İtalya Venedik Adalar

san michele adası.1
İtalya Venedik Adalar san michele adası

Venedik’in ilgi çeken gezilerinden biri de vaporetto ile lagünde gezintiye çıkmaktır.

El değmemiş, küçük adacıkların çoğunda yerleşim yok ve toplu taşıma araçlarıyla ulaşım sağlanmıyor.

Ama Torcello’nun güzelliğini ve Burano’nun canlı renklerini görmenizi öneririm.

Aşağıda: yarım veya tam gününüzü ayırınca yapabileceğiniz ada gezintileriyle ilgili bazı bilgiler vereceğim.

San Giorgio Maggiore

İtalya Venedik Adalar; Şehrin en yakın adasıdır. Dükler Sarayından yüzerek gidilebilecek kadar yakındır. Lagünün, ticaret eli değmemiş tek büyük adasıdır.

Palladio’nun üslubunda görkemli bir kilise/manastıra ev sahipliği yapan ada; güzel bir Venedik manzarası sunar. Adaya ulaşmak için: 82 Numaralı vaporetto ile yapacağınız yolculuk, 5 dakika sürüyor.

Palladio’nun kilisesi

1610 yılında tamamlanmış ve ortaya mükemmel orantılarla planlanmış, güzel bir uyuma sahip bir başyapıt çıkmıştır. Koro mahallinin her iki yanını: Tintoretto’nun “Son Yemek” ve “Kutsal Yemeğin Toplanması” ( her iki eserde: 1592 yılında yapılmıştır) adlı yapıtları süsler. Yüksek atlara, “Girolamo Campagna”nın İncil yazarlarının dünyayı taşımalarını betimlediği, geniş bronz gurup hakimdir. Arka bölümde: aynı dönemden kalma, muhteşem, oyma koro koltukları bulunmaktadır.

200 yıllık çan kulesinin manzarasının yanında, kilisenin kendisi ikinci planda kalır. Asansörle: kulenin tepesine çıkarak, hem Venedik’in panaromasını hem de aşağıya bakarak manastırın çim kaplı arkadlı avrusunu görebilirsiniz. Ancak, manastırın içi, resmi olarak ziyarete kapalıdır.

San Michele

İtalya Venedik Adalar; “Ölüler Adası” olarak da bilinen San Michele: Venedik’in meşhur mezarlık adasıdır ve Fondamente Nuove’den 400 metre ileridedir.

41 ve 42 numaralı vaporettolar, yolcularını; San Michele in İsole kilisesinin hemen önünde indirir. Rönesans tarzındaki güzel kilise, parlak beyaz renkli İstria taşıyla örülmüştür. Hoş bir kilise.

Venedik’in hiçbir yerinde: San Michele Adasındaki kadar yer sıkıntısı yaşanmamaktadır. Ölülerin, şehir yerine San Michele adasına gömülmesine, ilk olarak Napolyon karar vermiş. Mezarların bu adada kalmasına da sadece on yıl izin veriliyormuş.

Mezar sahibi, ölmeden önce naşının bir süre daha burada tutulması konusunda bir şey yapmamışsa ( buna çok az Venediklinin parası yeter): vakti geldiğinde yeni gelenlere yer açmak üzere, mezarlar açılıp, kemikler yakılmaya gönderiliyormuş.

marano.köprü.
İtalya Venedik Adalar Murano

Murano

İtalya Venedik Adalar; : San Michel’den sonra: Murano’da durur. Burada: dünyanın en kaliteli camları yapılıyor. Rengareng cam eşyaları beğenmemek mümkün değil.

murano.cam atölyesi.1
İtalya Venedik Adalar Cam Üretimi

Cam üfleme ustalarının topluca bulunduğu ada; turistlerin ilgi odağı. Cam fabrikaları ve oteller: adada ücretsiz ulaşım sağlıyorlar. Ama adaya çıktığınızda sıkı pazarlama taktiklerine maruz kalmamak için, vaporettoyu tercih etmenizi ve fabrikalara yapacağınız gezintiyi bağımsız planlamanızı öneririm.

Çünkü: cam fabrikaları ve otellerin düzenlediği ücretsiz gezilere katılırsanız, tamamen onlara tabi oluyorsunuz.

Evet, kendi başınıza gezinirseniz, Murano’da yönünüzü tayin etmek; hiç zor değildir. Adaya çıktığınız Colona vaporetto iskelesinden Murano’nun kendi Büyük Kanal’ına doğru yürüyün. Bu kanalın iki yakasına sıralanmış Rönesans evleri var.

Cam üretimi

Venedik’te 10’ncu yüzyıla kadar uzanır. Açık ocakların yangın tehlikesi doğurması nedeniyle, 1292 yılında fabrikaların Murano’ya taşınmasına karar verilmiştir. Burada çalışan cam ustaları, asırlar boyu, meslek sırlarını saklı tutmayı başarmışlardır. Örneğin: ayna yapımı uzun yıllar boyunca, yalnızca Venedik’le sınırlı kalmıştır.

murano.cam vazo.1
İtalya Venedik Adalar Cam Eserler

Ada, zamanla gelişmiş ve 16’ncı yüzyılın başlarında nüfusu 30.000’i bulmuştur. Cam ustaları, ayrıcalıklı kabul edilir ve birtakım imtiyazlar tanınırdı. Murano kristalleri, devlet sarayları ile diplomatların ve aristokratların villalarını süslerdi.

Diğer ülkelerin, Murano’nun sırlarını öğrenmeye başlamasıyla, adanın önemi azalmaya başladı.

19’ncu yüzyılda: büyük yazlık evlere gelen nüfusun çoğunluğu adayı terk etti. Gene de, 19’ncu yüzyılın cam endüstrisi canlılık kazandı ve eski standartlarla karşılaştırılamayacak olsa da, günümüze kadar devam etti.

Günümüzde: kalite düşmüş, fiyatlar yükselmiştir. Mevcut birkaç çağdaş cam atölyesinde, hala yaratıcı tasarımlara rastlanılır. Yine de: camdan yapılmış, birbirinden muhteşem vazolar, şişeler, kaseler, bardaklar ve lambalar vitrinleri süslüyor. El yapımı bu eserler: müthiş pahalı

murano.cam anıtı.1
İtalya Venedik Adalar Cam

Venedik’te üretilen canların tarihini merak ediyorsanız:

17’nci yüzyıldan kalma bir piskoposluk palazzosundaki “Museo del Vetro” yu (Cam Müzesi) veya Fondamente Manin’deki “Museo Vetrario Moderno (Modern ve Çağdaş Cam Müzesi)’yu ziyaret edebilirsiniz. Bu müzeler: geçmiş ve modern zamanların süslemeli, işlenmiş cam eşyalarından oluşan, eşsiz koleksiyona ev sahipliği yapıyor.

Yakında:

Campo San Donato’da; muhtemelen Venedik’in en eski kilisesi olan “Santi Maria e Donato” kilisesi var. Bu kilisenin temelleri Bassilica di San Marco’dan da önce, 7’nci yüzyıl civarında atılmış. Kilise: muhteşem bir atmosfere sahiptir.

Rengarenk mozaiklerle döşeli zemin ve yüksek altarın üzerindeki altın mazoikler ile bezenmiş olan Madonna, titizlikle restore edilmiştir. Altarın arkasında sergilenen dev kemiklerin, Aziz Donato’nun öldürdüğü ejderhaya ait olduğu söyleniyor.

Aziz George’dan farklı olarak Donato, geleneksel kargı ve kılıcı kullanmak yerine canavarı sadece tükürerek öldürmüştür.

burano.evler
İtalya Venedik Adalar Burano

Burano

İtalya Venedik Adalar;  Nunove’den saatte bir kalkan 12 numaralı vaporetto ile Faro deniz fenerine de uğrayarak “Burano”ya ulaşabilirsiniz. Burano ve komşu ada Torcello’ya yapacağınız yolculuk, yaklaşık 45 dakika sürüyor.

Burano, kanalları ve benzersiz mimarisiyle, birçok açıdan Venedik’in minyatürü sayılabilir. Mavi, kırmızı, yeşil, kızıl kahve ve sarı gibi gökkuşağı renklerine boyalı küçük evlerin yansımaları, kanalların üzerine düşüyor. Yani: bu rengareng evlerin görüntüsü muhteşem güzel.

Burano: harita gerektirmeyecek kadar küçük ve şirin bir adadır. San Martino’nun çan kulesini kendinize referans alırsanız, kaybolmasınız.

Bir zamanlar, bu adada dünyanın en güzel dantelleri üretilirmiş. Adaya özgü ünlü “punto in aria” işi, Avrupa’da en çok satılan modelmiş. Günümüzde: yerel mağazalarda satılan dantellerin büyük bir bölümü: Asya’dan ithal ediliyor ve gerçek Burano danteli, artık yalnızca Piazza Galuppi’deki “Scuola dei Merletti”de (Dantel Okulu) çalışan kadınlar tarafından üretiliyormuş.

Okul: dantel işlerinin sayısının yalnızca tek kişiye düşmesiyle, adanın kadınlarına eğitim vermek üzere, 1872 yılında açılmıştır. Yine de: bu şirin balıkçı köy adasında: dantel ören kadınların, sokaklara bakan evlerinin önünde oturarak, bugün bile çalıştıklarını göreceksiniz.

Meydandan ayrılmadan, gittikçe yana yatan çan kulesini görmek için, 16’ncı yüzyıldan kalma “San Martino” kilisesini ziyaret edin. Kilise, adadaki tek sanat eseri, Tiepolo’nun “Çarmıha Gerilişi”ne ev sahipliği yapıyor.

San Francesco del Deserto

Burano adasından sakin “San Francesco del Deserto” adasına gidip gelebilirsiniz. Yolculuk, yaklaşık 20 dakika sürer ve Burano’nun ama meydanındaki tekne sahiplerinden biriyle anlaşabilirsiniz. Zamanınız varsa, düşünebilirsiniz.

Ada: Aziz Francesco’nun 1220 yılında gökyüzünden buraya indiğine inanıldığı için, Fransisken keşişleri için önemli bir yer olmuştur. Her keşiş; çıraklık döneminde verilen eğitimin bir bölümü olarak adada bir yıl geçirir. 14’ncü yüzyıldan kalma bir arkadlı avlusu ve bahçesi bulunan manastır, sabahları ve öğleden sonraları açık oluyor.

torcello.1
İtalya Venedik Adalar Torcello

Torcello

İtalya Venedik Adalar;  doğru uzun bir tekne yolculuğu yapmak gerekiyor. Günümüzde ıssız görünen ada, ortaçağın başlangıcında, 20.000 olduğu tahmin edilen nüfusu ile lagünün en önemli yeriydi.

Kanalların, alivyonla dolması, sıtma salgınının baş göstermesi ve Venedik’in güçlenmesi nedeniyle, 9’ncu yüzyılda halk adayı terk etmiştir. Bugün, adada yalnızca 50 kişi yaşıyormuş. Bu ada köyünde: bir zamanlar piskopos ikamet ediyormuş.

Veporetto iskelesinden katedrale doğru yürüyün. Görecekleriniz arasında Venedik’i anımsatan tek şey kanal olacaktır. Torcello’da binaların yerini hafif bir meltem esintisi altındaki ağaçlar, tarlalar ve yabani otlar almıştır.

Yazar George Sand: 1830 yılında gerçekleştirdiği gezintinin pastoral havasını şu betimlemelerle yakalamıştır. “Torcello, ıslah edilmiş bir çöl bölgesi. Su kenarındaki söğüt koruları ve amber çiçeği çalıları arasında yelkovan ve çamurcun kuşlarının sessizce süzüldüğü tuzlu su akıntısı geçmekte”

Issız patika, kenarlarında korkuluk olmayan ilkel “Ponte del Diavolo” köprüsüne doğru ilerler. Köprüyü geçtikten sonra sizi, şirin ve sakin restoranlar ile seyyar dantel satıcıları karşılayacaktır. Patika, Torcello’nun “Santa Maria dell’Assunta” katedralinin önündeki avluda bitiyor.

Katedralin yan tarafında Santa Fosca kilisesi ve Museo dell’Estuario (Haliç Müzesi) var.

Santa Maria dell’Assunta katedralinin büyük bir bölümü: 1008 yılında inşa edilmiştir. Sakin ve yüksek bir iç mekana sahip yapı, İtalya-Bizans tarzındadır. Yüksek altar, 7’nci yüzyıldan kalmadır. Burada: Altino piskoposu Aziz Heliodoros’un altın maskla kaplı naaşını görebilirsiniz.

Yan taraftaki, Roma lahti, azizin mezarıdır. Kilisenin mozaikleri ilginçtir. Apsisi süsleyen eserlerin mavi ve altın renkli taşları, kilisenin kendisi kadar eskidir. Karşı duvarın tamamı, restore edilmiş olan “Son Yargı” ile kaplıdır. Uzmanlar: bu mozaiklerin, Ravenna’dan sonra İtalya’nın en güzel mozaikleri olduğunu iddia ederler.

torcello.2
İtalya Venedik Adalar Torcello

11 ve 12’nci yüzyılda inşa edilen “Santa Fosca”: Venedik kiliselerinin ihtişamından uzaktır. Bu kilisede: 11’nci yüzyılda işlenmiş güzel mozaikler görebilirsiniz. Museo dell’Estuario, yerel kiliselere ait mimari detayların sergilendiği bir koleksiyona sahiptir.

Müzenin bahçesinde:” Attilla’nın Tahtı” olarak da bilinen taş sandalye dikkat çeker. Eski zamanlara ait bir hakim sandalyesi olması da muhtemeldir.

lido.başa.1
İtalya Venedik Adalar Lido

Lido

Venedik ile Adriyatik Denizi arasında sıkışmış, ne Venedik’e ne de anakaraya ait olan uzun kara şeridi Lido, dalgalara karşı Venedik’i korumaktadır.

Özünde: ne tamamen geleneksel tatil beldesi ne de bir banliyödür. Venedik’in tarihi atmosferinden sonra, büyük villalar, arabalar, dev mağazalar çok şaşırtıcı gelebilir.

Lido’nun bu gerçek dışı görüntüsü, aynı Venedik’te olduğu gibi, film seti gibi görünmesini sağlar. Bu silik hayalde: Neo-Gotik yapılar ile Art Nouveau villalar ve Mağribi taklidi kale arasında rekabet süregelmektedir.

lido.2
İtalya Venedik Adalar Lido

Lido, her ne kadar tarihi zenginlikleriyle rekabet edemese de, turistlerin kalmayı tercih ettiği bir yerleşim yeridir.

Günübirlikçiler, her ne kadar yaz kumarhanelerinden, açıkgöz otellerden ve ünlü şairler Byron ile Shalley’in at üstünde yarıştıkları plajlardan kaçamasa da Lido, görmek isteyen kişilere Belle Epoque mimariden, Malamocco’ya uzanan kıyı seti üzerinde keyifli bisiklet turlarına kadar çeşitli keyifler sunar.

İtalya’da kumar oynatılmasına izin verilen birkaç yerden birisi olan Casino, modern çizgilerde hizmet veriyor. Ayrıca: Ağustos ve Eylül aylarında, uluslar arası Film Festivali burada yapılıyor.

lido.filim
İtalya Venedik Adalar Lido

San Marco’dan kalkan feribotlar: ziyaretçileri trafiğe takılmadan, alışveriş bölgesinin yakınına kadar götürür.

Dalgakıranların yakınında, 16’ncı yüzyıldan kalan Santa Maria Elisabetta kilisesi var.

Arkasındaki ana cadde, lagün kıyısından Adriyatik Denizine kadar, adayı boydan boya kesen Gran Viale Santa Maria Elisabetta’dır. Viale’nin sonunda sahil gezinti yolu Lungomare uzanır ve yaz akşamlarının passeggiatasının (gezinti) odak noktasıdır.

İleri de, rengarenk soyunma kabinleriyle bezenmiş Adriyatik kumsalları bulunur. Bu kumsalların toplam uzunluğu 20 km. kadar.

Lido, aralarında Thomas Mann’ın Venedik’te Ölüm romanına ilham kaynağı olan Hotel des Bains’in de bulunduğu, şehrin en güzel otellerine ev sahipliği yapmaktadır. Bir de, bu adada: eski Musevi Mezarlığı var ve bu din mensuplarınca bu mezarlık ziyaret ediliyor.

Venedik şehrinin genel özellikleriyle ilgili yazım.

Venedik şehrinin gezi planı ilgili yazım.

İtalya Venedik San Polo ve Santa Croce

a.rialto genel.1
İtalya Venedik San Polo ve Santa Croce

 

İtalya Venedik San Polo ve Santa Croce; 

Birbirine bitişik: San Polo ve Santa Croce bölgeleri, Büyük Kanal’ın sol yakasının kuzey yarısındadır.

Sanatsal hazine değerindeki “Frai Kilisesi” ile “Scuola Grande di San Rocco” ve şehrin en renkli mekanlarından “Rialto pazarları” da görülecek yerler arasındadır.

Rialto

Venedik’in en eski mahallesidir. Venedik-Bizans tarzı sarayların en çok bulunduğu bölgedir. Kuruluşundan bu yana; Cumhuriyetin güç merkezi ve Doğu ile Batı’nın kavşak noktası olmuştur. Şehrin ticaret merkezi ve tüccarların buluşma yeriydi.

Rialto: Venedik’in mutfağı, ofisi ve oturma odası” olarak anılır. Cumhuriyetin zirvede olduğu zamanlarda Avrupa’nın en önemli finans merkeziydi. (Shakespeare’in Venedik Tacirinde, Shylock’un Bassanio’ya “Rialto’dan haberler nasıl?” diye sorması bu yüzdendir.)

a.rialto köprüsü.en güzel
İtalya Venedik San Polo ve Santa Croce Ponte di Rialto


Ponte di Rialto

Ponte di Rialto (Rialto Köprüsü): şehri iki yakaya ayırır. San Marco’nun bulunduğu “Rialto di qua (bu yaka) ve Rialto di la (o yaka).

Büyük kanal üzerindeki, zarif eğimli mermer kemerleriyle yayılan köprüde, dizi dizi sıralanmış ayakkabı, ipek eşarp ve mücevher dükkanları var. Romancı Henry James: “İtalian Hour” adlı romanında Venedik karakterine has, bu küçük dükkanlar ve tezgahlardan keyifle bahsetmiştir.

Köprü: önceleri dubalar üzerinde basit bir köprüyken, daha sonra geliştirilen altından yüksek gemilerin geçebileceği açılır-kapanır ahşap bir köprü halini almış.

Mevcut köprü: çöken eski köprünün yerine, 1588-1591 yılları arasında “Antonio da Ponte” tarafından yapılmış. Köprü projesini, katılımcılar arasında Michelangelo ve Palladio gibi sanatçılar olmasına rağmen, Antonio da Ponte’nin tasarımı kazanmış.

Sonuçta: içinde dükkanlar bulunan kapalı kemerleriyle sağlam, parlak, dubalı bir köprü ortaya çıkmış. Köprüden bakan biri; Büyük Kanal’ın bir dirsek gibi kıvrıldığı La Volta del Canal’daki büyüleyici saraylara ve antrepolara hayran kalır.

a.rialto pazarları.1
İtalya Venedik San Polo ve Santa Croce Rialto Pazarları


Rialto Pazarları

Rialto bölgesini görülmeye değer kılan diğer önemli özelliği: San Marco’nun anıtsal Venedik’ini canlandıran “pazar”larıdır. Turistik malları bir kenara bırakırsanız, angora kazaklar ve deri ayakkabılar ile hamur işi, peynir ve salam çeşitlerinin bulunduğu tezgahlar çok çeşitli.

Ruga Vecchia di San Giovanni: harika yiyecek dükkanları ile ilgi çekicidir ve Venedik’in geleneksel şarap barları “bacarolar”a yakındır.

Erberia

Büyük Kanal’a nazır bir meyve-sebze pazarıdır. Casanova: burayı “masum zevkler” yeri olarak tarif eder, ama günümüz gurmeleri burada bolca bulunan şifalı otlardan, kuşkonmazdan, radicchioya (İtalyan hindibası) ve küçük enginarlara kadar, pek çok sebze ve meyve arasında duygusal zevklere kapılırlar.

Pazaryeri

Kıyıdaki balık pazarı “Pescheria”ya kadar uzanır. Burası: Carpaccio’nun gerçekçi resimlerinden esinlenerek tasarlanan arkadlı Neo-Gotik bir yapıdır. Kemerlerin altında, balıkçıların yakaladığı balıkları buzlar üstünde sergilenir.

Bu iştah açıcı görüntü, yerel bir bacaroda öğle yemeğine bir davettir. Bitişikte bir zamanlar mezbaha olarak kullanılan ve şimdilerde canlı bir bar olan Campo delle Beccarie var.


Campo San Polo


Piazza San Marco’dan sonra, şehrin en büyük camposu (meydan) olan meydanda görülecek yerler: kilise ve kilisenin karşısındaki 14’ncü yüzyılın ortalarından kalma, gül rengi “Palazzo Soranzo”dur.

Casanova: genç bir kemancı olarak bu eve gelmiş, bir oğul ve aile servetinin mirasçısı olarak kabul görmüştür. Casanova; böylece Venedik sosyetesine girerek Avrupa aristokrasisini baştan çıkarmış ve öfkeleri de üzerine çekmiştir.

San Polo Kilisesinin

15’nci yüzyıla ait orijinal yapısından günümüze kalabilen birkaç öğesinden biri olan ana giriş kapısı görülmeye değerdir. Kiliseye girişler yan kapıdandır. İç mekanda: Tintoretto’nun “Son Yemek” tablosunu göreceksiniz. Kilisenin yan tarafındaki 1362 tarihli çan kulesi, biri pençeleri arasında bir insan başıyla, ötekiyse bir yılanla oynayan iki aslan figürüyle dikkat çekiyor.

frai kilisesi.1
İtalya Venedik San Polo ve Santa Croce Frari


Frari

Santa Maria Gloriosa dei Frari (kardeşler anlamına gelen Firati sözcüğünün değiştirilmiş hali olan Frari kelimesiyle anılır): Venedik’in San Marco’dan sonraki ikinci kilisesidir. Ressam Tiziano’nun mezarına ev sahipliği yapar.

Bu toprak parçası: 1236 yılında Frasisken mezhebine bağlı din kardeşlerine verilmiş ve bu kilise 1340-1469 yılları arasında geniş bir alan üzerinde inşa edilmiştir.

Frari’ye girişte cüzi miktarda ücret alınıyor. Biletin arkasında ise, kilisede görülecek eserlerin yerini gösteren bir kroki bulunuyor. Krokiyi takip ederek kiliseye girdikten sonra, gezinize saat yönünde devam edin.

Frari’nin sahip olduğu en değerli eser: yüksek altarın üzerinde bulunan Gotik apsisi süsleyen ve Tiziano’nun ilk başyapıtlarından biri olan “Meryem’in Göğe Çıkışı”dır.

1518 yılında yapılmıştır. Bu eser: Tiziano’nün ünlenmesinde büyük rol oynamıştır. Sağ tarafında, Donatello’nun çok beğenilen heykeli “Vaftizci Yahya” var. Çalışmanın solan renkleri: 19’ncu yüzyılda restore edilmiş.

Bu ahşap çalışma: Floransalı sanatçının Venedik’te kalmış başlıca eseridir. Ayrıca: kilisenin sakristisinde: Giovanni Bellini’nin triptik (üç kanatlı resim) şahaseri “Madonna ve Azizler “ var. 1488 yılında yapılmıştır. Bu: sanatçının karısını temsil ettiği söylenen bir eser.

Koro koltuklarının, girift oyma ve kakmaları dikkat çekicidir. Koro mahalli, Venedik kiliselerinde orijinal yerinde duran az sayıdaki koro mahallerinden biridir.

Büyük nefin iki yanında duran, Tiziano’nun ve 19’ncu yüzyıl heykeltıraşlarından Canova’nın anıtları; Frari’de en çok ilgi çeken eserler arasındadır. Tiziano; 1576 yılında, buraya gömülmüştür. Sanatçının anıtı ise; 19’ncu yüzyılın ortalarında yapılmıştır. Canova’nın mozolesi, ölümünden beş yıl sonra, 1827 yılında dikilmiştir. Buraya yalnızca kalbi defnedilmiştir.

Frari’de bazı düklerin mezarlarını da ziyaret edebilirsiniz. Bunların iki tanesi yüksek atlardadır. Ayrıca: Dük Giovanni Pesaro’ya ithaf edilen, şehrin en gösterişli anıtlarından birini de, burada, Canova’nın mozolesinin yanında görebilirsiniz.

a.san rocco.
İtalya Venedik San Polo ve Santa Croce Scuola Grande di San Rocco


Scuola Grande di San Rocco


Scuola Grande di San Rocco: ziyaretçiler için çok etkileyicidir. 19’ncu yüzyıl sanat tarihçilerinin önde gelenlerinden ve şehri en iyi gözlemleyenlerden biri olan John Ruskin, San Rocco’yu; İtalya’nın en değerli üç resim sergisinden biri olarak nitelendirir. Sıralamada, Accademia’nın bile üzerine koyar.

Scuola’nın hayranlarından biri olan, romancı Henry James de burayı farklı bir biçimde nefes kesici ve boğucu olarak tanımlar.

Bir zamanlar, beş büyük Venedik scuolasından biri olan San Rocco’nun dekorasyonu için, 1564 yılında, Tintoretto görevlendirilmiştir. Sanatçı, takip eden 23 yılı buradaki 65 resmi yapmakla geçirmiştir.

Tintoretto’nun yapıtları, yukarıda bulunan ana salonun hemen yanındaki, muhteşem Sala dell’Albergo’da başlar.

Ruskin’in “her türlü değerlendirme ve övgünün ötesinde” diye nitelendirdiği anıtsal “Çarmıha Geriliş”, sanatçının en önemli yapıtı olarak kabul edilir.

Loş ana salondaki yaldızlı tavan, 21 muhteşem resimle bezenmiştir. Duvarlarda 13 ayrı resim bulunur. Kutsal tavan resimlerinin incelemenin en iyi yolu: hızlı bir bakışla bütünü kavramaya çalışmak yerine, detaylara odaklanmaktadır.

Duvar resimlerinin altındaki karanlıkta, Venedik’te 17’nci yüzyılda çalışan sıra dışı heykeltıraş Francesco Pianto’nun muhteşem ahşap figürleri bulunur.

Ana salonun aksine: zemin kat salonundaki resimler daha aydınlık ve canlı görünür. Bu koridorda Meryem Ana’nın hayatından kesitler resmedilmiştir.

Özellikle de; Tintoretto’nun bir diğer başyapıtı olarak kabul edilen “Mısır’a Kaçış” adlı eser dikkat çekicidir. San Rocco’nun hemen yanındaki kilisede de; Tittoretto’nun eserleri bulunur.

 

Casa di Carlo Goldoni


Campo San Polo’ya ve Frari’ye yakın bir yerdedir. Oyun yazarı Carlo Goldoni’nin 1707 yılında doğduğu evdir. Üst sınıf evlerinin, güzel bir örneği olan yapı: 1952 yılında, bu üretken oyun yazarının anısına müzeye çevrilmiştir.

Müze küçüktür ve sergilenen teatral eserler, daha çok konunun uzmanlarının ilgisini çeker. Ancak iyi korunmuş bir Gotik palazzonun iç mekanını ve hoş avlusunu görmek için gezilmeye değer.

Venedik şehri genel özellikleri hakkındaki yazım.

Venedik şehri gezi planı hakkındaki yazım.

 

İtalya Venedik Tarihi

İtalya Venedik Tarihi

 

Lagünün sığ adaları arasında dolaşan balıkçı ve kayıkçılar: ilk Venedikliler olarak kabul edilirler. İlk büyük yerleşim: MS.568 yılında, Lombardların istilası sonucu kurulmuş.

Kıyı boylarında yaşayanlar: Lombardların saldırılarından kaçarak: Torcello ve Malamocco gibi, Lido dizilerine ve Adriyatik sahillerine yerleşmişlerdir.

Roma imparatorluğu döneminde: Adriyatik’in kuzey sahillerini kapsayan bölgeye, Venetia veya Venezia adı verilirdi.

Venedik: Kuzey İtalya’ya hakim olan Lombard krallığının ulaşamadığı ve Roma-Bizans imparatorluğunun, Konstantinapolis’e bağlı olan Ravenna merkezinin gevşek yönetimi altındaki bu küçük adacıklar kümesi üzerinde: yavaş yavaş gelişmiştir.

MS.697 yılı civarında: lagün üzerinde yaşayan topluluklar: Malamocco’da bağımsız bir askeri komutanlık kurdular. Bir “dux” (Latince: lider), yani “dük” altında birleştiler.

Dükler: lagün sakinleri tarafından seçilmelerine rağmen, emirleri Bizans İmparatorluğundan alırlardı.

Anakara; 774 yılında: Lombardların hakimiyetinden, İmparator Charlemagne komutasındaki Frankların eline geçti. Lagün topluluklarını fethetmek üzere, 810 yılında, oğlu Pepin gönderildi. Pepin: Malamocco adasını ele geçirdi.

Ama: dük ve maiyeti: Rivo Alto’ya (yükse kıyı) kaçtılar. Dükler Sarayının bulunduğu alana, bir kale inşa ettirdiler. Daha sonra, buraya: Rialto adı verildi.

CUMHURİYETİN DOĞUŞU

Yeni şehir: zaman içinde, bağımsızlığını kazandı. Kuzey İtalya nehir deltaları üzerinde ve denizde sağladığı hakimiyetle zenginleşmeye başladı.

Köle ticaretinin yanı sıra: balıkçılık, tuz ve kereste ticaretiyle zenginleşen kent; kısa sürede rakiplerini devre dışı bıraktı.

Papanın ve Bizans İmparatorunun karşı çıkmalarına rağmen, 9’ncü yüzyıldan itibaren, Venedik’liler: İslam dünyasıyla ticaret yapmaya, Konstantinapolis’ten, gösterişli eşyalar getirip yüksek karla Avrupa’ya satmaya başladılar. Venedik, bu tarihlerde, artık Bizans İmparatorluğundan kopmaya başlamıştı.

Venedikliler, 829 yılında: Müslümanların kontrolünde bulunan İskenderiye’den Aziz Marcos’un naşını çalarak kaçırdılar.

Aziz Marcos: Bizans azizi Theodoros’un yerine, şehrin hamisi olarak kabul edildi.

İMPARATORLUĞUN BÜYÜMESİ

Şehrin, yeni kurulan Arsenale’sinde (tersane): daha hızlı ve daha sağlam kadırgalar inşa edilmeye başlandı. Böylece: Venedikliler, Adriyatik’e indiler ve burada Dalmaçyalılarla savaştılar.

1000 yılında: Cumhuriyet önemli bir zafer kazandı. Bu “Venedik’in denizle evliliği” töreniyle kutlandı. Bu tören: her yıl tekrarlanmaktadır.

Aziz Marcos flaması çekilmiş olan gemiler: Ege ve Doğu Akdeniz sularında gezinerek, ticaret ve yağmacılık yapıp, ganimetlerle ülkelerini güçlendirdiler. Venedik: bir süre sonra: Serenisma (En Yüce Cumhuriyet) veya “Denizlerin Kraliçesi” adıyla anılmaya başlandı.

1095 yılında: Haçlı seferleri sonrasında: Venedik, değerli ganimetler elde etti. Avrupa ve Doğu arasında, siyasi ve coğrafi olarak ideal konuma sahip olan Venedik’te gemiler yapıldı, şövalyelere gerekli teçhizatlar sağlandı.

1204 yılında: Haçlı Orduları, 90 yaşındaki Dük Enrico Dandalo’nun liderliğinde: Konstantinapolis’i yağmaladı. Hazineler arasındaki: dört bronz at heykeli, günümüzde San Marco Bazilikasını süslemektedir.

Cumhuriyet, artık Mısır’dan Kırım’a kadar, önemli merkezleri kontrol altında tutuyordu.

13’ncü yüzyılın sonunda, Venedikliler bir çeşit soylu oligarşisine geçerek, dükün yetkilerini sınırlandırdılar. Dükler, danışmanların rızası olmadan, dış dünyayla bağlantı kuramayan, yalnızca hürmet gösterilen tutsaklar haline getirildi. Görevleri: Cumhuriyetin festivallerine başkanlık etmekti.

1310 yılından: Cumhuriyetin yıkıldığı, 1797 yılına kadar; Venedik’in tarihinde, büyük değişiklikler meydana gelmedi.

SAVAŞLAR VE ENTRİKALAR

Venedik: 14’ncü yüzyılın büyük bir kısmını: Cenova ile, Karadeniz’deki köle ve tahıl ticareti için savaşarak geçirdi. Akdeniz’den: Brugge ve Anvers’e uzanan, kaliteli baharatların ve değerli malların; Flaman giysileri, İngiliz yünü ve kalay ile değiş-tokuş edildiği güzergah için çarpıştı.

1379 yılında: Ceneviz Savaşlarının dördüncü ve sonuncusunda: Venedikliler, tarihlerinin en büyük bozgununa uğradılar. Ceneviz filoları: Macar ve Padovalı askerlerin de yardımıyla, Venedik gemilerini, kendi sularında ele geçirdi ve batırdılar.

Venedik’in güneyindeki: Chioggia Limanının ele geçirilmesiyle, Serenissima kaybedildi. Venedikliler, limanı geri almayı başardılar ve 1380 yılında: Cenevizlilerin pes etmesiyle, denizcilik konusunda çok gelişmiş bir güç, tarih sahnesinden silindi.

14’ncü yüzyıl: iç çatışmalara ve sorunlara sahne oldu. 1310 yılında: Baiamonte Tiepolo önderliğinde toplanan bir gurup muhalif aristokrat: iktidarı ele geçirmek için, dükü öldürmeyi denedi. Ama: isyan kısa sürede bastırıldı. 120.000 kişilik nüfusun neredeyse yarısı “veba” dan öldü.

1382 yılında: 20.000 Venedikli, başka bir salgın hastalıktan öldü ve bunu takip eden 300 yıl boyunca, salgın hastalıklar şehirde, eksik olmadı.

Cumhuriyet, komşu topraklara göz dikti. 15’nci yüzyılda genişleyen üretim için: gıda, kereste ve maden temin etmek gerekiyordu. Kuzey İtalya nehirlerine ve Lombard ovasına düzenlenen baskınlar: direnişle karşılaştı.

1425 yılında: Lombard Savaşları olarak bilinen karmaşık dönem başladı. Cumhuriyet, bu bölgeyi vermemek için öyle bir savunma sergiledi ki; Milano, Floransa ve Napoli; Venedik’e karşı bir koalisyon oluşturdular.

Avrupa ülkelerinin tümü; Venedik’in bütün İtalya yarımadasını ele geçirmesinden kaygı duyuyorlardı.

ALTIN ÇAĞDA YENİ TEHDİTLER

Doğudan gelebilecek tehlikelere karşı: tampon olan Bizans İmparatorluğunun yıkılması ile,  yeni rakip Osmanlılar ortaya çıktı. İlk başlarda, genç Fatih Sultan Mehmet, ciddiye alınmadı.

Konstantinapolis’i korumak üzere Venedikliler tarafından gönderilen kuvvet yetersiz kaldı. Sonuçta: Osmanlılar, 1453 yılında, şehri ele geçirdiler.

Venedik’in hakimiyetindeki ticaret yollarına sık sık saldırılar düzenlediler. 1470 yılında: Kuzey Ege’de Eğriboz’da: önemli bir deniz savaşını kazandılar.

Venedik; Akdeniz’in en büyük deniz gücü olmayı sürdürmesine rağmen, bu yenilgiler, gerileme döneminin başlangıcı oldu.

Lagün dışından elde edilen kazançların azalmasıyla, Venedik başka alanlarda gelişme göstermeye başladı. Batı dünyasında: Palazzo Ducale’den (Dükler Sarayı) daha gösterişli bir yapı ve San Marco kadar kıymetli hazinelere sahip bir başka kilise yoktu.

Bu dönemde: Bellini, Giorgione, Carpaccio, Tintoretto, Veronese ve Tiziano gibi sanatçılar yetişti. Andrea Palladio’nun devrimci fikirleri, gelişen mimarinin oluşumuna damgasını vurmuştu.

Bu dönemde, Venedik, Avrupa’nın en kompleks ekonomisine ve en zengin kültürüne sahipti.

Venedik için tehlike oluşturan unsurlar, zamanlar artmaya başladı. 1498 yılında: Portekizli Vasco da Gama’nın, Ümit Burnu’ndan Hindistan’a yaptığı efsanevi yolculuğun ardından, yeni ticaret yolları bulundu.

Venedik’in baharat ticaretindeki hakimiyeti sona erdi. Büyük keşiflerin yapıldığı bu dönemde: Kristof Kolomb’un Atlantik’in öte yakasında, yeni bir kara parçası keşfetmesi de; Venedik Cumhuriyetini etkiledi.

Avrupa’daki güç ekseni, yavaş yavaş Atlantik kıyısındaki ülkelere kaydı. Yeni Dünya ile ticaretin gelişmesiyle, uzun zamandır Venedik’in zenginliğine kaynak sağlayan Doğu ticaretinin önemi azalmaya başladı.

GERİLEME VE ÇÖKÜŞ DÖNEMİ

İtalya Venedik Tarihi; 1494 yılında: Fransızların İtalya’ya saldırması üzerine, Venedik’te, kendi topraklarına yakın bölgeleri işgal etmeye başladı.

Dünya çapında, ünlü taktiklerini kullanarak, savaşan gurupları başarılı bir şekilde, kendi lehine çevirdi ve İtalya’nın içlerine kadar ilerledi. Ancak: bu uluslar arası oluşumlar, Avrupa’daki güçleri tedirgin etti ve Cumhuriyeti yıkmak üzere: 1508 yılında; Papa II. Julius ve İspanya kralının önderliğinde, Cambrai Birliği kuruldu.

20.000 paralı askerden oluşan Cumhuriyet ordusu, arka arkaya yenilgi alınca ve Birlik, anlaşmazlıklarla bölününce, Venedik;  topraklarını geri aldı. Yedi yıl süren savaş: pahalıya mal oldu ve İtalya’yı ele geçirme çabaları dizginlendi.

V. Karl’ın, İtalya’nın sınırlarını genişletmek istemesi karşısında, Venedik, diplomatik hünerlerini sergileyerek, bağımsızlığını koruyabildi.

Doğu ve Güney Akdeniz’de: Osmanlıların hakimiyeti, giderek artmaya başladı. 1571 yılında: İnebahtı Savaşı, Akdeniz’deki güç dengelerini değiştirdi. Venedik komutasında; bir Haçlı Seferi düzenlendi. Venedik konusunda şüpheleri olan müttefikler: şehrin, bu zaferden kazanç sağlamaması için, ellerinden geleni yaptılar.

Doğuya saldırılara devam etmek yerine; Venedik’in kalesi olan Kıbrıs, bir anlaşmayla Osmanlılara verildi.

1575 ve 1577 yılları arasında yayılan veba ile nüfus: 150.000’den, 100.000’e düştü. Yine de Venedik: İtalya yarımadası ve İspanya’dan gelen Yahudilerin becerileri sayesinde, 16 ve 17’nci yüzyıllarda zenginliğini sürdürdü.

17’nci yüzyılda: Claudio Monteverdi, 18’nci yüzyılda: Antonio Vivaldi gibi dehalarla, müzikte önemli gelişmeler yaşandı.

Venedik sanat geleneği: Tiepolo, Canaletto gibi ustalarla sürdü ve Carlo Goldoni’nin “commedia dell’arte” uyarlamaları, tiyatro tarihinde çığır açtı. Venedik hakimiyetini kaybetmeye başlayınca; Avrupa’nın eğlence merkezi haline geldi. Karnaval baloları düzenleniyor ve şehir, kumarbazlarıyla dillere düşüyordu.

CUMHURİYETİN SONU

İtalya Venedik Tarihi; 18’nci yüzyılın sonlarına doğru, herkes Napoleon’un kapıda olduğunun farkındaydı.

Ama, şehir bunu engelleyebilecek güçte değildi. Napoleon: şehre girdi ve yönetimin Fransız ordusunun himayesinde, demokratik bir konsey sistemine devredilmesini talep etti.

1797 yılında: son dük Ludovico Manin, görevden çekildi. Büyük Konsey; oylamasını yaparak kendini feshetti. Seranissima, tarih sahnesinden çekildi. Napoleon’un Tugayları: hazineleri yağmaladı ve Arsenale’yi harap etti.

Napoleon; şehri Avusturya kontrolünde bırakarak çekilmeden önce, burada 5 ay kaldı. 1805 yılında: Avusturyalıları, Austerlitz’de yenerek geri geldi ve şehri İtalya Krallığına bağladı, ancak bu pek uzun ömürlü olmadı.

Avusturyalılar, Waterloo’dan sonra Venedik’i tekrar ele geçirdiler ve 1866 yılına kadar burada kaldılar. Avusturyalılar, Venedikliler tarafından küçümsenmelerine rağmen, Nepoleon’un yağmaladığı pek çok hazineyi yeniden şehre kazandırdılar.

1846 yılında: zevksiz bir tren köprüsü inşa ederek, Venedik’in ana karayla bağlantısını sağladılar. 1848 yılında: devrimci Daniele Manin önderliğinde Venedikliler, Avusturya garnizonunu şehirden attılar. Geçici Cumhuriyet kuruldu, ancak ertesi yıl yıkıldı.

1866 yılında; Avusturya’nın Prusya’ya yenilmesinin ardından yapılan referandumla, Venedikliler, ezici bir çoğunlukla İtalya Krallığına katılmayı seçtiler ve Venedik, yarımadanın 20 bölgesinden birinin başkenti oldu.

GÜNÜMÜZDE ŞEHİR

İtalya Venedik Tarihi; Venedik, 20’nci yüzyılda sorunlarla boğuşmuştur. Porto Marghera’daki geniş liman ve petrol rafinerisi: 1920’li ve 1930’lu yıllarda, önemli kirlilik sorunlarına neden oldu.

Bölgenin su seviyesiyle oynanması sonucunda, sel tehlikesi ortaya çıktı ve zararlı su yosunları gelişti. Şehrin: 13 saat boyunca, 2 metre yüksekliğinde suların altında kaldığı, Kasım 1966 tarihindeki sel felaketinden sonra, Venedikliler ve uluslar arası camia, şehrin tarihi dokusunu korumak üzere harekete geçti.

1992 yılında, İtalyan Hükümeti, lagündeki gelgitleri kontrol altına almak için, Pordo di Lido’da, Porto di Malamocco’da ve Pordo di Chioggia’da: hareketli, büyük bariyerler inşa etti.

Buna rağmen: uluslar arası uzmanlar tarafından yapılan dayanıklılık testlerinden sonra, “Moses (Musa)” olarak bilinen proje: 1998 yılı sonunda, hükümet tarafından durduruldu. Fakat; 2001 yılında, bu projeye yeniden başlandı.

Şehrin en önemli sorunu: aynı zamanda en önemli gelir kaynağı olan turizmdir. Yoğun sezonlarda, günlük turist sayısı 25.000’in üzerine çıkar. Bu da, şehrin alt yapısı için tehlike oluşturuyor. Turistlerin şehre akın etme nedeni olan güzellikleri tehdit ediyor.

Ziyaretçi sayısına sınır koymak, su taşkınlarına karşı çözümler bulmak, kirliliği kontrol altında tutmak ve genç nüfusun sayısındaki azalmaya çözüm bulmak gibi meseleler, şehrin geleceğini güvence altına almak için çözülmesi gereken sorunlar olarak, Venedik’in önünde durmaktadır.