Ardahan Damal

Ardahan Damal

Damal denince ilk akla gelenler, Atatürk silueti ve Damal bebekleri. Belediye ilçenin tanıtımında çok etkili olan Atatürk siluetini Belediye hizmet binasının ön kısmına resmettirdi, Belediye bahçesine ise Damal Bebeği maketi diktirdi, bence güzel bir uygulama.

En azından, yöredeki birçok yer tarafından yaptırılmayan, turizme önem veren bir uygulama.

ULAŞIM

Damal Ardahan arası : 44 km. Damal Kars arası: 106 km. Damal Posof arası: 36 km. Damal Hanak arası: 16 km. Damal Çıldır arası: 55 km. Damal Erzurum arası: 269 km.

TARİHİ

1453 yılında Maraş yöresinden gönüllü getirilen Dulkadurlu topluluğundan Türkmenler buraya yerleştirilmiştir.

Türkmenler, Ulgar ve Cin dağlarını yaylak edinerek bölgeye köyler kurmuşlar ve günümüze kadar kendi gelenek ve göreneklerini yaşatmışlardır.

Bölge 1876-1920 yılları arasında Rus işgaline uğrar, 44 yıl Rus işgali yaşamalarına rağmen gelenek ve göreneklerinden taviz vermemişlerdir.

Rusların geri çekilmesiyle İngilizler, Ermeni ve Gürcü işgalleri görülür. 1 Mart 1921 tarihinde bölge işgalden kurtarılmıştır.

Damal, Gürcü kaynaklarında Tamali olarak geçer. Türkler yörede egemen olunca buranın ismi Damal olarak değiştirilmiştir. 

Ardahan Damal

GENEL

İlçe toplam 74 km kara sınırına sahiptir. Rakımı 2000 metredir. Arazi plato görünümünde olup, ilçenin bitki örtüsü yeşil çayır şeklindedir.

Karasal iklim hüküm sürer, ancak yağış ülke ortalamasının altındadır. Sıcaklık kış mevsiminde, aşırı düşer. İlçe sınırlarında Çikora ve Bağırsak çayı bulunur.

Bu bölgenin en önemli özelliklerinden birisi, kadınların Orta Asya Oğuz Türklerinin kıyafetlerini kullanmalarıdır.

Bu kıyafetler üç etek, önlük, şalvar, yelek, gömlek, cepken, göğüslük, takke, fes, tor, kolçak gibi parçalardan oluşur. Bu kıyafetler günümüzde de kullanılmaktadır.

Sadece giyenin sosyal durumuna ve ekonomik gücüne göre değişiklik gösterir.

Örneğin: yaşlı kadınlar ve dul kadınların giydiği kıyafetteki göğüslük, koyu renkli kumaştan yapılır. Halbuki gençlerin göğüslükleri tamamen boncuktan yapılır.

Kadınların taktığı başlık ta farklı özellikleri ifade eder. Yeni evli kadın, en az beş entari giyer, üç etek, bir yeleği bir arada giyer.

Geçmişte de kadınlar bu kıyafetleri küçük ağaçtan yapılmış bebeklere giydirerek çocuklarına oyuncak yaparlarmış.

Günümüzde ise bu alışkanlık plastik bebeklere giydirilen kıyafetlerle sürdürülüyor. 

Ardahan Damal Atatürk Gölgesi-Atatürk’ün izinde ve gölgesinde Damal şenlikleri

ATATÜRK GÖLGESİ-ATATÜRK’ÜN İZİNDE VE GÖLGESİNDE DAMAL ŞENLİKLERİ

Damal yöresinin en büyük özelliklerinden birisi Atatürk’e benzeyen gölgesidir.

Gölge, her yıl Haziran-Temmuz döneminde saat: 17.50 – 18.10 arasında “Karadağlar” a yansır ve Damal ilçesindeki Ata Mahallesinde 1996 yılından bu yana “Atatürk’ün İzinde ve Gölgesinde Damal Şenlikleri” etkinliği düzenlenir.

Atatürk silueti, ilk olarak 1954 yılında Yukarı Gündeş köyünde çobanlık yapan Adıgüzel Kırmızıgül tarafından keşfedilmiştir.

1975 yılında ise, Siluetin fotoğrafı gazeteci Erdoğan Kumru tarafından çekilerek Genelkurmay Başkanlığına gönderilmiştir.

Ardahan Damal Atatürk Gölgesi

Şenliklerin ilk bölümünde: halk oyunları gösterisi, yerel sanatçılar ve ozanlar, Kafkas Gurubu Halk oyunları gösterileri yapılır.

Daha sonra, Ata mahallesindeki seyir alanına geçilir ve gölgenin karşısındaki sırtlarda toplanan yüzlerce ziyaretçi ve resmi mülki makamlar, siluetin karşı sırtlarda belirmesini beklemekte, siluet belirdikten sonra, alkış ve ardından istiklal marşı ve göndere bayrak çekilmektedir.

Seyir alanına, siluetin rahat izlenebilmesi için yaklaşık 1000 kişilik bir amfi tiyatro alanı yapılmıştır.

Evet, Damal ilçesinde bir doğa olayı olarak ortaya çıkan Atatürk siluetinin bulunduğu arazi 2019 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “Doğal Sit Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak tescillenmiştir.

Ardahan Damal Bebekleri

NE SATIN ALINIR

Buralara yolunuz düşerse dünyaca ünlü “Damal bebekleri” satın alabilirsiniz.

Damal ilçesinde kadınların ürettiği Türkmen kıyafetli Damal bebeği, seri üretime geçilmesiyle birlikte ailelerin geçim kaynağı olmuştur.

Damallı bir kadının hediye ettiği bebek, İstanbul’da bir sergide çok beğenilmiş ve 1986 yılında Japonya’da yarışmaya katılmıştır.

Yöresel kıyafetler kategorisinde katıldığı yarışmada Türkmen kıyafetleri giydirilen Damal bebeği birinci seçilmiştir ve dünya birincisi seçildikten sonra büyük rağbet gören Damal Bebeğini 70 ile 100 lira arasında satan Damallı kadınlar, elde ettikleri gelirle aile ekonomisine katkı sağlıyorlar.

Damallı kadınlar 13-14 yaşında bu bebekleri yapmaya başlıyorlarmış. Damal bebeklerinin en önemli unsuru olan kıyafeti, üç etik, önlük, gömlek, şalvar, yelek, cepken-göğüslük, tor, fes, take ve kolçak gibi 37 parçadan oluşuyor.

 

Kumaş, bez ve boncuk kullanılarak yapılan ve farklı renkleri bir arada barındıran Damal bebeği, muhteşem renkleriyle doğayı temsil ediyormuş.
2002 yılında Kaymakamlık tarafından Damal Bebeği patenti alınmış ve Barbie bebeklerinin rakibi olarak piyasaya sürülmeye başlanmıştır.

Atatürk’ün İzinde ve Gölgesinde Damal Festivalinde, Damal Bebek Yarışması yapılıyor.

GEZİLECEK YERLER

Damal Küçük Damal Köyü Kilisesi

ESKİ KÜÇÜK DAMAL KÖYÜ KİLİSESİ-KÜÇÜK TAMALİ KİLİSESİ:

Damal Merkez Konuksever Mahallesindedir. 

10’ncu yüzyıla tarihlenen tek nefli küçük bir kilisedir. Gürcülerden kalmadır. Küçük bir kilisedir. 

Dolgu duvar tekniğiyle inşa edilmiş, kare planlı ve tek nefli küçük bir yapıdır. Ölçüleri 8 x 4 metredir. Çatısı çökmüştür. 

Büyük ölçüde yıkılmış olan kilisenin, günümüze kalan duvarlarının yüksekliği 6 metreyi bulur. Kalan duvarların yüksekliği ise 3.5 metre civarındadır. 

Kilisenin apsisi, yarım daire şeklindedir. Kilisenin inşasında sarımsı ve gri renkli taşlar kullanılmıştır. Kapısı batıya, pencereleri de güneye ve doğuya bakar. 

Dıştan ve içten duvarları yontulmuş taşlan yapılmıştır. Duvarlarda Horasan denilen harç kullanılmıştır. Horasan yumurta ve kireç karışımı bir harç olup sökülmesi zor ve dayanıklı bir harçtır. Üst tavan kısmı, kubbe şeklinde olup sökülmüştür. 

Duvarların bir kısmı kaçak kazılar sonucu sökülüp tahrip edilmiştir. 

Etrafında insan kemikleri ve iskeletler çıkmaktadır. 

Damal Ilgar Dağı

ILGAR DAĞI:

Bu dağ 2950 metre yüksekliktedir. Damal-Posof ilçe sınırında bulunur. Bir gelin duvağını andırır. Volkanik bir dağ olduğu, püskürttüğü kayalardan anlaşılmaktadır. Bu dağın ziyaret olduğu da söylenmektedir. Hatta insanlar birbirlerine beddua ederken “Çağırırım ki sana Ulgar’dan bir zeval ola” derler.

Damal Ilgar dağı

Herhangi bir çıkmazı ve isteği olanlarda Ilgardan medet umar yalvarırlar. “Döndüm Ilgar’a çağırdım Allah’a” diyerek dilek dilerler. 

Bu dağın arka yamacı olan Eşek Sırtı denilen yerde ve Şülgür Deresinde Türk-Rus savaşları olmuştur. Kısın Kasım ayından Nisan ayı sonlarına kadar karla kaplı olan dağın başından duman eksik olmaz. Yaz gelince yemyeşil ve çiçeklerle bezenir. Yamaçlarında çok soğuk ve içimi hoş sular fıştırmaktadır. 

 

Damal İkizdere Köyü

İKİZDERE:

Rakımı yaklaşık 2022 metredir. Damal ilçe merkezine 6 km uzaklıktadır. Ardahan il merkezine olan uzaklığı 30 km dir. Köyün eski ismi Nunusi’dir.  

 

NUNUSİ KİLİSEKİ

Nunusi kilisesi köyün merkezine yakın bir yerdedir. Caminin yanında bir kilise kalıntısı bulunduğu söylenmektedir. Ancak kilisenin bugün nerede ve hangi durumda olduğu konusunda net, detaylı bilgi yoktur. Büyük ölçüde harabe durumundadır. 

 

Damal Nunusi Kalesi
NUNUSİ KALESİ:

İkizdere köyü sınırları içindedir. 

Kalenin eski dönemlerden kaldığı, muhtemelen Orta çağ ya da daha önceki tarihlerden kaldığı düşünülür. 

Kale, işlenmemiş yontu taşlarla yapılmıştır. Günümüze kalan duvarların yüksekliği yaklaşık 1-1.5 metredir. Kalınlığı ise yaklaşık 2 metredir. Kalın duvar ve büyük taş yapı, savunma amaçlı bir yapıyı gösterir. Ancak iç mimari detaylar (kule, şapel, iç avlu, mahzeni gibi öğeler) konusunda bilgi yoktur. 

Güneydoğu kısmı, diğer kısımlara göre daha iyi korunarak günümüze ulaşmıştır. Evet kale herhangi bir restorasyon görmemiştir. 

 

Damal Burmadere Köyü

BURMADERE:

Köyün rakımı yaklaşık 1950 metredir. İlçe merkezine uzaklığı 8 km dir. Köyün eski ismi Sorsi’dir. İlçe merkezinin güneybatısında, Hanak Suyunun yakasındadır. 

Damal Sorsi Kilisesi
SORSİ KİLİSESİ:

Bugünkü köy merkezinin yaklaşık 2 km kuzeyindedir. Gürcü döneminden kalmadır. Kilisenin büyük kısmı harabe halindedir. Duvar kalıntıları, temel parçaları ve yapının izleri gözle görülebilecek durumdadır. Malzeme olarak taş kullanılmıştır. Duvarların bir kısmı yıkılmış, bazı bölümlerde hala yükselen duvar izleri mevcuttur. 

Evet kilisenin yapım dönemi kesin değildir. Restorasyon yapılmamıştır. 

Damal Otağlı Köyü

OTAĞLI:

Köyün eski adı Arzada veya Erzede’dir. Ardahan il merkezine 50 km ve Damal ilçe merkezine 5 km uzaklıktadır. Rakımı 2150 metredir. 

Arzada köyü, 1928 yılında Erzede adıyla Kars vilayetinin Ardahan kazasının Damal nahiyesine bağlıdır. 1959 yılında köyün ismi Otağlı olarak değiştirilmiştir. 

 

ARZADA KALESİ-GACİBE KALESİ:

Köyün kuzeyinde: Otağlı yaylasına yakın, deniz seviyesinden 2160 metre yükseklikte, bir tepede kale kalıntıları bulunmaktadır. Daha doğrusu bir gözetleme kulesi vardır. Tepenin yamacında yerleşim yeri kalıntıları mevcut olup zaman zaman kaçak define aramaları yapılmaktadır. 

Arzada kalesinin boyutları 26 x 23 metredir. Kuzey tarafında siper izleri görülür.

Bir rivayete göre: Kerem, Aslı’yı ararken Gacibe Kalesinden geçmiş ve burada konaklamıştır. Gündeş Köyünden geçerken Kerem’i taşladıkları rivayet edilir. 

Günümüzde harabe durumundaki yapı, bütünüyle ayakta değildir. Restorasyon çalışmaları yapılmamıştır. 

Damal Dereköy

DEREKÖY:

1886 yılından bu yana bu adı taşımaktadır. Rakımı yaklaşık 2044 metredir. Dereköy, 1928 yılında Kars Vilayetinin Ardahan Kazasının Damal nahiyesine bağlıydı. Ardahan il merkezine 48 km ve Damal ilçe merkezine 3 km uzaklıktadır. 

 
Damal Dereköy Kalesi
DEREKÖY KALESİ-KARANLIK KALE:

İlçe merkezinin 3 km doğusundadır. Kale, doğal kayalıkların üzerine inşa edilmiş olup, sur duvarlarının kalıntıları günümüze kadar ulaşmıştır.

Kuzey ve kuzeydoğu yönleri doğal kayalıklarla korunmuş, güney ve batı yönlerinde ise sur duvarları izlenmektedir.

Kalenin yaklaşık 300 metre doğusunda, kayaya oyulmuş bir basamaklı tünel bulunmaktadır. Bu tünel, kuzeydoğuya doğru uzanmakta ve Keten Deresine kadar devam etmektedir. Tünelin uzunluğu yaklaşık 16.7 metredir. 

Kale, Bizans dönemine tarihlenir. Ancak Pontos krallığı dönemine ait olabileceği de düşünülür. Daha sonraları, Osmanlı döneminde kargaşalık döneminde buralarda küçük çaplı çetelerin olduğu ve bu kalede ikamet ederek yöre halkına zulüm yaptıkları, adam vurdukları ve ev soydukları söylenmektedir. Kıçatan isminde bir eşkiyanın buralarda insanlara eziyet ettiği söylenir. Top yolu denilen tarihi yok, bu kalenin üst tarafından geçmektedir. 

Evet, bölge, 1 derece arkeolojik Sit alanı olarak tescil edilmiştir. Ancak kale ve çevresinde herhangi bir restorasyon projesi bulunmamaktadır. 

Damal Obrucak Köyü Halil Hocanın Mezarı

OBRUCAK KÖYÜ ANIT MEZAR-HALİL HOCA’NIN MEZARI:

Obrucak köyünün içinde bir tepe üzerindedir. Halil Hoca, 1948 yılında bilmeyerek yolunu kaybetmiş ve Sovyetler Birliğine geçmiştir. 7 yıl Sovyetler Birliğinde kalmıştır. Eski Türkçe okumuşluğu olan bu Üçdere köylü vatandaş, halk tarafından sevilip sayılan ve iyi birisi olarak tanınmaktadır.

Sovyetler Birliğinden geldiğinde Türkiye’de bir yeri tanımamış, ancak Ardahan’a getirildiğinde Demirköprü’yü tanıyarak burası Ardahan demiştir. Tanıyanlar çıkmış.

Evine gelince pek konuşmaz olmuştur. Geldikten 1 yıl sonra vefat etmiş ve kendisi Üçdere köylü olmasına rağmen isteği üzerine Obrucak köyüne defnedimiştir. 

Rivayete göre mezarında bazen ateş yandığı söylenir. Bayramlarda mezarı halk tarafından ziyaret edilmektedir. 

 

Damal Seyitviran Kalesi

SEYİTVİRAN KALESİ:

Kale doğal kayalıklar üzerine inşa edilmiş olup, sur duvarlarının kalıntıları günümüze ulaşmıştır. Ancak yapının tam olarak nasıl bir yapıya sahip olduğu konusunda detaylı bilgi yoktur.

Kale, Bizans dönemine tarihlenmektedir. Bölge, 1 nci derece Sit alanı olarak tescillenmiştir. Ancak kale ve çevresinde herhangi bir restorasyon çalışması yoktur. 

 

SEYİRÖREN KÖYÜ-KIZLAR KAYASI KÖYÜ:

Köyün yakınında, hakim bir tepe üzerinde yerleşim yeri vardır. Burada yaşayanları: bir kız bey’in idare ettiği yani yönettiği rivayet edilir. Bu yönetici kız, düşmanları tarafından bir savaş sırasında öldürülür. Bu kıza bir anıt mezar yaptırılır. Mezarın üzerine bir taş kule inşa edildiği söylenmektedir. Zaman zaman burada da kaçak kazılar yapılmıştır. 

 

HANİORA KALESİ:

Haniora köyü yakınlarındadır. Bizans dönemine tarihlenmektedir. Kale, doğal kayalıkların üzerine inşa edilmiş olup, sur duvarlarının kalıntıları günümüze ulaşmıştır. Kuzey ve kuzeydoğu yönleri doğal kayalıklarla korunmuş, güney ve batı yönlerinde ise sur duvarları izlenmektedir. Bölge, 1 nci derece Sit alanı olarak tescillenmiştir. Ancak kale ve çevresinde herhangi bir restorasyon çalışması yoktur. 

 

 

 

 

Ardahan Çıldır

Ardahan

Ardahan

Ortasından geçen Küra nehrinin, bambaşka bir güzellik kattığı, Doğu Anadolu bölgemizdeki güzel şehirlerimizden biridir.

ULAŞIM

Ardahan-Artvin arası uzaklık; 119 km. Ardahan-Kars arası uzaklık: 91 km. Ardahan-Posof arası uzaklık: 81 km. Ardahan-Bayburt arası uzaklık: 358 km. Ardahan-Ankara arası uzaklık: 1110 km.

TARİH

Şehrin önceki adı: Artan. Yaklaşık 3000 yıllık bir geçmişe sahip yörede, 628 yılından sonra Hazar Türklerinin bir kolu olan Arda Türklerinin yerleştikleri görülür ve buna istinaden, bölgeye “Ardahan” ismi verilmiştir. 1068 yılında ise, bölge Selçuklular tarafından ele geçirilir.

1555 yılına gelindiğinde: Amasya Antlaşması ile, Osmanlılar bölgeyi ele geçirirler.

1876-1877 Osmanlı-Rus savaşı bitiminde, bölge, Kars ve Batum ile birlikte, savaş tazminatı olarak: Ayastefanos anlaşması sonucu Ruslara verilir.

1918 yılında imzalanan Brest-Litovsk anlaşmasıyla geri alınmıştır. Bu dönemde: Kazım Karabekir paşanın: “Boğazlar boğazımız, Kars-Ardahan Bel kemiğimizdir” sözü, yörenin önemini açıklaması bakımından öne çıkmış ve tarihe mal olmuştur.

Daha sonra: 1919 yılında, Gürcüler tarafından işgal edilen yöre, 23 Şubat 1921 tarihinde kurtarılarak, ülkemiz topraklarına dahil edilmiştir. 1926 yılında ilçe yapılan Ardahan, 1992 yılında, ülkemizin 75’nci ili olarak seçilmiştir.

Atatürk Silüeti

ATATÜRK SİLÜETİ

Ulu önderimiz, Mustafa Kemal Atatürk’ün silüeti: 1952 yılında, Damal dağına düşmüş ve fotoğrafçı Erdoğan Kumru tarafından çekilerek, Genelkurmay Başkanlığına gönderilmiştir.

Bu muhteşem fotoğraf, günümüzde Anıtkabir’de sergileniyor. Ancak, silüet görüntüsü, her yıl tekrarlanıyor. Şöyle ki: her yıl 15 Haziran-15 Temmuz tarihleri arasında, saat: 18.00’de, Karadağ sırtlarında, Atatürk silüeti, yaklaşık 20 dakika canlı olarak izlenebiliyor.

GENEL

İl, coğrafi konum olarak, Acaristan Özerk Cumhuriyeti, Gürcistan ve kısmen Ermenistan ile çevrilidir. Güney ve batısında ise, Kars, Erzurum ve Artvin illeri var.

Şehrin ortasından: Kura nehri geçiyor.

Deniz seviyesinden: 1800 metre yüksekliktedir. Yani, il toprakları yüksek ve engebelidir. İl sınırları içinde, 3000 metreyi geçen birçok yer var.

İklim değerlendirildiğinde: bölgede karasal iklim hakimdir ve buna bağlı olarak, kışlar: sert, kar yağışlı ve uzun, yazlar ise, kısa ve serin geçiyor.

Yörenin ekonomik etkinlikleri: sanayi yok denecek kadar azdır. Genel olarak sanayi tesislerinde, hayvansal ürünler işlenmektedir. Ekonomi, genel olarak tarım ve hayvancılık üzerine kuruludur.

ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ

Ardahan Üniversitesi, 2008 yılında kurulmuş ve 2009 yılından itibaren eğitime başlanmıştır. Günümüzde, üniversitenin bünyesinde: Sosyal ve Fen Bilimleri Enstitüleri, İnsani Bilimler ve Edebiyat, İktisadi ve İdari Bilimler, Mühendislik Fakülteleri, Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu bulunmaktadır.

NE YENİR

Ardahan yöresinde yenebilecek en muhteşem lezzet: alabalık. Bunun dışındaki yöresel lezzetler: kuymak, ekmek aşı, elma  dolması, evelik aşı, pişi, bozbaş.

NE SATIN ALINIR

Ardahan yöresinin: kaşar peyniri ve balı; ülkemiz çapında büyük üne sahiptir. Bunun dışında: yörede, gümüş işlemeciliği ve halıcılık öne çıkıyor. Özellikle: gümüş kemerler, takılar ve başlıklar, mutlaka ilginizi çekecektir, bunların satıldığı yerleri gezin ve tercihinize göre, kendiniz veya yakınlarınız için satın alın.

Atatürk Silüeti

GEZİLECEK YERLER

Kale

ARDAHAN KALESİ

Kale: şehir merkezinde, Kura ırmağının hemen sol kıyısındadır.

Yapı: 1544 yılında, Osmanlılar döneminde, Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Bu durum, kapısı üzerindeki kitabede yazılıdır.

Mimarisi: dikdörtgen planlıdır. İstanbul-Rumelihisarı’nı andırmaktadır. Sur duvarlarının uzunluğu: 750 metredir. Surların en yüksek yeri: 31 metredir.

Kapısı: batıdadır. Anıtsal kapının iki yanında, kuleler var. Konum olarak: bütün Kür nehrini ve Ardahan ovasını görecek şekilde yapılmıştır. Günümüzde, kale içinde görebilecekleriniz: mescit ve hamam kalıntısı.

DERVİŞ BEY CAMİSİ

Şehir merkezinde, askeri yerleşimin hemen yanındadır.

Yapıya adını veren “Derviş Bey” hakkında ayrıntılı bilgi yok. Yapının: 1285 tarihinde yapıldığı sanılıyor. Duvar kalınlıkları: bir metreye yakın. Minaresi: kesme taştan yapılmış.

Caminin sağ ve sol tarafındaki panolarda “İslam’dan daha yüksek bir şeref yoktur” yazısı var.