Ankara Deniz Dünyası Akvaryum

Ankara Deniz Dünyası Akvaryum

 

Ankara Deniz Dünyası Akvaryum: İnternette: Akvaryuma ulaşmak için yazılan yazılara inanarak gitmeye kalkarsanız, perişan olursunuz.

Çünkü; ben; o yazılanlara uyarak gitmeye kalktım, ama ne mümkün.

Bir otobüs, iki minibüs, kaybedilen onca zaman ve sonunda dayanamayıp taksiye bindim ve taksici dahi, birkaç kişiye sorduktan sonra, Akvaryumu bulabildik.

Bakın: buraya gitmek isteyenler: özel aracınız ile gidecekseniz (Akvaryumun önünde gayet uygun otopark var, yani özel aracınız ile gidebilirsiniz) Keçiören köprüsü üzerinden doğruca veya Ulus istikametinden gelirseniz, Eski Askeri Mevki Hastanesinin hemen yanından sağa dönerek, köprünün üstüne çıkın ve köprüden doğruca ilerleyin.

Bir süre sonra: hemen solunuzda “Keçiören Belediyesi Binası” ve yine Belediye tarafından yaptırılan “şelaleleri” göreceksiniz.

Devam edin ve ilk karşılaştığınız köprünün altına girmeden, hemen sağ yanından köprünün üst bölümüne çıkın ve devam edin, sağdan ikinci sokaktan girdiğinizde, 100 metre sonra: Keçiören Spor Tesisleri ve hemen karşısında “Akvaryum”.

Ankara Deniz Dünyası Akvaryum

Özel aracınız ile değil, toplu taşım araçları ile gidecekseniz: Ulus veya Kızılay bölümünden Keçiören istikametine giden bir otobüs veya minibüse binmelisiniz.

Keçiören Belediye Başkanlığı binasını geçtiğinizde, ilk köprünün altında inmelisiniz. Köprünün üstüne çıkıp, Veysel Karani Camisinin hemen karşısındaki ara sokaktan girip, yaklaşık 100 metre yürüyünce, Keçiören Belediyesi Spor Tesisleri ve hemen karşısında “Akvaryum”

Sanırım anlatım biraz uzun oldu. Ama, unutmamak gerekir ki, buraya ulaşmak gerçekten problem. Gerçekten yakın çevre insanı tarafından bile bilinmiyor.

Gerekli reklam faaliyetleri yapılmalı ve bırakın şehir halkını, buranın çevresindeki, yakın çevresindeki insanların bile böyle bir yerden haberi yok.

Belediye yetkilileri: lütfen,  maden Türkiye’nin ikinci büyük akvaryumunu yaptınız, birkaç yere, “Akvaryum” ile ilgili “Tabela” koyar mısınız. Çünkü, bu bir hizmet ve insanlar burayı görmeli.

Ankara Deniz Dünyası Akvaryum

GİRİŞ

Evet, uzun bir uğraşıdan sonra: Deniz Dünyasına ulaşıyorsunuz. Dışarıdan bakılınca sakin bir yer, yani pek fazla ışıklandırma yapılarak, görüntü güzelliği yaratılmamış. Yukarıda sözünü ettiğim gibi: otopark sıkıntısı yok. Aracınız ile giderseniz gayet rahat park edebilirsiniz.

 Evet giriş ücretlidir.

Gezi saatleri: 10.00-22.00 arasında.

Ankara Deniz Dünyası Akvaryum

TESİS

Tesis: yaklaşık 3 yılda bitirilmiş. 5.450.000 TL. mal olmuş. Toplam: 5500 metrekarelik alan üzerinde kurulu tesiste, ziyaretçiler 2700 metrekarelik bölümden yararlanıyorlar.

Tesis bünyesinde: akvaryum bölümü, Amazon ormanlarını yansıttığı iddia edilen bir alan, eğitim için bir seminer salonu, alışveriş mekanı (yine iddia), kafeterya, deniz feneri.

Akvaryum bölümünde: akrilik camdan yapılan: 12 akvaryum, 1 tünel akvaryum, 7 özel canlı akvaryumu, 1 adet silindirik akvaryum, dokunma akvaryumu ve dalgıç başlığı akvaryumu bulunuyor.

Türkiye’nin ikinci büyük akvaryumu. Birinci nerde derseniz: İstanbul-Forum’daki; Turkuazzo.

Yalnız: burada belirtmek istediğim bir şey var. Ben: yaklaşık üç yıl önce, SİNGAPUR-Santoza adasındaki dünyanın sayılı büyük Akvaryumlarından birini gezme fırsatı buldum. Yazının sonunda: orası ile, burayı karşılaştıracağım.

Ankara Deniz Dünyası Akvaryum

SULAR

Tesiste: 1 milyon litreden fazla su kullanılıyor. Sular: özel olarak hazırlanıyor. Hazırlanırken, temiz içme suyuna, yurt dışından ithal edilen tuzlar katılıyormuş.  Balıkların doğal ortamlarının bozulmaması için: 30 litre suya, 1 litre özel tuz katılıyormuş.

Ankara Deniz Dünyası Akvaryum

BALIKLAR

Tesiste: 13 türde, yaklaşık 670 civarında balık bulunduğu belirtiliyor. Bunlar: Hint okyanusu, Kızıldeniz, Hazar denizi ve Türkiye’nin gölleri, nehir ve  denizlerinden toplanarak: özel donanımlı araçlarla buraya getirilmiş.

Bazıları: aslan bağılı, mersin balığı, soytarı balığı, tatlı su köpekbalığı, timsah, kaplumbağalar, Japon balıkları ve diğer tür canlılar.

TEMİZLİK

Akvaryumların temizliği: periyodik aralıklarla, 2 balık adam tarafından yapılıyormuş.

Ankara Deniz Dünyası Akvaryum

TESİSTE GEZİ

Kapıdan girince, önce bir hol var. Daire şeklindeki bu holde; yanlarda: 50’şer ton su bulunan, büyük akvaryumlar var.

Sol yandan itibaren ilerlediğinizde: hemen karşınıza, ilginç “Mersin Balıkları” çıkıyor.

Sonra ise: yine Amazonların canavarı, et yemesiyle ünlenen “Pirinhalar” ve sonra yine ilginç bir deniz canlısı Tatlı su köpek balıklarının bulunduğu bölüm.

Bunlar: girdiğiniz gibi ilginizi çekiyor. Aslında: birkaç yerde flashlı resim çekmek yasak denilse de, herkes elinde cep telefonları ile birçok resim çekme uğraşı ve gayreti içinde.

Bu bölümde: bunların dışında, ortada silindirik bir akvaryum var, ama karanlık ve boş, ne için burada bulunduğu meçhul.

Diğer üç-dört akvaryumda ise, yine bir kısım balıklar var, ama ilk akvaryumdakiler kadar ilgi çekici değil, onlar daha küçük, ancak değişik renkleriyle ilgi çekiyor.

Ancak, ortam çok loş ve ışıksız. Balıkların bulunduğu akvaryumlar da pek canlı şık yok.

Yani: ortam loş ve ışıksız, hiç olmasa, balıkların bulunduğu ortam canlı ışıklı olsa idi.

Ankara Deniz Dünyası Akvaryum

Bu hol ile tünel akvaryum arasındaki girişte: bir heykel var, ama dedim ya, ışıklandırma yetersiz olduğu için belli belirsiz bir heykel. Sadece: yanına yaklaştığınızda “Turgut Reis Heykeli” yazısı var. Lütfen ışıklandırın, bu heykeli.

Ankara Deniz Dünyası Akvaryum

Bu bölümden devam ettiğinizde: 16.5 metre uzunluğunda ve 3.5 metre yüksekliğinde olduğu söylenen: tünel akvaryum içine giriyorsunuz.

Bu ölçüleri oradan aldım ama kesinlikle sağlıklı olduğunu sanmıyorum. Uzunluk, en fazla, 6-7 metre, yükseklik ise, yine en fazla, 2.5 metre civarında.

Yurt dışındaki bu tür yerlerde, bu tünellerde, insanlar uzun süre bekleyip te diğer ziyaretçileri engellemesin diye, yere “yürüyen bant” koymuşlar. Burada yok, yürüyorsunuz, tabii, sizden önceki gurup, yürürse.

Ankara Deniz Dünyası Akvaryum

 

Burada: biraz önceki gibi, loş ve ışıksız. Balıklar, her iki yanınızdan ve üstünüzden geçiyorlar, ama o kadar loş ve ışıksız ki, balıkları hayal-meyal görüyorsunuz.

Ben, bu bölümlerin ışıklandırmasını daha canlı yapılması gerektiğine inanıyorum, çünkü yazının başında belirttiğim gibi, Singapur’daki akvaryum da çektiğim resimleri görseniz, burası ile aradaki farklılığı çok iyi anlamanız mümkün olur.

Kesinlikle, balıklar var, ama dediğim gibi, karanlıkta, hayal-meyal görebiliyorsunuz.

Ankara Deniz Dünyası Akvaryum

Devam ettiğinizde: yine bir daire şeklinde hol, karşınıza çıkıyor. Burada da; çeşitli balıkların bulunduğu akvaryumlar var. Tam ortada ise: yine silindirik bir akvaryum, hemen yanında açık akvaryum bölümü var.

Burada: birçok Japon balığı var.

Açık bölümde yüzüyorlar, sanırım “balıkları elle besleyeceksiniz” dedikleri yer burası olsa gerek.

Balıklar insana alışkın, kaçmıyorlar. Ama dedim ya, ortam o kadar karanlık ve loş ki, bu balıkları elinizde besleseniz, sevseniz bile, bunu hissedeceğiniz bir ortam yok.

Ankara Deniz Dünyası Akvaryum

 

İlerliyorsunuz ve bu kez: karşınıza, tam çıkış kapısının bulunduğu bölümde:  hemen solda: camekanlı bölümde: deniz kabukluları örnekleri var.

Yani: kurutulmuş deniz kabukluları, midyeler, ama envai çeşit. Birde, denizdeki tuzluluk oranlarını belirten, tuz örnekleri.

Evet, gezi bundan ibaret, buradan çıkış bölümüne geçiyorsunuz.

Ama elbette “Deniz Dünyası” bitmiyor. Hemen solda: gayet temiz tuvaletler var. Devam ettiğinizde: ortada: yazının başında belirtilen, Amazon ormanları ortamı denilen yer sanırım, birkaç yapay ağaç, tahta masalar, tahta sandalyeler, yapmayın, güzel bir ortam yaratmışsınız ama Amazon ormanları benzeri deyimi biraz fazla olmuş.

Hemen solda; alışveriş merkezi denilen bir yer (ben alışveriş yapacak bir şey göremedim), sonra onun önünde “dalgıç başı akvaryumu” denilen bir yer var.

Burada: akvaryumun altından girip, başınızı yukarı kaldırdığınızda, başınızın çevresinde yüzen balıkları görüyorsunuz. Güzel bir düşünce, ama ortam loş ve ışıksız.

Devam ettiğinizde: yine loş ve ışıksız ortamda görülebilen iki sanırım küçük timsah bulunan bir havuz, sonra en hoşuma giden yer: küçük bir havuz üzerinde, ahşap bir teras yapılmış, çocuklar bu terasa çıkıyorlar ve aşağıdaki havuzda yüzen su kaplumbağalarını izliyorlar, güzel bir tema yaratılmış.

Sonra: kafeterya olduğunu sandığım ama kapalı (Cuma günü, saat: 16.00 idi) bir yer vardı. Konferans salonu mu, görmedim. Deniz feneri: evet, binanın girişinde, hemen yapının üstünde uzanıyor, başkaca bir ayrıntı yok.

 İşte Akvaryum bu.

Özellikle, öğrencilere, okullara ve çocuğu olan ailelere ve merakı olanlara: burayı gezmelerini öneriyorum ki, belirttiğim sıkıntılar giderildiğinde, inanın muhteşem bir güzellik olacaktır.

Ankara gezi planı hakkındaki yazım için.

Natavega Alışveriş Merkezi Akvaryum tanıtımı için.

Ankara Mavi göl

Ankara Mavi göl

Ankara Mavi göl;  Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından: 2005 yılında düzenlenen “rekreasyon” alanlarından birisidir. Rekreasyon kelimesinin anlamı “yeniden düzenleme” demektir. Yani: daha önce var olan bir alan: yeniden düzenlenerek, halkın hizmetine sunuluyor.

Burası: Şehir merkezine (Kızılay) yaklaşık 12.5 km. uzaklıkta, Kayaş yakınlarındadır. Samsun kara yolunun 12’nci km. dedir. Buraya, toplu ulaşım araçlarıyla gitmek isterseniz: Kıbrıs köyü otobüslerine binmeniz gerekir.

Ayrıca: Dikimevi bölümünden de buraya ulaşan otobüsler geçiyor. Güzergah: Ulus-Dikimevi-Kıbrıs köyü. Özel aracınız ile gitmek isterseniz: park yeri sorunu yok, rahatlıkla park edebilirsiniz.

Ankara çevre yolunu kullanan sürücüler, belki hatırlayacaklardır. Otoyol: büyük bir köprüden geçiyor ve köprünün hemen altında Mavigöl ve park alanı görülebiliyor.

Burası: yaklaşık 2 bin dekarlık bir alana yapılmıştır. Bayındır Barajının rehabilite edilmesiyle oluşturulmuştur. Çünkü, uzun yıllar, Ankara’nın içme suyunu karşılayan baraj, son yıllarda bu özelliğini yitirmiştir.

Bunun sonucunda, baraj bölgesi, Ankara Büyükşehir Belediyesine devredilmiş ve yapılan düzenleme çalışmaları sonucunda, özellikle baraj gölünün renginin maviliği nedeniyle, bölgeye “Mavi Göl” ismi verilmiştir.

Yukarıda belirttiğim gibi, daha önce mezbelelik olan bu alan: düzenlenerek, gayet güzel bir hale getirilmiştir. Özellikle: 10-12 metre boyunda, 450 aydınlatma direği takılarak, park alanı, ışıl ışıl hale getirilmiştir.

Ankara Mavi göl

Rekreasyon alanında bulunanlar: piknik alanları, at maneji, çocuk oyun alanları, spor alanları, marina ve iskeleler, araç ve yaya yolları, çay bahçeleri ve tuvalet bölümleridir.

Spor yapmak isteyenler için: voleybol, basketbol, futbol sahaları, 1 mini golf sahası, 4 kondisyon aletleri bölümü bulunmaktadır. Yürüyüş yapmak isteyenler için, düz ve patika yürüyüş yolları yapılmıştır. Bu yürüyüşler sırasında, manzara seyretmek için oluşturulan seyir teraslarını da görebilirsiniz.

Ankara Mavi göl

Piknik yapmak isteyenler için, park sınırları içinde, birbirinden güzel piknik alanları oluşturulmuştur. Göl çevresinde konuşlandırılan ahşap kameriyeler ve ağaçların altına konulmuş ahşap piknik masaları, hafta sonlarında özellikle yoğun ziyaretçi çekiyor.

Piknik alanında: 375 barbekü, 2000 civarında ahşap piknik masası, 60 çardak, 40 göl manzaralı gölgelik, 50 salıncak, çeşmeler ve tuvaletler bulunuyor.

Güvenlik görevlilerinin bindiği atları görmek isterseniz, kışın Mavigöl bünyesindeki at harasına gidebilirsiniz. Atlara, burada özenle bakılıyor. Gün boyunda, 4 atlı güvenlik görevlisi, göl çevresinde sürekli tur atarak güvenliği sağlıyorlar.

Ankara Mavi göl

Çay bahçeleri ve seyir teraslarının da bulunduğu rekreasyon alanı: son dönemlerde arttırılan yeşil dokusu ve göletin maviliği: tatil günlerinde dinlenmek isteyen Ankaralıları bekliyor.

Mavi gölde: yelkenli tekneler var. Can yeleği takarak, deniz bisikletine binebilirsiniz. Ayrıca, özel hazırlanan bir iskelede: balık tutmanıza izin veriliyor.

Göl kıyısında: 2 ahşap, 2 plastik duba sistemiyle yapılmış, 4 iskele bulunuyor.
Balık tutmayı sevenlerin dikkatine.

Son ve özel bir not: Mavi gölde, güneşin batışını resmetmek isteyen ressamlar için “Ressamlar kordonu” denilen bir yer oluşturulmuştur. Ressamlar, kendileri için oluşturulan bu mekanda bulunan şövaleleri kullanabiliyorlar.

Ankara Mavi göl

Mavi göl: havaların sıcaklıkları azalsa da, ağaçların dökülen yapraklarının yarattığı muhteşem atmosferiyle, hala ziyaretçilerini bekliyor.

Piknik yapmak, açık havada yürüyüş yapmak ve balık tutmak istiyorsanız, mutlaka zaman ayırın ve Mavigöle gidin.

Ankara Dikmen Vadisi

Ankara Dikmen Vadisi

Gerek Ankaralılar ve gerekse Ankara dışından gelip de, şehirde gezmek isteyenler için güzel bir yer olduğunu düşünüyorum.

Sıcak yaz günlerinde, gerçek bir serinlik ve su ve yeşil ortam yaşamak isteyenler için ideal bir yer. Ankaralıların büyük kısmı, burayı sıkça kullanıyorlar. Siz de eğer buraya daha önce hiç gitmediyseniz, bir gün, bir akşam zaman ayırın ve mutlaka gidin.

Gerçekten güzel bir ortam, gerek planlama, peyzaj ve insan profili açısından gerek güvenlik ve gerekse güzellik sunuyor. Özellikle: şehrin birçok bölgesinde aşırı sıcaklık etkiliyken, burada muhteşem bir hava akımı var ve bu hava akımı, terlemeden, serinlikte, rahatça zaman geçirmenizi sağlıyor.

Ankara Dikmen Vadisi

Evet, artık isterseniz. Dikmen Vadisi hakkında sizlere biraz daha ayrıntılı bilgi vermek istiyorum. Burası: 1970’li yılların başında, Dikmen deresinin aktığı ve önünde, büyük taş-kaya bloklarından bir baraj bulunan, çevresi bataklık bir bölgeydi.

Şehir planında ise, kent parkı yapılması öngörülmüştü. Ancak, elbette, bu tür yerlerin genel kaderi olduğu üzere, burası da zamanla gecekondular ile doldu.

Seçim zamanlarında, siyasiler, burada gecekondusu olan insanlara yani kamu arazisini yani sizin/benim hakkım olan araziyi bir gecede usulsüzce ele geçiren bu insanlara tapi vererek onların mülkiyetlerine geçirdiler.

Takip eden süreçte: vadi içinde yapılacak ikiz kuleler için, burada gecekondusu olanlara daire hakkı tanınacağı söylendi. Buna dayanarak, önceleri sekiz katlı yapılması düşünülen bu kuleler, daha sonra sırf kar marjının yükselmesi için, yirmişer katlı olarak yapıldılar.

Ayrıca, vadinin yamaçlarına, ön cepheden yasal olarak beş katlı görünmesine rağmen, vadiden bakıldığında, yedi-sekiz kat olarak görülen başkaca bloklar da yaptılar. Sonuçta: vadiye bakan bir beton blokların oluşmasına neden olundu.

Yani: 1990’lı yıllara kadar tamamen bataklık ve gecekondularla dolu olan bu alan: zamanla, beton bloklarla dolmaya başlamış ve 1996-1997 yıllarında tamamen elden çıkmıştır. Evet parkın tasarımı, Doruk Pamir tarafından yapılmıştır.

Melih Karayalçın’ın Belediye Başkanlığı döneminde başlanan park tasarımı, İ. Melih Gökçek’in Belediye Başkanlığı döneminde bitirilmiştir.

Elbette, 2000 yılında yapılan açılışa, ne Murat Karayalçın ne de Doruk Pamir çağırılmamıştır.

Birinci ve ikinci etap bitirildiğinde, burada: 2264 konut, 68 dükkan, 1 konferans ve sergi salonu, 2 yüzme havuzu, 2 spor merkezi, 2 güzellik salonu inşa edilmiştir. Bunun  dışında: 11 hektar yeşil alan, 2 hektara yakın seyirlik havuz ve 3 km. yol inşa edilmiştir.

Yakın zaman önce açılan üçüncü etapta ise: rekreasyon alanı çalışmalarında: çocuk köyü, cami, havuz, kafe, sera, çelik köprü ve çağdaş konutlar tasarlanmış ve yapılmıştır.

Söylenenlere göre: bu etaplar, beşinci etap olana kadar ve hatta “Panora Alışveriş Merkezinin” bulunduğu yere kadar devam edecekmiş.

Ama, Belediye, yasal sorunları aşamamış deniliyor. Ha, bir de, burada daha önce ikamet eden gecekondu sahiplerini, haklarının yendiğini öne sürerek sürdürdükleri eylemleri söz konusu oluyor.

Ankara Dikmen Vadisi

Evet, günümüzde, vadinin çevresinde bulunan ve özellikle, Ayrancı semti yönündeki konutlar: muhteşem lüks. Bu konutların çoğunluğunda, yabancı elçilik, konsolosluk personeli veya şirket elemanları oturmaktadırlar.

Hatta, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının bile, bu konutlarda oturduğu biliniyor. Evet, bu muhteşem konutlar hakkında daha fazla uzatmadan son bir şey söylemek istiyorum.

Dikmen vadisine gezmeye gittiğinizde, vadinin iki yanında özellikle gece ışıl ışıl parlayan bu konutlara bakıp ta, kendinizi üzmeyin, önemli olan parkın havasını, o güzellikleri teneffüs etmek, ama bu konutları görmemek mümkün değil, sırf bu yüzden bunlar hakkında ayrıntıya girdim.

Evet: park gerçekten güzel. Özellikle: 1 ve 2 nci etapların bulunduğu yerler harika. Çünkü: bu bölümlerde, güzel peyzaj planlamaları yapılmış. Bir de merdivenler olmasa. İniş kolay ama parkı geziyorsunuz, sonra çıkış biraz ızdırab haline geliyor.

Parka gideceklere önerim: Ayrancı semtinde, Hoşdere caddesine çıkarken sağ, inerken sol bölümde: özellikle, Atakule kavşağına yakın bölümde, tamamen anlaşılır bir dönemeç var.

Bu dönemeçte: Tavacı R. U. nın tabelasını görmemek mümkün değil

Arabanız ile giderseniz, bu kavşaktan dönün, doğru giderseniz: yine, bu parkın büyük sorunlarından biriyle karşılaşacaksınız.

Çelik bir köprü karşınıza çıkacak, bu köprü üzerinden devam ederseniz, Dikmen semtine, kısa yoldan ve kısa sürede ulaşmanız mümkün. Bu köprü; 2008 yılı başlarında, Belediye tarafından, 5 milyon TL. civarında fiyatla ihale edilmiş ve yaptırılmıştır.

Ancak, uzun süre, bu köprüden yalnızca 3.etap sakinlerinin yararlanması sağlanmış ve bu durum, köprü üzerinde bulunan Belediye güvenlik görevlileri tarafından denetlenmiş ve 3.etap sakinleri dışındakilerin bu köprüden geçmelerine izin verilmemiştir. Neyse ki, yakın zaman önce, bu saçmalık giderilmiş ve köprü genel kullanıma açılmıştır.

Evet, köprünün sağ ve solundan devam ettiğinizde, Dikmen Vadisine iniyorsunuz. Sağından devam ettiğinizde, lüks konutların bitişine kadar devam edin, sonra ilk bulduğunuz yere arabanızı park edin ve yürüyerek, merdivenlerden inmeye başlayın.

Yaklaşık 200 basamak iniyorsunuz ve Dikmen Vadisine varıyorsunuz. Zemin parke taşı döşeli, havuzlar çok büyük, özellikle, güney bölüme ilerlediğinizde, havuzdan aşağı dökülen, bir şelale oluşumu sağlanmış.

Burada: havuzun her iki yanında mevcut kafelere oturduğunuzda, gerek havanın serinliği ve gerekse su sesi, inanın muhteşem bir keyif veriyor. Ancak: hani dedik ya, her şey rant diye, kafelerde bir şeyler yemek içmek isterseniz oldukça pahalıdır.

Dinlenme molasından sonra: yürüyüşe devam ederseniz, parkta bolca bulunan banklarda oturan, hatta evinden termos ile çay getirip içen insanlara rastlayacaksınız. Bu arada: köpek gezdirenler, koşanlar, yürüyüş yapanlar….

Burada: gençlerin oluşturdukları guruplarda var, ama daha önce söyledim ya, bu gençler sorun yaratan tipler değiller, parktaki insan profili düzgün ve zaten güvenlik elemanları, gezdiğiniz sürede, her on dakikada bir görebileceğiniz yerlerde konuşlandırılmış.

Yani: parkta, gece veya gündüz dolaşmak pek güvenlik problemi yaratmıyor. Ama yine de, parkın loş ve karanlık bölümlerinde bulunmamakta yarar var diye düşünmemek mümkün değil.

Parktaki gezinize devam ederken, diğer etapları da kapsayan yürüyüş yolunu denerseniz, tüm parkuru yürümeniz yaklaşık 1 saat alıyor. Burada tercih sizin, özellikle geziniz sonunda, o merdivenleri yine tırmanmak gerektiğini düşününce, fazla yorulmamak ve son gücünüzü oraya saklamak konusunda tedbirli olmanızda yarar var.

Ankara Dikmen Vadisi

Son olarak: Hoşdere caddesinden saparak buraya gelmez iseniz, Çetin Emeç Bulvarı üzerinde, parkı ikiye bölen köprü üzerinde de, aracınızı park edebilirsiniz. Burası her ne kadar kentsel park alanı olarak ilan edilse ve yapılsa da, maalesef otopark yapılmamış.

Bu yüzden, araç parkı biraz sorun oluyor. Çetin Emeç Caddesi üzerinde, parkı ikiye bölen köprü üzerinde de, ikili ve hatta üçlü sıralı araç parkları yapılıyor. Bunu da tercih edebilirsiniz.

Evet, bence Dikmen Vadisine gidin.

Çünkü: en sıcak günlerde bile, burada sizi muhteşem güzel, serin ve hoş bir hava bekliyor. Havuzların kıyısında bolca bulunan banklarda oturun, havuzları, suyu, suyun akışını izleyin. Bu sizi dinlendirecektir. Hatta: havuz kıyısındaki kafelere uğrayabilir, buralarda bir şeyler içerek, sohbet ederek yorgunluk atabilirsiniz.

Hatta: hemen girişte, Ayrancı yönünde bulunan restoranlarda, Ankara manzarasını izleyerek bir şeyler yiyebilirsiniz. Özellikle: kaburga dolması yemenizi öneririm. Fiyat mı, elbette biraz yüksek, ama sonuçta mekan güzel, manzara güzel, fiyatların zaten normal olmasını beklemek anormal olur.

Tüm bu güzellikleri yaşarken: aman dikkat, Büyükşehir Belediyesinin diğer rekreasyon alanlarında ki bir kısım uygunsuz davranışlar burada da geçerli. Örneğin: bisiklete binmek yasak, çimlere basmak yasak ve hatta bir dönem fotoğraf çekmek bile yasakmış, sakın ola, arkadaşınız veya sevgiliniz veya eşiniz ile, bu romantik ortamın etkisinde kalarak yakınlaşmayın, o da yasak….

Yine de, doğa mükemmel.