Afyonkarahisar Emirdağ

Afyonkarahisar Emirdağ

Afyonkarahisar Emirdağ; Emirdağ denince ilk akla gelen gurçetçileridir. Çoğu gurbetçinin memleketi Emirdağ denilebilir. Belçika’da yaşayan Emirdağlıların sayısı çok fazladır. Temmuz-Ağustos aylarında Emirdağ nüfusu 37 binlerden, 200 binlere çıkıyormuş. Bir diğer özellik, Emirdağ, bağlı bulunduğu İl merkezi Afyonkarahisar’dan Eskişehir’e çok daha yakındır.

Afyonkarahisar Emirdağ

 

ULAŞIM

Emirdağ, İl merkezi Afyonkarahisar’a 70 km, Eskişehir’e uzaklık 110 km, İzmir’e uzaklık 397 km, Ankara’ya uzaklık 186 km ve Konya’ya uzaklık 225 km dir.

Afyonkarahisar Emirdağ

 

GENEL

Afyonkarahisar’ın nüfus olarak en büyük ilçesidir.

1960’lı yıllardan itibaren yurt dışına göç başlamıştır. Başta Belçika olmak üzere, çoğunluğu Avrupa ülkelerine işçi olarak gitmiştir. Emirdağlı gurbetçilerin sayısının günümüzde 200 bin kişi civarında olduğu tahmin ediliyor. Belçika’da yaşayan Emirdağlı sayısının 120 bin olduğu söyleniyor. Belçika’da bulunan Emirdağlılar arasında, bakan, milletvekili, belediye başkanı, başkan yardımcısı, iş insanı ve değişik firmalarda üst düzey yöneticilik yapanlar vardır. Emirdağlılar Emirdağ’da ev yaptırırken, bir yandan da Emirdağlıların Avrupa’ya göçü, özellikle evlilikler yolu ile devam ediyor.

Afyonkarahisar Emirdağ

 

TARİHİ

Frigler, uzun süre Emirdağ ve yöresini ellerinde tutmuşlar ve birçok eserler yaratmışlardır.

MÖ 333 ile 30 yılları arasında ise, bölgede Galatya hakimiyeti görülür ve Emirdağ ilçesinin ova parçası, Galatya Salutaris diye isimlendirilmiştir.

1594 yılındaki kayıtlarda, Barçınlı kazasının ikiye ayrılarak Barçınlı ve Nevahi Barçınlı kadılığı olarak geçtiği görülür. Ancak Barçınlı ve Nevahi Barçınlı kaza merkezlerinin nahiyeleri yoktur. Nevahi Barçınlı, günümüzdeki Emirdağ ilçesi olarak bilinir. Ancak o dönemde, bünyesinde Bayat, Kemerkaya ve kısmen Iscehisar’da vardır. Nevahi Barçınlı’nın yönetim merkezi, bazen bugünkü Emirdağ, bazen Bayat ve bazen de Kemerkaya olmuştur. Bu durum, devrin ihtiyaç ve sorunlarından kaynaklanır.

1775 yılındaki yazılı belgelerden, aynı tarihte Emirdağ’ın varlığı biliniyor. Yine yazılı belgelere göre Nevahi Barçınlı’da, 1840-1845 yılları arasında muhtemelen 3200 kişinin yaşadığı biliniyor. 1848 yılına ait belgelerde ise, burası Emirdağı Kazası olarak geçer.

1929 yılında Aziziye (Emirdağ) kazasının nahiyesi Bayat olur.

Aziziye kazasının adı 1 Temmuz 1931 tarihinde Emirdağlarına (Emirdağları ismini bölgeyi Türk iskanına açan Emir Afşin Beyden alır) izafeten Emirdağı olarak değiştirilir. İlçenin isminin Emirdağ olmasının bir diğer sebebi olarak: Antik Amorium şehrinin adının Türkçeleşmesi sonucu Emirdağ olarak söylenmesi de olabilir.

Kurtuluş savaşı döneminde, Emirdağ stratejik rol oynamıştır. Bölge Yunanlılar tarafından 16 Ağustos 1921 tarihinde işgal edilmiş ve 20 Ağustos 1921 tarihinde geri alınmıştır.

Atatürk, 25 Mart 1922 tarihinde, Emirdağ’a gelerek savaşın gidişatını 3 gün süreyle buradan yönetmiştir.

1965’lerden sonra ilçe genelinde Avrupa’ya göç yaygınlaşmış ve ilçe nüfusu azalmıştır.

Afyonkarahisar Emirdağ

 

EMİRDAĞ GURBETÇİ FESTİVALİ

Emirdağ Belediyesi tarafından geleneksel olarak düzenlenen festival, her yıl Temmuz ayı sonlarında yapılıyor. Festival boyunca konserler düzenleniyor. Her gece kurulan pazarla ve konserlerle birlikte, palyaço, sihirbazlık gösterileri ve havai fişek gösterileri yapılıyor.

Afyonkarahisar Emirdağ Meslek Yüksek Okulu
Afyonkarahisar Emirdağ Meslek Yüksek Okulu

 

EMİRDAĞ MESLEK YÜKSEK OKULU

Afyon Kocatepe Üniversitesine bağlıdır. Okul 2 bloktan oluşur. Okul bünyesinde 5 normal sınıf ve 1 ikinci öğretim sınıfı vardır. Öğrenci sayısı 900 civarındadır.

 

NE SATIN ALINIR

Emirdağ ilçesinin koyun yoğurdu çok meşhur, severseniz buradan yoğurt satın almalısınız.

 

NE YENİR

Emirdağ’a yolunuz düşerse kıymalı pide yemelisiniz. Ayrıca mercimekli bükme ve kabak tatlısı denemelisiniz.

Afyonkarahisar Emirdağ Yılkı Atları

 

EMİRDAĞ YAYLALARINDA YILKI ATLARI

Bir zamanlar, yöre halkı yaşlanan ve hizmetlerini tamamlayan atları dağa salarmış ve bu atlar birbirleriyle çiftleşerek üremişler ve yabanileşmişlerdir. Yılkı atları, 10-12 attan oluşan guruplar halinde dolaşırlar. Kışın burunlarıyla metrelerce karı delerek altındaki otlara ulaşıyorlar. Onlar, çam ormanlarında sığınıyorlar. Ancak, bu yılkı atlarına yaklaşmak mümkün değil, biraz yaklaşmaya çalıştığınızda ürküyorlar ve guruplar halinde kaçıyorlar, bu yüzden yılkı atları sadece uzaktan seyredilebiliyor.

Afyonkarahisar Emirdağ

 

GEZİLECEK YERLER

Afyonkarahisar Emirdağ Çarşı Camii

 

ÇARŞI CAMİSİ

1750 yılında inşa edilmiştir. 1902 yılında ise yıkılıp yeniden aslına uygun olarak inşa edilmiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1965 ve 2011 yıllarında restore edilmiştir. Bahçe içinde bulunan tarihi şadırvan yıktırılmıştır. Çarşı camisinin levhasında, yapılış tarihi olarak 1902 yazılıdır, bu tarih caminin sonradan yeniden inşa edildiği tarihtir.

Afyonkarahisar Emirdağ Amorium Antik Kenti

 

AMORİUM ANTİK KENTİ

Amorium (Hisar), Ankara’nın 170 km güneybatısında, Afyonkarahisar’ın 70 km kuzeydoğusunda ve Emirdağ ilçesinin 12 km doğusunda yer alan ve MÖ 2000’li yıllardan itibaren Hitit, Phryg, Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kesintisiz yerleşim görmüş antik kenttir.

Birçok antik bölgede olduğu gibi, Hisar köyü, günümüzde antik kentin kalıntılarının tam ortasında kalıyor. Hisarköy, 1892 yılında kurulmuştur.

Köyün nüfusu az, ancak evler ve hayvan barınaklarının bulunduğu yerlerde özel mülk olması nedeniyle kazı yapılamıyor.

Afyonkarahisar Emirdağ Amorium Antik Kenti

Amorium eski Yunancada “Amorion” ve Arap-İslam kaynaklarında ise “Ammuriye” olarak geçer. Hitit döneminde ise şehrin ismi “Aura” dır.

Amorium ismi, ilkçağ Hint-Avrupa kavimlerinin dilinde “anne” anlamına gelen “ma” kelimesi kökü ile ilişkilendirilir.

Şehirden ilk bahseden kişi, Roma imparatoru Augustus döneminde (MÖ 24- MS 14) yaşamış olan ünlü coğrafyacı Strabon’dur.

Afyonkarahisar Emirdağ Amorium Antik Kenti

Şehir, MÖ 1’nci yüzyıl başlarında, Doğu Phrygia’da önemli bir konumdadır. Çünkü Roma Senatosu tarafından, bölgede kendi parasını basmasına izin verilen ilk şehirlerdendir. Şehir Geç Helenistik dönemden (MÖ 2-1’nci yüzyıllar) Roma imparatoru Caracalla (MS 198-217) ya kadar olan 300 yıldan fazla süre kendi adına para basmıştır.

Afyonkarahisar Emirdağ Amorium Antik Kenti

330 yılında, İmparator I. Konstantinos, İstanbul’u Roma imparatorluğunun başkenti yaptıktan sonra Anadolu topraklarına doğru uzanan iki ana askeri güzergah belirler. Bunlardan bir tanesi: Eskişehir ve Konya istikametinde, Mut vadisine ve oradan güneye gider. İşte Amorium şehri, bu güneye giden güzergah üzerindedir ve şehirde askeri bir garnizon kurulur. Amaç: Kudüs topraklarına giden Hıristiyan hacıların ve gezginlerin konaklaması ve güvenliğinin sağlanmasıdır.

Kentteki birçok önemli yapı evresi, İsauralı Bizans İmparatoru Zenon (MS 474-491) döneminde yapılmıştır. Surlar ve kentteki iki büyük kiliseden biri, bu dönemde yapılmıştır.

640 yılından itibaren, şehir Anadolu’da Bizans ordusunun askeri karargahı ve yine aynı dönemde “Anatolikon Thema” sının eyalet başkenti olur.

MS 7 ile 9’ncu yüzyıllarda, Arap saldırılarına karşı, Bizans topraklarının korunmasında güçlü bir kale görevi görür. Çünkü bu dönemde şehir, İstanbul’dan Suriye’ye giden karayolu üzerindedir. Öte yandan, yine Bizans döneminde şehir, İstanbul’dan sonra ikinci büyük şehir ve eyalet başkentidir.

668 yılında şehir Araplar tarafından ele geçirilmesine rağmen, kısa süre sonra tekrar Bizanslıların eline geçer.

Amorium şehrinde, masalcı Ezop’un doğup büyüdüğü söyleniyor. Ezop kimdir? Ezop, MÖ 6’ncı yüzyılda yaşadığı düşünülen bir eski Yunan masalcısıdır. Söylentiye göre, Trakya’da doğmuş, köle olarak satılmış, Samos adasında yaşamış ve azat edildikten sonra birçok bölgeyi dolaşmıştır. Bir ezop masalı: Zamanın devlet adamlarının halkın parasını çaldıkları ortaya çıkınca, Ezop’u mahkemede kendilerini savunmak için tutarlar. Ezop mahkemede tilki ve kirpinin hikayesini anlatır. “Sırtındaki kan emici pireler yüzünden, bir tilkinin canı çok yanar. Bu durumu gören kirpi, tilkiye sırtındaki pireleri kovabileceğini söyler. Tilki “sakın böyle bir şey yapma, sırtımdakiler zaten yeterince canımı yakıyor, nasılsa onlar doydu, daha fazla kan ememezler, bunlar giderse yerine daha da açları gelir” der. Bu savunmayı dinleyen mahkeme heyeti, sanıklara ceza vermez ve böylece kurtulurlar.

Şehir 787 yılında Piskoposluk merkezi olur.

838 yılında, Amorium şehri Abbasi Halifesi al-Mutasım ordusu tarafından kuşatılır.

837 yılında, Bizans imparatoru Theofilos, güneydoğu Anadolu ve Abbasi Halifeliği başkentine doğru ordusuyla harekete geçer. Bu ordu Malatya ve Samsat kalelerini fetih eder. Sonra da Suriye’de Mutasım’ın doğum yeri olan Zibatra kalesine saldırır, kaleyi ele geçirir, yakıp yıkarlar.

838 yılında ise, bu kere Abbasi halifesi Mutasım, büyük bir ordu ile Anadolu’ya girer. 211 Temmuz 838 yılında, Anzin savaşında, Abbasi ordusu Bizanslıları yener. Bizans ordusu, Mutasım’ın Anadolu’da ilerleyişine direnç gösteremez. Abbasi ordusu, ilerleyerek 55 günlük kuşatmanın ardından Amoria yani Bizans’ın ikinci büyük şehrini 23 Eylül 838 tarihinde ele geçirir. Saldırıda 30 bin Bizanslının öldürüldüğü ya da esir alındığı kayıtlara geçer. Halife Mutasım, bu başarıdan sonra İstanbul üzerine yürümek istemesine rağmen, ordusu içindeki karışıklıklar nedeniyle geriye yani Samarra’ya döner. Ancak yanında esirler vardır. Amorium şehrinden esir alınan yüksek rütbeli subaylar ve ileri gelen 42 Bizanslı Irak’ın Samarra şehrinde 6 Mart 845 tarihinde idam edilirler. Bu 42 Bizanslıya, 7 yıl boyunca İslamiyete geçmeleri konusunda telkinlerde bulunulmuş ve kabul etmedikleri için Hıristiyanlara gözdağı vermek amacıyla önce idam edilmiş ve sonra Fırat nehrine atılmışlardır. Daha sonra o bölgede yaşayan Hıristiyanlar tarafından, nehirden toplanarak mezara gömülmüşlerdir. O çağlarda esirlerin fidye pazarlığına tabi tutularak geri verilmeleri, sanıldığının aksine idam edilmelerinden daha yaygın bir uygulamaydı. Fidye müzakereleri tamamlanmış ve 42 Bizanslının Halife tarafından idam edilmesi dini gerekçelere bağlanmış ve Amorium’un 42 şehidi, Rum Ortodoks Hıristiyan literatürüne geçmiştir. Aziz mertebesine yükseltilen bu Bizanslılar her yıl 6 Mart günü, dini törenlerle anılırlar.

Bu büyük yıkıma rağmen, Amorium şehri, Bizanslılar tarafından yeniden iskan edildi.

931 yılında şehir, Araplar tarafından yine yağmalandı, MS 10 ve 11’nci yüzyıllarda biraz canlansa da, daha önceki askeri ve stratejik önemine ulaşamadı.

9’ncu yüzyıla girildiğinde, Amorium şehri, Bizans’a bir imparatorluk hanedanı verdi. Bu hanedan, 820-867 yılları arasında 3 imparator çıkardı, ancak Bizans tarihi açısından başarılı icraatları olmadı. Bu imparatorlar: Kekeme 2’nci Mihail, oğlu Teofilos ve torunu Sarhoş 3’ncü Mihail’dir.

 Selçuklular ve Bizanslılar arasında yapılan Bolybotum (Bolvadin) savaşını Selçuklular kazanır ve 1116 yılında Amorium, Selçukluların eline geçer. Bu savaş sırasında dönemin Selçuklu Sultanı Müizzeddin Melikşah’ın bir süre çekildiği Bolvadin güneyindeki dağlara “Sultandağı”, komutanlarından Emir Mengücek’in çekildiği dağlara ise “Emirdağ” ismi verilmiştir.

14’ncü yüzyılda kentte Selçuklu hakimiyeti görülür, ancak kent takip eden Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde, sadece önemli bir Türk kasabası haline gelmiş, eski ihtişamını kaybetmiştir. Kent sadece kale olarak kullanılmış, Hisarcık (sonradan Hisarköy) ismi buradan gelmiştir.

Afyonkarahisar Emirdağ Amorium Antik Kenti

 

İslam dönemi ve Selman Farisi

Amuriye, bugünkü Hisar köyü yerleşkesinde bulunan Amorium kentinin İslam kaynaklarındaki ismidir.

Amuriye, İslam kaynaklarında, Anadolu’nun en önemli şehri olarak geçer.

Büyük İslam sahabelerinden Selman Farisi İran asıllıdır. Ateşe tapan Mecusi bir aileye mensuptur. Ailesi tarafından Mecusi inancına bağlı olarak yetiştirildiği halde Hıristiyanlığı tanıdıktan sonra Hıristiyan olmuştur.

Selman Farisi, Amuriye şehrinde yaşarken, Amuriye kalesinin çevresinin hendeklerle çevrili olması, Selman Farisiye, Medine savunmasında hendek kazılması fikrini vermiştir. Selman Farisi, Amorium’da, şu an bulunan kilisede çalışmış, emrinde çalıştığı, talebesi olduğu rahip tarafından İslam dininin hak dini olduğunu söylemesi üzerine, Müslüman olmak için Medine’ye gitmiştir. Asıl ismi Mabeh bin Büzahşah’tır. Selman ismi, Peygamberimiz tarafından verilmiştir. İranlı olduğu için de Farisi denildiğinden Selman-ı Farisi olarak isim almıştır. Selman Farisi, İran üzerine yapılan sefer ve ardından Medain şehrinin alınması üzerine buraya vali tayin edildi. Ömrünün sonuna kadar burada yaşadı ve 655 yılında Medain şehrinde öldü.

Yani şehir Hıristiyanlık kadar olmasa da İslamiyet açısından da önemli bir yerdir.

Afyonkarahisar Emirdağ Amorium Antik Kenti

 

Antik kent, 2 bölüme ayrılır

Yukarı şehir.

Aşağı şehir.

Yukarı şehir

Yukarı şehir denen höyükte, en eski yerleşim burada görülür.

5 hektarlık bu alan: oval biçimde çok sayıda kule ile desteklenmiş sur ile çevrilidir. Höyüğün kuzeydoğu ve güneybatı yönündeki surları, Aşağı şehir surlarıyla birleşir.

Höyüğün kenarında, Bizans dönemi sur duvarları kalıntıları görülmektedir.

Aşağı şehir

Aşağı şehir tamamen sur içindedir ve büyüklüğü yaklaşık 75 hektardır.

Sur duvarları: Aşağı şehirde bütün şehri kuşatır, ancak günümüzde sadece Yukarı şehirde höyüğün kenarında sur duvarı izleri görülmektedir. Bu sur duvarları, İmparator Zenon (MS 474-491) döneminde yapılmıştır.

Aşağı şehir kilisesinde yapılan kazılarda: 10 ve 11’nci yüzyıllara tarihlenen çok sayıda bebek ve çocuk mezarı ortaya çıkarıldı. İçerisinde çoğunlukla çoklu gömü bulunan bu mezarlar, kilisenin ana binasının kuzeyinde, vaftizhanenin doğusunda yer alan bölümde konumlandırılmıştır. İlk gömünün altındaki bireylere ait olan daha eski iskelet kalıntıları, karışık durumda ele geçirilmiştir. Bu alandaki 36 mezardan ele geçen toplam 128 bireye ait iskelet kalıntısı, topluluğun demografik özellikleri ve genel sağlık durumunun anlaşılması için incelenmiştir. Bu iskelet topluluğunda doğum öncesi, doğum sırası ve doğumdan hemen sonra hayatını kaybedenlerin toplamı % 50 kadardır. Yani, şehirde Bizans döneminde yetersiz hijyen ve yetersiz beslenme koşulları olduğu ve bu durumda annelerin enfeksiyon kaparak doğum sıkıntılarının olduğu anlaşılır.

Afyonkarahisar Emirdağ Amorium Antik Kenti

 

Kazılar

Antik bölge, koruma altına alınmadan önceki yıllarda define avcıları tarafından yoğun şekilde kazılmış ve yağmalanmış ve de maalesef önemli ölçüde tahribata uğramıştır.

Evet, Amorium şehrini ilk ziyaret eden batılı gezgin 1836 yılında William Hamilton’dur. İlk araştırmalar ise, 1987 yılında Prof Martin Harrison tarafından başlatılır. Bu araştırmalarla: şehrin güneybatısındaki şehir surlarında, şehrin güneyinde kalan ve Geç Roma ile Erken Bizans dönemlerine tarihlenen “Büyük Bina” olarak adlandırılan alanda, Aşağı şehir Bazilikasında ve Yukarı şehir bölümünde kazı çalışmaları yapılmıştır.

1996 yılına gelindiğinde, yapılan kazı çalışmaları sonunda: ana kilise, vaftizhane ve birçok mezar ortaya çıkarılmıştır. Kilise ilk olarak, kuzeybatı tarafında bir vaftizhane ile birlikte, koridorlu bir bazilika olarak, erken Bizans döneninde (5-6’ncı yüzyıllar arasında) inşa edilmiştir. Tüm kompleks, kilisenin ahşap çatısının muhtemelen alev aldığı 838 yılında büyük hasar gördü. Ancak dikkat çekici bir gelişme, kilise daha sonra terk edilmedi. Ancak tamamen yeniden inşa edildi ve nefin merkezi üzerinde büyük bir kubbeyi desteklemek için iskeleler ve payandalar verildi. Yeni kilise, özenle yenilendi. Yeni bir mermer opus sectile zemin döşendi, tavanlara cam mozaikler yerleştirildi ve duvarlar azizleri ve diğer kutsal figürleri gösteren fresklerle döşendi. Birçoğu iyi korunmuş ipek tekstilleri ve deri ayakkabıların yanı sıra kolye haçları ve mücevher eşyaları içeren birçok mezar da eklendi. Bulgular sadece dindar değil, onuncu ve onbirinci yüzyıllardaki Amorium sakinlerinin zenginliğini ve sofistikeliğini de gösteriyor.

Kilisede yapılan kazılarla birlikte hayatta kalan dokusunun uzun süreli korunmasını ve restorasyonunu amaçlayan bir program, enerjik olarak ilerletilmiştir. Kilisenin güneyinde, sütun, pencere, kapı bölümleri ve diğer parçaların tanımlanabileceği ve yeniden montaj için hazırlanabileceği bir taş avlu oluşturuldu. Onarım çalışmaları sırasında ağır mermer blokların kaldırılması ve tutulması için bir portal temin edildi.

Aşağı şehir surlarında, üçgen planlı kulenin batısında bulunan kapıda, Aşağı şehir kilisesinin kuzeyinde, Büyük Mekan olarak adlandırılan alanda çalışmalar sürdürülmüştür.

2001 yılında yapılan kazılarda: MS 6-9 yüzyıllara tarihlenen bir Bizans dönemi hamamı ve döşemesiz bir sokak bulunmuştur. Bizans hamamlarının ayakta kalan çok az örneği vardır ve Orta Anadolu’daki bu örnek hem Bizans imparatorluğunda yıkanmanın sürekliliği hem de bu geleneklerin İslam dünyasına aktarılması için önemli bir delildir.

Ayrıca hamamın çevresindeki alan, üzümleri bastırmak için bir dizi kurulumla doluydu. Bu; önemli miktarda şarap üreten büyük bir endüstri olduğunu gösterir. Bu tür faaliyetleri kentsel bağlamda bulmak oldukça sıra dışıdır. Çünkü eski şarap ve yağ preslerinin çoğu kırsal alanlardaki çiftliklerde bulunuyordu. Yani, bu alanın şehrin şarap üretim merkezi olduğu anlaşılmıştır. Kazılarda bulunan şaraphane, bu civarda üzüm bağlarının çok olduğunu ve şarap üretiminin yapılarak Amurriye ve civardaki yerleşim yerlerinin şarap ihtiyacının buradan karşılandığını göstermektedir. Günümüzde: Suvermez, Karacalar ve diğer köylerdeki üzüm yetiştirme kültürü, o dönemlerin bu güne yansımalarıdır.

2014 yılındaki kazılarda, çalışmalar antik kentin Yukarı Şehir diye adlandırılan bölgesinde yoğunlaşmıştır. Ekipler, tarihi kale surlarının en üst kısmını gün ışığına çıkardılar. Surlardaki bir şehir kapısı aranmış, bulunması halinde kent için önemli bir keşif olacağı gündeme getirilmiştir.

Afyonkarahisar Emirdağ Suvermez Şehitliği
Afyonkarahisar Emirdağ Suvermez Şehitliği

 

SUVERMEZ ŞEHİTLİĞİ

İlçe merkezine bağlı Suvermez köyünde Yarım Hatıl Mevkiindedir.

Kurtuluş savaşında, düşman keşif uçaklarının açtığı ateş sonucu şehit olan iki er adına, 1963 yılında, Suvermez köyünde, yol kenarına bir şehitlik anıtı yapılmıştır. Küçük bir şehitlik olup kitabesinde “İstiklal Savaşı Şehitleri” yazılıdır. İsmi tespit edilebilen sadece bir tanesinin ismi yazılıdır o da “Niğde Aksaray’dan Er Ali Oğlu Hasan 21 Ekim 1922” yazılıdır. Her yıl 18 Mart tarihinde burada anma töreni yapılmaktadır.

Afyonkarahisar şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Afyonkarahisar Bayat

Afyonkarahisar Bayat

Afyonkarahisar Bayat: Kilimleriyle öne çıkıyor, tarihi ve turistik yer denince, bazı yerler var, görülebilir. Frig, Roma ve Bizans dönemlerine ait kaya yerleşimleri ve kaya mezarları var.

ULAŞIM

İlçe, Ankara’yı Ege ve Akdeniz illerine bağlayan transit karayolu üzerindedir. İl merkezine 47 km uzaklıktadır.

Afyonkarahisar Bayat

GENEL

İlçe Ege bölgesinin doğu bölümündedir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1050 metredir. Bayat çayı, Sakarya nehrinin ilk kolu olarak Bayat yaylasından çıkıp, ilçenin içinden geçer ve doğuya doğru akar. Karların erimesiyle ilkbaharda iyice kabarır, Ağustos ayında ise kurumaya yakın olur.

Yörede genellikle karasal iklim hakimdir. Yazları kurak, kışları soğuk geçer. İlçe ekonomik bakımdan gelişmemiştir. Yer altı ve yer üstü zenginlikleri yoktur. Halkın belli başlı geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.

TARİHİ

Bayat ilçesi, Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri olan Bayat boyu tarafından, 1147 yılında bugünkü yerinde, Bayat çayının kenarında kurulmuştur. Barçınlı ve Barçın adıyla da anılan Bayat ilçesi, İstanbul-Bağdat kervan yolu üzerinde olduğundan Bizans ve Osmanlı dönemlerinde önemli bir konaklama yeri olmuştur.

Bayat 1907 yılında Belediye olur. 1987 yılında ise ilçe olur.

Bu arada “Bayat” kelimesinin anlamı hakkında bilgi vermek istiyorum. Bunu bilmek için Oğuz Kağan destanını bilmek gerekir. Oğuz Han’dan 24 Türk boyu türemiştir. İşte bu 24 Türk boyundan birinin adı “Bayat” dır. Asalet sırasına göre Osmanlıların mensup olduğu “Kayı” boyundan sonra ikinci sırada gelir. Bayat’ın anlamı “Devletlü ve nimeti bol” dur. Ancak günümüzde şimdiki anlamda kullanılmaya başlamıştır. Yani tazeliğini yitirmiş, eskimiş anlamındadır. Ancak tarihi anlamı, yukarıda belirttiğim gibi farklıdır.

Afyonkarahisar Bayat Kilimleri

 

BAYAT KİLİMLERİ

Bayat yöresinde kilimcilik çok eskilere dayanır. Ancak 1987 yılında Bayat merkezinde ve köylerinde, kilimcilik kursları açılarak seri üretim yapılmaya başlanmıştır. Daha sonraki yıllarda kilimcilik gelişmiş, Afyon-Ankara karayolunun kenarında Bayat Kilim Atölyesi kurulmuştur. Günümüzde, Bayat ilçesindeki tek kilim üreticisi ve satıcısı Bayat Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfıdır.

Afyonkarahisar Bayat Kilimleri

 

Bayat kilimleri, kök boya ile boyanarak dünyada ve ülkemizde tükenmekte olan bir geleneği canlı tutmaktadır. Kilimlerde kullanılan bütün renkler % 100 kök boyadır. Bu kilimler yıkandığı zaman asla renk vermez. Boyalar birbirine karışmaz, kullandıkça ve yıkandıkça parlaklık kazanır. Kök boyanın en önemli özelliği rahat yıkanmasıdır. Bayat kilimlerinde, % 100 kirman ipi kullanılır. Kirman ipi, kirman denilen aletle güzel ve kaliteli şekilde eğirilir. Yani, makine ipi ile yapılan kilimlerden daha kaliteli ve daha uzun ömürlüdür. Son olarak Bayat kilimlerinin en önemli özelliği, saf yünden yapılan kirman ipi ve tamamıyla doğal bitkilerden elde edilen kök boyası, desenlerinin sık ve küçük motifler kullanılarak oluşturulması, motif zenginliğinin yaratılması ve ebada göre desenlerin uygun yerleştirilmesidir. Söylenenlere göre, Bayat kilimlerinin boyası, 120 yıl solmadan rengini muhafaza etmiştir.

Afyonkarahisar Bayat Meslek Yüksek Okulu

 

BAYAT MESLEK YÜKSEK OKULU

Afyon Kocatepe Üniversitesine bağlıdır. 2006-2007 yılı öğretim yılında kurulmuştur. Laborant ve Veteriner Sağlık bölümü, İnsan kaynakları, İşletme ve Dış ticaret olmak üzere iki bölümde eğitim sürmektedir. Öğrenci mevcudu 641 dir.

NE SATIN ALINIR

Bayat yöresinden kök boyalı Bayat kilimleri satın alabilirsiniz.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Buralara yolunuz düşerse, yöresel yemekler olarak bükme, katmer, haşhaşlı pilav ve arabaşı çorbası tadabilirsiniz.

Afyonkarahisar Bayat

GEZİLECEK YERLER

Afyonkarahisar Bayat Kaymakamlık Binası

 

KAYMAKAMLIK BİNASI

Binanın kesin yapılış tarihi bilinmemekle birlikte, muhtemelen 1905-1912 yılları arasında Ermeni ustalara inşa ettirildiği biliniyor. Bina Kurtuluş Savaşı sırasında Afyonkarahisar ve havalisi Kuvayı Milliye Komutanı Yarbay Arif Bey tarafından karargah olarak kullanılmıştır. Kurtuluş savaşından sonra bina zaman zaman ilkokul binası, zaman zaman da mahkeme binası olarak kullanılmıştır. Bayat’ın 1987 yılında ilçe olması nedeniyle, mevcut bina Kaymakamlık hizmet binası olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bina 2 katlıdır. Birinci kat ve ikinci kat iç merdivenleri ve pencereleri ahşaptır. Çatısı düz bir zemin şeklinde inşa edilmiştir. Binanın 1948 yılında yandığı ve bunun sonucunda 1950 yılında yapılan tadilatla birinci ve ikinci kat taban ve merdivenlerinin betona dönüştürüldüğü, çatının orijinal halinden uzaklaştırılarak bugünkü haline getirildiği bilinmektedir. 2001yılında yapılan tadilatta, alt ve üst katın tabanı fayans kaplama ile döşenmiş, ahşap pencereler orjinaline uygun pvc pencerelerle değiştirilmiştir. Dış cephedeki beyaz taş duvarlar bakımı yapıldıktan sonra, dış cephe koruma sıvasıyla güçlendirilmiştir. Sıva üstü cephe boyası yapılmıştır. Bina 2005 yılında son dönem Osmanlı yapısı Hükümet Binası olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Afyonkarahisar Bayat Merkez Camii

 

MERKEZ CAMİİ

Hükümet binasının 90 metre güneydoğusundadır.

Afyonkarahisar Bayat Merkez Camii

Kare planlı, camekanlı, tek şerefeli, tuğla minareli, kırma çatılı bir yapıdır. Orta camekan giriş kapısıdır. Girişten mihraba doğru, üç bölümlüdür. Mihrabı çinilidir. Giriş tarafı ahşap asma katlıdır. Minare gövdesi tuğla olup sıvalı ve taş derz desenlidir. 1957 yılında büyük onarım görmüştür.

Afyonkarahisar Bayat Kurt ini

 

KURT İNİ

İlçenin 3 km kuzeyinde Bökenin yurdu mevkiinde, doğal bir mağaradır. 1700 metre rakımda, orman içinde bulunan mağaranın tahminen uzunluğu 276 metre kadardır. İçinde dikitler vardır. Kaya yüzeylerinde oluşan siyah ve beyaz parlak yüzeyler, bu bölgede bulunan minerallerden kaynaklanmaktadır. Kış aylarında içinden su akmaktadır. Mağaranın tavanını çökmesi nedeniyle içinde 25-30 metreden daha ileri gidilememektedir.

Afyonkarahisar Bayat İnpazarcık

 

İNPAZARCIK

İlçe merkezinin yaklaşık 5.5 km güneybatısında, Asar Tepenin 2 km kuzeybatısında, İmpazarcık mevkiindedir.

Afyonkarahisar Bayat İnpazarcık

Burası arkeolojik kaya yerleşimidir. Yayla özelliğindeki alanın güney sınırına yakın bir yerde bulunan, büyük ölçekli bir kaya kütlesine oyulmuş kilise, işlik ve kaya mekanlarından oluşmaktadır. Bizans döneminden kalmadır. Kaya yerleşimin güneydoğusunda, yine Bizans dönemine ait iki tane kaya kilise vardır. Bu kiliseler “Hamamini” ve “Alacain” adıyla isimlendirilir. Ancak yoğun orman dokusu nedeniyle, bunlara ulaşmak oldukça zordur.

Afyonkarahisar Bayat İnpazarcık

Ayrıca kaya yerleşiminin güney yamaçlarında Frig dönemine tarihlenen açık hava kaya tapınağı kalıntıları bulunmaktadır ve buranın Friglerin Midaus adlı kutsal yeri olduğuna inanılır. Ancak bu mağaraların yavaş yavaş eridiği söyleniyor. Yaylanın güney sınırını oluşturan dere yatağı üzerindeki sarp bir kaya üzerindeki kaya mezarı da, Frig dönemine aittir.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı asar-kale.1.jpg
Afyonkarahisar Bayat Asar Kale-Kedrea-Sidre

 

ASAR KALE-KEDREA-SİDRE

İlçe merkezinin 4 km batısında, Köroğlu dağı eteklerinde, doğal yükseltili bir kaya kütlesidir. Üzeri surla çevrilmiştir. Kale, günümüzdeki Bizans döneminde, Ankara-Afyonkarahisar yolu olarak kullanılan doğu-batı yolunu koruyan bir kaledir.

Sur içinde tonozlu sarnıç, dinsel ve idari yapılara ait temel kalıntıları vardır. Bu kalıntıların Bizanslılardan kalma din merkezi ya da metropolitlik olduğu, bir manastır kalıntısı olduğu tahmin ediliyor. Doruktaki bir mağara ağzında Meryem ana tablosundan renkli izler kalmıştır.

ELİCEK MAĞARALARI

İlçe merkezine bağlı Derbent köyü Ericek mevkiindedir. Bayat-Derbent yolunun 250 metre kadar kuzeydoğusunda bulunan, alçak bir tepe yükseltisinin üstündeki kayalıkların güneybatı yamacına oyulmuş, çok sayıda kaya mekanı ve kaya mezarı vardır. Kaya mezarları, kaya mekanlarından çok daha fazladır. Mezar odaları, genellikle tek odalı, üçgen kırma çatılı ve tonozludur. Mezar odalarında, odanın iki yanına ve karşısına oyulu tekne mezarlar vardır. Yani çoklu gömüye rastlanır. Bu kaya mezarların, Roma dönemine ve kaya mekanların ise Bizans dönemine ait olduğu bilinmektedir. Kaya mezarları, Bizans döneminde de kullanılmıştır. Mağaraların içerisindeki kaya mezarları ve bazılarının kapılarındaki yazılar dikkat çeker.

KARACAOVA-KARAAĞAÇ MEVKİİ

İlçe merkezine bağlı Çukur köyü yolunun sağında bulunan Karacaova mevkiinde, özel bir kişiye ait tarlada yapılan temizleme çalışmalarında bir yerleşim yeri ve mezar odalarına ait temel ve yapı kalıntıları ortaya çıkmıştır.

Kalıntılar Roma dönemine aittir. Mimari bir yapıya ait işlenmiş büyük boyutlu mermer öğeler ve düzgün olmayan taşlar alana yayılmış durumdadır. Karacaova doğu bölümünde bulunan kayalıklarda, giriş kapıları güneye ve batıya bakan Roma dönemi mezar odaları vardır. Yanık in’de kaya zemine oyulmuş tekne mezarlarıyla birlikte 18 tane mezar odası vardır. Üzerinde üçgen alınlığı bulunan büyük mezar odası, Sarı Hasanın Ağılı olarak bilinmektedir. Bazı mezar odalarında, insan kemikleri ortada durmaktadır.

1 Nolu mezar odası: Ön kısmı tahrip olmuş ve toprak altında kalmıştır. Görülen kısımda tavan iki aşamalıdır. Mezarlar toprak altında kalmıştır.

2 Nolu mezar odası: Büyük çoğunluğu toprakla dolu halde bulunan mezar odasına ön bölümden dikdörtgen biçimli giriş kapısından girilir.

3 Nolu mezar odası: Sağ ve solda ikişer ve cephede bir olmak üzere 5 mezar vardır. Mezar odasının solunda bulunan ilk mezar tahrip olmuştur. Mezarın içi toprak doludur.

4 Nolu mezar odası: Mezar odasının iç kısmı tonoz tavanlıdır. Sağdan ön kısmı kırık olan ve diğer mezarlardakinden farklı olarak kemere dik iki mezar bulunur. Mezar odasının solunda, çocuk mezarı vardır.

5 Nolu mezar odası: Asil bir aileye ait olduğu düşünülmektedir. Çünkü diğer odalardan farklı yapılmıştır. Girişin iki yanı düzeltilmiş, solda bir tekne mezar vardır. Kapı önündeki alanın cephesi üzerinde, içinde tahrip olmuş Medusa kabartması olan üçgen alınlık ve girişin sağında ve solunda kabartma süslemeler vardır. Bu mezar odasının içinde çok sayıda insan kemiği, hala bulunmaktadır.

6 Nolu mezar odası: Mezar odasının cephesindeki mezar belirgin değildir, çünkü mezar odasının yarısından fazlası toprakla dolu durumdadır.

 

DERBENT ELİCEK KAYA MEZARLARI

İlçe merkezine bağlı Derbent köyünün Ceritli mahallesindedir.

Bayat-Derbent karayolunun kenarında bulunan mezarlar yoldan görülebilmektedir. Kayalıklarda, Roma ve Bizans dönemine ait anıtsal kaya mezar odaları ve kayalar üzerinde tekne tipi mezarlar vardır. Bu bölgenin tamamen mezarlık yani Nekropol alanı olduğu bilinmektedir. Bu bölgedeki mezar odalarının bazıları, dış mimari özellikleriyle dikkat çekmektedir.

Afyonkarahisar şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.