Yunanistan Samos adası-Sisam adası

samos.genel.1
Yunanistan Samos adası-Sisam adası

Yunanistan Samos adası-Sisam adası; Kuşadası-Samos adası arasında feribot seferleri düzenleniyor.

Bu seferler ile, yaklaşık 1.5 saatlik bir yolculuktan sonra Samos adasına ulaşıyorsunuz.

samos.genel.2
Yunanistan Samos adası- Sisam adası Genel Özellikleri

GENEL ÖZELLİKLERİ

Türkiye’ye en yakın olan Samos adası, Yunanistan’ın on iki adaları içinde; en büyük, en güzel ve en turistik adalarından biridir. Hoş, sessiz, harika koyları ve plajları ile doğal güzellikleri şaşırtıcıdır. Ada’da; Samos Üniversitesi ve katedral büyüklüğünde bir kilise bulunuyor.

Asma, zeytin bahçeleri ve çam ormanlarıyla, Anadolu kıyılarından yalnızca 3 km. uzaklıkta bulunan bir ada. İnanılır gibi değil, ama Kuşadası’nın hemen karşısında. Davutlar Dilek Yarımadası Milli Parkın çok yakınında. Adanın bizde bilinen adı: Sisam adası.

Ada: MÖ.5’nci yüzyıldaki altın çağından bu yana: Ege tarihin de arka planda kalmıştır. Günümüzde ise, ziyarete gelen turistler sayesinde: popülerliği artmakta ve tatil olanakları genişlemektedir.

samos.genel.3
Yunanistan Samos adası-Sisam adası Ne Satın alınır

NE SATIN ALINIR

Adını matematikteki Pisagor Üçgeninden bildiğimiz, antik çağın önemli filozof, matematikçi ve müzisyeni: Pisagor, Samoslu idi. Adada, bütün hediyelik eşya satıcılarında satılan Pisagor Bardağına, içindeki çizgiyi aşacak miktarda sıvı koyduğunuz anda, özel bir sistem sayesinde, tüm sıvı bardaktan boşalıyor.

Söylenene göre: bardak, Pisagor tarafından her kesin eşit miktarda şarap içmesi için icat edilmiş. Buna ek olarak, Ada’da yetişen muskat üzümlerinden yapılmış şarapların bizim misket şaraplarımızla yarışabilecek kadar lezzetli olduğunu eklemeliyim. Tadı, aroması ve rengiyle ünlü: tatlı Samos şarabı alabilirsiniz.

samos.genel.4.restoran
Yunanistan Samos adası-Sisam adası Ne Yenir

NE YENİR

Samos restoranlarındaki yemekler, size ev hasreti çektirmeyecek kadar tanıdık gelecekler. Mezedes, dolmades, keftedes, homous, tzatziki, spanakopita, tarama, moussakka, loukoumades. Bu arada: frappe yani soğuk ve buzlu köpüklü kahve deneyebilirsiniz. Yalnız: adada, dikkat yemek saatleri biraz farklı. Öğlen yemeğini, saat: 17.00 civarında ve akşam yemeğini 23.00 civarında yiyorlar.

GECE HAYATI


Somos: nispeten daha sakindir. Burada: Yunan müziği dinleyerek, ouzo ve Samos şarabı tüketilen taverna-restoran tarzı mekanlar ve birçok eğlenceli barlarda, akşamlarınızı geçirebilirsiniz.

samos.genel.en başa.
Yunanistan Samos adası-Sisam adası Gezi

GEZİ

Asıl kasaba olan: Vahti, yani Samos Kasabası, adanın kuzeybatı kıyısında, korunaklı bir limanda bulunuyor. Şehir, bu limanın bulunduğu koyun çevresinde, amfi tiyatro şeklinde inşa edilmiş. Kuşadası’ndan gelen feribotlar, buraya yanaşıyorlar.

Ege bölgesine has renkleriyle yapılmış evleri: kıyı şeridinde son derece güzel kumsalları, ziyaretçilere, hoş izlenimler bırakıyor. Koyun gerisinde: yumuşak tepelerde, dar pencereleri ve ahşap balkonlarıyla karakteristik eski evler, geçmiş dönemi canlandırıyor.

Turistler için, dostça bir atmosfere ve 4.5 metre boyunda dev bir antik Yunan “kouros” heykelinin sergilendiği güzel bir “Arkeoloji Müzesi” var. Vathy ile Pythagorio kasabası arasındaki bölgede yer alan Mytlini köyünde ise, Paleontoloji Müzesi ver ve içindeki 10 milyon yıl öncesinden kalan hayvan fosilleri görülmeye değer.

Adanın güneydoğu kısmında : daha küçük bir kasaba olan “Pithagorio” var. Antik başkent: yani antik Samos, burada kurulu imiş. Vahthy’den 14 km. uzaklıkta. Kasabanın ismi: burada doğan, antik çağın ünlü matematikçisi Pisagor’dan geliyor.

Samos’luların: Ege’de önemli bir deniz gücü oldukları dönemde yani MÖ.7’nci yüzyılda, ada önemli bir güç merkezi durumundaydı. MÖ.538 yılında ise, acımasız bir lider olan Polykrates başa geçti. Ticaret ve korsanlık yaparak, büyük bir servet biriktiren Polykrates: kapsamlı bir yenilenme programı ile hikayeci Aisopos ve matematikçi Pythagoras gibi alimleri, kendisine çeken bir saray yaptırdı.

samos.genel.6.deniz.başa
Yunanistan Samos adası-Sisam adası

Samos adası

Bu kent, Heraion’un 6.5 km doğusunda, modern, modern Pithagorion’un (Tiganion) yerindeydi. 

Tiran Polykrates’in saltanatında (MÖ 538-522) güçlü ekonomisi ve etkili filosuyla bölgesel bir güçtü.

Refahını önemli bir hac mekanı olan Heraion’un yanı sıra, bereketli toprakları ve ünlü şarabına da borçluydu. 

Kentin kendisi de yoğun bir yenilenme döneminden geçti.

Çoğu artık kaybolmuş olmakla birlikte, ziyaretçiler hala genel düzeni görebilirler.

Kentin odak noktası limanıydı, ancak ticari ve askeri işlevlere sahip rıhtımları kaybolmuştur. 

Polykrates’in Akropolis üzerinde kente hakim bir noktada bulunan sarayı da kayıptır. 

Ne var ki, 6.7 km uzunluğundaki tahkimat duvarları, kapıları ve kuleleriyle hala ayaktadır. 

Polykratos’un inşaat projesinin en ünlüsü olan Eupalinos Tünelinin çoğu boyunca yürümek bile mümkündür. 

Kente adanın içlerindeki bir kaynaktan su getiren bir su kemerinin parçası olan 1 km uzunluğundaki tünel, kasabanın arkasındaki dağın içinden delinmişti. 

Tünel çalışmaları aynı anda iki uçtan birden başlamış ve iki parça sonunda ufak bir hata payıyla birbirine kavuşmuştu.

O dönem için benzersiz olan bu mühendislik harikası, Megaralı Eupalinos yönetiminde gerçekleştirilmişti.

Tahkimatlar, güvenceye alınmış su kaynağı ve filo, Polykrates’in Sisam’ı Perslerden koruma çabalarıydı.

Ama bu önlemler sonunda yetersiz kalacaktı, MÖ 519’da Polykrates’in ölümünden sonra Persler kenti ele geçirdi. 

Günümüzde, Polykrates şehrinin güzel rıhtımı ve kale kalıntıları görülmeye değer. Buranın tertemiz sularında yüzüp güneşlenmek, geleneksel iş ve ürünlerle uğraşan konuksever insanlarla tanışmak ve gece hayatını sonsuz yaşamak isteyenler için eşsiz bir yer.

Polykrates döneminden kalan tek kanıt: antik yapılar arasında, hala ayakta duran, günümüzde güçlendirilmiş olan dev mendirek. Çevredeki kırsal bölgede, iki büyük planın izleri daha görülüyor.

Batıda; havaalanının ilerisinde “Hera Tapınağı”nın, yani Heraion’un kalıntıları var.
SİSAM HERAİON:

Mimarlar Rhoikos ile Theodoros, MÖ 7’nci yüzyıl tapınağının üstüne üçüncü büyük Hera Tapınağını inşa ettiler. 

Yunanistan’ın ilk dönemlerinde ünlü örneklerden biri, Sisam Heraion’u adı verilen, Sisam adasında tanrıça Hera’ya adanmış tapınaktır. 

Anadolu’nun ana karasına çok yakın olan Sisam adası, İonya’nın önemli bir parçasıydı.

Heraion’un eski ve kalıcı ünü bunu sağlamıştı.

Tapınak, Sisam’ın güney kıyısında, klasik antik çağda adanan başkenti olan Sisam kentinden (modern Pythagorio) 6.5 km uzaklıktaki bir ovanın batı ucunda yer alır. 

Aslında kasabayla tapınak, kutsal yol adı verilen özel bir yolla bağlıydılar.

Bu mekanın kullanımı tunç çağına dayanır, ama demir çağından önce kutsal olup olmadığı kesin olarak bilinmiyor. 

Efsane:

Hera, burada bir tür söğüt olan bir lygos ağacının (hayat ağacı) altında doğmuştur. 

Ayrıca tanrıçayı simgeleyen en eski kutsal nesne olan tuhaf biçimli bir tahta yakınlarda bir kumsalda bulunmuştur.

Dolayısıyla kutsal nesnenin korunması ve Hera kültünün yerleşmesi için bu bölge seçilmiştir.

Dini yılın en önemli olayı Yunan tanrılarını yöneten Zeus ve Hera çiftinin kutsal evliliğinin kutsanmasıydı.

Bir başka festivalde ise, külte ait imge, deniz yanında, İmbrassos deresinin beslediği bir havuzda yıkanır, üzerine Sisamlı kadınlarca dikilmiş yeni bir cüppe giydirilir ve nikah gününe kadar bekaretini tekrar kazanması için iplerle ( ya da dallarla) Lygos ağacına bağlanırdı.

 

Dev boyutlu adak heykeli:

Heraion’da MÖ 580 tarihli, Hera’ya adanan ilk anıtsal tapınağın tamamlanışından kısa süre önce yapılmış ve özellikle iyi korunarak günümüze ulaşmıştır. 

Kalçasındaki yazıttan bu heykelin Rheisalı İsches (Rhesialı adadaki bir kabile veya bölge olabilir) tarafından adandığı öğrenilmiştir. Sisam’ın yerel siyah damarlı mermerinden yapıla ve 4.73 metre boyutundaki bu dev heykel, kendisini adayanın ve ailesinin itibarının bir simgesi olarak Kutsal Yol üzerinde duruyordu. 

 

Tapınağın mimarisi-özellikleri:

Yunan tapınaklarında her zaman olduğu üzere, ibadetin odağını dışarıdaki sunak oluşturuyordu. 

Alman arkeologlar, MÖ 10 ve 7’nci yüzyıllar arasında, yedi eski versiyon buldular.

Hera’nın kült imgesi halinde bulunduğu ilk tapınağı, ilk sunaktan uzun yıllar sonra, bir ihtimal MÖ 8’nci yüzyıl başlarında yapılmıştı.

Zamanında, dünyanın en büyük tapınağı olması planlanan bu yer, hiçbir zaman tamamlanamamıştı.

Eğer Selçuk ilçemizdeki Artemis Tapınağı yapılmamış olsaydı, ana tanrıça Hera için yapılmış olan bu tapınak, dev boyutuyla, dünyanın yedi harikasından biri olacakmış. Ancak Efesliler, kendi tapınaklarının ölçüsünü biraz daha zorlayarak, boyut olarak da gösteriş olarak da komşuları Samosluların bu görkemli tapınaklarını geçmişler.

Ne var ki, bugün her iki tapınağın durumu da birbirinden farklı değildir. Yani, ziyaretçiler, ayağa kaldırılmış tek sütun, çevresindeki tanrıça heykelleri ve zemin kalıntılarından, tapınağın bir zamanlar nasıl etkileyici olduğunu hayal etmeleri gerekiyor. Çevrede, bir Roma hamamı, başka tapınaklar ve antik yerleşimden kalan diğer kalıntıları görmek mümkün.

Evet, şimdi Samos Hera Tapınağı hakkındaki ayrıntılı bilgiler:

Tapınağın halihazırda mevcut güneydoğuya bakan sunağa dönük olmayıp, Yunan tapınakları için standart hale gelecek şekilde, girişi doğudan olmak üzere bir doğu-batı ekseninde durması da ilgi çekicidir. 

Olağanüstü derecede uzun ve dar, yaklaşık 33 x 6.5 metre boyutlu yapı, taş temeller üzerine kerpiçten yapılmıştır. 

Girişi, üç in antis (bir çift duvarın ucu arasında dizili) sütun vardır. 

Orta sütunun arkasında taş kaideler üzerinde yükselen 12 veya 13 adet sütun, tek sıra halinde holün arkasına dek uzanıyordu. Bu sütunlar, çatının enine kirişlerini taşıyordu.

Kült imgesinin durduğu bir taş kaidenin hemen önünde biten bu sütun sırası, kült imgesinin görülmesini engelliyordu. Daha sonraki tapınaklarda bunan aksine tanrı veya tanrıçanın heykeli, en iyi görünecek şekilde, önü açık olarak yerleştirilecekti. 

Buradaki bu erken deneysel tapınakta, yapanların ana kaygısı, sadece tanrıçaya başının üzerinde sağlam bir çatı sağlamak olmalı. Bir ihtimal 8’nci yüzyılın sonlarına doğru tapınakta düzenleme yapılırken, tapınağın dışı boyunca bir prestil yani üstü kapalı kolonad eklenmişti.

Dışarıdaki kolonadlar Yunan tapınak mimarisinin bir alameti fabrikası haline gelecekti. Ama sütunların dizilimi, henüz daha sonraki dönemlerdeki düzenliliğe ulaşmamıştı. Ön yanda, orta sütun içindeki sıranın önünde olmak üzere 7, arka cephede ise 6 ve yanlarda 25 sütun vardı. 

MÖ 7’nci yüzyılın başlarında tapınak tekrar inşa edilmiştir. Bu ikinci tapınak, hala uzun ve dardı, ama önemli değişiklikler söz konusuydu. Merkezi sütun sırası ortadan kalkmış ve cella’nın dibindeki heykelin önü açılmıştı. 

Çatı kirişlerine, iç duvarlar boyunca uzanan basamaklar üzerindeki ahşap direklerle ek destek sağlanmış olabilir. Dışarıdaki kolonaddaki sütunların sayısı, artık önde ve arkada 6, uzun yanlar boyunca ise 18 idi. Altı sütundan oluşan ikinci bir sıra ile ön cepheye vurgu yapılmıştır.

Sunak ve tapınağa ek olarak, MÖ 7’nci yüzyıl tapınağı, bir formel giriş veya propile, kült imgesinin yakınması için, içi taş döşeli bir havza ve denize dökülen Imbrassos deresinin yanında, temenosun güneybatı sınırını meydana getiren uzun bir stoda dan oluşuyordu.

Bir çatı ve arka duvara sahip kolonadlı veya gelişmiş versiyonlarla arkada odalar bulunan bir sundurma olan stoa Yunan mimarisinin ayırıcı biçimlerinden biri haline gelecek ve sıkça tapınaklarda ve agora, yani kent merkezlerinde mekanların sınırlarını çizmekte kullanılacaktı.

Kavurucu yaz güneşi veya kış yağmurlarından korunma sağlayan bu sığınakta ticari işler, mahkemeler ve toplumsal etkileşim gibi çeşitli faaliyetler gerçekleştirildi.

Sisam’daki stoa, bilinen en eski örneklerdendir.

MÖ 6’ncı yüzyılın ikinci çeyreğinde, Hera’ya İon tarzında devasa yeni bir tapınağın yapılmasıyla birlikte, gerçekleşen kapsamlı yeniden düzenlemelere dek tapınak bu haliyle kalacaktı.

Pithagorio’nun yukarılarındaki tepelerde, Polykrates’in zenginlik ve gücünün, belki de en şaşırtıcı örneği var. Bir tünel. Pithagorio’ya 3 km. uzaklıkta. Adadaki en dikkat çekici yer.

Kaynak suyunu: 1 km. ötedeki yerleşime getirebilmek için, antik Yunanlılar tarafından, 2500 yıl önce, dağın 9 metre altı oyularak yapılmış. Eupalinos Tüneli’ni görebilirsiniz, ama burası, kapalı alan korkusu olanlar için pek uygun değil, girmemek gerek.

samos.genel.7.deniz.güzel.
Yunanistan Samos adası-Sisam adası

Bu arada: denize girmeyi düşünürseniz, Mykali Beach’e gidebilirsiniz. Burası: geniş bir plaj. Kum değil, ama rahat yürünebilen çakıl taşlı ve deniz de çakıl taşlı. Ayrıca: Klima Beach önerebilirim. Plaj dışında: merkezde, çok sempatik ve küçük dükkanlar var.

Her şey gerçek anlamda ucuz fakat kaliteli. Burada: güzel bir deniz ürünleri yemeği yemek için: Agios Nikolaus’u tercih edebilirsiniz. Burası bir balıkçı.

Bu balıkçının özelliği: genelde turistlerin değil de yerli Yunanlıların gittiği bir balıkçı olması. Deniz kıyısında, önünde kayalar olan bir yer. Jumbo karides muhteşem. Pazarlık yapmanız gerek.

Ana şehirden: 10 km. uzaklıkta, iki koy arasında:

Samos adasının en güzel turistik köylerinden biri olan: Kokkari var. Köyün: pitoresk rıhtımı görülmeye değer bir güzelliğe sahip.

Ziyaretçileri adeta bir mıknatıs gibi kendisine çekiyor. Bitki örtüsünün çok sık olduğu bu beldede, sahiller sonsuz, deniz tertemiz, barlar ve kafeler deniz üzerinde. Harika taverna ve kulüpleri ile adanın en canlı ve keyifli yeri. Su kayağı sevenler, burayı oldukça sık ziyaret ediyorlar.

İç kesimlerdeki küçük ve sapa köyler, kendilerine has özelliklerini korumuşlar. Bunların en güzelleri arasında: Kerkis Dağı’nın gölgesine sığınmış olan “Marathokambos” sayılabilir. Burası: eski renklerini koruyan köy ve beldelerle çevrili.

Kaldırım taşlı dar sokaklar, geleneksel kemerler, taş çeşmeler, güzel kiliseler, taştan inşa edilmiş evler ve geleneksel panayırların gerçekleştirildiği büyük meydanlar burada bulunuyor.

Etkileyici Kerkis Dağı

vahşi güzelliği, mağaraları ile yürüyüşler için çok elverişli bir yer.

Samos, özellikle batı bölgesindeki plajlarıyla, Ege’nin rüzgar sörfüne uygun dalgalara sahip. Ayrıca: adanın tek kumlu plajı olan Psili Amos; adanın batısında, bizim Dilek yarımadasının hemen karşısında.

Dilek yarımadası ile Psili Amosu arasındaki uzaklık en fazla, sanırım 1. km. Yani: İstanbul boğazı kadar bir uzaklık var. Hatta dikkatle bakıldığında veya dürbün ile seyredildiğinde, karşı taraf net olarak görülüyor. Burada da; deniz muhteşem güzel, zemini kum ve uzun süre sığ kalıyor.

Evet, adadaki son yer: sempatik Kokkari. Araç ile giderseniz, Kokkari girişinde aracınızı park edip, yürüyerek bu sempatik yeri keşfedin. Çok güzel düzenlenmiş bir yer. Pisagor’un kupalarını burada bulup satın alabilirsiniz.

Sahilde: dükkan ve kafelerin hepsinin ayrı birer tarzı var. Adaya geldiğinizde, konaklamak için burayı tercih etmenizde yarar var. Kokkari’nin en kötü yanı, kumsallarının sürekli rüzgarlı ve dalgalı olması. Güzel bir kumsal isterseniz: Kokkari’ye 5 km. uzaklıktaki lemonakia plajına gidebilirsiniz.

samos.genel.5.deniz.1
Yunanistan Samos adası-Sisam adası Lipsi adası

LİPSİ ADASI

Samosun hemen güneyinde bulunan bir ada. Samos ile bu ada arasında: tekne gezintileri düzenleniyor. Yaklaşık 700 kişinin yaşadığı bu küçük Yunan adasında: ada yerlileri, halen geleneksel bir yaşandı sürdürüyorlar.

Çiftçiler eşeklerle tarlalarda çalışıyorlar. Sakin bir ada. Adanın, tamamına yakını Patmos adasında bulunan St. John Manastırına ait. Bugün: beyaza boyalı mavi kubbeli küçük kiliselerin, adanın tepesinden sahile kadar, nokta nokta sıralandığı Lipsinin sahillerini irili-ufaklı bir çok koy, mağara, küçücük plajlar ve kristal kadar temiz bir denizin oluşturduğu göreceksiniz.

Evet: Lipsi adasına giderken, yanınızda mutlaka şinolker götürün ve denizin derinliklerini keşfedin. Öğlen ise, küçük bir Yunan tavernasında deniz ürünlerinden tadın.

Yunan adaları genel özellikleri hakkındaki yazım.

Yunan adaları gezi planı hakkındaki yazım.

 

Kıbrıs Genel

kıbrıs plajları.1
Kıbrıs Genel

Kıbrıs’a birçok kez gittim, son olarak Ağustos 2023 tarihinde Kıbrıs’ta 10 gün kaldım ve mevcut yazılarımı güncelliyorum.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Kıbrıs’a turist olarak girerken pasaport veya sadece nüfus cüzdanlarını kullanarak girebiliyorlar. Ancak: pasaport ile giriş yaparsanız, daha sonra Yunanistan gibi ülkelere girmenize izin verilmediğini bilmeniz gerekiyor.

Evet, nüfus cüzdanı ile giriş yapılabiliyor. Yani: ehliyetinize güvenip sakın nüfus cüzdanı almadan gitmeyin, giremezsiniz.

Kıbrıs ayrı bir ülke olarak kabul edildiğinden dış hatlardan çıkış yapılıyor. Bu arada: yurt dışı çıkış harç pulu almak gerekmiyor. Pasaport çıkışında, Pasaport polisi tarafından size verilecek küçük bir formu tanzim edeceksiniz, bu formda, ad-soyadı, vatandaşlık numarası ve çıkış-giriş damgalarının basıldığı yerler vardır.

Bu form ve nüfus cüzdanı göstererek pasaport kontrolünden geçiliyor ve damgalanan form, tekrar Kıbrıs’tan çıkış yapana kadar saklamanız gerekiyor.

Kıbrıs girişinde, Kıbrıs pasaport yetkilileri, biraz önce sözünü ettiğim forma giriş damgası basarken, orada kaç gün kalabileceğiniz (15 gün ile 3 ay arasında) süreyi de forma yazıyorlar. Dikkat bu forma kaybetmeyin, çıkışta yine aynı form üzerinden işlem yapılıyor.

Uçak ile ulaşım

Kıbrıs Genel: Kıbrıs’a gitmenin en kolay ve güvenli yolu: uçaktır. Türkiye’den: Ankara, İzmir ve İstanbul şehirlerinden, Kıbrıs Lefkoşa Ercan Havaalanına, tarifeli uçak seferleri bulunuyor. KKTC de bulunan ve faaliyette olan tek havaalanı Ercan Havaalanıdır.

Ancak bizim şehirler dışında dünyanın hiçbir yerinden Ercan havaalanına direkt uçak seferleri yapılmıyor. Tüm uçaklar önce Türkiye’nin bir uluslar arası havaalanına inmek ve ondan sonra Ercan havaalanına gelmek zorundadırlar. Bu da hem maliyetleri yükseltiyor hem de Kıbrıs turizmini olumsuz etkiliyor.

Ankara-Ercan uçuşu yaklaşık 60-65 dakika, İzmir-Ercan uçuşu ve İstanbul-Ercan uçuşu, yaklaşık 75-80 dakikadır.

Duty Free Shoplar

Kıbrıs Genel: Ercan havaalanında, pasaport ve son polis kontrolünden geçtikten sonra, bekleme salonunun üst katında bulunuyor. Fiyatlar, Türkiye’deki Free Shoplara nazaran biraz daha ucuz hesaplı gibi, ama almak istediğiniz ürünün fiyatını her iki yerden de kontrol etmenizde yarar var.

Burada önemli olan: Kıbrıs uçuşlarında gerek giderken ve gerekse dönüşte, Türk Free Shop mağazalarına girme şansınız var. Kıbrıs Free Shop mağazalarına ise, dönüşte girebiliyorsunuz.

Ancak Free Shop mağazalarından alışveriş yaparken, özellikle içki ve sigara konusunda kısıtlamalar olduğunu unutmamak gerekiyor. Çünkü: Türkiye’ye girerken, pasaport kontrolü sonrasında, bavul ve çantalarınızı aldığınızda, Kıbrıs uçağı yolcuları mutlaka gümrük kontrolüne sokuluyor ve bavul ve çantalar x-ray cihazlarından geçiriliyor.

Biraz önce söylediğim gibi özellikle içki ve sigara kısıtlamasına dikkat etmek gerekiyor. (En son mevzuat değişikliğine göre, her yolcu yanında 1 litre yüksek alkollü ve 1 litre düşük alkollü içki getirebiliyor, ama yine de siz giderken, yürürlükte olan son kısıtlamaları öğreniniz.)

Havaalanı-şehir merkezi ulaşım

Kıbrıs Genel: Ercan havaalanına ulaştıktan sonra, Kıbrıs içinde gitmek istediğiniz yere taksi veya kiralık araba ile gidebilirsiniz. Ercan havaalanı: Lefkoşa şehir merkezine 23 km, Girne’ye 44 km ve Gazimagusa şehir merkezine 50 km uzaklıktadır.

“Kibas” denen toplu alışım araçları kullanılıyor, bunun dışında, taksi tutarak gitmek istediğiniz yere gidebilirsiniz. Ancak taksi tutmadan önce pazarlık yapmayı unutmayın.

Birkaç örnek: Ercan Havaalanı ile, Gazi Magosa arasındaki uzaklık için taksi sürücüleri 750 TL ücret istiyorlar. Oldukça yüksek, ama ya Kibas denen otobüsleri bekleyeceksiniz, ya da bu parayı verip taksilere bineceksiniz. Bence taksiler ile biraz pazarlık yapmakta yarar var. En iyi fiyat 650 TL. olabiliyor.

Kıbrıs içinde ulaşım

Kıbrıs Genel: Kıbrıs içinde şehirler arasında dolmuşlar çalışıyor. Bunların ücretleri ucuz (Gazimagusa-Girne arası: 80 TL.) ancak belli saatten sonra çalışmıyorlar. (Son sefer saat 18.00’dadır. Bu saatten sonra dolmuş olmadığından yüksek fiyatlı taksi kiralamanız gerekiyor ki fiyatları aşırı yüksek.)

Bu dolmuşların dışında, büyük toplu ulaşım araçları yok.

Hatta: bir yere gittiğinizde, dönüşünüz için, durakta mutlaka yer rezervesi yaptırmanızda yarar var, dönüşte aşırı kalabalık olursa öncelik rezerve yaptıranlardadır.

Gerek şehir içinde ve gerekse şehirler arasında sadece taksiler bulunuyor.

Taksiler: 3-5 ve 7 kişiliktir. Kişi sayısına göre büyüyen araçta ulaşım ücreti de artmaktadır. Normal taksiler, 3 yolcu alıyor ve asla fazla yolcu almıyorlar. Yani: kişi sayınıza göre taksi aramalı ve pazarlık yapmalısınız. 5 ve 7 yolcu için: eski olmasına rağmen, Mersedes Vito yani oldukça lüks araçlar bulunuyor.

Bütün taksilerde klima vardır. Taksilere binmeden önce, mutlaka pazarlık yapmanızı öneririm. Taksi ücretleri, şehir içinde en kısa mesafe için 80-90 TL civarındadır.

Özellikle şehirler arası yollarda taksimetre açarak taksi tuttuğunuzda, muhteşem yüksek ücret ödemeniz gerektiğini unutmayın, bu yüzden, taksi metreden ziyade toplam tutar için sürücü ile pazarlık yapın. Yani taksimetreye güvenmeyin, çok yüksek tutuyor.

Kıbrıs içinde araçlar ve trafik kuralları

Kıbrıs Genel: Kıbrıs’ta 82 yıllık İngiliz yönetimi nedeniyle, İngiltere ve eski İngiliz sömürgelerinde olduğu gibi trafik soldan ilerlemektedir. Aksine bazı projeler geliştirilmiş olmasına rağmen, trafik kazalarının artacağından korkularak bu projeler geri çekilmiştir.

Araçların ön tarafındaki plakalar beyaz renkli, arka tarafındaki plakalar ise sarı renklidir. Çünkü, bu sarı renkli plakalar fosforludur ve gece parlar. Güneyden Rum kesiminden gelen araçlar 3 harfli, KKTC kayıtlı araçlar ise 2 harflidir. Harfler, aracın trafiğe çıkış tarihine göre sıralanır. Kırmızı plakalı araçlar, kiralık araçlardır.

Kıbrıs içinde araç kullanma durumunda olursanız: dikkat etmeniz gereken en önemli özellik, trafiğin ülkemizde olduğu gibi sağdan değil, tam tersine soldan ilerlemesidir. Zaten araçların büyük çoğunluğunun direksiyonu, sağdadır. Hatta: büyük tur otobüslerinin iniş kapılarının bir kısmı da sağ yerine sol yandadır.

Bu yüzden, araç kullananların bu ters trafiğe alışması zor oluyor ve birçok trafik kazası yaşandığı söyleniyor. Özellikle: kavşakların çoğunda trafik ışığı bulunmuyor. Sürücüler, kavşağa geldiklerinde, sağdan gelen sürücüye yol veriyorlar ve trafik bu şekilde işliyor. Hız limitlerine mutlaka uyunuz, çünkü hız limitleri, yollarda bolca bulunan “fotoğraf makineleri” ile takip ediliyor.

Yollarda polis göremezsiniz, bolca fotoğraf makinesi işareti göreceksiniz, ilk işaret uyarı, ikinci uyarı ve üçüncü işaretin hemen yanında fotoğraf makinesi bulunuyor ve hız sınırını aştı iseniz fotoğrafınız çekiliyor.

Çift taraflı yollarda, ters trafik sorun yaratmasa da, iki yönlü yollarda, yani karşıdan gelen olduğunda, ters trafik sorun yaratabiliyor. Yollar güvenli ve güzeldir, özellikle şehirler arasındaki yollar bayağı güzeldir. Ama özellikle şehir merkezlerinde mesai saatleri başlangıç ve bitiminde trafik aşırı kalabalık oluyor.

Son bir not: trafiğin soldan olması, sadece araç sürücüleri için değil, cadde ve sokaklarda karşıdan karşıya geçecek ziyaretçiler için de önemlidir. Çünkü, özellikle karşıdan karşıya geçerken önce sol yana bakmaya alışmış olmamıza rağmen, Kıbrıs’ta araçlar sağ yandan gelmektedir.

Ancak: Kıbrıslıların büyük çoğunluğu; trafikte yayaya öncelik veriyorlar, birçok yerde, cadde veya sokağa adımınızı attığınızda, trafik duruyor (sadece birkaç yerde, bunu göremedim) ve trafikte korna çalma alışkanlığı yoktur.

Yine de, bunları yazmama rağmen ters durumlar göreceksiniz, yani korna çalan sürücü, yayaya yol vermeyen sürücü, Kıbrıslılar bunların Türkiye’den gelen sürücüler olduğunu söylüyorlar, yani yayaya yol verme kuralına pek güvenmeyin.

Kendi aracı ile Kıbrıs’a gidenler

Adaya giriş yapan araçların, Kuzey Kıbrıs’ta geçerli bir sigorta yaptırmasını, araç sahibinin araçta olması veya vekaletinin olması ve sürücünün uluslar arası geçerliliği olan ehliyetinin olması isteniyor. Ayrıca kendi arabası ile Kıbrıs’a gideceklerin pasaportlarını bulundurmaları isteniyor.

Ayrıca araç için, yurt dışı çıkış kağıdı (Triptik ücreti) ödemek gerekiyor. Ayrıca: Mersin’den feribot için birkaç gün önceden rezervasyon yaptırmakta şarttır. Kıbrıs’a indiğinizde, KKTC sigortası yaptırmanız isteniyor ki, bunu limanda hemen yaptırabilirsiniz. En az 3 aylık yaptırılması istenen bu sigortaya belli bir ücret ödemeyi göze almak gerekiyor.

Kıbrıs içinde araç kiralama

Kıbrıs içinde ulaşım için, sadece otelinizde kalarak zaman geçirmek istemiyor ve gezmeyi düşünüyorsanız, mutlaka araba kiralamanız şart.

Casino için gidenler, genellikle casino araçları tarafından hava alanından aldırılıyorlar. Bunun dışında gidenler: gitmek istedikleri yere ulaşım için taksilerle sıkı pazarlık yapmalıdırlar.

Kıbrıs’ta araç kiralamak kolay, araçlar, normal bir binek aracın günlük kira bedeli 500 TL. civarındadır. Yaz sezonunda bu rakam 600 TL ye kadar çıkabiliyor. Bu arada benzinden de söz etmek gerekirse: benzin ülkemizdeki benzin fiyatlarıyla aynıdır.

Ancak, özellikle yaz ve bayram tatili dönemlerinde kiralık araç bulmak zor oluyor ve bulunan kiralık araç fiyatları da yükseliyor. Bu yüzden, Kıbrıs tatili planladığınızda internet üzerinden araç kiralamayı unutmayın.

Ben Ağustos 2022 tarihinde Kıbrıs’a gittiğimde kiralık araç bulmakta çok zorlandım, kiralık araç yoktu, çünkü söylenenlere göre aynı tarihte Kıbrıs’a yoğun şekilde gelen İranlı ve Rus turistler kiralık araçları bağlamışlardı.

Feribot ile ulaşım

Kıbrıs Genel: Türkiye’de Taşucu limanından Kıbrıs’a tarifeli feribot seferleri düzenleniyor. Bu seferler, Denizcilik İşletmelerinin Mersin’den hareketle Gazimagosa’ya düzenlediği ve yaklaşık 12 saat süren ve modern, klimalı ve temiz gemilerle yapılan seferlerdir. Taşucu’ndan özel sektör tarafından, Girne’ye yapılan feribot seferi ise 6 saat civarında sürüyor.

Bu feribotlar: bakımsız, aile salonu olmayan ve nispeten pis. Yanınızda mide bulantısı için güçlü ilaç bulundurmanızı öneririm. Bu süreler: denizin durumuna göre uzayabiliyor. Özellikle siz ve aile fertlerinizde deniz tutması gibi sorunlar varsa, bu yolculuğu tercih etmeyiniz.

Deniz Otobüsü ile ulaşım

Kıbrıs Genel: Türkiye’den Taşucu ve Alanya limanlarından, Girne’ye deniz otobüsü seferleri düzenleniyor. Özel Şirket (Fergün ve Akgün Denizcilik AŞ) tarafından düzenlenen bu seferler, muhtemelen 2.5 saat civarında sürüyor.

Denizin durumuna göre, 3 saat te olabiliyor. Uçak dışında, Kıbrıs’a ulaşım için deniz otobüsü öneriyorum. Gerek feribot ve gerekse deniz otobüsü ile yolculuklarda, yanınızda pek fazla bavul ve çanta bulunmamasına dikkat etmeniz gerekiyor.

Çünkü çok hoyratça yerleştirilen çanta, bavul ve valizinizi inişte tanımayabilirsiniz. Bilet ve polis kontrolünde çok uzun süre sıra beklemeniz mümkündür. İnişte yaşayacağınız kalabalık sıralar, bavul kontrolleri gibi sıkıntılar, umarım sizi Kıbrıs’a girmeden geri dönmeye teşvik etmez.

COĞRAFİ DURUM

Doğu Akdeniz’de yer alan Kıbrıs adası, Türkiye kıyılarına 64 km, Suriye kıyılarına 96 km ve Mısır kıyılarına ise 400 km uzaklıktadır. Sicilya ve Sardunya adalarından sonra, Akdeniz’in en büyük üçüncü adasıdır. Beş ilçeden oluşan 300 bin nüfuslu Kuzey Kıbrıs’ın her köşesi, görülmeye değerdir.

Çünkü: Kıbrıs, kıtalar arasında yer alan stratejik, ticari ve dini konumu nedeniyle, asırlar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Adanın toplam yüzölçümü 9252 km karedir. Kuzey Kıbrıs’ın yüzölçümü 3355 km karedir ve bu miktar, adanın toplamının % 36’sına karşılık gelmektedir.

Ada: coğrafi olarak esas olarak iki dağ sırası ve bu iki dağ sırası arasında kalan büyük bir iç ovadan ve kıyı ovalarından oluşmaktadır. Kuzey sahil şeridi boyunca uzanan “Beş parmak dağları”, batıdan doğuya 177 km uzunluğunda ve 19 km. genişliğindedir. En yüksek tepesi, 1024 metre yükseklikteki Selvili tepedir.

Güney Kıbrıs’ta Trodos dağları (adanın ortalarına denk gelmektedir) uzanır. Bunların en yüksek tepesi 1651 metre yükseklikteki Olimpos tepesidir. Bu dağlar, yılın üç ayı karlarla kaplıdır. Beş parmak dağlarına kar yağışı çok enderdir, yağınca da kısa sürede eriyip yok olur. Bu iki dağ sırası arasında “Meserya” ovası vardır, batıdan doğuya 130 km uzunluğunda ve ortalama 60 km. genişliğindedir.

Meserya ismi eski Yunancadan gelen “Mesaoriye” kelimesinden gelir ve “iki dağ içinde veya iki dağ arasında” anlamındadır. Meserya ovası, Kıbrıs’ın tahıl ambarıdır, yağışların iyi gittiği yıllarda buğday, arpa rekoltesi yüksektir.

Ancak yer altı su kaynakları çok sınırlı olduğundan, sulu ziraat de sınırlıdır. Su kaynaklarının en fazla olduğu bölge batıda Güzelyurt ve Lefke’dir. Sebze-meyve ve narenciye üretiminin % 80’i Güzelyurt bölgesinde yapılır. Meserya ovası: genellikle hububat üretimi, küçük ve büyükbaş hayvancılıkta kullanılır.

Su kaynakları demişken, Anamur ırmağının suyu, denize döşenen yaklaşık 70 km lik boru hattı ile, Güzelyurt tarafında DSİ tarafından inşa edilen baraja taşınıyor. Bu barajdaki su içme suyu olarak kullanılıyor. Ama öğrendiğime göre, barajdaki suyun fazlası tarımda kullanılmayıp, denize akıyormuş.

NÜFUS

KKTC’de son nüfus sayımı 2011 yılı aralık ayında yapıldı ve buna göre KKTC nüfusu, 300 bin civarındadır. KKTC deki nüfusun % 95 ini, Kıbrıslı Türkler oluşturur, geriye kalan % 5 içinde, Kuzeyde yaşayan az miktarda Rum, yine İngilizler, Maronitler (Lübnan kökenli Hıristiyan Arap bir halktır, günümüzde Kuzey Kıbrıs’ta bunlara ait bazı köyler bulunmasına rağmen, bu köylerde Maronitler yaşamamaktadır) yine son zamanlarda nüfusları hızla artan Ruslar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin diğer azınlık topluluklarıdır.

Güney Kıbrıs’ın nüfusu 2011 nüfus sayımına göre 800 bin civarındadır. 800 bin nüfusun % 92’sini Ortodoks Kıbrıslı Rumlar oluşturur. Geriye kalan % 8’lik nüfus içinde, sayıları 2000 civarında olan Kıbrıslı Türkler, sayıları 5000 civarında olan Kıbrıslı Ermeniler ve sayıları 2000 civarında olan Latinler ve sayıları tam olarak bilinmeyen Ruslar ve İngilizler bulunmaktadır.

Lefkoşa’nın nüfusu, 2011 yılı sayımına göre, Merkezin kuzeyinde. Lefkoşa 65 bin civarında, varoşlarıyla birlikte 100 bine yakın bir nüfus yaşıyor. Güney Lefkoşa’nın nüfusu 300 bin. Lefkoşa’nın toplam nüfusu 400 bin civarındadır.

ÜNİVERSİTELER

Kıbrıs’ta 200 civarında özel üniversite olduğunu öğrendim. Bu üniversitelerden 2 tanesi (Doğu Akdeniz Üniversitesi gibi) mezunları uluslararası alanda tanınıyormuş, burada ilginç olan, buradaki KKTF Devleti tanınmıyor ama üniversitenin diplomasının tanınıyor olması, elbette güzel bir eğitimin sonucu.

Daha önceki ziyaretlerimde de Kıbrıs’ta yoğun bir üniversite öğrencisi olduğunu görmüştüm. Ancak 2022 yılındaki ziyaretimde, şehirlerde, cadde ve sokaklarda çok miktarda Afrikalı olduğunu gördüm, sorduğumda bunların burslu olarak üniversitelere kayıtlı olduklarını, ancak aynı zamanda kaçak işçi olarak çeşitli işlerde çalıştıklarını da öğrendim, Kıbrıs’ı ziyaret ederseniz, kesinlikle çok sayıda Afrikalı göreceksiniz.

TARİHİ

Kıbrıs adası pek çok uygarlığın yerleşim yeri olmuştur. MÖ 7000 yılında Cilalı Taş devrinde, Suriye, Filistin ve Anadolu topraklarından göçüp gelerek adaya yerleşen Khirokitya, Epiktitos Vrysi ve Trouli gibi Larnaka ve Girne sahillerindeki ilk yerleşimlerin kurucuları, daha sonra Tunç çağında Anadolu topraklarından gelip önceleri Kuzey sahilleri ve daha sonra da adanın çeşitli bölgelerinde yerleşen kavimler izlemiş ve Kıbrıs adasında uygarlıklar fizillenmiştir.

Bulunan arkeolojik bulgular sonucu, Tunç devri sonlarına kadar mutlu bir yaşam var olduğu söylenebilir. Kıbrıs adası, bu çağın sonundan itibaren hep egemenlik kurmak isteyen güçlerin mücadelesine sahne olmuş ve yerli halk hep başka idarelerin egemenliği altında yaşamıştır.

George Hıll’in kitabının başında da aktardığı gibi: Alman arkeolog Hircfeld’in “Doğu’da egemen olan ve bunu sürdürmeyi amaçlayan güç Kıbrıs’ı elinde tutmak zorundadır” sözü, III. Thutmes’ten Kraliçe Viktoria’ya kadar olan geçmiş 3500 yıllık tarihinde, burada kimi zaman doğu ve kimi zaman Batıdan gelenlerin egemenlik kurduğunu göstermektedir.

1185 yılında Haçlı seferleri sırasında Bizans imparatorunun yakını olduğu iddiası ile ada idaresini ele geçirip, 6 yıl kadar idare eden zalimliği ile ünlü Isaac Commenus’dan alan İngiliz Kralı Aslan Yürekli Richard ve bunları izleyen Luzinyan ve Venedik egemenlikleri, hep ada halkı tarafından sessizce kabul edilmiştir.

Ama her defasında bu egemenliklerin sonlandırılmasında, yeni egemen gücün tarafını tutmayı, onlara yardımcı olmayı ihmal etmemişlerdir. Bu coşkuyu en fazla Osmanlıların adayı fethinde göstermişlerdir.

1570-1571 yıllarında Kıbrıs adasının Türkler tarafından fethi, belki de yerli halkın en büyük mutlulukla karşıladığı idare olmuştur. Ortodoks Hıristiyan halk, Latin baskısından kurtulmuş, din ve dil özgürlüğüne kavuşmuş, feodal sistem noktalanmıştır.

16’ncı yüzyıl ortalarına kadar Venedikliler tarafından yönetilen Kıbrıs, önceleri yapılan Ahidname sonucu Türklerle iyi ilişkiler içinde olmuştur. Ancak zaman zaman Mısır’a giden hacı ve tüccar gemileri, Kıbrıs adasındaki korsanların saldırılarına uğramakta idi.

Mısır defterdarının gemisini alıp yağma etmeleri de en son nokta olmuş ve Sultan II. Selim, topraklarının emniyetini sağlamlaştırmak için, Kıbrıs’ın fethinin gerekliliğine karar vermiştir.

Bunun üzerine önce donanma ve ardından tüm orduya serdar tayin edilen Lala Mustafa Paşa hareket ederek, Larnaka’ya gelinmiş ve toplar karaya çıkarılmış, 51 gün süren bir kuşatmanın ardından Lefkoşa ele geçirilmiştir.

Lefkoşa’nın ele geçirilmesinin ardından, Girne ve Baf eyaletleri de savaşmadan teslim olmuştur. Magosa kalesi savunmaya devam etmiş, ancak her iki tarafın da çok ağır kayıplar vermesiyle ancak bir yıl sonra ele geçirilmiştir.

Magosa’nın fethinin ardından, bütün adada imar faaliyetleri başlar. Eskiden beri süregelen gelenek uyarınca, fethi kutsamak ve sembolleştirmek amacıyla şehrin en büyük kilisesi olan Aya Sofya Katedrali, padişah adına camiye çevrilir. Lala Mustafa Paşa, fethin sembolü olarak camiye bir kılıç ve bir Kur-an vakfeder.

Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait olduğu söylenen bu Kur-an, başka el yazmaları ile birlikte son zamanlara kadar Etnografya Müzesinde muhafaza edilmekteydi. Kılıç ise, fetih geleneğini sürdürmek için her Cuma minberde hutbe okunurken kullanılmış, fakat ne yazık ki 1988 yılında camiden çalınmıştır.

Ağustos 1571 tarihinde Magosa şehrinin de alınmasıyla, Lala Mustafa Paşa, 17 Ağustos 1571 Cuma günü, şehrin kilisesinde Sultan II. Selim adına hutbe okutarak burayı da camiye çevirir.

KIBRIS’IN MİTOLOJİDEKİ YERİ

Kıbrıs denince ilk akla gelen en görkemli mitolojik öykü “Afrodit” dir. Kıbrıs adası, güzellik tanrıçası Afrodit’in vatanıdır. Onun güzelliğinden dolayı, bu kadar güzel olduğu dilden dile yüzyıllar boyunca söylenmiştir.

Afrodit’in Adonis’e olan melankolik sevdası: günümüzde Mehmetçik adını alan Galatya’ya adını veren Galatha ile efsanevi kral Pigmalion’un ölümsüz aşkı hep bu kendi küçük adı büyük Kıbrıs adası ile birlikte anılmaktadır.

2017.08.26-1.Lefkoşa.Genel.5
Kıbrıs Genel Alışveriş

2017.08.26-14.Lefkoşa.Bandabuliye.2a
Kıbrıs Genel Alışveriş

ALIŞVERİŞ

Alışveriş mekanları

Kıbrıs’ta alışveriş için belli başlı yerler ve mağazalar bulunmaktadır. Özellikle: hediyelik ve çok çeşitli ürünlerin satıldığı: Mr Paund, İngiltere’deki 1 paun mağazalarına benzemektedir. Buradaki Mr Paund mağazasında, bütün ürünler 25 TL. (2022 rakamı) den satılmaktadır. Mr Paund mağazaları, Gazimagosa ve Girne şehirlerinde var.

Burayı ziyaret ederseniz, bir gördüğünüz malı, bir sonraki gittiğinizde göremezsiniz, çünkü aşırı ve yoğun satış var. Ancak elbette kalite düşük, öte yandan bazı ürünler kaliteli, yani ihtiyacınız olan ürünü bulup fiyatını öğrenip satın alabilirsiniz. Yine, Kıbrıs’ta meşhur ve yaygın alışveriş yeri: 1001 Mağazalarıdır. Bunlar da, çok çeşitli ürünlerin satıldığı yerdir, fiyatlar nispeten ucuzdur ama kalite de buna göre düşüktür.

Büyük alışveriş merkezleri: Lemar (eski ve yeni Lemar mağazaları var), Airport City (son gittiğimde kapalıydı, öğrendiğime göre buraya elektrik verilmemiş, mağazalar da kapatıp gitmişler) , Erülkü mutlaka gezilip görülmelidir.

Gazimağosa şehrinde, City Mall alışveriş merkezi de bir tercih olabilir.

Lefkoşa şehrinde Jumbo mağazası, alışveriş için bir seçenek olabilir. Ancak, ben bulunduğum sürede gezdiğim birçok yeri karşılaştırdığımda, en ucuz yerin “Erülkü AVM” olduğunu söyleyebilirim, özellikle içki alacaklar, Girne’de belirlenmiş yerleri tercih etmeyip, Erülkü AVM’yi tercih etmelidirler. En ucuz içkiler buradadır.

Lüks markalar ise, Lefkoşa şehrinde “Dereboyu” denen mevkide toplanmıştır. Burayı da gezebilirsiniz, uygun fiyata kaliteli marka ürünleri var.

Ne satın alınır

Kıbrıs adasında, birçok ürün bulunmasına rağmen, yukarıda da söylediğim gibi, özellikle içki ve sigara ucuzdur. Aslında 2019 yılında gittiğimde fiyatların eskiye nazaran oldukça yükseldiğini gördüm ve hatta 2022 yılında gittiğimde fiyatların iyice yükseldiğine şahit oldum. Özellikle yerli içkiler (rakı vs) uygun fiyatlı ancak ithal içkilerin fiyatları oldukça yüksek.

Satıcılar bunun döviz fiyatlarındaki aşırı yükselmeden kaynaklandığını söylüyorlar, ama alışkanlık, yine de bizler burayı ziyaret ettiğimizde ucuz fiyatlar görmek istiyoruz, göremiyoruz, inanın satıcıların bir çoğu satış yapamıyor. Yine de, içki ülkemize nazaran bir nebze ucuzdur.

Parfüm ucuz değildir. Özellikle giysiler pahalıdır ki, ülkemizden gitmektedir. İçki konusunda da: günümüzde eskiden olduğu gibi, büyük ucuzluk beklemeyin.

Yani: vergi olmadığından, içki burada nispeten ucuzdur. Ancak tabii Türkiye’ye dönerken, gümrük mevzuatına takılma olasılığının yüksek olduğunu unutmadan, fazla miktarda içki ve sigara almamaya dikkat etmek gerekiyor.

Bunun dışında Kıbrıs’ın en ünlü hediyelikleri: kenarları dantelli denen bir tür porselen takımlarıdır. Bu porselen takımlarının birçok ayrı parçası bulunmakta olup, İngiliz yapımı bu porselenler, Kıbrıs dışında pek bulunmamaktadır.

Yani: bence, fiyatı nispeten dengeli olan bu porselen takımları satın almayı düşünebilirsiniz. Ayrıca, yine Kıbrıs temalı, bambu çay bardağı altlıkları, tepsiler, meyve sahanları düşünebilirsiniz. Magnet meraklıları için, magnet çeşitleri 15 TL. civarındadır.

Büyük alışveriş mekanlarında pazarlık yapmak elbette mümkün olmuyor, ancak küçük dükkanlardan (içki satanlar dahil) alışveriş yaparken mutlaka pazarlık yapmayı unutmayın.

Kıbrıs’ta içki ve sigara kadar bol bulunan bir diğer ürün: çay ve kahvedir ve bunların fiyatları da ülkemize nazaran ucuzdur.

Çay ve kahve merakınız varsa, burada birçok ürün çeşidini, uygun fiyatla bulup satın alabilirsiniz. Bolca ve çeşitli yabancı menşeli çaylar bulup satın alabilirsiniz, ama daha önce de söylediğim gibi, alacağımız marka çayın fiyatını birkaç yerde sorun ve öyle satın alın, çünkü fiyatlar farklılık gösteriyor.

Bunların dışında Kıbrıs’ta satın almanızı önereceğim objeler: geleneksel sele, sesta ve sepet olabilir. Sele ve sesta, buğday saplarının doğal renkte veya boyanarak örülmesiyle elde edilen bir mutfak gerecidir. Sepet ise, genellikle kamış ve ağaç, sürgünlerinin örülmesiyle yapılan bir taşıma aracıdır. Eski zamanlarda yaygın olarak kullanılırken, günümüzde genellikle dekoratif amaçlı kullanılmaktadır.

Son bir not: Kıbrıs’ın el sanatları, tarihe mal olmuş niteliklere sahiptir. Örneğin: Büyük İskender’in kılıcının Kıbrıs’ta yapıldığı, ya da Leonardo Da Vinci’nin Kıbrıs nakışlarına hayranlığı bilinmektedir. Lefkara işinin adı, ortaya çıktığı Lefkara köyünden gelir. Geçmişi 14’ncü yüzyıla kadar uzanan Lefkara işi, geçmiş dönemlerde halkın kendi kullanımı için yapılırken, sonraları ticari amaçlı olarak ve günümüzde de özellikle turistik el işleri kapsamında yapılmaktadır.

CEP TELEFONU

Kıbrıs’ta cep telefonu kullanımında büyük sıkıntı var.

Şöyle ki, Kıbrıs yurt dışı sayılıyor ve burada yapılan görüşmelerde, yurt dışı tarifeleri yürürlüğe sokuluyor. Hatta daha önceki yıllarda, yurtdışı tarifesi alarak Kıbrıs’a gitme imkanı olmasına rağmen, 2022 yılında gittiğimde, bu yurt dışı tarifesinin kaldırıldığını ve günlük tarifenin geçerli olduğunu yani telefonunuzun açık bulunduğu her gün için, 2022 yılı fiyatlarıyla 85 TL. ödemeniz gerektiği söz konusu oluyor.

Elbette, bu durum sonucunda, eğer Kıbrıs’a girdiğinizde, cep telefonunuzu uçak moduna alarak kapatmaz iseniz, her görüştüğünüz gün, faturanıza 85 TL olarak yansıyacaktır.

Peki ne yapılmalı, Ercan havaalanında cep telefonu satan görevlileri arayın. Veya, şehir merkezlerinde cep telefonu bayilerini arayın ve Kıbrıs için düzenlenen hat satın alın. Size bir sim kart veriyorlar, bu sim kartta 350 dakika görüşme ve 15 gb internet var, 10 günlük sürede bu değerlerin ancak, yüzde 30 unu kullanabildim yani yeterli oluyor.

NE YENİR

Kıbrıs mutfağı, doğu ve batı lezzetlerinin sentezine ulaşmıştır. Kıbrıs’ta: et, deniz ürünleri, sebze ve meyve günlük ve taze olarak tüketilir. Taze ve çok çeşitli deniz ürünleri, Kıbrıs mutfağında özel bir yere sahiptir.

Mezeler

Kıbrıs’ta ana yemek öncesindeki mezeler: cacık, humus, pastırma, yoğurt (özellikle muhteşem lezzetli yoğurt yapıldığını belirtmek isterim), fava, taze badem içi, turşu, salatalar ve zeytin çeşitleridir.

Hellim

Hellim, Kıbrıs’a özgü, beyaz renkte bir peynir türüdür. Genellikle koyun veya keçi sütünden yapılmaktadır. Özellikle keçi sütü olanların fiyatları yüksektir. Ama keçi sütü olanların dayanıklılıkları daha fazladır. Kahvaltılarda tüketileceği gibi, mangalda pişirilerek veya tavada kızartılarak da yenilir.

Makarna yemeklerinin vazgeçilmezi olan Hellim, rendelenmiş ve kuru nane katılmış olarak makarna üzerine serpiştirilerek tüketilir. Evet, hellim peyniri mutlaka kızartılarak tüketilmelidir, ızgara veya az yağlı bir tavada pişirilerek tüketildiğinde tadı muhteşem güzel olur.

Baf sakızı

Baf sakızı: çitlembik ağacının reçinesinden yapılan Kıbrıs’a özgü bir çiklet olup, sarımsı beyaz renkte ve oldukça serttir. İnce kağıtlar içerisine ambalajlanan sakızlar, günümüzde kullanımını yitirmeye başlasa da, otantik özellikleri nedeniyle yerli halkın yanında turistler tarafından da ilgi çekmektedir.

Geleneksel Fırın Kebabı-Hırsız kebabı

Parçalar halinde kesilmiş kuzu veya oğlak etlerinin, patates ile birlikte geleneksel küp şeklinde fırınlarda pişirilmesiyle yapılan bir kebap türüdür. Kıbrıs mutfağının vazgeçilmez yemeklerinden olan fırın kebabı, süzme yoğurt, soğan, bulgur pilavı ve salata ile servis edilir.

Kıbrıs Ekmek kadayıfı

İki katmandan oluşan ekmek kadayıfının arasına, Kıbrıs peynir çeşitlerinden olan lor peyniri, dövülmüş badem ve bahardan oluşan karışım konularak kapatılır. Üzerine önceden hazırlanmış ılık şerbet dökülüp, kısık ateşte pişirilir. Kıbrıs mutfağının gözde tatlılarından olan ekmek kadayıfı, buzdolabında soğutularak servis edilir.

Kıbrıs patatesi ve kolokas

Dünyaca ünlü Kıbrıs patatesi, lezzeti ile tüm Avrupa’da ve özellikle de İngiltere’de en gözde patates türüdür. Patates hem yemeklerin lezzetini arttırmakta, hem de her türlü pişirilme şekliyle de lezzetini korumaktadır.

Kolokas ise

Özellikle Karpaz ve Yeşilırmak bölgesinde yetiştirilen patates türünde, iri yapraklı ve suyu çok seven bir bitkidir. Özellikle tavuk veya kuzu eti ile yahni şeklinde pişirilen kolokas, Kıbrıs mutfağının en lezzetli yemeklerindendir. Kololas’ın yavrusuna ise bullez denir. Onun da kızartması yapılır.

Şeftali kebabı

Kıbrıs’a özgü kebap çeşididir. Koyun veya keçinin telb denilen iç zarının kıyma, soğan ve maydanoz karışımı ile dolma biçiminde sarılması ile yapılır. Mangal veya ızgarada pişirilir, Kıbrıs pidesi ile servis edilir. Muhteşem bir lezzet, ancak sipariş verirken en az 40 dakika civarında beklemeniz gerektiğini unutmayın. Kısık ateşte pişiriliyor.

Pirohu

Kıbrıs’a özgü bir hamur yemeğidir. Hamurun içine Kıbrıs peyniri çeşitlerinden nor ile naneden oluşan karışım konularak haşlanır. Üzerine rendelenmiş hellim serpilerek servis edilir. Sıcak yenilebilin bu yemek hem yerli halk hem de turistlerin sevdiği yemek çeşitleri arasındadır.

Hamur işleri ve börekler

Tarih boyunca değişik kültürlerden etkilenen Kıbrıs mutfağında hamur işleri ve börekler önemli yer tutar. Tatar böreği, pirohu, nor böreği, kıyma böreği, ıspanak böreği, kabak böreği, mantar böreği, zeytinli, hellimli, bidda, çörek, tahinli, pilavına bunlardan ön önemlileridir.

Molehiya

Doğu Akdeniz’e özgü bir yemek türüdür. Taze veya kurutulmuş molehiya bitkisi yaprakları ile etli veya etsiz olarak yahni şeklinde pişirilir. Arap kökenli bir yemek olmasına rağmen, yıllar içerisinde ulusal bir tat haline gelmiştir. Ağustos ayında taze toplanıyor, ayrıca kurutulmuşu, paketlenerek satılıyor. Bizler bunun tadını bilmesek de, Kıbrıs’ta oldukça meşhur.

Babutsa-Diken inciri

Doğada kendiliğinden yetişen, kaktüs türlerinden bir bitkinin meyvesi olan diken inciri, halk arasında yaygın olarak babutsa olarak bilinir. Yaz aylarında, genellikle Serdarlı bölgesinde toplanan bu lezzetli Akdeniz meyvesini, seyyar tezgahlarda taze olarak bulabilirsiniz.

Ceviz macunu

Kıbrıs Türk kültürünün en gözde tatlılarındandır. Taze ceviz meyvesi, kabukları soyulduktan sonra acılığının giderilmesi için 6-7 gün suda bekletildikten sonra, içine karanfil ve badem konarak kaynatılır. Kaynamadan sonra şeker ilave edilir. Genellikle kahve içildikten sonra servis edilir.

Ağır geldiği düşünülürse, ceviz taneleri suya batırıldıktan sonra yenir. Ceviz macunu dedim ama macunun birçok türü bulunmaktadır. Bunlar: Bergamut, incir, kapuz gibidir. Aslında bunlar ülkemizde de yapılan bir tür reçeldir ve ismi burada macun olarak geçmektedir.

NE İÇİLİR

Zivaniye

Kıbrıs’a özgü bir içki olan zivaniya, yüksek oranda alkol içeren, mayalanmış üzüm posasının damıtılmasıyla elde edilir. Şeffaf bir görünümü olan zivaniya’nın soğuk ve tek içimde içilmesi tavsiye edilir.

İKLİM

Oldukça sağlıklı bir iklime sahip Kuzey Kıbrıs’ta tipik Akdeniz iklimi hakimdir. Yazları uzun ve sıcak, kışları ise kısa ve az yağışlıdır. Soğuk rüzgarlar, don ve kar kavramları, Kuzey Kıbrıs için bilindik şeyler değildir. Yağışlar çoğunlukla yağmur şeklinde olmakta, nadiren Girne sıradağlarına kısa sürede eriyen kar düşmektedir.

En soğuk Ocak ayı ortalaması 10 derece, en sıcak Temmuz ayı ortalaması ise 40 derecedir. Yıllık ortalama sıcaklık ise 19 derecedir. Akdeniz’in en sıcak denizi olarak deniz suyu sıcaklığı: 21-22 derece civarındadır. Yılın 300 günü güneşli geçer. Kıbrıs’ın bir diğer önemli özelliği: hava sıcak olduğunda nemin dengeli olması nedeniyle aşırı terleme olmaz.

2017.08.26-1.Lefkoşa.Genel.1
Kıbrıs Genel

KIBRIS İÇİN TATİL PLANI-GEZİ ROTASI

Evet, bir şekilde Kıbrıs’a ulaştınız. Peki: Kıbrıs’ta nereleri gezelim, nereleri görelim, nasıl bir tatil planı yapalım, nasıl bir gezi rotası planlayalım? İşte tüm bu sorularınızın cevapları olarak, şöyle düşünebilirsiniz.

Kıbrıs’ta gidebileceğiniz 6 şehir var. Rum tarafına geçme şansınız yok. Yanınızda pasaport dahi olsa, Rum tarafına geçmenize izin verilmiyor. Rum tarafını gezmek isteyenler, Yunanistan üzerinden Rum tarafına geçebiliyorlar.

Evet, Kıbrıs adasında gidebileceğiniz şehirler: Lefkoşa, Girne, Güzelyurt, Lefke, İskele, Gazimağusa şehirleridir. Bunlar içinde, özellikle: Girne ve Gazimagusa mutlaka görülmesi gereken yerlerdir.

Büyük olasılıkla: herhangi bir otelden rezervasyon yaptırıp Kıbrıs’a gittiğinizde, kesinlikle otel içine bağlanıp kalmayın. (Tabii buraya casino için gidip, bütün gününü Casinolarda geçirenler hariç) Herhangi bir şekilde (araç kiralayarak) bir veya birkaç gününüzü, bu güzel adayı gezmeye ayırın.

Ayrıntılı olarak şehirlerin tarihi ve turistik yerleri konusundaki yazılara göz attığınızda, adada bulunacağınız zaman ölçüsünde, kendinize bir gezi rotası, gezi planı hazırlayabilirsiniz.

Özellikle: Girne, Lefkoşa ve Gazimagusa’yı görmelisiniz. Doğa severler: Karpaz ve Güzelyurt bölgesini görmelidirler. Deniz sevenler için, Girne yakınlarındaki güzel plajlar önerilir.

1.Gezi rotası

Lefkoşa şehri, Girne kapısı, Mevlevi Tekkesi, Selimiye camii, Arap Ahmet Camii, Bandabuliya, Büyük han, yeşil hat panoramik gezi, Barbarlık Müzesi ziyaret, Rauf Denktaş mezarını ziyaret, Boğaz şehitliği gezisi.

Ardından: Girne şehri, Girne kalesi, kordon boyu gezisi, şehir merkezinde alışveriş için serbest zaman. Sonrasında: Beylerbeyi köyü, Bellapais Manastırı (her gün saat: 17.00’de kapanıyor) olabilir. Bu arada: zaman ölçüsünde: Girne-Güzelyurt yolundaki mavi köşk mutlaka ziyaret edilmelidir.

Yine: Girne yakınlarında, çıkarma plajı (Girne şehrinin denize girilecek başlıca yeridir), Karaosmanoğlu şehitliği ve Araç müzesi görülebilir.

Zaman yeterse: Güzelyurt gezilebilir.

2.Gezi rotası

Önceki günden eksik kalan yerler ile birlikte, gezi planı yapılabilir.

Gazimagusa şehrinde: görülmesi gereken yerler (özellikle kale içi bölgesi) gezilebilir ve ardından Karpaz bölgesi gezilebilir.

Bu bölgeler birbirine uzak olduğundan bir tam gün gereklidir.

Yunanistan Kios adası-Sakız adası

sakız.genel.1
Yunanistan Kios adası-Sakız adası

Yunanistan Kios adası-Sakız adası;

Çeşme’nin hemen karşısında, Anadolu topraklarının hemen dibinde bulunuyor. Konum olarak Türkiye’ye çok yakın olması, buranın en büyük özelliği. Diğer yönden; sakız ve Türk düşmanlığını gösteren kilisesi ile ön plana çıkıyor.

ULAŞIM

Çeşme-Sakız arasındaki ulaşım, botlarla 45 dakika civarında sürüyor. Çeşme’den binilen feribotta: her türlü içecek servisi yapılan bar bulunduğundan, kahvenizi yudumlayarak ve Ege denizinin güzelliklerini seyrederek, keyifli bir yolculuk yapılıyor.

sakız.genel.2
Yunanistan Kios adası-Sakız adası Genel Özellikleri

GENEL ÖZELLİKLERİ

Yüzölçümü: 904 km. karedir. Ada ekonomik bakımdan kendine yetecek durumdadır. En çok gelir kaynakları ise: tahıl, zeytinyağı, tütün, turunçgiller ve direklik kerestelerdir. Ayrıca: süngercilikte oldukça gelişmiştir.

İskelede ve çarşıda, çok sayıda seyahat acentası bulunmaktadır. Yunanlıların, beşinci büyüklükteki adası. Nüfusu: 54.000 civarında. Kuzeyden güneye 45 km. uzunluğunda ve doğudan batıya ise 22 km. genişliğindedir.

Yunan mitolojisinde: adadan Homeros’un vatanı diye söz edilir.

Khios kasabasının limanına vardığınızda: bir an önce buradan uzaklaşmak isteyeceksiniz. Çünkü: gözünüze ilk çarpan şey; kasvetli bir hoş geldin manzarası. Yunan dilindeki adı: Chios. Yabancılar buna: Kios ve ada yerlileri ise, Hiros diyorlar. Bizde bilinen ismi ise: sakız.

Evet:

Kios adası (Hiros olarak da bilinir) daha ileriye gitmeye cesaret edenler için, benzersiz gizemler sunuyor. Ancak: diğer Yunan adalarına göre, turizmi en az gelişmiş bir ada. Bunun sebebi: turizmden kazanacağını, adada bulunan sakız ağaçlarından fazlasıyla kazanıyor olmaları.

Sakız, yoğun olarak Ege’nin bu bölgesinde yetiştiğinden: kıymetli ve ticareti iyi para getiriyormuş. Durum böyle olunca, diğer adalar içinde en zengin olanı da yine Sakız Adası.

Khios: 14’ncü yüzyıl boyunca, Ceneviz egemenliği altında zenginlik ve istikrar yaşamış. Osmanlılar, 1566 yılında; kontrolü ele geçirince, ada nüfusuna, diğer adalarda görülmeyen imtiyazlar sağlamaya devam ettiler.

Çünkü: burada bulunan yani adada üretilen ve tıpta kullanılan ve nadir bulunan: sakız. Yine de; ada halkı, tarihi geçmişinde, Osmanlılar tarafından yapıldığı iddia edilen büyük katliamları ileri sürerek, geçmişe karşı büyük kin ve nefret duyguları ile dolu.

Halbuki: Yunanlı asilerin kışkırtması ile adada çıkan isyan sırasında; isyancılar çok sayıda Müslüman ahaliyi ve askeri öldürdüler. Bunun üzerine, Adaya sevk edilen birlikler, ancak uzun bir süre sonra isyanı bastırabildiler.

NE SATIN ALINIR

Dileyenler, buradan: sakız, sakız kremleri, sakız reçeli, sakız içki çeşitleri satın alabilirler.

NEREDE VE NE YENİR

Sakız adasında, dışarıda yemek yemek ve tipik Yunan yemeklerinin tadını çıkarmak için, birçok seçenek var. Yani: birçok restoran, taverna ve dönerci bulabilirsiniz. Tüm bu yerlerde, bahşiş, hesabın içine dahil edilir. Yine de, hesabın yüzde 5 kadarını, masaya bırakırsan iyi olur.

Evet, özellikle Sakız Adası merkezinde, neredeyse her sokağın köşesinde, dönerciler var. Buralar, günün her saatinde Yunanlılar tarafından ziyaret ediliyor. Döner servisleri çeşitlendirilmiş olup, yanında salata, diğer Yunan atıştırmalıkları ve souylaki spits yani çöp şiş de olabiliyor.

Bu adanın en ünlü spesiyali ise: elbette sakızla yapılıyor. Şöyle ki: buranın sakız tatlıları ünlüdür. Ayrıca: chian ismindeki kaşık tatlısını denemelisiniz. Kaşık tatlıları: üzüm, elma, kiraz ve narenciyeden yapılmakta olup, meyvelere tatlı bir tat katan bir şurup ile servis ediliyor.

Buranın en büyük spesiyallerinden biri de, adanın her köşesinde karşınıza çıkan ve sonunda tatmaktan kaçamayacağınız tek likörü: sumo var. Ayrıca: elbette zeytin ve kekik.

sakız.genel.4.deniz
Yunanistan Kios adası-Sakız adası Gezilecek Yerler

GEZİLECEK YERLER

Feribotla yaklaşırken, karşıdan gördüğünüz adanın merkez şehri: Khios. Daha önce söylediğim gibi: otantik ve orijinal bir görüntü yok. Genelde: 3-4 katlı apartmanlardan oluşan bir silüet çıkacak karşınıza.

Yani: kesinlikle, ilk karşılaştığınız görüntü, moralinizi bozmasın. Çünkü: adanın şehir merkezinde, özel olarak ilgi çekecek otantik ya da farklı bir şey yok. Ama: asıl ilginç yerler; adada dağınık halde bulunuyor.

Evet: feribottan iner inmez, hemen araba kiralamanızı öneririm. Daha sonra ise: zamanınız kısıtlı ise, derhal Emporios Köyü ve Mesta Kasabasını görmeye gidin. Araba kiralama acentasından alacağınız harita üzerinde rotanızı çizin ve yola koyulun.

Yollarda yönlendirici levhalar bol. Yunan harflerinin altında İngilizce yazılar da var, bu yüzden gideceğiniz yeri bulmakta zorlanmayacaksınız.

Araba kullanmak istemiyorsanız, 80 euro’ya bir taksi kiralayın, taksi sizi bir günde bütün turistik yerleri gezdirsin. Bakın bu da mantıklı bir öneri.

Zamanınız varsa, buyurun adayı ayrıntılı olarak gezelim.

sakız.genel.3
Yunanistan Kios adası-Sakız adası Khios Kasabası

 

KHİOS KASABASI

Evet: biz gezimize devam edelim. Geçmişin acı veya tatlı anılarıyla yaşamak, kimseye bir şey kazandırmaz. Evet, burada sayısız deprem olmuş. Geçmişte yaşanan depremlerden sonra, yeniden inşa edilen, beton ön cephelerin arkasındaki Khios kasabası; geçmişin ipuçlarını hala koruyor.

Şehir merkezi: epeyce hareketli. Ancak: saat 14.00 den sonra, sokaklarda kediler ve güvercinlerle baş başa kalabilirsiniz.

Malum, siesta zamanı. İlk dikkatinizi çekecek şey: kıyı şeridinde, çok fazla kafe ve bar var. Görüntü, beklide size İzmir’in kordon boyunu hatırlatacak. Bunlar: hemen her yerde görebileceğiniz, otantik özellikler taşımadığı için Yunanistan’da olduğunuz hissini vermeyen, genelde Ada sakinlerinin alışkını oldukları mekanlar.

Hatta: kafelerde oturan erkeklerin hemen hemen hepsinin ellerinde birer tespih bulunduğunu fark edeceksiniz.

Ara sokaklarda ise: tipik bir Ege şehrinde görebileceğiniz günlük hayat yaşanıyor. Yollar dar, ciddi bir gürültü kirliliği var. Yayalara her koşulda yol verilen ve araçlar birbirine yol verirken de saygıda kusur edilmeyen bir trafik düzeni var.

Dükkanlarda ise: bir turiste cazip gelecek herhangi bir özel şey satılmıyor. Günlük çarşı-Pazar alışverişini; siesta saati gelmeden tamamlamak amacıyla, oraya buraya koşuşturan insanlar var.

sakız.arkeoloji müzesi.1
Yunanistan Kios adası-Sakız adası Khios Kasabası

Ortaçağ kalesinin kalıntıları ve “Arkeoloji Müzesi” ilgi çekici yerlerden. Museiou caddesinde, rıhtımdan yaklaşık 100 metre güneyde.

Kale kalıntılarını gezebilirsiniz.

Ancak, ada, 1881 yılında çok büyük bir deprem geçirdiği için, fazla bir şey kalmamış. Kalede, ufacık bir Bizans müzesi var. Hemen girişte. Küçücük bir bina. Diğer adı: Justiniani Sarayı. Burası:  ortaçağın uzun döneminde, adayı elinde bulunduran Justiniani’nin Genoan Ailesinin evidir.

Toplam 5 m. Kare civarında, altlı-üstlü iki odada sergilenen birkaç fresk ve ikona var. Şimdilerde, küçük bir ortaçağ müzesi olarak hizmet veriyor. Kale içinde görebileceğiniz diğer yerler: Türk mahallesi ve mezarlık. Hoş, buralardan da geriye bir şey kalmamış. Ama evler çok bakımlı olmasa da duruyorlar. Cumbalarından ayırt etmek mümkün.

sakız.bizans müzesi.1
Yunanistan Kios adası-Sakız adası Bizans Müzesi

Bizans Müzesi.

Adanın ana meydanında olup adı Vounki’dir. Bir caminin, müze haline dönüştürülmüş hali, bence pek hoş bir uygulama olmamış gibi.

Neyse, devam edelim. Odos Korai caddesinde: 2000 yıl öncesinden kalma kostüm ve halk sanatı koleksiyonuyla, mükemmel “Argenti Müzesi ve Koral Kütüphanesi” de ilgi çekiyor. Koraes caddesinde, şehir merkezinde, Katedralin yanında, Aplotaria caddesi yakınında, aynı binada konumlandırılmıştır. Aplotaria caddesi adanın yüksek semt pazarıdır.

Koraes Kütüphanesi, Yunanistan’daki en eski ve en büyük kütüphanelerden biri olup, şüphesiz görülmeye en değer abidevi bir yerdir. Adamantios Koraes’in bazı kitaplarını görebilirsiniz. Bunlardan bazıları, Fransız İmparatoru Napolyon tarafından kendisine hediye edilmiştir.

Bu arada: olurda hani, denize girmeyi düşünürseniz: Aya Fotini Plajını önerebilirim. Ada merkezinden kalkan Belediye Otobüsleriyle, 1.15 avroluk bir bilet karşılığında, buraya ulaşabilirsiniz.

Yol üzerinde giderken, evlerin duvarlarının çok yüksek olduğu dikkatinizi çeker ve sebebini düşünürseniz: bahçe içlerindeki sakız ağaçlarına karşı yapılan hırsızlık nedeniyle, bahçe duvarlarının yüksek yapıldığını bilmelisiniz.

Evet:

Aya Fotini Plajına geliyorsunuz. Küçük, sessiz ve sakin bir kasaba bölgesi. Her yerde yazlıkçılar, denize girmeye gidenler ve denizden dönenler göreceksiniz. Hava eğer açık ve güneşli ise, Çeşme’yi görebilirsiniz. Bu durum size inanılmaz gibi gelecek. Çünkü, bu yakın mesafede, iki ayrı dünya, iki farklı ülke.

Bu arada: Sakız adasının hiçbir yerinde kum plaj yok. Taş plaj ve zemini taşlardan meydana gelen deniz, oldukça kötü. Plajın etrafında: dışı beyaz, pencere, kapı ve doğramaları ege mavisi olan evler var. Özellikle, kartpostallarda görmeye alışkın olduğunuz manzara, karşınızda.

Plaja inin. Sıcaktan yanan taşlar üzerinden, karşı kıyıyı düşünebilirsiniz. Çünkü hemen karşınızda; Çeşme ve muhtemelen Altınkum. Aslına bakarsanız, Sakız adasında çok meşhur olan bir söylenti var: “Tanrı en güzel kum plajları Çeşme’ye bağışlarken; adanın dört bir yanına çakıl dolu sahiller vermiş.” Evet, bir bakıma söylenti doğru, çünkü gözünüz çakıldan başka bir şey göremiyecek.

sakız.kambos.bahçeler.1
Yunanistan Kios adası-Sakız adası Kambos Bölgesi

KAMBOS BÖLGESİ

Adanın güneyinde, 14’ncü yüzyıldan kalma ve Ceneviz ailelerinin de bulunduğu aristokrat kesimin yerleşme yeri. Khios’un kırsal kesiminde de, görülmeye değer güzellikler var. Sakız bahçelerine ulaşmak için: Khios kasabasından güneye doğru gitmeniz gerek.

sakız.kambos bölgesi.1
Yunanistan Kios adası-Sakız adası Kambos Bölgesi

Burada damla sakızına: mastic diyorlar. Sakız ağacı: bodur ve dikenimsi minicik yaprakları olan ve 4-5 metre boylarında bir ağaç. Çok güzel koku da salıyor. Dekoratif görünümlü ve hoş kokusu nedeniyle, bahçe düzenlemesinde de kullanılan bir bitki.

Sürekli yeşil olması ve toprağı örtmesi nedeniyle, toprak erozyonunu da önlüyor. Kökleri: 20-25 metre derinliklere kadar gidiyor. Bu nedenle: kuraklığı dayanıklı, incir ve zeytinden daha iyi. Arazi yangını gibi kötü koşullarda, kısa sürede kendini yeniliyor.

Kıyı bölgelerinde tuza dayanaklı. Yavaş gelişir ve 100 yıldan fazla yaşar. 5 yaşından itibaren sakız salgılamaya başlar. 15 yaşından itibaren, bitki başına 1-2 kilo sakız verir. Bir kilo sakızın fiyatı, kalitesine göre; 60-100 dolar arasındadır.

Burada, kendi ellerinizle ağaçlarından sakız toplayabilirsiniz. Buna izin veriyorlar, onların yani topladıklarınızın ücreti yok, tanıtıma hizmet. Ağzınıza attığınızda, bunların aynen sakız olduğunu göreceksiniz.

Evet, buranın en büyük özelliği olan sakız bitkisi hakkında, ayrıntılı bilgi verdikten sonra, gezimize devam ediyoruz.

Yol üzerinde: Kambos’un çevresinde yer alan güzel İtalyan malikanelerini görebilirsiniz. Bunların çoğu, hala özel mülk olarak kullanılıyor.

Toplu olarak “mastihohoria” olarak bilinen 20 sakız köyü:

14 ve 15’nci yüzyıllarda, Cenevizliler tarafından kurulmuş. Labirent gibi, dolambaçlı dar geçitleri, işgalcileri şaşırtmak için, özellikle inşa edilmiş. Hatta, bazen günümüz gezginlerinin kafasını da karıştırıyor.

Köylerin çoğu, kurulduğu günden bu yana, hemen hemen hiç değişmemiş. Yalnızca, çatılarında gereğinden fazla televizyon anteni göreceksiniz.

Pencerelerden sarkan domatesleri ve kapı önlerinde, günün olaylarını tartışan yaşlılarıyla, Yunan köy hayatının yaşıyorlar.

sakız.pyrgi.1
Yunanistan Kios adası-Sakız adası Kambos Bölgesi

Evet daha sonra: dış duvar süslemeleri ile meşhur: Pyrgi köyüne gideceksiniz. Burada: evlerin dış duvarlarında, siyah ve beyaz oyma geometrik desenli duvarlar var.

Uzaktan bakınca, çiniyle kaplı gibi duruyor. Evleri boyama tarzına verilen isim olan “xysta” gerçekten büyüleyici.  

Bu güzellikler nedeniyle, bu köy, adada en çok ziyaret edilen yerlerin başında geliyor. Burada: bir de antik kilise var. Ayioi Apostoli kilisesi.

Bizans yapısı ve iç duvarlarındaki freskler hala tüm canlılığını koruyor. Bu köye kadar gelmişseniz, mutlaka damla sakızı alın.

sakız.olpympi köyü.1
Yunanistan Kios adası-Sakız adası Kambos Bölgesi

Daha sonra:

12’nci yüzyıldan kalma ve yine adını Cenevizlilerden alan Xista diye adlandırılan dekoratif kasaba sırada. Burada: günümüzde tamamen orijinal tüm yapısını koruyan Olimpi Köyü de var.

sakız.mesta.1
Yunanistan Kios adası-Sakız adası Kambos Bölgesi

Son durak:

ünlü labirent şehir olarak da tanınan: Mesta. Labirent gibi tünel sokaklarında dolaşmanın keyfi bir başka. Şehrin merkezinde mola verebilir ve güzel bir öğle yemeği yiyebilirsiniz.

Örneğin: Despina restoranda. Buranın yemekleri gerçekten lezzetli, çalışanlar ise sıcakkanlı ve esprili. Hatta, size özel sumo bile ikram edebilirler.

Bu köyler: korsanların korkusuyla kale gibi inşa edilmiş olup ortaçağ mimarisini, çağlar boyunca taşımışlardır.

Ziyaretinizde, bu köylerde, kendinizi aynen o zamanlardaki gibi hissedeceksiniz.

Evet, geziye devam, kıyıya doğru ilerleyin ve siyah çakıl taşlı “Emborio” sahilinde serinlemek için güzel bir mola verin.

sakız.anavatos köyü.1
Yunanistan Kios adası- Sakız adası

Ada turuna başlamanın başka bir alternatifi. Turun ilk durağı Avgonima köyü olabilir.

AVGONİMA KÖYÜ

Tipik bir ada köyü. Yaz aylarında ısının odalara girmesini engelleyen özel mimari tarzı ile inşa edilmiş köy evleriyle dolu. Pencereleri küçük ve sevgi dolu.

Köyün merkezinde: küçük bir meydan ve burada hoş restoranlar var. Bu mistik köyde yemek yemenin tadı bir başka oluyor. Mutlaka deneyin. Özellikle: Yunanca “Arni” ismiyle anılan kuzu çevirme muhteşem bir tat.

Avgonima’dan hemen sonra, yolunuz üzerinde, Anavatos köyü var. Dik bir yamaca kurulan köye, otobüs veya araç ile tırmanırken ve köyden yine aynı vasıta ile inerken, biraz ürkmemek elde değil.

ANAVATOS KÖYÜ

Burası dağ ile bütünleşmiş bir köy. Köyün üst bölümlerinde yerleşim yok. İnsanlar: daha çok aşağı bölümlerde yaşıyorlar. Köyün, bir de küçük kilisesi var.

Suyu da çok güzel. Hüzünlü bir öyküsü var. Khios kasabasının batısı: burada, 1822 yılında yapıldığı iddia edilen Osmanlı katliamına uğramış.

Hemen yakında: Keryes ve Aygonima köyleri arasında, adanın tam ortasında, 1049 yılında kurulan  “Nea Moni Manastırı” var. Tüm Ege adaları içinde, ortaçağ manastır mimarisinin en ünlü örneği. Ege’de, Bizans dönemine ait en güzel dini mekanlardan biridir.

11’nci yüzyıldan günümüze uzanıyor. Manastır verimli bir vadi üzerinde yerleşmiş, çınar ve çam ağaçlarıyla çevrilmiş. Küçük bir şapeldeki, Hz.İsa’nın hayatından sahnelerin betimlendiği mozaikler görülmeye değer.

Tabii bu manastırın turistik yönlerinin yanında, şimdi sıra kindarlık yönlerini söylemekte. Kilisenin yanındaki şapelde: Osmanlının, 1822 yılı isyanın bastırmak için öldürdüklerinin bir kısmına (ki çoğu rahip, kadın ve çocuklar) ait kafatası ve kemiklerin sergilendiği bir dolap var.

Türk olarak mekanda bulunup, bu kemiklerle yüzleşmek elbette üzücü, utandırıcı ve ağır bir tecrübe diye düşünebilirsiniz. Ama, unutmayın; bu insanlar isyani çıkardıklarında, bölgede bulunan binlerce Müslüman ada halkı ve Osmanlı askerini öldürmüşler.

Düşünün kü o zavallı insanların mezarı bile belli değil.

Neyse, bu konunun daha fazla üzerinde durmak istemiyorum. Umarım, Yunanlı komşularımız da durmazlar ve bu dolabı, gelip geçene sergilemekten öte, başka ve görülmeyecek bir bölüme kaldırırlar. Bu manastırda; halen iki yaşlı rahibe bulunuyor.

Manastırın bahçesinde, büyük bir kafes var. Bu kafesin içinde, azizlerce beslenen iki adet de tavus kuşu bulunuyor. O renklerin güzelliğine şaşacaksınız.

sakız.genel.deniz.2
Yunanistan Kios adası- Sakız adası Volissas  kasabası

VOLİSSOS KASABASI

Adada; güneşlenmek için sakin kumsallar isterseniz: kıyı kasabası olan “Volissos” un çevresinde bu tür yerler bulabilirsiniz.

Yunan adalarının genel özellikleri,