
Evet, burası, dünyanın en yoğun oksijen bulunan yöresi. Tam bir oksijen çadırı gibi. Bu durumun, teknik verilerle kanıtlanmış olması da cabası. Hani derler ya, astım hastaları, Antalya-Alanya’daki Damlataş Mağarasına gitmeliler diye, burada mağaraya filan gitmeye gerek yok. Ortam, tamamen yoğun oksijen ile dikkat çekiyor.
ULAŞIM
İstanbul’dan, Altınoluk’a: Bursa-Balıkesir-Havran-Edremit üzerinden gidebilirsiniz. Tekirdağ-Çanakkale yolunu da tercih edebilirsiniz. Bu yol, manzarası güzel, trafiği az ve 476 km. İstanbul-Kınalı arası otoyolu kullananlar, Tekirdağ’dan Keşan’a, sonra da Gelibolu’ya gelecekler. Buradan, Lapseki’ye veya Eceabat’tan Çanakkale’ye, karşıya geçmek için feribotlar, saat başı kalkıyor. Truva’dan, Edremit Körfezine inerken, Altınoluk sizi karşılayacak.
Ankara’dan, Altınoluk’a gelmek için ise: Ankara-Eskişehir-Bursa-Balıkesir-Edremit-Akçay üzerinden ilerleyerek Altınoluk’a ulaşmak mümkün. Ankara-Altınoluk arası uzaklık: 644 km.
Altınoluk-Edremit arasındaki uzaklık: 28 km. Balıkesir-Altınoluk arası uzaklık ise: 114 km.

GENEL
Evet, Altınoluk denilince, yörenin havasının, tam bir oksijen deposu olması akla geliyor. Sonra ise: yörede bulunan çok sayıda konaklama tesisi ve eğlence mekanı.
Ayrıca: Güre’deki kaplıcalar, Kaz dağının gizemi, Sarıkız efsanesinin hüznüdür.

SARIKIZ EFSANESİ
Güre Köyünde, Sarıkız adında, çok güzel, iyi yürekli bir kız yaşarmış. Kendisini sevmeyenlerin iftiraları sonucu, babası, Sarıkız’ı, 5-10 kazla birlikte, İda dağına bırakır. Bir süre sonra, kızını görmeye giden baba, kızından su ister. Sarıkız, dağın tepesinden, elini körfeze uzatarak tasını doldurunca, kızının erdiğini anlar. Sırrı anlaşılan Sarıkız, orada, buna çok üzülen babası ise İda dağının başka bir tepesinde ölür. Bu efsaneye göre, İda dağı, Kazdağı, dağın doruğu Sarıkız Tepesi, kızın babasının öldüğü yer de Babadağı olarak anılmaya başlanır.
Gürenin üstünde bulunan Kavurmacılar Köyünde yaşadığına inanılan Sarıkız için, her yıl 15 Ağustos tarihinde bir tören düzenlenir. Bu törende: köyde, keşkek, pilav, nohut pişirilip yenir. Şerbetler içilir. Terkedilmiş görünümlü köyde kalan beş-altı ailenin yanı sıra, yeni yapılanmalara da rastlanılıyor. Sarıkız şenliklerine olan ilginin her yıl arttığı görülmekte. Ayrıca, Sarıkızın kabri başında, herkesin dileğini yazabildiği büyük bir dilek defteri de bulunuyor.
GEZİLECEK YERLER

ANTANDROS ANTİK KENTİ
Antandros antik kenti, Edremit ilçesinden Altınoluk an yaklaşık 2 km doğusunda, Kaz dağlarının güney eteklerinde yer alan ve Geleceğin Efes i olarak adlandırılan büyüleyici bir Troas kentidir.
TARİHİ SÜREÇ-PERS KRALI XERXES
Heredotos, Pers Kralı Xerxes in MÖ 483 yılında Yunanistan a yapacağı seferin hazırlıklarına ve ordunun izlediği güzergaha değinir.
Heredotos un anlatımına göre:
Ordu, Lydia dan Kaikos ırmağına ve Mysia ya yöneldi.
Kaimos u geçtikten sonra Aternaos içinden Karene kentine doğru yürüdü.
Bu kentten sonra Adramytteion kenti ve Pelasg sitesi Antandros’a geçerek Thebe ovasına indi.
Ve oradan gece İda eteklerinde konaklamışken bora patladı, zigza gezinen yıldırımlar düştü ve oldukça önemli sayıda kayıplar verdi.
DONANMA KURULMASI
Vergilius un “Aeneas” adlı eserinde, MÖ 1200 lü yıllarda, Akhalar ile Troyalılar arasında çıkan savaş sonrasında yıkılan Troya kentinden kaçan Aeneas ve yanındakilerin bir Phry yerleşimi olan ve İda dağı eteklerinde bulunan Antandros ta donanmalarını kurduklarından bahseder.
Antik kaynaklarda Antandros kenti ile ilgili bilgilere çok sık rastlanmamasına karşın, kentin adı Atina ve Sparta arasında, MÖ 431 yılında başlayan ve MÖ 404 yılında sona eren Peleponnesos savaşlarında sıkça geçer.
Savaşların ilk evresinde Antandros ile ilgili bilgiyi Thukydides ten alınır.
Lesbos adasını ve burada yer alan Mytilene kentini ele geçiren Atinalılar, kent halkının bir kısmını sürgüne göndermiştir.
Mytilene ve Lesbos adasının diğer bölgelerinden sürgün edilen bu insanlar, yanlarına Peleponnesos tan paralı askerler alarak Antandros u ele geçirirler.
Bu insanlar Antandros un, İda dağına yakın olması ve gemi yapımında kullanılacak diğer gereçlerin de bol olmasından yararlanarak gemi yapacak, böylece Lesbos a saldırıp geri aldıktan sonra karşı kıyıda yer alan diğer Aiol kentlerini de ele geçireceklerdi.
MÖ 512 yılında Persler tarafından Antandros şehri ele geçirildiğinde, tarih sayfalarında yerini almıştır.
İda dağının eteğinde konumu sayesinde, şehir gemi inşa endüstrisi için gerekli olan zengin kereste ve reçine kaynaklarına erişebiliyordu.
Bu hususlar, Antandros u savaş filolarını genişletmek isteyen tüm askeri güçler için cazip bir hedef haline getirmiştir.
Şehir defalarca el değiştirdi, Yunanlılar ve Persler tarafından kontrol edildi ve hatta kısa bir süre için özerk bir yerleşim yer ibile oldu.

YAMAÇ EV-ROMA VİLLASI VE MUAZZAM MOZAİKLER
Antandros un en çok ses getiren bölümü, MS 300 civarına tarihlenen yaklaşık 1100-1800 metrekarelik Roma villasıdır.
Araştırmalara göre villanın MS 3 ncü yüzyılda inşa edildiği ve MS 6-7 nci yüzyıllara kadar kullanıldığı anlaşılmıştır. Bu tarihte, Arap akınlarından kaçan halk, kenti terk ederek, bugün Şahinkalesi olarak adlandırılan, oldukça korunaklı doğal bir kale görünümündeki tepeye taşınmıştır.

Evet, denize bakan bir yamaç üzerine yerleştirilmiş olması nedeniyle klasik Roma peristilli ev tipinden farklı olarak, sıralı ev tipi olarak adlandırılan bir mimari üslupla inşa edilmiştir.
32.90 m uzunluğundaki portika üzerine, yan yana dizilmiş 6 odası evin ana mekanlarını oluşturmaktadır.
Bunun haricinde latrina (tuvalet), mutfak, teras ve oldukça görkemli bir hamam bulunur.

Mozaikler ve Freskler:
Yamaç ev özellikle taban mozaikleri ve freskolarıyla dikkat çekmektedir.
Yamaçtaki eğimden dolayı, teraslar üzerine oturan villanın portikosu ve yan yana dizilmiş 6 odasından Oda no 1 ve 4 oldukça iyi korunmuş mozaiklere sahiptir.
Oda 3 ün tabanı mermer kaplıdır.
Oda 1 in duvarları, stilize sütunlar arasına yerleştirilen tek figürlü panellerden oluşan freskolar ile dekore adilmiştir.
Ayrıca hamamın soyunma odası olarak adlandırılan odasının tabanı, tam olarak korunmuş mozaik döşemeye, duvarları freskoya sahiptir.
Özellikle bir içki kabından (kantharos) su içen iki kuşun resmedildiği “Çarkıfelek” motifi çok meşhurdur.

Duvarlarda ise meyve ve içki taşıyan hizmetkarların betimlendiği freskler bulunur.

Lüks Yaşam.
Villanın kendine ait özel bir hamamı, kanalizasyon sistemi, kışlık ve yazlık salonları vardır.
Bu, kentin o dönemdeki yüksek refah düzeyini yansıtır.

ANADOLU NUN EN GENİŞ NEKROPOLÜ-MEZARLIĞI
Antandros, mezar çeşitliği açısından Anadolu arkeolojisinde çok özel bir yere sahiptir.
Nekropolis, Antandros yerleşmesinin yer aldığı Kaletaşı Tepesinin yaklaşık 400 m batısındadır.
Deniz ile ona paralel uzanan tepe arasındaki 50-60 m lik yamaç ve düzlüktedir.
Bugün Melis Sitesinin büyük bir bölümünün üzerine oturduğu Nekropolis alanının batı sınırı, sitenin batı sınırı ile aynı konumda iken, 2001 yılından bu yana sürdürülmekte olan sistemli kazılar, nekropolis alanının sınırlarını tespit etmeye yönelik olarak sürdürülmektedir.
Bugüne kadar toplam 412 mezar bulunmuştur.
Nekropolis in en erken mezarında, hediye olarak göğüs üzerinde bir bronz saç spirali ile bacaklar hizasında 5 aşık kemiği bulunmuştur.
Arkaik döneme ait, toplam 160 mezar bulunmuştur.
Evet, Nekropolis; MÖ 8 yüzyıldan MÖ 2 yüzyıla kadar kesintisiz kullanılan bu alanda şunlar görülebilir.

Lahit Mezarlar:
Nekropolde ilk lahit kullanımı, yetişkin bireylerin sadece yakılarak gömülmediği MÖ 6 ncı yüz yılda görülmeye başlar.
MÖ 5 nci yüzyıla ait lahitlerde çoklü gömüler dikkat çekmektedir.
Bir lahitte, ikisi kadın, birisi erkek üç erişkinin yatırıldığı lahit içerisinde, MÖ 450 civarına tarihlenen siyah figür tekniğinde bezeli kaide ve gövde ele geçirilmiştir. Üç bireyin de birbirinin üzerine, diğerini tahrip etmeksizin yatırılmış olması ve mezar hediyeleri arasında zaman farkının bulunmaması, bu gömülerin aynı dönemde yapıldıklarını ve muhtemelen lahitlerin aile mezarı olarak kullanıldığını düşündürür.
Pithos-Küp mezarlar:
Ölülerin büyük küplerin içine yerleştirildiği ilginç gömü biçimleridir.
Bebek gömüleri genellikle amphoralar içine yapılırken, erişkin ve çocuklar için çatı kiremidi mezarların da kullanıldığı görülmektedir.
Kremasyon
Ölü yakma geleneklerine dair izler vardır.
Bazı kremasyon mezarlarda toprak üzerindeki yanık tabakası ve toprakta yüksek ısıdan meydana gelen kırmızılaşma, bireyin gömüldüğü yerde yakıldığını kanıtlamaktadır.
Başka yerde yakılarak toplanan kemiklerin bir urne kabı içerisine konulması sonrasında gömülmüşlerdir.
MİTOLOJİK VE TARİHSEL ÖNEMİ
Aeneas ın Gemileri:
Efsaneye göre, Troya savaşından kaçan kahraman Aeneas, Roma yı kurmak üzere yola çıkacağı gemileri Antandros tersanelerinde, Kaz dağlarının kerestelerinden yaptırmıştır.
Bu nedenle Antandros, İtalya ile kurulan “Aeneas Rotası” projesinin başlangıç noktasıdır.

Dünyanın ilk güzellik yarışması:
Antik dönem yazarlarından Strabon, “İç kısmında Antandros bulunur, bunun da yukarısında Paris in hakemlik yaptığı söylenen Aleksandreia Dağı vardır” diyerek, dünyaca ünlü bu efsanenin Antandros da gerçekleştiğini aktarır.
Gelelim olayın ayrıntısına:
Tanrıça Thetis, Zeus tarafından bir ölümlü olan Peleus ile evlendirilir.
Bu düğüne Eris, yani nifak tanrıçası, kötü özellikleri nedeniyle davet edilmez.
Bunu haber alan Eris, tanrılar ve tanrıçalar toplandıklarında, aralarına, “En güzele” yazan bir altın elma fırlatır.
Tanrıçalardan Athena, Hera ve Aphrodite en güzelin kendisi olduğunu söyleyerek, elmayı almak üzere atılırlar.
Bunun üzerine Zeus, Hermes i tanrıçaları İda dağına götürmekle görevlendirir.
Orada Paris ten en güzel tanrıçayı seçip, elmayı ona vermesi istenecektir.
Tanrıçalar Paris in karşısına dizilirler.
Hera, Paris e yaklaşarak kendisini seçerse ona Asya İmparatorluğunu vereceğini söyler.
Hera nın ardından Athena, bilgelik ve gireceği tüm savaşlarda zafer vaat eder.
Afrodite ise, dünyanın en güzel kadınını vaat eder.
Paris elmayı Aprofite vererek, en güzel tanrıçayı Zeus adına belirler ve böylece kendisine vaat edilen dünyanın en güzel kadınını alacağı günü beklemeye başlar.
Evet, yukarıda da belirttiğim gibi, Strabon, bu efsanenin Antandros ta gerçekleştiğini aktarmıştır.
ANTİK YOL
4.10 m seviyesinden itibaren, 4.02 m, 3.94 m ve 3.89 m de dört ayrı tabaka halinde antik yol açığa çıkarılmıştır.
Bu tabakalar yolun uzun süre kullanıldığını ve ihtiyaç dahilinde onarım gördüğünü ortaya koymaktadır.
Ayrıca yolun onarım gördüğünü gösteren çukurlara, rastlanmıştır.

KENT SURU
Yamaç ev in yaklaşık 150 m batısında kent suru ortaya çıkarılmıştır.
Karakazan deresinin yaklaşık 40-50 m doğusunda ve Kaletaşı Tepesinin güneybatı eteğinde yer alan alan, kazılmaya başlanmış ve MÖ 4 ncü yüzyıla ait kent suruna ilişkin önemli bilgiler bulunmuştur.
3.26 m kalındığa sahip sur duvarı, yer yer on sırası üst üste korunmuş, dış yüzleri dikdörtgen bloklardan oluşmaktadır.
Kent suru, Kazanderesine paralel olarak takip edildiğinde, kulenin hemen güneyinde sur duvarının kuzey-güney doğrultulu, şekilsiz böyük boyutla taşlarla örülmüş bir duvar olarak devam ettiği belirlenmiştir.
Bu duvarın yaklaşık 5 m lik bir bölümü açığa çıkarılmıştır.
Helenistik dönemde, hem Karakazan deresinin taşkınlarından şehri korumak, hem şehrin savunmasına büyük katkı sağlamış olan kent suru, Roma döneminde kentin büyümesiyle birlikte kullanım dışı kalmış ve bölge yerleşim alanı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

ROMA HAMAMI
Sur duvarının kulesi üzerinde, surun duvarlarını mekan duvarı olarak kullanmış içinde ocak bulunan bir Roma yapısı, doğuda MS 4 ncü yüzyıla ait bibr hamam yapısı bulunmuştur.
Roma hamam yapısında caldarium sıcak oda tamanı açığa çıkarılmıştır.
Toplamda 5.30 x 4.20 m ölçüye sahip caldarium, 0.70 m kalınlıkta iki duvar ile üç mekana bölünmüştür.

ZİYARET:
Alanda, yılın büyük bölümünde kazı çalışmaları sürdürülmektedir.
Giriş ücretlidir.
Ancak antik kentin önemli bir kısmı hala toprak altında olduğu için, gezi alanı diğer büyük kentler kadar geniş değildir.
ŞAHİN KALE
Antandros antik kenti ve Altınoluk bölgesiyle doğrudan bağlantılı olan, bölgenin en sarp ve gizemli savunma yapılarından biridir.
Kaz Dağlarının güney yamaçlarında Şahin Dere Kanyonunun hemen başlangıcında stratejik bir noktadadır.
KALENİN KURULUŞ AMACI
Antandros şehri halkı için bir sığınak olarak inşa edilmiştir.
İslam Akınlarından Korunma:
MS 7 ve 8 nci yüzyıllarda (özellikle MS 672-678 VE 717 yılları civarında) İstanbul u kuşatmak üzere gelen ve Batı Anadolu kıyılarını vuran İslam ordularının saldırılarından korunmak isteyen Antandros Halkı, kıyıdaki kentlerini bırakıp bu sarp ve savunması kolay kaleye sığınmışlardır.
Stratejik Konum:
Kale, Şahin Deresi Kanyonuna ve Edremit Körfezine hakim bir tepe üzerinde kuruludur.
Çevresinin uçurumla çevrili olması, onu fethedilmesi neredeyse imkansız bir doğal kale haline getirmiştir.
ULAŞIM.
Kaleye ulaşım bugün bile oldukça zordur ve profesyonel bir tırmanış veya zorlu bir yürüyüş gerektirir.
Bu sarp yapı sayesinde kalenin büyük bir kısmı günümüze kadar nispeten korunarak gelmiştir.
KALE İÇİNDE NELER VAR.
Kale içinde yerleşim izlerine rastlanmaktadır.
Özellikle Bizans dönemine ait duvar kalıntıları, mahzenler ve ören yerleri dikkat çeker.
Antandros tan kaçan halkın burada bir süre yerleşik bir hayat sürdüğüne dair kanıtlar mevcuttur.
Su ihtiyacı:
Kale tepesinde yaşayan halkın su ihtiyacını karşılamak için kullanılan sarnıçların ve depo alanlarının izleri hala görülebilmektedir.
TARİHSEL DÖNÜŞÜM
Papazlık Köyü İlişkisi
Bazı kaynaklar, bölgedeki yerleşimin 16 ncı yüzyılda bugünkü Altınoluk un eski yerleşimi olan (ve o dönemdeki adı Papazlık olan) yukarı köye taşınana kadar bu yüksek noktalarda ve çevresinde devam ettiğini belirtir.
Güvenlikten Tarıma:
Zamanla korsan saldırılarının ve akınlarının azalmasıyla halk tekrar yamaçlardan aşağıya, daha verimli topraklara inmiştir.

KAZ (İDA) DAĞI
Milli Park alanı: Balıkesir’den 92 km. ve Çanakkale’den ise 123 km. uzaklıktadır.
Edremit körfezinin kuzeyinde bulunuyor. Zengin fauna ve florası ile, ülkenin görülmeye değer yerlerindendir. Kaz dağına, Edremit’in her yerinden ulaşmak mümkündür. Bunlar: Zeytinli, Kızılkeçili Köyü, Güre Köyü ve Altınoluk istikametinden çıkan, orman yollarıdır.
Kazdağı, tarih öncesi yıllarda, çeşitli medeniyetleri barındırmış ve çeşitli tarihlerde: üzerinde, kentler, kasabalar kurulmuş ve yıkılmıştır. Bilinen tarihi, MÖ.2000 yıllarında başlar. Bu tarihlerde: Thebe şehri, Lyrnessos şehri, Khrysa şehri, Killa şehri gibi şehirler kurulmuş ve bunlardan birçoğu, Truva savaşları sırasında yok edilmişlerdir.
Ünlü tarih yazarı Homeros: İlyada Destanında, İda dağı için: “Bol pınarlı, vahşi hayvanlar anası” olarak söz eder. Kaz dağının her yanında, kaynaklar çıkar. 1500 metre rakımda bile, yaz-kış, suyu olan kaynaklar vardır. Edremit, Akçay ve Altınoluk’un, buz gibi soğuk ve bol içme ve kullanma suyu: Kazdağı’nın eriyen kar sularıdır. Kaz dağından gelen orman havası ile denizin iyotlu ve oksijen miktarı yüksek havası birleşince, Altınoluk “Şahin deresi boğazı” çevresi, oksijen çadırı gibi havası olduğu ifade edilir. Dünyanın oksijen bolluğu yönünden, ilk üç yerinden biri olduğu tespit edilmiştir.
Kaz dağı: dünyada mitoloji ve efsaneler dağı olarak da bilinir. Kaz dağında, üç efsaneden biri, Yunan efsanesi (İlyada), diğerleri Sarıkız ve Hasan ile Emine’nin aşk öyküleri olan, iki Türk efsanesidir. Yunan Mitolojisinde: Paris’in Altın Elmayı Afrodit’e vermesi sonucu, dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yerdir. Bilindiği gibi, bu güzellik yarışması getirdiği sonuçları itibarıyla, tarihte meşhur Truva savaşlarının çıkmasına neden olmuştur.
Kaz dağlarında bulunan bitki türleri: üst tabakada, 600-700 metre rakımlar arasında, kızılçam hakimdir. Üst rakımlarda: Karaçam, Kayın ve köknar, asıl ağaç türleridir. Kestane, Meşe, Kızılağaç, Çınar ağaçları da görülür. Alt tabakada ise: Sistus (Laden), Erika, Karaçalı, Böğürtlen, Sarmaşık bitkileri ile kekik, adaçayı, sumak gibi tıbbi bitkiler görülür. Milli parkın bitki zenginliği ve doğal peyzaj değerlerini sunduğu vadilerde, düzenlenen günübirlik kullanım alanlarında, günübirlik hizmetler sunulmaktadır. Milli park mahalli yetkililerinin göstereceği, kontrollü noktalarda, çadır ve karavanla konaklama yapılabilir. Lütfen bu tür konaklamanızda, ateş disiplinine uyunuz.

GÜRE
Akçay’ın 4 km. ilerisindedir. Çanakkale yolu üzerinde, kaplıcaları ile ünlü bir belde. Kaz dağı eteklerinde bulunuyor. Özellikle, sıcak suları ile ünlü termal turizm yöresi. Sahildeki evleri çok güzel. Aslında küçük ama, huzurlu bir tatil yöresi. Gürenin sahil kısmında: Orman Bakanlığının kampı bulunuyor. Kamp için son derece ideal olan bu alanda, konaklama, yeme-içme tesisleri bulunuyor.
GÜRE KAPLICALARI
Edremit’e 12 km. ve Akçay’a ise, 3 km. uzaklıktadır. Kaplıca ve şifalı su kaynaklarına, Romalıların çok önem verdikleri biliniyor. Mermer kabartmalara bakıldığında, kaplıcanın antik çağlardan bu yana kullanıldığı anlaşılıyor. Civardaki “Astyra” antik kentine ait sıcak su kaynağı olarak tanınan ve ünlü antik çağ tarihçisi Amasyalı Strabon’un da söz ettiği Güre Kaplıcasının bulunduğu yerde, aynı zamanda çamur banyosu da yapılıyormuş.
Kaplıca: radyoaktif özellikleriyle tanınıyor. Şifalı suyu: 64 derece. Yapılan analizlerde, suyun içinde: potasyum, sodyum, kalsiyum, magnezyum, demir ve aliminyum bulunuyor. Romatizma, kadın hastalıkları, cilt hastalıkları, guatr, kireçlenme, sedef, böbrek taşı ve kumları ile, karaciğer hastalıklarına iyi geldiği söyleniyor.
Güre kaplıcasının, bugün kullanılmayan eski bölümündeki mimari süsler, sütunlar ve kabartmalar, sıcaklık ve ılıklık gibi eskiden de var olan bölümlerin izleri ilgi çekici. Yakın gelecekte, antik Roma çağı hamamının da onarılmasıyla, sanırım Güre kaplıcalarının ünü daha da önemli hale gelecektir. Burada: konaklama imkanı da bulunmaktadır.
GELİNÇAMI PİKNİK YERİ
Güre köyüne, 3 km. uzaklıktadır. Halka açık bir piknik yeridir. Her yıl Güre Belediyesi tarafından yapılmakta olan, Sarıkız etkinliklerinin bir bölümü, burada yapılmaktadır.

PINARBAŞI
Güre köy sınırları içinde, Akçay’a 6 km. uzaklıktadır. Bir piknik yeridir. Buradaki oksijen, insana sanki başka bir hayat veriyor. Yamaçtan akan bol ve buz gibi su, yaz aylarında serinlemek için ideal bir köşedir. Orman Müdürlüğünce işletilmektedir. Ayrıca, piknik alanı içinde, alabalık üretilen, bir de çiftlik bulunmaktadır. Otoparkı mevcut. Piknik için ideal bir yer.
ŞAHİN DERESİ
Kaz dağının, Altınoluk bölgesi eteğinde bulunuyor. Altınoluk’u, tepeden görüyor. Temiz kaynak suları olan, bol ağaçlı bir piknik yeridir. Ayrıca, bir konaklama tesisi ve restoran bulunmaktadır.

KADIRGA KOYU
Sahil, deniz, zeytin ağaçları ve hafif bir esinti. İşte, kadırga koyunda bulacağınız bunlar.

NARLI KÖYÜ
Kaz dağının, batı tepelerinde, denize bakan kısımda, körfezi seyrediyor. Yerleşimcileri: Girit, Midilli ve mübadele yıllarındaki göçmenlerden oluşan köyün, kendisine has gelenek ve görenekleri var. Tüm yemeklerde, zeytinyağı kullanılıyor. Köyün geçim kaynağı: zeytin ve zeytinyağı. Ayrıca, orman köyü sınıfına da giriyor. Narlı Köyü: zeytinyağı konusunda, güney bahçeleriyle ünlü. Bunun özelliği, güneye bakan, yüksek rakımlı bahçeler olması. Burada yetişen yeşil salamura zeytin ve sele zeytinlerinin tadı harika. Yaz aylarında, dışarıdan gelen ziyaretçiler için, bir takım geziler düzenleniyor.
teşekkürler açıklamanıza bize aydınlattığınız için ben ist . altınoluya yerleştim 3.ay oldu deyerli ve harika yalancı cennet adetta siz aydın insanlar bu gibi stelerde aydınlamış ve öğrenmiş oluyoruz çok teşekkür ederim sizlere kolay gelsşin