Fransa’da geziye gidip, Roma kültürüne, kalıntılarına, tarihi kalıntılara merakı olanların, burayı mutlaka ziyaret etmelerini öneririm.
Roma imparatoru Augustus: Mısır’da Cleopatra ve Antonius’a karşı yaptığı savaşta kazandığı zaferler üzerine, bu şehri kurarak gazilerine armağan eder. Ancak, şehrin kuruluşu: 6’ncı yüzyıla kadar uzanmaktadır.
Coğrafyacı Strabon’a göre: Bu oppidum (Latince kasaba demektir. Romalılara Batı Avrupa’daki yerli halkların yerleşimlerini ifade etmek için kullanılırdı) bir Kelt kabilesi olan Volcae Arecomici’nin başkentiydi.
MÖ.120 yıllarında ise, bu kere, bölgede Roma lejyonları görülür.
Roma imparatorluğu zamanında kent İtalya’dan İspanya’ya giden Via Domitiana gibi bu ana yolun üzerinde olmasının yararını görmüştür.
Şehir, yaklaşık MÖ 27’de Augustus döneminde, gaziler için bir koloni olarak (Colonia Augusta Nemasus) tekrar düzenlenmiştir.
Gaziler yerlilerle sorunsuz şekilde kaynaşmış gibi görülüyor. Gazilerin büyük kısmı Mısır’da savaşmış olduğundan, Roma’nın Mısır’ı fethini sembolize eden bir Palmiye ağacı ve zincirlenmiş bir timsah, kentin amblemleri haline geldi ve paralara basıldı.
Kent, Augustus döneminde yaklaşık MÖ 16’da duvarlarla çevrildi. Etkileyici sekizgen kule (Tour Magne-Büyük kule) dışında bu tahrimatlardan geriye fazla bir şey kalmamıştır. Ancak duvarın izlediği yol belirlenmiştir. İçeride kent cardo ve decumanus çevresinde kurulmuştu. Via Domitiana doğu kısmında decumanus’tan ilerlerken, bir köşeyi döndükten sonra, güney kısımda cardo olarak ilerler.
İki sokağın kesişiminde Forum bulunur.
Sadece ön cephede bulunan basamaklar, Korent sütunlu ve Yunan saçaklamalı derin bir sundurma ve tüm yapıyı yükselten bir platforma sahiptir.
Evet, Nimes: Avrupa’nın en eski şehirlerinden birisidir. Aynı zamanda, Roma tanrısı Nemausus adına kurulmuş bir “Bahar şehri” olarak da bilinir. Nüfus 148.000 kişidir.
Buraya havayolu ile ulaşmak isterseniz, şehrin havaalanı şehir merkezine 10 dakika uzaklıktadır. Havaalanında otobüsler, araba kiralama hizmeti ve taksiler bulunmaktadır. Otobüs ile şehir merkezine ulaşım, tek bilet bedeli olan 4.5 Euro’dur. Taksi ile şehir merkezine 25 Euro ücret ödeyerek ulaşabilirsiniz.
Fransa NimesFransa NimesFransa NimesFransa Nimes
GEZİLECEK YERLER
Fransa Nimes KatedralFransa Nimes Katedral
KATEDRAL
Nimes şehri Gard bölgesindedir.
Katedral: Roma imparatoru Augustus döneminde yapılan bir tapınak üzerine inşa edilmiştir. Özellikle Romalı blok ve sütun parçalarının kullanımı bu fikri destekler.
Mimari stil olarak Romanesk ve Gotik hakimdir. Yapı, ilk olarak 1096 yılında inşa edilmiş olmasına rağmen, zaman içinde, yüzyıllar boyunca birçok kez değiştirilmiştir.
Üst firizde bulunan heykel: Romanesk heykellerin önemli bir örneği olarak kabul edilmektedir.
Fransa Nimes Les ArenasFransa Nimes Les ArenasFransa Nimes Les Arenas
ROMA ANFİTEATRE-LES ARENAS
Place des Arenes bölgesindedir. Giriş ücretlidir, yetişkinler: 7.90 Euro’dur.
Evet şehirde Roma döneminden sağlam kalan önemli yapı, tüm Roma dünyasındaki en iyi korunmuş örneklerden biri olan Tiyatrodur.
Yakınlardaki Arles’daki (antik Arelate), T. Crispius Reburrus adlı aynı mimar tarafından yapılmış benzer, amfi tiyatro gibi bu da Flavius döneminde, MS 1’nci yüzyıl sonlarında yapılmıştır.
Oval biçimli bu tiyatronun kapasitesi 24.000 kişiliktir.
34 oturma katmanı bulunmaktadır. Bu koltuk katmanlarında, sosyal rütbelerine göre Romalılar gösterileri izlerlerdi.
Beton bir çekirdeğin üzeri, yerel kesme taşlarla kaplanmıştır.
Dış cephe, her biri altmışar kemerli iki kanattan oluşur.
Yapının uzunluğu 133 metre, genişliği 110 metredir. Yükseklik 21 metredir. Yapı içinde çok sayıda merdiven ve dairesel galeriler görülür.
Evet, Roma döneminde burada gladyatör dövüşleri ve güçlü hayvanlarla dövüşen insanlar gibi gösteriler sergileniyordu.
Ortaçağın ilk dönemlerinde, 5’nci yüzyılda, Hıristiyanlık bu tür eğlencelere son verdikten sonra, amfi tiyatro bir kaleye ve daha sonra da surlarla çevrili yoksulların toplu ikametgahı olan bir kasabaya dönüştürülmüştür.
1809 yılında, evlerin kaldırılmasıyla, antik bir anıt olarak restore edilmiştir.
Günümüzde bu amfi tiyatro, özellikle boğa güreşleri için kullanılır. Her yıl Eylül ayında boğa güreşleri düzenleniyor. Günümüzde 10.000 seyirci kapasitesine sahiptir.
Diğer modern gösterilerden bazıları gladyatörler ve araba yarışları gibi antik Roma oyunlarının tekrar canlandırılmasına dayanır.
Fransa Nimes La Masion CarreeFransa Nimes La Maison Carree
LA MAİSON CARREE
Giriş ücretlidir, giriş ücreti: 4.60 Euro’dur.
Burası: güney Fransa’da en iyi korunarak günümüze ulaşmış bir Roma tapınağıdır. Tapınak ismi belki dikkatinizi çekmiştir, eski Fransızcada, herhangi bir dikdörtgen “carre” veya “kare” olarak nitelendirilirdi.
MÖ.1’nci yüzyıldan kalmadır. İlk halinde, Roma ve Augustus’a adanmıştır. Tapınakta, sütunlar üzerindeki zarif Korint başlıkları dikkati çeker. Yapı: 2.80 metre yükseklikte bir podyum üzerinde kurulmuştur. Ölçüleri: 13.55 x 26.40 metredir. Yapının kapı bölümünün genişliği 3.27 metre ve yüksekliği 6.87 metredir.
Etrüks ve Yunan öğelerinin birleşimiyle Roma’daki Portunus Tapınağını çağrıştırır.
Tarihi süreç içinde, tapınağın kullanım şekilleri şunlardır: tapınak, Belediye binası, ikametgah, ahır, kilise.
Günümüzde, 1823 yılında kurulan küçük bir müze bulunmaktadır.
Fransa Nimes Roma Şahir Kapıları
ROMA ŞEHİR KAPILARI
Bunlar “Porte Auguste” ve “Porte de France” olarak bilinirler. Augustus kapısının sadece kapı kasaları günümüze ulaşmıştır. Burası: antik şehrin ana giriş kapılarından birisidir.
Günümüzde, burada, yayalar için iki daha küçük yan pasajlardan geçilmektedir. Araçlar ise, iki merkezi kemer altından geçerler. İlk yapıldığında ise, kapı, iki kule ile çevrilidir. Günümüzde bulunmayan bu kulelerin yerleri, kattaki döşemelerden görülür.
Porte de France kapısı: burada, kör bir galeri ve tepesinde yarım daire kemerli bir çarşı bulunmaktadır. Antik dönemde, burası da, yarım daire şeklindeki kulelerle çevrilidir.
Fransa Nimes Musee Archeologique
MUSEE ARCHEOLOGİQUE
Müze, 17’nci yüzyıl yapısı bir Cizvit okulundadır. Yani şehrin kalbinde, Roma dönemi arenalarının tam karşısında yer alır.
Mimar Elizabeth de Portzamparc tarafından tasarlanan binanın cam cephesi “dalgalanan bir mozaik” gibi düşünülmüş, cam plakalar mozaik hissi vermektedir. Müze girişinde bulunan propylee yeniden oluşturulan büyük bir fronton parçasıdır ve görkemli bir giriş öğesi olarak kullanılmaktadır.
2 Haziran 2018 tarihinde açılan müzede: spiral zaman konsepti vardır. Ziyaretçiler önce Gaul dönemine, sonra Roma dönemine, sonrasında Orta çağa ve günümüze doğru ilerlerler. Müzenin içinde ayrıca bir Jardin Archeologique var. Eski Roma surlarının hatları, antik şehir kale duvarları ve benzeri kalıntılar bahçede belirgin şekilde sunuluyor.
Evet müzede toplamda yaklaşık 25 yüzyıllık tarihi kapsayan eserler sergileniyor. Yaklaşık 5000 parça var. Öne çıkan eserlerin başında: Mosaique de Penthee gibi iyi korunmuş mozaikler bulunuyor.
Fransa Nimes Musee Des Beaux-Arts De Nimes
MUSEE DES BEAUX-ARTS DE NİMES
Bu müze, şehrin güzel sanatlara ayrılmış müzesidir. Müze binası: 1907 yılında, mimar Max Raphel tarafından tasarlanmış ve son olarak 1987 yılında restore edilmiştir.
Müzede bulunan koleksiyonlar, 1824 yılından itibaren toplanmaya başlamış ve özellikle: resim ve modern resim üzerinedir. Toplam 3600 eser bulunduğu söyleniyor. Müzede eserleri bulunan sanatçılardan bazıları şunlardır: Rubens, Jacopo Bassano, Lelio Orsi.
Müzede, zemin katta: orta kısımda “Admetes of Düğün” denilen büyük bir Roma mozaiği bulunmaktadır. Bu mozaik, 19’ncu yüzyılda, şehir merkezindeki kapalı Pazar yeri yapımı sırasında bulunarak buraya getirilmiştir.
JARDİN DE LA FONTAİNE
Şehir merkezinin kuzeybatı ucunda, Mont Cavalier tepesinin yamaçlarında güzel bir park alanıdır. 18’nci yüzyıldan kalmadır. 18’nci yüzyılda, ilk yapıldığında, burası Avrupa’nın en büyük kamu bahçesi olarak önem kazanmıştır.
Park alanı içinde: av tanrıçası Diana’ya adanmış bir tapınak kalıntıları, eski Roma surlarının bir parçası olan sekizgen “Tour Magne” kulesi ve şehre adını veren “Nemausus” kaynağı bulunmaktadır.
Ayrıca: yeşil alanda, çok sayıda çam, selvi, şimşir ve yıl boyunca yeşil yapraklı defne bitkileri bulunmaktadır.
Fransa Nimes Temple De Diane
Temple De Diane
Roma dönemi yapılarından biridir ve Nimes’in Jardins de la Fontaine (Fontaine Bahçeleri) bölgesinde yer almaktadır.
Yapı Augustus dönemi (MÖ 1’nci yüzyıl) inşa edilmiş olup, Roma imparatoru kültüne ait büyük bir kutsal kompleksin (Augusteum) parçası olarak düşünülmektedir. Tapınak adı (Diane) geleneksel olarak verilmiş olup, Daniye ya da Diana ile doğrudan bir bağlantısı olduğunu destekleyen arkeolojik veya yazılı bir kanıt yoktur.
Ana yapının uzunluğu yaklaşık 14.52 metre, genişliği ise 9.55 metredir. Tonozlu ana salonu, iki yan koridor mevcuttur. Güneydoğu koridoru tamamen tahrip olmuş durumdadır. doğu cephede üç büyük kemer bulunuyor. Cephe zaman içinde değişikliğe uğramış, MS 2’nci yüzyılda restore edilmiştir.
Yapının bir tapınak mı yoksa başka bir kullanım mı olduğu tam olarak bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar, imparator kültü törenleri ya da ibadet alanı olduğunu, diğerleri ise kütüphane ya da resim/pilgrim uykusu için kullanılan incubatio gibi mistik bir uyku salonu olabileceğini ileri sürürler. Ortaçağ’da (991 yılında) binaya kadın manastırı kurulur. Saint Sauveur de la Font manastırı buraya yerleşir. Manastır geçirdiği yangınlarla ve dinsel çatışmalarla bazı tahribatlar yaşar.
Yapı diğer Roma yapıları gibi zamanla tahribata uğrar, yangın, restorasyon, bahçe düzenlemeleri gibi müdahaleler geçirmiştir. Fransızların 1745’de yaptığı kazılar önemli bulgular sağlamıştır. Bu kazılarda, çeşitli renklerde mermer levhalardan oluşan opus sectile türü bir döşeme keşfedilmiştir. Günümüzde sadece harç altında alt destek kısmı korunmaktadır.
Fransa Nimes Tour Magne
Tour Magne
Burası, Nimes şehrinin Mont Cavalier ya da Cavalier Tepesi olarak anılan yüksek noktasında yer alır. Roma döneminde şehri çevreleyen yaklaşık 7 km uzunluğunda Augesten surlarının (Augustus döneminde inşa edilen) bir parçasıydı. Roma döneminde şehrin savunma sisteminin hem prestij hem de stratejik unsuru olarak öne çıkıyordu. Uzak mesafelere “şehir var” mesajını iletiyordu.
Bugün Nimes şehrindeki 80 kadar kuleli sur sisteminden ayakta kalan tek kuledir.
Eski yapı temelleri, Demir çağı dönemine ait “kuru taş” kuleye dayanır. Bu yapı yaklaşık 18 metre yüksekliğindedir. Bu ilk yapı, bölgede yükselen tepeden gelen yolları gözetleme, haberleşme ya da savunma amaçlı kullanılmış olabilir.
Roma imparatoru Augustus döneminde (MÖ 1’nci yüzyılın sonları) bu eski kule yapı, büyük ölçüde yeniden düzenlenmiş ve sur sistemine entegre edilmiştir. Orijinal kule yüksekliği 18 metre iken, Augustus döneminde bu yükseklik iki katına çıkarılarak, 36 metreye çıkarılmıştır.
Yapının planı “düzenli sekizgen” biçimdedir. Bazası üzerine üç aşamalı olarak çekilerek inşa edilmiştir. En üst kat yani teras kısmı, zamanla büyük ölçüde yok olmuştur. Günümüzde kale halindeki yapısı, yaklaşık 32 metre yüksekliğindedir.
Sur kafeslerine, courtineler (kent surlarının duvarlarına) bağlantılar kuran rampalar ve geçitler mevcuttur. Örneğin: yaklaşık 70 metre uzunluğunda, coudee (bükülmüş) bir rampa, güney kısmında başlayıp çeperlerdeki geçitlere bağlanırdı. Günümüzde bu rampanın sadece kısmi bir başlangıcı ve son kemer kısmı korunmuştur.
Yapının üst düzeyleri, pilaster (yanda çıkıntılı sütun benzeri elemanlar), sütun ve dekoratif elemanlarla süslenmişti. Ancak günümüzde bunların sadece kaideleri korunmuştur.
Nimes halkı, zamanla tepeleri terk edip daha alçak alanlara yerleşmiş olsa da kule askeri/geçit gözleme işlevlerine devam etti. Orta çağ boyunca çeşitli askeri amaçlarla kullanıldığı, özellikle Yüz Yıl Savaşlar sırasında İngiliz tehdidine karşı savunma işlevi gördüğü anlaşılmıştır.
Günümüzde kule Nimes kent yönetimi tarafından yönetilmekte ve ziyarete açık tutulmaktadır. Üst terasa 140 basamaklı bir merdivenle çıkılır. En üstünden, şehrin güzel bir manzarası izlenir.
Fransa Nimes CastellumFransa Nimes Castellum
CASTELLUM
Nimes şehir merkezinde, Rue de la Lampeze adresindedir.
Bu yapı, Roma su mühendisliğinin şehir ölçeğinde su yönetimi açısından çok nadir korunan örneklerinden biridir. Su, Eure kaynağından başlayarak Uzes yakınlarında çıkar, yaklaşık 50 km boyunca akvadüt sistemiyle taşınır ve Port du Gard bu güzergahın en dikkat çekici kısmıdır.
Castellum yapısı, suyun şehir içindeki farklı noktalara (çeşmeler, binalar, hamamlar gibi) dağıtılmasını sağlamak üzere planlanmış bir döner rezervuar (daire havuz) biçimindedir.
Havuz (daire şeklindeki rezervuar) kaya içine oyulmuş olup çapı yaklaşık 5.90 metre, derinliği yaklaşık 1.40 metredir. Akvadükten gelen su, dik açılı bir kanal ile havuza girer. Giriş kontrolü için vana kullanılmıştır. Havuzun çevresinde, havuza bağlı birçok (orijinalde 10 civarında) çıkış deliği vardır. Bu çıkışlar kurşun borular aracılığıyla suyu kentin farklı bölgelerine iletirdi. Havuz tabanında suyu boşaltmak ya da temizlemek için bazı drenaj açıklıkları mevcuttur. Yapını orijinali bir duvarla çevriliydi ve çatılı, sütunlu bir yapı halindeydi. İç duvarlarında su temalı fresk ya da kaplamalar bulunabilirdi. Ayrıca taşma suyunun kanalizasyon sistemiyle geçişi sağlanıyordu. Böylece kent sanitasyonu destekleniyordu.
Evet, yapı MS.40-60 yılları arasında yapılmıştır. Modern anlamda kalıntılar 1844 yılında bir özel kişi tarafından kazılarak gün yüzüne çıkarılmıştır. 1688 yılında bir catadel yani kale inşa edilirken yapı büyük olasılıkla toprakla doldurulmuş ve üzeri kapatılmıştır. Buluntu sonrası yapı, şehir ve devlet tarafından satın alınmış, ardından anıt tarihi derecesine getirilmiş ve koruma altına alınmıştır.
Paris Eğlence hayatı; 2010 yılı başlarında, Le Monde gazetesi, Paris şehrini, Avrupa’nın sıkıntı başkenti ilan etmiş.
Çünkü: bir zamanlar, eğlence başkenti olan şehir, artık, yani 2010 yılı başından itibaren, saat: 23.00’de uykuya yatıyor. Paris, ışıkların şehri olmaktan çıkmış.
Hem kulüp sahipleri ve hem de gençler, Paris şehrini, artık daha az neşeli, daha ciddi ve burjuva olarak görüyorlar.
Bunun en büyük nedeniyse: önce gürültü yasağı, sonra ise sigara yasağı. Pek çok semtteki barlar, gece kulüpleri: komşuların “gürültü yapıyorlar” şikayetleri üzerine, ağır para ve kapatma cezaları almış. Önce müziğin sesi kısılmış, sonra da üzerine sigara yasağı binmiş.
Kapıların önüne sigara içmeye çıkan tiryakilerin gürültüleri yüzünden, pek çok semt barı şikayet edilmiş. Hatta, sokağa taşan bar müşterilerinin üzerine yumurta atan, su döken semt sakinleri bile çıkmış.
Bu nedenle, şehir, günümüzde, Avrupa’da “gece hayatı” cazibesi bakımından, Londra, Amsterdam, Barcelona ve Berlin gibi şehirlerdeki gece yaşamı cazibesinden geriye düşmüş durumda.
Şehrin en önemli eğlence merkezlerinin sahipleri, Belediyeyi suçluyorlar. Sigara yasağı, gürültü kirliliğinden yakınanlar ve “müze kent” imajı, işletmecilerin yakınmalarının en başta gelenleri.
Mekanlarına “ölü kent nedeniyle kapalıyız” afişleri astıklarını duydum.
En büyük sıkıntı da, İstanbul’da olduğu gibi, sigara yasağı.
Burada, insanlar: “sigarayı kapı önünde içelim ama bu soğukta, dışarıda durmak mümkün değil. İçeride içemiyoruz, dışarıda içemiyoruz, bu nasıl özgürlük” diyerek, isyan ediyorlarmış.
Sigara yasağının, saat: 21.00’den sonra, serbest olmasını istiyorlar.
Evet, devam edelim.
Paris’te, gece dışarı çıkmak için, saat asla geç değildir. Geç saatlerde: şehirdeki hit caz kulüplerinin bulunduğu: Montmarte veya Marais sokaklarında, romantik yürüyüşler yapabilirsiniz.
Üniversitelerin açık olduğu dönemlerde: Quartier Latin ve St. Germain des Pres bölgelerini tercih etmelisiniz.
Bunun dışında: eğlencenin doruk noktalarına çıkmak isterseniz: Le Lido, Crazy Horse Salon, Bal du Moulin Rounge ve Les Folies Bergere mekanlarına gidebilirsiniz.
Bunlar: şehrin önde gelen kabareleridir. Bu kabareler: düzenledikleri, görkemli şovlarla, adlarından sıkça söz ettirirler.
Şehirde, opera izlemek isterseniz:
Opera Garnier ve Opera de la Bastille, mutlaka uğramanız gereken yerlerin başındadır. Tiyatro seviyorsanız: Theatre du Chatelet, Comedie Française, Odeon-Theatre de I’Europe, Theatre de la Ville, Theatre Sarah Bernarth, kentin başlıca tiyatro salonlarıdır.
Şu unutulmamalıdır ki, Paris şehrinde, çoğu eğlence mekanında, mutlaka kılık-kıyafet zorunluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle: yanınızda, mutlaka uygun kıyafet götürmeyi unutmamalısınız.
Sonuç olarak:
Her ne kadar yazının başında: gerek gürültü ve gerekse sigara yasağı nedeniyle, Paris şehrinde gece hayatının son yıllarda nispeten olumsuz etkilendiğini söylesem de, burası Paris. Gerçekten: özellikle, tarihi süreç içinde uzun yıllar önce kurulmuş ve günümüze kadar etkinliğini sürdürmüş eğlence mekanları var.
Fiyatları yüksek olsa da, imkanlarınız ve zamanınız ölçüsünde, mutlaka bunlara gitmeli ve sergilenen şovları, revüleri izlemelisiniz.
Ben bu eğlence mekanları hakkında, kısa bilgiler vereceğim. Tercihlerinize göre seçiminizi yapıp, gezi planınıza bunlardan bir kısmını ekleyebilirsiniz. Bunun dışında: Paris tam bir kafeler şehridir.
Benim belirttiğim kafeler, tanıma imkanım olanları. Diğerlerini de mutlaka sizler keşfedeceksiniz. Hoşunuza giden kafeler olduğunda, yorum bölümüne eklerseniz, sizlerden sonra Paris’e gidecekler için, mutlaka yararlı olacaktır.
GECE KULÜPLERİ
CLUB BARRİNO LATİNO
Burası, Küba stili bir mekan. 4 katlı. Daha çok genç nesle hitap ediyor. Kapısında, içeri girmek isteyenler tarafından kuyruklar oluşturuluyor. Aslında, içki ve kokteyllerin pek özelliği yok ama, burada insanlar rahatlıkla eğlenebiliyorlar.
Ferah ortamı, sıcak kırmızı tonlardaki dekoru gerçekten muhteşem. Birinci ve üçüncü katlarda: Latin müzikleriyle dans edebilirsiniz. İkinci katta bulunan restoranda, Latin yemeklerinin tadına bakabilirsiniz. Dördüncü katta ise, eğlencenin doruklarına çıkmak mümkün.
Paris Eğlence hayatı Crazy Horse
CRAZY HORSE (8.Bölge)
Alma Marceau metro istasyonu bölgesindedir. Burası: şehrin, en ünlü gece kulüplerinden biridir. Burası: 1951 yılında, Alain Bernardin tarafından kurulmuştur. Benzersiz ve zarif kareografiler sunuluyor. Tüm dansçılar: bale eğitimi almışlar.
En çarpıcı ve mükemmel, görsel efektleri yapıyorlar. Dansçıları, birbirinden ayırt etmek mümkün değil. Şekil, tip ve giysi olarak, hepsi birbirinin aynısı.
Dünyanın en güzel ve sanatsal çıplak gösterilerinin burada yapıldığı söyleniyor. Çıplak sanat, buranın öne çıkan özelliği.
Güzel dansçıların: duygusal kareografilerini, çarpıcı ışık görüntüleri altında birleştirmişler ve ortaya, mükemmel seksi bir şov çıkmış.
Burada: mutlaka, revü izlemelisiniz. Şov: saat: 21.30-23.30 arasında sürüyor.
LA SALLE WAGREM
Çılgınca eğlenmek isteyenler için ideal bir ortam. Şehirli genç kitle, genellikle burayı tercih ediyorlar. Mekan: 1500 kişi kapasiteli. Her odada, değişik müzik türü ve farklı zevkler mümkün. Wağram bölgesinde bulunuyor.
Paris Eğlence hayatı La Nouvelle eve
LA NOUVELLE EVE (9.Bölge)
Montmartre-Pierre Fontaine bölgesinde bulunuyor. Kaliteli ve renkli şovlar düzenleniyor. Komik ve orijinal ve çeşitli şovlar bunlar. Şarkıların yoğun olduğu, bayan ve erkek dansçıların birlikte rol aldıkları şovlar.
Paris Eğlence hayatı Le Lido
LE LİDO (8.Bölge)
Champs-Elysees bölgesindedir. Buradaki şov, saat: 22.00’de başlıyor ve sabaha dek sürüyor. Salon: 1150 kişi kapasiteli ve herhangi bir sütun olmadan yapılmış ve dolayısı ile, herkes için, mükemmel bir görünürlük sağlanmış. Tiyatro salonu gibi, koltuklar panoramik olarak düzenlenmiş.
Paris Eğlence hayatı
Özellikle ve kesinlikle, erkekler için, seyir zevkini yaşamak isteyenler için uygun bir yer. Dansçı kızlar, üst kısımları açık olarak şovlarını sergiliyorlar. Ellerinde yalnızca, büyük ponponlar bulunuyor.
Bazen vücutları boyanmış veya sırtlarında, kanatlar. Müziğin ritmine uygun, muhteşem bir gösteri sunuyorlar. Burada da, mutlaka uygun giysi isteniyor. Kot pantolon ve spor ayakkabısı ile içeri girilmiyor.
LE CAB
Son dönemin, şehirdeki popüler mekanlarından birisidir. Champ Elyesse yakınlarında bulunmaktadır. Mekan, 2 katlıdır ve burada insanlar, hem lezzetli yemeklerin tadına bakabilirler ve hem de eğlenceli bir gece hayatı yaşayabilirler.
Buraya girmek oldukça zor. Ama, girdikten sonra da, burada geçireceğiniz saatler, inanın anılarınız arasında, mutlaka yer alacak güzellikte olacaktır.
Paris Eğlence hayatı Les Bains
LES BAİNS
Şehirde, yıllara meydan okuyan bir mekan. İsim anlamı, “banyolar”. Mekanın içinde: fayans duvarlar, tuvaletlerde duş imajı verilmiş. Müzik ise, hip müzik tarzında. Müşterileri arasında: ünlü fotomodeller ve eğlence dünyasının şehirde yaşayan önce gelen isimleri var.
İçeri girebilmek için, kılık-kıyafete çok önem veriliyor. Gitmeye niyetlenenler, mutlaka kıyafetlerine dikkat etmelidirler.
Paris Eğlence hayatı Moulin Rouge
MOULİN ROUGE (18.Bölge)
Blanche metro istasyonu bölgesindedir. 1889 yılında kurulmuştur. Fransız sanatçı Toulouse-Lautrec’in resimleriyle ölümsüzleştirilmiştir.
Dünyada en çok tanınan kabaredir. Günümüzde, onun “kırmızı yel değirmeni”, hala gururla durmaktadır. Bu kırmızı yel değirmeni, aynı zamanda, Paris şehrinin de bir simgesidir. Çatı üzerindedir.
Paris Eğlence hayatı Moulin Rouge
Burada, dans ağırlıklı gösteriler düzenleniyor. Kızlar, genellikle göğüsleri açık dans ediyorlar, ancak bu gösteri, bir erotizm gösterisi değil. Seyrederken: gösterinin daha çok dans ve estetik ağırlık taşıdığını hissediyorsunuz.
Buradaki fiyatlar hakkında bir minik örnek isterseniz: bir şişe şarap, 100 Euro civarında. İsterseniz, yemek servisi de yapılıyor.
Giriş için mutlaka resmi kıyafet gerektiğini sakın unutmayın.
REGİNE
Champ Elyesse bölgesindedir. Oldukça özenli ve nispeten pahalıdır.
ÖZEL (STRİPTİZ) KULÜPLER
Paris Eğlence hayatı Hustler Club
HUSTLER CLUB
Georges V. Metro istasyonu bölgesindedir. Salon: kertenkele derisi şeklinde dekore edilmiş. Burada: Amerika ile İngiltere’de olduğu gibi, dansçıların bulunduğu özel odalar var. Giriş ücreti: 25 Euro.
Paris Eğlence hayatı Stringfellows
STRİNGFELLOWS
Temes metro istasyonu bölgesindedir. Merkezi Londra’da bulunan bir zincirin, Paris şehrindeki halkasıdır. Burada: üstsüz dans izlemek mümkün. Giriş ücreti: 25 Euro.
Paris Eğlence hayatı Pink Paradise
PİNK PARADİSE
Franklin Roosvelt metro istasyonu bölgesindedir. Paris şehrinde, ilk tablo dans gösterisi burada yapılmaktadır.
Kırmızı halılar, gösterişli bir dekor ve uzun bacaklı Fransız kızlarının striptiz şovu. Bu kelimeler, bu gece kulübündeki etkinlik ve görünümün kısaca özeti. Ancak, müşteri kitlesi, seçkin kişilerden oluşuyor. Pontheau bölgesindedir.
Paris Eğlence hayatı Casino-Kumarhane
CASİNO- KUMARHANE
CASİNO BARRİERE
Enghien les Bains bölgesindedir. Kot pantolon veya spor ayakkabısı ile girilmesine izin verilmiyor. Kesinlikle, ceket zorunluluğu var.
İçeride ise: zarif bir dekor, oyun masaları bulunuyor. Fransa’nın en büyük casinosudur. 44 tane oyun masası var. Bu masalarda, her türlü oyun mümkün.
Paris bölgesindeki tek slot makinaları da burada bulunuyor. 280 slot makinası: 0.5-20 Euro ile çalışan slot makinaları gruplandırılmıştır.
Yalnız, bu casino’ya girerken, yanınıza kesinlikle pasaportunuzu bulundurun. Çünkü, girişte pasaport istiyorlar. Ayrıca: kıyafet zorunluluğu var. Elbise isteniyor.
KONSER SALONLARI
Paris Eğlence hayatı Le Zenith
LE ZENİTH (19.Bölge)
Allee du Zenith bölgesindedir. 7000 seyirci kapasitelidir. Pop, rock ve alternatif müzik ağırlıklı konserler düzenleniyor. Özellikle, Ağustos ve Eylül ayları hariç olmak üzere, diğer zamanlarda, sık aralıklarda, çok büyük konserler veriliyor.
OLYMPİA
Şehirde, ünlü sanatçıların konser ve şovlarını sundukları, dünyaca ünlü bir konser salonudur.
Paris Eğlence hayatı Parc des princes
PARC DES PRİNCES (16.Bölge)
Burada, özellikle futbol maçları yapılıyor. 49 000 seyirci kapasitelidir. Başlangıçta: bir veledrom yani bisiklet yarışlarının yapılması için planlanmıştır. Ancak, 1960 yılında yıkılarak, aynı zamanda ulusal bir stadyum haline getirilmiştir. 1998 FIFA Dünya Kupası, burada düzenlenmiştir.
Ama, bunun dışında, büyük organizasyonlar ve konserler de düzenleniyor. Özellikle, futbol maçları dışında, burada konser düzenleyen ünlüler şunlar: U2, The Rolling Stones, The Red Hot Chili Peppers, Robbie Williams, Genesis, Metallica, Muse gibi isimler.
PALAİS OMNİSPORT DE BERCY (12.Bölge)
Green Day, Madonna, Benabar, Seal, Leonard Cohen, burada muhteşem konser veren ünlülerden, yalnızca birkaçıdır. Burası, aynı zamanda: spor, film, fuar, kongre gibi organizasyonların da sık yapıldığı bir yer.
Paris Eğlence hayatı Buddha Bar
BARLAR
BUDDHA BAR
M. Concorde bölgesindedir. Amber renkli ışıklandırma, zengin maun mobilya, Çin ve Japon sanatı objeler, Khmer heykelleri, ahşap paneller, gür-kırmızı ve altın, lüks kumaşlar ve Portekizce mozaiklerle süslü, zengin ve rafine bir dekor yaratılmış.
Ortam mükemmel, hizmet mükemmele yakın, ama fiyatlar pahalı. Özellikle, ortamın mükemmelliğinden mutlaka etkileneceksiniz.
Diğer şubeleri gibi: Paris şehrindeki Buddha Bar da, oldukça lüks bir mekandır. Burada, ayrıca bir restoran var ve restoranda, Asya mutfağından örnek yemekler sunuluyor. Burada: “Buda heykelleri” var. Müzik derseniz: burada, lounge ve chill-out tarzı müzik dinleyebilirsiniz. Burada çalınan müziklerden oluşturulan albümler bulunuyormuş.
GEORGE V HOTEL BAR
George V Avenue bölgesindedir. Champ Elysees’in, biraz ilerisinde, ünlü George V Sokağındaki “Four Season” Oteli içindedir. Ünlü ve zengin müşterileri, bu barı: “Le Bar” olarak bilirler. Oldukça rahat bir bar ortamında, kokteyl içkiler yudumlanırken, güzel zaman geçirmek için, kesinlikle tam uygun bir mekan.
HOTEL COSTES BAR
St. Honore bölgesindedir. Paris’in ünlü otellerinden olan “Hotel Costes” içindedir. Otel barı: saat: 19.00’dan, 02.00’ye kadar açıktır. Barda lounge tarzı müzik dinlemek mümkündür, bu çalan müziklerden derlenen, bir albüm çıkarılmıştır.
LA JAVA BAR VE CLUB
Belleville semtindedir. Bu semtte, daha yoğun olarak şehrin işçi sınıfı oturuyor. Burası, tarihi bir bar, kulüp ve konser mekanı. Efsanevi sanatçı Edith Piaf burada uzun süre sahneye çıkmış. İlk şarkılarını burada söylemiş.
LE BARON ROUGE BAR
Theophile-Roussel bölgesindedir. Kalabalık ve popüler bir yer. Fiyatları uygun. Peyniri ve şarabını mutlaka denemeniz gerek.
LE DEPANNEUR
Fontaine bölgesindedir. Popüler, eğlencesi bol ve tüm gece açık olan bir bar. Place Blance ve Moulin Rouge’un hemen aşağısında bulunuyor.
THE HEMİNGWAY BAR
Rue Cambon bölgesindedir. Bu bölgede, ünlü “Ritz Oteli” içinde, hizmet vermektedir. Ernest Hemingway’in, burada geçirdiği uzun saatler onuruna, buraya ismi verilmiştir. Bar: ayrıca, en şık kıyafetlerini giyerek, bara inen turist müşterilerine, piyano müziği eşliğinde hizmet vermektedir. Şehirdeki güzel buluşmalar için gayet güzel ve lüks bir mekan.
Paris Eğlence hayatı Cafe de I’Industrie
KAFELER
CAFE DE I’INDUSTRİE
Rue Sedaine ve Rue St. Sabin’in köşesindedir. Daha çok gençlerin uğradıkları bir kafe olarak öne çıkıyor. İlginç tasarımı dikkatinizi çekecektir.
CAFE DE FLORE
Sartre ve Beauvoir’in buluşma mekanı olan kafe, günümüzde, halen şehir sosyetesinin tercihlerinin başında gelen bir kafe olarak öne çıkıyor. Burada: uluslar arası düzeyde ünlü sanatçılar, ressamlar ve film yönetmenlerini görmek, sıkça mümkün. İç mekan: 1930’lu yılların stillerini yansıtıyor. Servis elemanları ise, gerçekten güler yüzlü ve zarifler. Günün her saati, buraya gidebilirsiniz.
CAFE MARLY
Louvre Müzesinin bir kanadında bulunuyor. Yani: Rue de Rivoli bölgesindedir. Kapalı bir terası var. Buradan: Louvre müzesinin cam piramidini görebilirsiniz. Kafenin içinde: güzel koltuklar var ve duvarları kırmızı boyanmış. Bu hem çağdaş ve hem de tarihi görünümlü kafe, şehrin kafe ortamını tanımak için ideal bir yer, mutlaka zaman ayırın.
LES DEUX MAGOTS CAFE
St. Germain bölgesindedir. Şehrin en eski ve en ünlü kafelerinin başındadır. Burası aynı zamanda bir bar.
Bu mekan, ismini: iç mekanı, bir şövalye gibi koruyan, iki büyük ve tahta maymun heykelinden almıştır. Şehrin, en ünlü kafelerinin başında gelmektedir. Geçmiş dönemlerde, burada zaman geçiren ünlüler arasında: Jean Paul Sartre ve Hemingway sayılabilir. Turistlerin yoğun olarak uğradıkları bir mekan.
RENDEZ-VOUS DES BELGES CAFE
Dunkerque bölgesindedir. Güzel servisi var. Burası: bir kahve dükkanı olarak biliniyor. Alanı küçük ve ince-uzun mimari yapısı var. Aslında, bu bölge, turistlerin yoğun olmadıkları bir bölge olmasına rağmen, bu kafe, şehirliler ve ziyaretçiler tarafından, yoğun olarak tercih ediliyor. Burada: tamamen Arap kahvelerinden oluşan, lezzetli harmanı mutlaka tatmanızı öneririm.
Paris Genel; Neredeyse tüm sokakları, Seine nehri çevresi de dahil olmak üzere, idrar kokan şehir.
Ve şehre ilk gelindiğinde “Tour Eiffel” den çok, insanların dikkatini bu çeker.
İdrar kokusu, o kadar yoğundur ki, bazen mideniz bulanabilir.
Şarapçısı, sokakta yatanı boldur.
İnsanlar, köpeklerini kaldırımın ortasına kaka yaptırmaktan geri kalmaz, hem idrar kokusu, hem köpek dışkısı, bunlara basmadan yürümek için, insanın dikkat kapasitesini en üst düzeylere ulaştırır.
Fransa’nın en önemli yapısı, düşünün UNESCO Dünya Miras Listesinde kayıtlı Versay Sarayı.
Her türlü lüksün ve ihtişamın düşünülüp uygulandığı, yaratıldığı bu sarayda: tuvalet ve banyo yok. Saraya girdiğinizde, öğle yoğun bir koku var ki, inanamayacaksınız. Yıllarca önce, her tarafa etmişler, kokusu hala geçmemiş. Bu kokuyu engellemek için de, parfüm yaratmışlar.
Yine de, güzeldir. Çünkü: bu şehrin satışı o kadar muhteşem yapılmış ve yapılmaktadır ki, dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinin başında gelmektedir.
Paris Genel vize bilgileri
VİZE BİLGİLERİ
Fransa’ya giderken, umuma mahsus pasaport sahiplerinden vize isteniyor. Diplomatik, hizmet ve hususi pasaport sahipleri ise 6 ay içinde, üç ayı aşmamak kaydıyla, Fransa’ya yapacakları seyahatlerinde, vizeden muaf tutuluyorlar.
Paris Genel Uçuş Süresi
UÇUŞ SÜRESİ
İstanbul-Paris arası uçak yolculuğu: 4 saat
HAVAALANLARI
Paris’te uluslar arası uçuşlara açık, 2 havaalanı var. .
Paris Genel Aeroport D’Orly
AEROPORT D’ORLY
Ülkenin en büyük havaalanlarından birisidir. Şehrin 16 km. güneyindedir.
Başlangıçta Villeneuve-Orly Airport olarak bilinen havaalanı, 1932 yılında açılmıştır.
Burası: 2.Dünya savaşında, Alman hava güçleri tarafından kullanılmıştır. Bu nedenle, Kraliyet ve Amerikan Hava güçleri tarafından, birçok kez bombalanmış ve oldukça zarar görmüştür.
Normandiya çıkartmasının ardından, Amerikan ordusu, 9.Hava Gücü tarafından tamir edilen Orly Havaalanı, Ağustos 1944’ten Ekim 1945’e kadar, Amerika’nın kontrolünde kalmıştır.
Orly
1 Ocak 1948 tarihinde yeniden ticari kullanıma açıldıysa da, Amerikan hava kuvvetleri, 1967 yılına kadar havaalanının bir kısmını nakliyat için kullanmaya devam etmiştir.
Burada, 2 terminal vardır. Havaalanı otobüsleri, otoyollar ve RER B Antony İstasyonuna bağlanan otomatik Orlyval Metro servisleriyle, havaalanından şehir merkezine ulaşılabilir. Orly, A6 Otobanına bağlantısı bulunan tek havaalanıdır.
Alan: düşük maliyetli havayolları tarafından, iç hat uçuşları, uluslar arası ve kıtalararası uçuşlar için kullanılır. İstanbul’u düşünürseniz, Sabiha Gökçen havaalanı gibi denebilir. Biraz önce söylediğim gibi, tarihi açıdan da önemli bir havaalanı.
THY da, bu havaalanını kullanmaktadır. THY uçakları, güney terminalinden kalkar. Alanın giriş ve çıkışı kolaydı ve rahattır. Ancak, şehir merkezine gitmek için, biraz uğraşmak gerekir.
Paris Genel Aeroport Charles De Gaulle
AEROPORT CHARLES DE GAULLE
Şehrin 27 km. kuzeydoğusundadır.
Roissy Havaalanı olarak da bilinir. Fransa’nın ana havaalanı olmasının yanında, dünyanın başlıca havacılık merkezlerinden biridir. Londra’dan sonra, yolcu sayısı bakımından, Avrupa’nın en işlek ikinci havaalanıdır. Alandan hareket eden uçak sayısı açısından ise, Avrupa birincisidir.
Adını 1890-1970 yılları arasında yaşayan, özgür Fransa Kuvvetlerinin lideri ve 5. Fransa Cumhuriyetinin kurucusu Charles de Gaulle den almıştır.
Buranın bağlı olduğu RER raylı sistemiyle, buradan şehir merkezine 1 saat içinde, 3-4 sefer düzenleniyor. Bağlandığı yüksek hızlı ray sistemi: TGV ile, havaalanından: Angers, Avignon, Bordeaux, Grenoble, Le Mans, Lille, Lyon, Marseille, Montpellier, Nantes, Nimes, Poitiers, Rennes, Toulouse, Tours ve Valence ye gidiliyor.
Bu havaalanına indiğinizde, her ne kadar büyük bir alan olmasına rağmen, büyük bir hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Korkunç bir havaalanı. Özellikle: ülkeye girişte, kendi ve AB vatandaşları dışındakilere, büyük sıkıntı yaratıyorlar.
Evet, havaalanının 3 terminali var. 1 ve 3 numaralı terminaller birbirine yakın, 2 numaralı terminal ise ayrı bir binadadır. Ücretsiz servis treni: terminalleri birbirine bağlıyor.
Bu havaalanında: yiyecek çok pahalı. Biletinizde, uçağınızın hangi terminalden kalkacağı yazılıdır. Air France uçakları, genellikle, 2 numaralı terminali kullanırlar. Havaalanından şehir merkezine, banliyö trenleri ile ulaşabilirsiniz.
Paris Genel Tarihi
TARİHİ
İSİM EFSANESİ
Priamos ve Hekame’nin en küçük oğulları Aleksandros, doğduğunda Troya kahinleri, bebeğin yıllar sonra, Truva’nın yok olmasına neden olacağına hükmederler ve bebeğin öldürülmesini isterler. Bir çanta içinde, kutsal İda dağına bırakılan bebek, bir süre ayılar tarafından emzirildikten sonra, bir çoban tarafından bulunur ve büyütülür.
Bu nedenle, bebeğe, çanta anlamına gelen “Paris” ismi koyulur. Bazı tarihçilere göre, Fransa’nın başkenti Paris in adı da buradan gelmektedir. Paris denildiğinde akla gelen ilk üç şeyden birinin: kadın çantası olması, kanımca bu savı güçlendirmektedir.
Paris şehrinin ismi hakkında inanılanlar, söylentiler bununla bitmez. Bir diğer söylentiye göre, Paris şehrinin ismi şöyle oluşmuştur: Paris, adını “Galya” halklarından “Parisilerden alır. Parisilerin adı ise “Mısır” tanrıçası “İsisten gelmektedir. Çünkü: Paris bölgesinde, “İsise adanmış, birçok tapınak bulunmaktaymış.
Bir efsaneye göre: Paris adını, dalgalar altında kalıp, denize batan efsanevi “Ys” şehriyle birlikte anılıyor. Sonuç olarak: Paris şehrinin isminin anlamı konusunda net olan şu: şekli gemiye benzeyen, su üzerine kurulmuş, geçimini suya borçlu olan ve ismini de belki sudan almış olan bir şehir.
DİĞER BİR EFSANE
Napolyon, Paris şehrini yeniden inşa ederken, eski bir topçu subayı olması nedeniyle, şehri, yuvarlak bir meydana açılan, uzun caddeler ve bu caddelerde, 6’şar katlı binalar şeklinde planlamıştı.
Böylece, herhangi bir isyan durumunda, meydanlara yerleştireceği toplarla, isyancıları çabuk ve kesin bir şekilde yok etmeyi düşünmüştü. Dünyanın en güzel şehirlerinden biri kabul edilen Paris’in imar düzenindeki esas temel budur.
TARİH
Şehrin kurucusunun, 5.yüzyılda Atilla’yı şehri yıkmaması için ikna ettiğine inanılan: Azize Genevieve olduğuna inanılıyor.
Seine nehri kıyılarında yapılan çalışmalar sırasında: Oyma taş dönemine ait el aletleri bulunmuştur. Bunlar gösteriyor ki, Paris kent alanı, yaklaşık 40.000 yıldır, insanlar tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmaktadır.
1991 yılında, şehrin 12.bölgesinde yapılan çalışmalarda: çok önemli arkeolojik değere sahip birçok tahtadan oyma kayık, topraktan çanak-çömlek, ok ve yaylar, kemik ve taş aletler bulunmuştur. Bunlar: MÖ.4000 ile 3800 yılları arasındaki avcılık döneminde, yine burada, insanların yaşadığını göstermektedir.
Yani sonuç olarak: tarihi çok eski yıllara uzanan bir şehri gezeceksiniz.
Antik çağları takip eden dönemde: yörede Galya-Roma çatışmaları görülmektedir. MÖ.52 yılında, Sezar’ın komutanı Labienus, Paris şehrini ele geçirir ve şehre “Lutetia” ismini verir.
Takip eden dönemde: fazla uzatmadan anlatmak gerekirse; Frankların kralı I.Clovis: 508 yılında, Romalılara karşı zafer kazanır ve Paris’e yerleşerek, burayı başkent yapar.
6.yüzyılda, nehrin sağ kıyısında “Saint-Gervais kilisesi” kurulur. 9.yüzyılda, kiliselerin çevresinde koruma duvarları yapılır. Nehrin sol kıyısı: 885 yılında, Vikingler tarafından tamamen yok edilir. 987 yılında, tahta: Capet hanedanı geçer.
Osmanlı Devleti, III. Selim döneminde, ilk daimi büyükelçiliğini, bu şehirde açmıştır.
Paris Genel
GENEL
Parisliler şehre : “Parisien” diye hitap ederler. Şehrin isminin Latince anlamı ise: “Sallanır ama batmaz”. Şehrin armasındaki “Scilicet” ise, “ gemiyi” anlatmak için kullanılıyor. Bu gemi: Ortaçağda şehri yöneten güçlü “Gemiciler” ya da Su tüccarlarının kurduğu birliği sembolize ediyor. Reblais’e göre: şehrin ismi: Parris: şakacıktan gülme anlamına gelir.
Hani, birçok şehir kendisine dünyanın başka diyarlarından kardeş şehir seçer ya, Paris’te bu durum yine tam bir artistlik olarak değerlendirilmiş ve kendilerine kardeş şehir olarak, yalnızca İtalya-Roma şehrini seçmişlerdir. Diğer şehirleri kardeş şehir olarak kabul etmezler.
Aşk şehridir.
Özellikle, Christmas öncesi çok kalabalıklaşıyor. Ancak, hani aşk şehri dedim ya, bunun yanında, şehrin istatistiklerde öne çıkan bir özelliği daha var. Çiftlerin; tatile gidip, ayrılıp döndükleri şehirler sıralamasında, birinci sırada geliyormuş. İkinci sırada, Amsterdam geliyormuş.
Romantik şehir kilisesi yüzünden, ilişkileri zaten dibe doğru gitmekte olan çiftler, son bir kurtarma operasyonu olarak görüyorlar herhalde Paris ziyaretini. Bekledikleri mucize gerçekleşmeyince de ayrılıyorlar.
Çünkü: Paris halkının sevimsizliği, suratsızlığı, şehrin hiç de öyle abartıldığı kadar hoş ve romantik olmaması, hatta Fransızca bilmiyorsanız veya az biliyorsanız, düpedüz insanı düşmanca karşılayan bir şehir olması, başlıca faktörlerdir.
2007 yılı verilerine göre, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise altıncı büyük, ekonomi üreten şehridir. Özellikle: La Defense bölgesinde, çok sayıda iş merkezi bulunmakta olup, bu özellik nedeniyle, Avrupa’da en üste çıkmaktadır. Bunun dışında: şehirde birçok uluslar arası kuruluş bulunmaktadır.
Bunlar: UNESCO, OECD (Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı), ICC (Uluslar arası Ticaret Odası).
Moda ve lüksün dünya başkentidir ve “Işık Şehri” olarak anılmaktadır. Dünyanın en pahalı şehri, evet gezmeyi düşündüğünüz bu şehir, maalesef dünyanın en pahalı şehri olarak bir üne sahip.
Şehirdeki konutlar: genellikle, her katında iki yada daha fazla daire bulunan, 6 katlı apartmanlardan oluşuyor.
Paris şehir merkezinde, 2.2 milyon insan yaşamaktadır. Ancak, Metropolde yaşayanlarla birlikte, bu nüfus, toplam 12 milyonu bulmaktadır.
Şehir: UNESCO Dünya Miras Listesinde bulunmaktadır.
Dünyada, yıllık olarak 45 milyon turist, şehri ziyaret etmektedir.
Şehrin yerleşimi: şehir merkezi, 20 tane ilçe olarak bölgelere ayrılmıştır. Şehir merkezine oranla, saat yönünde ilerlediğinizde, bu 20 ilçe, yaklaşık 20 km. lik bir bölgede konumlanıyor. Bunlara: bölge numaraları veriliyor.
Gezi planınızı: bu bölgelere göre yapmanızı önereceğim. Sizlere, her bölgede gezilecek yerleri ayrı ayrı anlatacağım, sizler ilginizi çeken yerleri işaretleyecek ve ona göre gezi planınızı kendiniz yapacaksınız.
Genel olarak şehir: nispeten düz bir alana kurulmuş olup en yüksek yeri, deniz seviyesinden 35 metre yüksekliktedir.
Paris, Manş Denizine dökülen Sen Irmağının ağzından 375 km. içeridedir. Buna rağmen: Sen ırmağı: kanallar ve akarsular yolu ile, Manş Denizi ve Akdeniz’e, Almanya’ya, Belçika’ya ve Fransa’nın öbür bölümlerine de bağlı olduğu için, bir liman kenti sayılır.
Şehrin güneyindeki sanayi bölgesinde: tabakhaneler, çimento, bira ve tütün fabrikaları bulunmaktadır. Uçaklar, lokomotifler, elektrikli araçlar, kimyasal maddeler ve ilaçlar, Paris’in sanayi ürünleri arasındadır.
Paris aynı zamanda, Fransa’nın film yapım merkezidir.
Yağmur yağmamasına rağmen, sokakların ıslak ve sigara izmariti dolu olduğunu göreceksiniz. Çünkü: sokakları süpürmek yerine yıkıyorlar. Kaldırımların kenarında, oluk oluk akan suyun götürdüğü pislikler, logarlarda toplanıyor ve çok da çirkin bir görüntü oluşturuyor.
Evet, köpek pislikleri. Şehirliler, günün belli saatlerinde köpeklerini caddelerde, bulvarlarda gezdiriyorlar, köpeklerinin pisliklerini ise, ya ellerine taktıkları naylon torbalar içine alıyorlar ve çöpe atıyorlar, ya da olduğu gibi caddenin ortasında bırakıyorlar, belli saatte, görevliler gelip, bu tamamen köpek pisliğiyle dolu caddeleri yıkayarak temizliyorlar. Hayvan hakları, hayvan sevgisi tamam da, bu pislik nedir, ben şahsen anlayamadım.
Evet, en başta yazdığım gibi, şehrin ara sokakları ve özellikle metro bölümünde, yoğun bir sidik kokusu var. Bu kadar güzel şehirde ki, bu kokunun anlamsızlığını hemen hissedeceksiniz. Ancak, şehirde çok miktarda evsiz var. Ayrıca, alkolikler, sarhoşlar. Bunlar: tuvalet aramak derdine düşmüyorlar. Kimi evsizlerin, sokak ortasında, don-paça sıyırıp, hacetlerini giderdiklerini görürseniz sakın şaşırmayın.
Peki ya hani medeniyet. Bunu bir Fransız’a söylesem, büyük olasılıkla, bu pisliği yaratanların göçmenler olduğunu söyleyerek, kendini avutacaktır. Ama, sonuçta, göçmen de olsa, o insanlar, sizin ülkenizde yaşıyorlar. Bunların: normal bir insan gibi yaşam şartlarını ayarlamak, sizin göreviniz olması gerekir diye düşünüyorum şeklinde cevap verirdim.
Ben şahsen, sokakta park etmiş bir arabanın kapısına, çişini yapan birini gördüm, o arabanın sahibini düşünün artık. Ama yine de, şehrin pisliği bununla bitmez. Yine birkaç örnek vermem gerekirse: tren istasyonlarında burnunu silip, mendili raylara atanları, benzer hareketleri tren içinde yapanları, arabasının bagajındaki çöpleri sokağa dökenleri, kendi kapısının önünü temizleyip, komşusunun kapısı önüne doğru pislik silkeleyenleri görebilirsiniz.
Evet, biz anlatmaya devam edelim.
Paris şehrinde, benim başıma gelmemiş olmasına rağmen, birçok turistin sıkıntıya düştüğü bir durum söz konusu. Şöyle ki, sokaklarda yürürken, “bu yüzük size mi ait” diyerek, sözüm ona yerden buldukları bir yüzüğü size gösteren birileriyle karşılaşabilirsiniz.
Bu yüzük size mi ait denildiğinde, evet deyip atlar ve alırsanız, aynı şahıs ki büyük olasılıkla bayandır, biraz sonra, yanınıza gelip, kendisine bir şeyler ısmarlamanızı isteyecektir.
Bu teklifi paranız olmadığını ileri sürerek kabul etmeseniz, size yüzük verdiğini, o yüzüğü bozdurduğunuzda paranızın olacağını söyleyerek, sizi bir şeyler ısmarlamaya (tabi bu ısmarlama, size yüklü bir hesap olarak dönecektir) ikna etmeye çalışacaktır. Yani, modern yankesicilik, hırsızlık, dolandırıcılık. Ne derseniz deyin.
Şehri anlatmaya devam edelim. Şehir, bir sürü güzel ve eski binaya sahip. Sokakta, yarı çıplak, kulağında kulaklıktan müzik dinleyip dans ederek dolaşan, cadde ve sokaklarda karşıdan karşıya geçen insanlar göreceksiniz.
Bunun dışında, Paris şehrinin delileri, kendi kendine konuşanları, kopukları meşhurdur. Belki de, şehrin altında vızır vızır dolaşan metro trenlerinin yarattığı elektro manyetik alan yüzünden, insanlar bir garip olmuşlar.
Şehirliler yanında, polisler göreceksiniz. Ama bu polisler, ellerindeki makineli tüfekler ile, her an çevreyi tarayacakmış gibi dolaşan tipler.
Şehir: pahalı. Konaklama, yeme-içme çok pahalı. Hatta, dünyanın en pahalı şehirlerinin başında geldiği söylenen Londra şehrinden bile pahalı olduğunu söyleyebilirim.
Şehirde: sürekli olarak grev-eylemler oluyor.
Eğer, Paris şehrinde, bir arkadaşınız ile buluşmak üzere sözleştiniz ve siz o buluşmaya geç gittiyseniz, “Eylem vardı, o yüzden geciktim” yalanını rahatlıkla kullanabilirsiniz. Çünkü, hakikaten, bu şehirde, her gün eylem olasılığı çok yüksek. Tabii bu eylemler sonucunda, yollar kapanıyor, trafik sıkışıyor. Metro çalışmayabiliyor. Taksi bulmak ise, mümkün değil.
Şehir, tamamen SİT alanı olduğundan, şehir merkezinde, bina yıkıp-yapamazsınız. Dış görünüşü değiştiremezsiniz. Klima taktırsanız bile, özel izin almanız gerekir. İşte, bu değişmeyen yapılarda: uzun yıllardır oturan, yaşayan ailelere, nesillere rastlamak mümkün.
Güvercinleri insanlardan korkmaz. Üstüne üstlük, sağlıklı bir bebek boku boyutlarında pisletirler. Bu kallavi pislikleri görünce “benim üstüme böyle bir kuş yapsa, herhalde önümüzdeki on senenin bütün piyangolarını tuttururum” dedirttikleri şehir.
Son olarak, biraz da istatistik bilgiler vermek istiyorum.
Dünyanın en büyük seyahat ve veri sitesi olarak tanınan “Trip Advisor”, 1400 kişinin katılımıyla yaptığı ankette elde edilen sonuçlar şöyle:
Avrupa’nın en pahalı kenti sıralamasında: Paris, Londra’dan sonra ikinci.
En iyi gece hayatı kategorisinde: birinci Londra, ikinci Paris.
Avrupa’nın en romantik kenti sıralamasında: Paris birinci. Bunu takip edenler ise: Roma ve Venedik.
Avrupa’nın en kirli kenti sıralamasında: birinci Londra, Paris ise ikinci sırada. Üçüncü sıradaki kenti merak ettiyseniz: Roma.
Avrupa’nın en soğuk halkı kategorisinde, birinci Paris halkı.
Paris Genel İnsanlar
İNSANLAR
Parisliler, ya okur ya da müzik dinlerler. Kitap olsun, gazete olsun, reklam veya broşür dinlemeden, metroda, sokakta yürürken, otururken sürekli okurlar.
Ancak, en büyük ve bilinen özellikleri: kaba ve kibirli olmalarıdır. Bu kabalığı önlemek isterseniz, onlara birkaç kelime Fransızca kullanmanız gerekir. Bir mağazaya girdiğinizde “Bonjour Madame” dediğinizde veya yanlışlıkla birine çarptığınızda “Pardon” dediğinizde, asık suratlı Parislinin gülümsediğini görebilirsiniz. Çünkü: nezaket, bu şehirde, oldukça önemli.
Toplu bulunulan yerlerde (caddelerde, kafelerde, metroda) yüksek sesle konuşulmasından hoşlanmazlar.
Turistleri sevdikleri söylenemez ama herhangi bir sıkıntılı durumunuzda, biraz önce de söylediğim gibi, kibarca sorduğunuzda, size yardımcı olmaya çalışırlar.
Eğer Fransızca konuşma denemesinde bulunmadan, doğrudan İngilizce ile olaya girerseniz, garsonlar veya diğer çalışanlar, size tiksintiyle bakarlar ve muamele ederler. Bu insanların: Amerikan lisanına ve parasına karşı antipatileri var. Amerikan dolarını asla sevmezler, hele hele İngilizceden nefret ederler. Kendi içlerinde, bir sanırım bu şekilde milliyetçilik duygusu geliştirmişler.
Neyse, devam edelim.
Şehirde, birçok milletten insan yaşıyor. Bunların yarısı zenci ve diğer yarısı ise, sarışın ve mavi gözlüdür.
Parisli kadınlar özeldir. Kendilerine özgü özellikleri vardır. Bacakları mutlaka düzgün ve bilekler tercihen incedir. Çok uzun adımlar atarlar ve topuksuz ve süssüz ayakkabı giyerler. Bir ipek eşarpları vardır mutlaka. Metroda, dünyanın en tutkulu işini yapıyormuşca sına, can sıkıcı kitaplar okurlar. Başlarını, boyunlarını: tutulmuş gibi hafifçe yana eğerek konuşurlar. Burunları, genellikle uzundur. Özellikle, baharda sık sık nezle olurlar. Güzel değillerdir.
Dayanılmaz çekicidirler. Saçlarını başka türlü toplar, başka türlü bacak bacak üstüne atarlar. Tüm bunların yanında: Paris’te, belli-başlı yerler haricinde, böyle şık bayan görmek pek mümkün olmaz. Bayanlar genelde paçoz dolaşıyorlar. Çünkü: sıradan bir ceket 500 Euro. Bir kuaförde saç yaptırma/taratmak ise, en az 80 Euro.
Giyim mağazalarında, öyle Türkiye’deki gibi, reyonlardan bir sürü kıyafet toplayıp prova odasına giremezsiniz. Girmeye kalkarsanız, büyük olasılıkla zenci olan güvenlikçe, size potansiyel hırsız muamelesi yapar.
Tüm bunların yanında: turistik caddelerden birkaç kilometre uzaklaşınca, rüya şehrin diğer ve asıl yüzünü görebilirsiniz. Yerde: kalemden, tırnak makasına kadar her şeyin satıldığı sokak pazarları var. Fakirlik, bu insanların yüzlerindeki sıkıntı olarak yansıyor. Ve ilginç olanı, bunların sayılarının tahmin edemeyeceğiniz kadar fazla olması.
Kosovalı, Romen, Ukraynalı kaçak göçmenler. Özellikle Kosovalılara dikkat, adamlar geleli daha birkaç yıl olmuş, ama hemen klan halini almışlar, düşünmeden insan yaralamaya, saldırmaya hazırlar.
PARA BİRİMİ
Euro kullanılıyor. Ülkemizde de yeteri kadar tanındığında, Euro hakkında ayrıntıya girmiyorum. Ancak, yine de birkaç nokta hakkında bilgi vermekte yarar var. Döviz bozdurma işlemleri, bankalarda ve “Bureau de Change” denilen yerlerde yapılıyor.
Kurlar, bankalara göre değişiklik gösterebiliyor. Alış ve satış kurlarını, paranızı bozdurmadan önce kontrol etmelisiniz. Cumartesi ve Pazar günlere, malum bankalar açık değil, döviz büfelerinden döviz bozdurabilirsiniz. Yine de, siz, bu şehre gelmeden önce ,yanınızda Euro bulundurmalısınız.
BAHŞİŞ
Fransız restoranlarında, % 15 servis ücreti faturaya ilave edilir. Ancak, servisten memnun iseniz, ilaveten garsona küçük bir bahşiş daha verebilirsiniz.
Taksilere, toplam ücretin en fazla % 10-15 kadarı, bahşiş olarak verilebilir.
Paris Genel Konaklama
KONAKLAMA
Otel odalarında banyo bulunmaz ancak hep lavabo bulunur. Daha önce de söz ettiğim gibi, şehir tamamen SİT alanı. Bu nedenle: şehirde lüks otel bulmak çok zor. Oteller, hep eski ve tarihi binalardan oluştuğu için, küçücük bir oda ve kısıtlı imkanlar.
Otelleri: yalnızca geceden geceye yatmak için kullanmak dışında, bir düşünce olmamalı. Bu kadar kalitesiz mekan ve servis özelliklerine rağmen, fiyatlar çok yüksek. Özellikle: bizim ülkemizdeki otel standartları ve servis kalitesiyle karşılaştırmaya sakın kalkmayan, tam bir hayal kırıklığı olur.
Ucuz olsun diye, kesinlikle “Gar edu Nord” da kalmayın. Çünkü, buraya ayak bastığınızda, kendinizi, Amerika’da boktan bir zenci mahallesine düşmüş gibi hissedeceksiniz. Tüm tatil boyunca, Paris’te olduğunuzu hissetmeyeceksiniz.
Tüm dükkanlar, zenci bayanlara hitap eden kıyafetler dolu ve kuaför salonları var. Ama, hepsi de ağzına kadar doludur. İnanılmak bir takma tırnak salgını var.
Kesinlikle: “champ-elyesse” ya da “La Defense” bölgesinde kalın.
VOLTAJ/ELEKTRİK BİLGİLERİ
Fransa’da, tüm AB ülkelerinde olduğu gibi, 230 voltluk elektrik akımı var. Prizler, Türkiye’dekinden biraz farklı olsa da, buradaki fişlere uyum sağlıyor. Dolayısı ile, Fransa’ya gitmeden önce, herhangi bir adaptör almanıza gerek yok.
PARİSTE GREV
Paris’te grev, şehir yaşamının pek sık rastlanan bir özelliği olarak öne çıkar. İnce bir nokta: nasılsa metro var, ucuz ama merkezden uzak otel tutayım diyorsanız, iki kere düşünmeniz gerekir. Çünkü, Fransızlar zırt pırt grev yaparlar. Metro da çalışmaz. Taksilere bir ton para ödemek zorunda kalırsınız, astarı yüzünden pahalıya gelir.
Grev zamanı: herkesin delirdiği bir şehirdir. Ortalama 40 dakikada bir gelen ve geldiğinde de camından bile insan çıkmasından dolayı, kimsenin binmesinin mümkün olmadığı metroya binebilmek için şansını deneyen çılgın insanlar birbirini tokatlar, polis gelir ayırır, insanlar madem binemiyoruz, bari zarar verelim diyerek, gelen metroyu yumruklar, kıçının yarısı dışarıda kaldığı için kapının kapanmasını ve dolayısı ile metronun gitmesini engelleyen adam metrodan aşağıya itilir, sokaklarda elinde harita, küfreden insanlar gezinir.
20 dakikalık yol: trafikten dolayı 2 saatte gidilir. Taksi bulmak imkansızdır. Bisikletliler, trafik kurallarına uymamayı tercih ederek, sürekli insanlara çarpar. Ama, bu kaos içinde dahi, bir kişi bile, greve isyan etmez, kaderlerine razı olarak hayatlarına devam ederler.
İKLİM
Şehirde, tipik okyanus iklimi görülür. Kışlar soğuk ve yazlar sıcak şeklinde, bu iklim etkilerini gösterir. En soğuk ay: Ocak.
Yazın: genellikle ılık ve hoş bir hava vardır. Ortalama sıcaklık: 25 derece civarındadır. Ağustos ayında, sabahları sıcaklığı 15 dereceye kadar düştüğü görülür. Bu gayet normaldir. Yani: mevsim yaz da olsa, bu şehirde, pek öyle tişört giyilerek dolaşılmaz.
Hava harika bile olsa, zaten mimari özellikler nedeniyle, şehrin birçok yerinde, güneşi doğrudan göremezsiniz. Duvar gibi uzanan binalar, gök yüzünü görmeyi engeller.
İlkbahar: Nisan ortasında: hava soğuk, gri ve puslu olabiliyor. Bazen, Mayıs ayı biter ve havanın hala yağmurlu ve karanlık olduğu görülür.
Kışın: güneş az görülür. Ortalama sıcaklık: 7 derece civarındadır. Kar yağışı, çok nadir görülür. Özellikle, son yıllarda, kış aylarının daha sert geçtiği ve hava sıcaklığının eksi 10 derecelere düştüğü görülmektedir. Böyle durumlarda, şehirde gezerken, 3 yün çorabı üst üste giymeniz gerekebilir. Yani, hava bu kadar soğuk olabiliyor.
Ve inanın, bu soğuk hava, bu şehirde hiç çekilmez. Sokakta geçirilen her on dakikanın ardından, bir yere kapanmak ve sıcak bir şeyler içmek ihtiyacını duyarsınız. Bunun sonucunda, elbette: şehri gezmek için ayırdığınız bütçe, açıklar vermeye başlar. Çünkü, Paris kafelerindeki fiyatlar, yüksektir.
Aralık ayı içinde: genellikle, karla karışık yağmurlu bir hava görülür.
DİL
İngilizce bilenle bilmeyenlerin eşit olduğu şehirdir. Kural, önce Fransızca. İngilizce bir şey sorduğunuzda, kesinlikle size cevap vermezler. Veya, sizi anlasalar bile, cevabı, Fransızca olarak verirler. Bakarlar ki, siz mağdur durumdasınız, o zaman İngilizce konuşmayı tercih ederler.
Çünkü: Fransızlar, anadillerine hayranlık duyarlar. Yabancıların Fransızca konuşmasından çok olumlu etkilenirler. Şehre gitmeden önce, bence, mutlaka birkaç kelime Fransızca öğrenmenizde yarar var. Örneğin: Bonjour, Madame, Excusez moi, Monsieur gibi.
ÇALIŞMA SAATLERİ
İş saatleri: Pazartesi-Cuma günleri arasındadır. Bu günlerde: 09.00-17.00 ve cumartesi günleri ise, 10.00-19.00 arasındadır. Mağazalar ve alışveriş merkezleri, genellikle Pazar günleri kapalıdır. Bunun dışında, pek çok küçük mağaza: akşam, saat; 19.00-20.00’ye kadar açık kalır.
VERGİLER
Fransa’da, diğer Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu üzere, çoğu servis ve ürüne, % 20.6 vergi uygulanır. Yemek ve servislerde alınan vergilerde, geri ödeme yok. Ancak, alışveriş yaparken, mağazalardan resmi “Detaxe” formu alın. Geri ödeme almak için: bu formu, Avrupa Birliği üyesi son ülkeyi ziyaretinizde, havaalanında gösterin. Bunu bavullarınızı teslim etmeden önce gösterin, çünkü, forma yazılı, aldığınız malı görmek isteyebilirler.
Paris Genel Gezi Planı
PARİS GEZİ PLANI
Paris şehri: Sen nehrinin iki yakasına kurulmuştur. Sarmal bir dönüşle, merkezden çevreye, birbirini izleyen 20 ilçeye ayrılmıştır. Irmağın kuzeyde kalan bölümüne: Sağ yaka, güneyinde kalan bölümüne ise, sol yaka ismi verilmiştir.
Paris şehrini gezmek için, size şöyle bir öneride bulunabilirim. Tabii elbette, en önemli olan, bu şehirdeki zamanınız. Öncelikle, şehir merkezinde: 20 tane bölge/semt bulunuyor. Ben: bu 20 bölgede bulunan ve gezebileceğiniz yerler hakkında, kısa kısa ve bazen de bayağı uzun bilgiler veriyorum.
Siz: özellikle, küçük numaralı yani merkeze yakın semtleri mutlaka gezecek şekilde, bu 20 bölge hakkındaki, benim yazılarımı okuyup, bu yazılarda geçen yerlerden, görmek istediklerinizi, kendi tercihlerinize göre seçerek, kendinize bir gezi planı oluşturmalısınız.
Bunun dışında, yani 20 bölgenin dışında, Paris şehrinde: özellikle ve elbette “Disneyland” ve şehir merkezine yakın banliyölerdeki özellik arz eden yerleri gezebilirsiniz. Başta da söylediğim gibi: siz, şehirdeki zamanınıza göre, 20 bölge ile ilgili yazıları inceleyip, ilgi düzeyinize göre, mutlaka görmek istediklerinizi işaretleyin ve buna göre bir gezi planı oluşturun.
Çünkü: tüm yerleri gezmek için, şehirde iyi bir süre geçirmeniz gerek. Bu gezi planınıza göre: gezmek istediğiniz yerleri, bir şehir haritası üzerinde işaretleyin ve yakın mesafedeki yerleri mutlaka yürüyerek, uzak mesafeleri ise: metro veya diğer ulaşım araçları ile gezebilirsiniz.
Şehri gezmek için: en az 3 gün ayırmanız şart.
Bu üç günlük süre içinde, müzeleri hariç tutuyorum. Çünkü, müzeleri de gezeceğim derseniz, bol zaman ayırmanız şart. Ben yine de: site de, özellikle gezmeniz gereken yerleri, yani hani derler ya, Top 10 listesini verdim. Bu listeleri inceleyip, kendinize güzel bir gezi rotası yapabilirsiniz.
Şehrin tepeden görüntüsü daha güzeldir. Çünkü: mimari, anıtlar ve şehir planlaması mükemmel görünüyor.
YÜRÜYÜŞ
Paris Genel; Şehri gezmenin en iyi yolu: yürümektir. Eğer kendinizi, sayısız kafe ve dükkanlara girmekten alıkoyarsanız, şehri, baştan başa yürüyerek üç saat içinde gezebilirsiniz.
Paris şehrinde yürümek gerçekten keyifli. Günlük: 10-12 km. yürüyerek, şehri gayet güzel gezebilirsiniz. Hava buz gibi de olsa, şiddetli yağmur da yağsa, yollarda asla göller oluşmuyor. Ancak, park ve bahçelerdeki yollar stabilize ve toprak. Yağmur yağdığında, bu nedenle, ayakkabılar çamur olabiliyor.
Kaldırımlar geniş ve şehir dümdüz. Özellikle, şehir idaresi şehir merkezinin tamamen yürüyerek gezilebilmesi için, bölgesel olarak, trafiğe kapatma uygulaması yapıyor. Büyük olasılıkla, birkaç yıl içinde, hemen merkezde bulunan, dört bölge, tamamen trafiğe kapatılacakmış.
Bunlar: şehri yürüyerek gezmek için büyük avantaj. Ancak yürürken yine de yollara yani bastığınız yerlere dikkat etmenizi öneririm. Çünkü: hayvan ve bazen insanlara ait; dışkılara rastlama olasılığınız çok büyük.
METRO
Paris Genel; Şehri gezmenin diğer bir yolu. Ancak: metro, genelde pis. Akşam: saat: 21.00’den sonra boşalıyor. Zaten, bu saatten sonra, metroda, güvenlik problemi de başlıyor. Şehri gezmek için, metro düşünüyorsanız, sınırsız-limitsiz bir metro kartı satın almalısınız.