Mısır Genel

Mısır Genel

Evet, Mısır;  Mısır’ın ünlü antik tarihi, modern dünyanın ilgisini çekmektedir. MÖ. 3200 yıllarından sonra, Hıristiyanlığın ortaya çıkışına kadar, bu coğrafyada gelişen imparatorluk: dünyanın gelmiş geçmiş en büyük uygarlıklarından biriydi. Napolyon: 19’ncu yüzyılın başında: subaylarını, ülkeye keşfetmeye gönderdikten sonra, bu subaylar ülkelerine, yarı gömülü heykellerin ve sütunların çizimleriyle döndüler. Bunun üzerine: dünya, bu kadarı ile yetinmek istemedi.

Howard Carter

1922 yılında Tutankhamon’un tozlu mezarını incelerken; gördüklerini “muhteşem şeyler” olarak tanımlar. Firavunların ölçülmez servetlerine tanık olur. Kazıyı destekleyen Lord Carnarvon’un; birkaç ay sonra ani ölümü, halk arasında Firavunun mumyasının laneti olarak yorumlanır. Sonuçta: günümüzde, kitapevi rafları ve belgesel kanallarının programları, piramitlerin kökenleri ve amacı hakkında, sözde birçok bilimsel teoriyle doludur. Öyle görülüyor ki; Mısır’a duyulan merak ve ilgi hiçbir zaman azalmayacak.

Evet: coğrafi olarak, Aşağı ve Yukarı şeklinde tanımlanan Mısır’da ekonomi: turizm, Nil ve alüvyonlu topraklarda yetişen, dünyanın en kaliteli ve uzun elyaflı pamuğu ile tekstil ürünleri ihracatına dayanmaktadır.

Müslüman Kardeşler Örgütü’nün çeşitli zamanlarda:

Piramitlerde ve Şarm El Şeyh’te gerçekleştirdikleri bombalı saldırılar, turizm gelirlerini olarak olumsuz etkilese de, Uzak Doğulu turistler için Mısır, her zaman bir çekim merkezi olmuştur. Özellikle: turizmin olumsuz etkilendiği bu dönemde: Mısır hükümeti, aldığı bir kısım tedbirlerle, turizmi yeniden canlandırmayı başarmış. Hatırlarsanız, terörist saldırıları takiben, Mısır’a olan ilgili yine canlı tutabilmek için, Mısır Hükümeti, Antik Mısır dönemine ait bir çok yazılı eser çıkmasını, romanlar yazılmasını sağladı. Kleopatra’nın aşklarını ve diğer firavunların yaşamlarını anlatan romanlar, bir anda piyasada bayağı artmıştı.

Kahire; dünyanın en büyük zincirlerinin, beş yıldızlı otellerinin yoğun konaklama imkanlarına sahiptir. Ülkemiz yani Türkiye açısından durum ise, son birkaç yıldır her iki devletin üst düzey yetkililerinin resmi yakınlaşması nedeniyle, Mısır’a çok sayıda Türk turist gitmeye başlamıştır.

Nil boyunca:

Dünyanın en önemli üç medeniyetinden biri olarak tanımlanan: Eski Mısır tapınaklarını görebileceğiniz, Aswan’a kadar yapılan gemi turları var. Aswan Müzesinde: Yukarı Mısır medeniyetinin örneklerini ve günlük yaşamın sergilenmesini göreceksiniz.

Nil boyundaki bu gezide: ayrıca: dünyanın en büyük barajlarından biri olarak: Cemal Abdülnasır tarafından inşa ettirilen Aswan Barajının yapımı sırasında: yerinden taşınan “Büyük Tapınak” ı (Abu Simbel Tapınağı) görebilirsiniz.

Nil nehrinin iki kıyısında kurulmuş şehirlerde, geleneksel ürünlerin temin edilebileceği pazarlarda: özellikle dünyaca ünlü “Papirüs” bulabilirsiniz. Gize bölgesindeki dükkanlarda yüksek fiyatlardan; büyük indirim yapılarak satılan papirüsleri, Kahire içinde, Han el-Halil gibi çarşılarda, size önerilen son fiyatın dörtte biri fiyata satın alabilirsiniz.

Buraya gidenlere Mısır’ı sorarsanız: eğer tarihe merakı yoksa, size sadece: gürültü, toz, kalabalık, pislik, gerek yiyecek ve gerekse içecek açısından hijyen olmayan şartları ve en önemlisi satıcılar ve dilencilerin sizlere yaptıkları akıl almaz ölçüdeki aşırı bezginlik yaratan ısrarlı tavırlarını anlatacaktır.

Evet: bunlar yalan değil, gerçek, bunların hepsi gerçek. Ama: bunların yanında; başka bir gerçek daha var, birazcık tarihe ilginiz varsa, bu muhteşem yapıları gördüğünüzde etkilenmemeniz mümkün değil. Mutlaka gidin, mutlaka görün.

Mısır

ÜLKEYE GİRMEDEN ÖNCE, TÜRKİYE DE YAPMANIZ GEREKENLER:

1-Para durumunuzu belirleyin ve kredi kartınızı mutlaka yurt dışı kullanımına açtırın. Kredi kartı çok önemli çünkü tapınak, mabet ve müze gibi yerlerin girişlerindeki biletler sadece kredi kartı ile satılıyor, peşin para kesinlikle kabul etmiyorlar.

2-Paranızı (Dolar ve Euro) mutlaka Türkiye de bozdurun. Çünkü: Mısır da para bozdurma şansınız yok. Örneğin: Mısır da sokakta 5 dolarlık bir nesne satın aldınız, eğer yanınızda bozuk para yok ta, satıcıya 100 Dolar veya 50 Dolar verdiniz mi yandınız. Çünkü satıcı paranızın geri kalanını yani üstünü ödememek için size mutlaka başka mallar da satmak için aşırı ısrar edecektir, kabul etmezseniz, paranızın üstünü vermek için sizi uzun süre bekletecektir.

3-Mısır Lirası edinin. Mısır Lirası: demir paraları yok, kağıt paralar 5-10-20-50-100 lük banknotlar şeklindedir. Aralık 2025 tarihi itibarıyla: 1 Mısır Lirası= 1 Türk Lirasıdır. Mısır Lirası uluslararası geçerliliği olmayan bir para olduğu için, zor bulunur, sadece Sabiha Gökçen Havaalanındaki döviz bürolarında var, buradan bence Mısır da kalış süresine göre, 4000-5000 TL verip Mısır Lirası satın alın, bu döviz büroları dönüşte üstünüzde kalan Mısır Lirasını aldıklarını söylüyorlar.

Mısır Lirası nerede lazım olur? Örneğin: tuvalete girmeniz gerekti, Mısır Lirası verirsiniz. (Genelde 20 Mısır Lirası) Yanınızda yoksa Dolar veya Euro vermek durumunda kalırsınız. Veya 1 veya 2 şişe küçük su aldınız, yine Mısır Lirası verirseniz uygun fiyata gelir. Tercih sizin.

Bu arada, Mısır ülkesinde kurumsal satış yerleri (örneğin: Kahire Müzesi satış yeri, Müzede bulunan kafe ve restoranlar) Dolar ve Euro kabul etmezler, ya Mısır Lirası vereceksiniz ya da Kredi kartı kullanacaksınız.

4- Seyahat Sağlık Sigortası: Birçok kişi bu seyahat sağlık sigortasını ihmal ediyorlar. Mısır girişinde bana kimse seyahat sağlık sigortan varmı yokmu diye sormadı, ben yaptırdım, karar sizin.

5-Bavul ve bavullarınız için mutlaka küçük kilitler satın alın, yanınızda plastik şeffaf bant bulunsun. Kilitler bavulların açılıp içinden bir şeylerin çalınmaması için, şeffaf bant ise, bavullar yerlere atılır patlar, çatlarsa yapıştırmak içindir.

6-Kılık-Kıyafet: Mısır öncesinde özellikle bayanlar kılık-kıyafet konusunda tedirgin olurlar. Elbette cami vb ibadet yerlerine girmek isteyenleri dışarıda bırakırsam, Mısır ülkesinde turistlerin kılık-kıyafetine karışanı görmedim hatta birçok turist, tapınaklarda rahat kıyafetler ile geziyorlardı. Ayakkabı da önemli, sakın topuklu ayakkabı ile gelmeyin, tapınaklarda ve piramitlerde yürümek oldukça zor, düz, rahat ayakkabıları tercih edin, bir de elbette şapka ve yaz dönemi için güney kremi olmalı.

7-Mısır da, gerek otel odaları ve gerekse Cruise gemilerinde kış döneminde (Kasım-Aralık-Ocak-Şubat) odalarda klima olmasına rağmen, klimalar sadece soğuğa ayarlı, ısıtma ayarları yok, bu yüzden kesinlikle kalın pijamalar getirmelisiniz, akşamlar ve sabahın serinlikleri için ise, kalın üstler getirmelisiniz.

8-Mısır da sinek, sivrisinek, haşarat varmı? Ben Türkiye den giderken, yanıma sinek-sivrisinek ilacı aldım, Nil nehri malum, mutlaka sivri sinek olur diye, ama kaldığım 7 gün boyunca gerek otellerde ve gerekse gemide sinek-sivri sinek yoktu.

9-Paranızı ve pasaportunuzu iyi korumanız gerekir. Özellikle: bir satıcıdan bir şeyler satın aldığınızda, bir faytoncu veya taksici veya tekneci ile pazarlık yapıp anlaştınız, sonunda asla cüzdanınızdan para çıkarırken sizi görmesinler, özellikle bunu takip ederler, eğer fazla paranız olduğunu görürse, bahşiş bahşiş diye yırtınır ve anlaştığınız paradan daha fazla para ister veya para üstü vermek istemez.

Mısır

 

MISIR, ÜLKEYE GİRİŞ

VİZE-HAVA ALANI:

Evet, Mısır Türk vatandaşlarından yeşil pasaportu olmayanlara vize uyguluyor ancak vize vermek için sıkıntı yaratmıyorlar, kapı vizesi var, yani Mısır da herhangi bir hava alanına uçaktan indiğinizde, alanda bulunan Mısır Bankasına gidip 25 Dolar yatırdığınızda vizenizi hemen veriyorlar, yani “Kapıda vize” uygulaması var. Evet 25 Dolar ödediniz, vize pulunuzu aldınız, pasaportunuza yapıştırın.

Söylediğim gibi Yeşil Pasaportlulara vize yok.

Gelelim, biraz daha önceye, uçaktaki durumlara. Uçakta size bir karton belge dağıtılıyor, bu karton belgeyi doldurun ve hava alanında pasaport kontrol görevlisine vereceksiniz. Bu karton belgede neler yazılı: adınız, soyadınız, pasaport numarası, pasaport geçerlilik tarihi ve Mısır da hangi şehirde kalacaksınız. Bu sorunun cevabı olarak, sadece şehir adı yazmanız yeterli, Avrupa girişi gibi ayrıntılı kalma yeri adresi istemiyorlar.

Evet havaalanından devam edelim. Yeşil pasaportlular pasaport giriş damgası için kuyruğa girdiler, normal pasaportlular vize pulu aldıktan sonra onlar da aynı kuyruğa girerler.

Pasaport kontrol görevlisine pasaportunuz ile birlikte uçakta size verilen ve doldurduğunuz karton formu teslim edersiniz. Görevli polis, pasaportunuzu onaylar ve ülkeye girişiniz sağlanır.

Mısır

Pasaport kontrolünden geçtiniz, 10 adım sonra, başka bir görevli tekrar pasaport kontrolü yapıyor, şaşırıyorsunuz hangi biraz önce olmuştu diye, derdinizi anlatacak kimse yok, yine pasaportunuzu görevliye çıkarıp gösteriyorsunuz.

Sonra; bavulları bekliyoruz, hani Mısır da çok bavul kaybı oluyor deniyor ya, bavullarınızı dört gözle bekliyorsunuz, derken bavullar geliyor, bavullarınızı kontrol edin, açılmış mı, açıldığını düşünürseniz, içindeki eşyalarınızı kontrol edin, çünkü Mısır gümrüklerinde eşya kaybolması nadir vukuat değil, sık olan bir durum.

Evet, bavulları aldınız, sonra x ray cihazlarının bulunduğu bölüme yönlendirildiniz, bavulları kontrol edecekler, bir bakıyorsunuz, kadın-erkek ayrı sıralara yönlendiriliyorsunuz.

İnanılmaz, bugüne kadar 5 kıta 65 ülke gezdim, böyle bir uygulama görmedim. Neyse kadın erkek ayrı sıralara girdiniz, cihazdan bavullarınız geçiyor, bu arada siz de üst baş kontrolüne tabi tutuluyorsunuz, burada yine bir ilginç olay, üzerinizdeki tüm metal eşyalarla birlikte, ayakkabılarınızı da çıkartıp, cihazdan geçmesi için bir sepete koyuyorlar. Hatta üzerinizde hani boyun cüzdanı varsa, onu da çıkarın yoksa, dedektörden geçerken öterse, ayrı bir bölüme alıp üstünüzü tamamen çıkarttırıyorlar.

Sonra: cihazdan geçen bavullarınızın başına gelin, mutlaka bir şekilde bavullarınızı açmanız için masalara yönlendiriyorlar, bu masalarda gümrük görevlileri başlıyorlar bavulları karıştırmaya, bu arada gözünüzü dört açın, mutlaka bir karışıklık esnasında bavulunuzdan bir şeylerin kaybolması mümkün, benin girişte değil, Mısır dan çıkışta, bavuldaki hayati öneme haiz ilaçlarım çalındı, bir de hani sandviç yapar yeriz belki diye aldığım, 250 gramlık eski kaşar peyniri gözümün önünde çalındı, itiraz şansın yok, şikayet şansın hiç yok, çünkü şikayet mercii yok.

Neyse, burayı da geçtiniz, yine 10 adım sonra, bir görevli, tekrar pasaport kontrolü var. Arkadaşlar burada benim kafama takılan bir soru var? Mısırlı görevliler bu saçma sapan uygulamaları Türk olduğumuz için bize mi yaptılar bilmiyorum. Yoksa bu tür uygulamaları, İspanyol, İngiliz veya Fransızlara veya Çinlilere de yaptıklarını, yapabildiklerini sanmıyorum. Çünkü muhtemelen adamlar bir daha bu ülkeye ayak basmamaya yemin ederler.

Bu kontrolden sonra havaalanı free shop mağazaları var, bence hiç zaman ayırmayın, sigara, parfüm ve içkiler oldukça pahalı.

Yanınızda Mısır Lirası getirmesiyseniz, havaalanında bulunan Bankamatik makinası ile biraz Mısır Lirası almanızı öneririm, biraz sonra bu konuyu daha ayrıntılı anlatacağım.

Ayrıca yine Havaalanında, bir e-sim yani cep telefonu hattı satan dükkan gördüm, ama sayın rehberimiz havaalanında oyalanacak vakit yok araçlar bekliyor cep telefonu işini Türkiye de halledin dediği için, buradan hızla uzaklaşıyoruz, halbuki buradan satın almak kesinlikle daha ekonomik olur diye düşünüyorum. Benim Türkiye de kullandığım cep telefonu hattı, Mısır da birçok yerde çekmedi. Mısır ın kendi cep tel hattını kullanmak daha mantıklı ve daha ucuz.

Mısır

 

DÖVİZ SINIRLAMASI

Ülkeye girerken, bana kimse yanında ne kadar para var diye sormadı. O yüzden bu konuda başka bir şey söylemeyeceğim.

Mısır

HAVAALANI

Eyer tur gurubu ile gittiyseniz zaten araç sizi kapıda bekliyor olacaktır. Hayır ise, yine kapıda birçok taksi şöförü bekliyor ve bunlarla sıkı bir pazarlık yaparak istediğiniz yere gidebilirsiniz. Pazarlıkta taktik, gideceğiniz yeri söyledikten sonra şöförün size yapacağı teklifin beşte birini ona karşı teklif olarak sunmanızdır, uzun uğraşlar sonucu beşte iki ücrete mutlaka istediğiniz yere gidebilirsiniz. Bu da olmazsa telefonunuza yükseleceğiniz Uber programı ile taksi çağırabilirsiniz.

Bir de, elbette bu şehirdeki akıl almaz berbat trafik var. Bu sizi olumsuz etkilemesin. Uçağınız, saat: 08.00-10.00 arasında kalkacaksa Kahire’den havaalanına gitmek için en az 2 saat zaman ayırın, trafik berbat yoğun. İskenderiye, Assuan, Hurgada, Luksor ve Şanüş-Şeyh’de de havaalanları var. Kahire’den kalkan yurt içi uçuşların yanı sıra, Batı Avrupa’dan uluslar arası charter seferleri için de bu havaalanları kullanılıyor.

Mısır

PARA VE KREDİ KARTI

Mısır Lirasının (Paund) işareti “LE” dir. Demir paraları yok, kağıt banknotlar: 5-10-20-50-100’lük banknotları var. Mısır ülkesinde Dolar ve Euro her yerde geçerli paradır ama bence yanınıza bir miktar Mısır Lirası almanızı öneririm. Yoksa sorunlar yaşarsınız.

Ne gibi sorunlar? Örneğin alışverişlerde birçok ürünü, sokak satıcılarından veya derme-çatma dükkanlardan 1, 2, 5, 10 dolara satın alacaksınız. (10 dolar Mısır da büyük paradır, nadir harcanır) Satıcıya 50 veya 100 Dolar verirseniz, satıcı paranın üstünü vermemek için size dükkanından başka ürünler satmak için çırpınır durur, kabul etmezseniz, paranın üstünü almak için mutlaka uzunca bir  süre sizi bekletir.

Bu yüzden: yanınızda mutlaka bozuk para bulundurun. Mısır da para (Dolar-Euro) asla bozduramazsınız, tek kaynak bankalardır, ama bankalar aşırı kalabalıktır.

Hani Mısır Lirası alın dedim ya, tapınak, müze gibi yerlere girerken asla nakit para kabul etmezler, yukarıda açıkladığım gibi sadece kredi kartı kabul ederler.

Mısır

ALIŞVERİŞ

Alışverişte, cüzdanınızda para çıkarırken, asla satıcının önünde para çıkarmayın, arkanızı dönün ve kontrollü olarak cüzdandan para çıkarın.

Aksi halde, satıcı sizde çok para bulunduğunu öğrenirse, ısrarlarını sürdürür, fiyatı yükseltir, başka bir şeyler daha satmak için sizi perişan edene kadar uğraşır.

Öte yandan: o kadar çok satıcı göreceksiniz ki, küçük çocuklar ellerinde küçük objeleri satmak için uğraşırlar, büyükler özellikle tekstil ürünleri (masa örtüsü, erkek ve bayan için tişörtler vb) satmak için uğraşırlar. Hatta en keyifli ve ilginç alışveriş: Cruise gemisiyle giderken, gemiye tekneyle yanaşan satıcıların yaptıkları alışveriştir. Ürünlerini naylon poşetlere koyarak teknenin üzerindeki alıcılara hızla atarlar, alıcı malı kabul ederse, naylon torbaya parasını koyar ve aşağıya atar. Adamlar Nil nehri üzerinde bu konuda tam uzman olmuşlar. Ama unutmayın burada da pazarlık önemli.

 

Mısır

BAHŞİŞ:

Bence Mısır ülkesindeki en büyük sıkıntı bu bahşiş konusudur. Ülkeye girmeden bu konuda mutlaka bilgi sahibi ve tedbirli olmanız gerekir. Mısır da belki en çok duyacağınız ve bezeceğiniz kelime bu bahşiş kelimesidir. Hatta o kadar çok yaygındır ki, sizi bıktırana kadar, en ufak bir yardım yaptıklarında mutlaka ısrarla bahşiş isterler.

Faytoncu ile anlaşırsınız, inerken anlaştığınız parayı vereceksiniz, adam atı için bahşiş ister. Otelde gülümsediğiniz garson, bahşiş ister. Deveci, sandal kullanıcısı bahşiş ister. Taksi şöförü, anlaştığınız parayı ödersiniz, ilave bahşiş ister. Tapınaklara bilet alıp girersiniz, içeride yöresel kıyafetle dolaşan adamlar görürsünüz, bunlar resmini çeker bahşiş ister, sizi inanılmaz şekilde tapınakta ziyarete kapalı yerlere götürür, bahşiş isterler.

Peki çare? Arkadaşlar bu bahşiş isteyen kişilerden kurtulmak için asla gülümsemeyin, asla göz teması kurmayın, asla bir şeyler söylemeyin, yoksa kurtulamazsınız, size asla temas etmez ama önünüzde durur, sözle taciz eder. Hatta İngilizce “No no , go go go” deseniz bile gitmez, halbuki tüm hepsi bu basit kelimelerin anlamını gayet iyi bilir, ama dedim ya, bıktırana kadar sözlü taciz sürer. Asla: bağırıp çağırmayın, asla adam veya çocukla fiziksel temas etmeyin, kolunu tutmayın, çekmeyin, itmeyin, yoksa başınız derde girer. Sabırla gitmesini bekleyin, bir noktada mutlaka ayrılıp gidiyorlar.

Bu arada bir konuya değinmek istiyorum. Sanırım Mısır devleti, turizmden elde ettiği gelirlerin sıkıntıya girmemesi için, halkı turistlere asla dokunmamaları konusunda bilinçlendirmiş ve sanırım turistlere dokunanlara büyük cezalar var. Dediğim gibi her türlü sözlü taciz var ama temas yok.

Son bir not, bahşişi Mısır Lirası verirsiniz, surat asarlar, Dolar-Euro isterler.

Mısır

SERVİS BEDELİ:

Mısır’a tur operatörü ile giderseniz, sizden servis bedeli olarak Mısır girişinde para talep ederler. (Örneğin: 25 Dolar) Bu ne parası derseniz, tur belgelerinde ücrete dahil olmayan hizmetler bölümünde yazılı olduğunu söylerler. Bakarsınız, yazılı ama miktar yazılı değil. Bu miktar turu satın aldıktan sonra, tur görevlisi tarafından belirlenir.

Peki bu ne ücretidir. Görevlinin söylediklerine göre, Mısır da kalacağınız otel veya gemideki çalışanlara ve yerel rehbere, önceden bahşiş adı altında para veriliyormuş, bu toplanan para onlara dağıtılmak üzere toplanıyormuş. Tabii içinizden gelmese de bu parayı vermek zorunda kalıyorsunuz. Çünkü tur görevlisi, bu parayı vermezsek, otele varışta oda anahtarlarını vermediler vs gibi hikayeler anlatır. Böyle bir şey olabileceğine elbette inanmıyorsunuz ama Mısır ı görünce başınıza böyle bir şey gelmesinin mümkün olabileceğine inanıyorsunuz, çünkü derdinizi anlatabileceğiniz, şikayette bulunabileceğiniz bir merci yok, en basiti dil problemi yaşarsınız.

Son bir not: Mısır ülkesinde inanın 1-5-10 Dolar bahşiş veya servis ücreti çok çok büyük paralardır. Sizden toplanan parayı düşünün.

Mısır

İKLİM:

Mısır a gideceklerin en büyük merakı, acaba orada havalar nasıl? Evet, Mısır a gitmek için en uygun zamanlar: Ekim, Kasım, Nisan ve Mayıs aylarıdır. Genellikle yaz aylarında hava sıcaklıkları 40 derece civarında seyreder. Güneşin yakıcılığından kaçınmak için, gezi programınızı yaz dönemlerinde kesinlikle sabah erken veya akşam geç saatlere ayarlamanızı öneririm. Kış döneminde, günlük sıcaklıklar, gündüz 20-22 derece civarındadır. Ancak akşamları ve sabahın ilk saatleri soğuktur. Özellikle: gece yatarken, otel odaları ve Cruise gemi kamaralarındaki klimalar sadece soğuk ayarlı olduğundan, ısınamazsınız, ısıtıcı yoktur, bu yüzden kalın pijamalar almalısınız. Yine geceleri üşümemek için kalın bir giysi mutlaka bulundurun.

Mısır

CEP TELEFONU KULLANIMI-Wİ Fİ :

Mısır da cep telefonu kullanmak isterseniz,

Birinci yol: Türkiye’den ayrılmadan önce kendi cep tel operatörünüz ile görüşmeniz ve Mısır için yurt dışı hazır paketi satın almanızdır. Örneğin: ben kendi operatörümden, yurt dışında geçerli 3 gb internet (yeterli geliyor) ve 200 dakika konuşma paketi satın aldım, 1200 TL idi.

Diğer operatörlerde daha uygun fiyatlı paketler var. Ancak böyle bir hat satın aldığınızda, telefonunuzdaki “uluslararası dolaşıma” açmayı unutmayın, eğer hattınız yine de açılmaz ise, telefonla Türkiye deki operatörünüzü aramanız gerekir.

Oteller ve Cruise gemilerinde wifi hattı yok, daha doğrusu arızalı diyorlar, zaten olsa da ücretliymiş. Bu yüzden, mutlaka cep telefonu hattınızı bir şekilde (Mısır girişinde havaalanında e-sim mağazası vardı ama sayın görevli, zamanımız yok, orada bekleyemeyiz dediği için, Türkiye den halletmek zorunda kaldık) halletmeniz gerekir. Şunu da söylemem gerek, bizim operatörler, Mısır da çok sağlıklı çalışmıyorlar, hat çekmeyen birçok bölgeye rastladım ve telefonu kullanamadım.

Mısır

DİL:

Mısır da yerel ve resmi dil Arapçadır. Ama tapınakların bulunduğu yerlerde taksiciler, faytoncular, deve sürücüleri, satıcılar, sokakta ayak üstü satış yapanlar, tekne kullananlar inanın hepsi çat-pat İngilizce konuşurlar. Özellikle nereli olduğunuzu sorarlar, TÜRKİYE deyince, ilk tepkileri YAVAŞ YAVAŞ, HASAN ŞAŞ derler, böylece yakınlık kurup size ürünlerini satmaya, hatta yüksek fiyattan satmaya çalışırlar.

En sevdikleri kelime, “BAHŞİŞ” ve 1 Dolar, 1 Dolar, 1 Dolar kelimesidir. Yani: Türkleri severler ama parayı daha çok severler. Malum: Arap kelimesini tersten okuyun “Para” demektir.

Mısır

TUVALET:

Mısır da tuvalet var mı, temiz mi, bu soru da çok sorulur.

Ben Mısır da bulunduğu 7 gün boyunca (otel ve gemi tuvaletleri hariç) sokaklarda birçok yerde tuvalet bulunduğunu gördüm. Özellikle turistik yerlerde tuvaletler vardı, ama bu tuvaletlerin kapısında bir adam oturur, sizden para ister (genellikle 20 Mısır Lirası verebilirsiniz) ve karşılığında fiş filan beklemeyin, tuvaleti kullanın ve çıkın gezmeye devam edin. Yanınızda Mısır Lirası yoksa, elbette Dolar-Euro verirseniz, adamı çok mutlu edersiniz. Tercih sizin.

Peki tuvalet temiz mi, elbette değil, Mısır da oteller ve gemiler dışında her yer kirli ve pis. Bunu unutmamak gerek. Kahire de bir kafenin tuvaletine girmek istedik, adam bekleyin dedi, tuvalete girdi ve inanın 15 dakika temizledi, sonra hadi şimdi girin dedir. İşte durum bu.

Son bir not, gezerken restoran veya kafelerin tuvaletine girmek isterseniz, mutlaka para isterler, sonuçta tuvaleti kullanırsanız, para vermeniz şart.

Mısır

TEMİZLİK:

Mısır da gezerken, 7 günlük süre boyunca asla büyük çöp konteyneri görmedim. Çöpler genellikle sağa-sola atılmıştı. Daha ayrıntıya girmek istemiyorum, hijyen çok sıkı değil, hatta hiç yok.

Yanınızda dezenfektan bulundurmanız işe yarayabilir, en azından paraları tutuyorsunuz, onlardan her türlü bakteri ve mikrop geçme olasılığı yüksek. Bu arada eğer maske takarsanız, garip garip bakan tipler görebilirsiniz.

Mısır

 

OTEL ODALARI-CRUİSE GEMİLERİ  KAMARALARI;

Mısır da kaldığım 7 gün boyunca, iki otelde (biri 4 yıldızlı, biri 5 yıldızlı) kaldım ayrıca Cruise gemisinde 4 gün kaldım. Odalar gayet temizdi, odalarda lavabo, klozetli tuvalet ve banyo bölümleri var. Banyoda kişilere göre bir büyük, bir küçük havlu var. Duş şampuanı ve saç kremi var, el yıkama sabunu var.

Büyük otellerin oda ve restoranlarında tuvaletler temizdir, tuvalet kağıdı bulunur. Ancak otellerin ve Cruise gemilerinin yatak takımlarının her farklı yolcuda değiştirilmediği, ütülenmediği konusunda çok sık yorum alabilirsiniz. Ben yanımda yastık kılıfı ve çarşaf götürdüm. Ama inanın kaldığım 2 otel ve gemide yatak takımları kirli değildi, bilemem belki temiz veya kirli yatak takımları tamamen tesadüflere göre değişmektedir.

Otel odaları ve Curuise gemilerindeki kamaralarda, klimalar var ama bu klimalar sadece soğuk için ayarlanmış, sıcak ayarları yok, yani buraya kış döneminde giderseniz, mutlaka özellikle gece yatarken kalın pijamalar almayı sakın unutmayın, ayrıca akşamları ve sabahın erken saatlerinde de hava serin oluyor.

Elektrik tesisatı iki girişli, İngiliz tipi 3 girişli değil, 220 Volt. İlginç olan, Mısır da kaldığım süre boyunca hiç elektrik kesintisine rastlamadım.

Mısır

YEMEKLER-İÇECEKLER:

Hemen en başta belirtmek istediğim bir husus var. Oteller ve gemide restoranlarda asla ne aldın, ne kadar aldın diye tabağına bakan kimse yok. Hatta, mekan dışına bir şeyler çıkarmak istenseniz, aleni olmamak şartıyla kimse bir şey söylemiyor.

Yukarıda da sözünü ettiğim gibi, Otellerde ve Cruise gemide kaldım. Oteller ve gemide kahvaltı ve yemekler açık büfedir. Hani söylendiği gibi, yani kötü senaryolarda belirtildiği gibi, yemekler oteller ve gemide asla aşırı baharatlı ve aşırı acı, sarımsaklı değildir.

Yemekler tamamen bizim damak tadımıza uygundur.

Kahvaltıda: açık büfedir, birçok ürün bulunur (Örneğin: 3-4 çeşit kaşar peyniri, beyaz peynir, yumurta, omlet, çörekler, kekler, meyveli yoğurtlar, zeytin, reçeller, ballar, tereyağı vs. ) İçecek olarak çay ve kahve makinası var, kahve çeşitleri tercih edebilirsiniz.

Öğle ve Akşam yemekleri: Yine açık büfedir. Yine damak tadımıza uygun yemekler var. Öyle ki yemeklerde aşırı tuz bile olmuyor. Önce bir ekmek reyonu bulunur ki, mutlaka 4-5 çeşit değişik lezzetlerde ekmekler vardır.

Her öğünde önce bir veya iki çeşit çorba (tanıdık mercimek çorbası gibi) sonra 6-7 çeşit sıcak yemek (her öğünde mutlaka pirinç pilavı ve patates kızartma olur) bulunur. Genellikle her öğünde mutlaka: kırmızı et, beyaz et ve balık bulunur. Hatta bir öğünde “suşi” çıktı. Sonrasında yemeklerden sonra tatlı reyonu var. Mutlaka 6-7 çeşit pasta türü ve 3-4 çeşit şekerli tatlılar bulunur. Sonrasında meyve reyonu var. Burada da en az 5-6 çeşit meyve bulunur. (Sanırım benim bulunduğu sezonda bol bulunan meyveler: kavun, çilek, taze hurma vs.)

Evet: içecek olarak gerek otel ve gerekse gemi restoranlarında tüm içecekler ilave ücrete tabidir. Örneğin: 1 kutu kola 150 Mısır Lirası.

Peki şehirde, dışarıda ne yenir ne içilir? Tek kelime, asla hiçbir şey yenmez, hiçbir şey içilmez arkadaşlar. Yanınızda mutlaka bir bisküvi benzeri atıştırmalık ve küçük bir şişe su bulundurun. Su kapalı olarak satılıyor zor durumda satın alabilirsiniz ama yemek asla önermem. Tek önerim: büyük zincir marketlerin ürünlerinin (hamburger) satış yerleri var, bunları deneyebilirsiniz, ben denedim sorun yok.

Mısır

MISIR DA ULAŞIM ŞEKİLLERİ:

TAKSİ:

Genellikle büyük şehirlerde (Kahire gibi) Uber üzerinden taksi çağırmak en mantıklısı ve uygun fiyatlısıdır.

Ancak özellikle tapınakların bulunduğu küçük şehirlerde, taksi tutabilirsiniz. Ancak sıkı bir pazarlık yapmanız şart. Size şöyle bir örnek vereyim: Luksor şehrinde bir taksi tuttum, pazarlık şu şekildeydi, Luksor şehir merkezinden, Nil nehrinin karşı kıyısına geç, orada Krallar vadisine uğra, 2 saat bekle, sonra Hatshepsut Tapınağına git, orada 2 saat bekle, sonra Memnon heykellerini git, orada yarım saat bekle, sonra beni Luksor şehrinde aldığın yere geri getir, evet arkadaşlar bu pazarlık sadece 20 dolardır.

Ama sizden önce, elbette bu iş için 40 hatta 50 dolar ister. Pazarlık gücünüzü konuşturun çünkü zaten insanlar fakir, insanlar muhtemelen zor geçiniyorlar ve paraya ihtiyaçları var, sonuçta sizin dediğinizi kabul ediyorlar. Bu arada, taksicilerin çoğu, İngilizce biliyor.

Mısır

FAYTON:

Kahire hariç diğer küçük şehirlerde çok miktarda fayton var ve turistler için ana ulaşım aracı olarak kullanılıyor. Piramitlerde bile fayton var, piramit bölgesinde gezi için, tam bir turist kazığı 30 Dolar istiyorlar.

Evet devam edelim. Turist olarak bir yola, kaldırıma çıktığınızda, çevrenizi hemen yöresel kıyafetler giymiş, birçok faytoncunun sardığını görürsünüz, yine klasik sözle tacizler başlar. İngilizce den çat pat anlarlar. Siz gitmek istediğiniz yeri söylersiniz, örneğin: şehir turu yapalım dersiniz, o hemen 15-20 dolar der, sonunda uğraşın, 5 dolara, hatta 4 dolara razı olacaktır. Dediğim gibi paraya ihtiyaçları var, birkaç Dolar onlar için büyük para.

Neyse faytona binersiniz, ne demiştiniz, şehir turu, hayır faytoncu sizi hemen kendi önceden anlaştığı mekanlara götürür. Bunların başında: mutlaka bir Papirüs satan yer ve yine mutlaka bir baharatçı olacaktır. Eğer buralardan alışveriş yapmazsanız, suratını asar ve en kısa yoldan otele yakın bir yerde sizi indirir. Buyurun bu adamı şikayet edin, anlaşmaya uymadı kime şikayet edeceksiniz, yetkili merci, polis filan yok.

Herhangi bir turistik yere (Örneğin: Luksor ve Karnak Tapınağı) gitmek istediniz, faytoncu ile anlaşabilirsiniz, önce Luksor Tapınağı, orada 2 saat beklersin, sonra Karnak Tapınağı orada da 2 saat beklersin, sonra beni aldığın yere bırakırsın) inanın bu turun maliyeti yani vermeniz gereken ücret en fazla 5 dolardır.

 

TEKNE:

Nil nehri üzerinde birçok kiralık tekneler bulunmaktadır. Bunların kullanıcıları, zaten kıyı şeridine gittiğinizde, hemen çevrenizde biterler ve başlarla önerilerini hızlı ve sıkıcı bir şekilde söylemeye ve ikna etmeye çalışmaya.

Bu teknelerle Nil nehrinde gezinti yapabilirsiniz. Ben, tekne ile Nübye köyüne gitmeyi denedim. Tekneciyle gidiş orada 3 saat kalış ve aynı yere geri  dönüş için kişi başı (6 kişi) 3 dolardan anlaştım ve gayet güzel bir tur oldu. Ama şunu özellikle belirtmek isterim ki, bu teknelerin hiç birinde en ufak bir güvenlik önlemi yok, cankurtaran simidi yok, yani en ufak bir tehlike durumunda ne olacağını düşünmek bile istemiyorum, çünkü Nil nehri akıntısı hızı yüksek bir nehir, ayrıca bolca girdap var. Tercih sizin.

Mısır

FOTOĞRAF VE VİDEO ÇEKİMİ

Mısır da tarihi ve turistik yerlerde, tapınaklarda, piramitler bölgesinde yürüme yolları oldukça engebelidir. Yani düz yolda yürümeyeceksiniz, bu arada resim veya video çekmeye çalışırsanız, muhtemelen düşme tehlikesi yaşamanız kaçınılmazdır. Bu yüzden, fotoğraf ve video çekerken dikkatli olmanızı öneririm. Bir de Mısırlılara ve özellikle kadınlara doğrudan fotoğraf çekmek için fotoğraf makinanızı veya cep telefonunuzu yöneltmeyin, bundan rahatsız oluyorlar.

 

SUÇ VE GÜVENLİK:

Mısır ülkesinde kaldığım 7 günlük süre boyunca, çarşı ve alışveriş yerlerinde ve sokaklarda polis görmedim, sadece bazı yerlerde konuşlandırılmış askerler vardı.

Mısır güvenlik güçleri, zor durumdaki turistlere yardımdan çok, sanırım terör saldırılarına karşı önlem almakla meşguller.

Mısır da kaldığım 7 günlük sürede, ne kendim ne de çevremdeki gurupta hırsızlıkla karşılaşan olmadı. (gümrükler hariç) Dolayısıyla polisle veya emniyet yetkilileriyle işimiz olmadı, olsa ne olurdu bilmiyorum, bu konuda çok iyimser olduğum söylenemez.

Size tavsiyem, sakın polis ve askerlere müdahale etmeyin, sesinizi yükseltmeyin. Dediğim gibi teröre karşı aşırı dikkatli ve tedbirliler.

Luksor-Kahire arasındaki karayolu yolculuğu boyunca, tur otobüslerine polis-asker araçlarının refakat ettiğini duydum.

 

Mısır ülkesinin tarihi hakkındaki yazım için.

 

 

Mısır ülkesinde ne yenir, ne içilir hakkındaki yazım için.

Mısır ülkesinde alışveriş, ne satın alınır yazım için.

Mısır ülkesinde, eğlence yazım için.

Mısır ülkesi gezi planı yazım için.

Mısır Nil nehri Cruise Gemileri

Mısır Nil Nehri Cruise Gezi Tekneleri

Öncelikle şunu belirtmekte yarar var. Ben Nil nehri gezimde, MS AL NABİLATAN NİLE CRUİSE LUXOR-ASWAN isimli gemiye bindim, ancak Nil nehrinde bu turu yapan yüze yakın gemi var.

Yazdıklarım, bindiğiniz gemiye göre değişiklik gösterebilir.

Gemi: 2 Ekim 1999 tarihinde hizmete girmiştir. Yani 27 yaşında. Tabii bu 27 yaşında kelimesini görünce eski bir gemiye binmek ilk anda korku yaratabilir ama 4 günlük seyahatimde sorun yaşamadık.

Toplum uzunluk: 71 metre

Genişlik ise: 14.40 metre.

Gemiler, sürekli yan yana iskelelerde park ediyorlar. Yani, bir yere park edildiğinde, mutlaka birkaç geminin içinden geçerek kendi geminize ulaşıyorsunuz. Bu yüzden, gemiden inerken mutlaka kıyıda hangi gemi olduğuna, geminin ismine bakın, yoksa birçok gemi yan yana park ediyor, kendi geminiz aralarda kalabiliyor, mutlaka indiğiniz son geminin ismini not edin.

Peki gemide emniyet önlemleri var mı? Teras katında, cankurtaran simitleri var, ama sandal görmedim. Yani: Nil nehrinde gemide herhangi bir kaza veya sıkıntı olsa, nasıl bir önlem aldıklarını bilmiyorum, sadece dediğim gibi birkaç cankurtaran simidi.

 

Güzergah:

Nil nehrindeki gemilerin güzergah: Luksor’dan hareket, Nil nehri kıyısındaki birçok tarihi ve turistik yerlerde iskelelere yanaşarak ilerliyor ve Aswan şehrine ulaşıyor.

3 gece veya 4 gece süren turlar var.

 

KABİNLER:

Benim bindiğim gemide: 65 kabin var.

Bu kabinler, 3 kata dağılmış durumda, yani zemin katta da kabin var, zemin katta: Nil Nehri pencerenizden sadece 1 metre aşağıda kalıyor, bu yüzden gemi durduğunda sadece pencere açma şansınız var.

Ortalama kabin boyutu: 20 metre karedir. Yani ne çok dar, ne çok geniş ama bence yeterli büyüklüktedir.

Kabinlerde balkon var mı? Sorusuna geminin tanıtım yazısında “evet var “şeklinde cevap verilmiş, hayır yok. Sadece kabin pencereleri açılabiliyor, sürgülü. Balkon yok.

 

Kabin anahtarları:

Kabinlerin elektronik kart anahtarları çok değerli, kaybederseniz resepsiyona 100 Dolar ödemek zorunda kalırsınız, dikkat.

 

Kabin Pencereleri:

Kabinde geniş bir pencere var, sürgü şeklinde yani yana doğru açılabiliyor. Ayrıca bir balkon yok.

Ayrıca: yine koyu perdeler var, çünkü gemiler sürekli yan yana yanaşıyorlar ve bu yüzden perde önemli, gemi iskelede durduğunda perdeleri kapattık.

 

 

Yataklar:

Yataklar oldukça rahat. Hiçbir sıkıntı yoktu, hatta şehir otellerinde olduğu gibi, yatak takımları kirli de değil, temizdi. Her yatakta 2 yastık ve yorgan var.

 

Televizyon:

Her kabinde televizyon var, ama Türk kanalları çekmiyor.

 

Buzdolabı-Minibar:

Evet her kabinde mini boy buzdolabı var.

Ancak buzdolabı boş ve 4 gün boyunca buzdolabına herhangi bir şey (su vs. gibi) koymadılar.

Çünkü su, gemide ücretli, hem de yüksek ücretli, bu yüzden herhangi bir limanda durduğunda, suyunuzu, dışarıdaki bir marketten satın almanızı öneririm.

Ama burada da şunu söylemek gerek. Mısırlılar işi öyle azıtmış ki, su fiyatları her yerde farklı, asla üzerinde veya bulunduğu rafta etiket göremezsiniz. Sizin turist olduğunuzu hissedince, fiyatın 5-6 katını rahatlıkla isteyebiliyorlar. Bu yüzden, su temini biraz sıkıntılı ama sonuçta, dışarıda su fiyatı gemidekinden daha ucuz. Bir de şöyle alışkanlık var. Mısır’a giden turistlere, rehberler, pazarlık yapın ne fiyat sunarsa, beşte birini verin derler ya, Mısırlılar bunu bildiklerinden normal fiyatın 5-6 katı fiyat veriyorlar, sonrası pazarlıkla inen fiyat, yine de onların kazançlarını 5-6 misli arttırıyor.

 

Klima:

Her kabinde klima var, ama sadece soğuk üflemek üzere düzenlenmiş. Yani, serin  bir kış gününde buraya giderseniz (örneğin, benim gibi Aralık ayında) gece odada üşümekten uyuyamazsınız, klima sadece soğuk üflüyor, neyse ki kumandalı, klimayı hemen kapatın. Ayrıca: ısıtıcı filanda yok, siz kalın pijamalar alın.

 

Banyo-Tuvalet:

Tuvalet klozetli, lavabo iyi. Banyo duş kabinli, kabin diyemeyeceğim, sadece bir karışlık bir cam koymuşlar, duş yapınca her yer su altında kalıyor. Lavabo altında, giderde bir aparat var, su gitmeyip birikiyor. Bunu önlemek için, giderde bulunan aparatı döndürerek çıkarın, yoksa su gölleniyor.

Bandoda: sıvı sabun, şampuan var. Ayrıca: her kabinde 2 büyük boy havlu, 2 küçük boy havlu var.

 

 

Oda Servisi:

Rehber odanızı istemez isenizde her gün temizlerler, bavullarınızı kapalı tutun dedi. İstemedik, istemediğime dair kapıya yazı koydum, odaya girmediler.

Ama girdikleri odalarda, o kadar güzel havlulardan şekiller yapmışlar ki, inanılmaz güzeldi, her sabah oda temizleyicisi, havludan şekiller yaparak odalara bırakmış. Yine de güvenip odayı temizlemeleri için girmelerini istemedim.

Tercih sizin, bence odaya sokmayın.

 

Sonuç:

Odalarda: gemi sarsıntısı veya motor sesi rahatsız edici boyutlarda değil. Odalarla ilgili tek sıkıntı, klimanın tamamen soğuk ayarlanması, serin-soğuk bir kış günü, klima ısıtmaya ayarlanmadığından, odada gece üşünüyor, yanınıza gideceğiniz tarihi göre mutlaka kalın pijamalar almanızı öneririm. Elbette sıcak yaz günlerinde, bu soğuk klimaların çok işe yarayacağı da kesin.

 

GENEL HUSUSLAR:

Motor gürültüsü ve Sarsıntı:

Gemi: sürekli durmuyor, bazen gece boyu süren yolculuklar yapılıyor ve bir sonraki limana ulaşılıyor.

Geminin motoru en arka bölümde, yolcu kamaraları ise ön bölümlerde. Arka bölümlere çalışanların kamaralarını koymuşlar. Bu yüzden motor sesi gelmiyor. Sadece derinden bir inilti.

Sarsıntıya gelince, Nil nehrinde dalga olmadığından, 4 günlük seyahat boyunca sarsıntı hissetmedim.

 

Yemekler:

Yemekler tam pansiyondur ki, bunu size turu satan yerli şirket bile bilmez, yarım pansiyon diye satarlar.

Evet, tabii siz yarım pansiyon diye (çünkü tur satın aldığınız şirket size öyle söylemiştir.) yanınıza bir sürü ıvır zıvır yiyecek götürürsünüz. Ama buna gerek yok, üç öğün yemek olunca haddinden fazla doymak mümkün.

Yanınızda getirdiklerinizi, son gün gemi personeline dağıtırsınız, çok fakirler, tercih sizin.

Evet, yemekler açık büfe.

 

Önce kahvaltı:

Kahvaltıda açık büfe ve çeşit oldukça bol. Bir yerde ekmek türleri var ve her türlü ekmek var, gayet güzel.

Sonra: peynir türleri var, genelde 3 çeşit kaşar ve 1 çeşit beyaz peynir türü var. Hepsi de oldukça lezzetli.

Sonra: her gün değişen çeşitli aperatif yiyecekler var. (Örneğin: mutlaka her gün rafadan yumurta veya omlet var. )

Sonra: meyve çeşitleri ki oldukça bol.

Sonuç: Kahvaltı zengin, damak tadımıza uygun.

 

Öğle ve Akşam Yemeği:

Önce yine bir ekmek bölümü var, oldukça çeşitli ve güzel ekmekler bulunuyor.

Sonra 2 çeşit çorba olan bölüm var. Çorbaların biri mutlaka tanıdık, örneğin: mercimek çorbası.

Sonra: 6-7 bölümde çeşitli yemekler var. Genelde her gün: kırmızı et, beyaz et (tavuk, ördek, hindi vs.) ve balık çıkıyor.

Son bölümde: tatlılar var, çeşitleri yeterli

Sonrasında: meyve bölümü var. Her öğünde muz mutlaka var, çilek var ve diğer meyveler.

 

Sonuç:

Hani Mısır a gitmeden önce genel bir söylem var, hijyen yok, yemekler yenmez, berbat ve çok baharatlı gibisinden.

Hayır, gerek kahvaltı ve gerekse yemekler oldukça güzel. Hijyen güzel, baharat ve tuz yok denecek kadar az.

İnanın her öğünde çıkan 6-7 parça yemekten, en az 3-4 parçası mutlaka damak tadımıza uygun.

Kimse ne garson, ne de diğer görevliler, tabağınızda ne aldınız, çok mu aldınız gibisinden asla bakmaz ve karışmazlar.

Tek kuralları: yemek yerine dışarıdan yiyecek-içecek sokmak yasak, elbette içeriden dışarıya yemek-içecek sokmak ta yasak, buna uymalısınız.

Yemek saatlerini not edin. Sabah çok erken, akşam çok geç. Tabii tur gurupları limanlarda gezilere gittiğinden akşam yemeği bayağı geç saate (Örnek: 20.00) alınmış.

Evet yemekle ilgili tek sorun: yemekte bütün içeceklerin ilave ücrete tabi olması. Yani, son gün anket doldurttular, yemekte hiç olmassa her masaya birer şişe su ücretsiz verilmesini yazdık, umarım uygularlar.

 

Asansör:

Evet asansör var, zemin ile 2 kat arasında çalışıyor ama gemiye bindik ilk gün asansör bozuldu, 4 gün boyunca 2 kere asansör bozuktu. Neyse ki, asansöre pek gerek kalmıyor, merdivenler sıkıntılı değil.

Mısır Nil Nehri Cruise Gezi Tekneleri güneşlenme terası

Güneşlenme Terası ve Yüzme Havuzu;

Geminin en güzel yer, hareket halinde iken, Nil nehri boyunca ve kıyılar boyunca izlemek, seyretmek olağanüstü bir güzelliktir.

En üst katta. Güneşin kızgın yakıcı ışıkları nedeniyle, gölgelikli yerde oturmak zorunda kaldık, ama yine de güneşlenmek isteyenler için şezlong vardı.

Yeterli gölgelikli masa ve şezlong var.

Yüzme havuzu küçük, birkaç çocuk giriyordu.

Ayrıca: jakuzi var.

Hijyen koşulları uygun olmadığı için girmedim, girmek istemedim. Çünkü havuz ve jakuzi ye girerken, önce bir duş aldırma durumu yoktu.

Bu teras bölümünde: özellikle akşam üstü ve akşam saatlerinde oturmak için mutlaka üstünüze kalın bir şeyler olması şarttır.

Teras bölümünde, her gün saat 17.00 de çay saati düzenleniyor, ücretsiz çay ve kek ikramı yapılıyor.

Bunun dışında bir şeyler içmek isterseniz, terasta ayrıca bir bölüm var.

 

Wireless;

Evet gemide wireless varmış ama bozukmuş, arızalıymış. Neden yaptırılmamış, bu sorunun cevabı yok. Halbuki 4 günlük seyahat boyunca gemide wireless olması çok uygun olurdu.

 

Lobi:

Geminin hemen girişinde, eğer en üst katta terasta oturmak istemezseniz (güneş veya soğuk nedeniyle) lobideki koltuklarda oturabilirsiniz.

Buraya da çay-kahve servisi yapıyorlar ama burada gemi dururken sigara içmek yasak. Sigara içenler terasa çıkmak zorunda.

 

Çay-kahve servisi:

Lobide çay-kahve servisi var. Size siparişinizi getirdiklerinde, oda numaranız yazılı bir fiş imzalatıyorlar, çıkarken ödeme yapmanız için. Ama fiyatlar uçuk, örnek bir çay 180 Mısır Lirası (yani 180 TL)

 

Bar:

Terasın bir kat altında bar bölümü var. 4 gün boyunca bu bölümde oturan kişi görmedim ama açık, muhtemelen burada içki de servis ediyorlar.

 

 

Masaj-spor bölümü-Satış bölümü:

Bar ile aynı katta: masaj bölümü var, bir eleman gemide masaj yaptırmak isteyenleri arıyor. Tercih etmedim.

Spor bölümüne 2 tane yürüyüş-koşu parkuru koymuşlar.

Satış bölümü: çeşitli ürünlerin satıldığı (giysi vs.) bölüm var. Bir şey satın almadım, fiyatlar dışarıya göre pahalı.

Bu bölümde birde film çeken eleman var. Teras ve diğer bölümlerde, elinde büyük film kamerası ile dolaşıyor ve yolcuların filmlerini çekiyor. Sonradan öğrendim ki, bu filmleri flash-diske kaydedip 25 Dolardan satıyormuş, yanınıza geliyor, istemediğinizi söyleyince, tabii ki asık bir surat görüyorsunuz. Halbuki, çektiği film için kimseden izin almıyor, kendi kafasına göre çekiyor.

 

Personel-Çalışanlar;

Rehberler, önceden sizlerden servis ücreti adı altında para toplarlar ve bu paraları gemi çalışanlarına dağıttıklarını söylerler.

Aksi halde, Mısırlıların genel karakteri, her durumda bahşiş istemeyi alışkanlık haline getirmeleridir.

Gemide şehirlerin sokaklarında olduğu gibi, bahşiş-bahşiş-bahşiş diye sözle taciz eden olmadı, sanırım bu yüzden.

Yani, gemide bahşiş vermenize gerek yok, yine de tercih sizin. İnanın vereceğiniz 1 Dolar onlar için o kadar büyük para ki inanamazsınız. Çünkü gemi çalışanları gerçekten iyi insanlar, güler yüzlüler, işlerini iyi yapıyorlar ama aynı zamanda fakirler.

Çalışan herkes azda olsa İngilizce biliyor, dediğim gibi çok yardımseverler.

 

Son öneriler:

1-Gemi herhangi bir limana yanaştığında, gemiden inerken, mutlaka gemi personelinden “çıkış kartı” alın, bunu dönüşte resepsiyona verin ki, gemiye gelip gelmediğiniz bilinsin.

2-Diğer bir konu: yukarıda da söz ettiğim gibi, genellikle 5-6 gemi yan yana yanaşıyor, sizin geminiz, ortalarda veya en dışta olabilir, diğer gemilerin hepsinin orta bölümü aynı, bu gemilerin orta bölümünden geçerek, iskeleye ulaşıyorsunuz, bu yüzden en dışta yani iskeleye yanaşmış geminin ismini NOT EDİN, çünkü bu durumda olan birçok gemi var, kendi geminizi bulamazsınız.

3- Mevsim şartlarına göre, (kış döneminde gittiyseniz) yanınıza mutlaka kalın pijama ve terasta oturmak için kalın bir üst alın.

4-Gemide su sorunu var, aşırı para verip gemide satın almak istemezseniz, suyunuzu dışarıdan temin ederek gemiye binin.

Mısır Tarihi

mısır.tarih.5
Mısır Tarihi

Verimli Nil Vadisi: binlerce yıldan bu yana, insan yaşamını barındırıyor. Avcılıktan, tarıma geçen yerleşik “Taş Çağı” insanları: Mezopotamya kökenli arpa ve buğday yetiştiriyorlardı. Kopya edilen Mezopotamya yazısı: ilk Mısır yazı diline dönüştürülür. En baştan bu yana, Mısırlılar, etkinliklerini papirüslere kaydederler. Bu sayede: Antik Mısır İmparatorluğunun görkemli tarihine dair çok önemli olaylar, bir araya getirilebiliyor.

Antik Mısır’ın, tarihsel yıllıkları, kapsamlı yapım projeleri ve izleri binlerce yıl boyunca takip edilebilen önemli kişiliklerle doludur. Bazı Mısır sülalelerinin kesin kronolojisi hakkında: arkeologlar arasında devam eden tartışmalara karşın; Mısır tarihinin, her biri kendine özgü isimlerle kesin dönemlere ayrılabileceği konusunda, ortak bir fikir birliği var.

Sülaleler öncesi ve İlk Sülaleler döneminden sonra, aralarında geçiş dönemleri olmak üzere: Eski, Orta ve Yeni Krallık dönemleri geliyor. Bunları da, Mısır’ın MS.1’nci yüzyılda Roma İmparatorluğunun hakimiyetine girmesine kadar süren Geç Krallık, Makedon ve Prolemaios dönemleri izliyor.

SÜLELE ÖNCESİ VE İLK SÜLALELER : (MÖ.5000-2780)

Mısır Tarihi: Uzun yıllar boyunca, Mısır, tek bir krallık değildi. Güneyde, Yukarı Mısır, kuzeyde ise Aşağı Mısır olmak üzere, iki krallık vardı. MÖ.3170 yılında, Yukarı Mısır Kralı Narmer: Aşağı Mısır’ı ele geçirir. Ama: krallıklar tam olarak, ancak MÖ.3100 yılında, Kral Menes egemenliğinde birleşirler.

Kral Menes; tacı, her iki krallığında simgelerini taşıyan ilk kraldır. Menes: Aşağı Mısır’da, bugünkü Kahire yakınlarında bulunan “Memphis” i başkent yapar ve böylece İlk Sülale kurulur. Yaratıcı Tanrı Ptah kültürünü oluşturanın da, Kral Menes olduğu düşünülmektedir.

mısır.tarih.6

ESKİ VE ORTA KRALLIKLAR

Mısır Tarihi: Eski Krallık: MÖ.2780 yılı civarında kurulur. Varlığı: 500 yıldan uzun sürer. Bilim ve mimari alanlarında, ilk önemli gelişmeler, bu evrenin habercisi olur. Bu dönemde: hiyeroglif gelişir ve ilk büyük yapım projeleri yürütülür.

Yöneticiler: giderek güçlenmeye ve yaşarken olduğu gibi, ölümlerinden sonra da kudretlerini sürdürmek için, çeşitli yollar aramaya başlarlar. IV. Sülaleden Kral Coser; öldükten sonra, ölümlü bedeniyle sonraki yaşamı için, kendisiyle birlikte gömülecek servetinin korunması için, ilk büyük anıt mezarı yaptırır. (Sakkara’daki basamaklı piramit)

Diğer yöneticiler: bu fikri, daha da geliştirerek, aynı yolu izlerler. MÖ.2526 yılında, Gize’de: Keops (Kufu) için “Büyük Piramit” inşa edilir. Bundan kısa süre sonra: MÖ.2575 ve 2550 yılları arasında: Gize’de, Kral Kefren’in (Harfe) anısına “Sfenks” dikilir.

İlk mumyalamalar

Bu dönemde başlar. Keops’un oğlu Recedef, Güneş Tanrısı Ra’yı, bir başka deyişle, Re’yi Mısır dinine sokar. Böylece: Mısır dininde, köklü bir değişim yaratır. Ra’ya tapmak, takip eden 3000 yıl boyunca, Mısır kültürünün en önemli özelliklerinden biri haline gelir.

MÖ.2140 ve 2040 yılları arasında: Aşağı Mısır’daki “Heliopolis” ile Yukarı Mısır’daki “Teb (günümüzde Luksor) ”
arasındaki rekabet nedeniyle: krallık, tekrar ikiye bölünür. Bu dönem: ilk ara dönem olarak adlandırılır. Teb’in artan öneminin göstergesi olarak: Karnak Tapınağının yapımına, MÖ.2134 civarında başlanır.

Mısır Tarihi: Orta Krallık (MÖ.2040-1801) dönemi: 11’nci sülaleye mensup Teb yöneticilerinin hakimiyetlerini genişletme istekleri sonucunda ortaya çıkar. Böylece: Mısır; II. Mentuhotep liderliğinde yeniden birleşir. Ardılları: Teb’de, bir güç merkezi inşa ederek, Mısır sanatında ve arkeolojisinde büyük bir etki yaratan kültürel canlanma başlatırlar. Bu: Antik Mısır’ın en huzurlu ve güçlü dönemlerinden biriydi.

İnançlar söz konusu olduğunda

Teb tanrısı Amon, Ra ile birleşerek “Amon Ra “ haline gelir. MS.1800 civarında: “Osiris” ilahlaştırılır.

Teb; 12’nci sülalenin ilk kralı, MÖ. 1980-1951 yılları arasında hüküm süren I. Amenemher’in Memphis yakınlarında, başkent kurmasına kadar hakimiyeti elinde tutar. Ama firavun, Teb tanrısı Amon’a saygı göstermeyi sürdürür ve böylece Amon kültürünün, bütün krallıkta kabul görmesi sağlanır.

Mısır’ın zenginliğinde, rakiplerinin gözü vardır. MÖ.1600 yılı civarında, Hyksoslar Libya’dan Aşağı Mısır’a girip, güneye doğru akın ederler. Krallığı yeniden ikiye bölerler. Böylece: İkinci Ara dönem başlamış olur.

YENİ KRALLIK (MÖ.1540-1100)

Mısır Tarihi: Hakimiyeti, 100 yıldan kısa süren Hyksoslar: 18’nci Sülaleyi kuran ve tek bir çatı altında, bütün Mısır’ı başkent Teb’den yöneten; I. Ahmose tarafından, Aşağı Mısır’dan sürüldüler. 18’nci sülale firavunları: pek çok önemli reformlara önayak olurlar. Orduyu yeniden düzenlerler ve feodal liderlerin gücünü azaltarak, iktidarı aile üyelerinin elinde toplarlar.

Mısır: Yeni Krallık Döneminde: sanatsal ve kültürel açıdan, en parlak günlerini yaşar. Pek çok ünlü firavun, bu dönemde hüküm sürer. I. Tutmosis (MÖ.1504-1492)’in; Karnak Tapınağına göre, nehrin karşı kıyısında bulunan dar bir vadiye gömülmesinden sonra; firavunlar için, yeni defin alanı olarak “Krallar Vadisi” seçilir.

Mısır Tarihi: MÖ.1400’ler boyunca, Karnak’daki ve Luksor’daki tapınaklar ve mezarlar, giderek çoğalır. Nil’in batısındaki büyük yapılan inşa edilir. Ancak: MÖ.1356-1339 yılları arasında, yeni bir firavun, IV. Amenofis, karısı Nefertiti ile birlikte, Teb’i terk etmeye ve kuzeyde yeni bir başkent kurmaya karar verir. Ahenaton (günümüzdeki Tel el-Amarna).

Tek gerçek tanrı Aton’a dayalı, tek tanrılı bir kült gelişir ve adını “Ahenaton” (Aton’u memnun eden) olarak değiştirir.

Bu ani ve köklü değişiklik karmaşaya yol açar. Sonucunda ise, Mısır, uluslar arası nüfusunu kısmen kaybeder. Bu durum: Aheneton’un ardılı olan, oğlu Tutankhamon’un, Teb’deki “Amon Ra” nın ve diğer tanrıların rahiplerini yeniden kazanmasına kadar sürer.

Tutankhamon, ardında varis bırakmadan, esrarengiz bir biçimde ölür. Savaşçı ardılı I. Ramses, 19’ncu Sülaleyi başlatır. Onun ardılı, I. Seti (MÖ.1291-1279) Ahenaton döneminde kaybedilen toprakların büyük bölümünü geri alır.

II. Ramses’in uzun süren hakimiyeti (MÖ.1279-1212), Yeni Krallık döneminin sonu için, muhteşem bir final olur. Firavun; 60 yıl boyunca Luksor’da ve Karnak’ta, muhteşem yapı projelerine girişir. “Abu Simbel Tapınağı” nı yaptırır.

Gününüzde

Mısır Tarihi: Kitab-ı Mukaddes’de adı geçen ve Yahudiler’e İsrail’i kurmaları için ülkesinden ayrılma izni veren Mısır firavununun, II. Ramses olduğu düşünülmektedir.

III. Ramses; Mediner Habu’da, büyük bir cenaze kompleksi inşa ederek, II. Ramses’i izlemeye çalışır. Ama; iktidar kraliyetin elinden “Amon-Ra” nın hizmetkarı olarak bilinen rahiplerin eline geçmeye başlamıştır. Ülke; MÖ. 1070 yılında, yabancıların istilasına yüzünden, bir kez daha bölünür. MÖ.715 yılında, Mısır’ı yönetmeye başlayan Asurlular; büyüyen Roma İmparatorluğu ile diplomatik ve ticari ilişkiler geliştirilir.

PTOLEMAİOS DÖNEMİ

Mısır Tarihi: Büyük İskender; MÖ.332 yılında, Mısır’ı işgal eder. Yunan kökenli Makedon generali Naukratis’li Kleomenes’i yönetici olarak atar.

İskender’in MÖ.323 yılında ölümü üzerine, Kleomenes, I. Prolemaios adını alarak, ülkenin kontrolünü ele geçirir. Akdeniz kıyısındaki, yeni İskenderiye şehri, I. Ptolemaios’un karargahı olmanın yanı sıra, bölgenin de kültürel başkenti olur.

Böylece: Teb, nüfusunu kaybeder. Buna karşın, takip eden Prolemaioslar, Yukarı Mısır’ın Dendera, Philai ve İdfu gibi kentlerinde, önemli tapınaklar inşa ettiler. Mısır tanrılarını, kendi tanrıları imiş gibi kabul ettiler. Basit bir şekilde, Yunan kültürüne dönüştürmek yerine, Mısır kültürünün gelişmesini desteklediler.

Ptolemaios dönemi: Kraliçe Cleopatra ile sona erer. Cleopatra, yaşamı boyunca (MÖ.69-30): başta bir çocuk sahibi olduğu İulius Caesar olmak üzere, Roma hükümdarları ile ilişkisini kullanarak, ülkesini Roma ile birleştirmeye çalışır.

Caesar’ın öldürülmesi ve Marcus Antonius’un; Actium Savaşında bozguna uğraması üzerine, talihi dönen Cleopatra; MÖ.30 yılında, İskenderiye’de intihar eder. Mısır: önce Roma’dan, daha sonra Konstantinopolis (İstanbul)’den yönetilen Roma İmparatorluğuna bağlı, bir eyalet haline gelir.

ARAP İMPARATORLUĞU

Güçlü, Müslüman Arap hakimiyetinin ilk dalgası: Mısır’a, Hz. Muhammed’in ölümünden sonra gelir. Kuran’ın öğretileri: o zamana kadar, birbirinden bağımsız olarak varlıklarını sürdüren ve barış içinde yaşayan Arap kabilelerini; Allah adına dünyaya yayılmak üzere harekete geçirir.

Mısır; özellikle, 9’ncu yüzyılın ortasında, batıdan gelen güçlü Fatımiler tarafından istila edildikten sonra, en nüfuslu Arap ülkelerinden biri haline gelir. Başkent olarak; Batılıların daha çok Kahire olarak bildikleri “El-Kahire” (muzaffer) seçilir.

Kahire: takip eden, 200 yıl içinde, İslam dünyasında önemli bir kültür ve öğrenim merkezi haline gelir. El Ezher Üniversitesi ve camisi, bu dönemde kurulur. Fatımiler; 1169 yılında, Selahattin Eyyübi’nin ordusuna yenilirler. Eyyübi: Filistin ve Suriye’de elde ettiği zaferlerle kendi hanedanını ilan eder ve Kahire’yi savunmak amacı ile kale inşa ettirir.

Zayıf iktidarı nedeniyle, idare, Türk kölelere muhafız atadığı Memlükler’ in eline geçer. 1251 yılından, 1517 yılına kadar süren süren Memlük hakimiyeti boyunca: saraylar ve camiler inşa edilir ve hareketli “Hanü-l Halili” pazarı sayesinde, Mısır’ın ticari etkinliği artar.

mısır.tarihi.osmanlı.1

OSMANLI YÖNETİMİ

Memlükler,1517 yılında, Osmanlılar tarafından devrilirler. Ama, bunun günlük hayata etkisi, çok az olur. Osmanlılar, idareyi, Memlükler’in de yardımıyla, ülkeyi yönetecek yerel bir yöneticiye bırakırlar. Bunu sonucunda: Mısır, gerilemeye başlar. Özellikle: 18’nci yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğunun gücünü kaybetmeye başlamasından etkilenir.

Osmanlı gücünün zayıflamasıyla; Mısır, daha büyük bir oyunun piyonu haline gelir. Artan İngiliz gücünün önünü kesmek isteyen genç Napolyon Bonaparte; 1798 yılında Mısır’a gelir. Kısa süren, etkili bir savaşla, ülkeyi ele geçirir. Napolyon; idari bir yapı oluşturmaya girişir.

Bilginleri ve sanatçıları, ülkenin antik hazinelerini keşfedip kaydetmekle görevlendirir. Bunun üzerine, Fransa’da ve Batı Avrupa’da; Mısır bilimine büyük bir ilgi duyulmaya başlanır.

Napolyon

Mısır’da, kısa süre kalır. İngiliz donanması, onun peşindedir ve aynı yıl içinde, Abukir savaşında, Fransız donanmasını bozguna uğratırlar. Napolyon; zaferini ilan etmek üzere ülkesine döner ama ordusunu arkasında bırakmak zorunda kalır.

Bu sırada; Osmanlı kuvvetleri, Fransa’ya karşı İstanbul’dan yola çıkmışlardır. Ordunun başında: Fransızların geri çekilmesi halinde, Mısır’a Paşa olarak atandırılması teklif edilen ve zeki bir entelektüel olan Mehmet Ali vardır. Osmanlı Sultanı; bu teklifi kabul eder.

Kahire’ye yerleşen Mehmet Ali Paşa; 1811 yılında büyük bir ziyafet düzenler ve etkili bütün Memlükleri davet ederek, hepsini öldürtür. Liderlerinin öldürülmesiyle birlikte, Mısır üzerindeki Memlük etkisi de bir anda sona ermiş olur.

Avrupalıların askeri stratejilerinden etkilenen Mehmet Ali Paşa, orduyu modernize eder.

Tarım ve ticarette, yenilikler yapar ve ticari bir ürün olarak pamuğu piyasaya sürer. Kahire’de inşa edilen yeni yapılar, şehrin sınırlarını genişletir.

Mısır’ın yeni yöneticisi, padişaha, ikinci kez savaş açar ve Osmanlı ordusunu, neredeyse yenerek, servetini ve gücünü artırır. İstanbul tebaasının gücünü kabul etmek zorunda kalır ve Mısır’a özerklik tanınmasının yanı sıra, Mısır Paşalığına, babadan oğula geçme statüsünü verdirir. Bundan sonra, unvanı (Farsça’da “kral”, valiliğe denk): Hidivliğe yükseltilir.

Ancak: Mehmet Ali Paşa’nın ardından gelenler, atalarının yeteneğine sahip değildiler. Sorumsuzluk yüzünden güç kaybedilir. 1869 yılında, açıldığında bir mühendislik harikası olarak kabul edilen Süveyş Kanalının yapım projesini “Hidiv İsmail” başlatır.

Ama; bu kapsamlı girişim, vicdansız bankacılar tarafından finanse ediliyordu. Hidiv, borçları ödeme konusunda sıkıntıya düşünce, projenin yürütülmesi Avrupalı danışmanların denetimine bırakılır. Bir süre sonra: Mısır siyaseti ve ticareti şüphe götürmez bir biçimde, İngilizlerin eline geçer.

20’NCİ YÜZYIL

Mısır; I. Dünya Savaşında, İngilizler için stratejik önemini korur. Bunda: İngilizlerin düşmanı Osmanlılara yakın olmasının da payı vardır. Süveyş Kanalı, aynı zamanda, İngiliz dominyonlarının Hindistan, Uzakdoğu ve Avustralya ile Yeni Zellanda’ya gitmesini kolaylaştırıyordu.

Savaşın ardından, Osmanlı İmparatorluğunun parçalanması üzerine, Mısır, bağımsızlığını ilan eder. Ama, buna karşın, idare hala Londra’nın elindeydi. 1920’lerde milliyetçi parti çoğunluğu kazanır ve takip eden yıllar içinde, ağırlığını arttırır.

II. Dünya Savaşı: Mısır’ın stratejik önemini yeniden öne çıkarır ve Kuzey Afrika, önemli bir savaş cephesi olur. İtilaf kuvvetleri, Kahire’ye çok yaklaşmışken, Müttefik askerleri, onları 1942 yılında, El-Alameyn’de durdururlar. Mısır, savaşın sonuna kadar, İngiliz egemenliğinde kalır.

Savaş sonrası; siyasetler yeni sorunlar doğurur. Müslüman Filistin topraklarında Yahudi devleti İsrail’in kurulması, Arap dünyasını altüst eder. Mısır; 1948 yılında, kendisini, yeni komşusuna karşı kanlı bir savaşın içinde bulur.

1936 yılında:

tahta çıkan Kral Faruk, zevk peşinde koşan biri olarak görülür. Süveyş Kanalının kontrolünü İngilizlerden alarak ülkesinin ulusal onurunu geri kazanmaya yeltenince, yurtdışında diplomatik yenilgiye uğrar ve ülke içindeki huzursuzluk muhalefete dönüşür.

Temmuz 1952 yılında, Albay Cemal Nasır önderliğinde, yüksek rütbeli bir gurup asker, Faruk’u tahttan indirir ve Süveyş Kanalını ulusallaştırır. Nasır, 17 yıl boyunca ülkeyi yönetir. SSCB’nin de yardımlarıyla, büyük bir modernizasyon programı başlatır. Önemli yapı projelerinden biri, hidroelektrik üreten ve Nil Deltasını sel taşkınlarından koruyan, Yüksek Assuan Barajı’dır.

Nasır’ın yerine, 1970 yılında Enver Sedat geçer.

Salefi kadar karizmatik ve ılımlı olmayan Sedat döneminde, İsrail ile kısa süren savaşlar yaşanır. Bu durum, ülkenin gücünü azaltır ve Sina bölgesinin İsrail’e bırakılmasına yol açar. Sina 1973 yılında geri alınır.

Ama, Sedat, Mısır’ın uzun bir karmaşa dönemine dayanmasından çekinir ve bunun üzerine, Mısır, 1979 yılında, İsrail’i ilk tanıyan Arap ülkesi olur. Ancak, ülke içindeki muhalefet, Sedat’a karşı harekete geçer ve Sedat, 1981 yılında, bir suikastde öldürülür.

mısır.bayrak.1

GÜNÜMÜZDE

Hüsnü Mübarek, uluslar arası müzakerelerde, Mısır’a sağlam bir zemin kazandırmaya çalışır. Mübarek’in faydacı yaklaşımı, kendisine pek çok hayran yanı sıra, aşırı görüşlü Mısırlılar arasında düşmanlar da kazandırmıştır. 1990’larda rejime, hatta ekonomisinin temel dayanağı olan turizme karşı saldırılar düzenlenir. 1997’de Luksor’da 58 turist ve 3 polis memuru öldürülür.

Kışkırtıcılar, hapse atılır, güvenlik tedbirleri arttırılır. Ekim 2004’te, Sina yarımadasındaki Taba’da; terörist bombalamalar olur. Temmuz 2005’de, Şarmuş Şeyh’te; 100 kişi öldürülür. Bütün bunların ardından; turizm sektörü toparlanmaya çalışılmaktadır. Ama Mısırlılar, her zaman olduğu gibi, turistleri sıcak ilgiyle karşılamaya devam ediyorlar.

Mısır ülkesi hakkında genel hususlara ait bir gezi yazısı için.