Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı

Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı

Afrika kıtasının güneybatı ucunda bulunan burası: daha önceleri “Cape Yarımadası Milli Parkı” olarak bilinmektedir. Park alanı içinde: Masa dağı ve özellikle nadir bitki örtüsü ilgi çekmektedir ve Mayıs 1998 tarihinde bölge: UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Çünkü masa dağı milli parkı ve Cape Floristik bölgesi: dünyanın en zengin ve tek floristik bölgesidir. Buradaki bitki örtüsü içinde: 460 farklı bitki türü bulunduğu söyleniyor. Nadir ve nesli tükenmekte olan bitkiler, bu alanda biyo çeşitlilik yaratırlar. Bazı çok özel ve nadir bitkiler parkta çoğu yerde görülebilirler.

Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı
Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı

 

Öte yandan: yine burada yabanıl hayvan türleri de görülüyor ve bunlar arasında bulunanlar: Dassies, kirpiler, mongooeses, kemerli kertenkele, yılan ve kelebeklerdir. Birçok kuş türü arasındakiler ise: sığırcık, kaya kerkenezleri ve su kuşlarıdır.

Ama park alanının en ünlü sakinler: Boulder Beach bölgesinde bulunan Jackass Penguenleridir. Ağustos ve Ekim ayları arasındaki dönemde ise: açıklarda kambur balinalar görülebilir.

Masa dağının zirvesinde: Table Mountain Cafe dükkanı ile Oniki havariler tepesi arasında turlar düzenlenir. Yürüyüş turları 3 terminallidir. 15 dakikalık Dassie yürüyüş turu: kuzey, batı ve güney bölümlerine ait manzaraları içerir.

30 dakikalık Agama Walk yürüyüş turu: Cape Town ve Cape yarımadasının muhteşem manzarasını izletir. En uzun Klipspringer yürüyüş turu ise: platonun kenarından ilerler ve Platteklip George üstünde biter.

Plato boyunca: restoranlar ve piknik masaları bulunmaktadır.

 

Table Mountain Bölümü

Bu bölüm: Signal Hill, Aslan Başı, Masa dağı gerisindeki Şeytan Tepe, Oniki havari tepe ve Orange Kloof denilen yerden oluşmaktadır.

Masa dağı: 1857 yılında “Ulusal Anıt” olarak kabul edilerek koruma altına alınmıştır. Güney Afrika’nın en çok ziyaretçi çeken yeridir. Burası aynı zamanda milli bir parktır.

Masa dağı; güneyde Cape Point, kuzeyde Signal Hill bölümüne kadar uzanır ve aynı zamanda dünyanın en küçük, ama en farklı çiçeklerinin bir arada bulunduğu bir yerdir.

Masa dağının üst düzlüğünü sık sık örten beyaz sis tabakasına “masa örtüsü” denir. 1085 metre yükseklikteki MacLear Beacon tepesi: Masa dağının en yüksek noktasıdır. Masa dağı yerel dilde “Khoekhoe” olarak anılır ve yerli sakinler bunu “Hoerikwaggo” olarak söylerler, yani “deniz dağı” demektir.

Dağ: 1086 metre yükseklikte ve yaklaşık 3 km genişliktedir. Masa dağı: yaklaşık 260 milyon yaşındadır. Karşılaştırma açısından bakılırsa: Himalayalar 40 milyon yaşında, Alpler 32 milyon yaşındadır.

Dağ: daha küçük dağlarla çevrilmiştir. Şehirden bakıldığında: sağ yanda “Lions Head” (Aslan kafası) ve “Signal Hill” görülür. Sol tarafta ise “Devils Peak” (Şeytan Tepesi) bulunmaktadır. Signal Hill (Sinyal Tepesi): bir zamanlar denizdeki gemilerle iletişim kurmak için bir sinyal noktası olarak kullanılmıştır.

Günümüzde de, buradan her gün öğle saatlerinde top atışı yapılmaktadır. Özellikle: akşam saatlerinde Signal Hall tepesine giderseniz: Masa dağının karşısında, Cape Town şehrinin ışıklandırılmış, muhteşem romantik görünümünü izleyebilirsiniz.

Masa dağının batı yüzü: “Twelve Apostles” (Oniki Havari) denilen bir dizi belirgin kaya oluşu bulunmaktadır.

Bölgede: fauna ve flora önemlidir. Çünkü masa dağı: 1500 çeşit nadir bitkiye ev sahipliği yapmaktadır. Dağın doğu yamacında: ünlü “Kirstenboch National Botanical Garden” bulunuyor.

Mevsim ne olursa olsun; burada mutlaka şaşırtıcı çiçekler görülmektedir. Hatta: muhteşem yabani orkideler ve gümüş ağacı bu şaşırtıcı bitkilerin bir kısmıdır.

Dağda: çeşitli yabani hayvanlar da bulunmaktadır. Bunlar arasında: kaya tavşanları, oklu kirpiler, geceye özgü küçük bir antilop türü olan grbok ve Habeş maymunları sayılabilir.

Dağda: 300’den fazla patika bulunmaktadır. Eğer dağda bir yürüyüş planlıyorsanız: bu yürüyüşleri düzenleyen çeşitli şirketlerle irtibat kurmanız gerekir.

1998 yılında Dünya Çevre Gününde, Güney Afrika Devlet Başkanı Nelson Mandela: Masa dağını “Dünya’ya bir hediye” olarak ilan etti. 2004 yılında ise: burada bulunan inanılmaz 8200 çeşit bitki türü nedeniyle, bölge UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesine” dahil edilerek koruma altına alınmış, Doğal Dünya Mirası olarak kabul edilmiştir

Restaurant

Masa dağı üstünde self-servis hizmet verilen bir restoran bulunmaktadır. Burada: sıcak kahvaltı, menüler, kahve bar, sıcak yemekler gibi değişik bir yelpaze sunulmaktadır. Restoran 120 kişi kapasitelidir.

Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı Silvermine Bölümü
Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı Silvermine Bölümü

 

Silvermine Bölümü

Silvermine denilen burası, şehir merkezine 10 dakika uzaklıktadır. Bu bölümde: iyi işaretli parkurları kullanarak dağ bisikleti gezisi yapabilirsiniz. Ayrıca doğa yürüyüşü yapmakta mümkündür. Özellikle: hafta sonlarında yerli halk ve turistler burayı ziyaret ederler.

Buradan kısa yürüyüşler ile: False Bay ve Cape Point denilen yerlere ulaşmak mümkündür.

Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı Cape Point-Cape of Good Hope Bölümü
Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı Cape Point-Cape of Good Hope Bölümü

 

Cape Point-Cape of Good Hope Bölümü

Buraya giriş ücretlidir. Yetişkinler için 105R ve çocuklar için 50R ödemek gerekir. Feniküler için ise: yetişkinler için 52R ve çocuklar için 22R ödemek gerekir. Buraya ulaşmak için bir araba veya otobüs ile 40 dakika yolculuk yapmanız gerekir.

Burası, en güney bölümü kapsamaktadır. Cape Point ve Cape of Good Hope uzanır.
Buranın en büyük özelliği: en güney uçta olmaları ve Atlantik ile Hint Okyanuslarının birleşme yeridir. Cape Town: Cape yarımadasının 60 km güneybatı ucundadır. Cape Point: milli park alanı içinde bir doğal rezerv alanıdır ve güney bölüme düşer.

Burayı ziyaret ederseniz, Ümit Burnu denilen yeri görebilirsiniz. Zaten, daha önceki ismi “Fırtınalar Burnu” olan bu mekan: aynı zamanda çok sayıda batık gemi barındırmaktadır ve bunlar özellikle: batıdan doğuya “Cape Litters” sahilindedir ve bu bölgede 26 kayıtlı batık görebilirsiniz.
Bölgede ayrıca: Vasco da Gama ve Bartolomeu Dias gibi kaşiflerin anıtları da görülebilir.

UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Zengin ve çeşitli flora ve fauna: 7.750 hektarlık alanı kapsamaktadır. Bu bölgede: babunlar ve zebraların yanı sıra 250’den fazla kuş türü bulunmaktadır. Yani: Cape Point: doğa tutkunları için bir cennettir. Dünyanın başka hiçbir yerinde büyümeyen 1.100 yerli bitki türü görebilir ve fotoğraf çekebilirsiniz.

1859 yılında burada ilk deniz feneri (Da Gama Peak) tamamlandı ve günümüzde de deniz seviyesinden 249 metre yukarıda durmakta, Güney Afrika kıyısındaki tüm deniz fenerleri için merkezi izleme noktası olarak kullanılmaktadır.

Bu tarihi binaya ulaşmak isterseniz, deniz seviyesinden 127 metre yükseklikteki alt istasyona gelen tekneler ile, 3 dakikalık bir feniküler yolculuğu yapmanız gerekir. Bu yolculuk sonunda: eski deniz fenerinin altındaki izleme noktasına ulaşabilirsiniz.
Bölgedeki ikinci deniz feneri: birkaç metre uzakta 87 metre yüksekliktedir ve 1914 yılında inşa edilmiştir.

Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı False Körfezi

False Körfezi

Buranın gizli koyları ve iki feneri: bu olağanüstü yarımada boyunca: dağ zebra ve cesur babun maymunları ile karşılaşabilirsiniz. Ayrıca: su samuru, kertenkele, yılan, kaplumbağa, böcekler de görülebilir.

Boulders Simonstown pitoresk köyü yakınlarında: tenha koylar ve plajlar dizisi görülür. Simon bölgesinin kayaları ve güneyindeki bu plaj bölgesi: büyük bir Afrika pengueni kolonisini barındırmaktadır. Plaj bölümü: dev mermer şeklindeki kayalarla: rüzgar, ağır dalgalar ve akıntılara karşı koruma sağlamaktadır.

Aynı zamanda: burası Atlantik kıyılarına nazaran daha sıcaktır. Bu koloni: dünya üzerinde yalnızca birkaç penguen kolonisinden birisi olarak önem kazanmaktadır. Plaj: bir koy bölümünde kaldığından özellikle çocuklar için idealdir. Ama: penguenlere dokunmak ve onları beslemek uygun değildir.

Çünkü: onlar şirin ve sevimli görünmelerine rağmen, gagaları jilet gibi keskindir ve onlar kendilerini tehlike altında hissettiklerinde, parmak veya burun ısırmak konusunda tereddüt etmezler.

Yüksek ses çıkarmaları nedeniyle “Jackass penguenleri” olarak isimlendirilen bu sevimli kuşların yuvalama sezonları: Şubat-Ağustos ayları arasındaki dönemdir. Dünya üzerindeki penguen sayıları ilk olarak 1956 yılında sayıldıklarında 150.000 damızlık çift var iken, 2009 yılında sayıldıklarında yalnızca 26.000 çift damızlık penguen kaldığı görülmüştür. Yani sayıları hızla azalmaktadır.

Bu kayalıklardaki penguen kolonosi ile buraya 1983 yılında yerleşmiştir. 2005 yılı sayımlarına göre, burada 3900 kuş bulunuyor iken, 2011 yılında kuş sayısının 2100 olduğu görülmüştür. Bu sayısal düşüşün temelinde: aşırı avlanma, petrol sızıntıları, deniz kirliliği, habitat tahribatı ve sorumsuz turizm faaliyetlerinin olduğu düşünülmektedir.

Kumların üzerinde piknik yapabilir ve yüzebilirsiniz. Dünya üzerinde penguenlerle yüzme şansının olduğu başka bir yer yoktur. Ancak biraz önce de söylediğim gibi gerek penguenlerin keskin gagaları ve gerekse gel-git için tedbirli olmanızı öneririm.

Evet, park alanını tanıttıktan sonra: buraya ulaşımda kullanılan teleferik hattı ile ilgili bilgi vermek istiyorum.

Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı Cableway-Teleferik
Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı Cableway-Teleferik

 

Cableway-Teleferik

Masa dağı teleferiği: zirveye ulaşım için gereken zorlu yürüyüş ve tırmanış için güzel bir çözüm olmuştur. Teleferik sistemi: 1929 yılında hizmete girmiştir. Ancak: daha sonraki süreçte, günlük yolcu sayısı 600.000 kişileri ulaşınca, yoğun talebi karşılamak üzere teleferik sistemi: 4 Ekim 1997 tarihinde İsviçre’den ithal edilen ve son teknoloji kullanılan sistemle değiştirilmiştir.

Günümüzde: hava durumu izin verdiği sürece, her gün düzenli olarak çalışır. Teleferik kullanım ücretleri: yetişkinler için 105R, 18 yaş altı çocuklar için 100R, 4 yaş altı çocukla için ücretsizdir. Sıra beklemek istemiyorsanız, önceden internet üzerinden bilet satın almanızı öneririm. Yoksa: uzunca bir sıra beklemek zorunda kalabilirsiniz.

Kalkışlar: “Lower Cable Station” denilen yerden yapılır. 65 kişilik kabinle yapılan yolculuk yaklaşık 6 dakika sürer. Teleferik saniyede 10 metre hızla ilerler. Rüzgarlı havalarda: teleferik kabininin tabanı su ile doldurulur ve denge sağlanır. Kabinler: hızla ilerlerken aynı zamanda 360 derece dönerek, yolcularına muhteşem manzarayı izleme fırsatı sunarlar.

Üst teleferik istasyonu: deniz seviyesinden 1067 metre yüksekliktedir. Şehri 1000 metre yüksekten izleme şansı bulacağınız zirveye ulaşıldığında: burada “Masa dağı posta damgasını taşıyan mektuplar gönderebileceğiniz ve hediyelik eşyalar satın alabileceğiniz bir mağaza bulunur.

Ayrıca: çok sayıda seyir platformu bulunur. Açık havada: teleferik istasyonunun bulunduğu alanın çevresindeki bu seyir platformlarının bulunduğu plato boyunca yürürseniz: kuzeyde Waterfront ve Masa dağı körfezi; batıda Camps körfezi ve Twelve Apostles: doğuda Stellenbosch Cape burnu olmak üzere şehrin birçok yerini görebilirsiniz.

Teleferik sistemi, günümüze kadar olan süreçte 22 milyon insanı: Masa dağı tepesine ulaştırmıştır.

Buraya bir gezi yaparsanız: dağın zirvesinden kuşbakışı olarak çevrenin mükemmel bir manzarasını izleme şansı bulursunuz. Buradan: Cape Town hayatının bütün varlıkları, aşağıda minyatür halde görülür. Ayrıca: körfezdeki sayısız gemiler, tarihi binalar, yükselen gökdelenler, varlıklı banliyölerin güzel evleri, hoş plajlar ve kasvetli gecekondular görülür.

Ancak: buraya çıkmadan önce, mutlaka hava durumunu takip etmeniz önerilir. Çünkü: dağın tepesinde hava her an değişebilir. Bir an parlak güneş ışığı varken, ardından kısa sürede: gökyüzü bulutlarla kaplanabilir ve dağın zirvesinde, tepede duran, eteklere kadar yayılan ve “Masa Örtüsü” denilen görüntü ortaya çıkabilir. Ancak: buraya çıkmayı düşünenler için altın kural “Zirveyi görebiliyorsanız, zirveye çıkın”

Güney Afrika Cape Town Alışveriş

Güney Afrika Cape Town Tarih

Seyşeller Yemek kültürü

Seyşeller Yemek kültürü

 

Evet: Seyşeller yemek kültürü bakımından zengindir. Çünkü: ülkenin geçmişinde Fransız, İngiliz, Afrika ve Arap yemek kültürleri ve öte yandan Hint yemek kültürü bulunmaktadır.

Ama burası bir ada ülkesi olduğu için elbette yemek kültürünün temelinde balık ve deniz ürünleri bulunmaktadır.

Ayrıca, köri ve pilav da bu ülkenin yemek kültürünün temeline oturmuştur.

NE YENİR

Seyşeller’de dışarıda yemek, romantik-rahatlatıcı ve egzotik bir deneyim olabilir. Ancak aynı zamanda bazı büyük oteller, kendilerine bağlı restoranlarda yemek için tercihinizi değerlendirirler ancak bu son derece pahalı olacaktır.

Yani dikkatli düşünürseniz, istediğiniz yerde ve muhteşem deniz manzarasına sahip bir restoranda uygun fiyata yemek yemek mümkün olmamaktadır.

Akşam üstü: yemek saatlerinde Seyşeller’in havası sarımsak ve baharat kokuları ile dolar.

Seyşeller Yemek kültürü

Yemek Saatleri

Sıcak ülke insanlarının aksine Seyşeller’in yemek saatleri Akdenizlilerden farklıdır. Kahvaltı erken yapılır, öğlenleri saat ikiye kadar öğle yemeği yenmiş olur ve akşam yemeği de erken yenir. Akşam yemeğinin hava kararmadan yenilmesi alışkanlığı elektrik olmayan dönemlerden gelmedir.

 

Ne Yenir

Seyşeller mutfağı genel olarak Fransız ve Hint geleneklerinin bir karışımıdır. Sık sık yemeklerde curry ve hindistancevizi sütü kullanılır. Ayrıca: zerdaçal, kimyon, kişniş gibi baharatlar da kullanılır. Diğer malzemeler ise, balık ve deniz ürünleridir.

Tavuk, meyveler ve egzotik meyveler yemeklerde sık görülür. Popüler yemeklerde ana malzeme olarak domates kullanılır. Çoğu yemek pilav eşliğinde ikram edilir.

Bu ülkede yaygın olarak “kerevit” yeniliyor. Öte yandan: körili balık, pilav, ahtapot ve deniz kabukluları da olabilir. Ama köri  düşkünü iseniz, burası tam size göredir çünkü köriyi özellikle pilav ve deniz ürünlerinde bolca kullanıyorlar.

 

Kahvaltı

Seyşeller’de kahvaltıda: papaya, guava ve mango gibi egzotik meyveler eklenir.

 

Öğle Yemeği

Bölge halkının öğle yemeği, genellikle iş yerinde veya koştururken yenilen bir sandviçten ya da hazır yemekten ibarettir. Bazen öğle yemeği öğünü atlanır.

Akşam Yemeği

Günün en önemli öğünüdür. Aslında sahilden uzaktaki  restoranların birçoğu yalnızca akşamları açılır. Bazı restoranlar saat 18.30 gibi açılır ve dolar, ama genelde restoranlar saat 19.00 da hizmet vermeye başlarlar ve saat 22.00-22.30 gibi kapanırlar.

 

Nerede Yenir

Restoranların yemek kalitesi neredeyse aynıdır. Hepsi gayet iyidir ama ücretleri genellikle şarap ya da başka alkollü içki siparişiyle yükselir. Restoranların servisleri ve dekorasyonları farklıdır. İngilizce ya da Fransızca karşılıklarının yazılı olduğu mönüleri okurken zorlanmasınız.

Seyşellerde en iyi yemek seçenekleri

Mahe, Praslin veLa Digueadalarındadır. Bunlar seçkin bir atmosfere sahip Lemuria Resort ve Legend gibi resort restoranlar barındırmaktadır.

Mahe adasında Creole uluslar arası yemeklerin geniş bir yelpazesini sunmaktadır.

Daha mütevazi bütçe ile bir şeyler yemek isterseniz bu kez fast-food ve atıştırma seçeneklerini tercih edebilirsiniz. Yemek menüleri, Hint ve geleneksel yemekler içerir. Hafta ortasında büfeler de bir seçenek olabilir.

Sahilde bir şeyler yemek isterseniz: burada yerel gıda, taze yakalanmış deniz ürünleri kullanılarak yapılan yemekleri bulabilirsiniz. Daha sıra dışı yemekler, ahtapot ve papağan balığı biftek yemekleridir.

Cerf Island resort adlı “1756 Restaurant”; zarif denize bakan uçurumların tepesindedir ve geleneksel Creole ve uluslar arası mutfaklardan güzel yemekler sunar.

 

Balık ve Deniz Ürünleri

Seyşeller mutfağının spesiyalitesinin balık olması hiç şaşırtıcı değildir. Çevrede binlerce mil Okyanus olduğundan Seyşeller her zaman taze ve en lezzetli balıklara kolayca ulaşmış ve bunları basit bir ton balığı ızgarasından acılı, egzotik körili balık yemeğine kadar çeşitli şekillerde pişirmiştir.

Genel olarak “Kreol” başlığı altında toplansa da, Seyşeller mutfağı eşsizdir. Yakındaki Mauritius’dan bile farklılık gösterir. Fransız, Çin, Hint, hatta balık ve patates kızartmasını hayatlarına sokan İngiliz mutfağından bile izler taşır.

Ancak, patatesin yanında morina balığı değil, genellikle egzotik papağan balığı (kakatwa) olur.

Birçok kaliteli restoran balık yemeklerinde daha incelikli bir yaklaşık sergiler. Örneğin: misket limonuyla tatlandırılmış çiğ balık (genellikle yelken balığı ya da kılıç balığı) veya lezzetli bir başlangıç olarak tütsülenmiş yelken balığı deneyebileceğiniz en iyi yerlerden biri Seyşellerdir.

Diğer bir sıra dışı yemek acı soslu köpekbalığı, yani satini’dir. Öğütülmüş köpek balığı eti, zerdeçal ve küçük salatalığa benzeyen ekşi bir meyve olan bilimbi ile pişirilir.

Bourzwa, bazen Fransızca bourgeois da denir, mercan balığıdır. Genellikle taze misket limonu suyuyla haşlanan beyaz etli balık sarımsak, domates, soğan ve acı biber doldurularak sıcak kömürde ızgara yapılarak servis edilir.

Uskumru gibi balıklar da genellikle bu yöntemle bütün halinde servis edilir. Balığı tabakta bütün halinde görmekten hoşlanmıyorsanız, balık ızgaranın (pwason grille) kafası ve kuyruğuyla servis edildiği aklınızda bulunsun.

Restoranların birçoğunun mönüsünde deniz ürünleri bulunur. Yerel karides ve yengeç harikadır. Istakoz genellikle ithal edilir. Buraya özgü iki tür kabuklu deniz canlısı yenir. Palaurd sarımsaklı yağla servis edilen küçük bir  tür midyedir. Çorbası yapılan “tektek” ise daha küçük bir diğer midye türüdür. Genellikle içine konulan tektek kabuklarıyla servis edilir.

 

Et Yemekleri

Balık ve deniz ürünleri sevmiyorsanız, balıktan başka seçenekler de vardır. Mönüde her zaman et yemekleri bulunur. Tavuk, sığır eti, koyun eti, domuz eti, sıklıkla keçi eti ve geleneksel olarak yeşil mercimekle güveçte pişirilen yöresel sucuk.

İthal sığır etinin kalitesi yüksektir. Yerli domuz eti, özellikle de körili olanı, biraz yağlıdır. İyi restoranlarda tavuk fileto yiyebilirsiniz.

Ayaküstü bir büfede daha sağlıklı, günlük yiyecekler bulabilirsiniz ama etin kalitesi biraz düşük olabilir. Buralarda çeşitli sulu yemekler ve körili çeşitler bulunur. Daha ucuz mekanlarda tavuk küp küp doğranır ama kemiğinden ayrılmaz ve genellikle tavuğun daha az etli yerlerini de içerebilir. Bu nedenle tavuk köri yemek biraz zahmetlidir.

 

Acılı Yiyecekler

Yöresel köriler kuşkusuz acıdır ama turistlerin sıkça gittiği restoranlarda daha az acı kullanılır. Seyşeller körisinin eşsiz tadı daha çok tanınan Hint körisinden daha farklıdır. Seyşeller acı biberini benzersiz kılan şeyse boyutları küçüldükçe acının yoğunluğunun artmasıdır.

Yağın ya da sirkenin içinde yemekle birlikte servis edilen ince ince doğranmış acı biberlere  temkinli yaklaşmakta yarar vardır. Bir lokması bile midenize gidene kadar sizi epeyce zorlayabilir. Denemeye değer özel bir spesiyal olan “kari koko” hindistancevizi sütüyle yapılır, kremi kıvamındadır ve çok lezzetlidir.

Aynı şekilde hazırlanan ahtapot ve tavuk da çok lezzetli olur. Daha önce ahtapotu lastiğe benzeyen sakız gibi dokusu nedeniyle beğenmediyseniz, Seyşeller’de kendinize bir şans daha tanıyın. Burada ahtapotu hazırlamanın püf noktasını biliyorlar ve yerken neredeyse ağızda eriyor.

Yemeklerin çoğu gibi körili yemeklerde sade pilav, salata ve acı sosla birlikte servis edilir. Çiğken rendelenmiş yeşil papaya, mango, sarı elma ve havuç ya da misket limonu ve biber sosu kullanılmış mezeler acılı köriyle birlikte iyi gider. En acı körili yemeğin yanında bile, size bir  de doğranmış acı biber tabağı isteyip istemediğiniz sorulacaktır.

 

Sebzeler

Çok fazla sebze yemeği çeşidi yoktur ama yöresel sipesiyaller arasında ince patlıcan dilimleri koyulan, ince bir hamurun yağda kızartılmasıyla yapılan patlıcanlı börek, yöresel olarak yetiştirilen biberli suteresi, çeşitli bred’ler (Çin pırasası ya da burada yetişen bayır turpunun yaprakları olan bred mourogn gibi her çeşit yeşil yapraklı sebze), bir de havuç ve patates vardır.

Seyşellerde gezinizden keyif aldıysanız, dönmeden önce mutlaka ekmek ağacı meyvesini de tadın.

İnanışa göre, bu meyveyi tadarsanız muhakkak buraya tekrar gelirsiniz. Geleneksel bir yöntemle pişirilir. Ekmek ağacı meyvesi fırınlandıktan sonra tuz ve tereyağı ile servis edilir. Ayrıca, ada sakinleri bu meyveden cips de yaparlar.

Yöreye özgü palmiyelerden birinin filizleri bir zamanlar palmiste veya Milyoner Salatası (bunu elde etmek için ağacın tamamı kesilirdi) adıyla servis edilirdi, ancak bu bitkiler artık koruma altında olduğundan onların yerine yaygın bulunan hindistancevizi palmiyesinin yumuşak iç çekirdeği kullanılır. Genellikle aperatif olarak misket limonu suyuyla veya daha doyurucu bir yemek olarak peynir sosuyla hazırlanır.

 

Tatlılar

Tatlı seçenekleri arasında: dondurma, şerbet veya meyve salatası olduğu için eğer çok fazla meyve sevmiyorsanız tatlı için midenizde yer ayırmayın. Bu tatlılardan üçüde lezzetlidir. Krema yerine hindistancevizi sütü kullanılan bu tatlılarda jamalac, guava, mango ve çarkıfelek meyvesi gibi egzotik tatları deneyebilirsiniz.

Meyve salatası bazen nugat ya da karamelize hindistanceviziyle birlikte yenir. Hindistancevizli ve limon otlu gibi sıra dışı seçenekleri de bulunan dondurmalar ve şerbetler lezzetlidir. Birçok mönüde yer almayan otantik tatlı “daube” hindistancevizi sütüyle kaynatılarak pişirilen muzlu ya da ekmek ağacı meyvesiyle yapılan bir sütlü tatlıdır. Restoranlara göre otellerin mönülerinde biraz daha fazlı tatlı çeşidi bulunabilir.

 

Ne İçilir

Körili yemeğinizi sindirmek için nefis yerli biralardan (Seybrew ve Eku) birini veya yine Seyşeller’de lisanslı olarak üretilen bir Guinness içebilirsiniz. Taze sıkıldığı zaman daha lezzetli olan çeşitli meyve sularını deneyin.

Bir bardak tuz ve şekerle tatlandırılan taze sıkılmış misket limonunun lezzeti ve ferahlatıcı etkisi karşısında ziyaretçiler çoğunlukla şaşırırlar. Eninde sonunda size bir “kokotann” yani içindeki hindistancevizi suyunu içebilmeniz için tepesi kesilmiş bir yeşil hindistancevizi ikram edilir.

Bu, suyu andıran ama tamamıyla benzersiz bir tada sahip renksiz bir sıvıdır. Egzotik kokteyllerde kullanılan daha yoğun ve krema kıvamındaki hindistancevizi sütüyle karıştırılmamalıdır.

Her yerde şişe suyu bulabilirsiniz. Sıvı kaybını önlemek için her zaman yanınızda su bulundurun. Biraz daha klorlu olan musluk suyu da içilebilir. Kristal berraklığında olsa dahi derelerden su içmeyin, çünkü akıntıyla yukarıdan ne karıştığını bilemesiniz.

Şarap ve alkollü içecekler ithal edilir ve tüm oteller ve restoranlarda yüksek kar marjıyla satılır. Yerli mayalı içkiler her yerde bulunmaz ama bunlar “kalou” (palmiye toddy’si), “baka” (mayalanmış şekerkamışı suyu) ve şekel katıldığında mayalanan her türlü şeyle yapılan hararetli bir içki olan “kapire” dir. Bunların hepsi ağır içkilerdir ve dikkatli bir şekilde tüketilmelidir.

Seyşeller’de içtiğiniz hazır kahvenin tadı sizi hayal kırıklığına uğratabilir ama filtre kahve genellikle lezzetlidir. Kahve tutkunuysanız sipariş vermeden önce restoranda hangi tür kahve sunulduğunu sormalısınız. Dağlarda organik olarak yetiştirilen Seyşeller çayı, özellikle koyu değilse, hoş ve hafif bir lezzete sahiptir.

Eğer değişik harmanlı bir çay içmek isterseniz, seçenekleriniz ne yazık ki çok kısıtlıdır. Yöresel çayın içine vanilya tohumları eklenerek hazırlanan vanilya çayı yerel bir spesiyaldir.

Yemeğinizi sonlandırmak için harika bir diğer seçenek ise hem sindirimi kolaylaştıran hem de ferahlatıcı etkisi olan bir fincan “sitronel” yani limon otu yaprağı çayı içmektir.

Tunus Tunus şehri yakınlarında gezilecek yerler

Tunus Tunus şehri yakınlarında gezilecek yerler

SİDİ BOU SAİD

Tunus şehrinin, 20 km. kuzeyinde, ülkenin doğusundadır.

Buradaki ilk yerleşim: 13’ncü yüzyılda burada kurulan bir Arap ileri karakoludur. Tunus şehrine, yaklaşık 20 km. uzaklıktadır. Ulaşım için taksileri kullanabilirsiniz.

Şehrin adı: buraya yaşayan Müslüman bir şahsın adından gelmektedir. Bu şahsın adı: Beji oldu Ebu Said ibn Khalef ibn Yahya el Ettamini.

Tunus Tunus şehri yakınlarında gezilecek yerler

Günümüzde ise, tepe üzerinde, deniz fenerinden, kıyıya kadar olan bölümde kurulmuştur. Köydeki evler, bembeyaz renkleriyle dikkati çekerken, kapıları ve pencere güneşlikleri ise, mavi renge boyanmıştır.

Yakın geçmişte, yaklaşık 100 yıldan bu yana, ülkenin sanatçıları ve bölge sakinleri, dinlenmek üzere, bu köye gelirler. Köyün, taşlık ve dar sokaklarında, tur otobüsleri ve turistlerin oluşturduğu kalabalık hiç eksik olmuyor. Sokaklarda: el sanatları ve şeker satan satıcılar bolca var.

Tunus Tunus şehri yakınlarında gezilecek yerler

Köyde: bir müze veya başka değişle, kültür merkezi var. İsmi: Arap ve Akdeniz Müziğe Merkezi. Bu merkezin bulunduğu yapı: 1913 yılında, Rodolphe Erlanger tarafından yaptırılmıştır. Burada: müzik aletleri koleksiyonu var.

Bu köyü ziyaret ederseniz

Köyün: Cafe des Nattes isimli ünlü kafesinde, mükemmel deniz manzarası eşliğinde mutlaka küçük bir mola vermelisiniz. Veya, Cafe Sidi Chaabane de düşünebilirsiniz. Söylediğim gibi, buradan Tunus körfezinin mükemmel manzarasını izleyebilirsiniz.

TEL BÖLGESİ

Arapçada, “dağ” anlamına gelmektedir.

Buradaki Zaugan su kaynağının suları: Romalılar tarafından, MS.1.yüzyılda, su kemerleri yapılarak, Kartaca şehrine taşınmıştır.

THUBURBO MAJUS

Roma sit alanıdır. Tunus şehrinin, yaklaşık 60 km. güneyindedir. Bölge adını: eski bir Berberi yerleşim biriminden almıştır.

Geniş bir ovaya yayılmış kalıntılar arasında gezerken, yanınıza mutlaka eski sikke satıcıları ve yerel rehberler gelecektir. Bunlardan eski sikke satıcılarına itibar etmemeniz önemle belirtilir.

Kalıntılar arasında özellikle görmenizi önereceğim: MS.170-190 yılları arasında yapılmış olan, Capitolino Tapınağı kalıntılarını görmelisiniz. Tapınağın büyük sütunları var. Hatta, ilk yapıldığı dönemlerde, burada bir “Jupiter” heykeli bulunduğu söyleniyor. Heykelin başı ve ayağı, günümüzde Bardo Müzesinde görülüyor.

Tunus Tunus şehri yakınlarında gezilecek yerler

DOUGGA

Tunus şehrinin, yaklaşık 110 km. güneybatısındadır. Deniz kıyısında değil, iç bölümde kalıyor.

Burası, Afrika kıtasında, en iyi korunmuş Roma sit alanıdır. Muhteşem bir arkeoloji kentidir. Tarih ve özellikle Roma tarihi meraklılarının mutlaka görmelerini öneririm. Deniz seviyesinden: 550 metre yüksekliktedir.

Tunus iç dağlarında bulunmaktadır. Romalılar bölgeye ilk geldiklerinde: şehir, Kartaca’ya yakın olması nedeniyle stratejik öneme sahipti. Nüfusunun, o  dönemlerde, yaklaşık 10.000 kişi olduğu söyleniyor.

Vandal işgali sonrasında, şehir terkedildi ve o zamandan bu yana, tepelerin diğer tarafında, ıssız bir köy olarak  duruyor.

Tunus Tunus şehri yakınlarında gezilecek yerler

Gelelim, buradaki gezimize

Dugga şehri: MS.2.yüzyılda, Romalılar gelmeden önce, ovadan 600 metre yüksekte kurulmuş bir şehir. Ancak, esas zenginliğini Romalılar geldikten sonra yaşamıştır. Burada yapılan kazılarda elde edilen muhteşem güzel mozaikler, Bardo müzesinde sergileniyor.

Tunus Tunus şehri yakınlarında gezilecek yerler

Kalıntılar arasında: otopark bölümünde aracınızdan indikten sonra: hemen karşıdaki Roma Tiyatrosunu görebilirsiniz.

Tunus Tunus şehri yakınlarında gezilecek yerler

Tiyatro

19 katmanda, 3500 seyirci kapasitelidir. Sahne kısmı: zarif korint sütunları ile desteklenmiştir. İnşaat, bir tepeye yaslanmış olarak yapılmıştır.

Tiyatronun hemen arkasındaki yol: Capitolino Tapınağına gidiyor. Hemen ileri de ise, Rüzgargülü Meydanı var. Bu meydanda: yere işlenmiş “Rüzgargülü” ve 12 rüzgarın ismi, mutlaka görmenizi önereceğim güzellikte.

Tunus Tunus şehri yakınlarında gezilecek yerler

Capitolino bölgesinden,

Aşağı doğru inerken Licinius Hamamlarının kalıntılarını görebiliyorsunuz. MS.3. yüzyılda yapılan bu hamamlar: Licinii ailesi tarafından yaptırılmış ve kente hibe edilmiştir. Yapının iki ucunda, vadinin muhteşem manzarası görülen geniş pencereler bulunuyor.

Burada: günümüze kadar gayet iyi korunarak gelmiş olan: yüzme havuzları, salon, su kanalı şebekesi ve yer altı ısıtma sistemi var. Burada: köleler  tarafından kullanılan, uzun bir tünel var. Bunu görün.

Tunus Tunus şehri yakınlarında gezilecek yerler

Hamam yapısının hemen altında ise, dar bir yoldan (yol üzerinde, Roma arabalarının tekerlek izlerini görebilirsiniz) ilerleyerek, Yonca Evine ulaşabilirsiniz.

Burası: bir genelev. Ana avlunun hemen yanında: küçük odalar ve yonca biçimli yemek odası var. Onun hemen yanında: yarım daire şeklindeki tuvaletleri bulunan: Kyklop hamamları görülüyor.

Tunus Tunus şehri yakınlarında gezilecek yerler

Tepenin eteğinde

Dugga antik şehrinin en ilginç kalıntısı görülüyor. Bu kalıntı: Numidya prensinin anıt mezarıdır. Lybico-Pön Mausoleum olarak isimlendirilmiştir. Mimarı bilinmemektedir. Ancak: Numidian Prensi Ateban’a adanmıştır.

Tunus Tunus şehri yakınlarında gezilecek yerler

Mezar yapısı

MS.3’nci yüzyılda yapılmıştır. Tunus ülkesinde, Roma dönemi öncesine ait az sayıdaki kalıntılardan biri olarak önem kazanmaktadır.

Bu yapı: Mısırdaki piramit mezarlar ve Helenistik dönemdeki Yunan Tapınaklarının mimarisinin bir karışımını andırıyor ve küçük piramit şeklindeki Roma mezarlarına örnek oluşturduğu sanılıyor.

Antik şehri gezerken, burayı atlayabilirsiniz, kesinlikle kaçırmayın, mutlaka görün.

Bu arada: anıtın üzerindeki bir yazıt: İngiliz konsolosu tarafından çalınarak, British Museum’a götürülmüş, böyle bir not var, okuduğunuzda bu not Anadolu’daki çalıntılar nedeniyle, eminim size pek te yabancı gelmeyecektir.

Capitol

Capitol

Roma döneminden kalma, en etkileyici kalıntılardan biridir. Tüm şehir için, ana tapınak görevi üstlenmiştir. Jupiter, Juno ve Minerva isimli, üç tanrıya adanmıştır. Her üç tanrının, kendi nişi vardır. Burada bulunan, Jupiter’e ait, 6 metrelik mermer heykel, Bardo Müzesinde sergilenmektedir.

Evet, yapı: MS.166 yılında yapılmıştır. Duvarların yüksekliği: 10 metredir. Ama, ilginç olanı, sanki yapıldığı ilk günkü gibi durmalarıdır. Bu duvarlarda, büyük taşlar, küçük taşlarla güçlendirilerek, teknik kullanılmıştır. Kemer: 6 etkileyici sütun üzerine oturtulmuştur.

Forum

Forum

Roma kenti forumu, şehrin en merkezi yerindedir. Burada: resmi törenler yapılırdı. Forum alanı: MS.2. yüzyıl sonlarında yapılmıştır. Çevresinde 35 sütun bulunduğu sanılıyor. Günümüze, bunların birkaçı gelmiştir.

Tapınaklar

Tapınaklar

Tellus Tapınağı

Romanın bereket tanrıçasına adanmış bir tapınaktır. Şehir kalıntıları arasında, günümüze ulaşan 11 tapınak görülmektedir. Cıva ve Tellus tapınakları, küçüktür.

Ancak, şehrin büyüklüğü ve Roma tanrılarının çokluğu göz önüne alındığında, daha çok sayıda tapınak bulunduğu tahmin edilmektedir. Ancak, günümüzde görülenler, Tellus ve Cıva tapınaklarıdır.

Caelestis Tapınağı

Caelestis Tapınağı

2. yüzyılın başlarında yapılmıştır. Geniş bir merdivenle, tapınağa girilmektedir. Kutsal alan: çevresi sütunlarla kaplı, dikdörtgen şeklindedir. Bu sütunların, birçoğu günümüze kadar ayakta gelmiştir. Tapınağın avlusu: yarım yuvarlak şekildedir.

Tunus Tunus şehri yakınlarında gezilecek yerler Başsız Heykel

Başsız Heykel

Şehirde bulunan mozaik ve heykellerin çoğu Bardo Müzesine taşınmış olmasına rağmen, kalıntılar içinde, Capitol bölgesine giden yolda, başsız bir heykel görülmektedir.

Minerva Tapınağı

MS.2.yüzyılda yapılmıştır. Günümüze kadar gelebilen, birkaç taş ve bazı sütunları görülmektedir.

Tunus Tunus şehri yakınlarında gezilecek yerler Satürn Tapınağı

Satürn Tapınağı

Günümüze, yapıdan yalnızca 6 sütun ulaşmış olsa da, ana platform ayaktadır. MS. 195 yılında yapılmıştır. Baal-Hammon isimli tanrıya adanmıştır. Çünkü, bu tanrının adı, aynı zamanda “Satürn” olarak da bilinmektedir.

Tunus Tunus şehri yakınlarında gezilecek yerler

Evet, Dougga kenti,

Gerçekten muhteşem bir kültür hazinesi olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Burada yapılan arkeolojik kazılarda ele geçirilen eserlerin bazıları: günümüzde Bardo Müzesinde sergileniyor. Yani, burayı ziyaret etmeden önce veya sonra, burada gördüklerinizi Bardo Müzesinde gördükleriniz ile bütünlemelisiniz.

Özellikle: Bardo Müzesinde, Dugga buluntuları olarak: Ulysses mozaiği ( bunun özelliği, dört at tarafından Odyssey’in çekiliyor olmasıdır) ve Capitol’de bulunan “Jupiter başlığı” dır. Bunları mutlaka görmelisiniz.

Tunus Kartaca şehri gezi yazım hakkında  Kartaca