Bolu Gerede

Bolu Gerede

Gerede, Kayıkiraz köyü, evet, anne memleketim, birkaç kez gittim ve bu güzel, şirin ilçeyi doya doya gezdim.

Özellikle; Esertepe’den, şehrin görüntüsü ve de gece ışıklandırılmış olarak görüntüsünün muhteşemliğini anlatamam, buradan, yakınlardan geçerseniz, mutlaka zaman ayırın ve bu şirin beldemizi görün. Son olarak Nisan 2023 tarihinde gittim, gezi yorumlarım aşağıdadır.

ULAŞIM

Gerede: D-100 kara yolu üzerindedir ve bu yüzden buraya ulaşım gayet kolaydır. Aynı zamanda: Ankara-İstanbul otobanı da Gerede yakınlarından geçer.  Gerede-Ankara arası uzaklık: 137 km. Gerede-Bolu arası uzaklık: 52 km. Gerede-İstanbul arası uzaklık: 300 km. Gerede-Zonguldak arası uzaklık: 140 km. Gerede-Karabük arası uzaklık: 90 km. Gerede-Abant arası uzaklık: 81 km. Gerede-Yedigöller arası uzaklık; 75 km. Gerede-Kartalkaya arası uzaklık: 65 km.

Bolu Gerede

TARİH

Bölgenin ilk yerleşimcilerinin; Btinyalılar olduğu biliniyor. Daha sonra ise: Frigyalılar, Likyalılar, Persler, Makedonyalılar, Romalılar ve Bizanslılar.

Bölge, ortaçağda, Türklerin eline geçmeden önce, şehir merkezinin keçi kalesi diye bilinen yerde, Bizans hakimiyetinde bir yerleşim olduğu biliniyor.

Türklerin eline geçtikten sonra ise, 1197 yılından itibaren, burada Oğuz Türkleri iskan edilmiş. Günümüzde: Kayı ön adlı köyler, hala varlıklarını sürdürüyor. (Kayı, Kayıkiraz, Kayısopron, Salur, Afşar, Körseli)

Yıldırım Beyazıt: Kastamonu’ya ilerlerken, 1395 yılında, Gerede’yi Osmanlı topraklarına katar. Aynı dönemde, Gerede’ye: bir cami, bir hamam ve iki medrese yaptırılır. 1692 yılında, Gerede, Bolu sancağına bağlıdır.

Ünlü tarihçi, İbn-i Batuta, Seyahatnamesinde, Gerede hakkında şunları yazar: “ Burası, bir yayla eteğinde güzel ve büyük bir şehirdir. Çarşı ve caddeleri geniştir. Dünyanın en soğuk yerlerinden biridir. Ayrı ayrı mahallelere bölünmüş olup, her mahalle halkı kendi aralarında yaşar, öteki mahallerle bir yakınlık kurmaya çalışmaz.”

Evliya Çelebi ise, Seyahatnamesinde, şunları yazar.” Gerede, Bolu sancağına bağlıdır. 9 mahallesi vardır. Çarşı içindeki cami güzledir. 3 tekke, 1 hamam, 3 han, 200 dükkan, 7 kahvehanesi vardır. Halkı, genellikle softa ve talebedir. Soğuğu pek çoktur. Erzurum’un soğuğundan bile üstündür. Halkı, Türk taifesidir.

1810 yılında, buradan geçen, yabancı bir seyyah, Morier ise, şunları yazar: “ Gerede, büyük bir şehirdir. Girişinde, fazla miktarda deri fabrikası (tabakhane) görülüyor. Dükkanlar ve pazarlar iyi görünüşlü Türklerle doludur.”

Gerede, 1923 yılında, Bolu’nun kazalarından biri olarak gündeme gelir.

Evet: belki dikkat ettiniz, Gerede’nin tarihini uzun tutmaya çalıştım. Bunun nedeni: annemin Geredeli olması, Kayıkiraz köyünden, ama biraz önce söylediğim gibi, Kayıkiraz köyü, Oğuz Türklerinden günümüze uzanan bir köy olarak öne çıkıyor. Ben de, kişisel olarak, annemin Kayıkiraz köyünden olması nedeniyle gurur duyuyorum, çünkü gerçek Oğuz Türklerinin ilk yerleşimlerinden biri.

Bir de dikkat ettiyseniz, tüm seyyahlar bölgenin en büyük özelliği olarak, soğuktan söz etmişler. Evet, Gerede gerçekten çok soğuk bir yer. Bu soğuk, kar, buz, günümüzde de devam ediyor.

Bolu Gerede

GENEL

Gerede: ortalama, 1300 metre yükseklikte, dalgalı bir arazide kurulmuştur. Sert iklimli, bol yağışlı bir ova şeklindedir. Kuzeydeki dağlık alanın 1600-1800 metre yüksekliklerinde: Gerede yaylaları var.

Gerede denince, deprem akla geliyor. İlk çağda, burada bulunan Btinya şehri depremde yok olmuş. Ayrıca: 1944 yılında da, burada büyük bir deprem olmuş.

Gerede denince diğer akla gelen ise: soğuk. Evet: kar-kış ve soğuk, buranın en büyük özelliklerinin başında geliyor. İklim soğuk, hava soğuk ama insanlar sıcak.

GEREDE DEPREMİ

1 Şubat 1944 tarihinde, Gerede ve çevresinde, 7.4 şiddetinde, büyük bir deprem oldu. Halk arasında bu depreme, “goca hareket” denilir. Bu deprem sonucu: 3959 kişi ölmüş, 1182 kişi yaralanmış ve 9422 bina yıkılmış.

Deprem sırasında: ilçenin 4 km. güneyinde, Ilıca yolu üzerinde, yolu kesen bir çatlak oluşmuş. Burada: kara, batıya doğru 3 metre itilmiş.

Bolu Gerede

DERİ ÜRETİMİ-DERİCİLİK-TABAKHANE-DERİ

Gerede denilince akla dericilik gelir. Burası, adeta bir dericiler şehri gibi. Burada: 120 civarında deri üretim firması yani diğer adı ile tabakhane var. Bunlardan ayrı, 150 civarında da, kemer yapan ve kimyasal ürün satışı yapan firma var.

Yani, ülkemizin deri üretiminin yüzde 40’ı burada yapılıyor. Günlük deri üretim kapasitesi: 300-350 ton. Bölgedeki dericilerin büyük bir kısmı, bavul ticareti yolu ile deri ihraç ediyor. Rusya, Ukrayna ve Bulgaristan, bölgenin deri sattığı başlıca ülkeler. Burada üretilen derilerden yapılan ayakkabılar: İtalya, ABD ve Almanya’ya ihraç ediliyor.

KEMERCİLİK

Gerede’de, 150 civarında kemer atölyesi var. Yurt içine ve yurt dışına muhteşem güzellikteki kemerler pazarlanıyor.

BAKIRCILIK

Günümüzde, az sayıda işletme tarafından yaşatılıyor. Bakırcılar çarşısında: esnaflar tarafından üretilen bakır ibrikler, göğümler, sini, kazan gibi eşyalar satışa sunuluyor. Hediyelik olarak tercih edebilirsiniz. Bence, bakırcılar çarşısına uğramalısınız.

GEREDE PANAYIRI (MAHYASİ)

Gerede panayırı, Osmanlı imparatorluğunun ilk panayırıdır. Tarihi ipek yolu üzerinde bulunan ilçede; geçmiş dönemlerde çok sayıda büyükbaş hayvan alınıp satılırmış.

Bu yüzden, eski adı katır panayırıdır. Ancak, zamanla diğer ihtiyaçlarda alınır-satılır olmuş. Yarışlar, eğlenceler düzenlenir, ziyaretler verilir olmuş. Ancak, katır panayırı ismi, kaba görüldüğünden, zamanla “kaz panayırı” olarak değiştirilmiş.

Evet, Gerede panayırı, eskilerin deyimi ile mahyası; bilenler tarafından mutlaka zamanı takip edilip, gidilen bir yer. Özellikle, yalnızca Geredeliler değil, yakın çevre yerleşim yerlerinden de, panayıra mutlaka giden insanlar var. 3 gün süren bu panayırda: ilçe merkezinde, panayır için ayrılan bölgede: tamamen organik yani yerel ürünler satılıyor.

Özellikle: üreticiden doğrudan satış yapıldığı için, fiyatları da uygun. Yerel halk için, bir eğlence, bir değişiklik olarak değerlendirilen panayır, çevreden günübirlik gelenler için ise, bir alışveriş, doğal ürünlerin satın alınabileceği büyücek bir pazar yeri olarak görülüyor. Evet, bu pazar yerinin en meşhur ürünü ise, kaz. Özellikle: pişmiş kaz veya kesilip temizlenmiş kaz alıp, kendiniz de pişirebilirsiniz.

NE SATIN ALINIR

Gerede’de: özellikle deri ürünlerin satıldığı yerleri ziyaret edip, deri ürünler satın alabilirsiniz. Kemer olabilir, tabaklanmış deri olabilir. Bu tabaklanmış deri ile: kendinize uygun yelek, mont vs. diktirebilirsiniz.

NE YENİR

Gerede denilince, elbette birçok yemek çeşidi akla gelebilir. Ama, benim sizler için özellikle önereceğim yemek: kızarmış kaz. Evet: Gerede’de, mutlaka kızarmış kaz yemelisiniz.

Ama bunu bulamasanız: yine buraya has, kapalı pide tadabilirsiniz. Son bir not, buraya yolunuz düşerse “Şakşak helvası” denemelisiniz.

Bolu Gerede

GEZİLECEK YERLER

Bolu Gerede Asar Kalesi

ASAR KALESİ

Gerede’nin 20 km. doğusunda. Bir kayalık tepe üzerinde kurulu. Çevredeki arazi üzerinde, bol miktarda, Bizans seramikleri bulunmuş. Dolayısı ile, kalenin Bizans döneminde yapıldığı düşünülüyor. Yine de, kesin olarak ne zaman yapıldığı bilinmiyor.

Efsanelere göre: kalenin bulunduğu tepe ile, hemen doğusunda bulunan tepe arasında: Ulusu Deresi altından, bir geçit bağlantısı varmış. Halk: doğudaki tepede yaşıyormuş, ama bir düşman tehlikesi durumunda, dere altındaki geçitlerden geçerek, Asar Kaleye çıkıyorlarmış.

Bolu Gerede Keçi Kalesi

KEÇİ KALESİ

Gerede’nin 5 km. kuzeyindedir. Hakim bir tepe üzerindedir. Btinyalılar zamanından kalmadır.

1995 yılında aslına uygun olarak restore edilmiştir. Tarihi İpekyolu üzerinde bir konaklama yeri olan Gerede’nin geçmişinde önemli bir yeri olan kale, halen varlığını devam ettirmektedir. Bir ortaçağ yapısı olan Keçi Kalesi, tahminen MS.7’nci yüzyıl ile 13’ncü yüzyıl arasındaki bir dönemden kalmadır.

Efsanelere göre: şehre saldırı olduğunda, halk: mal ve hayvanlarla beraber kaleye sığınıyor ve kendilerini savunuyorlarmış. Yine böyle bir durumda: kale düşman tarafından kuşatılır ancak kaleye saldırmakta başarılı olamazlar. Gündüzleri saldırılarına devam ederler.

Derken, kalede yiyecek sıkıntısı başlar. Bir gece: kalede yaşayan halk ayaklanır, kaledeki  tüm keçilerin boynuzlarında, mum yakarak, kalenin  dışına salarlar. Bir anda, büyük bir ordunun üzerlerine geldiğini sanan düşman, oradan kaçıp dağılır. Geredeliler ise, keçiler sayesinde düşmandan kurtulmuş ve kalenin ismi bu olaydan gelmiştir.

Bolu Gerede Kiliseli Tüccar Hanı

KİLİSELİ TÜCCAR HANI

İlçe merkezinde. Kitirler mahallesinde, Bizanslılardan kalma bir han. Han, 2 katlı ve bazı bölümleri ahşap. 1800 yılında yapılmıştır.

Güneyinde, oldukça büyük bir kapıdan giriliyor, hanın ortasında üstü açık, büyükçe bir avlusu var. Binanın alt katında: hayvan barınağı ve dinlenme odaları, iki ahşap merdivenlerle çıkılan üst katında da, konaklama odaları var.

Tarihi ipek yolu üzerinde, tüccar ve kervansarayların konaklama yeri olan handa, bir odanın doğu cephesindeki pencerelerden birinin kilit  taşında bulunan “haç”, buranın bir zamanlar, kilise olarak kullanıldığı fikrini vermektedir.

Bolu Gerede Çalar Saat ve Kulesi

ÇALAR SAAT VE KULESİ

Kitirler Mahallesindedir. 1882 yılında Ahmet Usta tarafından yaptırılmıştır. Ahşap, kare planlı bir kule şeklindedir. Cumhuriyet devrinde onarım görmüştür. Ancak, saat şu an çalışmamaktadır.

Bolu Gerede Esentepe Arkut Dağı Kayak Merkezi

ESENTEPE ARKUT DAĞI KAYAK MERKEZİ

İlçenin 5 km. kuzeyinde, 1300 metre yüksekliktedir. Çam ormanlarıyla kaplıdır. Ulaşımı son derece kolaydır. İlçe merkezine sadece 5 dakika uzaklıktadır.

Burada: kış sporları ve kayak imkanlarına sahip bir otel var. Bölgede sürekli esen rüzgar nedeniyle “Esentepe” ismi kullanılan bu yörenin ismi, Atatürk tarafından verilmiş.

Arkut dağındaki pistlerde kayak yapılabiliyor. Kayak meraklıları deneyebilir. Burada uluslararası kayak federasyonu tarafından onaylanmış 1.5 ve 5 kilometrelik iki tane pist var.

Arkut dağı olarak bilinen bölgede bulunan bu pistlerde, yaz sezonunda da çim kayağı yapılabiliyor. 1.5 km lik pis, kayağı yeni öğrenen ve az bilenler için idealdir. 5 km. uzunluğundaki kayaklı koşu ve mukavemet pistinde, kış mevsiminde uluslararası kayak ve yaz mevsiminde dağ bisikleti yarışları düzenlenmektedir.

Bolu Gerede Esentepe Mesire Yeri

ESENTEPE MESİRE YERİ

Gerede’nin 1.5 km. kuzeyinde, 1300 metre yüksekliktedir. Tüm ilçeye hakim manzarası ile öne çıkar. Burada: muhteşem ağaçlar var, bastığınız her yer yemyeşil çim. Yazın: piknik, gezi, kros, çim kayağı, kışın ise: kayak yapmak mümkün.

Buranın düzenlemesi mükemmel, buraya yolunuz düşerse veya buranın yakınlarından geçerseniz, merkeze çok yakın bu mekana mutlaka uğrayın, yanınızda malzeme olmasa bile, tahta masalara oturup semaver çayından içmenizi öneririm.

YILDIRIM BEYAZID CAMİSİ

Şehir merkezindedir. 1395 yılında, Sultan Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. 1944 yılındaki büyük depremde yıkılmış, ancak daha sonra yeniden inşa edilmiştir. Ama, bugünkü görünümü, elbette orijinal halinden uzaklaşmıştır.

Abant tanıtımı.

Yedigöller tanıtımı.

Kartalkaya tanıtımı.

Bolu tanıtımı.

Mengen tanıtımı.

 

Bolu

Bolu

 

 

 

 

 

 

Tam bir cennet, Ankara ve İstanbul’da yaşayanlar için: fazla uzak olmayan, gerektiğinde sabah gidip akşam dönülebilecek, bir nefes, bir güzellik, evet tek kelime ile tam bir cennet.

Gidin ve bu cennetin güzelliklerini görün yaşayın.

 

bolu şehri.1
Bolu

ULAŞIM

Ankara-İstanbul kara yolu üzerinde bulunan Bolu şehrine ulaşım, yalnızca kara yolu ile yapılıyor. E-5 kara yolu yanında, Otoban bulunuyor. Otobanın Bolu-Ankara bölümü: 125 km. Bu bölüm: yerli bir firma tarafından yapılmış ve pek otoban özelliklerini taşımıyor. Yani: bol virajlar, rampalar, dönüşler, iniş-çıkışlar var.

Zaten bu yüzden: ağır vasıtaların bir çoğu otobanın bu bölümünü kullanmıyorlar. Aman, otoban diye güvenip te aşırı hız yapmayın, bazı virajlar o kadar sert ki inanamazsınız. Öte yandan: otobanda çok sayıda radar önlemi var, yani zaten aşırı hız yapılması hiçbir akla ve mantığa uygun değil, otobanda birçok yerde, hız tespiti yapan kameralar var, hız kurallarına uymanızı öneririm.

Bolu-İstanbul arasındaki otoban ise, yabancı bir firma tarafından yapılmış. İtalyan firması. Devletler arası ilişkilerde bile bu firmanın ismi sık sık gündeme gelmiş, alacak-verecek yüzünden, ama inanın, Bolu-İstanbul arasındaki bu otoban daha mantıklı yapılmış, yani düz ve viraj, dönüş, rampa, iniş-çıkış, yokuş olmayan bir otoban. Tek sıkıntısı, bazı yerlerde, iki şeride inmesi, düşünün bir şeritte onarım varsa, otoban adı altındaki yol, tek şerit, muhteşem rezillik.

Bu arada: Bolu dağı tüneli diyeceksiniz.

Bunu aşağıda ayrıntılı olarak anlatacağım. Çünkü: eskiden, Bolu dağını geçmek gerçekten büyük problemdi. Hiç bir şey olmasa, yani kar-buz-yağmur olmasa, sis olurdu. Bu kısa mesafeli yolu, aşabilmek için saatlerce, döne-dolaşa, ine-çıka araba kullanmak gerekirdi. Yüzlerce insanın, trafik kazalarında hayatını kaybettiği kesin. Tek güzel yanı, Bolu dağında bulunan restoran ve lokantalar idi.

Tünelin açılması ile; bu tesislerin hepsi, ortadan kalktı, ama biraz önce de söylediğim gibi, tüm bu güzellikler, buranın trafik olumsuzluklarını asla gideremedi, iyi ki tünel açılmış. Tünel yaklaşık 3 dakika sürüyor ve tünel içinde hız limiti sınırlamaları var, 70 km den daha hızlı gitmemenizi öneririm, çünkü radar konuluyor ve limiti aşan sürücüler cezalandırılıyor. Diğer ilginç durum, tünel içinde tünelle ilgili bir radyo yayını olmasıdır.

Evet: Bolu şehrinin çevresindeki yerleşim yerlerine uzaklıkları şöyle. Bolu-Ankara arası uzaklık: 191 km. Bolu-İstanbul arası uzaklık: 262 km. Bolu-İzmir arası uzaklık: 595 km. Bolu-İzmit arası uzaklık: 151 km. Bolu-Zonguldak arası uzaklık: 159 km. Bolu-Adapazarı arası uzaklık: 114 km. Bolu-Bursa arası uzaklık: 273 km.

Bolu

TARİH

Bolu yöresinde ilk yerleşik toplumun, MÖ. 1200 yıllarında, Frigler olduğu düşünülüyor. Daha sonra: Persler sonra İskender ve ardından, Bitinya Krallığı. Bu yüzden, buraya “Btihynia” denilmiş. Romalılar zamanında, bölge “Claudio Polis” olarak isimlendirilir. Bolu isminin de “Polis”ten geldiği sanılmaktadır.

Şehir, üç tepe üzerine kurulmuş. İçte ve  dışta surları varmış. Şehrin kuzeyinde, Halı Hisarı bölgesinde, bugün, bu surların kalıntıları görülebiliyor.

1071 Malazgirt Zaferinden sonra, batıya yayılan Türkmenler, 3 yıl sonra, Bolu bölgesine gelip yerleşirler. Osmanlılar, bölgede, ilk kez, Osman Gazi zamanında görülürler. Orhan Gazi döneminde, yöre tamamen ele geçirilir.

16. yüzyılda, Bolu, ikinci derece Şehzade sancaklarından biri olur. Kanuni Sultan Süleyman, şehzadeliği döneminde buraya atanır. 1811 yılında, Tanzimat sonunda, şehir Kastamonu eyaletine bağlanır. I. Dünya Savaşı ve sonrasında, şehir düşman işgaline uğramaz, fakat maddi zarar görür. 1923 yılında, şehir olarak öne çıkar.

Bolu

GENEL

İl topraklarının, % 56’sı dağlarla kaplıdır. Bölgede: morfolojik yapının karışıklığı, akarsu sayısının çokluğu, yükselti farklılıkları ve eğimin fazlalığı gibi faktörler, çok sayıda gölün oluşmasına sebep olmuş. Abant Gölü, Yeniçağa, Çubuk, Sünnet, Yedigöller, Sülüklügöl, Karamurat, bölgenin önemli gölleri.

Bolu’nun iklimi: Karadeniz iklim tipinde. Yıllık yağış miktarı fazla, yani bol yağmur ve kışın kar yağıyor. Güneşli gün sayısı pek fazla sayılmaz. Yani: gökyüzü, sürekli karanlık ve bulutludur. Zaten bu yüzden: Bolu, tamamen yeşil ve yeşillikler yöresi. İl’in, % 55’i ormanlarla kaplı.

Karadere, Seben ve Aladağ ormanları, ülkemizin en zengin ormanları olarak değerlendiriliyor. Ama, unutmamak gerekir ki, Bolu sürekli yağmur alan bir yer, özellikle Mayıs ve Haziran ayları arasında büyük olasılıkla yağmur ve karanlık gök yüzü ile karşılaşacaksınız. Bu yüzden, Bolu gezinizde yanınızda mutlaka şemsiye veya yağmurluk bulundurun.

Şehir, jeolojik bakımdan, önemli fay tabakası üzerinde bulunduğundan, çok miktarda, jeotermal su kaynağı ve kaplıca var.

Bolu, kümes hayvanları üretiminde, ülke çapında önemli bir yere sahiptir.

DEPREM

Buralarda ilk deprem 1 Şubat 1944 tarihinde oldu ve 4600 kişi öldü. 7.2 şiddetinde, sabah 06.21’de oldu. Kış mevsimi  nedeniyle, ölenlerin bir kısmının donarak öldüğü söylenir. 17 Ağustos 1999 Marmara depreminden sonra, 12 Kasım 1999 tarihinde saat 18.57’de merkez üssü Düzce olan 7.2 büyüklüğünde bir deprem daha oldu. Bolu’nun bir bölümünde de mal ve can kaybı oldu.

Toplam 710 kişi öldü, 2678 kişi yaralandı. Depremin en büyük özelliği: Bolu şehir merkezinde, genellikle Karacasu denen, E-5 kara yolunun alt kısmında bulunan bölüm zemin durumu nedeniyle tehlikeli olarak düşünülürken, depremin E-5 kara yolunun üst kısmında olmasıdır, çünkü fay hattı buradan geçiyormuş. Sonuçta: depremin ardından kalıcı konutlar, daha yukarılara ve zemin sağlam bölgelere yapıldı, yani şehir bir anlamda yer değiştirdi denilebilir.

KÖROĞLU

Bolu denilince, akla, bu yörelerde yaşamış, Köroğlu gelir. Asıl adı: Ruşen Ali. “Benden selam olsun Bolu Bey’ine” diye başlayan sözleri ve haksızlığa karşı gelmesi, halk arasında, dilden dile dolaşarak günümüze kadar ulaşan söylentilere neden olmuştur.

Bolu Bey’i: at meraklısıdır. Seyisi olan Yusuf’u: güzel ve cins bir at aramaya gönderir. Yusuf; bir tay bularak geri döner. Tayın gösterişi yoktur, hatta çirkindir. Ama ileride mükemmel bir küheylan olacaktır. Bey: bu çirkin ve sevimsiz tayı beğenmez ve ceza olarak seyisi Yusuf’un gözlerine mil çektirir ve kör olmasını sağlar.

Yusuf tay ile birlikte köye döner ve olanları oğluna anlatır. Oğlu ile birlikte tayı terbiye ederler. Tay mükemmel bir küheylan olur. Oğlu Ruşen babasının intikamını almak için dağa çıkar. Ruşen Ali “Köroğlu” diye anılır. Gelen geçeni soyar, ünü yayılmaya başlar, kendisi gibi kanun kaçaklarını yanına toplar. Bolu şehrinin karşısında Çamlıbel’de bir kale yaptırır.

Babasının öcünü almak ve zalimlerden hesap sormak için Çamlıbel’deki otağında yaşar. Onun zalimlerle mücadelesi, yurdun dört bir yanına “Köroğlu Efsanesi” olarak yayılır. Günümüzde, Bolu şehrinin merkezi meydanında Köroğlu heykeli bulunmaktadır.

Bolu Kaplıcaları

BOLU KAPLICALARI

Kaplıcalar: şehir merkezine, 5 km. uzaklıktaki, Karacasu beldesinde bulunmaktadır. Burası: Gölcük gölüne çıkış yolu üzerindedir. Yani: 5 km. deyince, aslında burası şehirle birleşmiş bir durumdadır. Seben dağları eteklerinde, çevresi ormanlarla kaplı, sakin bir dinlenme yeridir.

Su: doğal kaynaktan çıkar. Sıcaklığı: 42-44 derecedir. İçindeki bileşimi: bikarbonat, sülfat, kalsiyum, magnezyum, karbondioksit ve flörür.

Sular: banyo ve içme kürlerine elverişlidir. Romatizmal hastalıklara, deri, kan dolaşımı ve kalp hastalıklarına, solunum yolu hastalıklarına, kadın hastalıklarına, sindirim sistemi, safra kesesi, böbrek ve idrar yolları hastalıklarına, kemik ve kireçlenme rahatsızlıklarına, metabolizma ve beslenme bozukluklarına iyi gelir.

Kaplıcaların bulunduğu Karacasu bölgesinin diğer en büyük özelliği ise: Sağlık Bakanlığının burada bulunan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezinin bulunmasıdır. Gölcük çıkışında hemen sol yanda kalıyor.

İZZET BAYSAL VE ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ

İzzet Baysal ismi: Bolu için büyük önem taşıyor. Bu hayırsever iş adamı: tüm hayatı boyunca sahip olduğu değerleri, tamamen Bolu şehri için harcamış. Bolu şehrinde: okullar, sağlık ocakları ve muhteşem bir Üniversite yaptırmış. Zaten vasiyeti üzerine de, 2000 yılında vefat edince, Üniversitenin hemen girişinde, sağ bölümde, küçük bir anıtın altına gömülmüş.

Muhteşem bir üniversite. Tam bir modern eğitim kurumu. Gerek tesisleri ve gerekse bölgesi itibarı ile, gerçekten muhteşem. Üniversite merkez kampüsü, Bolu şehir merkezine 8 km. uzaklıkta. Kampüse ulaşım, özel halk otobüsleri ve belediye otobüsleri ile sağlanıyor.

Aynı zamanda: bu güzel üniversitenin öğrencileri ve eğitim kadrosu, Bolu şehrine büyük bir kültürel farklılık yaratmış. Şehir içinde gezerken, çok miktarda, genç insan göreceksiniz.

Bu arada: bu muhteşem insan için, her yıl, Mayıs ayında, “İzzet Baysal Kültür ve Sanat Festivali” yapılmaktadır. Bolu şehrinin merkezindeki meydanda, İzzet Baysal heykeli bulunmaktadır.

Bolu Kökez Suyu

KÖKEZ SUYU

Bolu’da mutlaka dikkatinizi çekecektir. Buraya has, Gölcük bölgesinden, ormanların içinden çıkan ve şehirdeki çeşmelere verilen kökez suyu: içim lezzeti olarak çok güzel. İl genelinde, kökez suyu bağlanan: 87 çeşme bulunuyor. Kireç oranı son derece düşüktür. Kireç içermediği için, çay demlerken, oldukça kullanışlı. Bolu’da bulunduğunuzda, size belki de şu soru sorulacak: “şebeke mi, kökez mi”.

Ama: şunu da unutmayın, 2-3 yılda bir, kökez suyuna bir mikrop karışır ve tüm şehir “cırcır” olur. Yine de: kökez suyu bir alışkanlıktır, bu suyu içen, bir daha buradan ayrılamaz derler. Evet kökez suyunu tatmak isterseniz: Gölcük yolunda, şehir merkezinde solda bir çeşme var ve yine Gölcük yolunda, tepeye çıkarken yine solda bir çeşme bulunuyor.

Bolu Ne Yenir

NE YENİR

Şehir, yemekten öte, aşçıları ile ünlü. Mengen ilçesinde yetişen aşçıların ünü; Osmanlı döneminden günümüze kadar geliyor. Atatürk’ün aşçısının bile, Mengenli olduğu düşünüldüğünde, Mengenli aşçılara verilen önem hemen ortaya çıkıyor. Bunun yanında: her yıl, Mengen İlçesinde, “Mengen Aşçılar Festivali” düzenleniyor ve bu festivale: birçok aşçı yanında, birçok insan katılıyor.

Bolu il merkezinde; yemek denilince akla gelen şunlar: Kızılcık tarhana çorbası (mide ağrılarına iyi geldiği söyleniyor, ancak lezzeti biraz acıdır), tarhana çorbası, Bolu ekmeği (içinde patates bulunuyor, özellikle merkeze yakın Paşaköy ekmeği), keşli-cevizli makarna (keş; bir çeşit peynir, cevizle karıştırılarak makarnanın üstüne dökülerek servis yapılıyor).

Ayrıca: Bolu yöresinin, kaymaklı ekmek kadayıfı da yöresel bir lezzet olarak öne çıkıyor. Tüm bunların yanında: Bolu’da bulunduğunuz sürede, yörede bolca bulunan Alabalık Çiftlikleri nedeniyle, burada mutlaka alabalık yemelisiniz. Özellikle: Abant Gölü yolunda mutlaka alabalık yemeği sakın ihmal etmeyin. Son bir not: kızılcık tarhanası kilosu 20 TL, yine buraya özgü büyük boy kuru fasulyenin kilosu 15 TL. dir. Özel ekmeğin tanesi ise 6 TL. dir.

NE SATIN ALINIR

Bolu’dan satın alabileceğiniz başlıca şeyler: fındık şekeri, Bolu çikolatası, Bolu patatesi ve patatesli ekmek. Özellikle: Bolu çikolatası mutlaka ilginizi çekecektir, değişik bir tat, yalnız merkezde, bir-iki yerde satılıyor. Patatesli ekmeği de mutlaka tatmalısınız. Bolu patatesi çok özeldir, özellikler renginin sarılığı ile öne çıkıyor, özel aracınız ile gitti iseniz, bagajınıza mutlaka bir miktar patates alabilirsiniz.

Bolu Cumhuriyet Caddesi

GEZİLECEK YERLER

GEZİ PLANI

Ankara istikametinden şehre girmek için: otobandan ilk çıkıştan çıkmalısınız. (Eğer şehri gezmek isterseniz) Yalnızca: Abant istikametine gidecekseniz, otoban ‘BOLU BATI” çıkışına kadar gidebilir ve şehir trafiğine girmezsiniz.

Ancak şehri gezmek isterseniz: Ankara istikametinden gelirken, ilk otoban çıkışından (BOLU DOĞU) çıkıp, şehir merkezine 11 km. lik bir mesafeden merkeze yaklaşarak, şehri gezebilirsiniz. Otobandan çıktığınızda: sağınızda, önce Organize Sanayi Sitesi ve sonra bir Makarna Fabrikası göreceksiniz.

Evet, gezimize devam edelim.

Bu yolda ilerlediğinizde, sağınızda büyük tavukçuluk tesisleri göreceksiniz. Bolu adı duyulunca, burada kurulu tavukçuluk tesisleri ön plana çıkıyor. Özellikle: bir zamanlar Mudurnu, bunların başını çekiyordu. Tavukçuluk tesisleri kurulu bulundukları bölgede, çevre yaşayanları içinde büyük imkanlar yaratıyorlar. Köylerde: tavuk üretim tesisleri kuruluyor ve buralarda üretilen tavuklar, bu tesislerde, tam otomatik bu tesislerde, gayet güzel işleniyorlar.

Ben gördüğümde inanamadım, kamyonlarla tesise getirilen canlı tavuklar, bir yandan ayaklarından çengellere asılıyorlar, bu çengeller üzerinde raylı sistemde ilerleyen tavuklar, tesis içinde işlemlere tabi tutulduktan sonra, tesisin diğer çıkış kapısında, kesilmiş, şoklanmış, paketlenmiş olarak, koliler içinde, Türkiye’nin birçok yerine sevk edilmeye hazır hale geliyorlar.

Ah bir de, bu tesislerin yani tavuk kesim tesislerinin o kötü kokusu olmasa, özellikle Mudurnu ilçesi girişinde, tavukçuluk tesisinin yaydığı o kötü koku, pek dayanılır gibi değil.

Evet, Bolu dedik, tavuktan bahsettik. Derken: şehre yaklaşıyoruz.

Sağınızda, Bolu şehrinin simgesi bir yapı, bir oluşum göreceksiniz. “Bolu Komando Tugayı” Uzun yıllardır burada konuşlu bu askeri birlik, özellikle Güney Doğuda yaptığı kahramanca hamleler ile, Ordumuzun, Askeriyenin daima göz nuru olmuş, operasyon dönüşlerinde Bolu içinde yaptıkları tören geçişleri ile de Bolulunun sevgisini kazanmış bir unsur.

Tugayın konuşlandığı yer, şehre girişte hemen sağda, Bunun hemen karşısından, Kartalkaya yoluna çıkan sapak var. Kar ve kayak meraklıları bu yoldan sapıyorlar.

Şehre yaklaştığımızda: şehrin, üzerinde bulunduğumuz ve E-5 kara yolu olarak değerlendirilen, bu yolun her iki yanında kurulu olduğunu görüyoruz. Özellikle: sol yanda daha yoğun bir yerleşim var. Sağ yandaki küçük yerleşim, 1999 depreminden sonra daha yoğunlaşmış. Çünkü: duyduğuma göre, sol yan bölümün altı sulak yani yumuşak, sağ bölümün altı ise, daha sert, kayalık imiş. Burada biliyorsunuz, büyük bir fay hattı geçiyor.

Şehir içine girdiğinizde: şehrin tam merkezinden geçen “Cumhuriyet Caddesi” var.

Bu cadde bir süre önce trafiğe kapatıldı. Cadde üzerinde insanlar geziniyor, bazı yerlerde kafeler tarafından caddeye atılan masa ve sandalyeler var, eskiden daha çok kafe olmasına rağmen, günümüzde çok miktarda alışveriş mekanı bulunuyor. Bu yüzden, insanlar gezinmek için burayı kullanıyorlar ve burada sürekli bir kalabalık ortam var.

Bolu Valilik

Cumhuriyet caddesinin başlangıcı, E-5 karayolu üzerinde, bitim yeri ise, Bolu Valilik binasına kadar uzanıyor, şehrin merkezi bu cadde üzerinde kurulu olduğunda, caddede uzunca bir yürüyüş yapmalısınız.

Caddenin Valilik tarafında bulunan meydanın çevresinde, Bolu Askeri Orduevi, meydanın kıyısında Atatürk heykeli, yine meydanın yanında Bolu ziyaretçilerinin resim çektirmeleri için bir yazı bulunuyor.

Bolu Cumhuriyet Caddesi

Cadde boyunca yürüdüğünüzde ise

bir sonraki meydanda İzzet Baysal ve Köroğlu heykelleri, büyük bir cami görülüyor. Sonra bir küçük rampa çıkarak caddede ilerlemek mümkündür. Bu yürüyüş sırasında, sağ yanınız, İzzet Baysal Heykelinin bulunduğu meydanın hemen sağ yanında, Gölcük ve Termal Kaplıcalara giden yol ayrılıyor.

Bolu İzzet Baysal Anıtı

Cumhuriyet caddesi dışında, şehri tam ortadan kesen E-5 karayolu üzerinde ise, İstanbul yönüne giderken birkaç büyük Alışveriş Merkezi yani AVM yapıldığını gördüm. Ama unutmayın, günümüzde her yerde AVM var, sizler Bolu şehrinin yeşilliklerini, orman ve göllerinin tadını çıkarın.

Bolu Müzesi

BOLU MÜZESİ

Bolu il müzesi: 1975 yılında kurulmuştur. Bolu Kültür Merkezi içindedir. 1981 yılında, bugünkü şekli ile, ziyarete açılmıştır. 1999 yılı depreminde, hasar üzerine, bir süre ziyarete kapatılmıştır. 2006 yılında, yine ziyarete açılmıştır.

Kültür Merkezi giriş katındadır. 2 bölümden oluşmaktadır. Bunlar: Arkeoloji ve Etnoğrafya salonları.

Toplamda: 2935 arkeolojik eser, 1682 etnoğrafik eser ve 11364 sikke olmak üzere, Müzenin envanterinde, 15981 eser bulunmaktadır.

Arkeoloji Salonu

Eski dönemlere ait: mermer, cam, maden ve pişmiş topraktan yapılmış eserler var. Özellikle: Roma  dönemine ait olan mermer heykeller, pişmiş toprak ve cam mezar hediyeleri dikkat çekiyor. Bunun dışında: bronz, gümüş ve altın sikkelerin sergilendiği, zengin bir sikke koleksiyonu var. Kurtarma kazıları sırasında ortaya çıkarılan: Roma dönemine ait bir tuğla mezar örneği, iskelet ve orijinal mezar hediyeleri, ilgi çekiyor, mutlaka görün.

Etnografya Salonu

Burada sergilenen eserler arasında: mahalli el sanatları olan Mudurnu oyaları, Bolu’da kına gecesi, eski Bolu evi mutfağı ve oturma odaları canlandırılmış, buralarda ziynet eşyaları, dini eserler, silah koleksiyonları ve çeşitli dokumalar sergileniyor.

Bolu Büyük Cami-Yıldırım Beyazıt Camii

BÜYÜK CAMİ (YILDIRIM BEYAZIT CAMİ)

Büyük cami mahallesinde bulunuyor. Cumhuriyet caddesi üzerinde yürüyüş sırasında, İzzet Baysal heykelinin bulunduğu meydanın hemen yanındadır, şehrin birçok yerinden görülebilecek yüksekliktedir.

Cami, Yıldırım Beyazıt tarafından, 1382 yılında yaptırılmış. 1899 yılında yanmış ve bunun üzerine, yeniden bugün görülen cami yaptırılmış. Caminin iki minaresi var. Tek kubbesi bulunuyor. İç mekanda: nakış işi süslemeler ilgi çekici.

Bolu Saraçhane Camisi

SARAÇHANE CAMİSİ

Kitabesine göre: 1750 yılında, Silahtar Mustafa Ağa tarafından yaptırılmıştır. Yine Cumhuriyet caddesi gezisi sırasında hemen sağ yanda kalıyor. Yapı, dikdörtgen planlı ve ahşap çatılıdır. Doğu ve güney cephe duvarlarında: sivri kemerli çeşmeleri var.

Bolu  Taşhan

TAŞHAN

Büyük cami mahallesinde, caminin hemen arkasında bulunuyor. Yani, buraya ulaşmak için, Cumhuriyet caddesinden biraz ayrılıp, Büyük Caminin arkasına dolanmanız gerekiyor. Yapı: 1804 yılında: Abdullah Ağa tarafından yaptırılmıştır. İki katlı ve avlulu olan yapıda, toplam 30 oda bulunuyor. Burası, günümüzde alışveriş yeri olarak kullanılmaktadır.

Bolu Tokadi Hayreddin Türbesi

TOKADİ HAYREDDİN TÜRBESİ

İl merkezine 13 km. uzaklıktaki, Elmalık köyündedir. Otoban veya E-5 kara yolundan ilerlerken, buranın tabelasını mutlaka göreceksiniz. Bu kişinin ismi: tasavvuf kaynaklarında geçmektedir. 1535 yılında ölmüştür. Türbe: asırlık ağaçların altında, bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Her yıl 20 Temmuz tarihinde, burada anma günü etkinlikleri düzenleniyor. Türkiye’nin birçok yerinden gelen ziyaretçiler var.

Bolu Akkayalar

AKKAYALAR

Bolu’nun 10 km. güneyinde, Mudurnu yolu üzerinde soldadır. Bu travertenler, Denizli-Pamukkale’nin bir minyatürü gibidir. Buradan çıkan maden suyu: değişik bir tatta ve 20 derece sıcaklıktadır. Bir zamanlar: burada akıp boşa giden maden suları, daha sonra modern tesisler kurulup şişelenerek satışa sunulmuştur. “Akmina” markalı maden suyu buradan çıkarılmaktadır. Özellikle bu maden suyunun şişesi, turkuvaz rengiyle dikkat çekiyor.

Bolu Gölköy

GÖLKÖY

Bolu’nun 13 km. güneyindedir. Suni olarak yapılmış bir set gölüdür. Çevresi: tamamen olmasa da, kısmen çam ve köknar ağaçları ile kaplı gölün içinde: sazan ve alabalık bulunuyor. Şehir merkezine yakınlığı ve ulaşımın kolaylığı nedeniyle, özellikle piknik yapmak isteyenler ve olta balıkçılığı için çok elverişli.

İzzet Baysal Üniversitesinin hemen arkasındaki bölümde bulunuyor. Giriş ücretli. DSİ Bölge Müdürlüğüne ait bir tesis var. Burada: konaklama ve restoran bulunuyor. Özellikle: Bolu’daki düğün alayları, araç konvoyları, gölün çevresinde mutlaka tur atarlar.

ALADAĞ YAYLASI

Bolu’nun 25 km. güneyinde, dağ yamaçları üzerinde bir bölge. Gölcük gölüne giderken, aynı yol üzerinde devam edildiğinde, buraya ulaşılıyor. Yol biraz zor ama pek fazla zahmetli değil. Buradaki tesislerden yer ayırtabilirseniz, iki veya üç gün burada kalmayı mutlaka deneyin. Ruhunuzun etkilendiğini göreceksiniz.

Orman alanları arasında bulunuyor. Burada: Orman İşletme Tesisleri, Aladağ İzcilik Kampı ve Gölet var. Buradaki: Orman İşletme Tesislerinde tek katlı, müstakil, ahşap barınma yerleri var. Ayrıca: göletin hemen kıyısında: Gençlik Spor Müdürlüğünün çok katlı bir tesisi var. Bu tesisin yanında ise, bungalov tipi evler bulunuyor. Buralarda da barınmak mümkün. Gölde ise, amatör balıkçılık yapılabiliyor.

Burası ile ilgili bir efsane, söylence anlatmak istiyorum.

Yaklaşık 10-15 yıl kadar önce, bu bölgede, bir yabancı şahıs ve oğlu kaybolmuş ve bunun üzerine, o ülkenin askeri birlikleri dahil, uzun süre arama çalışmaları sürdürülmüş ve sonunda bu iki insan sağ salim bulunmuştu. Tabii bu kaybolma üzerine, bir  sürü senaryo üretildi. Buyurun senaryolardan birini de ben söylemek istiyorum, belki ilginizi çeker.

Geçmiş dönemlerde, buradan geçen bir kervan, eşkıya baskını üzerine, yanlarında bulunduğu birçok deve yükü altın, mücevher ve değerli eşyayı, buradan geçen bir derenin yanına gömmüşler. Zamanla, bölgenin jeolojik değişimleri sonucu, derenin önü tıkanmış ve burada bu göl oluşmuş.

Sözüm ona, yabancı devlete mensup kaybolan bu şahıs, gökyüzünden yapılan araştırmalarda, bu hazine ile ilgili ipuçları bulmuş ve onu aramaya gelmiş. Sonuç? Merak ettiniz elbette, ama inanın sonucu bende bilmiyorum, bu define bulundu mu, bulunmadı mı. Ama insan düşünmeden edemiyor, bir yabancı, oğlu ile birlikte, Bolu’nun dağlarında, ormanlarında ne yapar, ne eder, kaybolur?

 

 

SARIALAN YAYLALARI

Bolunun, 20 km. güneydoğusunda, Kartalkaya yolu üzerindedir. Burada: kamp, piknik ve trekkingi yapılabiliyor. Kartalkaya yolu üzerinde bulunması: özellikle kar ve kayak turizmi için Kartalkaya’ya çıkan ziyaretçilerin, mutlaka gördüğü, tanıdığı bir yer olarak öne çıkmasına sebep oluyor. Burada bir gölet var.

ABANT GÖLÜ

Yine bu sitede, yalnızca Abant başlığı altında bulabilirsiniz.

Abant gölü tanıtım ve gezi yazım için. 

KARTALKAYA

Yine bu sitede, yalnızca Kartalkaya başlığı altında bulabilirsiniz.

Kartalkaya tanıtım ve gezi yazım için. 

YEDİGÖLLER

Yine bu sitede, yalnızca Yedi göller başlığı altında bulabilirsiniz.

Yedigöller tanıtım ve gezi yazım için. 

GÖLCÜK

Yine bu sitede, yalnızca Gölcük başlığı altında bulabilirsiniz.

Gölcük tanıtım ve gezi yazım için. 

SONUÇ

Bolu şehri gerek Ankara ve gerekse İstanbul gibi büyük metropol şehirlere yakınlığı ve otoban bulunması nedeniyle ulaşım sorunun olmaması nedeniyle ilgi çekiyor. Yani: Ankara ve İstanbul’da yaşayanlar Bolu şehri ve güzelliklerine kısa sürede ve zahmetsiz olarak ulaşma şansına sahiptirler.

Eğer: bulunduğunuz büyük şehir ortamından kısa veya bir süreliğine uzaklaşmak isterseniz, Bolu şehri idealdir. Burada: şehir merkezinde: kaplıcalara gidebilir, yöresel lezzetlerin tadına bakabilirsiniz.

Şehir yakınlarındaki: Abant, Gölcük, Yedi göller ve Gölköy: yeşillikler içindeki göllerin tabiat güzelliklerini ziyaretçilerin sunar. Kartalkaya ve Sarıalan yaylaları ise: özellikle kış turizmi ve kayak severler için idealdir. Aladağlar: yüksek konumu, yemyeşil ortamı ve ortasındaki gölü ile tam bir dinlenme yeridir. Bu güzellikleri mutlaka görün ve yaşayın.