Güney Afrika Cape Town A&V Waterfront ve Roben Adası

Güney Afrika,Cape Town A&V Waterfront ve Roben Adası

Güney Afrika’nın en çok ziyaret edilen yeri: V&A Waterfront’dur. Çünkü: alışveriş yapmak istiyorsanız, yerel bir gece eğlencesine katılmak istiyorsanız, en iyi restoranlarda yerel lezzetleri tatmak istiyorsanız ve müzeleri ziyaret etmek ve şehrin limanını araştırmak istiyorsanız: bunların hepsini burada bulabilirsiniz.

Burada 400 den fazla mağaza ve 45 farklı restoran ve bir sanat ve el sanatları merkezi de bunmaktadır. Bu mağazalar akşam saat 21.00 e kadar açık kalırlar.

Prens Alfred (İngiltere kraliçesi Victoria’nın ikinci oğlu) : dalgakıranın ilk taşlarını 1860 yılında yerleştirmiştir. İki liman havzasının inşaatı: 1860-1920 yılları arasında gerçekleşti. Bu dönemde, alan üzerine yapılan binalar dikkat çekicidir.

Victoria sanayi mimarisi ve yelken ve buharlı gemilerin ilk günleri için yapılmış liman büyüklüğünü korur, ancak 1970’li yıllarda konteynerleştirme, kargo taşımacılığı başlıca üzerine yapılaşma sağlandı.

Öte yandan: Süveyş kanalının açılmasıyla ve Güney Afrika üzerinde ırkçılık nedeniyle ekonomik tecrit başlayınca: liman tesislerinin kullanımında azalma oldu. Geçen 140 yıl boyunca: liman ve çevreleyen binaların yeniden geliştirilmesiyle çok sayıda değişiklik yaşandı.

Güney Afrika,Cape Town A&V Waterfront ve Roben Adası

 

ALFRED AND VİCTORİA WATERFRONT

Burası: Cape Town şehrinin en popüler ve canlı alanlarındandır ve şehir merkezine yürüme mesafesindedir.

Şehrin ilk Victoria dönemi limanı: günümüzde kargo gemileri ve dev tankerlerin “Duncan Dok” bölgesine yanaşmalarıyla son 20 yıldır terkedilmiş durumdadır. Ancak: bölge 1990 yılından sonra yeniden gelişmeye başlamıştır.

Kaderine terk edilen limandan, günümüzde: Robben Island adasına giden feribotlara binebilirsiniz. Ayrıca: liman çevresinde ve kıyı boyunda tekne turlarına katılabilirsiniz.

Tarihi depolar ve Dok binaları: restore edilerek şehirdeki en iyi restoranlardan bazıları ve yine en iyi dükkanlardan bir kısmı buraya taşınmıştır. Yine burada: çeşitli müzeler, sergiler, sokak eğlenceleri, bir akvaryum, el yapımı ürünlerin satıldığı bir açık hava pazarı, bir sinema kompleksi ve küçük bir birahane bulunmaktadır. Bunlar: Waterfront denilen yerin bir alışveriş cenneti olmasını sağlamıştır.

 

Saat Kulesi

Bu Victoria dönemi gotik saat kulesi, her zaman eski rıhtım için bir simge olmuş ve Waterfront bölgesindeki son kentsel tasarımın önemli bir odak noktasıdır. Saat kulesinin bulunduğu yapı, 1882 yılında liman kaptanının ofisi olarak tasarlanmıştır. İkinci katta: limanın tüm faaliyetleri görülebilir.

Alt katta: gel-git seviyelerini kontrol etmek için kullanılan bir gel-git gösterge mekanizması vardır. Saat kulesinin restorasyonu 1997 tarihinde tamamlanmıştır.

Birlik Kale Yapısı

Tırkaz, kare bina: 1919 yılında Sir Herbert Baker tarafından tasarlanmıştır. 19.yüzyılın sonlarında İngiltere ve Güney Afrika arasında aylık posta gemilerinin ulaşımını sağlamıştır. İngiltere’ye son posta gemisi 1977 yılında gitti.

Zaman Topu Kulesi

Yüzbaşı Robert Wauchope tarafından icat edilen zaman topu: liman kullanılırken kronometrelerin hata ve oranını gemi kaptanlarına bildirmek için kullanılan bir sinyal cihazıdır. 1894 yılında inşa edilmiştir. Liman Mühendisinin eski ikametgahı yani Dock House yanındadır. Burası yeni teknolojiyle Kasım 1997 tarihinde restore edilmiştir. Bu zaman topu 40 yıl kullanımda kalmıştır.

Ejderha Ağacı

Bu ejderha ağacı (Dracaeno Draco) Kanarya Adaları kökenlidir ve buraya ekilmiştir. 100 yaşından fazla yaşlı olduğu biliniyor. Cape Town yöresinde kendi türünün en büyüğüdür. Bu ağacın özsuyunun “dizanteri ve ishal” tedavisinde ilaç olarak kullanıldığı söyleniyor. Ne yazık ki, bu ağaç 2001 yılındaki fırtınada zarar gördü, ağacın yaprakları tüm ağaç yeniden kendisini toparlasın diye kesilmiştir.

Robben Island Biniş Binası

Burası, Robben Adasına gönderilen mahkumların teknelere biniş yapısıdır.
Robben Island Fuar ve Bilgi Merkezi: Saat kulesi binasının yanında bulunan ve Robben adasının geçmişini ve ırkçılığı ortadan kaldırmak için yapılan siyasi mücadeleyi anlatan eşsiz bir müzedir. Robben adası günlük feribot turları: bu merkezin yanındaki iskeleden yapılır.

Robben adası rehberli turlarında: cezaevi, kireçtaşı ocağı, garnizon kilisesi, deniz feneri, cüzamlı kilisesi, deniz kuşları görülebilir. Biletler biniş binasından satın alınır.

Dalgakıran Cezaevi

Orjinal dalgakıran cezaevi, mendirek üzerinde 1860 yılında inşa edilmiştir. 1890 yılında burası otel yapılmıştır.

Victoria Wharf Shopping Centre

Burada: restoranlar, kafeler ve fast-food dükkanları ile mükemmel seçimler yapabileceğiniz ulusal perakendeciler ve butikler bulunur. “Red Shed” bitişiğindeki sanat atölyesinde: etnik hazineler, el yapımı biblolar ve köpek balığı dişleri ve değerli taşlar bulabilirsiniz. “Alfred Mall” tarihi Pierhead içindedir ve burada mücevher ve Afrika yerel lezzetleri bulabilirsiniz.

Victoria&Alfred Hotel

Bu otel: Waterfront canlı bölgesinde bulunur ve Masa dağı ile birlikte dünyanın eşsiz manzarasına sahiptir.

Waterfront Craft Market

Burası Güney Afrika’nın en büyük el işi pazarıdır. Burada, yerel sanatçılar tarafından yerel el sanatları ve özgün sanat eserlerinin en iyileri sunuluyor. Bu nedenle, ziyaretçiler burayı her ziyaret ettiklerinde büyüleyici yeni sanat eserlerini bulabiliyorlar.

Günümüzde: Waterfront aktif bir limandır. Liman çevresinde: yatlar, yolcu gemileri ve balıkçı tekneleri görülür.

Penny Ferry

Limandan Robben Adası çevresindeki kıyılara ve Clifton bölgesine kadar kiralama hizmeti veren 13 tekne turu bulunmaktadır. Penny Ferry: yüzyılı aşkın bir süredir yayılan gelenek doğrultusunda, ilk olarak 1880 yılında düzenlenen tekne turlarını sürdürüyor ve bu tura katılırsanız dalgaların keyfini çıkarırken, Old Clock Tower yanındaki doklarda güneşlenen kürklü fokları görebilirsiniz.

South African National Maritime Museum

Dock Road üzerinde bulunan bu müzede: Cape Town şehrinin denizcilik tarihi ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Müzede birkaç mükemmel maket de bulunmaktadır. Bunlar: Ssomerset gemisinin maketi ve 1886 yılında, Cape Town limanının görüntüsünün maketidir.

Victoria Museum Ship

Pierhead bölgesindeki bu gemi: denizcilik hayatının başka yönlerini ziyaretçilerine sunmaktadır. 18. yüzyıl yapımı savaş gemisinin kopyasında: gerek Cape Town ve gerekse dünyanın çeşitli yerlerindeki gemi kazalarından kurtarılan eşyalar sergilenmektedir.

Yaya Köprüsü

Yayaların yürüdüğü bu köprü, sallanması ile bilinir.

Güney Afrika,Cape Town A&V Waterfront ve Roben Adası Two Oceans Aquarium-İki Okyanus Akvaryumu

 

Two Oceans Aquarium-İki Okyanus Akvaryumu

Portswood meydanındadır. Giriş ücretlidir. Yetişkinler 106R, 4 yaş altı çocuklar ücretsiz, 4-13 yaş arası çocuklar 52R, 14-17 yaş arası çocuklar 83R, Emekliler 83R.dir. Her gün 09.30-18.00 arasında açıktır.

5 katlı burada: camla çevrili özel bir orman; Cape yarımadası, Hint ve Atlantik okyanuslarında yaşayan: köpekbalıkları, kaplumbağalar ve başkaca bir çok türlü yırtıcı hayvanı barındıran, geniş ve büyüleyici bir akvaryum bulunmaktadır ve Güney Afrika’nın en büyük akvaryumudur. Burada: 3000’den fazla deniz canlısı bulunduğu söyleniyor.

Akvaryumda: özelikle fok ve penguen havuzları ilgi çekmektedir. “Fangs” (Dişler) bölümünde ise: deniz yılanları ve yılan balıkları görülmektedir. Dokunma havuzları: ziyaretçilere cana yakın olan deniz canlılarını yakından inceleme fırsatı sunar. Ayrıca: köpekbalıkları, penguenler ve kaplumbağaları: beslenirken izleyebilirsiniz.

Dalmaya merakınız varsa: görevli dalgıçlar nezaretinde; “Yırtıcı Sergisi” denilen bölümde “Raggie” köpekbalıkları arasında yüzerler veya “Varek” ormanlarına dalabilirsiniz.

Akvaryum bölümleri

Kontrast Oceans-Atlantik Okyanusu Galerisi

Burada: soğuk Atlantik Okyanusu su altı yaşamı görülür. Saydam denizanası ile yüz yüze gelebilirsiniz. Dev örümcek yengeçler de ilgi çekiyor.

Kontrast Oceans-Hint Okyanusu Galerisi

Sıcak Hint Okyanusu deniz yaşamı burada sergileniyor. Akvaryumlarda: mercan resiflerinde bulunan parlak renkli balık zenginliği görülüyor.

I&J.Predator Sergisi

Burada köpekbalıkları ve vatozlar görülüyor. Hatta: eğer yeterli cesaretiniz varsa, bu akvaryumda uzmanlar eşliğinde bir dalış yapabilirsiniz. Pazar öğleden sonra balıkların beslenme zamanıdır, burayı ziyaret için Pazar öğleden sonrayı düşünün.

Sappi River Menderes

Bu heyecan verici sergi: yüksek dağlardan akarak okyanusa karışan Western Cape nehrinin su altı hayatı görülmektedir. Burada, penguen kolonisi yakından görülebilir.

Kelp Ormanı Sergisi

Burada büyüleyici sualtı ormanı, güneş ışığında parıldayan gümüş balıkları sürülerini görebilirsiniz.

Afrisam Çocuk Merkezi

Burada: 4-10 yaş arası çocuklar için eğlenceli aktiviteler sunuluyor. Bunlar: kukla gösterileri, yüz boyama ve denetimli sanat ve el faaliyetleridir.

Sonuç olarak

Waterfront denilen yerde, mutlaka bir akşam geçirmelisiniz. Çünkü özellikle akşamları: burada cıvıl cıvıl barlar, kulüpler ve restoranlar bulunmaktadır. Her ay: yaklaşık 1 milyonu aşkın kişi, burayı gece-gündüz doldururlar. “Agfa Amphithetar” denilen yerde ise: her gün caz ve rock konserleri düzenlenmektedir. Ayrıca yine burada sık sık “Cape Town Senfoni Orkestrası” ücretsiz konserler vermektedirler. IMAX Sinemasının, 5 kat yüksekliğindeki devasa ekranında ise, her gün doğa belgeselleri gösterilir. Burada görüntülerin boyutları emsalsizdir ve uzun süre hatırlanır.

Güney Afrika,Cape Town A&V Waterfront ve Roben Adası

 

ROBEN ISLAND

Robben Adası turlarına katılmak isterseniz biletler V&A.Waterfront’dan satın alınabilir. Bilet ücretleri yetişkinler için 150R ve çocuklar için 75R dir. Tur: feribot yolculuğu ve adadaki etkinlikleri içerir.

Adada: adanın çevresinde 1 saatlik otobüs turu ve daha sonra cezaevi bölümündeki 1.5 saatlik tur yapılır. Feribot yolculuğu 30 dakika sürer. Bu yolculuk sırasında Cape Town şehir ve Masa dağının muhteşem manzarası izlenir. Feribotun üst açık güvertesini tercih etmelisiniz. Rüzgarlar çok güçlü ise, feribot seferleri iptal edilir. Feribot ile adaya vardığınızda, eski bir mahkum sizi bilgilendirir ve adanın tarihi ve ekolojisini yaklaşık 1 saat boyunca gezersiniz.

Özellikle kireçtaşı ocağı ilgi çekmektedir. Ocağın güneş ışıkları ve tozlu ortamı: Nelson Mandela ve diğer birçok eski mahkumun, yaşam boyu görme ve solunum problemleri yaşamalarına sebep olmuştur.

Evet, gelelim ada hakkında ayrıntılı bilgiler vermeye

Bu ada: Cape Town şehrinin kuzey bölümünde, kıyıdan 10 km açıkta bulunmaktadır. Hollandalı yerleşimciler Cape açıklarındaki sularda yaşayan foklar kelimesinden esinlenerek adaya “robbe” ismini vermişlerdir. Ada: 1999 tarihinde UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Ada: özellikle “Nelson Mandela” ve “Walter Sisulu” gibi ünlü ırk ayrımcılığı karşıtlarının uzun süre tutuklu tutulmasıyla hatırlanmaktadır.

Bu nedenle, ülke tarihinin ayrılmaz bir parçası olan ada: günümüzde ulusal bir müze olarak kullanılmaktadır. Ada aynı zamanda: yabani hayatı koruma bölgesi olarak seçilmiştir.

Güney Afrika,Cape Town A&V Waterfront ve Roben Adası

Mandela: 19 yıl geçirdiği ( bu sürenin 18 yılı hücrede geçmiştir) burayı “Güney Afrika’nın ceza sisteminin en acımasız demir yumruklu karakolu” olarak nitelendirmiştir.

Kendisinin yıllarını geçirdiği küçük hücresi: günümüzde adayı ziyaret eden on binlerce turist tarafından gezilmektedir. Burayı gördüğünüzde: gerçekten kendisinin olağanüstü bir insan olduğuna inanmamak mümkün değildir. Serbest bırakıldıktan sonra: Millenium kutlamaları sırasında, bu hücreye geri dönüp, gelecek için umut simgeleyen bir mum yaktığı söylenmektedir.

1964 yılında: Nelson Mandela: bu adaya getirildiğinde, ada geçmişindeki 300 yıllık vahşiliğiyle anılmaktaydı. İlk siyasi mahkumlar adaya 1960 yılında getirilmişlerdir. Bunların hepsi siyah olduğu için, bunlar adaya getirilmeye başlayınca adanın siyahi bekçileri işten çıkarılmıştır.

Adada: ilk hapishane 1660’lı yıllarda kurulmuştur.

İlk politik mahkum: Hollandalılar tarafından buraya sürülen, yerli Koikoi lideri “Autshumato” olmuştur. Takip eden süreçte ise, bunu: Müslümanların kutsal saydıkları kişiler de dahil, bir dizi politik tutuklu izlemiştir.
Hapishanenin yakınındaki cami: Cape şehrinde İslamiyet’in kurucusu olan bu insanlar için bir türbe olarak kullanılmıştır. Takip eden süreçte ise: Güney Afrika tarihinde hangi rejim iktidarda ise, kendisine muhalif olanları, suçluları, delileri ve cüzamlıları buraya gönderiyorlardı.

Katiller ve tecavüzcüler kıyafet dikmeme gönderilirken, siyasi mahkumlar kayaları kırmaya gönderiliyorlardı. Mahkumlara: taş işçiliği, elektrik işçiliği ve kendilerine yararlı olacak işler öğretilirken, siyasi tutuklular el emeği görevlerinde görevlendirildiler.

Bu siyasi mahkumların hepsi: siyah renkli veya Hint kökenli idiler. Beyaz siyasi tutuklu bulunmuyordu. Siyasi tutuklular: çocuklarını göremiyorlardı, çünkü 16 yaşından küçüklerin adaya ziyareti yasaktı.

1800’lü yılların ortalarından itibaren: ada bir hastane olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ancak, burada hastalar korkunç koşullarda yaşamışlar ve kronik hastalar, suçlular ve politik tutuklularla birlikte yaşamışlardır. 1844-1900 yılları arasında adanın bir cüzamlı kolonisi olduğu görülür. Cüzamlı mezarlığında 1500 kişinin gömülü olduğu bilinmektedir.

Adanın bu vahşi cezalandırma sistemi yanında, bitki örtüsü ve yaban hayvan bolluğu da dikkat çeker. Burada: özellikle Cape gözlüklü penguenleri ve soyu tükenme tehlikesi altındaki Afrika deniz saksağanları ve 74 kuş türü sayılmıştır.

Penguenler: 1983 yılında adada yeniden yaşamaya başlamışlar ve yaklaşık 60.000 sağlıklı nüfus edinmişlerdir. Bunlar adada tavşan sürüleriyle birlikte yaşamaktadırlar. İlk baharda: burada rengareng çiçekler açarken, çevredeki sular deniz canlılarıyla dolar.

Adada: müdürler ve ailelerinin kullanımı için yapılmış ve artık bir mezhebe bağlı olmayan küçük bir Anglikan kilisesi de görülür. Adada yaşayan insanların çocukları için bir ilköğretim okulu da bulunuyor. Müze çalışanları arasında, eski bir kısım siyasi tutuklular bulunmaktadır.

2004 yılında Hindistan’dan gelen bir genç: Cape Town ile Robben Island arasındaki 12 km lik mesafeyi yüzmek istedi ama başarılı olamadı. Çünkü: Atlantik okyanusu çok soğuktur ve donma tehlikesi bulunur. Ayrıca: okyanusta köpek balıkları vardır. Özgürlüğe yüzmek için ilk mahkum 1640 yılında hamle yapan, Hollandalı Jan Rykman olmuştur.

Adadaki Tesislerin Ayrıntıları

Güney Afrika,Cape Town A&V Waterfront ve Roben Adası Robben Adası Cezaevi Müzesi-Nelson Mandela Geçidi

 

Robben Adası Cezaevi Müzesi-Nelson Mandela Geçidi

Burası: Waterfront bölgesinden, Robben Adası feribotunun ayrılış noktasıdır. Resmen 1 Aralık 2001 tarihinde Nelson Mandela tarafından açılmıştır.

Zaman zaman kötü hava koşulları ve dalgalı deniz nedeniyle turlar iptal edilmektedir. Normal zamanlarda ise feribot geçişleri 30 dakika sürer. Yolculuk oldukça inişli çıkışlı geçecektir. Güverte alanı: güzel manzara sunmaktadır. Yoksa kilimalı kabin de yolculuk yapabilirsiniz.

Güney Afrika,Cape Town A&V Waterfront ve Roben Adası Robben Adası Cezaevi Müzesi Girişi

Robben Adası Cezaevi Müzesi Girişi

Burası: adanın MAlmesbury taş ocağındaki taşlar kullanılarak, siyasi mahkumlar tarafından inşa edilmiştir. Robben Island amblemi: soldaki Güney Afrika Cezaevi Hizmeti, sağdaki ise bir zambaktır.

Güney Afrika,Cape Town A&V Waterfront ve Roben Adası B-Blok

B-Blok

Eğer yönetim bloğuna doğru yürürseniz, sol tarafta, siyasi tutuklular B bölümü için: duş, yemek odası ve dinlenme alanını görebilirsiniz. Nelson Mandela burada kalmıştır. Bölüm yolundaki halatlar: II. Dünya savaşından kalmadır.

Güney Afrika,Cape Town A&V Waterfront ve Roben Adası Yönetim Binası

Yönetim Binası

Cezaevi idare binası: mahkumların mektuplarının sansür edildiği çeşitli indiksiyon adalarının bulunduğu ve bir hastane kliniğinin olduğu yerdir.

Güney Afrika,Cape Town A&V Waterfront ve Roben Adası Tur Rehberi

Tur Rehberi

Robben adası turunun en iyi yönlerinden biri: cezaevi kılavuzlarının eski mahkumlar olmasıdır. Rehber tarafından gösterilen bu resim: 1991 yılında serbest bırakılan bir takım siyasi mahkumun gurup fotoğrafıdır.

Güney Afrika,Cape Town A&V Waterfront ve Roben Adası F-Bölümü

F-Bölümü

Burada adi suçlular kalıyordu. Bunlar bir büyük odada, 50 veya 60 kişi bir arada ortak hücreyi paylaşıyorlardı. Bunun dışında Nelson Mandela gibi yüksek düzeyli siyasi mahkumlar B-Bölümde tutuluyorlardı.

Güney Afrika,Cape Town A&V Waterfront ve Roben Adası Mahkum Kimlik Kartı

Mahkum Kimlik Kartı

Mahkumlar cezaevine geldiklerinde kimlik kartları tutuluyordu. Resimde görülen kimlik kartında, mahkum Billy Nair’in sabotajdan 20 yıl hapse mahkum edildiği yazılıdır.
Mahkumlar: dört farklı seviyeye ayrılarak sınıflandırılırlardı. (A,B,C,D)

Kategori A mahkumları: en ayrıcalıklı olarak radyo ve gazetelere ulaşırlar ve cezaevi dükkanından kendi gıdalarını (örneğin kahve, fıstık ezmesi, margarin ve reçel gibi) satın alırlardı.

Kategori D mahkumlarının radyo, gazete ve dükkana erişimlerine izin verilmiyordu. Onlar yalnızca yılda iki kez, altı ayda bir: 500 kelimeyi geçmeyecek şekilde yazışmaya ve bir yarım saatlik ziyarete tabi tutuluyorlardı. Buna ilave olarak D kategorisi mahkumları: kireç ocağında ağır işçi olarak çalıştırılıyorlardı.

Irk ve din mahkumları standart cezaevi kıyafeti, sandalet, kısa pantolon ve ceket giyerlerdi. Siyah veya Hintli mahkumlar, ancak ayakkabı, çorap, uzun pantolon ve mayo giyerlerdi.

Güney Afrika,Cape Town A&V Waterfront ve Roben Adası Tutuklu Yatağı

Tutuklu Yatağı

Mahkumların üzerinde uyumaları için, bu yataklar verilirdi.

 

Sonuç

Robben Island: günümüzde artık resmi turları düzenleyen “Sanat-Kültür-Bilim ve Teknoloji Bakanlığı” tarafından idare edilmektedir. Ayrıca: 1999 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Bunlar tarafından “Robben Island” gezisi olarak düzenlenen turlar: yalnızca ada çevresinde tekne gezisi şeklindedir ve adaya yolcu indirme izinleri yoktur.

Bu yüzden: burayı ziyaret etmek isterseniz, iyi bir tercih yapmanız gerekir. Waterfront denilen yerden her gün 2 saatte bir feribot buraya hareket etmektedir. Tekne yolculuğu dahil, tur yaklaşık 3-4 saat sürmektedir.

Adayı ziyaret etmek unutulmaz bir deneyim olacaktır. Ada ziyaretçileri: birçok mahkumun zor koşullara dayandığı koğuşları, kireç ocağını ve Pan-African Kongresi Lideri Robert Sobukwe’nin hücre hapsinde kaldığı evi, cüzamlılar mezarlığı ve kiliseyi görebiliyorlar.

Tur rehberleri (bunların birçoğu eski mahkumlardan oluşmaktadırlar): hapishane içindeki yaşama ait çarpıcı bir ışık tutarlar. Eski gardiyanlar ile eski mahkumlar, günümüzde artık birlikte çalışmaktadırlar.

Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı

Güney Afrika Cape Town Alışveriş

Güney Afrika Cape Town Ne yenir

Eskişehir Sivrihisar

Eskişehir Sivrihisar

Eskişehir Sivrihisar: Yıllardır Ankara’dan güneye veya batıya giderken kullandığımız yolun hemen yanı başında kalan ve uzaklardan sivri tepeleriyle dikkat çeken, Sivrihisar ilçesi, inanın muhteşem bir tarihi-turistik hazine barındırıyor. Bir ara, buraya mutlaka zaman ayırın ve gezin, çünkü kesinlikle gördükleriniz sizi mutlu edecektir.

ULAŞIM

Sivrihisar ilçesinin en büyük özelliklerinden birisi de, Ankara-İzmir-Eskişehir kara yollarının kesişim noktasında bulunmasıdır. Sivrihisar, Eskişehir arasındaki uzaklık 90 km. dir. Sivrihisar, Ankara arasındaki uzaklık: 120 km. Sivrihisar, İstanbul arası: 427 km. Sivrihisar, Çanakkale arası: 520 k m. Sivrihisar, İzmir arası: 448 km.

TARİHİ

Yöre: tarihi yolların kesişim noktasında, Friglerden, Romalılardan, Selçuklulardan, Osmanlılardan devraldığı birçok miras ile ilgi çeker. Arkeolojik verilere göre: Sivrihisar yöresi, Tunç çağı boyunca yerleşime sahne olmuştur. Demir çağının güçlü krallığı Friglerin ana yerleşim sahasıdır. Sivrihisar dağlarının kayalık yamaçlarında Frig yerleşmesi ve kaya anıtlarına ait örnekler vardır. Frig kralı Midas tarafından kurulan Pessinus (Ballıhisar) kenti buradadır.

Dönemin ünlü Pers Kral Yolu, ilçe sınırları içinden Pessinus şehrinden geçer. Roma ve Bizans dönemlerinde, şehir ticari ve askeri önemini korur. İlçe merkezinin kuzeybatısındaki kale ve eteklerindeki yerleşim, bu dönemde “Spaleia” ismiyle bilinir. 1074 yılında yörede Selçuklular egemen olur.

Bu dönemde “Karahisar” ismiyle tanınan ilçede imar hamlesi başlar, birçok cami, medrese, hamam gibi yapılar inşa edilir. 1289 yılında bölgede Osmanlı egemenliği görülür. Daha sonra, Osman Bey, Sivrihisar ve Eskişehir bölgesinin idaresini kardeşi Gündüz Bey’e bırakır. İlçe toprakları, 1’nci Dünya Savaşından sonra Yunan işgaline uğrar, 20 Eylül 1921 tarihinde işgalden kurtarılır. 1926 yılı öncesine kadar, Sivrihisar, Ankara ilinin ilçesiydi.

Eskişehir Sivrihisar

 

GENEL

Sivrihisar, Eskişehir ilinin en büyük ilçesidir. İç Anadolu bölgesinin kuzeybatı bölümünde yer almaktadır. Çal Dağının uzantısı olan, volkanik bir kaya kütlesinin eteğinde kurulmuştur. Şehir, dağın eteklerinden ovaya doğru gelişim göstermiştir. Gökyüzüne doğru yükselen sivri kayaları ile dikkati çeker. Bu sivri kayalıklar, ilçeye “Sivrihisar” isminin verilmesine sebep olmuştur.

İlçenin ortalama rakımı 856 metredir. İlçenin arazilerinin büyük bölümü, ova görünümündedir. Yer yer yüksek dağ ve kayalıklar bulunur. En önemli yükseltiler “Sivrihisar dağları” dır. Bu dağların en yüksek olanı ise “Çal dağı” dır. Diğer önemli dağ ve tepeler ise: Arayıt dağı, Boztepe, Büvelik Tepe ve Yediler Tepesidir. İlçenin başlıca akarsuyu ise “Sakarya nehri” dir.

Eskişehir Sivrihisar Meslek Yüksek Okulu

 

SİVRİHİSAR MESLEK YÜKSEK OKULU

Eskişehir Osman Gazi Üniversitesine bağlıdır. 1994 yılında açılmıştır. 1994-1995 eğitim-öğretim yılında Bilgisayar Programcılığı ve Tarım Alet ve Makineleri programları ile başlamıştır. İlk mezunları, Haziran 1994 tarihinde verilmiştir.

NE YENİR

Sivrihisar yöresinde yerel lezzetlerden tatmak isterseniz, ilk önere “Arabaşı” olacaktır. Ayrıca “bazlama” denen bir tür ekmek te meşhurdur. Ayrıca “döğme sucuk” deneyebilirsiniz. Tatlı derseniz, bu kere “muska baklava” öneririm.

NASREDDİN HOCA ŞENLİKLERİ

Her yıl 3-10 Haziran tarihleri arasında yapılmaktadır.

Eskişehir Sivrihisar Sivrihisar uçağı

SİVRİHİSAR TEYYARESİ

1921 yılında Türk Ordusu envanterinde kullanılabilir durumda sadece 5 uçak vardı. Çeşitli cephelerde savaşmış uçakların bakımsız ve eski oluşları, yeni bir uçak alınmasını gerekli kılıyordu. Bunun üzerine seferber olan Sivrihisar halkı, tüm mal varlığını bir araya getirerek Türk ordusuna yeni bir uçak alınması için, 4 bin lira bağışladı.

Bağış ile alınan çift kanatlı Fransız yapımı Bregeue 14 B2 uçağına “Sivrihisar Teyyaresi” ismi verildi. Kurtuluş savaşının ve halkın fedakarlığının sembolü olan Sivrihisar Teyyaresi her şeyden önce Sivrihisarlılar, özellikle Anadolu halkının Kurtuluş Savaşına katkısının bir kanıtıdır. Sivrihisarlılar için büyük manevi değeri olan bu uçağın maketi Eskişehir-Ankara devlet karayolu üzerine inşa edilmiştir.

Eskişehir Sivrihisar

 

GEZİLECEK YERLER

İlçe, ünlü kral yolunun geçtiği ve Kybele tapınağının bulunduğu Pessinus, üç kıtadan kuşların konakladığı Balıkdamı Kuş Cenneti, Anadolu’nun en büyük ikinci kilisesi Ermeni Kilisesi Surp Yerortuyun ve başta Anadolu’nun en büyük ahşap direkli camilerinden olan Ulu cami olmak üzere birçok tarihi cami, mescit, çeşme, hamam barındırmaktadır.

Eskişehir Sivrihisar Pessinus Antik Kenti

 

PESSİNUS ANTİK KENTİ

İlçe yakınlarındaki Pessinus antik kenti kalıntılarına ait ayrıntılı gezi yazım, yine bu sitede bulabilirsiniz.

Pessinus antik kenti ayrıntılı tanıtım yazım için.

 

Eskişehir Sivrihisar Ulu Cami

 

ULU CAMİ

İlçenin en önemli eserlerinden birisidir. İlçenin merkezinde kapladığı alan ve diğer özellikleri ile “Ulu” kelimesi, bu eserde tam anlamını bulmaktadır.

Sivrihisar Belediyesinin 2015 yılında yaptığı başvuru sonucunda, Ulu cami, UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası” geçici listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Caminin en eski kitabesi: 1231-1232 tarihlerini taşımaktadır.

İlk yapının banisi yani yaptıran: Sivrihisarlı Kadı Leşker Emir Celaleddin Ali Bey’dir. Ancak yapı bugünkü biçimine: Selçuklu döneminde, 1275 yılında Mevlana’nın müritlerinden Eminiddin Mikail tarafından yaptırılarak gelmiştir.

Eskişehir Sivrihisar Ulu Cami

Osmanlı döneminde, Fatih Sultan Mehmet’in kadılarından, İstanbul şehrinin ilk kadısı Hızır Bey, bu camiyi 1440 yılında onartmıştır. Anadolu’da bulunan en büyük, ahşap direkli camidir. Camide, aynı anda 2500 kişi ibadet edebilmektedir.

Eskişehir Sivrihisar Ulu Cami

Caminin 4 giriş kapısı vardır. Duvarları kesme ve moloz taştan yapılmıştır. Sağ ve sol kanadı üzerinde, kitabeler bulunur. Çatısını 67 tane ağaç sütun taşımaktadır. Bu direklerin 19 tanesinin üstünde, mermer sütun başlığı vardır.

Direklerden 6 tanesinin üst bölümleri: rozet, palmet, geometrik ve bitkisel motiflerle bezenmiştir. Direkler üzerinde, Bizans dönemine ait başlıklar da kullanılmıştır. Kalın direklerden 4 tanesi, zamanın özgün ağaç oymacılığı ile işlenmiştir. Bu direklerin alt ve üst tarafında mermerden oyma işçiliği uygulanmış sütun başlıkları bulunur.

Eskişehir Sivrihisar Ulu Cami Minber

 

Minber

Minber: 1924 yılında Kılıç Mescit camisinden burada getirilmiştir. Minberin üzerindeki kitabesinde: 1245 tarihi yazılıdır. Minber: muhteşem bir sanat eseri olarak değerlendiriliyor, çünkü çeşitli geometrik şekillerin ahenkli birleşmesi görülür. Anadolu Selçuklularının en önemli sanat eseri minberlerindendir. Minberdeki el işçiliği: Horasanlı İbn-i Mehmet tarafından yapılmıştır.

Çivi kullanılmadan geçme (kündekarı) tekniği kullanılmıştır. Ceviz ağacından yapılmıştır. İleri doğru fırlamış geometrik bölümler içerisinde: Rumi ve palmetlerle, ince işlenmiş dolgular ve ajurlu korkuluk ve şebekeleriyle Selçuklu ağaç işçiliğinin en kıymetli eseridir. Minberin kapı kanatları kapatıldığında: sivri kemer oluşturan bir şerit ile taçlandığı görülür. Kapısında “Ayet-el Kürsi” işlidir.

Eskişehir Sivrihisar Ulu Cami Ahşap Direkler

 

Ahşap Direkler

Camide, kirişleri taşıyan ahşap direkler, iç mekanı, mihraba paralel 6 sahına ayırır. Cami, içte toplam 67 ahşap direkle, Anadolu’daki bu tarz camilerin en büyüğüdür. Direkler: ardıç ve sarı çam cinsi ağaçlardan yapılmıştır. Bazı antik başlıklar, kaide yapılıp direkler üzerine oturtulmuştur. Düz ağaç başlıklar yanında, Pessinus’tan getirildiği tahmin edilen çeşitli antik başlıklar kullanılmıştır.

Direkler temele kadar devam eden taşlar üzerine oturtulmuştur. Caminin güzel ve özgün süslemeleri, bu direklerin üzerindedir. Tümü Orta Asya çadır mimarisi görünümündedir. Minber ve mihrap karşısında 3, onun arkasında 1 ve çarşı çıkışında 2 olmak üzere 6 direğin orijinal kaldığı görülür. Bunların üst kısımları: zengin oyma ve kabartmalarla süslenmiş, yer yer pirinç baklava dilimi levhalar çakılmış, yeşil ve siyah kalem işleri ile boyanmıştır.

Eskişehir Sivrihisar Ulu Cami Ahşap Direkler

Caminin çatısında küçük bir aydınlatma kubbesi-fener yapılmıştır. Caminin havalandırması, çatı ortasında bulunan bu fener ile sağlanır. Zemini tahta kaplıdır. Zemin yapılışında, yarma tabir edilen teknikle yapılmış, tahta ile kaplı iken restoresinden geçmeli taban tahtası kullanılmıştır. Caminin rutubete karşı korunması için, zemin ile taban tahta arasında 150 cm varan boşluk bırakılmıştır.

Eskişehir Sivrihisar Ulu Cami Minare

 

Minare

Yapının güney cephesi üzerinde köşededir. Kitabesine göre: 1409 yılında (yani caminin yapılışından 139 yıl sonra) Osman oğlu Hacı Habib tarafından yaptırılmıştır. Minare kaidesi: iri mermer bloklarla yapılmıştır. Kaidenin üstü, tuğla hatıllı, kesme taşlı sekiz köşelidir.

Minare basamakları: ardıç ağacından ahşap olarak yapılmıştır. Gövde tuğladan örülmüştür. Şerefe altındaki petek, Selçuklu tuğla işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Şerefeden sonra baca üzerinde, külahın altında minare yapılırken konulmuş bir sıra cam göbeği mavisi çini bulunmaktadır.

İHSAN ERDEMGİL KONAĞI

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, 7 Mart 1922 tarihinde, Kurtuluş savaşının zor günlerinde üç gün bu konakta kalır. Gündüz cephedeki birlikleri denetler, geceleri ise bu konağı karargah olarak kullanır.

Eskişehir Sivrihisar Zaimoğlu Konağı

 

ZAİMOĞLU KONAĞI

Ankara dışında, Anadolu’da Bakanlar Kurulu, ilk kez Sivrihisar ilçesinde bulunan Zaimağa Konağında, Atatürk’ün katılımı ile toplanmıştır. Konak: ilçe merkezindedir. Kurtuluş savaşı sırasında ve en kritik bir dönemde, Ankara dışında Bakanlar Kurulu burada toplanmış ve önemli kararlar alınmıştır. 8 Mart 1922 günü, Başkomutan Mustafa Kemal’in davet ettiği: Sovyetler Birliği Büyükelçisi Aralov Zonaryev ve Azerbeycan Büyükelçisi İbrahim Abilov’da, Sivrihisar ilçesine gelirler.

Burada misafirler Zaimoğlu Konağında ağırlanır ve sabaha kadar gündemdeki konuları görüşürler. Sakarya Meydan Muharebesinin ardından, İtilaf Devletlerinden gelen ateşkes teklifine son şeklini vermek için, 24 Mart 1922 tarihinde, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal ve Ankara Hükümetinin Bakanları, Sivrihisar’a gelirler.

O gece Zaimoğlu Konağında alınan kararlar Ankara’ya gönderilir. Bakanlar Kurulu, ateşkesi, Anadolu’nun derhal boşaltılması şartı ile kabul eder. Bakanlar Kurulu, 29 Mart 1921 günü, 1’nci Ordu Karargahına intikal eder.

Eskişehir Sivrihisar Zaimoğlu Konağı

 

Gelelim konağın tarihçesine

Selçuklu soyundan Zaimoğlu ailesi: Orta Asya’dan Malatya Darende’ye gelmiştir. Irak’ın fethinden sonra, Kerkük bölgesine yerleşirler ve Kara Zaim, Kerkük bölgesinde Zeamet sahibi olur. Ancak bölgede kendisini çekemeyenler tarafından, Kara Zaim, Saray tarafından azledilir ve öldürülür. Üç oğlu, Anadolu’ya sürülür. Geçen zaman içinde Kara Zaim’e haksızlık yapıldığı Saray tarafından anlaşılır ve oğullarının bulunması istenir.

Küçük oğlu bulunur ve devrin Padişahı tarafından, Sivrihisar sancağının zeamet sahibi yapılır. Zaim Zade Mehmet Ağa: Sivrihisar bölgesinde devlet adına vergi toplar, atlı sipahi besler. 3 oğlu olur ve her oğlu için bir konak yaptırılır. Konumuz olan konak: geniş bir bahçe içinde, iki katlıdır. Ayrıca, altta yarım kat yüksekliğinde bir bodrumu vardır. Ali Zaimoğlu tarafından inşa ettirilmiştir, ancak yapan usta bilinmez. Ahşap işlerin: Hafız Ahmet Elmas tarafından yapıldığı bilinir.

Eskişehir Sivrihisar Kalesi

 

SİVRİHİSAR KALESİ

İlçede Kral Yolu üzerinde bulunan ve bu yolu kontrol eden Sivrihisar Kalesi Bizanslılar tarafından yapılmıştır. Kral yolu nedeniyle bu kalenin Bizans dönemi öncesinde bulunup bulunmadığı bilinmemektedir. Günümüze kalıntıları gelen kalenin yapımında Bizanslılar, Seyitgazi Kalesinde olduğu gibi Antik Pessinus kentinin taşlarından yararlanmışlardır.

Sivrihisar kalesinin dışa açılan altı kapısı vardı. Sur duvarlarında kesme taş, mermer parçaları ve moloz taşlar kullanılmıştır. Selçuklular ve bir süre de kuruluş yıllarında Osmanlılar tarafından kullanılan kale daha sonra terk edilmiştir. Günümüze sur duvar kalıntıları ve kale içindeki su sarnıçları, tahıl depoları ve yer altına yapılmış bazı mekanlar dışında pek fazla bir kalıntı yoktur.

Eskişehir Sivrihisar Nasreddin Hoca Anıt Parkı-Kızının kabri

 

NASREDDİN HOCA ANIT PARKI-KIZININ KABRİ

Nasreddin Hoca, 1208 yılında Sivrihisar ilçesinin Hortu köyünde doğmuştur. Köy, ilçe merkezine 19 km uzaklıktadır. Eskişehir-Ankara karayoluna 8 km uzaklıktadır.

Eskişehir Sivrihisar Nasreddin Hoca Anıt Parkı-Kızının kabri

Hortu köyünün ismi, 1999 yılında “Nasreddin Hoca” olarak değiştirilmiştir. Hoca’nın evi: halen burada bulunmaktadır. Ev: 2 katlıdır. Köyde: ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bir de temsili Nasreddin Hoca evi yaptırılmıştır. Bu ev de ziyaret edilmektedir.

Hortu halkı, Nasreddin Hoca’nın hemşerisi olmakla gurur duyuyor. Evlerin hemen hepsinin duvarında bir fıkra resmedilmiştir. Zaten Belediyenin ambleminde de, buğday başağı ve zeytin dalının hemen altında eşeğine ters binmiş bir Hoca figürü görülüyor.

Yalnız burada bir sıkıntı var. Nasreddin Hoca’nın doğduğu evi Sivrihisar ilçesinde, ancak türbesinin ise Akşehir ilçesinde bulunduğu konusunda, her iki ilçe arasında sürekli bir tartışma ve gerginlik vardır.

Evet: Ulu cami avlusunda yapılan kazı çalışmalarında taş mezar sandukası bulunmuştur. Bu sandukanın, önceleri Nasreddin Hoca’nın oğlu Ömer’e ait olduğu düşünülmüş, ancak taş sandukada yapılan bilimsel incelemeler sonucunda, sandukanın Nasreddin Hoca’ya ait olduğu anlaşılmıştır.

Burada: heykeltıraş Metin Yurdanur tarafından yapılan “Bronz Nasreddin Hoca Heykeli”, Nasreddin hocanın makamında taş sandukasını, kızı Hatun’un mezarını ve 60 x 60 ölçülerinde, porselen yüzeye sır altı boyama tekniğiyle yapılan minyatürün, seramikle buluştuğu Nasreddin Hoca Bilgi taşlarını görebilirsiniz.

Eskişehir Sivrihisar Nasreddin Hoca Anıt Parkı-Kızının kabri

1888 Ankara Salnamesine göre: Nasreddin Hoca’nın kızının mezarı: ilçenin eski giriş yolu olan Kumlu yolu üzerindeki tarihi Seydiler Hamamının yanında olduğu anlaşılmıştır. Yapılan bilimsel kazılar sonucunda, burada kemiklere rastlanır. Uzmanlara göre, kemikler o dönemlere aittir. Nasreddin Hoca’nın kızının ismi Hatun olduğu öğrenilir.

Eskişehir Sivrihisar Seydiler Hamamı

 

SEYDİLER HAMAMI

İlçe merkezindedir. Kesin inşa tarihi bilinmemektedir. Ancak yapının Seyyid Nureddin’in kızı Seyyide Nuriye tarafından yapıldığı düşünülmektedir. Seyyide Nuriye’nin 13’ncü yüzyılın ilk yarısında yaşayan (ölümü 1450) ve Karaca Ahmet’in karısı olduğundan yola çıkılarak yapının 15’nci yüzyılın ilk yarısında yapıldığı düşünülmektedir.

17’nci yüzyılın ilk yarısında I. Ahmet’in kızı Anadolu Beylerbeyi Nasuh Paşa’nın eşi Ayşe Sultan tarafından tamir ettirilmiştir. Yapı, bugün sağlam ve kullanıma açıktır.

Eskişehir Sivrihisar Alemşah Kümbeti

 

ALEMŞAH KÜMBETİ

Ulu caminin kuzeyinde Cami Kebir Mahallesi Park Caddesindedir. Eskiden Kümbetin çevresi medrese ile çevrili iken, daha sonra yapılan istimlak sonrasında çevresi açılmış ve park haline getirilmiştir.

Eskişehir Sivrihisar Alemşah Kümbeti

Tipik bir Selçuklu kümbetidir. Ancak üzerindeki figürleri ve sembolik anlamları yönünden, daha çok eski Türk dinlerine dayalı anlam taşır. 1327-1328 yılları arasında Melik Şah tarafından, şehit edilen kardeşi Sultan Şah için yaptırılmıştır. Yapı 2 katlıdır. Dıştan yuvarlak gövdeli türbenin üzeri, içten kubbe, dıştan da piramidal bir külah ile örtülüdür. Kare kaide üzerinde, köşelerden sekizgen kasnak üzeri kübik gövdeli bir yapıdır.

Duvarları masif mermer yığma tekniğiyle inşa edilmiştir. Kesme taş ve yer yer tuğla kullanılmıştır. Kümbet: figür yönünden zengindir. Yıldızların ortalarında bazen sarmaşık şeklinde bir sapa bağlı olarak yan yana küçük hayvan başları da tasvir edilmiştir. Soldaki sütun başlığı hizasında: ağzı yukarı doğru tasvir edilmiş bir balık figürü vardır. Muhtemelen bu balık, bir burç sembolü olarak resmedilmiştir.

Türbenin alt katında: mumyalık bölümü vardır. Mumyalığın kapı süslemelerinde: Selçuklularda çok sık kullanılan motifler görülür. Burada: balık, geçme yıldızlar, geometrik geçmeler örgü ve çengel motifleri görülür.

Eskişehir Sivrihisar Saat Kulesi

 

SAAT KULESİ VE SEYİR TERASI

Şehrin kuzeyinde bulunan kayalıklar üzerindedir. Her yerden görülebilir. Buraya “Kayasaat” de denilmektedir.

İlçenin en önemli simgelerindendir. 1899 yılında dönemin Kaymakamı Mahmut Bey ve Belediye Reisi Yüzügüllü Hacı Mehmet Efendi tarafından yaptırılmıştır. İçinde bir çan vardır. Çan pirinçten yapılmıştır.

Kulenin saati, Avrupa’dan getirilmiştir. Saat kadranı, şehre hakim yere konulmuştur. Saat haftada iki kere kurulur. Ağırlıkla çalışan saat: tamlarda 1 dakika ara ile iki kez saat sayısı kadar, bucaklarda ise bir kez vurur. Kule: kare prizma gövdelidir. 12 metre yüksekliktedir. Kuleye, arka tarafındaki 8 basamaklı merdivenle çıkılır. Kule: üst üste bindirilmiş üç bölümden oluşur.

İkinci bölümde: parmaklıklı bir balkon bulunur. Bunun üstü kubbe ile örtülüdür. Üst bölüm: anahtar deliği biçiminde yapılmıştır. Üzeri dört yüzeyi basık bir çatı ile örtülüdür. Tepesinde: alem şeklinde bir paratoner vardır. 2015 yılında saat kulesi, Sivrihisar Belediye Başkanı Hamid Yüzügüllü tarafından restore edilmiş ve aydınlatılmıştır. Kulenin alt kısmında Atatürk’ün resmi ve Türk Bayrağı vardır.

Eskişehir Sivrihisar Cam Seyir Terası

 

CAM SEYİR TERASI

Asırlık saat kulesinin yanında yapılan cam seyir terası, muhteşem Sivrihisar manzarasını keyifle izleme imkanı sunar.

Eskişehir Sivrihisar Çardak Hamamı

 

ÇARDAK HAMAMI

İlçe merkezine bağlı Hamamkarahisar mahallesi Dutlu ve Kadıncık köyleri yol ayırımından önce, tarihi köprüden sonra sağda ve Hamamkarahisar camisinin kuzeyindedir.

Çardak hamamı: Roma döneminden bu yana kullanılan kaplıca suyu üzerine yapılmıştır. Selçuklu dönemi yapısıdır. Hamam: erkekler ve kadınlar bölümü olmak üzere inşa edilmiş, iki ayrı kubbeli, sekizgen mekandır. Kaplıcada, her iki hamamın içinde: 1.5 metre derinliğinde ve 6 x 6 metre ebatlarında iki havuz vardır. Kaplıca suyu: hafif eğimli bir tepenin yamacındaki tek bir kaynaktan çıkar.

Sıcaklığı 35 derecedir. Saniyedeki debisi 45 litredir. Bikarbonat, kalsiyum, sodyum, bromür ve radyoaktif bir birleşime sahiptir. Banyo ve içme kürleri olarak kullanılır. Kaplıca sularının iyi geldiği söylenen rahatsızlıklar şunlardır: romatizmal hastalıklar, böbrek, idrar yolu hastalıkları, metabolizma bozuklukları, cilt hastalıkları ve sinir sisteminin uyarılmasıdır.

 

HAMAM KARAHİSAR CAMİSİ

İlçeye bağlı Hamam Karahisar-Dutlu köyü yolu üzerindedir.

Yapı mimari özellikleri değerlendirilerek 13’ncü yüzyıla tarihlenir. Yapının 1259 yılında yapıldığı söylenir. Yapının banisinin Selçuklu Emiri Seyfettin Kızıl Bey olduğu düşünülmektedir. Günümüzde ibadete kapalı olan yapı 1973 yılında yerel halk tarafından onarılmıştır. Yapının kasnak pencereleri ve kubbesi onarım görmüştür. Son cemaat yeri bulunan, kare planlı ve kubbe örtülü bir yapıdır. Halen başlatılan restorasyon çalışmaları devam etmektedir.

 

KUMACIK HAMAMI

İlçe merkezinde, çarşı içinde Belediye binasının yanındadır.

Hamamın 1407 yılından önce yapıldığı tahmin edilmektedir. 12 ve 13’ncü yüzyıl Türk hamamlarının karakteristik özelliğini taşıyan bu hamamın soyunmalık kısmındaki kagir kemer kalıntıları görülmeye değerdir. Ilıklık, sıcaklık ve halvet bölümlerindeki kubbeler dikkat çeker. Hamam önceleri suyunu Tabakhane çeşmesinden alırken sonra şehir suyu şebekesinden almaya başlamıştır. Suyun yeterli olmadığı zamanlarda külhan avlusunda bulunan su kuyusu kullanılmıştır.

 

GAVUR (ERMENİ) HAMAMI

Yazıcıoğlu kayalarının yamacında bulanan hamamın yapılış tarihi, sıcaklık bölümünün köşesinde bulunan giriş kapılarının üzerindeki kabartmalardan anlaşılmaktadır. Hamamın yapılış tarihi 1867-1868 yılları arasıdır. İnşa tarihi ile ilgili herhangi bir kitabe ve kayıt yoktur. Yapının halvet hücrelerinin giriş kapılarının üzerinde yazılı olan bu tarihlerin, yapının inşa tarihi olabileceği düşünülmektedir. Yapı, bugün yarı yıkık durumdadır.

Eskişehir Sivrihisar Kılıç Mescid Minaresi-Camisiz Minare

 

KILIÇ MESCİD MİNARESİ-CAMİSİZ MİNARE

 İlçe merkezine bağlı Kılıç Mahallesi Kağnı pazarı meydanındadır.

Kılıç minaresi: Sivrihisar kılıçla fethedildiğinden ve kılıca dayanılarak hutbe okunan ilk mescit olmasından dolayı, bu adı aldığı söyleniyor. Bir başka söylentiye göre ise, Oğuz boylarının kılıç aşiretinden adını alır. Mescit: tümüyle ahşaptan yapılmış, sonra yıkılmış ve günümüzde sadece minaresi kalmıştır. Minare: camiye bitişik olduğu batı cihetinde bulunmaktadır.

Minarenin kapısına 4 büyük basamakla çıkılır. Minare 53 basamaklıdır. Minarede çini kuşaklar vardır. Bu kuşaklardan biri şerefe peteklik altında, diğer ikisi şerefeden sonra bacanın ortasında ve külahın altındadır. Cam göbeği yeşil renklerdedir. Minarenin çevresi, açık havada namaz kılınabilecek hale getirilmiştir.

Eskişehir Sivrihisar Kurşunlu Camisi

 

KURŞUNLU CAMİSİ

İlçe merkezindeki bu cami: 1492 yılında Şeyh Baba Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Caminin yapıldığı yerde, daha önce 1343 yılında yapılmış bir mescit olduğu biliniyor, bu mescit yıkılarak yerine bu cami yapılmıştır.

Eskişehir Sivrihisar Kurşunlu Camisi

Şeyh Baba Yusuf: İstanbul’da bulunan II. Beyazid Medresesinin açılışını yapmış, Beyazıd camisinde ilk Cuma namazında açılış dersi vermiştir. Kendisi Sivrihisar’da doğmuş ve buna istinaden “Sivrihisari” lakabıyla anılmıştır. Ayrıca, Sultan Beyazıd, kendisine “baba” diye hitap edermiş. Caminin yanında Şeyh Baba Yusuf’un babasına ait bir türbe vardır. Caminin kubbesi kurşunla kaplı olduğu için ismi Kurşunlu camisi olmuştur.

İç dizaynı el işçiliğiyle özenle yapılmıştır. Kare planlı caminin kapısı sivri kemerle çevrilmiştir. Kurşunlu camisi ve çevresi, kutsal bir alan ve ilahi bir mekandır. Caminin dünyanın en büyük medresesi “İrfaniye Medresesi” nin yanında olması, kutsal emanetlerin bulunması gibi çok önemli detayları vardır. Uzun yıllar hac öncesi ve sonrası ziyaret edilmiştir. Ayrıca 50 metre yakınındaki Seyyid Mahmut Suzani Külliyesi ve önemli kabirler ile Ak Cami, hemen yanı başındadır.

Eskişehir Sivrihisar Aziz Mahmud Hüdayi Camisi

 

AZİZ MAHMUD HÜDAYİ CAMİSİ

Cami, 1591 yılında Aziz Mahmud Hüdayi tarafından yaptırılmıştır.

Ortası büyük, çevresi yarım kubbeler şeklinde, ahşaptır. Cami, 1825 yılında Kaymakam Arif Bey tarafından büyük bir onarım görmüş, adeta yeniden yaptırılmıştır. Bu yüzden: “Yeni cami” olarak da isimlendirilir. Caminin doğu duvarında bulunan kitabede, 1914 yılında onarım gördüğü yazılıdır. Caminin minaresi: 26 metre yüksekliktedir. Külahı 3.5 metredir.

Eskişehir Sivrihisar Akdoğan Mescidi

 

AKDOĞAN MESCİDİ

İlçe merkezine bağlı Akdoğan mahallesi Unkapanı caddesindedir. Saat kulesinin arkasındadır.

Anadolu’nun ilk mescitlerindendir. Kapısı doğu cephesinin kuzey köşesindedir. Kayıtlara göre, Timurtaşpaşazade Umurbey oğlu Selçuk Bey tarafından yaptırılmıştır. Mescidin yanında: arkasındaki dağdan suyu gelen sivri kemerli Akdoğan Çeşmesi bulunur. Selçuk Bey, camiyi yaptırmış, köye su getirtmiştir.

Eskişehir Sivrihisar Hazinedar Camisi

 

HAZİNEDAR CAMİSİ

Mescit: ilçe merkezine bağlı Hazinedar Mahallesi (yeni ismi Karacalar mahallesi) Hoşkadem sokaktadır.  

Eskişehir Sivrihisar Hazinedar Camisi

Burası, mescit olarak: 1274 yılında Anadolu Selçuklularından Hazinedar olan Necibiddin Mustafa tarafından yaptırılmıştır. Kitabe yeri boştur. Caminin içi: muhteşem hat ve süsleme sanatıyla süslüdür. Mihrap üzerinde yine bir fresk görülür. Anadolu’da fresk olarak yapılmış olduğu bilinen “Kabe” motifli ilk örnek buradadır.

Eskişehir Sivrihisar Hazinedar Camisi

Hazinedar Mescidi: Hazinedar Medresesinin öğrencileri tarafından dershane olarak kullanıldığından; minaresiz olarak yapılmış, yanı başına ise Hoşkadem Camisi yapılmıştır. Bu mescidi yaptıran Necibiddin Mustafa ve Emineddin Mikail’in kız kardeşi Esma Sultan’ın kabirleri mescit önündedir. Yapı, 1962 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiş ve bugünkü haline gelmiştir.

 

HOŞKADEM CAMİSİ

İlçe merkezindeki cami, Eminiddin Mikail’in hazinedarı Necibiddin Mustafa tarafından eşi Hoşkadem için yaptırılmıştır.

Yapı, Selçuklu mimari tarzına göre yapılmıştır. Kubbelidir. 300 metre kare civarında bir alana sahiptir. Vakıflar tarafından restore edilmiştir. Halen ibadete açıktır. Bu camiyi ünlü müderris Hopuşzade Mustafa Efendi, medresesinin tatbikat camisi olarak kullanılmıştır. Ayrıca bu caminin diğer bir özelliği ise, ilçede yapılan ilk minare bu camiye aittir. Minarenin çok güzel bir tuğla işçiliği vardır.

Eskişehir Sivrihisar Ermeni Kilisesi

 

ERMENİ KİLİSESİ

Tarihi Surp Yerotutyun Ermeni kilisesi, Anadolu’nun en büyük 3 kilisesinden biridir.

Kilise: ilçede Ermeni mahallesinin orta kısmında, saat kulesinin bulunduğu tepenin eteklerinde Kevser mahallesindedir. Ermeniler, buraya ilk olarak: 1853-1856 Kırım savaşında, Padişah Abdülmecid’in fermanı ile Kırım ve Kafkaslardan göçerek gelmişler, ilçenin kuzeyinde Hisar ve Baba çeşmesi arasında, Yazıcıoğlu Kalesi ve kayalığın eteklerine yerleşmişlerdir.

Eskişehir Sivrihisar Ermeni Kilisesi

1916 yılında ise topluca Suriye’ye dönmüşlerdir. Burada bulunan ilk kilise 1650 yılında yapılmıştır. Ancak 1876 yılındaki yangında zarar görmüş, 1881 yılında Patrik Nerses Varjabedyan döneminde mimar Mintes Panoyat tarafından yeniden inşa edilmiştir. Yapının tamamında yerel taş kullanılmıştır. Taş işçiliği görülür. Yapımında birçok Türk de çalışmıştır.

Eskişehir Sivrihisar Ermeni Kilisesi

Yapımında kızıl kesme taş kullanıldığı için, bu kiliseye “Kızıl Kilise” de denir. Kilisenin arka kısmında vaftiz odası bulunur. Güney kısmında papaz odası vardır. Giriş kısmı batıdadır ve kapıda melek şekilleri vardır. Ayrıca duvarlarda ve kaidesinde birçok yazıt ve kitabe bulunur.

Kilisenin batı cephesinde bulunan, üst sıra pencerelerinin kilit taşlarına, sayılar tek tek yazılarak, kilisenin inşa tarihi verilmiştir. Buna göre yapının inşa tarihi 1881 yılıdır. Kilisenin iki tarafından çan kuleleri vardır. Kilise, restore edilmiştir. Şu an hiçbir amaç için kullanılmamaktadır. Ancak birçok turist kiliseyi ziyaret etmektedir.

Eskişehir Sivrihisar Balık Damı

 

BALIK DAMI

İlçenin 25 km güneyinde, Ahiler, Kurtşeyh, Ertuğrul ve Göktepe köyleri arasında, Sakarya nehri üzerindedir.

Alanın genişliği yaklaşık 5 km ve uzunluğu ise 20 km dir. Toplam alan 30 bin dönümdür. Burada çok sayıda küçük gölet ve büyük sazlıklar vardır. Önemli bir sulak alan olmasının yanında çok sayıda bitki, balık ve kuş çeşitlerine de ev sahipliği yapar. Burada bulanan Kuş Cenneti: Asya’da yaşayan yabanıl su kuşları için batıdaki son durak özelliği taşır.

Göç eden kuşlar için en önemli konaklama noktalarından birisidir. Bölgede balık bolluğundan dolayı, halk tarafından balıkların üreme ve yaşam alanı anlamında “Balıkdamı” ismi verilmiştir. Bu bölge, tatlı suda yaşayan bir balığın isteyeceği tüm koşulları fazlasıyla taşır. Balığın bolluğu kuşları buraya çekmektedir. 1980 yılında 2’nci derece doğal Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Eskişehir Sivrihisar Açık Hava Heykel Müzesi

 

AÇIK HAVA HEYKEL MÜZESİ

Çok sayıda heykel, Ermeni Surp Yerortutyun Kilisesinin bahçesinde sergileniyor.

Heykeltıraş Metin Yurdanur’un kilisenin hemen bitişiğindeki aile evini, Sivrihisar Belediyesine süresiz devretmesinden sonra, bu konağın restorasyonu Belediye tarafından yaptırılmıştır. Konak anıt müze ve heykel atölyesi olarak tasarlanmıştır.

Eskişehir Sivrihisar Açık Hava Heykel Müzesi

Kilisenin bahçesinin yanı sıra, dağın yamaçlarına da serpiştirilen heykeller arasında dikkati çekenler: Atatürk, Kazım Karabekir, Kırkpınar ağalarından Hüseyin Şahin, ünlü Türk Halk Müziği sanatçısı ve derleyici Muzaffer Sarısözen, Yaşar Kemal, Nene Hatun, Yunus Emre, Karacaoğlan ve Nasreddin Hoca heykelleridir. Toplamda burada 100 civarında devasa boyutlarda heykel sergilenmektedir.

Eskişehir tanıtımı.

Polatlı tanıtımı.

Afyonkarahisar tanıtımı.