Roma şehrindeki tatilinizde, ulaşım açısından konaklayacağınız otelin önemi büyüktür. Çünkü: tarihi şehir yani sur içindeki bir otelde konaklarsanız, birçok yere yürüyerek ulaşabilirsiniz. Aksi halde ise, ulaşım araçlarını kullanmak zorunda kalırsınız ki, bunun en yaygın kullanım alanı “metro” dur. Yalnız: şehir merkezinde kalsanız da, Vatikan’a gitmek veya yorulduğunuzda kullanmak için en uygun ulaşım aracı metro dur.
Şehirdeki metronun iki hattı var. Mavi ve Kırmızı olarak isimlendirilen ve renklendirilen metroda, bir biniş ücreti 1.5 Euro’dur. Öncelikle metro istasyonlarından ücretsiz temin edilen metro hatları krokisini temin edin ve buna göre gideceğiniz yerlere kolayca ulaşabilirsiniz.
Her iki metro hattı “Termini” denilen merkezi tren istasyonunda kesişmektedir, yani buradan bir diğerine aktarma yapabilirsiniz. Termini bölgesindeki metro hatlarının kesiştiği istasyon, ana binanın hemen dışındadır. Şehirdeki diğer metro istasyonları da “M” harfi ile belirlenmiştir. Bu harfin bulunduğu yerde, birkaç basamak merdiven ile aşağıya indiğinizde, bilet otomatlarından para atarak metro biniş jetonu satın alabiliyorsunuz.
Metronun vagonları yeni. İçinde herhangi bir güvenlik problemi yok. İnsanlar, temiz, düzgün ve gayet rahatlıkla yolculuk yapmak mümkün. Metroda, akordion çalıp, para talep eden insanlar sık. Ama bunlar yolcuları rahatsız edici ölçüde para istemiyorlar. Yalnızca, verenlerden alıyorlar. Metro, her durağı gelmeden önce, durağın ismi sözlü anons ediliyor, ayrıca, her vagonda durak ismi, gelmeden yazılı olarak belirtiliyor. Yani, durağı kaçırma şansı pek yok. Binmeden önce, gideceğiniz yere en uygun durağın ismini bellerseniz, metroda sıkıntı çekmeniz mümkün değil. En kolay ulaşım aracı metro. Yalnız, dikkat, metro saat; 22.30 da son seferini yapıyor. En büyük sıkıntı bu.
Şehirde, taksi kullanmayı tercih ederseniz
Beyaz renkli ve taksimetreli taksiler gayet bol ve kullanışlıdır. Hatta, dünyanın birçok yerinde görülmeyen, beşinci koltuk bulunuyor. Yani, taksilere rahatlıkla 5 kişi binebilirsiniz ki, bu büyük bir imkan. Taksiye bindiğinizde şoför hemen taksimetreleri açıyor ve rahat ulaşım sağlanıyor. Ancak taksilerin çoğunluğu duraklarında bekliyor ve telefon edilmesi üzerine geliyorlar, yani otel lobisini devreye sokmanız gerekiyor.
Bunun dışında
Roma Termini Tren İstasyonu; Elbette birçok otobüs seferi ve güzergahı var ama ben şahsen hiç otobüse binmedim. Öğrendiğime göre, otobüse arka ve yan kapıdan biniliyor, bilet bir makinaya gösteriliyormuş. Bileti makinaya göstermezseniz, bilet geçersiz sayılırmış ve kontrol edilirse, büyük para cezaları ödeniyormuş, bilginize.
Gelelim şehrin en büyük aktivite merkezlerinden olan “Termini Tren İstasyonu” na.
Evet, burası gerek Roma şehrinin ülkenin diğer yerleriyle olan bağlantılı tren seferlerinin yapıldığı ve gerekse, şehir metrosunun her iki hattının birleştiği yer olması nedeniyle önem kazanıyor. Öte yandan, burası büyük bir alışveriş kompleksidir. İstasyon binası, giriş katı ve zemin altı kat olmak üzere iki katlıdır. Giriş altı katında: çeşitli mağazalar ve tren hatları, bilet gişeleri bulunuyor. Bu katın en ilginç yanı, burada bulunan bir süpermarketin, gayet ucuz fiyatlar sunması. Özellikle: istasyonun hemen dışında, 2.5 Euro ile satılan büyük bir şişe su, burada yalnızca 0.98 Euro dur. Özellikle: günlük gıda alışverişi, su gibi ihtiyaçlarınızı temin etmek için, kesinlikle Termini tren istasyonunun altındaki bu süpermarketi tercih etmenizi şiddetle öneririm, birçok ihtiyacınızı buradan giderebilirsiniz, hem de uygun fiyatla.
Evet, istasyonun giriş katında, birkaç bar, kafeterya ve Mc Donalts bulunuyor. İki katlı bu fast-food mekanı sürekli dolu ve özellikle, üst katındaki oturma yeri, gayet güzel. Elbette burada da, insanlar yediklerinin artıklarını kendileri çöpe atıyorlar. Nedense, birçok ülke gezdim, yalnız bizim ülkede, herkes yediğinin artığını bırakıp çıkıyor. Yalnız burada en dikkat çekici olan: dilenciler. Evet, Mc Donalt içinde bile dilenciler rahatlıkla dileniyor, hatta bir kadının artıkları karıştırdığını, artık kolaları tattığını gördüm. Zaten: istasyonun çevresinde ki yerler de evsizlere mekan olmuş, hırpani kılıklı insanlar, mukavva parçaları üzerinde yatıyorlar.
Evet, tarihi şehir bölgesinde, buradan başka akşam saatlerine yani 21.00 e kadar düzenli olarak açık bulunan başka alışveriş mekanı bulunmuyor. Mağazalarda fiyatlar pek cazip değil ama, dediğim gibi, giriş altındaki bölümde bulunan süpermarket ve kafeler ilginizi çekebilir. Öte yandan, buranın şehirdeki insanların uğrak yeri olduğunu, her türlü insanın bulunduğunu, özellikle aşırı sarhoşların bulunduğunu unutmamak gerek.
Son bir not
Roma ya gitmeden önce veya oraya vardığınızda Roma Pass bilet paketi ismini duyacaksınız. Bu paket içinde; üç gün boyunca Roma şehrindeki tüm ulaşım araçlarını ücretsiz kullanma hakkı, roma haritası ve roma rehberi var. Ayrıca; roma da iki müzeye bedava girebileceksiniz. Paketin ücreti, 20 Euro. Zaten, Kolezyum ve Borghese Galerilerinin girişleri 20 Euro’dan fazla. Yani, bu iki müzeye paket karşılığı ücretsiz girdiğinizde, verdiğiniz para amorti oluyor, ilaveten üç günlük ulaşım araçlarını ücretsiz kullanmanız kar. Ayrıca, müze girişlerinde, normal bilet sırasında özellikle Kolezyum’da 1500-2000 kişi varken, siz roma-pass bileti sahiplerine ait sıralardan, daha kısa sürede içeri girme şansına sahip olacaksınız. Roma-pass biletinin özellikleri bu, alıp almama tercihi size ait.
Napoli: İtalya’nın ikinci büyük şehridir. Ayrıca: eski İtalyan şehir devletlerinden birisidir. Ancak: tüm bu özellikleri yanında, daha öne çıkan özelliği: bu şehirde suç oranının çok yüksek olmasıdır.
Çünkü: etkin bir mafya teşkilatı var ve bunlarla uğraşmaya polisin gücü yetmeyince, şehirde askeri birlikler de zaman zaman devriye gezmektedirler.
Öyle ki bazı rivayetlere göre, hırsızlar arabalarının camlarını kırmasınlar diye, araç sahipleri arabalarının kapılarını kilitlemezlermiş. Şehirdeki tüm araçların hasarlı olduğunu gördüğünüzde şaşıracaksınız, çünkü hırsızlar tarafından çalınmaması için araçlarının hasarlarını yaptırmıyorlarmış.
Bir araç gördüm, farları dahi yoktu. Hırsızlık o kadar yaygın ki, şehrin en işlek, kalabalık ve hareketli bir caddesinin başı ve sonunun: polis ve askerler tarafından tutulduğunu gördüm.
Mağaza ve dükkanlara girdiğinizde: hissetmeseniz de, tüm gözler sizin üzerinizde, ne çalacak diye bakıyor, tüm bunların yanında, siz de, diğer birçok ziyaretçi gibi, bu hırsızlık çetelerine, kişisel eşyalarınızı-cüzdanınızı çaldırmamak için aşırı dikkat göstermek zorunda kalıyorsunuz.
Çantalarınızı mutlaka omuzlarınıza çapraz asın, çünkü motosiklet ile hırsızlık-kap/kaç zaten Napoli şehrinde icat edilerek dünyanın diğer şehirlerine yayılmıştır. Siz: çantanızın çalındığını hissettiğiniz anda, çalanlar motosiklet ile çoktan gözden kaybolmuş olacaklardır.
İtalya Napoli
Tüm bu özellikler yanında
Napolililerin başka yönlerinden de söz etmek gerekir. Bir kere, aşırı futbol düşkünüler, eğlenmeyi ve içmeyi seviyorlar, İtalya’nın diğer yörelerinden farklı olarak kadınları daha balık etinde, espritüel ve cana yakınlar.
Şehir: balkonlarında çamaşırların asıldığı, köhne binaların bulunduğu, sokak ve caddelerinde çöp yığınlarının görüldüğü bir yer. Yani: Napoli şehrini görünce, İtalya’nın diğer şehirlerinden çok farklı olduğunu hemen hissedeceksiniz. Şehir öte yandan: “Cruise” gemilerinin Akdeniz bölgesindeki ilk hareket noktası olan limanını barındırıyor.
Geçenlerde Adriyatik denizinde, sevgilisine gösteriş yaparken gemiyi batıran kaptanın da buralı olduğu ve olay üzerine, Cruise gemi seferlerinin büyük sıkıntıya uğradığı, müşteri kaybettiği söyleniyor. Yani: burayı ziyaret ederseniz, liman bölgesinde, çok sayıda büyük boyutlu gemi görebilirsiniz.
Trafik tam bir felaket, hiçbir araç sürücüsü trafik kurallarına ve ışıklara uymuyor. Kaldığım kısa süre içinde, trafikte birbirine el kol sallayan, laf atan birkaç sürücü gördüm, yani araç kullanma kültürleri sanki bize benziyor. Aynı zamanda, cadde ve sokaklarında yine bize benzer görüntüler, bol miktarda çukurlar var. Araçlar: tren-tramvay yollarına umursamazcasına giriyorlar.
Şehir
Pizzanın anavatanı olarak lanse ediliyor. Ama, daha öncede yazdığım gibi, kalın hamurlu ve az malzemeli pizzaları var. Gayet doyurucu, bir dilim doyurucu oluyor.
Ama malzemesi az olması nedeniyle Roma’daki kadar damak tadı yok. Pizza yanında, baba isimli bir tatlıları meşhur, bu da bizim belki tanıyanlar vardır “şam baba” tatlısına benzer bir tatlı, sanırım tek farklı özelliği baba tatlısını yaptıktan sonra üstüne “rom” döküyorlar, yani alkol durumu var.
Alkol takıntısı olmayanların mutlaka denemesini öneririm. Fiyatı, 2 Euro. Yine, pizza sevmez iseniz, merkezde büyük bir hamburger restoranı var. En güzel menüsü 7 Euro.
Alışveriş denince, Napoli alışveriş yapmaya uygun bir yer değil. Ara sokaklarda, tüm İtalya’nın önemli markalarına ait ürünleri çok ucuza bulmak mümkün, ancak bunlar taklit değil, çalıntı.
Yine de, bunları almak için kesinlikle ara sokaklara girmenizi tavsiye etmiyorum, çünkü ara sokaklar sokak serserileri ile dolu. Merkezi yerlerde; Kuzey Afrika göçmeni zenciler yine yerde bez örtüler üstünde ünlü marka çantaların sahtelerini satıyorlar.
30-40 Euro’dan başlayan fiyatlar pazarlık gücünüz sayesinde 10-20 Euro’ya kadar düşebiliyor, dikkat. Ayrıca, ayaküstü alışverişte, video kamera, saat gibi değerli parçaların çok ucuza satıldığını gördüğünüzde sakın atlamayın.
Çünkü, normal fiyatının çok altında, 100 Euro fiyatla size sunulan bir video kamerayı almaya karar verdiğinizde, satıcı size orijinal kutusunda cihazı sunuyor, halbuki bu orijinal kutu içindeki cihaz orijinal değil, ağırlığını muhafaza etsin diye, içine kum torbacıkları yerleştirilmiş, dış kalıbı bire bir aynı olan bir cihaz, yani her ne şekilde alırsanız alın, mutlaka kontrol edin veya hiç almayın.
İtalya Napoliİtalya Napoli
Bunun dışında
Söylediğim gibi, yağmur yağdığında, hemen ortaya çıkan esmer tenli Afrikalı göçmenler, şemsiye satıyorlar (satın almayı düşünürseniz, 3 Euro’dan fazla vermeyin), ayrıca yine bu göçmenler buzdolabı magnetleri, anahtarlıklar vs. gibi hediyelik eşyaları, tekerlekli, tahta tezgahları üzerinde satıyorlar. Magnetleri 2 Euro’dan açılıyor, 1 Euro’ya satın alabilirsiniz. Hatta: Senegalli yani Müslüman bir satıcıya denk gelirseniz, çok daha ucuza alışveriş yapma şansınız büyüktür.
Napoli denince, ünlü futbol efsanesi Maradona dan bahsedilmeden olmaz. Napoli futbol takımı, İtalya 2’nci Liginden 1’nci Ligine çıktığı yıl, Arjantin’den Maradona’yı transfer etmişler. Elbette transfer için ayrılan çok sıfırlı dolar bütçesinin mafya tarafından karşılandığı şüphe götürmez bir gerçek.
Maradona, geldiği ilk yıl Napoli futbol takımını, 1’nci Lige çıkarmış. Ancak, kendi hayatı burada çıkılmaz sona doğru ilk adımı atmış, yani uyuşturucuya burada alışmış, evlenmiş, bir çocuğu olmuş, ancak nüfus velayeti altında olmayan çocuk sahibi bugün bile bilinmiyormuş.
Napoli’nin en güzel yanı, deniz kıyısında olması.
Capri adasına ulaşım gemiler ile buradan yapılıyor. Capri adasının su problemi bile, Napoli’den deniz içinden adaya döşenen borularla giderilmiş. Capri adası Napoli’den bakıldığında, deniz üzerinde karnı üstüne yatmış kadın görüntüsünün ufka çıkan silüeti ile ortaya çıkıyor. Güzel görüntüsü var, deniz muhteşem.
Ayrıca, kara bölümünde de, Vezüv yanardağının muhteşem görüntüsü, görülmeye değer. Ancak, bu yanardağın en son patlamadan önce, 2000 metre olan rakımının, patlamadan sonra, 1600 metreye düştüğü, yani yaklaşık en üst bölümündeki 400 metrelik kütlenin patlama ile, Pompei şehri başta olmak üzere, yayıldığı söylenmekte.
Günümüzde hala aktif imiş, ancak sismografi cihazları yerleştirilmiş ve sürekli kontrol ediliyormuş, dağın eteklerinde yerleşim yerleri var, Napoli Belediyesi bunları dağın eteklerinden uzaklaştırmaya çalışıyormuş, ancak Napoli de gerçekten tam bir şehirleşme felaketi var.
Sanki şehrin küçük ve zengin bir bölümü yani Napoli Kartpostalının görüldüğü tepede yaşayanlar hariç, büyük kısmı tam bir varoş havasında. Eski ve döküntü evler, virane yapılar, pencereler arasında gerilen ipte kurutulmaya çalışılan çamaşırlar, İtalya’nın diğer kentlerine benzemeyen bir yer burası.
Bir laf varmış, İtalya’da, Kuzeyliler Güneylileri sevmez, Güneyliler Kuzeylileri sevmez, hiçbir İtalyan Napolilileri sevmez. Zaten tip olarak da pek İtalyan’a benzemiyorlar, daha esmer tenliler, daha şişmanlar.
Napoli’ye niye gidilir. Napoli alışveriş için uygun bir yer değil, gezmek adına, gittiğinizde mutlaka Napoli Kartpostalının bulunduğu at sırtı tepeye çıkın ve muhteşem manzarayı izleyin.
Bunun dışında, Capri adası gibi bir cennete geçerken veya Pompei gibi bir tarih hazinesine geçerken Napoli uğranıp, üç-dört saat kalınabilecek bir yer. Yine de, bu kısacık sürenin huzurunuzu kaçırmaması için, hırsızlığa dikkat, tedbirli olun.
Son bir not: Napoli şehrine yolunuz düşerse: buradan “Limonçello” denilen bir tür likör satın almanızı öneririm. Buraya has: iklim nedeniyle aşırı büyüyen limonların kabuklarından yapılan bir tür içki, kendiniz veya yakınlarınız için satın alabilirsiniz. (1 litrelik şişesi, 15 Euro)
İtalya Napoli Pompei hakkındaki gezi yazım için Napoli Pompei
Belçika Antwerp-Anvers; Şehrin isimleri şunlardır: Antwerp, Antwerpen, Anvers dir.
Şehir: Scheldt nehrini kuzey denizine bağlayan Westerschelde halicinde kurulmuştur.
Başkent Brüksel şehrine 40 km uzaklıktadır. Hollanda sınırı ise 15 km dir.
Belçika Antwerp-Anvers Elmas Ticareti-AWDC
ELMAS TİCARETİ-AWDC
Şehir elmas endüstrisi ve ticaretiyle tanınmaktadır.
Dünya üzerinde işlenmemiş elmasların, yaklaşık yüzde 80’lik bölümü, bu şehirden geçer.
Şehirdeki ilk elmas loncası: 1584 yılında kurulmuştur.
AWDC Misyonu: Antwerp şehrinin küresel elmas endüstrisinin ön saflarında kalmasını sağlamıştır. Şehirde, her gün 70’den fazla millet, uluslararası elmas ticaret merkezinde çalışmaktadır.
AWDC binasının bulunduğu bölge, elmas ticaretinin küresel başkentliğini yapmaktadır. Antwerp Belediye binasının arkasındaki bölge, DİVA’nın bulunduğu yer, 500 yıldan bu yana, gümüşçülerin yaşadığı, çalıştığı ve ürünlerini sattığı bir yerdir.
Bu sokaklarda: 1700 kayıtlı elmas şirketi ve 4500 elmas satıcısı vardır.
Belçika Antwerp-Anvers DIVA-Elmas, Mücevher ve Gümüş Müzesi
DIVA-ELMAS, MÜCEVHER VE GÜMÜŞ MÜZESİ
Suikerrui adresindedir. Giriş ücretlidir, giriş ücreti 12 Eurodur.
Müzede: 6 kat ve 6 oda bulunmaktadır.
Bu odalarda: günlük yaşamdan nesneler sergilenmektedir.
Belçika Antwerp-Anvers DIVA
DIVA’nın gümüş koleksiyonu benzersizdir. Deurne Sterckshof Kalesindeki eski Gümüş Müzesinden gelen koleksiyon, 500 yıllık Belçika kuyumculuğunu kapsayan, yaklaşık 1400 gümüş eserden oluşmaktadır.
Koleksiyon; özellikle sofra gümüşü olarak zengindir. İlaveten tuvalet, lonca ve dini gümüşler de vardır.
Belçika Antwerp-Anvers DIVA The Wunderkammer
The Wunderkammer
Burada ilk odada, muhteşem bir koleksiyon vardır. Dünyanın her yerinden çeşitli nesneler, burada bir araya getirilmiştir. Burada Anvers şehrinin şanlı geçmişi de vardır. 17’nci yüzyıl ortalarına kadar, şehir sanat ve lüks malların üretimi ve dağıtımında başı çekmiştir. Gümüş eşyalar, mücevherler, deniz kabukları, değerli taşlar ve mercan gibi egzotik ve ilginç objeleri görebilirsiniz.
Belçika Antwerp-Anvers DIVA Atölye
Atölye
Gümüşün siyah olmaması için cilalanması gerekir. Bu cilalama için çeşitli teknikler vardır. Bunlar: yüzdürme, kazıma, kalıp kullanma, kabartma, tel çekme, bronzlaştırma, damgalama, nokta kazıma vb dir. Bunların yapılması için, kuyumculuk atölyesinde birçok alet vardır. Burada: duvarlardan biri kuyumculuğa, diğeri ise zorlu ve büyüleyici elmas parlatma ticaretine ayrılmıştır.
Uluslararası Ticaret Odası
Burada bulunan bir multimedya küresi: Anwers’in neden elmaslar için dünya merkezi olduğunu netleştirir. Bu küre üzerinde 550 yıllık elmas yolları görülmektedir. Ekranlar ve kısa filmler, zengin ek bilgiler sağlar.
Belçika Antwerp-Anvers DIVA Yemek Odası
Yemek Odası
Burada, lüks bir sofra takımı bulunmaktadır. Burada: Anwers soylu aileleri için görgü kuralları ve hikayeler, gümüş kullanımı ve zengin ile fakir arasındaki farklar görülmektedir. +Gümüşün kullanımına şahit olacaksınız.
Belçika Antwerp-Anvers DIVA Kasa
Kasa
Yüksek güvenliklidir. Burada sentetik elmaslar ve sertifikaları, gerçek ve sahte gümüş markaları vardır.
Boudoir
Burası: DIVA’nın en değerli hazinelerinin saklandığı gerçek bir mücevher yatak odasıdır. Her mücevherin bir anlamı, tarihi ve kişisel hikayesi vardır. Kraliçeler, opera sanatçıları, pop ve film yıldızları ile ihtişamlı dünyaya dalacaksınız.
ÜNİVERSİTE BÖLGESİ
Şehirde 40 binden fazla tam zamanlı öğrenci öğrenim görmektedir.
Ossenmarkt: öğrenci barları ve canlı atmosferiyle bölgenin merkezidir.
Universielt Antwerpen-Anvers Üniversitesi:
Üniversitede yaklaşık 20 bin öğrenci eğitim görmektedir. Bu öğrencilerin yaklaşık 3800 tanesi yabancı ülkedendir. Üniversitenin kökleri, 1852 yılına kadar gider. Üç küçük üniversitenin birleşmesiyle 2003 yılında kurulmuştur.
Günümüzde üniversite bünyesinde, 33 akademik lisans programı ve 70 yüksek lisans programı vardır. Üniversite devlet tarafından finanse edilir. Eğitimdeki yüksek standartları, uluslararası rekabete dayalı araştırmaları ve girişimci yaklaşımıyla ilgi çeker.
Evet günümüzde üniversitede 5000’den fazla çalışan var. Bunlardan 700 tanesi profesör ve 3000 kadrolu araştırmacı vardır.
Belçika Antwerp-Anvers Red-Light Bölgesi
RED-LİGHT BÖLGESİ
Bölgenin ismi “Schipperskwartier” dir. Şehirde, hareketli şehir merkezi ile popüler Eilandje Mahallesi arasındadır. Pazar günlerinde burada organik ürünlerin satıldığı bir pazar kurulmaktadır.
Belçika Antwerp-Anvers Red Light Bölgesi
Yıllar içinde kırmızı ışık bölgesinde, birkaç gece kulübü açılmıştır. Bunlardan en gözde olanı “Cafe d’Anvers” dir. Bu eski kilise, birkaç yıldır şehirde popüler bir hafta sonu mekanı olmuştur. Yine bölgede bulunan “Cargo Club” Avrupa’nın en büyük gay kulüplerindendir.
Buralara yolunuz düşerse: Saint Paul kilisesini de görmenizi öneririm. Buranın iç mekanı muhteşem güzeldir.
Kilise: Rubens, Van Dyck ve Jordaes gibi ünlü Anversli ustaların ellerinden çıkmış, 50 civarında tabloyu barındırmaktadır.
1968 yılında bölgede çıkan yangında, Kırmızı ışık bölgesinin bayanları, kilisedeki sanat eserlerinin büyük bölümünü kurtarmayı başarmışlardır.
Yine bölgenin ünlü bir yeri “Villa Tinto”; burası tek bir binada, 51 pencere bulunan bir mekan olarak önem kazanmaktadır.
Belçika Antwerp-Anvers Port of Antwerp-Antwerp Limanı
PORT OF ANTWERP-ANTWERP LİMANI:
Avrupa’nın en büyük limanları sıralamasında 2’nci sırada gelir.
Limanda: vinçler, yükleme alanları, konteyner yığınları, rıhtımlar, borular, demiryolu hatları, depolar ve petrokimya rafinerileri bulunmaktadır. Gerçeküstü bir endüstriyel çağ labirentidir. Liman, Hollanda sınırına kadar uzanmaktadır.
Anvers Limanında 7 bisiklet rotası belirlenmiştir. Bu rotalar 10 ile 60 km arasında uzamaktadır. Çok sayıda turistik yer hakkında daha fazla bilgi mevcuttur. Limanın içinde ve çevresinde bisiklet yolları ve bisiklet kiralama ve onarım adresleri gibi pratik bilgiler de verilmektedir.
Belçika Antwerp-Anvers Grote Markt
GROTE MARKT
Grote Markt: Ortaçağ döneminde, yerleşim bölgesinin hemen dışında kalan bir meydandır. 1120 yılında Brabant Dükü I Henry: bu topluluk arazisini şehre bağışladı.
Belçika Antwerp-Anvers Grote Markt
Antwerp şehrinin Ortaçağ dönemindeki kalbi, bu meydandır. Çünkü, yıllık pazarlar ve Foren Van Brabant yani Brabant Fuarları burada düzenlenmektedir.
Burada: İngiliz tüccarlar, Alman Hansa kentlerinden ve Güney Almanya ve Flamanlardan İtalyanlar, İspanyollar ve tüccarlarla burada işbirliği yaptılar.
15’nci yüzyıl sonlarında, şehir, Aşağı ülkelerin en önemli şehri olan Brugge şehrini bile geride bıraktı.
Evet, günümüzde burası trafiğe kapalıdır.
Meydanda bulunan yapılar şunlardır:
Antwerp Belediye Binası
Sint Joris Guildhalls
Valk
Brabo Çeşmesi-Brabofontein
Antwerp Caz Kulubü
Belçika Antwerp-Anvers Stadhuis
Stadhuis-Antwerp Belediye Binası
Yapı: 1561-1565 yılları arasında yapılmıştır. Belediye binası 1565 yılında açılmıştır. Mimari stil Rönesans tarzındadır.
Zemin katta: 45 kapı, küçük dükkanları barındıracak şekilde inşa edilmiştir. Buradaki dükkan ve depolar, 1562 yılından itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Dükkan sahipleri tarafından ödenen kiralar ise, binanın yapımında kullanılmıştır.
Belçika Antwerp-Anvers Stadhuis
Yapının avlusu ise (günümüzdeki merdiven boşluğu); şehir topçuları için bir depolama alanı olarak kullanılmıştır.
Bina, 1576 yılında İspanyollar tarafından yakıldı. Sadece dış duvarları sağlam kalmıştır. 1579 yılında yeniden yapılanma başlar. İç mekan ise: 17 ve 18’nci yüzyıllarda dekore edildi.
Belediye Binası: 18’nci yüzyılın ikinci yarısında ise, Fransız birlikleri tarafından yağmalandı.
Belçika Antwerp-Anvers Stadhuis
Binanın iç kısmı: 19’ncu yüzyılda restore edilir. Çalışmalarda: avlu bir merdivene dönüştürdü ve birkaç oda, ana kata uyarlanarak modern ortamlara uygun hale getirilir.
Cephe: pembe mermer kaplamalıdır.
Cephede çeşitli armalar bulunmaktadır. Bunlar: Kral II Philip’in arması, en solda eski Braband Dukalığının arması ve en sağda Antwerp şehrinin armaları vardır. Şehir anmasının üzerinde, imparatorluk kartalı vardır.
Kent sulh hakiminin erdemlerinin simgelendiği kemerli nişlerde çeşitli heykeller vardır. Bu heykeller: Lady Justitia ve Lady Prudentia (Adalet ve Bilgelik heykelleri) ile Filips de Vos’un Meryem Ana heykelidir.
İkinci katın üzerindeki köşeler, kanatlı aslanlarla doludur.
19’ncu yüzyılda yapıda iç mekanda büyük tadilatlar olur. Bu restorasyon sırasında bazı şehirli ressamlar: duvar resimleri yaparlar, bu duvar resimlerinde şehrin tarihindeki önemli olaylar ve eski Belçikalı yöneticilerin portreleri vardır.
Yapı: UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
Belçika Antwerp-Anvers Brabo Fountain
Brabo Fountain-Brabo Statue-Çeşmesi
Meydanda: barok ve bronz “Brabo Çeşmesi” vardır. Çeşme: sanatçı Jef Lambeaux tarafından yaratıldı ve Şehrin Belediye binasının önünde, 1887 yılında konulmuştur. En büyük ilgiyi ise bu heykel çekmektedir.
Bu çeşme: Antwerp şehrinin temel efsanesinin kahramanını tasvir etmektedir. Çeşmenin efsanesi şöyledir. Anlatılanlara göre: Dev Druon Antigoon bölgeye demir atan ve Scheldt nehri için geçiş ücreti ödemeyi kabul etmeyen tüm gemi kaptanlarının elini keser ve ardından bu kesik elleri Scheld nehrine atar.
Romalı bir asker Brabo: dev uyurken devin elini kesir ve eli nehre atarak bu kötü durumu sonlandırır.
Belçika Antwerp-Anvers Brabo Fountain
Çeşme: Brabo’nun, devin elini kesip nehre atmasını canlandırıyor.
Şehrin adının kökeninde bulunan “El Werpen” kelimesi Flamanca’da “bir el atmak” anlamına gelmektedir.
Heykelde, ilaveten, üç çıplak kadın, Anvers şehrinin sembollerini taşımaktadır. Bir tekne, bir kale (Steen). En tepede: devin kafası ayaklarının dibinde olan Brabo. Başı ve eli olmayan dev, aşağıdaki kayaların üzerinde yatıyor.
Belçika Antwerp-Anvers Sint Joris Guildhalls
Sint Joris Guildhalls
Bunlar Lonca Salonlarıdır.
Belediye Binasının karşısında, Grote Markt meydanının her iki tarafında, bir dizi lonca salonu vardır.
Bu yapılar: 16 ve 17’nci yüzyıldan kalmadır. Her yapı: güçlerini, statülerini ve zenginliklerini göstermek için, ayrı bir lonca için yapılmıştır. Lonca salonlarının en üstünde; loncalarıyla ilgili muhteşem altın heykeller bulunur.
Belçika Antwerp-Anvers
Buradaki en büyük lonca salonu: Pand van Spanje’dir. Kelime anlamı “İspanya’nın Evi” demektir. Üst bölümünde: yükselen ejderhayı öldürmeye hazır olan atının üzerinde bir şövalye görülür. Bu at üzerindeki şövalye: Saint Joris’ dir.
Lonca salonlarının içini gezmek isterseniz: 24,38 ve 40 numaralı evler görülmeye değerdir. Bunlar orijinaline uygun olarak yenilenmiştir.
Belçika Antwerp-Anvers Anvers Katedrali
MERYEM ANA KATEDRALİ-ANVERS KATEDRALİ-HANDSCHOENMARKT-ONZE-LİEVE-VROUWEKATHEDRAAL
Tarihi şehir merkezinin tam ortasındadır. Groenplaats ve Grote Markt arasındadır.
Giriş ücretlidir, giriş ücreti 6 Euro’dur.
Belçika Antwerp-Anvers Anvers Katedrali
Belçika, Hollanda ve Lüksemburg ülkelerinde mevcut en büyük Gotik kilisedir.
İnşası, 1352 yılından, 1521 yılına kadar tam 169 yıl sürmüştür. 1559 yılında Antwerp Piskoposluğu kurulduğunda, kilise bir katedrale yükseltilmiştir.
Bu süreçte: birçok yangınlar, savaşlar ve başkaca sert olaylardan kurtularak günümüze ulaşmıştır.
Belçika Antwerp-Anvers Katedrali
Günümüzde hala Antwerp Piskoposunun kilisesidir.
Dış cephesinde: yükseklik yerden 123 metredir. Katmanlı sivri uçtaki altın saat işçiliği muhteşem güzeldir. Halbuki: orijinal planda, iki kule olmasına rağmen, para sorunları ve değişen fikirler nedeniyle sadece bir kule inşa edilmiştir. Şehirde nereye giderseniz gidin, mutlaka bu uzun kuleyi görebilirsiniz.
Belçika Antwerp-Anvers Katedrali
Mevcut içi mekan, tarihin çeşitli bölümlerinin izlerini taşır. Barok sunaklar, Neo-gotik şapeller, heykeller, resimler ve diğer sanat eserleri oldukça zengindir.
Ana portalın üzerinde oldukça güzel süslemeli heykeller vardır. Bu heykeller ile “Son Yargı” tasvir edilmektedir.
Belçika Antwerp-Anvers Katedrali
Yapının içinde: 7 koridorlu bir nef vardır. Uzunluk toplam 118 metredir. Vitrayların toplamı 55 adettir.
Belçika Antwerp-Anvers Ketadrali
Katedralin içinde değerli bir sanat koleksiyonu vardır. Bunlar arasında: ünlü sanatçı Rubens’in erken döneme ait 4 tablosu vardır.
Bunlardan iki tanesi: Haç’tan iniş ve Mesih’in dirilişi tablolarıdır. İç bölümler oldukça güzel mobilyalarla dekore edilmiştir.
Belçika Antwerp-Anvers Katedrali Çanlar
Çanlar:
Katedralde: çan kulesinde 49 çan vardır. Bunlardan en ağır olanı: 6434 kilodur. Kulenin çanlarını dinlemek için, meydanda bulunan kafelerde toplanan insanları görebilirsiniz. Çanlar: her zaman çalmaz. Sadece: her Pazar, yaz döneminde saat 15.00-16.00 arasında ve kış döneminde Pazartesi saat: 20.00-21.00 arasında çalınırlar.
Yapıda: hediyelik eşya, kitap ve benzerini bulup satın alabileceğiniz bir dükkan bulunuyor.
Yapı: UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
Belçika Antwerp-Anvers KMSKA
KMSKA-ROYAL MUSEUM OF FİNE ARTS ANTWERP-ANVERS KRALİYET GÜZEL SANATLAR MÜZESİ
Zuid semtinin merkezindedir.
Müze, 1810 yılında kurulmuştur.
Müzenin bulunduğu bina: 1884-1890 yılları arasında yapılmıştır. Mimar Jacob Winders ve Frans van Dijk’dır.
Belçika Antwerp-Anvers KMSKA
Neo-Klasik bina: kanatlı araba heykelleriyle süslenmiştir. Bu kanatlı araba heykeli: atlı, iki bronz şöhret figürü içerir. Heykeltıraş Thomas Vincotte tarafından yapılmıştır.
Müze ise, bilimsel statüye sahip tek Flaman müzesidir.
Belçika Antwerp-Anvers KMSKA
Burada: dünyaca ünlü ustalar James Ensor ve Rik Wouters’in en kapsamlı ve önemli koleksiyonları bulunmaktadır.Peter Paul Rubens, Anthony van Dyck, Jan van Eyck, Rembrandt, Vincent van Gogh gibi sanatçıların da tabloları vardır.
Yapı 2019 yılında restorasyona alınmıştır, yani buraya gitmek için önceden açık olup olmadığını incelemek gerekir.
Belçika Antwerp-Anvers Zoo
ZOO ANTWERPEN-DİERENTUİN-ANTWERP HAYVANAT BAHÇESİ
Koningin Astridplein 26 adresindedir. Giriş ücretlidir, giriş ücreti 18 yaş üstü yetişkinler için 31 Euro’dur. 12-17 yaş aralığı için ise 29 Euro’dur.
Giriş meydanı yani “Flamingo Meydanı” ücretsizdir.
Hayvanat bahçesi, 1843 yılında kurulmuştur. 150 yıldan daha fazla bir süre, şehir surlarının hemen dışındaydı. Şehir büyüdüğü için, şehrin ortasında ve Merkez İstasyonun yanındaki yeşil bir bölgededir.
Dünyanın en eski ve en saygın hayvanat bahçelerinden birisidir. 10 hektarlık alana kuruludur. Son teknoloji ürünü ve yetiştirme programlarıyla uluslararası bir üne sahiptir.
Hayvanat bahçesinde 950 farklı türden 5000 hayvan yaşamaktadır. Tek bir yerde görülebilecek en fazla hayvan burada var. Bu hayvanların yüzde 80’ini, mevsim, sıcak-soğuk düşünmeden her gün görmek mümkündür.
Hayvanat bahçesini ziyaret ederseniz: Büyük Maymunlar vadisinde, şempanzeler ve gorillerin arasında yürüyebilirsiniz. Buffalo Savannah bölgesine geçip kuşları görün. Hayvanat bahçesinin: Yeni Savana bölümünde; zürafalar ve zebralar vardır. Skywalk denen yerde ise: kırmızı pandalar var. Koalalar, akvaryum ve kelebek bahçesi de bulunmaktadır.
Belçika Antwerp-Anvers Centraal Middenstatie
ANTWERPEN-CENTRAAL-MİDDENSTATİE-MERKEZ İSTASYON
1835 yılında Brüksel’den Antwerp şehrine gelen ilk tren, şehir surlarının dışındaki ahşap bir istasyon olan Koningen Astridplein’de şehre ulaştır. Yapı, 1854 yılında Antwerp Hayvanat Bahçesinin mevcut girişine yakın yeni bir ahşap istasyon binasıyla değiştirildi. 1895 yılında, Bruges doğumlu mimar Louis dela Censerie tarafından yeni bir tren istasyonu yapılması için çalışmalara başlandı ve 10 yıl sonra 1905 yılında açıldı. İstasyon, yükseltilmiş bir demiryolu yatağı, üstü kapalı bir çelik platform salonu ve bir hizmetler ve bilet salonundan oluşmaktadır.
Belçika Antwerp-Anvers Centraal
Neo-Gotik cephesi, geniş ana salonu ve muhteşem orantılı kubbesiyle dikkat çeker.
Bir çelik platform kaplaması ve bir taş istasyon binasından oluşmaktadır. Son zamanlarda istasyon tamamen yenilenmiştir.
2007 yılında Antwerp merkez istasyonu ile şehrin kuzeyi arasındaki demiryolu tüneli sayesinde, trenler geri dönmeyip yolculuklarına devam edebilirler.
2009 yılında Amerikan dergisi Newsweek, Anwers Merkez İstasyonunu, Dünyanın en güzel 4’ncü tren istasyonu olarak seçmiştir.
Orijinal tren salonu: demir ve camdan yapılmıştır, uzunluğu 44 metre ve yüksekliği 43 metredir. Tren salonunun çatısı çelikten yapılmıştır.
Belçika Antwerp-Anvers Chocolate Nation
CHOCOLATE NATİON-BELÇİKA ÇİKOLATA MÜZESİ
Koningin Astridplein 7 adresinde, Merkez İstasyonun tam karşısındadır. Giriş ücreti 16,50 Euro’dur.
Belçika ülkesinde ilk çikolata fabrikası, 1831 yılında Ansvers şehrinde açılmıştır. Günümüzde hemen hemen her sokak köşesinde bir çikolata dükkanı vardır.
Antwerp Limanı bir zamanlar dünyanın en büyük kakao çekirdeği depolama alanıydı. En iyi çikolatacılar, Antwerp Yemek Endüstrisi (PIVA) tarafından eğitilmişlerdir.
Belçika Antwerp-Anvers Chocolate Nation
Müzede: 14 tematik oda bulunmaktadır ve bu odalardaki ziyaret yaklaşık 60-90 dakika sürer. Bu yolculukta, Belçika ülkesinde çikolatanın hikayesi anlatılmaktadır. Tur: Ekvator ülkesinin kakao tarlalarından başlar ve kakao çekirdeğinin Anvers’teki dünyanın en büyük kakao depolama limanına kadar takip eder. Devasa bir fantezi makine, çikolatanın nasıl yapıldığını ve kadifemsi yumuşak tadın nereden geldiğini gösterir.
Belçika Antwerp-Anvers Chocolate Nation
Belçika çikolatasının hikayesi anlatılıyor. Çikolata markalarının ve çikolatacıların deneyimleri ve hikayeleri vardır. Gerçek boyutlu, mobil, hayali bir makinanın Belçika çikolatasını nasıl yaptığını göreceksiniz. Müze ziyaretçileri, ziyaretleri esnasında, atölyede çikolatacıları iş başında görebiliyorlar. Son aşamada ise, erimiş çikolata tadımı yapılıyor.
Belçika Antwerp-Anvers Rubens Heykeli
RUBENS HEYKELİ
Anwers Katedralinin arkasında, Groenplaats’dadır.
Bronz heykel, 1843 yılında Borgerhout doğumlu Neo-klasikçi Willem Geefs (1805-1883) tarafından yapılmıştır.
Heykelin ilginç bir yapım hikayesi var, hikayeye göre heykel yapım aşamasında birçok terslik olmuştur.
Heykelin yapılış sebebi, Rubens’in ölümünün 200 yılı anısınadır. Heykel halktan toplanan bağışlarla yapılmıştır. Heykelin alçı kopyası yapılmıştır. Bu alçı kopya heykel, atölyede arabadan düşüp parçalandı ve ikinci bir alçı kopya yapılır. 1843 yılında Bronz heykel hazırdı. 9 Ağustos 1843 günü, Groenplaats’ta mezarlığın haçının 1739 yılından beri durduğu yere heykel yerleştirilmeye götürülürken, heykel, taşındığı arabanın devasa tekerlekleri arasında battı ve hasar gördü, tekrar geri götürüldü tamir edildi ve yerine yerleştirildi.
Heykelde, Rubens, bir sanatçı olarak tasvir edilmiştir. Beline bir kılıç takmıştır ve geniş kenarlı şapkasını sağ elinde tutmaktadır. Ressamı tanımayan ve resme dikkatli bakan herkes, Rubens’in bir ressam olduğunu tahmin edebilir. Paleti ayaklarının dibinde bulunmaktadır.
Heykelin kaidesi: tamamen beyaz mermer levhalarda yapılmış, dört kenara mavi taş yerleştirilmiştir. Ön yüzünde bronz harflerle yazılmış “PETRO PAULO-RUBENS-CIVI OLIM SUO-SPQA-SUMTIB” yazılıdır.
Belçika Antwerp-Anvers St James Kilisesi
ST JAMES KİLİSESİ-SİNT JACOBANTWERPEN
Lange Nieuwstraat 73-75 adresindedir. Şehrin ana alışveriş caddesi olan Meir’e kısa bir yürüme mesafesindedir.
Antwers şehrinin en büyük kiliselerinden biridir ve çalışan en eski saat kulelerinden birine sahiptir.
Belçika Antwerp-Anvers St James Kilisesi
15’nci yüzyılın başlarında burada, Santiago de Compostela’daki elçi James’in mezarına seyahat eden Kuzey Avrupalı hacıları karşılayan bir yer vardı. 1413 yılında bu yere, St James’e adanmış bir şapel eklendi. 1491 yılında Brabant Gotik üsluptaki mevcut kilisenin inşaatına başlandı. Kilise tam 175 yılda tamamlandı.
Belçika Antwerp-Anvers St James Kilisesi
Kilise: birkaç küçük zanaat topluluğu ve loncalar için cemaat kilisesi olarak hizmet verdi. Koro bölümü: zengin ailelerin mezarları ve şapelleriyle tamamlandı. En ünlü anıt şapel: Peter Paul Rubens’e aittir. Rubens, Şapelde: Azizler tarafından çevrili “Madonna” mihrabı boyadı. Kilisenin başka bir yerinde: Jacob Jordaens’in bir başyapıtı daha vardır.
Belçika Antwerp-Anvers St James Kilisesi
Kilisenin en büyük özelliği, büyük sanatçı Rubens’in mezarının burada olmasıdır.
Belçika Antwerp-Anvers Saint Charles Borromeo Kilisesi
SİNT-CAROLUS BORROMEUS-SAİNT CHARLES BORROMEO KİLİSESİ
Hendrik Vicdanplein 6 adresindedir. Giriş ücreti 5 Eurodur.
Cizvit Tarikatının talimatları üzerine, 1614-1621 yılları arasında inşa edilmiştir.
Yapıda: düzinelerce 17’nci yüzyıl tasviri vardır.
Belçika Antwerp-Anvers
Kilisede bulunan sanat eserleri arasında: Antwerp şehrinin önde gelen ve dünyanın en ünlü barok ressamlarından biri olan Peter Paul Rubens’in (Stüdyosu ve Anthony Van Dyck’in yardımıyla) 39 tavan resmi vardır. Sadece resimler değil, Rubens kilisenin yapımında bir ressam, dekoratör ve mimar olarak önemli rol oynamıştır. Onun etkisi: kulede, cephede, yüksek sunakta ve Leydi Şapelinin tonoz sıvasında görülür.
1718 yılındaki yangında, bunlar yani 39 tavan resmi ve diğer birçok eser yok olmuştur.
Belçika Antwerp-Anvers
Kilise daha sonraki tarihlerde yeniden inşa edilmiştir. Rubens’in tavan resimlerinin yaklaşık yarısının eskizleri korunmuş ve dünya çapında çeşitli sanat koleksiyonlarına dağıtılmıştır.
Kilise, ismini 1803 yılında Papa tarafından Cizvit tarikatının dağıtılmasından sonra bir cemaat kilisesi olunca almıştır.
Belçika Antwerp-Anvers
Kilisenin cephesi oldukça etkileyicidir.
Cephe kilise binasından daha yüksektir. 40 yıl önce inşa edilen Cizvit’in Roma’daki ana kilisesi Gesu’dan esinlenilmiştir. Cephedeki görkemli dekorasyon, kısmen Peter Paul Reebens’e atfedilir.
Kilisenin içinde yüksek sunak oldukça dikkat çekicidir. Sunağın arkasında 4 farklı tuval içeren büyük bir sandık bulunur. Bir kasnak sistemiyle resimler, ayinsel dini yıla göre, yıl boyunca değiştirilmektedir.
Belçika Antwerp-Anvers
Kilisenin en büyük özelliği: ana sunağın üzerindeki resimleri değiştirmek için kullanılan orijinal işleyen mekanizmadır.
Peter Paul Rubens’in orijinal resimlerinden ikisi, 1776 yılında Avusturya İmparatoriçesi Maria Theresia tarafından satın alınmıştır.
Kilisenin sağ tarafındaki “Leydi Şapeli” mermer resim ve heykellerle coşkulu şekilde dekore edilmiştir. Şapel “Meryem Ana” ya adanmıştır. Altarın arkasında, Rubens’in bir kopyası olan “Meryem Ana’nın Varsayımı” tablosu bulunur. Rubens’in orijinal tablosu, 1776 yılında İmparatoriçe Maria Theresia tarafından satın alındı. Alçıdan yapılmış tavan rölyefi de Rubens tarafından tasarlanmıştır.
Belçika Antwerp-Anvers
Kilisenin kulesi, ana cepheden girildiğinde görülmez. Sint-Katelijnevest boyunca bulunur. 1617-1721Belçika Antwerp-Anvers yılları arasında yapılmıştır. Görkemli kule, yakınlarda restore edilmiştir.
Son bir not:
Kilisenin içinde bir de dantel müzesi vardır. Her zaman açık değil, umarım ziyaretinizde açık bulursunuz, burayı da ziyaret etmeyi unutmayınız.
Belçika Antwerp-Anvers Vleeshuis Museum
VLEESHUİS MUSEUM
Vleeshouwersstraat 38 adresindedir.
Giriş ücreti 5 Euro’dur.
Vleeshuis, Anvers şehrinde dinsel olmayan en eski yapıdır ve halka açıktır. Zengin bir tarihe sahiptir. Günümüzde ise bir müzik müzesidir.
Vleeshuis’in bodrum katı ve zemin katı, düzenli bir müze ziyareti sırasında halka açıktır.
Müzede: şehirdeki 800 yıllık müzik ve dansın izleri görülür. Müzik aletlerinin nasıl yapıldığı gösteriliyor. Yörede yapılan ilk balolar ve opera performansları izleniyor. Her türlü müzik parçasının çalındığını duyabilirsiniz. Enstrümanların nasıl yapıldığı göreceksiniz. Geçmişte hangi müzik parçalarının çalındığını duyacak, müzik ve dansın geçirdiği evrim karşısında şaşıracaksınız.
Zemin Kat:
Müzenin merkezinde, Opera Divası Teresa Imer bulunuyor. Anvers operasının ilk kadın yönetmeni ve Casanova’nın kızının annesi. Kendisi 1723 yılında Venedik şehrinde doğdu. Özgür bir kadın olarak Avrupa’yı dolaşarak erkeklerin kalbinde bir iz bıraktı. 1759 yılında Londra’ya yerleşti. Orada: Shoho Meydanında: konserler, operalar, maskeli balolar ve akşam yemekleri düzenlediği Carlisle House’u açtı. 1770 yılında işler ters gitmeye başlar ve 1797 yılında Londra şehrinde borçlu hapishanesinde unutulmuş ve yoksulluk içinde öldü.
Çatı katı pencerelerinden güzel havalarda, Anvers şehrinin en güzel manzarası izlenebilir.
Belçika Antwerp-Anvers Plantin-Moretus Müzesi
PLANTİN-MORETUS MÜZESİ
Vrijdagmarkt 22 adresindedir. Giriş ücreti 8 Euro’dur.
16’ncı yüzyıl hümanist matbaacı Christophe Platin’in evi bir müzeye dönüştürülmüştür.
Belçika Antwerp-Anvers Plantin
Fransız Christophe Plantin, 1550 yılı civarında Antwerp şehrine yerleşti. 1555 yılında ünlü matbaasını kurdu ve onu tarihteki ilk endüstriyel matbaa yaptı.
Christopher Plantini ve damadı Ian Moretus, devrimci bir ikiliydi. Endüstriyel ölçekte ilk matbaacılardı.
Belçika Antwerp-Anvers Plantin
1555 yılında, Christoffel Plantin, ilk kitabını yayınladı. Yirmi yıldan kısa sürede içinde Plantin’in Yayınevi, Avrupa’nın en iyisi haline geldi.
Leiden ve Paris şubeleriyle çok uluslu bir şirket haline geldi.
1576 yılında Plantin, matbaa çalışmalarını Vrijdagmarkt’a taşıdı. Ailesi orada 300 yıl yaşadı ve çalıştı. Gülden Geçidi’ni güzel bir konağa dönüştürdüler. Moretus ailesi, Antwerp şehrinin mirasının bir parçası haline gelen baskı işlerine önem verdi.
Son sahibi Edward Moretus, tüm siteyi, evi ve matbaayı: müzeye dönüştürülmesi şartıyla 1876 yılında Ansvers Şehrine sattı.
Belçika Antwerp-Anvers Plantin
Buranın en büyük özelliği: UNESCO Dünya Mirası alanı olarak sınıflandırılan dünyadaki tek müze olmasıdır.
Plantin-Moretus Müzesi, 2005 yılında UNESCO Dünya Mirası olarak tanındı ve bugüne kadar bu listede yer alan dünyadaki tek müze oldu.
Müzenin zemin katı: Plantin ve ailesine odaklanıyor. Üst kat yayınevine odaklanıyor.
1’nci Katta: Plantin ve torunlarının Anvers şehrini haritaya koydukları yayınevine odaklanmaktadır. Dünyayı şekillendiren bu on şahaser, ziyaretçilere yayınevinin insanlığın gelişimi için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Belçika Antwerp-Anvers Plantin
Binanın gıcırdayan meşe tahtaları ve panelleri, kitap tarihine, baskı sanatına ve bir ailenin girişimci yeteneğinin hikayesine şahitlik etmektedir.
Dünyanın en eski matbaaları burada bulunabilir ve ayrıca daha çok fazlası görülebilir.
Müzenin baskı Dolabında, 20 binden fazla çizim bulunmaktadır. Bu zengin koleksiyon, dünyanın en iyileri arasındadır ve 1500 yılından günümüze Antwerp sanatçılarına odaklanır.
Müze
300 yıllık kitap basım sanatını ve aile tarihini sunar. Dünyanın en eski matbaalarına ve Rubens’in portleri de dahil olmak üzere zengin bir sanat koleksiyonuna hayran kalacaksınız. Duvarlarda Moretus ailesinin Rubens’den sipariş ettiği bir dizi portre var.
Müzede 14 bin tahta parçadan oluşan olağanüstü bir koleksiyon vardır. Bunlarla; gerçek zanaatkarlık örnekleri ile Plantin matbaasında kitap resimleri ve diğer dekoratif öğeler basılmıştır.
Kütüphanede el yazmaları ve orijinal baskılar bulunuyor. Arşivler ise matbaadaki ve köşkteki günlük yaşamı anlatıyor.
Belçika Antwerp-Anvers St Boniface Antwerp
ST BONİFACE ANTWERP
Gretrystraat 39 adresindedir.
Kilise, bir kilise papazı mimarı Michel Braey tarafından tasarlanmış ve 1906-1909 yılları arasında “L” şeklinde bir arsa üzerine inşa edilmiştir.
Kilisenin arkasındaki avlunun çevresinde, 1914 yılından kalma papaz evi ve kilise salonu vardır.
Kilise, 22 Nisan 1910 tarihinde, Anglikan Piskoposu TE Wilkinson tarafından kutsanmıştır.
Anvers şehrindeki Neo-Gotik kilise binası, Protestan ibadeti için tasarlanmış birkaç örnekten birisidir. Yapıda: İngiliz sanatçıların ve stüdyoların çeşitli sanat eserleri desteği görülür.
Kilisenin en dikkat çeken bölümlerinden birisi de vitray pencereleridir. Anglikan cemaatinin üyeleri emriyle İngiliz camcılar tarafından yapılan ve ağırlıklı olarak İngiliz temalı olan vitray pencereler ilgi çekicidir. Batı cephesindeki büyük vitray penceresi: 24 Nisan 1921 tarihinde açılmıştır. Londra şehrindeki Burlison Grylls Stüdyosu tarafından tasarlanan vitray pencere, I. Dünya savaşı bitmesi üzerine yapılmıştır. Penceredeki vitrayda, çeşitli armalar tasvir edilmektedir.
Belçika Antwerp-Anvers Landmark Boerentoren
ANTWERP LANDMARK BOERENTOREN
1929-1932 yılları arasında I. Dünya Savaşı sırasında bombalanan bir alana inşa edilmiştir. İsmi olan kelimenin anlamı “Çiftçi Kulesi” dir. 1930 yılında Anvers Dünya Sergisi hazırlıklarının bir parçası olarak yapılmıştır.
1954 yılında kule 112.5 metre yüksekliğe ulaşmasını sağlayan bir antenle genişletildi. 1976 yılında ise, kulenin çatısı, 8.3 metre yükseltilir.
26 katlı bina, KBC Kulesi olarak da bilinir ve Avrupa’da en eski ve ilk gökdelenidir. Yapının tasarımcısı ise Jan Van Hoenacker’dir.
Antwerp şehrinin simgesidir.
Kule: kafeler, ofisler ve konutlar için inşa edilmiştir. Bir de bir bira salonu vardır. 1970 yılında alınan karar gereği, konutlar kaldırılmış ve bina sadece ofis kullanımı için düzenlenir.
Meryem Ana katedralinden sonra, şehirde ikinci en yüksek yapıdır. Yüksekliği 87,5 metredir. 1960 yılına kadar Belçika’nın en yüksek binası olma özelliğini korudu, günümüzde ise ülkenin en yüksek 21’nci binasıdır.
Yapı: 2027 yılında Sanat ve Kültür Kulesine dönüştürülmek üzere Bankacılık kurumu Katoen Natie Gurubuna satıldı. En yüksekteki üç kat ise, ziyaretçilere panoramik manzaralar sunmak üzere düzenecektir. Halen binanın çatısından, Brüksel şehrindeki “Atomium” anıtı görülebilmektedir.
Boerentoren binası, 1981 yılında Anvers ve Flanders için tarihi değeri nedeniyle korunan bir anıt olmuştur. Koruma: kule binasının cepheleri ve çatısı ile ilgilidir.
Belçika Antwerp-Anvers KMSKA-Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi
KMSKA- KRALİYET GÜZEL SANATLAR MÜZESİ
Leopold de Waelplaats 2 adresindedir.
Müzede: Flaman ilklerinin resimleri: Jan Van Eyck ve Hans Memling ile Antwerp Resim Okulunun kurucu babası Rubens, Sir Antony Van Dyck ve Jacob Jordaens’in: Quentin Massys çalışmalarıyla yan yana duruyor. Koleksiyonda 19’ncu yüzyıl sanatçıları ve modernistleri temsil ediliyor.
Belçika Antwerp-Anvers KMSKA
Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi uzun süreli bir tadilat geçirmektedir. Koleksiyonun bazı eserleri başka yerlerde sergilenir.
Günümüzde buraya yolunuz düşerse, müze cephesini görmelisiniz. 19’ncu yüzyıl heykelleri müze cephesini süslüyor. Müze, 1890 yılında kapılarını açtığında, cepheler çıplaktı. Heykellerin tüm programı yapılamamıştı. 1891 ile 1896 yılları arasında 22 heykeltıraş: frizler, büstler, madalyonlar ve diğer heykeller üzerinde çalıştılar. Mimarlar Jean Jacques Winders ve Frans Van Dijk, cephenin nasıl düzenleneceğini önceden belirlemişlerdi. Cephedeki dört anıtsal, bağımsız kadın figürü: başlıca sanat disiplinlerini temsil etmektedir. Bunlar: mimari, resim, heykel ve grafiktir.
Belçika Antwerp-Anvers kmska
Yanlarda: Van Eyck, Rubens ve Massijs de dahil olmak üzere bu disiplinleri uygulayan 7 ünlü sanatçının büstlerini içeren 7 madalyon bulunmaktadır.
Müzenin Bahçesi-Alva Kalesi
Müzenin bahçesinde yapılan arkeolojik bir araştırma: Alva kalesinin tam yerini ortaya çıkarmıştır. Müze alanının hemen altında, kalenin 5 burcundan biri olan Fernando Bastion vardır. Bu kale: 1567 yılında Philip II ve Alva Dükü tarafından yaptırılmıştır. Bağlantı duvarları, kaleyi İspanyol surlarına bağlamıştır. Kale saldırganları püskürtmek ve şehri kontrol altında tutmaya yardımcı olmuştur. Kale 1874 yılında yıkılmıştır.
Belçika Antwerp-Anvers Eugeen Van Mieghem Museum
EUGEEN VAN MİEGHEM MUSEUM
Ernest Van Dijkkkaai 9 adresindedir. Giriş ücreti 4 Euro’dur.
İlk Eugeen Van Mieghem Müzesi: Eugeen Van Mieghem Vakfı tarafından 1993 yılında Anvers şehrinde açılmıştır ve Belçika Kraliyet Armatörleri Birliği tarafından Het Redershuis’te taşınmıştır.
Belçika Antwerp-Anvers
Bu bina: 1896 yılından kalma heybetli bir binadır. Armatörlerin binası olarak tanınmaktadır. 1896 yılında başarılı gemi tüccarı Gustave Albrecht tarafından inşa edilen malikane: mimar Jos Hertogs tarafından dizayn edilmiştir.
Binanın zemin katında bir ofis ve yukarısında yaşam alanları vardır. 1949 yılından itibaren binanın bir bölümü, uzun yıllar ünlü restoran La Rade tarafından kullanıldı. Restoran 2005 yılında kapandı. 2008 yılında bina RBSA tarafından satın alındı.
Tavan araları modern bir ofis alanına dönüştürüldü. 2010 yılında Kral Albert II tarafından, Het Redershuis’in açılışı ile hemen hemen aynı zamanda, Eugeen Van Mieghem Müzesi zemin katta açılmıştır.
Ressam Eugeen Van Mieghem (1875-1930) mutluluk arayışı içinde, Red Star Line ile Amerika’ya giden binlerce göçmen tarafından büyülenmiştir.
1873 yılında Kızıl Yıldız Hattı, göçmenleri Anvers şehrinden Yeni Dünya’ya (ilk olarak Amerika, I’nci Dünya Savaşından sonra ise Kanada) taşımaya başladı. Gemiler, Rijnkaa’nin yanına bağlanmıştır. Red Star Line’ın ilk ofisi Jordaenskaai’deydi.
Bu yüzden limandaki insanları tasvir etti. Çeşitli teknikler kullanarak hayatlarını ve karakterlerini resimlerine yansıttı. Müzede Mieghem’e ait 200 eser vardır. Eserler ya vakfa ait ya da özel koleksiyonlardan ödünç alınmıştır.
Belçika Antwerp-Anvers Mayer Van Den Bergh Müzesi
MAYER VAN DEN BERGH MÜZESİ
Lange Gasthuisstraat 19 adresindedir. Müzeye giriş ücretlidir, giriş ücreti 8 Euro.
Müzede: Pieter Bruegel’in ünlü Dulle Griet’i (Mad Meg) ve çeşitli heykel, mobilya ve tablolar bulunmaktadır.
Müzenin bulunduğu yapı: 16’ncı yüzyıldan kalma bir şehir evi olarak tasarlanmıştır. 1904 yılında tek bir koleksiyon yerleştirilerek müze düzenlenir ve dünyanın ilk müzelerinden birisi olur.
Belçika Antwerp-Anvers
Müzede sergilenen koleksiyon: 19’ncu yüzyılda bir uzman olan Fritz Mayer van den Bergh tarafından toplanmıştır. Fritz Mayer (1858-1901) bir Alman ve 19’ncu yüzyılda şehrin en zengin iş adamlarından biri olan Emil Mayer’in oğludur. Emil öldüğünde: Fritz annesiyle yaşamaya gider ve kendisini sanat koleksiyonu tutkusuna adar. 1887 yılından itibaren Fritz koleksiyonu toplamaya başladı.
Evet, günümüzde müze ev hissi vermektedir. Tamamı resimler, heykeller, duvar halıları, çizimler ve vitray pencerelerle doludur.
Dulle Griet
Pieter Bruegel’in dünyaca ünlü tablosu “Mad Meg” buradadır. Resim; cinsiyetler arasındaki savaşla ilgilidir. Kadın ve erkek arasındaki ilişki, antik çağlardan beri komedi ve diğer sanat eserlerinin konusu olmuştur. Bruegel hayal gücünün çılgına dönmesine izin verir ve selefi Bosch’dan ilham alır. Bu sahnede: bir tür altüst olmuş dünyayı tasvir etmektedir, kadınlar pantolon giyiyorlar.
Belçika Antwerp-Anvers Snijder-Rockoxhius
SNİJDER-ROCKOXHUİS
Keizerstraat 10-12 adresindedir. Müzeye giriş ücretlidir, giriş ücreti 8 Euro.
Sanatçı Frans Snijders ve Antwerpli avukat, Belediye Başkanı ve Rubens’in patronu Nicolaas Rockox’un 17’nci yüzyıldan kalma etkileyici evleri birleştirilerek müze oluşturulmuştur.
Müzede: 16 ve 17’nci yüzyıllardan kalma güzel bir koleksiyon bulunmaktadır. Müzede eserleri bulunan sanatçılar: Van Dyck, Brueghel, Van der Weyden ve Rubens’tir. Eserler 10 odaya yerleştirilmiştir.
Belçika Antwerp-Anvers
Rubens’in “Archdukes Albert ve Isabelle Portreleri” vardır. Bunlar, panel üzerine yağlıboya olarak 1615 yılında yapılmıştır.
Müzenin 3’ncü odası: müzenin kalbidir. Burada: Rubens, Jacques Jordaens, Antnony Van Dyck isimli üç ressamın eserleri vardır. Pişmiş toprak, gümüş eşyalar, mermer, madeni paralar ve kitaplar var. Mücevherleri saklamak için iki sanat dolabı var, bölmeleri, çekmeceleri ve kapıları görülmeye değerdir. Burada: Anthony Van Dyck’ın bir adamın kafasının incelenmesi tablosunu görmelisiniz. Eser, 1618 yılları dolaylarında yapılmıştır. Eserde: adamı zarif bir şekilde belirtmek için beyaz vurgular kullanılmıştır.
Müzenin 4’ncü odası ise, müzenin en sessiz odasıdır. Burada manzara resimleri vardır. Doğal manzaralar, genellikle cennet gibi ve doğaya neredeyse hiç sadık olmasa da aşırı güzellikleri sergilemektedir. Şehir manzaraları oldukça gerçekçidir.
Belçika Antwerp-Anvers Rubenshuis
RUBENSHUİS
Wapper 9-11 adresindedir.
Müzeye giriş ücretlidir, giriş ücreti 8 Euro.
Bu güzel konak, 1611 yılında ünlü ressam Pieter Paul Rubens için bir ev ve stüdyo olarak inşa edilir.
Rubens (1577-1640) Antwerp şehrinde bu evde yaşadı.
Belçika Antwerp-Anvers Rubenshuis
Rubens, İtalyan ressam Rafael hayranıydı. 1611 yılında Rubens, idolü gibi kendi şehir sarayını tasarladı ve yaptırdı.
Başyapıtlarını burada yarattı, çocukları bahçede oynadı ve yüksek, asil ve hatta kraliyet misafirlerini burada ağırladı. Zirvede iken tek başına baş edemedi ve profesyonel sanatçılardan oluşan bir ekibe yine burada liderlik etti.
Rubens’in ölümünden sonra ikinci karısı evi: popüler bir binicilik merkezi işleten Bay ve Bayan Cavendish’lere kiraladı. Ancak bunlar da evden ayrılınca, Rubens’in mirasçıları evi sattılar.
18’nci yüzyıl sonlarında: Rubens evi yenilendi ve yüzyılın sonunda, Fransızlar, burayı hapishane olarak kullanmak üzere eve el koyarlar.
1937 yılında Anwers şehir meclisi evi satın aldı, harabe halde iken, restore edilir. Rubens döneminden kalma mobilyalar ve 17’nci yüzyıldan kalma paha biçilmez bir koleksiyonla çok hassas bir şekilde restore edilerek müze olarak ziyarete açılır.
Günümüzde: evde, sundurma ve bahçe çardağı bölümleri orijinaldir.
Müzede sergilenen eserler:
Burada: yaklaşık 12 tane Rubens tuvali vardır. En ünlüsü: dünyaca ünlü şapkalı otoportresi ve Adem’in incir yaprağına şehvetle bakan Havva’nın büyük ölçülü tuvalidir.
Bir Van Dyck portre çalışması da bulunmaktadır. Bu çalışma: Davit Bowie koleksiyonundandır ve Tintoretto ve BBC’in “Antika Roadshow” programında keşfedilmiştir.
Belçika Antwerp-Anvers RubenshuisBelçika Antwerp-Anvers Palace of Justice
PALACE OF JUSTİCE-ADALET SARAYI
Şehrin dört bir yanına dağılmış çeşitli binalarda sıkışan hukuk hizmetlerini bir araya getirmek için, 1998 yılında Flaman bölgesi yeni binanın inşası için uluslararası bir mimari yarışma düzenlenir. Yarışmayı kazanan ekip tarafından 1999 yılında inşaat başlamıştır.
2006 yılında Kral Albert II tarafından açılmıştır.
Belçika Antwerp-Anvers RubenshuisBelçika Antwerp-Anvers Palace of Justice
Bina: Joseph Poelaert tarafından tasarlanmıştır. Binada, doğal aydınlatma ve havalandırma sağlanmaktadır.
Binanın en yüksek yeri 51 metredir. 6 mahkeme kanadı ve ofislerden oluşmaktadır.
Binanın önündeki meydanda, çatı şeklinde 100 tane olağanüstü çınar ağacı dikilmiştir. Van den Berk tarafından temin edilen: ağaçların 375 cm özel gövde yüksekliği, 30-35 cm gövde çapı vardır. Ağaçlar 2006 yılı ilkbaharında dikilmiş ve şimdiden çekici yeşil yapraklarla örtü sağlamıştır.
Belçika Antwerp-Anvers RubenshuisBelçika Antwerp-Anvers M HKA
M HKA-ÇAĞDAŞ SANAT MÜZESİ
Leuvenstraat 32 adresindedir. Müzeye giriş ücreti 10 Eurodur.
Art Deco olarak 1911 yılında inşa edilmiş eski bir tahıl deposunda bulunmuştur. Depo, 1987 yılında müzeye dönüştürülmüştür.
Belçika Antwerp-Anvers M HKA
Burası: Belçika’nın en iyi çağdaş galerilerinden birisi olarak kabul edilmektedir. 1970’lerden sonra hem Belçikalı hem de uluslararası sanatçılar tarafından üretilen objelere odaklanmıştır. Sık sık değiştirilmiştir. Giriş katındaki üç sergiye, kütüphaneye, 4’ncü kattaki kafeye ve 6’ncı kattaki Lodgers sergilerine erişim ücretsizdir.
Belçika Antwerp-Anvers Het Steen-Steenplein
HET STEEN-STEENPLEİN
Steenplein adresindedir.
De Werf adlı eski bir yarımadanın yakınında, Scheldt nehri kenarındaki bir tepede, Ortaçağdan kalma bir kaledir.
Het Steen: Answers şehrindeki en eski yapıdır. İlk taşlar, 11’nci yüzyıldan kalmadır ve yüzyıllar boyunca birçok işlev sürdürmüşlerdir.
Het Steen: 16’ncı yüzyıl başında Charles V tarafından büyük ölçüde yenilenmiştir. Yenileme nedeniyle, cephede renk farkını görmek mümkündür.
Yapı: 1823 tarihine kadar hapishane olarak kullanılmıştır ve daha sonra; kısa bir süre konut, kereste fabrikası ve balık deposu oldu.
1862 yılında ise, Müze olarak ziyarete açılmıştır.
Başlangıçta eski eserler müzesiydi ve 1952-2008 yılları arasında Ulusal Denizcilik Müzesi olarak hizmet verdi. Denizcilik müzesi koleksiyonu, günümüzde MAS-Museum aan de Stroom’da bulunmaktadır.
Yapı: 2018 yılından itibaren: önemli bir restorasyon sürecine girdi. 2021 yılında yapının; Antwers şehrine açılan bir kapı olarak kruvaziyer terminali ve karşılama merkezi olması planlanmaktadır.
Yapının dışında, “Lange Wapper” in komik bir heykeli vardır.
Günümüzde burada büyük bir restorasyon çalışması yapılmaktadır. Binanın içine giremezsiniz, ancak binanın önünden yürüyebilir ve güzel fotoğraflar çekilir.
Belçika Antwerp-Anvers Leopoldstraat
LEOPOLDSTRAAT BOTANİK BAHÇESİ
Leopoldstraat boyunca uzanan Botanik Bahçesi, şehir merkezinde eşsiz bir yeşillik alandır.
Burada: 2000 bitki, kaktüsler ve yabancı bitkiler bulunmaktadır.
Bahçenin, 200 yıl önce yapılmasının sebebi: yan tarafındaki St Elisabeth Hastanesine şifalı bitkiler yetiştirmekti.
Bahçe, 1926 yılından bu yana, Şehir Belediyesi tarafından yönetilmektedir. 1950 yılından itibaren, halkın ziyaretine açılmıştır.
MAS-MUSEUM AAN DE STROOM
Burası bir müzedir. Hanzestedenplaats adresindedir. Giriş ücretlidir, giriş ücreti 10 Euro.
Müze 2011 yılında açılmıştır. 10 katlı bir komplekstir. Ziyaretçiler, binada bulunan bir dizi yürüyen merdivenle biraz zahmetli bir şekilde müze katlarına tırmanırken, şehrin manzaralarını da izleme şansı bulurlar.
Müzede, sanat eserleri ve mutfak eşyaları da dahil olmak üzere, yaklaşık 500 bin parçadan oluşan olağanüstü büyük bir koleksiyon vardır. Koleksiyona sürekli yeni nesneler eklenmektedir.
Müzede 2’nci kat hazine odası ve üç küçük dış sergi pavyonu ilgi çeker. 8’nci katta: çatı terasında, oturma alanı vardır ve buradan panoramik şehir manzarası izlenmektedir. Buradan, şehrin 360 derecelik çarpıcı manzarasının keyfini çıkarabilirsiniz.
Belçika Antwerp-Anvers Red Star Line Museum
RED STAR LİNE MUSEUM
Montevideostraat 3 adresindedir. Giriş ücretlidir, giriş ücreti 8 Euro.
1873-1934 yılları arasında, Red Star Line gemileriyle, şehirden 2 milyondan fazla yolcu hareket etti ve Amerika’ya göç ettiler.
Belçika Antwerp-Anvers Red Star Line Museum
Binada: çok sayıda gemiye binme gerçekleşti ve müze, işte bu binada ziyarete açıldı. Müze: oldukça güzel bir şekilde tasarlanmış ve son derece ilgi çekicidir. Müzede: muhteşem dönem model gemileri, fotoğraflar, rekreasyonlar ve nesneler aracılığı ile, bireysel yolcuların yolculuk hikayeleri anlatılıyor.
Müzenin gözlem kulesi, harika manzaralara sahiptir. Bir zamanlar Antwerpen-Centraal İstasyonundan gelen yolcuları, rıhtımlara yönlendiren hoş bir simge olan binanın orijinal bacasına bir selam niteliğindedir.
STADHUİS
Grote Markt’dadır.
Bu bina: 1565 yılında, Flaman ve İtalyan stillerini, standart Gotik mimariyle harmanlamıştır. Görkemli bir cepheye sahiptir.
Yapı: Cornelius Floris De Vriendt tarafından tasarlanmıştır. Tepesinde yaldızlı bir kartal vardır. Yanında ise, bilgeliği ve adaleti temsil eden heykeller var.
ST-JACOBSKERK
LaNGE Nieuwstraat adresindedir.
Burası bir mezarlık alanıdır. En büyük özelliği, büyük sanatçı Rubens’in mezarının burada bulunmasıdır. Mezar: yüksek bir sunağın arkasındaki küçük bir şapeldedir. Rubens’in mezarı içi özel olarak yaptığı bir tablo olan “Azizler tarafından çevrelenmiş Meryem Ana” ile süslenmiştir.
Bu bir aile portresidir. St-Jacobskerk aristokrasi için bir ibadet yeri olmuştur. Gotik cephe barok süslemelerle dolu bir iç mekanı gizlemektedir ve yaklaşık 150 yılda tamamlanmıştır.
ST-CAROLUS-BORROMEUSKERK
Hendrik Vicdanplein 6 adresindedir.
Rubens, 1621 yılına tarihlenen bu muhteşem barok kiliseyi yaratan ekibin parçası olarak iç mimar olarak görev yapmıştır.
Bu olağanüstü sunak, geniş tuvallerin bir dizi tel makara kullanılarak değiştirilmesine izin vermiştir.
Orijinal nefi bozan ve 39 orijinal Rubens’in tavan panelini tahrip eden 1718 yılındaki yangının ardından, muhteşem bir şekilde oyulmuş, melek itirafçıları yerleştirilmiştir ve 1773 yılında kilisede hayatta kalan Rubens resimleri, Cizvitlerin yerel olarak dağıtılmasının ardından Viyana’ya taşındı.
DİAMANT
Dünyada kesilmemiş elmasların yüzde 80’i Antwerp şehrinde işlem görmektedir. Hoveniersstraat ve Schupstraat boyunca: dört döviz binası, bankalar, uzman ulaşım şirketleri ve elmas endüstrisinin yönetim organı HRD uzanmaktadır.
Elmas ticaretinde Hint egemenliğine rağmen, elmas ticareti Ortodoks Yahudilerin alanıydı.
Belçika Antwerp-Anvers De Koninck
DE KONİNCK
Antwerp şehrinin tarihi bira fabrikası, hem şehrin en sevilen birasına bir tapınaktır ve 20’nci yüzyılın başlarındaki endüstriyel mimarinin çağdaş bir örneğidir. Bir saatten fazla süren rehberli turlar, bira yapımıyla ilgili etkileşimli sergilerle başlar, ardından bir yürüyüş yolu ile bira salonuna gidilir.
Bira, eve götürülebilen bolleke (kase) bardakları ve ilgili diğer hediyelik eşya dükkanında sona erer.
Belçika Antwerp-Anvers St Pauluskerk
ST PAULUSKERK-ST PAUL KİLİSESİ
Veemarkt adresindedir.
Scheldt nehrinin yakınındadır.
Kilise, büyük bir Dominik Manastırının parçasıydı. 1571 yılında kutsanmıştır.
Belçika Antwerp-Anvers St Pauluskerk
1679 yılında çıkan bir yangın, kiliseyi harap etti ve sonra yeni bir Barok kulesi inşa edildi.
Kilisenin çarpıcı iç mekanı: ünlü Antwerp ustaları Rubens, Van Dyac ve Jordaens’in 50 tablosuna, 200’den fazla heykel, güzel Barok sunaklara ve yontulmuş kilise mobilyaları var ve Calvary bahçesi, Mesih’in acı çekmesi ve diriliş hakkındaki eserler var.
Belçika Antwerp-Anvers St Pauluskerk
Dünyanın en güzellerinden biri olan kilise organı: 17’nci yüzyılda yapılmıştır. Sonrasında defalarca restore edilmiş ve genişletildi.
Kilisenin yanında, 60 tane gerçek boyutlu figür, 18’nci yüzyılda Calvary yapımıdır.
Belçika Antwerp-Anvers St Andrew kilisesi
ST ANDREW KİLİSESİ
Sint-Andriesstraat adresindedir. Giriş ücreti 1 Eurodur.
1529 yılında, Augustinian Rahipleri, günümüzde Antwerp moda endüstrisinin merkezinde olan St Andrew Semtinde, bu kiliseyi inşa ettiler.
Üst katlar ve çan kulesi haricinde, kilisenin mimari stili Geç Baroktur.
Kilisenin içinde: çarpıcı Barok sunakları ve İskoçya Kraliçesi Mary Stuart anıtı gibi, 17’nci yüzyıldan kalma sanat eserlerini görebilirsiniz.
Belçika Antwerp-Anvers Maidens House
MAİDENS HOUSE
Şehrin en güzel meydanlarından olan Lange Gasthuisstraat 33 adresindedir. Giriş ücreti 7 Eurodur.
Burası: 16’ncı yüzyıldan kalma eski bir kız yetimhanesidir.
Belçika Antwerp-Anvers Maiden House
1925 yılında sanat koleksiyonu önemli ölçüde genişletilmiştir ve 1985 yılından bu yana, eski yetimhanenin tüm zemin katı müze olarak ziyarete açılmıştır.
Günümüzde, burada yaklaşık 200 yıllık bir sanat koleksiyonu sergilenmektedir. Koleksiyonun süresi: 15 ile 17’nci yüzyıllar arasındadır.
Müze: Rubens, Van Dyck ve Jordaens gibi büyük ustaların eserleri yanında: yüzyıllar boyunca şehirdeki kimsesiz, yetimler ve fakirlerle ilgilenmiştir. Yetimlerin günlük yaşantılarından ve kız çocuklarının ürettiği ürünleri görebilirsiniz. Müzeye girerken, Ortaçağda burada yaşamış yetimlerin ve kimsesizlerin hayatlarına dalmış oluyorsunuz.