Balıkesir Bigadiç

Balıkesir Bigadiç
 

Balıkesir Bigadiç: Bigadiç, Balıkesir il merkezine 38 km uzaklıktadır. Bigadiç, Sındırgı arası: 41 km. Bigadiç, Simav arası: 100 km.

TARİHİ

Bölge birçok uygarlık tarafından egemenlik alanı içinde dahil edilmiş, ancak özellikle Karesi Beyliği ve Osmanlılar zamanında iskan görmüştür.

Bigadiç tarihi süreç içinde birçok isim almış ve son olarak Bigadiç ismi kullanılmıştır.

Karesi Beyliği tarafından imar edilen şehir, bu beyliğin kervan yolları üzerindedir.

Ayrıca askeri amaçlar içinde kullanılıyordu.

Osmanlı zamanında bölgenin merkezi büyüyerek önemli bir kültür merkezi oldu.

Cami, han, hamam ve medrese gibi birçok eser yapıldı.

Meşrutiyet döneminde, yerli halk, mültecilerin iskan edilmesine karşı çıkınca, ilçe statüsü Padişah tarafından Balya’ya kaydırıldı ve uzun yıllar bu şekilde sürdü.

1942 yılında yaşanan deprem sonucunda şehir tamamen harap olunca daha sonra yeniden imar edildi.

1943 yılında ise İlçe merkezine dönüştürüldü.

Bigadiç

Bigadiç isminin kökeni

Bugün Bigadiç olarak bilinen yerin ilk ismi “Didi Moti He” dir. Bunun anlamı “Şans Tanrıçasının İkizi” demektir. 

Daha sonra Helen dilinde “Samanlar” anlamına gelen “Akhyra” sözcüğüne “Ous” eki eklenerek “Akhyraous” olmuştur.

Daha sonra bu isim Bizans döneminde “Bigadia” olarak kullanılır.

Bizans’ın son dönemlerinde, Bergama kralının oğlunun ismi olan “Bigados”, ilçeye verilmiş “Bigadiç” isminin kökenidir.

Bigadiç

GENEL

Simav çayının geçtiği ilçe, Bigadiç ovasının doğu kenarında kurulmuştur.

Oldukça dik meyilli sırtların batıya bakan eteklerindedir.

İlçe arazisi, Simav çayının açtığı derin ve yer yer genişleyen küçük ovacık halini almış vadi ve bu vadinin doğusunda bulunan Alaçam dağlarının batıya bakan yamaçlarında yerleşiktir.

İklim olarak: Marmara ve Ege bölgesi iklim geçiş yerindedir.

Buna bağlı olarak yazları sıcak ve kurak, kışları ise zaman zaman kar yağışlı, bazen kurak geçer.

Bigadiç ovası yüksek tarım kapasitesine sahiptir.

Özellikle sebze üretimi üst seviyededir.

Hayvancılıkta ise, yumurta tavukçuluğu ve etlik tavukçuluk yapılan yüzlerce tavukhane vardır.

Merkez üssü Bigadiç olan, 1942 yılında 6.1 büyüklüğündeki deprem sonrasında, ilçede birçok bina yıkılmış veya zarar görmüştür. Yaşanan bu depremden sonra ovaya yakın mahallelerdeki evler zarar gördüğü için deprem sonrasında yeniden yapılaşmaya başlamıştır. Deprem sonrasında Fethibey, Abacı ve Servi Mahallelerinde tek katlı deprem evleri inşa edilmiştir. Günümüzde bu evlerden ancak bir kaçı kalmış, çoğunun yerine 3-4 katlı apartmanlar almıştır. 

Bigadiç 1997 yılına kadar 3 derece deprem bölgesi olarak bilinirken, bu tarihten sonra 1 derece deprem bölgesi olarak ilan edilmiştir. Yerleşmenin 1 derece deprem bölgesine dahil edilmesi neticesinde yapılaşmanın ovaya doğru yayılması engellenmeye çalışılmış ve dayanıklı binaların yapılması için gereken tedbirler alınmaya başlamıştır. 

Son olarak: 24 Ekim, 26 Ekim, 29 Ekim ve 2 Kasım 2025 tarihlerinde çeşitli büyüklükte depremler meydana gelmiştir. 

 

BOR

Dünya Bor rezervlerinin yüzde 73’üne sahip olan Türkiye’de  bilinen Bor yatakları: Eskişehir Kırka, Kütahya Emet, Balıkesir Bigadiç ve Bursa Testelek’tir. 

Bigadiç bölgesinde, 1950 yılında bir amatör madencinin topladığı örneklerin kolemanit olduğunun anlaşılması üzerine, yörede “bor” yatakları bulunmuştur.

Aramaların başlamasıyla bölge hızla gelişmiş, Türk ve Fransız şirketleri tarafından kısa sürede 17 tane ocak açılmıştır.

Türkiye, 1955 yılında dünya Bor üretiminde yüzde 3 olan payını, 1977 yılında yüzde 39 seviyesine yükseltmiş ve günümüzde ABD’nin en büyük rakibi konumuna gelmiştir.

Çünkü Türkiye’de bilinen başlıca borat yatakları, dünya rezervinin yüzde 60-70’ine sahiptir.

Türkiye rezervinin yüzde 37’si Bigadiç bölgesindedir.

Bor mineral ve bileşikleri, dünyada birçok alanda kullanılmasına rağmen, ülkemiz içinde kullanılması kısıtlıdır.

Bigadiç Eti Bor İşletmeleri Müdürlüğü
 

ETİ BOR BİGADİÇ İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ

Müessese müdürlüğü, ilçe merkezinin 12 km kuzeydoğusunda Osmanca köyündedir.

Madencilik faaliyetlerine 1976 yılından itibaren başlayan işletme müdürlüğü, 1980 yılında konsantratör tesisin kurulmasıyla üretime geçmiştir. Öğütülmüş ürün dünyanın dört bir yanına ihraç edilmektedir. 

Cevher üretim faaliyetlerinin sürdürüldüğü burada, üretim tesislerine ilaveten idari tesisler, personel için sosyal tesisler, lojman, misafirhane ve lokal vardır. Tesislerde alanında uzman 1300’den fazla kişi çalışmaktadır. 

Tesislerde çalışanlar, ilçe ekonomisine katkıda bulunmaktadır.

Bigadiç Yağcıbedir Halıları

YAĞCIBEDİR HALILARI

18’nci yüzyıldan itibaren Karesi Sancağında görülmeye başlayan yağcı Yörükleri, Ahmet Refik Paşa tarafından 1862-1864 yılları arasında Bigadiç’e yerleştirilirler.

Bu Yörükler: hayvancılık ve dokumacılıkla meşgul olurlar.

Özgün motifleriyle hali, kilim, heybe, çuval, keçe, çul ve kepenek yaparlar.

Özellikle halı dokumacılığına yönelmişlerdir.

Bigadiç yöresinde en çok Kayalıdere köyünde dokunan Yağcıbedir halılarının en büyük özelliği: renk ve desenleridir.

Desenlerde bazı değişiklik görülse de, renkler yüzlerce yıldır hemen hiç değişmemiştir.

En çok talep gören ve üretilen çeşidi yolluklardır. Bunlar çoğunlukla çift kompozisyonludur.

Çeşitli bitkiler ve bazen hayvan motifleri kullanılır.

Halıların yüzyıllardır değişmeyen renkleri: gök (lacivert), al (kırmızı), beyaz ve siyahtır.

Ancak daha önce bitkilerden elde edilen boyalar yerine, günümüzde daha çok kimyasal boyalar kullanılmaktadır.

Bigadiç Güveç
 

NE YENİR

Yöresel lezzet olarak ilk önerim “Güveç” tir.

Beldede her kasap dükkanında bir fırın vardır ve bu fırın odun közü ile kızdırılır.

Bu fırınlarda, Bigadiç’e özgü güveç pişirilir.

Toprak güveçte hazırlanan yemek oldukça lezzetlidir.

Bigadiç Höşmerim
 

Yemekten sonra tatlı düşünürseniz, tamamen koyun peynirinden yapılan höşmerim olabilir.

Bigadiç Akkayu Suyu

AKKAYA İÇME SUYU

İlçe merkezine 28 km uzaklıkta bulunan Akkaya içme suyu kaynağı, Belediye ve halkın çalışmalarıyla ilçe merkezindeki 150 yerde yapılan çeşmelerden akmaktadır. Akkaya içme suyu, ülkemizdeki memba suları arasında en tatlı olandır.

Bigadiç Helvası

BİGADİÇ HELVASI

Bigadiç’te geleneksel meslekler arasında helvacılıkda gelmektedir. Tahin helvası yanı sıra susamlı helva ve taş helva, ilçede yapılır. Tahin helvası “Bigadiç helvası” adı altında bütün çevrede  satılmaktadır.

Bigadiç Meslek Yüksek Okulu

BİGADİÇ MESLEK YÜKSEK OKULU

Çavuş Mahallesi Atatürk Caddesindedir.

Balıkesir Üniversitesine bağlı olarak Bigadiç’te 2006 yılında açılan Meslek Yüksek Okulu, 7 bölümde, 2.000 civarında öğrenci eğitim görmektedir. 

Üniversite öğrencilerinin şehrin sosyo-ekonomik yapısına önemli katkıları bulunmaktadır. 

 

 

Bigadiç

GEZİLECEK YERLER

Bigadiç Kasım paşa Camii


KASIM PAŞA CAMİSİ

İlçe Merkezinde Belediye caddesindedir.

Kanuni Sultan Süleyman vezirlerinden Cezerizade Kasım Paşa tarafından 1549 yılında yaptırılmıştır.

Tamamen kesme taşlardan yapılan cami, birkaç defa tamir olmuşsa da minaresi orijinal hali ile günümüze gelmiştir.

Bigadiç Kasım Paşa Camii

Yapıldığı dönemin tüm mimari özelliklerini yansıtan Kasım Paşa Camisinin duvarlarında 1901 tarihli levhalarda hat sanatının değişik örneklerini görmek mümkündür.

Cami, günümüze ibadete açıktır.

2021 tarihinde tescil edilerek koruma altına alınmıştır. 

 

 

Bigadiç Kasımpaşa Camii
 

Sancak:

Yakın zaman önce camide bulunan tarihi sancak, caminin kapısının kilidi kırılmış ve çalınmış, sancak daha sonra bir başka caminin bodrumunda bulunmuştur.

Tarihi sancak, Kasımpaşa camisinin minberinde asılıdır.

1908 yılında Edirne’den getirilen sancak, Bigadiçli muvazzaf askerler tarafından, aralarında para toplayarak Edirne Kız Mektebine yaptırılmıştır.

2 Mart 2013 tarihinde bu tarihi sancak, caminin kapısının kilidi kırılarak çalınmış, yaklaşık 4 aylık polis çalışması sonucunda başka bir caminin (Balıkesir’deki Fatih Camii) bodrumunda ele geçirilmiştir. 

Bigadiç Yeşilli Camii
 

YEŞİLLİ CAMİ

İlçe merkezinde: Kuyu Mahallesi Tosunpınarı Caddesindedir.  

1715 yılında Bigadiçli Çavuşzade İsmail Ağa tarafından yaptırılmıştır.

Cami düzgün haç planlıdır.

Minaresi kuzeydoğuda bulunan caminin son cemaat yeri, 6 sütunludur ve caminin kuzeyindedir.

Cami, bugüne kadar üç kere onarım görmüştür. Caminin önüne ek bir imam odası yapılmış, caminin muhteşem kitabesi bu ek odanın içinde kalmıştır. Ayrıca kitabede yeşile boyanmıştır. İşte bu son restorasyonda o oda yıkılmıştır. Kitabe ortaya çıkarılmış ve temizlenmiştir. 

Bigadiç Müze ve Kültür Evi

BİGADİÇ MÜZE VE KÜLTÜR EVİ

Müzenin bulunduğu bina, 1942 yılında deprem sonrasında Tekel idaresi için yapılmıştır.

Bina yeniden düzenlenerek müze haline getirilmiş ve 2001 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Bigadiç Müze ve Kültür Evi
 

Müze iki kattan oluşmaktadır.

Birinci katta: I. Dünya savaşı şehitleri listesi, Kuvay-ı Milliye fotoğrafları, Atatürk fotoğrafları, ilk hava şehidi Yüzbaşı Fethi Bey köşesi, Bigadiç fotoğrafları ve kitapları, madenci ve marangoz malzemeleri ile bor madeni işleme aşamaları görselleri bulunur. 

İkinci katta: Arkeolojik eserler, geleneksel tarım aletleri, dokuma tezgahı ve fotoğraf makineleri koleksiyonu bulunur. 

Arkeoloji Bölümünde, ilçe merkezine 18 km uzaklıkta bulunan Ancyra antik yerleşim yerine ait kalıntılar sergileniyor.

Müzede ilaveten, toplantı salonu, seminer ve sergiler için kullanılan bir salon bulunuyor.

Bigadiç Hisarköy
 

HİSARKÖY

Hisarköy, ilçe merkezine 20 km uzaklıkta dağ yamacındadır. Yolu asfalttır.

Hisar veya Asar: kelime olarak Arapça kökenli birer kelime olup anlamı “eserler” veya “kale” demektir.

MS 200 yıllarında bölgede büyük bir deprem yaşandığı ve Hisarköy’deki kentin bu depremde önemli ölçüde zarar gördüğü ve deprem sonrası kentin büyük ölçüde boşaltıldığı düşünülmektedir.

Günümüzde, köyün çevresi antik kalıntılarla doludur.

Bigadiç Hisarköy
 

Ayrıca bir kaplıca tesisi vardır. Köy içinde: tüneller, tonozlu köprü, tiyatro ve yazılı taşlar dikkate alındığında, buranın Roma döneminde, önemli bir kaplıca merkezi olduğu tahmin edilmektedir.

Bigadiç Hisarköy Kaplıcaları
 

Hisarköy Kaplıcaları

Kaplıcanı bulunduğu bölgede yukarıda söz ettiğim gibi, Roma ve Bizans dönemlerine ait harabeler vardır.

1991 yılında İl Özel İdaresi tarafından yeni modern tesis inşa edilmiştir.

Burada bulunan kaplıca suyunun en büyük özelliği: termonineralli su olması ve selenyum ihtiva etmesidir.

98 derece çıkan jeotermal su sayesinde, Bigadiç ilçesinin merkezi ısıtma sistemi 2005 yılında hizmete girmiştir. Hisarköy’de çıkarılan sıcak su, döşenen 18 km boru hattı ile Bigadiç şehir merkezine taşınmakta ve buradaki 3.000 konut jeotermal enerjiyle ısıtılmaktadır. Bu proje, dünyanın en uzun 3’ncü jeotermal enerji projesidir. 

Kaplıca olarak kullanılan suların beş tane kaynağı vardır.

Bunlardan: kükürtlü olan su kaynağı 58 derece sıcaklıktadır.

Çelikli su kaynağındaki suyun sıcaklığı ise 75 derecedir.

Çamaşırlık suyu kaynağının su sıcaklığı 75 derecedir ve bu su, çamaşırlık denen mahalleye akar.

Bigadiç Hisarköy Kaplıcaları
 

Köyün 500 metre kuzeyinde çıkan acı suyun sıcaklığı 29 derecedir.

Yukarı çeşme mevkiinde bulunan kokar suyun sıcaklığı 50 derecedir.

Kaplıcanın suları gerek içmece ve gerekse banyo olarak kullanılır.

Banyo olarak kullanıldığında: romatizma, deri ve kadın hastalıklarının tedavisinde kullanılır.

Termal sular içildiğinde ise: mide ve bağırsak hastalıklarına, hazımsızlığa iyi gelir. Ayrıca çamur banyosu da yapılabilir.

Hera Projesi:

Bu proje ile jeotermal enerjiden sağlık ve güzellik turizminde yararlanmak amaçlanmaktadır. Hera termal tesisler ulusal ve uluslararası hizmet verecek kapasitededir. Bigadiç’in kuzey batısında şehre 2 km mesafedeki tesisler, Hera Termal Devre mülkleri ve Hera Termal otel olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. 

 

Bigadiç Kalesi

BİGADİÇ KALESİ

İlçe merkezinin doğusunda bir tepe üzerindedir. Merkezden ulaşmak gayet kolaydır. 

Kale bölgesi Sit alanıdır ve imara kapalıdır. 

Bizans döneminde, MS 6’ncı yüzyıldan kalan kale, Bizans döneminde “Achyraos” kalesi olarak da bilinir.

Oldukça fazla tahribata uğrayan kalenin dış surlarının bir kısmı sağlam olarak günümüze ulaşmıştır. Kalenin iç kesimi toprak altında kalmıştır. 

Kale, Yunan işgali sırasında karargah olarak kullanılmıştır.

Ziyaret için güzel bir manzara noktası oluşturur. 

 

 

Bigadiç Yörücekler Piknik Alanı
 

YÖRÜCEKLER MESİRE ALANI

İlçe merkezine 7 km uzaklıkta, Simav çayı kıyısında, Yörücekler köyünün tam karşısındadır.

Burada devasa çınar ağaçları altında, 20 dönümlük geniş bir alan piknik yeri olarak düzenlenmiştir. Hafta sonu arabasına mangalını, yiyeceğini, içeceğini koyan buraya gelerek yemyeşil çınar gölgesinde su sesi, kuş cıvıltısı içinde tabiatla koyun koyuna olmanın hazzını yaşar. 

Bigadiç Millet Bahçesi

BİGADİÇ MİLLET BAHÇESİ

1071 dönümlük alanıyla, Türkiye’nin en büyük 3’ncü Millet Bahçesidir. Doğa ile iç içe vakit geçirmek isteyenler için eşsiz bir destinasyondur. Yöresel taş evler, sekiz adet gölet, paramotor uçuş pisti, meyve ve ceviz bahçeleri, yürüyüş ve bisiklet yolları, kamp ve karavan alanları bulunuyor. Ayrıca Hisarköy’den getirilen şifalı termal suların bulunduğu 16 taş ev de ziyaretçilere hizmet veriyor. 

Bigadiç Oğul Paşa Türbesi

TARİHİ OĞUL PAŞA TÜRBESİ

İskele Mahallesinde merkez mezarlığı içinde yer almaktadır. 

Bigadiç beldesindeki en önemli tarihi yapılardan birisidir. Karesioğullarından Oğul Paşa’ya aittir ve kasaba mezarlığının ortasında bulunmaktadır. 

Selçuklu kümbetleri tarzında inşa edilmiş olan türbe, 14’ncü yüzyıl sonlarında yapılmıştır. 

Oğul Paşa Türbe kapısının kenarları mermerden olup, üç küçük pencere ile aydınlatılmaktadır. 

Kendisi ve ailesine ait olmak üzere dört büyük, üç çocuk mezarı bulunmaktadır. 

Daha önceden türbenin vakfiyesi olarak 10 dönüm kadar arazinin bulunduğu, arazinin geliri ile tamiratının yapıldığı yöre insanı tarafından söylenmektedir. 

 

Bigadiç Cevizli Pİknik Alanı
 

CEVİZLİ PİKNİK ALANI

Balıkesir-Bigadiç yolu üzerinde, ilçe merkezine 3 km uzaklıktadır.

Burada: ceviz ağaçlarının gölgelediği, çok geniş bir çim alan bulunur.

Bigadiç Cevizli Piknik Alanı

Bölge Belediye tarafından piknik alanı olarak düzenlenmiştir. Ayrıca çeşitli doğa etkinlikleri de yapılıyor. Doğa ile iç içe bulunan alan içerisinde, yürüyüş ve koşu parkurları bulunuyor. 

 

Bigadiç Evliya Çelebi Lonca Camii
 

EVLİYA ÇELEBİ-LONCA CAMİİ

İlçe merkezinde Orta Mahallesi Lonca Caddesindedir.

1795 yılında Bigadiç Voyvodası Seyyid Hacı Hasar Ağa tarafından yaptırılmıştır.

Temeli ve minare kaidesi orijinaldir.

Kayıtlarda caminin vakfiyesi olarak Balıkesir’de bir terzi dükkanı görülmektedir.

Yapı Lonca Camii adıyla da anılıyor, yani caminin bir lonca (esnaf birliği) ya da esnaf çevresiyle ilişkili olduğu izlenimi var. 

 

Bigadiç Barak Baba Türbesi
 

BARAK BABA TÜRBESİ

İlçe merkezine 36 km uzaklıkta Topalak köyü mezarlığındadır.

Türk-İslam tarihinin ünlü simalarından olan Barak Baba: Hacı Bektaş-ı Veli’nin vasiyeti üzerine Bigadiç yöresine gelmiştir.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin halifesi olma gibi bir misyon üstlenmiştir.

Yüzlerce öğrenci yetiştirmiştir.

Geniş bir avlu içinde, Tekke ve Selçuklu dönemi mimarisi özellikleri taşıyan türbe, sekizgen kubbelidir.

Türbenin civarında, 20 civarında mezar vardır.

Bu durum, Tekke’de ölen müritlerin bu hazireye gömüldüğünü akla getiriyor.

Türbe içinde Selçuklu dönemine ait: tunç ve bakırdan keşkül tasları, uçları hayvan ağzı şeklinde alem, iki tane siyah bazalt mezar taşı, taşın üzerinde sekiz köşeli keçeden yapılma “Gülşen-i Takke” görülür. Üç tane mezar var.

Türbe dışında birkaç çeşme ve adak yeri bulunur.

Bektaşilerin Türkiye’nin birçok bölgesinden Barak Baba türbesine gelip adak adama ve adakların kellesini adak taşına atma geleneği hale devam etmektedir.

 

Bigadiç Asar Alan
 

ASAR ALAN

İlçe merkezine bağlı ve 51 km uzaklıktaki Alan köyü karşısında bulunan bir arazidir.

Alanın çevresi, Bizans dönemine ait olduğu düşünülen surlarla çevrilidir.

Tek giriş yeri, halk arasında “Demir kapı” olarak isimlendirilen, ana kayaya oyulmuş bir geçit noktasıdır.

Giriş kapısından 300 metre ileride, Bizans dönemi yapısı 3 sarnıç bulunur.

Birinci sarnıç: 7 metre derinliktedir ve içi Horasan sıvalıdır.

Taştan yapılmış olup kalınlığı 2 metredir. İkinci sarnıç: 5 metre derinliktedir. Üçüncü sarnıç: Asar’ın güney eteklerinde ve 5 metre derinliktedir. Üstü, işlemeli tuğla ile örülmüştür.

 

 

 

Sındırgı tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Balıkesir tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Niğde Bor

Niğde Bor

Eskiden her ne kadar “Yeşil Bor” olarak bilinse de günümüzde yeşil özelliği kısmen kaybolmuş olan bu şirin ilçemiz hakkında, mutlaka duymuşsunuzdur “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye” şeklinde bir söylenti vardır. Yazının hemen başında, bu söylentiden söz etmek istiyorum.

Haftanın “Salı” günlerinde Bor ilçesinde Pazar kurulur. Ancak, bir gün öncesinde, Pazartesi günleri, hazırlık günüdür ve yöresel deyimle, bu hazırlık günü “Deri pazarı” olarak bilinir. Salı günleri kurulan pazara ise “Ulu pazar” denir.

Uzak diyarlardan, 35-40 km. uzaklardan, Bor ilçesindeki pazara gelecek olanlardan bir ziyaretçi: yazdan kalma bir gün, erken saatlerde, 40 km. uzaklıktaki köyünden yola çıkar ve ilçenin yakınlarındaki bağlar bölümüne geldiğinde mola verir.

Eşeğini dinlendirmek için, yükünü sırtından indirir ve pazardan alacaklarının hesabını yaparken, içi geçer ve derin bir uykuya dalar. Bu sırada eşek, önündeki yiyecekleri bitirir ve bağlı bulunduğu ağacın kabuklarını kemirmeye başlar.

Deri pazarı günü uykuya başlayan pazarcı, Ulu pazar günü ikindi vaktine kadar uyumaya devam eder ve uyanınca, ilçenin pazarının yolunu tutar, ancak pazardan dönenlerle karşılaşır.

Pazar yerinden dönenlere, neden Ulu pazara gitmiyorsunuz, geri dönüyorsunuz diye sorduğunda ise, aslında Ulu pazara uğramış ve Pazar alışverişini yapmış olan bir pazarcı: ertesi günü, Niğde pazarını işaret ederek “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye” der.

Niğde Bor

ULAŞIM

İlçe: Konya-Kayseri, Adana-Kayseri, Niğde-Ankara kara yolları kesişim noktasındadır. Bor, bağlı bulunduğu Niğde il merkezine, 14 km. uzaklıktadır. Ayrıca: Bor İstasyonundan, her gün: Adana-Ankara-Kayseri istikametine tren seferleri bulunmakta olup, yörenin ulaşım problemi yoktur.

Niğde Bor

TARİHİ

Yörenin tarihi geçmişinin, günümüzden 5000 yıl öncesine kadar gittiği düşünülmektedir. Hititler zamanında, yörede, günümüzdeki “Niğde” şehrinin bulunduğu yerde “Nahita” isimli bir şehir bulunmaktaydı. Hitit devletinin yıkılmasının ardından, bölge, MÖ.8’nci yüzyılda bu kez, Frigler tarafından işgal edilir.

Daha sonra ise, Persler görülür. 333 yılında, Makedonyalı İskender, Persleri yenince, bölge yine el değiştirir. İskender’in ölümü üzerine, bölgede ortaya çıkan Selevkoslar hükümranlığı, Kapadokya krallığı dönemine kadar devam eder.

Daha sonra Romalılar ve ardından, Bizanslılar ve 707 yılına gelindiğinde ise, bu kez Emeviler görülür. Emeviler döneminde, bölgeye “Tavana” ismi verilir.
1476 yılında, bölge, Karamanoğullarından, Osmanlılara geçer. Yıldırım Beyazıt, burayı ve çevresini, Osmanlı idaresine katar.

Evet, gelelim, ilçenin isminin kaynağına. İlçenin isminin bir Rumca kelimeden geldiği söylenmektedir. Rumca “Poros” ve Fransızca “Bore” denildiğinde, “Bor” ismi anlaşılmaktadır. Kelimenin anlamı: tarıma elverişli olmayan toprak demektir. Ama, kelime anlamı olarak, Rumcadan esinlenilmiş ise; Rumca da, kelime anlamı “yol ve deniz limanı” demektir.

Niğde Bor

GENEL

Burası, 40 bin nüfuslu; Niğde ilinin güneyinde, 1100 rakımlı Bor Ovasında kurulmuş bir ilçedir. Topraklarının büyük bölümü: Obruk Platosundadır. Yörenin, kuzey-güney ve güneydoğusu dağlıktır. Başlıca akarsuları: Küçüköz deresidir.

Yörede yaşayanların büyük bölümü: mübadele sonucu buraya yerleşen: Arnavutluk-Yunanistan ve Bulgaristan göçmenlerinden oluşmaktadır. İnsanların ekonomik etkinliklerinin başında: tarım, halıcılık ve dericilik gelir.

Ancak, genel olarak, arazinin tarıma elverişli olmadığı bir gerçektir. Bunun sonucunda, yöre insanı, okumaya veya yöreden göç etmeye yönelmiştir. Ekonomik etkinliklerden öne çıkan biri de: Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı, Lojistik Komutanlığının Bakım Komutanlığının, burada, Şehit Nuri Pamir Kışlasında bulunmasıdır.

Burada: Türk Silahlı Kuvvetlerinde törenlerde kullanılan: kılıç ve meçler üretilmektedir. Ayrıca: çeşitli ikmal maddelerinin depolandığı, bakım ve dağıtımının yapıldığı bir yerdir. Tüm bu askeri üniteler, yörede, büyük bir kalabalık yaratmaktadır.

Bunun dışında, burada, yine çok büyük bir “Fizik Tedavi Hastanesi” bulunuyor ki, bütün çevrede, bu husustaki rahatsızlıkları olanlar, burayı tedavi için tercih etmektedirler.

Yörede, İç Anadolu bölgesinin step iklimi görülür ve buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk geçer. İlkbaharda, en fazla yağış görülür.

İlçede, Niğde Üniversitesine bağlı: Bor Meslek Yüksek okulu ve Bor Halil Ataman Meslek Yüksek okulu bulunmaktadır.

Yörede, her yıl: Temmuz ayının son günlerinde “Kemerhisar Kültür ve Turizm Festivali” düzenlenmektedir. Festival bünyesinde: çeşitli gösteriler, halk oyunları şenliği ve paneller ile konserler düzenlenmektedir. Elbette, yörenin ünlü antik kenti “Tyana” nın tanıtılması açısından çok olumlu bir etkinlik olduğu kesindir.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Burada, yerel lezzetlerden tatmak isterseniz: Arap aşı yiyebilirsiniz. Koyun-tavuk veya hindi etinden yapılan çorba ve muhallebi kıvamındaki bir yemeğin birlikte yenilmesi.

NE SATIN ALINIR

Bor denilince akla hemen “dabakanecilik” yani “dericilik” geliyor ama eskisi kadar yaygın değil. Bunlar, geleneksel yöntemlerle üretim yapan küçük imalathaneler olarak görülüyorlar. Acıgöl mevkiinde bulunan bu deri imalathanelerinden, hoşunuza gidecek ürünler bulup satın alabilirsiniz. Bunun dışında, köylerde günümüzde de dokunmaya devam edilen halı-kilim bulup satın alabilirsiniz.

KONAKLAMA

Bor Öğretmen evi Belediye Yanı. Bor 388-3116395

Niğde Bor

GEZİLECEK YERLER:

Niğde Bor Kemer Hisar-Tyana

 

KEMERHİSAR-TYANA

İlçe merkezine, 1 saat uzaklıktadır. Niğde il merkezinin ise, 23 km. güneyindedir.

Antik kent kalıntılarının bulunduğu höyük: tarihi süreç içinde ilk olarak: 1880’li yılların başında ortaya çıkarılmıştır.

Yöredeki ilk yerleşimin, MÖ. 5 ile 6 binli yıllara kadar uzandığı bilinse de, yazılı tarihi daha yakın dönemlere aittir.

Kayseri ve Nevşehir arasındaki Geç Hitit Devrine (1200-700) ait bulunan bazı yazılı hitabelerden birkaçı yine Kilisehisar çevresinde hüküm süren Tuvanuva Kralı Varpalava’dan bahsetmektedir.

Tuvanuva adıyla anılan şehir, bu devirde önemini muhafaza ettiği gibi, daha da genişleyerek muhtemelen Tabal memleketlerinin merkezi statüsüne ulaşmıştır.

Evet, burası: Hititler tarafından, Tuvanuva olarak isimlendirilen şehirdir. Hitit krallığının, ikinci başkenti olarak önem kazanmıştır. Hitit ve Asur metinlerinde şehrin ismi geçer.

Yunan tarihçi Ksenophon “Anabasis” adlı eserinde: “Büyük ve zengin olarak nitelendirdiği bu kenti “Dana” ismiyle anmış, Helenistik dönem boyunca da kent bu isimle anılmıştır.

Klasik Yunan çağında zengin ve büyük bir şehir olarak tanımlanan Tyana kenti, doğu ile batı arasındaki bir köprü görevi üstlenmiştir. Aynı zamanda kale, sınır kapısı olarak nitelendirilmiştir. Toros sıradağlarındaki ender geçitlerden biri olan Gülek Boğazı, Kilikya kapıları ile İç Anadolu platolarını kıyıya bağlayan yol üzerindedir.

Hatta: Asurluların efsanevi kraliçesi ve Babil şehrinin Asma Bahçelerinin kurucusu olan Semiramis’in; bu şehrin kuruluşunda etkin olduğu söylenmektedir.

Ancak, bu isim Romalılar tarafından “Tyana” olarak değiştirilmiştir.

MÖ. 42 yılında, Arkelaous, Kapadokya kralı olur.

Arkelaous: burada, eski şehir yerine, yepyeni bir şehir kurar ve bu yeni şehri, kendisi için “taht şehri” olarak seçer, aynı zamanda, şehre kendi adını verir.

Daha sonra: MÖ.17’de, yörede, Roma dönemi başlar.

MS. 399 yılına kadar süren Roma döneminde, şehir, birçok yapı ve kurum tarafından donatılır ve Romanın ihtişamlı bir ili olur.

Şehir nüfusu hızla artınca, su ihtiyacını karşılamak üzere: sarı trakit taşından su kemerleri yapılarak, köşk pınarı mevkiinden, şehre su getirilir. Bu su kemerlerinin arasından aynı zamanda, şehirdeki, ünlü “Jüpiter Tapınağı”na giden, kutsal yol geçmektedir.

Türkler döneminde ise, buranın ismi, Hıristiyan kasabası anlamında “Kilise Hisar” ve daha sonra ise “Kemerhisar” olarak isimlendirilmiştir.

Niğde Bor Tyana

Günümüzde, burada görebilecekleriniz:

Roma döneminden günümüze sağlam olarak gelebilmiş olan “su kemerleri” ve “Roma havuzu” dur.

Niğde Bor Roma Havuzu

ROMA HAVUZU:

İlçede Bahçeli kasabasındadır. Kasaba merkezine yaklaşık 4 km uzaklıkta Köşk Höyük’ün hemen yakınındaki kayalığın yanında yer almaktadır.

Havuzu besleyen Köşk Pınarı olarak adlandırılan kaynak suyu, kayalığın eteğindeki kireçtaşı katmanların arasından çıkmaktadır. Günümüzde halen daha sürekli bir şekilde akan bu su, gerek yakınlardaki Neolitik Döneme kadar geri giden Köşk Höyük yerleşmesini ve sonrasında Tyana yerleşmesini besleyen önemli bir kaynaktır. Bu yüzden Roma havuzunun burada yapılmasındaki en önemli faktörün, burada bulunan kaynak suyu olduğu düşünülmektedir.

Havuzun Roma dönemine ait olduğu, özellikle Hadrian ve Trajan dönemlerinde (MS 2’nci yüzyıl) yapıldığı düşünülür.

Dikdörtgen bir plana sahip olan havuzun doğu kısa kenarı 20.75 metre, uzun kenarları ise 62 metredir. Havuzun derinliği yaklaşık 224 cm olarak ölçülmektedir. Olağanüstü boyutlara sahip bu havuzun günümüze kadar iyi durumda korunagelmesinde içindeki uzun süreli çöküntü dolgunun etkili olduğu söylenir. Havuzun sadece güneybatı köşesinde küçük bir bölüm eksik olup buna bu kısımdaki arazideki eğim etkili olmuş olmalıdır.

Öte yandan, gerek havuzun dikkat çekici ölçüleri gerekse gösterişli mermer kaplamaları havuzun bir su depolama alanından farklı bir fonksiyona sahip olabileceğini akla getirmektedir. Kente taşınması gereken suyun öncelikle bir rezervuarda toplanması gerekliydi. Ancak bunun için küçük ve sade bir havuz yeterliydi.

Araştırmacılar tarafından ileri sürülen düşüncelere göre: havuz sahip olduğu büyük boyutları ve özenli kaplamasıyla Tyana su sisteminin başlangıç noktası olmasının yanı sıra başka bir amaç için de inşa edilmiş olmalıydı.  Havuz muhtemelen kent dışında yer alan bir yapı gurubunun bir parçası veya bir yüzme havuzu işlevi görmekteydi.

Hatta: havuzun, “dünyanın ilk açık olimpik yüzme havuzu” olduğu ifadesi kullanılmaktadır.

Havuz çevresinden gelen ve İmparatorluk dönemine tarihlenen bir dizi heykeltıraşlık eser de havuzun kırsal bir bahçenin veya villanın bir parçası olabileceğini düşündürür.

Havuzun duvarları temel seviyesindeki büyük gözenekli bloklar ve bunun üzerine yerleştirilmiş mermer bloklardan inşa edilmiştir.

İki kısımdan oluşan kaide kısmı en altta düzgün mermer bloklardan ve üzerine yerleştirilmiş düz, geniş bir kymaya sahip kaide kısmından oluşmaktadır. Kaidenin üstünde yukarı kısmında band kuşağı yer alan orthasdat bloklar ve bununda üzerinde öne doğru çıkıntı yapan bir baş profili yer almaktadır. Uzun kenarların her birinde doğu köşelerde, kaide profilinin altıda kanal açıklıkları yer almaktadır. Bu noktalarda havuza su girişi veya su çıkışı tespit edilemediğinden bu açıklıkların işlevi anlaşılamamıştır.

Havuzun zemini bugün kaynak suyunun getirmiş olduğu çakıl taşları ile kaplı olduğu için tabanın döşemesi ile ilgili bir şey söylemek mümkün olmaz. Ancak oldukça gösterişli mermer düzenlemeye sahip havuzun tabanının yine mermer bir döşeme ile tamamlanmış olabileceği düşünülür. Yöre sakinleri havuz tabanında mozaik döşeme olduğunu söylerler. Buna karşın gerek havuzun içindeki dolgu gerekse sürekli akan su dolayısıyla bu bilgiyi doğrulayacak bir araştırma yapılmamıştır. Bununla birlikte havuzun doğu kısmında suyun büyük bir basınçla fışkırması zeminin mozaik bir döşemeye sahip olabileceğini düşündürür.

Evet, havuz;  erken İmparatorluk döneminde, MS 1’nci yüzyılın ikinci yarısına veya 2’nci yüzyılın başlarına tarihlendirilmektedir. Ancak havuzun, su iletim sistemini oluşturan kanal ve su kemerleriyle aynı dönemde planlanmış ve inşa edilmiş olabileceği de gerçektir. 2003 yılında havuzun batıda kalan kısa kenarında suyun tahliye kanallarını belirlemek için yapılan kazılarda, MS 3’ncü yüzyıl başlarına ait sikkeler ele geçirilmiştir.

 Şimdi gelelim suyun taşındığı sisteme:

Tyana kentinin ihtiyaç duyduğu suyu kente taşıyan sistem esasen iki aşamalı bir sistemdir. Bu sistemin en önemli ayağını ise su kemerleri oluşturmaktadır. Ancak Roma Havuzundan suyun çıkışı direkt su kemerleri ile gerçekleşmemiştir. 1996 yılında Saray Camii yakınlarında yer alan Bahçelideki yapı çalışmaları sırasında yaklaşık 2 metre derinlikte su kanalına ait oluk taşları bulunmuştur. Kaba yontulmuş ince gözenekli bloklardan oluşan oluk taşlarının uzunluğu 1.5-2.1 metre arasında, oluk kısmı ise 26, 30 cm derinlikte ve 27-33 cm genişliğindedir. Çalışmalar sırasında su kanalına ait oluk taşları ile birlikte çeşitli ölçülerde muhtemelen oluk kısmını kapatmakta kullanılan taş bloklar ele geçmiştir. Su kanalına ait buluntular göstermektedir ki Tyna şehrine iletilen su Roma Havuzu ile Saray camii arasında yer altına düzenli bir eğimli döşenmiş kanallardan iletilmekteydi.

Su daha sonra yüzeydeki su kemerleriyle kente aktarılırmış.

Evet, havuzun bulunduğu yerde: Tanrı Jüpiter için, bir mermer tapınak yapılır ve tapınağın hemen önünden çıkan bu su, kendisi adına adanır.

Jüpiter Tapınağının yapımında kullanılan ve daha sonra çevrede dağınık olarak bulunan mermer parçalar günümüzde, Kemerhisar açık hava müzesinde görülüyor.

Özellikle: su perilerini gösteren alınlık ve friz parçalarından bir kısmı ise, günümüzde Niğde Müzesinde sergilenmektedir.

Tüm bunların yanında: Semiramis tepesinde, Dorik tarzda bir mermer sütun görülmektedir.

Sonuç olarak, zaman içinde havuzun onarımları yapılmış, ancak birçok durumda orijinal özelliklerini büyük ölçüde korumuştur.

Niğde Bor Su Kemerleri

SU KEMERLERİ

Bu su kemerleri: Adana-Kayseri yolu ve Roma havuzunun kesişim noktasının, 4 km. kuzeyindedir.

Günümüzde halen küçük bir bölümü ayakta kalabilen su kemerleri, 2 mil uzaklıktaki büyük bir kaynağın sularını (Bahçeli kasabasındaki Köşk Pınarı suyunu)  Tyana şehrindeki büyük sarnıca ulaştırıyordu. 2002 yılında su kemerlerinin bitiş noktasında kentin su dağıtım havuzunu bulmaya yönelik çalışmalar yapılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda su dağıtım havuzunun kemer ayaklarının hemen bitiş noktasında olmadığı, muhtemelen daha batıda olabileceği anlaşılmıştır.

Buradan tesis edilen şehir içi su şebekesi sayesinde bütün mahallelerin sudan faydalanması sağlanıyordu.

Evet, Su kemerleri, 15 adet kemerden oluşmaktadır.

Su kemerlerinin en yükseği 7-7.5 metredir. En yüksek su kemeri, kente en yakın konumdaki kemerlerdir.

Kemer ayakları mesafe, yaklaşık 3.34-3.56 metre arasında değişir. Kemer ayaklarının bitiş noktasında, kemer yayının başlangıcında aynı malzemeden yapılmış bir taç bulunur.

Kemerler, büyük, kaba ve yontulmuş bloklardan harç kullanılmadan oluşturulmuştur.

Matematikteki altın oran kullanılarak yapılan 4.3 km uzunluğundaki tarihi su kemerleri, 30 bin kişinin su ihtiyacını karşılayabiliyormuş. Yapımında büyük boyutlu bloklar kullanılan kemerlerde, ince taş işçiliği görülmemektedir.

Niğde Bor Su Kemerleri

Evet günümüzde su kemerlerinin sadece 1.3 km lik bölümü ayakta kalmıştır. Köşk Pınarı kesiminde toprak altında olan kesimlerinde yörede yapılan tarımsal faaliyetler sırasında çeşitli kazılarda ortaya çıkan traverten bloklar, bazı kesimlerdeki bahçe duvarı ve yol amaçlı yükseltilerin altında olduğu tahmin edilmektedir.

Kemerler düz bir hat üzerinde olmayıp, dalgalı bir hat sunmaktadır.

Kemerhisar kasabasının yerleşiminin kuzeydoğu giriş kesiminde toprak üstüne çıkan kemerlerden alınan taşlar ile yöre halkı bahçe duvarı, mesken duvarı gibi alanlarda kullanarak tahribatı hızlandırmıştır.

Evet, MS 98 yılında Roma imparatoru olan Traianus döneminde inşasına başlanan görkemli su kemerleri, İmparator Hadrianus döneminde  bitirilmiştir.

Kaynak suları: yer altı kanalları ile yolculuğuna başlar, daha sonra yüzeye çıkar ve kalıplaşmış beyaz taşlarla döşeli, dikdörtgen şeklindeki Roma havuzunda toplanır ve uzun bir çizgi halinde uzanan kemerler üzerinde taşınır.

Ünlü tarihçi Ramsay, 1882 yılında Tyana’yı ziyaret ettiğinde kemerlerin tamamının eksiksiz olduğunu ifade etmiştir.

 

DÜŞÜNÜR APOLLONİUS;

Çünkü, burası, ünlü düşünür “Apollon” un doğum yeridir. Tynalı Apollonius; 1’nci yüzyılda yaşamış, ünlü bir öğretmen ve filozoftur.

Aynı zamanda Hz İsa’nin çağdaşıdır. Hayvan kurbanlarının kınayan, et yemeyen, yün elbise giymeyen ve varlığını fakirlere dağıttığı söylenen Apollonius’un yaşam öyküsü, Kemerhisar’da bugün bile dilden dile dolaşmaktadır.

Hatta: Batı dünyasının en ünlü filozofu olarak da tanımlanır. Kendisi: Türkiye’nin büyük bölümünü, İran, Hindistan ve Mısır bölgelerini gezmiştir. Bu seyahatlerinde, doğuya özgü mistisizmi öğrenmiştir.

Düşünceleri ve inançları ile, o dönemdeki bir çok lidere karşı gelebilmeyi göze almıştır. Genel anlamda: mucizeler yaratan biri olarak bilinir ve tanınır.

Hatta: 80’li yaşlarda iken, hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmuş ve böylece, insanlar onun ölümsüz olduğuna inanmışlardır.

Niğde Bor Vaftizhane Kilise

VAFTİZHANE VE KİLİSE:

Kentin kuzeydoğu yamacında, güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda, sekizgen planlıdır ve Anadolu’da örneğine az rastlanır.  Kapadokya’da bu boyutta tek örnek kilisedir.

Kilisenin MS 4’ncü yüzyıldan kaldığı düşünülüyor.

Kuzeydoğuya bakan duvarının ortasında, beş cepheli apsis yer alır.

Yapının ortasında beyaz mermerden yekpare bir vaftiz teknesi bulunur.

Vaftizhanenin 15 metre kadar güneybatısında, üç nefli bazilikal planlı bir kilise yer alır.

Evet: zamanında Kapadokya’nin piskoposluk merkezi olarak kullanılan kilisede, kazı çalışmaları devam etmektedir. Kilisedeki çalışmalar tamamlanıp restore edildiğinde, önemi daha iyi anlaşılacaktır. Kapadokya’daki kiliselerin merkezi olacaktır.

Niğde Bor Sarı Saltuk Türbesi

SARI SALTUK TÜRBESİ:

Sarı Saltuk, Hacı Bektaşi Veli ile çağdaştır. Anadolu’da tasavvuf kültüründe önemli bir şahsiyettir.

Türbe: İlçe merkezinde Çarşı Mahallesindedir. Yanının 13’ncü yüzyıla ait olduğu düşünülür. Giriş kapısı yan taraftadır. Yanında demir parmaklıklı bir pencere bulunur. Kesme taşlarla onarılmıştır. İçi kare planlı, üzeri kubbe örtülüdür. Yuvarlak kemerle kareye çevrilmiştir. Arka cephede bir pencere bulunur. Haziresinde 7 adet mezar mevcuttur.

Evet günümüzde türbe inanç turizmi açısından sık ziyaret edilen bir yerdir.

Niğde Bor Bilginler Konağı

BOR BİLGİNLER KONAĞI:

İlçe merkezine bağlı Sokabaşı Mahallesinde yeni Öğretmen Evi yakınındadır.

Eski Hal binasının arkasındadır. Yani ilçe merkezine yürüme mesafesindedir. Konak: iki katlıdır. Kerpiç ve moloz taştan yapılmıştır. Ayrıca dış yüzeyler çamur sıvalıdır. Üst katta cumbalı biçimde parselin tamamı üzerine oturan kısımlar vardır. Cephelerde çıkmalar ve cumba detayları mevcuttur.

Evet konağın mimari üslubu, Geç Osmanlı dönemi özelliklerini taşıyor. Yapım tarihi olarak 1900’lü yılların başı kabul edilir. Konak. 2000 yılında sahipleri Bilgin ailesi tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığına, kültürel ve sanatsal faaliyetlerde kullanılması için bağışlanmıştır. 2007 yılında restorasyonu tamamlanmış, bodrum ve zemin kat kütüphane, 1 nci kat kültür ve sanat olarak hizmet vermektedir.

Konağın içinde Atatürk’e ait gömlek ve ayakkabı sergileniyor.

Niğde Bor Ermeni Kilisesi

ERMENİ KİLİSESİ:

Eski Saray mahallesindedir.

Bazilikal planlı kilise kesme taşlardan yapılmıştır. Kapısı önünde bulunan iki tane sütun, günümüzde araları taşlarla örülerek revaklı avlunun ana unsurlarını teşkil etmektedir. Esas giriş batı yönde olup, kitabe yeri boştur. Çevresi kabartma haç şeklindedir. Freskler tamamen tahrip edilmiş olup, izleri ancak kemer içlerinde görülebilmektedir. Sütun başlıkları da yaprak motifleriyle süslüdür. Kırma çatısında bazalt taş plakalar ile kaplıdır. Yapı, muhtemelen 19’ncu yüzyıla tarihlenmektedir.