İtalya Pisa

İtalya Pisa

İtalya ve Pisa  denilince ilk akla gelen “Pisa kulesi” yani “eğik kule” dir.

Ama, Pisa şehrinde, bunun yanında, birkaç Ortaçağ dönemi yapısı daha var.

Hatta, bu şehre, küçük “Floransa” diyenler bile var. Yine de, siz bu şehre yolunuz  düşerse, bir gün içinde, şehrin güzelliklerini gezip görebilecek şekilde, plan yapmalısınız.

Peki gidilmeli mi, bence gidilmeli ve görülmeli, özellikle İtalya gezisinde, Roma-Floransa gezisi yaparsanız, küçük bir gayret ile, zaman ayırarak, mutlaka Pisa şehrini de görmelisiniz.

İtalya Pisa

ULAŞIM

Floransa şehrine, 1 saat uzaklıktadır. Bu durum, şehrin ziyaret edilmesi için en uygun nedendir. Trenle bu yolu alabilirsiniz. Tren ücreti: 5.80 Euro’dur. Tren istasyonuna indiğinizde, Pisa kulesinin bulunduğu yere, 15 dakikalık bir yürüyüş ile ulaşabilirsiniz. Hatta: kulenin bulunduğu yeri gösteren bolca tabela olması, büyük avantajlıdır.

Şehirde: “Gaileo Galilei” havaalanı bulunmaktadır. Havaalanından, şehir merkezine 10 dakikada ulaşmak mümkündür.

TARİH

Ortaçağ dönemlerinde, şehir, önemli bir Akdeniz limanı olmuştur. Yani, bir anlamda “İtalyan Denizcilik Cumhuriyeti” olmuştur.

12’nci yüzyılda: Kuzey Afrika ve İspanya ile ticaret geliştirilmiş ve şehir zenginleşmiştir.
Ancak, Arno ırmağının alüvyonlar ile dolması ve 1280 yılında, yüzyıllar boyunca rekabet halinde bulundukları Cenovalılar ile yapılan savaşta alınan yenilgi, Pisa şehrinin gelişimi ve zenginliğini engellemiştir.

1405 yılından sonra, şehir, Floransa’nın egemenliğine girer.
II. Dünya savaşında ise, şehirde, büyük tahribat olur.

GENEL

Şehir, Orta İtalya’nın Toscana bölgesindedir. Arno nehrinin denize dökülen ağzının, sağ kıyısındadır.

Şehirde, 100 bin kişi yaşamaktadır. Ancak, bu şehirden söz ederken: “Pisa Üniversite” sinden söz etmemek olmaz.

Çünkü: bu 100 bin nüfuslu şehirde, ilaveten 60 bin üniversite öğrencisi barınmakta ve bunlar, şehrin kültürel hayatını etkilemektedirler. Şehir merkezindeki sokaklar, sık sık üniversite öğrencileri tarafından doldurulmaktadır.

Şehirde: Akdeniz iklimi hakimdir. En sıcak ay: 28-29 derece ile, Temmuz ve Ağustos aylarıdır. En soğuk aylar ise: ortalama 2 derece ile, Aralık-Ocak-Şubat aylarıdır. Yağışlar, Ekim-Kasım aylarında yoğunlaşır.

Şehirde: gece hayatı denilince: bir çok kulüp ve canlı müzik mekanı bulunduğunu bilmelisiniz. Özellikle: Borgo Stretto bölgesinde: gerek bar ve gerekse restoranlar yoğun olarak bulunmaktadır. Üniversite öğrencileri: Piazza Garibaldi ve Lungarni bölgelerinde dolaşmaktadırlar.

Turizm özellikleri incelendiğinde: günümüzde, şehirde: birkaç tarihi saray, 20 civarında kilise ve Arno ırmağı boyunca sıralanmış tarihi köprüler görülmektedir.

Ayrıca, her yıl 16 Haziran tarihinde, şehrin koruyucu azizi için “Luminara” festivali düzenlenmektedir. Bu festivalde, dün batımında, binlerce mum yakılır, daha sonra çeşitli etkinlikler düzenlenir, gece boyunca havai fişekler atılır.

ALIŞVERİŞ

Şehirde, birçok ürünün, özellikle el sanatı ürünlerinin satıldığı bir Pazar yeri olarak “Piazza di Cavalieri” önem kazanıyor.

Ayrıca: Pisa kulesi çevresinde, turistlere yönelik hediyelik eşyaların satıldığı yerler, tezgahlar görebilirsiniz.

Ancak, özellikle bu tezgahlardan alışveriş yaparken, mutlaka pazarlık yapmanızı öneririm.

Diğer objelerin ise, orijinalliği şüphelidir, sahte ürün satın almamaya dikkat etmelisiniz. Özellikle, güneş gözlüklerine dikkat.

Ama, şık mağazaların bulunduğu bir yer düşünürseniz, bu kez “Borgo Stretto” caddesine gitmeniz gerekir.

Peki, bu şehirden ne satın alınır? Özellikle: Toscana ekmeği, Pecorino peyniri, Monte Piano zeytini düşünebilirsiniz.

NE YENİR

Pisa şehrine yolunuz düşer ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz, mutlaka “Biscotti” yani “kurabiye/büsküvit” denemelisiniz.

Bunun dışında, yemek yemek için “Head” bölgesini düşünün. Burada: çok iyi ve uygun fiyatlı restoranlar bulabilirsiniz.

Pisa kulesinin bulunduğu yerde “Kinzica” isimli, restoran-pizzacı önerebilirim.

Son olarak, burada mutlaka dondurma yemelisiniz. Sadece 2-3 Euro karşılığında, muhteşem bir dondurma yiyebilirsiniz.

GEZİLECEK YERLER

Evet, Pisa şehrindeki gezimize, bulunduğumuz yerden bir şekilde: Piazza del Miracoli meydanına ulaşarak, şehrin en ünlü anıtlarının ve yapılarının bulunduğu yerden başlayacağız. Bir şekilde, bu meydana ulaşıyoruz.

Şehirde: turistlerin en yoğun olarak ziyaret ettikleri yerdir. Özellikle: yaz döneminde, meydandaki çimenlerin üzerinde o kadar çok turist bulunur ki, yürümekte zorlanırsınız.

Bu arada: Pisa kulesinin eğriliğini bilenler, ilginç fotoğraf çektirme yarışına girerler, elleriyle Pisa kulesini düzeltmeye çalışır şeklinde, değişik fotoğraflar verirler.

PİAZZA DEİ MİRACOLİ-DUAMO MEYDANI

Katedral meydanı: şehrin kalbindedir ve dünyada, Ortaçağ sanatının en güzel örneklerinin bulunduğu bir yer olarak dikkati çekmektedir.

Meydan, öte yandan “Piazza del Miracoli” yani “Mucizeler Meydanı” olarak da bilinir.

Meydanın en büyük özelliği: 1987 yılında, UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmasıdır.

Meydanda: 4 büyük dini yapı görülür.

Bunlar

1. Domo-Katedral
2. Campanile-Çan kulesi
3. Vaftizhane,
4. Camposanto

TORRE PENDENTE-PİSA KULESİ

Katedralin çan kulesi olarak, 1173 yılında inşaatına başlanan kule yapısı, 1350 yılında tamamlanmıştır. 8 katlıdır. Elbette, en büyük özelliği “eğik” olmasıdır.

Neden? Çünkü; kule, alüvyonlar üzerine ve fazla derin olmayan bir temel ile yapılmış ve yapıldığı dönemde, üçüncü katına gelindiğinde eğilmeye başlamıştır.

Bunun üzerine, binanın yapımı, 100 yıl boyunca durmuştur. 1272 yılında ise, üst katlarda, eğimi engellemek için, bir taraf, diğer tarafa göre daha uzun yapılarak inşaat tamamlanmıştır.

1319 yılında, yedinci ve son kat bitirilir.

İnşaat tamamlandığında, eğim: yaklaşık 1 derece (80 cm) dir. 1990 yılına gelindiğinde ise, eğim: 5.5 derecedir.

Bunun üzerine, yıkılma tehlikesine karşı: 2000 yılında, kulede, sağlamlaştırma çalışmaları yapılmış ve eğilmenin devamı engellenmiştir.

2010 yılında ölçülen eğim: yaklaşık 4 derece civarındadır.

İlginç, İtalyanlar, bu kulenin yıkılmasını önlemek için, eğitim kontrol altına alma çabalarını sürdürüyorlar ama öte yandan, her yıl milyonlarca turist, bu eğik yani yamuk kuleyi görmeye geliyorlar.

Evet, kulenin yüksekliği: 60 metredir. Kulenin üstünde: 7 tane çan bulunmaktadır.

Bunların: en eskisi, 1655 yılı yapımı ve 3600 kg. ağırlıktadır. En yenisi ise, 1606 yılı yapımı ve 652 kg. ağırlıktadır.

Bir zamanlar: ünlü fizikçi “Galile”, buraya tırmanmış ve cisimlerin düşme hızı ve yerçekimi konusunda çeşitli deneyler yapmıştır. Galile, Pisa şehrinde doğmuştur.

Evet, sizde, dünyaca ünlü bu kulenin, 296 basamak merdivenle tırmanılan tepesine, 40 kişilik guruplardan birine katılarak çıkabilirsiniz.

2001 yılında ziyarete açılan kulede, bu sayı kısıtlaması, tamamen güvenlikten kaynaklanıyor.

Ancak, bunun karşılığında, 15 Euro ücret ödemeniz gerekiyor.

Hatta: bu aldığınız bileti, kullanma zamanınız belirleniyor, yani bu aldığınız bileti, en geç 3 saat içinde kullanmanız şart, yoksa bilet geçerliliğini yitiriyor.

Bu yüzden, önceden bilet satın almayın, kuleye girmeyi düşündüğünüz anda bilet satın alın.

İtalya Pisa
İtalya Pisa

DUOMO:

Daha önceki yazılarımda belirtmiştim, bizdeki “Ulucami” ismi gibi, İtalya şehirlerinde de, en büyük ve ünlü katedrallere, yani dini yapılara “Duomo” ismi veriliyor.

Pisa şehrindeki Duomo katedrali de, dünyanın en iyi “Romanesk” katedrallerinden birisidir. Pisa başpiskoposu, 1092 yılından bu yana, burada ikamet etmektedir.

Katedralin yapımına başlanılması konusunda bir söylenti var: 1062 yılında, Pisa Cumhuriyeti askeri güçleri, Toscany kıyılarında, bir Müslüman askeri birliği bozguna uğratmışlar ve bunun onuruna, bu katedrali inşa etmeye başlamışlar.

Yapı: Buscheto tarafından yapılmıştır. İnşaata 1064 yılında başlanmıştır. Romanesk mimari özellikleri taşımaktadır.

Cephe: mermer ve renkli mermer diskler, beyaz ve gri taş kullanılarak yapılmıştır. Merkez kapı: ilk yapıldıktan sonra çıkan bir yangın sonucu yanmıştır.

Bunun üzerine, 1595 yılında; bronz kapı yapılmıştır.

Dış doğu ucunda, yükselen bir sütun üzerinde bulunan heykel, yapıldığı dönemde, yani 11 ve 12’nci yüzyıllar arasında, dünyanın en büyük metal heykeli olarak önem kazanmıştır. (Bu heykel, günümüzde Katedral Müzesinde sergilenmektedir)

Yapının uzunluğu: 100 metre, yüksekliği 54 metredir. Cephe genişliği: 35.40 metredir.

Yapının içine gelince: iç kısım, siyah ve beyaz mermerler ve altın yaldızlı bir tavan ve fresk süslemeler ile bezenmiştir.

Bu bezemelerin, büyük ihtimalle: 1595 yılındaki büyük yangın sonrasında yeniden yapıldığı düşünülmektedir.

Ancak: yapının içinde bulunan mozaik bezemeler, bu yangında yok olmamışlardır.

Buraya yolunuz düşerse, yapının içindeki “Hz. İsa” mozaiğini mutlaka görmenizi öneririm.

Son olarak: bütün Katolik şehirlerinde olduğu gibi, bu şehrin de koruyucu bir azizi var. Pisa şehrinin koruyucu azizi “Tino da Camaino” nun kemiklerinin bulunduğu mezar: Roma imparatoru VII Henry tarafından, 1315 yılında yaptırılmıştır.

Ayrıca: Papa VIII Gregory’in mezarı da buradadır.

İtalya Pisa
İtalya Pisa

BATTİSTERO-VAFTİZHANE

Yine, aynı bölgededir. St. John için adanmıştır ki kubbenin üstünde heykeli bulunmaktadır. Yuvarlak, Romanesk tarzı yapı: 12’nci yüzyıl ortalarında yapılmıştır. İtalya ülkesinin en büyük vaftizhanesidir. Çevresinin uzunluğu: 107 metredir.

Bu yapı da, akustiğiyle önem kazanmaktadır. Yapının içinde, koro herhangi bir eser icra ettiğinde, sesinin 2 km. uzaklıktan duyulduğu söyleniyor.

İtalya Pisa

CAMPO SANTO MONUMENTALE-ANIT/ESKİ MEZARLIK

Katedral meydanının kuzeyindedir. Çevresi duvarlarla çevrili mezarlığın, dünyanın en güzel mezarlığı olduğu iddia edilmektedir.

Burası “kutsal topraklar” olarak anılıyor. Çünkü: bir söylentiye göre: 12’nci Haçlı seferi sırasında, Pisa Başpiskoposu Ubaldo de Lanfranchi: “buraya gömülecek cesetlerin, 24 saat içinde çürüyerek yok olacağını” söylemiştir.

Dolayısı ile, burası kutsal topraklar olarak kabul edilmiştir. Hatta: temelde, buraya, haçlılar tarafından, Kudüs’ten toprak getirildiği de söylenir.

Dikdörtgen şeklindeki yapı: önceki mezar zemin üzerine inşa edilmiştir. Mimari tarz: Gotik. İnşaata 1278 yılında başlanmış ve 1464 yılında tamamlanmıştır.

Başlangıçta, buranın tamamen orijinal bir mezarlık olması düşünülüyorsa da, sonradan bir kilise (Santissima Trinita) haline getirilmiştir.

Yapı içinde, 3 şapel bulunmaktadır. Bunların en eskisi: 1361 tarihli “Ligo Ammannati” şapelidir. II. Dünya savaşındaki bombardıman sırasında: gerek yapı ve gerekse lahitler büyük zarar görmüştür.

Bunun üzerine, fresklerin bir bölümü: Sinopie Müzesinde sergilenmektedir.

Günümüzde, burayı ziyaret ederseniz: içeride, Roma dönemine ait, büyük bir lahit koleksiyonu görebilirsiniz.

Bu lahitler, daha önce tüm katedral çevresinde, dağınık olarak bulunuyor iken, bu mezarlık inşa edildikten sonra, ortadaki çimenlik bölüm üzerinde toplanmışlardır.

Ayrıca: duvarlarda çeşitli freskler görebilirsiniz. Bunların en eskisi, 1360 yılından kalmadır.

Güney batı tarafından “Çarmıha germe” freski, Francesco Traini tarafından yapılmıştır ve ilgi çekmektedir.

İtalya Pisa

SPEDALE NUOVO Dİ SANTO SPİRİTO

Burası, 1257 yılında inşa edilen bir hastane yapısıdır. Bu yapıda: yoksullar, hastalar, terk edilmiş çocuklar ve hacılar sığınmışlardır. Yapı içinde: Santa Chiara isimli küçük bir kilise bulunmaktadır.

1562 yılında, Medici ailesinin hükümranlığı sırasında, yapı, yeniden yapılandırılmıştır. Tüm kapı ve pencerelere, gri kumtaşı kaplı dikdörtgen alanlar, yeniden modifiye edilmiştir.

Bina: yakın geçmişe kadar hastane olarak kullanılmakta iken, 1979 yılında, Sinopias Müzesi olarak hizmetini sürdürmektedir.

Evet, meydanın merkezindeki bu yapıları gezdikten sonra, hemen yakındaki, 2 müzeyi ziyaret ediyoruz. Hemen katedralin karşısındaki uzunca yapının, kıyısında: yüzlerce hediyelik eşya satıcısı tezgahlar bulunuyor.

Bunları gezerken, mutlaka ilginizi çekecek bir şeyler bulabilirsiniz. Bu yapının hemen arka bölümünde 2 müze var.

MUSEO DELL’OPERA DEL DUOMO

Bu müzede, ünlü heykeltıraş Pisonu’nun heykelleri ve katedral hazineleri bulunmaktadır.

MUSEO DELLE SİNOPİE-SİNOPİAS MÜZESİ

Müzede: Camposanto fresklerinin orijinalleri bulunmaktadır. Bunlar: anıt mezarlıkta bulunan: kırmızı aşı boyalı, yeşilimsi ve kahverengi toprak rengi ile yapılan fresklerdir.

Buranın hemen kuzeyindeki caddeden biraz yürürseniz, bu kez, şehrin önemli bir yeşil alanı ile karşılaşacaksınız.

İtalya Pisa

ORTO BOTANİCO Dİ PİSA

Burası, Pisa Üniversitesi kontrolündeki bir botanik bahçesidir. Bahçe, ilk olarak: 1545 yılında kurulmuştur. Avrupa’nın ilk üniversite botanik bahçesidir.

Bulunduğu yere, 1591 yılında taşınmıştır. Aynı zamanda, İtalya ülkesinde ilk inşa edilen demir çerçeveli sera da buradadır.

Günümüzde, bu bahçede: 1591 yılında inşa edilen botanik enstitüsü binası, bitki bahçeleri ve deniz kabukluları koleksiyonları görülebilir.

Daha sonra: 63 Via Santa Maria caddesinden yürümeye devam ediyoruz ve Arno nehrinin kıyısına vardığımızda, yine güzel bir yapı ile karşılaşıyoruz. Hemen solda, bir saray yapısı var.

PALAZZO REALE-ULUSAL MÜZE

1989 yılında, bazı özel koleksiyonların sergilenmesi için hazırlanmıştır. Müze binası: 17 ve 19’ncu yüzyıllar arasında, burada yaşayan aristokratların yaşam tarzını göstermesi açısından ilginçtir.

Müzede: tarihi zırhlar, İtalyan ve Flaman sanatçılara ait resimler ve resmi portreler görülmektedir.

Buradan sonra, sol yöne ilerliyoruz. Arno nehrinin kıyısındaki bu güzel yürüyüşten sonra, ilk köprüden, nehrin karşı kıyısına geçiyoruz.

Köprüyü geçince, yine sola dönüyoruz, Arno nehrinin kıyısındaki güzel bir kilise yapısını göreceğiz.

SANTA MARİA DELLA SPİNA

Burası, 1230 yılında yapılmış, Gotik mimari özellikleri taşıyan, küçük bir kilisedir. Kilisenin isminin sonundaki “Spina” kelimesi, sonradan eklenmiştir.

Çünkü: 1335 yılında, söylentilere göre: Hz. İsa, çarmıha gerildiğinde, başında bulunan taçın, diken parçalarından birisi, buraya getirilmiş ve “diken” kelimesinin, İtalyanca anlamına istinaden, kilisenin isminin sonuna “Spina” yani “diken” kelimesi eklenmiştir.

Ancak, daha da ilginç olanı: 1870 yılında, Arno nehrinin taşkın felaketlerinden korunması için, kilise bulunduğu yerden sökülmüş ve günümüzdeki daha yüksek konumlu yerine taşınmıştır.
Başta da söylediğim gibi: yapı, Gotik mimari özellikleri taşımaktadır.

Ancak: gördüğünüzde hissedeceğiniz gibi, Avrupa’nın en ünlü Gotik yapılarından biri olarak öne çıkmaktadır. Özellikle, mermer cephesi ilgi çekmektedir.

Ayrıca: 14’ncü yüzyılda, birçok sanatçı tarafından, yapının dış kısmı, birçok heykel ile zenginleştirilmiştir.

Yani, sonuç olarak yapının dört cephesi de, zengin bezemeler ile süslenmiş ve tam bir görsel zenginlik yaratılmıştır.

Yapının içine gelince: dışı kadar muhteşem değil, daha sade bir görüntü sunuyor.

Evet, gezimizin bu bölümü burada bitiyor.

ŞEHİRDE GEZİLECEK DİĞER YERLER

İtalya Pisa

PALAZZO DELLA CAROVANA

Burası, bir saray yapısıdır.

Yapı: 1560-1564 yılları arasında yapılmıştır. Yapılış amacı: Stephen Şövalyelerinin bir karargahı olmasıdır. Yapının cephesi ve cephede bulunan heykeller: yapıldığı dönemi yansıtmakta ise de, yapıda bulunan resimler: 19 ve 20’nci yüz yıl arasındaki döneme aittir.

Heykeller arasında: Medici arması ilgi çekmektedir. 1563 yapımlı: Toskana Grand Dükü büstleri dikkati çeker.

Ön cephedeki, çift taraflı merdiven: 1820 tarihinde yapılmıştır. Yapının salonunda, 16’ncı yüzyıl yapımı, çeşitli resimler görülebilmektedir.

SANTO STEFANO DEİ CAVALİERİ

Burası bir kilisedir. 17’nci yüzyılda yapılmıştır. Burada: Donatello tarafından yapılan bir büst ve çeşitli sanatçıların resimleri bulunmaktadır.

Ama, buranın en ilgi çeken yanı: 16 ve 18’nci yüzyıllar arasındaki deniz savaşlarında elde edilen ganimetlerin sergilendiği yer olmasıdır.

Bu sergide bulunan bazı objeler: 1571 yılında yapılan Lepanto deniz savaşında ele geçirilen Ali Paşa” Amiral gemisinin savaş flamasıdır.

İtalya Pisa

MUSEO NAZİONALE Dİ SAN MATTEO

Piazza San Matteo bölgesindedir.

Müzede, tüm Pisa şehri ve çevresindeki kiliselerin orijinal eserleri sergilenmektedir. Yapı ise: Toskana bölgesi, Rönesans sanatının en büyüleyici eserlerinden birisidir.

Burada, 12 ile 15’nci yüzyıllar arasındaki döneme ait, resim ve heykeller sergilenmektedir.

Eserleri sergilenen sanatçılardan öne çıkanlar: Pisano, Giovanni, Martini, Masaccio.

ESKİ GEMİLER MÜZESİ

San Rossore istasyonu çevresindeki alanda, yürütülen çalışmalar sırasında, 1998 yılında, şehrin antik limanı kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.

Helenistik ve geç Roma dönemine ait bu kalıntılar: antik Medici cephaneliklerinin bulunduğu yerde sergilenmektedirler. Burada, eski gemi kalıntıları görebilirsiniz.

ŞEHİR DIŞINDA GEZİLECEK-DENİZE GİRİLECEK YERLER

İtalya Pisa

VİAREGGİO

Toskana bölgesinde, şehrin, deniz kıyısında, plajlarıyla ünlü bir bölgesidir. Burada, güzel ve temiz plajlar, restoranlar ve dükkanlar bulunmaktadır.

Şehir merkezine, 20 km. uzaklıktadır. Floransa şehrine 80 km. ve Siena şehrine ise, 130 km. uzaklıktadır.

Kumlu plajlar, özellikle çocuklar için idealdir. Derinlik, denizde uzun süre gidildikçe artar.

İtalya Pisa

FORTE DEİ MARMİ

Buranın en büyük özelliği: 18’nci yüzyılda inşa edilmiş, 300 metre uzunluğundaki iskeledir. İskele: bölgeden çıkarılan mermerlerin nakliyesi için inşa edilmiştir.

Muazzam ve son derece beyaz “Carrara” mermer blokları, özellikle Michelangelo tarafından, tüm zamanların en büyük heykelleri haline getirilmiştir.

Ancak, bölge, özellikle, son yüzyılda, burası, önemli bir turizm merkezi haline gelmiştir. İskele çevresinde: Apuan Alpleri bulunmaktadır.

Bunların ön tarafında bulunan kıyı kesimi, muhteşem bir güzellik gösteriyor. Daha doğrusu “Toskana Riviera” sı ortaya çıkıyor.

İtalya Torino-Turin

İtalya Torino-Turin

İtalya Torino-Turin; Torino oldukça büyük bir şehir. En büyük özelliği: İtalya’nın ilk başkenti olmasıdır. Burada o kadar çok tarihi ve doğal güzellik var ki, bunlar saymakla bitmez.

Bu yüzden: ben mümkün olduğunca çok yeri, ayrıntılı olarak tanıtmaya çalıştım, ancak şehirdeki kalma süreniz tüm bunları gezmeye yeter mi bilinmez. Bu yüzden: bence bu yazıyı okurken yanınıza bir Torino haritası alın ve ilginizi çeken yerleri işaretleyerek oraları gezin.

İtalya Torino-Turin
Evet şimdi şehri tanıtmaya başlayalım.

Monsetquieu: 17’nci yüzyılda başlayan modern bir şehir planı sayesinde Torino şehrini “Dünyanın en iyi köyü” olarak adlandırmıştır.

Evet, günümüzde: Torino şehri, Batı Alplerin eteklerindedir. İtalya’nın kuzeybatısındaki şehir, İsviçre ve Fransa sınırına yakındır ve Cenova sahilinden birkaç saat uzaklıktadır.

Şehir Kuzey İtalya’da önemli bir ticaret ve kültür merkezidir.

Yaklaşık 100 yıldız, şehrin gelişimine hakim olan çelik, kimya, tekstil ve mekanik ile otomobil endüstrilerinin yükselişiyle İtalya’nın ana sanayi merkezlerinden biri olmuştur.

Şehrin güney banliyöleri: otomobil üreticileri Fiat ve Lancia’ya ev sahipliği yapmaktadır.

Şehirdeki ağaçlıklı caddelerin uzunluğu 300 km’ye ulaşır.

Sayısız park ile şehir adeta bir yeşillikler içindeki bir şehir olarak bilinir.

2006 yılında Kış Olimpiyat Oyunları Torino Şehrinde düzenlendi. 2010 yılında Olimpiyatlardan sonra Torino şehri, 8 milyon kişi tarafından ziyaret edildi. Roma, Floransa ve Venedik’ten sonra İtalya’nın en çok ziyaret edilen şehridir.

Son bir not: Nostradamus kehanetlerine göre: İsa’nın son akşam yemeğinde içtiği kadeh (Kutsal Grai) özel bir koleksiyonun parçası olarak Torino şehrinde güvenli bir yerde korunuyor. Bir diğer söylentiye göre ise, La Gran Madre di Dio (Tanrı’nın Büyük Annesi) kilisesinde kutsal kase/kadehin gömülü olduğudur.

ULAŞIM

Torino-Roma arasındaki uzaklık: 669 km. Torino-Venedik arasındaki uzaklık: 407 km. Torino-Milano arasındaki uzaklık: 126 km.

Torino Havaalanı:

Torino Havaalanı: Sandro Pertini Uluslararası Havaalanıdır. Şehir merkezine 16 km uzaklıktadır. Ulaşım taksi ile yaklaşık 20 dakika sürer. Otobüs ile ise 45 dakika veya 1 saat sürer. Havaalanından şehir merkezine ulaşmak için: trenler, otobüsler ve taksiler bulunmaktadır.

TARİHİ

Şehir MÖ 1’nci yüzyılda Romalılar tarafından Augusta Taurinorum ismiyle kuruldu.

16’ncı yüzyılda: şehir Fransa Krallığının bir parçasıydı. Daha sonra Savoy hanedanına ev sahipliği yaptı. Eskiden bölgenin Dükler, daha sonra Victor Emanuel II başkanlığında birleşik İtalya kuruldu. Savoylar, İtalyan oldukları kadar Fransızlardı. Günümüzdeki Fransız Savoy ve Cote d’Azur bölgelerinin yanı sıra Sardegna’ya kadar uzanıyordu.

Şehrin 17 ve 18’nci yüzyıllardaki mimarlar, Fransız Sarayının zevklerinden esinlenerek, şehrin çoğunu ve Roma temellerini yerle bir ettiler ve bunların yerini geniş caddeler, havadar meydanlar ve alçak neoklasik binalarla doldurdular.

1958 yılında Abruzzi’deki büyük kompleks yani kampüs açılmıştır. İtalya birleştikten sonra ülkenin ilk başkenti olmuştur. 1960’lı yıllarda çıkan yangınlar sonucunda, Torino şehri yeniden inşa edilmiştir.

İtalya Torino-Turin

TASARIM VE ÜNİVERSİTELER

2008 yılında Şehir, Dünya Tasarım Başkenti olarak seçilmiştir. Şehirde bulunan yaklaşık 100 bin öğrenci, 7 Üniversite ve Enstitüde, üst düzey tasarımla ilgili kurslara katılır. Şehir UNESCO tarafından “Yaratıcı Şehirler” kategorisine dahil edilmiştir.

ŞEHİRDEKİ ÜNİVERSİTELER

İtalya Torino-Turin Torino Üniversitesi

Torino Üniversitesi-Unıversıta Degli Studı Dı Torıno

1404 yılında kurulan Torino Üniversitesi, en büyük ve en prestijli İtalyan üniversitelerinden birisidir. Üniversitede 79 binden fazla öğrenci bulunur. Torino şehrinin farklı bölgelerinde, 120 binaya ev sahipliği yapmaktadır.

Mühendislik ve Mimarlık hariç, tüm disiplinlerde bilimsel araştırmalar yapmakta ve kursla düzenlemektedir. Üniversitede 22 kütüphane vardır. Ayrıca: burada çeşitli üniversite müzeleri bulunur. Bunlar: Botanik bahçesi, Cesare Lombroso, Suçlu Antropoloji Müzesi ve Luigi Rolando-İnsan Anatomisi Müzesidir.

İtalya Torino-Turin Torino Üniversitesi

Torino Politeknik-Politicnico di Torino

Üniversite 1906 yılında kurulmuştur. Üniversite dünya sıralamasında 348’nci sıradadır. 35 bin civarında lisans öğrencisi vardır.

İtalya Torino-Turin Yemekleri

NE YENİR-NE İÇİLİR

Torino şehrinde bulunan pek çok tarihi kafe, aslında sadece kahve merkezi değildir. İşten sonra insanlar, kafelerin keyifli bir şekilde işlek teraslarında toplanırlar, sohbet ederler ve lezzetli tostlar ve mezeler eşliğinde, yavaş bir içeceğin tadını çıkarırlar.

Şehirde akşam saat 6’da başlayarak, büyük eski kafeler ve barlar, kokteyllerin ve atıştırmak için çok çeşitli açık büfe öğeleri sunarlar. Buna: kokteyl saatinin versiyonu olarak “Aperitivo” ismi verilmektedir.

Bu etkinlikte, özellikle ünlü grissini ekmek çubukları tercih edilmektedir.

Vermut, Martini ve Cinzano markaları şehirde üretilmektedir. 1786 yılında Torino’da icat edilmiştir.

Adı verilen içeceğin mucidi olan Gaspare Campari: 1800’leri ortalarında maltre likoriste olarak çıraklığını Torino’da yapmıştır.

Piedmontese

Şehir ziyaret ederseniz, mutlaka şehrin taze makarnasını denemelisiniz. Lezzetli bir kase agnolotti-kavrulmuş etle doldurulmuş ve sugo d’arrosto (lezzetli bir et suyuna benzer) bir sosla servis edilen bir tür mantıdır.

Trüf Mantarı

Piedmont bölgesinde çok meşhurdur. Üzerine rendelenmiş siyah trüflu bir rivioli del plin denemelisiniz. Beyaz trüf mevsiminde ise, beyaz trüf ızgarası içeren özel menülerden sipariş verebilirsiniz.

SLOW FOOD

Dünyanın en büyük yiyecek ve şarap fuarlarından birisidir. Her iki yılda bir kez, Eylül ayında yapılan Terra Madre Salone del Gusto’ya ev sahipliği yapmaktadır.

İTALYAN ÇİKOLATALARI

Torino, İtalyan çikolatalarının başkentidir. Nutella (başlangıçta makarna gianduja olarak adlandırılır) kökenli bir fındık ve çikolata ezmesi olan ünlü gianduja ve gianduiotti burada yaratılmıştır.

Başlangıçta, Napolyon savaşları sırasında kakaoya İngiliz ambargosunun doğrudan sonucuydular. Ambargoyu azaltmak için Turinli çikolata üreticileri (Piedmont’ta bolca bulunan) fındıkları çikolataya karıştırarak ünlü fındık ve çikolata karışımını yarattılar.

Şehrin bir başka çikolata temelli simgesi: İtalyan ve Avrupa aristokrasisinin çok sevdiği bir kafe olan bicerin’dir. Burada sunulan bicerin isimli içecek: espresso kahve, çikolata ve krem şantiden yapılır.

Çikolata

Torino şehri bir çikolata cennetidir. Şehir burada üretilen ve satılan çikolatalı şekerlemeler ve içeceklerle ünlüdür. Ayrıca el yapımı çikolatalar bulunmaktadır. Bunlar arasında öne çıkan markalar: Peyrano, Stratta, Guido Gobıno’dur.

Caffarel:

1826 yılından başlayarak, çikolatanın sadece Savoy Kraliyet Sarayının değil, orta sınıfların da alabileceği fiyatta üretmesiyle tanınır. Ayrıca: kremali çikolata ve fındık serpmesinden oluşan Gianduiotto da oldukça meşhurdur.

Çikolata ve fındığın muhteşem bir karışımıdır. Şehirle en yakından ilişkili olan bu çikolata, çeşitli boyutlarda satın alınabilir.

Nocciolati:

Bu tür çikolata da pek çok çikolata dükkanı vitrininde görülebilir. Ağırlığına göre satılır. Bitter çikolata(fondente), sütlü çikolata (latte) veya beyaz çikolata (bianco) arasında tercih yapabilirsiniz.

Nutella

1964 yılından beri uluslararası üne sahip olan bu çikolata, Turin ve Piedmont’ta kült statüye sahiptir. Alba’da Pietro Ferrero tarafından üretilen Nutella, şirketin en başarılı uluslararası ürünüdür. Fındık, şeker, süt ve bitkisel yağların birleşiminden oluşur.

İlk üretildiğinde isi “Giandujot” idi. Günümüzde orijinal fabrikayı ziyaret etmek mümkündür fabrika yakınlarında her yer nutella gibi kokmaktadır.

Cioccola TO:

Torino şehrinde düzenlenen çikolata festivalidir. Her yıl Kasım ayın sonu ile Aralık ayı başında 10 gün süreli düzenlenir. Bu festivalde: şehrin dört bir yanında, meydanlarda, restoranlarda, mağazalarda, tarihi binalarda ve hatta bazı kulüplerde çikolata etkinlikleri düzenlenir. Dünyanın dört bir yanından gelen çikolatacılar bu festivalde buluşurlar.

Caffe Al Bicerin

1763 yılında kurulan Caffe Al Bicerin: bicerin ve zabaione gibi yerel spesiyalleriyle tanınır. İç mekanda: antika aynalar, duvarları süsleyen dekoratif ahşap işçiliği ilgi çeker. Bu alana, sadece birkaç minyatür mermer masa sığdırılmıştır. Orijinal tezgah ise, hala arkasındaki rafları kaplayan cezbedici ve renkli tatlı kavanozlarıyla görülür.

Bicerin:

Bu kelime “bicchierino” yani küçük bardak anlamına gelen “Piedmontese” dir. Ancak genellikle saplı orta boy bardaklarda, zarif bir şekilde servis edilir. Bu içecek, ılık eritilmiş çikolata, espresso kahve ve krema katmanlarıdır. İnsanlar bu sofistike uzmanlık alanını denemek için özellikle hafta sonlarında Caffe Al Bicerin’e akın akın giderler. Bicerin sipariş ederseniz, kremayı lezzetli espresso ve sıcak çikolata dolu bardağa karıştırmayınız. Bu sıcak çikolata değildir ve herhangi bir karıştırma, bicerin lezzetini ciddi şekilde tehlikeye sokar.

GECE HAYATI

Torino: Murazzi del Pro, Docks Dora (eski depolar) ve Torino şehrinin en eski kısmı olan Quadrilatero Romano’da merkezlenen gece kulüpleri sahneleri bulunur. Torino şehrinin en gözde gece kulüplerine ev sahipliği yapan yerler burasıdır.

Burada sokaklar, sabahın erken saatlerine kadar doludur. Corso Vittorio Emanuele II adresindeki Caffe Platti; entellektüellerin ve yazarların uğrak yeri olan bir muhteşem bardır. Piazza Vittorio Veneto adresindeki La Drogheria, kokteyller ve tapas için tercih edilir.

Quadrilatero Romano

Burası özellikle akşam saatlerinde, Sant’Aostino üzerinden, Bellezia ve Piazza Emanuele Filiberto üzerinden, çevredeki Arnavut kaldırımlı sokakların en kaliteli barları, restoranları, tasarımcı butikleri ve iç mekan mağazalarıyla doludur.

La Drogheria

2002 yılında açılmıştır. Sabahları bir kahve içmek ve bir gazete veya dergiye göz atmak için buraya uğranılabilir. Öğle yemeği için: kalın ve kağıt külahta uygun şekilde servis edilen İtalyan usulü balık ve cipslerden tadılır. Aperitivo saatinde, uzun bir mermer masanın üzerine serpilmiş, lezzetli yiyecekleri tadabilirsiniz. Özel pipetli kavanozlarda servis edilen özel meyve kokteylinden tadın.

Caffe Fiorio

1780 yılında kurulan bu tarihi kafe, Torino sanatçıları, aydınlar ve siyasilerin buluşma yeridir. İç mekanları, lezzetli gelatoların (dondurması) tadını çıkarmaya gelen insanlarla doludur. Ayrıca, öğleden sonraları, ağız sulandıran keklerin cazibesi, akşamları ise aperitivo zamanı boyunca çeşitli kokteyller vardır.

ALIŞVERİŞ

Torino şehir merkezinde kilometrelerce uzanan sokaklar boyunca, Avrupa’nın en ünlü moda dükkanlarından bazılarına rastlamak mümkündür. Via Roma’dan Piazza Castello’ya, İtalyan modasının en çok aranan markaları ve her yerde en iyi deri ürünlerden bazılarını bulmak mümkündür. Via Garibaldi: gençler için uygundur ve aynı zamanda moda mağazalarına ev sahipliği yapmaktadır.

Şehirde, Avrupa’nın en büyük açık hava pazarı olan Porta Palazzo bulunmaktadır. Ayrıca: San Donato ve Crocetta bölgeleri iyi alışveriş alanlarıdır.

İtalya Torino-Turin Porta Palazzo Pazarı

Porta Palazzo Pazarı

Bu çok kültürlü dev kavşak: Piazza della Repubblica’dadır. Avrupa’nın en büyük Pazar alanıdır. Bu bitpazarı, her cumartesi sabahı ve her ayın ikinci Pazar günü yapılır. 5000 metre karelik alanda, 1000’den fazla stant vardır.

İtalya Torino-Turin

Bu stantlarda: İtalyan çiftçiler ve Fas ile Çin’den gelen rakipleri burada birlikte ticaret yapıyorlar. Yani bir anlamda doğu ve batının buluştuğu bir yerdir. Bence burayı ziyaret edin, yerel çiftçilerin taze ürünlerinden satın alın. Ayrıca: antikalar ve koleksiyon parçaları bulunabilir.

SETTEMBRE MUSİCA FESTİVALİ

Her yıl Eylül ayında, klasik müziğin gerçekten tadını çıkarabileceğiniz bir festival düzenlenmektedir. Festivalde, sahnelerde 60’dan fazla klasik konser düzenleniyor. Festival 1 ay sürüyor.

İtalya Torino-Turin Porta Palazzo Pazarı

GEZİLECEK YERLER

İtalya Torino-Turin Via Roma

VİA ROMA

Torino şehri tarihi merkezindeki ana caddelerden birisidir. 1600’lerden bu yana, şehrin en önemli ticari arteri olan Torino’nun ana caddesi, seçkin mağazaların, sinemaların, lüks otellerin ve kafelerin yerleştiği bir yerdir. O zamanlar sadece 10 metre genişliğinde, kaotik ve hareketli bir caddeydi.

Via Roma ismini: 1871 yılında aldı.

Ancak 1931-1937 yılları arasında Carlo Emanuele I tarafından yeniden inşa edilmiştir. Mimar Asconio Vittorozzi’dir.

İtalya Torino-Turin Via Roma

İlk yapıldığında: dükkanlar ve esnaf atölyeleri ve bitişiklerindeki konutlarla dolu bir caddedir. Revaklı cadde: Piazza Castello’yu Piazza S. Carlo’ya bağlar. Revaklar, yağmurlu havalarda insanların ıslanmadan burada gezinmesini sağlar.  

Uzunluğu 607 metre ve genişliği yaklaşık 15 metredir. Ancak 1944 yılındaki bombalamalar yeri ve binaları tahrip etti. Hasar gören bölümler daha sonra yenilendi. Ayrıca son dönemlerde cadde araç trafiğine kapatıldı. Günümüzde, cadde, şehrin en ünlü moda butiklerinin bulunduğu yerdir. Ayrıca gastronomiden kafelere, teknolojiden modaya kadar çok sayıda dükkan vardır.

İtalya Torino-Turin Piazza Vittorio Veneto

PİAZZA VİTTORİO VENETO

Şehrin merkezinde Po nehri kıyısındadır.

Meydanın geçmişi oldukça eskidir. Po nehrine doğru genişletme projesi 1800’lerin başındadır. İlk olarak Napolyon tarafından sipariş edilmiş, ancak meydan bittiğinde Napolyon yenilmiş ve sürgüne gönderilmiştir.

Daha sonraki süreçte: yani yüz yıl boyunca meydan: Vittorio Emanuele I’e adanmıştır. Ancak: Vittorio Veneto’nun zaferinden sonra, 1’nci Dünya Savaşı sonunda meydanın ismi değiştirilmiştir. Meydan uzun süre: hem Savoy hükümdarlığı ve hem de Faşist diktatörlük döneminde, askeri toplantılar ve bir geçit töreni alanı olarak kullanılmıştır.

Torino şehrinin koruyucu azizi, San Giovanni Battista’nın el yapımı ateşler eşliğinde kutlamaları gibi şehrin en önemli etkinlikleri burada düzenlenmektedir.

Meydanın en büyük özelliği: meydanın zemini düz değildir, ancak nehre doğru akmaktadır. Şiddetli yağmur yağdığında: yağmur suları Po nehrine akmaktadır.

1960’larda Guido Chiarelli’nin bir projesi gereği, meydan İmparatorluk lamba direkleriyle aydınlatılmaya başlanılmıştır. Yine meydan yağmurlu günlerde gezilebilen Torino Pasajlarıyla çevrilmiştir.

Evet: Avrupa’nın en büyük Barok meydanıdır. Yüzölçümü 38 bin metre kareyi geçmektedir.

Gran Madre Kilisesi, meydana Vittorio Emanuele I köprüsü ile bağlıdır.

Günümüzde, Piazza Vittorio meydanı, Torinolular için önemli bir buluşma yeridir. Meydanda ve pasajların altında, Po nehrine oldukça yakın çok sayıda kafe bulunmaktadır. Çünkü: 2006 yılı Torino Kış Olimpiyatları nedeniyle meydanda bazı yenilikler yapılmış, otoparklar yaya alanlarına dönüştürülmüştür.

Meydandan, nehre doğru inerken, özellikle yaz aylarında hareketli gece hayatıyla ünlü Murazzi bölgesi bulunur.

İtalya Torino-Turin Via Garibaldi

VİA GARİBALDİ

Burası şehirde çoğu tarihi yer yürüme mesafesindedir. Caddenin uzunluğu 963 metredir. Fransa Bordeaux şehrindeki Rue Sainte-Catherine’den sonra Avrupa’nın en uzun ikinci caddesidir.

Burada: başlangıçta Torino şehir merkezine su getiren, insan yapımı geniş bir kanal vardı. 1882 yılında Torino şehrinin en eski caddesi Contrada Dora Grossa’nın ismi Garibaldi onuruna değiştirildi. Garibaldi: İtalya’nın kurucu babalarından biri olarak kabul edilir.

İtalya Torino-Turin Via Garibaldi

Cadde: 1979 yılında yayalara yürüyüş fırsatı sunan bir yer olmuş, trafiğe kapatılmıştır.

Cadde ve yakın çevresinde: Saraylar, kiliseler, mağazalar ve antikacı kitapçılar bulunmaktadır.

Po nehri boyunca, keyifli bir yürüyüş yapmak mümkündür.

İtalya Torino-Turin Piazza Castello

PİAZZA CASTELLO

Torino şehrinin en büyük ikinci meydanıdır. (Birinci meydan: Piazza Vittorio Veneto)

Ancak şehrin ana meydanıdır. Büyüklüğü 40 bin metre karedir. Yaya yolu olarak kullanılan: Via Garibaldi, Via Po, Via Micca ve Via Roma, bu meydanda buluşur.

Meydan tarihi Doğu Yolunun girişine yapılmıştır. Şimdiki ismi Via Garibaldi olan bu caddenin kalıntıları, halen Palazzo Madama binasının altındadır.

İtalya Torino-Turin Piazza Castello

1584 yılında dük mimar ve mühendis Ascanio Vitozzi tarafından büyük bir projenin parçası olarak normal kemerli bir meydan olarak tasarlanmıştır.

Savoy döneminde aristokrat yaşam, Piazza Castello’da yoğunlaşmıştır.

Meydanın çevresinde, şehrin ünlü ve karakteristik pasajları bulunur. Bu pasajlar, günümüzde çok sayıda ticari hizmete ev sahipliği yapmaktadır. Yani, burası Torino şehrinde alışveriş yapılabilecek yerlerden birisidir.

İtalya Torino-Turin Piazza Castello

Meydanın büyük bölümü araç trafiğine kapalıdır.

Günümüzde burası şehirde halkın yoğun katıldığı konserler gibi etkinlikler için kullanılır. Torino 2006 oyunları sırasında, burası “Madalya Meydanı” olarak kullanılmıştır. Meydanda, Torino şehrinin başlıca turistik gezi noktalarından birkaç tanesi vardır.

Bunların en önemlileri:

Kraliyet Sarayı (Palazzo Reale)

Palazzo Madama.

Teatro Regio

San Lorenzo Kraliyet Kilisesi

Bu sembolik binalara ek olarak: Piazza Castello’da üç büyük anıt vardır.

İtalya Şövalyesi Anıtı

Sardinya Piskoposu Heykeli

Aosta Dükü Emanuele Filiberto Anıtı

İtalya Torino-Turin Palazzo Reale-Kraliyet Sarayı

Palazzo Reale-Kraliyet Sarayı

Piazzetta Reale adresindedir.

Burası Savoy Kraliyet evidir. Vittorio Amedeo I’in karısı Christine, 1646 yılında düklerin görkemli resmi konutu haline gelen Palazzo Reale di Torino’nun inşasına başlattı. Tamamlandığında ise 200 yıldan fazla bir süre, Savoy hanedanı kralları burada ikamet ettiler.

İtalya Torino-Turin Palazzo Reale-Kraliyet Sarayı

Yüzyıllar boyunca: Kraliyet Saraylarında farklı mimari tarzlar uyum içinde yenilenmiştir.

Öndeki havuz ve bahçenin çiçek tarhları, Paris Versaille bahçelerinin ünlü Fransız mimarı Le Notre tarafından tasarlanmış ve 16’ncı yüzyıl heykelleriyle dekore edilmiştir.

İtalya Torino-Turin Palazzo Reale-Kraliyet Sarayı

Kraliyet Sarayı ve çevresindeki binalar: Savoy Hanesinin tüm ihtişamını temsil eden komuta merkezini ve ana merkezini oluşturmaktadır.

Müzede: Appartamento di Madama Felicita ve görkemli bir şekilde dekore edilmiş 26 devlet dairesi (Reali Appartmamenti) bulunmaktadır.

İtalya Torino-Turin Palazzo Madama-Galleria Civica di Arte Moderna a Contemporanea

Palazzo Madama-Galleria civica di Arte moderna a contemporanea;

Piazza Castello’nun en önemli parçasıdır.

Bu harika bina Torino şehrinin 2000 yıllık hikayesini anlatır. Çünkü 3 önemli binayı, tek bir binada birleştirir. Roma Porta Pretoria kuleleri, Ludovico d’Acaja kalesi ve muhteşem cephe. Cephe, yapı savunma işlevini kaybettiğinde, 1721 yılında Filippo Juvarra tarafından eklenir. Böylece yapı zarif Palazzo delle Madame reali (yani gerçek centilmen kadın sarayı) haline gelir.

İtalya Torino-Turin Palazzo Madama-Galleria Civica di Arte Moderna a Contemporanea

Yapının kökeni: bir Roma askeri savunma kompleksine dayanır. Roma doğu kapısının kalıntıları üzerine inşa edilmiş bir 13’ncü yüzyıl kalesi vardır. Kale, 15’nci yüzyılda büyütüldü.

Ancak binanın adı hem Fransa’dan Marie-Christine, hem de modernizasyonun arkasındaki itici güç olan Savoy-Nemours’dan Marie Jeanne Baptisti için “Madame Royale” unvanı verilmiştir.

İtalya Torino-Turin Palazzo Madama-Galleria Civica di Arte Moderna a Contemporanea

Yapının büyük merdiven ve zarif cephesi, Filippo Juvarra tarafından düzenlenmiştir.

19’ncu yüzyılda Sarayda siyasi hayat başlar. Charles Albert tarafından, sarayda ilk Kraliyet Senatosu kurulmuştur. Savoy Senatosu ve İtalya birleştikten sonra ilk İtalyan Senotosu burada toplanmıştır. Yani, burada İtalya’nın doğduğu ilan edilir.

Yapı, bir süre de iktidardaki Savoy ailesinin misafirhanesi olarak kullanılmıştır. Ancak 1637 yılında, Dük Charles II Emanuel’in naibi olan Fransa’dan Christine Marie, burayı kişisel alanı olarak seçti. 60 yıldan fazla bir süre sonra ise, burayı başka bir aristokrat Maria Giovanni Baptista di Savoia-Nemours kullanmaya başladı.

Daha sonra yapıda kimse yaşamadı.

İtalya Torino-Turin Palazzo Madama-Galleria Civica di Arte Moderna a Contemporanea

Saray, 1934 yılından bu yana:

Belediye Antik Sanat Müzesi (Museo Civico d’Arte Antica) olarak kullanılmaktadır. Giriş ücreti 7.50 Euro’dur.

Torino şehri: 1863 yılında açılan ve kendi kent Müzesi’ni anayasal bir parçası olarak halka açık bir modern sanat koleksiyonunu tanıtan ilk İtalyan şehridir. Koleksiyonlar: MOLE Antonelliana yakınlarındaki bir binada, ilk olarak antik sanat koleksiyonları ile bir arada tutuldu.

1895 yılında, yıllır önce bir sanat sergisi olarak inşa edilen Corso Siccardi’ye (günümüzdeki Galileo Ferraris) bakan bir Pavillion’a taşındı ve 1942 yılına kadar orada kaldı. 2’nci dünya savaşı sırasında bu Pavillion yıkılmış ve aynı yerde, Carlo Bassi ve Goffredo Boschetti tarafından tasarlanan ve 1959 yılında açılan mevcut bina, 1980’li yılların başında istikrarsızlık nedeniyle kapatılmıştır.

1993 yılında tekrar açılmış ve tamamen yenilenmiştir.

Galerisin sanat koleksiyonunda: 15 bin resim, heykel ve fotoğraf eserinin yanı sıra zengin bir çizim ve gravür koleksiyonu vardır. Kalıcı sergide sergilenen eserler 700’den fazladır.

Burada: Ortaçağ taş işçiliği, heykel ve mücevher koleksiyonu bulunmaktadır. Ayrıca: zemin katta 15’nci yüzyıldan kalma kale ve Ortaçağ Rönesans sanatı kalıntıları görülebilir.

1’nci Katta: zengin bir şekilde döşenmiş 17 ve 18’nci yüzyıl devlet daireleri, resim ve dönem mobilyaları koleksiyonları vardır. En üst katta, çeşitli dönemlerden: seramik, fildişi, mücevher, kuşam ve cam işleri dahil olmak üzere dekoratif sanat ürünleri görülebilir.

İtalya Torino-Turin Teatro Regio

Teatro Regio

Palazzo Madama’nın arkasında, Piazza Castello’nun hemen yanındadır.

Buradaki ilk tiyatro: 18’nci yüzyılda Vittorio Amedeo II tarafından görevlendirilen mimar tarafından yapılmıştır. Mimar Filippo Juvarra’dır. Ancak mimar Juvarra’nın ölümünün ardından proje yarım kalmış ve mimar Benedetto Alfieri’ye verilmiştir. O dönemde Savoy Kralı Carlo Emanuele III’dür.

Turin Regio Tiyatrosu, 2 yıl gibi rekor bir sürede tamamlanır. 26 Aralık 1740 tarihinde açılır. 2500 koltuk kapasitelidir.

Barok tarzda inşa edilmiştir.

Dört sahneli inşa edilmiştir. Kırmızı ve mor tasarımıyla oldukça güzel görünür.

1870 yılında Regio mülkiyeti Torino Belediyesine geçer. 8-9 Şubat 1936 tarihinde gece, tiyatro şiddetli bir yangın sonucu yanarak yok olur. 1937 yılında yeni tiyatronun yapılması için bir yarışma açılır. Yarışmayı mimar Aldo Morbelli ve Robaldo Morozzo della Rocca kazanır.

Ancak 1965 yılına kadar proje hayata geçirilemez. Çalışmalar Eylül 1967’de yeniden başlar ve 1973’ün ilk aylarında tiyatro tamamlanarak hizmete girer.

İtalya Torino-Turin San Lorenzo Church

San Lorenzo Church

Piazza Castello adresinde Kraliyet Sarayının hemen yanındadır. 10 Ağustos 1557 tarihinde gerçekleşen San Quentin’in zaferinin anısına San Lorenzo isimli azize adanmıştır.  

Burası kraliyet kilisesidir. Dışarıdan normal gibi görünmesine rağmen, içi kesinlikle muhteşemdir.

Palazzo Reali’nin yanındadır. Mimar Guarino Guarini’nin bu Barok (1668-1680) şaheserinin içine girildiğinde özellikle yukarı bakmak önerilir.

Mimari olarak San Lorenzo, sıra dışı ve cesurca tasarlanmış kubbesi ve feneriyle dünyanın en büyük kiliselerinden birisi olarak kabul edilir.

Yuvarlak kubbeli merkez: sekiz kavisli bölmeyle çevrilidir. Feneri destekleyen kesişen kirişlerle desteklenir. Tam merkezinin altında duran pencerelerden gelen ışığın simetrisi ve deseni, adeta bir kaleydoskop gibi görünmesini sağlar. Coşkulu Barok sunağa da dikkat etmek önerilir.

Burada: Torino’nun kutsal kefeninin yani La Sindone’nin bir kopyasını görebilirsiniz. Kopya kilisenin içinde küçük bir odada görülebilir.

İtalya Torino-Turin Palazzo Carignano-Museo Nazionale Del Risgorgimento Italiano-Risorgimento Müzesi

Palazzo Carignano-Museo Nazionale Del Risgorgimento Italiano-Risorgimento Müzesi

Piazza Castello yakınlarındadır.

En özgün barok yapılardan birisidir.

İtalya Torino-Turin Palazzo Carignano-Museo Nazionale Del Risgorgimento Italiano-Risorgimento Müzesi

Yapının pişmiş topraktan dalgalı cephesi ve çift merdivenli atriyumu dikkat çeker.

Yapı: 1679 yılında Emanuele Filiberto di Savola-Carignano: Bernini’nin Louvre çizimlerinden ilham alarak burayı yapmak üzere Guarino Guarini’yi görevlendirmiştir. Yapı 1685 yılında tamamlanmıştır.

Orijinal yapının düzeni:
İtalya Torino-Turin Palazzo Carignano-Museo Nazionale Del Risgorgimento Italiano-Risorgimento Müzesi

Bahçelere ve ahırlara açılan bir “C” şeklindedir. Buraya: 19’ncu yüzyılda İtalya Parlamentosunu barındırmak için yeni bir cephe ve ikinci bir blok eklenmiştir.

Vial Bogino’ya (günümüzdeki Piazza Carlo Alberto) ulaşan bahçeler oldukça güzeldir.

Palazzo Carignano: 1861 yılından 1864 yılına kadar İtalyan Parlamentosunun buluşma yeriydi. Burada İtalya Krallığının kuruluşu, 14 Mart 1861 tarihinde ilan edildi.

Sarayda: Carlo Alberto ve Vittirio Emanuelle II doğmuştur. Binanın cephesinde “Qui nacque Vittorio Emanuele II” yazılı bir tabela bulunmaktadır.

Günümüzde ise: kare yapısıyla Savoy hanedanı ve İtalya tarihinin sembolik bir yeridir.

1938 yılından beri, Sarayın ana kattaki odaları: Risorgimento Ulusal Müzesine ev sahipliği yapmaktadır. Bu müzede: 2’nci Dünya Savaşına kadar İtalyan tarihiyle ilgili belgeler, kalıntılar, resimler, kitaplar ve bayraklar sergileniyor.

Burada bulunan 30 odada sergilenen İtalyan birliği kampanyasının ve iki dünya savaşının hatıraları ve kalıntıları ile türünün en büyük müzesidir.

Bu müze o kadar iyi organize edilmiş ve sergileri interaktif sergiler, filmler ve sesli turlarla oldukça iyi sunulmaktadır. İtalyan tarihinde çok bilgili olmayanlar bile büyüleyici hikayeyi dikkatle izlemektedir.

Bıblıoteca Reale

Piazza Castello adresindedir.

Burası Kraliyet Kütüphanesidir.

1837 yılında Carlo Alberto tarafından kurulmuştur.

1865 yılına kadar yapı, Savoy Kraliyet ailesinin ikametgahı olarak kullanılmıştır.

Daha sonra mimar Carlo Amadeo tarafından tasarlanarak Kraliyet Müzelerine katılmıştır.

Kütüphane: ahşap raflara sahiptir. Tavanlar Moja ve Trefogli tarafından tek renkli olarak boyanmıştır.

Koleksiyonda bulunanlar:

El yazmaları, tezhipli el yazmaları, gravürler 2000’den fazla çizimlerdir.

Carlo Alberto tarafından elde edilen Leonardo da Vinci’ye ait: Oto portre, Meleğin Yüzü, heykel için hazırlık çizimleri koleksiyonun en önemli parçalarıdır.

İtalya Şövalyesi Anıtı

Palazzo Madama’nın güney tarafındadır. 1923 yılında Pietro Canonica tarafından yapılmıştır. Bağımsızlık Savaşları ve I. Dünya Savaşındaki süvari ordusunun kahraman askerlerini hatırlamak ve anmak için yapılmıştır.

İtalya Torino-Turin Sardinya Ordusu Piskoposu Heykeli
Sardinya Ordusu Piskoposu Heykeli

Alfa Army Sardo heykelidir. Vincenzo Vela tarafından beyaz mermerden yapılan heykel, 1859 yılında tamamlanmıştır. Milanlılar tarafından, Avusturya işgalinden kurtulma çabaları için Sardunya-Piedmont ordusuna bağışlanmıştır. Lombart halkı Piedmont ve ordusuna: şevkat ve umut sembolüdür.

İtalya Torino-Turin Aosta Dükü Emanuele Filiberto Anıtı
Aosta Dükü Emanuele Filiberto Anıtı

Palazzo Madama ve Casaforte değli Acaja’nın arkasında Via Po’ya doğru bulunur. Palazzo Madama’nın arkasında olması nedeniyle, yerinin uygun olmadığı iddia edilmektedir.

Merkezde: Savoylu Dük Emanuele Filiberto’nun bronz heykeli vardır. Bu heykel: düz duran, klasik miğfer ve askeri ceket giyen, düz taştan yapılmış, geniş bir heykeldir. Dük’ün bakışları her zaman “La Gran Madde” yani Büyük Ana ya bakıyor.

İtalya Torino-Turin Aosta Dükü Emanuele Filiberto Anıtı

Heykelde Dük, 1557 yılında San Quentin savaşında sonucunda zafer için kılıcını çekerken tasvir ediliyor.  San Quentin savaşı, Savoy hanedanını “Dük” ünvanını almasını sağlamıştır.

Yerel halkın “Caval d’brons” olarak adlandırdığı at, aynı zamanda heykelin adıdır. Yükseltilmiş bir kaide üzerinde durur.

Bu heykelin diğer iki yanında: 1’nci Dünya Savaşı boyunca zaferlerin anısına olarak dört asker heykelidir.

Heykeller 1933-1937 yılları arasında heykeltıraş Eugenio Baroni (kendisi 1’nci Dünya savaşına katılmış ve gümüş madalya kazanmıştır) tarafından tasarlanıp başlatılmış, ancak bu birinci heykelin kaybolması üzerine heykeltıraş Cenevizli sanatçı Pablio Morbiducci tarafından yapılmıştır.

İtalya Torino-Turin Aosta Dükü Emanuele Filiberto Anıtı

Askerler, savaş alanlarında giyilen üniformalarla tasvir edilmiştir. 1’nci Dünya savaşında çeşitli ordulara ait bu askerlerin heykellerinin de kendine özgü bir anlamı var. Palazzo Madama’ya göre düzenlenenler dükün arkasını koruyan nöbetçiler, kulelere göre iki iç taraf zaferden sonra silahlarını bırakıyor.

Dış taraftakiler ise, hareketsiz ama yine de silahlı hazır durumdalar. Cephedekiler komutanı bekleyen ve görevlerinden gurur duyan komutana doğru bakarlar.

Generalin tek heykeli: düşman ordusundan çalınan dört orijinal bronz topun dökümüyle yapılmıştır. Son bir not: Dükün anıtı, insanları oturmaya çeken taş bir platforma sahiptir.

Ayrıca heykelin altında mermerde kay-kay yapanlar vardır. Juventus futbol takımı taraftarları, her zaferden sonra burada toplanıyorlar.

İtalya Torino-Turin Piazza San Carlo

PİAZZA SAN CARLO

Şehrin ana meydanıdır. Piazza Castello meydanına 10 dakika uzaklıktadır. 168 metre uzunluğunda ve 76 metre genişliğindedir.

Carlo di Castellamonte tarafından tasarlanan ve 1640-1650 yılları arasında inşa edilen çarpıcı Barok cepheleri, oyalanmak ve atmosferi teneffüs etmek için zaman ayırmaya değerdir.

İtalya Torino-Turin Piazza San Carlo

Meydan: Via Roma olacak olan Via Reale’nin güney uzantısı boyunca inşa edilmiştir. Meydan ilk dönemde ordu tarafından kullanıldığı için: Piazza Reale, Piazza d’Armi ve 1618 yılında Piazza San Carlo Borromeo olarak adlandırılmıştır.

İtalya Torino-Turin Piazza San Carlo

San Carlo Borromeo’ya ithaf edilmiştir.

Hemen hemen tüm merkezi binaların revaklı cepheleri: büyük ve düzenlidir.

Dikdörtgen şeklindeki meydanda günümüzde de çok sayıda ilgi çekici yer vardır.

Meydanın güney tarafından:

İtalya Torino-Turin Piazza San Carlo

Santa Cristina ve San Carlo kiliseleri bulunur. Bunlar Barok tarzda ikiz kiliselerdir. Ancak aynı değildir. Santa Cristina 1639 yılında ve Santa Carlo ise 1619 yılında inşa edilmiştir.

Meydanın doğusunda:

Muazza Palace Solaro del Borgo bulunmaktadır. Yapı: Carlo di Castellamonte tasarımıdır. 1753 yılında Benedtto Alfieri tarafından yeniden tasarlanmıştır.

İtalya Torino-Turin Piazza San Carlo

Meydanın batı yönünde:

Devasa Palazzo Guido binası: mimar Carlo di Castellamonte tarafından tasarlanmıştır.

Bir zamanlar “La Stampa” gazete bürolarının bulunduğu yerde günümüzde artık butikler, tasarım mağazaları ve art deco tarzı lüks sinema vardır.

Burası: yerel halk arasında popüler bir buluşma yeridir. Meydanda: şehrin en eski kafeleri olan Caffe San Carlo ve Caffe Torino vardır. Ayrıca çikolata fabrikası “Confetteria Stratta” bulunur.

İtalya Torino-Turin Piazza San Carlo

Günümüzde araç trafiğine kapalıdır. Çünkü 1998 yılında bölge radikal bir şekilde yaya bölgesine dönüştürülmüştür. Çoğu zaman: konserler, gösteriler, seçim mitingleri ve çeşitli etkinlikler burada düzenlenir. Juventus futbol takımının zaferlerinden sonra taraftarlar burada toplanarak kutlama yaparlar.  

1864 yılının Eylül ayında, Minghetti hükümeti başkenti Torino’dan Floransa’ya taşımaya karar verince, Turinliler bu kararı protesto etmek için San Carlo meydanında toplanırlar ve gösterinin sonunda 184 kişi kamu güçleri tarafından öldürülür.

1960’larda meydan, karakteristik Empire sokak lambalarıyla aydınlatıldı.

20’nci Kış Olimpiyatları nedeniyle, 2006 yılında Piazza San Carlo meydanı, kaideye dönüştürülmüş ve madalya törenleri burada yapılmıştır.

İtalya Torino-Turin Piazza San Carlo Emanuele Filiberto I Anıtı

Emanuele Filiberto I Anıtı

Meydanın merkezindeki atlı anıt, 1838 yılında Carlo Marochetti tarafından yapılmıştır. San Quintino zaferinden sonra kılıcını kınından çıkarırken görülen Emanuele Filiberto’ya adanmıştır.

Caffe Torino

Kafenin bulunduğu otel: Piazza San Carlo’da, oldukça prestijli bir konuma sahiptir. İlk olarak 1903 yılında açılıştır. Parıldayan kristal avizeler, büyük mermer ve yaldızlı aynalar mekanı süsler. Taze pişmiş hamur işleri ve içecekler ve mezeler hızla servis edilir. Özellikle karnaval zamanı, Noel ve Paskalya’da vitrinler oldukça güzel süslenir.

Caffe San Carlo

Burası aslında tipik olarak entellektüellerin ve kültür adamlarının, aynı zamanda soyluların ve asillerin özellikle siyasi konuları tartışmak için bir araya geldikleri yerlerden biridir.

İtalya Torino-Turin Valentino Park-Parco Del Valentino

VALENTİNO PARK-PARCO DEL VALENTİNO

Park alanı, şehrin merkezinde Po nehri boyunca uzanan yemyeşil bir vahadır. Porta Nuova tren istasyonuna 1 km uzaklıktadır.

Nehir boyunca yürüdüğünüzde sonunda bu güzel parka ulaşırsınız. Torino şehrinin en büyük yeşil alanıdır. Mole Antonelliana gibi şehrin sembolüdür.

Parkın ismi olan Valentino’nun: kalıntıları karşı tepede San Vito kilisesinde korunan “Aşıkların koruyucu azizi olan genç şehit Valentino” dan (MS 3’ncü yüzyıl)  kaynaklandığı söyleniyor. Veya o azize ait bir şapelin burada bulunması nedeniyle bu isim verilmiş olmalıdır.

İtalya Torino-Turin Valentino Park-Parco Del Valentino

Park, 1630 yılında Carlo di Castellamonte tarafından ormanlık alanda tasarlanmıştır.

Ancak: 1863-1864 yılları arasında, park Fransız mimar Barillet-Deschamp tarafından kısmen yeniden tasarlanmıştır.

1829-1961 yılları arasında: şehirde düzenlenen büyük ulusal ve uluslararası sergiler burada düzenlenmiştir.

1911 yılındaki fuardan sonra, park günümüzdeki büyüklüğüne ulaşmıştır. 1961 yılında İtalya’nın Birleşmesinin 100’ncü yılı için düzenlenen etkinlikler yine bu parkta yapılmıştır.

İtalya Torino-Turin Valentino Park-Parco Del Valentino

Parkta: eğimli yeşil alanlar, dolambaçlı yollar ve ormanlık alanlar doludur. Parkın sonuna doğru: Borgo Medioevale bulunmaktadır.

Uzun yıllar boyunca, İtalya’nın önde gelen motor yarışları pisti olarak kullanılmıştır. Motor yarışlarının öncüsü Enzo Ferrari’ye adanmış bank bulunmaktadır.

Günümüzde ise yerel etkinlikler için tercih edilir.

Park alanı, özellikle Pazar günleri gezinti için favori bir yerdir. Parkı ziyaret ettiğinizde, zamanınız varsa, parkın hemen altında, Po nehrinde tekneye binebilirsiniz.

İtalya Torino-Turin Valentino Park-Parco Del Valentino

Fontana dei Mesi-Ay çeşmesi

Parkta gezinirken “12 ay çeşmesini” (Fontana di Dodici Mesi) ve mermer heykeller görebilirsiniz. 1898 yılında yapılmıştır. Çeşme: içine pırıl pırıl bir şelalenin düştüğü, büyük eğimli oval bir havzadan oluşur. Bu havzada, Torino şehrini çeviren nehirleri tasvir eden 4 ana heykel gurubu bulunmaktadır. Heykeller, terastadır.

La Stura nehri: toynağında balık ağları olan bir değirmen çarkı etrafında şakalaşan 3 çıplak kadın heykeli.

Po nehri: devasa sakallı bir figür.

İtalya Torino-Turin Valentino Park-Parco Del Valentino

Dora nehri: Papatyalarla süslenmiş kaputlu çobanın eli ile sağını söndüren çoban.

Sangone nehri: Sularından içerken birkaç aşığı gözetleyerek gülümseyen nehrin dehasıdır.

Su kütlesi: 12 aya ait alegorik heykellerle zenginleştirilmiş bir korkulukla çevrilidir.

Castello Del Valentino-Valentino Kalesi

Valentino Kalesi parkın içindedir.

Torino surlarının güneyinde, Po nehrinin sol yakasındadır. Po nehrine bakar.

Royal Savoy hanedanı için, sarayın nehir kıyısındaki rezidansı olarak yapılmıştır.

Yapı: 1564 yılında Savoy Emanuele Filiberto Dükü tarafından satın alınmıştır.

Ardından dük ve halefi Carlo Emanuele I tarafından kullanılmıştır.

1619 yılında Prens Vittorio Amedeo ve Cristina di France’nin düğününden sonra saray: Cristina’nın olur.

Cristina’nın bu kaleye özel bir sevgisi vardı ve bu yüzden Savoy Düşesi olduğunda, burayı Kraliyet Sarayına çevirdi. Genç prenses: villayı yeniden tasarlaması için mühendis Carlo di Castellamonte’yi görevlendirir.

Cristina: Savoy Eyaletinin ilk naibidir ve burayı eğlence sarayı olarak seçer. Burada mızrak dövüşleri, bayramlar ve su savaşları düzenlendi.

Ancak ölümünün ardından, Prenses tarafından organize edilen partiler biter ve sadece birkaç yıl sonra bahçelerden birisi, üniversitenin hala ziyaret edilebilen botanik bahçelerine dönüştürülür.

Genç Prenses Cristina tarafından başlatılan değişiklikler, 1858 yılındaki Sergi nedeniyle uygulanır ve kale tamamen değiştirilir.

İtalya Torino-Turin Valentino Park-Parco Del Valentino

19’ncu yüzyılda, bir avluyu kapatan at nalı şeklinde yürüyüş yolu eklenir.

Günümüzde villada: zemin kattaki odalar oldukça sade sıvalıdır. Yukarı kattaki salonlarda ise özenle hazırlanmış sıva işleri ve resimlerle muhteşem bir dekorasyon düzenlenmiştir.

“Madama Reale” olarak adlandırılan güneydeki dairenin süslemeleri: İsidoro Bianchi tarafından tamamlanmıştır.

Napolyon savaşları sırasında, ordu burayı ele geçirir. 1850 yılında villanın arazisi Kraliyete devredilir. Ardından Luigi Tonta ve Domenico Ferri tarafından restorasyon yapılır. Pavyonları birbirine bağlayan teraslar: iki yeni büyük galeriyle değiştirilir. Ana cephe nehre çevrilir.

Günümüzde yapı Torino Politeknik Mimarlık Fakültesi tarafından kullanılmaktadır. Aynı zamanda UNESCO dünya mirası alanıdır.

İtalya Torino-Turin Valentino Park-Parco Del Valentino

Orto Botanico-Botanik Bahçesi

Kalenin arkasındadır. 1729 yılında açılmıştır. Burada: bir limonluk, ısıtılmış bir sera ve 4 binden fazla yerel flora ve şifalı bitki türü bulunmaktadır. Bitki müzesi bölümünde bulunan egzotik türler: 1830-1840 yılları arasına tarihlenir.

Evet burada bulunan seralar ve çiçek bahçeleri romantik, zarif ve güzeldir. Günümüzde Botanik Bahçesi, Torino Üniversitesi tarafından işletilmektedir.

Borgo Medioevale

Valentino Parkındadır. .

Burada tam bir Ortaçağ köyü bulunmaktadır.

Borgo; 1884 yılında Expo fuarı için, mimar Giucaso ve Alfredo d’Andrea tarafından inşa edilmiştir. 

Parkın bir parçasıdır.  

Bu köyde: kendi kalesi, zanaatkarların stüdyoları ve dükkanları bulunmaktadır.

Zanaatkarlar: dönem becerilerini sergiler ve satarlar. Hafta sonları sık sık uygulamalı aktiviteler düzenlenir.

Burayı ziyaret ederseniz cam kaplı teknelerle nehir gezisi yapmanızı da öneririm. Borgo, özellikle yerel halkın favori ziyaret yeridir. Esnaf atölyelerinden hediyelik eşyalar satın alabilirsiniz.

İtalya Torino-Turin Torino Esposizioni

Torino Esposizioni

Burası parkın güney ucunda bir sergi salonudur. Burada düzenli olarak iş ve kültür fuarları düzenleniyor. 1938 yılında Pier Luigi Nervi tarafından tasarlanmıştır.

1936 yılında Torino şehri, Valentino Parkında moda sergileri için bir yer inşa etmeye karar verdi. Yapılan ihale Ferraris ve Bellardo firmaları tarafından kazanıldı. Proje, 1938 yılında tamamlandı. Proje: dikdörtgen bir bahçe etrafına yerleştirilmiş, dört binadan oluşuyordu.

Kuzey ucunda: cam blok revaklı bir girişin yanında, silindirik bir cam bölüm restorana ev sahipliği yapar.

İtalya Torino-Turin Torino Esposizioni

Kompleksin güney ucunda: bir açık hava tiyatrosu var.

8 Kasım 1942 ve 13 Temmuz 1943 tarihlerinde bombalanmıştır. 1948-1950 yılları arasında genişletilmiştir.  1948 yılında merkez pavyon apsisli bir salonla değiştirilmiştir.

1950 yılında Giovanni Agnelli’nin adını taşıyan yeni köşk: tüm bahçeyi kaplayarak daha da uzatıldı.

1960 yılında: Riccardo Morandi: kuzey ucunda, ince, iç içe geçmiş betonarmeli yapılarla örülmüş, ara desteksiz, gerilmiş bir tonozdan oluşan, bir yeraltı salonu tasarladı.

Kompleksin bir kısmı, Torino Üniversitesinin eğitim merkeziyken, Giovanni Agnelli pavyonunu bir kısmı 2001 yılına kadar buz pateni pisti olarak kullanıldı. 2006 kış olimpiyatları nedeniyle Torino Esposizioni, bir buz hokeyi tesisine ev sahipliği yaptı.

İtalya Torino-Turin The Cathedral and The Holy Shroud-Duomo di san Giovanni

THE CATHEDRAL AND THE HOLY SHROUD-DUOMO Dİ SAN GİOVANNİ

San Giovanni Battista Katedrali, Palazzo Reale’e bitişiktir.

Şehrin en önemli kilisesidir.

Günümüzdeki binanın olduğu yerde: daha önce antik Roma kentinin tiyatrosu bulunuyordu. Bu tiyatronun üzerine: MS 4’ncü yüzyılda: 3 tane kilise inşa edilmiştir. Bunlar: Kurtarıcı İsa’ya, Vaftizci Aziz John’a ve Meryem Ana’ya adanmıştır.

Yapının hemen kuzeyinde 1’nci yüzyıldan kalma bir Roma amfitiyatrosu kalıntıları bulunmaktadır. Biraz daha kuzeybatıda ise Roma döneminden kalma bir kapının kırmızı tuğlalı kalıntıları olan Porta Palatina vardır.

İtalya Torino-Turin The Cathedral and The Holy Shroud-Duomo di san Giovanni

Bu üç kilise: 1490-1492 yılları arasında yıkıldı.

1492-1498 yılları arasında ise bu yıkılan üç kilisenin yerine; katedral inşa edilmiştir. Amaç: Torino başpiskoposu olan ancak Papal See’de-Roma şehrinde ikamet eden Kardinal Domenico della Rovere için bir dini yapıdır.

Yapı: Roma şehrinde, günümüzde de görülen Toskanalı bir mimara emanet edildi. Bu mimar: Amedeo da Settignano, Meo del Caprina olarak bilinir.

İtalya Torino-Turin

Vaftizci Aziz John’a (San Giovanni Battista) adına adanmıştır.

Şehrin günümüze ulaşan tek Rönesans binasıdır.

İtalya Torino-Turin

Yapının bitişiğindeki çan kulesi, daha önce yani 1470 yılına tarihlenir.

1515 yılında Papa X Leo, resmi olarak burayı kutsamıştır.

Torino Başpiskoposları, burada oturmaktadır.

Günümüzde katedral: Milenyum gençleri için aziz olarak adlandırılan, Torino yerlisi hırslı atlet ve yoksulların, hayırseverlerin kutsanmış İskele Giorgio Frassati (1901-1925) mezar yeridir.

İtalya Torino-Turin Torino Kefeni-Shroud

Torino Kefeni-Shroud:

Katedralin turistler için ana cazibesi: kutsal kefendir.

Shroud olarak isimlendirilen bu kefen: 4.36 metre uzunluğunda ve 1.11 metre genişliğinde bir çarşaftır ve üzerine insan damgası basılmıştır.

Efsaneye göre, baskı, İsa tarafından yapılmıştır. Bu keten bezin: İsa’nın bedenini tutan kefen olduğu söylenir.

Söylenenlere göre, çarmıhtan alındığında İsa’nın sarıldığına inanılan keten parçasıdır. Yine söylenenlere göre kefenin üzerinde bir adam görüntüsü bulunmaktadır.

Bu kutsal kefen’in tam boyutlu bir kopyası ise, günümüzde Katedralin kuzey koridorunda asılı durmaktadır.  

Kutsal kefen: Muhtemelen dünyanın en çok araştırılan ve tartışmalı eseridir. Ancak çalışmalara ve araştırmalara rağmen çarmıha gerilmiş Mesih’un kefeni olduğu hiçbir zaman kanıtlanamadı ve ispatlanamadı.

Bu konudaki ilk belgelerden biri, 1389 yılına dayanıyor. Papa Clemente VII’nin selefi Henri de Poitier tarafından yapılan araştırma hakkında yazı yazan piskopos Pierre d’Arcis’in bir anıtı konuyla ilgilidir.

Poitier Piskoposu: Kutsal Tapınak’ın gerçekliğine inanmadı, bu yüzden o zamanın dekanının, sadece kazanç uğruna gerçek Mesih’in Sudarium’u olarak çarşafı bırakacağı iddiasını kınadı.

Piskopos ayrıca bir araştırmanın sonucunda, kefenin aslında insan eliyle yapılmış bir eser olduğunu ve mucizevi bir şekilde yapılmadığını veya verilmediğini kabul eden sahtekarın bulunduğunu da kanıtladı.

Pierre d’Arcis: yeni dekanın bir adam imgesiyle yapay olarak boyanmış bezi tekrar ortaya çıkardığını bildiğinde, iki kez müdahale etmek zorunda kaldı. Daha sonra 1390yılında Papa VII Clemente tarafından, bezin üzerine basılan görüntünün Hz İsa Mesih’in gerçek sudarium değil, bir resim olduğunu söyledi.

Yakın tarih şüpheci piskopos ve Papa Clemente’nin kınamalarını doğruladı. Çünkü kardinal Pellegrino komisyonu tarafından, 1973 yılında varsayılan kan üzerinde yapılan adli testler olumsuz sonuçlar verdi. Ayrıca keten bezinin dış liflerinin yanması: aynı özelliklere sahip bir örtü yaratmak için olası bir mekanizma fikrini verir.

1988 yılında uluslararası üne sahip, üç farklı laboratuvarda yapılan tarihleme çalışmalarında, kefenin aslında 14’ncü yüzyıla kadar gittiği ortaya konuldu. Böylece, kefen bezinin sahte olduğu ve gerçek olamayacağı kanıtlandı.

Gerçek kefen oldukça hassastır. Neredeyse hiç gösterilmemiştir. Sunağın arkasında: kurşungeçirmez, yanmaz ve iklim kontrollü bir şapelde, Kutsal Kefen Şapelinde saklanmaktadır.

Evet,Shroud yani kefen: 1578 yılından beri Torino’da korunmaktadır.

İtalya Torino-Turin Cappella Della Sındone-Kutsal Kefen Şapeli

Cappella Della Sındone-Kutsal Kefen Şapeli

Piazzetta Reale adresindedir.

1563 yılında Savoy Dükalığı başkenti olan Torino şehri; 1578 yılında o zamanlar Savoy’a ait olan kefeni karşıladı. Rönesans apsisi yıkıldıktan sonra, onu korumak için olağanüstü bir şapel inşa edildi.

Guarino Guarini tarafından tasarlanan “Kutsal Kefen Şapeli” nin kubbesi, 17’nci yüzyılın seksenlerinde tamamlanmış yapımı 28 yıl sürmüştür.

Guarino Guarini; şapel yapısını 1690 yılında tamamlar.

Barok mimarisinin bir şaheseridir.

1694 yılında, 20’nci yüzyıl başlarına kadar Kutsal Kefen Şapeli, Torino Katedralinin transeptinde korunmuştur.

11-12 Nisan 1997 gecesi, Kutsal Kefen Şapeli, restorasyon iskelesinde çıkan bir yangınla harap oldu. Ancak Shroud yani kutsal kefen, bu yangından kurtarıldı, çünkü o sırada şapelin dışında katedral korosunda tutuluyordu. Frabosa’nın eski siyah mermer ocağının yeniden açılması sayesinde, yangın tarafından tahrip edilen süslemeler, 17’nci yüzyılın ikinci yarısında Guarino Guarini tarafından seçilen malzemelerin aynısıyla yeniden inşa edilmektedir.

İtalya Torino-Turin Porte Palatine-Palatine Doors

Porte Palatine-Palatine Doors

Torino şehri, MS 27 yılı civarında, Roma kolonisi olan “Augusta Taurinorum” isimli bir şehirdir. Şehir, Hannibal tarafından Roma’ya doğru uzun yürüyüşte yakılan Taurin’in efsanevi başkenti Taurasia’nın yerleşiminden doğmuştur. Ana Alp geçitlerinin eteğindeki ve Padana Vadisinin batı tarafındaki koloni: Galya’ya giden Roma ileri karakolu olmuş ve transalpin dünyasına giden ana yolların merkezindeydi. 

İtalya Torino-Turin Porte Palatine-Palatine Doors

Bu şehre giriş: duvar boyunca açılan 4 kapıdan sağlanıyordu. Bu kapılar: Porta Palatina, Porta Decumana, Porta Marmorea ve Porta Pretoria’dır.

Günümüze kalan ise, sadece MS 1-2’nci yüzyıllara tarihlenen Porta Palatina kapısıdır. Porta Palatina ismi, muhtemelen Longobard Dükleri ve Frank Kontlarının meskenleri olan İmparatorluk Palatium’un bitişiğindeki anlamına gelen Ortaçağ “ Porta Palatii” den gelmektedir.

Kapı: şehir duvarlarının iç kısmında dörtgen avluya bakan tipik bir Roma kapısıdır. Kapının önüne, kare bir kaide üzerine inşa edilen, iki köşeli kule vardır. Bu kulenin yüksekliği 30 metreden fazladır.

Merkezi gövde yaklaşık 20 metre uzunluktadır. İki sıra pencere bulunur. Altta bulunan bölüm, 4 girişe sahiptir. Merkezi olanlar daha büyük ve daha uzundur. Buradan araç girebilir. Yanlara giden iki giriş daha dar ve kısadır ve yaya geçitleri olarak hizmet vermiştir.

İtalya Torino-Turin Porte Palatine-Palatine Doors

1724 yılında kapı inşaatında değişiklikler yapıldı ve 19’ncu yüzyılda Vicariate tarafından hapishane olarak kullanıldı. 1860-1871 yılları arasında anıtsal yapı yalıtıldı ve daha sonra gerçek bir yeniden yapılanma oluşturan onarımlar yapıldı.

17 Temmuz 2006 tarihinde, 18 aylık çalışmanın ardından, Palatine kuleleri Arkeoloji Parkı ziyarete açıldı. Bu arkeolojik alan 20 bir metre karelik bir park alanı içindedir.

Bu şehrin ana caddesi olan “Decimus Maximus” günümüzdeki “Via Garibaldi” caddesidir.

Kraliyet Sarayına sadece birkaç dakika uzaklıktadır.

Evet, dünyanın en iyi korunmuş Roma kapılarından biri olan Porta Palatina’nın 3 katlı duvarı, tuğladan yapılmıştır ve bir çift poligonal tuğla, kuleyi birbirine bağlar.

Efsaneye göre, Charlemagne, 773 yılında kapının altında kamp kurdu. Katedralin yanında ise MS 1’nci yüzyıldan kalma bir Roma tiyatrosunun kalıntıları bulunmaktadır. Sadece bir kısmı görülebiliyor, geri kalanı ise Kraliyet Sarayı binalarıyla kaplıdır.

İtalya Torino-Turin Palazzo Chiablese

PALAZZO CHİABLESE

Kraliyet Sarayı önündeki meydanın batısındadır.

Dük Emanuelle Filiberto: yeni başkentinin merkez meydanını yenilemeye karar verir.

Sonra meydanda bulunan Ortaçağ binalarını şekillendirmek üzere tasarımcı Ascanio Vittozzi’yi görevlendirir.

İtalya Torino-Turin Palazzo Chiablese

1753 yılında Carlo Emanuelle III, Sarayı: oğlu Chiablese Dükü Benedetto Maurizoya verir.

Yapıdaki: dairelerin yenilenmesi ve genişletilmesi için ise, Mimar Benedetto Alfieri’ye tahsis eder.

Alfieri: Sarayı günümüzdeki görünümünü verir.

İtalya Torino-Turin Palazzo Chiablese

Tuğladan yapılmış, sadece cephede açık olan anıtsal bir ön kapıdan, taş sütunlu ve revaklı bir atriuma girilir. Sütunlar ve çapraz tonozlar ve ardından merkezi bir kanatla bölünmüş iki iç avluya girilir.

Görkemli bir merdiven, zengin mobilyalar, kakma ahşap zeminler, boyalı ahşap kaplamalar, mermer şömineler, aynalar, açık kapılar ile ana kata çıkılır.

1814 yılında, Benedetto Maurizio’nun dul eşi Chiablese Düşesi, sarayda yaşamaya başlar.

1824 yılından itibaren ise, ölümüne kadar orada yaşayan Kral Carlo Felice, buraya yerleşir.

1851 yılında İtalya’nın ilk kraliçesi Margherite, burada doğar.

Yapı: 1943 yılındaki ağır II Dünya savaşı hasarlarının ardından, restorasyona tabi tutulmuştur.

Yapı günümüzde Büyükşehir Belediyesi Arkeoloji, Güzel Sanatlar ve Peyzaj Müfettişliği Karargahına ev sahipliği yapmaktadır.

İtalya Torino-Turin Reggia di Venaria-La Venaria-Kraliyet Sarayı

REGGİA Dİ VENARİA-LA VENARİA-KRALİYET SARAYI

Şehir merkezine 14 km uzaklıkta Viale Carlo Emanuele II adresindedir. Burası Torino şehrinde, Paris Versailles Sarayına eşit bir yapıdır.

Burada dünyanın en büyük kraliyet konutlarından birisi bulunmaktadır. Bu kraliyet sarayı, banliyö ve çevresindeki parkla birlikte ortak yaşam içinde yaşayan bir yapıdır ve büyüklüğü 480 bin metre karedir.

İtalya Torino-Turin Reggia di Venaria-La Venaria-Kraliyet Sarayı

Muazzam büyüklükteki yapı: 1675 yılında, Savoy Dükü Charles Emmanuel II için bir av köşkü olarak yapılmıştır. Savoy Dükü, Torino şehrini Alplerin Paris’i yapma kararlılığının bir sonucudur.  

Mimar Amedeo di Castellamonte tarafından tasarlanmıştır.

Victor Amedeus II döneminde ise, bina üzerinde Garove ve Juvarra tarafından bazı çalışmalar yapıldı. Büyük galeri, St Hubert kilisesi ve Büyük ahırlar ve Orangerie yaratıldı.

Dükün bir zamanlar Kraliyet ikametgahı olarak kullandığı barok Sarayı: günümüzde: bir kültür merkezi, bahçeler, kafeler, kitapçılar, eski ahırlar ve av koruma alanı ile Venaria’nın eski şehir merkezini içeren geniş bir kompleksin bir parçasıdır.

Çünkü 8 yıllık dev bir restorasyon çalışmasının ardından, 2007 yılında ziyarete açılmıştır.

İtalya Torino-Turin Reggia di Venaria-La Venaria-Kraliyet Sarayı

Saray yapısı, günümüzde büyük sergilere ve konserlere ev sahipliği yapmaktadır. Burada eski ve yeni uyumlu bir şekilde birleştirilmiştir. Galeriler ve salonlar: freskler, resimler ve alçı işçiliğiyle dekore edilmiştir.

Oyma av sahneleri ve rokoko tasarıma sahip bir oda: Av Tanrıçası ve Savoy Dükü İkonu Diana’ya adanmıştır.

Tesis bünyesindeki bir şapel: Avcıların koruyucusu Aziz St Uberto’ya adanmıştır.

İtalya Torino-Turin Reggia di Venaria-La Venaria-Kraliyet Sarayı

Burayı ziyaret ederseniz: etkileyici Büyük Galeri, zarif Diana Salonu ve Capella di Sant’Uberto ve 1700’lerin başında Filippo Juvarra tarafından tasarlanan Kraliyet Ahırlarını görebilirsiniz. Her yıl Temmuz ayında, büyük Venaria Reale Festivali burada düzenlenmektedir.

Su tiyatrosundaki kareogrilli fiskiye gösterilerinde: 100 adet jet, 12 metreye kadar su gönderirken, renkli ışıklar içlerinden geçiyor.

CASTELLO DELLA MANDRİA

Burası ilk olarak: Regina di Venaria Sarayı yapılırken, safkan atları yetiştirilmek üzere inşa edilmiştir. Doğa Parkının 3 bin hektarlık çayır ve ormanlık alanları arasında yer almaktadır. Reggia di Venaria’ya sadece 1.5 km uzaklıktadır.

Yapı: Parco della Mandria içinde tamamen duvarla çevrili olarak kraliyet mimarları Barnaba Panizza ve Domenico Ferri tarafından inşa edilmek ve kurmakla görevlendirilmiştir.

Ancak daha sonra 1859 yılından sonra İtalya’nın ilk kralı olan Savoylu Victor Emmanuel II tarafından, ikametgaha dönüştürülmüş ve en sevdiği ikametgah yeri olarak kullanılmıştır.

Çünkü: kral, görevlerinin zorluklarından kaçmak, hobilerini yapabilmek ve Rosa Vercellana’ya olan aşkını yaşayabilmek için burayı tercih etmiştir. Victor Emmanuel II’nin morganatik eşi Rosa Vercellana (La Bela Rosin) Mirafiori ve Fontanafredda kontesi olarak adlandırılmıştır.

Ayrıca: hükümdar çeşitli avcılık faaliyetlerinde bulunmuştur.

Yapının cephesinde, bugün hala güzel Kraliyet Dairelerini oluşturan 20 oda odalar bulunmaktadır. Bu 20 oda ziyarete açıktır. Egemenlik tercihlerinin ve zevklerinin mükemmel bir kesiti olan halka açık bu 20 oda, oldukça güzeldir.

Hükümdarın ölümünün ardından: park, kale kompleksi ve tüm av depoları, 1882-1887 yılları arasında Medici del Vascello ailesi tarafından satın alındı. Onlarla birlikte, bölgenin tarihi 1976 yılında Piedmont Bölgesinin Parkın tüm çevresel ve mimari mirasını satın aldığı ve 1978 yılında La Mandria Bölge Parkının yönetim organını kurduğu 1976 yılına kadar yeni bir gelişme aşaması yaşandı.

1997 yılından beri, Castello della Mandria, diğer  tüm Piedmontese Savoy Konutlarıyla birlikte UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Kale Kraliyet Dairelerini oluşturan bu 20 odadan oluşan bölümde: antik Sıavoyard’ın değerli eserleri, sanat eserleri, kumaşları ve mobilyaları görülebilir.

Çünkü eksiksiz şekilde döşenmiştir. Olağanüstü bir finansman sayesinde 100’den fazla sanat şaheseri, 1200 metre karelik süslü yüzey, 60 mobilya, 120 metrekare değerli kumaş ve 80 metre karelik rafine duvar kağıdı tamamen restore edilerek ziyarete açılmıştır.

Eski ağaçların arasındaki yürüyüş parkurları ve yaban hayatı görülmeye değerdir.

İtalya Torino-Turin Museo Egizio-Museo Delle Antichita Egizie-Mısır Müzesi

MUSEO EGİZİO-MUSEO DELLE ANTİCHİTA EGİZİE-MISIR MÜZESİ

Via Accademia delle Scienze adresindedir.

Torino şehrinde en çok ziyaret edilen müzelerden birisidir. Giriş ücreti tam fiyat 6.50 Euro’dur.

Kahire Müzesi dışında, sadece Mısır Sanatı ve kültürüne adanmış tek müzedir.

İtalya Torino-Turin Museo Egizio-Museo Delle Antichita Egizie-Mısır Müzesi

Müze Binası:

1824 yılında kurulan Museo Egizio: 1679 yılında Michelangelo Garove tarafından tasarlanan Colelegio dei Nobili adlı binada bulunuyordu. Burada: Kral Carlo Felibe tarafından satın alınan Drovetti Koleksiyonundaki ilk antikalar sergilenmeye başladı.

Daha sonraki süreçte bina genişletildi. 19’ncu yüzyılın ikinci yarısında yeni kullanıma uyarlandı.

1832 yılında ise halkın ziyaretine açıldı.

İtalya Torino-Turin Museo Egizio-Museo Delle Antichita Egizie-Mısır Müzesi

Müze Koleksiyonlarının Oluşumu:

Müzenin koleksiyonunun kökeni, Savoy Dükü I. Charles Emmanuel’in küçük bir Mısır antika koleksiyonunu bir araya getirdiği 1630 yılına kadar gider.

15’nci yüzyılda Savoylar, Gonzaga di Mantova’dan: Tanrıça Isıde’nin onuruna dini törenlerin çizimleriyle süslenmiş bronz bir masa olan “İliak Masası” nı satın aldılar.

16’ncı yüzyılda Savoylu Carlo Emanuele: Padualı doğa bilimci Vitaliano Donati’yi, Doğada bilimsel bir göreve gönderdi ve Nil vadisindeki isyandan, Tanrıça İsıde’nin heykeli ve Pharaoe Ramesses II’nin heykelleri ve tanrıça Sekhmet’in heykelleri Torino şehrine geldi.

İtalya Torino-Turin Museo Egizio-Museo Delle Antichita Egizie-Mısır Müzesi

Yani müzedeki koleksiyonunu oluşumunda: 16’ncı yüzyılın sonu ve 18’nci yüzyılın başı esas alınmaktadır.

Nil vadisinde Napolyon ordusunun rehberliğinde, 1799 yılında bilimsel keşif gezisi, Description de I’Egypte’nin ciltlerinde yayınlanan ve 17’nci yüzyıl Avrupa’sını Mısır varlığından haberdar eden Mısır hakkındaki mükemmel bir dokümantasyondur.

Birkaç Avrupa ülkesinde yaşaman olaylardan sonra, gezginler ve maceracılar Nil Vadisine ait eski şeyleri toplamaya başlarlar ve çeşitli koleksiyonlar Avrupa’ya gelerek gelecekteki büyük Mısır Müzelerinin merkezi haline gelir.

Daha sonraki dönemde, müzede görülen eski Mısır sanatının orijinal koleksiyonu: Sardunya Kralı Charles Felix tarafından, 1824 yılında satın alındı ve zemin kattaki iki heykel salonunda (Statuario) görülebilir.

Koleksiyondaki diğer objeler ise: 1900-1935 yılları arasında İtalyan Arkeoloji Misyonu tarafından Mısır’da yapılan kazılarda elde edilmiştir.

Bu kazı döneminde, buluntular kazı yapanlar ve Mısırlılar arasında bölüşülüyordu. Ancak günümüzde böyle bir düzenleme elbette yoktur.

1903-1937 yılları arasında, Mısır’da Ernesto Schiaparelli ve Giulo Farina tarafından yapılan arkeolojik kazılar sonucunda, şehre 30 bin parça eser getirildi.

Ernesto Schiaparelli: aynı zamanda müzenin ilk müdürü oldu.

Böylece: müzede ilk teşhir salonları, 1908 yılında düzenlenmeye başladı.

1930’larda daha fazla değişiklik ve tadilat yapıldı.

Mumyalar:

Bir zamanlar Kraliyet ailesinin ihtişamı, Mısır mumyalarının sayısıyla ölçülüyordu. Günümüzde müzede 24 insan mumyası bulunmaktadır.

Papirus Koleksiyonu:

Müzede bulunan el yazması papirüs koleksiyonu: içerik nedeniyle Mısır alanındaki en önemli koleksiyonlardan birisidir.

Papirüslerin çoğu, 1824 yılında Savoy Kralı tarafından, o zamanlar yani Mısır’daki Napolyon Seferinin ardından Mısır’ın işgali sırasında Mısır’da Fransız Konsolosu olan Bernardino Drovetti (1776-1852) den satın alındı. Aslında: sadece papirüs değil, Bernardino Drovetti: bu işgal sırasında 8000 parça topladı, bunlar arasında: lahitler, mumyalar, papirüsler, mücevherler ve heykeller vardı.

Torino Papirüslerinin çoğu: Batı Thebes, Ramesside firavunlarının (MÖ 1300-1050) gömüldüğü ve morg tapınaklarını inşa ettiklerini yerlerden ve Krallar vadisi ve Kraliçeler vadisindeki kraliyet mezarlarının inşası ile ilgili durumlardan bahsetmektedir. Papirüs el yazmalarının büyük çoğunluğu Ramesside döneminden kalmadır.

Turin Royal Canon

Tarihsel açıdan müzenin en önemli objesidir. Bu Kral Listesi: Mısır kraliyet haleflerinin en bilgilendirici kaynaklarından birisidir. Bu listede hiyeroglif yazılarla, 15 haniden krallarının adları ve hükümdarlık yılları yazılıdır.

Ölüm Kitabı

Ayrıca dünyadaki en eksiksiz Mısır Ölüm Kitapları, buradaki müzede bulunmaktadır. Müzede mevcut 170 cenaze töreni el yazması arasında, özellikle iki tanesi öne çıkıyor. Yüksek kaliteli renkli vinyetlerin eşlik ettiği düzgün bir el yazısıyla bir yazar tarafından düzenlenen el yazısı hiyeroglifleriyle yazılmış “Kha Ölüleri Kitabı” ve 18 metre uzunluğunda Iufankh Ölüleri Kitabıdır.

Heykeller:

Müzede: Ramses II ve King Thutmose III dahil olmak üzere, Yeni Krallıkın çeşitli tanrılarının ve firavunlarının heykelleri bulunmaktadır. Ramses II heykeli: 1759 yılında Vitaliano Donatı tarafından keşfedilmiş ve Torino şehrine ulaşan ilk Mısır anıtlarından birisidir.

Firavun Amenhotep II Heykeli: Heykelin yer aldığı koleksiyon Bernardino Drovetti tarafından bira raya getirilmiş ve 1824 yılında Müzenin kurulmasına yol açmıştır. Heykel MÖ 1539-1076 yılları arasına tarihlenir.

İtalya Torino-Turin Museo Egizio-Museo Delle Antichita Egizie-Mısır Müzesi

Pendua ve Nefertari heykel gurubu: müze bu heykel gurubunun da bulunduğu 20’nci yüzyılın ilk 20 yılında yapılan kazılarla büyümüştür. Bu kireçtaşı heykeller: 18-20 Hanedan (MÖ 1539-1076) yılları arasına tarihlenir.

En eski heykel: 3’ncü hanedan döneminden yani yaklaşık MÖ 2800 yılından kalma, heykeltıraşlık yapan Prenses Redi’den kalmadır.

Tanrı İsis ve Sekhmet Heykelleri: Bunlar, Karnak’taki Mut Tapınağında Vitaliano Donati tarafından bulunmuştur.

Hayvan Mumyaları:

Ayrıca kutsal hayvanların mumyalarına adanmış bölüm gerçekten ilginçtir. Burada 17 tane hayvan mumyası vardır. Bunlar: Tanrı kültüne bağlı olarak: Tanrı Thot’un İbis ve babbuins’i, Tanrı Soebek’in timsahları, Tanrı Horo’nun şahinleri, Tanrı Hapi’nin boğaları, Tanrıça balıkları Neith, Tanrıça Bastet’in kedileri.

Nubian Odası-Ellessiya Tapınağı:

Müzedeki en etkileyici buluntu; Ellessiya Tapınağıdır.

Kayaya oyulmuş kireçtaşı bu tapınak 18-20 hanedan (MÖ 1539-1076) yılları arasına tarihlenir.

Mısır’da 1960’larda inşa edilen Aswan Barajının suları tarafından tehdit edilen Nubia tapınaklarının kurtarılmasına İtalya’nın yardımını kabul etmek için Mısır Hükümeti tarafından Ellesiya’daki kaya tapınağı İtalya’ya bağışlanmıştır. Tapınak yerinde 66 bloğa bölünmüş ve Torino şehrine getirilmiştir. 4 Eylül 1970 tarihinde müzede ziyarete açılmıştır.

Bu küçük kaya tapınağı, müzeye anıtsal bir yapı kazandırmıştır.

Thebes Mezar Odası;

Müzede: Thebes’ten iki mezar odası sergileniyor. Kha ve Merit’in bozulmamış mezarı sergilenmektedir.  

Diğer Nesneler:

Ayrıca: yaşamın çeşitli yönleri, sofra tabakları ve beslenmeyi korumak için kullanılan sofra takımları, giysiler için sandıklar ve çantalar, yataklar ve minderler, çarşaflar ve battaniyeler, sandaletler ve yiyecekler görülebilir. 

Evet gelelim günümüze:

2015 yılında büyük bir yenileme ve büyük bir açılıştan sonra, müze her zamankinden daha göz kamaştırıcı ve büyüleyici olarak ziyarete açılmıştır.

İtalya Torino-Turin Museo Nazıonale Del Cınema-Mole Antonelliana

MUSEO NAZIONALE DEL CINEMA-MOLE ANTONELLİANA-ULUSAL SİNEMA MÜZESİ

Via Montebello adresindedir. Müze girişi ücretlidir, tam bilet 5 Euro’dur.

Şehrin sembolüdür. Çünkü kubbe şehrin siluetine hakimdir. Daha önce Palazzo Chiablese’de bulunan Ulusal Sinema Müzesinin bulunduğu yerdir.

Müzenin bulunduğu bina: Via Po’nun kuzeyinde, Alessandro Antonelli tarafından 1878-1880 yılları arasında eklenen 168 metrelik sivri uçlu kulesiyle bir Sinegog olarak tasarlanmıştır. Yani: dünyanın en yüksek duvarlı binasıydı.

İtalya Torino-Turin Museo Nazıonale Del Cınema-Mole Antonelliana

Ancak: bu bina, çerçeve yapısıyla ve o zamanlar İtalya’da çok zahmetli olan metal yapılar kullanılmadan inşa edildi. İç dekorasyonlar 1930’da başlayan tadilat çalışmalarıyla tamamen yıkılmış, bu çalışmalar Antonellian’ın yerini alan betonarme ayrı bir binanın yaratılmasını sağlamıştır. Bugün hala, birçok ziyaretçi, bu mimarın neden böylesine sağlam mimari sonuçlarla böylesine zor bir girişimi başarmak istediğini merak etmektedir.

İtalya Torino-Turin Museo Nazıonale Del Cınema-Mole Antonelliana

Cephe üzerinde yüksek dörtgen kubbe yükselir. İnce çan kulesini ayakta tutan iyi yapılı, küçük bir tapınakla örtülmüştür. Kubbenin üzerinde Mario Merz’in çok konuşulan parlak bir heykeli vardır. Bu heykel “Il volo dei numeri” olarak isimlendirilir.

Antonellian Mole: Torino İsrail Kominyonunun Yahudi tapınağı olarak tasarlanmıştır. Daha sonra Komiünyon, bina giderek daha fazla maliyetler gerektirdiğinden binayı Torino şehrine satarlar. Böylece Kent Müzesi olur.

Vittorio Emanuele II 1880 yılında öldüğünde, Belediye Meclisi, burayı İtalyan Bağımsızlığının ulusal anma yeri olarak belirledi.

Müze: Torino şehrinin sembolü olan anıt Mole Antonelliana’dadır. Yapı: Torino şehri silüetinde en tanınmış yerdir. Şehrin çevresini çevreleyen tepelere ve Savoy Alplerine 360 derecelik muhteşem manzaralar sunmaktadır.

Müze, koleksiyoncu ve tarihçi olan Maria Adriana Prolo’nun bir projesi olarak 1941 yılında Torino şehrinde açılmıştır. 1942 yılında Torino şehri, müzeye Mole Antonelliana’dan koleksiyoncunun topladığı malzemeleri saklayıp gösterebileceği bazı odalar sundu.

Ancak: 1953 yılında binanın zirvesi çökmüştür. O zamandan beri, yapı demirle güçlendirildi, bu yüzden artık sadece bir duvar yapısı olarak kabul edilmiyor.

Müze: malzeme zenginliği ve bilimsel ve eğitici faaliyetlerinin çeşitliliği açısından, dünyanın en önemli müzelerinden birisidir.

Ancak müzenin en özel yanı: ekranın özel formatıdır. Karanlık iç mekanı, izleyicilerin çeşitli girintilerde oynayan film kliplerini izleyebilecekleri bir kırmızı şezlong denizini andırır.

İsviçreli prodüksiyon tasarımcısı François Confino: sistemi yaratmıştır.

Bu sisteme göre, müzeyi gezen ziyaretçi: sürekli ve beklenmedik görsel ve işitsel uyaranlarla muhteşem bir sunum izlemektedir.

Özellikle cam asansörle, baş döndürücü ve dramatik bir görünüm eşliğinde zirveye çıkmak mümkündür. Asansöre binmek ücretlidir. Yarı saydan bu asansör, ziyaretçilerin şehri, Po nehrini ve açık bir günde ufukta Alplerin muhteşem manzarasının olduğu 85 metre yükseklikteki zirveye sadece 59 saniyede çıkıyor.

Şehri kuşbakışı görmek için, İtalyan Eyfel Kulesine benzeyen La Mole Antonelliana’nın tepesine mutlaka asansörle çıkınız. Panoramik asansör fiyatları, tam bilet 6.80 Euro’dur.

İtalya Torino-Turin Museo Nazionale Dell’Automobile

MUSEO NAZİONALE DELL’AUTOMOBİLE-OTOMOBİL MÜZESİ

Corsa Unita d’İtalia adresindedir. Şehrin tam merkezinde değildir ancak kolayca erişilebilir.

Fiat Şirketinin evidir.

Ulusal Otomobil Müzesi, Torino otomobil üreticilerine özel ilgi göstererek motorlu arabanın gelişimine ilişkin kapsamlı bir araştırma sunar.

Antika ve klasik otomobil koleksiyonu olağanüstüdür. 80farklı otomobil markasından yaklaşık 200 araba bulunmaktadır.

Burada görülen otomobiller arasında: birden fazla FİAT ve ALFA ROMEO Modeli arabalar, İtalyan üreticiler Ferrari, Lancia, Maserati, Auto Bianchi ve Bugati vardır. Ancak: Jaguar, Rolls Royce, Mercedes Benz, hatta Packard Super 8 ve BMW Isatta örnekleri de bulunmaktadır.

Binada: bir kafe ve hediyelik eşya dükkanı vardır.

İtalya Torino-Turin Armerıa Reale

ARMERIA REALE

Piazzetta Reale adresindedir.

Sarayın sağ kanadındadır. Burası Kraliyet Cephaneliğidir. Müzede bulunan silahlar: Kraliyet Sarayı ile Dışişleri Bakanlığını birbirine bağlayan yol içinde sergileniyor. Sergi alanı Sala della Rotonda, Beaumont Galerisi ve Medagliere’yi kaplıyor. Müzeye giriş ücretlidir, giriş ücreti 12 Euro’dur.

İtalya Torino-Turin Armerıa Reale

Evet burası silahlara adanmış bir müzedir.  

Burada dünyanın en büyük silah koleksiyonu vardır.

Müze ilk olarak: Carlo Alberto tarafından 1832 yıllarının sonlarında oluşturulmaya başlanmıştır. Koleksiyonda ise Savoy’un silahları vardı.

Müze: topçuların kaptanı ve 1837 yılında açılacak olan “Antik ve Modern Cephanelik” direktörü olarak Vittorio Seyssel görevlendirilmiştir.

1840 yılında müze: 1554 nesneyi tamamlamıştır.

1878 yılında Sardinya Kralı Carlo Alberto ve Vittorio Emanuele II’nin kişisel koleksiyonlarını bağışlamasıyla müzenin koleksiyonu daha da zenginleşti.

1946 yılında Cumhuriyetin gelişiyle, cephanelik müzesi, o zamana kadar Kraliyet Evi Bakanlığına bağlı iken, bir devlet müzesi oldu.

İtalya Torino-Turin Armerıa Reale

2005 yılında müzede yenileme ve dekorasyon düzenlemesi yapıldı.

Müzenin en değerli eserleri: 16’ncı yüzyıl silahları ve zırhlarından oluşmaktadır. Ayrıca Kraliyet Madalya dolabı da ilgi çeker. Madeni para koleksiyonu da bulunmaktadır.

Müzede en ilgi çeken objeler: San Maurizio kılıcı, Emanuele Filiberto zırhı ve Mısır kampanyasında Napolyon Bonapart tarafından kullanılan bir kılıçtır.

Yine müzede: Leonardo da Vinci’nin ünlü otoportresi ve olağanüstü bir çizim koleksiyonu bulunmaktadır.

İtalya Torino-Turin Museo Archeologıco-Museo di antichıta

MUSEO ARCHEOLOGICO-MUSEO DI ANTICHITA

Piazzetta Reale adresindedir. Müze 2013 yılından bu yana Palazzo Reale’deki Manica Nuova’nın yeraltı zeminindedir. Giriş ücreti 12 Euro’dur.

Müzede bulunan koleksiyon: Dük Emanuele Filiberto di Savoia tarafından başlatılan eski eser koleksiyonu ve daha sonra halefleri tarafından arttırılan bir koleksiyondan oluşmaktadır.

İtalya Torino-Turin Museo Archeologıco-Museo di antichıta

Müze: tarih öncesinden Ortaçağ’ın sonlarına kadar uzanan Piemonte bölgesinden, zengin Yunan ve Roma heykelleri, Etrüsk seramikleri ve arkeolojik buluntular gibi antik sanat eserleri ve arkeolojik buluntular sergileniyor.

İtalya Torino-Turin Caffe Reale Tırın

CAFFE REALE TURIN

Piazzetta Reale adresindedir. Yani Kraliyet Sarayının içinde yer alan tarihi bir mekandır.

Bina: bir kütüphaneye ve mütevazi bir depoya dönüştürülmeden önce: bir zamanlar Kraliyet meyve bahçesini barındırıyordu. Günümüzde kapsamlı bir tadilatın ardından: eski Kraliyet ihtişamına kavuşturulmuştur.

İtalya Torino-Turin Caffe Reale Tırın

İç mekan: muhteşem ve ışıklı vitrinlerde Kraliyet ailesinin koleksiyonlarından güzel porselenler sergileniyor.

Eski Eserler Müzesini ziyaret ettikten sonra, burada bir mola verebilirsiniz. Çünkü İtalyan mutfağı yemek yenilebilecek yerler arasında kesinlikle en iyilerden birisidir.

İtalya Torino-Turin Galleria Sabauda

GALLERİA SABAUDA

Palazzo dell’Accademia delle Scienze’nin içinde: Torino şehrinin en büyük hazinelerden bazılarını içeren bir sanat müzesi olan Gallerie Sabauda vardır.

İlk olarak 1832 yılında açılan Sabuada Galerisi, 2014 yılında Palazzo Reale’nin Manica Nuovo’suna yani Yeni Kanat bölümüne taşınmıştır.

Müzede sergilenen koleksiyon: 1932 yılında Carlo Alberto tarafından Savoy dükleri ve krallarının eski resim galerilerinden alınan resimlerle kurulmuştur.

İtalya Torino-Turin Galleria Sabauda

Müze, İtalya’nın en önemli galerilerinden birisidir.

Koleksiyonda: Piyemonteli sanatçıların ve Venedikli Mantegna (Azizlerle Madonna), Paolo Veronese, Tintoretto, Tiepolo ve Canaletto’nun resimlerinin yanı sıra, Beato Angelico’nun Hayranlıktaki Melekler de dahil olmak üzere Toskana sanatçılarının önemli eserleri bulunmaktadır.

Hollanda ve Flaman resimlerinden oluşan kapsamlı koleksiyon: Jan Van Eyck’in yapıtlarını: Rogier van der Weyden, Hans Memling, Van Dyck ve erken bir resim olan Yaşlı Adam Uyuyor ile temsil edilen Rembrand’tır.

Bir oda: Boticelli ve Veronese’nin resimlerinin yer aldığı Gualino Koleksiyonuna ayrılmıştır.

İtalya Torino-Turin Chıesa Di San Domenıco

CHIESA DI SAN DOMENICO

Via San Domenico adresindedir.

Bu dini yapı: Torino şehrinin en eski kült yerlerinden birisidir. 1257-1280 yılları arasında inşa edilmiştir. Bulunduğu yer, Porta Palatine kapısı yanı, şehir surlarının yakınıdır.

Yapı, çoğu kilise gibi yüzyıllar boyunca birçok değişiklik geçirmiştir.

Binanın cephesi 1334 yılında, çan kulesi ise 1451 yılında dikilmiştir. 1630 yılında meydana gelen veba salgını sırasında kilisenin girişine: çelik ızgaralar konmuştur. Napolyon döneminde, kilisede bulunan kutsal emanetler ve değerli malzemelerin tümünün yağmalandığı ve yok olduğu bilinmektedir.

İtalya Torino-Turin Chıesa Di San Domenıco

Günümüzdeki görüntüsü, Gotik köklerini gizleyen Barok bir stildir.

Ancak bir dizi restorasyon çalışmasının sonunda, orijinal Gotik stile geri döndürülmüştür. Sivri kemerler, iç sütunlar, apsis ve freskler ortaya çıkarılmıştır.

Kilisede özellikle 14’ncü yüzyıl freskleri görülmeye değerdir. Freskler, çan kulesinin altındaki Cappella delle Grazie (Graces Şapeli) de görülebilir. Özellikle bu küçük şapelde 12 havariyi temsil eden renkli freskler oldukça güzeldir.

Evet, kilise tarihi boyunca Engizisyon Mahkemesi olarak görev yapmış, büyücülükle suçlanan kadınları mahkum eden engizisyon ile ünlenmiştir. (yaklaşık 80 kadının ölüm cezasına çarptırıldığı söyleniyor.)

Kilisenin iç kısmında: bir nef ve iki güzel şapel ile biten iki koridor vardır.

İtalya Torino-Turin Turın Eye

TURİN EYE

Piazza Borgo Dora adresindedir. Piazza Castello’dan yürüyerek 10 dakika uzaklıktadır. Turin Eye: bir sıcak hava balonudur. Bir İngiliz firmasına aittir ve 2012 yılından beri aktiftir.

Balon: 23 metre çapında ve 36 metre yüksekliktedir. Dünyanın en büyük aerostatik balonudur.

İtalya Torino-Turin Turin Eye

Bu balona binerek 150 metre yükseğe çıkılıyor ve şehrin kuşbakışı manzarası izleniyor. Salı günleri hariç her gün turlar düzenlenmektedir. 1 tur yaklaşık 20 dakika sürer. Güvenlik önlemleri tamdır, çelik bir kablo ile yere güçlü bir şekilde sabitlenmiştir.

Eğer hava açık ise, kuzeybatıda Torino şehrini çevreleyen Monsivo dağı ve Cottain Alpleri de görülebilir.

İtalya Torino-Turin Porta Nuova Train Station

PORTA NUOVA TRAİN STATİON

Şehrin merkez tren istasyonudur. Torino şehrindeki dört tren istasyonundan en büyük olanıdır. Aynı zamanda İtalya ülkesinde en yoğun 3’ncü tren istasyonudur.

Mimar Alessandro Mazzucchetti tarafından, 1861-1868 yılları arasında yapılmıştır. Yani İtalya birleşmesinden sadece birkaç yıl sonra açılmıştır.

İtalya Torino-Turin Porta Nuova Train Station

Zaman içinde restorasyon geçirmiş olmasına rağmen orijinal genel tasarımı korunmaktadır. Cephe: ortada büyük bir kemerli bölüme sahiptir ve bu kemer, istasyondaki bazı tren platformlarının üzerinde etkileyici bir tavan olarak devam etmektedir. İstasyon 3 katlıdır. Platform seviyesinde çoğu mağaza, restoran ve hizmet yerleri ve bilet gişeleri bulunmaktadır.

İtalya Torino-Turin Juventus Stadium-Allianz Stadium

JUVENTUS STADİUM-ALLİANZ STADİUM

Önce biraz Juventus FC dan söz etmek istiyorum. Yerel olarak Juve veya daha saygılı şekilde “La Vecchia Signora” (yaşlı kadın) olarak bilinir. Ekip 1897 yılında kurulduğundan beri, hayatının çoğunu İtalyan Seri A liginde zirvede geçirmiştir.

Şehirdeki diğer takım ise “Torino FC” dir. Bu kulüp: 1906 yılında bir gurup ayrılıkçı Juventus oyuncusu ve Football Clup Torinese’nin bazı üyeleri tarafından kurulmuştur, şehirde “Toro” olarak bilinir.

1949 yılında Basilica di Superga’nın arkasında, sisli bir günde, Torino tepelerine bir uçak düşer ve tüm ekip bu kazada ölür. Günümüzde, bazilikanın arkasında uçağın düştüğü yerde bir anı plaketi bulunmaktadır.

İtalya Torino-Turin Juventus Stadium-Allianz Stadium

Şimdi Juventus Stadyumu:

Corso Gaetano Scirea adresindedir. Seyirci kapasitesi 41 bin kişidir. Tribünden sahanın uzaklığı en uzak yerde sadece 7.5 metredir. Bu yüzden herhangi bir yerden, sahanın görünümü mükemmeldir.

Stadyumu ve müzeyi gezip görmek için rehberli turlar bulunmaktadır. Ücret 15 Euro’dur.

Bu rehberli turlarda: soyunma odaları, basın bölümü ve sahayı ziyaret etmek mümkündür.

2012 yılında açılan müzede: kupa odası, üniformalar, hatıralar ve takım ile taraftarları hakkında bir film gösterilmektedir. Müze, 2017 yılında ICOM-Uluslararası Müzeler Konseyi tarafından Prestij ödülüne layık görülmüştür. İtalya’nın en çok ziyaret edilen 50 müzesi arasındadır.

Ayrıca hediyelik eşya mağazasında Juventus hediyelik eşyaları doludur.

İtalya Torino-Turin Chıesa Della Gran Madre Dı Dio

CHIESA DELLA GRAN MADRE DI DIO

Piazza Vittorio Veneto ve ardından Vittorio Emanuele I köprüsünü geçince buraya varılır. Torino tepesinin eteğindedir.

Po nehrinin kıyısında, 1818-1831 yılları arasında inşa edilmiştir. Mimar Torinolu mimar Ferdinando Bonsignore’dir.

Neoklasik bir katedraldir. Roma şehrindeki Pantheon yapısından modellenmiştir. Kilise, meydanın yukarısına yükseltilmiştir.

İtalya Torino-Turin Chıesa Della Gran Madre Dı Dio

Bina: Napolyon’un yenilgisinin ardından Viyana kongresinden sonra Vittorio Emanuele I’in dönüşünü kutlamak için Torino Belediye Meclisi tarafından inşa ettirilir.

Kilisenin timpanumunda “ORDO POPÜLUSQUE TAURINUS OB ADVENTUM REGİS” yani “KIRALIN DÖNÜŞÜ İÇİN TORİNO HALKI” şeklinde Latince bir yazıt vardır.

Önünde: Ponte Vittorio Emanuele I aracılığıyla katedrale bağlanan büyük Vittorio Veneto Meydanı vardır.

İtalya Torino-Turin

Kilisenin alınlığının tepesinde, kulak kepçesine oyulmuş, 1827 tarihli mermer bir yüksek rölyef görülmektedir.

1933-1940 yılları arasında kilisede bazı değişiklikler yapılmıştır. Kiliseye çıkan merdivenlerin iki yanına, iki heykel yerleştirilmiştir.

Sağ bölümde, elinde bir kadehle tasvir edilen inanç heykeli ve solda ise din heykeli bulunur. Heykeller 1828 yılında  Carlo Cheli tarafından yapılmıştır.

İtalya Torino-Turin Chıesa Della Gran Madre Dı Dio

İç mekan: dairesel bir plana sahiptir. Kubbe için mimar yukarıda da belirttiğim gibi, Roma şehrindeki Pantheon’dan esinlenilmiştir. Kubbe betondan yapılmış bir kalot şeklindedir ve yan iç nişlerde önemli ölçüde sanatsal öneme sahip başka heykeller vardır.

 Efsaneye göre, “Kutsal Kase” inanç ve dini temsil eden iki heykelin arasına gömülüdür. Bu yüzden kilisenin, büyük öneme sahip olduğu söylenir.

İtalya Torino-Turin Chıesa Della Gran Madre Dı Dio

Merkezde: merdivenlerin önünde, Savoylu Vittorio Emanuele I, Giuseppe Gaggini’nin eseri olan yaklaşık 10 metrelik bir mermer heykel vardır.

Kilisenin altı: Dünya savaşında mezarlık olarak kullanılmıştır.

EATALY

İtalyan işadamı Oscar Farinetti, 2007 yılında, Lingotto kompleksinin karşısındaki tarihi vermut fabrikasında ilk Eataly gıda pazarını açar.

Slow Food sponsorluğunda, bu eşsiz gıda mağazası, hareketli bir açık hava gıda pazarıdır. Üst düzey süpermarketler ve yemek alanı bulunur. Burada taze meyve ve sebzeler, ekmekler, hamur işleri, kekler, tatlılar, makarnalar, tahıllar, soslar, yağlar, balıklar, soğuk etler, peynirler, baharatlar meyve suları, biralar dahil olmak üzere yerel olarak üretilen çok çeşitli yiyecek ve içecekleri satın almak mümkündür.

1’nci Katta: vermut üretilen zamanki eski fabrikanın hikayesini anlatan “Museo Carpano” görülebilir. Eataly’nin: Torino şehir merkezinde: Lagrange ve Plazza Solferino’da da şubeleri vardır.

İtalya Torino-Turin Santuario Di Santa Maria Consolatrice-La Consolata

SANTUARİO Dİ SANTA MARİA CONSOLATRİCE-LA CONSOLATA

Piazza della Consolata adresindedir. Caffe Al Bicerin karşısındadır.

Muhteşem kiliseler ve anıtlarla dolu şehirde, La Consolata görkemli yapısıyla öne çıkmaktadır. Şehrin en önemli kilisesi olarak kabul edilir.

Kilise ilk olarak: 11’nci yüzyılda inşa edilmiştir. Her yıl 20 Haziran tarihinde kutlama yapılır.

Romanesk çan kulesi, MS 1000 yılı civarında inşa edilmiştir.

Mimar Guarini, 1678 yılında kiliseyi Meryem’e adanmış bir yapı olarak yeniden inşa eder.

Barok haç kilisesi: renkli mermer işlemelerle cömertçe dekore edilmiştir. Kilisenin içinde zenginlik vizyonu vardır. Yaldız ve mermer, her santimi kaplamaktadır. Çiçeklerin kokusu hissedilir ve yumuşak yanan mumlar, ortama ışıktı verir.

1729 yılında Flippo Juvarra oval şapeli eklendi.

Güzel gümüş bir Madonna ve Çocuk ikonu bulunmaktadır. Bu figür, Meryem Ana’nın şehri koruduğu için her Haziran ayında şehirde gezdirilir.

Yine burada ilginç bir duvar var. Bu duvar: çeşitli araç kazaları, hastane, savaş alanı ve herhangi bir nedenle ölenler için dua eden veya bir mucize için şükranlarını sunan insanlar tarafından çizilmiş resimlerle doludur.

ACCADEMİA ALBERTİNA DELLE BELLE ARTİ Dİ TORİNO

Accademia Albertina adı: Carlo Alberto di Savoia’ya (Savoylu Charles Albert) kadar uzanmaktadır. Savoy kralı Accademia’yı 1883’te yeniden kurmuş olmasına rağmen, kökenleri daha eskidir. Çünkü Torino Accademia İtalya’nın en eskilerinden biri olarak kabul edilir.

İlk kez 1678 yılında Savoy-Nemours’dan Maria Giovanna, Accademia adını benimsedi. Carlo Emanuele II’nin dul eşi, Accademia Royale of Paris modelinden esinlenerek ressamların, heykeltıraşların ve mimarların Accademia’sını kurdu.

Günümüzde burası: 12 büyük salonda: 300 resim, heykel ve çizime ev sahipliği yapmaktadır. Aralarında Gaudenzio Ferrari ve okulunun 60 kartondan oluşan değerli bir koleksiyonu da vardır. Sanat galerisinin kökleri, 1824-1829 yılları arasına kadar uzanıyor.

ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER:

İtalya Torino-Turin Superga Bazilikası

SUPERGA BAZİLİKASI

Şehir merkezine 3 km uzaklıktadır. Şehrin en yüksek ve en panoramik noktalarından birisi olan Superga tepesinin üzerindedir.

Savoy Dükü Vittorio Amedeo II tarafından Fransızlar kuşatmasında, Fransızların yenilgisi üzerine zaferi kutlamak için 1706 yılında yaptırılmıştır.

Mimarı Messinalı Filippo  Juvarra’dır. Bu onun en önemli mimari çalışmasıdır. Bazilika 1973 yılında Carlo Emanuel II tarafından açılır. Yeraltına inşa edilen büyük mezarda: Vittorio Amedeo II’den, Carlo Alberto’ya kadar Savoy Krallarının mezarları ve Savoy ailesinin sayısız prensesi mezarı bulunmaktadır.

Kilisenin girişi: klasik tarzdaki pronaoya çıkan üç merdivenden oluşur. Sundurmanın yanında, güzel çan kulelerinin yükseldiği iki şekil vardır. Bazilika girişinin solunda, kral mezarlarına erişim vardır. Dini binanın arkasında Vittorio Amedeo düzenli rahip cemaatine ait misafirhane manastırı bulunur.

İtalya’nın en büyük katedrallerinden birisidir. Yukarıda söz ettiğim gibi, Bazilika, Torino FC futbol takımının, 4 Mayıs 1949 yılında Portekiz-Lizbon şehrinden eve getiren uçak, binanın arka tarafına düşmüş ve takım tamamen yok olmuştur.

Bu hava kazası, İtalyan savaş sonrasındaki en korkunç trajedilerden birine neden olur. Kilisenin arka tarafında, bu şampiyonlara ve hava kazası sırasında hayatını kaybeden takım yöneticilerine adanmış bir anıt taş vardır.

Çarpmanın yıktığı duvar yeniden inşa edilmedi ve bugün hala görülmektedir.

Bu yüzden, burası futbol taraftarları tarafından bir tapınak olarak görülmektedir.

İtalya Torino-Turin Villa Della Regina

VİLLA DELLA REGİNA

Şehir merkezinin çok dışında La Collina olarak bilinen yerdedir. Aşağıda Torino şehrinin muhteşem güzel manzarası izlenebilir.

UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesine” dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Burası Kraliçenin villasıdır. Giriş ücretsizdir.

İtalya Torino-Turin Villa Della Regina

Köşkleri, çeşmeler ve tarım alanlarıyla İtalyan bahçelerinin merkezinde yer alır.

Yapı: 17’nci yüzyılda Vittorio Amedeo II’nin karısı Anne d’Orleans’ın resmi ikametgahı olmuştur. Onun peşinden Kraliçe Villa (Villa della Regina) tarafından kullanılır.

19’ncu yüzyıla kadar Savoy Hanedanının: Düşes, Prenses ve Kraliçeleri burada ikamet etmiştir.

İtalya Torino-Turin Villa Della Regina

Yapının içinde: zarif bir şekilde düzenlenmiş freskli tavanlar, lüks mobilyalar, muhteşem tablolar ve zengin duvar kumaşları bulunmaktadır. Kral ve Kraliçenin odalarından geçebilirsiniz.

İtalya Torino-Turin Villa Della Regina

Ayrıca: tertemiz korunan bahçelerde yürüyüş yapabilirsiniz. Sarayın önündeki bahçeden aşağıya inen, bahçeyi koruyan merdivenlerden aşağıda: çimler, çeşmeler, süslü pergoleler, çiçek ve meyvelerden oluşan huzurlu ve dinlendirici alanlar vardır. Ayrıca: 1942 yılında, II Dünya savaşı sırasında bomba hasarlarından kaynaklanan savaş yaraları da görülebilir.

CASTELLO Dİ RİVOLİ-ÇAĞDAŞ SANAT MÜZESİ

Susa Vadisinin girişindeki bir tepede, stratejik bir konumdadır.

Tam adresi: Piazza Mafalda i Savoia’dır. Giriş ücretlidir, tam bilet ücreti 6.50 Euro’dur.

11’nci yüzyılda zaten casa-forte olan ve 14’ncü yüzyılda Savoy’a geçen büyük barok tarzı kale, 1715-1927 yılları arasında mimarlar Asconio Vitozzi, Carlo ve Amedeo di Catellamonte tarafından inşa edilmiştir.

Castello Di Rivoli: kendi kategorisindeki en önemli İtalyan müzesi olan Çağdaş Sanat Müzesine ev sahipliği yapmaktadır. Avrupalı ve Amerikalı büyük sanatçıların eserlerini bir araya getiren kalıcı bir koleksiyon vardır. Ayrıca her yıl prestijli ve uluslararası sanatçıların zengin sergileri düzenlenmektedir.

Müzenin açılış yılı olan 1984’ten itibaren Rivoli kalesinin kalıcı koleksiyonu, yeni kazanımlar, bağışlar ve uzun vadeli krediler sayesinde sürekli olarak zenginleştirildi.

Koleksiyon: çağdaş sanatın İtalya’da ve yurt dışında 50’li yıllar arasında günümüze kadar ki gelişiminin önemli anlarını belgeliyor. Geçici sergilerde sunular eserlerin kazanımları sayesinde koleksiyonun genişlemesi müze faaliyetlerinin tarihini de yansıtıyor.

Müze mekanında, 38 salon ve Manica Lunga’nın 3’ncü katı ile birlikte yaklaşık 7 bin metre karelik bir sergi alanı vardır.

İtalya Torino-Turin Castello Reale Di Moncalieri

CASTELLO REALE Dİ MONCALİERİ

Torino şehrinin 9 km güneydoğusundadır.

Giriş ücreti 7 Euro’dur.

Savoy kraliyet konutlarının en eskilerinden birisidir. Tepenin üzerinde uzanan devasa bir parkın içindedir. Kalenin eşsiz ve kare kütlesi, antik köye hakimdir.

15’nci yüzyılda Torino merkezinin hemen güneyinde Savoylu Thomas I tarafından Po nehrini korumak için inşa edilmiştir. Şehre güney erişimini yöneten ilk kaleydi. Bu yüzden Savoy konutlarının en eskilerinden biridir.

İtalya Torino-Turin Castello Reale Di Moncalieri

1475 yılında burada Buurgundy Dükü Carlo, Düşes Jolanda ve Milano Dükü Galeazzo Sforza arasında “Moncalieri Anlaşması” imzalandı.

Emanuele Filibert, kaleyi ara sıra ikametgah olarak kullandı.

Savoylar tarafından kapsamlı bir şekilde büyütülerek ve süslenerek, zevk yerine dönüştürülmüştür. Amedeo di Castellamonte, Andrea Costaguta ve Carlo Morello gibi ünlü mimarlar ve mühendisler tarafından, yaklaşık 60 yıl içinde yürütülen çalışma ile kale tekrar yapılandırıldı.

Kraliçe Marie Adelaide ve Prensesler Clotilde ve Laetitia gibi Savoy Hanedanının kadınları burayı özellikle çok sevmişlerdir. Bir tatil yeri olarak kullanılmıştır. Genç prenslerin burada eğitimleri verilmiştir.

Ayrıca: buranın prestijli binalarında ve düşündürücü alanlarında konferanslar, sergiler ve üst düzey etkinlikler düzenlenmiştir.

İtalya Torino-Turin Castello Reale Di Moncalieri

1798 yılında Moncalieri kalesi, Piedmont’a ilerlerken Fransızlar tarafından işgal edilen ilk kale olmuştur. Fransız işgali sırasında kale: kışla, hapishane ve askeri hastane olarak kullanılmış ve çeşitli zararlara uğratılmıştır. Park alanı aynı zamanda mezarlık olarak kullanılmıştır.

1817 yılında kale, Savoy ailesine geri döner. Vittorio Emanuele, Carrara mermerlerinden üç kanatlı merdiven ve ana avlunun sonunda Cavalerizzanın inşasına yol açan restorasyon çalışmalarını başlatır.

1831 yılından itibaren Carlo Alberto di Savoia, kaleyi kraliyet ikametgahı olarak seçer ve özellikle iç kısmında daha fazla değişiklik yapar.

Moncalieri kalesi, buruda okuyan genç prenslerin ikametgahı olur.

2’nci Dünya savaşı sırasında Naziler ve Partizanlar tarafından kale işgal edilir.

Savoylu Victor Emanuele I tarafından 1726 yılında Sardunya adası için polis gücü olarak yaratılan jandarmaların 1921 yılında karargahı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Bu güç, daha sonra İtalya birleşince, 1861 yılında İtalya’nın ilk polis gücü olmuştur.

1849 yılında Massimo d’Azeglio tarafından imzalanan ve kralın Temsilciler Meclisini feshettiği ve Yeni Meclis’in Avusturya ile barış anlaşmasını onayladığı “Moncalieri Bildirisi” burada imzalandı.

5 Nisan 2008 tarihinde çıkan yangın Kral ve Kraliçenin kulelerinden ve apartmanlardan birine ciddi hasar verdi. Bu yüzden bina halkın ziyaretine kapatıldı.

Uzun yıllar süren restorasyon çalışmalarının ardından 11 Kasım 2017 tarihinde yeniden ziyarete açıldı.

Günümüzde: burayı ziyaret ederseniz, görebilecekleriniz:

Vittorio Emanuele II’nin eşi Kraliçe Maria Adelaide ve Maria Adelaide’nin yeğeni Prenses Maria Letizia’nın kraliyet dairelerinde dekore edilmiş salonlara ve zarif tuvalet odalarına hala hayranlıkla bakılır.

Ayrıca: 1849 yılında Proclama di Moncalieri bildirisinin imzalandığı salon ve Kraliyet Şapeli görülür. Ayrıca: Maria Letizia’nın 18’nci yüzyıldan kalma, tonozlu ve süslü tavanları olan güzel resepsiyon odası ve prensesin yatak odası ile zemin kattaki daireler ziyaret edilmektedir.

İtalya Torino-Turin Palazzına Dı Caccıa Di Stupınıgı

PALAZZINA DI CACCIA DI STUPINIGI

Torino şehir merkezine 10 km uzaklıktadır.

Bina: Sicilyalı mimar Filippo Juvarra’nın bir projesi olarak 1729 yılında inşa edilmeye başlanmış ve 18’nci yüzyıl sonunda tamamlanmıştır.

İtalya Torino-Turin Palazzına Dı Caccıa Di Stupınıgı

Torino şehrinin anıtsal mücevherlerinden biridir. 

Avrupa’nın en olağanüstü 18’nci yüzyıl komplekslerinden birisidir ve Emanuele Filiberto’nun Aziz Maurice ve Lazarus Düzenine yaptığı ilk bağışa ait arazi üzerine inşa edilmiştir. Günümüzde Mauritius Düzen Vakfına aittir.

İtalya Torino-Turin

Avrupa kraliyet konutlarının uluslararası rokoko tarzını yansıtır.

Savoy ailesi tarafından, yüzyıllar boyunca partiler ve düğünler için tercih edilmiştir.

Ayrıca: avlanmak için kullanılmıştır. 

İtalya Torino-Turin Palazzına Dı Caccıa Di Stupınıgı

Ayrıca 19’ncu yüzyıl başlarında, Napolyon tarafından ikametgah olarak kullanılmıştır.

20’nci yüzyıl başında ise Kraliçe Margherite tarafından ikametgah olarak seçilmiştir.

İtalya Torino-Turin Palazzına Dı Caccıa Di Stupınıgı

Günümüzde:

1919 yılından bu yana, Mobilya Müzesine ev sahipliği yapmaktadır. 1997 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Müzede: diğer Savoy Rezidanslarından gelen: değerli mobilyalar sergilenmektedir.

İtalya Torino-Turin Castello Ducale di Aglie

CASTELLO DUCALE Dİ AGLİE

Torino şehir merkezine yaklaşık 30 km uzaklıktadır.

Giriş ücreti 4 Euro’dur.

Piedmont Savoy konutlarının bir parçasıdır.

Yapı: 700 yıl öncesine dayanan bir uzun geçmişe sahiptir. Çünkü binanın ilk çekirdeği, Ortaçağ dönemine kadar gider.

İtalya Torino-Turin Castello Ducale di Aglie

Eskiden San Martino markizlerine aittir.

17’nci yüzyılda kale, mimar Amedeo di Castellamonte: yapıda çeşitli değişiklikler ve eklemeler yapmak için görevlendirilir. Bunlar arasında bahçe cephesinin düzenlenmesi, iki galeri yapımı ve sarayın avlusu bulunmaktadır.

Savoy ailesi, sarayı 18’nci yüzyılın ikinci yarısında satın alarak, Kraliyet mülkü haline getirdi. Son yıllarda iki katlı bir galeriyle saraya bağlanan apartman ve kilisenin inşasını gören kaleye, başka ilaveler ve tadilatlar da yaptırdılar.

19’ncu yüzyılda kalenin sığınak haline geldiği, Napolyon egemenliği yıllarından sonra, mülk Savoy ailesine geri döndü. Carlo Felice hükümdarlığı sırasında, Aglie kalesi iç mekan mobilyalarında büyük yenileme geçirdi.

Yine 19’ncu yüzyılda küçük göl, büyük göl ve adalar inşa edilerek binanın dış görünümünde önemli ölçüde değişikliğe gidildi.

1939 yılında Dük Tommasa di Savoia-Genova tarafından İtalyan Devletine satıldı.

Evet, günümüzde yapı halka açık ve ziyaret edilebiliyor.

Özellikle mimari güzellikleri, özgün mobilyaları, sayısız resimleri, freskleri, arkeolojik buluntuları ve asırlık ağaç ve seralarla dolu görkemli bahçeleri ilgi çekiyor.

İtalya Torino-Turin Castello Ducale di Aglie

Günümüzde dairelerde bulunan dekor çeşitliliği, eski ve asil bir geçmişi kanıtlamaktadır.

Yapı; büyük ağaçlar ve geniş seraların bulunduğu bir parkla çevrilidir.

Yapıda: 300’den fazla oda vardır. Bu odalarda: değerli mobilya koleksiyonu ve başkaca arkeolojik nesneler bulunmaktadır.

Yapının zarafet ve ihtişamını kanıtlayan: Freskli balo salonu ve mükemmel şekilde korunmuş dönem odaları görülmeye değerdir.

İtalya Torino-Turin Castello Di Govone

CASTELLO Dİ GOVONE

Şehir merkezi yakınlarında Govone köyündedir.

Yapı Ortaçağdan kalmadır. İlk olarak 989 yılında yapının ismi kayıtlarda geçer. Başlangıçta burçları ve köşe kuleleri olan bir kaledir. Mevcut yapı ise, 1600’lerin sonu ve 1700’lerin ilk yarısı arasında Guarino Guarini ve Benedetto Alfieri gibi ünlü mimarlar tarafından tasarlanmıştır.

İtalya Torino-Turin Castello Di Govone

Yapının cephesi, süslemeler ve heykeller bakımından oldukça zengindir.

1792 yılında son Kont Solaro’nun doğrudan mirasçısı olmayan ölümüyle, kale ve varlıkları, Sardunya Kralı III Vittorio Amedeo tarafından oğulları Ceneviz Dükü Carlo Felice ve Moriana Kontu Giuseppe Benedetto Placido için satın alınmıştır.

İtalya Torino-Turin Castello Di Govone

1819 yılında Carlo Felice: mimarlar Giuseppe Cardone ve Michele Borda ile ressamlar Carlo Pagani ve Andrea Piazza katkılarıyla bir dizi restorasyon yapılmıştır. Özellikle: merkez salonun dekorasyonuna özen gösterilmiştir. Dört odanın duvarları, zarif Çin halılarıyla döşenmiştir.

Ardından Charles Felice ve eşi Maria Cristina tarafından yazlık ikametgah olarak kullanılmıştır.

Kral: resepsiyonu süsleyen mitolojiye dayanan iç mekanları muhteşem freskler ve görkemli duvar kağıtları ile yeniden dekore ettirmiştir.

Kralın 1831 yılında ölümü üzerine, kale, onu Cenova Dükü Ferdinando di Savoia’ya miras bırakan dul Maria Cristina’ya geçti.

İtalya Torino-Turin Castello Di Govone

1897 yılında Belediye idaresi, kaleyi, mobilyalarını ve eşyalarını müzayede de satın aldı.

19’ncu yüzyıl başlarında, Piedmontese yaşamına simgesel tanıklık yapan Govone Kraliyet Kalesi, 1997 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alındı.

İtalya Torino-Turin Castello Di Govone

Günümüzde:

Yanının anıtsal ve görkemli büyük merdiveni ilgi çeker. İçeride bazı odalar değerli Çin duvar kağıtlarıyla süslenmiştir. Balo salonu: Luigi Vacca ve Fabrizio Sevesi’nin Niobe Mitolojik bölümünü yeniden canlandıran sahneleriyle süslenmiştir. Büyük merkez salonundaki freskler: heykellerin varlığını simüle eden ressamlar tarafından yapılmıştır.

Cephenin önündeki bahçede muhtemelen bir tazı olan bir köpek heykeli vardır.

Yapı: kuzeyde ve batıda büyük bir İngiliz tarzı park ve doğuda İtalyan tarzı bir asma bahçe ile sınırlanır.

İtalya Torino-Turin Castello Di Govone

18’nci yüzyıl İtalyan bahçesi ve nadir bir yabani lale örneği ile ünlüdür.

İtalya Torino-Turin Castello Di Racconıgı

CASTELLO Dİ RACCONİGİ

Torino şehir merkezine 39 km uzaklıktadır.

Via Francesco Morosini adresindedir.

Giriş ücretlidir, giriş ücreti 5 Euro’dur.

İtalya Torino-Turin Castello Di Racconıgı

11’nci yüzyılda bir kale olarak kurulmuş ve daha sonra Saluzzo Markizlerine ve sonrasında Savoy hanedanına geçmiştir. Tipik bir Ortaçağ dönemi tahkimatı olan kale, kare planlıydı ve bir hendekle çevrili olduğu için bir asma köprü ile erişiliyordu. Çıplak tuğladan inşa edilmiş kalenin her köşesinde, köşeli bir kule duruyordu.

1670 yılında kale, Savoy hanedanı tarafından ikametgah olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönemde: Andre Le Notre, bahçeyi tasarlamıştır. 1676 yılında ise Guarino Guarini, binayı tamamen yenilemiştir. Ancak bu yenileme faaliyetleri hiçbir zaman tamamlanamamıştır.

İtalya Torino-Turin Castello Di Racconıgı

1755 yılında Prens Luigi di Savoia tarafından, mimar Giambattista Borra görevlendirilerek yeniden restorasyona başlanmıştır.

Ana cephedeki değişiklikler, müzisyen sundurması salon, Diana odası ve Çin tuvaletleri bu döneme aittir. Özellikle Herkül Salonu, Savoy evinin mimar Borra tarafından, 18’nci yüzyılın ortalarında kendisine verilen neoklasik görünümünü günümüzde de korumaktadır. Herkül’ün emeklerini tasvir eden heykeller, müzisyenlerin locasında düzenlenen orkestra ile balo salonu olarak kullanılmıştır.

Ardından 1832 yılında Carlo Alberto tahta çıkınca: rezidans tamamen yenilenerek bugünkü görünümüne ulaştırılmıştır. İç mekanların dekorasyonu ve yenilenmesi yapılır.

İtalya Torino-Turin Castello Di Racconıgı

1820 yılında Alman bahçıvan Xavier tarafından yeşil alanlar yeniden tasarlanır. Kurten tarafından tasarlanan Parco del Castello di Racconigi, yaklaşık 190 hektarlık bir alana yayılıyor ve bir kanal sistemine (yaklaşık 2500 metre) sahiptir.

Uzun bir kış uykusundan sonra, Racconigi Cartle Park, asırlık meşe ağaçlarının altında, renkli bir halı oluşturan nergis, menekşe ve diğer bahar çiçekleri görülmeye değerdir.

Böylece görkemli park ortaya çıkar. Hatta bu parkın, Avrupa’daki en önemli park alanlarından birisi olduğu kabul edilmektedir.

Başkentin Torino şehrinden Floransa’ya (1865) ve ardından Roya şehrine taşınmasıyla (1871) Kraliyet ailesi buraya olan ilgisini kaybetmeye başlamıştır.

Sonraki süreçte: 1903 yılında kaleye elektrik ve asansör bağlanmıştır. Burada: 1904 yılında İtalya’nın son kralı Umberto II burada doğmuş ve 1909 yılında Çar II Nicholas’ın ziyareti gibi çok önemli olaylar yaşanmıştır.

Kraliyet ailesi, monarşinin çöküşüne kadar, tatillerini bu heybetli şatoda geçirmiştir.

1980 yılında, Portekiz’de sürgünde olan Umberto II: kaleyi bilgiye adanmış bir yer haline getirmek arzusu ile, İtalyan devletine bırakmıştır. Böylece kale, 1994 yılından sonra halka açık bir müze merkezi olmuştur.

İtalya Torino-Turin Castello Di Racconıgı

Evet gelelim günümüze:

Yapıda: özellikle orijinal mobilyalar ve muhteşem portre koleksiyonu ilgi çeker. Tüm bunlar, Savoy evinin lüksünü yansıtmaktadır.

Aynı zamanda: parklar ve seralarda gezinmek mümkündür. Yani, olağanüstü bir doğal cennettir.

Bu yüzden, burası aynı zamanda film yapımcıları için set olarak kullanılmaktadır. Günümüzde hala uluslararası filmler, tanınmış oyuncu kadrolarıyla burada çekilmektedir.

İtalya Torino-Turin Castello Di Valcasotto

CASTELLO Dİ VALCASOTTO

Giriş ücretlidir, giriş ücreti 8 Euro’dur.

Burası başlangıçta bir Casotto manastırı olarak yapılmıştır.

Dana sonra: 1800 yılında Napolyon’un yağmalamasından sonra: 1937 yılında Savoy hanedanı tarafından satın alındı.

Carlo Alberto tarafından yapı bir av yeri ve yazlık ikametgah olarak uyarlanmaya çalışıldı. Proje: eski bir manastırın sadeliğini ve anıtsal bir konutun mükemmel bir şekilde birleştirmektedir.

Yenileme çalışmaları sırasında gerçek manastırla ilgili kısma dokunulmadı, bunun yerine öndeki alan yenilendi, bugünde ziyaret edilebilen şapel ve misafirhane bulunmaktadır.

İtalya Torino-Turin Castello Di Valcasotto

Bina: tamamen özel eğlenceler için kullanılmıştır.

Burada: Kral Vitorio Emmanuel II, av gezileri düzenledi ve Prenses Marie Clotilde yazları burada geçirdi.

Ancak onu gerçek anlamda kullanan halefi Vittorio Emanuel II oldu. Emanuel, 5 çocuğu ile burada yaşadı. Ancak bu 5 çocuk genç yaşta anneleri ölünce yetim kaldılar ve en büyük kızları Maria Clotilde tarafından tatillerinin çocuğu küçük çocuklar olarak burada geçirdiler. Maria Clotilde: annesinden büyük bir tatlılık ve saf bir dini bağlılığı miras aldı.

Henüz 12 yaşında yetim kalmış, küçük kardeşlerini eğitim sorumluluğu ve sarayın ilk hanımefendisi olmanın yorgunluğu omuzlarına düşmüş olsa da en zor işleri bile dinginlik ve büyük bir olgunlukla yaptı.

Maria: İtalyanca ve Casotto’nun tarihi için çok önemli bir dönemde Fransızca olarak, günlerin tüm olaylarını, hatta en sıradan olanları bile not aldığı bir günlük bıraktı.

Genç prensesin duygu ve düşünceleri döktüğü bu günlük kalede geçen hayatın ifadesi ve öğrenilmesi açısından son derece yararlı olmuştur.

1858 yılında Prenses Maria Clotilde: III Napolyon’un kuzeni Plon Plon olarak da bilinen Gerolamo Bonaparte ile evlenmek zorunda kaldı.

Bu devlet tarafından dikte edilen ve Cavour’un Fransa’da: Fransa ile ittifak kurmasını istediği bir evlilikti.

Savoy hanedanının, Casotto kalesinde kaldığı süre yaklaşık 40 yıldan biraz fazladır. 1837-1881 yılları arasında bina, Kraliyet ailesinin mülkü olarak kaldı.

Gelelim günümüze:

Günümüzde: orijinal mobilyaları koruyan yatak odaları ve mutfaklar görülebilir.

Merdivenlerden 1’nci kata çıkıldığında: katın tamamı boyunca uzanan geniş bir koridor bulunmaktadır. Bu koridorda duvarlarda: Savoy ailesinin resimlerinden oluşan gerçek bir sanat galerisi bulunmaktadır.

Bu resimlerde: Aglie kalesinden, Savoy hanedanından, mitoloji ve antik çağdan karakterler tasvir edilmiştir. Veliaht Prens’in geleceğin kralı Umberto I’in odası görülebilir. Bu oda: tüm kalenin en güzel ve güneş alan odalarındandır.

Bitişikte ise Prensin emir subayı Baron Cavalchini Garofoli’nin odası vardır. Buradan sonra Prenses Maria Clotilde’nin yatak odası görülmelidir.

Torino Üniversitesi tarafından yürütülen bir dizi yeni kazı kampanyası sonucunda, orijinal Certosa’nın ve sonrasındaki 15’nci yüzyıl uzantısının temelleri gün yüzüne çıkarılmıştır.

İtalya Torino-Turin Tenuta Reale Dı Pollenzo

TENUTA  REALE DI POLLENZO

Pollenzo, Bra Belediyesine bağlı, Tanaro nehrine bakan küçük bir köydür.

Pollenzo bölgesinin tarımsal potansiyelini ilk olarak Charles Albert fark etmiştir.

 O zamanlar denenen şarap yapım tekniklerinin şu an Langhe bölgesinin başlıca kırmızıları için kullanıldığı üzüm bağları ve şarap mahzenleri oldukça uygundur.

İtalya Torino-Turin Tenuta Reale Dı Pollenzo

Charles Albert: 1832 yılında, burayı yani tüm Pollenzo bölgesini: üzüm bağları ve şarap mahzenleri için uygun bir çiftlik olarak düzenlemiştir. Alman bahçıvan Xavier Kurten bahçeleri tasarlamıştır.

Proje çerçevesinde: 14’ncü yüzyıldan kalma bir kale, neo-Gotik tarzdaki köyün merkezi, ayrıca kilise, diğer binalar ve merkezde büyük bir çeşme ile süslenmiş devasa meydanı koruyan karakteristik kule düzenlenmiştir.

Kraliyet arazisi, geniş bir bölgede üzümlerin yetiştirildiği modern bir çiftlikti. Tarım teknolojilerinin verimliliğini arttırmak için deneyler yapıldı.

1946 yılında Kral Vittorio Emanuele III: oğlu Umberto II (Son İtalya hükümdarı) lehine tahttan çekilmesinin ardından, Pollenzo Kontu unvanını aldı ve ertesi yıl ölümüne kadar burada yaşadı.

İtalya Torino-Turin Tenuta Reale Dı Pollenzo

Gelelim günümüze:

Tüm kompleks, büyük bir parkın yakınında Tanaro nehri yanındadır.

Yapı 1990’lı yılların sonuna kadar çürümeye terk edildi. Ancak “Slow Food” organizasyonun girişimi sayesinde yeniden düzenlendi ve böylece 2004 yılında Avrupa’nın her yerinden gelen gıda uzmanlarının çalıştığı kalenin içinde “Gastronomik Bilimler Üniversitesi” açıldı.

İtalya Torino-Turin Tenuta Reale Dı Pollenzo

Şarap Bankası: tüm şarap severler için tercih edilen bir yer oldu. 19’ncu yüzyıl mahzenlerinde, bir zamanlar kırmızı şarapların şarap haline getirilme teknikleri üzerine deneyler yapıldı ve bugün İtalya ülkesinin en iyi şarapları burada üretiliyor.

Hatta: 300’den fazla şarap üreticisinin şişeleri burada bulunmaktadır.

Şarap Bankası: müze ve satış noktası olması yanında, çeşitli kursların, tadımların ve tematik etkinliklerin organizasyonunun yapıldığı bir yerdir.

Ayrıca: Agenzia di Pollenzo oteli bulunmaktadır. 

İtalya Roma şehri tanıtımı ve gezi planı hakkındaki yazım için.

Venedik şehri tanıtımı ve gezi planı hakkındaki yazım için.

İtalya Siena

İtalya Siena

İtalya Siena; Şehir Toskana tepelerindedir. Chianti’nin zeytinlikler ve üzüm bağlarıyla çevrilidir. Toskana bölgesinin en güzel şehirlerinden birisidir. Üç tepe üzerinde kuruludur. Dolambaçlı yollar ve dik basamaklar bulunur. Şehrin güneyindeki Arbia vadisi: ünlü Brunello şarabına ev sahipliği yapan tepedeki Montalcino kasabasına götürür.

Şehir merkezi araç trafiğine kapalıdır. Eğer şehre araç ile geliyorsanız, aracınızı şehir kapılarının dışında bulunan otoparklara bırakmalısınız.

Dünyaca ünlü filmlerden: James Bond filmi “Quantum of Solace” Siena ve Palio yarışları görülebilir.

Şehirde: 13’ncü yüzyılda zaman durmuş gibi görünür. Muhteşem güzel bir Ortaçağ kentidir.

UNESCO, 1995 yılında Siena şehrinin Piazza del Campo meydanını, Dünya Mirası Sit alanı olarak kabul ederek koruma altına almıştır.

İtalya Siena

ULAŞIM

Siena şehri, Floransa şehrine sadece 70 km uzaklıktadır. Roma şehrine uzaklık 233 km dir. Pisa arasındaki uzaklık; 117 km. Grosseto arasındaki uzaklık: 75 km. Livorno arasındaki uzaklık: 131 km.

İtalya Siena

TARİHİ

Şehrin: Roma’nın iki efsanevi kurucusundan olan Remus’un oğlu Senius tarafından kurulduğu söylenir. Bu yüzden Siena şehrinin amblemi Remus ve Romulus’u emziren dişi kurttur.

Daha sonraki süreçte: şehir Roma İmparatoru Augustus tarafından bir Roma kolonisi olarak kurulmuştur. Şehre Saena Julia ismine atfen “Siena” ismi verilmiştir.

Sonraki yüzyılda, Siena, yakındaki Floransa’ya rakip olan müreffeh ve önemli bir Ortaçağ kasabası haline geldi. Ancak 1348 yılındaki veba yani kara ölüm, kasabanın bankacılık işinde düşüşe sebep oldu ve servetinin büyük kısmı yok oldu. Aynı zamanda nüfusun da büyük kısmı öldü. Bunların sonucunda Siena şehrinin yıldızı söndür.

Siena şehri: 17 bölgeye bölündü. Contrada denen bu bölgelerin kendi hayvan amblemleri vardı. (tırtıl, zürafa, kaz ve benzeri gibi) Contrade arasındaki rekabet: Siena şehrinin en büyük turistik cazibe merkezi olan Palio’da her yıl iki kez gündeme geldi. Conrade’yi temsileden atlar (bu atlar yerel kiliseler tarafından kutsanırdı) Piazza del Campo çevresindeki tehlikeli bir yarışta yarışıyorlardı. Tüm olay tarihsel bir gösteri, bayrak sallama ve tezahürat alemiyle çevriliydi. Günümüzde de devam eden Palio geleneği: her yıl 2 Temmuz ve 16 Ağustos tarihlerinde sürmektedir.

Floransa ile savaş yıllarında, büyük sanatçılar şehirde önemli işler gerçekleştirir. Siena Okulunun ustaları: Lorenzetti kardeşler, Duccio di Boninsegna, Simone Martini gibi ustalardır. Bu dönemde, şehir muhteşem yeni anıtlarla süslenir.  

SİENA ÜNİVERSİTESİ

Siena Üniversitesinin tarihi, Ortaçağ döneminden başlayarak Toskana’nın kültürel geleneği boyunca gelişmiştir. Üniversite hakkındaki bilinen ilk belge, 1240 yılına tarihlenir. Üniversitenin en büyük gelişmesi, 1321 yılında Bologna Üniversitesinin buraya taşınmasıyla gerçekleşti. Siena Belediyesi, üniversiteyi her yönden destekledi. Siena Üniversitesi: 1859 yılından sonra, şehir kurumlarının da yardımıyla hızla büyüdü.

NE YENİR

Siena şehrinin yerel lezzetlerinden tatmak isterseniz: bir kadeh Vin Santo eşliğinde Cantuccini olmalıdır. Bölgede Toskana mutfağının önemli ürünleri olan: çorbalar, kavrulmuş et, av etleri ve çeşitli ev yapımı makarna türleri bulunmaktadır. Bruschetta: domatesli ve otlu sarımsaklı bir tür ekmektir. Mutlaka denemenizi öneririm. Ayrıca: yerel sosisler, peynir, karaciğer, ribollita çorbası denenmelidir. Tatlı olarak ise: klasik Vin Santo eşliğinde cantucci bisküvileri, Ricciarelli, Panforte ve Cavalucci vardır.

NE İÇİLİR

Siena ve çevresinde, harika şaraplar vardır. Chianti, Brunello di Montalcino, Montepulciano ve Vernaccia di San Gimignano.

GECE HAYATI

Siena şehrinde gece güzel bir restoranla bir akşam yemeği ile başlar ve ardından dar sokaklarda yürümeye başlayın. Siena geceleri çok canlı olan Piazza del Campo civarında hareketlidir. Akşam dünyanın dört bir yanından gelen çok sayıda öğrenciler: şarap imalathaneleri ve bira fabrikaları, barlar ve revaçta kulüpleri doldururlar.

ALIŞVERİŞ MEKANLARI

Şehirde San Domenico bölgesinde yerel ürünler sunan mağazalar ve zanaatkar atölyeleri vardır.

İtalya Siena Palio

SİENA PALİO

Palio, Siena Belediyesi tarafından düzenlenen bir etkinliktir. Siena şehrindeki en büyük geleneksel festivaldir.

Bu etkinlikte: at yarışları düzenlenir. Ancak bu yarışlar aynı zamanda dünyanın belki de en kötü şöhretli at yarışı olarak bilinmektedir. Çünkü yarışlar parke taşları üstünde yapılmaktadır. Eyersiz olduğu için oldukça tehlikelidir. Sadece 2 dakikadan daha az süren bu yarışlar, yıl boyu süren tartışma ve rekabet konusu olmaktadır.

İtalya Siena Palio

Atlı ilk palio, kesintiye uğramadan 1644 yılından beri sürmektedir. Yani oldukça uzun bir geçmişe sahiptir ve asla kesintiye uğramadan devam etmektedir.

Geleneksel Palio yarışları, her yıl 2 Temmuz ve 16 Ağustos tarihlerinde “Campo” da yapılır.

Palio yarışından önce: antik Siena Cumhuriyetinin kurumlarını temsil eden 600’den fazla kişinin orijinal kıyafetlerle katıldığı bir geçit töreni düzenlenir. Bu törene “Tarihi Yürüyüş” denir.

İtalya Siena Palio

Geçit alayı: öğleden sonra Piazza del Duomo’dan başlar ve Piazza del Campo’ya gelmeden önce şehir merkezindeki bazı sokaklarda dolanarak ilerler.

Palio günü, bu geleneksel yarışa tanıklık yapmak için, güneşe, sıcağa ve terlemeye istekli olan seyirciler, öğleden itibaren meydanda toplanmaya başlarlar. Daha sakin olanlar genellikle 8 ay önce satılan ve meydanın kenarında bulunan koltuklar için bilet alırlar. Meydan, Palio başlamadan birkaç dakika önce kapatılır ve sonunda atlar çekilir ve toz çökmeden önce biter. Kazanan Cantrada haftalar boyunca ziyafet çeker ve kutlar.

Geçit töreninin ardında yapılan yarış ise: uygun şekilde düzenlenmiş ve teçhiz edilmiş, eyersiz olarak Piazza del Campo çevresinde 3 tur şeklinde yapılır.

İtalya Siena

GEZİLECEK YERLER

İtalya Siena Piazza Del Campo

PİAZZA DEL CAMPO

Campo: günümüzde görülen şekilde asfalt bir meydana dönüşene kadar, eskiden olduğu gibi “tarla” anlamına geliyordu.

Kentin ana meydanıdır. Yamuk biçimdedir ve yavaşça kenarlardan merkeze doğru iner. Burası şehrin kalbidir. Siena’ya giden ve buradan ayrılan üç ana yolun kesiştiği yerdedir. Siyasi ve sivil bayramlar burada kutlanır.  

Burada: barlar ve restoranlar, fantastik anıtlar ve kalabalıklar bulunur. Meydana eğimli bir amfitiyatro da vardır. Ayrıca burada ünlü Palio koşusu yapılır. Her yaz meydanda iki kere at koşuları yapılır. (ayrıntılı bilgiyi yukarıda verdim.)

Meydan ve çevresinde “kırmızı” renk hakimdir. Çünkü hükümet: meydanın ve sivil binaların fiili inşasından önce 1297 yılında bazı kararlar almıştır. Çünkü binalar ve meydan arasında uyumlu bir yapı yaratılmak istenmiştir.

Meydanın çevresi: 333 metredir. 10 sıra beyaz traverten taşla bölünen, kırmızı tuğladan, balık kuyruğu tasarımıyla kaplanmıştır. Her bölüm, 9 validen birini temsil eder.

İtalya Siena Museo Civico

PALAZZO PUBBLİCO-MUSEO CİVİCO-KENT MÜZESİ

Piazza del Campo’dadır.

Siena şehrinin en önemli yapılarından birisidir.

13’ncü yüzyıl sonu ile 14’ncü yüzyıl başında Lordlar Nove’nin emriyle inşa edilmiştir.

Dokuzlar Konseyi: 1287-1335 yılları arasında, 70 yıl buradan yönetilmiştir. Dokuzlar Hükümeti: orta sınıftan seçilen halkın dokuz temsilcisi nedeniyle böyle isimlendirilir.

Bu dokuz adam: 2 ay görevde kalmış ve görevde kaldıkları süre boyunca belediye binasından hiç ayrılmadıkları için, şehri dış etkiler olmadan yönettiler. Aslında binada en önemli odalardan biri: Dokuzun Odası “Sala dei Nove” dir.

Mevcut bina üzerine zamanla diğer kamu daireleri ve çoğu soylu aileler için yeni ilaveler yapılmıştır.

Palazzo’nun hem iç hem de dış duvarlarında gösterilen aile armaları; bu konutlarda yaşayan ünlü yargıçlar, doktorlar, askerler ve soylu ailelere aittir. Bu armalar yüzyılın farklı sanatçıları tarafından yapılmıştır.

Zemin katta: Belediye başkanının günümüzdeki ofisinde eski adıyla Şansölye ve Bilanceria di Biccherna armaları görülür. Diğer armalar ise, 2’nci katta anticonsiglio’nun tavanındadır.

Evet, burası Siena şehrinin bağımsızlığının ve zenginliğinin sembolüdür.

İtalya Siena Museo Civico

Museo Civico-Kent Müzesi

Binanın en güzel odalarından bazıları, Şehir Müzesine aittir ve ziyarete açıktır. Müze 1930 yılında kurulmuştur.

İtalya Siena Museo Civico

Binanın sağ tarafındaki giriş ofislere açılır. Sol tarafındaki ana girişten, Cortile del Podesta adlı avluya geçilir ve oradan şehir müzesine ulaşılır. Yine bu bölümden, aşağıda ayrıntılı olarak anlatacağım Torre del Mangia kulesine çıkmak mümkündür.

İtalya Siena Museo Civico

Gelelim müzeye:

Avlunun sonunda Şehir Tiyatrosu girişi yanında, müzenin bilet gişesi bulunur. Giriş ücreti 9 Euro’dur. Burada Siena sanatının başyapıtları bulunmaktadır.

İtalya Siena Museo Civico
Açık hava sundurması

Bir zamanlar Sinea şehrinin Gaia çeşmesinin bir parçasını oluşturan Jacopo della Quercia’nın soluk boyalı panellerine sahiptir.

İtalya Siena Museo Civico

Giriş bölümünde, Siena’nın sembolü olan bronz bir dişi kurt yer almaktadır.

İtalya Siena Museo Civico Sala del Mappomonda
İlk odada-Sala del Mappomonda-Dünya Haritası Odası:

Bir zamanlar duvara asılan büyük ve yuvarlak küre nedeniyle, en büyük salona “Sala del Mappamondo-Globe Salonu” denir.

1345 yılında Ambrogio Lorenzetti: Siena’nın Palazzo Publico’sundaki Mappomondo olan bir dünya haritası yarattı. Sala del Mappalondo (Dünya Haritası Odası); eskiden Cumhuriyet Konseyinin Karargahıydı. Oda, Cumhuriyet topraklarını betimleyen Ambrogio Lorenzetti’nin muazzam ahşap diskinden sonra sözde idi.

Çok büyük boyutlara sahip (muhtemelen 4.83 metre çapında) ve formunda yuvarlak, tek bir merkezli pivot üzerine monte edildi ve çeşitli kısımları izleyiciye daha yakın hale getirmek için arka arkaya döndürüldü. Siena’nın böyle bir imaja sahip olma arzusu, 13’ncü yüzyıl sonlarında portolan haritaların ortaya çıkışıyla ilgilidir.

Evet, Ambrogio Lorenzetti’nin çizdiği dünya haritası eşsiz tasarımın muhteşem izlerini bırakmadan kayboldu. Dönen bir tekerlek olan çalışma, asıldığı duvarın yüzeyine bir dizi büyük eşmerkezli halkı çizdi ve böylece altına gizlenmiş bir önceki boyama katmanına zarar verdi.  

İtalya Siena Museo Civico Sala del Mappomonda

Duvarın üst kısmında, iki tahkimat ve arka planda güzel bir mavi gökyüzü ile atının üstündeki ünlü bir şövalye freski görülür. Eser: Guidoriccio da Fogliano’ya aittir.

Odanın diğer ucunda: Sienalı ressam Simone Martini’nin en ünlü iki eseri bulunur.

Solda ilk resim: bir başyapıt olan Maestra’dır. İnanılmaz bir şekilde bu onun ilk resmiydi. 1315 yılında tamamlandı. Martini resimlerini zengin desenli kumaşlarla karakterize etme eğilimindedir ve tahtta oturan Mary’nin elbisesi bir istisna değildir.

Resim: Melekler ve Azizlerle çevrili çocuklarla tahta geçen Madonna, ön taraftaki dört figür şehrin koruyucu azizleridir. Maestra dini sahnesi: Siyen resminin en eski örneklerinden birisi olarak önem kazanır.

İtalya Siena Museo Civico Sala del Mappomonda

Sanatçının diğer eseri: Siena birliklerinin Montemassi’yi fethini anlatan Guidoriccio da Fogliano freskidir. Siena ordusunun komutanını, yeni fetih ettiği topraklarda yine kumaş elbiseli görülmektedir. Son zamanlarda bazı sanat tarihçileri, bu eserin Martini’ye atfedilmesine itiraz ettiler.

Çünkü 1980 yılında, duvarın altında biraz daha eski, hasarlı bir fresk tespit edildi. Bu daha önceki resim, ahşap çitlerle çevrili bir kalenin önünde duran iki figürü tasvir ediyor. Bazıları bunun Martini’nin freski olduğunu iddia ederken, bazıları ise bu eski freskleri başka sanatçılara atfediyorlar.

Burada: ülkenin birleşmesinden sonra hüküm süren İtalya’nın ilk kralı Victor Emmanuel II’ye ithaf edilmiş bir 19’ncu yüzyıldan kalma bir fresk bulunmaktadır.

İtalya Siena Museo Civico Salla della Pace
İkinci odada-Salla della Pace:

Buraya “Sala dei Nove yani Dokuzların Odası, Nine Hall” ve Şehir Meclisinin toplandığı oda yani Salla della Pace’de denir.

Burada fresk döngüsü içinde: Ambrogio Lorenzetti (1319-1348) tarafından yapılan “İyi ve Kötü Hükümeti” ilgi çeker. Odanın üç duvarını kaplayan resimler, zamanın sanat tarihinde istisna niteliğindedir. Dini konular yerine, seküler konular temsil edilmiştir.

İtalya Siena Museo Civico Salla della Pace
İyi yönetim;

Pencerenin karşısındaki duvarda: İyi Hükümet freskinin bir parçası var. Konsept: Nove hükümdarının (kral tahtta siyah-beyaz giysiyle sembolize ediliyor. Siyah-beyaz renkler, iki ikiz ve kurt tarafından da anılan Siena renkleridir.)

Kralın insani erdemleri: kralın yanında oturan 6 bayan tarafından kişiselleştirilir. Sağında: barış, kale, sağduyu var. Solunda ise: yüce gönüllülük, ölçülülük, adalet var.

Kralın ilahi erdemleri olan inanç, umut ve sadaka, başının üzerinde dolaşır. Bununla birlikte, hükümetin toplam fazileti: “Adalet” dir. İkinci olarak: sahnenin sol ucunda izole edilmiş, ona hakim olan “Bilgelik” ten esinlenerek oturan soylu kadın tarafından temsil edilir.

Böylece tüm vatandaş sınıfları, hükümete saygı gösterme konusunda hemfikirdir. Burada iki dizge sahip 24 karakter tarafından temsil edilir. Son olarak: hükümetin askeri güvenliği, bir gurup tutsağı koruyan silahlı şövalyeler tarafından freskin sağında gösterilmiştir.

Lorenzetti, freskte tasvir edilen karakterlerin sembolize etmeleri gereken ahlaki nitelikleri ve duyguları ifade etmesini sağlamak için: bakışlarına itina gösterdi. Bu nedenle, özellikle odaya adını veren “Barış, Concordia, Prudence ve acı çeken savaş esirlerinin resimlerinde“ görmek mümkündür.

İtalya Siena Museo Civico Salla della Pace

Giriş duvarındaki freskte, kırsal kesimden kente iyi yönetimin etkilerine adanmış bir bölüm var. İyi yönetilen bir şehrin, binalarının niceliğinden ve nezaketinden, vatandaşlarının lüks giysisinden, şenlikli iyimserliğinden, pazarlarının refahından da görülebileceği gibi aynı zamanda ne kadar zengin ve mutlu olduğunu anlatır. Böylelikle Lorenzetti, izleyiciye birçok kule evleri, sokakları, kızların klavsen çaldığı ve dans ettiği, düğünlerin yapıldığı meydanlarıyla Siena şehrinin bir ateşli ticaret vizyonunu veriyor.

Hükümet iyiyse, etkileri kırsal kesimde de görülebilir. Bu nedenle Lorenzetti, izleyiciyi duvarın diğer büyük freskinde, kentin iki kompozisyon arasında bir bölge çerçevesi oluşturan mazgallı duvarların ötesinde, tepelik bölgeyi çağrıştırıyor.

İtalya Siena Museo Civico Salla della Pace
Malgovernment freski-Kötü yönetim

Odada karşı duvardadır. Ancak fireskdekiler kolayca okunamayacakları için odadaki en hatalı fresklerdir. Yani kötü hükümetin olduğu duvar ağır hasar görmüş ve sadece kısmen görülmektedir. Elbette önceki yani iyi yönetim fresklerindeki kavramların tersine çevrilmesidir. Özetle: iyiden kötüye geçiliyor.

Böylece öfke kılıcıyla Mal Governo, ayaklarını siyah bir keçiye dayayarak aç gözlülük kadehine hükmeder, kafasından kaçan boynuzlar gibi iki kavisli dişle ve gözlerle ifade edilir. Onun iki yanında: açgözlülük ve vanagloria vardır. Diğer yanında ise: zulüm, aldatmaca, sahtekarlık, gazap görülür. Adalet zincirler içinde güldü ve ayaklar altına alındı. Kötü yönetimin etkilerine gelince, birkaç parça sağlam olup olmadıklarını, harabeye indirgenmiş ve haydutlar ve kasvetli bir şiddet ve ölüm krallığı tarafından istila edilmiş bir şehrin ölümü hayal edilmektedir.

Sonuç:

Odanın çevresindeki banklar oturun ve zamanın şehir hayatını ve ayrıntılarını izleyin. Bağlar ve zeytin tarlaları ile kentin çevresinde tasvir edilen peyzajdan günümüze kırsalın manzarası pek farklı değildir.

Yönetim Alegorisinin merkezinde, beyazlar içinde, zırh üzerinde yatan bir kadın, UNESCO tarafından seçilen “Barış’ın evrensel” amblemidir.

Ayrıca: altından yapılmış zarif bir gül ağacı (Bir Papa’dan Siena şehrine armağandır) da görülmeye değerdir.

İtalya Siena Torre Del Mangıa

TORRE DEL MANGIA

Piazza Del Campo meydanındadır.

Güç ve zarafetin sembolü olan kule, Francesco ve Muccio di Rinaldo kardeşler tarafından, 1325 yılında yapılmaya başlanmış ve 1348 yılında tamamlanmıştır. Kırmızı tuğladan yapılmıştır ve halk ile olan yakınlığının bir sembolü olarak 87 metre uzunluğunda tuğla ve geri kalanı muhtemelen görsel olarak daha belirgin hale getirmek için beyaz travertendir.

İtalya Siena Torre Del Mangıa

Evet kulenin ikinci bölümü: beyaz travertenden yapılmıştır. Lippo Memmi’nin bir tasarımına dayanarak Agustino di Givanni tarafından yapılmıştır. 1666 yılında, Sunto olarak da bilinen “Campanone” adı verilen büyük bir çan yerleştirilmiştir.

İtalya Siena Torre Del Mangıa

Kule ismini: kulenin ilk koruyucusu olan ve belirlenen zamanlarda 400 basamaklı merdiveni tırmanan ve kasaba halkı için saatin zillerini çalacak olan ilk kişiden almıştır. Mangiaguadagni lakaplı (niye bu lakap verilmiştir, çünkü kendisi tüm kazancını Siena tavernalarında yiyerek geçirdiği için, kelime anlamı: kazanan yiyen) Giovanni di Balduccio: 1347 yılında saatin zillerini çalmak için görevlendirilmiştir.

O tarihten sonra ise kuleye ismini vererek tarihe geçmiştir.

İtalya Siena Torre Del Mangıa

Kulenin toplam yüksekliği 102 metredir. İtalya’nın üçüncü en yüksek kulesidir.

Eğer kendinize güvenirseniz, 500 basamaklı bir merdivene tırmanarak kulenin tepesinden 88 metrelik yükseklikten, Siena ve çevresinin muhteşem bir manzarasını görebilirsiniz. Ancak kuleye çıkış için bilet almak gerekiyor. Ayrıca: tırmanışın nefes kesici olduğunu unutmayın, ayrıca bir kerede sınırlı sayıda ziyaretçinin çıkmasına izin veriyorlar, merdivenlerin ne kadar dar olduğunu da söylemeden geçemem.

İtalya Siena Cappella di Piazza

Cappella di Piazza:

Kulenin ayaklarında, Gotik nişlere yerleştirilmiş güzel heykeller bulunan Meryem Ana Şapeli bulunur. Bu şapel, Meryem Ana onuruna, 1352-1376 yılları arasında inşa edilmiştir. Sebep: 1348 yılında Kara vebanın etkilerinden korunmanın onurunadır. Tonozlu tavan, dönemin yerel sanatçıları tarafından aziz resimleriyle süslenmiş ve 4 pilasterle desteklenmiştir. Palio oyunları sırasında jokeyler için ayin: şapelin sunağında yapılır.

İtalya Siena Fonte Gaia

FONTE GAİA

Şehrin ünlü havuzu: Palazzo Pubblico ve Torre del Mangia’nın tam karşısındadır. Hem merkezi konumu hem de bir sanat eseri olan Piazza del Campo nedeniyle, Siena çeşmelerinin kraliçesi olarak kabul edilir. Deniz seviyesinden 321 metre yüksektedir. Şehirdeki tüm çeşmelerin en yüksek kotundadır.

İtalya Siena Fonte Gaia

1346 yılında inşa edilen Siena şehrinin gururu ve eğlencesidir.

Çeşmenin panoları: Jacopo della Quercia tarafından 1409-1419 yılları arasında tamamlanmıştır. O döneme ait İtalyan heykelinin güzel örnekleri olarak kabul edilir

Günümüzde görülen mermer figürler ise, Jacopo della Quercia tarafından yaptırılan orijinal figürlerin: daha sonra Tito Sarrochi tarafından yapılmış kopyalardır. Orijinal heykeller ve alçak rölyefler, Santa Maria della Scala (Museo Civico) müzesinde sergilenmektedir.

İtalya Siena Fonte Gaia

Havuzun suyu, 30 kilometreyi aşan yer altı tünellerinden gelmektedir.

Evet: günümüzde şehirde “Civediamo alla fontana” ismi sık sık kullanılmaktadır. Çünkü şehirliler ve turistler, bu ismin bir buluşma yeri olduğunu ve bu buluşma noktasının şehrin en ünlü ve görülmeyi kolay burayı belirttiğini bilmektedir.

TERZO DI CİTTA

Terzo di Citta meydanın sağındaki binada bulunan dünyanın en küçük penceresine sahip Piazza Postierla günümüzde de bulunmaktadır. Önceleri bölgenin en yüksek tepesinde bulunan Via di Castelvecchio ve Remus’un sığınağı Castelsenio efsaneye göre ve şehrin ilk şehidinin hapsa atıldığı söylenen Cappella delle Ceneri di Sant’Ansona vardır.

Via di Stalloreggi’de: efsaneye göre bir karganın düştüğü yerde inşa edilmiş “Karga Madona” vardır. Bu karga, 1348 yılında şehre vebayı yayıyor. Terzo di Citta’da heybetli siyah-beyaz mermerden katedral Duomo ve Avrupa’nın ilk hastanelerinden birisinin yapısında bulunan Santa Maria della Scala müzesi var. Ayrıca: ünlü Çağdaş Sanat Merkezine sahip olan Palazzo delle Papesse artık kapalıdır.

TERZO DI CAMOLLIA

Adını geleneksel düşmanı Floransa’nın yönüne bakan ve bu nedenle her zaman sıkı bir şekilde korunan Porta Camollia denilen şehir kapısından alır. Terzo di Camollia: diğerlerinin yanı sıra, günümüzde şehrin ana alışveriş, bankacılık ve eğlence caddesi olan Via Banchi di Sopra’yı, 2 meydanı, Piazza Salimbeni ve Piazza Tolomei’yi içerir. Terzo di Camollia’da birkaç bazilika bulunmaktadır.

İtalya Siena Duomo

SİENA VİEW OF THE CATHEDRAL-DUOMO

Piazza II Campo’nun çok yakınında, Duomo meydanındadır.

Katedrale giriş ücretlidir. Duomo, vaftizhane, kripto ve müzeyi gezmek için, kişi başı 20 Euro olan karma bilet satın almanızı öneririm.

Katedral: Avrupa sanatsal panoramasının en önemli anıtlarından bazılarına ev sahipliği yapmaktadır. Her yıl 1 milyondan fazla kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Ancak Floransa şehrindeki katedrale girmek için 3-4 saat beklemek gerekirken, buradaki katedralde o derece yoğun bir bekleme gerekmiyor.

Yani muhtemelen bilet almak için 20-25 dakika beklemek gerekiyor. Katedralin içinde fotoğraf çekmek serbest ama flash ve tripod kullanımına izin verilmiyor.

Katedral: daha önceki bir yapının yerine: 1215-1263 yılları arasında inşa edilmiştir. Şehrin servetinin çöküşünden (veba salgını ile şehir nüfusunun yarısından çoğu ölmüş, serveti çökmüştür.) önce Siena şehrinin yapıyı dünyanın en büyüğü olarak genişletmek için iddialı planları vardır.

Hafif çıkıntılı bir kubbe ve çan kulesi ile Latin Haçı şeklindedir.

İtalya Siena Duomo

Çan kulesi sadece 77 metre yüksekliktedir. Çan kulesinin konumu tepeden 10 metre daha yüksektedir. Yani şehrin siluetine bakarken, daha yüksek olan Mangia kulesi ve katedralin çan kulesi aynı boyda görünüyor.

Dış ve iç mekanlar: beyaz ve yeşilimsi-siyah mermerle değişen, şeritlerle dekore edilmiştir. İçte ve dışta zebra çizgili beyaz ve siyah mermer, yapıya benzersiz ve çarpıcı bir görünüm kazandırıyor. Siyah ve Beyaz: Siena şehrinin sembolik renkleridir. Siyah ve beyaz: efsanevi kentin kurucuları Senius ve Aschius’un siyah-beyaz atlarıyla etiyolojik olarak ilişkilendirilir.

Yapıda: Pisano, Donatello ve Michelangelo VE Pintiricchio’nun sanatsal şahaserleri bulunmaktadır.

İtalya Siena Duomo

Katedralin dış cephesi:

Oldukça etkileyicidir. Katedralin cephesinin yapımına 13’ncü yüzyıl sonlarında Giovanni Pisano tarafından başlanmıştır. Cephenin duvarlarında üç büyük mozaik görülür. Bunlardan büyük merkezi mozaik “Meryem Ananın taç giymesini”, her iki taraftaki daha küçük mozaikler ise İsa’nın Doğuşu ve Tapınakta Meryem’in sunumunu gösterir.

İtalya Siena Duomo

Katedralin içi:

Katedralde bilet gişesine doğru giderken: kilisenin sağında; Piazza Jacopo della Quercia’da bulunan duvar oldukça büyüktür.

İtalya Siena Duomo

Bu duvar önemlidir. Çünkü 14’ncü yüzyıl başlarında kiliseyi büyütme çalışmaları başlamış, ancak 1348 yılında veba salgını nedeniyle şehir etkilenince, nüfus azalmış ve bu çalışma yarım kalmış, hiçbir zaman yeniden başlatılmamıştır.

İtalya Siena Duomo

Çünkü duvarın bulunduğu yerde, yerin çökmesi de söz konusu olmuştur. Duvarın üzerine çıkmak mümkündür, buradan şehrin manzarası izlenir. Buraya “Panaroma dai Facciatone” ismi verilmektedir. (Duvara çıkmak için erişim Museo dell’Opera tarafındandır.)

İtalya Siena Duomo

Katedralin içine girdikten sonra, katedralin bir haritası var, bu haritanın cep telefonu ile resmini çekin ve bu haritaya göre katedrali gezin.

Katedralin içinde, sütunlar beyaz-siyah mermer çizgili motiflerle devam ediyor. Yukarıda ise, geçmişte Siena’nın dindar adamlarının yani azizlerin aşağı bakan büstlerini görürsünüz.

İtalya Siena Duomo

Katedralin kubbesi, destekleyici sütunlarla birlikte, altıgen bir tabandan yükselmektedir. Kubbe 1264 yılında tamamlanmıştır. Kubbenin üzerindeki fener, Gian Lorenzo Bernini tarafından eklenmiştir. Ayrıca: Bernini’nin Mary Magdalena ve Aziz Jerome heykelleri görülmeye değerdir. Bu heykeller, tutkulu ve yoğun bağlılığın ifadesidir.

İtalya Siena Duomo

Minber

Gotik minber, 13’ncü yüzyıldan kalmadır. Nicola Pisano’nun mermer minberi gerçek bir gösteri eseridir.

İtalya Siena Duomo
Katedralin zemini:

Katedralin zemininde ise: en etkileyici hazineler bulunur. Kaldırım: çeşitli teknikler kullanılarak yapılan mozaiklerle süslenmiştir. Bu mozaiklerle çeşitli hikayeler anlatılır. Bu hikayeler genellikle “İncil’den” alıntılardır. Zeminde kullanılan mermerler, bölgeye özgü olan sarı mermerdir ve oldukça canlı bir renge sahiptir, altına benzer.

İtalya Siena Duomo

56 tane kazınmış ve işlenmiş mermer panellerin tümü: 1369-1547 yılları arasında Siena’da yaşamış önde gelen 40 sanatçı tarafından tasarlanmıştır. Tasarımların tamamlanması, 600 yıl sürmüştür. Son tasarım 1800’lerde tamamlanmıştır.

Günümüzde, nef ve koridorlardaki mozaik panolar: genellikle bariyerlerle kapatılarak, ayak basılması engellenmiş ve böylece koruma altına alınmıştır. Ancak bu mozaiklerin en kıymetli olanları: apsis altı ve geçişlerdedir. Bunlar, genellikle insanların toplu olarak oturdukları yer olduğu için özel döşemelerle korunmaktadır.

Bunlar: Palio onuruna ve yıl boyunca birkaç ay ve genellikle Eylül ve Ekim aylarında ortaya çıkarılmaktadır. Evet burası çok önemli, yani mozaikler yıl boyunca sadece Eylül-Ekim ayları arasında görüşe açılmaktadır.

İtalya Siena Duomo

En eski tasarımlar: girişin yanındaki merkezde bulunanlardır. Bunlar: Çarkıfelek ve Müttefik Şehirlerin sembolleriyle çevrelenmiş siyen kurdudur. Bunun yapım tarihi, 1369 yılına kadar uzanmaktadır. Ancak bazı parçaları oldukça yıpranmıştır.  

Her panelin, kendisine ait bir hikayesi vardır. Bu paneller, ziyaretçileri katedralin her yerine bakmaya davet eder. Hatta: kitapçıda satılan küçük rehberlerden birini satın alırsanız, panellerin hikayelerini de öğrenebilirsiniz.

İtalya Siena Duomo Piccolomini Kütüphanesi-Papa Kütüphanesi

Piccolomini Kütüphanesi-Papa Kütüphanesi

Evet bu muhteşem güzel resimlerle dekore edilmiş salonu giriş ücretli ama bence mutlaka girin, görün. Katedrale girdikten sonra nefin solundadır. Kapısı önündeki aşırı kalabalıklar nedeniyle burayı kaçırmamaya dikkat edin.

Enea Silvio Piccolomini: İmparator III Frederick’i Papalık devletiyle uzlaştırmaya çalışırken: İmparatorun Aragonlu Elanora ile evliliğini ve Roma’daki taç giyme törenini düzenlemeye yardımcı olur. Bunun üzerine ödül olarak: 1447 yılında Trieste Piskoposu ve 1450 yılında Siena Piskoposu olur. Roma’da büyük başarılar elde eder. 1456 yılında Kardinal olur ve sadece 2 yıl sonra papa seçilir ve Papa II Pius ismini alır.

İtalya Siena Duomo Piccolomini Kütüphanesi-Papa Kütüphanesi

Katedraldeki kütüphane: Papa II Pius’un yeğeni tarafından inşa edilir. Amaç: amcası ve sevgiyle topladığı zengin el yazması kitap koleksiyonunu korumak içindir.

Ancak: kütüphanede bu el yazması koleksiyonlardan ziyade: Pinturicchio’un freskleri ve genç Rafaello Sanzio’nun eserlerine hayran kalacaksınız. Bu eserlerde: her kişinin renklerine, lüks giyimli figürlerine ve detaylarına, ince iç mekan ayarlarına, ayrıntılı manzaralara ve kıyafetlere bakmak gerekir.

Her sahneyi çevreleyen boyalı sütunlarda ve arka planda perspektif ustalığı hayranlık uyandırır. Duvarlar: Papa II Pius’un yaşamındaki çeşitli önemli aşamaları temsil eden, 10 sahneye bölünmüştür.

İtalya Siena Duomo Piccolomini Kütüphanesi-Papa Kütüphanesi

Odanın ortasında: “The Three Güzelleri” heykellerinin kopyaları vardır. Bunlar: Hellenistik dönemden kalmadır.

Gül pencere

Sunağın üzerindeki dairesel pencere, 1288 yılından kalmadır ve onu İtalya’daki hayatta kalan en eski vitray pencere yapmaktadır. Vitray pencere: Duccio di Buoninsegna eseridir.

Ports del Cielo

Katedralde, mutlaka “Ports del Cielo” yani “Cennetin kapısı” turuna katılmalıdır. Bu turda: tavan tonozlarının yakınındaki görkemli rota, ziyaretçilerin katedralin içinde ve dışında güzel panorama görmelerini sağlar.  Tur esnasında: ünlü kaldırım, Ulusse De Matteis’in çok renkli pencereleri, heykeltıraşlık anıtları görülebilir. Daha sonra Siena şehri ve anıtların muhteşem manzarası izlenir.

 

THE CRYPTA, VAFTİZHANE, MUSEO DELL’OPERA DEL DUOMO Dİ SİENA

Katedralin hemen yakınındadır.

İtalya Siena Duomo The Crypta

The Crypta:

Crypta: 1999 yılında keşfedilmiş ve 2003 yılında ziyarete açılmıştır. 13’ncu yüzyılda Katedralle birlikte aynı yıl depolama için mahzen olarak inşa edilmiştir. Ancak daha sonra terk edilmiş ve 700 yıl saklanmıştır. Odanın herhangi bir özelliği yoktur, ancak duvarları İsa’nın ölümünden hemen önceki hayatından çok renkli fresklerle süslenmiştir. Sanatçılar kesin olarak bilinmemekle birlikte, muhtemelen Dietisalvi di Speme, Guido di Graziano ve Rinaldo da Siena’dır.

İtalya Siena Duomo Battistero-Vaftizhane

Vaftizhane-Battistero

Katedralin aşağısındaki bu oda, 1325 yılında inşa edilmiştir. Kentin en önemli dini sitelerinden birisidir. Yüzyıllar boyunca, Siena şehrinin tüm sakinleri, ünlü olsun ya da olmasın, Vaftizhanenin kaburga kemeri altında vaftiz edildi.

Tonozlar tamamen: Siyen Rönesans’ının en kapsamlı dini döngüsünü temsil eden renkli fresklerle dekore edilmiştir. Jacopo della Quercia’nın mermer bir yazı paneli bulunmaktadır.

Ortada: Donatello’nun ağırlıklı olarak mermer ve bronzdan yapılmış altıgen vaftiz yazı tipini ve Vaftizci Aziz John’un hayatını gösteren panelleri görebilirsiniz. Tüm panelleri görebilmek için yakından bakılmalıdır.

İtalya Siena Dell’Opera del Duomo

Dell’Opera del Duomo

Dumo’nun bitişiğindedir. İtalya’nın en eski özel müzelerinden biridir.

Katedralin orijinal sanat eserleri burada sergileniyor. Duccio’nun çalışmaları da dahil olmak üzere, 1300’lerden 1500’lere kadar olan döneme ait kutsal eserler burada bulunuyor. Galleria della Statua’da: Giovanni Pisano ve Jacopo Della’nın “Donatello” heykelleri de sergilenmektedir.

İtalya Siena Dell’Opera del Duomo
İtalya Siena Dell’Opera del Duomo

Ayrıca: tamamlanmamış yapının cephesini süsleyen Siena dini heykelleri, vitray pencereleri, duvar halıları ve el yazmaları bulunmaktadır. Ayrıca bir klimalı oda: müzenin hazinesi olan Duccio di Buoninsegna’nın Maestra sunağına ev sahipliği yapmaktadır.

Sanatçı 1311 yılında eseri bitirdiğinde, din adamları, devlet adamları ve kasaba halkı tarafından katedrale alay halinde taşındığı söyleniyor. Ziyaretçiler 1339 yılında yeni bir katedralin cephesi olması planlanan, merdivenlere tırmanabilir ve Siena şehrinin muhteşem manzarasını görebilirler.

Burası müzenin en popüler kısmıdır. Katedralin yanı sıra Siena çatılarının ve Toskana tepelerinin muhteşem manzarasına sahip tepedeki panoramik manzara yeridir. Çok dar kıvrımlı merdivenleri tırmanmaya cesaret ederseniz, tepede muhteşem manzarayı izleyebilirsiniz.

İtalya Siena Santa Maria Della Scala-Ulusal Arkeoloji Müzesi

SANTA MARİA DELLA SCALA-ULUSAL ARKEOLOJİ MÜZESİ

Müzenin giriş ücreti tam bilet 9 Euro, indirimli bilet 7 Euro’dur.

Müze, şehrin merkezinde, katedralin karşısındadır. Duoma’nun önündeki tepenin tüm eğimini yukarıdan yamaçlara kadar kaplar ve arka cephesi, aşağıdaki vadiye bakar.

12’nci yüzyılın sonunda, katedralin önüne inşa edilen ve 15’nci yüzyılın ortalarında büyük bir bina kompleksine dönüşen yapı: bir Ortaçağ hastanesi olarak doğmuştur. Yapılış amacı: Roma yolunda hacılara yardım etmek için Via Francigena boyunca inşa edilen, dünyanın en eski hastanelerinden birisidir.

898 yılından 1990’lara kadar burada yoksullara, yetimlere ve hacılara tıbbi yardımlar yapıldı. Yerel bir efsaneye göre: hastane kompleksin kurulduğu arazi, bir kilise tarafından yönetilmektedir ve üzerinde bir kunduracı tarafından kurulmuştur. 15’nci yüzyılda Siena şehri yönetimi devir aldı.

Geçen yüzyılın sonlarında çağdaş şehrin sıhhi işlevleri ortadan kalktığından, bina yapılan restorasyon sonunda müze yapılmıştır. Daha sonra ünlü arkeolog Ranuccio Bianchi Bandinelli katkılarıyla düzenlenmiştir. 1990’larda ziyarete açılmıştır.

Sala dei Pellegrinaio’nun resim döngüsü: tıbbi bakım ve aynı zamanda yardım sağlamaktan sorumlu olan hastanenin yaşamını anlatmaktadır. Burada “gettateli” denen terk edilmiş çocuklar da yaşamıştır.

İtalya Siena Santa Maria Della Scala-Ulusal Arkeoloji Müzesi

Bodrum kattaki odalar:

Bodrum katta: tüf içine kazılmış odalar ve tünellerden oluşan bir labirentte; Ulusal Arkeoloji Müzesi bulunmaktadır.

Girişte: Domenico Beccafumi’nin “Porta Andrea’daki Buluşma” adlı: 15’nci yüzyıl yapımı bir fresk vardır. Bir zamanlar hastalar için yatak bulunan ana koğuş odasının duvarlarında: hastanenin tarihini tasvir eden fresklerle kaplıdır.

Diğer odalarda da: Siyen sanatçılarının etkileyici bir koleksiyonu sergilenmektedir.

Santa Caterina della Notte’nin “Oratory” si vardır. Geleneğe göre, Aziz Catherine, hastalara yardım ettikten sonra sol duvardaki bir pencereden görünebilen bir yatakta dinlenmeye gitti.

Günümüz:

Evet: Ortaçağ kökenli eski bir hastane olan Santa Maria della Scala, günümüzde binanın tarihi, mimari, sanatsal ve işlevsel karmaşıklığı ve içerdiği eserlerle bağlantılı bir yapıdır. Kalıcı sergiler, sergiler ve konferanslara ev sahipliği yapmaktadır.

 

Fonte Gaia

Jacopo della Quercia tarafından, 1419 yılında tamamlanmıştır.

Campo’nun ortasında bulunan kaynak: Şehrin koruyucusu olan Madonna’nın kabartmalarıyla süslenmiş ve iyi erdemler tarafından kuşatılmıştır. Yapıda kullanılan zayıf malzeme ve meydanda yaşanan günlük yaşam, kaynağın maddi bozulmasına sebep olur. En büyük olaylardan biri ise, 1743 yılında Palio’nun ilerleyişini dahi iyi görmek için raunddaki iki heykelden birine (Rea Silvia) ya tırmanıp onu kıran bir kişi tarafından yaratılır.

1859 yılında Jacopo çeşmesinin heykeli: başka bir kopya ile değiştirilmiştir. Bu kopya: Sinealı Heykeltıraş Tito Sarrocchi tarafından daha dayanıklı malzeme olan Carrara mermerinden yapılmıştır.

Orijinal heykel ise, Santa Maria Della Scala müzesine taşınmıştır.

İtalya Siena Santa Maria Della Scala-Ulusal Arkeoloji Müzesi Hazine

Hazine

Müzenin hazinesi: Konstantopolis (günümüzdeki ismiyle İstanbul şehrimiz) İmparatorluk şapelinden gelen: altın, gümüş ve değerli taşlardan yapılmış önemli kalıntılar gurubudur.

Bunlar: 1359 yılında Floransalı tüccar Pietro di Giunta Torrigiani tarafından İmparatorluk evinden satın alır ve mali olarak sıkıntıya düşünce, bu objeleri tekrar Santa Maria della Scala’ya satar.

İtalya Siena Santa Maria Della Scala-Ulusal Arkeoloji Müzesi Hazine

Satış sözleşmesi, kutsal objelerin ticaretinin yasak olması nedeniyle, 1359 yılında bağış olarak düzenlendi.

Kutsal objelerde bulunan “Haç kısmı”: İmparatorun annesi Saint Helena tarafından yapılan muazzam keşif sonucu ele geçmiştir. Kemerin parçası: Saint Thomas tarafından toplanıp korunmuştur. Haçın kutsal çivisi: hem dini değeri ve hem de bütünlüğü açısından istisnai olarak İmparator Konstantin’e ait olan objeler içinde en öne çıkandır. Kalıntılar uzun süre hastane şapelinde saklanır. 25 Mart tarihinde ise, Hastane Bayramında özel bir pencereden halka teşhir edilir. Meydanda toplanan halkı kutsamak için kullanılır. Şehir içinde geçit töreniyle taşındılar.

İtalya Siena Santa Maria Della Scala-Ulusal Arkeoloji Müzesi Hazine

Bu objelere, sonraki yüzyıllar boyunca başkaları da eklenmiştir. 1443 yılında hastane yöneticileri: kiliseye yaslanan yeni bir büyük oda yaratarak, kutsal emanetlerin farklı bir düzenlemesini sağladılar.

İtalya Siena Museo Dell’Acqua-Su Müzesi

MUSEO DELL’ACQUA-SU MÜZESİ

Müze: mimar Roberto Santini, Goffredo Serrini, Calaudio Zagaglia tarafından tasarlandı ve mimar di Paco Lanciano tarafından inşa edildi. Müzede: şehre su getiren kaynaklar ve eserler sergileniyor.

Müze: 3 katlıdır. Bu katlardan ilk ikisinde: 18’nci yüzyıl ve üçüncü katta ise 19’ncu yüzyıl etkindir. Müze gezi güzergahı: multimedya yaklaşımıyla tasarlanmıştır. Ziyaretçiler: filmler, anlatılar ve nesneler aracılığıyla kaynakların hikayesine ulaşırlar.

İtalya Siena Museo Dell’Acqua-Su Müzesi

Bottini:

Bottini şehrin tarihi kaynaklarını hala besleyen bir yeraltı su kemerleri sistemidir. Siena şehrinin Ortaçağ sokaklarında dolaşırken, sanat ve mimarinin harikalarını seyrederken, çoğu kişi altında 12’nci yüzyıldan beri şehrin evlerine akar suyu getiren 25 kilometrelik tüneller sisteminin farkına varmaz. Bu tünellere “Bottini” denir.

Siena şehri, engebeli konumu ve önemli suyollarının olmaması yüzünden, her medeniyet için öncelikle su temini için alternatif seçenekler yaratmak öne çıkmıştır. Bunların başında ise, ustaca bir kazma tünel sistemi gelir. Yaya olarak ve yürüme yolunun dibinde, küçük bir kanal olan gorello’da toplanan yağmur suyu, tarihi kaynaklara ulaşana kadar bu tünel sisteminde akar.  

Bu tarihi su kemerleriyle ilgili ilk kayıtlar, 1226 yılından kalmadır ama net yapım tarihi belli değildir.

İtalya Siena Museo Dell’Acqua-Su Müzesi

Antik suyolu, kollarıyla birlikte toplam 25 km uzunluktadır. 1918 yılında Siena şehrinde evlere su getiren yeni su kemeri inşa edilene kadar, yüzlerce yıl tek su kaynağı, Bottini ve ana dalları olmuştur.

Eğer Bottini’yi gezip görmek isterseniz, ilkbahar ve sonbaharda, Bottini’ye rehberli turlar düzenlenmektedir.

İtalya Siena Orto Botanıco

ORTO BOTANICO-BOTANİK BAHÇESİ

Via Pier Andrea Mattioli adresinde, yani şehrin merkezinde birçok bitkinin bulunduğu oldukça güzel bir doğal alandır.

Bahçenin kökeni: Santa Maria della Scala hastanesinin Orto dei Semplici’nin tıbbi özelliklere sahip bitkilerinin yetiştirilmesi için kullanıldığı 17’nci yüzyıl başlarına kadar uzanmaktadır. Bahçe: Biagio Bartalini tarafından 1784 yılında kurulmuştur. 1856 yılında ise günümüzdeki yerine taşınmıştır.

Girişi, Piazza Sant Agostino’nun yanındadır. 2.5 hektarlık bahçe, Siena şehrindeki Porta Tufi’nin yanındaki duvarların hemen içindeki küçük bir vadide bulunuyor. Bahçenin üç farklı bölümünde, çeşitli bitkiler sergileniyor.

İlk bölüm: tıbbi, aromatik ve yemeklik bazı bitki örnekleriyle doludur. Ayrıca Toskana bölgesinin yerel bitki çeşitleri de vardır.

İkinci bölüm: ayva, nar ve hünnap gibi yerel iklime dayanamayan daha egzotik ağaçlar ve çalılar ile su bitkilerini barındırır.

Üçüncü bölüm: meyve veren bitkilere ayrılmıştır. Ayrıca kaktüsler vardır.

İtalya Siena Orto Botanıco
 

PİNACOTECA NAZİONALE

1932 yılında açılan ve özellikle İtalyan sanatçıların geç Ortaçağ ve Rönesans resimlerini barındıran, ulusal bir müzedir. Galeri: 14 ve 15’nci yüzyıldan kalan en büyük Siena resim koleksiyonlarından birine sahiptir. Sanat kolleksiyonerlerinin bağışladığı uluslararası ressamların değerli resimleri sergileniyor.

Pinacoteca Nazionale Sanat Galerisine: iki saray yani Brigidi ve Buonsignori Sarayları ev sahipliği yapmaktadır.

Brigidi Sarayı:

Pannocchieschi ailesinin ikametgahı olarak hizmet veren 14’ncu yüzyıldan kalma bir yapıdır.

Buonsignori Sarayı:

Cephesi 19’ncu yüzyıla kadar uzanmasına rağmen, 15’nci yüzyıldan kalma bir yapıdır. Sanat koleksiyonu: 18’nci yüzyılda Abbott Giusseppe Cicacheri tarafından kuruldu ve bağışlar ve satın almalarla genişletildi. İtalyan Hükümeti müzeyi, 1930 yılında devir aldı. 1977 yılından itibaren müze uluslararası sanatçıların eserlerini sergiledi.

Pinacoteca Nazionale’nin 2’nci katında, 14 ve 15’nci yüzyıllardan kalma altın zemin üzerine, değerli bir Siena resim koleksiyonu vardır. Galeride eserler; kronolojik sırayla belgelenir ve sergilenir. Galeride yer alan tanınmış Siyen sanatçıları: Sodoma, Lorenzetti kardeşler ve Simone Martini’dir.

1’nci Katta:

15’nci yüzyıldan itibaren Siena sanatçılarının eserleri vardır. 1977 yılında eklenen Spannocchi Koleksiyonunda Kuzeyli ve Flaman ustaların eserleri bulunmaktadır.

Zemin kat:

Karikatürlere, eskizlere ve heykel sergilerine adanmıştır.

İtalya Siena Museo Diocesano D’Arte Sacra

MUSEO DİOCESANO D’ARTE SACRA

Müze, tarihi San Francesco Kilisesi içindedir. Oratorio di San Bernardino’dadır.

Siena şehrinin zengin tarihi ve dini gelenekleri bu müzede sergileniyor. Müzedeki sergiler arasında dini sanat eserleri bulunuyor.

Oratorio: Saint Bernardino’nun halka Hıristiyanlığı vaaz ettiği yere 1400’lerde inşa edildi. 20’nci yüzyılın sonunda restore edilerek müzeye dönüştürüldü. Müze: 2 katlı oratoryonun birkaç odasını kapsıyor ve Siena ve diğer tanınmış İtalyan sanatçıların freskleri ve diğer resimlerine sahiptir.

Ayrıca: İtalya Hükümeti tarafından önemli antika olarak ilan edilen birçok eserde müzede bulunmaktadır. Sergilenen önemli eserler arasında: Mark di Monaventura, Tomme Luca, Ambrogio Lorenzetti ve Andrea Vanni gibi sanatçıların, 14’ncü yüzyıl eserleri bulunmaktadır.

Ayrıca: Domenico Beccafumi’nun “Bakirenin hayatını tasvir eden döngü freski”, Sodoma’nın ve tanınmış Sienalı ressam Pietro Lorenzetti’nin “Madonna del Latte” nin bazı muhteşem freskleri vardır.

İtalya Floransa şehri tanıtımı ve gezi planı hakkındaki yazım için.

İtalya Pisa şehri tanıtımı ve gezi planı hakkındaki yazım için.