Ankara Bala

Ankara Bala

Bala, Ankara’nın kuzeyinde, nispeten Ankara’ya yakın bir yer. Ankara’da özellikle, birçok taksi esnafı, Balalı. Bu yüzden, herhangi bir taksiye bindiğinizde, Bala muhabbeti yapabilirsiniz. Bunun yanında, aslında, Ankaralıların birçoğunun bildiği ve gittiği “Beynam Ormanları”, bağlantı olarak, Bala ilçesine bağlı.

Ankara Bala

ULAŞIM

Bala-Ankara arası uzaklık: 80 km. Ankara-Etlik eski garajlarından, Bala’ya Belediye otobüsü ile gitmeniz mümkün, ücreti mi: 4.5 TL. Süresi ise, yaklaşık 1 saat.

Bala-Keskin arası uzaklık: 62 km. Bala-Kaman arası uzaklık: 153 km. Bala-Kırıkkale arası uzaklık; 65 km.

 

TARİH

Bala kelimesinin anlamı: Türkmen dilinde “yüksek” demektir. Öz Türkçe’de ise; “çocuk, evlat” demek.

14.yüzyılda: burada, iki yerleşim vardı. Bunlar: Kasaba-i Bala ve Kasaba-i Sufla. Kasaba-i Bala’da: günümüzde Keskin merkezi olarak yerleşim devam etmektedir.

Bala’nın bugünkü bir kısım köyleri, o zamanlar, buraya bağlı imiş. 1765 yılında, Kasab-i Bala: günümüzdeki yerleşimin merkezini oluşturmaktadır. 1850 yılında, Erzurum-Pasinler yöresinden buraya: başlarında Mir Osman Bey olmak üzere, bir kısım Bozulus Türkmen gelir. 

Evet: buraya, tarihi süreç içinde verilen isimler: Kasaba-i Bala, Bozulus, Tabanlı.

1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonucunda, Osmanlı ordularının çekilmesi ve Kafkasların Rusların eline geçmesiyle, Kafkas dağlarında yaşayan Türkler göç ederek Anadolu’ya gelirler ve yerleşim yeri olarak Anadolu’nun yüksek yerlerini tercih ederler. Bir gurup Kafkas göçmeni de, şimdi Bala olarak bilinen ilçeye gelerek burada Kartal dağına yerleşirler ve buraya “Kartaltepe” ismini verirler. 

İlk kurulduğu yıllarda Kartaltepe adını alan Bala ilçesi, d aha sonraları “Hamidiye” ismini alır. Bu isim, o yıllarda Osmanlı devletinin başında bulunan “Padişah Abdülhamit’e” istinaden verilmiştir.

Daha sonraları, çevreden gelenlerle nüfusu çoğalan Hamideye bucak merkezi olur. Bala ilçesi önceleri merkez olan Karaali’ye bağlı iken 1887 yılında merkez Karaali’den alınıp Bala’ya verilmiştir.

Ankara’nın en eski ilçelerinden biri olan Bala’nın yüzyıllık geçmişi vardır. Bu tarihlerde çok geniş bir araziye sahip olan Bala, Hasanoğlan, Elmadağ gibi yerleşim yerlerinde kendi sınırları içinde bulunuyordu. 

1850 yılına ait Osmanlı Arşiv Belgelerinden edinilen bilgiye göre, Bala halkının kökeni Türkmenistan kökenli olup Erzurum’dan gelmedir. Bala’yı 1690-1691 yılında dönemin aşiret reisi (İmirzalıoğlu) Şeyh Ali Mirza kurmuştur. Bala ilçesi, tarih boyunca “Kasama-i Bala, Bozulus Sancağı, Tabanlı Kazası” olarak adlandırılmıştır. 

İlçe ve köylerinin halkı çoğunlukla Bozulus Türkmenleridir. Başta Bala olmak üzere, Bala’da 29 köy kurulmuştur. Bozulus Türkmenlerinin en büyük oymaklarından biri olan Tabanlı aşiretine mensupturlar. Daha önce Erzurum (Pasinler, Horasan) ve Aydın (Söke, Koçarlı) bölgesinde bulunan Tabanlı aşiretinin o dönem aşiret reisi olan Bala’nın yapılanmasını sağlayan, 1860 yılındaki aşiret reisi Mir Osman Bey (İmirzalıoğlu) olmuştur. 

Tabanlı aşireti, Erzurum Pasinler ve Horasan’dan göç ederek bugünkü Bala ilçesi topraklarına gelmişlerdir. Bala ve köylere yerleştirilene kadar da Bala ile Erzurum arasında konar-göçer olarak yaşamışlardır. Böylece, Bozulus Türkmenleri, Tabanlı aşiretinin Bala’ya yerleşip kurmaları, 1690 yılında gerçekleşir. 

İlçeye Bala ismi verilirken, Bozulus aşireti isminden esinlenilmiştir. Bozulus Türkmenlerinin yerleşim yerleri, Bala ve Keskin ilçeleri olur. Keskin ilçesi, Bozulus Türkmenlerinin Cerid, Karaca, Arablu aşiretine mensupturlar.

1877-1878 Osmanlı Rus savaşında, Osmanlı orduları yenilip Kafkaslar Rusların eline geçince Anadolu’ya göç etmek zorunda kalan bir gurup Çerkez, ilçeye gelerek yerleşmeye karar verdikten kısa süre sonra, ilçe nüfusunun büyük kısmı, burayı terk ederler. 

Bala sözcüğü Fransızcadır. “Yüce, yüksek, yukarı ve boy” demektir.

Kesinliği henüz kanıtlanamamış bir şey duydum, umarım resmi makamlar bu konuya bir açıklık getirirler: Mustafa Kemal , ilk TBMM açıldığında, Bala milletvekili olarak meclise katılmış.

Bu yörede yaşayan insanlar: genellikle her şeyin başına, söylerken “i” harfi getirmeleriyle biliniyorlar. Hatta, sinema sanatçısı “Kenan İmirzalıoğlu”, soyadının başındaki “i”nin bu alışkanlıktan kaynaklandığı söylenir.

Ankara Bala

GENEL

Yörenin iklim durumu incelendiğinde: yazlar sıcak ve kışları soğuk ve bol kar yağışlı bir iklim olduğu görülür. İlçenin denizden yüksekliği, yani rakımı: 1310 Metre olup, Ankara ilinin en yüksek ilçesidir ve bu yüzden, sıcaklık değerleri, diğer yakın yörelere göre daha düşüktür.

Yörenin bitki örtüsü değerlendirildiğinde: aslında, bir zamanlar muhteşem karaçam ormanlarının bulunduğu söylense de, bu ormanların yüzyıllardır insanlar tarafından tahrip edilmesi sonucu, günümüzde orman varlığından geriye pek bir şey kalmamış ve yörede, bozkır alanları hakim olmuştur. İlçenin en önemli ormanlık alanı: Beynam Ormanlarıdır.

Yöredeki ekonomik faaliyetlerin temelinde: sanayi ve ticaret gelmektedir. Tarımsal ürünlerin başında: buğday, mercimek, nohut, fasulye, kavun ve karpuz var.

Bala yöresinde: ilgi çeken bir diğer oluşum “Kızılırmak” nehri üzerine kurulu bulunan Kesikköprü Barajıdır.

 

NE YENİR

Bala yöresinde yerel lezzetlerden tatmak isterseniz, önereceklerim: Kömbe, İncir uyutması, Topalak ve Besmet.

 

GEZİLECEK YERLER

 

BEYNAM ORMANLARI

Beynam ormanları hakkındaki, ayrıntılı yazımı, yine bu sitede, “Beyram Ormanları” adı altında bulabilirsiniz.

Beynam ormanları tanıtım ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için. 

Ankara Bala Aliasos

ALİASOS

İlçe merkezine 14 km. uzaklıktaki, Afşar beldesindedir.

Burası, tarihi süreçte, Galatlar tarafından yörede kurulmuş en önemli şehirdir.

Aynı zamanda: Roma döneminde de, tarihi “Hac Yolu” buradan geçiyormuş ve bu nedenle, burada bir “mil taşı” bulunuyor.

Ankara Bala Kesikköprü ve Kesikköprü Barajı

KESİKKÖPRÜ VE KESİKKÖPRÜ BARAJI

Kesikköprü: ilçe merkezine bağlı Kesikköprü  köyündedir. Köprü, Kızılırmak üzerinde olup, Selçuklular döneminde 1251 yılında yapılmıştır. Birbirine yakın, sivri kemerli, 13 gözden oluşmaktadır. Her iki yanında korkuluklar var.

Uzunluğu: 320 metre, genişliği ise, 5 metredir. Ancak, daha sonra yenilenmiştir. Yeni köprü, günümüzde: Niğde-Adana-Konya ulaşımını sağlamaktadır.

Ankara Bala Kesikköprü ve Kesikköprü Barajı

Kesikköprü barajı: Ankara il merkezine, yaklaşık 120 km. uzaklıktadır. Anayoldan; yaklaşık 20 km. içeride kalıyor. Yani: Ankara-Konya yolu-Gölbaşı-Bala sapağına gireceksiniz ve sonra, Beynam ormanları tabelasına döneceksiniz. Orman yolu, sizi baraj gölüne götürüyor.

Ankara Bala Kesikköprü ve Kesikköprü Barajı

Kızılırmak nehri üzerinde, 1966 yılında yapılmıştır. Gölde: yüzmek mümkün (yazın suyun sıcaklığı 18 derece) , ayrıca su sporları da yapılabiliyor. Derinlik: 29 metreye kadar ulaşabiliyor. Göl alanı: yaklaşık 6.5 km. karedir. Akarsu yatağından yüksekliği: 49 metredir.

Ancak, 1992 yılında, baraj bölgesine, Belediye tarafından “Dinlenme Kampı” açılmıştır. Toplam 250 yataklı olan, bu kamp tesisinde: yaz aylarında, öğrenciler kamp yapıyor.

Baraj bölgesi: olta balıkçılığı ve günü birlik piknik ve kamp yapmak için çok uygun.  Ancak, pek fazla ağaçlık alan yok. Sadece, bir bölümde ağaçlık var. Bu yüzden, sıcak yaz günlerinde, açık alanda kalırsanız pek tat vermiyor.  

 

KİNNA-CİNNA

Ankara Bala ilçesine bağlı Karahamzalı köyü sınırları içinde olduğu düşünülen bu antik kent, bugün tamamen bu köyün altındadır. 

Evet: Ankara-Konya yolunun 90 km deki yol ayrımından devam eden Sofular köyü yolunun sağ tarafında yer almaktadır.

 

TARİHSEL ÖNEMİ:

Kinna, kayıp bir antik kenttir. Antik Galatya bölgesinde yer alan önemli bir Roma ve Bizans yerleşimidir. Hititler döneminde ise Zallara olarak biliniyordu.

Kinna, başlangıçta yerel bir Galat yerleşimi iken, Roma döneminde (özellikle MS 2 ve 3 yüzyıllarda) bir şehir kimliği kazanmıştır.

Arkeolojik araştırmalar ve tarihi haritalar, bu antik kentin yerini bugün Ankara-Konya yolu üzerinde bulunan Karahamzalı köyü ve çevresine lokalize etmektedir.

Halen tarla olarak kullanılan alandan toplanan seramiklerden Geç Roma ve Erken Bizans dönemi düz yerleşimi olduğu anlaşılmaktadır.

Farklı bir tez olarak: Kinna şehrinin Konya ilinin Cihanbeyli veya Kulu ilçeleri mevkilerinde de olabileceği düşünülmektedir.

 

PİSKOPOSLUK MERKEZİ-İZNİK KONSİLİ KAYITLARI:

Kinna, Geç Roma ve Erken Bizans dönemlerinde Hıristiyanlık için önemli bir merkezdi.

Hatta MS 325 yılında toplanan meşhur İznik Konsili ne Kinna yı temsilen Philumenes adında bir piskoposun katıldığı biliniyor.

İznik Konsili listesinde, Kinna nın bir piskoposluk merkezi olarak geçmesi, buranın o dönemde sadece bir köy değil, binlerce kişinin yaşadığı bir şehir olduğunu kanıtlar.

 

STRATEJİK KONUM:

Antik dönemde de ticaret yolları üzerinde bulunan şehir, Osmanlı döneminde ise Karahamzalı-ı Kebir adıyla anılmaya devam etmiştir.

 

ROMA YOL ŞEBEKESİNDEKİ YERİ

Kinna, antik dönemin en önemli ulaşım hatlarından biri olan Ancyra (Ankara)-Archelais (Aksaray)-Tyana (Niğde) güzergahı üzerindeki kritik bir istasyon konumundaydı.

Itinerarium Antonini: Bu antik Roma yol rehberinde, Kinna, Ancra’dan yaklaşık 30-40 mil güneyde bir durak olarak kaydedilmiştir.

Ticari Kontrol: Şehir, Tuz gölünden gelen tuz ticareti ve İç Anadolu’nun tahıl sevkiyatını denetleyen bir gümrük noktası işlevi görmüş olabilir.

 

III GORDİANUS BAĞLANTISI

Roma İmparatoru III Gordianus un Sasani seferi sırasında kazandığı zafer sonrası, Kinna halkının ona olan minnettarlığını göstermek için şehre heykelini diktiği tarihi kayıtlarda yer almaktadır.

 

KARAHAMZALI KÖYÜNDE BUGÜN

Karahamzalı köyü, binlerce yıl önce, binlerce insanın yaşadığı, dini ve siyasi önemi olan Kinna Antik Kenti nin mirası üzerine kurulmuş tarihi bir yerleşimdir.

Köy ismini bölgeye yerleştirilen Karahamzalı (veya Karahamzalı-ı Kebir) aşiretinden alır.

Bu aşiret, Osmanlının iskan politikaları çerçevesinde bölgeye getirilmiş ve antik kentin yıkıntıları üzerine yerleşimi kurmuştur.

Osmanlı döneminde bu bölge, İstanbul dan Hacca giden kervanların ve ordunun geçtiği Sağ Kol (Anadolu Sağ Kolu) üzerinde önemli bir duraklama noktasıydı.

Ancak maalesef bölgede henüz kapsamlı bir kazı yapılmamıştır.

Yüzey araştırmaları, toprağın hemen altında büyük bir şehir planının yattığını göstermektedir.

 

DEVŞİRME TAŞLAR

Köy içerisindeki eski çeşmelerde, cami duvarlarında veya bahçe duvarlarında antik döneme ait işlenmiş mermer bloklar ve sütun parçaları kullanılmıştır.

 

NEKROPOL ALANLARI

Köyün etrafındaki yamaçlarda, antik döneme ait kaya mezarları ve basit mezar stelleri tespit edilmiştir.

Bu stellerin bir kısmı Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi envanterinde yer almaktadır.

 

SU SİSTEMLERİ

Antik kentin su ihtiyacını karşılayan kanalların ve sarnıçların kalıntıları, tarım arazilerinin altında yer yer görülmektedir.

 

YAZITLAR

Bulunan bir yazıtta, şehir meclisinin (Boule) Roma İmparatorluğuna bağlılık yemini ettiği ve ona onursal bir unvan verdiği yazar.

Bu, Kinna nın Roma nın resmi şehir statüsüne sahip olduğunu kanıtlar.

 

ADALET VE TİCARET

Bazı mezar stellerinde ölen kişinin mesleği (tüccar, asker, yerel yönetici) belirtilmiştir.

Bu da Kinna nın tarımdan ziyade, Ankara ve Konya arasındaki ticaret kervanlarından beslenen zengin bir şehir olduğunu gösterir.

 

ESERBEYLİ DÜZ YERLEŞİMİ-ASAR MEVKİİ

Köyün hemen yakınındaki Eserbeyli mevkii, aslında Kinna şehrinin asıl Akropolü yani Yukarı şehirdir. Köyün yakınlarındaki tarlalarda yapılan incelemelerde Geç Roma ve Erken Bizans dönemine ait çok sayıda seramik parçasına rastlanmaktadır.

Burada yapılan yüzey araştırmalarında devasa bloklar, mermer sütun kaideleri ve sur duvarları kalıntıları bulunmuştur.

Ayrıca Roma devrine ait “terra sigillata” (mühürlü kırmızı seramikler) ve Geç Antik Çağ cam kalıntıları yoğun olarak görülmektedir. Bu da kentin refah seviyesinin yüksek olduğunu işaret eder.

Karahamzalı köylüleri yüzyıllar boyu bu alandan çıkan taşları modern evlerinin ve ahırlarının inşasında kullanmışlardır.

HAZİNE ÖYKÜSÜ

Bala çevresinde, özellikle Karahamzalı ve çevresindeki höyüklerde Roma dönemine ait altın sikkeler ve bronz heykelcikler bulunduğu sıkça anlatılır.

Ancak bilimsel açıdan en büyük hazine, toprağın altında hala bozulmadan duran şehir planıdır.

 

 

Ankara Beynam Atatürk Ormanı

Ankara Beynam Atatürk Ormanı

Ankara Beynam Atatürk Ormanı: Ankara’da sakin, sessiz ve yemyeşil bir ortam düşlüyorsanız, işte tam size göre bir yer, inanın Beynam da kuşlar bile ötmüyor, yani o derece sessiz bir yer, ama unutmayın, aşağıda ayrıntılı olarak yazdığım gibi, yol berbat.

ULAŞIM

Ankara-Mogan (Göllbaşı)-Konya kara yolunu takip ediyorsunuz, 20 km. sonra Gölbaşı ilçesi geçilecek. Gölbaşı çıkışından, 10 km. sonra, sola, Bala-Kırşehir yönüne ayrılacaksınız. Bu ayırımdan sonra ise, 7.5 km. daha gidince, Beynam köyüne ulaşırsınız. Köyün hemen bitiminde; sağa, stabilize bir yol ayrılıyor. Ayırımda; “Beynam Atatürk Ormanı ” tabelasını görünce dönüyorsunuz ve 2.5 km. lık tırmanıştan sonra, orman girişine ulaşıyorsunuz.

Ana yoldan ayrıldıktan sonra: bu 2.5 km. lik yol, berbat. Hem asfalt bozulmuş, hem dar (özellikle: bazı bölümlerde, karşılıklı iki aracın bile geçmesi imkansız) ve hem de yer yer iniş-çıkışlı. Yani: kesinlikle, burada, çok dikkatli araç kullanmanız gerekiyor. Özellikle: gün sonunda, burada, büyük olasılıkla alkol aldıktan sonra, aşağıya inen araçların, yukarı çıkanlara büyük tehlike yarattıkları kesin.

Tabii: bir de işin yağışlı dönem, kış boyutu var. Yani: sakin bir havada, bu kadar kötü olan yolu, yağışlı ve kış şartlarında düşünmek bile istemiyorum. Sanırım: insanların buraya gitmesi istenilmiyor. Zaten: yukarıda, özellikle yaz sezonunda, sürekli olarak Orman İşletmesine ait, yangın söndürme arazözü dolaşıyor.

Ankara’ya olan toplam uzaklık: 40 km.

TARİHİ SÜREÇ

Burada bulunan ağaçların büyük bölümü: Roma döneminde, buradaki roma hamamında ve I. Dünya Savaşı sırasında ise, trenlerin odun ihtiyacının karşılanması için kullanılmış. Ayrıca; 1402 yılındaki Ankara Savaşından önce, Timur, yanlarında bulunan filleri, bu orman içinde saklamış.

Fatih Sultan Mehmet’in, Karamanoğlu Beyliğine son vermesinden sonra, Karaman Beyliğinin kurucularından bir bölümü, bugün Beynam olarak bilinen bölgeye gelir ve yerleşirler.

Ankara Beynam Atatürk Ormanı

BEYNAM KÖYÜ

Beynam köyüne girerseniz; tarihi bir evle karşılaşırsınız. Köye girişte, hemen solda, bir tabela ile gösterilen “Atatürk Evi” var. Burası: Atatürk evi. Atatürk; milli mücadele yıllarında, burada, bir gece konaklamış.

Sonraki yıllarda, aynı ev; Kültür Bakanlığı tarafından sahibinden satın alınmış. Zamanla restore edilen ev, günümüzde ziyarete açık. Bir zamanlar; evin içinde bulunduğu söylenen; sedir ve Atatürk’e ait el yazması notlar ise, kayıp.

Yazıların; Atatürk tarafından, kaldığı gece, kendisi tarafından yazıldığı söylense de, bugün kayıp. Evde; Atatürk’e ait bir süveter var.

Buranın; Atatürk için başkaca bir anlamı daha varmış. Beynam yakınlarındaki Bala ve birkaç ilçe birleştirilerek bir milletvekili ile temsili söz konusu olduğunda, Atatürk, milletvekili olarak, mazbatasını buradan almış. Evet, köy böyle, köye vardığınızda, mutlaka höşmerim tatlısı deneyin, tadı muhteşem.

BEYNAM ATATÜRK ORMANI

En son tırmanılan yolu çıktıktan sonra, bir kapı daha doğrusu, bir bilet gişesi ile karşılaşacaksınız. Hemen karşısında ise, muhteşem bir manzara. Orman alanına giriş ücretli. Ücreti ödedikten sonra, içeride aracınızı bırakabileceğiniz otopark var. Sonrası ise, orman alanında size kalmış.

Çamlarla bezeli güzel bir yer. Ama, bu çamlar: hani ünlü Moğol imparatoru Timur’un fillerini sakladığı, saklayabileceği kadar büyük çam ağaçları değil. Öyle, çok büyük, muhteşem büyük çam ağaçları yok. Her yan çam ağacı ama, bunlar öyle pek yaşlı çamlar değiller.

Evet, burada: Piknik yapabilirsiniz. Zaten: belki inanmayacaksınız ama, her ağacın altında, bir sürü piknik artığı kirlilik ile karşılaşacaksınız. Naylon poşetler, sıvı kapları, inanamazsınız, her yan berbat kirli. Sanki: buraya muhteşem bir kalabalık gelmiş ve bütün çöplerini geride bırakarak, ayrılıp gitmiş.

Bilmiyorum, hani Beynam Ormanları derken, sanırım büyük bir ormanlık alan bekliyorsunuz, ama hayır, gittiğinizde göreceksiniz ki: gerçekten, o çam ağaçlarının altında: çam kokusunu hissederek oturmak, kuş sesi bile olmayan ortamda (evet, ilginçtir, ortam öyle sessiz ki, kuş sesi bile yok) , o sessizliği yaşamak (ama bir yandan da diyorum ki, özellikle hafta sonu, çevrenizde piknikçiler varsa ki büyük olasılıkla olacak, bu sessizliği yaşama şansınız da yok), yaz sezonunun en sıcak günlerinde, buradaki o güzel esintiyi hissederek serinlemek. İşte, olayın güzel yanları bu. Olumsuz yanları ise: kötü yol, kirlilik.

Evet, Orman içi alanı, özel bir firma tarafından işletiliyor. Yaz aylarında, hafta sonlarında; yakın çevreden 2-3 bin kişinin geldiği söyleniyor, gerçekten tüm uzaklığına ve yolun son bölümünün rezaletine rağmen, bayağı kalabalık oluyor.

Buradaki çam ağaçlarının gövde şekilleri aynı derecede orijinal Her ağaç gövdesinde, farklı bir ilginçlik gözlemek mümkün. Ne gibi? Ağaç gövdesi, garip şekiller almış, altık neye benzediğini bulmak, sizin hayal gücünüze bağlı. Çeşmeler, ahşap masalar, yüksek kapasiteli bir restoran, otopark, çocuk parkı gibi üniteler var.

Evet; sıcak bir yaz günü serinlemek veya değişik bir ortamda bulunmak istediğinizde, birazcık da, uzun yolu göze alarak, Beynam Atatürk Ormanına gidebilirsiniz. Güzel bir ortam. Ama: biraz önce de söylediğim gibi: kötü yol, kirlilik insanı ürkütüyor.

Tercih sizin. Bu arada: hafta içi, piknik alanı kapalı. Yani: hafta içi gitmeye kalkarsanız, her ne kadar kapıdaki bilet gişesinin bulunduğu bölümde, “Kapalı” yazısını görebilirsiniz.

Aslında: bu yazıyı, bir güzellik yapıp, ana yoldan sapılan kötü yolun hemen başlangıcında, bir afiş şeklinde de yazmışlar. Yani: kapalı olduğunu, yukarı gidince öğrenmiyorsunuz, hemen aşağıdaki sapak yolun başlangıcında, bir afiş “Piknik Yeri Kapalıdır” şeklinde.

Yine de, inat edip yukarı çıkarsanız, piknik yerinin kapalı olmadığını görüp, gayri resmi olarak girebilirsiniz.

Ama: Orman görevlileri, kesinlikle sizi gördüklerinde, piknik yerinin kapalı olduğunu söyleyip, çıkmanız yönünde uyarılarını da yapıyorlar. Siz en iyisi, buraya gitmek istiyorsanız: kesinlikle, hafta sonu ve yaz günü yani yağışsız bir gün gitmeyi tercih edin.

Bu arada: özel aracınızın altı, yere yakın bir tip ise, yine son sapaktan sonraki 2.5 km. yolu, bu araç ile gitmenizin zor olduğu konusunda, aracınızın altının yere kesinlikle birçok kez çarpacağı konusunda sizi uyarmak istiyorum. Tercih sizin.