Tinos Town (Chora) Tinos adasının başkentidir ve ana limanı buradadır. Limandan Evangelismos kilisesine giden iki yol var. Bu yolların yeni olanına: Megaloharis Avenue denir. Arkeoloji Müzesi bu yol üzerinde bulunmaktadır.

Arkeoloji Müzesinde: adanın çeşitli bölgelerinde bulunan: gemi ve ev eşyaları, mezar stelleri gibi zengin koleksiyonlar sergileniyor. Ayrıca: MÖ. Dönemlere ait, geometrik desenli vazolar ve amforalar var. Poseidon sunağının friz kısmı da müzenin avlusunda sergileniyor.

Eski ana cadde olan Evangelistrias Street ise; taş döşeli ve etkileyici oymaları yanında, çok sayıda sanat galerileri, yerel ressamların eserlerini teşhir ettikleri bir yerdir. Yol üzerindeki, 18’nci yüzyıldan kalma mermer bir çeşme görülmeye değer.

Daha önce söylediğim gibi, hacılar bu yolu kullanıyorlar. Ancak: bu 800 metrelik yolu, elleri ve dizleri üzerinde geçiyorlar. Bu yol: renkli ürünler, hediyelik eşyalar ve hayal edilebilecek her şeyin satıldığı dükkanlarla dolu.

tinos.genel.4.sokaklar
Yunanistan Tinos adası

Evet, kasabada: beyaz apartmanlar ve üç yada dört katlı geleneksel eski evlerde görülüyor. Dar sokaklar ve çiçekli avlular birleşince, güzel görüntüler ortaya çıkıyor.

Tinos Kasabasının ardından; çarpıcı bir şekilde yükselen “Eksobourgo” adını taşıyan kayalık zirvede; Osmanlı kuvvetleri tarafından yok edilen, büyük Venedik Kalesinin kalıntıları var. Sarp kayalığın üzerinde: surlar, ortaçağ evleri, çeşme ve 3 kiliseye ait kalıntıların arasında gezebilirsiniz.

Uzaklardaki: Mykonos ve Andros adalarının güzel manzarasını izleyebilirsiniz. Zirvenin gölgesinde; turistlerin etkisi ve modern hayatın aşırılıklarıyla bozulmamış köyler var.

DYO KHORİO KÖYÜ

Dyo Khorio; bunların en güzellerinden biri. Exobourgo Dağı eteklerine inşa edilmiş ve muhteşem bir deniz manzarası var. Eski beyaz taş evler, taş dar sokaklar var. Parlak renkli çiçekler bütün köyü süslüyor.

Dağ çiftçilerinin evleri için su temin ettikleri tatlı su pınarları (çeşme) burada. Halen kullanılan bu pınarlarda, ev halkı, eskiden olduğu gibi çamaşırlarını da yıkıyor.

PYRGOS KÖYÜ

Tinos’un orta kesiminde: ilgi çekici çok az şey var. Bu köy; yeşil bir sitenin ortasında inşa edilmiş. Çok sayıda mermer ve ahşap çalışmaları olan dükkanlar var. Bir de; Güzel Sanatlar, oyma mermer heykel okulu var. Pek çok ünlü heykeltıraşın doğum yeri burası.

Dar bir vadiye sığınan köy; Ege’deki en güzel söylerden biridir. Birkaç zanaatçının atölyesi, dar sokaklara bakıyor. Mermer: dar sokaklar, evler ve kiliselerin dekorasyonu için cepheleri ve balkonlarında bolca kullanılmış.

PANORMOS LİMANI

Pyrgos’tan 3 km. aşağıda, lezzetli taze balıklar yiyebileceğiniz birçok tavernanın bulunduğu balıkçı limanı “Panormos” var.

Yunan adaları genel özellikleri hakkındaki yazım için.

Yunan adalarında alışveriş hakkındaki yazım için.

Yunan adalarında ne yenir-ne içilir hakkındaki yazım için.

Yunan adaları gezi planı hakkındaki yazım için.